BIY AD

22 Mart 2010 Pazartesi

Kim Bu Basketbolcu? - 2

Aslında kolay oldukça. Bir ince(!) detay haricinde tıpatıp aynı kendisi şu anda da. Şansa denk geldim az önce dolaşırken.

21 Mart 2010 Pazar

Dünya Dönüyor Dönüyor


Link

Joe Johnson önce bel arkası crossover ardından bacak arası crossover ile Stephen Jackson'ı maymun ediyor. 360 derece dönüp Joe Johnson'ın ne tarafa gittiğini bulmaya çalışıyor Kaptan Jack. Sonrasında faul yerine basket olsa herhalde Top 10'da görürdük. Sadece JoJo'ya bakarsanız hareket çok etkileyici değil ama Jackson'a bakmak lazım crossover'ların ne kadar etkili olduğunu görmek için. İzlerken "Ooooooo" demekten kendimi alıkoyamadım, harikaydı. Gördüğüm anda kesip koymam lazım diye düşündüm.

Bu işin son 2-3 yıldaki babasını da yarın veya öbür gün paylaşırım.

21 Mart Programı

21 Mart Pazar 19:00 / Houston Rockets - New York Knicks
21 Mart Pazar 20:30 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - Indiana Pacers
21 Mart Pazar 21:00 / Sacramento Kings - Los Angeles Clippers
22 Mart Pazartesi 00:00 (NBA TV) / Detroit Pistons - Cleveland Cavaliers
22 Mart Pazartesi 02:00 / San Antonio Spurs - Atlanta Hawks
22 Mart Pazartesi 03:30 / Washington Wizards - Los Angeles Lakers
22 Mart Pazartesi 04:30 / Portland Trail Blazers - Phoenix Suns

Gecenin en ilgi çekici maçı kuşkusuz ki Spurs ile Hawks arasında oynanacak. Spurs'ün sözde bir çıkış yakaladığını ve güçlü takımlara karşı bunu göstermesi gerektiğini Magic karşısında söylemiştim ve 30 fark yemişlerdi. Aynı şey Hawks'a karşı geçerli olmayabilir, keza Hawks ile Magic'i aynı seviyede tutmuyorum. Bu geceki maçın gerçek anlamda bir favorisi olmasa da Hawks evinde biraz daha avantajlı gibi duruyor. Parker'ın sakatlığına rağmen kadro olarak Hawks ile başa çıkabilmeleri gerekiyor ve artık gerçekten zamanlanları kalmadı. Ama Spurs deplasmanda maç kazanmakta aşırı zorlanıyor. Bu da playoff'lar için hiç iyiye işaret değil.

Bir başka güzel maç da Blazers ile Suns arasında oynanacak. Batıda ilk turda Lakers ve Denver'dan hatta belki Mavs'den de kaçmak isteyen 5 takım var. Bunlardan ikisi karşılaşıyorlar. Nash sakatlıkların da etkisiyle son 1 aydır düşüş içine girse de, All-Star'dan beri rakip uzunları yerle bir eden Amare'nin Phoenix'te yine takımını sürüklemesi lazım.

20 Mart'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları
Chris Bosh, takımının New Jersey ile yaptığı maçta oyuna damgasını vurmuş. 16/27 gibi iyi bir şut yüzdesi ile 36 sayı bulmuş ve yanında da 4’ü hücum olmak üzere 8 ribaund eklemiş. Dün de Oklahoma karşısında iyi bir oyun çıkarmıştı; ama bu performansı takımına hiç mi hiç yetmemişti. Gerçi dün gece 6 top kaybı yapmış; fakat bu performansının yanında onların önemi kalmıyor doğrusu. New Jersey ise Philadelphia’ nın 72-73 sezonundaki 9/73 lük rekorunu kırma yolunda hızını hiç kesmiyor. Bu sezon hatırladığımız tek şey kötü başlangıçları ve kırdıkları sezon rekoru olacak galiba. Kalan 13 maçta 3 galibiyet lazım onlara; ama bu süreçte oynayacakları takımların 5’i playoff dışında, 8’i playoff savaşında. İşleri biraz zor gözüküyor onların.

Paul Pierce, gecenin en dikkat çeken maçında Rondo ile beraber takımını galibiyete taşıdı. 17’de 10 isabetle 29 sayı buldu ve yanına da 5 asist, 3 ribaund, 2 top çalma ekledi. Rondo ise 9/15 isabet oranı ile 20 sayı bulduğu performansını 10 ribaund ve 5 asistle süsledi zor gecede. Sanırım Celtics hakkındaki tespitlerim de doğru çıkmaya başladı. Heyecan arıyorlardı ve playofflara kalmadan buldular demiştim. Gerilim yaradı Celtics’e nitekim. Atlanta’yla girdikleri üçüncülük yarışında galiba ipi yavaştan göğüslediler. Bunu şuna dayanarak söylüyorum. Deplasmanda oynadıkları iki maç, sezonun en dirençli takımlarından ikisine karşı peş peşe. Dallas’ın durumunu da anlatmaya gerek yok herhalde. Her ne kadar işleri zor gözükse de şu anda batı birinciliği için savaş halindeler. Boston gerçekten bu iki önemli maçı da büyük konsantrasyonla oynadı. Son zamanlarda eski savunmasını aratan ve sık sık eleştirdiğimiz Garnett dün gece 5 top çaldı mesela. Bu detay da Boston’ın yavaştan kimliğini bulduğunu gösteriyor playofflara yaklaşırken.

Paul Millsap da takımın New Orleans'ı 106-86 mağlup ettiği gecede, 12'de 7 isabetle bulduğu 22 sayı ve topladığı 15 ribaundla yıldızlaşmış. Yanına da eklediği 3 asist ve 3 top çalmalık performansla, Chris Paul'süz Hornets'in ipini çekmiş.

Derrick Rose, sakatlıktan döndüğü ilk maçta, Philly’e galibiyet yüzü göstermemiş. 16’da 9’la 23 sayı, 5 asist, 4 ribaund, 1 blok var istatistiklerinde. Sakatlıktan döndüğünü hiç hissettirmemiş anlaşılan. Ayrıca Noah’ın da maçta süre almış olması Bulls adına sevindirici bir detay. Malum playoff savaşında şu an en zayıf aday olarak görülüyorlar. Yıldızlarından da destek alamazlarsa zaten hayal olur amaçladıkları her şey. Maçta Philly adına dikkat çeken bir detay da 17 üçlük denemesinden yalnızca 1 isabet bulmaları. Chicago ise 7/18 ile atmış. Farkı yaratan bu en büyük etkenle Bulls maçı 98 -84 kazanmış.

Milwaukee, Denver deplasmanından bana kalırsa büyük bir sürprizle dönmüş. John Salmons ve Carlos Delfino’nun ekstra katkılarıyla 102-97 mağlup etmişler Denver’ı. Salmons’tan 26 sayı, 4 asist, 3 ribaund ve Delfino’dan ise (6/11 isabetle) 21 sayı, 7 ribaund gelmiş. Dün de Ersan’ın damgasını vurduğu maçta Sacramento’yu mağlup etmişlerdi. Böylece 3 maçlık Batı turnesinde 2 galibiyetle amaçlarına ulaştılar diyebiliriz.

Boşa Kürek Çekenler
Nowitzki, takımın Boston’ı konuk ettiği maçta 19’da 11’le 28 sayı buldu yanına da 5 ribaund ve 2 asist ekledi. Yine de mağlubiyete engel olamadı. Kabul edelim ki Boston yukarıda da belirttiğim nedenlerden ötürü ekstra oynuyor bu aralar. Mavs bomba gibi geliyordu takasın son gününden beri; ama bu mağlubiyetle son 3 maçtan 2’sinin kaybetmiş oldular. Yine de moral bozmaya gerek yok. Takım olarak kimyayı yakalamış durumdalar ve takaslarla da kendilerine yeterli kadro derinliğini yarattılar. Batıdaki üç favoriden biriler zaten.

Golden State, bu sezon çok alıştığımız 120 üzeri mağlubiyetli maçlarından birini daha yaşarken Monta Ellis 12/20 isabet oranı ile 28 sayı bulmuş. Buna ek olarak 5 top çalması ve 3 de asisti varmış; ama yine olmamış. Son günlerde artık iyiden iyiye alıştığımız senaryo dün gece de devam etmiş ve Memphis’e karşı 123–107 kaybetmişler.

Devin Harris daha ne yapsın? Düşünüyorum ben o takımda oynasam basketboldan soğurdum herhalde. O ise aksine takımını kurtarmaya çalışmış; fakat takım alışmış artık kaybetmeye. Hal böyle olunca da Devin Harris’in 22 sayı,7 asist, 6 ribaundu da boşa gitmiş Toronto karşısında. 5 top kaybı da istatistiklerinde pek hoş durmasa da takımda inisiyatif kullanan tek oyuncu olduğu için benim gözüme çok batmıyor açıkçası yaptığı top kayıpları.

Günün X-Faktörü
Darrell Arthur takımının Golden State’i 123–107 mağlup ettiği maçta kenardan gelerek 12’ de 8 isabetle 16 sayı bulmuş; ama en önemli katkıyı çektiği 13 ribaundla vermiş ki bunların 6’sı da hücum ribaundu. Daha da bitirememiş 3 de blokla pota altını karartmış genç oyuncu. Bu performansın Golden State’e karşı olması biraz göz boyuyor olabilir; ama hakkını da yemeyelim Arthur’un. Elinden ne geliyorsa yapmış istatistiklerinden anladığımız kadarıyla.

Takımı baltalayanlar:
Aslında hem Heat hem Bobcats oyuncularını buraya yazmak lazım. Gerald Wallace 12'de 4 isabet ve 5 top kaybı, Diaw 5/15 saha içi isabetiyle oynadı. Heat'te Beasley 6/16 ile oynarken, yanında 3 de top kaybı yaptı. Ama içlerinde en fenası Stephen Jackson: 21'de 4 isabet bulabildi sadece Kaptan Jack. Girmedikçe denedi, denedikçe kaçırdı. Hawks'a karşı bütün maç iyi oynayıp, normal sürenin son 1 dakikasında ve uzatmalarda maçı resmen Hawks'a hediye etmişti. Dün de öyle oldu ama bütün maç boyunca sürdü bu kötü oyunu.

Iggy pek iyi bir dönemden geçmiyor. Dün yine 11'de 3 saha içi ve 10'da 5 serbest atış isabetiyle sadece 11 sayı üretebilmiş. Onun yanında Elton Brand'in de 4'te 1 isabetle 2 sayıda kaldığını söylemek lazım. Bulls, Rose'un da dönüşüyle rahat kazanmış.

Carmelo ile Billups bütün maç boyunca şut isabeti bulmakta zorlandılar. Billups'ın zaten sık sık bu tarz kötü şut performanslarına rastlıyoruz ama özellikle Melo Salmons ve Mbah a Moute'nin savunmasında yok oldu diyebilirim. Chris Andersen'in çabalarına rağmen Bucks'a mağlup oldular. Bucks inanılmaz orta mesafeli isabetler buldu maçta ve bu da onlara verdikleri hücum ribaundlarına rağmen (Bogut faul problemine girmişti ve Bucks iyi oynuyor diye Skiles onu kenarda tuttu maçın sonlarında da) buldukları isabetli şutlarla kazanmayı başardılar.

Son olarak Morris Peterson'ın da, erken kopan maçta Jazz'a karşı 8'de 1 iasbet bulabildiğini ekleyeyim. İki de top kaybı yapmış ayrıca.

İyi mi Kötü mü?
Dwyane Wade, gecenin kabus maçında( Miami şut yüdesi: %35 , Charlotte: %29) şut yüzdesi anlamında tatsız bir gece yaşadı. 18’de 6 ile 14 sayı bulabildi sadece süper yıldız. Yine de Heat tarihinin en çok çift haneli sayıya ulaşan oyuncusu oldu 443 maçta ulaştığı çift haneli sayılarla; ama maça damgasını vurduğu alan çoğu posterlik 5 bloğu oldu. Pota altına girmeye korkuttu resmen Bobcats oyuncularını. 9 asist ve 5 ribaundu da bu performansına renk kattı. Felaket bir şut yüzdesinin hakim olduğu maçı, 77-71 kazanmayı başardı Miami Heat.


Bizimkiler
Ersan, Sacramento’nun ardından bir güzel performansı da Pepsi Center’dakilere izlettirmiş. Bir double double’a daha imza atmış genç yıldızımız Denver karşısında. 31 dakika sahada kaldığı maçta 12’ de 6 isabetle 14 sayı yollamış Nuggets potasına ve beraberinde 10 ribaund çekmiş. Ayrıca 2 asist ve 1 bloğu var; ama bunlar pek göze batmıyor. Genç oyuncumuzun bu tempoda devam etmesi gerekiyor. Ersan’dan şu an için hiçbirimiz zaten 25 sayılık performanslar beklemiyoruz. Sadece bu iki maçlık istikrarlı oyununu sezonun tamamına ve playofflara yayması lazım. İyi bir 4 numaradan beklenen en önemli özellikler olan ribaund sezgisi ve sayı potansiyeli onda fazlasıyla mevcut. Bu alanda istikrarı bir yakalarsa, o formayı kimseye vermez kolay kolay.

Hidayet, takımının New Jersey’i 100-90 mağlup ettiği maçta, en azından katkı verebilmiş takımına; ama hala potansiyelinin hakkını vermiyor tam anlamıyla. Dün gece de düşük yüzdeyle olsa da (4/13) 13 sayı üretmiş. Bunun yanında 7 ribaund, 4 asist, 3 top çalma ve 1 bloğu var. Geçirdiği felaket sezonun geneline göre normal denebilecek bir performans gibi; fakat beklentilerimizi hala boşa çıkarıyor Hido.

Memo ise midesi kaynaklı rahatsızlığından ötürü dünkü New Orleans maçında forma giymemiş.

Smaç Yarışması: Rusya vs NBA


Link

Birbirinden güzel pek çok smaç var. Son iki sezonda NBA All-Star'ında yapılan smaçlara bakarsak, Rusya'daki yarışmacılar rahatlıkla kazanırlardı herhalde. Bu arada smaç yarışmasına katılanların isimlerini vereyim tanımayanlara: NBA patentli Mensah-Bonsu, Gerald Green ve aralarında en yakından tanıdığımız James White yarışmanın favorileriyken, onlarla beraber Zaitsev ve Tkachenko da yarışmaya katılmışlar.

Zaitsev'in (sarışın) potanın arkasından alarak yaptığı smaç güzel. Bonsu'nun yaptığı Vince Carter'ın dirsek smacı anıları canlandırdı gözümde. Başka güzel smaçları da vardı Bonsu'nun ama Gerald Green ve James White'ı ayrı tutmak lazım.

Gerald Green'in, potanın yanından gelerek ve topu potanın yaklaşık yarım metre arkasından alarak yaptığı smaç ve Steve Francis / T-Mac'in 2000 yılında yaptığı yaptığına benzer smaç oldukça güzeldi.

Ama tabii ki, James White ayrı bir kategorideymiş yine. Serbest atış çizgisinden kalkıp havada topu çevirip smaç basması harika her zamanki gibi. Biz TBL All-Star'ından alışığız kendisine, hatta bizde yaptığı gibi serbest atış çizgisinden bacak arası smaç yapayım demiş en son denemesinde ancak başarılı olamamış. Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama elbette kazanan James White olmuş.

Belki iyi bir basketbolcu değil ama dünya çapında en atletik oyunculardan, en iyi smaç vuranlardan biri.

20 Mart Programı

21 Mart Pazar 01:00 / Chicago Bulls - Philadelphia 76'ers
21 Mart Pazar 01:30 / Charlotte Bobcats - Miami Heat
21 Mart Pazar 01:30 / Toronto Raptors - New Jersey Nets
21 Mart Pazar 02:00 / Golden State Warriors - Memphis Grizzlies
21 Mart Pazar 03:00 / New Orleans Hornets - Utah Jazz
21 Mart Pazar 03:00 (NTV Spor) / Boston Celtics - Dallas Mavericks
21 Mart Pazar 03:00 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - Denver Nuggets


Magic ve Cavs'den kaçmak için yapılan yarışta Bobcats ile Heat karşılaşıyorlar. Bobcats daha dün maç yaptı ve uzatmada son saniyede kaybettiler. Moralleri çok bozuk. Heat evinde ve favori olarak çıkıyor maça. Playoff'larda bu iki takım karşılaşsa, muhtemelen Bobcats'i favori gösteririm o nedenle Bobcats galibiyeti benim için hiç sürpriz olmaz. Stephen Jackson dün resmen maçı kaybetmelerini sağladı (9/20 isabete rağmen maçın sonunda 2 serbest atış kaçırdı ve maç uzatmaya gitti, uzatmada da üst üste 5 üçlük kullanıp kaçırdı), bugün farklı bir performans sergileyip maçı takımına kazandırabilir.

Celtics ile Mavs arasındaki maçta da birçoklarına göre hala balon olan Mavs evinde yaşlı Celtics'i konuk ediyor. Onlar da dün Bobcats gibi maç yaptılar ama en azından yol yorgunu değiller, neredeyse hiç yol katetmediler. Houston'dan Dallas'a geçtiler sadece, arabayla bile gitseler 2-3 saat sürer herhalde. Ama çok yorulmamış olsalar da, ben Mavs'in kazanmasını bekliyorum.

Dün çok yanlış bir şut seçimi ile maçı uzatmaya götürmeyi başaran ve ardından aldığı ribaund ile de kazanılmasında büyük katkısı olan Ersan, Nuggets uzunlarına karşı mücadele edecek. Bucks da Celtics ve Bobcats gibi yorgun. Nuggets evinde. Herşey onların lehine gözüküyor. Ersan'ın ne yapacağını kestirmek güç çünkü 10 ile 30 dakika arasında değişiyor aldığı süreler devamlı.

20 Mart 2010 Cumartesi

Takas Anketleri

Sonuçlar belli oldu.

Jamison anketinde, başlarda düşük oy alan "Güçlendiler ama daha iyisi olabilirdi"; Jamison'ın ilk maçında 12'de 0 atması ve Cavs'in ilk 2 maçta yenilmesiyle beraber yükselişe geçti ve anketin en çok oy alan şıkkı oldu. Yine de %54'lük kesim Cavs'in bu hamle ile doğunun en iyi takımı olduğunu düşünüyor. Ben de katılıyorum buna.

Nate Robinson konusunda ise %41'lik çoğunluk bu takasın riskli olduğunu düşünüyor. Buna hiç gerek yoktu diyenler de ekleyince oy verenlerin %69'unun takasın yapılmaması gerektiğine inandığını görüyoruz. Celtics'te maç başına 15 dakika alan Nate için şimdiden bir kanıya varmak zor ama ben hala House yerine Nate'in takımda olmasının daha yararlı olacağını düşünüyorum Celtics için.

Knicks-Rockets-Kings takasında ise beklenildiği gibi Knicks'in karlı olduğunu düşünenler fazla: %54.

Günün En İyileri - 10, 11 ve 12 Mart (Yılın En İyisi)

Geriden gelmeye devam edeyim. Çünkü yılın en iyi hareketlerinden bazıları yer alıyor şu geçtiğimiz 10 günde.


Link

Maçı izlemediğim için kesin birşey söyleyemiyorum ama Ginobili topu elinden kaçırıyor bence. Crossover ile Rodriguez'in sağından geçecekken topu kontrol edemiyor ve top Rodriguez'in bacaklarının arasından geçiyor. Austin Daye ile Tyrus Thomas'ın, Price ve Thad Young tarafından poster edilmeleri gayet güzel. Ama bir numara saçmalık kesinlikle. Ağızdan ağıza dolaştığı gibi 360 değil belki ama bu, smacın güzelliğinden birşey götürmüyor.


Link

Az maç olduğu için son derece sönük bir gündü 11 Mart, elbette Hinrich'in Barnes'ı bakkala yollaması hariç. Harika bir bel arkası crossover tek kelimeyle. Tabii Jamal Crawford'ın buna benzer bir hareketi (yanılmıyorsam) 2 sezon evvel kendisine yaptığını hatırlatmalıyım. Kirk iyi kapmış Jamal'dan. Howard'ın bloğu ise güzel olsa da pek özel değil.


Link

Bogut'un Webber-Divac tarzını yakaladığını görüyoruz. Amundson'ın Lakers uzunlarına sırayla koyduğu iki blok harika. Zaten günün notlarında da yer vermiştim. Iggy'nin çıktığı seviye inanılmaz gerçekten, kafasını vuracak sandım. Westbrook'un pası gayet güzel. Thabo ise az kalsın hem pozisyonu batırıyordu hem de çok kötü düştüğü için sakatlanabilirdi. LeBron'un iki smacı var. İlkinde topu tek elle kontrol edip çift el vuruyor ki bana göre oldukça etkileyiciydi. Ama günün bir numarası daha iyi tabii ki. Topu beline kadar çekip maç içinde ters smaç vurmak her baba yiğidin harcı değil.

Genlerde Var

Brook Lopez, Nets antrenmanı sırasında bir anda sinirlenmiş ve antrenmanı yarıda bırakarak çıkmış gitmiş. Arkasından Nets yardımcı koçu ve birkaç oyuncu gitse de, geri getirememişler Brook'u. Özellikle sinirlendiği bir olay yok, en azından haberde böyle birşeye yer verilmemiş. Genlerde var dememin sebebi de, sezonun başında Brook'un kardeşi Robin'in benzer bir harekette bulunması.

İki kardeş de sinirlerine hakim olmakta zorlanıyorlar anlaşılan. Gerçi Lopez'inki anlaşılabilir. Gösterdiği çıkışla takımın en önemli oyuncusu konumuna geldi ve kaybettikçe kaybediyorlar. Herkes onlarla dalga geçiyor, kazandıkları zaman manşetlere çıkıyorlar. İnsan içine atar atar ama bir yerde de patlar. Antrenmanda olması, maçta olmasından çok daha iyi diye düşünüyorum. Sağlıklı bir hareket olduğunu iddia etmiyorum tabii ki ama kardeşi Robin'den farklı olarak, en azından onun bahanesi var.

19 Mart'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları
Amar’e, 14/16 gibi uçuk bir oranla, gecenin mesaj maçı niteliği taşıyan Jazz – Suns karşılaşmasına damgasını vurdu. O da yetmezmiş gibi 18 kere gittiği serbest atış çizgisinde 16 kez isabet bularak 44 sayıyla sezonun en iyi rakamına ulaştı bu alanda. İlk çeyrekte bulduğu 15 sayı da bunun habercisiydi zaten. Bunun yanında da 7 ribaund, 2 bloğu var. Anlayacağınız amiyane tabirle at koşturdu Jazz pota altında. Ne Boozer ne de Memo karşı koyabildi Stoudemire’a. Bu performansın ardından da bu kilit maçı Phoenix 110 – 100 kazandı.

Danny Granger, takımının Detroit’i ağırladığı gecede 16’da 11 isabetle 29 sayı bularak bu çekişmeli maçın kazanılmasında gayet iyi bir yüzdeyle takımının skor yükünü üstlenmiş. Yanına eklediği 6 asist, 3 ribaund ve 3 top çalma da sadece skora yönelik değil oynamadığını, arkadaşlarını da maç içinde tutmaya çalıştığını gösteriyor. Playoff iddiası olmayan iki takım arasındaki maçı da Granger’ın bu katkılarıyla, Indiana 106 – 102 kazanmış.

Kobe ve Gasol ikilisi yine Lakers’ı taşımışlar. Hatırlarsanız Gasol’ un hafta içi takımdaki top kullanımı hakkında açıklamaları vardı. Herhalde yaramış ki, Kobe normalde 11’de 4 atsa devam eder toplam 20 şut falan kullanırdı; ama zorlamanın faydalı olmadığını görünce takımını oynatmış yıldız oyuncu. 13 asistle sezonun en yüksek rakamına ulaşmış. Bunun yanında 22 sayı (13/14 serbest atış), 4ribaund ve 4 top çalması var. Takım arkadaşı Gasol ise 17 sayı ve yanında çektiği 5’i hücum olmak üzere 14 ribaundla Lakers’ın Minnessota’yı 104–96 geçmesinde çok etkili olmuş.

Kevin Durant, Toronto karşısında 31 sayıyla yıldızlaşmış, yüzdesi (7/16) de öyle pek yüksek değil; ama 18 kere serbest atış çizgisine gitmiş ve 17’sinde isabet bulmuş. Yanında 4’ü hücum olmak üzere çektiği 6 ribaund ve 3 asisti performansını güzelleştirmiş. Toronto’ da Atlanta karşısında aldıkları galibiyet hazımsızlık yaratmış olacak ki, 115-89’la 26 sayılık fark yiyerek vermişler maçı Oklahoma’ya.

LeBron James, NBA tarihinin 15000 sayı barajına ulaşan en genç oyuncusu oldu dün gece oynanan Chicago maçında bulduğu 29 sayı ile birlikte. Herhangi bir sakatlık geçirmezse 20000 ve 25000 sayı rekorları için de en büyük aday gelecek süreçte. Bu sene de parmağına şampiyonluk yüzüğünü de geçirirse (ki o zaman da muhtemelen 2010 Playofflarının MVP’si de olur) , toplamadığı hiçbir ödül kalmayacak süper yıldızın. Bu yaşta bunca ödül, gerçekten onun ne denli büyük bir oyuncu olduğunu gösteriyor bizlere. Gelelim gecenin maçına. Takımın en önemli 3 ayağından yoksun, felaket günler geçiren Chicago ‘ya karşı 21’de 9 isabetle 29 sayı, 11 ribaund, 7 asist 2 blokla oynadı. Bu sene gerçekten takım gibi oynuyorlar, umarım playofflarda da devam ederler. Şüphesiz şampiyonluk yolunda en iddialı takım Cavs şu anda; ama playoff zamanı geçen sene gördüğümüz LeBron’a sarılma stratejisini uygularlarsa yine finalde evlerine yol alırlar. Lebron finale kadar taşıyabilir onları; fakat onun da yorulacağını tahmin etmek lazım. Sonuçta şampiyonluk da gelmezse gelecek seneye başka takımın forması altında görebiliriz onu.

Brandon Jennings, çaylakların mesaj maçında ağır basmış ya da ağır basmak istemiş diyelim. Kullandığı 28 şutta 12 isabetle 35 sayı bulurken, 8 asist ve 5 ribaund eklemiş yanına. Maçın sonunda sahanın bir ucundan yolladığı son top da çemberden geçse destansı bir galibiyet olacakmış; ama olmamış. Yalnız iki uzatmaya giden maçta, son toplarda öyle yanlış tercihleri var ki yine egosuna sahip olamamış maçın kahramanı olmak için. Aslında maçın kahramanı Ersan olmuş bana kalırsa. Ona da “Bizimkiler” bölümünde değindim.

Duncan, takımın Warriors’ı delik deşik ettiği maçta 8’de 8 isabetle 17 sayı bulmuş. Yanına da 6 sayı ve 5 asist eklemiş. İsabetinin hatırına onu buraya koymak yakışırdı. Saygımızdan ben de onu burada yazıyorum. Böylece fena oynadığı Orlando maçının da günlük formsuzluk olduğunu kanıtlamış oldu bizlere.

Boşa Kürek Çekenler
Rodney Stuckey, rahatsızlığından sonra döndüğü Indiana maçında 26 dakika boyunca 17’de 8 ile 25 sayı, 3 ribaund ve 3 top çalmayla oynamış. Kaçırdığı maçlardan sonra performansında düşüş bekleyenleri (ben de dahil) baya bir şaşırtmış yani. Ama yine de Granger’ın performansına engel olamamışlar ve maçı 4 sayı farkla Pacers’a kaptırmışlar.

Chris Bosh, sakatlıktan döndüğü Atlanta maçında performansıyla bizi pek tatmin etmemişti; fakat son saniyelerde bulduğu basketle takımını zafere taşımıştı. Dün gece ise 14’te 7 ile 22 sayı bulup, 10 ribaund çektiği maçta, takımını peşine takamayınca mağlubiyete engel olamamış ve 26 sayı gibi önemli bir farkla mağlup olmuşlar.

Raymond Felton, takımının Atlanta ile karşılaştığı maçta bir guarda göre baya yüksek bir yüzde (11/19) ile oynadı. 25 sayı, 4 ribaund,2 top çalma ve 2 asist yazdırdı hanesine; ama takım olarak Joe Johnson’ın son saniye basketine engel olamayınca bu güzel performansta boşa gitti ne yazık ki.

Savunmayla araları olmadığını her fırsatta söylüyorum; ama bu kadar da mı ilgisiz olur bir takım? San Antonio – Golden State maçında Spurs tam 147 sayı kaydetmiş. Ya takıma saygınız yok da bari biraz oyuna saygınız olsun. Rakibin 53 ribaund çekerken sen 29 ribaund çekersen söyleyecek söz yok. Uzunun olmasa da savaş biraz bari. Ufak bir örnek Çaylaklar maçında, ikinci sene oyuncularının uzunları çaylakları döver diyorduk; ama DeJuan Blair duman etmişti onları. En azından bir maçta bile göremedik istekli bir Warriors savunması. Yine de boşa gitmesin diye Ellis’in 39 sayı, 4 ribaund,4 asist ve Magette’nin 30 sayı,4 ribaund ve 2 asistlik performansını buraya yazacağım; fakat ufacık değeri yok gözümde bu performansların. Bu takımdan adam olmayacak galiba.

Günün X-Faktörü
Çaylak Toney Douglas, Philly karşısında takımını zafere taşıyan en önemli etkenlerden biri olmuş. 13’te 7 ile bulduğu 22 sayı (ki bunlardan 12 sayı 4/7 ile attığı üçlüklerden gelmiş), 5 ribaund, 2 asist, 2 top çalma yüzümüzü güldürdü Knicks adına. Malum artık, sezonun geri kalanında Knicks maçlarını sadece sevdiğimiz birkaç oyuncu için takip ediyoruz, takımın içi boşaltıldığından.

Robin Lopez, takımının Utah’ı mağlup ettiği maçta pota altını kararttı. 4 bloğu var genç oyuncunun. Yalnızca bununla bitmiyor performansı, yanında 9’da 7 isabetle 19 sayısı, 5’i hücum olmak üzere 10 ribaundu ve 1 de top çalması bulunuyor. Bir takım, pivotundan başka ne ister ki?

Golden State karşısında 147 sayı bulan Spurs, yedeklerinden 72 sayılık bir katkı almış. Gerçi maçın baştan koptuğunu ve karşındaki takımın Warriors olduğunu düşünürsek pek zor olmasa gerek yedeklerin bu performansı karşılaması. Yine de tebrik etmek lazım. Takım halinde Spurs’un şut yüzdesi %64. Kenardan gelen iyi şut yüzdesinin payı çok büyük bu genel yüzdede.


Takımı Baltalayanlar
Richard Hamilton, takımının Pistons’a 106–102 kaybettiği maçta, oyunda bulunduğu 18 dakika boyunca hiçbir katkı verememiş. 3’te 0’la sayısı bulunmuyor yıldız oyuncunun. Yalnızca 1 ribaund ve 1 asisti var. Bunun yanında 18 dakika da 3 top kaybı yapmayı becerebilmiş. Belli ki baya bir isteksiz günündeymiş. Gerçi Pistons’ta ben Stuckey dışında pek istekli bir adam göremiyorum. Artık bu kadar adamın içinde Stuckey de teslim bayrağını çekecek diye içten içe endişe etmiyor da değilim doğrusu.

İyi mi Kötü mü?
Brandon Roy her ne kadar son saniyelerde bulduğu basketle maçı takımına getirse de 4/18 lik isabet oranı kendisine hiç mi hiç yakışmamış. Orayı geçelim yalnızca 2 ribaund ve 1 asist gelmiş süper yıldızdan. Gerçi maç da istatistiklerden anlaşıldığı kadarıyla lanetli gibi. Portland’ın şu yüzdesi %32, Washington ise %39. Ayrıca Portland’ın %16’lık üçlük yüzdesi de felaket. Zaten skordan da belli maçın isabet oranının düşüklüğü. 76–74 Portland’ın üstünlüğüyle bitmiş maç.

Bizimkiler
Ersan, dün gece harikalar yaratmış özellikle maçın son dakikalarında maçı getirmiş resmen Milwaukee’ye. Şu anda kafamı duvarlara vuruyorum resmen maçı izlemediğim için. Öncelikle maçın sonlarında Evans’ı sakatlamış kazayla. Devamında yapılan taktik faullerden sonra bitime 6 saniye kala bulduğu zor üçlükle (yukarıdaki resim) maçı uzatmaya taşımış. O üçlük de maç içinde kullandığı tek üçlük zaten. Devamında Jennings’in sahanın diğer ucundan yolladığı üçlük de az daha giriyormuş, ama olmamış. Maç uzatmaya gitmiş.İlk uzatma devresi de aynı çekişmeye sahne olurken, Jennings’in kullandığı zor son şut sonrasında elini uzatmış, topu tiplemeye çalışmış o hengamede ve az daha isabeti buluyormuş; ama olmamış. İkinci uzatmaya giden maçta, yine uzatmanın son topunda Jennings’in kullandığı çembere değmeyen şut sonrası hücum ribaundunu alıp topu boş Salmons’a vermiş. Salmons da içeri girip bulduğu isabetli şutla maçın kazanılmasını sağlamış. Ersan, maçın kaderini çizmiş tek kelimeyle çok mutlu oldum gerçekten. Toplamda ise 3/5 isabetle 12 sayı, 11 ribaund (3’ü hücum) ve 2 asistle oynamış. Tebrikler Ersan. Yüzümüzü güldürdün.

Mehmet ve Hidayet’in istatistiklerini yazıp geçeceğim. Çok da konuşulmaya değer bir mevzu yok zaten haklarında. İkisi de bu sezon fena durumdalar. Dün gece de öyle devam ettiler. Mehmet, Phoenix’e karşı 11 dakika görev aldığı maçta 2’de 0 ile 2 sayı bulabilmiş. Yanında da 4 ribaund ve 1 bloğu var. Rakibin iki uzunu Lopez ve Stoudemire de gününde olunca haliyle kaybettiler Suns’a karşı.

Hidayet ise 16 dakika sahada kalmış maçta. 5’te 2 ile 5 sayı bulmuş. 1 ribaund ve 2 de asisti var. Başka söze de gerek yok bana kalırsa.

19 Mart 2010 Cuma

19 Mart Programı

20 Mart Cumartesi 01:00 / Detroit Pistons - Indiana Pacers
20 Mart Cumartesi 01:00 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - Toronto Raptors
20 Mart Cumartesi 01:10 (NTV Spor) / Florida State Seminoles - Gonzaga Bulldogs
20 Mart Cumartesi 01:30 / Charlotte Bobcats - Atlanta Hawks
20 Mart Cumartesi 01:30 / Philadelphia 76'ers - New York Knicks
20 Mart Cumartesi 02:00 / Cleveland Cavaliers - Chicago Bulls
20 Mart Cumartesi 02:30 / Golden State Warriors - Sacramento Kings
20 Mart Cumartesi 02:30 (NTV) / Boston Celtics - Houston Rockets
20 Mart Cumartesi 04:00 / Washington Wizards - Portland Trail Blazers
20 Mart Cumartesi 04:00 / Milwaukee bucks - Sacramento Kings
20 Mart Cumartesi 04:00 (NBA TV) / Utah Jazz - Phoenix Suns
20 Mart Cumartesi 04:30 / Minnesota Timberwolves - Los Angeles Lakers

Gördüğünüz üzere saçma sapan bir program var televizyonda. Şaşı olacağız bir onu bir bunu izlerken. Fazla alakam olmasa da March Madness gelmişken NCAA maçını izleyebilirim bu gece. Artık kıyamet kopuyor. Ne de olsa eleme maçları. Tabii gerçek kıyamet Sweet 16 ve sonrasında ama olsun.

Durant ile Hedo'nun kapışmasını da izlemek istiyorum. Keza aynı şekilde Celtics'in oldukça formda olan Rockets karşısında ne yapacağı merak konusu. Jazz ile Suns arasındaki maçlar da genellikle çok zevkli geçmeye aday...

Resmen ayıklanmış gecenin en seyre değer maçları. Hawks - Bobcats'i de verselermiş iyice abartı olacakmış. Ama dediğim gibi harika bir basketbol gecesi. İşin kötüsü bütün haftanın yorgunluğundan dolayı yorgunum, umarım uyanık kalabilirim. Size de tavsiyem uyanık kalıp en azından yayınlanan maçlardan ikisini izlemeniz.

Michael Jordan, Bobcats'i Nerelere Taşıyacak?

Bundan birkaç ay önce Charlotte Bobcats'in sahibi Robert Johnson, takımı satacağını açıklamıştı. Bunun üzerine takımın basketboldan sorumlu başkanı Michael Jordan, Johnson ile son söz sahibi kişi olmak için anlaşmıştı. Bir alıcının 275 milyon dolar teklif etmesinin üzerine Jordan'ın bu rakamla eşleşmek için Şubat'ın sonuna kadar vakti vardı. Bu sürenin sona ermesine dakikalar kala Majesteleri Bobcats'i satın almaya karar verdi ve Bobcats'in hisselerinin büyük çoğunluğuna (%80) sahip oldu.

Yaptığı açıklamalarda daha önce kulübün küçük ortaklarından biri olduğu için North Carolina'daki gücünü (Charlotte, North Carolina eyaletinin bir şehri) Bobcats adına kullanmadığını, ancak artık durumun değiştiğini söylemiş. Bildiğiniz gibi Michael Jordan, North Carolina Üniversitesi'nde takımına bir NCAA şampiyonluğu kazandırmış ve sonraki sezon NBA'e adım atmıştı. Bu nedenle Chicago için ne kadar efsanevi bir isimse, North Carolina için de bir o kadar önemli bir isim Michael Jordan. Gerçi "Nereye giderse gitsin Michael Jordan sonuçta" diyebilirsiniz ama bu tür özel yerlerde bazı işleri yaptırım gücü daha yüksek olacaktır haliyle. Özellikle taraftarları arenaya çekmek konusunda çalışmaları olacağına eminim. Zaten Jordan yaptığı açıklamalarda da buna dikkat çekti.

Jordan: "Salonunun benim zamanımdaki gibi hınca hınç dolmasını ve kulakları sağır edecek kadar ses çıkmasını amaçlıyorum." dedi. Bilmeyenler için, Hornets takımı 2003 sezonunun başında Charlotte'dan New Orleans'a taşınmıştı ve Charlotte halkı elbette bu duruma çok üzülmüşlerdi. Charlotte Bobcats de 2005 yılında lige adım attığından beri ligin dibinde sürünüyordu. Bu sezon ilk defa playoff yapacaklar muhtemelen. Başarı da seyirciyi çekecektir aynı zamanda. Hatta çok aklı başında şeyler söyledi Jordan bu konuyla ilgili: "Evet bu sezon playoff hedefimiz, ancak ben her sene üzerine birşeyler koymalıyız. Bu sezon playoff'lara kalırsak, gelecek sezon playoff'larda tur atlamalıyız. Playoff'larda tur atlarask ertesi sezon zirveyi düşünmeliyiz." Muhtemelen o da biliyordur 2 sezonda bir playoff takımının şampiyon olamayacağını ama bunu başarabilmek için büyük riskli hameleler yapmayı düşünüyorsa işte o çok tehlikeli olur.

Ayrıca benim korktuğum bir yan daha var Jordan konusunda. Kendisine basın toplantısında "Basketboldan sorumlu başkan idiniz şimdi takımın sahibi oldunuz? Yine bütün kararları siz mi vereceksiniz bu konuda?" diye sorulduğunda, espriyle karışık şu cevabı verdi: "Zannedersem takımı satın aldığımda, pek çok konuda söz söyleme hakkını da satın aldım". Geçmişteki draft seçimleri (Kwame Brown ve Morrison diyebiliriz) ile yaptığı takaslara bakacak olursak çok da başarılı olduğunu söylemek zor. Verdiği cevap nedeniyle, hala kendi burnunun dikine gideceğini düşünüyorum bazı konularda (özellikle oyuncu seçimleri ve takaslar). Ancak basın toplantısının sonuna "Jerry ile konuştun mu hiç?" şeklinde gelen soruya şu yanıtı verdi: "Egom o kadar da yüksek değil, herşeyi bildiğimi düşünmüyorum. Evet Jerry Reinsdorf'a (Jordan zamanı dahil olmak üzere Chicago Bulls'un sahibi) ve David Stern'e pek çok konuda danışmaktan kaçınmayacağım bu kulübü ileri taşımak için."

Özellikle oyuncular hakkında verilecek kararlarla ile ilgili genel menajer Higgins'in işine zırt pırt burnunu sokması durumunda istikrarlı bir kadro kurmak ve dolayısıyla da başarının gelmesi zorlaşacaktır diye düşünüyorum. Çünkü Jordan birçok alanda Stern ve Reinsdorf'a danışacağını söylese de, bu konuda herhalde en iyiyi bildiğini düşünüyordur. Kısacası biraz kendisini geri çekecek olursa bu konuda, Charlotte Bobcats açısından daha iyi olabilir.

Ayrıca, hayırlı olsun Majesteleri'ne, eski bir profesyonel oyuncu olarak takım sahipliğine terfi eden ilk kişi oldu. Bir gün onu takım sahibi olarak da şampiyonluk yaşarken görmek isterim. Zaten Bobcats'e de bir sempatim var, ayrı bir zevk duyarım.

Türkiye'nin Michael Jordan'ı Hedo


Link

İngilizce'yi nasıl öğrendiği, maç öncesi neden pizza yemeye başladığı gibi ilginç konulara değinmişler NBA medyasının (NBA.com ve NBA TV) önemli simalarından Ahmad Rashad ile beraber. Ahmad Rashad'ın röportaj yaptığı isimler hep belli bir seviyeyi aşan, oyuncular olmuştur. Bu bakımdan Hedo'nun NBA'deki yaptığı işleri ve isminin değerini anlayabiliyoruz. Zaten Türkiye'nin en önemli oyuncusu olduğuna dair bir şüphem yok. Onu burada eleştirmemin nedeni bu yeteneklerini şampiyonluk yolundaki bir takıma yardımcı olmak için kullanmaması.

18 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Orlando’da Vince Carter, 27 sayı 6 asistle takımının iki alanında da lideriymiş. Göze pek hoş görünmüyor ama uzatmada dört sayı atıp maçı koparak basketin asistini köşede boş duran Lewis’e vererek galibiyetin en büyük sebeplerinden olmuş. Lewis de son maçlardaki tutukluğunu üzerinden atıp 7’si uzatmada 24 sayı atmış 17’de 8 yüzdeyle. Ayrıca 11 de ribaundu var. Howard’ın faul problemine girmesi sebebiyle yeterli süre alamadığı karşılaşma Jameer Nelson’ın basketine Wade karşılık veremeyince uzatmaya gitmiş. Kalan sürede Magic 13’e 7’lik üstünlük kurunca Miami’den galibiyetle ayrılan takım olmuş.

Carmelo özellikle maçın tıkanmaya başladığı ikinci yarıda ortaya çıkarak 26 sayıyla maçın en skoreri olmuş. Üstüne de 18 ribaundla kariyer rekoru kırmış Hornets’e karşı. Onun yanında Nene’nin de maçı 12’de 8 isabetle 20 sayı 6 ribaund 5 asist ve 5 top çalma ve 3 blokla bitirip çok yönlülüğünü konuşturmuş. Hornets’in bol bol top kaybı yaptığı ilk yarıda fark bir ara 27 sayıya kadar çıkmış. Ancak Nuggets ikinci yarıda skor üretmekte zorlanınca fark 9’a kadar inmiş son çeyrekte. Yine de Nuggets maçı kazanmasını bilmiş, zirvedeki takımların ihtiyacı olan kazanma alışkanlığı daha bir oturmuş gözüküyor. Skor üretmede zorlanmaları kötü ama bu sezon hatırlarsanız güçsüz takımlara zaman zaman boyun eğmek zorunda kalmışlardı, şimdi bunu aşmış gibiler. Yine de ileride hala kendilerini kanıtlamak için daha büyük sınavlar bekliyor.

Boşa kürek çekenler:
Her ne kadar Barnes’ın güzel yardım savunmasıyla son şutu kaçırsa da son çeyrekte 12 sayılık farkın oluştuğu maçın uzatmaya gitmesindeki en büyük sebepmiş Wade. 26’da 12’yle 36 sayısı 10 ribaundu 7 asisti var maçta. Son çeyrek istatistikleri daha etkileyici; 12 sayı 7 ribaund 2 asist. Bana kalırsa tek kötü tarafı 7 üçlük denemiş olması. Üçünü sokmayı başarabilse bile şuta daha az ağırlık verdiği maçlarda daha iyi oynuyor bana kalırsa. Ayrıca kritik bir basketi olduğu için maçı baltalayanlara yazmayacağım ama Beasley’e de değinmeden olmaz. 11’de 3’le oynamış ve 4 top kaybıyla maçın bu alandaki lideri. Hem de maçı koparan üçlükte Lewis’i boş bırakması da bence çok yanlış seçim.

Günün X-faktörü:
Aslında burayı hak etmek için oyunda öyle büyük bir değişim yaratmamış ama ilk yarıdaki farkın oluşmasında büyük pay sahibiymiş JR Smith. Maçta 18’de 7 isabetle 17 sayısı bulunuyor ve bunların hepsi ilk yarıda ve 13’ü de ikinci çeyrekte gelmiş.

Oha Steve Francis


Link

Yaklaşık bir hafta önce Wizards - Magic maçında gerçekleşmiş ben yeni gördüm hemen paylaşayım dedim. Steve Francis madeni bulmuş, kazdıkça kazıyor. Yarasın. Konuyla alakalı olarak daha önce George Karl'ı da ben yakalamıştım.

18 Mart 2010 Perşembe

18 Mart Programı

19 Mart Cuma 01:00 / Orlando Magic - Miami Heat
19 Mart Cuma 03:30 / New Orleans Hornets - Denver Nuggets

İki maçlı gecede Türkiye'de TV yayını yok.

Daha dün maç yapan Magic, Miami'ye uçtu ve yorgun olabilirler diyecektim ama Spurs'e karşı neredeyse antrenman yaptılar. Yani kısacası favori yine de Magic. Dwight Howard klasik olarak ince Heat uzunlarına problem yaratacaktır. Wade'in ise gerek Carter gerek Barnes'ı dağıtmasını bekliyorum ama içeride hala onu Dwight bekliyor olacak.

Baron Davis: "Jennings Yılın Çaylağı" (Analiz)

Evet Baron Davis aynen böyle demiş: "Takımı kazanıyor ve o da takımına liderlik yapıyor. Rakamları da fena değil. NBA'de geleceğin oyun kurucusu kurucusu o." Haklı olduğu yönler olsa da Jennings bu ödülü haketmiyor bana göre. Yazıda Curry ve Tyreke Evans'ın yaptıklarına ve sahadaki duruşlarıyla 3 yıllık oyuncu gibi olduklarının detayına girmeyeceğim. Jennings'i değerlendireceğim.

Sadece kişisel performanslara bakacak olursanız, yukarıda dediğim gibi Evans ve iki adım arkasında Curry'nin yılın çaylağı yarışmasında diğerlerinden koptuğunu söyleyebiliriz. Bunda sezonun ilk 10-15 maçında herkesin kesin gözle yılın çaylağı olarak baktığı Jennings'in büyük düşüşünün bunda payı var. Öyle bir düşüş ki, rakamlara baktığınızda "Gerçek mi bu?" diye soruyorsunuz. Sezona %42 şut yüzdesiyle (ve Warriors'a 55 atarak) başlayan Jennings'in sonradan Mart'a kadar yakaladığı aylık yüzdeler şu şekilde: 37.5 - 32.4 ve sıkı durun 30.7 ve işin daha garibi: Son 2 aydaki üçlük yüzdeleri (35.2 ve 31.1) önceki cümlede verdiğim saha içi yüzdelerinden daha iyi. Bu da Jennings'in ne kadar yanlış seçimler yaptığını gösteriyor bize. Pull-up jumper dediğimiz penetre ederken aniden topu tutup kalktığı şutlar mı dersiniz, 4 metreden denediği göz yaşı damlaları mı yoksa savunmacı üzerindeyken yaptığı fade away atışlar mı? Ne ararsanız bulabilirsiniz yanlış şut seçimi konusunda. Eh tabii buna kötü attıkça büyüyen "Bu da mı girmeyecek?" psikolojisini de ekleyince %30'lara kadar düştü şut yüzdesi. Bu sezonki ortalaması da %37'ye kadar geriledi. Komik bir rakam gerçekten. 16 sayı, 3.5 ribaund ve 6 asist ortalamaları tuttursa da bu yüzde herşeyi berbat ediyor benim gözümde. Herhalde Baron Davis de kariyeri boyunca %40 civarlarında seyrettiği için hoşgörmüş olsa gerek bu istatistiği.

Evet belki liderlik ediyor takımına, belki sürüklüyor bazı maçlarda ama Jennings çok tehlikeli bir silah. Kimi zaman rakibi kolundan vuran (kalbinden Bogut ile Salmons vuruyorlar) Jennings, bazen kılıfındayken kendi kendine ateş alıyor ve Bucks'ı kendi ayağından vuruyor. Yanlış şut ve pas seçimleriyle deli ediyor Bucks'ı tutanları. Ayrıca takımının 36 galibiyet - 30 mağlubiyet gibi bir istatistiğe ulaşmasının nedenlerinden biri doğuda yer alıyor olmasına yorulabilir. Öteki tarafta Warriors ve Kings'in 3'er, 4'er kere karşılaştığı takımların kalitesi çok daha yüksek Bucks'ın oynadığı rakiplere göre. Peki Curry ve Evans doğuda olsalar takımlarını playoff'a taşırlar mıydı? Sanmıyorum. Zaten Kings ile Warriors'ın kadroları ve koçları ile başarıya gitmelerinin zor olduğu sezon başından belliydi. Ben Bucks'ın başarısının biraz da şartlar gereği gelmiş olabileceğine dikkat çektim sadece.

Öteki tarafta ise tarihte 20-5-5'e imza atan 4. çaylak olan (ilk üçü için tık) Evans ile Warriors'daki sakatlıkların ardından son 2 aydır ortalığı birbirine katan Curry'nin, Jennings'den daha ön plana çıktığını söylemeliyim. En azından benim gözümde. Tabii ki Evans bu performansını sezon başından beri sürdürdüğü için, Curry'nin de önünde götürüyor yarışı ve yılın çaylağı ödülünü almaması herhalde çok büyük bir sürpriz olur. Onun hakkında yazdığım yazıyı, hemen üstte verdiğim link'e tıklayarak okuyabilirsiniz. 3 ay önce olmasına rağmen, hala %90 oranında geçerli diyebilirim...

17 Mart'tan Notlar

Günün ilginç notu:
11 maç oynanılan bir gecede, ev sahibi takımlar 11'de 11 çekmişler, deplasmanlar takımlarının her biri boynu bükük ayrılmış. Thunder, Hawks, Bucks ve Hornets'ın kazanma ihtimalleri hiç de azımsanacak kadar küçük değildi.

Günün hayvan performansları:
Lebron James (24’te 11’le olsa da) 32 sayı 9 ribaund 9 asistle triple-double’ın ucuna kadar gelmiş. Yanında 3 top çalması ve 2 bloğu var ama 6 top kaybı oraya yakışmamış, özellikle böyle yakın geçen bir maçta. Maçın üçüncü çeyreği hariç Granger’sız Pacers’a karşı oldukça zorlanmışlar, son çeyrekte de attıkları 18 sayının karşılığında Indiana’nın 29 sayı atmasına izin vermişler. Bu maçtan da 94-99’luk galibiyeti çıkarmayı bilseler de son iki maçtır kendinden güçsüz ekipleri rahat geçememeleri iyiye işaret değil gibi. Bakalım ileriki tarihler bize ne gösterecek.

Paul Pierce, takımı 2 ileri 1 geri giderken New York'a karşı elinden gelenin en iyisini yapmış. 17'de 11'le 29 sayıyla takımının en skoreri olmuş. Bu yüzdeyle de gecenin hayvan performansları bölümüne girmeyi hakediyor doğrusu. Yanında da 6 ribaund çekmiş tecrübeli forvet. David Lee'nin tüm çabasına rağmen Boston maçı zorlanmadan kazanmış. Şu anda Atlanta'yla bir üçüncülük yarışına girdiler. Her ne kadar çok formda gözükmeseler de üçüncülük için ben onları favori görüyorum. Sonuçta takımın çoğu tecrübeli. Onlar da zaten biraz heyecan istediklerini, artık ligden sıkılıp playoffları beklediklerini söylemişlerdi. Hiç yoktan heyecan yarattılar kendilerine. Ne güzel! İstedikleri kadar oynayabilirler şimdi.

Aaron Brooks, Gasol'süz Grizzlies karşısında takımını galibiyete taşımış. Hem de bir guard'a göre abuk denilecek bir şut yüzdesiyle: 11/14. Denediği şutlardan 7'si üçlük ve 7'si de isabetli. Yanılmıyorsam bu rekor 9 ile Sprewell'e aitti. Keşke 2 tane daha deneseymiş rekor için. 31 sayı, 4 asisti var. 5 de top kaybı yapmış ama bu tabii ki hoş görülebilir böyle bir şut performansından sonra.

Boşa kürek çekenler:
Jamal Crawford ilk yarısında 22 sayı attığı maçı 25’te 14 şut isabetiyle 33 sayı atarak bitirmiş. 4 top kaybı olsa da maç boyunca Toronto’nun en büyük belası olmuş. Chris Bosh, kariyerinin 10.000'inci sayısına ulaştığı maçta, fena yüzdeyle atmasına rağmen maçın bitmesine 2.1 saniye kala bulduğu basketle, Crawford'un bu performansını anlamsız kılmış. Ama Atlanta takımı 18'de 11 gibi uçuk bir yüzde ile üçlük attığı maçta, rakibi de çizginin ardından gayet başarısızken (12'de 4) bu maçı almalıydı diye düşünüyorum. Zaman gittikçe daralıyor ve onlar da potansiyel doğu dördüncüsü durumunda şu an. Birinci takımın da Cleveland olacağını düşünürsek, işleri çok zor gibi playofflarda. Gerçi Boston onlara yardım edecek gibi gözüküyor ; ama Boston gibi tecrübe üzerine kurulu takımlardan korkmak lazım. Onlar bir anda sıyrılabilirler Atlanta'nın yanından.

Troy Murphy, Hibbert'ın 5 ribaund çekebildiği maçta onun görevini de üstlenmiş. Toplam 15 ribaund yazdırmış kendi istatistik kağıdına. Ayrıca -toplamda çok yüzdeli atamasa da- maç içinde kritik zamanlarda bulduğu üçlüklerle (7'de 4) takımını maç içinde tutmaya çalışmış; ama LeBron'a karşı koyamamışlar takım olarak Cleveland bir galibiyet daha eklemiş kendi hanesine.

New Jersey alışık olduğu yenilgilerden birini daha alırken, Chris Douglas-Roberts 23 sayıyla bir ihtimal daha olabilir mi diye savaşmış; ama sonuç yine değişmemiş. 5 maçtır kaybeden Philly'e ilaç gibi gelmişler takım olarak. Sonuçta "New Jersey'le bağlan hayata!" temalı maç, antreman maçı kıvamında geçip, bana kalırsa gecenin en sıkıcı maçı olmuş.

David Lee, triple double'ın kıyısından döndüğü maçı, yardımcı bulamayınca çevirememiş kendi lehlerine. 29 sayı, 9 ribaund, 7 asistle yıldızlaşmış All-star oyuncu. Belki Boston'ı bir hafta önce yakalasalar bu performansıyla galibiyet alabilirlerdi; ama Atlanta'yla girdikleri üçüncülük yarışı Celtics'i heyecanlandırmış herhalde. Boston birazcık silkinmiş ve Knicks karşısında rahat bir maç çıkarmışlar. David Lee'nin bu performansı da ne yazık ki amacına ulaşamamış.

Günün X-faktörü:
Stephen Graham yerine oynadığı Wallace’ın eksikliğini elinden geldiğince kapamış, 9’da 7 şutla 19 sayı atıp 5 ribaund toplayarak oynamış Thunder karşısında. Indiana’ya karşı da benzer şekilde güzel bir oyun ortaya koymuştu ama yenildikleri için yazmamıştım, gönlünü almış oldum.

İyi mi kötü mü:
Kevin Durant 26 sayı 10 ribaund istatistiklerini tuttursa da 7’de 0 üçlük ve 26’da 9 toplam şut yüzdesiyle bu bölüme girebildi. Takımı kazansa şut yüzdesini görmezden gelebilirdim ama belli ki Thunder, ona bu gece sergilediğinden daha fazla ihtiyaç duymuş. Charlotte takımının da son günlerdeki form durumunu göz önüne alacak olursak, Durant'ın yüzdeli atmadığı bir maçı kazanmak için kapasitelerinin çok çok üstüne çıkmaları gerekirdi. Bu da normal olarak olmayınca, Wallace'sız Bobcats'e karşı bir mağlubiyet kaçınılmaz olmuş.

Takımı baltalayanlar:
Tim Duncan hiç alışık olmadığımız şekilde karşımıza çıkmış dün gece. Orlando'yla oynadıkları önemli maçta yalnıca bir isabet bulabilmiş 10 atışında.Yalnızca 5 sayı yollayabilmiş Orlanda potasına. Dediğim gibi pek alışık değiliz onu böyle görmeye. Bazen gerçekten unutuyorum onun da bir insan olduğunu. Ama onu savunan Gortat'nın da insan olmadığını ve 10'da 1 şut isabetinde büyük payı olduğunu unutmayalım.

Bizimkiler:
Hidayet, ilk karşılaşmalarında felaket bir yenilgi aldıkları Atlanta’ya karşı sezon ortalamalarına göre fena bir maç çıkarmamış; 12’de 5’le 16 sayı 5 ribaund 3 asist. Eh işte, hiç olmazsa şut performansıyla baltalamamış diyebiliriz. Son hücumda sürenin dolmasını beklemeyip içeriye hücum etmiş ve tartışmalı bir kararla iki serbest atış hakkı kazanmış. Benim gördüğüm açıdan top kaybıyla da sonuçlanabilirmiş pozisyon. İki sayı gerideyken kullandığı ilk serbest atışını sayıya çevirip ikincisini kaçırsa da top tekrar Toronto’ya geçmiş ve iyi bir maç geçirmeyen Chris Bosh, attığı basketle maçı takımına 105-106 kazandırmış.

Ersan yine formsuz maçlarından birini geçirmiş. 18 dakika görev aldığı Clippers deplasmanında 6'da 3 isabetle 6 sayı bulabilmiş genç oyuncumuz. Sadece 3 ribaund çekebilmiş bu süre içinde. Sene başındaki form durumu yakalayabilmesini dört gözle bekliyorum; ama işin kötü yanı aldığı süreler iyice daralmaya başladı. Milwaukee'de pabuç pahalı diyeceğim; ama çok da matah bir takım değil Ersan'ın takımı. Umarım bir an evvel düzelir de hak ettiği dakikaları alır Scott Skiles'tan.

Aşkım Baksana Bana, Aşkım


Link

Josh Smith bir mola sırasında Bibby'nin ilgisini / tepkisini çekmek için yoğun bir biçimde çabalıyor ve sonunda başarıyor. Nasıl gözüktüğü konusunda yorum yapmayacağım zaten ortada bir şaka döndüğü belli. Videonun sonunda Zaza'nın da benzer hareketi ve Bibby bakınca hemen elini kaçırması dikkat çekiyor.

17 Mart 2010 Çarşamba

17 Mart Programı

18 Mart Perşembe 01:00 (NBA TV) / Atlanta Hawks - Toronto Raptors
18 Mart Perşembe 01:00 / Oklahoma City Thunder - Charlotte Bobcats
18 Mart Perşembe 01:00 / Indiana Pacers - Cleveland Cavaliers
18 Mart Perşembe 01:00 / New Jersey Nets - Philadelphia 76'ers
18 Mart Perşembe 01:30 / New York Knicks - Boston Celtics
18 Mart Perşembe 02:00 / San Antonio Spurs - Orlando Magic
18 Mart Perşembe 02:30 / Chicago Bulls - Dallas Mavericks
18 Mart Perşembe 02:30 / Memphis Grizzlies - Houston Rockets
18 Mart Perşembe 03:00 / Minnesota Timberwolves - Utah Jazz
18 Mart Perşembe 04:30 / New Orleans Hornets - Golden State Warriors
18 Mart Perşembe 04:30 / Milwaukee Bucks - Los Angeles Clippers

Vakit yok maalesef. Ancak Thunder-Bobcats maçını tavsiye etmekteyim. Onun dışında Spurs-Magic için herhalde yazacak birşey yok. Yanılmıyorsam Spurs son 9 maçın 8'ini kazandı, Magic ise Bobcats'e kadar 8'de 8 gidiyordu ancak seri bozuldu. Bugün Spurs'ün 8-1'lik serisine rağmen, evinde oynayan Magic favori. Spurs'ün bana kendisini kanıtlaması için bu ay içerisinde oynayacakları büyük maçları (Magic, Lakers ve Mavs vardı yanılmıyorsam) kazanması, bunu başaramasa bile yenilgiyi kabullenmiş bir şekilde oynamaması ve iyi mücadele etmesi gerekiyor. Kısa sürelerle olsa bile rakipleri kilitlemeyi başarabiliyorlar ancak ben hala iyi ve istikrarlı savunma yaptıklarını düşünmüyorum.