BIY AD

31 Mart 2010 Çarşamba

Günün En İyileri - 30 Mart


Link

Flip Murray'in geriye koşarken yaptığı garip hook atışı gerçekten inanılmaz. Keşke 0.5 saniye kadar önce olsaymış. Yıllar boyunca izlerdik... Bogut topu çemberin altından ve uzaktan tek elle aldığı için güzel gözüküyor ama asıl güzel olan smaçtan sonraki yüz ifadesi bence. Jason Richardson'ın ayaklarında yay olduğuna bir kez daha şahit oluyoruz. Gibson ve Rose'un üzerinden harika bir takip smacı vuruyor. James Johnson ise son 1 aydır önüne gelen istisnasız herkesi poster eden Amare'yi, çok geç kalmasına rağmen bloklamaya çalışmış. Sonuç belli. Az maçlı olmasına rağmen zengin sayılabilecek bir gün.

30 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Gün geçmiyor ki Indiana Pacers bir anlamsız galibiyet daha almasın. Hayır tabii bırakıp yenilsinler demiyorum ama şu son günlerdeki kazanma hırsları iyice gözüme battı. Bu sefer de Sacramento'ya karşı 95-102’lik skorla evlerinde yenilgi yüzü görmemişler. Granger 20’de 13’le 33 sayı atarak takımını yine taşımış. Ayrıca 33 sayının 25’i ikinci yarıda gelmiş. Sacramento’da Evans’ın döndüğü ve 17 sayı 10 asist 7 ribaundla oynadığı maçta Landry, Murphy’le yaşadığı pozisyonda birkaç dişini daha kaybetmiş. Sonradan dönmüş oyuna cengaver ama bir sonraki Kings maçında oynayamayacakmış, geçmiş olsun kendisine.

Nash önderliğinde Chicago deplasmanından alınan galibiyetin en skorer oyuncusu 19’da 10’la 27 sayı atan J-Rich olmuş. Mart ayına iyi başlasa da biraz yavaşlamıştı o da, onun arada böyle patlamalar yapmasına playofflarda Suns’ın ihtiyacı var. Skor açısından ona yardımcı olan diğer isimler 22 sayı 10 asistle Nash ve 21 sayı 11 ribaundla Amare. Skor eşitken Nash doğru yerde Frye’yi bulunca 40 saniye kala 3 sayılık üstünlük Suns’a geçmiş. Ardından Rose’un basketine cevap veren yine Grant Hill’e boş pozisyonda asisti yaparak smaçla bitirmesini sağlayan Nash olmuş. Chicago’nun buna karşılığı Rose’un yanlış üçlük tercihiyle gelince maçı kazanan ekip 111-105’lik skorla Suns olmuş.

Boşa kürek çekenler:
Elton Brand 18’de 11’le 22 sayı atmış (ve ilginçtir ki faul çizgisine gitmemiş), Iguodala 12’de 9’la 21 sayı 8 asist 7 ribaundla müthiş bir maç çıkarmış ama Philadelphia evinde bu maçı da kazanamamış. Herhalde sezonun onlar için özeti bu olsa gerek. Karşılarındaki Thunder’ı da küçümsediğimi sanmayın tabii ama geçen seneki zayıf doğuda 8. oldukları seviyede bile oynayamıyorlar ne yaparlarsa yapsınlar. Bu sefer Durant ve saz arkadaşlarına 111-93 skorla yenilmişler. Kevin Durant’in 17’de 8’le 26 sayı 10 ribaundu, Westbrook’un da 12’de 3’le kötü şut atsa da 14 asisti ve çok nadir göreceğimiz tek top kaybı bulunuyor.

Rose söylediği gibi çabalayıp maçı yakın tutsa da mağlubiyete engel olamamış. 16’da 7’yle 23 sayısı ve 10 asisti var. Flip Murray de ona 23 sayıyla yardımcı olmuş ama Nash’in yönetimindeki Suns onlara fazla gelmiş. Ayrıca maçta Kirk Hinrich bileğini burkup ayrılmak zorunda kalmış onu da belirteyim.

Blatche bu berbat Washington kadrosuyla güzel rakamlara ulaşabiliyor ama maçı kazandırma konusunda aynı başarıyı gösteremiyor. Bu sefer de 23’te 13’le 31 sayı atmış, 10 da ribaund almış ama bu sefer de kaybetmişler. Bu üst üste 16. yenilgileri oldu ama Wizards takımının takaslarla bu sezonu zaten geride bırakmak istediklerini düşünürsek şaşırılacak bir şey yok.

Günün X-faktörü:
Chase Budinger işlerin çok kötü gittiği Wizards’a karşı hem kariyer rekoru kırmış hem de maçı kazandıran isim olmuş. 13’te 9’la 24 sayısı var, 6 da ribaundu. Maç son ana kadar yakın seyretse de son çeyrekte 13 sayısı olan Budinger, şansın da yardımıyla orta mesafeli bir kritik bir basket atıp, 11 saniye kala Boykins’in kaçan üçlüğünün ribaundunu da alıp takımına kazandırarak galibiyeti getirmiş.

Bizimkiler:
Uzun zamandır skor açısından biraz suskun olan Ersan, bu sefer 26 dakikada attığı 20 sayıyla takımının en skorer ismi olmuş. 8 de ribaundu var. Maçın epey erken koptuğunu belirtmek gerek ama elindekileri bulduğu fırsatlarda sergilemesi güzel bir şey ama 5’te 1 isabet bulduğu üçlük çizgisindeki aktifliğini biraz daha azaltsa daha iyi olacak sanki. Bu maçı izlemediğim için kesin bir yargıya varamayacağım ama pek çok boş üçlük imkanı bulsa da bazen zor atışlar deneyebiliyor. Bucks’a bir diğer ekstra katkı da Stackhouse’dan gelmiş, 10’da 7’yle 16 sayısı var. Salmons 12’de 3’le sadece 9 sayı üretebilse de Milwaukee’nin bu maçı kazanması (Clippers’a karşı da olsa) onlar için önemli.

Biraz Ciddiyet

LeBron'un Aralık ayındaki doğumgünü partisinden resim. Moon son anda kadraja girip cıvıyan 10 yaşındaki çocuk gibi maşallah. Herkes takımları çekmiş, ciddi ciddi takılıyor Moon şebeklik yapıyor =)

30 Mart 2010 Salı

30 Mart Programı

31 Mart Çarşamba 02:00 / Sacramento Kings - Indiana Pacers
31 Mart Çarşamba 02:00 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - Philadelphia 76'ers
31 Mart Çarşamba 03:00 / Phoenix Suns - Chicago Bulls
31 Mart Çarşamba 03:00 / Los Angeles Clippers - Milwaukee Bucks
31 Mart Çarşamba 03:30 / Washington Wizards - Houston Rockets

Bulls'un karşısında ilk ciddi rakip playoff yolunda. Evinde oynamasına rağmen bu maçı "Kazanır" demek çok zor. Robin Lopez'in yokluğu avantaj olabilir biraz Bulls lehine, çünkü o olmayınca içeride savaşacak, mücadele edecek adamı olmuyor Suns'ın. Ama Suns'ın takım olarak geri kalan bütün özellikleri Bulls'dan üstün. Bulls zoru başarıp kazanırsa playoff umutları artar ama kaybettiklerinde pek birşey kaybetmezler. Ben kağıt üzerinde bu maça mağlubiyet yazmıştım onlar adına düşünürken.

Derrick Rose çok inançlı olduğunu ve playoff'lara kalacaklarını açıklamış bugün. Evinde bu mesajı verebilecekleri bir maç.

Günün En İyileri - 28 ve 29 Mart (Yılın Bloğu)

28 Mart:

Link

Derrick Rose'un turnikesi yine bir harika. Bu adam gerçekten çok uzun süre havada kalıyor. Bir de bloktan topu geriye doğru kaçırıp, sol eliyle çevirerek atması falan, harikulade. Bosh'un Joel Anthony'nin üzerinden vurduğu smaç güzel. Keza Rondo'nun Duncan-Bonner arasından bulduğu turnike de harika. Ama bana göre günün hareketi Ginobili'den. Daha önce Durant'ı bloklamıştı ve maçı kazandırmıştı ama Garnett'e yaptığı kadar etkileyici değildi bence. Resmen yere seriyor. Eski Garnett olsa sonuç bu olur muydu bilmiyorum ama gerçekten ağzım açık kaldı ilk seyrettiğimde. İlla ki görmediklerim veya şu anda aklıma gelmeyenler vardır belki yılın en iyi blou olmaz ama kesinlikle en iyi 10'da olmalı. Zaza bel arkası paslara iyice alıştı artık. Noah'ın smacı inanılmaz bence. Tepe noktasına ulaştığını ve bloklanacağını sandığınızda topu 10 santim daha havaya kaldırıp Maxiell'ı zıpladığına pişman ediyor. Muhteşem.

29 Mart:

Link

Gerald Wallace bu sezon 5-6 kere gördüğümüz panyanın arkasından yapılan atışlardan birini sokuyor. Özelliğini yitirdi mi ne bu atışlar? Şaka bir yana maç içinde şu atışta isabet bulmak oldukça zor. Amir Johnson'ın adamını takip ederek yaptığı blok ve ardından gelişen fastbreak ile gelen smaç oldukça hoş. Bu tarz blokların hücuma çevrilmesini seviyorum. Gerald Wallace ise bir kere girmek yetmez demiş en iyi hareketlere, bir de poster olarak gireyim, Bosh'un selamı var. Bu arada Bargnani'nin çok çabuk bir şekilde Bosh'u görmesi de takdir edilesi.

29 Mart'tan Notlar

Vakit dar olduğu için kısa olacak.

Günün hayvan performansları:
Dirk Nowitzki Denver karşısında müthiş işler başarmış. 34 sayısı 10 ribaundu ve 10 asisti var, kariyerindeki 2. triple double bu. İlkinde de 12 asist yapmış, ben bu 10 kariyer rekorudur diye düşünmüştüm gördüğüm an. 5’te 4 üçlük atmış ve 17’de 16 da serbest atış isabeti bulmuş. Ayrıca bayadır Dallas adına iyi oynayan Marion da 21 sayılık katkı yapmış ve daha önemlisi Carmelo’yu durdurmuş. Kidd'in de Billups'a karşı savunmada iyi durduğunu söyleyebiliriz.

Utah’ta Boozer 26 sayı 14 ribaund, Williams 23 sayı 14 asistle oynamış. Diğer parçalar da güzel işleyince ilk çeyrekte müthiş oynayıp 44 sayı atmışlar (ve 7’de 7 üçlük), sonra fark kapansa da evlerinde 98-103’lük galibiyet çıkarmayı başarmış Utah’lı oyuncular.

Boşa kürek çekenler:
JR Smith ellerinin yanacağı günü yanlış seçmiş, kendisi 16’da 10’la 27 sayı atsa da takımının en önemli iki silahından Carmelo 16’da 3, Billups 14’te 3’le şut atıp karşılarında müthiş oynayan bir alman olunca yenilgi kaçınılmaz olmuş bu önemli maçta.

Kobe Bryant: 10/18 ile 31 sayı 5 ribaund 6 asist.
Pau Gasol: 21’de 11’le 26 sayı, 10 tanesi hücumda olmak üzere 22 ribaund.
Bu istatistiklere bakınca burada olmaları çok olağan dışı ama deplasmanda Hornets’e 100-108 yenilmiş Lakers. Hem de maçın büyük bölümü de Hornets üstünlüğüyle geçmiş, Lakers hep kovalayan taraf olmuş. Daha pek göremeyiz herhalde böyle bir tablo. Benchten de 12 sayı gelmiş ve hepsi çok kötü yüzdelerle.

Al Harrington 20’de 8’le 26 sayı 17 ribaundla oynamış. 26 sayı normal de 17 ribaunda çok şaşırdım, o işlerle pek uğraşmazdı Harrington. Çok önemli basketlerle takımını geri getirip eşitliği sağlasa da maçı koparamayınca Jazz’e karşı daha fazla direnememişler.

Günün X-faktörü:
New Orleans benchi maçı kazandıran faktör olmuş. Tam 40 sayı gelmiş bencten; Collison’ın 9’da 6’yla 17, Songaila’nın 6’da 5’le 10 ve Posey’nin 5’te 3’le 13 sayısı var. Chris Paul da 15 sayı 13 asistle oynamış. Bunlar hep özür maçları tabii.

Nihayet:
Ve sonunda Nets, tarihin en kötü takımıyla aynı galibiyet yüzdesine sahip olma olasılığından resmen kurtuldu. Lopez'in 22 sayı 12 ribaundu var. Spurs'ün kaybetmesinde Duncan ve Hill'in son pozisyonda anlaşamamasının da büyük payı var ama maçı oraya getirende kabahat. Daha geniş bilgi için şöyle alalım.

Bizimkiler:
Mehmet 10’da 6’yla 13 sayı atıp 6 ribaundla son zamanlara oranla biraz sessiz bir maç çıkarmış.
Hidayet de 9’da 4 yüzdeyle 11 sayıyla oynamış. Playoff yarışı için önemli bu maçı Felton-Chandler anlaşmazlığının da katkılarıyla 103-101 skorla kazanmışlar. 4 yıl sonra Hidayet'in benchten geldiği ilk girdiği ilk maç oldu bu, iki gün önceki olaylarla ilgili daha geniş bilgi için tık.

Doğu'da Playoff'a Kalacak Son 2 Takım

Hedo olayıyla çalkalanan Raptors, dün gece bir sürprize imza atarak Bobcats'i deplasmanda mağlup etti ve çok kritik bir galibiyet aldı. Bunda Hidayet'in katkısı da fazlaymış. Maçta skor 48 dakika boyunca yakın gitmiş, ben sadece ikinci yarının başlarında 5 dakikasına bakabildim. Bir de sabah özetlerden, Bobcats'in maç sonunda harcadığı fırsatları gördüm. Raptors biraz da şanslıymış anlayacağınız. Çünkü bu maçı kaybetselerdi Bulls ile aynı galibiyet-mağlubiyet oranına düşeceklerdi. Şimdi iki takımın da geride kalan maçlarına ve playoff'a hangisinin kalabileceğine değineyim, hatta araya biraz da Charlotte katalım dün aldığı mağlubiyet nedeniyle. Heat'in ise gerek kolay fikstürü, gerek Chicago'dan 4 galibiyet önde olması, onu bu tartışmanın dışında bırakıyor. Önce fikstürler:

Charlotte (38-35)
Philadelphia
Milwaukee
@Chicago
Atlanta
@New Orleans
@Houston
Detroit
@New Jersey
Chicago

Raptors (36-37)
LA Clippers
@Philadelphia
Warriors
@Cleveland
Boston
@Atlanta
Chicago
@Detroit
New York

Bulls (35-38)
Phoenix
@Washington
Charlotte
Milwaukee
Cleveland
@New Jersey
@Toronto
Boston
@Charlotte

Önce tepedeki takımdan başlayayım: Bobcats. Bu yazıya dahil olmalarının sebebi, Raptors'a karşı eşitlik durumunda geride kalacak olmaları ve daha Bulls'a karşı 2 maç oynayacak olmaları. Bunların ikisini de kaybetmeleri durumunda bir anda kendilerini playoff dışında bulabilirler. Hatta birini kaybetseler bile Bulls ile aynı galibiyet sayısında bitirirlerse, geride kalabilirler. O nedenle bir sürpriz çıkabilir. Ama ben böyle birşey hiç beklemiyorum, o ayrı. Bucks-Hawks ve Bulls'a karşı verilecek olası fireler düşünüldüğünde sezonun sonuna doğru Hornets-Rockets-Pistons-Nets dörtlüsüne karşı en azından 3 galibiyet almaları lazım. Ben 9'da en az 5 galibiyet ve Bulls'a karşı en fazla 1 mağlubiyet bekliyorum onlardan: 43/44-39/38. Playoff dışı kalmaları büyük sürpriz olur.

Raptors eğer Bulls delicesine sakatlık yaşamasaydı (Rose, Deng ve özellikle de Noah) şu an playoff potasının dışındaydı. Ama geçmişe değil geleceğe bakalım. Eşitlik durumunda Bulls'a karşı avantajlı durumda olmaları çok kritik bir nokta. Ancak bir de büyük dezavantajları var, önümüzdeki 3 maça büyük stresle çıkacaklar. Çünkü ondan sonraki 4 maça baktığımızda Doğu'nun 3 baba takımıyla ve hemen ardından Bulls ile oynayacaklarını görüyoruz. Gerçi Cavs o maçta, bir ihtimal garantilemiş olabilir NBA birinciliğini ama öyle bile olsa hediye edecek değiller maçı. Hawks ve Celtics 3.'lük için kapışıyor olacaklar ve maça asılacaklardır. Buradaki 4 maçta 0 bile çekebilir Raptors. Bu nedenle önümüzdeki 3 maçın hepsini kazanmaları gerekiyor. Burada bir hatta iki maç kaybetmeleri, onları çıkışı olmayan bir girba sokabilir. Raptors gibi dengesiz bir takımın kaç maç kazanacağını tahmin etmek son derece zor: 41-41 diye bir tahmin yürüteyim.

Bulls'un kolay rakibi yok denecek kadar az. Sadece Wizards ve Nets ile oynuyorlar. Diğer maçlardan bir galibiyet bile çıkaramamaları mümkün. Tabii bu ekstra kötümser bir senaryo. Cavs'in Bulls'a karşı birinciliği garantilemiş şekilde maça çıkma ihtimali, Toronto'ya göre daha fazla. Ayrıca zor maçları içeride oynayacak olmaları da kısmen de olsa bir avantaj ancak ne olursa olsun 6 maçtan fazla kazanmalarını beklemek hayalcilik olur bence. 40-42 biraz fazla iyimser olsa da, mantık çerçevesinin çok da dışına çıkmayan bir tahmin olur herhalde.

2010 NBA World Champions: New Jersey Nets

Baksanıza garibim Lopez nasıl seviniyor. Nasıl bir stres vardı kim bilir. Helal olsun aslan parçalarına.

Tarihin en kötü takımı olmamaya oynayan New Jersey Nets, 4-5 gün kadar önce evinde üst üste aldığı Sacramento ve Detroit galibiyetleriyle 9 galibiyete ulaşmış ve tarihin en kötü takımı olmaktan kurtulmuştu. Ancak hala 72-73 Philly'si ile beraber bu ünvanı paylaşma ihtimalleri vardı. Bir ay önce Celtics'i yendikten sonra dün de Spurs'e karşı kazanarak ikinci büyük sürprize imza atarak 10. galibiyetlerini aldılar ve tarihte kara bir leke olarak anılmaktan kurtuldular. Gerçi Parker ve Manu gibi en önemli 3 oyuncusundan ikisi yoktu San Antonio'nun ama yine de Nets'e karşı kaybetmeleri garip.

Sonuç olarak Nets'in kazanmasına sevindim, bu kadroyla kesinlikle haketmiyorlardı tarihin en kötü 2 takımından biri olmayı. Üzülüyordum onlar maç kaybettikçe. Önümüzdeki yaz büyük yıldızlar için son derece iyi bir şans diye görüyorum ben Nets'i. Saf başarı isteyen bir oyuncunun Knicks yerine tercihi Nets olmalı bana göre.

29 Mart Programı

30 Mart Salı 02:00 / Toronto Raptors - Charlotte Bobcats
30 Mart Salı 02:30 / San Antonio Spurs - New Jersey Nets
30 Mart Salı 03:00 / Los Angeles Lakers - New Orleans Hornets
30 Mart Salı 03:30 (NBA TV) / Denver Nuggets - Dallas Mavericks
30 Mart Salı 04:00 / New York Knicks - Utah Jazz

Yeni geldim dışardan vakit olmadığı için çok kısa yorumlarla veriyorum. Gerçi kısa dedim ama yine dayanamayıp yazdım...

Bu gece Ginobili yokmuş. Neden? Sırtında / belinde spazm varmış. Eh tabii koca takımı All-Star arasından beri sırtında taşıdı, sonunda sırtı ve beli dayanamadı... Nets'e karşı oynamalarının da payı olsa gerek(!) tabii.

Hedo'nun oynayıp oynamayacağını, sahada yer alırsa nasıl bir performans çizeceğini çok merak ediyorum gerçekten. Ayrıca Hedo oynasın veya oynamasın farketmez, bu gece benim gözümde Bobcats net olarak favori (zaten blog'u takip edenler, Bobcats'i oldukça beğendiğimi biliyordur artık) ve eğer kazanırlarsa, Raptors'ı Bulls ile aynı galibiyet mağlubiyet sayısına itecekler.

Gecenin en güzel maçı da NBA TV'de. Yarın işi gücü olmayanlar ayakta kalıp izlerlerse pişman olmayacaklardır. Geçen senenin playoff'larının rövanşını alma peşinde Mavs. Bu sezonki ilk maçı da deplasmanda kaybetmişlerdi. İki yakın güçteki takımın karşılaşmasında, Denver'ın daha dün maç oynamış olması ve deplasmana çıkıyor olması otomatikman Dallas'ı favori yapıyor. Bu arada şunu söylemeliyim, dün Magic maçını izledim Nuggets'ın, Billups ve Carmelo oldukça formda gözüktüler. Kidd, Marion ve içeri girenleri defetmek için Haywood'a iş düşecek.

29 Mart 2010 Pazartesi

Triano: Hedo Sağlıklıydı Ben Oynatmadım

Türk medyasında kalıplaşmış bir soru vardır ya "Ne olacak bu X'in hali?" diye, aynı şey bu sezon Toronto Raptors ve Hidayet için de geçerliydi. Savunma yapmayan, takım oyunundan uzak, tamamen şuta dayalı, Bosh hariç istikrarlı bir tane bile oyuncusu olmayan Raptors Doğu konferansının vahim durumundan faydalanarak playoff'a kalacak gibi gözüküyor bu konuya daha sonra değineceim. Asıl olay şu: Dün gece Raptors, playoff yolundaki rakiplerinden Heat'e karşı çok önemli bir sınava çıkarken koç Jay Triano'nun kafasında ilginç bir plan vardı: Hidayet'i oynatmamak. Amacını da maçtan sonra gazetecilerin zorlaması sonucu açıklamış: "Mesaj vermek". Bunun nedeni sorulduğunda ise yanıtı şu olmuş Triano'nun: "Sağlıksızdı."

Hedo birkaç gün önceki Denver maçında hastalığı yüzünden forma giyememişti. Ancak aynı gün içerisinde Hedo Toronto'da dışarıda eğlenirken, başka insanlarla sosyalleşirken görülmüş. Bu ne kadar doğrudur, konuyla ilgili kanıt niteliği taşıyan fotoğraflar çıkmadan veya Raptors tarafından doğru kabul edilmeden birşey dememiz mümkün değil. Nitekim Raptors kulübü de bu konuyu derinlemesine araştırıyormuş. Ancak olay çok çok büyük bir ihtimalle Hedo'nun oynatılmamasıyla bağlantılı. Hedo böyle birşey yaptıysa zaten bunun affedilir yanı yok. Profesyonel bir oyuncu maç oynayamayacak kadar hasta olması halinde ya evinde oturup dinlenip iyileşmeye bakacak, ya da dışarı çıkıp eğlenecek gücü varsa, çıkacak 15-20 dakikada takımına ne verebiliyorsa verecek.

Eğer bu yedek kalma olayı sadece Toronto'nun kötü, umursamaz, sıfır savunmalı oyunuyla alakası olsa, öncelik Hedo değil Calderon'da veya hatta Bosh harici bütün ilk 5'te olmalıydı diye yazmayı planlıyordum. Çünkü haberin başlığını ilk okuduğumda "Bakın düzgün oynamazsanız kenarda oturursunuz" mesajının verildiğini düşündüm. Hatta Hedo'nun oturtulmasını nedenini ona tepkili olan taraftara bağlamıştım kafamda. Ancak haberin devamını okuyunca, yukarıdaki hikaye çıktı karşıma.

Kısacası Hidayet eğer böyle bir harekete imza attıysa, hem Toronto hem kendi açısından durum oldukça vahim. Umarım o raporlar asılsız çıkar. Yoksa, bu sezon playoff'a girmeleri bile tehlikedeyken (gerçi girseler de Cavs veya Magic'e karşı ne yapacaklar orası ayrı konu), Bosh'un ayrılması için yepyeni ve son derece geçerli bir bahanesi daha olur. Bu da Toronto'nun sonu olur, ta ki draft'tan yeni bir Bosh bulana kadar. Hedo da herhalde kafasını taştan taşa vurur "Ben niye Blazers'a gitmedim diye". Gerçi kendisinin bu muhtemel hatası olmasa bile Bosh çok büyük ihtimalle ayrılacakmış gibi gözüküyor. Ortalama iki günde bir "Kimsenin gözünde ateş göremiyorum, savaşarak oynamıyoruz." şeklinde açıklamalar yapıyor.

Wade, Roddick'i Eşşek Etti


Link

Wade, Miami'de düzenlenen Sony Ericsson turnuvasında ünlülerin katıldığı bir etkinlikteymiş 2 gün önce. Burada kurulan bir potada, ünlü Amerikalı tenisçi Andy Roddick ile EŞŞEK oynamışlar. Roddick EŞŞ'e karşılık E ile önde olmasına rağmen, Wade atletikliğini kullanarak abuk subuk hareketler yapınca (tenis filesinin üzerinden zıplayıp turnike atmak gibi), yarışmayı kaybetmiş. Wade daha sonra yaptığı açıklamada "Çok formdaydı, şut atmaya devam etsek, o kazanacaktı, ben de bu tarz hareketlere yöneldim" demiş. Başka ilginç notlar olarak da şunlar var: Roddick sıkı bir Heat taraftarıymış, Wade en son lisede tenis oynamış. Ama bana hayatı boyunca hiç oynamamış gibi geliyor yaptığı 1-2 vuruşa baktığım zaman. Ben de 10 senedir raket tutmadım ama topu karşı korta Wade'den daha iyi göndereceğime eminim =)

Bundan yaklaşık 1 ay kadar önceydi yanılmıyorsam, Bobcats kampından bir EŞŞEK yarışması haberi gelmişti. Çaylak guard Gerald Henderson, Michael Jordan'ı yenmişti. O sırada videosunu bulamadığmı için öyle kuru kuru 1 satırlık haberi paylaşmamıştım. Bu vesileyle onu da yazmış olayım. Ayrıca Adsız'lar sağolsunlar yorumlarda paylaşmışlar, onu da koyuyorum:


Link

28 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Manu yine bir büyük maçta ne kadar büyük oyuncu olduğunu gösterdi. Saatim yüzünden anca son çeyreğini izleyebildim ve maç çoktan kopmuştu ancak Espn yorumcuları Manu’yu öve öve bitiremedi. Kendisinin 19’da 9’la 28 sayısı ve 7 asisti var. Daha da önemlisi, tüm takımı yönetmesine rağmen tek top kaybı yok. Onunla beraber Richard Jefferson da maçın geldiği konumda büyük pay sahibiymiş, 16 sayısı 11 ribaundu var. Benim izlediğim son çeyrekte maç bitmişti dediğim gibi ve Celtics uzun süre 60’lı sayılarda gezdi. Kendi evinde. Herhalde 5 pozisyon üst üste hücum ribaundu verdiler kaçırmadıysam, doğal olarak seyirciden büyük tepki bir tepki geldi. Picknroll’ları da hiç iyi savunamadılar son çeyrekte. Maçın önemli kısmını kaçırdım ama geldiği yerden ne şekilde olduğu anlaşılıyor; Celtics geçenlerde tekrar kazandı dediğimiz oynama isteğini bulamadı. Spurs savunmasını da hiç hafife almamak gerek tabii. Boston’ın 73 sayısı ve 14 asisti bu sezonki en düşük rakamlar.
Maçtan ek bilgi olarak Duncan yine 26 dakika oynadı ve son çeyrekte görev almadı. Son çeyrekte kenara gelip iki saniyeliğine sırtına tutan Ginobili’yi Popovich hemen soyunma odasına yolladı. Birini daha yollamıştı ama hatırlayamadım şimdi, sonuç olarak Spurs bu önemli deplasmandan güle oynaya kazanarak ayrıldı.

Zayıf Kings’e karşı evlerinde oynadıkları maç, Cleveland’ın beklediğinden daha çekişmeli geçmiş. Son çeyrekte bir ara skor eşit olsa da Lebron ve ekibi 90-97 skorla Sacramento’yu geçmesini bilmiş. Lebron James 22’de 13’le 34 sayı atıp üzerine 7 ribaund 8 asist ekleyerek bir kez daha yıldızlaşmış. Lebron’a bir numaralı yardım 21’de 11’le 26 sayı bulan Antawn Jamison’dan gelmiş. Playoff’lara kadar formunu koruması çok önemli. Ayrıca Cleveland bu maçla birlikte %50’nin altında kazanma yüzdesine sahip olan takımlara karşı 28. maçını kazanmış oldu. Ne kadar yırtıcı olduklarına bir gösterge olsa da Playoff zamanındaki maçlar aynı rahatlıkta geçmeyecektir.

Brandon Jennings, 29 sayı 7 ribaund 8 asist ve 4 top çalmayla yine etkileyici bir performansa imza atmış. Tabii geçenlerde de 35 sayı atıp ardından yine feci kötü maçlar çıkardığını bildiğimiz için ilerisi için çok fazla şey beklememek lazım. Bir de her ne kadar istatistikleri galibiyete katkıda bulunduğunu gösterse de bitime 12 saniye kaçırdığı serbest atış maçın uzatmaya gitmesine neden olmuş. Ancak karşı tarafta Conley’e çalınan faul de çok tartışmalı ve bana göre yanlış karar. John Salmons’ın da son çeyrek ve uzatmada iyi iş çıkarıp toplamda da 25 sayı 6 asist 6 ribaundla oynamasıyla Bucks evinde 103-108’lik skorla maçtan galip ayrılmış.

Peşlerindeki Chicago her ne kadar bir ara D-League kadrosuyla oynamak zorunda kalsa da Toronto hala 8. sırada bitirmek için büyük uğraş içinde. Zaten şu sıralar geçen seneden farklı oynadıklarını söylemek zor; hal böyle olunca Wade’in takımına boyun eğmeleri de şaşırtıcı olmadı. Girişten ezildikleri anlaşılmasın, özellikle Jack ve Beasley’nin katkılarıyla maça tutunmayı ve hatta son pozisyona dahi getirmeyi başarmışlar ancak ne kadar uğraşsalar da güçleri yetmemiş. Heat’in %53’le şut attığı maçta Wade 11/18’lik yüzdeyle 32 sayıya ulaşmış. Yanında 7 ribaund 6 asist 5 top çalma 3 blok ve tabii ki 6 top kaybı var.

Phoenix taraftarı takas olmadığı için şu anlık çok mutludur çünkü Amare gerçekten inanılmaz oynuyor. Wolves’a karşı da 19’da 11 ile 30 sayı atıp 17 ribaund çekmiş. Sezonun bir bölümünde ribaund almıyor diye eleştiriliyordu hatırlıyorsanız. Gerçi Minnesota 20 hücum ribaundu almış bu maçta ama nedeni aşağıda yazacak. Nash 14 sayı 11 asistle oynamış, son maçta kendisini bulan Barbosa’nın da 18 dakikada attığı 16 sayı birleşince Phoenix erken fark açıp zora soktuğu maçı 111-105 kazanmış.

Diğer performanslar kadar olmasa da 26 sayı 6 ribaund 4 asisti olan Andre Miller, 20 sayı 7 asistle oynayan Brandon Roy eşliğinde takımını OKC karşısında galibiyete taşımış. Durant onlara 29 sayı 13 ribaund 3 blokla karşı koysa da yeterli olamamış. Bu önemli galibiyetle birlikte iki takım takım da 6. sırayı paylaşmış oldu.

Boşa kürek çekenler:
Beno Udrih, Evans’ın kaçırdığı maçta tüm varlığını ortaya koymuş takımı için. Şut yüzdesi kötü de olsa (6/17) 18 sayı 15 asist ve 10 ribaund ile Cavaliers karşısında kariyerinin ilk triple-double’ına imza atmış. Özellikle son bir haftadır yenilseler de çok yüksek asist rakamlarına çıkıyor Udrih. Evans olmadığı için topla daha fazla oynama fırsatı bulması bunun temel nedeni diye düşünüyorum.

Kevin Love 31 dakikada 23 sayıyla oynamış ancak asıl hayvanlık, Phoenix’e karşı aldığı 22 ribaund. Bu nasıl ribaund fundamental’ıdır böyle. Daha önce de çok fazla ribaund aldığı maçlara şahit olduk ama 22 gerçekten onun cüssesine göre çok fazla, tebrik edilesi bir performans. 8 tanesinin hücumdan geldiğini de atlamayayım.

Memphis’in ilk 5 oyuncularının hepsi çift hanelere ulaşıp maçı uzatmaya kadar götürmüşler. En öne çıkan isim olan Randolph’un 31 sayı ve 6’sı hücumda 15 ribaund’u var. Ona 18 sayı 10 asistle Conley, 17 sayıyla Mayo, 20 sayıyla Gay ve 11 sayı 5 blokla Gasol yardımcı olmuş ancak skorun neredeyse hepsi bu beşliden gelince uzatmada yorulup kaybetmişler. Yine de çabalarını alkışlamak lazım bir kez daha.

Günün X-faktörü:
Carter’ın yine sakatlanıp iki dakika sahada kalabildiği maçta yerine giren Redick, Denver’ı adeta bitirdi. Arada çok iyi şut attığı maçlar oluyor, o yüzden 23 sayı hadi neyse de 8 asist? İzlerken mest oldum şahsen. Ayrıca 7 ribaundu da var, ikisi de kariyer rekoru. Carter'ın sakatlığıyle oyuna girdiğinden itibaren, hiç çıkmadı sahadan kendisi. Onun dışında Ryan Anderson da 5’te 4 üçlükle (ve toplamda 8’de 7) oynadı ve yine Magic'in maçı çevirmesindeki etkenlerden biriydi.
Maçta ek olarak Petro erken faul problemine girince Howard içeride rahatladı, tabii bunu da Howard kendisi sağladı. Bir iki tane güzel post hareketiyle rahat bitirdiği pozisyon var, yavaş yavaş geliştiriyor bunları da. Chris Andersen de kenardan oyuna enerji katamayıp bir iki saçma faul yapınca içeride Nene'den başkası kalmadı, zaten bloğunun bulunmamasından anlıyoruz kötü gününde olduğunu. Barnes Carmelo'yu iyi savunmasına rağmen 26 sayı atmasına engel olamadı ama çok iyi önünde kaldı ve potaya gitmesine engel oldu Melo'nun. Kısacası Redick önderliğinde Magic maçı kazandı. Geçen gün Raptors’ı güç bela yenen Denver’ın böyle bir mağlubiyetten sonra moraller bozulmuş olsa gerek.

Udonis Haslem’ı Toronto’da durdurabilen kimse olmamış, 11 şutunun 10’unda isabet bularak 23 sayıya ulaşmış Haslem. Bir önceki maçta da ribaundlara katkı yapmıştı, çekişmeli geçen bu maçın da Wade’den sonra en skorer ismi olmuş. Ayrıca Joel Anthony de ilk yarıda 13 sayı atarak kariyer rekoru kırmış.

Takımı baltalayanlar:
Miami'de oyuncuların pek çoğu iyi bir gün geçirirken, Beasley baltalamak için epey uğraşmış. Başarılı da olmuş ama ağacı düşürememiş, Miami'nin zor aldığı galibiyette 10'da 1'le oynamış. Faul ve top kaybı sayısının toplamı olan 6, attığı sayı ve aldığı ribaund sayısına eşit, düşünün.

Zaten sezon başından beri ne kadar zayıf olduklarının farkındayız ama bu kadarı da olmaz. Memphis’in yedeklerinden gelen skor sadece 6 sayı. Tamam hepsi kısa süre aldı ama 103 sayının 97’si ilk 5 oyuncularından geliyorsa o maçın kazanılması çok zor. Bu sahneyi sezon içinde bolca gördük, Memphis’in playoff yarışında geride kalmasının bir numaralı sebebi de yedeklerinin zayıf olması.


Bizimkiler:
Ersan 32 dakika sahada kaldığı maçta 7’de 3’le 8 sayı bulmuş 6 da ribaund almış. Çok iyi oynamasa da koçunun ona uzatmada görev verdiğini görmek sevindirici.

Hidayet bir önceki maçta hastalığı yüzünden forma giymemişti, bu maçta da kenarda forma giymesine rağmen oyuna girmemiş ve Triano’ya sorulduğunda kenarda aktif beklediğini ama onun (Triano’nun) isteğiyle sahaya girmediğini söylemiş. “Sağlıklı olmadığı için mi yoksa takıma bir mesaj mı göndermek istediniz” diye sorulduğunda ise “İkisi de” cevabı gelmiş. Durumlar pek iç açıcı değil yani.

Crawford'ın Rekoru


Link

Crawford, geçtiğimiz ay içerisinde Clippers'a karşı bir üçlük bulmuş ve Baron Davis de kendisine faul yapmıştı. Bu faulü sayıya çevirince, NBA'de en fazla 4 sayılık oyuna imza atan oyuncu ünvanını ele geçirdi Crawford 24 ile. Bundan önceki rekor 23 ile Reggie Miller'a aitti. Crawford daha sonra bu rekoru 26'ya kadar taşıdı. Kariyeri bitene kadar 30'un üzerine çıkar herhalde, sadece bu sezon 7 tane 4 sayılık oyun yaptı yanılmıyorsam.

Crawford'ın faullerin bazılarında kendinden birşeyler, hatta pek çok şeyler kattığını görüyoruz. Eski rekor sahibi Reggie Miller'dan çok şey öğrenmiş, o daha çok bacakları açmakla yetinirdi, onun üzerine bile koymuş diyebiliriz. Belki de Arif Erdem'den ders almıştır =) Gerçi zaten benim için çok şey ifade eden bir rekor değil ama güzel bir derleme yapmışlar, takdir edilesi. Kısa, pozisyonların tekrarlarını içermeyen video için de şuraya tık.

28 Mart 2010 Pazar

28 Mart Programı

28 Mart Pazar 22:00 / Sacramento Kings - Cleveland Cavaliers
28 Mart Pazar 22:00 / Memphis Grizzlies - Milwaukee Bucks
28 Mart Pazar 22:30 / Indiana Pacers - Atlanta Hawks
29 Mart Pazartesi 01:00 / Denver Nuggets - Orlando Magic
29 Mart Pazartesi 01:00 / Toronto Raptors - Miami Heat
29 Mart Pazartesi 01:00 / Chicago Bulls - Detroit Pistons
29 Mart Pazartesi 02:00 / Phoenix Suns - Minnesota Timberwolves
29 Mart Pazartesi 02:00 (NBA TV) / Portland Trail Blazers - Oklahoma City Thunder
29 Mart Pazartesi 03:00 / San Antonio Spurs - Boston Celtics
29 Mart Pazartesi 04:00 (NTV Spor Banttan) / Duke - Baylor
29 Mart Pazartesi 04:30 / Golden State Warriors - Los Angeles Clippers

Derbi günü pek detaya inmeyeceğim.

Nuggets-Magic, Blazers-Thunder veya Spurs-Celtics keşke erken saatte olsaymış. Kısacası üç tane sağlam maç var. Onların yanında Raptors-Heat'in önemi de çok büyük doğu playoff'ları için. Benim en merak ettiğim sonuç (hatta sonuç da değil, oyun) Spurs-Celtics maçından çıkacak olan... Sezona şampiyonluk adayı olarak başlayan ancak şu anda bu konuda 5 ve 6. sıralara kadar inen iki takım. The Garden'da oynandığı için Celtics avantajlı gözüküyor, gerçi bu sezon The Garden'da delicesine maç kaybettiklerini de hatırlatayım. Şöyle ki, eğer bugün de kaybederlerse, son iki sezonda evlerinde yenildikleri toplam maç sayısını geçmiş olacaklar bu sene...

Günün En İyileri - 25, 26 ve 27 Mart

25 Mart:

Link

Yine bir Perşembe, yine zayıf bir gün haliyle. Taylor'ın smacı fena değil ama Clippers uzunları şov yapıyorlar resmen. Marion'ın pasının zorluğu ve Nowitzki'nin topa dokunduğu an Haywood'a aktarması güzel. James Johnson da takip smacında az kalsın kafasını çembere çarpıyormuş. İstese dirseğini çembere sokarmış o derece. Beğeniyorum bu adamın oyun stilini çok.

26 Mart:

Link

Rondo'nun pas fake harika. Bu pas fake'lerini yemeyebiliyor uzunlar ama Rondo, May'i bir anda geçiyor bu hareket sayesinde. Nick Young "Chandler çok formsuz ve sakatlıklarla boğuşuyor ne de olsa" diye düşünmüş herhalde ama çok yanılmış. Dwight Howard'ın blok çok güzel gözüküyor ama takımının iyiliği için topu oyun alanının içinde tutması gerektiğini öğrenmeli bence artık. LeBron'un alley-oop'u daha güzel diğer smacından, üstelik çabuk bir paslaşmanın sonunda geliyor. Ancak daha güzel açıdan vermelilermiş Top 10'da bence. Iggy'ninki gibi topun biraz daha aşağıdan alındığı ve tek elle basılan takip smaçları ayrı bir etkileyici oluyor, diğer takip smaçlarına oranla.

27 Mart:

Link

Young'ın son saniyede attığı üçlük harika. CJ Miles artık dibi bile değil, içinde Young'ın resmen. Andre Miller ile Camby ikilisi Denver günlerini anmışlar. Paul-Okafor alley-oop'larını da andırıyor. Miller oralara girip, ardından geri çıkarak trailer'ın gelmesini bekliyor. Noah'ın, Lopez'in faulüne rağmen vurduğu smaç güzel. Boozer hiç de fena blokçu olmayan McGee'yi hiçe sayarak vurduğu smaç harika bence, ki Boozer öyle çok atlet başka uzunların üzerinden smaçlar vuran bir isim değil. Paul'ün topu arkasından geçirmesi, üstünde savunma oyuncuları varken Okafor'a verdiği pas harika. Yumuşak elleriyle bilinmeyen bir pivotun o şekilde turnikeyle pozisyonu bitirmesi de takdire şayan. Rose'un turnikesi olağanüstü. Havada gerçekten çok uzun kalıyor. Hatta şöyle ki, topu Lopez'den kaçırdıktan sonra çemberin altına giriyor biraz, topu yeniden geri çekip turnikeyi bırakacak zamanı oluyor havada.

27 Mart'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları
Bir gece OKC karşısında, ne savunmada ne de hücumda takımına katkı sağlamayan Gasol, özür niteliği taşıyan Houston maçında elinden geleni yaptı. Aslında maç tam istediği gibi bir maç oldu. Chuck Hayes’ den başka uzunu (artık ona da nasıl uzun diyorsak) olmayan Rockets karşısında, hem fiziği hem de ayak çabukluğuyla Scola ve Hayes’e üstünlük sağladı maç boyunca. Savunma da hücumdaki kadar olmasa da önemli işler yaptı. 4 tane bloğu zaten maça kendini verince ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. İşin sayısal kısmına gelecek olursak, 17’de 11 ile 30 sayı buldu yıldız oyuncu. 8 ribaund ve 2 de asisti var. Bynum’un eksikliğini hiç aratmadı diyebilirim rahatlıkla. Aynı şekilde Kobe, dünkü felaket maçtan sonra bugün özellikle asist ve ribaund katkısıyla takımını Gasol’le galibiyete taşıyan en önemli etkenlerden biri oldu; ama 10 ribaundu ve 9 asistinin yanında 5 top kaybı var. Triple double’ı bir asistle kaçırdığı bu geceki performansında bu top kayıplarını azıcık kenara itebiliriz bence. Bir gece önceki felaket performansını bir nebze unutturdu böylelikle. Toplamda ise 14’ te 7 ile 17 sayı buldu; fakat takımının onun ekstra skor katkısına ihtiyacı da pek yoktu. Fisher ve Farmar’ dan ekstra sayılar gelince, galibiyet için fazla zorlamasına gerek kalmadı zaten.

Portland’da Brandon Roy, iki gece önceki toplamda 7 şut kullanıp, amiyane tabirle dinlendiği Mavs maçından sonra, dün gece coşmuş ve New Orleans’a tokadı vurmuş resmen. 14’te 12 gibi süper bir yüzdeyle 28 sayı bulmuş yıldız oyuncu, yanındaki 7 asistiyle de performansını süslemiş. Yalnız özetlerden izlediğim kadarıyla 5-6 şutu çok zor şutmuş. Onları bile çemberden geçirmeyi başarmış. Zaten direk karşı takımın motivasyonu dağılıyor, zor şutlar sayıya dönünce. Lamarcus Aldridge de iki gece önceki Dallas resitalini devam ettirmiş. 24 syı ve 5 ribaundu ile Roy’a ortak olmuş. İkilinin katkılarıyla 112-101 mağlup etmiş Blazers, Hornets’ı.

Şu anda 15 maçlık mağlubiyet serisiyle yola çıkan ve takım rekorunu geliştiren Washington, Jazz karşısında yokları oynamış. Karşılaşmada Boozer,D-Will ve Memo’nun performansları başrolü paylaşmış. Boozer 12’de 10’ la 22 sayı, 10 ribaund ve 1 blokla mücadele etmiş. 6 top kaybı da var; ama karşınızdaki takım Washington olunca isterseniz toplamda 30-35 top kaybı yapın, yine de o maçı kazanma ihtimaliniz çok yüksek olduğu için Boozer’ın 6 top kaybı da neticeye hiç etki etmemiş. İkinci yarıda 8/8 le atmış bu arada deneyimli oyuncu. Deron Williams ise 7/11’ le 20 sayı, 12 asist,5 ribaund ve 1 top çalma ile Vertizon Center’dan bedava galibiyet biletini kesmiş. Utah 103 -87’ lik sonuçla galip ayrılmış karşılaşmadan. Memo’nun katkılarından ise aşağıda bahsetmeye çalıştım zaten.

Boşa Kürek Çekenler
Darren Collison takımının Portland’a kaybettiği karşılaşmada, toplamda 22 sayı, 5 asist ve 1 ribaundla oynamış. En önemlisi 10 şutunda da isabet bulmuş, o yetmemiş iki serbest atışını da sokmuş; ama yine de kurtaramamış takımını mağlubiyetten. Bu noktada benim aklıma iki soru geliyor:
1-Chris Paul playoff iddiası kalmamış takımında, dakika alarak neden Collison’ı kenarda beklemeye mahkum bırakıyor? Zaten oynamasının bir anlamı yok bu sezon için.
2- Paul neden 10 maç için kendi sağlığını tehlikeye atıyor? Olası bir sakatlık durumunda Dünya Şampyonası’nı tehlikeye atabilir.( Burada biraz açgözlülük yapalım) Birilerine bir şey ispatlamak zorunda da değil zaten. Takımı onun yokluğunda playofflara kalamadı, en büyük ispat bu bence.

Scola, Lakers’ a boyun eğdikleri maçta 12/16 isabetle 28 sayı yollamış Lakers potasına. 10 ribaund toplamış, 5 de asist yapmış. Elinden geleni yapıyor Arjantinli oyuncu, Yao Ming’in yokluğunda. 4,5 numara oynuyor şu anlık. Ribaund alıyor, asist yapıyor. Daha ne yapsın bir oyuncu takımı için. Ayakta alkışlanmayı hak ediyor doğrusu; ama şu anda Brooks’la beraber takımdaki iki tabanca olunca zor maçlarda galibiyet için güçleri yetmiyor ikilinin.

Günün X Faktörü
Rodrigue Beaubois, iyiyden iyiye ısınmış: 22’ de 15’le 40 sayı. Gözlerim yuvalarınadn fırladı ilk gördüğümde resmen; ama beni en çok etkileyen 11’de 9 üçlük performansı. Burada da bitmiyor 8 ribaund, 3 asist ve 3 blok. Fransa için yeni bir süper yıldız daha yetişiyor heralde. İmrendim doğrusu. Mükemmel bir performans, daha fazla ne denir bilmiyorum. Herşey ortada resmen. Aslında maç erkenden koptuğu için 40 sayısı yeteri kadar ilgi çekmemeli ama ilk çeyrekte skor yakınken oyuna girdiğini ve Dallas'ın farkı açmasını sağladını ve sonra da maçın tamamen kopmasında payı olduğunu söylemeliyim. Maçı izlemediğime bin pişman etti beni. Şu sıralar Golden State’i boykot ettiğimden, tek suçluyu Warriors görüyorum maçı izlememem konusunda. Umarım hep böyle devam eder de, yeni bir uluslararası yıldız kazanırız.

Jannero Pargo, bu sezon lige döndüğünden beri en iyi maçını çıkarmış Nets karşısında. Nets deyince büyü bozuluyor; ama olsun. 19’da 10 la 27 sayı bulmuş, 5 asist ve de 4 ribaundla şenlendirmiş United Center’ı.

Takımını Baltalayanlar
Stephen Curry için tam olarak baltacı da diyemem; ama beni biraz hayal kırıklığına uğrattı dün gece. 16’da 6 ile atmış ve de 7 top kaybı yapmış. 7 top kaybı gerçekten fazla olmuş onun için. Hani Warriors kazansa görmezden gelinebilir belki; fakat maçı da kaybettiler. 7 ribaundu ve de 6 asistine rağmen bu bölümü hak etti Curry. Warriors içinde izlenmesi zevk veren birkaç oyuncudan beri. Yakışmamış bu performans.

Bizimkiler
Mehmet, eski form grafiğini yakaladı şu an için. All-Star seçildiği dönemdeki gibi oynuyor hatta şu aralar. Her maçında bir double-double’a imza atıyor. Maçı getiren oyuncu oluyor sürekli. Dün gece de Wizards karşısında takımının en skoreri olmuş Boozer’la. 14’te 9 la 22 sayı bulmuş ve(2/2 üçlük), 11 ribaund toplamış. Sonunda istikrarı yakaladı şu an için. Utah şu anda fikstür avantajı ile de batı ikinciliği için en büyük adaylardan biri. Son yıllarda bozulan takım kimyası geri geldi. Playofflarda dağılmazlarsa, sonunda batı için de(son iki sezon Lakers hegemonyası var malum) renkli seriler bizleri bekliyor gibi.

Arenas Seneye Wizards'da Kalıyor

Arenas'ın cezasını yazdığımda, Grunfeld'in bu sezon içinde "Arenas'a ikinci şans vereceğiz" açıklamalarını hatırlatmıştım. O nedenle Arenas'ın kontratını iptal etmeyeceklerini düşünüyordum. Cezadan sonra Grunfeld bir kez daha çıktı ve Arenas'ın gelecek sezon Wizards forması giyeceğini, kontratını iptal etmeyeceklerini duyurdu. Elbette bunun garantisi yok ama bu kadar ısrarlı açıklamaların ardından Arenas'ı kapı dışarı etmeye çalışmaları abuk olur.

Grunfeld'in bunları söylemesine rağmen ortada hala ufak soru işaretleri var. Çünkü bu sezon el değiştiren Bobcats'in ardından Washington Wizards'ın da satışının yakında tamamlanması bekleniyor. Yeni kulüp sahibinin Grunfeld'in işine son verip vermeyeceği haliyle şu anda belli değil. Ama ben Grunfeld'in özellikle bu sezon yaptığı temizlik operasyonuyla başarılı işlere imza attığını düşünüyorum.

Deniz ve West Virginia Final Four'da

Şurada değinmiştim, maçın ilk yarısında West Virginia hiç iki sayılık saha içi isabeti bulamamasına rağmen, 28-26 önde kapamıştı devreyi. Fark tam açılmaya yüz tutmuşken, Butler çıkıp 4 tane üst üste üçlük atarak liderliği almalarını sağlamıştı ve deli gibi şut atıyordu West Virgina. Kentucky ise hücum edemiyordu istediği gibi.

İkinci yarıda West Virginia'nın ve Butler'ın (ikinci yarıda saha içi isabeti yok) şut performansı doğal olarak düşerken, Mazzulla ve Ebanks başta olmak üzere dış oyuncular daha çok içeri penetre ederek oynamaya başladılar. Defansta ise Patterson ve Cousins'e karşı içeride kalabalık olmayı, devamlı yardım getirmeyi tercih ettiler. Buna karşılık vermesi gereken Kentucky bir türlü üçlük isabeti bulamayınca (son 3 dakikaya kadar 0/20'lerde yanılmıyorsam) savunmayı açamadı. Ta ki maçın bitimine 3.5 dakika kalana kadar, üçlük isabetleri yoktu. O zaman da iş işten çoktan geçmişti. Dış oyuncular şutlarının girmediğini görüp içeriyi zorlasalar, çok daha değişik bir maç izleyebilirdik. Gerçi Wall birkaç kez denedi ama bunların çoğunda başarılı olamadı. İkinci kez izlediğim Wall bana Rose'u anımsattı ama NBA için çok da hazır gibi gözükmedi açıkçası, en azından bu maçta durum böyleydi. Tempo arttığı zaman farkını hissettirirken, set hücumlarında Wall'un varlığı ile yokluğu pek belli değildi, hatta pek çok top kaybı yaptı penetre etmeye çalışırken çembere doğru. Şutu da iyi olmadığı için takımının West Virgina defansını açmasına yardımcı olamadı.

Maçın ilk yarısında oyuna girip 1 dakikada 2 faul alan ve çıkan Deniz Kılıçlı, bir daha forma şansı bulamadı. Final Four'daki rakipleri bu gece belli olacak. Duke veya Baylor'dan biri gelecek karşılarına. O maç da haftaya Cumartesi günü oynanacak.

İlginç Bir Rekor Olabilir mi?

Kentucky - West Virgina maçını izliyorum. İlk yarı bitti ve Deniz'in takımı 28-26 önde. İlginç rekor bu değil tabii ki. West Virgina'nın 2 sayılık bir saha içi isabeti bile yok koca bir yarıda. NBA'de veya NCAA'de böyle birşey olmuş mudur acaba? NBA'de gerçekleşmiş olduğunu hiç zannetmiyorum.

West Virginia içeriden sayı üretemeyince zorunlu olarak üçlüklere döndü ve şutlar girdikçe, kendilerine güven geldi. Özellikle de takımın en önemli skoreri Butler kendinden geçti diyebilirim. Biri basket faul olmak üzere 4 tane üçlük buldu üst üste. Ama takım halinde iyice üçlüğe döndüler. İçeriden kesinlikle sayı üretemiyorlar. İkinci yarıda Kentucky birkaç dış isabetle içeride Cousins ve Patterson'ı rahatlatabilirse veya Wall başta olmak üzere daha çok penetre etmeye başlarlarsa, maçı kazanmak için çok büyük avantaj elde ederler.

Deniz takımının içeriden sayı üretmesi için oyuna alındı ancak bir ucuz sayılacak hücum faul, bir de defansta penetre eden Wall'a yardıma gelirken faul yaparak kenara gelmek zorunda kaldı 2 faulle. 1 veya 2 dakika oyunda kalabildi.

27 Mart Programı

28 Mart Pazar 01:00 (NBA TV) / Utah Jazz - Washington Wizards
28 Mart Pazar 02:00 / New Jersey Nets - Chicago Bulls
28 Mart Pazar 02:00 / Portland Trail Blazers - New Orleans Hornets
28 Mart Pazar 02:30 (NTV Spor) / Los Angeles Lakers - Houston Rockets
28 Mart Pazar 05:30 / Dallas Mavericks - Golden State Warriors

Mavs - Warriors maçı esasında Lakers maçından 2 saat sonra başlıyor ama 04:30'da ama saatler, 1 saat ileri alınacak o nedenle 05:30'da.

Nets biraz rahatlamış olabilir 9. galibiyeti alınca, Bulls'un da şiddetle galibiyete ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Ancak sakatlıklarla boğuşmaya devam ediyorlar, şimdi de James Johnson oynamayabilirmiş bu gece. Bu sezonun en kötü takımı, motivasyonunu birazcık kaybetmiş olsa da 10. galibiyet alıp tarih kitaplarında adının hiç geçmemesini sağlamak istiyor. Bulls'da Noah'ın verimli bir 20 dakika verememesi halinde, deplasmanda bile olsalar zorlayabilirler rakiplerini.

Daha dün Thunder'a karşı çok ağır bir mağlubiyet alan Lakers, üç maçtır kaybeden Rockets'a konuk oluyor. Hangi takımın çıkışa geçeceğini öngörmek kolay olmaz bu tür durumlarda normalde. Kadro avantajı halen Lakers'da ama dediğim gibi daha dün maç yaptılar deplasmanda. Yine de Kevin Martin'den yoksun Rockets'ı yenmeleri gerekiyor. Gasol ve tabii ki özellikle Kobe'nin dibe vurduktan sonra bugün farklı oynamalarını bekliyorum. Benim bugüne kadar izlediğim en kötü Kobe bile olabilir dünkü Thunder maçındaki. Zaten günün notlarında baya değinmiştim buna.