BIY AD

16 Nisan 2010 Cuma

Lanet ki Ne Lanet (Roy Ameliyat Oldu)

Bundan yaklaşık 1 hafta önce Lakers maçında dizinden sakatlanan Brandon Roy'a menisküs yırtığı teşhisi konulmuştu. Daha sonra oynayabilecek durumda olursa, oynamayı ve ameliyatı ertelemeyi tercih edeceğini söylemişti. Ancak dün gece çıkan habere göre bugün ameliyat olmasına karar vermiş Blazers yönetimiyle birlikte. Playofflar'ın ilk turunu kaçıracağı kesin ama ikinci turda dönebilirmiş. Ama ben menisküs ameliyatından tam 2 hafta sonra bir maça çıkma ihtimalini son derece düşük görüyorum, hatta herhalde imkansız gibi birşey olsa gerek. Zaten bugün ameliyattan sonra iyileşme sürecini açıklayacaktır doktorlar. En basit diz ameliyatı bile 15 günlük bir süre gerektirirken Roy'un ikinci tura dönmesi beni çok şaşırtır ama. Gerçi neyin üstüne kafa yoruyorsam... Suns saha avantajına da sahipken Blazers'ın ikinci tur şansı son derece düşük gözüküyor. Kısacası Roy'a ve Blazers'a büyük geçmiş olsun..

Ufak bir hatırlatma yapayım. Portland Trail Blazers'ın bu sezon başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir herhalde. Oden ve Billa'nın sakatlıklarını bilmeyen yoktur zaten ama daha geniş bir listeye ve benim özürüme şuradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca o listeye ek olarak yanılmıyorsam Blazers'ın yardımcı antrenörü Maurice Lucas'a da kanser teşhisi kondu. Şimdi de Roy'un sakatlığı ve muhtemelen sezonu kapaması... Bu konuda da suçlu ben olabilirim. Çünkü bundan 2 hafta kadar önce 7 numaralı Blazers yani Roy forması aldım. Yukarıda da kanıtını koyuyorum. Gerçekten Blazers'ın sezonunu çöpe mi attım? Belki de...

Enes Kanter 29 Nisan'ı Bekliyor

Bundan 5 ay önce blog'da Enes Kanter'in NCAA'de hiç ceza almama ihtimalinin olduğunu, NCAA'in yeni bir yönetmeliği değerlendirmeye alacağını yazmıştım. Değerlendirilecek yeni kuralı kısaca özetlemek gerekirse: Profesyonel takımlarda para almadan maça çıkan gençler, bunu kanıtlamaları halinde NCAA'de ceza almadan forma giyebilecekler. Şu an geçerli olan kurallara göre profesyonel takımda forma giyen öğrenciler, kaç maça çıktılarsa NCAA'de de yaklaşık olarak o kadar maç ceza alıyorlardı.

İşte bu haberi Kasım ayında verdiğim zaman, yeni kuralın Ocak ayında görüşüleceği yazılıp çiziliyordu. Ancak gördüğünüz gibi böyle bir gelişme olmadı. Bu ayın yani Nisan'ın sonunda NCAA yönetimi değerlendirmeye alacakmış bu yönetmeliği. Enes de iple çekiyordur bunu. İnşallah yeni kural geçerli olur da, Enes ceza almaz gelecek sezonun başından itibaren izleyebiliriz yıldız oyuncumuzu. Hem belki lobisinin çok güçlü olduğu söylenen Kentucky ve Calipari'nin de bu kuralın çıkmasında bir katkısı olur kim bilir?

Doğu İlk Turu: Bulls - Cavaliers Değerlendirmesi

Önce Cumartesi başlayan eşleşmeleri ele almak lazım. Pazar başlayanları yazmak için ekstra bir günüm daha olacak. Hafta içi yorgunluğu sebebiyle, içlerinden en kolay gözüken eşleşmeyle başlamak istiyorum: Bulls - Cavaliers.

Neresinden başlasam? İki tarafı teraziye koyduğunuzda, Cavs ağır geliyor. Hem de kelimenin gerçek anlamıyla... Shaq ile onu savunacak Noah arasında yaklaşık 50 kilo fark var. Bu fark Noah'ın toplam kilosunun yarısı kadar. Ama Shaq'ın döndüğü anda ilk 5'e yerleşip 30 civarı dakika almasını beklemiyorum. Hickson - Varejao ikilisinden biri, muhtemelen de Hickson ilk 5'te olacaktır. Shaq'in biraz paslanmış olma ihtimalinin yanı sıra, onsuz uzun süredir çabuk bir şekilde oynamaya alışan takımın da afallamaması için minik dev kenardan dahil edilmeli oyuna. Peki niye Shaq'tan bahsettim yukarıda? 50 kilo farktan bahsetmeye değerdi, ayrıca 1-2 maçlık alışma döneminden sonra onu Bulls pota altını dağıtırken görebiliriz...

LeBron James faktörüne değinmenin bir anlamı var mı açıkçası bilmiyorum? Onunla ilgili her bir tuşa bastığımda boşa enerji harcıyormuşum gibi geliyor. Fiziksel yeteneklerinin (boyu, kulaç boyu ve atletikliği) sağladığı inanılmaz yüksek defansif potansiyele benim gözümde ulaşamayan Deng'e geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum şimdiden. LeBron ile olan eşleşmelerinde aslında onun önünde kalmayı biraz başarıyor diyebiliriz. Ama NBA'de pek çok kısa forvete fiziksel üstünlük kurmakta sıkıntı çekmeyen Deng, LeBron karşısında küçük çocuk gibi kalıyor. Çembere kadar penetre ettikten sonra gücünü kullanarak zıplayıp Deng'i bozup, rahat turnikeler ve smaçlar bulduğunu yazmışım aklımın bir köşesine. Direk o pozisyonlar canlandı gözümde. Bana göre tek sıkıntı olabilir: LeBron'un son 4 maçta dinlenme kararı almasının etkileri görülebilir. En azından son maçta 15-20 dakika oynayıp, kendisini maç temposuna, havasına ısındırabilirdi LeBron diye düşünüyorum. Ama böyle bir ritm bozukluğu olsa bile serinin gidişatını etkileyecek kadar uzun süreceğine inanmıyorum.

Rose - Mo Will eşleşmesi hariç her pozisyonda Cavs'in üstünlüğü olduğunu görüyoruz. Rose çabukluğu ve yaratıcılığı ile Mo'ya hücumda üstünlük kuracaktır ama harika yardıma gelen ve rotasyon yapan Cavs defansını es geçmeyelim. Yani çıkıp bir maçı tek başına almasını beklemiyorum Rose'un, her ne kadar sevsem ve beğensem de kendisini. Geçtiğimiz seneki (Garnett'siz) Celtics ile şu anki Cavs arasında büyük fark olduğunu düşünüyorum. Belki çok formda olduğu bir maçı Bulls'un koparmasını sağlayabilir ama onu da sanmıyorum. Bütün bunların yanında Rose'un işin savunma tarafında devamlı perdelerden çıkmaya çalışan bir Mowill'i kovalayacağını da söyleyelim.

Cavs, Doğu'daki nadir ağır ayaklı 4 numaraya sahip takımlardan biriyle karşılaşıyor. Yani Jamison - Taj Gibson eşleşmesine geldik. Gerçi başka uzun forvetlerle karşılaştırınca, Gibson için tam anlamıyla ağır ayaklı demek biraz haksızlık olabilir ama savunmada üçlük çizgisine çıkmayı sevdiğini söyleyemeyiz. Buna ek olarak Gibson'ın ham ve skor potansiyelinin düşük olduğunu biliyoruz. Tabii Jamison'a karşı gücünü kullanarak da bir üstünlük kurmasını bekleyemeyiz, nitekim bu tarzda, fiziksel bir oyuncu da değil. Cavs hücumunda ise çaylak Gibson'ın Jamison'ı arada sırada kaybedeceğini, Jamison'ın içeriden ve dışarıdan rahat atışlar bulacağını ön görebiliriz.

Hinrich ile Anthony Parker'ı karşılaştırdığımızda aslında ikilinin birbirlerine oldukça yakın olduğunu söyleyebiliriz. Burada Parker'ın cüssesi biraz daha ağır basacak gibi duruyor, belki alacağı birkaç hücum ribaundu 1-2 maçın gidişatını etkileyebilir.

Bench'lere baktığımızda da sadece sayıyorum. Delonte West, Hickson, Moon, Ilgauskas, Powe ve Varejao'ya Bulls'un cevabı şu şekilde: Miller, Murray ve biraz Warrick. Parmaklarımı yorduğuma değmez. Ama şunu söyleyebilirim, Bulls'da Noah'ın içine sığmayan, bütün takıma yayılan enerjisi varsa, Cavs'de de Varejao aynı özelliklere sahip...

Koçlar konusunda Mike Brown'a şampiyonluk yolunda %100 güvenmesem de, karşısında Del Negro olduğunu unutmayalım. Ayrıca Bulls takımının bugün yaptığı "Olay geride kaldı, playofflar'a konsantre olduk" basın bildirisine rağmen Del Negro'nun, genel menajer Paxson ile olan kapışmasının da bir huzursuzluk yarattığına değinelim.

Sonuç olarak tahminim: 4-0 Cavaliers.

Yukarıda Shaq ve LeBron ile ilgili yazdığım negatif noktalar gerçekleşirse, Noah-Rose ikilisi ile United Center'ı dolduracak seyircinin çabaları Bulls'a getirirse bir galibiyet getirir diye düşünüyorum. Aslında 4-1 yazmıştım ama tam yayınlamadan önce 4-0'a çevirdim. Geçen sene Cavs 4-1 alır diye düşünmüştüm Hawks'a karşı da mesela, fena yapmışlardı Hawks'u. Şimdi hem Cavs daha güçlü, hem Bulls geçen seneki Hawks'dan daha zayıf bir ekip...

15 Nisan 2010 Perşembe

Günün En İyileri - 13 ve 14 Nisan

13 Nisan:

Link

Devean George'un iki çeyrekte birden buzzer beater atması takdir edilesi. Hele ilki inanılmaz zor bir pozisyondu. Rose'un ters smacı da güzel ama bu açık alandaki smaçlar çok özel olmadıkça beni etkilemiyor.

14 Nisan:

Link

Blazers'ın alley-oop'la biten hızlı hücumu muhteşem. Rose'un crossover'ları çok bir işe yaramış gibi gözükmüyor, sadece şov olmuş sanki. Çaylak Teague'in asisti gayet güzel. 15 asist ile hafiften bir Sessions havası yarattı sezon sonunda. Blake-Outlaw işbirliği çok güzel ve Outlaw oldukça zor bir smaç vuruyor, sol elle... Koufos'a ve Joe Smith'e de geçmiş olsun dileklerimi yolluyorum buradan. İkisi de gerçekten inandılar mı acaba blok koyabileceklerine?

4'ünde Neyse, 22'sinde de O

Aslında özel bir an için saklıyordum, madem sezonun son gününde 48 dakika sahada kalarak, 42 sayı attı ve kariyer rekorunu kırdı, koyuyorum ben de blog'a. Bir insan bu kadar mı değişmez ya?

Zannedersem 1992 All-Star'ı olsa gerek. 1-2 ay kadar önce bir maçta gösterdiklerinde maçı sunanlar söylememişlerdi sanırım hangi maç olduğunu, tam hatırlamıyorum. Ama Stephen'ın yaklaşık yaşını, farklı takımlara ait formaları, Nelson'ın 92'de Batı All-Star takımını yönetmesini birleştirince, bu çıkıyor ortaya.

Bu arada asıl olayı yazmamışım ya şaka gibi, gerçi tahmin etmiştir çoğunluk. Stephen Curry kimin kucağında oturuyor? Babası Dell Curry'nin...

2010 Sayı Kralı - Durant

Pek fazla yorumlanacak tarafı yok. Durant, uzun süredir 0.1 civarı farklarla kapıştığı LeBron James'i geride bırakarak 30.2 ile, sayı krallığına ulaştı bu sezon. Bu başarıyı elde eden en genç oyuncu oldu. Durant'i ne kadar sempatik bulduğumu ve sevdiğimi, blog'u takip edenler zaten biliyor. Hastasıyız. Tebrik ediyorum. Zira yazın, bugünler için çok çalıştı:





14 Nisan'dan Notlar

Çoğu maç önemsiz olduğu için pek kapsamlı yazmadım. Bir de playoff eşleşmelerine şuradan bakabilirsiniz.

Günün hayvan performansları:
Roy, Aldridge, Camby’nin oynamadığı, Miller’ın da 9 dakika sonrasında kenara geldiği maçta Golden State oyuncuları şov yapmış. Stephen Curry 42 sayılık müthiş oyunuyla kariyer rekoru kırarken 8 asist 9 ribaundla da triple-double’a epey yaklaşmış. Tamam Golden State ve sezonun son maçı ama bir çaylaktan 40-10-10 gelmesi çok etkileyici olmaz mıydı? Ayrıca Ellis’ten de 24’te 14’le 34 sayı 4 ribaund 3 asist gelmiş. 4 Golden State oyuncusu 48 dakika görev alırken kenardan gelen Devean George 42 dakika süre almış. Yani 7 saniye, 9 saniye ve 5 buçuk dakika gibi süreleri saymazsak pivotsuz 5 kişi yenmişler eksik Blazers’ı. Tabii Portland’ı suçlamıyorum çünkü maçın saati geç olduğu için playoff konumları belli olmuştu. Bu arada maçta şöyle ilginç bir olay gerçekleşmiş. Gençler de en eğlenceli maçları olduğunu, video kaydını istediklerini söylemişler Nellie amcalarına.

Dün gece Bulls’un bırakmayacağını söylemiştim, beni haksız çıkarmayıp Bobcats’e karşı maçı 98-89 kazanmışlar. İlk yarının bir bölümünde farkı çok daha fazla açmışlardı ancak Bobcats biraz daha iyi hücum ederek az da olsa yaklaşmayı başarmış. Chicago’da takımlarını taşıyan isimler 19’da 10’la 27 sayı atan Rose ve 21 say atıp 13 ribaund alan Noah. Böylece Playoffların 8. sırasına adlarını yazdırdılar tebrikler buradan.

David West, gecenin en güçlü performanslarından birini sergilemiş Houston Rockets karşısında. 20 şutundan sadece 4’ünü kaçırarak 35 sayı 10 ribaundla oynamış. Onun yanında Hornet çaylaklarından Collison 26 sayı 11 asist, Thornton da 20 sayı 6 asistle oynamış. Houston’da pek savunmanın lafı geçmemiş bu gece; Hornets’in neredeyse %64’le şut atmasına izin vermişler. Ariza ve Kevin Martin çabalasa da savunma yapmayınca kısıtlı bir hücum takımı olarak gayretleri yetmemiş ve 123-115 yenilmişler.

Diğer çoğu maç gibi kazancı ve kaybı olmayan iki takım arasında geçse de Clippers’ın inatla derbi havasıyla baktığını biliyoruz. Bu yüzden sezonun son maçına iyice asılmışlar. 12’de 8’le 23 sayı, 11 asist ve 10 ribaundla ilk triple-double’ına imza atan Steve Blake’in önderliğinde 91-107 kazanmışlar Staples Center’daki karşılaşmayı. Davis’in oynadığını da unutmamak gerek. Lakers da aslında yatmış diyemeyiz; Gasol’den 18 sayı 17 ribaund, Odom’dan 21 sayı ve Brown’dan 18 sayılık yeterli diyebileceğimiz performanslar gelse de takımın diğer üyeleri felaket ötesi şut atmış. Box score’un her yerinde 1/4, 3/7, 2/8’ler geziniyor. Tabii playoffta istedikleri rakiple karşılaşacakları için morallerinin pek bozulduğunu sanmıyorum.

8.’lik dışında bir yerde bitirme ihtimalleri olmasa da tam kadro sahaya çıkan Thunder, Memphis’i evinde 105-114 mağlup etmiş. Durant maçta 18’de 12’yle 31 sayı atmış, yanında 7 ribaund çekip 4 de asist vermiş. Gelmiş geçmiş en genç sayı kralına buradan tekrar tebrikler.

Boşa kürek çekenler:
Chicago maçındaki formsuzluğuyla hayal kırıklığı yaratan Rondo, Bucks karşısında 21 sayı 15 asistle oynayarak hiç olmazsa sezonu iyi kapatmayı başarmış. Tabii kazancı veya kaybı olmayan Celtics’in üç büyükleri oynamayınca zayıf kadrolarıyla Bucks’a 106-95 yenilmişler.

Dejuan Blair, 21’de 12’yle 27 sayı atıp 23 ribaund çekerek bir canavar double-double daha yapmış Mavericks’e karşı. Ancak Popovich sıralamayı pek önemsemiyor olsa gerek, Duncan ve Manu’yu dinlendirmiş ve kenardan Parker ve Temple’ın katkıları yetmeyince Mavericks’e 89-96 kaybetmişler. Unutmadan Hill’in de sakatlandığını söyleyeyim. Playofflarda bu iki takım arasında zevkli bir seri bekliyorum.

Amaçsız iki takımın maçını izleyenler bir miktar mücadeleye tanık olmuş. Hibbert’ın 16’da 10’la 29 sayı atıp kariyer rekoru kırdığı gecede Blatche’de 29’la cevap vermiş. Bitime 1:30 saniye kala Cedric Jackson’ın üçlüğüyle Washington 97-98 öne geçmiş ancak o dakikadan sonra maçta başka basket olmayınca karşılaşma böyle sonuçlanmış.

Günün X-faktörü:
İki takımın da bu saatten sonra hiçbir kazancı olmadıkları için yıldızlarını oturttukları maça 48 dakika sahada kalan Atlanta çaylağı Jeff Teague damga vurmuş. 19’da 11’le 24 sayı atmasının yanına 15 asist 5 ribaund eklemiş, kariyer rekorları olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Cleveland’ın Lebron’a ne kadar bağlı olduğunu biliyoruz ama şu Atlanta kadrosuna da 83-99 yenilecekleri aklıma gelmezdi.

Bizimkiler:
Kenardan yalnızca 18 dakika süre alan Ersan 7’de 5’le kısa sürede takımına yeterli katkıyı sağlamayı başarmış. Bucks’ın en skorerleri de kenardan gelip 17’şer sayı atan Ridnour ve Stackhouse olmuş, Celtics’te Rondo hariç uğraşan oyuncu olmayınca maçı kazanmışlar. 5. olmak için hala bir umutları vardı ancak Miami Nets’e yenilmeyince sezonu 6. bitirdiler ve Atlanta’yla karşılaşacaklar.

Hidayet bari sezonun son maçında iyi oynamasını isterdim ancak faul problemi yüzünden hiç oynayamamış neredeyse. Benim takip edebildiğim süre içerisinde ilk yarıda 3 faulü olduğu için oturuyordu. İkinci yarıda da girebilirken baya kenarda oturdu aslında. Bir süre ara verip son çeyrekte baktığımda yine 5 faulle kenarda gördüm kendisini, çabuk iki faul almış olmalı. Sezonu 1/1’le 5 sayı 3 asistle kapattı Hido. Takımı Raptors Knicks’i yense de Bulls galibiyet alınca playofflara gitmeye hak kazanamadılar.

Mehmet Okur, Boozer’ın yokluğunda maçın maçın ilk yarısında coşarak uzun süre takımının en iyisi olarak kalmış. Tabii 3. çeyrekte sadece 3 sayısı var, son çeyrekte hiç yok. 14’te 9 isabetle 21 sayı atıp 11 ribaund toplamış. Deron Williams 24 sayıyla takımının lideri ama iyi bir maç çıkarmamış; sadece 6 asisti var ve 17’de 5 şut isabeti de hiç iyi değil. Suns’ın fena savunma yapmadığını söylemeliyim ancak Utah da felaket hücum etmiş. %37.5’la şut atmalarının yanında tam 19 top kaybı yapmışlar ki asist sayısından 2 fazla. Suns da zaten pek zorlanmadan 100-86 galibiyeti çıkarmış bu deplasmandan.

Hayalet Bench ile Zarar Veren Galibiyet


Link

Dün gece Warriors, maça çıkmak için gereken minimum oyuncu sayısıyla yani 8 oyuncuyla çıkmış dün geceki Blazers maçına. Morrow ve Turiaf sakat olmalarına rağmen, 8'e ulaşabilmek için bench'te yer almışlar. Maç içinde Chris Hunter da sakatlanmış. Bunun üzerine Devean George 6. faulünü yapınca, hakemler Hunter'ın oyuna girmesinde ısrar etmiş. Nelson ise hakemleri uzun süre Hunter'ın sakat olduğuna ikna etmeye çalışsa da, başaarmamış ve Devean George'un 6 faul ile oyunda kalmasını (teknik faul karşılığında) sağlyamamış. Kural gereği eğer bir takım oyun alanında 4 kişi kalacaksa ve kenarda sağlam oyuncusu yoksa, 6. faulünü yapan bir oyuncu otomatikman oyunda kalıyor. Son yaptığı ve ondan sonra yaptığı her faul de teknik faul olarak cezalandırılıyor.

Bunun üzerine Hunter girip birkaç dakika oynadıktan sonra daha fazla devam edememiş. Ardından hakemler "Kadroda 2 oyuncun daha var onları oynat" demişler Nelson'a. Nelson da Morrow ile Turiaf'ı 1'er pozisyonluğuna oyuna sokmuş ve "Sakatlandılar, oyuna devam edemiyorlar, soyunma odasına gidecekler" diyerek oyundan çıkarmış ve soyunma odasına yollamış. Bunun üzerine hakemlerin 6 faullü Devean George'u oyuna geri almaktan başka bir şansı kalmamış, tabii teknik faul karşılığında. Bu noktadan sonra da hiç faul yapmayan Warriors, Stephen Curry'nin üst üste ürettiği 9 sayıyla maçı kazanmayı başarmış... Hani Turiaf ile Morrow'un prosedür gereği "Kadrodalarsa sağlıklılardır" mantığıyla birer pozisyonluk oyuna girme zorunluluklarını anlayabiliyorum ama Chris Hunter'ı sakat sakat oyuna girmeye zorlayan başta Eddie Rush olmak üzere hakem üçüsüne selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum buradan... Ocak ayında aynı şey başına gelmişti Warriors'ın, Curry 6. faulünü yapmasına rağmen oyunda kalması gerekmişti, takım parkede 4 kişiyle yer alamayacağı için. Artık Warriors'ın aşırı büyük şanssızlığı mı, yazın oyuncuların iyi çalışmaması mı bilmiyorum ama birkaç senedir Warriors devamlı 6-7 kişiyle maç tamamlıyor. Nelson ile alakası olduğunu düşünmeye başladım...

Son olarak da, 5 kişiyle (resmi olarak 8) alınan bu galibiyet, Warriors'ın lottery'deki top sayısını 138'den 104'e düşürdü (doğru hesapladıysam). Kısacası bu kadar kasmanın sonunda aslında Warriors zarar gördü diyebiliriz. Buyrun bu da hayalet bench'in resmi:

NBA Playoffs 2010: Where Amazing Happens

Yılın Çaylağı - 2010

7 yıl sonu ödülü, 8 playoff eşleşmesi var değerlendirecek. Belki de yetişmeyecek hepsi, o nedenle bu yazıyı kısa keseceğim. Jennings ile Curry-Evans ikilisini ayıran detaylara yaklaşık 1 ay önce önce değinmiştim. Fikrim değişmedi, aynı şeyler şu an için de geçerli ve adayım Tyreke Evans. Stephen Curry de sempatik bulduğum ve beğendiğim bir oyuncu ama Warriors takımı istatistikleri şişiren bir yapıya sahip olduğundan Evans kadar saygımı kazanamıyor. Ayrıca Curry'nin sezon başında çok ortalıkta görünmezken, asıl çıkışını son 2 ayda yaptığının da altını çizmek lazım. All-Star arasından beri 21.5 - 5.5 - 7.5 ortalamalarını tutturdu şutör guard. Her ne kadar - çok - etkileyici olsa da, 'bir dönem' olarak adlandırılabilir...

Ama ben onun yerine bütün sezona yayılmış 20-5-5'i tercih ediyorum. Bu arada hani olur da Bucks 45 galibiyetlik bir playoff takımı olduğu için %37 ile şut atan Jennings'e ödülü verirlerse... Neyse birşey diyecektim de fazla büyük konuşmayayım.

14 Nisan 2010 Çarşamba

14 Nisan Programı (Senaryolar)

15 Nisan Perşembe 03:00 / Cleveland Cavaliers - Atlanta Hawks
15 Nisan Perşembe 03:00 / New York Knicks - Toronto Raptors
15 Nisan Perşembe 03:00 / Philadelphia 76'ers - Orlando Magic
15 Nisan Perşembe 03:00 / New Orleans Hornets - Houston Rockets
15 Nisan Perşembe 03:00 / Milwaukee Bucks - Boston Celtics
15 Nisan Perşembe 03:00 (NBA TV) / Chicago Bulls - Charlotte Bobcats
15 Nisan Perşembe 03:00 / San Antonio Spurs - Dallas Mavericks
15 Nisan Perşembe 03:00 / New Jersey Nets - Miami Heat
15 Nisan Perşembe 03:00 / Memphis Grizzlies - Oklahoma City Thunder
15 Nisan Perşembe 03:00 / Detroit Pistons - Minnesota Timberwolves
15 Nisan Perşembe 03:00 / Indiana Pacers - Washington Wizards
15 Nisan Perşembe 05:30 / Golden State Warriors - Portland Trail Blazers
15 Nisan Perşembe 05:30 (NBA TV) / Phoenix Suns - Utah Jazz
15 Nisan Perşembe 05:30 / Los Angeles Lakers - Los Angeles Clippers

Sezonun son günü, playoff yapacak takımların ilk 5'teki oyuncuları 20 dakikadan fazla süre almayacaklardır herhalde. Ama ekran başındakiler harika 2 maç izleyecekler, gecenin en önemli, en anlamlı, en çekişmeli (mücadele olarak) geçecek 2 maçını veriyor NBA TV.

Doğu'da tabii ki Knicks-Raptors ile Bulls-Bobcats gecenin merakla beklenilen maçları. Bulls kazanırsa playofflar'a kalıyor, kaybederse ve Raptors kazanırsa bu sefer Raptors 8. olup Cavs ile eşleşiyor. En kritik maç Bulls-Bobcats elbette. Bobcats'in daha güçlü olduğuna inanıyorum, onlar açısından da ölüm kalım maçı olsa, Bobcats çok büyük ihtimalle kazanır derdim. Ama kazansalar da 7. sırada kalacaklar. Bulls ise ölümüne oynayacak.

Eğer Heat Nets'e yenilirse ve Bucks da Celtics'e karşı kazanırsa, Heat 6'ya düşüyor ve Hawks ile eşleşiyor, Bucks ise 5'e çıkıyor ve Celtics ile eşleşiyor. Heat'in, Hawks ile eşleşmek için bunu istediğine dair söylentiler çıkmıştı hatta, Spoelstra ise bunu reddetmişti "Basketbol Tanrıları'nın işine karışmak gibi bir niyetimiz yok" diyerek.

Batı'nın yukarısında Mavs eğer Spurs'e kaybederse ve Jazz, Suns'ı yenerse, Jazz Batı 2.'liğine yerleşecek. Ancak Mavs Spurs'ü yenerse, 2. sıradaki yerini koruyacak. Suns eğer Jazz'ı yense bile en iyi ihtimalle 3. olabilir. Ama işte o zaman Jazz otomatik olarak 5. sıraya düşüyor ve 4. sıraya çıkan Nuggets ile eşleşiyor... Bu gece aslında bir anlamda Utah'ı 5.'cilik bekliyor. Çünkü Boozer oynamıyor, Kirilenko %90 yok, Mehmet'in de oynaması tehlikede. İşleri çok çok zor. Deron'ın sezonun en iyi maçını çıkarması lazım, hatta o bile yetmemeli bu şartlarda. Tek avantaj Energy Solutions Arena diyebiliriz, belki bir de Millsap'in savaşçılığına karşılık verecek bir isim olmaması Suns'ın pota altında. Ama kadrolara bakınca Suns'ın ağır bastığını söylemek gerek...

Roy ve muhtemelen Aldridge'den yoksun olan Blazers, Warriors'a kaybedip, Spurs Mavs'i yenmedikçe, 6 ile 7. sıralar değişmeyecek... 7'nin rakibi Jazz veya Mavs olacak, 6'nın rakibi ise Mavs-Jazz-Suns üçlüsünden biri. Kısacası çok şeylere gebe bu gece.

Galiba bütün senaryolar bunlar. Kaçırmış olabilirim birşeyler belki.

Enes'i İzlemek İsteyenler Ekran Başına

Ekran başına derken, televizyon değil gerçekten bilgisayar ekranı başına yani. Türkiye saati ile 21:00'da www.fibatv.com'da Enes'in şov yaptığı Nike Summit Hoop 2010'un tekrarı verilecek baştan sona. Blog'da baya detaylı bir şekilde değinip, Enes'in görüntülerini de paylaşmıştım ama illa ki izlemek isteyenler olacaktır. Maçı kaçıranlara veya tekrar izlemek isteyenlere duyurulur...

Curry'nin Oy Hakkı Yok

NBA tarihinin en önemli şutörlerinden biri olarak bilinen Dell Curry'nin, Yılın Çaylağı ödülünde oy kullanma hakkı elinden alınmış. NBA yönetimi, Curry'nin taraflı bir şekilde oy verebileceğini düşünmüş. Bunun nedeni de, Yılın Çaylağı ödülünü için ismi geçen Stephen Curry'nin, Dell Curry'nin oğlu olması.

Hastasıyım NBA'in bu tarz kararlarına. Düşünsenize sonuçlar açıklandığında 1 puan farkla Stephen Curry, Evans'ı geçip çaylak ödülünü alsa ne olur? Ayıkla pirincin taşını. Konuya Stephen Curry "Babam zaten Tyreke'e oy verecekti." diyerek espriyle yaklaşmış, ardından da alçak gönüllülükle devam etmiş: "Güzel bir haber, bu ödülle birlikte anılmam bile benim için gurur kaynağı."

Diğer bütün sezon sonu ödüllerinde oy kullanabilecek olan Dell Curry'nin yerine Bobcats medyasından henüz belirlenmeyen biri alınacakmış.

13 Nisan'dan Notlar

Önce Can'ın yazdığı düzeltmeye bakınız.

Günün hayvan performansları:
Dün gece mücadeleyi sevenler için çok zevkli bir maç oynandı yine Chicago’da. Maçın genelinde iki takım da iyi savunma yapsa da Noah’ın bütün Celtics takımının toplamından daha fazla enerjisi olunca iki tarafın ribaundlarında da Boston uzunları baya zorluk çekti. Bir önceki maç dinlenip Bulls karşısında kötü başlayan Garnett’in bu pozisyonlardan birinde kaşı açıldı ve tedavi edilip oyuna dönmek zorunda kaldı. Dediğim gibi çok doğal olarak Bulls maçı daha çok isteyen takımdı ve tüm isteklerini sahaya yansıttılar. Ancak maçı kazanmaklarını sağlayan bu arzularından çok iki guard’ın yaptıkları oldu. Kirk Hinrich ve Derricks Rose, takımının 101 sayısının 69’unu attı. %70’i iki oyuncudan geldi yani neredeyse düşünün. Rose zaten 39 sayıyla kariyer rekoru kırdı 22’de 15’le. Hinrich de 20’de 11’le 30 sayı attı. Rose’un 7, Hinrich’in 5 asisti var. Bu ikilinin maç boyunca müthiş efektif skor üretmesiyle hak ederek kazanan takım Bulls oldu. Bobcats karşısında da bırakacaklarını sanmıyorum bu saatten sonra ve kendilerine playofflarda başarılar diliyorum (çok ama çok zor olsa da).

Öncelikle Utah için kötü haber, Boozer Golden State karşısında sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kaldı. Şu anda kaç maç kaçıracağı belli değil bildiğim kadarıyla. İyi haber ise yerine giren Millsap 33 dakikada 24 ribaund alarak kariyer rekoru kırdı. Bu performans %38’le şut atan Warriors’a karşı gerçekleşmiş olsa da hayvanlığından çok şey kaybetmiyor. 24’ün 5’i hücumda unutmadan. Deron Williams maçta iyi oynamamış, faul problemi yüzünden de 29 dakika sahada kalabilmiş ama onun açığını da Ronnie Price 14 sayı 6 ribaund 9 asistle oldukça iyi tamamlamış. Skora katkı yapan diğer isimler 16’şar sayıyla Miles ve Matthews, 24 sayıyla Memo. Golden State’te tek ayakta kalan isim 21 sayısıyla Devean George olunca Utah 103-94’lük galibiyet alarak beşinciliğe düşmekten kurtuldular. Şimdi ikinci bitirmek için Suns’ı evlerinde yenip Dallas’ın Spurs’e yenilmesini bekleyecekler.

Pau Gasol, Sacramento uzunlarına karşı hücumda fazla zorlanmadan 15’te 12’yle 28 sayı üretmeyi başarmış. Tabii maçı izlemedim ama istatistiklere bakınca savunmada Thompson’a çok da iyi iş yapmış gibi gözükmüyor. Sezonun son maçını oynayan Sacramento, Los Angeles ekibine zor anlar yaşatsa da Lakers karşılaşmayı 100-106 kazanmayı bilmiş. Yarınki Clippers “deplasmanında” da batının en rahat takımı olarak yıldızlarını dinlendirirler diye düşünüyorum.

Phoenix Suns, Nuggets’ı kendi sahasında parçalamış tam anlamıyla. Amare’nin 26 sayı 8 ribaundla oynadığı, Steve Nash’ten de 18 sayı 10 asist geldiği maçta bir ara fark 28 sayıya kadar çıkmış. Maçın 5. dakikasından itibaren Denver en fazla 10 sayı yaklaşabilmiş Suns’a. Carmelo 29 sayıyla takımının en skoreri olsa da %50’nin altında şut atmış ve pek de yardım alamamış açıkçası. Phoenix takım olarak %54’le şut atmış toplamda, daha da etkileyicisi %58’le üçlük atmışlar. Playofflarda saha avantajını garantilediler, şimdi eğer yarın Utah’a yenilirlerse 4. olup sezon boyunca üstünlük kurdukları Nuggets’la karşılaşacaklar ancak bu sefer de 2. turda Lakers’tan kaçamamış olacaklar. Utah’ı yenip de 3. bitirirlerse rakipleri Portland ve ya Spurs olacak ki Portland için dua ettiklerini duyar gibiyim. Yine de yarınki maça kazanmak için çıkacaklarını düşünüyorum ben.

Boşa kürek çekenler:
Maçın ikinci çeyreğini daha iyi oynayıp Pierce’in son saniye basketine rağmen ilk yarıyı 41-44 önde kapatan Chicago arkasına rüzgarı almış gibiydi ancak karşılarında daha söyleyeceği birkaç sözü olan biri vardı. O ana kadar sadece 8 sayısı bulunan Pierce, Deng’in müthiş savunmalarına rağmen üst üste (ilk yarıdaki son saniyeyle birlikte) 7 şutunu sayıya çevirdi ve maçı Celtics yönüne çevirdi. Rose ve Hinrich ona cevap vermekte geç kalmadılar ama eğer Pierce’in bu çeyrekteki oyunu olmasa karşılaşma 3. çeyrekte kopardı bana sorarsanız. Nitekim biraz geç kalsa da son çeyrekte Bulls’un mutlak hakimiyetine geçti. Pierce maçı 17’de 12’yle 28 sayıyla bitirdi, ona hücumda en büyük yardım Ray Allen’ın 25 sayısıyla geldi. Celtics’de bu mücadeleden galip ayrılmak için gereken ateşi göremedim ama ben maç boyunca. Tamam, belki üçüncülük bu maçı kazansalar da kesin değil ama bu sene çok daha önemli maçlarda da aynı tavrı gördükten sonra playofflara dair bir şüphe doğuyor içimde. Hiç olmazsa (karşılarındaki Chicago çok daha iyi oynasa da) sezonun başlarında bu iki takımın yaptıkları maç gözümün önüne gelince aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu bir kez daha görüyorum.

Yarın maç yapmayan iki takımdan biri olan Kings, sezonun son sınavında eski rakiplerine karşı iyi bir kapanış yapmak istemiş olsa gerek, canla başla mücadele etmişler. Tyreke Evans ikinci çeyrekte karara itiraz edip teknik faullerle maçtan atılmasına rağmen Beno Udrih takımına iyi liderlik edip galibiyetin kıyısına kadar getirmiş. Bitime bir dakika kala attığı üçlükle farkı 4’e indirse de geriye kalan süredeki tek basket Shannon Brown’dan gelince maçı kaybetmişler. Udrih 14’te 8’le 21 sayı 11 asistle oynarken ona yardım 16 ribaund 19 sayıyla oynayan Thompson ve kenardan 10’da 7’yle 15 sayılık katkısı olan Francisco Garcia’dan gelmiş maçta.

Günün X-faktörü:
Kobe’nin dinlendiği maçta Shannon Brown onun rolüne bürünüp 19’da 10’la 24 sayı atarak takımını taşımış adeta. Tabii maçın en iyi performansı Gasol’den gelmiş ama Brown’un hakkını yemek olmaz rakip takımının böyle asıldığı karşılaşmada.

Takımı baltalayanlar:
Geçen seneki seriyi hatırlayıp kendisinden iyi bir oyun çıkarmasını beklediğim Rondo, Rose karşısında tam anlamıyla denize döküldü. Öncelikle hücumda hiç ama hiç etkili olamadı, sürekli Bulls savunmasına takıldı. Hatta bir ara klasik pas fakelerinden birini yapmaya çalışırken kendini çok zor pozisyonda bulup topu potaya sallamak zorunda kalınca Rose’dan okkalı bir blok yedi. 6 asisti var ama takımını da iyi yönettiğini söyleyemem; zaten ikinci yarının genelinde topu Pierce taşıdı. Ayrıca savunmada da Rose’a karşı hiçbir şey yapamadı. Aslında Celtics’in savunmada çok kötü iş çıkardığını söyleyemem ama Rose’un drivelarını Rondo yeterince iyi savunamayıp erken yardım almak zorunda kaldığı pozisyonlarda Hinrich’e çok rahat şut şansları doğdu. Ayrıca Rondo’nun top çalma sevdasını bu maçta Rose’un yaptığı kadar iyi cezalandıran birini görmediğimi de söylemeliyim. Rakamlara gelirsek, 10’da 2’yle attığı 4 sayı aldığı faul sayısından düşük. 6 asisti ve 0 top kaybı var ancak dediğim gibi oyun kurma yönünde de iyi değildi.
Ayrıca tabii ki Rasheed Wallace. 7’de 1 atıp sahada boş boş gezinmesini geçin, şöyle bir şey var. Elinden kaçmış ama o ribaunda bile nasıl umursamaz çıkıyor. Ayrıca bu sezon bir kere daha böyle çok bariz pozisyonda kendi potasına basket atmıştı Rasheed.

Bizimkiler:
Memo’ya iyi oynayamadığı Houston maçından sonra birkaç günlük dinlenme iyi gelmiş, 15’te 9’la 23 sayı atarak takımının en skoreri olurken 7 de ribaund almış. Kişisel olarak iyi bir playoff geçirmesini dileyelim buradan.

Yanlış Bilgi - Düzeltme

İki gün önce Hawks'un Bucks'a karşı kazanması halinde nedense 3.'lüğü garantileyeceğini belirtmiştim günün programında. Nedense puan durumuna hiç bakmadan, aklıma böyle yazmışım. Celtics'in ve Hawks'un kaç galibiyete ulaşabileceklerini hiç hesap etmeden, Hawks'un o maçtan sonra üçüncü olduğunu, Celtics'in de 4.'lük için şansının kalmadığını yazmıştım. Dünkü programda da yine hiç puan durumunu kontrol etmeyince yine bu yönde "Celtics'in amacı yok" yazdım. Halbuki Hawks'un son maçını kaybetmesi ve Celtics'in son 2 maçını kazanması durumunda, Celtics üçüncülüğü elde ediyordu.

Kısacası yanlış bilgi için özür dilerim. Pek çok şeyi vakit darlığından dolayı böyle kontrol etmeden, kafadan yazınca, arada yanlışlıklar olabiliyor. Hatayı da kabul etmesini bilmek lazım.

Celtics'in İçindeki Chicagolu


Link

Chicago Bulls için hayati önem taşıyan bir maçta Rasheed'in kendi potasına neredeyse "Bilerek attı" diyebileceğimiz turnikemsi basket. Çok kendi potasına basket atan oyuncu gördüm, böylesini görmedim. Baya baya, pozisyonu tamamlıyormuş gibi gözüküyor, tabii sonra yanlışlıkla yaptığı (özellikle de surat ifadesinden) anlıyoruz... Olay burada gerçekleşse, Bulls yönetiminden Rasheed'e giden çantalar konuşuluyor olurdu herhalde.

Sheed'in Celtics'te geçirdiği sezonu özetliyor belki de...

OH MY GOD !!!!!


Link

Üç hakemin gözüne birden perde inince (bir ima yoktur), çalınmayan geri pas düdüğü ve Warriors bench'i ile özellikle Turiaf'ın tepkisi. Video sessiz bile olsa kulaklarımda yankılandı Turiaf'ın haykırışı.

13 Nisan Programı

14 Nisan Çarşamba 03:00 / Boston Celtics - Chicago Bulls
14 Nisan Çarşamba 05:30 / Utah Jazz - Golden State Warriors
14 Nisan Çarşamba 05:30 / Sacramento Kings - Los Angeles Lakers
14 Nisan Çarşamba 05:30 (NBA TV) / Denver Nuggets - Phoenix Suns

Bütün Toronto şehrinin Celtics'in kazanması için dua edeceği bir gece. Ancak Raptors'ın şanssızlığı şu ki, Pierce'ın oynayıp oynamayacağı belli değil, Allen ile Garnett ne kadar dakika alacak bir muamma... Kısacası Bulls için olabilecek en iyi senaryo. Bundan yararlanıp kazanmaları lazım yoksa Raptors Knicks'e karşı kazandığı anda playoff şansı kalmayacak Bulls'un.

Batı konferansındaki 2 ile 5. sıra arasındaki takımları yakından ilgilendiren karşılaşmada muhtemel sıralamaları sayacak olursam sabahı ederim... Ama Phoenix'in 2.'lik şansı yok orası kesin. Tabii Lakers'dan kaçmak için 3. olmak da yetiyor. O yüzden ciddiye alacaklardır bu maçı. Suns formda, Nuggets daha formda ama dün maç yaptı.

Edit:
Celtics'in 3.'lük için şansı yok yazmıştım gece ancak yanlış olmuş düzelttim. Yanlış bilgi için kusura bakmayın. Önce H2H geliyor diye düşündüm bir an için.

13 Nisan 2010 Salı

Bastır Clippers

Michael Jordan, Larry Brown'un başka kulüplerle görüşmesine izin verecekmiş. Brown için, Eddie Jordan'ı kovmasına kesin gözüyle bakılan 76'ers ile Clippers kapışacaklarmış söylentilere göre. Eminim eski takımı Philly'e dönmesini isteyenler çok sayıdadır ama keşke Clippers kapsa Brown'u. Clippers'ın 25 yılda 4 kere playofflar'a kaldığını ve bunların 2'sinin Brown'a ait olduğunu hatırlatayım. Clippers lanetinin üstesinden gelmişti zamanında. Şimdi de eline Clippers'ınki gibi taş gibi bir kadro verilirse niye yeniden onları bir playoff takımı haline getiremesin ki? Hele bu yaz Clippers'ın kadrosuna katacağı üst düzey bir oyuncunun daha olduğunu düşünürsek...

Öteki tarafta Holiday ve Lou Williams'ın, Brown'un elinde pişmeleri ve takımın istenilen seviyeye gelmesi zaman alabilir. Ayrıca Brown'un vazgeçmediği yarı saha oyununda Philly'li atletik genç oyuncular ne kadar verimli olurlar tartışılır. Hele Brand'in son 2 senedir ne halde olduğunu düşününce Brown'un seçimini Clippers'dan yana kullanması gerektiğini düşünüyorum. Clippers'a içten içe acımayla beraber sempati duyuyorum uzun süredir, kaliteli kadroya sahip olsalar da bir türlü başarı gelemiyor. Kulübün sahibi Sterling'in her türlü işe burnunu sokarak Clippers'ı batırdığı söyleniyor. Bari Brown gelsin, uzun süre sonra doğru bir hamle gelmiş olur Clippers'dan. Sadece kafasına esince oynayan Baron efendiyi de motive edip, kulağını çekebilecek nitelikte bir koç getirmiş olurlar. Bilmeyenler için Brown eskiden bir oyun kurucuydu ve bu mevkideki oyuncularıyla arasında zaman zaman gerilimli ilişkileri olmuştur. Buna en iyi örnek de Iverson'dır, bir zamanlar sürtüşseler de ve ünlü Practice olayı ortaya çıksa da, zaman ilerledikçe ikili arasında müthiş bir bağ oluşmuştur. Öte yanda Knicks'de yaşanan bir Marbury olayı var diyeceğim ama Baron, Marbury kadar deli değil. Gerçi kim onun kadar deli ki?

Normalde dedikodu üzerine pek yazmam ama birşeyler karalayasım geldi Clippers'la ilgili...

Günün En İyileri - 9,10, 11 ve 12 Nisan (Ersan Bakkal'a)

Yine çok birikti ya, hep unutuyorum bunları.

9 Nisan:

Link

Glen Davis'ten bal akıyor. Ibaka'nın blok fena değil. Bu tarz kısa oyunculara karşı yüz yüze blok koymaya bayılan Prince hakikaten iyi etmiş Q-Rich'in karşısına çıkmamakla. Terrence Williams'ın dönerek attığı turnike belki göze çok hoş gelmiyor ama kesinlikle yaratıcı ve efektif. Flynn'in pas fake'i ve asisti pek hoş. Big Z - Moon'un kısa mesafeli alley-oop'u çok güzel. Parker'ın pasını ilk açıdan izlerken ben de kaçırdım ne yalan söyleyeyim. Josh McRoberts son 2 haftadır neler yapıyor anlamak güç, fena şov yapıyor. Harika bir alley-oop smacı vurmuş. Ama 1 numara gerçekten de 1 numara... Philly'nin double alley-oop'una diyecek birşey yok. Iggy'e buradan saygılarımı sunuyorum o pas için.

10 Nisan:

Link

Crawford'a alıştık artık. 28 etmiş 3+1'leri. İnanılmaz kötü bir sezon geçiren Gordon'a bir tokat da Ratliff vurmuş. Yazık vallahi adama. Iggy'nin kötü pasını cezalandıran Mike Conley'e teşekkür ediyorum buradan. Bu tarz paslara ekstra gıcığım da... Larry Hughes'un pozisyonunda faul çalmayan hakemlere selam ederken, bu sezon 10. kere falan gördük zannedersem panyanın arkasından atılan sayı. Gerald Wallace smacı aşağıdan alarak çok güzel bir şekilde tamamlıyor. Ersan'ı bakkala gönderen Rondo'ya teessüflerimi iletiyorum. Ayıptır bu yaptığı milli oyuncumuza... Şuraya tık'larsanız, bir başka fake'i var Rondo'nun. Iggy'nin iki crossover ile defansı delip vurduğu smaç harika.

11 Nisan:

Link

Zayıf bir gün gibi geldi bana... Beasley'nin takip smacındaki zamanlaması harika tabii topun tam onun koşu yoluna düşmesi de işini kolaylaştırmış biraz. İşte her zaman bahsettiğim Jack'in deliciliği ve korkusuzluğu. Maç sırasında bu pozisyon sayıyla bittiğinde "yok artık" dediğimi hatırlıyorum. Amare'nin çok sert faule rağmen pozisyonu bitirebilmesi güzel ama yani... Günün 1 numarası bile her zaman tartışılan bir pozisyon olan "ileri zıplayarak faul almaca". Tadı tuzu yok 11 Nisan'ın kısacası.

12 Nisan:

Link

Ratliff yine iş başında, Yi de boyuna posuna güvenip rahat rahat çıkıyor hep ama çok güzel blok yiyor be gerçekten, tadına doyum olmuyor... Beğendiğim oyunculardan biri olan Gerald Henderson'ı bu tarz hareketlere imza atarken görmek çok hoşuma gitti. Smaç gerçekten güzel. Carmelo'nun kaptırdığı top laubalilik ve ciddiyesizlik örneği bence, hadi belki dikkatsizlik de diyebiliriz ama cezalandırdığı için teşekkürler Rudy Gay'e. Wade bunun 5 katı değerinde hareketleri gösterdiği için son haftalarda, bu sönük kalmış. Bücür Bynum, Calderon'a bu bloğu koyduğunda bir an için maçla ilgili şüphe doğmadı değildi içimde ama pek sorun teşkil etmedi Pistons. 133 maçta topu topu 8 bloğu olan Bynum, 9. şapkayı Calderon'a hediye etmiş oldu. Raptors'ı desteklesem de maçta, bu blokta helal olsun dedim. Webster arkadan önüne doğru zıplayıp blok koymayı deneyerek poster olmayı haketmiş, Harden de reddetmemiş. Kaman'ın küfür gibi pası sonrası nadir gördüğümüz bir panyadan muhteşem asist vermiş Kidd. Arada parkeyi silen çocuk da karambole gidiyormuş az kalsın.