BIY AD

2 Mart 2011 Çarşamba

D'Antoni'nin Kafası Güzel

Chauncey Billups'ın Knicks'e gelmesiyle beraber pek çok kişi "D'Antoni'nin sisteminde yapamaz çok kötü transfer" dedi. Ben onlardan değildim, Carmelo yazısında değindiğim üzere. Bu konuda çıkan haberlere göre Knicks yazın 3.5 milyon dolara Billups'ı serbest bırakmak yerine onunla devam etme yolunu seçecekmiş. Ancak D'Antoni'nin yaptığı açıklama bir hayli bombastik: Billups'ın önünde daha 5 sezonluk iyi oynayabileceği bir dönem var

Yok artık Mike D'Antoni. Adam gelmiş 34'ünün yarısına. 5 sene sonra 40 olacak bilmem farkında mısın? Tamam mesela Grant Hill 38'ini geçti, hala maç başına 13 sayı mı ne atıyor bu sezon ama bu demek değil ki şampiyonluk yolunda bir takımda ana 3-4 opsiyondan biri olabilir. Billups'ın önünde Kidd gibi bir örnek var, 38'ine geldi hala üst seviyede basketbol oynuyor ama onu da savunmada görüyoruz, yanından Eddy Curry bile driplingle geçiyor. Billups da 2 sene içinde bu duruma gelecek maalesef.

Ha ama şu anki durumu göstermek için, abartılı da olsa yerinde bir açıklama. Çünkü o kadar çok kişi Billups'ı silmiş durumda ki an itibariyle... İnanamıyorum yani. Daha geçen sezon "Denver için Carmelo kadar değerli" denilen adama, bugün "Bitmiş ya niye aldı bunu Knicks" deniyor. Hele bir durun, bu üçlünün yanlarına 2-3 tane iyi rol oyuncusu konunca neler yapacaklar görelim... Belki Felton daha genç ama kısa dönemde Billups'ın, Felton'a göre daha iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Hele ki konu şampiyonluk veya playofflar'da üst turlara çıkmak ise. Walsh da zaten aynen bunu düşünerek takası yaptığını açıklamış. Öyle 5 sezon falan bu seviyede oynaması imkansız elbette ama önümüzdeki sezondan itibaren Billups'ın Knicks'e katacakları playoff yolunda bir hayli önemli olacaktır.

Wallace Takasıyla Portland Değerlendirmesi (Ortaya Karışık)


Takas döneminde yoğunluktan dolayı üzerine çok fazla düşünme fırsatı bulamamıştım. Şimdi de değerlendirme yapmak için henüz erken belki ama birkaç maçlık gidişata istinaden Blazers hakkında bir şeyler karalayım istedim...

Przybilla, Cuningham, 2 adet first round pick karşılığında G-Wall. Kulağa hoş geliyor değil mi? Son yıllardaki oyunuyla allstar seviyesine evrilmiş, pis işleri yapmayı seven, yetenekleri nispetinde her takıma fayda sağlayabilecek bir oyuncu Wallace. Müthiş bir takas, hatta küçük çaplı bir soygun. Ama her iyi takas takımın oyununa direkt etki edecek diye bir kaide yok. Wallace Portland'ın beklentilerini karşılayabilecek kadar katkı verebilecek mi bunu değerlendirelim. Nedir Portland'ın hedefi peki, senelerdir olduğu gibi playoffta bir üst tura yükselmek kendileri için realist bir hedef olarak görünüyor. Daha fazlası hayal gücünüze kalmış...

Önce takımın artılarını ve zaaflerını sıralayalım. Şüphesiz en önemli artıları parkeye koydukları mücadele ve buna bağlı olarak gösterdikleri savunma direnci. Rotasyona şöyle bir bakınca Miller'ından Matthews'ına, Batum'undan Camby'sine hepsi savunma yapmayı seven, istikrarlı bir şekilde iyi savunma yapmaya çalışan oyuncular. E, ekleyin bir de üzerine düşük tempoyu, etti mi size ligin en az sayı yiyen takımlarından biri. Üzerine bir de Wallace'ı koyun ki tadından yenmeyecek, savunmanın kralı bir takım olsun. Bitti mi, bitmedi... Kısa rotasyondaki hemen herkes 1-3 arası bütün pozisyonları savunabilecek fiziksel yeterliliğe sahip. Özetle kağıt üzerinde takım savunması tek kelime mükemmel ve diğer faktöreleri ekarte ettiğimizde parkedeki durum da mükemmele yakın.

Buraya kadar kusursuz. Savunma yönünden ellerine su dökebilecek takım sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bakalım hücumda benzer şeyleri söyleyebilecek miyiz Portland adına... Eldeki yaratıcı diyebileceğimiz oyunculara bakalım. Yani, kendi şutunu yaratabilen, aynı zamanda arkadaşlarına uygun pozisyon hazırlayabilecek oyunculara...

LaMarcus Aldridge; Bir uzun için fazla bile yaratıcı. Birebir oynar, sırtı dönük oyunu iyidir, şutu var. Kendisine ikili sıkıştırma geldiğinde arkadaşlarına pozisyon hazırlayabilir. Yani elde var bir. Miller; Arkadaşlarını oynatır oynatmasına da bu konuda bile çok istikrarlı değildir. Şutu zayıftır. Bir maçı bir maçını tutmaz. Kısaca güven vermez size. Matthews; Geçtiğimiz senenin rol oyuncusu, bu senenin MIP adaylarından... Geçtiğimiz sene kendisini daha çok savunma yönüyle ve fastbreaklerdeki etkinliğiyle bilirdik. Roy sakatlandıktan sonra hücum yönünü keşfetme fırsatımız oldu. Peki, kendi şutunu yaratabilir mi, eeh evet denebilir. Arkadaşlarına pozisyon hazırlayabilir mi, ı ıh. Batum, Fernandez ikilisi zaten set şutörleri hayırları anca kendilerine. Wallace deseniz yaratıcı sayılmaz. Roy doğru düzgün süre bulamıyor ama o oyuna girdiğinde hücumda rahatlıyor Portland. Yani demek istediğim hücumda sıkıntı var. Dikkat edin maçlarına, Aldridge topla buluşamadaığında organize olmaktan ne kadar uzak kalıyorlar.

Bir başka konu da Aldridge'in pivot oynaması. Millan'ın elinde geniş bir rotasyon var ve rotasyondaki her oyuncu da süreyi hak ediyor şimdi haklarını yemeyeyim. Bu sebeple yapılan pozisyon kaydırmalarından Aldridge de nasibini alıyor ve zaman zaman pivot oynuyor. O pivot oynadığında neler oluyor anlatayım size: İlk pozisyon rakibini savunmada iyi karşılıyor, aradan zaman geçiyor yorgunluğa bağlı olarak ayaklar biraz yavaşlıyor ama savunma bilgisiyle bu açığı kapatıyor. Aradan biraz daha zaman geçiyor, asvunma bilgisi yorgunluğunu kapatamayacak raddeye geliyor ve onun matchupından sayılar yemeye başlıyor Portland. Takdir edersiniz ki bu adam sadece savunmada yorulmuyor. Hücumda da verimi git gide düşmeye başlıyor ve Blazers hücumları top ona gelse de verimsizleşmeye başlıyor. Sonuçta bu adam da makine değil, aylardır dinlenme fırsatı bulamadı. Uzun lafın kısası Aldridge'in pivot olarak alacağı sürelerin kısalmaması halinde takımın ondan alacağı katkı minimuma inecektir. Velhasıl, Millan'ın rotasyonu, Aldridge'in uzun forvet oynayacağı şekilde ayarlaması ve hücum verimliliği için Roy'un bir an evvel sağlığına kavuşmasından başka çıkar yol görünmüyor pek.

Gecenin Hareketleri - 1 Mart


Link

Pek güzel bir top 10 olduğunu söylemek pek mümkün değil. Amare'nin 1 numaradaki basket faulü dahil birçok hareket başka bir gün olsa ilk 10'a bile giremeyebilirdi. Ancak sezonun yükselen yıldızı Shawne Williams'ın Howard'ın üstüne korkusuzca gidip vurduğu smaç ve Tony Allen'ın şık turnikesi vasat günde ön plana çıkan hareketler olmuş.

Cavs'in İşi Zora Girdi

Pazar günü Philly karşısında sol el serçe parmağı kıırlan Antawn Jamison'ın 5 ila 7 hafta arasında forma giyemeyeceği açıklandı.

- KP Haber Ajansı -
Cavs'in koçu Byron Scott, son iki haftada yakaladıkları çıkışta (6 maçta 3 galibiyet) büyük katkısı olan Jamison'ı kaybetmenin büyük şanssızlık olduğunu belirtti. Nets ile iki NBA Finali'ne çıkan koç, bu sezon kendilerine Spurs'ün taktiğini örnek aldıklarını söyledi. Tecrübeli koç, Şubat'tan itibaren arap atı gibi açılarak playofflar'a girip, sürpriz bir şekilde finale kalma planlarının imkansız hale gelmese de, çok zora girdiğini söyledi. Ayrıca hedefleri adına, Troy Murphy'e sezon bitimine kadar 6 milyon dolarlık bir teklif yaptıklarını ancak Murphy'nin şampiyonluk yarışında Celtics'i çok az daha şanslı gördüğü için onları tercih ettiğini söyledi Scott. Bu şanssızlık nedeniyle sezon başından beri yaptıkları planı yeniden gözden geçirmeleri gerektiğine değinen bıyıklı koç, yine de kupa için ellerinden geleni yapacaklarının garantisini verdi.

Katılmamak elde değil. Böyle şanssızlık Portland'da zor bulunur. Siz gidin koskoaca Lakers'ı yenin, son 6 maçta inanılmaz bir başarı elde ederek 3 galibiyet alın sonra NBA'in en değerli 4-5 oyuncusundan birini sakatlığa kurban verin. LeBronlu Heat'ten önce Cavs'i şampiyon yapmayı kafaya takan Dan Gilbert, Murphy'e 4 katlı bir villa almayı teklif etmiş İstanbul Boğazı'ndan ama bu bile yeterli olmamış. Belki Heat bu sezon şampiyonluğu yakalayamazsa, gelecek sezon Jamison'ın yanına Arenas'ı alıp yeniden deneyebilir Cavs şansını.

Nets Londra'ya Vardı


Link

Bu Cuma ve Cumartesi Toronto Raptors ile Londra'da 2 maç yapacak olan New Jersey Nets, şehire varmış. 2012 Olimpiyatları'nda basketbol dalı için mümkün olduğunca destek vereceğini açıklayan Stern, yanılmıyorsam yaz aylarının sonuna doğru bu kararı vermişti. NBA tarihinde ilk defa Avrupa'da normal sezon maçları oynanacak. Son birkaç yıldır NBA Europe organizasyonuyla, hazırlık maçları yapılyordu Avrupa'da ama normal sezon maçı ayrı bir boyut. Hem de ufak çaplı bir test olacaktır önümüzdeki senelerde Avrupa'ya genişlemeyi düşünen Stern için. Tabii bu plan şu anda bir hayalden öteye gitmeyecek gibi gözüküyor. Doğu yakası ile Avrupa arasındaki 8-9 saatlik uçuş ve bunun neden olacağı jet lag oyuncuları çok yıpratacaktır.

NBA'de Bugün - 1.03.2011

Mavericks 101 - Sixers 93
Sixers'ın 4 maçlık galibiyet serisine nokta koyan isim Dallas oldu. Boyalı alanda rakibe karşı rahat bir maç çıkartan Dallas'ta Chandler'ın sakatlığı önemli bir dönemde kötü bir haber oldu. Sakatlık hakkında net bir bilgi yok ancak dün gece oyuna dönemedi Chandler. Maçı getiren isim benchten gelerek yaptığı olumlu katkılarla her zaman dikkat çeken ve 30 sayı üreten Terry oldu. Kidd ise kariyerine bir triple-double istatistiği daha ekledi. 13 sayı-13 asist-10 ribaund ile iyi bir maç çıkarttı Kidd. Sixers'ta ise genelde olduğu gibi skorun paylaşıldığını görüyoruz. Williams dün geceye kaçırdığı şutlarla damga vurdu. Benchten gelen ve önemli bir koz kabul edilen Williams'ın 1/8 ile kalması Sixers'ın bütün planlarını bozmuştur şüphesiz ki.

Knicks 110 - Magic 116
Doğu'da Heat'i devirerek sükse yapan Knicks aynı başarıyı Florida'nın bir diğer güçlü ekibi Magic karşısında tekrarlayamadı. Maçta iki takımın toplamda 97 serbest atış kullandığını belirtmek gerek. Durağan bir maç izledik. Hidayet garip bir teknik faul ile oyun dışında kaldı benchte oturduğu bir pozisyonda ve maçı 2 ribaund-2 asist ile tamamladı. Magic'te her zamanki gibi ön plana çıkan isim Howard olurken Knicks'e karşı 30 sayı-16 ribaund-5 blok ile mücadele etti. Maçı getiren Nelson'ın 26 sayısından 14'ünü son çeyrek bulduğunu da ekleyelim. Knicks cephesine geçecek olursak topun sürekli olarak Billups-Amare-Melo üçlüsünde paylaşıldığını görüyoruz. Billups-Amare 30 sayı üretirken Melo 25'te kalmış. Diğer isimlerin maç içinde pek söz hakkı yoktu zaten gördüğümüz kadarıyla. Knicks'te bir düzen kurulana kadar bu tip performansları izlemeye devam ederiz.

Spurs 93 - Grizzlies 109
Play-off yarışında kritik bir noktada bulunan Memphis, Spurs karşısında rövanşı alarak rahat bir nefes aldı. Rakip takımda Parker gibi önemli bir ismin eksikliği de bu sonucu tetikleyen bir neden olmuştur tabi. Boyalı alandan yaptığı üretimle bugüne kadar dikkat çeken Memphis'te Gasol'un oyundan atılması planları bozmuş gibi gözükse de yerine süre alan Arthur'un benchten getireceği 21 sayılık katkıyı kimse beklemezdi herhalde. Memphis'in takım halinde iyi Spurs'ün ise takım halinde kötü olduğu bir maçtı. Zach 21 sayı-10 ribaund ile pota altında etkili olurken, Conley'de 18 sayı-9 asist ile Parker'ın yokluğunu iyi değerlendirdi. Spurs'te ne Manu ne Duncan ne de Parker'ın yerine oynayan Hill etkiliydi. Çift hanelere çıkabilen tek isim benchten gelerek 14 sayı kaydeden Neal oldu Spurs adına.

Lakers 90 - Wolves 79
İlk devresini 5 sayıyla önde kapattıktan sonra Wolves'in savunma konusunda sıkıntılar yaşadığı bir maç oldu. İkinci yarı yumruğunu masaya vuran Lakers 50-34'lük bir devre performansıyla galibiyete ulaşmayı başardı. All-Star arasından sonra iyi bir ritim yakalayan Lakers'ın üst üste 5.galibiyeti oldu böylece. Ribaundlarda da ciddi bir şekilde üstünlüğü Lakers'a kaptırması yenilgiyi kabullenmesi oldu adeta Wolves'in. 24 sayı üreten Kobe en skorer isim olurken, 12 sayı-17 ribaund ile Gasol pota altında bir hayli çalışkandı. Wolves maçlarının merak edilen istatistiğinde Love'un 13 sayı-11 ribaund ile bir double-double daha yaptığını ve serisini 47'ye çıkarttığını görüyoruz.

Hornets 90 - Raptors 96
Chris Paul yaşıyor mu? Dün gece takımı Raptors deplasmanında beklemediği bir yenilgi aldı da oyunda mıydı merak ettim. Calderon'un sezonun en iyi maçını oynadığı bir gecede takım bu kadar çaresiz gözükürken oynamamıştır herhalde diye düşünüyorum. Ancak Paul bu takımda 38 dakika ile en çok süre alan oyuncu olarak dikkat çekiyor. Son dönemde formsuzluğu ile dikkat çeken Paul'un play-off öncesi ritmini bulması Hornets açısından şart. Paul oynamadan takım ne hallerde görebiliyoruz en azından. Maç boyu üstünlüğü elinde bulunduran taraf Raptors oldu ve Calderon, Hornets'e her atağına bir cevap vererek maçı kazandırdı. 22 sayı-16 asist-7 ribaund ile çok iyi bir maç çıkarttı Calderon. Hornets cephesinde ise en dikkat çekici isim 19 sayı-10 ribaund üreten West oldu.

Pistons 90 - Bucks 92
Son dönemin en sorunlu takımı olan Pistons'ta sürpriz bir şekilde Kuester, Hamilton'u affetmiş olacak ki dün ona forma şansı tanıdı. Prince ve T-Mac yine oyuna dahil edilmezken, Rip'in oynaması özellikle beni şaşırttı. Rakibine karşı genelde boyalı alandan skor üreten Pistons'a karşılık dış şutlarla geldi Bucks'tan. Ersan ve Bogut'un maçta olmayışı da Bucks'ı dış atışlara yönelten nedenlerden biri. 21 sayıyla oynayan Jennings hücumda olduğu kadar savunma yönünde de gayretliydi. Detroit'in son hücumunda vurduğu blok beni yerimden zıplattı. Delfino ise 16 sayı-10 ribaund ile double-double yaparak geceyi noktaladı. Pistons cephesinde 25 sayı-7 ribaund-5 asist ile Stuckey'nin etkili oyunu mevcuttu ancak galibiyet için bu yeterli olmadı.

Rockets 103 - Blazers 87
Rockets'in play-off için ısrarla oynamaya devam ediyor. Portland deplasmanından da rahat bir şekilde galibiyetle dönüyorlar. All-Star arasından sonra en formda takımlardan biri olarak dikkat çekiyor Houston ve üst üste 5.galibiyetlerini aldılar bu gece. Martin'in performansıyla son 3 maçını kazanan Houston'da bu kez sahnede Lowry vardı. 21 sayı-11 asist ile başarılı bir maç çıkartan genç guard galibiyeti getiren başrol isim oldu. Scola 21 sayılık katkıyla oynarken, Martin'den ise 20 sayı geldi. Portland maç boyu çok kötüydü zira maçın hemen başında kaybettiği skor üstünlüğünü geri alamadı. Batum 22 sayıyla takımını ayakta tutmaya çabalasa da başarılı olamadı. Bir diğer olumlu performans benchten gelerek 14 sayı-10 ribaund üreten G-Wall oldu. Üst üste 2.kez kaybeden ve sıralamada tehlikeli yerlere gerileyen Portland için kritik bir dönem başladı böylece.

Warriors 100 - Pacers 109
Kötü gidişe karşı koyamayan Golden State, Pacers deplasmanından da eli boş bir şekilde döndü. Boyalı alanda üstünlüğü tamamen rakibe kaptıran Warriors üçlük isabetleri ile etkili olmaya çalışsa da bu onları maç sonuna kadar taşımadı. 16/16 serbest atış kullanan ve 27 sayı üreten Granger maçın en skoreri olurken takımını galibiyete taşıyan isim oldu. Hansenbrough ve George gibi isimlerden önemli bir bench desteği alan Pacers play-off yarışında önemli bir galibiyet aldı. Golden State cephesinde ise benchten gelen Williams'ın performansı konuşuluyordu. 26 dakika oyunda kalan ve Pacers potasına 25 sayı gönderen Williams sıcak bir gece geçirdi ancak performansı galibiyete yetmedi.

Bibby'nin Yeni Durağı Heat

Mike Bibby artık bu salonda Heat formasıyla ter dökecek. Wizards'ın serbest bıraktığı Bibby'nin önündeki ihtimaller zaten sınırlıydı. Doğuş da dün belirtti bunu zaten Bibby hakkında yazdığı değerlendirmede. Bibby'nin tercihi Miami olmuş ve ona yer açmak için kadrodan Arroyo feragat edilmiş Heat cephesinde.

Takımlara transferin son dönemlerinde gelen oyuncuların ne kadar katkı verebileceği konusunda her zaman şüphelerim olmuştur. Zaten takıma alışmaları için çok kısa bir zamanları var ki bu alışma döneminin hemen ardından asıl kozların oynandığı play-off dönemi başlayacak. Gelen isim Bibby olunca artısını eksisinden daha fazla görüyorum bu konuda. İlk olarak oturmuş bir kadroya gelmiyor zaten Bibby. Heat sezon başında kurulan daha yeni bir takım yani süre bulma konusunda sıkıntısı olmayacaktır. Arroyo-Chalmers ikilisine sezon boyu tahammül etmiş bir takıma Bibby gibi birini monte etmek play-off öncesi olumlu olacaktır. Verebileceği katkı sınırlı olan ancak 2008'de yeni kurulmuş Celtics'e şampiyonluk için gelen Pj Brown'un play-off'ta sergilediği kritik performanslar aklıma gelen en basit örneklerden biri bu konuda.

Bibby'nin en başta tecrübesi takıma büyük katkı sağlayacaktır. Topu hücuma taşıma konusunda eline güvenebilecek bir isimi kadrosuna dahil etmiş oldu Heat. Zaten topa hükmetme konusunda LeBron ve Wade gibi iki ana silahı varken Bibby'nin en önemli görevi hücumlarda boş şutları sokmak olacaktır. Heat hücumlarında önemli bir silah üçlük isabetleri ki özellikle penetreler sonrası yayın gerisi çok boş kalıyor. James Jones'un %41'lik isabet oranı zaten bunu gözler önüne seriyor. Bibby'den beklentilerde bundan fazlası değil ancak savunması konusunda kafalarda bolca soru işareti bırakıyor Bibby. Kariyeri boyunca zaten iyi bir savunmacı olarak ön plana çıkmadı Bibby ancak karşısında Rondo-Rose gibi isimlerin olabileceği ihtimali bile en önemli eksiğinin rakiplere avantaj teşkil etmesi demek. İşin bir diğer eksi yönü ise Bibby için gönderilen Arroyo daha çok takımı oynatmaya yönelik basketbol oynardı. Bibby'nin bu konuda ne verebileceği şüpheli ki Arroyo'ya göre maç başına yaklaşık 2 kat daha çok şut kullanıyor bu sezon. Bir çok ekibin hamle yaptığı bir dönemde Wade-James-Bosh üçlüsünün yanında kadroya Bibby gibi tecrübeli birinin eklenmesi başarılı bir sezon ortası hamlesi oldu Heat için.

Murphy Celtics'i Seçti

Daha dün yazmıştım zaten Murphy ve gidebileceği 3 takım hakkında. Ona bir bakmanızı öneriyorum en başta.

Rondo - Allen - Pierce - Garnett - Krstic beşinin üzerine bench'e bakın hele: O'Neal Brothers, Delonte West, Glen Davis, Jeff Green, Troy Murphy. Hadi Jermaine'i sallayalım o yalan oldu artık ama bakıyorsunuz hala inanılmaz derin bir kadro... Şu yedekler gerçekten muhteşem. Green zaten ilk 5 idi, Shaq deseniz hala iş yapar, Murphy bu sene Avery Johnson ile anlaşamasa da kariyerinin başından beri kalitesi belli, Delonte West ruh hastası olmasının dışında çok kaliteli bir kombo guard'dır, Glen Davis her türlü pis işi yapıp enerji verir. Yani gıpta ediyordur rakipler herhalde. Ah bir de Krstic'in yerine Perkins ile düşünsenize kenardan da Green'i çıkarıverin n'olucak... Yine muhteşem bir bench ve bu sefer sertliklerinden de birşey kaybetmemiş olacaklardı. Ah Ainge ah diyorum. Murphy'e dönelim.

Sezon başında "Murphy evine döndü, New Jersey'de çok mutlu, üstelik Lopez haricinde doğru düzgün uzunları yok. Murphy maç başına 30-35 dakika alacak" deniyordu. Hatta bu nedenle fantazi basketbol dünyasında, draftların üst sıralarında seçiliyordu Murphy devamlı. Ben de yeniden yapılanan, gençlere ağırlık vermesi gereken bir takımda ne işi olduğunu merak ediyordum ve çıkan haberlere şaşırıyordum ondan seçmemeye özen gösterdim kendisini... Murphy benim şüphe ettiğim nedenden dolayı değil Avery Johnson ile anlaşamaması nedeniyle forma giyemedi Nets'te. Sezon boyunca ya kenarda ya evde oturdu. Form durumunu bilmiyoruz, muhtemelen çok da iyi durumda değildir ama playofflar'a bir aydan fazla bir süre var, kendini bulacaktır herhalde. Onun dışında bir süre problemi var. Doc Rivers, Jeff Green'i daha çok kısa forvette kullanmak istediğini gösterdi bize. Ama ona uzun forvette hiç süre verilmediğini varsaysak bile KG, Krstic, Murphy, Davis ve Shaq var ellerinde. Bu adamların hepsi dakikalarını hakeden isimler. Nereden, kimin dakikaları kısılacak, kim bench'i poposuyla ısıtma görevini üstlenecek bilmiyorum... Murphy'nin 4 veya 5 numara oynarken rakip uzunu dışarı çekmesi Rondo ve Pierce gibi çembere giden Celtics oyuncularının işine yarayacaktır. Savunmada da Dwight Howard, Boozer veya Bosh'un karşısına koymadığınız sürece aşırı sırıtmaz. Ama işte keşke içeride sert bir uzun olarak Perkins olsaydı yanında, KG ile beraber ana uzun rotasyonunu oluştursalardı. İşte o zaman tadından yenmezdi bence.

İnanılmaz derin bir takım oldular. Son iki sezonda Garnett, Perkins, Daniels gibi isimlerin playofflar'da takımdaki yerlerini alamamaları nedeniyle ağzı yanmış olsa gerek. Baksanıza şimdi yoğurdu böyle kalabalık bir şekilde, üfleyerek yiyolar.

1 Mart Programı

2 Mart Çarşamba 02:00 / Golden State Warriors - Indiana Pacers
2 Mart Çarşamba 02:00 / New Orleans Hornets - Toronto Raptors
2 Mart Çarşamba 02:00 / Dallas Mavericks - Philadeplhia 76'ers
2 Mart Çarşamba 02:00 / New York Knicks - Orlando Magic
2 Mart Çarşamba 03:00 (NBA TV) / Los Angeles Lakers - Minnesota Timberwolves
2 Mart Çarşamba 03:00 / Detroit Pistons - Milwaukee Bucks
2 Mart Çarşamba 03:00 / San Antonio Spurs - Memphis Grizzlies
2 Mart Çarşamba 05:00 / Houston Rockets - Portland T.Blazers

Program açısından pek iyi bir akşam olmayacak NBA için. Bir çok maçın aynı anda başlayacak olması bizler için kötü. Gecenin en dikkat çekici maçı şüphesiz Knicks'in Magic deplasmanında oynayacağı mücadele olacaktır. Heat karşısında beklenmedik bir galibiyet alan Knicks'in Florida'nın öbür yakasında neler yapacak göreceğiz. Batı'nın ilk üç takımı da bu gece sahne alacak. Dallas, Doğu'da play-off kovalayan ve son 4 maçını kazanan Sixers'a konuk oluyor. Lakers'ın Wolves deplasmanında oynanacağı karşılaşmayı da televizyondan takip edebileceğiz. San Antonio ise iki gece önce evinde mağlup ettiği Memphis ile deplasmanda karşılaşacak. Memphis açısından oldukça önemli bir karşılaşma olacaktır zira takipçisi Suns ile yarım maçlık bir fark kaldı. Golden State ve Indiana arasında oynanacak mücadele ise bol skorlu geçebilecek zevkli bir maç olabilir.

1 Mart 2011 Salı

Perkins'le 4 Yıl Devam (Küçük Bir Thunder Değerlendirmesi)

Oklahoma City Thunder, takasın son günü Jeff Green karşılığında bünyesine kattığı Kendrick Perkins ile 4 yıllık 35 milyon dolar karşılığında sözleşme uzattı. Beklendik bir gelişme ama isterseniz kontratın şartlarını değerlendirmeden önce biraz geçmişe dönelim, bundan bir iki ay önceye... Perkins'in Celtics'in kontrat uzatma teklifini reddettiği haberleri çıkmıştı hatırlarsanız. Kendisine teklif edilen miktarın 4 yıl için 30 milyon dolar olduğu iddia edilmiş ancak daha sonra Perkins bu miktarı yalanlayıp 4 yıl için 22 milyon dolarlık bir teklif aldığını açıklamıştı. Bunun 30'undan çok büyük bir farkı olduğunu söylemişti. Yani bir anlamda "22 değil de 30 teklif edilseydi kabul ederdim." demeye getirmişti. Bu koşullar altında değerlendirdiğimizde biraz tuzlu gibi görünüyor Thunder açısından sözleşme. En azından böyle bir hissiyat uyandırıyor.

Şimdi olayın daha önemli boyutuna dönelim. Yani fiyat/performans değerlendirmesine... Bu aşamada "Perkins parkede ortaya koyabildikleriyle bu kontratı hak ediyor mu"dan ziyade, "Perkins parkede ortaya koyabilecekleriyle bu kontratın hakkını verebilecek mi" diye değerlendirmek daha doğru olacak. Çünkü ortada önemli bir yatırım var. Takas ilk gerçekleştiğinde hayli analiz yapmıştık ve ben de sıkça dile getirmiştim Celtics açısından yanlış bir hamle olduğunu düşündüğümü. Thunder cephesine döndüğümüzdeyse belki o kadar karamsar bir tablo yoktu zihnimde ama emin de olamıyordum bu hamlenin iyi sonuçlar doğurabileceğine. Presti'nin Thunder'ın başına geçtiğinden bu yana yapmış olduğu hareketler içerisinde, sorgulanmaya tek açık olanıydı belki de bu takas. Çünkü Thunder'ın iki senedir iyi bir şekilde ortaya koyduğu, kendilerini playoff ilk turunda Lakers'ı eleyebilme eşiğine kadar getirmiş, dahası batının dişli takımlarında biri konumunda kalmalarını sağlayan oturmuş bir sistemi vardı...

Bu sistem daha çok Westbrook-Durant ikilisi üzerine kurulmuştu ancak Green de sistemin önemli bir halkasıydı. Rakiplere eşleşme sorunu yarattığı gibi, ligin eşleşme sorunu yaratabilecek ters oyuncularına karşı da savunmada ilaç gibi geliyordu. İspatı açısından pazar gecesi oynanan Lakers-Thunder maçı güzel bir rastlantı oldu. Odom'ın Collison karşısında neler yaptığını izleme imkanı olanlara tavsiye ederim. Perkins'in savunmada Thunder'a sağlayacağı katkı elbette çok mühim. Ancak hücum boyutunda biraz sıkıntı var. Thunder hücumları daha çok Westbrook'un pick'n roll sonrası içeri çılgınca penetreleri ve Durant'in perde çıkışlarından ve birebirden çıkaracağı sayılar üzerine kurulu. Bunların haricinde çok bir hücum opsiyonları yok ve bu şekilde playoffta zorlanacakları aşikar. Tüm bunların üzerine bir de koyun Perkins'i Thunder hücumlarında boyalı alana. Westbrook-Durant ikilisinin penetrelerini baltalama ihtimali az mı sizce? Bence pek az sayılmaz. E, bu kadar kısıtlı hücum imkanlarıyla da Thunder belli bir seviyeye kadar gelebilir anca. Yani demek istediğim Perkins Celtics'teyken yapabildikleriyle şampiyonluğun kaderinde en kötü ihtimalle küçük de olsa etkili oluyordu. Sakatlık sorunlarını falan bir kenara bırakıp konuşuyorum. Eğer alınacak şampiyonlukta küçük de olsa katkısı olacağına inandığınız bir oyuncuysa senelik 9 değil 19 feda olsun ama Thunder cephesinde böyle bir ışık göremediğimden dolayı kendisine verilen ücret fazla.

Gecenin Hareketleri - 28 Şubat


Link

Andersen'in, Zaza'ya yaptığı blok normal bir listeye zirveden bile girebilirmiş. Topu tribünlere yollamış birdman. Nick Young'ın, Miles'ın elinden alıp vurduğu smaç güzel. Rose'un asist pozisyonlarında tüm sahayı ne kadar süratli geçtiğine dikkat edin, etkileyici bir hız gerçekten. Clippers adına yapılan alley-ooplarda kerametin Baron'da olmadığını tahmin ediyorduk, Mo-Jordan ikilisinin hareketini gördükten sonra aklımızda hiç soru işareti kalmadı. Benim favori hareketim ise Humphries'in Lopez'e yaptığı blok. Biraz bileği de götürmüş arada ama faul çalınmamasına sevindim ne yalan söyleyeyim.

Nazarımız Değdi


Link

Önce görüntüyü verelim maçı izleme şansı bulamayanlar için. Aşağıda değineceğim konulara yabancı kalmamanız adına videoyu 50. saniyesinden 85. saniyesine kadar izlemenizi tavsiye ediyorum.

Dün bu postta Nash-Hill ikilisinin tecrübesinden dem vurmuştuk. Henüz üzerinden 24 saat geçmemişti ki bu iki oyuncunun çaylaklara taş çıkaracak seviyedeki hatalarından dolayı az kalsın maçı kaybediyordu Suns. Özellikle Nash'in yaptığı hata kabul edilir gibi değil. Takımı üç sayı öndeyken topla buluşan adamına faul yapmaya çalışıyor ama beceremiyor. Morrow tam şuta kalkarken arkadan elini uzatıyor blok yapmak için ve faul alarak rakibin eştliği sağlamasına imkan veriyor. Bu arada faul düdüğünün de ne kadar doğru olduğu tartışılır. Ters açıdan sanki topa müdahele etmiş gibi görünüyor Nash ama bu bir bahane olamaz elbette. Hemen ardından Hill topu oyuna 5 saniye içerisinde sokamıyor ve Nets'e adeta, maçı altın tepside sunuyor. Dikkat ederseniz Carter ve Warrick'in müsait sayılabilecek bir pozisyon almasına karşın Hill'in topu arkadaşlarına yollayamadığını görürsünüz. Bu düdük de tartışmalı aslında. Hakemin eline bakınca henüz 5. saniyeyi işaret etmeden düdüğü çaldığı görünüyor.

Suns'ın elindeki maçı kaybetme noktasına getiren başlıca sebebe değinelim isterseniz... Hill değil ama Nash'in fiziki handikaplarının yanı sıra mental açıdan da zaman zaman sıkıntı yaşadığını biliyoruz. Takıma yaptığı katkı tartışılmaz bile ama son topları, kritik dakikaları oynayamamasıyla meşhur bir süper star kendisi. Kriz anlarında iyi iş çıkardığı maçlar da oluyor belki ancak genellikle çuvallıyor. Buna bir de yorgunluğu ekleyin. Gentry bir süredir Dragic'in yerine gelen Brooks'u rotasyona sokmaya çalışıyor. Bu sancılı süreçte Brooks çok fazla süre bulamıyor ve yavaş yavaş takıma ısındırılıyor. Haliyle olan Nash'e oluyor. Adam son maçlarda doğru düzgün dinlenemedi ve bu da performansına yansımaya başladı yavaştan. Kariyeri boyunca yüzdeli hücum etmesiyle bilinen Nash'in son üç maçtakı şut isabet oranlarını veriyorum sıkı durun: 2/12, 4/15, 3/13. İşin Suns açısından kötü tarafı, takımın playoff şansını sürdürmesi için ne Nash'in dinlenme, ne de Gentry'nin onu dinlendirme lüksü var. Fikstürleri dudak uçuklatacak cinsten.

Blog'uma Dokunma !!!


Link

Bilmeyenler için; Digiturk bazı blog'larda kaçak olarak Ligtv maçları yayınlandığı için mahkemeye başvurup Türkiye'den blogspot adreslerine erişimi yasaklattı. Bu hareket Konyalı Portlandlılar da dahil olmak üzere, binlerce blog'u etkiledi. Bu videoların yanısıra, twitter'da #blogumadokunma ile yazılan mesajlarla verlen tepkiler mevcut. İnternet sansürü bakımından bir Çin olma yolunda ilerliyoruz orası kesin. Yakında devlet siteleri hariç hiçbir şeye giremiyor olacağız. Aynen devam!
Herhangi bir blog'a erişim için internet bağlantınıza şu DNS ayarlarını yapmanız yeterli olacaktır diye düşünüyorum: 208.67.222.222 ve 208.67.220.220


Link

Deja Vu


Link


Link

Yukarıdaki videolar arasında 7 farkı bulabilir misiniz? Bence zor. İki gece üst üste uzayan maç, uzatmanın son saniyelerinde sahneye çıkan ve bu maçları Suns'a getiren Frye... Tesadüf sanmayın sakın ne maçların uzamasını ne de Frye'ın bulduğu isabetleri. Açıklayayım;

Suns bu iki karşılaşmada da oyunun genelinde üstündü ama maç sonlarında yakalandı. Neden, çünkü kadronun en önemli oyuncularından ikisi genç yaşta evlenselerdi eğer, şimdiye torun severlerdi kucaklarında, o kadar yaşlılar neredeyse yani. Maç sonlarında yorgunluk baş gösteriyor ve organize olmakta zorlanıyorlar. Bu sebeple de rakiplerine yakalanıyorlar. Frye'ın yolladığı şutlarla maçı kazandırması da tesadüf değil. Bana inanmıyorsanız videoları izleyin. Gentry'nin çizdiği sete dikkatle bakın, hiçbir fark olmadığını göreceksiniz. Önce Frye Nash'e perdeye gidip savunmanın dikkatini onun üzerine kaydırıyor. Ardından dışarı doğru açılırken kendisine gelen bir başka perde ve yolladığı şut... Özellikle Frye için yapılan perdeler çok önemli. Dudley ve Gortat perdeyi mükemmel zamanlama ve pozisyonda yapıyorlar, böylece Frye topu aldığında şut atacak vakti buluyor. Akabinde ise dikkat ederseniz Pacers maçında Rush olaya çabuk uyanıyor ve switch yapıyor ama boyu kısa kaldığı için kesemiyor Frye'ın şutunu. Nets'e atılan baskette ise Lopez'in nasıl uyuduğunu görüyoruz. Basketbolda şans faktörünün de önemli olduğuna inanırım ama bu tarz zeka barındıran hareketlere bayılıyorum.

Bu İşler Sana Göre Değil Jordan

MJ - Gerald'cığım faxla imzayı attılar. Yol verdim sana Portland tarafına doğru...
GW - Huh?

Perşembe günü G-Wall'u Portland'a bedavaya gönderen Jordan (kendisinden yönetici olarak bahsederken Majesteleri diyesim gelmiyor da), Associated Press'e röportaj vermiş ve takası yapma nedenlerni savunmuş. Associated Press demişken Levent Kırca'yı da analım, ne olduğunu bilmeyenler kesin tıklasın!

Konuya dönelim. Efendim siz hiç böyle birşey duydunuz mu? Mitch Kupchak Gasol'u, Rich Cho G-Wall'u niye aldıklarını çıkıp açıklıyorlar mı? Neden açıklasınlar değil mi? Adamlar kazığı atmış, bütün dünyaya mı duyuracaklar "Bakın ben kazık attım benle bir daha takasa girerken iyi düşünün" diye? Yani kısacası bir halt yediyseniz bunu açıklama gereği hissedersiniz. Örneğin sevgilinizle yıldönümünüzü unutursanız, açıklama yapmaya çalışırsınız. Gerçi tam tersi bir durumda, eve durduk yere çiçekle gelirseniz de sorgulanma ve açıklama yapma ihtiyacınız doğabilir. Kadın milleti işte. Bak yine konudan saptık...

Evet ne diyorduk. Jordan Gerald Wallace'ın gidişinin, ileride salary cap'in açılması ve yeniden yapılanma için gerekli bir hamle olduğuna değindi. Peki Jordan hadi diyelim ki öyle. Bu oyuncuyu çok daha yüksek bir fiyata satamaz mıydın? Zaten ölü G-Wall'un değeri, biten bir kontrat artı 2 draft hakkıdır. O zaman istim üstündeki bir G-Wall'un değeri de çok daha fazladır haliyle.

Onun karşılığında en az bir tane genç, ufak kontratlı yetenek koparmak şarttır bence. örneğin Beaubois. Dallas'a da cuk otururdu hem Wallace. Ha tabii konuşmuştur takımlar ve Cuban muhtemelen Roddy-B'yi bırakmak istememiştir. Olabilir. Hatta belki şu anda elinde genç yeteneği olan takımların hiçbiri ilgilenmiyodur G-Wall ile. Düşük bir ihtimal ama mümkün yani. Hal böyle olsa bile, yahu seneye beklesene Jordan. Yıldız oyuncunun kontratı 3 sene sonra bitiyor. Sen bu dönem içinde istediğin her an ama her an, zaten minimum bu aldıklarını alacaksın. Ayrıca Bobcats'in elinde o kadar kötü kontratlar var ki, önümüzdeki yazı beklemeleri lazım en iyi ihtimalle. O zaman Gerald Wallace'ı hemen şu anda yollamanın anlamı yok ki. İşte bunu açıklayamaz Jordan...

Yoksa her sene yeni bir yapı kurma yoluna giren 4-5 takım görüyoruz ligde. Yıldızlarını bazen ucuza bazen normal fiyatına veriyorlar. Ama Jordan'ın verdiği kadar ucuza nadiren tanık oluyoruz (Birileri Pau Gasol mu dedi?). Yıldız oyuncu takımdan ayrılmak istediğini açıkça söyleyip takasını istemişse bile bu kadar ucuza gitmeyebiliyor... Daha yeni, Knicks'in Carmelo'ya ne ödediğini biliyoruz. Tamam G-Wall'u Melo ile kıyaslamak gibi bir derdim yok ama anladınız herhalde ne demek istediğimi. Bu tür takaslarda hep teşvik edici parçalar olmalıdır yeniden yapılanan takım için. Tek başına biten bir kontrat yeterince iyi değildir.

Jordan ise sırf Gerald Wallace'ı yeterince beğenmediği için bedavaya göndererek takımına zarar verdi ve yaşayacakları gelişimi yavaşlattı. Sonra da çıkıp "Öyle demeyin güzel bir takastı" diyor. Biz de yedik...

Havlu Skandalı


Link

Görüntüler pazar gecesi oynanan Lakers-Thunder maçından. Lakers 3 sayı farkla önde ve bitime 10 saniye varken Odom 2 serbest atıştan yararlanamıyor ve Lakers adına maçı koparma fırsatını tepiyor. Hemen ardından alınan molada ise Kobe havluyu Odom'ın suratına doğru fırlatıyor. Odom o an herhangi bir tepki vermiyor takım arkadaşına ama söylenenlere göre Kobe'nin bu hareketini gören Khloe Kardashian(Odom'ın eşi) çok sinirlenmiş. Hatta ilk karşılaşacakları yerde tepkisini gösterecekmiş.

Pozisyona dönecek olursak, league pass sağolsun çok kötü bir yayın yaptığı için o maçta, tekrarını izleyemiyoruz. İzlediğim kadarıyla Kobe bir tepki olarak atmış gibi görünmüyor o havluyu. Sonraki hareketlerinden yanlışlıkla olduğu izlenimi veriyor. En azından benim yorumum bu şekilde. Yok eğer sinirlenip de yaptıysa bu hareketi çok büyük ayıp etmiş olur. Hani geçtiğimiz sene Suns serisinde Vujacic'in yaptığı gibi bir sorumsuzluk, işgüzarlık yok ortada. Serbest atış kaçırdığı için adama mı yüklenilirmiş, sanki isteyerek kaçırdı. Kaldı ki ilk yarı fark 15 sayıya çıkmışken tek başına maçı kafa kafaya getiren adam da Odom'dı. Thunder'a karşı eşleşme avantajını çok iyi kullandı. O konuda da bir yazı yazmayı düşünüyorum ama artık ne zaman fırsat bulabilirim bilemiyorum.

NBA'de Bugün - 28.02.210

Celtics 107 - Jazz 102
Yaptığı takaslarla ileri gittiği şüpheli olan iki takımın mücadelesi beklenenden fazla çekişmeli geçti. Celtics pota altının sekteye uğradığını formda bir Jefferson'un neler yapabildiği ile gördük tekrardan. Jefferson 28 sayı-19 ribaund ile oynamasına rağmen tecrübeye yenik düştü. Maçın kahramanı 5/8 üçlük isabeti ile oynatıp 25 sayı üreten Allen oldu. Son çeyrek kritik atışlarda isabet ularak takımını ayakta tutan ve galibiyete götüren isim oldu. Utah'ta geçen maç olduğu gibi Millsap&Krilenko ikilisinin skora olan katkıları vardı. Celtics'te ise ilk beşin tamamı çift haneli rakamlar üretti. Geçen maça göre Kristic'in daha çok süe aldığını gördük aynı zamanda.

Hawks 90 - Nuggets 100
Batı turnesi inişli çıkışlı geçen Atlanta, Denver deplasmanından da eli boş döndü. Genç ve dinamik kadrosuyla bir anda dikkat çeken bir takıma dönüşen Denver, Gallinari'nin eksikliğine rağmen kazanmayı bildi. İlk beş başlayan Afflalo ve Lawson'un kötü performans sergilediği maçta benchten elen kısalar Felton ve Smith kurtardı. Smith benchten gelerek 19 sayıyla takımının en skoreri oldu ve play-off yarışında Denver'ın sıra kaybını önledi. Hawks'ta ise Joe Johnson 22 sayısına rağmen kaçırdığı şutlarla dikkat çekti. Takımın iyi oynayıp kazanabilmesi için gerekli katkının Josh Smith'ten gelmesi gerekiyor bence. 21 sayı-16 ribaund ile Horford'da günün iyilerindendi.


Bulls 105 - Wizards 77
Doğu'da form grafiği yüksek olan takımlardan Chicago, Wizards engelini kolay aştı. Bu erken kopan maça rağmen görüyoruz ki koç yine bench isimlerine süre vermemek için çok çalışmış. Ribaundlarda ve boyalı alanda üstünlüğü kuran, rakibine de skor üstünlüğünü maç boyu vermeyen Chicago'da Noah 19 sayı-11 ribaund ile fark yaratan isimdi. Rose ve Deng ise 21 sayılık katkı verdi. Ömer ise 15 dakika oyunda kaldı ve 2 sayı-7 ribaund ile maçı tamamladı. İyi performansını sürdürüyor. Wizards açısından hatırlanmak istemeyecek bir maç olmuştur şüphesiz. 15 sayı-11 ribaund ile takımının en etkili ismi Blatche oldu.

Suns 104 - Nets 103
Deron Williams'ın gelişi ile beraber Nets'te biraz olsun kıpırdanma oldu ama halen galibiyet hanelerini yükseltebilmiş değiller. Dün akşam buna çok yaklaştılar ama süre yetmedi. Maç sonunda Morrow'un küçük mucizesi (!) ile maçı uzatmaya götürdü Nets ama Frye'a engel olamadı. Pacers karşısında maç kazandıran baskete imza atan Frye yine Suns'un eline baktığı isim oldu maçın son hücumunda. Suns böylece Memphis ile arasındaki farkı yarım maça kadar indirmiş oldu. Bench rotasyonu ile oyuna tutunan Suns2ta formda isim Gortat 19 sayı üretirken, Nash ise 10 sayı-15 asist ile double-double yaptı. Nets'te iyi performanslar sergileyen Williams 13 sayı-18 asist-6 ribaund ile oynarken, Lopez ise 28 sayı-10 ribaund ile oynamasına rağmen alibiyeti getiremedi. Deron'un gelişi ile kıpırdanan isimlerden birinin Lopez olduğunu da söyleyelim.

Clippers 99 - Kings 105
Gecenin önemi bakımından en arka planda kalan maçına geçiyoruz. İddiasız iki takımın mücadelesinde gülen taraf benchten gelen yeni oyuncusu Thoronton'un etkili oyunuyla Kings oldu. Thoronton 29 sayısıyla alibiyeti getiren isim olurken, Udrih ise 19 sayı-7 asist ile başarılı bir performansa imza attı. Clippers'ta yeni gelen Mo Williams ilk beş çıkarken 16 sayılık katkı sağladı ilk maçında. Griffin yine pota altında 27 sayı-12 ribaund ile etkili bir maç çıkartmasına rağmen bir kez daha takımının yenilgisini önleyemedi.

Durun Siz Kardeşsiniz


Link

Hani derler ya "Sahada babamın oğlu olsa tanımam" videodaki de o hesap. NBA'in ikiz tayfasından Robin-Brook ikilisi dün gece karşı karşıya geldi ve kazanan Robin'in takımı Suns oldu. Görüntüler de maçın hemen başındaki bir pozisyondan. Ortada kalan topu kapmaya çalışan ikili öyle hırslanmış ki birbirinin yüzüne bile bakmıyor. Maç boyunca da benzer pozisyonlara sıkça rastladık. Evde annelerinden sağlam azar işitecekler gibi. Hazır konu açılmışken söylemeden geçemeyeceğim. Hamit-Halil ikilisi de dahil, yetenekleri arasında bu kadar bariz fark olan bir ikiz çifti daha tanımıyorum.

Knicks Brewer'ı Yolladı


Melo takasıyla aynı anda gerçekleştiği için çok geri planda kalmıştı bu hamle. İlk günden itibaren yazılıp çizilenler D'Antoni'nin Brewer'ı pek tutmadığı ve takımın kendisini serbest bırakacağı yönündeydi. Nihayet beklenen gelişme oldu forma şansı bulamadan yollandı takımdan. Bir maça çıksaydı da görseydik forma yakışıyor mu diye... D'Antoni'nin bu tercihini genel olarak hatalı buluyorum ama anlayışla karşıladığım noktalar da yok değil. Senelerdir dar rotasyonla oynamayı seviyor ve sisteminde şut atamayan kısaların katkısı minimuma iniyor. Aynı zamanda Azubuike'nin de yakın zamanda dönmesi bekleniyor. Bu faktörlerden dolayı kendisini anlayışla karşılıyorum ama kenarda da doğru düzgün adam yok ki. Benchten gelenler Walker, Williams gibi adamlar. Brewer bu oyunculardan kesinlikle daha yetenekli olduğu gibi Minnesota gibi yüksek tempoda oynayan bir takımdan geliyor. Yani sisteme uyum sorunu yaşaması imkansız. Aynı zamanda top çalabilme yeteneği var ve bu özelliği Knciks sisteminde çok işe yarardı. Çünkü bir an evvel skora gitme üzerine kurulu Knicks hücumlarının, çalınan topla sayıya gitme ihtimali diğer takımlardan çok daha yüksek. Ayrıca savunması da hiç fena değildir Brewer'ın. D'Antoni en azından birkaç maç denemeliydi bence kendisini.

Brewer ile ilgilenen takımlar arasında Spurs ve elbette Celtics'in olduğu söyleniyor. Zaten bu aralar kim serbest kalsa Celtics sulanıyor. Ama madem bu tarz bir oyuncuya ihtiyacınız vardı Marquis'yi niye bıraktınız, adamın playoffta dönme ihtimali vardı sonuçta. Top çalmaysa, skor katkısıysa o da yapıyordu, o da şut sokamıyordu mesela, onu niye yolladınız. Kaldı ki yarı saha basketbolunu oynama ihtimali çok zayıf Brewer'ın ve oturmuş sistemde güvenilecek bir adam kesinlikle değil. Spurs'e gitme olasılığı daha hoş geliyor kulağa. Transationlardan epey iş yapar. Hem 2-3 numarayı yedekleyebilecek bir oyuncu ihtiyacı da var Spurs'ün. Ama ne yalan söyleyeyim ben Brewer'ı, hedefleri daha düşük takımlar için daha uygun görüyorum.

Bibby Serbest Kaldı (Heat ve Celtics Devrede)

Hatırlayacağınız gibi takasın son gününde Bibby Hinrich karşılığında başkentin yolunu tutmuştu. Ancak Washington'un John Wall'un önünü açmak üzere Bibby'nin kontratını satın almak istediği takas gerçekleştiğinden beri konuşuluyordu. Ve sonuç olarak bugün kulüp ile Bibby'nin menajeri arasındaki görüşmeler tamamlanmış ve Bibby 6.2 milyon dolarlık alacağından vazgeçerek serbest kalmış. Daha doğrusu adeta Washington'dan kaçmış. Bu parayı elinin tersiyle itmiş olmasının Washington'un içinde bulunduğu karışıklıktan kurtulmak istemesinin payı var sanıyorum. Tıpkı Bibby'nin kariyerinde hiç kazanamadığı şampiyonluk yüzüğünü kazanmak istemesinin de payı olduğu gibi.

Tabii Bibby'nin serbest kalmasından sonra talipleri de belli olmaya başladı. İlk etapta Miami ve Boston'un Bibby için devreye girebileceğinden bahsediliyor. Ancak ben Bibby'nin çok büyük bir süpriz olmazsa Miami'ye gideceğini düşünüyorum. Nedeni açık; Bibby şampiyonluğa oynamak istiyor. Ancak bunun yanında her oyuncu gibi süre bulmak isteyecektir. Ancak Boston'un 1 numarada Rondo ve West gibi iki değerli ismi var. Bibby'e dakika kalacağını sanmıyorum bu iki isimden. Özellikle playofflarda Rondo'nun 40 dakika civarı alacağını düşünürsek West'in kalan 8 dakikayı -hatta iki numaradan da süre çalabilir West- rahatlıkla idare edeceğini ve Boston'un Bibby'e ihtiyacı olmadığını düşünüyorum. Miami'de ise Arroyo ve Chalmers gibi iki isim var ancak playofflarda özellikle Arroyo'nun defolarının ortaya daha çok çıkacağını tahmin ediyorum. Chalmers belirli bir performansa ulaştı ancak onunda 25 dakikanın üzerine çıkacağını sanmıyorum playofflarda. Yani Miami Heat cephesinde Bibby'nin alacağı en az 20 dakika var.

Bunun yanında Bibby'nin hücumda Miami'ye oldukça faydalı olacağını sanıyorum. Ceza şutu kesmekte ligin en önemli 1 numaralarından biri ve 3 süperstar sayesinde bu boş şutları fazlasıyla bulacaktır. Ancak işin savunma kısmında aynı olumlu şeyleri söyleyemeyeceğim. Bibby kariyerinin hiçbir döneminde iyi bir savunmacı olmadı ve şuan yaşlandığı için ayakları da iyice yavaşlamış durumda. Birebirde çok daha rahat geçiliyor ve bu bir takımın savunması için büyük bir handikap. Özellikle arkada İlgauskas ve Bosh'un oynadığı dakikalarda bu ikilinin blok özelliği fazla olmadığından dolayı Bibby'nin bu zaafı Heat savunmasını zor duruma düşürebilir. Tabii Joel Anthony'nin varlığı biraz olsun rahatlatabilir bu konuda Heat'i.

Tekrarlamak gerekirse ben Bibby'nin tercihi Miami'den kullanacağını tahmin ediyorum. 1-2 güne de belli olur herhalde bu seçim. Bibby'nin takımı belli olduktan sonra yeniden karalarız birşeyler.