BIY AD

11 Ekim 2009 Pazar

Garcia All-Star Arasına Kadar Yok

Şurada nasıl ağırlık kaldırırken sakatlandığını anlatmaya çalışmıştım. İlk gelen raporlar kolunu kırdığına dairdi, ardından sorunun bileğinde olduğu şeklinde yazılar yazıldı. Şimdi anlıyoruz ki, iki taraf da nasibini almış... Kolu kırılırken, bileğindeki bağlara da zarar gelmiş. Kısacası durum o kadar vahimmiş ki 4 ay parkelerden uzak kalacakmış. Nocioni'ye gün doğdu. Daha yeni, koç Westphal kısa forvette daha komple bir oyuncu olan Garcia'yı başlatmayı düşündüğünü, Nocioni'nin iyi bir oyuncu olduğunu ama bench'ten geleceğini belirtmişti.

Ne diyelim, artık Garcia 10-11 sezonuna inşallah sağlam girer...

Shaq: "Bugüne Dek Oynadığım En İyi Takım Cavs"

"Yok artık LeBron/Shaq" seslerini duyar gibiyim. Sonuçta 2001-2003 arasını domine eden bir Lakers takımında oynadı Shaq. Ben de ilk bakışta "Yuh" dedim. Ama üzerinde biraz düşününce Shaq'a hak vermeye başladım. Çoğunluğun, bu açıklama karşısında yanılgıya düştünüğüne inanıyorum. Ve şu anda Shaq'a katıldığımı söylemeliyim. Açıklamama izin verin.

Yanılgının nedeni bence 2000'li yıllardaki Shaq ile günümüz Shaq'ı arasındaki büyük fark. İnsanın ilk aklına gelen şey "Lakers o dönemde ne dominanttı be kardeşim." oluyor. Ama aslına bakarsanız Lakers'ın o zamanki çekirdek kadrosunda Shaq ve Kobe dışında öyle muhteşem oyunculardan oluşmuyordu: Fox, Horry, Fisher, Shaw ve George. Fox, Horry ve Fisher gibi isimleri küçümsediğim düşünülmesin ama bu oyuncuları hatırladığımız kadar iyi yapanlar, süperstar ikili - hatta takımın 1 numaralı silahı olarak öncelikle Shaq - idi.
Şimdi ise günümüz Cavs'ine bakalım: Mo Williams, West, Parker, Moon, LeBron, Varejao ve Ilgauskas. Bu oyuncuların neredeyse hepsinin kalitesi belli bir seviyenin üstünde ve ayrıca kadronun ne kadar esnek ve derin olduğuna dikkatinizi çekerim. Tabii ki rakipleri Celtics ve özellikle de Lakers'ın kadroları yıldızlarla doluyken, Cavs şampiyonluk adayları sıralamasında gerilerde kalıyor. Eminim şu raddede bir çoğunuz hala eski Lakers'ın daha iyi olduğunu düşünüyorsunuz.

Şimdi şu yöntemleri deneyin, 2000'li yıllardaki Shaq'ı alın şu anki Cavs'e koyun. Shaq-LeBron'lu ve etraflarında onları bu kadar iyi tamamlayan şutörlerin olduğu bir kadro otomatik olarak 1 numaralı şampiyonluk adayınız olmaz mıydı? Veya eski Lakers'dan da, şu anki Cavs'den de Shaq'ı çıkarın. Bu kadrolardan hangisi NBA'de daha başarılı olurdu? Bence yine cevap Cavaliers.

Sonuçta Shaq'ın sözlerinde "Şu anki Cavs eski Lakers'dan daha iyi" gibi bir ifade yok. Kendisi hariç kadrodan ve onu tamamlayan oyunculardan bahsederek Cavs'in daha iyi olduğunu kastetmiş. Kesinlikle katılıyorum. Tek sorun Shaq'ın 2000'lerin başındaki haliyle alakasının olmaması, bu da yanılgıya düşmemize neden oluyor.

10 Ekim 2009 Cumartesi

Kobe Blazers'ın Kalbini Kırıyor


Link

Altta verdiğim, maçı uzatmaya götüren inanılmaz 3'lüğünün ardından Kobe ikinci uzatmanın sonunda 2 sayı gerideyken maçı kazandırıyor.

Müthiş Savunma, Mükemmel Hücum



Ruben Patterson elinden geleni yapıyor. Kobe'yi inanılmaz derecede iyi savunuyor ama yetersiz kalıyor. Bu şutla maçı uzatmaya götüren Kobe, ardından benzer bir şekilde maçı takımına kazandırmıştı. O da bir sonraki videoya.

Şampiyon Mercury


Final serisinde Indiana Fever'ı 3-2 yenerek şampiyon olmuş Phoenix Mercury. MVP, bayan basketbolunun bana göre en yetenekli ismi Taurasi seçilmiş. 2 sene önce kazandıklarında Pondexter almıştı ödülü.

Ağırlık Kaldırırken Bilek Kırmak

"Nasıl olur? Yuh!" demeyin. Garcia başarmış. Olayın arkasında büyük şanssızlık ve cenabetlik varmış. En başta, resimler temsili onu söyleyeyim. Ama Garcia'nın yaşadığı olayı açıklayıcı nitelikte olduklarına inanıyorum.. Garcia resimdeki kişi gibi - onun pozisyonunda olup olmadığını bilemiyorum - fizik tedavi/jimnastik topunun üzerinde ağırlık çalışıyormuş. Topun patlaması sonucunda bileği kırılmış. Koyduğum resimlerdeki pozisyona yakın bir şekilde çalıştığını düşünüyorum Garcia'nın. Bu şekilde topun patlaması durumunda hazırlıksız yakalanıp, elinde ağırlık varken, bileğini şiddetli bir şekilde yere çarpmış olabilir.

Şanssızlık 2 senedir yakasını bırakmıyor Dominik Cumhuriyetli oyuncunun. Geçtiğimiz sezon da, baldırından yaşadığı problem nedeniyle sezon başında 10-15 civarı maç kaçırmış ve rotasondaki dakikalarını 30 civarına çıkarmakta çok zorlanmıştı. Artest ayrılmıştı takımdan yıldızı parlayacaktı, olmadı. Bu sefer Salmons'sız takımda ilk 5 başlama ihtimali vardı, hatta koçu dün yaptığı açıklamada kısa forvet pozisyonunda Nocioni yerine onu tercih ettiğini söylemişti. Ama işte kısmet değilmiş.

Henüz bir açıklama yapılmamış durumu ile ilgili ama bu tip sakatlıkların iyileşmesi genellikle 1.5 ay civarında sürer. Her nasıl kırdıysan bileğini Garcia, geçmiş olsun.

Herşeyin Cevabı LeBron

NBA'in genel menajerler arasında yaptığı anketlerden şurada bahsetmiştim. MVP ve üstüne takım kurulacak oyuncu oylamasında açık ara farkla 1. olmuş LeBron. Ayrıca rakip takımların en çok önlem alması gereken oyuncu olarak da rakiplerini geride bırakmış. Öncelikle, 2 soruda GM'ler ile fikir birliği içinde olduğumu söylemeliyim: Şu anda bir takım kuracak olsam ilk olarak LeBron'u alırım tartışmasız. Tabii biraz post hareketleri öğrenmiş bir Howard gördüğüm anda fikrim değişebilir o ayrı konu. Ayrıca, bana göre rakip takımların savunma prensiplerini/sistemlerini baştan yaratmalarına sebep olan James'in, en çok önlem alınması gereken oyuncu olduğuna dair hiçbir şüphe yok.

MVP konusunu ise şimdiden tartışmayı biraz gereksiz görüyorum. Nitekim takımın performansı, oyuncunun performansı kadar etkili oluyor bu ödülde. Yoksa geçen sene Wade'in 1 değil 2 tane birden MVP ile ödüllendirilmesi gerekirdi. Kişisel ödül değerlendirirken şimdiden takımların nerede olacaklarına kafa yormaya lüzum yok diye düşünüyorum.

Katılmadığım veya eklemek istediğim noktalar ise şöyle: Üzerine takım kurulacak oyuncu oylamasında, Chris Paul'ün 1 genel menajerin bile aklına gelmemiş olmasına şaşırdım. Son olarak da orada LeBron, Kobe, Paul ve Howard gibi seçenekler dururken rakibin en çok önlem alması gereken adama Odom'u örnek gösteren genel menajerin alnından öpmek istiyorum. Orjinal mi olmaya çalışmış nedir?

9 Ekim 2009 Cuma

Lakers'ı Şampiyon Yaptılar

Kimler? NBA takımlarının genel menajerleri. NBA her birine, 60'a yakın soru sormuş ve yanıt almış. GM'lerin kendi takımlarına oy vermeleri yasakmış. Yukarıda sırayla Doğu, Batı Konferansları ve NBA şampiyonlukları için verilen oylar var.

Batı konferansındaki oranlara aynen katılıyorum. Ancak Doğu Konferansı'nda Magic'in biraz daha fazla oy almasını beklerdim. Aynı şekilde şampiyonluk için Magic'e 1 tane bile oy çıkmaması beni oldukça şaşırttı. Lakers'ın şampiyonluk oylamasında %61 gibi bir sayıya ulaşmış olması gerçekten çok ilginç. Çünkü Batı Konferansı'nda Lakers'a oy verenlerin çok büyük çoğunluğu, onların aynı zamanda şampiyon olacaklarını düşünüyor. Oran 76'dan yanlızca 61'e gerilemiş.

Lakers'ın elbette çok kuvvetli bir kadrosu var. Ancak geçen sene %46 oy alan Lakers, bu sene diğer takımların hepsi müthiş güçlenmişken nasıl %60'a fırlamış anlam veremedim. Zaten bana göre, daha önce de birçok kez belirttiğim gibi az farkla da olsa Celtics bu yarışta önde (sakatlık olmayacağını düşünürsek). Bence şampiyonluk oranları şöyle olmalıydı:

Celtics %30
Lakers %25
Spurs %19
Cavaliers %17
Magic %8
Mavericks %1

Elbette herhangi bir formül falan kullanmadım, yaklaşık olarak kafamdan hepsini yazdım sonra toplam 100 olacak şekilde ayarladım.

Bu bahaneyle bir de anket açtım sağ üst tarafta: Şampiyon sizce kim olur?

Kaan Kural Vs. İsmail Şenol

İkili, dün oynanan Real Madrid - Utah Jazz maçını anlatırken Ersin Düzen bu fotoğrafı çekmiş ve Twitter'ında paylaşmış. İkili önlerine notlarını, laptop'larını almışlar, "Nasıl hakkını vererek maç anlatılır" dersi veriyorlar adeta. Masanın en başındaki kitaplar da basketbol ile ilgili kaynaklar sanki ama tabii %100 emin olamıyoruz.

Fotoğraf kaynağı Donanım Haber.

Spor Servisi'nde Bir Konyalı Portlandlı...

Birkaç arkadaşımdan duyduğuma göre, NTV Spor'da bugün yayınlanan Spor Servisi programında, Konyalı Portlandlılar'dan bir resim kullanılmış. Teşekkür ediyorum onlara, programlarında yer verdikleri için. Kullandıkları resim de şurada.

8 Ekim 2009 Perşembe

Yapma Wade

2010 Dünya Şampiyonası'nda oynayıp oynamayacağından emin değilmiş. Önümüzdeki yaz serbest kalacak olması şimdiden aklını karıştıyormuş. Daha önce bunu hiç tecrübe etmediği için, olacakları kestiremiyormuş. "İleriyi görememek birçok kişiyi heyecanlandırır, hangi takıma gideceğime karar vereceğim süreç uzarsa, milli takıma da katılmam oldukça zor olur." demiş. LeBron zaten 2010 Dünya Şampiyonası'nda büyük ihtimalle mücadele etmeyeceğini önceden söylemişti. Konuyla ilgili Colangelo da, serbest kalacak oyunculardan illa ki fireler vereceklerini ve buna hazır olduklarını açıklamış.

Belki Amerika milli takımı buna hazır ama biz değiliz Wade. Odom gibi "Ay Miami'de kalıyorum, ay yok New Jersey'e mi gitsem" modunda 1 ay takılma, seni canlı gözle izleme zevkinden bizi mahrum bırakma. Ayrıca şampiyonada, Wade ve LeBron'suz bir kadronun ne kadar başarılı olacağı konusunda da ciddi şüphelerim var.

Bir Varmış Bir Yokmuş

Masal anlatmaya başlamadım, Delonte West'ten bahsediyorum. Bilmeyenleriniz için; kendisini, 10 gün önce motorsikletiyle hız yaparken polis durdurmuştu ve üzerinde 2 adet tabanca bir de av tüfeği bulunmuştu. Bu kadar çok silahla ne yaptığına veya yapacağına dair 1001 tane espiri yazıldı çizildi. Üstünden bu kadar süre geçtikten sonra değinmek istemiyorum.

Bunun üzerine tutuklanan West'in son zamanlarda ağır bir depresyon geçirdiği ortaya çıkmıştı. Hazırlık kampının ilk 2-3 gününde izinli olmamasına rağmen, takımdaki yerini almayan West'e LeBron, "Ne zaman hazır olursa olsun, kapımız açık, bekliyoruz." diyerek destek çıkmıştı. Bu kısa süren yokluğunun ardından takımla birlikte birkaç antrenman yapan West, salıdan beri yine ortalarda yokmuş. Bobcats maçında kadrodaki yerini almamasının yanında, dün de takımın çalışmalarına katılmamış. Ancak Cavs takımı yaptığı açıklamada West'in bu sefer izinli olduğunu belirtmiş. Kısacası West, başlıktaki gibi bir var, bir yok.

Anthony Parker, yazın en az dikkat çeken transferlerinden biriydi. Cavs'in Parker'ı alması, West sağlıklı ve kafası yerindeyken bile bana göre çok yerinde bir hamleydi. West'teki son gelişmeleri göz önüne alınca, sadece yerinde değil, mükemmel bir transfer olduğunu düşünmeye başladım Parker'ın. Çok büyük ihtimalle ilk 5'e yerleşecek gibi duruyor Parker. Aslında West sağlıklı olsa bile kenardan gelmesinin doğru olduğunu düşünüyordum ben. Çünkü kendisi Parker'a göre daha yaratıcı bir oyuncu ve onun rakip takımın yedeklerine karşı üstünlük kurması, Parker'ın NBA'deki tamamlayıcı rolüne göre, Cavs'in daha çok işine yarayacaktır.

Tabii herşeyden önce West toparlanıp, kafasını basketbola vermeli. West sağlığına kavuşsun da, Cavs'in derdi hangisini ilk 5 başlatmak olsun.

LeBron NFL'e El Attı

2-3 gün kadar önce NFL takımlarından Cleveland Browns'ın oyuncusu Braylon Edwards, LeBron James'in arkadaşlarından Edward Givens'ı bir gece kulübünün çıkışında tartaklamıştı. LeBron da konuyla ilgili "Anlamadığım bir kıskançlık var. Benim arkadaşım 70 kilo birşey, hangi mantıkla böyle birine vurursunuz ki? Çocukça bir davranış." şeklinde bir açıklama yapmıştı. Elbette Givens'ın hangi hareketler sonucunda dayak yediğini bilmiyoruz, belki de haketmiştir. Konu o değil.

Bu olaydan 3 gün sonra Cleveland Browns, Edwards'ı New York Jets'e takas etti. Konu ile ilgili James'e soru yöneltindiğinde "Bu konuda yorum yapmayacağım. Daha önce bana hiçbir NFL takası hakkında fikrimi sormadınız, benim branşım futbol değil." demiş. Gerçekten takdir ettim. Ben kesinlikle "Şehirden gittiği iyi oldu." şeklinde bir laf sokma beklerdim. Eğer LeBron'un, Browns yönetimi ile olan kontakları sağlamsa Edwards'ı hemen 2 gün içinde takas ettirmiştir, o yüzden daha fazla üstüne gitmek istemiyordur. Elbette, bu işin dalgası.

Bu arada Edwards ile LeBron'un kapışması durumunda, Edwards'ın muhtemelen sezonu kapayacağını düşünüyorum. Fikrimi belirtmeden edemedim. Sonuçta 20 kilo ve 15 santimlik bir avantaj söz konusu, kas gücü ve kuvvet konusunda da LeBron'un nasıl bir 'ayı' olduğunu biliyoruz. Edwards iyi ki takas olmuş, sokakta falan karşılaşsalar sonu pek iyi olmazdı =)

Amare'nin Gözleri

Geçtiğimiz Şubat ayında gözüne aldığı darbe sonucu, retinasında oluşan sorun nedeniyle ameliyat olmuştu. Ama tabii doktorlar bu ameliyatta Amare'nin retinasını onarırken, gözlerinin kaç numara olduğuna bakmayı unutmuşlar.

Uçmuş gitmiş Amare, ayaklarının altındaki tartıyı bile göremez olmuş. İddiasına göre son 9 günde tam 6 kilo vermiş. Tamam ameliyat sonrasında, eski ideal kilosuna döndüğüne dikkat çekmeye çalışıyor olabilir ama 9 günde 6 kilo da saçmalıktan başka birşey değil. Zaten kesinlikle sağlıklı değil, bunu bir sporcu olarak bilmesi lazım. Ayrıca bunun gerçek olduğunu varsayarsak, ayda 20 kilo eder. Bu durumda Amare'nin durduğu hata, hemen kilo verme taktikleri ve yaptığı diyetle ilgili bir kitap yazıp yayımlasın. Parkelerde koşturarak kazandığı paraya yakın bir parayı oturduğu yerden kazansın.

Hastasıyım bu tip abartılı demeçlerin. Ben de önümüzdeki 3 günde 5 kilo vermeyi planlıyorum.

Not: Ameliyat olduğu sağ gözü gayet sağlam ve hiçbir problemi yok. Hazırlık maçında da Partizan'a karşı 12 sayı atmış ve maçta sahayı en çok ve en çabuk kateden uzunuymuş. Suns taraftarlarının endişelenecek birşeyi yok, sadece açıklama komiğime gitti.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Parktaki Bankta Oturup İncil Okuyan Robot

Chicago Bulls logosunu ters çevirip 1-2 renk değişikliği yapıyorsunuz ve karşınıza, yazımın başlığı çıkıyor. Gördüğüm en saçma şeylerden biri. Büyük çaba ve hayalgücü gerektirir bir boğadan robota varmak. Birilerinin kafası güzelmiş zannedersem...
Kaynak

Fırsatı Kullanmak

Biliyorsunuz, artık NBA'de top oyundayken, takımın bench'teki mensuplarının ayağa kalkmaları yasak. Bu kuralı daha önce duyurmuştum. LeBron başta olmak üzere, bu yasağa oyunculardan ufak tefek tepkiler gelmeye başladı. NBA'in savunma olarak şu alttaki videoyu kullanıp, Lamar Odom ve Vujacic'e basın toplantısında yer vermesi gerekiyor bence. Kuralı yürürlüğe koymak için bundan daha net bir sebep bulunamaz. Gerçi Odom maçlara kafası dumanlı çıktığı için, oyuncular bunu geçerli saymayabilir ama olsun.


Link

Avcı Vs. Artest

Türk magazin sitelerine düşmüş haber. Ben önce smacbasket'te ardından erbos'da gördüm de haberim oldu. Ron Artest Sports Illustrated'a vereceği bir röportaj öncesi, otel lobisinde daha yeni tanıştığı Türk asıllı manken Natalin Avcı'yı da almış yanına ve fotoğraf çekimine girmiş. Yanlış anlamayın röportajıj Sports Illustrated yapsa da, fotoğraf çekiminin onlarla bir alakası yok. Tamamen Artest'in keyfi için, öylesine yapılmış. Hatta çekim için yapılan harcamaları da Artest karşılamış. Buyrun fotoğrafları paylaşıyorum, tamamen(!) Artest'in vücuduna ve ne kadar ağırlık çalıştığına dikkat çekmek amacıyla:



Bu Adama Dikkat

Az önce NTV Spor'da yayınlanan Bulls-Jazz hazırlık maçını seyrettim. Bulls'un 3 tane ilk 5 başlayan oyuncusu yoktu (Salmons-Rose-Tyrus Thomas) üstelik söylemem lazım ki, Rose-Salmons ikilisi bu takımın en iyi skor opsiyonları. Yani açıkçası etiketinin "NBA" olması haricinde maçın benim için pek çekici bir tarafı yoktu. Ancak sahneye James Johnson ismindeki çaylak çıktı. 18 sayı, 8 ribaund, 2 asist ve 2 blok üretti. Dikkatleri üzerine çekti. Ancak 10 sayı 5 ribaund ile oynamış olsaydı bile ben bu yazıyı yazacaktım. Çünkü kendisini ilk defa izlememe rağmen inanılmaz beğendim. 2.05'lik bir oyuncuya göre ayakları müthiş çabuk ve aynı zamanda pota altında kalıbı sayesinde durabilen bir isim. Onu asıl özel yapan şey ise top hakimiyeti. NBA'deki birçok kısa forvetle aşık atabilir bu konuda, zaten bu sayede 3 numaralı pozisyonda da görev yapacaktır her ne kadar bu maçın büyük kısmında uzun forvet oynadıysa da. "30 dakikada ne gördün de bunları söylüyorsun?" diyebilirsiniz ancak top hakimiyeti ve fundamental, şut gibi günden günde değişmez. Madem şuttan bahsettik, gördüğüm kadarıyla şut mekaniği ve stilinde de bir problem yok.

Hatırlayanlar vardır. Bir aralar sözde NBA takımlarının ön incelemelerini yazıyordum (sezon başlayana kadar en azından şampiyonluk adaylarını bitirmek istiyorum inşallah). Elimdeki hala bitmemiş olan Bulls taslağında, "Tanımadığım Johnson'a 15 dakika civarı bir süre ayırılması gerekebilir." yazmışım. Bunun nedeni olarak da kadrolarının bir hayli dar olmasını ve 4 numarada yanlızca Tyrus Thomas'ın bulunmasını göstermişim. Johnson, bu şekilde bir hazırlık kampı geçirmeye devam ederse rotasyondaki yerini iyice sağlamlaştırıp, çaylak sezonunda 20 dakikaya bile yaklaşabilir belki. Hele bir de bu maçtaki gibi çabukluğunu doğru yerlerde kullanarak çembere penetre etmeyi sürdürürse, kimsenin beklemediği bir çıkış yapabilir.

Yazının sonuna kadar özellikle değinmedim. Maçın 102-101 Bulls lehine bitti. Yazının konusu olan Johnson son saniyede hücum ribaundu alıp 5 metre civarından geriye doğru çekilerek, Kirilenko'nun üzerinden bir isabet buldu ve maçı kazandırdı. Ama yazdıklarımın bu pozisyonla hiçbir alakası yoktu. Bu satırları karalamaya, Johnson 4. çeyrekte üstüste 2 hücum sahayı boydan boya, topla, bir oyun kurucu kadar rahat ve hızlı geçtiğinde karar vermiştim.

Belki de bir anda gaza gelerek yazılmış bir yazı oldu. NBA'de böyle hazırlık maçlarında parlayıp sonra yok olup giden sayısız oyuncu var. Ama böyle yeni yetenekler izleyince heyecanıma yenik düşüyorum. Ne yapayım?

6 Ekim 2009 Salı

Futbolseverler


NTV Spor'da şu anda yayınlanmakta olan Bulls-Jazz maçında gösterdiler. Rose-Kirilenko-Memo 3'lüsü, Pazar günü oynanan Chelsea - Liverpool maçı için Stamford Bridge'e gitmişler. 2 gün gecikmeli de olsa paylaşayım.

NBA Okullu Oldu

Westbrook, Chris Paul, Durant ve Jeff Green, bu yaz üniversite eğitimlerini sürdüren 45 oyuncudan sadece 4'üymüş. Hepsi yarım kalan üniversite eğitimlerini bitirme kararı almışlar. İstatistiklere göre NBA oyuncularının %60'ı emekliliklerinden sonra 5 yıl içerisinde paralarını bitiriyorlarmış. NFL oyuncularının ise %78'i bu sorunla iki yıl içinde karşılaşıyorlarmış. Bu duruma, yakın zamanlardan verebileceğimiz en iyi örnek Charles Barkley. Kendisinin milyonlarca dolarından geriye - kumar sağolsun - pek birşey kalmadığı hatta bir sürü borcu olduğu konuşuluyor.

Konu dağılmasın, oyuncuların diplomalarına ulaşmaya çalışmalarından bahsediyorduk: NFL'deki oyuncuların %50'sinden fazlası üniversite diplomasına sahiplermiş ve bu rakam NBA'e oranla bir hayli yüksek kalıyor. Bunun nedeni de NFL'deki kontratların garanti para vaat etmemesi, bu da oyuncuların önce okuyarak geleceklerini garnati almalarına neden oluyor. NBA'de ise durum tam tersi: Özellikle ilk turda seçilen oyuncuların alacakları paralar garanti olduğu için, oyuncular bir an önce profesyonel hayata atılıp ailelerini ve kendilerini kurtarmak istiyorlar ve eğitimlerini tamamlamadan draft'a katılıyorlar.

Şimdilerde, parayı bulmuş oyuncuların eğitimlerini tamamlamak için gösterdikleri bu çaba gerçekten takdire şayan. Tabii abartılmadıkça. Örneğin Vince Carter, Toronto yıllarında 76'ers ile oynadıkları playoff serisinin 7. maçının sabahı mezuniyeti törenine katılıp ardından uçakla Philadelphia'ya uçmuş ve maçtaki yerini almıştı. Kendisi son saniyedeki şutu kaçırınca da Raptors maçı ve seriyi kaybetmiş ve Carter da eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Olay lise yıllarından hayal meyal kalmış aklımda, bu haber vesilesiyle bir kez daha anımsamış oldum. Carter'ın hareketi biraz abartılı tabii ki. Neyse konu o değil, konu NBA oyuncularının şu günlerde doğru kararı vermeleri.

Böylece kariyerleri yaş veya sakatlık sebebiyle sona erdiğinde, sudan çıkmış balığa dönmek yerine, aldıkları eğitimle paralarını nasıl kullanmaları gerektiğini daha iyi bilip, gerekirse okudukları sektörde çalışarak da hayatlarını kazanmaya devam edebilirler. Ayrıca Westbrook'un söylediğine göre onun okulunu bitirmek için gösterdiği bu çaba kardeşine ve başkalarına da iyi bir örnek teşkil ediyormuş. Kesinlikle doğru bir tespit gelmiş Westbrook'tan katılmamak elde değil. Düşünsenize 'hayatını zaten kurtarmış' olan bir öğrenci yazın basketbolunu geliştirmek yerine okuluna gidiyor. Bu elbette onu örnek alanları da motive edecektir. Durant'ın bu konudaki sözleriyle bitirelim: "Mezuniyetim, en az draft edilmem kadar önemli hatta belki de daha önemli bir olay. Çünkü diploma hayatım boyunca benimle olacak."