BIY AD

14 Ekim 2009 Çarşamba

U2 Basketbol ve Golfü Birleştirdi

Dallas'taki yeni Dallas Cowboys stadyumundaki U2 konserine giden Parker ve Ginobili golf ve spor tarihinin en başarılı isimlerinden Tiger Woods ile karşılaşmışlar. Bu anı ölümsüzleştirmişler.





13 Ekim 2009 Salı

Durant'tan Çifte Cevap

Kevin Durant birkaç gün önce ESPN'de yayınlanan bir makalede kendisine yönelik yapılan eleştirileri Twitter'ından yaptığı açıklamayla kınamıştı. ESPN'deki yazıda Durant'ın +/- istatistiklerinin kötülüğüne dikkat çekiliyordu. Durant geçen sene oyundayken Thunder rakiplerine karşı -8.4 sayı geri düşerken, Durant'ın kenarda olduğu bölümlerde rakibiyle tamamen eşit skor üretti. Yani yıldız oyuncunun +/-'si -8.4'e denk geliyordu. Bu da doğal olarak iyiye işaret değil. Durant bu makaleyi iyice dert etmiş olacak ki Twitter'dan verdiği cevap kendisini kesmemiş. 10/16 saha içi, 5/5 üçlük isabeti ile bulduğu 30 sayı ve çektiği 11 ribaund ile takımına Suns maçını kazandırmış. Yani ikinci cevabı da parkerlerde vermiş. Genç adamın, bu tarzda bir yazıyı kendisini motive etmek için kullanmasını takdir ettim.

Maçta aynı zamanda 7 top kaybı yapmış Durant. Bu her genç yıldızın başına gelebilecek bir durum, arada sırada bu tarz rakamlarla karşılacaktır top kayıplarında. Ancak bence Durant'ın tek sorunu arkadaşlarını oyuna sokmamasından kaynaklanıyor. Kendisi oyundayken, takımının kullandığı her 10 topun 3'ünü potaya gönderen Durant arkadaşlarına hazırladığı pozisyon sayısını arttırmalı ve Green-Westbrook-Krstic gibi silahları daha çok devreye sokmalı. Asla bir LeBron gibi 6-7 asist civarlarına çıkmasını beklemiyorum ancak izlediğim maçlarda gösterdiği saha görüşü ile 3.5-4 asist ortalamasını yakalamakta zorlanmayacağını düşünüyorum. Bunu ne kadar çabuk başarırsa Thunder için o kadar iyi olacaktır.

İki Kazma Yanyana

Öyle kolay kolay bir NBA oyuncusuna kazma veya yeteneksiz demem. Ama Pistons'ın yeni koçu Kuester'in, ilk 5'te başlatmayı düşündüğü uzunlara bakınca basketboldan soğudum: Kwame Brown ve Ben Wallace. Birkaç aydır, hızlı basketbol ve bol sayı prensibini Pistons'a uygulatacağını söyleyen Kuester'den tam bir U dönüşü gelmiş. Pistons'da bu sezonun başlangıcında yukarıda yazdığım iki yetenek abidesi pota altında oynayacak gibi duruyor. İki tane kazandığı parayı tamamen defansta yaptığı işlerle hakeden hatta doğrusunu söylemek gerekirse, haketmeyen oyuncuyu yanyana oynatmak hangi akla, mantığa sığar? Bulls'un Wallace ile olan tecrübesinden hiç mi ders çıkarmamış Kuester?

Ayrıca bu, yılda 8 milyon dolara yakın bir ücret ödeyecekleri Villanueva'nın oyuna kenardan dahil olacağı anlamına geliyor. Elbette CV, 30 dakika civarında süre alacaktır ama bana kalırsa işin doğrusu, pivot pozisyonunu defansif ve kalıplı olan Wallace-Brown'a verip, uzun forvette ilk 5'te CV'yi, yedekten gelecek isim olarak da Wilcox'u seçmeliler. Bu rotasyonlar onlara hücumda uzun forvetlerinin çabukluk avantajlarını kullanmalarını sağlarken, defansta en azından ortayı kapatacak 1 isim olmasını sağlayacaktır. Bu konuda blog'a ilk başladığım günlerde, uzunca bir yazı yazmıştım. Gerçi bugünkü Pistons'ı pek kapsamıyor ama genel basketbol doğruları açısından ilgi çekici bir makale bana kalırsa. Tavsiye ederim. Kısaca özetlersem iki tane tamamen defansif veya iki tane tamamen hücuma yönelik uzun yerine dengeli bir kombinasyon her zaman çok daha başarılı olmuştur.

Neyse sonuç olarak an itibariyle Pistons'ın pota altındaki durumu şöyle özetleyebiliriz: "2 kazma yanyana, ortada kalacak Charlie Villanueva."

İlaç Gibi Gün

Evet belki delicesine seviyorum basketbolu ve NBA'i ama nereye kadar? Arada sırada böyle post'lara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Salı günleri en favori günlerimden biri. Sabah işe gelmeden 4 tane birbirinden güzel ve komik diziyi download sırasına koyup, eve varıldığında gülme maratonuna başlamak, stres atmak, gülmek... Şiddetle tavsiye etmekteyim bu maratonu herkese.

Haddini Bil

Dün gece hakkında bir hatırlatma girdiğim Cavaliers - Olympiakos maçını 111-94'lük skorla Cavs kazanmış. Shaq ve LeBron 12'şer sayı üretmişler. Ufak Shaq Schortsanitis, gerçek Shaq ile mücadele etmenin zorluğuna tanık olmuş. "Ben kendimi güçlü zannederdim ama asıl güçlü olan O'ymuş." şeklinde açıklama yapmış. Eee tabii 2006 Dünya Şampiyonası'nda pivot pozisyonunda LeBron'a karşı oynamak gibi basit değil Shaq'a karşı oynamak. Çılgın devimiz bu yaz James'in bodyguard'lığına yapmaya and içmişti, mesaiye hazırlık maçlarından başladı. Ayrıca videoda Shaq'ın maç içinde bir kameramanın ve taraftarların üzerine uçtuğu pozisyonu da bulabilirsiniz. Kameramanın surat ifadesi herşeyi anlatıyor.


Link

Shaq Vs. Shaq

Bu gece saat 2'de Cavaliers ile Olympiakos karşılaşıyorlarmış, yanlışlık olmasın; yani ayın 12'sini 13'üne bağlayan gece. Gerçek Shaq ile Avrupalı ufak(?) Shaq'ın mücadelesini izlemek ilginç bir tecrübe olacaktır. Seyretmek isteyenler yorumlara tıklasın.

12 Ekim 2009 Pazartesi

28 Sayıyla Beklentileri Karşılayamamak

DeJuan Blair'dan bahsediyorum. Sabaha karşı oynanan ve Duncan ile Ginobili'nin dinlendirildiği maçta, sorumluluğu üstüne alarak tam 28 sayı bulmuş ve maçın kazanılmasını sağlamış. Ancak yaklaşık 1 hafta kadar önce 22 dakikada bulduğu 16 sayının yanında 19 ribaund çekerek NBA'de büyük ses getiren Blair, bu maçta 26 dakika almasına rağmen yalnızca 4 ribaundda kalmış. Bu düşük rakam elbette Popovich'in hoşuna gitmemiştir ama tabii ki beklentileri karşılayamadığı falan benim abartım. Sadece bu adama dikkat çekmek istedim. Gerçi daha önce de ufak bir yazı yazmıştım kendisiyle ilgili ama sezon öncesindeki performansıyla bunu birkez daha haketti bence.

Blair, 2 metrenin altında bir boya sahip olsa da, NBA'in en iyi ribaundcularından biri olacak, bundan kimsenin şüphesi yok. Gerek yaz liginde, gerek sezon öncesi hazırlık maçlarında gösterdiği performansla NBA'e hazır olduğunun işaretlerini veriyor. Belki Duncan-McDyess ikilisinin arkasındaki çaylak olduğu için hakettiği dakikaları almakta zorlanacak ama en kötü ihtimalle gelecek için çok parlak ışıklar veriyor. Ayrıca Spurs'ün son yıllarda çektiği bench'ten gelip ruhuyla, yüreğiyle takımı güç veren bir oyuncu eksikliğini Blair'dan daha iyi giderecek bir isim NBA'de yok. Bu açıdan gerek normal sezonda gerek playoff'larda Blair'in Spurs'e yaptığı katkı, ortalama istatistiklerinin üzerinde olacaktır.

Geri kalan 29 takımın menajerleri de oturup düşünsünler bu adamı niye 2. turun 7. sırasına kadar seçmedik diye. Genel menajerlerin Blair hakkındaki fikrini etkileyenler kulüp doktorları olmuş. Bunun nedeni de Blair'ın lise yıllarında geçirdiği ameliyatlar. Ancak unutmamak lazım ki Blair 2 sene boyunca kolejde bir problem yaşamadan oynadı. Eğer dizleri 82 maçlık NBA temposuna da dayanacak olursa, yeni bir Millsap hatta belki de onun bile daha savaşçı versiyonunu izlemeye hazır olun.

Uyku Problemi


Link

Yanlış hatırlamıyorsam NBA TV yayınlamıştı bu maçı. Canlı izlememiştim ancak ertesi gün tekrara bakma fırsatım olmuştu. Iguodala tam "Blokladım, maçı takımıma kazandırdım" diye düşünürken, Harris'in önüne düşen topu alıp, elinden yarım salise kala çıkarması ve çemberden deliksiz giren bir şut. Playoff'larda olsaydı, eminim Iggy başta olmak üzere, 76'er camiası birkaç gün uyku problemi çekerdi.

Jordan da Kimmiş?

Rasheed Wallace, Garnett'in yazın ona söylediği "Celticsli olursan, gelmiş geçmiş en iyi takımlardan biri haline gelebiliriz" sözünden gazı almış: Efsane Bulls takımının 95-96 sezonunda yaptığı 72-10'luk rekoru, bu sezon kırabileceklerini söylemiş. Eski Bulls'un birkaç tane Hall of Fame oyuncusu olduğunu ama Celtics'in de bu konuda geri kalır yanı olmadığını belirtmiş. "Gerek elimizdeki yeteneklerle gerek takım halinde yaptığımız defansla, buna ulaşabiliriz." demiş Rasheed. Doc Rivers da gelmiş geçmiş en iyilerden biri olmak yerine, NBA hatta spor tarihindeki en iyi defans yapan takımı yaratmak peşindeymiş.

İkisine de kolay gelsin diyerek başlamak istiyorum konu hakkındaki görüşüme. Sezonun başlamasına az bir süre kala, yine NBA severlerden tepki çekecek bir açıklama gelmiş. Elbette 72-10'a ulaşmaları çok zor ama bunun nedeni Celtics'in kadro kalitesinin yetersiz olması değil. Hani atıyorum 72-10 yapacak takıma direk şampiyonluğu verecek olsalar, Celtics'in bu rekora ulaşma ihtimali hiç de az değil. Abarttığımı düşünenler olabilir ama son 2 yıldır bu takımın sezona 29-3 ve 27-2 gibi başlangıçlar yaptığını hatırlatmalıyım. Celtics, bu galibiyet sayılarına ulaştığında "Acaba 72-10'a ulaşabilirler mi?" diye NBA severler arasında geyiklere vesile olmuştu. Bu yetmiyormuş gibi üstüne Rasheed gibi üst düzey bir uzunu eklediler kadrolarına. Ayrıca yazın birkaç kere, ısrarla dile getirdiğim gibi, bu sene yukarıdaki takımlarla aşağıdakilerin arası çok açıldı. Hepsine bir araya getirince, kafasına rekoru kırmayı koyan bir şampiyonluk adayı - özellikle Lakers ve Celtics - için önümüzdeki sezon belki de son 10 yıldaki en iyi fırsat.

Elbette yukarıda verdiğim örnek gibi 72-10'a ulaşanlara "Aferin tarihe geçtin"den başka birşey verilmeyeceği için, hiçbir takım buna kasmayacak, kasmamalı da. Yıldızlarını 30'ar dakikanın üzerine fazla çıkarmadan, dinlendirerek, playoff'lara en hazır şekilde sokmak isteyeceklerdir. Örneğin bazı maçlarda rakipler sıcakken ve şutları girerken o maçı rölantide oynayıp kaybetmekten çekinmeyeceklerdir. Bunlar, normal sezonda görmeye alıştığımız olaylar.

Kısacası Rasheed'in dediği şey, son yıllardaki Celtics'in performansını da göz önüne aldığımızda; belki imkansız değil ama kesinlikle mantık dışı.

Bizimkiler Hakkında Ne Düşünülüyor?

NBA tarafından 30 takımın birden genel menajerine sorulan sorulara değinmiştim. Devamını da getireceğim. Sıraya Türkiye açısından en dikkat çekici soruyu koydum, şöyle ki: "Sınırlı yeteneğinden maksimum verimi kim sağlıyor?".

Mehmet'i listenin tepesinde, Hidayet'i de ortalarında görmek son derece şaşırttı beni. Mehmet'ten başlayayım, onun listenin altında yer almasını beklerdim ama ilk sıraya yerleşmesi biraz abartıya kaçmış. Yıldızımız belki kendisine pozisyon yaratamıyor, belki çabukluk ve atletik bakımından NBA uzunlarına göre geride kalıyor ve savunmada yılmadan mücadele ederek bu eksiklerini kapıyor ama sonuçta 2.10'un üzerinde olup da bileği Mehmet kadar düzgün kaç tane oyuncu var bir bakmak lazım. Bu başlı başına bir yetenektir öğretilemez. Ha, Jazz'da kendisine hazırlanan pozisyonları değerlendirerek, sistem içinde yeteneklerinin sonuna kadar hakkını veriyor Mehmet. Ama dediğim gibi bu onun 1. sırayı almasını gerektirmiyor bana kalırsa.

Hidayet konusunda ise yumuşak olamayacağım maalesef. Bana soracak olsanız, Hidayet'in bu listede adının geçmesi - hele Hayes ile aynı sayıda oy alması - saçmalıktan başka birşey değildir. Şöyle bir düşünüyorum da, NBA'deki en yetenekli kısa forvetler arasında Hidayet'in adını ilk sıralarda sayarım. Bir oyuncu düşünün ki, 2.08 boyunda, pick & roll'u kusursuza yakın oynayabiliyor, oyun kurma yeteneği var, bileği son derece düzgün. Ayrıca bunlara ek olarak Hidayet'in geçen sene Finaller'e çıkan takımı yöneten isim olduğunu hatırlatayım. Böyle bir oyuncuya nasıl "Sınırlı yeteneklerini sonuna kadar kullanıyor" diyebilirsiniz? Aslında çok az düşününce bir komplo teorisi aklıma geldi.

Hidayet bu yaz ayında, Magic'ten 10 milyon dolar isteyerek Otis Smith'i kızdırmıştı. Hedo'muzun bir başka tepkisini çektiği kişi ise Blazers'ın genel menajeri Kevin Pritchard oldu. Hatırlarsaınz, milli yıldızımız Portland'a gidip Pritchard ile söz kesmiş ve el sıkımış, ertesi gün ise sözünden cayarak Raptors ile sözleşme imzalamıştı. Konuyla ilgili Otis Smith de Hedo'yu eleştiren açıklamalarda bulunmuştu. Belki de Hidayet'e oy veren 2 genel menajer Smith ve Pritchard'dır. Ne dersiniz?

Son not olarak: Steve Nash ve Tim Duncan'a bu ankette oy veren genel menajerleri şu dakika istifaya çağırıyorum. Şaka mısınız nesiniz?

11 Ekim 2009 Pazar

Kanser Kanser Kanser !!

Bilgisayarımdaki resimleri karıştırırken buldum bunu. Olayı bilmeyenlere anlatayım: 2007 playoff'ları sırasında Fisher, kızı Tatum'da göz kanseri olduğunu öğrenince Jazz'dan izin istemiş ve kızını apar topar New York'a götürmüştü. Bu sırada bir maç kaçıran Fisher, kızının ameliyatından birkaç saat sonraki uçağı yakalayıp Utah'a geri dönmüş ve Warriors'la oynanan 2. maçın üçüncü çeyreğinde, taraftarın müthiş desteğiyle salona girmişti. Ardından 2-3 tane kritik pozisyonda katkısı olan Fisher maçın uzatmaya gitmesinde ve ardından da kazanılmasında büyük rol oynamıştı.

Playoff'ların bitiminde Fisher, Jazz'dan 2 senelik kontratını feshedip, onu serbest bırakmalarını istedi. Çünkü kızının tedavisi için Utah'taki olanaklar yeterli değildi. Jazz takımı elbette bu isteği geri çevirmedi. Birkaç hafta sonra Fisher, göz kanseri konusunda ülkenin en ileri hastanelerinden birinin bulunduğu Los Angeles şehrinin takımı Lakers ile anlaştı.

Fotoğrafa gelelim: 2008 playoff'ları, Jazz ile Lakers 2. turda karşılaşıyorlar. Salonun %90'ı zaten Fisher'ı her topu eline aldığında ıslıklıyor, bu yetmiyormuş gibi fotoğraftaki kendini bilmez, insanlıktan nasibini alamamış bir taraftar bu hareketi yapıyor. Yorum yapmaya gerek var mı? Ancak Fisher en güzel cevabı sahada, ortalama 14 sayı atarak vermişti ve Lakers Jazz'ı 4-2 ile elemişti. Ufak bir detay: Fisher2ın playoff'larda oynadığı diğer maçlardaki ortalaması ise sadece 8 idi.
Not: Bazı sitelerde Jazz taraftarının başlıktaki gibi "Kanser, Kanser, Kanser" şeklinde tezahüratta bulunduğu yazılmıştı ancak ciddi haber sitelerinde bu rapor edilmediği için dedikodu olma ihtimali ağır basıyor.

Not2: Tatum hakkında en son geçen sene okuduğum haberler ve Fisher'ın açıklamaları iyileştiği yönündeydi. Babasıyla beraber mutlu ve sağlıklı yıllar geçirmesi dileğiyle...

Bu Dize Dikkat

Tim Duncan'a Olympiakos maçı sonrasında sol dizine taktığı dizliği sormuşlar. O da, en rahat ettiği dizliği bulmak için yaz boyunca 4-5 tane farklı model denedikten sonra, şu anda giydiğinde karar kıldığını, hazırlık maçlarında kullandığı bu dizliği sezon boyunca da takacağını söylemiş. Ancak benim dikkatimi çeken şey, muhabirin "Bu sadece bir önlem mi?" sorusuna, Duncan'ın yaklaşık 4-5 saniye düşündükten sonra "Öyle sayılır." yanıt vermesi oldu. Bütün yaz dinlenmesine rağmen eğer dizi hala %100'e yakın değilse Spurs için hiç de iyi bir haber değil. Celtics-Garnett de yaklaşık olarak aynı endişeyi yaşıyorlar. Onunla ilgili haberi de şurada vermiştim.

Videoyu da şöyle vereyim, ancak söyleyeyim sadece 1 dakikalık olsa da, bir hayli yavaş yüklüyor.

Garcia All-Star Arasına Kadar Yok

Şurada nasıl ağırlık kaldırırken sakatlandığını anlatmaya çalışmıştım. İlk gelen raporlar kolunu kırdığına dairdi, ardından sorunun bileğinde olduğu şeklinde yazılar yazıldı. Şimdi anlıyoruz ki, iki taraf da nasibini almış... Kolu kırılırken, bileğindeki bağlara da zarar gelmiş. Kısacası durum o kadar vahimmiş ki 4 ay parkelerden uzak kalacakmış. Nocioni'ye gün doğdu. Daha yeni, koç Westphal kısa forvette daha komple bir oyuncu olan Garcia'yı başlatmayı düşündüğünü, Nocioni'nin iyi bir oyuncu olduğunu ama bench'ten geleceğini belirtmişti.

Ne diyelim, artık Garcia 10-11 sezonuna inşallah sağlam girer...

Shaq: "Bugüne Dek Oynadığım En İyi Takım Cavs"

"Yok artık LeBron/Shaq" seslerini duyar gibiyim. Sonuçta 2001-2003 arasını domine eden bir Lakers takımında oynadı Shaq. Ben de ilk bakışta "Yuh" dedim. Ama üzerinde biraz düşününce Shaq'a hak vermeye başladım. Çoğunluğun, bu açıklama karşısında yanılgıya düştünüğüne inanıyorum. Ve şu anda Shaq'a katıldığımı söylemeliyim. Açıklamama izin verin.

Yanılgının nedeni bence 2000'li yıllardaki Shaq ile günümüz Shaq'ı arasındaki büyük fark. İnsanın ilk aklına gelen şey "Lakers o dönemde ne dominanttı be kardeşim." oluyor. Ama aslına bakarsanız Lakers'ın o zamanki çekirdek kadrosunda Shaq ve Kobe dışında öyle muhteşem oyunculardan oluşmuyordu: Fox, Horry, Fisher, Shaw ve George. Fox, Horry ve Fisher gibi isimleri küçümsediğim düşünülmesin ama bu oyuncuları hatırladığımız kadar iyi yapanlar, süperstar ikili - hatta takımın 1 numaralı silahı olarak öncelikle Shaq - idi.
Şimdi ise günümüz Cavs'ine bakalım: Mo Williams, West, Parker, Moon, LeBron, Varejao ve Ilgauskas. Bu oyuncuların neredeyse hepsinin kalitesi belli bir seviyenin üstünde ve ayrıca kadronun ne kadar esnek ve derin olduğuna dikkatinizi çekerim. Tabii ki rakipleri Celtics ve özellikle de Lakers'ın kadroları yıldızlarla doluyken, Cavs şampiyonluk adayları sıralamasında gerilerde kalıyor. Eminim şu raddede bir çoğunuz hala eski Lakers'ın daha iyi olduğunu düşünüyorsunuz.

Şimdi şu yöntemleri deneyin, 2000'li yıllardaki Shaq'ı alın şu anki Cavs'e koyun. Shaq-LeBron'lu ve etraflarında onları bu kadar iyi tamamlayan şutörlerin olduğu bir kadro otomatik olarak 1 numaralı şampiyonluk adayınız olmaz mıydı? Veya eski Lakers'dan da, şu anki Cavs'den de Shaq'ı çıkarın. Bu kadrolardan hangisi NBA'de daha başarılı olurdu? Bence yine cevap Cavaliers.

Sonuçta Shaq'ın sözlerinde "Şu anki Cavs eski Lakers'dan daha iyi" gibi bir ifade yok. Kendisi hariç kadrodan ve onu tamamlayan oyunculardan bahsederek Cavs'in daha iyi olduğunu kastetmiş. Kesinlikle katılıyorum. Tek sorun Shaq'ın 2000'lerin başındaki haliyle alakasının olmaması, bu da yanılgıya düşmemize neden oluyor.

10 Ekim 2009 Cumartesi

Kobe Blazers'ın Kalbini Kırıyor


Link

Altta verdiğim, maçı uzatmaya götüren inanılmaz 3'lüğünün ardından Kobe ikinci uzatmanın sonunda 2 sayı gerideyken maçı kazandırıyor.

Müthiş Savunma, Mükemmel Hücum



Ruben Patterson elinden geleni yapıyor. Kobe'yi inanılmaz derecede iyi savunuyor ama yetersiz kalıyor. Bu şutla maçı uzatmaya götüren Kobe, ardından benzer bir şekilde maçı takımına kazandırmıştı. O da bir sonraki videoya.

Şampiyon Mercury


Final serisinde Indiana Fever'ı 3-2 yenerek şampiyon olmuş Phoenix Mercury. MVP, bayan basketbolunun bana göre en yetenekli ismi Taurasi seçilmiş. 2 sene önce kazandıklarında Pondexter almıştı ödülü.

Ağırlık Kaldırırken Bilek Kırmak

"Nasıl olur? Yuh!" demeyin. Garcia başarmış. Olayın arkasında büyük şanssızlık ve cenabetlik varmış. En başta, resimler temsili onu söyleyeyim. Ama Garcia'nın yaşadığı olayı açıklayıcı nitelikte olduklarına inanıyorum.. Garcia resimdeki kişi gibi - onun pozisyonunda olup olmadığını bilemiyorum - fizik tedavi/jimnastik topunun üzerinde ağırlık çalışıyormuş. Topun patlaması sonucunda bileği kırılmış. Koyduğum resimlerdeki pozisyona yakın bir şekilde çalıştığını düşünüyorum Garcia'nın. Bu şekilde topun patlaması durumunda hazırlıksız yakalanıp, elinde ağırlık varken, bileğini şiddetli bir şekilde yere çarpmış olabilir.

Şanssızlık 2 senedir yakasını bırakmıyor Dominik Cumhuriyetli oyuncunun. Geçtiğimiz sezon da, baldırından yaşadığı problem nedeniyle sezon başında 10-15 civarı maç kaçırmış ve rotasondaki dakikalarını 30 civarına çıkarmakta çok zorlanmıştı. Artest ayrılmıştı takımdan yıldızı parlayacaktı, olmadı. Bu sefer Salmons'sız takımda ilk 5 başlama ihtimali vardı, hatta koçu dün yaptığı açıklamada kısa forvet pozisyonunda Nocioni yerine onu tercih ettiğini söylemişti. Ama işte kısmet değilmiş.

Henüz bir açıklama yapılmamış durumu ile ilgili ama bu tip sakatlıkların iyileşmesi genellikle 1.5 ay civarında sürer. Her nasıl kırdıysan bileğini Garcia, geçmiş olsun.

Herşeyin Cevabı LeBron

NBA'in genel menajerler arasında yaptığı anketlerden şurada bahsetmiştim. MVP ve üstüne takım kurulacak oyuncu oylamasında açık ara farkla 1. olmuş LeBron. Ayrıca rakip takımların en çok önlem alması gereken oyuncu olarak da rakiplerini geride bırakmış. Öncelikle, 2 soruda GM'ler ile fikir birliği içinde olduğumu söylemeliyim: Şu anda bir takım kuracak olsam ilk olarak LeBron'u alırım tartışmasız. Tabii biraz post hareketleri öğrenmiş bir Howard gördüğüm anda fikrim değişebilir o ayrı konu. Ayrıca, bana göre rakip takımların savunma prensiplerini/sistemlerini baştan yaratmalarına sebep olan James'in, en çok önlem alınması gereken oyuncu olduğuna dair hiçbir şüphe yok.

MVP konusunu ise şimdiden tartışmayı biraz gereksiz görüyorum. Nitekim takımın performansı, oyuncunun performansı kadar etkili oluyor bu ödülde. Yoksa geçen sene Wade'in 1 değil 2 tane birden MVP ile ödüllendirilmesi gerekirdi. Kişisel ödül değerlendirirken şimdiden takımların nerede olacaklarına kafa yormaya lüzum yok diye düşünüyorum.

Katılmadığım veya eklemek istediğim noktalar ise şöyle: Üzerine takım kurulacak oyuncu oylamasında, Chris Paul'ün 1 genel menajerin bile aklına gelmemiş olmasına şaşırdım. Son olarak da orada LeBron, Kobe, Paul ve Howard gibi seçenekler dururken rakibin en çok önlem alması gereken adama Odom'u örnek gösteren genel menajerin alnından öpmek istiyorum. Orjinal mi olmaya çalışmış nedir?

9 Ekim 2009 Cuma

Lakers'ı Şampiyon Yaptılar

Kimler? NBA takımlarının genel menajerleri. NBA her birine, 60'a yakın soru sormuş ve yanıt almış. GM'lerin kendi takımlarına oy vermeleri yasakmış. Yukarıda sırayla Doğu, Batı Konferansları ve NBA şampiyonlukları için verilen oylar var.

Batı konferansındaki oranlara aynen katılıyorum. Ancak Doğu Konferansı'nda Magic'in biraz daha fazla oy almasını beklerdim. Aynı şekilde şampiyonluk için Magic'e 1 tane bile oy çıkmaması beni oldukça şaşırttı. Lakers'ın şampiyonluk oylamasında %61 gibi bir sayıya ulaşmış olması gerçekten çok ilginç. Çünkü Batı Konferansı'nda Lakers'a oy verenlerin çok büyük çoğunluğu, onların aynı zamanda şampiyon olacaklarını düşünüyor. Oran 76'dan yanlızca 61'e gerilemiş.

Lakers'ın elbette çok kuvvetli bir kadrosu var. Ancak geçen sene %46 oy alan Lakers, bu sene diğer takımların hepsi müthiş güçlenmişken nasıl %60'a fırlamış anlam veremedim. Zaten bana göre, daha önce de birçok kez belirttiğim gibi az farkla da olsa Celtics bu yarışta önde (sakatlık olmayacağını düşünürsek). Bence şampiyonluk oranları şöyle olmalıydı:

Celtics %30
Lakers %25
Spurs %19
Cavaliers %17
Magic %8
Mavericks %1

Elbette herhangi bir formül falan kullanmadım, yaklaşık olarak kafamdan hepsini yazdım sonra toplam 100 olacak şekilde ayarladım.

Bu bahaneyle bir de anket açtım sağ üst tarafta: Şampiyon sizce kim olur?