BIY AD

20 Kasım 2009 Cuma

Cumhuriyetten Önce Galatasaray - Fenerbahçe Derbisi



Kesin benden önce birçok futbol blog'unda yer almıştır. Ama ben yeni gördüm ve paylaşmak istedim. Tarih 15 Haziran 1923...

O gün ile günümüz arasındaki farkları göstermek için koymuştum ve "altında herhangi bir anlam aramayınız lütfen" demiştim ancak farklı anlamlar çıkaranlar var. Kusura bakmayın bununla ilgili yorumları yorumlamayacağım.

19 Kasım'dan Notlar

Hoşgeldiniz:
- Pau Gasol sonunda döndü sakatlıktan ve Lakers'ın Bulls'u yenmesindeki 1 numaralı faktör oldu. 24 sayı, 7'si hücum 13 ribaund 3 asist 1 blok. Daha ne olsun, kaç maçtır kenarda oturuyordu. Yani aslında Bulls'un gerçek bir uzun forvetinin olmayışı da Gasol'ün ekmeğine yağ sürmüştür ama kesinlikle sevindirici bir haber Lakers için. Hedefim en yakın zamanda Gasol'lü Lakers'ı izlemek. Bana göre Gasol yokken hiç iyi oynamıyorlardı, şimdi eminim izlemesi çok daha zevkli bir takım olacaklar.

- Stojakovic'i aslında başımıza taş yağacak başlığında vermem gerekiyordu belki de. 7/11 üçlük isabeti bularak 25 sayı üretmiş ayrıca üstüne 5 hücum 8 defans ribaundu almış, 13 yani toplamda. Yok artık. Bakmadım ama herhalde bu rakama en son Sacramento yıllarında ulaşmıştır. Ama takım Paul'süzken Peja'nın bu formu gerçekten çok ilginç. Paul düşünüyordur "Benim hazırladığım bomboş atışlarda airball atıyordu, şimdi nasıl sokuyor bu adam?" diye. Ayrıca Hornets'ın Paul'süz dönemde sürpriz bir galibiyet almasını bekliyordum ama en formda takımlardan birine karşı olması iyice şaşırtıcı oldu.

Oyunculardan ayrı not olarak Parker ve Ginobili'siz Spurs, Jazz'a bu sefer de evinde yenildi. Bana göre yavaştan alarm çalmaya başlamalı. Evet Spurs belki All-Star öncesi formunu pek takmıyor ama bu kadar da kötü başlamamışlardı son yıllarda hiç.

19 Kasım 2009 Perşembe

Tasdikli Deli

Artest, Ariza'nın ayakkabısını fırlattığı olay anını şöyle açıklamış: "Muhafazakar muhabirler, öncelikle Ariza'nın ayakkabısının çıkacağını bilmiyordum. Bilmiyordum çıkacağını işte. Ariza'nın ayaklarıyla konuşmuyorum sonuçta, ayaklarının ne düşündüğünü bilmiyorum, ayak parmaklarının da ne düşündüğünü bilmiyorum, ayrıca Ariza'nın da ne düşündüğünü bilmiyorum. Ayakkabısı çıktı "İçinde bir insan bulunmayan ayakkabının parkede bulunmaması gerek" diye düşündüm sonra da biraz zaman kazanmaya karar verdim. Ayakkabı kimin bilmiyordum. Ama oyunculardan birine ait olması gerektiğini düşündüm. Birçoğunuzun yazdığı/söylediği gibi ayakkabıyı tribünlere fırlatmadım, sadece sahanın dışına attım, biraz zaman kazanayım diye. Sonra yeniden hücuma geldiğimizde bir baktım Ariza ayakkabısını giymeye çalışıyordu. Ben de nazikçe bir üçlük çaktım ona."

Bu tür şeyleri yorumsuz yayınlamayı sevmiyorum ama yani bu an benim bittiğim andır.

Pozisyon Pozisyon Ersan Mavs'e Karşı


Link

Harika harika. R7bertpires nick'li arkadaşa teşekkür ediyorum bu videoyu koyduğu için youtube'a. Üşenmemiş, Ersan'ın içinde olduğu her pozisyonu koymuş neredeyse. Özellikle, daha önce izlediğimde bahsettiğim gibi, boş adamlara doğru pasları vermeye devam etmesi hoşuma gitti. Humphries'i yere düşürdüğü pozisyonda da zevkten dört köşe oldum. Ayrıca dördüncü çeyreğin sonlarında ve uzatmalarda Nowitzki'ye 3 pozisyonda çok iyi savunma yapmış. Daha da ümitlendim Ersan'dan şimdi. Scott Skiles bir terso yapmasın yeter. Ona veteran ve defansif oyuncular konusu dışında asla güvenmem.

18 Kasım - Günün En İyileri


Link

İlk üç sıranın hepsi izlemeye değer. Magic'in paslaşması muhteşem. Dün 31 sayı atarak kariyer rekorunu kıran Chris Douglas Roberts'ın laubali pası basketbol okullarında "Bunu asla yapmayın" diye ders niteliğinde gösterilebilir. 1 numaradaki Bibby'nin ise o pası hala nasıl verdiğini anlamadım. Gerçi pası alan Josh Smith olunca, topu 'oralarda bir yer'e atsanız yetiyor ama olsun.

Ersan Sonunda İlk 5'te

Günün notlarında yer vermektense ayrı bir haber olarak girmenin daha doğru olacağını düşündüm. Scott Skiles, milli yıldızımıza son maçında 33 dakika vermişti ve Ersan da 19 sayı ve 12 ribaund üreterek onun yüzünü kara çıkartmamıştı. Mavericks maçının sonrasında, dün Ersan Nets'e karşı ilk 5'te çıktı. Hem de kısa forvette değil, Warrick'in yerine uzun forvet olarak. 4/11 isabet ile sadece 9 sayı üretmiş olsa da, Ersan 8 ribaund, 1 blok ve 0 top kaybı yapmış. Skiles'ın daha da güvenini kazanması anlamına gelecektir bu istatistikler, tabii kaçırdığı 7 şutun abuk subuk el üstünden, zorlama atışlar olmadığını varsayıyorum. Ben Skiles'ın Warrick inadının ligin ikinci yarısında çözüleceğini düşünürken, Ersan hırsı, çalışmasıyla ve formuyla Skiles'ın güvenini kazanmış gibi gözüküyor. Pistons'a yıllık 9 milyon civarına imza atan Villanueva'nın bunu başarması yaklaşık 3 ay sürmüştü.

Ersan bizi gururlandırdığı Mavericks maçını da sonunda edindim. Eve gidince bakma fırsatı bulacağım inşallah. Onun dışında Ersan'ı özellikle Cuma gecesi Charlotte maçında izlemek istiyorum. Diaw'a karşı oldukça iyi bir oynayacağını düşünüyorum. Umarım yanılmam. Nazar değmesin, hep 30'lu dakikalar alsın inşallah.

18 Kasım'dan Notlar

Yanıyor yanıyor:
- Joe Johnson, Portland'dan sonra Miami’ye karşı da 30 sayıyı buldu ve Hawks'a maçı kazandırdı.
- Iguodala 25 sayı son saniyelerde de topu çalarak maçı getirdi. Ayrıca 25 sayısı az gözükebilir ama toplam 86 sayının 25'i olduğunu belirteyim.. Louis Williams ise 19 sayı üretti ve maçı kazandıran üçlüğü attı.
- Larry Hughes 22 sayı 10 ribaund 7 asst ile Wizards günlerini hatırlattı ve Knicks'in 19 sayıdan geri gelmesinde önemli rol oynadı.
- Boozer 22 sayı 18 ribaund ile yumuşak olan Toronto pota altını domine etti. Raptors bir ara müthiş bir geri dönüş yapsa da, Jazz vites yükseltince sonuç elde edemediler. Kirilenko’nun 20-7-1-3-2’lik performansı affettirici nitelikteydi bu arada.
- Nowitzki 15/29 isabet ile 41 sayı ve 12 ribaund ile San Antonio karşısında galibiyeti getirdi takımına. Uzatma dakikalarında 11 sayı atmak yakıştı doğrusu. Tebrikler Dirk! Parker, Manu, Marion ve Howard'sız derbiye tek başına damgayı vurdu.

Başımıza taş yağacak:
- Josh Smith de JoJo'nun en büyük yardımcısı olmaya devam etmiş. Sayı ve ribaundu zaten biliyoruz (16-14) ama 7 asist yaptığını gören NBA severler dönüp bir daha bakmışlardır herhalde emin olmak için.
- Rashard Lewis bahanesi olanlardan buraya transfer oldu. 17-10-9'luk performansı ile triple-double a göz kırptı ama bir asist daha yapamadı. 9 asist ve Rashard Lewis. Ne kadar düşünsem de kafamda canlandıramıyorum. Cemal görünümlü Tufan gibi, Hedo görünümlü Lewis çıkmış sahaya.

Hoşgeldiniz:
- Elton Brand'e sadece "Sonunda" diyorum. Demek ki Speights'in sakatlanmasını bekliyormuş. 19 sayı 11 ribaund, 3 top çalma ve tamı tamına 6 blok. Kolej yıllarındaki gibi pivot oynamayı özlemiş olsa gerek. Brand eğer 5 numarada böyle oynayacaksa, Dalembert'e bench yolu gözükebilir. Bu arada Brand'in karşısında formsuz Diaw ve Chandler'ın vardı, hatırlatayım.
- A. Jamison döndüğü maçta, Wizards'ın ezeli rakibi Cavs'i yenmesini sağladı. Tam 31 sayı 10 ribaund ile pimini çekti resmen Cleveland’ın ve galibiyet serisine son verdi.

Fedakarlık:
- Haywood sadece bir tane şut kulandığı maçta, 6'sı hücum olmak üzere 13 ribaund ve 3 blok ile canını dişine takmış.

Takım baltalamaya çalışanlar:
- Jason Terry Spurs lehine bahis yapmışçasına 4/19 ile oynadı ama maçı vermeyi başaramadı.
- Gilbert Arenas da 1/8'i üçlük olmak üzere 6/22 ile oynamış ve 34 sayı atan LeBron James'e - Cavs'liler dahil - en çok yardım eden oyuncu olarak ön plana çıkmış. Ancak yine de Wizards son çeyrekte Butler'ın etkili oyunuyla Cavs'i 17 sayı farkla mağlup etmeyi başarmış.

Günün anlamsız performansı:
- Granger'ın %66 isabetle bulduğu 33 sayı, aldığı 7 ribaund ve 3 asist Knicks'in geri dönüşünden sonra boşa gitmiş oldu. Dün NBA'in en kötü 2-3 takımından birine 19 sayıdan maçı vermiş olabilirler. Ama Murphy ve Dunleavy geri döndüklerinde bu takım beklenmedik bir çıkış yakalayabilir.
- Chris Bosh, Mehmet'in yokluğundan faydalanmış ve 32 sayı 17 ribaund ile takdir edilesi bir maç çıkarmış. Yine de Utah'ın bench'i Toronto'ya fazla gelmiş.

Koç kurbanları:
- Gallinari ve Blair'ın form düzeyleri ve buna paralel olarak dakikaları düşüyor. McDyess'ın ilk 5'e yerleşmesi iyiye işaret ancak bu maçta o oyundayken delicesine hücum ribaundu vermiş Spurs. Blair sezon içinde yeniden sağlam süreler almaya başlayacaktır. Spurs'ün onun enerjisine ihtiyacı var.

Yardımcı olan Hüseyin'e teşekkürler.

0-12 ve Kendini Bilmek

Nets'in bu sezonki galibiyet-mağlubiyet sayısı bu. Ancak kulüp yönetimi bu başlangıca rağmen Lawrence Frank'in arkasında durduklarını ve koçun yerinin sağlam olduğunu söylemişler. Harris, Yi ve Lee'nin sakatlıktan dönmesini bekliyorlarmış Frank'in performansını değerlendirmek için. İşin ilginci bence onlar sağlıklı olsaydı bile Nets 0-12 yapabilirdi. Çok genç ve ham bir kadroya sahipler. Yani sadece bu 0-12 için Frank'i kovmak çok mantıklı değil. Fakat benim Frank'in koçluğundan yana şüphelerim var. Önümüzdeki yaz 1, hatta belki de 2 süper yıldız kadrosuna katmayı planlayan Nets, gelecek yıl takımı Frank'e teslim etmek yerine şimdiden yeni bir koç arayışına girse bence en doğrusunu yapar.

Cemal 'Donyell' Nalga


Link

NBA severlerin bir çoğu bu olayla aşinalar. Cemal'in de başına gelen şey bu olsa gerek. Soyunma odasına malzemeci arkadaş yanlışlıkla ona Tufan'ın formasını vermiş ve bunu da kimse farketmemiş !! Olay sadece ama sadece bundan ibaret !!! Cemal olayını bilmeyenler şuraya baksınlar.

Herkes zaten delicesine eleştirmiştir, yerden yere vurmuştur Galatasaray'ı. Eline her kalem/klavye alan ve Galatasaray'ı karalayan kişi bu konuda ne dese haklı. Bu olayın hiçbir savunması, bahanesi olamaz. Ama ben değişik bir yerden yaklaşmak istiyorum bu skandala. Benim üzüldüğüm şey TBL hakkında hiçbir zaman hiçbir yerde hiçbir konu konuşulmazken, 3 büyüklerden biri - bu durumda Galatasaray - bir skandala imza atınca gündeme bomba gibi düşüyor. Tofaş, Türk Telekom, Karşıyaka, Mersin hatta Efes gibi takımlardan biri bu rezalete imza atmış olsa, eminim gündemi bu kadar meşgul etmeyecekti, hatta 1-2 günde unutulup gidecekti. Aman diyorum, kesinlikle Galatasaray'ın çok üstüne gidildiğini söylediğimi zannetmeyin, az bile gidiliyor belki de. Ben sadece Türkiye'de basketbola olan ilginin yine futboldan - 3 büyüklerden - geçtiğine dikkat çekiyorum.

Yazık. Ama en büyük yazık Galatasaray'a. Cemal de dahil olmak üzere, 1 tane aklı başında kişi yok muymuş koca basketbol takımında? Hani bu maç oynanıyor, gazeteciler var, fotoğraf çekiliyor bunları düşünmediniz diyelim (nasıl oluyorsa) peki kimse etik olarak da mı karşı çıkmadı? Hayır bir de anlamadım olayı. Biri çıkıp anlatabilir mi bana Cemal o maçlarda oynamasa Galatasaray ne kaybedecekti veya Cemal'i oynatarak ne kazandılar o sırada? O sırada ne kaybedecekti hiçbir fikrim yok ama şu anda kaybettiği şeyden değerli olmadığına eminim. Çünkü şu anda 'Galatasaray' markasının kaybettiği şey: Prestij...

18 Kasım 2009 Çarşamba

Yok Böyle Bir İtiraz


Link

İlk defa izledim bugün. Tek kelimeyle MÜKEMMEL. Herhalde 10 kere izlemişimdir, her seferinde güldüm.

Kaan Kural Röportajı - İlk Bölüm

Kusura bakmayın arkadaşlar, vakit darlığı sebebiyle çözümlemesini bir türlü yapamadım. Buyrun ilk bölümü röportajın. Devamı yarına, hatta belki 3 bölüm bile olablilir. Tekrardan çok teşekkür ediyorum Kaan Kural'a bu keyifli sohbet için.

Röportajın ikinci bölümü için tıklayınız.
Röportajın üçüncü bölümü için tıklayınız.

Can - Abi ben seni ekonomi mezunu diye biliyordum ancak bir röportajında uluslararası ilişkiler diye okudum, nereden mezunsun?
Kaan Kural - Boğaziçi ekonomiye girişliyim ancak sonradan uluslararası ilişkilere geçtim ve oradan mezun oldum.

C - Bununla alakalı olarak, NBA diye bir lig olmasaydı şu an ne yapıyor olurdun?
KK - (Gülerek) Avrupa ligini takip ediyor olurdum herhalde. Yok, benimki büyük tesadüf, benim basketbol yazarı/yorumcusu olmak gibi bir hedefim yoktu. Şansa oldu tamamen. 1994 civarında Spor & Spor dergisinde beğendiğim NBA yazıları kesilince, niye artık yazılara yer vermediklerini sormak için aramıştım. "Sen yaz bir tane" dediler. Yazdım, beğendiler, TBL ve NBA'i amatörce yazmaya başladım. Üniversiteden mezun olduğumda diplomat olmayı düşünüyordum ancak çok hiyerarşik olduğunu gördükten sonra Garanti Bankası'na başvurdum. Tam işe başlarken Sabah grubu Fast Break'i Reebok'tan satın aldı. Dergi konusunda Yiğiter Uluğ'a danışmışlar, benim Spor & Spor'daki yazılarım onun dikkatini çekmişti, tanışmıştık. Birgün geldi, "Oğlum gel seni yazı işleri müdürü yapalım" dedi. Ben de "Abi, yazı yazmak ayrı, yazı işleri müdürü olmak ayrı, zaten yazı işleri müdürü ne yapar onu bile bilmiyorum." diye cevapladım. "İlk 3 ay sürünürsün sonra senden iyisini bulamayız zaten." dedi. Giriş o giriş. Yani kısacası X bankasında dış krediler müdürlüğünde uzman analiz yardımcısı falan gibi birşey olurdum herhalde basketbol yazarı olmasam.

C - Hayatını NBA ile beraber nasıl yaşıyorsun?
KK - Çok dağınık yaşıyorum, iyi birşey değil tabii aslında ama çok alıştım. Kaçta yatıp kaçta kalktığım hiç belli olmuyor. Maç 2'deyse oturuyorum, maçı anlatıp öyle yatıyorum. Daha geç bir maç ise ve yorgunsam gelip gece 10'dan 2'ye kadar uyuyorum, gidiyorum maçı anlatıyorum, ardından eve gelip tekrar 1-2 saat uyuyorum. Kısacası uyku düzenim tamamen işlerime göre oluşuyor. Çok iyi bir özelliğim var, kafayı koyduğum anda uyurum ben, gündüz 2, gece 2 hiç farketmez. Bir de zaten çok uyumam, günde ortalama 5 saat uyuduğum için de pek problem olmuyor.

C - Kaç tane NBA temalı t-shirt, sweatshirt, formaya sahipsin ve nereden alıyorsun bunları?
K - Yaklaşık 300 tane var. Eastbay ve NBA Store'dan alıyorum. Çok da ucuza alıyorum ha, genelde 1-2 senelik şeylere bakıyorum. 5-10 dolara çok güzel şeyler bulunuyor. Ayakkabıları da oradan alıyorum, burada 240 lira olan ayakkabıyı oradan 45 dolara aldım.

C - Kilo probleminin sağlığın açısından sıkıntı olabileceğini biliyorsundur, bununla ilgili birşey yapmayı düşünüyor musun?
KK - Valla açıkçası beceremiyorum ya, olmuyor.

C - Bu olayın sebebi bir sağlık problemi mi?
KK - Başta bir sağlık problemiyle başlayan, sonra benim yeme alışkanlıklarım nedeniyle depreşen bir durum.

C - En sevdiğin yemek hangisi?
KK - Mercimek çorbası. 7 gün 3 öğün yiyebilirim.

C - NBA oyuncuları arasında konuştuklarından, kırsal aksanla konuşan var mı?
KK - Var canım var çok var, Al Jefferson mesela tam köylü, yani daha çok kırsal kesim dialektinden. Özellikle güney aksanları, Louisiana'da falan yetişmiş oyuncular belli ediyorlar kendilerini. Chris Bosh direk Texas'lı mesela. Andrew Bogut'u anlamıyorum ama. NBA'de tek anlamadığım adam Bogut. Çok hızlı konuştuğu zaman bakıyorum abi "Ne diyor bu adam?" diye. Hırvat asıllı, Avustralya aksanıyle enfes bir performans sergiliyor.

C - Houston'la unutamadığın maç hangisi? T-Mac?
KK - T-Mac'in 43 saniyede 13 sayı attığı maç. Ama tabii Olajuwon'ın şampiyonluğunu da unutmam yani. NBA tarihinde en sevdiğim 2-3 oyuncudan biridir. Bugünkü modern pivotların hepsini ezer geçer, hoca olur, ders verir. Ama tabii ondaki ayak fundamental'ı birçok guard'da yok. O yüzden Olajuwon'ın yeri ayrıdır. Yine de tabii T-Mac'in 43 saniyede 13 sayısı NBA tarihinin en unutulmaz 5-6 anından biridir.

C - Reggie Miller'ınki 12 saniye miydi?
KK - 8.3 saniyede 8 sayı. O bir de playoff tabii ayrı birşey ama T-Mac'inki başka birşey. Mucizevi. Bir de Spurs'e karşı. 4 üçlük biri basket faul, daha ne olsun?

C - Amerika'da spor yazarlığı yapmak gibi bir hayalin/idealin var mı?
KK - O ancak hayal olur zaten. İnsanın anadili olmayan bir dilde yazarlık yapması imkansız gibi birşey. Benim 10-15 yıl Amerika'da yaşamam lazım ki dilin inceliklerini kavrayayım. Tamam ben iyi İngilizce biliyorum ama benim orada dili kullanma kabiliyetim ilkokul 5 seviyesinde falandır.

C - Bloklarda çok heyecanlandığını gözlemiş bir arkadaş (derken hemen cevap veriyor)
KK - Eeeh anlık evet ama blok benim en sevdiğim hareket değildir. Tamam heyecan ve enerji veriyor ama ben pas hastasıyımdır. Takım paslaşmasına veya zeki, akıllı, beklenmedik paslara bayılırım. Kidd'in 2003 döneminde her maçı efsaneydi mesela. Benim Bird ve Hakeem'den sonra en sevdiğim oyuncu Stockton'dır. Onu en iyi döneminde izledim. İnanılmazdı, dünyanın en basit ve en efektir paslarını verirdi. Cousy, Magic, Paul, Kidd, Paul'e bakarsan hepsinin acaip spektaküler pasları var ama Stockton'a gel, adam 15000 asist yapmış highlight'a giren 100-150 asisti bile yoktur. Dribbling üzerinden tek el pas olayını başlatan adamdır Stockton. Ama tabii ellerinin inanılmaz büyük olmasının da bunda etkisi vardı. Shaq'ınkilerden falan büyük olabilir. Stockton'ın elleri greyder kepçesi gibiydi.

C - Konudan saptık arada, arkadaş en sevdiğin hareket olduğunu düşünerek aklında kalan blokları sormuştu.
KK - Jordan'ın Wizards'daki son senesinde Ron Mercer'a koyduğu, topu panyaya yapıştırdığı pozisyon. Bir de tabii 1993 sezonu Knicks-Bulls serisi. Charles Smith'e maç sonunda Bulls'un üstüste yaptığı 5 blok. Anlamı açısından özel ikisi de.


Link


Link

C - Orada ama hafiften fauller var da...
KK - O zamanlar başkaydı ama ya. Şöyle söyleyeyim, Jordan'a o zamanlar 10 faul çalınıyorsa şu anki kurallarla 50 faul falan çalınır herhalde. O pozisyonda 3 net faul var. Şu anda olsa 12 kere faul çalınırdı.

C - Ben mesela yetişemedim Jordan'ın Pistons'dan dayak yediği dönemlere.
KK - Of Of Of. Laimbeer, Rick Mahorn, Isiah... Dumars dışında adam yoktu ki hepsi kasaptı. Jordan kuralları vardı zaten "sağdan girerse şurasına vuracağım soldan girerse burasına vuracağım" diye.

C - Canlı izlediğin oyuncular içinde en beğendiklerin?
KK - Kukoc, Bodiroga, Kobe. Yani özlediğim performanslar açısından.

C - Takip ettiğin yerli/yabancı blog'lar?
KK - Konyalı Portlandlılar var.
Maliano'yu özellikle çok beğeniyorum, Salsa Basket var tabii, Bol Basket var Ahmet Abi'nin. 7/24 Hornets çok iyi, Knicker Blogger, Three Shades of Blue - Memphis'in sitesi enfes, Clips Nation...

C - Basketbawful?
KK - Ona en son gelecektim, açık ara 1 numara, en beğendiğim blog.

C - Michael Jordan mı Larry Bird mü?
KK - Benim için Bird ama hangisi daha iyi oyuncu dersen Jordan tabii ki. Bana sorsan bugün Ray Allen'ı da LeBron'dan çok seviyorum mesela Eric Gordon'ı da daha çok severim LeBron'dan.

C - O zaman Eric Gordon demişken: Beklenmedik, beğendiğin oyuncuları sorayım, Greg Ostertag vardı mesela benim bildiğim.
KK - Hastasıyımdır. Şaka değil, cidden. Mario West vardır mesela Basketbawful sayesinde kahramanım oldu. O sitenin istatitiğidir West, 1 dakikanın altında oynayan oyuncu "West" yapmış oluyor. Sam Perkins çok severim. Son dönemde ama Eric Gordon. Ray Allen bırakınca favorim o olacak gibi. Zeka, iyi şut tekniği ve sükunet benim için çok önemli. Sessiz fırtına tarzı. Mesela Hardun Erdenay'ı da çok severim.

C - Mark Cuban Nash 30 yaşındayken serbest kalmasına izin vermese bir şampiyonluk gelir miydi? Bir arada kalsalardı bugün bir Malone-Stockton kıyaslaması yapabilir miydk? diye özellikle sormamı istedi bir arkadaşım.
KK - Yani... Çok ütopik bir soru. Ama yok yani Malone-Stockton ile kıyaslama yapmazdık yapamazdık. Çok ayrı bir uyum vardı onların arasında. Zaten Nowitzki de ikili oyun üzerinden oynayan bir uzun değil. Nash konusunda ise, taş yerinde ağırdır. Nash Dallas'tayken fiziksel olarak daha iyi bir durumdaydı. Ama Nash'in yetenekleri asıl açık alanda ortaya çıkıyor. Başlarına bir de D'Antoni gelse belki olabilirdi. Ama Nash gitmiş olsa da farkediyor mu ki? Avery Johnson zırvalamasaydı, hakemler Wade'e açık çek vermeseler şampiyonluk gelebilirdi.

C - Sen inanıyorsun yani orada şampiyonluğun çalındığına?
KK - Ya sen ne diyorsun ya... Wade geçerken yanından el sallıyordun faul çalıyorlardı ya. Artık suyu çıkmıştı, Wade içeri girerken bakmıyordum bile ekrana.

C - Michael Jordan'dan bile daha özel bir ilgi görüyor diye çok eleştirilmişti hakemler.
KK - Tabii canım. Mesela son dönem için, bana göre Kobe ve Duncan en dokunulmaz oyunculardır. Dokunduğun anda faul çalınır. Kobe hadi neyse içeri giriyor, Duncan'a postta anında çalıyorlardı. Ama artık yaşlandı Duncan pek çalmıyorlar. 2003-2005 döneminde çok fenaydı. Ama Wade'in o final serisi gerçekten inanılmazdı. Şimdi de LeBron'a çalınmayan faullere taktım. Senin blog'da görmüştüm 5 maçta 3 faul almıştı sadece sezon başında. Geçen seneki playoff'larda da öyleydi.

C - Ben çalınmayan stepslere takmış durumdayım.
KK - Sorma o konuda benim yazım da var Slam Online'da. Wizards serisinde durduğu yerde, ikili sıkıştırmadan 2 adım atarak çıkmıştı. Bu nasıl görülmez hakemler tarafından anlamak mümkün değil, hareketli olsa hadi adımı göremediler diyeceğim de... Orada suyu çıkmıştı kararların. Ama yavaş yavaş düzeltiyorlar. Mesela Dwight Howard ile Kevin Garnett hareketli perde olayını abartmışlardı, önlerindeki oyuncuyu alıp götürüyorlardı. Bu sene hareketli perde çok çalınıyor.


C - Peki Slam demişken, yeni bir dergi için çalışmalar var mı?
KK - Var, NBA Türkiye'nin yeniden çıkarılması için bir proje var ama şu anda askıya alındı zannedersem.

C - NTV olarak All-Star ve Finaller'e gitmek gibi bir planınız var mı bu sene?
KK - Var, ikisine de gideceğiz inşallah. Zaten aslında her sene bu plan var ama geçen sene ekonomik kriz çıkınca gidememiştik. Bu sene Şubat'a kadar bu tarz bir problem yaşanmazsa gideceğiz. (Heyecanla) Dallas !!

C - O zaman bu senin All-Star ilk 5'lerini alayım. Bir de Noah'a ayıp etmediler mi All-Star listesinde yer vermeyerek?
KK - Doğu: Wade, Joe Johnson, LeBron, Pierce, Howard / Batı: Paul, Kobe, Carmelo, Dirk, Amare
Noah hakkaten ayıp ama bu listeleri geçen seneye bakarak yapıyorlar o yüzden anlayabiliyorum seçenleri.

C - İkinci kitabın ne zaman çıkacak ve nasıl bir tarzda olacak?
KK - Yine eski yazılarımı toparladıktan sonra bir kitap yazmak istiyorum.

C - Bir sezonu tamamen bir takımı takip ederek geçireceğin?
KK - O zor, o zor. O benim en büyük hayalimdi ama ona koca 1 sene vermek gerekiyor. İşlerimin tamamını bırakıp 1 senemi ayıramam şu anda. Tamamı olmasa bile işlerimin yarısını bırakmam gerekecek. Şu anda zor, belki 10 sene sonra yapılabilecek bir proje.

Magazin programı AZ SONRA'sı kıvamında: 2. bölümde Kaan Kural kimlere "Adam Değil" dedi? Kobe-Jordan kıyaslamasında kimi önde görüyor? Larry Bird'den daha çok sevdiği kişi kim? =)

Maxiell: No No No No No


Link

Shannon Brown'ın 3'e 1'i böyle kullanmasının cezasını, aldığı kısıtlı dakikalara rağmen defansına ve özellikle bloklarına hasta olduğum Maxiell kesmiş. Tek kelimeyle harika.

Yorumlarda bu bloğu söyleyen Adsız arkadaşa teşekkür ediyorum haberdar ettiği için bu pozisyondan. Bu tarz şeyleri paylaşmanızdan memnun olurum.

Kobe'den 100

Dün gece oynanan Pistons maçında tam 100. kere 40 sayı barajına ulaşmış Kobe. Tebrikler. Bryant, NBA tarihinde en fazla 40 ve üstü atan oyuncular listesinde 3. sırada bulunuyor. İlk sırada bunu 271 kere başaran Wilt Chamberlain, arkasında ise 171 ile Majesteleri var. Yani onlara yetşme ihtimali yok. Bu arada Kobe dün harika bir baskete imza atmış ve günün en iyi 5 hareketinde zirveye yerleşmiş, buyrun bakın. Genelde bu tip atışlarda şans faktörü üst seviyede olur ama Kobe bilerek camdan yardım alarak atmış. Harika gerçekten. Mesela Carmelo'nun pozisyonunda şansın daha büyük etkisi var bence:


Link

Nelson Out White Chocolate In

Geçen sene, beklenmedik bir şekilde kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Jameer Nelson'ın sol dizinde menisküs yırtığı tespit edilmiş ve ameliyat olacakmış. Yaklaşık bir, bir buçuk ay basketboldan uzak kalacakmış. Bu sene izlediğim Magic maçlarında, Williams'ın hazır olduğunu gözlemledim. Sonuçta Magic'in oyun stili Williams'ın en sevdiği sistem. Ancak 34 yaşındaki oyun kurucunun dizleri 30 dakika civarı sürelere nasıl tepki verecek onu hep birlikte göreceğiz.

17 Kasım Programı

18 Kasım Çarşamba 02::00 (NBA TV) / Golden State Warriors - Cleveland Cavaliers

- Warriors'ın kadrosunda toplam 9 tane aktif oyuncu var. Bunların biri 2 senedir maç yapmayan, bu sene de bench'ten kalkmayan Speedy Claxton, biri ameliyat olup sezonu kapamaya karar veren Raja Bell, biri de herhangi bir sakatlığı bulunmasa da varlığıyla yokluğu bir olan Miki Moore. Cavs'de ise Shaq omuzundaki ufak sakatlık nedeniyle yok. 37 yaşındaki koca adamın Golden State'e karşı koşturup yorulmasına çok mantıklı olmazdı zaten. Aklıma gelen ufak bir ayrıntı var: Warriors geçen sene Jazz'ı 6 veya 7 oyuncuyla yenmişti diye aklımda kalmış. Ama bugün Cavs'i yenme ihtimalleri herhalde sıfır falan olsa gerek. Hani olur da maç biraz yakın gitti diyelim. Öyle bir durumda, bu pota altına karşı LeBron'dan 60 sayı görürseniz şaşırmayın. (Tamam ufaktan abarttım.)

- NBA'in en iyi ve hızlı hücum eden takımlarından Rockets ve Suns karşı karşıya geliyolar. Bu mücadele çok zevkli geçebilir. Tasiye ediyorum izlenmesini. Ariza bu hızlı tempoda, Lakers'a karşı oynadığı kötü oyunu unutturacak bir şekilde oynayacaktır.

Maalesef diğer maçlara değinmeye vaktim yok. Canlı yayınlanan maça uzunca yazayım dedim. Bir de bunu okuyanlara haber vereyim, yarın öğlen inşallah Kaan Kural röportajının ilk bölümünü koyacağım buraya.

17 Kasım 2009 Salı

Daha da Golden State'e Gelmem

Bundan 1-2 ay kadar önce bileğinden ciddi bir sakatlığı olduğu ortaya çıkan Raja Bell'in ameliyat olacağı ve bunun sonucu olarak sezonun tamamını kaçıracağına yönelik haberler çıkmıştı. Ancak Bell, fedarkarlık yaparak ameliyat olmak yerine sakatlığına rağmen Bobcats'de oynamaya devam etmeyi seçmişti. Ancak bildiğiniz gibi defansif guard dün Warriors'a takas edildi. Hemen ertesi gününde - yani bugün - de "Ameliyat olmaya karar verdim." demiş. Kaos ortamında, Nelson gibi savunma sevmeyen ve deli bir koçun altında oynamak istemediği açık. Hak vermemek de mümkün değil.

2010 yazında serbest kaldığında, 34 yaşında ve koca bir sezon maç yapmamış olacak. Ama savunmada rakibini ısırması, sinir bozması ve üçlük tehdidi sebebiyle birçok şampiyonluğa oynayacak takım için tamamlayıcı parça olabilir.

Azubuike İçin Sezon Bitti

2 gün önce Warriors'ın Bucks'a yenildiği maçta sakatlanarak oyundan çıkan Azubuike'nin sezonu kapadığı açıklandı. Medikal bilgim pek yok ama diz kapağının bağı kopmuş zannedersem. Ameliyat olacakmış ve iyileşme süreci 6 ay sürecekmiş. Kısacası sezonu kapadı. Oysa ki hazır Stephen Jackson da takas edilmişken bol bol dakika alacaktı ve muhtemelen kariyerinin en iyi sezonunu geçirecekti. En azından kontratı 1 sezon daha sürüyor, sözleşmesinin son senesinde olsaydı, önümüzdeki yaz istediği para karşılığında bir takım bulması pek mümkün olmayacaktı. Çok çok geçmiş olsun. Buyrun sakatlık anının videosu, faul bile çıkmıyor. Warrick'e zaten kıldım daha da kıl oldum:


Link

Ben Gordon'u Özlemek

Derrick Rose geçtiğimiz sezon bomba gibi oynamış ve çaylak duvarına çarpmayarak birçok kişiyi şaşırtmıştı. Ancak bu sezona çok kötü bir başlangıç yaparak, daha da büyük şaşkınlık yarattı. Nitekim otoriteler ve basketbol severler artık onun bir süper yıldız olmaya doğru adım atacağını düşünürken, o geri attı. Bunun asıl nedenini hazırlık kampında bileğini burkması olarak gösterenler var. Ancak unutmamalı ki, Rose döneli neredeyse 1 ay oluyor ve arada birkaç iyi maç da oynadı. Yani sorunun bileğinde olması ihtimali bana göre çok da yüksek değil.

Öte yandan, Rose'un bu sıkıntılı döneminden sonra, yazın yaptığı açıklama aklıma geldi: "Gordon'u çok arayacağız. O, baskıyı benim üzerimden alıyordu." Bu sene Rose'un göster(e)mediği performansa bakarsak, belki de Gordon gerçekten Rose'u rahatlatan 1 numaralı opsiyondu Bulls'da. Şu anda ise onun gibi perdeden çıkıp şut atabilen, boş bırakılmaması 'şart' olan bir şutör yok. Hinrich'i pek bu kategoriye sokmuyorum çünkü o aslında bir oyun kurucu, ayrıca Gordon'un şutlarıyla onuniler kıyaslanmaz. Rose bu Gordon'suz takıma alışma evresini geride bıraktığında, geçen seneki performansını da geçer diye düşünüyorum. Umarım en yakın sürede eski Rose'u izleriz.

16 Kasım'dan Notlar

Yanıyor yanıyor:
- Jason Kidd'den eski günlerini andıran bir istatistk gelmiş: 9 sayı, 10 ribaundi 17 asist, 2 top çalma, 3/4 üçlük... Howard'ın yanında Marion da sakatlanınca dizginleri iyice eline almış efane oyun kurucu.
- Aslında Nowitzki'yi buraya koymak ne kadar doğru bilmiyorum, çünkü aslında şunlar gayet normal rakamlar onun için: 32 sayı, 11 ribaund, 3 asist. Bir de tabii maçı kazandıran basketi atmış son saniyede. O yüzden buraya koymaya karar verdim.
- Joe Johnson 35 sayı 9 asist ile takımını galibiyete taşımış Blazers'a karşı.
-Josh Smith 20-16-2-2-2 ile eşlik etmiş ona. Josh Smith bu sezon daha üçlük kullanmadı. Onun gelişiminden bahsetmiştim daha önce, beni çok memnun ediyor şu anda doğruyu yapması.

Bahanesi olanlar:
- Rashard Lewis 10 maçlık cezasından döndü ve 4/15 isabetle şut kullandı. 6 üçlüğünde de isabet bulamadı. Hoşgeldin Lewis.
- Tyson Chandler 2 sayı 4 ribaund ve 0 blok üretti 25 dakikada. Ama karşısında insan olmayan Dwight Howard vardı.
- Stephen Jackson: Ben takas olduğu gün, gittiği takımın maçında oynayan bir oyuncu hatırlamıyorum. Genelde takas olan oyuncular 1 hatta 2 maç kaçırıyorlar. Demek o kadar bıkmış Golden State'ten. Ama 4/14 saha içi 4/8 faul isabeti ve 4 toy kaybıyla yenilgiyi hazırlayanlardandı. Eh normal, takas olduğunu öğrendiği an Orlando'ya uçup maça çıkmak kolay değil.

Günün anlamsız performansı:
- Flip Murray'den 13/21 isabetle 31 sayı gelmiş, delicesine şut sokmuş tecrübeli yedek. Kariyer rekorunu egale etmiş ama yenilgiye engel olamamış.

Bizimkiler:
Ersan 7'de 4'ü üçlük olmak üzere 7-13 saha içi isabetiyle 19 sayı üretmiş ve yanına 12 ribaund 2 asist, 2 de top çalma eklemiş. Yürü be Ersan. Bu arada tabii Marion'ın da sakatlanıp oyunu ilk çeyrekte terketmesi Ersan'ın işine yaramış.

Günün maçı:
Dünkü 3 maçtan 2'si uzatmaya gitmiş. Mavs-Bucks maçının özeti aşağıda. Son 3 pozisyonda önce Terry çok zor bir şutu yokuyor, ardından Jennings 55 sayıdan sonra biraz fazla havalandığını gösteriyor, üstüne Nowitzki'nin şanslı şutu geliyor. Harika bir maç olmuş gerçekten. İndirmek lazım =)


Link

Jennings'le 55'e Kadar Sayıyoruz

Haydi say say.


Link

3. çeyrekteki 29 sayı burada

Link


Link