BIY AD

30 Ocak 2010 Cumartesi

30 Ocak Programı

31 Ocak Pazar 02:00 / Atlanta Hawks - Orlando Magic
31 Ocak Pazar 03:00 (NBA TV) / New Orleans Hornets - Memphis Grizzlies
31 Ocak Pazar 03:00 / New York Knicks - Washington Wizards
31 Ocak Pazar 03:30 / Miami Heat - Milwaukee Bucks
31 Ocak Pazar 04:00 / Portland Trail Blazers - Dallas Mavericks
31 Ocak Pazar 05:00 / Charlotte Bobcats - Sacramento Kings

Dün gece uyuyakaldığımdan dolayı hiç maç izleyememiştim, bu sefer de internet inanılmaz yavaş olduğundan izleyebilecekmişim gibi durmuyor. Umarım düzelir. Çünkü gecenin benim için en ilgi çekici maçını (Hawks - Magic) izlemek istiyorum. Bu karşılaşmanın ilginç bir yönü var, iki takım da son maçlarında Boston'u evlerinde konuk edip yendiler. Şimdi Hawks, Florida'ya gidiyor. Karşılaşma Magic'in evinde. Ayrıca Hawks daha dün maç yaptı ve Orlando'ya uçtu, Magic ise dinleniyor 2 gündür evinde. Bütün bunlar Magic'i otomatik olarak favori sınıfına sokuyor. Bibby'nin formsuzluğu aynen devam ediyor, Magic'in defansif olarak sorunlarının başladığı nokta olarak oyun kurucu pozisyonunu görüyorum ben, bu nedenle de bir avantajı var Magic'in. Bu arada Hawks son 5 maçı kaybetmiş aralarındaki, son 2 deplasman maçında ise ortalama 33 sayı fark yenilmişler Magic'ten. Ekstra motivasyonla oynayacaklardır.

2 maçtır (Phoenix-Golden State) deplasman fobisini yenmiş gibi gözüken Bobcats, seriyi sürdürmek için biçilmiş kaftan ile oynuyor: Sacramento. Bu takımın formsuzluğunu anlatmak için kelimeler yetersiz kalır herhalde, istatistik vereyim: Son 15 maçlarının 13'ünü kaybettiler. İki takım da dün maç yaptılar ve yorgun olacaklar. Bobcats'de Jackson çok formda, Kings'de ise Kevin Martin son maçta sezon başındaki formunu hatırlattı bizlere.

Hornets'da Paul'ün oynayıp oynamayacağı belli değil. Direk maçın sonucuna etki edecek bir oyuncu sonuçta o yüzden ne desem yalan. Ancak West-Okafor ikilisi çok sıkıntı çekecek gibi gözüküyor Randolph ve Gasol'e karşı.

Günün En İyileri - 29 Ocak (Çorapla Blok)


Link

Crawford'ın ortasahadan attığı üçlük elbette güzel.
Günün en iyisi kesinlikle Durant'in bloğu. Ayakkabısı çıkıyor, hücuma elinde ayakkabısını çözerek yavaş yavaş giderken Thunder topu kaptırıyor ve ayakkabıyı elinden bırakıp pozisyon alıp, çorapla bloğu koyuyor! O kadar hoşuma gitti ki - bana göre - yaptığı faule rağmen günün en iyisi seçtim kendimce.
Baron Davis'in faule rağmen bulduğu turnike harika.
1 numarada Kirilenko'nun ne işi var bana biri anlatırsa çok sevinirim. Ama Gaines'i topun çalınmasındaki payı ve asisti için tebrik ediyorum. Ufak ufak adımlar atıyor NBA'de tutunabilmek adına.

Camby'nin Zor Anı

Sessions, Garnett'in aksine, doğru topun peşinde ama topun kendisi yanlış yerlerde.

29 Ocak'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Deron Williams ve Carlos Boozer’dan yoksun Utah’ta, Paul Millsap öne çıkmış ve “gerek yok ben varım” demiş. 17’de 11’le 32 sayı atmış, bu zaten bir önceki kariyer rekoruna denk. 14 de ribaundu var ama en etkileyici olanları 7 asist ve 11’de 10 serbest atış. Coşmuş resmen, bunu sadece Sacramento uzunlarına bağlayamayız. Kirilenko’nun da hakkını yemeyelim ayrıca, uzun zamandır ilk defa birkaç maç üst üste olumlu oynuyor. 18 sayı 7 ribaund 3 asisti ve bayadır özlediğimiz 5 bloğu var.

Joe Johnson’ın istatistiklerinde pek bir numara yok ama yaptığıyla kesinlikle hak etti burayı. Ben maçın sadece son çeyreğini izledim ve Boston skoru baya yaklaştırmıştı. Maçı da Celtics alır diye düşünüyordum ama Joe Johnson çıktı sahneye. Tam 16 sayı attı son çeyrekte, hele kaçırmadan 9 sayı attığı bir bölüm vardı ki maç orada bitti zaten. Toplamda 22’de 10’la 27 sayı 3 top çalma 5 ribaundla oynamış.

Aaron Brooks 21’de 11 ile 33 sayı atarak takımını sırtlamış bu gece de. 4 ribaundu 7 asisti 2 de top çalması var. Landry de kenardan 21 sayılık katkı yapmış, daha önemlisi bu sayıların 15’i son çeyrekte gelmiş. Zaten yanılmıyorsam 4. çeyreklerdeki skor ortalamasında sadece LeBron var onun önünde.

LeBron James, sadece 18’de 6 saha içi (0/4 üçlük) ve 17’de 10 serbest atış yüzdelerine rağmen triple doubleı tek ribaundla kaçırmış; 22 sayı 13 asist 9 ribaund 4 blok 2 top çalma. Ayrıca 13 asistinin 9’u ilk çeyrekte gelmiş LeBron’ın. Ek olarak Shaq de All-Star seçilmemenin intikamını Roy Hibbert’tan almış. 10’da 8’le 22 sayı 8 ribaundu 2 bloğu var. Hibbert zaten 25. dakikada altıncı faulünü alıp atılmış oyundan. Shaq biraz dominantmış yani.

Warriors’a karşı Bobcats’in Jackson-Wallace ikilisi 30’ar sayıyla oynamış. Gerald Wallace’ın 13 ribaund 3 asist 2 top çalma 1 bloğu var ek olarak. Stephen Jackson da eski takımına karşı 4 ribaun 4 asist 2 top çalma 2 blokla oynamış.

Böyle oynamasına iyice alıştık ama takımını taşımaya devam ettikçe burada yer alacak. Kevin Durant’ten bahsediyorum. Nuggets’a karşı 19’da 12’yle 30 sayısı, 4 ribaundu ve 4 asisti var. Hatta tek ayakkabıyla kaldığı bir pozisyonda da blok yapmış. Öte yandan Nuggets’da Carmelo’nun yokluğunda Billups hariç efektif skor üreten kimse çıkmayınca maç 84-101 Thunder lehine bitmiş.

Boşa kürek çekenler:
Rudy Fernandez 14’te 9’la (5/6 üçlük) sakatlıktan döndükten sonraki en iyi maçını çıkarmış Houston deplasmanında. Attığı 25 sayı zaten kariyer rekorunu egale ediyor. 5 ribaundu 3 de asisti var. Steve Blake de kenardan 14 sayı 9 asistle ekstra çaba sarfetmiş ama başa baş giden maçı kazanamamış Portland.

Camby yine klasik maçlarından birini çıkarmış; yedisi hücumda 19 ribaund, 10 sayı 5 asist 4 top çalma 1 blok. Kaman yokken pota altında tek başına savaşmış adeta. Onun bu oyunu bile Minnesota’nın kazanmasına engelleyememiş. %52’yle şut atmış Timberwolves. Clippers adına çok kötü geçen bir ilk yarıdan sonra maç yaklaşsa da o ana kadar 2 sayısı olan Al Jefferson, son çeyrekte 12 sayı atınca hayaller suya düşmüş. 16 ribaundu 3 de bloğu var kendisinin. Kaman’dan yoksun, Baron Davis'in sakat sakat oynadığı Clippers, Nets’in ardından ligin en kötü ikinci takımına da yenilmiş oldu böylece. Timberwolves'da 6 oyuncu birden çift haneli sayılara ulaşmış.

Paul Pierce, arkadaşlarının skor üretmede zorlandığı gece takımın yükünü kendi sırtına almış. Özellikle üçüncü çeyrekteki serbest atışlarıyla geri dönüşün baş mimarıymış ama son çeyrekte kaybetmelerine engel olamamış. 15’te 11’le 35 sayısı var. Kullandığı 13 serbest atışın 12’sini sayıya çevirmiş ayrıca.

Kevin Martin sakatlıktan döndükten sonraki ilk güzel görünen maçını oynamış Utah’a karşı; 18’de 10’la 33 sayı 7 ribaund 3 asist. Sacramento için çok geç artık tabii ki.


İyi mi kötü mü:
12/22 ile 29 sayı 14 ribaund 4 asist 3 blok gayet hoş. Ama o nasıl topu oyuna sokmaktır David West? Hiç mi yapmıyorsunuz bunun çalışmasını? Neyse efendim, kendisi bu sene Radmanovic’ten gördüğümüz eldeki maçı verme çabasını daha başarılı bir şekilde gerçekleştirmiş ve topu oyuna sokarken kendi potalarının altındaki kameramanları nişan almış. Pozisyonu kurtarmak için dışarı doğru atlayan Chris Paul’ün çevirdiği top Kirk Hinrich’e gidince Rose’un kaçırdığı topu Deng tamamlayıp maçı uzatmalara götürmüş. Maçı 108-106 kaybetmişler uzatmada.
Ayrıca Chris Paul dizinden ufak bir sakatlık yaşadı topa atladığı pozisyonda ama uzatmalarda oynadı.



Günün X-faktörleri:

Jamal Crawford, Bibby’nin yokları oynadığı gece ipleri eline almış ve takımının skor yükünü çekmiş son çeyreğe kadar. 16’da 9’la 28 sayısı var, 6 da asist yapmış.

Washington ilk beşinden çift hanelere çıkan kimsenin olmadığı maçta 13’te 7’yle 15 sayı atmış Earl Boykins. Ayrıca durum eşitken 0.4 saniye kala attığı basketle maçı kazandırmış takımına.


Takımı baltalayanlar:

Andre Miller, Roy’un yine oynamadığı maçta sadece 6’da 1’le 2 sayıda kalmış. 3 asistin yanında 2 top kaybı var. Arada iyi maçlar çıkarsa da uyum sorunu devam ediyor gibi.

En iyi sezonunu geçiren Beno Udrih, Jazz karşısında kenardan dahil olduğu 17 dakika boyunca 1 ribaund 1 asist 1 blokla oynamış. Onun dışında 5’te 0’la sayısı yok ve 3 faulü var.

Peja'da 15'te 4'le şu atarak kalarak ufaktan bir balta indirmiş Hornets'e. Zaten iki senedir epey alışığız bu performanslarına.

Kobe’yi ikinci yarıda çok iyi savunduğu anlar vardı ama hücumda hiç katkı yapamadı takımına Iguodala. 7'de 3'le 8 sayıda kaldı. 4 asisti var ama 5 de top kaybı yaptı, zaten takım olarak basketboldan soğutmuştu beni Philadelphia ilk yarıda.
Maçtan ek bilgi olarak, 24 sayısı olan Kobe ve 23 sayısı olan Iverson ilk yarıda sadece 2 sayıda kaldı.

Jordan-Bird vs. LeBron-Dwight


Link

Daha önce paylaşmıştım bu videoyu zannedersem ama yine konumuzla alakalı diye veriyorum. LeBron James, McDonald's ile sponsorluk anlaşması imzalamış. Geçtiğimiz haftalarda Dwight Howard ile beraber Jordan ve Bird'lü klasik McDonald's reklamına benzer bir çalışma içine girdiklerine dair dedikodular ortalıkta dolaşıyodu. Bu çıkan son haber ile herhalde kesinlik kazandı diyebiliriz reklam çekimi. İlk reklam da Superbowl'da yani Amerikan futbolu ligi NFL'in final maçında yayınlanacakmış.

Bilmeyenler için, Superbowl'u 90-100 milyon arasında kişi izliyor Amerika'da, öylesine büyük bir etkinlik. Bu durumda reklamların saniyesine 100 bin dolardan fazla bir fiyat ödeniyor. LeBron ve Dwight'ın McDonald's'ın satışlarına büyük bir etki yapacağı kesin ancak benim merak ettiğim şey reklamın içeriği.

Michael Jordan ile Bird "Eşşek" oynamışlardı yukarıda seyredebileceğiniz gibi. Dwight Howard ile LeBron'un parkede ortak iyi yaptıkları şeyler sınırlı. Smaç, blok hatta belki dans? Merakla bekliyorum reklamı.

Son olarak da: "Off the express way, over the river."

29 Ocak 2010 Cuma

29 Ocak Programı

30 Ocak Cumartesi 02:00 / Cleveland Cavaliers - Indiana Pacers
30 Ocak Cumartesi 02:00 (NTV Spor) / Los Angeles Lakers - Philadelphia 76'ers
30 Ocak Cumartesi 02:30 (NBA TV) / Boston Celtics - Atlanta Hawks

30 Ocak Cumartesi 03:00 / Los Angeles Clippers - Minnesota Timberwolves
30 Ocak Cumartesi 03:00 / Chicago Bulls - New Orleans Hornets
30 Ocak Cumartesi 03:00 / Washington Wizards - New Jersey Nets
30 Ocak Cumartesi 03:00 / Denver Nuggets - Oklahoma City Thunder
30 Ocak Cumartesi 03:00 / Miami Heat - Detroit Pistons
30 Ocak Cumartesi 03:30 / Memphis Grizzlies - San Antonio Spurs
30 Ocak Cumartesi 03:30 / Portland Trail Blazers - Houston Rockets
30 Ocak Cumartesi 04:00 / Sacramento Kings - Utah Jazz
30 Ocak Cumartesi 05:30 / Charlotte Bobcats - Golden State Warriors

İlginç valla. Taş gibi maç NBA TV'de iken, daha az ilgi çekecek olan maç NTV Spor'da. Tabii Lakers'ı tutan popülasyon oraya kayacaktır ayrı. Hawks bu sezonki 3 maçı da kazandı ve Celtics şu anda hala iyi durumda değil. Ben Garnett'in daha fazla dinlendirilmesi gerek diye düşünüyorum. Hawks 3-0 olduğu için favori konumunda ama kıran kırana bir mücadele olacak. Bibby'nin son haftalardaki formsuzluğu ve şutlarının bir türlü girmemesi bugün dezavantaj olabilir Hawks'a.

Nuggets-Thunder arasındaki ilk maçta Durant hiç fena oynamamıştı ama Nuggets'ın uzunları Thunder'ınkilere üstünlük kurmuştu ve Denver çok zorlanmadan kazanmıştı. Bu sefer daha çekişmeli bir maç bekliyorum. Durant-Carmelo düellosunu ise izleyemeyeceğiz çünkü Carmelo'nun Hornets maçında burktuğu bileği hala tam anlamıyla iyileşmedi. Kısacası Thunder favori olarak ön plana çıkıyor ama Thunder uzunlarının biraz mücadele etmeleri lazım.

Grizzlies-Spurs maçında ise bana göre son derece zorlu geçecek. McDyess-Bonner-Blair 3'lüsünden bir türlü istikrarlı bir oyun izleyemedik. Bugün de karşılarında ligin en sağlam, formda uzunlarından Gasol ile Randolph var. Spurs bu maçı kaybederse bir anda 8.'liğe kadar düşebilir. Parker da sakatlığı nedeniyle yok. Sonucu en belirsiz maçlardan biri bu gece, bana göre. Grizzlies pota altına Spurs'ün ne kadar iyi cevap verebileceğine bağlı sonuç bence.

4 maçtır kazanan Bulls ile son 5 maçın 4'ünü kazanan Hornets'ın mücadelesinde ise, evsahibi Hornets daha avantajlı. Paul faktörü ve Noah'ın sakatlığı (ama oynayacak) sebebiyle bu şekilde düşünüyorum. Tabii deplasman turunun 7. ve son maçına çıktıklarını da hatırlatmak lazım, artık yorgunluk yavaş yavaş etkisini gösterecektir.

Modaya Uyduk

İnternet kullanıcıları arasında oldukça geniş bir kitle Twitter kullanıyor. Ben de uzun süredir Twitter'a adım atmayı düşünüyordum. Sonunda gerçekleştirdim bu isteğimi. Twitter hesabı olup kullananlar, bundan sonra Konyalı Portlandlılar'ı oradan da takip edebilecekler. Buraya tık'layarak ulaşabilirsiniz veya sağ tarafa da Twitter logo'sunu koydum oraya tık'layabilirsiniz. Hayırlısı olsun.

Yahoo da Neyin Nesi?

Spurs çoğunuzun bildiği gibi bu sezon beklenenin oldukça altında bir form grafiği sergiliyor. Durum böyle olunca takas söylentileri artmaya başladı. Normalde önemli takaslarda Spurs'ün adının geçtiğini görmezsiniz, özellikle de sezon ortasında. Ama işte bu sezon o kadar istikrarsız ve düşük seviyede oynuyorlar ki, Spurs'ün ismi Amare'yi isteyen takımlar arasında en başa yazıldı Yahoo tarafından. Ellerinden çıkaracakları isimin de Ginobili olacağı söyleniyordu. Spurs'ün zaten belirttiğim gibi bu tarz büyük takasları, hele sezon ortasında yaptığına pek şahit olmayız, onlar genelde Nazr Mohammed, Kurt Thomas gibi tamamlayıcı rol oyuncularına göz dikerler sezon ortasında. Hatta çok ihtiyaçları olduğunu düşünmüyorlarsa onu bile yapmazlar. Kısacık da olsa Amare konusuna değineyim Spurs açısından.

Öncelikle Amare her ne kadar yaşı ilerleyen Duncan'ın içeriden skor üretmesine katkıda bulunacak bir isim olsa da, savunmada pek takılmayan ve ribaundlarda rakiplerine üstünlük kuramayan bir uzun, Spurs için bence uygun değil. Çünkü şu anda takımın en büyük sorunu defansta. Her neyse, Popovich'e sormuşlar "Yahoo'nun raporuna göre, Amare'yi almayı düşünüyormuşsunuz, var mıdır gerçeklik payı?" diye. Popovich'in cevabı bir hayli ilginç olmuş:

"Yahoo da neyin nesi? Şu bilgisayar/internet zımbırtılarından biri mi? Twitter gibi hani? Yine yılın o zamanına geldik, takasın son günü yaklaşıyor. Herkes birşeyler yazıp duracak."

Günün En İyileri - 27 ve 28 Ocak

Yine 2 günü kombine edip veriyorum.

Önce dünün en iyi 10 hareketi:


Link

Bynum Shaq'ten öğrendiği hareketi gösteriyor bizlere.
7 numarada günün en iyi hareketi var bence. Kirilenko'ya dirseği çakarak smaç basmaya benzemiyor tabii Brook Lopez'in üzerinden basmak değil mi Baron Davis?
Derrick Rose'un crossover'ı ve havada el değiştirip topu çemberin içine bırakması harika.
Stuckey, Thabeet'e henüz çaylak olduğunu çarpıcı bir şekilde hatırlatmış. Ne zıplamış öyle...


Şimdi de 28 Ocak'ın en iyi 5'i:


Link

Wilson Chandler'ın smacı, gözüktüğünden çok daha güzel. Nedeni de topu önce panyanın arkasından önüne getirmek zorunda kalması smaç basmadan. Alley-oop'u 4-5 kat zorlaştırıyor...
Dwight Howard'ın bloğu da pek güzel. Hele panyaya sıkıştırıp tutabilse daha da hoş gözükürdü.
1 numarada Marion'a sanki faul yapılmış gibi geldi bana. Lopez hareketliyken üzerine zıplamış, Amare'nin bloğunun temiz olup olmadığını ise şu açıdan söylemek zor. Sonrasında da zaten bildiğimiz, sevdiğimiz, fazlasıyla alıştığımız Nash alley-oop'u.

28 Ocak'tan Notlar

Celtics - Magic:
Magic'in sadece ama sadece 20 üçlük denediğini görüyoruz. Acaba Van Gundy benim Magic yazımı mı okudu? Ayrıca Howard 12 kez saha içinden atış denemiş, 10 kere de serbest atış çizgisine gitmiş. Çok olumlu istatistikler. Bir ara 16 sayı geri düştükleri maçta son çeyrekte Gortat-Howard'ı beraber sahaya sürmüş Van Gundy ve 35-22'lik üstünlük kurarak maçı kazanmışlar. Daha önce bu ikiliyi hiç düşünmediği için Bass ile bu tarz 5'ler saha sürer diye düşünüyordum. Maçtaki en dikkat çeken istatistik Magic'in 17 hücum ribaundu ve Celtics'in 12/26 üçlük isabet oranı. Hücum ribaundlarının da en önemli sebebi Perkins'in faul problemine girmesinden dolayı sadece 15 dakika oyunda kalabilmesi.

Mavericks - Suns:
Son 2-3 dakikasını izleyebildim. Nash (19 sayı 11 asist) bu zaman diliminde 5 sayı üretip bir de asist yaparak Suns'ın 18 maçtır süren TNT'de yayınlanan maçları kaybetme alışkanlığını sona erdirdi. Attığı 2 basketi de kendi kişisel becerisiyle yarattığını söylemeliyim. Maçı koparan baskette kankası Nowitzki'nin üzerine giderek turnikeyi buldu. Öyle çok dikkat çekici bir istatistik yok, sadece Nowitzki'nin son dakikalarda top almakta zorlandığını ve bu nedenle takımını kurtaramadığını söylemeliyim. Zaten son çeyrek boyunca da sadece 1 şut kullanmış. Buna ek olarak Suns 110 sayıyı geçtiğinde 13-4 idi bunu 14-4 yaptılar. Maçın skoru 112-106. Ayrıca 120 sayıyı geçtiklerinde 7 galibiyetleri 1 mağlubiyetleri varmış.

Hedo:
Sonunda sağlam bir maç çıkardı. %50 isabetle 26 sayı ve 11 ribaund. Gerçi Knicks'e karşı olduğu için şüpheyle yaklaşmak lazım ama olsun. Maçtan sonra yaptığı röportaj da görülmeye değer. Zaten orada değerlendirme yapmıştım kısa bir şekilde.
Ayrıca 2. çeyrekte farkı Knicks adına açılırken devreye giren Calderon'u da yazmak lazım, 12 sayı 7 asisti var ama maçın kopmasına engel olmuş.

Boşa kürek çekenler:
David Lee, All-Star'a seçilmemesinden dolayı gaza gelmiş. 21'de 13 isabetle, 29 sayı üretip 18 ribaund almış.

Top !


Link

Ahaha. Bayıldım. Dün gece %50 isabetle (10 maçtır ulaşamadığı bir isaber oranı) 26 sayı, 11 ribaund yaparak sezonun en yüksek rakamlarına ulaşan Hidayet'e maçtan sonra sormuşlar "Bugün senin kendini bulmanı sağlayan şey neydi?" diye, Hidayet'in cevabı tek kelime:

- Top... (Muhabir afallıyor, 4-5 saniye birbirlerine boş boş bakıyorlar, Hedo "Ne yani anlamadın mı?" dercesine kafasını yana doğru eğiyor)
+ Top elindeydi ve bunu değerlendirdin?
- Evet başka diyecek birşeyim yok.
+ Top elindeydi ve pozisyonlar yaratıp skor ürettin?
- Evet.

Harika bir röportaj olmuş. Triano'ya seslenmiş Hedo resmen. Zaten daha önce topla oynayamadığı için mutsuz olduğunu açıklamıştı ve ben de ufak bir değerlendirme yazısı yazmıştım konuyla ilgili. Maçı izlemedim ama asist sayısı da 2 yerine 4-5 olaymış daha bir güzel olacakmış. Sevinçliyim tabii sezonun en iyi maçını çıkardığı için Hedo. Top ona teslim edildiğinde takımını nasıl yönettiğini biliyorduk. İnşallah hep böyle devam eder. Ama her gece Knicks'le karşılaşmayacaklar o da bir gerçek.

28 Ocak Programı

28 Ocak Cuma 02:30 (NBA TV) / Toronto Raptors - New York Knicks
28 Ocak Cuma 03:00 / Boston Celtics - Orlando Magic
28 Ocak Cuma 05:30 / Dallas Mavericks - Phoenix Suns

TNT double-header'ı muhteşem bu gece ama ikisi de yayınlamıyor Türkiye'de. Şu iki maç için uykumdan feragat etmeyi ciddi anlamda düşünüyorum ama herhalde sadece Celtics - Magic'i internetten edinip yarın akşam izleyeceğim.

Boston ile Orlando bu sezon yaptıkları 2 maçı karşılıklı deplasmanlarda kazandılar. Perkins iki maçta da Howard'ı çok iyi tuttu. Zaten son 2-3 senedir bütün ligde Howard'ı en iyi durduran uzunlardan biri, muhtemelende birincisi. Orlando evinde ama hem savunmaları beklenilen düzeyin altında hem de Magic analizinde yazdığım gibi çok dengesiz hücum ediyorlar. Celtics Garnett döndüğünden beri 2'de 2 yaptı. Magic aynı şekilde deli gibi üçlük denemeyi sürdürüp, müthiş bir üçlük yüzdesi yakalamazsa şanslı takım Celtics. Ama tabii çok denk güçlerin Orlando'nun sahasında karşılaştığını unutmamak lazım. Gerçek bir double-header maçı...

Nowitzki ve Nash, iki kanka ve eski takım arkadaşı karşı karşıya. Mark Cuban hala kendisine sinirli midir acaba Nash'e istediği parayı vermediği için? Grant Hill dönüyormuş ve ilk 5'teki yerini alacakmış. Eğer %100 ise sistem takımı olan Phoenix'in ufak da olsa avantajı olabilir. Ama Suns hem formsuz hem de dedikodular aldı başını gidiyor. Mesela neymiş efendim Amare bilerek kendisini kasmıyormuş takas edileceği için, 4-5 takım birden ilgileniyormuş kendisiyle. Doğruya doğru, hiç eski Amare havası göremiyoruz kendisinde. Kısacası durum pek parlak değil Phoenix cephesinde.

28 Ocak 2010 Perşembe

All-Star Yedekleri Belli Oldu

Yahoo ele geçirmiş listeleri. Ancak tabii ki henüz resmi değil. Bu gece saat 2'de TNT'de açıklanacak resmi All-Star yedekleri. Yine de %99 doğrudur.

Doğu:
G - Joe Johnson
G - Rajon Rondo
F - Paul Pierce
F - Chris Bosh
C - Al Horford
Joker - Derrick Rose
Joker - Gerald Wallace

Batı:
G - Brandon Roy
G - Chris Paul
F - Kevin Durant
F - Dirk Nowitzki
C - Pau Gasol
Joker - Zach Randolph
Joker - Deron Williams

Çoğu seçime katılıyorum, daha önceki değerlendirmelerim için şuraya bakabilirsiniz. Aşağıda çok ufak bir şekilde benim seçimlerimden değişik olanlara değineceğim.

Doğu:
Shaq'in seçilmediği noktada Al Horford'ın seçilmesi normal. Niye? Düşününce aslında Bogut'un daha çok hakettiğini söyleyebiliriz bu sezon. Ama ikili arasında takım farkı ön plana çıkmış diye düşünüyorum ben. Ayrıca Shaq'ın seçilmemesi nedneiyle büyük hayalkırıklığına uğradım. Shaq'siz eğlence katsayımız yarı yarıya hatta belki de daha fazla düşecek. Oynadığı oyunla hakettiğini iddia etmiyorum ama daha önce de yazdığım gibi, emekli olduktan sonra bile Shaq'in All-Star seçilmesini isterim ben. Rose konusunda ise: Onunla Lee arasında gidip geliyordum ama Lee'nin biraz daha çok hakettiğini düşünüyordum. Yine de çok fazla itiraz edemem bu seçime.

Batı:
Deron Williams'ın seçildiğine sevindim. Uzun süredir hakediyordu ama batıdaki guard'ların kalitesi ve Utah'ın pek popüler olmamasından dolayı seçilemiyordu. "Sonunda" diyelim. Zach Randolph'un da kesinlikle hakettiğine inanıyorum ama Billups'ı bekliyordum onun yerine. Bu sezon Denver için Carmelo'dan bile önemli olduğunu tekrardan göstermiş ve kanıtlamıştı. Tabii Paul-Nash-Deron ile beraber Billups'ın da seçilmesi tam 4 tane oyun kurucu anlamına gelecekti, o nedenle bir forvete yönelmelerini doğal karşılıyorum.

Çaylakların Sınavı

All-Star haftasonunda çaylaklarla ikinci yıl oyuncuları (sophomore) arasında yapılacak maçın kadroları dün açıklanmış. Benim açımdan çok da önemi olan bir maç değil esasında, genellikle 10 dakika baktıktan sonra sıkılıp kapıyorum bu çaylaklar maçlarını. Sorun bende mi bilmiyorum ama All-Star maçında bile eskisi gibi zevk alamıyorum. Neyse şimdi yazı boş yere uzamasın, kadrolar ve yorumlarım aşağıda.

Çaylaklar: Omri Casspi (Kings), DeJuan Blair (Spurs), Stephen Curry (Warriors), Tyreke Evans (Kings), Jonny Flynn (Wolves), Taj Gibson (Bulls), James Harden (Thunder), Brandon Jennings (Bucks), Jonas Jerebko (Pistons)

İkinci yıl oyuncuları: Michael Beasley (Heat), Marc Gasol (Grizzlies), Danilo Gallinari (Knicks), Eric Gordon (Clippers), Brook Lopez (Nets), Kevin Love (Wolves), O.J. Mayo (Grizzlies), Derrick Rose (Bulls), Russell Westbrook (Thunder)

Tek itirazım var, Flynn yerine (tamam 14 sayı atıyor ama Wolves'un hali de ortada) Ty Lawson olmalıydı bence. Buna ek olarak DeRozan ve Raptors cephesinden tepki varmış atletik oyuncunun seçilmemesine. Raptors'da ilk 5'te başladığı ve çaylaklar - ikinci yıl oyuncuları arasındaki maçın devre arasında smaç yarışmasına katılmak için Eric Gordon ile çekişeceği için herhalde kadroya dahil edilmesi gerektiğini düşündüler. Ama yukarıdaki isimlerden daha çok hakettiğini düşünmüyorum ben. O yüzden büyük bir sürpriz olarak değerlendirmedim. Ayrıca bu seçimler 2 hafta sonra yapılıyor olsa Marcus Thornton da kesinlikle güçlü adaylardan biri olurdu.

Onun dışında 2009 draft'ı için "En zayıf yıllardan biri" diyordu bütün okuduğum otoriteler. Ancak Griffin'in sakatlığına rağmen şu kadroya baktığımızda esasında pek çok oyuncunun yıllar boyunca NBA'de varlık göstereceğini söyleyebiliriz. Casspi ve Blair müthiş birer rol oyuncusu (hatta Gibson ve Jerebko da olabilirler), Curry Mike Bibby'nin şutör oyun kurucu tahtını ele geçiren adam, Harden ve Jennings de takımlarına pozisyon yaratmak ve skor üretmek anlamında üst düzey birer oyuncu olacaklar. Evans'ın zaten ileride All-Star olacağını düşünenlerdenim. Kısacası çok da yeteneksiz bir sene değilmiş aslında 2009, listedekilerin hepsi takımlarına bu sene beklenenden çok daha yüksek katkılar verdi.

27 Ocak'tan Notlar

Hawks-Spurs:
Popovich, Atlanta’nın atletik uzunlarına karşı maça Blair yerine McDyess’la başladı. McDyess da Al Horford ve Josh Smith’le karşı karşıya kaldığı pozisyonlarda sabırlı olarak iyi savunma yapmayı başardı. Yine de fazlasını yapmasına ihtiyaçları yokmuş çünkü Atlanta takım olarak uyuyordu ilk yarıda. İstatistikle açıklamak gerekirse, maçın ilk çeyreğinde Spurs’ün 18 sayısı hızlı hücumlardan gelmişti fakat Hawks’un sadece 2 top kaybı vardı. Manu, Parker ve Hill bu hızlı hücumlarda çok iyi iş çıkardılar. Atlanta oyuncuları içeriyi de hiç savunamadılar, Duncan pota altında bekleyip her ribaundu aldı, almakla kalmayıp boş Spurs oyuncularına güzel toplar indirdi içeriden. İlk çeyrekte 9 ribaundu vardı yanılmıyorsam. Ben duraklar diye düşündüm ama kariyer rekoru kırdı kendisi 26 ile maç sonunda.

İkinci çeyrekte zaten uyuyan Atlanta’lılar savunmayı iyice takmamaya başladı. Spurs, çoğu hücumda top dolaştırmadan boş adamı bulabiliyordu. Atlanta hücumunda ise Joe Johnson, Hill ve Bogans’ın iyi savunmalarına rağmen zor pozisyonlarda üst üste sayı bulmayı başarsa da ona Crawford ve biraz da Josh Smith dışında kimse yardım etmeyince ilk yarı 44-66 Spurs üstünlüğüyle kapandı.

İkinci yarıya Spurs biraz daha yavaş başladı; boş şutların çoğu girmedi ve içeriden skor üretmeye yöneldiler. Fakat Atlanta’da yine Joe Johnson ve Crawford dışında skor üreten kimse yoktu. Savunmanın gözü Joe Johnson’ın üzerinde olmasına rağmen Bibby ve Horford hiç katkı veremedi takımına. Üçüncü çeyreğin sonuna doğru iyi bir oyun çıkaran Tony Parker, bileğini burkarak oyundan çıkmak zorunda kaldı. Spurs bu dakikadan sonra skor üretmede zorlanmaya başladı, Crawford ve Johnson’dan da üst üste sayılar gelmeye başlayınca Atlanta son çeyreğe girerken farkı az da olsa kapatmayı başarmıştı.

Son çeyrekte iki takım da kısır bir döneme girdiler. Hatta bitime daha 10 dakika civarı bir süre varken Crawford iki hücum üst üste orta mesafeli isabetler bulunca fark 9’a kadar indi. Popovich’in aldığı molanın ardından McDyess oyuna dahil oldu ve takımlar kaçırmaya devam ederken o iki hücum üst üste sayı bularak tekrar 13 sayıya çıkardı farkı. Bu dakikadan sonra da Duncan’ın üst üste aldığı ribaundlar dışında ilginç bir şey olmayınca, maç 90-105 Spurs üstünlüğüyle bitti. Gelmiş geçmiş 2 uzun forvetten biri olarak anılan Duncan, kariyeri boyunca 1 maç bile kaybetmemiş Hawks'a karşı.

Başımıza taş yağacak:
New Jeysey Nets maç kazandı. Üçüncü çeyreğin başlarına bakabilme şansım oldu, Nets önde olsa bile bu maçı vermeyi başarır diyordum çünkü Clippers gittikçe yaklaşıyordu. Fakat Nets 32 sayı attığı son çeyrek sonunda maçı 87-103 kazanmayı başarmış. Clippers'da Camby'nin sakatlanıp sadece 7 dakika oynamasının da etkisi olmuştur bu galibiyette. Ama tabii Harris-Lee oynamazken, Nets'e yenilmek büyük beceri ister. Bu bakımdan Clippers'ın asla bahanesi olamaz. Özellikle de 2/10 ile şut atan ve sadece 4 asistte kalan Baron Davis bu mağlubiyette sorumlu diyebiliriz.

Günün hayvan performansları:
Chris Paul karşısında Warriors'ı görünce, coşmaktan kendini alıkoyamamış. Yaklaşık %75 saha içi isabetiyle 38 sayı, 9 asist üretmiş. Efektifmiş biraz yani... 6 ribaundu var ve 3 de top çalmış. 7 top kaybının olması, Warriors'ı tek başına devirdiği gerçeğini değiştirmiyor. Takım halinde 27/29 serbest atış atmaları da (Paul 9/9) elbette yardımcı olmuş.

Kobe, Indiana deplasmanında müthiş bir ilk çeyrek geçirdiği maçı 15’te 10’la 29 sayıyla tamamlamış. Yanında 9 ribaundu 7 asisti var. İlk yarıda Lakers’ı taşıyan bir diğer isim olan Bynum da maçı 27 sayı 12 ribaundla tamamlamış. Gasol’le birlikte Indiana’ya fazla gelmişler, İspanyol oyuncunun da 21 sayı 13 ribaundu var. Maçı yakın gitse de son çeyrekte Lakers savunmasıyla farklı kazanmayı başarmış.

Chris Bosh Miami’ye karşı 24 sayı ve 18 ribaundla oynamış. 4 de asisti var. Bargnani’yle birlikte 3. çeyrekte maçı Raptors lehine çevirip kazandırmışlar. Bargnani’nin de 19’da 13’le 27 sayısı var ve bu kadar sayı attığı bir gecede ilginç şekilde sadece bir üçlük isabeti bulmuş.

Duncan kariyerinin 13. senesinde tam 27 ribaund alarak kariyer rekorunu geliştirdi. 10 ribaundu da hücumda geldi ayrıca. 20’de 5’le kötü bir şut yüzdesi var ama kaçırdığı 4-5 tanesi tipledikleridir herhalde. 11 serbest atışının tümünü sayıya çevirmesiyle toplamda 20 sayı atmayı da başardı.

Detroit’i bitiren Memphis uzunları olmuş. Marc Gasol’ün 13’te 8’le 25 sayısı var ve kullandığı 10 serbest atışın sadece birini kaçırmış. 12 ribaundu ve 4 asisti var ayrıca. Ben maça baktığımda Detroit başa baş götürmeyi beceriyordu son çeyrekte ama Gasol maçın son iki dakikasında 8 sayı atarak galibiyeti getirmiş takımına. Zach Randolph da 24 sayı 13 ribaund 2 blokla oynamış.

Derrick Rose sezonun en iyi ayını geçirmeye devam ediyor; Ocak'taki ortalamarı 23.3 sayı ve 6.5 asist. Bu gece de Thunder’a karşı 26 sayı 7 asistle oynamış ve takımını üst üste aldığı 4. galibiyete taşımış. Ayrıca bu 4 galibiyetin hepsi batıda %50’nin üstündeki takımlara karşı. Rose'a ek olarak maçta çaylak Taj Gibson 15 ribaundla kariyer rekorunu geliştirmiş.

Boşa kürek çekenler:
Wade’in 13/25’le 35 sayı 10 asisti var. Miami maça iyi başlamış ama ikinci yarıda Toronto daha iyi oynayarak maçı kazanmış. Beasley’nin ilk çeyrekte sakatlanmasının da etkisi olsa gerek. İkinci çeyrekte bir dizlik takarak dönmüş oyuna ama maçın son 2 çeyreğinde dakika almamış.

Kevin Love kenardan gelerek 16’da 8’le 20 sayı ve 10 ribaundla oynamış. Son zamanlarda Minnesota’da iyi giden tek şey belki de Corey Brewer: 22 sayıyla yardımcı olmuş Love'a ama Cleveland’ı deplasmanda yenmeleri çok büyük sürpriz olurdu, bu gerçekleşmemiş haliyle.

Durant, Chicago karşısında 19’da 7’yle 28 sayı 11 ribaund 5 asist 2 top çalma 3 blokla yine takımı için elinden geleni yapmış. Bu üst üste 25+ attığı 19. maç. Ayrıca maçta 19’da 9’la Jeff Green’in de 24 sayısı var ama bunların sadece 6’sını ikinci yarıda atabilmiş.

Elton Brand Bucks’a karşı 26 sayı 10 ribaundla sezonun en iyi maçlarından birini çıkarmış fakat maçın sonlarında Jennings’in basketiyle iki sayı geriye düştükten sonra içeriden uygun pozisyonu bitiremeyip maçı eşitlemeyi başaramamış ve kaybetmişler Milwakuee deplasmanında.

LaMarcus Aldridge Utah’a karşı 25 sayı 9 ribaundla oynamış ama Roy’un yokluğunda Andre Miller’dan da istedikleri katkıyı alamayınca kazanmak hayal olmuş. İkinci maçına çıkan Batum’un da kenardan 9’da 7’yle 16 sayı 4 ribaundluk bir çabası var.

Joe Johnson ve Jamal Crawford, yazıda da belirttiğim gibi Atlanta adına en azından hücumda ayakta kalan tek isimlerdi. Joe Johnson’ın 26’da 15’le 31 sayı 4 ribaund 2 asisti var. Crawford da zaman zaman patlama yaparak üst üste sayılar bulmayı başardı ama diğer oyuncular kazanmaya gelmediği için pek bir farkı olmadı. Onun da 19’da 10’la 25 sayısı var.

Bir de maçta hiç fark edememiştim ama Josh Smith’in tam 7 asisti varmış 16 ribaundunun yanında. 4-5 tane olduğunu tahmin etmiştim de boxscore’da 7’yi görünce şaşırdım biraz.

Günün X-faktörleri:
Dallas’tan New Jersey’e takas edilen Kris Humphries, aradığı takımı bulmuş. Kenardan 14’te 10’la tam 25 sayısı var, kariyer rekoru. Ayrıca 8 de ribaund alarak Nets’in dördüncü galibiyetini almasına büyük katkıda bulunmuş.

Sezon başının kayıp isimlerinden Odom, son haftalarda olduğu gibi görevini yapmaya devam etmiş. 12 sayı 14 ribaundu var. Zaten takım olarak Indiana’dan 20 fazla ribaund almış Lakers.

J.J. Hickson, ara sıra gördüğümüz gibi Lebron ve arkadaşları tarafından çok iyi yerlerde top almış ve 10’da 8’le 22 sayı atarak kariyer rekorunu kırmış, 8 de ribaundu var. 7-7 serbest atışı taktire şayan. LeBron'un da 12 sayıda kalması ilginç bir detay, tabii 11 asisti var o ayrı.

Son günlerde Nuggets’la arası epey bozuktu J.R. Smith’in. Dün gece iki taraf da biraz mutlu olmuştur sanırım. 38 dakika süre almış JR ve Houston potasına 16’de 7’yle 22 sayı bırakmış.

Utah’da geçen sene verdiği katkıyı şu ana kadar pek veremeyen iki isim, Paul Millsap ve Kyle Korver erken farka giden maçın kenardan parlayan isimleri olmuş. Millsap’in 6/9 ile 15 sayısı 12 ribaundu var. Korver da 18 dakikada 7’de 5’le 16 sayı atmış.

Bizimkiler
Hidayet ilk çeyrekte üç pozisyonunda isabet bulamayınca şut çekmeyi bırakmaya karar vermiş. Her fırsatta kendine güvendiğinden bahsediyor ama Allstar haftasından sonra da şutunu düzeltmezse Toronto’nun sabrı hepten taşacak. Bu maçta da toplam 5’te 1’le şut atarak 6 sayı bulabilmiş, 4 ribaundu 3 asisti var.

Ersan yine kenardan 20 dakika alabildiği maçta bu sefer yüzdeli şut atarak takımının kazanmasında büyük rol oynamış. 8’de 7’yle 15 sayısı 6 ribaundu var. Kendisini izleyemediğim için nasıl oynadığını bilmiyorum ama sadece tek üçlük kullanmış olması dikkat çekiyor.

Bu Adam Basketbolcu mu?

Bir süredir Nash'ten pek malzeme çıkmadığını zannediyordum meğersem 3-4 gün kadar önce yine bombastik bir fotoğrafını paylaşmış. Bir süredir reklamlarını yaptığı vitaminli meyve suyu reklamlarının çekildiği setmş burası. Nash'i tanımayan birisine şu fotoğrafı gösterip "NBA'in en iyi 3 oyun kurucusundan biri" deseniz, güler size muhtemelen. 1970-80'lerden bir aerobikçi/tenisçi karışımı diyebiliriz herhalde.

Arenas Sezon Sonuna Kadar Cezalı

Şu haberi yazıp, dışarı çıkmıştım. 5-10 dakika sonra Stern-Arenas buluşmasının sonucu internete düşmüş meğersem. Neyse sadete gelelim, Arenas sezon sonuna kadar cezalı kalacak. Hatta Stern "Eğer oyuncular sendikası itiraz edecek olursa, cezanı 82 maça çıkarır, gelecek sezonun ilk yarısında da oynamamanı sağlarım." demiş. Bu nedenle cezaya herhangi bir itirazda da bulunulmayacakmış. Bu arada Crittenton da aynı cezayı aldı. Arenas cezası yüzünden oynayamadığı bu dönemde normalde alması gereken 7.4 milyon doları kazanamayacak.
Arenas'ın hukuki sorunu ise 26 Mart'ta çözülecek. 4 tane silah bulundurduğu için Washington DC'de, ağır suç işlemiş sayılıyordu. Mahkeme yolunda savaşmak yerine, suçunu baştan kabul ederek cezasının hafif olmasını sağladı Arenas. Normalde 5 sene hapise kadar yolu vardı. Şimdi ise az bir ihtimal 6 ay ila 2 yıl arasında hapis yatacak, bir başka olasılık ise kısa süreli bir hapis cezasından sonra gözetim altında serbest bırakılması, tabii ki en iyi seçenek de bu Arenas'ın işlediği ilk ağır suç olduğundan dolayı direk olarak gözetim altında serbest bırakılması. İşte bu 3 olasılıktan hangisinin olacağı 26 Mart'ta belirlenecek.

Öte yandan Crittenton ise hafif suçtan yargılanacak ve o da kabul etmiş suçunu. O hiç hapis yatmayacakmış. Halbuki Arenas'a dolu silah çeken oydu ama işte silahı bulunamadığı için ağır suçtan yargılayamadılar.

Eğer Arenas hapis cezası alırsa, Wizards'ın kontratını feshetmeye çalışması bekleniliyor ancak bu sefer de oyuncular sendikası araya girip Wizards'ı ciddi bir şekilde uğraştıracakmış. Yani çok da kolay olmayacak Arenas'tan kurtulmaları. Daha önce bu konudaki fikirlerimi belirtmiştim. Şuradan bakılabilir.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Düşeş mi HepYek mi?

Stern, süresiz oynamama cezası verdiği Arenas ile bugün buluşuyormuş ve cezasının tam olarak ne zaman biteceği belli olacakmış. Arenas'ın dava ve hukuki boyuttaki güncellemelerini yazmamışım şimdi farkettim. Ona da boş bir zamanda değinirim geç de olsa.

Bugün önemli olan, Arenas düşeş mi atacak yoksa hep yek mi?

27 Ocak Programı

27 Ocak Perşembe 02:00 / Minnesota Timberwolves - Cleveland Cavaliers
27 Ocak Perşembe 02:00 / Los Angeles Lakers - Indiana Pacers
27 Ocak Perşembe 02:00 / Miami Heat - Toronto Raptors
27 Ocak Perşembe 02:30 / Los Angeles Clippers - New Jersey Nets
27 Ocak Perşembe 02:30 / Memphis Grizzlies - Detroit Pistons
27 Ocak Perşembe 03:00 / Philadelphia 76'ers - Milwaukee Bucks
27 Ocak Perşembe 03:00 / Chicago Bulls - Oklahoma City Thunder
27 Ocak Perşembe 03:30 (NBA TV) / Atlanta Hawks - San Antonio Spurs
27 Ocak Perşembe 03:30 / Denver Nuggets - Houston Rockets
27 Ocak Perşembe 05:00 / Utah Jazz - Portland Trail Blazers
27 Ocak Perşembe 05:30 / New Orleans Hornets - Golden State Warriors

En merakla beklediğim maçı NBA TV veriyor. Ayakta olacaklar şanslı. Spurs beklenilen seviyeden çok çok uzak. Hala umutla All-Star arasını bekliyoruz ama ben Spurs'ü şampiyonluğun favorisi olduğu şu son 10 yılda, bu kadar kötü hiç görmemiştim. Batı 6.'lığına kadar düştüler. Sezon başlamadan evvel dalga konusu olan Memphis Grizzlies'den sadece 1 fazla galibiyetleri var. Gidişat hiç iyi değil. Hawks da aynı Raptors gibi bir toplantı yapmıştı bundan 20 gün kadar önce. O toplantıdan beri 8 galibiyet 2 mağlubiyetleri var. Belki Spurs'ün de böyle bir toplantı yapması gerekiyordur... Bir taraf formda ve deplasmanda, diğer taraf çıkış arıyor ve evinde. Biraz duygusal yaklaşacağım ama artık Spurs'ün ufak da olsa bir çıkış yakalamasını bekliyorum, kazanacaklarını düşünüyorum.

Diğer maçlara birşeyler yazacak vaktim yok maalesef.

Günün En İyileri - 25 ve 26 Ocak (LeBron ve Shannon Brown)

Önce dünün en iyi 10 hareketi:


Link

7 numarada Kirilenko'nun smacı çok güzel. Gerçi onu savunan iki oyuncu da kendisinden kısa ama yine de hoş gözüküyor.
4 numarada Beasley var. Bu sezon zannedersem 3. kere yapıyor bunu. Arada kaçırdığım olduysa 4-5 de olabilir. Müthiş takip ediyor bu kaçan şutları, şut atılırken orta sahada resmen!
3'te Jermaine Taylor var. Belki ağızları açık bıramıyor ama estetik bir hareket ve basket faul olması etkileyici.
2 numarada bana göre günün en iyisi olan LeBron var. Önce Jermaine O'Neal topu çok komik bir şekilde kaybediyor. LeBron alışageldiğimiz smaçlarından birini vurmaya gidiyor 4 nala. Wade hangi akla hizmet arkadan bloklayabileceğini düşündüyse artık bilmiyorum, faul yapıyor. Faule rağmen LeBron tabii ki rahatlıkla bitiriyor. Ancak sonra yere çok ters düşüyor. Diz bağları zarar görebilirmiş, neyse ki tank gibi LeBron. Ama yere düştükten sonra elleri havaya kaldırma hareketine bittiğimi belirtmem gerek.


Gelelim bugüne yani 26 Ocak'a:


Link

Günün 2 tane en iyi hareketi var bana göre. Gerald Wallace ve Shannon Brown.

5 numaradaki Wallace kesinlikle daha yukarıda olmalıydı. Bel arkasından yaptığı crossover ile J-Rich'i bakkala, okul, manav 3'lüsüne gönderiyor. Sonra da Amare reaksiyon bile veremeden, üzerinden çok güçlü bir smaç vuruyor.

Shannon Brown'ı anlatmaya bile gerek yok. Kaçan serbest atışı üçlükten koşarak gelip Jamison ve Haywood'un üzerinden smaçla tammalıyor. Bu smacı pek sık göremiyoruz NBA'de. Hatta son yıllardan bir Desmond Mason kalmış aklımda. Onunki de çok abuk birşeydi gerçekten, uçuyordu adeta. Eskilerden ise tabii ki Iverson ve Jordan'ınkiler var.