BIY AD

3 Şubat 2010 Çarşamba

Yetenek Yarışması Değerlendirmesi

All-Star haftasonunda Cumartesi günü Derrick Rose, Steve Nash, Deron Williams ve Brandon Jennings hızlıcana slalom yapıp, orta mesafeli şutta isabet bulmaya ve 3 tane isabetli pas vermeye çalışacaklar. Bütün bunların hepsini en kısa sürede yapan da kazanacak.

Farkındaysanız 3 şampiyon var yarışmacıların içinde (Rose-Deron-Nash). Ama her ne kadar geçtiğimiz sene Rose kazanmış olsa da, 10 gün sonra bu başarıyı tekrarlayacağını pek sanmıyorum. Jennings'den de beklentim çok yüksek değil. Çünkü Nash ve Deron Williams gerek pas, gerek şut isabeti olarak Rose ile Jennings'den üstünler ve bu nedenle Nash veya Deron'ın kazanmasını bekliyorum. Doğulu guard'lar hızlı oyuncular evet ama hızın bu yarışmadaki önemi çok da hayati değil. Driplingle slalom yapılan bölümlerde rakiplere maksimum 2-3 saniye fark atılabiliyor ama bir şutun veya pasın kaçması durumunda bundan daha fazla vakit kaybediliyor. Bu da Nash ve Deron'ın favori olmasını sağlıyor gözümde. Ayrıca Rose'un geçen sezon kazanırken, yarışma tarihindeki en kötü derece (35.3 saniye) ile 1. olduğunu, Nash ve Deron'ın ise en iyi 2 dereceyi yaparak (25.8 ve 25.5) şampiyon olduklarını unutmamak lazım.

Ama tabii sadece 1 şut ve 3 tane pas gerektiği için hiçbir şey belli olmuyor bu yarışmada. Şans faktörü çok ön planda: O sırada eli sıcak olan oyuncu hiç takılmadan giderken, bu konuda en yetenekli olanlar 1 denemelerinde başarısız oldukları anda fark açılıyor. Bana göre gerçek anlamda yeteneğin ortaya çıkması için en azından 2 veya 3 tur yapmaları lazım oyuncuların fakat bu sefer de seyretmesi pek zevk vermeyebilir.

Yana da anket koyayım yine: Size göre All-Star yetenek yarışmasını kim kazanır?

Ginobili ve Nocioni

Arjantinli oyuncular her fırsatta beraber yemeğe çıkıyorlar. Nocioni ile dün akşam Sacramento'ya varan Spurs'den Ginobili yemeğe çıkmışlar. Ginobili'nin surat ifadesi olmasa koymazdım muhtemelen ama pek hoşuma gitti.

Günün En Kötüsü ve İyisi - 1 Şubat (Gay'den Yılın Hareketi)

Dün gece youtube ile bazı sorunlar yaşadığımdan dolayı paylaşamadım.

Önce tabii ki kötü ile başlıyoruz:


Link

Valla Rudy Gay de, sizler de kusuruma bakmayın ama böyle salaklıkları az görüyoruz. Oh olsun, Kobe nasıl da yapıştırdı. Gerçi maçı Grizzlies kazandı ama Gay'in basketbol zekasını ve süreden ne kadar haberdar olduğunu görmüş olduk...

Şimdi de 1 Şubat'ın en iyi 2 smacı:


Link


Link

JR Smith'inki daha etkileyici gelebilir çoğu kişiye ama bence Beasley'nin reverse'ü daha etkileyici, yanılmıyorsam Mbah a Moute'nin savunmasından kurtulup yapıyor ayrıca. Bu iki smaçtan çok, yukarıdaki verdiğim Gay'in pozisyonu için yazdım bu post'u zaten.

2 Şubat'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
LeBron James %50’yle 22 sayı 15 asist 6 ribaundla oynamış. Önemli olanı tabii ki kariyer rekorunu egale eden 15 asisti, acaba LeBron maçtan önce mi karar veriyor ne üzerine yoğunlaşacağını merak ediyorum bayadır. Cavaliers’ın 5 oyuncusu çift hanelere çıkmış, maçı yorgun Glizzlies’e karşı beklenenden de rahat kazanmışlar.

Durant de 33 sayıyla oynamış 18’de 9’la, 11 ribaundu 3 asisti 2 de top çalması var.Yine kaçırmadan 14 sayısını serbest atışlardan bulmuş. Hatırlatma: Durant 22 maçtır 25 ve üstü sayı atıyor, bunların 18'inde de 30'un üzerine çıktı. Son çeyrekte maçı beraberliğe kadar getiren Hawks'u yenmeyi başardılar. Hawks'da Josh Smith ise 1000 bloğa ulaşan en genç oyuncu oldu dün gece Krstic'e yaptığı blokla.

22 sayı 11 ribaund 5 blok normal Howard’dan alışık olduğumuz performanslar ama buraya yazmak istedim çünkü benim izlediğim bölümlerde Bogut’u sahanın iki tarafında da eziyordu tam anlamıyla. 22 sayısını 10’da 7’yle atmış, 6 top kaybı kötü ama olsun. Orlando’da Carter da yaşam belirtileri göstererek 17 sayı 10 ribaund 7 asistle oynamış. Geri dönüyor mu ne?

Boşa kürek çekenler:
Joe Johnson’ın 20’de 13’le 37 sayısı var Thunder’a karşı. Bunların tam 14’ü üçüncü çeyrekte gelerek farkın açılmasını engelleyen sayılarmış. Çekişmeli geçen maçta Hawks son çeyrekte skoru eşitlemeyi başarabilseler de Thunder oyuncuları farkı yine açıp maçı kazanmışlar son çeyrekte.

Hidayet’in oynamadığı maçta Toronto’da Chris Bosh 35 sayı 15 ribaudla maçın iki yönden de lideriymiş. Bargnani’nin de 21’de 14’le 34 sayısı var. Tabii hem çok kötü savunma yapıp hem de diğer oyunculardan yardım alamayınca malubiyet kaçınılmaz oluyor.

Takip edebildiğim bölümde Nets’in Pistons’a üstünlüğü vardı ama alışılageldik şekilde yenilmiş New Jersey takımı. Brook Lopez 27 sayı 7 ribaundla oynamış, Devin Harris de ona 24 sayı 14 asistiyle yardımcı olmuş. Maçın bitimine 18 saniye kala Hamilton’ın kaçırdığı serbest atışla 3 sayı geride olup maçı uzatmaya götürme şansı yakalayan Nets’te Devin Harris o kadar alakasız bir üçlük göndermiş ki daha 10 saniye kala, New Jersey’nin umutsuzluğunun tablosunu çizmiş adeta. Maçı 97-93 kaybetmişler.

Monta Ellis 22’de 13 isabetle 34 sayıyla alıştığımız performanslarından birini sergilemiş ve alıştığımız şekilde yenilmiş Golden State. Houston asla tersine izin vermezdi kendi evinde Warriors’a zaten. Ayrıca maçtan diğer bir bilgi; George Karl’ın oğlu Coby, Golden State formasıyla çıktığı ikinci maçında 12 sayı 7 ribaund ve hatta 7 asistle oynamış. Kariyer rekorları tabii ki.

Takımı baltalayanlar:
Zach Randolph, uzun süredir sergilediği canavar performansından sonra sezon başlamadan önce herkesin ait olduğunu düşündüğü yere geldi. Kendisi adına geçici olur bu umarım, yorgunluğuna veriyorum. 14’te 3’le 8 sayıda kalmış sadece, 5 ribaundu var. 4 top çalması iyi tabii ama 5 top kaybı yapınca aynı çekiciliği olmuyor.

Indiana’da hayvan olarak gösterebileceğimiz biri yok. Öne çıkan istatistiklerden Granger’ın 23 sayısı ve Murphy’nin 20 sayı 14 ribaundu var. Ama Raptors defansının etkisiyle bu maçta tam 7 oyuncuları çift haneli sayı üretmiş. %52’yle şut atmışlar takım olarak ve toplamda 130 sayı. Kısacası Raptors defansı, Raptors'ı baltalamış. Bunun yanında Antonie Wright birkaç gün önce övdüğüm Toronto bench'inden gelip bu sefer 8 atışında da isabet bulamamış. Serbest atışlarla birlikte sadece 4 sayı bulabilmiş Wright, 4 asisti 1 de top kaybı var.

Günün X-faktörü:
Carl Landry, bu sezon epey alıştığımız şekilde yine kenardan gelip galibiyette büyük pay sahibi olmuş; 6/9 saha içi, 12/13 serbest atış ile toplam 4 şut kaçırıp 24 sayı atmış. 12’si son çeyrekte gelmiş bu sayıların. 5 de ribaundu var. Ona ek olarak da maçta Brooks’un 24 sayı 8 ribaund 6 asisti var.

Bu Adam Basketbolcu mu? - 2

İnsanda 3-5 gram kas olur. Ayrıca bir NBA yıldızı böyle pozlar vermemeli sanki...

2 Şubat 2010 Salı

2 Şubat Programı

3 Şubat Çarşamba 02:00 / Toronto Raptors - Indiana Pacers
3 Şubat Çarşamba 02:00 / Memphis Grizzlies - Cleveland Cavaliers
3 Şubat Çarşamba 02:00 / Milwaukee Bucks - Orlando Magic
3 Şubat Çarşamba 02:30 / Detroit Pistons - New Jersey Nets
3 Şubat Çarşamba 03:00 / Los Angeles Clippers - Chicago bulls
3 Şubat Çarşamba 03:00 (NBA TV) / Atlanta Hawks - Oklahoma City Thunder
3 Şubat Çarşamba 03:30 / Golden State Warriors - Houston Rockets


Öncelikle Hidayet'in bu gece oynaması beklenmiyor.2 gün önceki Indiana maçında suratına Dunleavy'nin dirseği gelmişti ve göz çukurunun altındaki kemikte ufak bir kırık/çatlak oluşmuştu. Bundan sonraki maçlara da maske ile çıkacak.

Gecenin en iyi maçı NBA TV'de, işi olmayanların izlemesini tavsiye etmekteyim. 2 hafta kadar önce Atlanta'da Durant'ı durduramamıştı Marvin Williams ve Maurice Evans ikilisi. Yıldız oyuncunun son 21 maçta 17 kere 30 sayının üzerine çıktığını söylemeliyim. Büyülü bir Ocak ayı geçirdi Durant. Atlanta'nın deplasmanda işleri daha da zor. All-Star seçilen Horford'ın Krstic-Ibaka ikilisine karşı üstünlük kurması gerekiyor kazanmaları için bence ve/veya Bibby'nin silkinip 1 sezon önceki formunu bulması lazım. Ama Crawford'ın gelişinden çok kötü etkilenmişe benziyor tecrübeli oyun kurucu.

Nets, şu an NBA'deki en uzun mağlubiyet serisine sahip takımla yani Pistons ile evinde oynuyor. Hazır Villanueva yokken, Gordon formunu bulmamışken, beşinci galibiyet gelebilir mi acaba? Herşeye rağmen çok zor ama en azından bir umut. Bana bugün 5-42 yapacaklarmış gibi geliyor nedense. Ama Nets'den bahsediyoruz tabii...

Frye 3'lük Yarışmasında (ve Diğer Adaylar)

Evet efendim kaynaklara ve duyumlara göre Frye üçlük yarışmasına katılıyormuş All-Star haftasonunda. Hemen geyikler başlamış "Daha önce bir pivot kazanmadı ve ondan önce son katılan pivot 1997'de Sam Perkins'di" diye. Yahu pozisyonun ne alakası var? Tamamen boyla alakalı olan birşey. Üstelik bu konuda da Dirk Nowitzki 3'lük yarışmasını kazanan 2.10'un üzerindeki ilk oyuncu olmuştu daha 4 sezon evvel. Amerikan medyasının bu tarz ilkler yaratma heyecanına bayılıyorum.

Her neyse, bu sezondan önce kariyerindeki 278 maçta sadece 20 üçlük bulan bir oyuncunun, şimdi üçlük yarışmasına katılması takdire şayan ve sonuna kadar hakediyor bu sezon katılmayı. Ayrıca geçtiğimiz sezonun şampiyonu Daequan Cook da ünvanını korumak için 3'lük yarışmasına gireceğini açıklamış. Bana göre katılması gereken diğer 4 adayı vereyim:

Gallinari, Pierce, Crawford ve Mike Miller (Morrow döndü dönecek sanıyordum, meğersem daha haftasonu yeniden dizine bakılacakmış, Crawford yazdım yerine)

Açıklaması zor ama çok atmakla, yüzdeyi kombine eden ve boş kaldıklarında kaçırmaz dediğim isimleri seçtim. Crawford da çıkıp alev alıp 30 yapsa şaşırtmayacak bir isim ondan ve bu sezonki performansına ödül açısından koydum. Miller az maçta oynadığı için seçilmeyecektir bence ama onu görmek isterim... Elbette dışarıda kalan tonla adam var. Tartışsak sabaha kadar sürer herhalde.

Örneğin Nash ve Curry de olabilirler. Bunların yanında Dudley var tabii ki ligi nen yüksek yüzdeyle üçlük atan oyuncusu olarak ama nedense bana hiç güven vermiyor. Daha başka saymam gerekirse, Brooks, Billups, Morrow ve Lewis var. Ayrıca istatistiklere daha derin bakarak 4 aday daha çıkardım: Anthony Parker, Kevin Martin, Peja, Webster.

Yan tarafa da anket koydum, size göre yarışması gereken 4 oyuncuyu seçebilirsiniz. Elbette bu liste içinde de eksikler çıkacaktır bazı kişilere göre, son derece normal. Örneğin hemen Ray Allen sorulmuş "Neden yok" diye. Kariyerinin en düşük 3'lük yüzdesine sahip (%34) bu sezon Allen.

Brooks'a Yazık Oldu (ve Kural Açıklaması)


Link

2 gün önceki maçta Aaron Brooks'un yaptığı cinlik. Yazık olmasının sebebi de top çembere değmeden hemen önce heyecanlanıp boyalı alana girmesi. Halbuki yerinde beklese de top kendisine gelecekti... Gözle görülemeyecek kadar kısa sürede gerçekleşen bu olaya hakemin düdük çalmasına üzüldüm, çünkü en azından 40 yılda 1 göreceğimiz bir pozisyon olacaktı. Keşke çalınmasaymış düdük. Hatta belki de maç uzatmaya gidecekti bu sayede. İşte o zaman çok uzun süreler bu pozisyonu izlerdik NBA.com'da diye düşünüyorum.

Pozisyonu ve maçı özetlerden değil de, NBA TV'den takip edenlere ise ufak bir düzeltme yapmak istiyorum. Maçı yanılmıyorsam İsmail Şenol sunuyordu. Pozisyon için "Bu şekilde kasti olarak kaçırmak için atılan serbest atışlar geçersiz olur, top rakip takıma geçer. Houston televizyonu Brooks içeri girdiği için iptal oldu diyor ama serbest atışı böyle atmak yasak olduğu için zaten geçerli değil." diye anlatmış maç sırasında (ben de maçın tekrarında dün gece gördüm). Halbuki tam tersi, NBA'de bu pozisyonlara izin veriliyor - yeter ki top çembere değsin. Yok eğer top çembere değmezse ve direk panyadan geri gelirse, işte o zaman top rakip takıma geçiyor(Bakınız: Bu sezon Ray Allen). Yani Brooks top çembere değmeden boyalı alana bastığı için iptal edildi pozisyon, bilerek hızlı bir şekilde topu çembere fırlattığı için değil...

İsmail Şenol'un yasak olarak aklında kalan Avrupa kuralları olsa gerek. Çünkü Avrupa'da bu tip pozisyonlarda top rakip takıma geçmekle kalmıyor, bir de serbest atışı kullanan oyuncuya teknik faul çalınıyor. (Bir arkadaşımdan da teyit ettirdim, en azından son dönemlere kadar böyleydi, belki Avrupa'da da değişikliğe gidilmiştir emin değilim.)
Edit:Bu işin piri olan birisinden öğrendiğime göre, Avrupa'da da yasak değilmiş bu şekilde serbest atış kullanmak. Ancak çok abartılırsa ve basketbolu çirkinleştirecek seviyeye gelirse düdük çalınabilirmi ama pek tercih edilmezmiş çalınması.

Kısacası Brooks, 1 salise erken girmiş olsa bile içeriye siz de maçın bu şekilde uzatmaya gitmesini istemez miydiniz? Heyecanlı ve değişik bir son olmaz mıydı?

1 Şubat'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Zach Randolph 18’de 9’la 22 sayı atıp 17 ribaund alarak Lakers'a karşı alınan galibiyette önemli rol oynamış. Gasol’le Bynum’u potaya gömmüş zaten. İkisinin toplam ribaund sayısı 17, Randolph’unkiyle eşit. Rudy Gay de ona 25 sayı ve önemli bir üçlükle yardımcı olmuş.

Boşa kürek çekenler:
Kobe 28’de 16’yla 44 sayı 3 asist 3 ribaund. Jerry West’i geçerek Lakers tarihinin en skorer ismi oldu. Ayrıca tüm zamanlarda da 14. oldu, tebrik ederiz Kobe’yi. Bu maçta da skoru 93-95’e getirdikten sonra Mike Conley serbest atışları kaçırınca son hücumda maçı uzatmaya götürme veya kazanma şansı Lakers’a geçti. Kobe önünde Marc Gasol’ü bulunca boş kalan Artest’e aktardı topu. O da üçlüğünde isabet bulamayınca, maçı Memphis kazandı.

Hornets’da Darren Collison bu maçta da Chris Paul’ün asistlerini aratmamış. Tam 14 asisti var, 18’de 7’yle de 16 sayı atmış. Maçta öne çıkan bir diğer isim Marcus Thorton’ın da 21’de 10 ile 25 sayısı var, 9’da 5 üçlük atmış o da. Ancak bu performanslar Phoenix’e karşı evlerinde galibiyet almalarına yeterli olmamış.

Günün X-faktörü:
Kenyon Martin birkaç gündür 5-6 sene önceki gibi oynamaya başladı. Billups’ın da kötü şut attığı gecede takımını yine taşımış; 24 sayısı var 15’te 10’la, 12 de ribaund almış. Hawes'un tiplediği topla uzatmaya giden maçta Afflalo'nun basketi karşılaşmayı Denver'a kazandırmış.

Millsap Sacramento’ya karşı kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiledikten sonra Dallas’ta da takımının yıldızı olmuş. 16’da 10’la 25 sayısı 9 ribaundu var. Üstüne tam 4 blok. Boozer’ın yokluğunda geçen seneki performansına dönüyor yavaş yavaş Millsap. Onun bu oyunu Boozer takasını daha da cazip kılıyordur Jazz için büyük ihtimalle.

İyi mi kötü mü
Carmelo'suz takımını bir süredir taşıyan Billups, bu maçta 25 şutundan sadece 6'sında isabet bulabilmiş. Buna rağmen bir şekilde 23 sayı atmayı becermiş, 9 da asisti var. Ayrıca maçın attığı 2 kritik üçlükle Denver farkı kapamaya başlamış.

Takımı baltalayanlar:
Antawn Jamison şutlarını sokamamış, içeride de Garnett’ten dolayı pek üretken olamamış herhalde. Maçta sadece 17’de 2’yle 8 sayı atabilmiş. 4’te 0 üçlük isabeti var, zaten takım olarak 10’da 1 atmışlar. Kenardan gelen Blatche de sene başındaki performanslarından çok uzak. Bu maçta 10’da 3’le oynamış kendisi. Maçı izleyemediğim için bunların Celtics savunması kaynaklı olup olmadığını bilmiyorum tabii ama Celtics son çeyrekte geriden gelip maçı kazanmayı başarmış.

Emeka Okafor oynadığı 23 dakikada sadece 2 ribaund almayı başararak Yao Ming’in zamanında Phoenix’e karşı çıkardığı 0 ribaundluk meşhur performansı hatırlattı bizlere. 9'da 6 ile 12 sayısı var ama ribaund sayısını affedemedim.

Bobcats’in deplasman fobisi. Portland’ın da Rose Garden’da müthiş oynadığını biliyoruz ama Charlotte bir garipleşiyor deplasmanlarda. Takım karakterlerine aykırı olarak Portland’ın %53’le şut atmasına izin vermişler. Portland farkı ilk çeyrekte açınca maç aynı şekilde seyretmiş, ilerleyen bölümde de Fernandez ve Batum’a çare üretememiş Bobcats oyuncuları.

Bizimkiler
Ersan oyuna girdiği ilk çeyrekte erkenden 2 faul alınca çıkmak zorunda kalmış. İkinci ve üçüncü çeyrekte girdiği bölümlerde de çabucak faul yaparak malesef 9 dakika oyunda kalabilmiş sadece. 2'de 0'la 3 sayısı 2 ribaundu 1 bloğu var. Bogut ise 22 sayı 11 ribaund ile Heat'e karşı maçı kazandırmış Bucks'a.

Memo da oynadığı 30 dakikada faul düdüğünün çalındığı pozisyonlar hariç sadece 4 şut kullanmış. 2'sinde isabet bulmuş, faul çizgisinden de 8'de 6'yla oynayarak 11 sayı atabilmiş. Ek olarak da 6 ribaundu 2 asisti var.

Howard'dan Akıl Dolu(!) Pas


Link

Maçı haftasonu ancak izleyebildim. Özetlerde görmüş olmama rağmen, şu pozisyona yine güldüm. Hakem Greg Willard da baya baya depar atıyor yani. Halbuki Magic'te hızlı hücuma çıkan kimse yok. Ağır ağır geçse öbür sahaya, bir problem olmayacak.

Ayrıca futbolda hakem-oyuncu formaları arasında ortak renk bulunmamasını nedeni işte bu, zevkten öyle sarı civciv gibi giyinmiyorlar.

1 Şubat Programı

2 Şubat Salı 02:00 / Boston Celtics - Washington Wizards
2 Şubat Salı 02:30 / Milwaukee Bucks - Miami Heat
2 Şubat Salı 03:00 (NBA TV) / Los Angeles Lakers - Memphis Grizzlies
2 Şubat Salı 03:00 / Phoenix Suns - New Orleans Hornets
2 Şubat Salı 04:00 / Sacramento Kings - Denver Nuggets
2 Şubat Salı 04:00 / Dallas Mavericks - Utah Jazz
2 Şubat Salı 05:00 / Charlotte Bobcats - Portland Trail Blazers


Daha dün Celtics deplasmanında oynayan Lakers, şimdi Memphis'e gidiyor. Celtics'i yenmelerine rağmen Bynum hariç hiçbir oyuncunun formda olduğunu söyleyemeyiz. Son 1-2 aydır tekrarladığım gibi Grizzlies pota altı ligdeki her takıma problem oluşturacak bir kalitede. Gasol-Bynum ikilisinde biraz yorgunluk baş gösterirse, sürpriz bir sonuç çıkabilir. Son Hornets mağlubiyetine kadar 11 maçtır evinde kazanan bir Grizzlies izliyorduk sonuçta. Bu arada ilginç bir not gördüm nette dolaşırken, ben hiç dikkat etmemiştim, Bynum son 2 sezondur Grizzlies maçlarında sakatlanıyormuş meğersem. Ama lanetli ocak ayını atlattı, bu nedenle herhalde bu gece bir sorun yaşamaz (inşallah).

Celtics'in Wizards'a karşı deplasmanda artık kazanacağını ve yavaş yavaş çıkışa geçeceğini düşünüyorum. Çok da birşe yazmaya gerek yok, normali kazanmaları olacaktır yani...

Boozer'sız Jazz, Mavs'i konuk ediyor. Mavs son 5 maçın 3'ünde yenildi. Kazandığı 2 maç da Bucks ve Knicks'e karşı idi. Kısacası formsuzlar. Deron'ın dönmesi bekleniyormuş. Son maçta 32-14-7 ile kendinden geçen Millsap'e bağlı biraz işler. Onun Boozer'ı aratmaması halinde (ki Dallas pota altı yol geçen hanı) Utah avantajlı olur. Mehmet hakkında ise ne yazacağımı bilemiyorum. Bu sezon sadece 7-8 Utah maçı izledim o yüzden detaylı bilgim de yok ama sezon boyunca sadece 2 kere 20 sayının üzerine çıktığını ve bunlardan birinin Nets'e karşı olduğunu söylersem anlatmış olurum herhalde Memo'yu.

1 Şubat 2010 Pazartesi

BAR ' BO ' SA - Avatar


Link

Nash yönetmenliğe fena sardı 2 sezondur, basketbolu bırakınca futbol takımı sahipliği/yöneticiliği yerine Hollywood'a adım atacak sanki. Barbosa da kadrolu elemanı olur artık. Ayrıca Barbosa özel efekte gerek kalmadan oynarmış gerçekten Avatar'da, çıkardığı ses de bir fena...

Onun dışında takım olmak denen olgu sadece parkede geçerli değil. Dışarıda da takımdaki oyuncular arasındaki kimya, arkadaşlık ve aktiviteler bunu pekiştirir. Suns'da da bunun üst düzeyde olduğunu görüyoruz.

Chris Paul 1-2 Ay Yok

Chris Paul, 2 maç evvel Bulls'a karşı David West'in topu kenardan oyuna sokarken attığı saçma sapan bir pası kurtarmak için, topun peşinden kameramanların üzerine doğru atlamıştı. Bu pozisyonda hem topu Rose'a teslim etmiş hem de dizini bir kameraya çarpmıştı. O dizinden daha önceden bir sakatlığı olduğu için de bir hayli acı çekmiş ancak maça devam etmişti. Ancak ertesi maçta Grizzlies'e karşı forma giyememişti dizindeki ağrılar sebebiyle. Darren Collison onun yokluğunda 18 asist yaparak "Chris Paul yoksa ben varım." demişti. Her neyse Paul'e dönelim.

Dün gece Chris Paul'ün dizindeki yırtık kıkırdağın onarılması için ameliyat olacağı ve 1-2 ay süreyle parkelerden uzak kalacağı açıklandı. Bu ne demek? Hornets'ın zaten bir pamuk ipliğine bağlı olan playoff umutlarının %99 oranında uçup gitmesi demek. Bunun dışında, Darren Collison'ın gerçek bir NBA oyuncusuna dönüşüp dönüşemeyeceğini merak edenlerin en azından bir fikir sahibi olacakları anlamını taşıyor bu sakatlık. Son olarak da sezonun başında Paul'süz harika mücadele edip sürpriz galibiyetler alan Hornets'ın uzun dönemde ne derece düşeceğini gözlemlememiz demek. Bütün bunların yanında Paul'ün sezonu kapaması anlamına da gelebilir bu ameliyat. Çünkü en kötü senaryodaki gibi 2 ay sürerse iyileşme süreci, sadece 2-3 haftalık bir dönem kalacak sezonun bitmesine. Eh Hornets'ın da playoff'lara kalma ihtimali sıfırlanmışsa, Paul'ün dönmesi için bir nedeni olmayacak. Tabii saf spekülasyon yapıyorum şu anda.

Son bir bakış açısına göre ise Paul'ün sakatlığı All-Star açısından önemli. Paul'ün resmi olarak All-Star'ı kaçıracağı açıklanınca David Stern, onun yerine bir oyuncuyu batı karmasına dahil edecek. Bu oyuncu eğer Chauncey Billups olarak belirlenmezse, büyük ayıp edilmiş olur kendisine. Daha dün yine Carmelo'suz Spurs'ü yendiler... Halbuki Billups yokken ve Carmelo sağlıklı iken aynı başarıyı gösteremiyorlar. Bunun bir nedeni olmalı değil mi? Kaan Kural "geminin dümeni" diyor Billups'a hep, herhalde daha iyi bir benzetme yok bu adam için.

Bu bahaneyle, bir de anket açayım sizce kim alınmalı batı karmasına diye.

31 Ocak'tan Notlar

Lakers-Celtics:
Hava atışından itibaren Lakers ısrarla Bynum'dan oynamaya başladı. Hele Perkins 2 tane gereksiz ve biraz da ucuz faulle kenara gelince Bynum çok rahatladı ve Celtics pota altını domine etmeye başladı. Buna ek olarak Pierce da kolay çıkan faul düdüklerinden nasibini aldı ve Celtics hücumda kilitlendi, tam 6 top kaybı yaptılar ilk çeyrekte. Herşey Lakers lehine gözüküyordu. Oyuna giren Tony Allen'ın da savruk oynayınca fark Lakers lehine açıldı: 30-19.

İkinci çeyrekte, Pierce-Garnett-Ray Allen üçlüsü kenardayken, Rondo Lakers'a karşı tek başına bir resital sergiledi adeta. Ayrıca bu çeyrekte Tony Allen da silkinip bugüne kadarki - muhtemelen - en iyi oyununu sergileyince, Celtics'in geri dönüşü başladı. Şutları alışagelmediğimiz bir şekilde isabetliydi. Rondo'nun tempoyu arttırması ve set hücumlarında da perdeleri kullanarak boyalı alana girip takım arkadaşlarına bomboş turnike veya şut imkanları (özellikle Pierce'a) yaratması maçta ibreyi bir anda Celtics lehine çevirdi. Bu çeyrekte tam 8 asist yaptı Rondo, devreyi de 11 sayı 10 asist ile tamamladı. Kobe ise oyuna girdikten sonra çembere neredeyse hiç gitmedi ve sadece orta mesafe şutlarla yetindi, 7'de 1 attı yanılmıyorsam. Bu da devreyi Celtics'in önde kapamasına neden oldu: 47-52

İkinci yarıda Rondo aynen devam ediyordu ama bu sefer asistten çok kendisi skor üretmeye yöneldi. Ayrıca bu sezon 5 veya 6. kere 24 saniye süresi dolarken basketi buldu. Bunun nedeni muhtemelen devamlı topla oynaması ve topun elinde patlaması diye düşünüyorum, nitekim attıkları akılda kalıyor ama atamadıklarını unutuyoruz. Celtics bu çeyrekte Kobe'ye ikili sıkıştırmalar getirmeye başladı ancak Lakers iyi yerleşemediği için hücum alanına, bundan yararlanamadılar. Ayrıca bütün bunlarla beraber ilk yarıda 22 dakika civarında oynayan Gasol'ün ikinci yarıda tamamen ortadan kaybolduğunu söylemeliyim. Artest bu çeyrekte 2-3 pozisyonda çembere gidip sayılar üreterek katkıda bulundu. İki takım da ortalamanın biraz üzerinde savunma yaptılar ancak hücum tarafında hiç iyi değillerdi, bunu esasında bütün maç için söyleyebiliriz: 66-73.

Son çeyrekte Shannon Brown kenardan gelerek bir enerji kattı ve 2 pozisyonda zor ve muhtemelen yanlış tercihlerle skor üreterek Lakers'ın çok zorlandığı bölümlerde takıma hayat verdi. Celtics ise biraz şansa oluşan 2 pozisyonda House ile üçlükler bularak maçı önde götürmeyi başardı. Maçın son 1 dakikasında ise Artest'in içeri girip zorladığı pozisyonda şansıyla bulduğu basket Lakers farkı 1'e indirdi. Ardından 25 saniye kala Pierce'a - bana göre - yalan bir hücum faul çalınınca (sadece eliyle dokundu Artest'e. Ayrıca bunun daha bile hafifi Kobe'ye de çalınmıştı maç içinde) maçı kazanma şansı Kobe'nin ellerine geldi ve onun bu şutlar için yaşadığını hepimiz biliyoruz... Maçta denediği belki de en zor şutta topu çembere bile değdirmeden, direk fileden geçirdi. Celtics'in son şansında ise Doc Rivers her zamanki gibi güzel bir hücum çizdi Ray Allen için ama maç boyunca şutlarında isabet bulamayan Allen, bu son saniyedeki şutu da kaçırınca maçı Lakers kazandı. Tabii fark 1 iken 3'lük olarak kullanılması ve topun Rasheed'e aktarılmaması eleştirilebilir ama Rivers'ın çizdiği son hücumları çok beğeniyorum ben genel olarak.

Ek not olarak: Savunmada çok zorlanan ve hücumda da sorumluluk almayan Gasol'ün son çeyrekte çok az görev aldığını ve Celtics'te Rondo'nun yine son çeyrekte yok olduğunu belirteyim.

Günün hayvan performansları:
Durant yine burada, aslan parçası. 21’de 16 saha içi, 11/11 serbest atış ve tam 45 sayı, üstüne 11 ribaund. Bu arada NBA’in serbest atıştan en fazla sayı bulan oyuncusu kendisi. Zaten %87.5'la atıyor ve bu sezon bir maçta kaçırdığı en fazla serbest atış 4, o da ünlü 20’de 3 isabetle oynadığı maç.

21’de 12’yle 26 sayı atması ve 15 ribaund alması gibi alıştığımız istatistikleri dışında 7 asist yapmış Chris Bosh. 26-15 zaten sabit rakamlar oldu onun için ama diğer forvetlere göre daha az asist yapmasıyla eleştiriliyordu kendisi, asist sayısı o nedenle önemli. 2 de güzel bloğu var, özetlerde gösterilen bir tanesinde Bargnani “geç hadi” demiş karşısındaki Earl Watson’a adeta. Indiana bir ara yaklaşsa da Toronto maçı vermemiş.

Ek olarak Hidayet daha maçın hemen başında Dunleavy’le çarpışmış ve sağ gözüne dirsek yemiş. Hedo maçtan çıkmak zorunda kalmış. Umarım durumu çok kötü değildir. Bu arada pozisyonda hücum faul kararı çıkmış ama bence faulü yapan Dunleavy. Hidayet'in ne kadar maç kaçıracağı belli değil daha ama herhalde 1-2 maç kaçırıp ardından maskeyle devam edecek gibi duruyor.

Dwight Howard’ın 16 sayısı 15 ribaundu ve 5 bloğu var. 9’da 4 onun için iyi bir yüzde değil, 18 serbest atışından 10 tanesini de kaçırmış ama maçı zor da olsa kazanmalarında büyük katkısı olduğu bir gerçek.

Lebron’dan 10/20 ile 32 sayı 11 asist gelmiş ama daha önemlisi Cavs’in takım halinde ilk çeyrekte 46 sayı atması ki bunların 23’ü Lebron’a ait. Üst üste 4 üçlük göndermiş Lebron, iki tanesi zaten abuk uzaklıklardan. Cleveland'ın 11 üçlüğü bundan önceki ilk çeyrekte atılan üçlük sayısı rekorunu egale etmiş. Clippers, maçın 4. çeyreğinde farkı 11 sayıya kadar indirmesine rağmen karşılarındaki takım Cleveland olunca maçı kazanmak o kadar da kolay olmamış tabii.

Amare Stoudamire’ın 22’de 12’yle attığı 36 sayı bu sezon ulaşabildiği en yüksek rakam. Ayrıca 12’de 12 serbest atış isabeti bularak geçtiğimiz seneyi anımsattı bizlere. Geçtiğimiz maçın aksine son çeyrek oynamış, hatta 11 sayı atmış üst üste. 11 de ribaundu var, son 5 maçta 21 tane aldığını düşünürsek, 11 önemli bir rakam ve defansta en azından konsantre olduğunu gösteriyor. Ariza’nın üçlüğüyle uzatmaya giden maç yine başa baş devam etmiş uzatmada da. Houston 3 sayı gerideyken Suns’ın yaptığı taktik faulde Brooks ikinci serbest atışını atarken geçenlerde Ray Allen’ın yapamadığını yapıp, potaya çarptırmaya çalışmış topu. Güzel de çarptırıp topun kendisine gelmesini sağlamış ancak heyecanına yenik düşüp ileri adım atınca geçerli sayılmamış pozisyon.

Boşa kürek çekenler:
Baron Davis de 21’de 12 atanlar kervanındanmış bu gece, onun da 32 sayısı 7 asisti var. Hatta Clippers'ın ilk çeyrekteki 20 sayısının 16'sını da o atmış ama onun oynamaya karar vermesi Cleveland karşısında çok fazla şey ifade etmemiş. Kaman olsa belki daha çekişmeli bir maç olurdu.

New York’ta Wilson Chandler 21’de 11’le 27 sayı atmış, yanına 4 ribaundla 5 asist eklemiş. David Lee’nin de 18 sayı 11 ribaund 5 asisti var. New York son 6 maçının 5’ini kaybetti, zaten az olan playoff hayalleri suya düşmeye başlamıştır.

Takımı baltalayanlar:
Atlanta ve Boston savunmasından sonra Detroit de Vince Carter’ı açmamış olacak ki 20 dakikada 8’de 1’le 2 sayıda kalmayı başarmış. Tek basketi hızlı hücumda tamamladığı bir alley-oop. Ocak ayını 8.7 gibi bir sayı ortalamasıyla kapadı kendisi.

Nate Robinson burada. Denediği 10 şuttan sadece bir üçlük isabeti bulmuş, diğer yararlı istatistikleri 1 asist 1 serbest atış sayısından ibaret.

Ben Gordon da sadece 11'de 2'de kalmış. Takımının onun eline baktığı son pozisyonda istediği üçlük pozisyonunu iki kere üst üste bulamayıp pas vermeyi seçince sonunda topu ve maçı uzatmaya götürme şansını kaybetmiş.

Günün X-faktörü:
Tam 21’de 12’yle 27 sayı atmış Kenyon Martin, hem de Spurs’e karşı. Gerçi “Spurs’e karşı” olmasının artık bir ayrıcalığı var mı tartışılır ama bu sene diğer 27 attığı takım Warriors’dan farkı olduğu kesin. Bu ay zaten 4. kere 20 ve üstü sayı atıyor Martin. 11 de ribaundu varmış.

Kevin Love 25 sayıyla kariyer rekorunu kırmış. 2'si isabetli, 5 tane de üçlük denemiş Knicks’e karşı boş kaldığını görünce, ikisini sayıya çevirmiş. 4’ü hücum 11 ribaundu var, 6 top kaybı biraz fazla ama olsun o kadar. New York’u rahat yenmişler.

Toronto’nun benchten gelen oyuncular 45 sayı 17 ribaund 13 asistle oynamış. Hidayet’in sakatlığının da payı vardır ama oturmuş gözüküyor bu bench. Bakalım Calderon ne zamana kadar sesini çıkarmadan böyle devam edecek.

Kendilerini Aşanlar

Hawks-Magic maçından dikkatimi çeken 2 pozisyonu paylaşmak istiyorum. İkincisine zaten günün notlarında değinmiştim.


Link

Şu pası Nash, Kidd, Paul vs. verse kesin Top 10'da görürdük bence. Barnes'dan harika bir asist. Bu adam bazen taş kafalı bir basketbolcu profili çiziyor, bazen de verdiği bu tip paslarla aslında basketbol iq'sunun düşük olmadığını gösteriyor. Sorunu konsantrasyon ve istikrar herhalde.


Link

Burada da 1.95'lik Mario West'in Dwight Howard'dan aldığı ribaund. Bir hayli etkileyiciydi.

Günün En İyileri - 30 Ocak (Ersan 1 Numarada)


Link

Nelson - Dwight'ın, Hamilton-Ben Wallace'dan görmeye alışık olduğumuz oyunu uyguladıklarını görüyoruz. Atletik bir pivota sahip takımların bu pozisyonu niye daha çok uygulamadıklarını merak ediyorum ben.

Sadece 15 dakika alıp 4 sayı ürettiği bir maçta Ersan'ın 2. yılında, şu sıralardaki formsuzluğuyla gerçek anlamıyla 1 numarada olacağını düşünmemiştiniz değil mi =)
Wade tarafından basılan smaçta poster görevi görmüş Bogut ile milli yıldızımız. Utanılacak birşey yok, bu smaçlar NBA'in tadı tuzu, her gün birileri poster oluyor. Ama Wade'in crossover'ına dikkat çekmek istiyorum ben smacından çok. Arkadaşım insan crossover yaparken hiç mi yavaşlamaz, vakit kaybetmez? Adam düz gidiyormuş gibi aynı hızda devam ediyor crossover'ı yaparken. Bu adamın atletikliğinden korkulur...

31 Ocak 2010 Pazar

31 Ocak Programı (Lakers - Celtics NTV'de)

31 Ocak Pazar 20:00 / Denver Nuggets - San Antonio Spurs
31 Ocak Pazar 22:30 (NTV) / Los Angeles Lakers - Boston Celtics
1 Şubat Pazartesi 01:00 / Orlando Magic - Detroit Pistons
1 Şubat Pazartesi 01:00 / Indiana Pacers - Toronto Raptors
1 Şubat Pazartesi 01:00 / Philadelphia 76'ers - New Jersey Nets
1 Şubat Pazartesi 01:00 / Los Angeles Clippers - Cleveland Cavaliers
1 Şubat Pazartesi 02:00 (NBA TV) / Phoenix Suns - Houston Rockets
1 Şubat Pazartesi 02:00 / Golden State Warriors - Oklahoma City Thunder
1 Şubat Pazartesi 02:00 / New York Knicks - Minnesota Timberwolves


Nuggets-Spurs maçı şu anda oynanıyor ve devreyi 45-41 önde geçti Nuggets. Carmelo hala oynamıyor. Bir de sakatlandığı maçta devam etmek istemişti ısrarla. Deli midir nedir? Maalesef internetin yavaşlığı nedeniyle izleyemiyorum maçı ama önemli değil isim olarak çok büyük bir maç NTV'de bizleri bekliyor.

İsim olarak diye özellikle belirttim çünkü Celtics şu sıralarda çok formsuz. Keşke iki takım da en formda, en sağlıklı oldukları bir dönemde karşı karşıya gelselerdi. Boston'da özellikle Kevin Garnett kesinlikle eski halinde değil. Hatta şöyle diyeyim, geçen seneyi geçtim, bu sezon başındakinden bile kötü durumda. Ne defansta ayakları gidiyor, ne sıçrayabiliyor, hücumda da boyalı alanı tamamen unutup sadece potadan 5 metre uzakta topu alıp ya şut atıyor ya asist yapıyor. Alabileceği pek çok ribaundu takımına kazandıramadığını gözlemliyorum. Niye All-Star arasına kadar dinlendirmediler aklım almıyor... Son 7 maçın 5'ini kaybetti Celtics (Son 2 maçta da Magic ve Hawks'a yenildiler), Lakers'ın ise şu sıralarda bir işler yolunda gidiyor, tabii onların da beklenilen dominant performanstan uzak olduğunu söylemeliyiz. Garnett'in ne düzeyde oynayabileceği, Gasol'ü sindirip sindiremeyeceği maçın sonucunu etkileyecek unsurlardan biri bence ama son maçlardaki Garnett'te hiç o havayı göremedim. Her neyse The Garden'da oynanacak bir Lakers maçından bahsediyoruz, atmosferin harika olacağından emin olabilirsiniz, izleyin izlettirin.
Ek not olarak: Phil Jackson Lakers ile 533. maçını kazanıp, Pat Riley'nin rekoruna ortak olmak istiyor.

NBA TV'den yayınlanacak maç da gecenin en iyi 2. maçı diyebiliriz herhalde. Herşeyden önce izlemesi zevkli olacak. Rockets bu sezon kendisini defans ile tanımayan bir takım olmaktan uzaklaştı gibi, içeride ciddi bir blok tehditleri yok. Hücumda ise devamlı boyalı alana girmeyi zorlayan bir yapıdalar, hem Scola-Landry ikilisi hem de Brooks bu konuda takımın liderleri ancak dış şutları istikrarsız. Suns'ı ise hepimiz biliyoruz, ligin en efektif hücum eden takımı ancak aynı zamanda en de kötü savunma yapan takımı. Ayrıca son haftalarda çok kötü gidiyorlardı, bunu son maçta Dallas'ı evlerinde yenerek biraz olsun durdurdular. Amare'nin takas dedikodularından etkilenmesinden dolayı çok kötü oynadığını söyleyebiliriz. Bence biraz onun performansına (özellikle defansta) bakacak bugünkü karşılaşmanın sonucu.

30 Ocak'tan Notlar

Avustralya Açık finali ve 1-2 ufak işim nedeniyle oldukça geç yazabildim.

Hawks - Magic:
Magic maça çok fazla birebir oynayarak hatta zorlayarak başladı. Bunun 1 numaralı sorumlusu Vince Carter'dı. Hawks da başlarda iyi şut atınca skor bir anda 16-6 oldu skor. Van Gundy'nin molasından sonra Magic 3 pozisyon üstüste Howard'a top indirdi. Horford 2. faulünü erkenden almasın diye oyuna giren Collins çok kısa bir süre içinde 3'ledi. Bunların yanında Magic 1-2 tane zor şutu değerlendirip, Hawks'da Horford ve Marvin ile bomboş atışları değerlendiremeyince Magic farkı kapadı. Bu noktadan sonra garip top kayıpları gelmeye başladı iki takımdan da. Son 2-3 dakikalık dönemde 5 veya 6 kere topu rakibe teslim ettiler yanılmıyorsam. Hızlı hücumlarda bir türlü doğru adama pas vermediler, özellikle Magic'te Jason Williams sorumluydu bu konuda.

İkinci çeyrekte Magic Dwight'tan oynamaya devam etti. Mario West'in Dwight Howard'dan aldığı hücum ribaundu da bu çeyrekte geldi. Bir hayli ilginç bir andı. Videosunu daha sonra koyacağım. Takım olarak fazlasıyla 1'e 1'e döndüler. Biraz Crawford'ın suçu vardı bunda bence. Magic'te ise Gortat ile Jason Williams Nash-Amare tarzı pick and roll'lar oynamaya başladılar. Ayrıca Redick'in de başta Anderson'a olmak üzere takım arkadaşlarına doğru pasları vererek pek çok asist yaptığını söylemeliyim. Magic hala içeriyi beslemeye devam ediyor, hem de bulduğu boş dış atışları sayıya çeviriyordu. Fark 8-9'a kadar çıktıktan sonra Joe Johnson takımının pozisyon üretmekte zorlandığı anlarda 4 sayı üreterek yeniden maça ortak olmalarını sağladı ve farkı 2'ye kadar indirdiler ancak Josh Smith'in orta sahada yaptığı süper gereksiz faul sırasında Nelson atış haline geçti ve 3 faulü de sayıya çevirdi. Devre 5 sayı farkla sona erdi.

Üçüncü çeyrekte Joe Johnson'ın hazırladığı pozisyonlarda dış şutlarında isabet bulamayan ve bir süre sonra Johnson'ı da unutan Atlanta, Dwight Howard'a teslim oldu desek yeridir.

Joe Johnson topa değmeyince skor üretmekte ne kadar zorlandıklarını bir kez daha görmüş olduk. Takımda onun dışında pozisyon üretebilen adam yok, bu da bence ciddi bir şampiyonluk adayı olmalarını engelliyor. Magic 2 maçtır mantıklı sayıda üçlükler deniyor ve Howard'ı ciddi anlamda besliyor. Vince Carter da biraz daha takım oyununa adapte olsa ve eleştirilerden kurtulmak için zor şutlar/turnikeler denemese çok daha iyi olacak. Zaten onu bu zor şutları turnikeleri gerektiği/ihtiyaç olduğu zamanlarda denesin diye aldılar... Son çeyreği izlemedim çünkü sabah Avustralya Açık finali için enerji toplamam lazımdı ama Hawks'un pek yaklaşmasına izin vermemiş Magic.

Dwight Howard: 10/16 saha içi, 11/18 serbest atış ile 31 sayı, 19 ribaund (sadece 1'i hücum), 2 asist, 3 blok.
Joe Johnson: 8/16 saha içi ile 19 sayı, 6 ribaund, 7 asist.

Günün hayvan performansları:
Andre Miller kendinden geçmiş. 31’de 22’yle tam 52 sayı. 5 ribaund 2 asist 2 de top çalma var ama şu 52’ye takıldım kaldım ben. Bu adamın son 4 maç attığı sayıları yazıyorum: 11-6-7-2. Yani son 4 maçta attığının 2 katını dün attı. Şaka herhalde. Fazlasıyla olağan dışı bir günmüş onun için yani. Öte yandan Miller’ın hakkını yemeyelim ama zamanında çok iyi bir savunmacı olan Kidd’in ne hallere geldiğini görüyoruz biraz da. Tabii Barea ve Marion'ın da Miller'ı durdurmaya çalıştıklarını söyleyelim. Bu 52'nin Miller'ın kariyer rekoru olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Bu sene gelen 50 sayı ve üzerinde atan üçüncü olmayı başardı. Yanlış hatırlamıyorsam Carmelo ve tabii Jennings idi diğer ikisi. Toplamda 9 asist yapan Portland'ın kazanması da oldukça ilginç bir istatistik olmuş. Normal şartlarda bu rakamla maç kazanılması çok çok zor ama Miller faktörü diyelim. 52 sayı atınca, oyun kurucu bile olarak yaptığınız 2 asisti eleştirmek zor oluyor.

Gerald Wallace All-Star kutlamalarına aynen devam ediyor; 18’de 12’yle 38 sayı 11 ribaund. Üstüne 2 asist 2 blok 2 top çalma. 15’te 12 serbest atış yüzdesi var. Stephen Jackson da ona skor yönünde geçtiğimiz günlerdeki gibi yardım edemese de 8 asist yapmış. Aynı şekilde 14’te 3’le skora katkı sağlayamayan diğer bir oyuncu Felton’ın da 6 top çalması dikkat çekiyor.

Darren Collison ne yapmış öyle? 17 sayı ve 18 asist? 5 tane de top kaybetmiş çaylak oyuncu ama bu yüzden eleştirecek değilim. Saha içinden 4/11 ile oynamış, iyi değil ancak 10'da 9 serbest atış isabeti var. Daha yeni Chicago maçında pota altında trafiğe girip top kaybı yaparak için maçı kaybettiren adamdan, böyle bir performans elbette şaşırtıcı. Ayrıca Chris Paul'ün bazen beslemeyi unuttuğu Okafor'u da çok iyi beslemiş: Tam 8 kere asist yapmış ona. Okafor bu sezon 4 veya 5. kere 20 sayının üzerine çıktı sadece. Hornets önemli bir galibiyet aldı Collison sayesinde. Hornets tarihinde bir çaylağın ulaştığı en yüksek asist rakamıymış 18...

Andrew Bogut dağınık takımını pota altında omuzlarına alarak 17 say 15 ribaund 4 blok 2 top çalmayla oynamış. Faul problemine girdiği için kısıtlı süre aldığı bölümler olmuş. Maçta Milwaukee genel anlamda çok zorlanmasa da maçın bitimine bir dakika kala fark 5’e kadar inmiş. Sonuç olarak maçı 84-95 bitirmeyi bilmiş Bucks yine de.

Andre Miller'dan sonra ikinci Miller da burada. Mike olan Knicks'e karşı coşmuş, coşturmuş. Maçı izlemedim ama Knicks alan savunması yapmış ve Miller tam 7 tane üçlük ile cezayı kesmiş. Zaten maçtan sonra da "Alan savunması bir şutör için rüya gibi birşeydir." demiş. 25 sayı, 9 ribaund ve 8 asisti var. "Bu asist rakamı nerden çıktı?" diye soranlara özellikle geçen sezon Minnesota'daki 3-4 maçına bakmalarını önereceğim. Zaten kariyeri boyunca doğru ekstra pası yapmaktan çekinmeyen Miller'ın dün oyun kurucu sezgileri de ön plana çıkmış. Harika bir maç çıkarmış.

Antawn Jamison 23 ribaund ile kariyer rekorunu kırmış. Tam 11'i hücum... Buna Knicks efekti diyorlar işte. Yanında da 21 sayısı var ancak sadece 10/26 ile şut atmış. Çok ilginç bir şekilde, sadece ama sadece 1 üçlük denemiş Jamison. İlginç. Muhtemelen tip'lediği bir çok atışı kaçırdı diye düşünüyorum. Son olarak da 3 asistini yazayım.

Boşa kürek çekenler:
Grizzlies uzunları Randolph-Gasol yine burada. Kazandıkları zaman hayvan oluyorlar, kaybettikleri zaman boşa kürek çekiyorlar. Kötü maç çıkarmıyolar adeta. Ne zaman düşecek bu formları acaba? Bu maçta da toplam 50 sayı, 28 ribaund, 6 asist, 4 top çalma ve 2 blokla oynamışlar, üstüne üstlük 21/35 isabet oranı ile... Grizzlies takım olarak 23 hücum ribaundu almış, hemen aşağıda video veriyorum, özelikle uzatmadaki 4 hücum ribaunduna dikkat. Ama evlerinde üst üste 12. galibiyeti almalarına yetmemiş bu istatistikler.


Link

Kevin Martin 11/25 gibi, iyi bir yüzdeyle olmasa da 31 sayı atarak sezon başındaki oyununa yakın performanslar sergilemeye devam ediyor. Tabii onun bu istatistikleri, 5’te 2’yle 4 sayıda kalan (ama 7 asist yapan) Evans’ın oyununu nasıl etkiler zaman gösterecek. Daha çok oyun kuruculuğa kayacakmış gibi bir görüntü var.

David Lee, Haywood-Jamison ikilisine karşı iyi mücadele etmiş ve 24 sayı, 9 ribaund yapmış. Yanında bu sezon bizleri alıştırdığı gibi 6 asisti var.

Günün X-faktörü:
Hakim Warrick, arada çıkardığı iyi performansların birini de Heat karşısında sergilemiş, 14’te 9’la 22 sayısı 6 ribaundu var. Ayrıca bu sayıların 10’u son çeyrekte gelmiş, takımının en skorer ismi de kendisi. Warrick’e karşılık Ersan’ın 8’de 2’yle sadece 4 sayı 1 ribaund 1 asisti bulunuyor 16 dakikada.

Takımı baltalayanlar:
Buraya yazmayacaktım ama dayanamadım. Nowitzki 9/19 isabetle 28 sayı atıp 9 ribaund almışken buraya yazılır mı? Eğer 4. çeyreğin sonunda maçı kazandıracak şutu ve uzatmanın sonunda 2 kere üstüste maçı yeniden uzatacak şutları sokamaz ise buraya da yazarım. Normalde bu atışlarda 3'te 1'i geçtim, 3'te 2 sokmasını beklerim ben...

Rudy Gay 3/14 saha içi ve 3/6 serbest atış isabeti ile takımını baltalamış. 10 sayıda kalmış ve yanında sadece 1 asisti var.

Komik Hakemler


Link

Blog'u takip edenler, bu tarz açık ve bariz stepslerin çalınmamasına ne kadar gıcık olduğumu bilirler. Ama hakikaten bu kadarı da fazla. Dün gece maçı izlerken şoka girdim şu pozisyonda düdük çıkmayınca. LeBron'un şu pozisyonu kadar var herhalde.

Federer Adam Değil

Az önce Murray'i 3 sette yenerek 16. Grand Slam'ini kazandı. 16... Düzenlenen son 27 Grand Slam'in 16'sı bu... Yine bu 27'nin içinde 22 kere final oynadı, 25 kere en az yarı finale çıktı.

Bir de bu adama laf edebiliyorlar hala. Tenisin efsaneleri (McEnroe, Wilander, Sampras vs.) çıkmış "Federer tarihin en iyisi" derken bizim Hıncal Uluç çıkar "Federer sadece istikrarlı bir şekilde topları karşı tarafa atıyor başka bir numarası yok." der. Şuradan bakabilirsiniz.

Tebrikler Federer. Neyse final bittiğine göre NBA'e döneriz birazdan yine.