BIY AD

20 Temmuz 2010 Salı

Amare'nin de Gelmesi Tehlikede

New York Knicks'in oyuncularıyla yaptığı kontratları sigortalayan şirket Amare'nin Dünya Şampiyonası'nda forma giymesiyle ilgili olarak sıkıntıları olduğunu dile getirmiş. Tabii Amare'nin geçen sezon geçirdiği göz ve 5 sezon önce geçirdiği diz ameliyatlarının bunda payı var. Sol dizi sigortaya dahil edilmiyor. Bu durumun çözülmesi için konuşmalar yapılacakmış ama ABD milli takımı bu sırada antrenmanlara başlamış.

Zaten en 'baba' yıldızlar gelmiyor. Şimdi de takımın Durant'la beraber iki büyük yıldızından biri olan Amare gelmiyor. Ama merak etmeyin, aday kadroya Amare'yi aratmayacak bir oyuncu eklenmiş: JaVale McGee. Dalga geçmiyorum gerçekten McGee de kadroda ama bunun Amare'nin ayrılığıyla alakası yok. Herhalde geleceğe yönelik bir yatırım olarak görüyorlar McGee'yi. Kendisini geliştirmesi halinde NBA'de ses getirebilecek bir isim McGee.

Paranın Ne Önemi Var, Mühim Olan …

Evet, mühim olan şampiyonluk. Heat kadrosu yavaş yavaş şekillenedursun kadrodaki isimlerin hemen hepsi şampiyonluk yolunda belli haklarından feragat ediyor, takımın daha iyi yapılanması adına maddi/manevi fedakarlıklarda bulunuyor. Bu uğurda şüphesiz en önemli ödün LeBron’dan geldi. Onun için çok da önemli olmayan maddi fedakarlık bir yana esas zararı manevi anlamda görebilir kendisi. Wade-Bosh ikilisi de takıma yeni isimlerin katılması adına ücretlerinde indirimle oynayacaklar Heat forması altında. Bu üçlünün aynı çatı altında buluşmasından dolayı egoları açısından da büyük özveride bulunduklarını söylemek gerek elbet. Takımın sembol isimlerinden Haslem de Dallas ve Denver’ın tekliflerini geri çevirip neredeyse yarı fiyatına Miami de kaldı. Ve son olarak James Jones… Onun da Spurs’un daha cazip teklifini reddedip Heat de devam kararı aldığı söyleniyor. Şampiyon olurlar, olamazlar bunu zaman gösterecek ama başarı yolunda doğru sinerjinin bu olduğuna şüphe yok.

Double Dunk

Summer League kapsamında 13 Temmuz’da oynanan Sacramento Kings-Los Angeles Lakers maçında basketbol sahalarında ender görebileceğimiz türden bir olaya rastlandı. Yanılmıyorsam Donte Greene’in kaçan topunu Whiteside-Landesberg ikilisi alley-oop ile tamamlıyor, ilgili video aşağıda. Hakikaten senkronizasyon da müthiş. Geçen aylarda bir yerde daha rastlamıştım bu tarz bir smaca ama şimdi hatırlayamadım. Uzun zamandır görmeye hasret kaldığımız bu hareketlerin modası Benjamin-Eric ikilisiyle başlayıp, Tsubasa-Misaki ikilisiyle devam etmişti. Bu tarz smaçların bir diğer özelliği de topun elips şeklini alması ve alev çıkartarak çemberin filesinden geçmesi…

Summer League (Las Vegas)

Hani ders yılı başlar, bütün ders notlarını mükemmel bir şekilde tutarsın, her şey yolunda gider. Ama günün birinde bir dersi kaçırırsın, sonraki günler yakalamaya çalışırsın ama başka derslerle uğraşmaktan bir türlü vakit kalmaz ona yetişmeye. Sonra o dersten soğumaya başlarsın yavaş yavaş ve bir daha hiç yakalayamazsın kaçırdığın o konuları. Finalde önünde iki seçenek kalır; İlki sağdan soldan kopya çekerek geçmeye çalışmak. İkincisi de benim şimdi yapacağım gibi boş kağıt vermek. Summer League’in Las Vegas ayağı tıpkı bu şekilde geçti benim için. Bir gün boşladık, sonra diğer postlara daldık, nihayetinde soğuduk ve yaz ligini hiç takip edemez olduk. Elbette birçok maçı izledim ama neredeyse hiçbirini değerlendirme yapacak kadar alıcı gözle değil. Açıkçası oyuncuları da dikkatle izlediğim 20-25 dakikalarla değerlendirmek istemiyorum. Bu sebeple biraz vizeme güvenerek (Summer Lig’in Orlando ayağı), biraz da affınıza sığınaraktan Las Vegas ayağının tepesinde yer alan oyuncuların istatistiklerini huzurlarınıza sunuyorum.



Ayrıca John Wall'un Most Outstanding Player, DeMarcus Cousins'in Rookie of the Month seçildiği Summer League 2010 Las Vegas'da All Tournament Team'de şu şekilde oluştu:

Sam Young (Memphis)
JaVale McGee (Washington)
Reggie Williams (Golden State)
DeMar DeRozan (Toronto)
JJ Hickson (Cleveland)
Ty Lawson (Denver)
Dominique Jones (Dallas)
Derrick Caracter (LA Lakers)
Larry Sanders (Milwaukee)
Gani Lawal (Phoenix)
Jermaine Taylor (Houston)
Alonzo Gee (San Antonio)

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Chris Wallace Şaşırtmıyor

Hatırlayacağınız üzere bu seneki draftte 12. sıradan seçme hakkı bulunan Memphis Grizzlies Xavier Henry’de karar kılmıştı. Çaylaklar takımlarına yavaş yavaş katılmaya başladı ama Henry’de bir pürüz çıktı ve henüz anlaşma imzalamadı. Sorun şu: Takımlar oyunculara çaylak maaşı üzerinden %80 ile %120 arası bir artış teklif edebiliyorlar. Memphis de Henry’ye %100 önerdi ve Henry bu ücreti kabul etmedi. Durum böyle olunca sözleşme falan da imzalanamamış. Ayrıca Henry bu anlaşmazlık dolayısıyla yaz liginde forma giymeyi de reddetti. Yani Chris Wallace’ın yaptığı saçmalıklar bitmek bilmiyor. Demezler mi adama “Sen Rudy Gay’e maksimum kontrat verirken sorun olmuyor da, iş Henry’nin 3 kuruşluk maaşına gelince mi gözünü açıyorsun.” Hayır bir de bu %120 olayı, yazılı olmayan bir kural gibi birşey NBA'de. Hani maçın son hücumunda top maçı kazanmayı garantilemiş takımdaysa, o takım şut atmaz topu dolaştırarak süreyi eritir ya. Aynı mantık. Bir de dediğim gibi 3 kuruş birşey farkediyor takımlar için bu sadece. Ne zoru var Chris Wallace'ın acaba?

Sorun yalnızca bu da değil. Henry bence baştan yanlış bir seçimdi Memphis adına. Sen gidip en çok güvendiğin -ki bana göre Memphis’in geleceğini emanet etmesi gereken bir isim varsa o, kesinlikle Gay değil Mayo’dur- oyuncunla aynı mevkide olan bir adamı 12. sıradan seçiyorsun. Ve seçtiğin ismi benche mahkum ediyorsun. Draftin ilk günlerinde O.J. Mayo’nun oyun kurucu pozisyonuna çekilip böylece Henry için 2 numaraya yer açılacağı konuşuluyordu. Nitekim yaz liginde oyun kurucu oynadı Mayo. Savunmada hiçbir sorun yaşamadı, aksine ayak çabukluğuna size avantajını ekleyince hakikaten iyi bir 1 numara savunmacısı olabileceğinin sinyallerini verdi. Ancak hücumda durum o kadar da iç açıcı değildi. Mayo, topu yarı sahaya getiriyor ve daha sonra bildiğimiz şutör guard olarak hücumu tamamlıyordu, üstelik topu getirdiğinden dolayı ekstra yorulduğu için çok da etkili olamıyordu. En azından ilk birkaç maç itibariyle oyun kurucu oynamaya alışkın olmadığı net olarak göründü. Bu da Mayo’nun ligde alıştığımız gibi 2 numara olarak başlayacağını ve bu durumda Henry’nin de yedek soyunacağını gösterdi. Bu şartlar altında bel bağladıkları isim Mayo’nun yedeği olacağından ötürü sorgulanabilir bir seçimken şimdi bir de anlaşmanın sağlanamamış olması işi iyice çekilmez hale getiriyor. Bakalım Chris Wallace'ın bu muhteşem(!) hamleleri devam edecek mi...

Livingston Bobcats’te

Charlotte Bobcats, Felton’dan boşalan oyun kurucu pozisyonunu Shaun Livingston ile doldurma kararı aldı ve genç oyuncuyu 2 yıllığına $7M karşılığında renklerine kattı. Evet, kulağa tuhaf gelebilir ama piyasaya seneler önce çıkmış olan Livingston henüz 25 yaşında. Erken profesyonel olmasından mütevellit, sağlık sorunları nedeniyle epeydir göz önünde olmamasına rağmen kulaklarımız fazlasıyla aşina ismine. Hatta izlerken içinizin bir garip olacağı, kariyerini bitme noktasına getiren diz sakatlığını da verelim, tık.

Nereden nereye… 4. Sıradan seçilip, yeni Magic Johnson diye lanse edilen biriyken yaşadığı diz sakatlığından sonra “No Country for Injured Man” tadında bir kariyer… Clippers’ın qualifying offer teklif etmemesi, ardından Heat, Thunder, hatta D-League maceraları, 10 günlük kontratlar… Yaşadığı zor dönemleri Wizards anlaşmasıyla nihayetlendirip, artık sakatlık probleminin olmadığını ispat ederek basketbola tam anlamıyla geri dönüşü… Bobcats’e yararı olup olmayacağını birazdan değerlendireceğim. Ama peşinen söyleyim ben kendisinin çok başarılı olmasını canı gönülden istiyorum. Sakatlanan, istenmeyen oyuncuyu sahiplenme içgüdüsü belki de bu.

Bobcats gibi hücum gücü son derece kısıtlı bir takımda, atmaktan çok attırmak mantığında olan, paylaşımcı, geri planda kalmayı tercih eden bir Livingston muhtemelen işe yarayacaktır. Saha görüşü ve arkadaşlarına yarattığı şut imkanları takıma hücum anlamında derinlik katacaktır. Ayrıca son Washington macerasında takımın skor yükünü epey sırtlamıştı. Tabi burada durum biraz daha farklı olacak, hedeflerden ve oyuncu yapısından dolayı orası ayrı. Livingston kariyeri boyunca hiçbir zaman beklentileri tam anlamıyla karşılayabilen bir oyuncu olamadı. Bu durumun oluşmasında temel sebep draftte 4. sıradan seçilmesi ve Magic Johnson’a benzetilmesiydi elbette. Yoksa ligin iyi sayılabilecek, potansiyelli oyun kurucularındandı bir zamanlar. Ama artık beklentinin senelik 3,5 milyon doları karşılaması düzeyinde olacağından bu da bir artı yaratacaktır kendisine. En azından üzerinde çok büyük bir baskı olmayacak. Tüm bu saydığım sebeplerden dolayı, ben kendisinin bu kez başarabileceğine inanıyorum, en azından bu şekilde olmasını umuyorum.

Amare'den Veda ve Teşekkür Mektubu

Son zamanlarda mektuplar revaçta. Cavaliers'ın sahibi Dan Gilbert'ın rezaletinden sonra Amare'nin Phoenix'e yazdığı bu teşekkür mektubu ilaç gibi geldi.

MJ: Ben Asla Rakiplerimle Birlik Olmazdım

LeBron'un Miami'ye Wade ve Bosh'un yanına gitmesi konusununda Majesteleri'ne ne düşündüğünü sormuşlar. Cevabı net olmuş: "Asla Larry Bird ve Magic'i arayıp 'Haydi gelin beraber aynı takımda oynayalım' demezdim." Ancak sonra LeBron'un kararının kötü veya yanlış olmadığını ifade etmiş. Şu anda ortamın farklı olduğunu ve oyuncuların bunu yapma şansına sahip olduklarına değinmiş. Son olarak da "Yine de dürüst olmam gerekirse ben onları yenmeye çalışırdım" demiş.

Barkley de LeBron için "Asla Jordan olamayacak. Hatta Jordan'la beraber adı bile anılmayacak, istediği kadar şampiyonluk kazansın farketmez. Cleveland'da kalıp tek ve ana oyuncu olarak şampiyonluk kazanmaya çalışması daha itibarlı bir mücadele olurdu. Orada bir şampiyonluk kazansa ismi daha da büyüyecekti. Ama şimdi Miami'de istediği kadar kazansın, orası Wade'in evi".

Bana göre dedikleri belli bir seviyeye kadar doğru. Yani tabii ki LeBron'un şu noktadan sonra kazanacağı şampiyonluklar Cleveland'da kazanacaklarına göre çok daha düşük değere sahip olacak. Bu normal. Ama Cleveland'da kalsa yeteneksiz yönetim nedeniyle belki de kariyerini harcayacaktı. Bu göz ardı ediliyor. Bence de Nets, Clippers, Bulls veya Knicks'e gitse ve oralarda şampiyonluk kovalasa daha iyi olurdu kariyeri açısından. Sonuçta üst düzey 2 oyuncuyla beraber oynama kararını eleştirecek değilim, kendi seçimi. Ayrıca Wade'in evine gitse de, olası şampiyonluklarda daha çok payı olması halinde insanların fikirleri değişecektir bence. LeBron 28 sayı 8 asist ile MVP olurken, Wade ise 22 sayı 6 asistte kalırsa yavaş yavaş LeBron ön plana çıkmaya başlayacaktır. Bu dediğim sadece bir varsayım, "Böyle olacak" demiyorum ama açıkçası beklentim LeBron'un istatistiksel olarak Wade'in önüne geçmesi.

LeBron bilmiyor muydu Jordan kıyaslamalarında artık geride kalacağını Heat'e giderek? Elbette biliyordu ama o kazanma ihtimalini güçlendirmeyi tercih etti. Başka takımda şampiyonluk kazanması büyük çoğunluğu daha mutlu ederdi orası kesin. Ama kullandığı tercihte ayıp birşey yok.

18 Temmuz 2010 Pazar

Büyük Üçlünün Kapak Pozu

Bundan 15 gün önce LeBron'un herhangi bir pozda lider olarak gösterilen takım arkadaşının arkasında böyle bir fotoğrafa "Evet" diyeceğini söyleseler "Hadi canım sen de!" derdim. Meğerse yanlış tanımışız LeBron'u. Ha belki de bir ihtimal içi içini yiyordur ama öyle olsa zaten Heat'e de gitmezdi.

Miami'nin Wade'in çöplüğü olmasının yanında, pozla ilgili bir de şöyle bir detay var. LeBron ortada durduğu an, Wade ile Bosh ne tarafta dururlarsa dursunlar, boy sırasına geçmiş gibi bir izlenim oluyor. Ondan mantıklısı kısanın önde durması =)

Bonner Spurs İle Yeniledi

$16M karşılığında 4 yıl daha Spurs forması giyecek Matt Bonner. Normal şartlar altında başka bir takımdan alsa bu kontratı sesimi çıkarmazdım ama Spurs için lüks bir hamle kesinlikle. Bonner aslında pek sempatik bulmadığım bir oyuncudur ama hakkını da teslim etmek lazım. Kenardan gelip savunmada canını dişine takarak oynar, mücadele eder fiziği atletizmi elverdikçe. Hücumda da tek yaptığı şey olan ceza şutlarını sokma konusunda ligin en iyilerinden biridir belki. Takımın sembol isimlerinden olması bir yana uzun rotasyonunda dış şut tehdidi olan yegane adam Spurs’te ve bu özelliğiyle hücuma çeşitlilik kazandırmaya devam edecek. Ayrıca 30 yaşına gelmesi ve kontratın uzunluğu konusunda da pek sıkıntı görmüyorum ben. Zira yaşının ilerlemesine bağlı olarak düşecek herhangi bir özelliği nerdeyse yok kendisinin. Ayakları bundan daha yavaş, atletizmi bundan daha kötü olamaz muhtemelen. Ama tek sorun ellerinde Duncan-Mcdyess-Splitter-Blair’dan oluşan uzun rotasyonu varken 4 yıl için 16 milyon doları Bonner’a bağlamak, işte lüks ve biraz da gereksiz bulduğum konu da tam olarak bu.

Ilgauskas Üzerine Kısa Bir Post

Başlık Kieslowskivari olduğundan ötürü yazının içeriği pek tatmin etmeyebilir okuyucuları vuruculuk açısından, ama elimden geleni yapmaya çalışacağım gözlerim de hafiften kapanmaya başlamışken… 2 yıl $2.8M karşılığında LeBron’un ardı sıra Miami’nin yolunu tuttu Big Z. Nance-Price-Daugherty üçlüsünün bulunduğu Cavaliers kadrosuna efsane gözüyle bakılır hep. Ben yaşım itibariyle o dönemi hiç bilmiyorum, yalnızca sonradan okuduklarım sayesinde az çok anlayabiliyorum ne kadar büyük isimler olduklarını. Ancak Ilgauskas’ı hatırı sayılacak kadar izledim ve izlediğim kadarıyla Cleveland’ın efsanelerinden biridir benim gözümde. Yetenekleri inanılmaz mıdır, hayır. Çok mu büyük oyuncudur, belki sadece cüsse olarak… Ama vefakardır. Ohio’luların kalpten bağlı olduğu isimlerin başında geliyordu kendisi. Dile kolay 13 sene formasını terletti Cavaliers’ın, iyi günde kötü günde… Draft edildikten sonra takımı üst üste 7 sezon playoff yüzü göremediğinde de, Spurs’e karşı finali kaybettiklerinde de, geçtiğimiz sezon şampiyonluğa oynadıklarında da… Hep o vardı ve gönül isterdi ki bir şampiyonluk yaşayacaksa yıllarca emek verdiği bu forma altında yaşasın ama kısmet değilmiş.

Sakatlıklar müsaade etse belki ismini şu anki bulunduğundan çok daha üst mertebelerde zikredebilirdik. Ama o da kısmet değilmiş. Veteran minimumla, Wade’in, LeBron’un, Bosh’ın önderliğinde muhtemelen bir bench oyuncusu olarak belki 10 belki 15 dakika ortalamayla şampiyonluk kovalamakmış payına düşen. Ne yalan söyleyim sırf bu dev için 2 sene içerisinde şampiyon olmasını istiyorum Heat’in. Takıma katabileceklerini belki başka bir postta yazarız ve hatta bu post belki de çok güdük olur yapabileceklerinden ötürü. Ama bu yazımın bir değerlendirme yazısından çok Ilgauskas gibi bir oyuncuya duyduğum saygının nişanesi olmasını istedim. Güle güle Big Z, bol şans.

Madem Soner bu kısmını yazdı, ben de Heat'e katabileceklerinden bahsedeyim aynı yazının içinde. Big Z'yi bu sezon izlerken resmen üzüldüm. Magic'e elendikleri sezon orta mesafeden harika işler çıkaran Ilgauskas, geçtiğimiz sezon 4 atışından 1'ini ancak değerlendirebiliyordu belki de. Hayır istatistiklere bakmadım, kafadan salladım. Ama bir tahminde bulunmam gerekse %33'ü bile tutturamamıştır derim. O kadar kötüydü. Zaten savunmada boyunun ve kilosunun verdiği dezavantajla çok ağır kaldığını biliyoruz ama yaş ilerledikçe, bu konuda daha da geri kalmaya başladı. Hücumda da bu ağırlığından dolayı sırtı dönük rakiplerini iterken yardıma gelen kısalar karşısında top kaybı yapıyordu. Tabii bunu pek denediğini de söyleyemeyiz, neredeyse devamlı dışarıda takılıp boş şutlar atarak geçirdi sezonu. Kısacası geçen sene izlediğim Big Z'yi şampiyonluğa oynayan bir takımda 10-15 dakikadan fazla alacak kapasitede göremedim. Belki Anthony'den başka bir pivot ekleyemezlerse zorunluluktan 20 civarına çıkabilir ama bu Heat'in lehine olmaz. / Can

Heat'in Yüzük Kardeşliği

LeBron'un annesi ve Delonte West'i saymazsak harika bir çalışma olmuş. Gandalf-Riley, Frodo-Wade, Arwen-Bosh ve Legolas-Spoelstra'ya çok güldüm. Rol oyuncuları üstünde çok çalışılmamış ama yancı hobbitler olarak cuk oturmuşlar =) Ayrıca Heat'in Gimli'yi transfer etmesine de sevindim.

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Brad Miller Rockets'da - Yok Artık

Brad Miller'ın kontratı 3 yıl boyunca sürecek ve 15 milyon dolar kazanacak. "Yok artık" dememin iki tane sebebi var. Birincisi Rockets'ın kadrosu taştı, bir oyuncu fazlalığı oldu zannedersem ve takımda 8 tane uzun oyuncu oldu. İkincisi ise Brad Miller'ın yaşı.

İlkinden başlarsak. Scola yazısında değinmiştim Rockets'ın uzun rotasyonuna, biraz saçmalamış durumdalar: Yao, Scola, Hill, Patterson, Andersen, Hayes, Johnson ve şimdi de Brad Miller. Bir oyuncu göndermeleri gerekecek. Geçtiğimiz sezon neredeyse hiç katkı veremeyen David Andersen'in bench'i ısıtmasının büyük olasılık olduğunu yazmıştım iki gün önce, şimdi artık gönderilmesi neredeyse kesin gibi duruyor. Ben yine anlamadım Rockets'ın yapmaya çalıştığı şeyi. Böyle bir uzun rotasyonunu ne yapacaklar? Ne gereği var? Yao, Scola ve Brad Miller2ın alacağı dakikalar garanti. Hayes pis işleri yapacak o da alır 10 dakikaya yakın bir süre. O zaman Knicks'ten takasla ve büyük umutlarla aldıkları Hill ve bir ay önce 14. sıradan seçtikleri Patterson ne olacak? Bench'i ısıtacaklar. Bir sürü orta kalitede oyuncusu var Rockets'ın, çok da derin bir kadro ama işte kalitesi yine de sorgulanabilecek bir takım bana kalırsa.

İkinci neden ise Brad Miller'ın geçtiğimiz sezon yaşadığı düşüş. Sadece Taj Gibson ve Noah'ın sağlam performansları sayesinde 23 dakikayla kısıtlı kalmadı Miller. Kendisi de bu konuda suçluydu. İzlediğim Bulls maçlarında birşey dikkatimi çekti, dış şutları kariyerinde hiç olmadığı kadar kötüydü. Yaklaşık olarak 3'te 1'ini falan değerlendiriyordu orta mesafe atışlarının. Zaten bu şutların %90'ını da bomboşken attığı düşünülürse olayın vehameti anlaşılır. İstatistiklerine de baktığımızda %43 ile kariyerinin kötü yüzdesine imza attığını görebiliyoruz. Ayrıca 34'üne geldiği için ayakları neredeyse hiç gitmiyor. Kariyeri boyunca zaten atletik yapısı ve ayak çabukluğuyla ön plana çıkmadı ama artık iyice ağırlaştı. Miller hiçbir zaman savunmasıyla bilinen bir oyuncu olmadı fakat yukarıda belirttiğim gibi hücumda da bocalıyor. Yani biraz riskli ve performansı belirsiz bir oyuncu aldı Rockets sanki. Miller'ın geçtiğimiz sene iyice belirginleşen düşüşü sürerse Rockets pişman olabilir ama kontratın kısa ve senelik 5 milyon civarına olması çok da vahim değil. Ayrıca son yılın da sadece bir kısmı garantiymiş.

Redick Olmadı, Brewer Chicago'da

Geçtiğimiz sene lüks vergisinin altına düşmek adına Utah’ın elden çıkardığı Ronnie Brewer ile 3 yıllık $12M karşılığında anlaşma imzaladı Bulls. İmzaladı, imzalamasına da hangi Brewer’la imzaladı önemli olan o. Utah’taki Brewer bu kontratı sonuna kadar hak ediyor benim nezdimde, hatta ucuza bile kapamışlar derim. Ancak Memphis’teki, sakatlıktan sonra ne olacağı belirsiz Brewer için az da olsa tuzlu sayılabilir bu ücret. Ama esas sorun kontratın yükü değil elbette. Genç adam sonuçta, verirsin senelik 4 milyon civarı n’olacak... Esas sorun, Bulls’un ihtiyacını karşılayabilecek adam olup olmadığı.

Hatırlayacağınız üzere Can daha akşamüzeri yazdığı postta Bulls’un temel ihtiyacının şutuna güvenilebilecek bir 2 numara olduğunu söylemişti. Aynen katılıyorum kendisine. Mevcut kadroda şutör eksiği olduğu açık. Rose’un dış şutunu geliştirdiği söyleniyor ama durumun öyle olduğunu kabul etsek dahi bu özelliğini kullanacak mı belli değil. Neticede kariyeri boyunca -kariyeri de sanki 15 sene- 32 üçlük denemiş bir oyuncudan bahsediyoruz. Şuttan çok penetreye dayalı bir oyun stili var ve bu özelliğini bir anda değiştirmesi kolay olmayabilir.

Konu çok dağılmadan Brewer’a dönelim. Şu şartlar altında geçen seneki gibi Korver’ın önünde ilk 5 başlayacak gibi görünüyor. Ve Bulls’un öncelikli ihtiyacı olan adam kesinlikle değil. Kendisine her takımın ihtiyacı vardır ve esasında beğendiğim de bir oyuncudur orası ayrı. Patlayıcılığı, enerjisi, savunması ile elbet işe yarayacaktır da ama Bulls esas sıkıntıyı hücumda çekecek gibi görünüyor ve Brewer da buna çare olamaz. Bu haliyle gerektiğinden fazla savunmacı ve hücum yönü kısıtlı bir takım olduklarını söyleyemek mümkün. Artık seneye bol bol under oynarız maçlarına.

16 Temmuz 2010 Cuma

Scola Houston'da Kaldı

Scola'ya 5 yıl için 47 milyon dolar verdi Rockets ve takımda tuttu. Ben 5 sene - 40 civarı birşey bekliyordum ama saçmasapan kontratların verildiği bu yaz, Scola'nın aldığı parayı delicesine de eleştirmemek lazım. Ama tabii şunu da söylemeden edemeyeceğim, yıllık 9.5 milyon çok ciddi bir rakam. Scola Avrupa'nın en iyi uzunuyken, NBA'de boy ve atletizminin yetersizliği nedeniyle daha bir rol oyuncusuna dönüşmek zorunda kaldı diyebiliriz. Takımında şut kullanma sayısında 5, hadi bilemediniz 4. sırada olan bir oyuncunun alması için biraz yüksek bir miktar olduğunu düşünüyorum. Yine de öyle "Oha yok artık daha neler" modunda değilim kesinlikle. Gooden 5 yıllığına 34 alırken Scola'nun aslında 60'a kadar yolu vardır...

Farkettiyseniz paraya ucundan laf ettim ama kontratın süresine hiç elleşmedim. Niye? Scola 30 yaşında, kontratı bittiğinde 35 olacak. Vay vay vay efendim çok yaşlı olacak, gitti Houston'ın parası... Yok canım dalga geçiyorum. Scola yeryüzünde görebileceğiniz, hızına ve atletikliğine bağlı olmadan oynayan 1 numaralı oyuncu olabilir. Bu nedenle 35 değil 55 yaşına kadar kontrat imzalasa bile gıkımı çıkarmazdım. Neyse geyiği geçelim, kısacası 35'ine geldiğinde şu anki Scola'dan çok da farklı birşey izlemeyeceğiz. Fundamental'ı, ayak hareketleri olsun, gerek kendini Oscar'lık yere atışları olsun, gerek de saçlarının ahenkle dansetmesi olsun hepsi aynı kalacak neredeyse.

Biraz da Rockets'a değinelim. Ellerinde tam 7 tane kontratlı uzun oldu böylece. Yao, Scola, Hill, Patterson, Andersen, Hayes ve Johnson. Yuhunuz sayın seyirciler. İlk 5'te Yao ile Scola'nın olacağı kesin. Hill, Patterson ikilisi dakikalar için savaşacak, Hayes klasik kısıtlı dakikalarda herşeyini ortaya koyacak gibi gözüküyor. Geçtiğimiz sene pek varlık gösteremeyen Andersen'in ise ne yapacağı meçhul. Form tutmazsa, bench'i poposuyla ısıtma çalışmalarına şimdiden başlayabilir.

Houston Batı'daki güçlü takımlardan biri elbette ancak bence zirveye gidecek bir yapıya sahip değiller. Yao'nun dönüşüyle beraber, Scola'nın takımda kalması o yüzden Rockets'ın söz sahibi olmasını sağlamayacaktır bence. Brooks, Kevin Martin ve Scola sağolsun biraz ufak tefek kalıyorlar. Ayrıca Yao pek ufak olmasa da pek sertlik gösterdiği söylenemez rakiplere. Yao'dan başka gerçek anlamda bir yıldızları yok. Kevin Martin takasını da zaten fazla beğenmediğimi söylemiştim, ben onun üst seviye yıldızlardan olduğunu düşünmüyorum. Çok derin bir kadroları var ama belki de bu parçalardan bazılarını elden çıkarıp gerçek yıldızlar ekleseler daha iyi olacak. Her zaman kadrosuna göre çok daha büyük işler başaran Houston inşallah beni yanıltır diye bekliyorum.

Minnesota'ya Bir Guard Daha

4 yıl $16M karşılığında Ridnour’ı kadrosuna kattı Minnesota. Kahn’ın hamlelerini genelde herkes gibi saçma sapan bulsam da bu transfer diğerlerine nispeten daha kabul edilebilir. Beni bu şekilde düşünmeye sevk eden tek neden Ridnour’ın alacağı ücret. Oldukça uygun bir kontratla oynayacak. Açıkçası başka bir olumlu yanı da yok gibi. Transferin olumsuz yönlerinin temelinde ise takımın kötü yapılanması yatıyor. Flynn, Sessions, hatta birkaç seneye Rubio… Minnesota’nın nasıl kötü bir yapılanma içinde olduğunu gözler önüne seren ibretlik bir tablo daha. Henüz rüştünü ispat etmemiş potansiyelli isimlerin yanına şimdi de Ridnour’ı takıma kattı David Kahn. McHale ile yollar ayrıldığında kimse ondan daha kötüsünün geleceğine ihtimal vermiyordur herhalde. Ama gelen gideni aratırmış…

Ridnour’ı genel olarak beğenirim, fena oyuncu değildir. Takımı iyi yönetir, yeri gelir skor katkısı yapar, yeri gelir arkadaşlarını oynatır. Aklı başında bir adamdır, beyaz bir guardın temel özelliklerini taşır. Son senesinde de Jennings ile fena bir rotasyon oluşturmamışlardı. Anlaşılan, Kahn baktı genç bir yetenekle etkili oluyor, atladı hemen üstüne. Yoksa bu oyun kurucu bolluğunda yapılan bu hamlenin başka bir açıklaması olamaz. Sormazlar mı adama senin elinde 2 numara var mı diye? O pozisyonda sadece Ellington’a güvenmeyi veya Wes Johnson’ın 2 numaraya çekilmesini mi düşünüyor acaba. Böyle bir saçmalığı yaparsa şaşırmam açıkçası.

Redick'in Chicago Uçuşu İptal

Orlando Magic, daha geçtiğimiz gün Quentin Richardson'ı kadrosuna katmasına rağmen Bulls ile sözleşme imzalayan JJ Redick'i kadrosunda tutmaya karar verdi. Hey maşallah, masraftan kısmıyorlar hiç. Çünkü Bulls'un önerdiği ve Magic'in eşleştiği kontratta, yanılmıyorsam Redick'in ilk sezon kazanacağı miktar 7 milyon dolardı. Magic lüks vergisi sınırının üstünde olduğu için, Redick'e 7 milyon dolar öderken, bir 7 milyon da NBA'e ödeyecek. Yani 14 milyon dolar harcamış olacaklar Redick için. Değer mi? Bence değmez, zaten bu yüzden Redick'in Bulls'a gittiğine neredeyse kesin gözüyle bakıyordum. Ama Redick Chicago'nun yolunu tutsa, şampiyonluğa oynayacağına inandıkları kadro, sekteye uğrayacaktı. Ayrıca Redick'in yerine koyabileceğiniz serbest oyuncu da yok. O yüzden anlayabiliyorum bu kararı. Geçen sezon Gortat'dan sonra, bu sezon da Redick başka takımlarla anlaştıktan sonra Orlando'da kaldılar. Bütçeden kısmak adına, geçtiğimiz sezon (bana göre yanlış bir şekilde) hiç görev verilmeyen Bass'i elinden çıkarabilir Magic.

Bulls da Korver'ı şutör guard pozisyonunda başlatmak gibi bir hata yapacak mı acaba merakla bekliyorum. Onlara da takas yolu gözüktü sanki. Redick yerine Morrow'u alsalar çok daha iyi olurdu. Hem daha ucuzdu hem de Warriors'ın meğerse eşleşmek gibi bir niyeti yokmuş. Kısacası Bulls'da halen bir şutör eksikliği var, tek çözüm Rasual Butler veya takas yolu gibi duruyor. Hayret hakikaten az önce serbest oyunculara bakarken dikkatimi çekti, bu Butler'ı kim alacak acaba? Savunma yapan, şut sokan, ucuz rol oyuncusu işte daha ne olsun?

2010-12 A.B.D. Milli Takımı Aday Kadrosu - 2 (Türkiye'ye Gelecekler)

Amerika Milli Takımı'nın 21 kişilik aday kadrosu. Versiyon 2 olarak değerlendirmemin sebebi daha önce de haber olarak yer verdiğim kadronun bir hayli değişmiş olması. 2008 Olimpiyatları'ndan kimse gelmiyor.

Chauncey Billups (Denver Nuggets); Tyson Chandler (Dallas Mavericks); Stephen Curry (Golden State Warriors); Kevin Durant (Oklahoma City Thunder); Tyreke Evans (Sacramento Kings); Rudy Gay (Memphis Grizzlies); Eric Gordon (Los Angeles Clippers); Danny Granger (Indiana Pacers); Jeff Green (Oklahoma City Thunder); Andre Iguodala (Philadelphia 76ers); David Lee (Golden State Warriors); Brook Lopez (New Jersey Nets); Robin Lopez (Phoenix Suns); Kevin Love (Minnesota Timberwolves); O.J. Mayo (Memphis Grizzlies); Lamar Odom (Los Angeles Lakers); Rajon Rondo (Boston Celtics); Derrick Rose (Chicago Bulls); Amar’e Stoudemire (New York Knicks); Gerald Wallace (Charlotte Bobcats); ve Russell Westbrook (Oklahoma City Thunder).

Atletik ve koşan bir takım oluşturacakları kesin. Guard'lara baktıkça ağzım sulanıyor. Billups, Curry, Westbrook, Rondo, Rose ve Evans. Yok artık daha neler.
Hemen bir beş çıkaralım: Billups - Iggy (Mayo) - Durant - Amare - Brook Lopez.
Bir de atletik beş yazalım: Rose - Iggy (Mayo) - Durant - Lee - Amare.

Koç K gerçi Durant ve Gerald Wallace'ı falan 4 numarada oynatır kesin "atletik olalım" derken.

Atletik dedik iyi hoş ama bu takımın başarıya gitmek için tek yolu sağlam savunma yapması olacak. Deli danalar gibi koşmadıkça set hücumunda nasıl şampiyon olurlar ki? Yıldızlarla dolu olan takım bile ancak savunma dozajını yükseltip bu sayede hızlı hücuma çıktığı zaman rakiplerine büyük üstünlük sağlayabiliyordu. Bu takımda şutör yok. Yani elbette Billups, Curry ve Gordon göze çarpıyor ama geri kalan isimler güven vermiyor. Ayrıca en büyük yıldızları da sadece Durant ile Amare gibi gözüküyor. Yani parkeye çıktıklarında maça 20-0 önde başlamayacaklar Olimpiyatlar'da olduğu gibi. Bu nedenle işleri zor. Ancak Durant zaten gitgide yükselen değerini, Amerika'yı şampiyon yaparak zirveye taşıyabilir.

Bir de kafama göre 12'ye düşüreyim:

Billups, Durant, Iggy, Gay, Brook Lopez, Chandler (sağlıklıysa), Green/Odom, Rondo, Rose, Mayo, Amare ve Lee.

Çok sayıda birbirine yakın isim olunca seçmek zor oluyormuş, ayrıca şutör guard eksikliği de dikkat çekici. Mayo'yu sırf bu yüzden ekledim Westbrook yerine.

Knicks de Modaya Uydu

Avrupa’dan oyuncu getirmenin hayli revaçta olduğu transfer döneminde bu akımın son temsilcisi Knicks oldu. LeBron-Bosh hayalleri kurarken Amare-Felton ikilisine razı olup beklentileri de bu ölçüde düşürmüşlerdi. Felton-Randolph-Azubuike hamleleri sonunda travmayı çabuk atlattılar, sağa sola şuursuzca saldırmak yerine mümkün olduğunca sakin ve mantıklı adımlar atıyorlar diye düşünüyordum ki bu transfer haberi geldi ve Timofey Mozgov’u aldılar 3 yıl $10M karşılığında. Yazının uzunluğundan dolayı şahsi fikrimi özet geçeyim okumaya üşenenler için: Knicks adına denemeye değer bir hamle mi: Evet. Peki tutar mı: Muhtemelen hayır. Denemeye değer bulmamın sebebi takımı gençleştirme politikası adına yapılmış bir hamle olması. Takımdaki mevcut genç yetenekleri yetiştirip -hele bir de tutarsa- bonservisleriyle satarak transfer bütçesinde hayvan gibi yer açarlar Arsenal gibi, Porto gibi... Şaka bir yana denemeye değer bulma sebebim Mozgov’un alacağı cüzi miktar ve pek yüksek olmasa da, patlama yapabilme ihtimali.

Değerlendirmemi D’Antoni sistemini esas alarak yapacağım. Zira NBA’deki herhangi sisteme göre oluşturacağımız temel kalıp onun sistemine pek uymayabiliyor. Atletizmi, enerjisi hızlı tempodaki Knicks’te bir nebze olsun iş yapabilir. Ofansif ribaundlardaki etkinliği ve pick&roll oynama kabiliyeti de muhtemelen katkı sağlayacaktır takıma. Bir de savunması… Zaten bu artıları sayesinde ekmek yedi, yedi. Yoksa kalıcı olamaz oralarda.

Eksilerine geçersek; Geçen seneki Eurobasket’te yakaladığı formu sezonun devamına yansıtamadı ve inişli çıkışlı performanslarla tamamladı seneyi. Bu istikrarsızlığının kariyerinin tamamına sirayet etmesi şüphesiz kafalardaki en büyük soru işareti. Kendisi hakkındaki olumsuz düşüncelerimin bir kısmını da D’Antoni’nin sistemi oluşturuyor. Yukarda saydığım atletizmi falan iyi hoş da, senelerdir bu tarz uzunlara takımlarında önemli süreler vermeyen, işin doğrusu böyle oyuncuları pek de tutmayan bir koç D’Antoni. Bu tarz uzunlardan kastım savunma yönü ağır basan, hücumu kısıtlı ve az yönlü olanlar. Bunların yerine hücum gücü daha üst seviyede olan, şutu güvenilir uzunları tercih etmiştir hep Amare gibi, Harrington gibi, Lee gibi. Sonra, istikrarsızlık… Yukarıda bahsettiğim gibi hiçbir zaman belli bir çizgiyi tutturamamış anormal bir adam Mozgov. Bu anormalliğe delil isteyenlere geçen seneki Makedonya maçını sunalım. 10 ofansif-1 defansif ribaund, var mı daha ötesi. Ayrıca takımda uzun rotasyonu da epey şişti. Amare, Turiaf ve Randolph'un arkasında ne kadar süre bulacağı şüpheli... Tüm bu şartlar altında genç Rus’un işini pek kolay görmüyorum.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Ninja Kaplumbağa Denver'da

Al Harrington - Ninja Kaplumbağa benzetmesini Soner'den duydum, kullanayım dedim. Bugüne kadar hiç aklıma bile gelmemişti ama duyduğum an bir gülme geldi. Gerçekten çok benziyor =)

Neyse efendim, Al Harington ile 5 yıllık 34 milyon dolar karşılığında el sıkıştı Denver. Yani MLE kontratı. Baştan söyleyeyim bence güzel bir hamle. Dış şut atabilen bir uzun olduğunuz anda zaten değeriniz artıyor. Bunu Frye'da görmüştük. O yüzden senelik yaklaşık 7 milyon dolar, Harrington için aslında fazla değildi bence. Ama fazla olan şey kontratın uzunluğu. 4 yıllık bir anlaşma olsa daha pozitif bakardım. Kontratın bu haliyle, 35-36 yaşındaki Harrington, Nuggets'a biraz külfet olacak sanki.

Ama işin ekonomik yönünü onlar düşünsün, biz oyun alanına bakalım. Neler olacak Nuggets'da? Bir kere zaten baştan beğendiğimi söylemiştim bu transferi. Çünkü Harrington Nuggets hücumuna başka bir boyut katacak. Artık hücumda özürlü bir konuma gelen Kenyon Martin'i riske ederek Carmelo ve Billups'a gelen ikili yardımlar, Harrington oyundayken gelemeyecek. Özellikle Harrington'ın son 3-4 senede geliştirdiği üçlükleri, bu açıdan Nuggets'ı çok rahatlatıcak. Bu pozitif birşey gibi gözükse de Al Harrington'ın son senelerde oyununun çok fazla dış şut üzerine kurulduğunu söylemeliyim. Eskiden rakiplerini ayak çabukluğunu kullanıp, içerde birkaç ayak oyunu yapıp falan ekarte ederek sayıya gidiyordu. Hala yapıyor bunları arada sırada ama dış şutlarını geliştirdiğinden beri, dışarıda oynamaktan çok memnun ve mesut kendisi. Ayrıca bir eksik yönü var Nuggets'a uymayacak. Al Harrington son yıllarında, özellikle de Knicks'te oynarken adeta bir kara delik gibiydi. D'Antoni ile de kapışmıştı bu yüzden yanılmıyorsam, fazla bire bir zorladığı için. Ayrıca Warriors'dan ayrılmasının sebebi de Don Nelson ile anlaşamamasıydı. Gerçi Nellie ile kim kapışmıyor ki? Kimler kimler gönderildi Warriors'dan. Aslında bu 'kara delik' mevzusunun Knicks ve Warriors'ın genel havası ile alakası olup olmadığını bilmiyorum. Bu sezon öğreneceğiz. Ama geçmişte, özellikle Hawks'da JoJo ile takımın liderliğini yaparken pas verme ve pozisyon hazırlama kabiliyetini göstermişti. Açıkçası George Karl ve Billups'ın önderliğinde yeniden kendini bulmasını bekliyorum Harrington'ın. 30 ve üzeri dakika alması durumunda, Carmelo'nun ardından 16-17 sayı ile takımın 2. en skorer oyuncusu olursa şaşırmam.

Özellikle Kenyon Martin ve Birdman'in diz ameliyatı geçirdikleri bir sezon, 3-4 numaralı pozisyonları oynayabilen farklı bir uzun almaları oldukça önemliydi. Ancak Harrington yüzü dönük hücumcu savunabilse de, sırtı dönük cüsseli uzunlara karşı son derece çaresiz kalıyor. Savunmadaki bu eksikliğini Nuggets gibi iyi savunma yapan, sert bir takım kapayabilir. Belki de takımdaki tek yumuşak isim Harrington olacak. Bu da Nuggets'a büyük bir dezavantaj yaratmaz.