BIY AD

28 Aralık 2009 Pazartesi

Spencer 'Vlade' Hawes


Link

Lakers'a karşı 2000'li yılların başındaki Kings'i izlermiş gibi hissettim. Udrih, Bibby ve diğer Kings guard'larının backdoor katlarını andıran koşular yaparken, Hawes da Vlade Divac ve Chris Webber'ı aratmayan paslar veriyor. Hele Bynum'ın bacak arasından olan müthiş...

26 Aralık'tan Notlar

Saman alevi:
Zach Randolph ilk 14 dakikada 10/12 saha içi isabetiyle 21 sayı üretip takımını öne taşıdı. Hatta ben "Koç olsam yoruldum diyene kadar oyunda tutardım heralde" diye düşünmüştüm o sırada. Çünkü gerçekten inanılmaz oynuyordu. Nowitzki veya Dampier'ın tutması farketmiyodu, yakın tutarlarsa çembere gidiyordu, bir adım geriden savunmaları halinde ise şutu gönderiyordu. Genelde de boyalı alandan üretti sayılarını. Oyundan çıkıp geri girdikten sonra Mavericks ona devamlı ikili sıkıştırma getirdi ve top kullanmasını engelledi. İkinci yarıda da buna biraz devam ettiler, daha sonra zaten Randolph soğumuştu bile. Maçın kalanında sadece 6 sayı üretebildi Randolph. Tabii 7'si hücum olan 14 ribaundunu da es geçmeyelim. Gasol (7)ile beraber Memphis'in 20 hücum ribaundu almasını sağladılar. Ama yetmedi.

Günün hayvan performansları:
Corey Brewer 27 sayı ile kariyer rekorunu kırmış, yanına da 7 ribaund eklemiş. Şaşırtıcı bir performans.

Monta Ellis yine 7 top kaybı yaparak beni şaşırtmadı ama 27'de 13 isabetle ürettiği 33 sayının yanında 10 da asist yaparak bu başlığın altına girmeyi haketti sonuna kadar. 3 tane de top çaldığını belirteyim.

Maggette de 33 sayı üreterek takımının maçı kazanmasını sağlamış. Son 2 dakika içerisinde bir asist, bir hücum ribaundu ile basket, ayrıca taktik faulleri de değerlendirmiş. Bu nedenle, sadece 1 asistte kalması ve 6 top kaybı yapmasına rağmen buraya yazdım.

Joakim Noah yine burada, yine burada... 17 sayı, 18 ribaund ve 4 blok ile. David West ve Okafor'u denize döktüler aşağıda yer verdiğim Tyrus Thomas ile birlikte.

Kobe yine insan olmadığını gösterdi. 30'da 16 isabetle, insanüstü şutlar atarak 38 sayı üretti, yanına 7 ribaund, 4 asist ve 4 top çalma ekledi. Gerçekten durdurulamaz bir performanstı. İkinci uzatmada maçı koparan isimdi Lakers adına. Maç hakkında yarın sabah ufak birşeyler yazabilirim yine geç de olsa ama çok çekişmeli geçen bir maçtı gerçekten.

Al Horford neler yapmış yahu öyle. Maçın da 5-10 dakikalık bir kısmını izledim pek birşey yapmıyordu: 11/14 isabetle 25 sayı, 19 ribaund ve 5 blok. İşini yapan, kendi yeteneklerini bilen, doğru oynayan bir pivot. Seviyorum Horford'ı da.

Günün notlarını geç yazıyorum gördüğünüz üzere, bu sırada Josh Smith'in performansı ile ilgili birkaç tane yorum geldi. Sadece 1 top çalma ile kaçırmış 5x5'i: 22 sayı, 6 ribaund, 5 asist, 5 blok ve 4 top çalma. Geçtiğimiz sezonu bir türlü güçlenmeyen bileği nedeniyle kendi çapına göre sönük geçiren J-Smoove, bu sezon yeniden iş başında.

Kevin Durant'ın 30 sayı 6 ribaund ve 4 asisti maçı kazandırmış Thunder'a. Hem de karşısında Gerald Wallace gibi bir savunmacı varken.

Boşa kürek çekenler:
Steve Nash 12'de 6 üçlük, 14/22 saha içi isabetiyle 36 sayı göndermiş Warriors potasına. 9 kere de takım arkadaşlarının sayıya gitmesini sağlamış. Ama yetmemiş. Nasıl yetmemiş acaba çok merak ediyorum.

Takımı baltalayanlar:
Sezon başından beri herkesten övgüler alan Marreese Speights Boozer ve Memo'dan oluşan duvara bir çarptı, pir çarptı. Dağıldı adam, perte çıktı adeta. 16 dakika içinde 8 şutunu da kaçırıp 3 top kaybı yapmış. Haliyle takımı da maçı farklı kaybetmiş. Bravo Speights.

Gilbert Arenas bir gün hayvan oluyor, bir gün takım baltalıyor. Yine coşmuş(!): 28'de 10 ile 26 sayı üretmiş. Gerçi hakkını yemeyelim 7 ribaund ve 9 asist ile güzel katkı vermiş takımına ama bir de 7 top kaybını görünce bu başlığın altına aldım yine.

Günün X-faktörü:
Bir başka X-faktörü ise sakatlıktan dönen Tyrus Thomas oldu. Tamamen onun bu maçta dönüşü nedeniyle izlediğim maçta enerjisi ve oyunuyla Bulls'a maçı kazandıran isim oldu. Taj Gibson'a "Uzun forvet pozisyonu benim" mesajını verdi adeta: 17'de 10 isabetle 21 sayı, 9 ribaund, 2 asist ve 2 blok...

Houston'ın maçı varsa, artık buraya Landry'i otomatik koyacağım hiç box-score'a falan bakmadan. Bu nasıl bir istikrardır yahu? Yine yüzdeli oynayarak 26 sayı, 9 ribaund ve 3 asist üretmiş kenardan gelerek. Yürüyedur Landry.

Değinelisi:
Duncan dün bize ondan son 3-4 senedir göremediğimiz birşeyi gösterdi: Şut atabildiğini. Aslında tabii ki her zaman atıyordu şut ama dün gece 6-7 tane falan uzak mesafeli 2'lik attı yanlış saymadıysam, zannedersem 3 tanesi de uzun süredir kullandığına şahit olmadığımız panyalı atışlardı. Eskiden imza atışıyken son senelerde kullanmamasına şaşırıyordum. Sevindim Timmy'nin bu şutlarını görünce.

Ersan:
Kötü performansını sürdürdü. San Antonio'nun farkı açtığı bir ara televizyon başına uyuyakalmışım ne zaman bilmiyorum. Ama aklımda Ersan'dan da birşeyler kalmamış açıkçası geceden. 2-3 tane Blair'a karşı adeta savaş vererek aldığı ribaundu ve bir tane üçlüğünü hatırlıyorum o kadar.

27 Aralık 2009 Pazar

Günün En İyileri - 26 Aralık (Hollins'i İzleyin)


Link

Sam Young'ın reverse'ü çok güzel, maçı izlerken de beğenmiştim "Acaba Top 10'a girer mi?" diye düşünmüştüm ama spektaküler olmadığı için girmesini beklemiyordum. Kings'in hücumunu kendim kesmiştim koymak için youtube'a, meğerse Top 10'a girmiş. Tyrus'ın arkadan gelerek koyduğu blok da güzel.

Ama günün 2 tane pozisyonu var. Brewer'ın ters alley-oop smacı ve tabii ki Ryan Hollins'in inanılmaz smacı. İzledikçe "Nasıl olmuş bu?" diyorum kendi kendime. Blatche orada yokmuş gibi davranmış resmen. Dikkat ederseniz, Hollins'in beli Blatch'in kafa hizzasını geçiyor. O nasıl bir zıplamak öyle?

27 Aralık Programı

27 Aralık Pazar 20:00 / Detroit Pistons - Toronto Raptors
28 Aralık Pazartesi 01:00 (NTV) / Houston Rockets - Cleveland Cavaliers
28 Aralık Pazartesi 01:00 / San Antonio Spurs - New York Knicks
28 Aralık Pazartesi 01:00 (NBA TV) / Indiana Pacers - Miami Heat
28 Aralık Pazartesi 03:00 / Dallas Mavericks - Denver Nuggets
28 Aralık Pazartesi 04:30 / Boston Celtics - Los Angeles Clippers

İki maç aynı anda yayınlanıyor. Tabii ki Rockets-Cleveland daha ilgi çekici olan. Pacers'ın Granger'sız gidişatı hiç iyi değil. Gerçi Granger olsa bile büyük şeyler beklemiyorum onlardan.

Gecenin en güzel maçı da herhalde Mavericks ile Nuggets arasında. 2009 playoff'larında olaylı bir şekilde rakibine elenen Mavericks, bu sezon ilk defa Nuggets ile karşı karşıya geliyor. Avantajları da var dezavanajları da. Artık Carmelo'yu ligde en iyi durdurabilecek isimlerden birine sahipler: Marion. Ama daha dün Memphis ile yüksek tempoda bir maç yaptılar ve Denver gibi zor bir deplasmana gidiyorlar.

Hedo'nun da aylardır oynamayan Prince'e karşı (Hedo'ya her ne kadar ters gelse de) veya onun yerine oynayacak Jerebko'ya karşı iyi bir maç çıkarmasını bekliyorum. Normali bu olmalı. Ama Hedo bu sezon kaç kere 'normal' olanı yaptı ki?

Noel Baba'dan CV'ye ve Pistons'a Hediye

Charlie Villanueva'nın twitter'ına yazdığı yazı: "Noel Baba bana güzel bir hediye verdi. Noel'de Prince, Rip Hamilton ve Ben Gordon'u Pistons formasıyla görmeyi dilemiştim, dileğim gerçekleşti." Ama şöyle bir sorun var ki, Villanueva'nın kendisi yaklaşık 1 haftadır sakat. Hatta diğer 3 oyuncu dünkü antrenmanın tamamında yer alırken, Villanueva sadece bir kısmına katılabilmiş. Ayrıca bu akşam 4 oyuncunun da oynayıp oynamayacağı kesin değil.

CV'nin problemi olan topuk dikenini, uzun oyuncuların kolay kolay atlatamadığını biliyoruz. Üzerine bastıkça acı veren ve iyileşmeyen, sadece ayağı dinlendirerek iyiye giden bir sakatlık. Brad Miller'ın bundan 3 sezon önce topuk dikeni yüzünden kariyerinin en kötü yılını geçirdiğini, Kaman'ın ise geçtiğimiz sezonun yarısından fazlasını kaçırdığını örnek olarak gösterebilirim.

CV'ciğim önce kendi sağlığını, mutluluğunu falan isteyip sonra takım arkaşlarına düşünseydin bari. Ama en azından Pistons - CV'yi dışarıda tutarsak - 1 hafta içerisinde tamamen sağlıklı olacak gibi gözüküyor. Sezon başından beri Prince-Hamilton-Gordun üçlüsünü 1 kere yanyana oynatabilen takım için çok iyi haber.

Yılın Maçı: Cavs - Lakers

Dün vaktim olmadığı için yazamadım. Geç de olsa şu maçı yazmak lazım. Gerek yılın en çok beklenen maçı olduğu için, gerek maçta çıkan olaylar için. Kısaca özet yazayım:

Lakers'da Kobe ve Artest hariç istisnasız herkes, sezondaki en kötü maçlarını oynadılar herhalde. Kobe'nin de 11/32 isabeti dikkatinizi çekmesin, maçı koptuktan sonra zorlama atışlar denedi birkaç tane, yoksa 11/27 falandı. Maç boyunca hem kendisi skor buldu hem de takım arkadaşlarını oyuna sokmaya çalıştı. Ama Gasol-Odom-Bynum 3'lüsünün hiç oynamaya niyetleri yoktu. Buna rağmen tam 8 asist yaptı Kobe. Örneğin maçın başında dip çizgiden boyalı alana girip Gasol'e yaptığı asist harikaydı.

Cavs'de ise Mo Williams adeta tek başına maçı domine etti. İçeri penetre ederek yaptığı asistler ve bulduğu müthiş isabetli şutlarla Cavs'in maçı farklı şekilde önde götürmesini sağladı. Hatta Kobe bu adamın o kadar sıcak olmasına sinirlenmiş olacak ki, bir pozisyonda rakibine bilerek çarpıp yere serdi. Kobe'nin geçmişte de bu tarz hareketlerini çok gördük. Kobe'nin kazanma hırsını bilmeyen yoktur herhalde ama başka oyunculara zarar vermenin hırs ile hiçbir ilgisi yok...


Link

İlginçtir Mo'yu LeBron'dan önce söyledim Cavs'in galibiyetindeki emeği için. Evet bence daha çok katkısı oldu LeBron'dan. Ama tabii superstar'ı da unutmamak lazım. Artest'in savunmasına rağmen arkadaşlarına hazırladığı bomboş şut imkanları ve pota altından post-up ile bulduğu sayılarla Cavs için çok önemliydi. Ayrıca Cavaliers'ın, Lakers'ın uzunlarına karşı Big Z - Shaq ikilisi gibi aşırı büyük ve geniş bir ikili kullanabilmesi, Cavs'e avantaj sağladı. Normalde pota altında sağladığı üstünlükle rakiplerini bitiren Lakers, boyalı alandan skor üretmekte çok zorlandı. İkinci çeyrekte açılan farkı kapatmayı başaramadılar çünkü Cavs her alanda rakibine üstünlük kurdu.

Buradan maçta çıkan olaylara geçelim. Kobe'ye özellikle çembere penetre ederken uzunlar tarafından yapılan birkaç faul verilmedi. Bunlardan 2 tanesi çok netti. Ama öteki tarafta, bu kadar net olmasa da Cavs'in itiraz ettiği düdükler de vardı. Bir pozisyonda Mo Williams Odom tartışmaya başladılar ve ikinci teknik faulü sonrasında Odom oyundan atıldı. Bu olay seyirciye patlamak için bahane oldu... Hakemlerin Cavs lehine çalıştıklarını düşünmelerinin yanında, Cavs'e farklı yenilecek olmalarının verdiği sinirle oyun sahasına ellerindeki köpükten yapılmış Lakers eldivenlerini atmaya başladılar. Bence rakipleri Cavs yerine - Celtics hariç - herhangi başka bir takım olsa seyirci yabancı madde atmazdı.


Link

Çok gereksiz bir hareketti. Maçta dediğim gibi Cavs aleyhine de Lakers'ınkiler kadar net olmasa da düdükler çıkmıştı. Yani bu yenilgi kesinlikle hakemler yüzünden gelmedi. Kobe ve Artest hariç, Lakers'daki bütün oyuncuların "Amaaan Noel'de maç mı oynanır?" havasında oynamalarından kaynaklandı. Nitekim koç Phil Jackson da bir çeyrek arasında (veya devrede hatırlamıyorum) yaptığı röportajda "İşte hakemleri görüyorsunuz, biz de Noel'de bu maçı oynamak zorunda bırakılıyoruz." tarzında bir açıklama yaptı. Ayıp etti. Aşağıda da Kobe'nin maçtan sonra muhabirlern sorduğu sorulara verdiği yanıtlar var:


Link

Canlı Yayın Kazası


Link

Video birkaç günlük ama ben yeni gördüm. Sağ tarafa dikkat. Shannon Brown ile Odom fena yakalanıyorlar. Soyunma odasına canlı bağlanacaksanız baştan zoom-in yapın değil mi ama =)

26 Aralık 2009 Cumartesi

Otur Oturduğun Yerde

Daha dün dakikalarının artması gerektiğini ve bundan sonraki maçlarda daha çok süre almayı beklediğini söyleyen Tracy McGrady'e Houston Rockets yönetiminden ağır darbe geldi. Genel menajer Daryl Morey T-Mac'in önümüzdeki iki maç bench'ten kalkmayacağını duyurdu. Bu kararın geçici olduğunu ve kısmen de olsa T-Mac'in açıklamalarıyla alakalı olduğu belirtmiş aynı zamanda Morey. Takım Houston'a döndüğü zaman McGrady ile ilgili konuşup, olayın gidişatını belirleyeceklermiş.

Benim çıkardığım mesaj şöyle: "T-Mac sen şu anda bu takımın superstar'ı değilsin. Bu tür açıklamalar yaparak bizi, sana 30 dakika vermeye zorlayamazsın. İpler bizim elimizde, ayağını denk al." T-Mac sezonun başından beri Houston'la yeniden anlaşıp kariyerine burada devam etmek istediğini söylüyordu. Şu olayın ardından bana bu ihtimalin bir hayli düşük olduğu kanıtlandı.

26 Aralık Programı (Ersan NBA TV'de)

26 Aralık Cumartesi 22:00 (NBA TV) / Memphis Grizzlies - Dallas Mavericks
27 Aralık Pazar 02:00 / Atlanta Hawks - Indiana Pacers
27 Aralık Pazar 02:30 / Houston Rockets - New Jersey Nets
27 Aralık Pazar 03:00 / Charlotte Bobcats - Oklahoma City Thunder
27 Aralık Pazar 03:00 / Washington Wizards - Minnesota Timberwolves
27 Aralık Pazar 03:00 / New Orleans Hornets - Chicago Bulls
27 Aralık Pazar 03:30 (NBA TV) / San Antonio Spus - Milwaukee Bucks
27 Aralık Pazar 04:00 / Philadelphia 76'ers - Utah Jazz
27 Aralık Pazar 05:00 / Los Angeles Lakers - Sacramento Kings
27 Aralık Pazar 05:30 / Phoenix Suns - Golden State Warriors

Bir Dilek Tut

Shaq, sağlık problemi olan küçük bir çocuğun onunla tanışma dileğini yerine getirmiş ve ayakkabısını hediye etmiş.

Savunmaların Savaşını Yoncalar Kazandı

Dün gece Orlando Magic ile Boston Celtics arasında yapılan maçta ben çok zevk aldım. Ama muhtemelen pek çok basketbolseverin hoşuna gitmemiştir. Özellikle de ilk yarısı. Penetre edenlere muhteşem yardımlar geliyordu, ardından rakip topu dolaştırırken rotasyon inanılmaz çabuk yetişiyordu. Bu iki takım için de geçerliydi. Ancak o ana kadar bütün oyuncular gibi zorlanan hatta belki 5 top kaybı, sıfır asist ile sahadaki en çok zorlanan isim olan Rondo devreye girdi. Tempoyu gerektiği yerlerde arttırarak çok büyük iş yaptı. Takımına ritm kazandırdı. Nelson'a karşı ısrarla penetre ederek bulduğu turnikeler, yakın mesafeli atışlar ve serbest atış çizgisine giderek elde ettiği sayılarla bir anda Celtics'i öne taşıdı. Celtics ilk yarı boyunca aynı savunma çizgisini korurken, Magic'ten daha fazla mücadele ettiler, ortadaki topların neredeyse hepsi için savaştılar ve çoğunu kazandılar. İkinci çeyrekte 8 dakika kala başlayan ve üçüncü çeyrekte 10 dakika kalana kadar devam eden 19-2'lik bir serisi vardı Celtics'in. Bu süre zarfında Magic 18'de 1 şut isabetiyle oynuyorud. Celtics'e maçı kazandıran dönem bu oldu. İkincinin yarının başında takım hala mücadele etmeyip Rondo ile Tony Allen'a 10 saniye içinde 2 hücum ribaundu verince, Magic taraftarları, takımlarını yuhalamaya başladılar. Bu arada Magic 27 sayı ile, kulüp tarihinde bir yarıda atılan en az sayı rekorunu egale etti. Yukarıdaki resim de herşeyi anlatıyor...


Link

Azıcık oyunculara da değineyim. Dwight Howard kariyerinin en kötü maçlarından birini oynadı Perkins'e karşı. Özellikle ilk yarıdaki performansı içler acısıydı. Zaten Perkins'in onu genelde iyi savunduğunu biliyoruz ama bu kadarı da biraz abartıydı. İkinci yarıda ise tamamen unutuldu. Hücumda 2 tane hata yaptıktan sonra bir daha pas bile gelmedi kendisine. Aslında o da pek istekli değildi ikinci yarıda. Biraz savunma ribaundu aldı o kadar... Vince Carter maçın gidişatını değiştiren oyuncuydu. İkinci yarının başında 2-3 tane zorlama ve kötü seçilmiş şut ile başladı ancak ardından tek başına maçın kopmasını engelleyen isim oldu Magic'te. Şuttan çok çembere penetre ederek bulduğu turnikeler ve faul çizgisine gitmesiyle başardı bunu. Ancak ikinci yarıda Carter'a yardımcı olan kimse çıkmadı. Magic ikinci yarıda, ilk yarıya oranla çok daha kolay bulduğu boş şutları değerlendiremeyince parkede daha çok mücadele eden Celtics maçı kazandı. İkinci yarıda da Rondo'nun asistlerini ve şutları bir kenara bırakıp potaya yönelmeye başlayan Tony Allen ile Ray Allen'ın perdeleri kullanarak bulduğu şutları da unutmayalım. Özellikle Ray Allen maçın bitimine 1 dakika kala fark 3'e inmişken, perdeden çıktı ve onu iyi takip eden Redick elleriyle yüzünü kapatmasına rağmen zor şutu sokarak maçı Celtics'in kazanmasını sağladı. Kariyeri boyunca şu şuttan kaç tane atmıştır acaba? 500? 1000? 2000?


Link

Maçtaki bir diğer önemli olay ise bitime yaklaşık 1 dakika kala Garnett'in çok sert bir şekilde yere düşmesiydi. Maçı izlerken öyle bir ses çıktı ki, korktum. Neyse ki kalkıp yürümeye başladı da rahatladı herkes. Ama sonra oyuna girmedi. Maçtan sonra "İyiyim birşeyim yok, daha sert düşmüşlüğüm de var, maçı kazandık mutluyum." demiş. Buyrun pozisyon:


Link

Küçüldükçe Büyümek

Dün 4 maç üstüste izleyip haftaiçi maç izleyememenin acısını çıkardıktan sonra, Denver-Portland maçında ayakta kalmak imkansızdı adeta. Zaten bu kadar eksik bir Portland, koskoca Denver'ı nasıl yenerdi ki? Gerek yoktu izlemeye. Sabah bir kalktım. O da ne? Son çeyrekte 33-20'lik üstünlük kuran Portland Denver'ı 11 sayı farkla mağlup etmiş. Peki maçta ne olmuş? Birincisi Brandon Roy olmuş, 41 sayıyla takımı tek başına galibiyete taşımış. Blake ve Webster ile beraber 11 üçlük göndermişler. İkinci olan şey ise sakatlıktan dönen Billups'ın ikinci yarıda zorlamamak adına oynatılmaması. Yine de içeride Juwan Howard'ın boyalı alanı kapatmaya çalıştığı bir Portland takımını yenmelerini beklerdim. Çok büyüksün Roy. Takımının rotasyonu daraldıkça, takım yetenek olarak insanların gözünde küçüldükçe sen büyüyorsun... Sene başında bir de sana maksimum kontrat vermeye çekiniyordu Pritchard.

Güneş Yanığı

Fotoğraf sanırım 2006 playoff'larından, atmışım arşive şimdi gördüm. Dün geceki maç ile güzel bir ironi oluştuyor: Clippers 93 - Suns 124...

Dün gece 5 maçın 4'ünü maç izledim. Ufak ufak birşeyler karalayacağım sırayla.

25 Aralık 2009 Cuma

Nash'e Oy Vermeyi Unutmayın !!


Link

Nash hazırladığı bu video ile All-Star maçı için oylarınızı istiyor. Seviyorum bu adamı çok. Çok ufak bir ihtimal ama 2010'da buraya gelse keşke...

Arenas'ın Silahları

Arenas Verizon Center'daki (Wizards'ın salonu) dolabında bir süre boyunca boş silahlar bulundurmuş. Konuyla ilgili Arenas "Yasak olduğunu bilseydim getirmezdim." demiş. NBA oyuncuların üzerine kayıt ettirilmiş silahlara karşı değil ancak içinde NBA geçen işlerde silaha kesinlikle izin verilmiyor. Arenas kendisini savunurken, bana göre günün sözüne imza atmış: "Kızım doğduktan sonra artık silahlarla işim olmadığını düşündüm ve salona getirip dolabıma koydum. Bir hafta sonra da güvenlik görevlisine, silahları polise teslim etmesi için verdim."

Şimdi, kızı doğmuş tebrik ediyorum. Ama yeni doğmuş bir çocuğun silahların olduğu - muhtemelen kilitli - dolabı açma ihtimali nedir? Hadi kızının içinde silah olan bir evde büyümesini istemedi diyelim, alıp bunları salondaki dolabına mı götürür insan? Doğru yer orası mıdır? Hadi götürdü diyelim, anında o gün vermez mi güvenlik görevlisine? Okuduğum anda garip geldi Arenas'ın bu açıklamaları bana. Belki de Delonte West ile ortak silah dükkanı açmanın peşindeydiler. İlginç gerçekten aynı sezonda bu tarz haberlerle karşılaşmak, bir dahaki sefere Artest'ten birşeyler bekliyorum, bazuka falan olabilir.

Konuyla ilgili NBA araştırmalara başlamış. En son 2006 yılında Telfair takımın uçağında dolu bir silah bulundurduğu için 2 maç ceza almıştı. Ayrıca Arenas'ın zararsız da olsa bir geçmişi varmış silahlarla: 2003 yılında silahı ile ilgili kayıt belgelerini gösteremediği için, 2004'te Wizards'ın ilk maçında görev alamamış. Şimdi de silahlar boşmuş ama salonda olması nedeniyle ceza alabileceğini düşünüyorum.

25 Aralık Noel Programı (NTV Spor'da Cavs-Lakers)

25 Aralık Cuma 19:00 (NBA TV) / Miami Heat - New York Knicks
25 Aralık Cuma 21:30 / Boston Celtics - Orlando Magic
26 Aralık Cumartesi 00:00 (NTV Spor) / Cleveland Cavaliers - Los Angeles Lakers
26 Aralık Cumartesi 03:00 / Los Angeles Clippers - Phoenix Suns
26 Aralık Cumartesi 05:30 / Denver Nuggets - Portland Trail Blazers

Hristiyanlar'ın dini bayramı/günü, bizim ise NBA bayramımız geldi çattı. Her sene olduğu gibi erken başlayan, üstüste gelen maçlar ve ikisi tabii ki 4 şampiyon adayının arasında... İsteyenler 5 maç üstüste seyredebilecekler.

Bu tarz önemli günlerde Kobe ile Shaq'ı veya Kobe ile LeBron'u karşı karşıya getirmeye bayılan NBA yönetimine piyango vurdu bu sene. LeBron ile Shaq aynı takımda olunca, Cavs-Lakers eşleşmesi kaçınılmaz oldu. NBA severler ekran başına kilitlenecek 12'de.

Birazcık daha az ilgi çekecek olsa da Celtics - Magic maçında Pierce dizindeki enfeksiyon nedeniyle yok, ayrıca Garnett'in az da olsa oynamama ihtimali var.

Zamanı Geldi

McGrady açıklama yapmış "Artık ciddi anlamda dakikalarımın artmasının vakti geldi." diye. Ben sadece 1 maçta izledim, bir diğer maçtan da youtube'a koyulan birkaç pozisyonunu paylaşmıştım. Bana henüz 30'lu dakikalar alabilecekmiş gibi gelmedi. Rockets birkaç maçlık dönemler halinde 5-10 dakika olarak süre arttırımına gitse çok daha iyi eder bence.

Adelman aslında ne kadar oynatmak istemese de, diğer takımların McGrady'ye karşılık değerli paketler önerebilmeleri için T-Mac'in 25-30 dakikalar arasında alıp, yıldız (dikkat superstar demiyorum bile zaten) seviyesine yakın bir oyun sergilemesi gerekiyor.

Edit: İmla. Fazla yamuk yumuk bir yazı olmuş

Yılın İlk Takası

2-3 gün geç ama yine de değinelim. Utah, Alman Peter Fehse'nin draft hakları karşılığında, Thunder'a Eric Maynor ile 2010'da kontratı biten ve basketbolu bırakmış olan Matt Harpring'i gönderdi. Jazz açısından tamamen ekonomik nedenlerle yapılmış bir takas. Nedeni de 2009 yaz aylarına dayanıyor. Jazz, Millsap'e istediği parayı vererek takımda tutmayı çok istiyordu. Yaz döneminde Boozer ve Mehmet'in kontratlarını feshetme opsiyonlarını kullanmamaları Utah Jazz'ı çok zor durumda bırakmıştı. Çünkü Jazz, Portland'a yıllık yaklaşık 9 milyon dolara imza atan Millsap'e, aynı kontratı lüks vergisi sınırının üstüne çıkmak pahasına da olsa verdi.

Şimdi işte bu takas onların - hesaplamalarımda bir yanlışlık yoksa - 13 milyon dolar kar etmelerini sağladı. Sonics'e geldiğinden beri yaptığı işlerle beğeni toplayan Presti de bu sezon 4.5 milyon dolar fazla ödeyerek (Harpring'in yaklaşık 3.5 milyon dolarını sigorta karşılıyor basketbolu bıraktığı için), gelecek için Westbrook'u yedekleyecek guard'ını Maynor ile bulmuş oldu.

Bundan 1 ay önce NTV grubu Utah'ın Philly ve Cleveland ile oynadığı maçları 2 gün üstüste vermişti. Şansa Deron Williams da sakattı ve Maynor'ı izleme şansı bulduk. Önce Philly'e karşı yaptığı 11 asist ile dikkat çekmişti ardından Cleveland'a karşı istikrarla ve inatla boyalı alana girmesi ve takımını son ana kadar maçta tutması hepimizi şaşırtmıştı.

Kısacası iki taraf açısından da karlı bir takas oldu. Bir tarafta Deron Williams'ın arkasında muhtemelen çürüyecek olan bir guard karşılığında Utah Jazz 13 milyon dolar kar etti. Diğer tarafta Thunder zaten genç olan kadrosuna, bir tane daha 22 yaşında yetenek kattı.

Hayırlı olsun iki takım açısından da.

Lakers Uzun Seneler Zirvede Kalacak

Gasol ile 2013-14 sezonunun sonuna kadar sürecek bir kontrat imzaladılar. Bu sözleşmenin değeri yaklaşık olarak 60 milyon dolar. Kobe'yle de görüşmeler sürüyor ama zaten Kobe'nin kontratını yenilememesi gibi bir ihtimal neredeyse yok. Kadronun diğer önemli oyuncularından Bynum'ın 2011'e kadar süren bir kontratı var, Lakers isterse bunu 2012'ye kadar uzatabiliyor. Odom'un da kontratı Bynum'ınki ile aynı şartları içeriyor. Artest de 2014'e kadar Lakers'da. Yani kısacası takımın 5 yıldızı da - takas edilmedikleri takdirde - senelerce Los Angeles'ta kalacaklar. Bu oyuncuların üstüne hele bir de sağlık problemlerini atlatmış gibi gözüken Phil Jackson'ı da yeniden ikna edebilirlerse, işte o zaman korkunç olacak.

Öte yanda San Antonio, Boston gibi bugünün iki önemli takımının yıldızları artık dominant olabilecekleri son 2 sezonu yaşıyorlar diyebiliriz. Bugünden itibaren yeni kurulacak şampiyonluk adaylarının ise anında sistemlerini mükemmel bir şekilde oturtup, bir takım kimyası yakalamaları da oldukça zor. Bütün bunların ışığında Lakers'ın en azından önümüzdeki 4-5 sezon boyunca her sene zirvenin en önemli 2-3 adayından biri, hatta muhtemelen de 1 numaralı favorisi olacağını söyleyebiliriz.

24 Aralık 2009 Perşembe

24 Aralık Programı

Noel Baba'nız Stan Van Gundy'den mesaj var: Mutlu Noeller. Bugün maç yok. Türkiye'deki bütün NBA severler erkenden yatıp güzel bir uyku çekebilirler.