BIY AD

30 Mart 2010 Salı

2010 NBA World Champions: New Jersey Nets

Baksanıza garibim Lopez nasıl seviniyor. Nasıl bir stres vardı kim bilir. Helal olsun aslan parçalarına.

Tarihin en kötü takımı olmamaya oynayan New Jersey Nets, 4-5 gün kadar önce evinde üst üste aldığı Sacramento ve Detroit galibiyetleriyle 9 galibiyete ulaşmış ve tarihin en kötü takımı olmaktan kurtulmuştu. Ancak hala 72-73 Philly'si ile beraber bu ünvanı paylaşma ihtimalleri vardı. Bir ay önce Celtics'i yendikten sonra dün de Spurs'e karşı kazanarak ikinci büyük sürprize imza atarak 10. galibiyetlerini aldılar ve tarihte kara bir leke olarak anılmaktan kurtuldular. Gerçi Parker ve Manu gibi en önemli 3 oyuncusundan ikisi yoktu San Antonio'nun ama yine de Nets'e karşı kaybetmeleri garip.

Sonuç olarak Nets'in kazanmasına sevindim, bu kadroyla kesinlikle haketmiyorlardı tarihin en kötü 2 takımından biri olmayı. Üzülüyordum onlar maç kaybettikçe. Önümüzdeki yaz büyük yıldızlar için son derece iyi bir şans diye görüyorum ben Nets'i. Saf başarı isteyen bir oyuncunun Knicks yerine tercihi Nets olmalı bana göre.

29 Mart Programı

30 Mart Salı 02:00 / Toronto Raptors - Charlotte Bobcats
30 Mart Salı 02:30 / San Antonio Spurs - New Jersey Nets
30 Mart Salı 03:00 / Los Angeles Lakers - New Orleans Hornets
30 Mart Salı 03:30 (NBA TV) / Denver Nuggets - Dallas Mavericks
30 Mart Salı 04:00 / New York Knicks - Utah Jazz

Yeni geldim dışardan vakit olmadığı için çok kısa yorumlarla veriyorum. Gerçi kısa dedim ama yine dayanamayıp yazdım...

Bu gece Ginobili yokmuş. Neden? Sırtında / belinde spazm varmış. Eh tabii koca takımı All-Star arasından beri sırtında taşıdı, sonunda sırtı ve beli dayanamadı... Nets'e karşı oynamalarının da payı olsa gerek(!) tabii.

Hedo'nun oynayıp oynamayacağını, sahada yer alırsa nasıl bir performans çizeceğini çok merak ediyorum gerçekten. Ayrıca Hedo oynasın veya oynamasın farketmez, bu gece benim gözümde Bobcats net olarak favori (zaten blog'u takip edenler, Bobcats'i oldukça beğendiğimi biliyordur artık) ve eğer kazanırlarsa, Raptors'ı Bulls ile aynı galibiyet mağlubiyet sayısına itecekler.

Gecenin en güzel maçı da NBA TV'de. Yarın işi gücü olmayanlar ayakta kalıp izlerlerse pişman olmayacaklardır. Geçen senenin playoff'larının rövanşını alma peşinde Mavs. Bu sezonki ilk maçı da deplasmanda kaybetmişlerdi. İki yakın güçteki takımın karşılaşmasında, Denver'ın daha dün maç oynamış olması ve deplasmana çıkıyor olması otomatikman Dallas'ı favori yapıyor. Bu arada şunu söylemeliyim, dün Magic maçını izledim Nuggets'ın, Billups ve Carmelo oldukça formda gözüktüler. Kidd, Marion ve içeri girenleri defetmek için Haywood'a iş düşecek.

29 Mart 2010 Pazartesi

Triano: Hedo Sağlıklıydı Ben Oynatmadım

Türk medyasında kalıplaşmış bir soru vardır ya "Ne olacak bu X'in hali?" diye, aynı şey bu sezon Toronto Raptors ve Hidayet için de geçerliydi. Savunma yapmayan, takım oyunundan uzak, tamamen şuta dayalı, Bosh hariç istikrarlı bir tane bile oyuncusu olmayan Raptors Doğu konferansının vahim durumundan faydalanarak playoff'a kalacak gibi gözüküyor bu konuya daha sonra değineceim. Asıl olay şu: Dün gece Raptors, playoff yolundaki rakiplerinden Heat'e karşı çok önemli bir sınava çıkarken koç Jay Triano'nun kafasında ilginç bir plan vardı: Hidayet'i oynatmamak. Amacını da maçtan sonra gazetecilerin zorlaması sonucu açıklamış: "Mesaj vermek". Bunun nedeni sorulduğunda ise yanıtı şu olmuş Triano'nun: "Sağlıksızdı."

Hedo birkaç gün önceki Denver maçında hastalığı yüzünden forma giyememişti. Ancak aynı gün içerisinde Hedo Toronto'da dışarıda eğlenirken, başka insanlarla sosyalleşirken görülmüş. Bu ne kadar doğrudur, konuyla ilgili kanıt niteliği taşıyan fotoğraflar çıkmadan veya Raptors tarafından doğru kabul edilmeden birşey dememiz mümkün değil. Nitekim Raptors kulübü de bu konuyu derinlemesine araştırıyormuş. Ancak olay çok çok büyük bir ihtimalle Hedo'nun oynatılmamasıyla bağlantılı. Hedo böyle birşey yaptıysa zaten bunun affedilir yanı yok. Profesyonel bir oyuncu maç oynayamayacak kadar hasta olması halinde ya evinde oturup dinlenip iyileşmeye bakacak, ya da dışarı çıkıp eğlenecek gücü varsa, çıkacak 15-20 dakikada takımına ne verebiliyorsa verecek.

Eğer bu yedek kalma olayı sadece Toronto'nun kötü, umursamaz, sıfır savunmalı oyunuyla alakası olsa, öncelik Hedo değil Calderon'da veya hatta Bosh harici bütün ilk 5'te olmalıydı diye yazmayı planlıyordum. Çünkü haberin başlığını ilk okuduğumda "Bakın düzgün oynamazsanız kenarda oturursunuz" mesajının verildiğini düşündüm. Hatta Hedo'nun oturtulmasını nedenini ona tepkili olan taraftara bağlamıştım kafamda. Ancak haberin devamını okuyunca, yukarıdaki hikaye çıktı karşıma.

Kısacası Hidayet eğer böyle bir harekete imza attıysa, hem Toronto hem kendi açısından durum oldukça vahim. Umarım o raporlar asılsız çıkar. Yoksa, bu sezon playoff'a girmeleri bile tehlikedeyken (gerçi girseler de Cavs veya Magic'e karşı ne yapacaklar orası ayrı konu), Bosh'un ayrılması için yepyeni ve son derece geçerli bir bahanesi daha olur. Bu da Toronto'nun sonu olur, ta ki draft'tan yeni bir Bosh bulana kadar. Hedo da herhalde kafasını taştan taşa vurur "Ben niye Blazers'a gitmedim diye". Gerçi kendisinin bu muhtemel hatası olmasa bile Bosh çok büyük ihtimalle ayrılacakmış gibi gözüküyor. Ortalama iki günde bir "Kimsenin gözünde ateş göremiyorum, savaşarak oynamıyoruz." şeklinde açıklamalar yapıyor.

Wade, Roddick'i Eşşek Etti


Link

Wade, Miami'de düzenlenen Sony Ericsson turnuvasında ünlülerin katıldığı bir etkinlikteymiş 2 gün önce. Burada kurulan bir potada, ünlü Amerikalı tenisçi Andy Roddick ile EŞŞEK oynamışlar. Roddick EŞŞ'e karşılık E ile önde olmasına rağmen, Wade atletikliğini kullanarak abuk subuk hareketler yapınca (tenis filesinin üzerinden zıplayıp turnike atmak gibi), yarışmayı kaybetmiş. Wade daha sonra yaptığı açıklamada "Çok formdaydı, şut atmaya devam etsek, o kazanacaktı, ben de bu tarz hareketlere yöneldim" demiş. Başka ilginç notlar olarak da şunlar var: Roddick sıkı bir Heat taraftarıymış, Wade en son lisede tenis oynamış. Ama bana hayatı boyunca hiç oynamamış gibi geliyor yaptığı 1-2 vuruşa baktığım zaman. Ben de 10 senedir raket tutmadım ama topu karşı korta Wade'den daha iyi göndereceğime eminim =)

Bundan yaklaşık 1 ay kadar önceydi yanılmıyorsam, Bobcats kampından bir EŞŞEK yarışması haberi gelmişti. Çaylak guard Gerald Henderson, Michael Jordan'ı yenmişti. O sırada videosunu bulamadığmı için öyle kuru kuru 1 satırlık haberi paylaşmamıştım. Bu vesileyle onu da yazmış olayım. Ayrıca Adsız'lar sağolsunlar yorumlarda paylaşmışlar, onu da koyuyorum:


Link

28 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Manu yine bir büyük maçta ne kadar büyük oyuncu olduğunu gösterdi. Saatim yüzünden anca son çeyreğini izleyebildim ve maç çoktan kopmuştu ancak Espn yorumcuları Manu’yu öve öve bitiremedi. Kendisinin 19’da 9’la 28 sayısı ve 7 asisti var. Daha da önemlisi, tüm takımı yönetmesine rağmen tek top kaybı yok. Onunla beraber Richard Jefferson da maçın geldiği konumda büyük pay sahibiymiş, 16 sayısı 11 ribaundu var. Benim izlediğim son çeyrekte maç bitmişti dediğim gibi ve Celtics uzun süre 60’lı sayılarda gezdi. Kendi evinde. Herhalde 5 pozisyon üst üste hücum ribaundu verdiler kaçırmadıysam, doğal olarak seyirciden büyük tepki bir tepki geldi. Picknroll’ları da hiç iyi savunamadılar son çeyrekte. Maçın önemli kısmını kaçırdım ama geldiği yerden ne şekilde olduğu anlaşılıyor; Celtics geçenlerde tekrar kazandı dediğimiz oynama isteğini bulamadı. Spurs savunmasını da hiç hafife almamak gerek tabii. Boston’ın 73 sayısı ve 14 asisti bu sezonki en düşük rakamlar.
Maçtan ek bilgi olarak Duncan yine 26 dakika oynadı ve son çeyrekte görev almadı. Son çeyrekte kenara gelip iki saniyeliğine sırtına tutan Ginobili’yi Popovich hemen soyunma odasına yolladı. Birini daha yollamıştı ama hatırlayamadım şimdi, sonuç olarak Spurs bu önemli deplasmandan güle oynaya kazanarak ayrıldı.

Zayıf Kings’e karşı evlerinde oynadıkları maç, Cleveland’ın beklediğinden daha çekişmeli geçmiş. Son çeyrekte bir ara skor eşit olsa da Lebron ve ekibi 90-97 skorla Sacramento’yu geçmesini bilmiş. Lebron James 22’de 13’le 34 sayı atıp üzerine 7 ribaund 8 asist ekleyerek bir kez daha yıldızlaşmış. Lebron’a bir numaralı yardım 21’de 11’le 26 sayı bulan Antawn Jamison’dan gelmiş. Playoff’lara kadar formunu koruması çok önemli. Ayrıca Cleveland bu maçla birlikte %50’nin altında kazanma yüzdesine sahip olan takımlara karşı 28. maçını kazanmış oldu. Ne kadar yırtıcı olduklarına bir gösterge olsa da Playoff zamanındaki maçlar aynı rahatlıkta geçmeyecektir.

Brandon Jennings, 29 sayı 7 ribaund 8 asist ve 4 top çalmayla yine etkileyici bir performansa imza atmış. Tabii geçenlerde de 35 sayı atıp ardından yine feci kötü maçlar çıkardığını bildiğimiz için ilerisi için çok fazla şey beklememek lazım. Bir de her ne kadar istatistikleri galibiyete katkıda bulunduğunu gösterse de bitime 12 saniye kaçırdığı serbest atış maçın uzatmaya gitmesine neden olmuş. Ancak karşı tarafta Conley’e çalınan faul de çok tartışmalı ve bana göre yanlış karar. John Salmons’ın da son çeyrek ve uzatmada iyi iş çıkarıp toplamda da 25 sayı 6 asist 6 ribaundla oynamasıyla Bucks evinde 103-108’lik skorla maçtan galip ayrılmış.

Peşlerindeki Chicago her ne kadar bir ara D-League kadrosuyla oynamak zorunda kalsa da Toronto hala 8. sırada bitirmek için büyük uğraş içinde. Zaten şu sıralar geçen seneden farklı oynadıklarını söylemek zor; hal böyle olunca Wade’in takımına boyun eğmeleri de şaşırtıcı olmadı. Girişten ezildikleri anlaşılmasın, özellikle Jack ve Beasley’nin katkılarıyla maça tutunmayı ve hatta son pozisyona dahi getirmeyi başarmışlar ancak ne kadar uğraşsalar da güçleri yetmemiş. Heat’in %53’le şut attığı maçta Wade 11/18’lik yüzdeyle 32 sayıya ulaşmış. Yanında 7 ribaund 6 asist 5 top çalma 3 blok ve tabii ki 6 top kaybı var.

Phoenix taraftarı takas olmadığı için şu anlık çok mutludur çünkü Amare gerçekten inanılmaz oynuyor. Wolves’a karşı da 19’da 11 ile 30 sayı atıp 17 ribaund çekmiş. Sezonun bir bölümünde ribaund almıyor diye eleştiriliyordu hatırlıyorsanız. Gerçi Minnesota 20 hücum ribaundu almış bu maçta ama nedeni aşağıda yazacak. Nash 14 sayı 11 asistle oynamış, son maçta kendisini bulan Barbosa’nın da 18 dakikada attığı 16 sayı birleşince Phoenix erken fark açıp zora soktuğu maçı 111-105 kazanmış.

Diğer performanslar kadar olmasa da 26 sayı 6 ribaund 4 asisti olan Andre Miller, 20 sayı 7 asistle oynayan Brandon Roy eşliğinde takımını OKC karşısında galibiyete taşımış. Durant onlara 29 sayı 13 ribaund 3 blokla karşı koysa da yeterli olamamış. Bu önemli galibiyetle birlikte iki takım takım da 6. sırayı paylaşmış oldu.

Boşa kürek çekenler:
Beno Udrih, Evans’ın kaçırdığı maçta tüm varlığını ortaya koymuş takımı için. Şut yüzdesi kötü de olsa (6/17) 18 sayı 15 asist ve 10 ribaund ile Cavaliers karşısında kariyerinin ilk triple-double’ına imza atmış. Özellikle son bir haftadır yenilseler de çok yüksek asist rakamlarına çıkıyor Udrih. Evans olmadığı için topla daha fazla oynama fırsatı bulması bunun temel nedeni diye düşünüyorum.

Kevin Love 31 dakikada 23 sayıyla oynamış ancak asıl hayvanlık, Phoenix’e karşı aldığı 22 ribaund. Bu nasıl ribaund fundamental’ıdır böyle. Daha önce de çok fazla ribaund aldığı maçlara şahit olduk ama 22 gerçekten onun cüssesine göre çok fazla, tebrik edilesi bir performans. 8 tanesinin hücumdan geldiğini de atlamayayım.

Memphis’in ilk 5 oyuncularının hepsi çift hanelere ulaşıp maçı uzatmaya kadar götürmüşler. En öne çıkan isim olan Randolph’un 31 sayı ve 6’sı hücumda 15 ribaund’u var. Ona 18 sayı 10 asistle Conley, 17 sayıyla Mayo, 20 sayıyla Gay ve 11 sayı 5 blokla Gasol yardımcı olmuş ancak skorun neredeyse hepsi bu beşliden gelince uzatmada yorulup kaybetmişler. Yine de çabalarını alkışlamak lazım bir kez daha.

Günün X-faktörü:
Carter’ın yine sakatlanıp iki dakika sahada kalabildiği maçta yerine giren Redick, Denver’ı adeta bitirdi. Arada çok iyi şut attığı maçlar oluyor, o yüzden 23 sayı hadi neyse de 8 asist? İzlerken mest oldum şahsen. Ayrıca 7 ribaundu da var, ikisi de kariyer rekoru. Carter'ın sakatlığıyle oyuna girdiğinden itibaren, hiç çıkmadı sahadan kendisi. Onun dışında Ryan Anderson da 5’te 4 üçlükle (ve toplamda 8’de 7) oynadı ve yine Magic'in maçı çevirmesindeki etkenlerden biriydi.
Maçta ek olarak Petro erken faul problemine girince Howard içeride rahatladı, tabii bunu da Howard kendisi sağladı. Bir iki tane güzel post hareketiyle rahat bitirdiği pozisyon var, yavaş yavaş geliştiriyor bunları da. Chris Andersen de kenardan oyuna enerji katamayıp bir iki saçma faul yapınca içeride Nene'den başkası kalmadı, zaten bloğunun bulunmamasından anlıyoruz kötü gününde olduğunu. Barnes Carmelo'yu iyi savunmasına rağmen 26 sayı atmasına engel olamadı ama çok iyi önünde kaldı ve potaya gitmesine engel oldu Melo'nun. Kısacası Redick önderliğinde Magic maçı kazandı. Geçen gün Raptors’ı güç bela yenen Denver’ın böyle bir mağlubiyetten sonra moraller bozulmuş olsa gerek.

Udonis Haslem’ı Toronto’da durdurabilen kimse olmamış, 11 şutunun 10’unda isabet bularak 23 sayıya ulaşmış Haslem. Bir önceki maçta da ribaundlara katkı yapmıştı, çekişmeli geçen bu maçın da Wade’den sonra en skorer ismi olmuş. Ayrıca Joel Anthony de ilk yarıda 13 sayı atarak kariyer rekoru kırmış.

Takımı baltalayanlar:
Miami'de oyuncuların pek çoğu iyi bir gün geçirirken, Beasley baltalamak için epey uğraşmış. Başarılı da olmuş ama ağacı düşürememiş, Miami'nin zor aldığı galibiyette 10'da 1'le oynamış. Faul ve top kaybı sayısının toplamı olan 6, attığı sayı ve aldığı ribaund sayısına eşit, düşünün.

Zaten sezon başından beri ne kadar zayıf olduklarının farkındayız ama bu kadarı da olmaz. Memphis’in yedeklerinden gelen skor sadece 6 sayı. Tamam hepsi kısa süre aldı ama 103 sayının 97’si ilk 5 oyuncularından geliyorsa o maçın kazanılması çok zor. Bu sahneyi sezon içinde bolca gördük, Memphis’in playoff yarışında geride kalmasının bir numaralı sebebi de yedeklerinin zayıf olması.


Bizimkiler:
Ersan 32 dakika sahada kaldığı maçta 7’de 3’le 8 sayı bulmuş 6 da ribaund almış. Çok iyi oynamasa da koçunun ona uzatmada görev verdiğini görmek sevindirici.

Hidayet bir önceki maçta hastalığı yüzünden forma giymemişti, bu maçta da kenarda forma giymesine rağmen oyuna girmemiş ve Triano’ya sorulduğunda kenarda aktif beklediğini ama onun (Triano’nun) isteğiyle sahaya girmediğini söylemiş. “Sağlıklı olmadığı için mi yoksa takıma bir mesaj mı göndermek istediniz” diye sorulduğunda ise “İkisi de” cevabı gelmiş. Durumlar pek iç açıcı değil yani.

Crawford'ın Rekoru


Link

Crawford, geçtiğimiz ay içerisinde Clippers'a karşı bir üçlük bulmuş ve Baron Davis de kendisine faul yapmıştı. Bu faulü sayıya çevirince, NBA'de en fazla 4 sayılık oyuna imza atan oyuncu ünvanını ele geçirdi Crawford 24 ile. Bundan önceki rekor 23 ile Reggie Miller'a aitti. Crawford daha sonra bu rekoru 26'ya kadar taşıdı. Kariyeri bitene kadar 30'un üzerine çıkar herhalde, sadece bu sezon 7 tane 4 sayılık oyun yaptı yanılmıyorsam.

Crawford'ın faullerin bazılarında kendinden birşeyler, hatta pek çok şeyler kattığını görüyoruz. Eski rekor sahibi Reggie Miller'dan çok şey öğrenmiş, o daha çok bacakları açmakla yetinirdi, onun üzerine bile koymuş diyebiliriz. Belki de Arif Erdem'den ders almıştır =) Gerçi zaten benim için çok şey ifade eden bir rekor değil ama güzel bir derleme yapmışlar, takdir edilesi. Kısa, pozisyonların tekrarlarını içermeyen video için de şuraya tık.

28 Mart 2010 Pazar

28 Mart Programı

28 Mart Pazar 22:00 / Sacramento Kings - Cleveland Cavaliers
28 Mart Pazar 22:00 / Memphis Grizzlies - Milwaukee Bucks
28 Mart Pazar 22:30 / Indiana Pacers - Atlanta Hawks
29 Mart Pazartesi 01:00 / Denver Nuggets - Orlando Magic
29 Mart Pazartesi 01:00 / Toronto Raptors - Miami Heat
29 Mart Pazartesi 01:00 / Chicago Bulls - Detroit Pistons
29 Mart Pazartesi 02:00 / Phoenix Suns - Minnesota Timberwolves
29 Mart Pazartesi 02:00 (NBA TV) / Portland Trail Blazers - Oklahoma City Thunder
29 Mart Pazartesi 03:00 / San Antonio Spurs - Boston Celtics
29 Mart Pazartesi 04:00 (NTV Spor Banttan) / Duke - Baylor
29 Mart Pazartesi 04:30 / Golden State Warriors - Los Angeles Clippers

Derbi günü pek detaya inmeyeceğim.

Nuggets-Magic, Blazers-Thunder veya Spurs-Celtics keşke erken saatte olsaymış. Kısacası üç tane sağlam maç var. Onların yanında Raptors-Heat'in önemi de çok büyük doğu playoff'ları için. Benim en merak ettiğim sonuç (hatta sonuç da değil, oyun) Spurs-Celtics maçından çıkacak olan... Sezona şampiyonluk adayı olarak başlayan ancak şu anda bu konuda 5 ve 6. sıralara kadar inen iki takım. The Garden'da oynandığı için Celtics avantajlı gözüküyor, gerçi bu sezon The Garden'da delicesine maç kaybettiklerini de hatırlatayım. Şöyle ki, eğer bugün de kaybederlerse, son iki sezonda evlerinde yenildikleri toplam maç sayısını geçmiş olacaklar bu sene...

Günün En İyileri - 25, 26 ve 27 Mart

25 Mart:

Link

Yine bir Perşembe, yine zayıf bir gün haliyle. Taylor'ın smacı fena değil ama Clippers uzunları şov yapıyorlar resmen. Marion'ın pasının zorluğu ve Nowitzki'nin topa dokunduğu an Haywood'a aktarması güzel. James Johnson da takip smacında az kalsın kafasını çembere çarpıyormuş. İstese dirseğini çembere sokarmış o derece. Beğeniyorum bu adamın oyun stilini çok.

26 Mart:

Link

Rondo'nun pas fake harika. Bu pas fake'lerini yemeyebiliyor uzunlar ama Rondo, May'i bir anda geçiyor bu hareket sayesinde. Nick Young "Chandler çok formsuz ve sakatlıklarla boğuşuyor ne de olsa" diye düşünmüş herhalde ama çok yanılmış. Dwight Howard'ın blok çok güzel gözüküyor ama takımının iyiliği için topu oyun alanının içinde tutması gerektiğini öğrenmeli bence artık. LeBron'un alley-oop'u daha güzel diğer smacından, üstelik çabuk bir paslaşmanın sonunda geliyor. Ancak daha güzel açıdan vermelilermiş Top 10'da bence. Iggy'ninki gibi topun biraz daha aşağıdan alındığı ve tek elle basılan takip smaçları ayrı bir etkileyici oluyor, diğer takip smaçlarına oranla.

27 Mart:

Link

Young'ın son saniyede attığı üçlük harika. CJ Miles artık dibi bile değil, içinde Young'ın resmen. Andre Miller ile Camby ikilisi Denver günlerini anmışlar. Paul-Okafor alley-oop'larını da andırıyor. Miller oralara girip, ardından geri çıkarak trailer'ın gelmesini bekliyor. Noah'ın, Lopez'in faulüne rağmen vurduğu smaç güzel. Boozer hiç de fena blokçu olmayan McGee'yi hiçe sayarak vurduğu smaç harika bence, ki Boozer öyle çok atlet başka uzunların üzerinden smaçlar vuran bir isim değil. Paul'ün topu arkasından geçirmesi, üstünde savunma oyuncuları varken Okafor'a verdiği pas harika. Yumuşak elleriyle bilinmeyen bir pivotun o şekilde turnikeyle pozisyonu bitirmesi de takdire şayan. Rose'un turnikesi olağanüstü. Havada gerçekten çok uzun kalıyor. Hatta şöyle ki, topu Lopez'den kaçırdıktan sonra çemberin altına giriyor biraz, topu yeniden geri çekip turnikeyi bırakacak zamanı oluyor havada.

27 Mart'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları
Bir gece OKC karşısında, ne savunmada ne de hücumda takımına katkı sağlamayan Gasol, özür niteliği taşıyan Houston maçında elinden geleni yaptı. Aslında maç tam istediği gibi bir maç oldu. Chuck Hayes’ den başka uzunu (artık ona da nasıl uzun diyorsak) olmayan Rockets karşısında, hem fiziği hem de ayak çabukluğuyla Scola ve Hayes’e üstünlük sağladı maç boyunca. Savunma da hücumdaki kadar olmasa da önemli işler yaptı. 4 tane bloğu zaten maça kendini verince ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. İşin sayısal kısmına gelecek olursak, 17’de 11 ile 30 sayı buldu yıldız oyuncu. 8 ribaund ve 2 de asisti var. Bynum’un eksikliğini hiç aratmadı diyebilirim rahatlıkla. Aynı şekilde Kobe, dünkü felaket maçtan sonra bugün özellikle asist ve ribaund katkısıyla takımını Gasol’le galibiyete taşıyan en önemli etkenlerden biri oldu; ama 10 ribaundu ve 9 asistinin yanında 5 top kaybı var. Triple double’ı bir asistle kaçırdığı bu geceki performansında bu top kayıplarını azıcık kenara itebiliriz bence. Bir gece önceki felaket performansını bir nebze unutturdu böylelikle. Toplamda ise 14’ te 7 ile 17 sayı buldu; fakat takımının onun ekstra skor katkısına ihtiyacı da pek yoktu. Fisher ve Farmar’ dan ekstra sayılar gelince, galibiyet için fazla zorlamasına gerek kalmadı zaten.

Portland’da Brandon Roy, iki gece önceki toplamda 7 şut kullanıp, amiyane tabirle dinlendiği Mavs maçından sonra, dün gece coşmuş ve New Orleans’a tokadı vurmuş resmen. 14’te 12 gibi süper bir yüzdeyle 28 sayı bulmuş yıldız oyuncu, yanındaki 7 asistiyle de performansını süslemiş. Yalnız özetlerden izlediğim kadarıyla 5-6 şutu çok zor şutmuş. Onları bile çemberden geçirmeyi başarmış. Zaten direk karşı takımın motivasyonu dağılıyor, zor şutlar sayıya dönünce. Lamarcus Aldridge de iki gece önceki Dallas resitalini devam ettirmiş. 24 syı ve 5 ribaundu ile Roy’a ortak olmuş. İkilinin katkılarıyla 112-101 mağlup etmiş Blazers, Hornets’ı.

Şu anda 15 maçlık mağlubiyet serisiyle yola çıkan ve takım rekorunu geliştiren Washington, Jazz karşısında yokları oynamış. Karşılaşmada Boozer,D-Will ve Memo’nun performansları başrolü paylaşmış. Boozer 12’de 10’ la 22 sayı, 10 ribaund ve 1 blokla mücadele etmiş. 6 top kaybı da var; ama karşınızdaki takım Washington olunca isterseniz toplamda 30-35 top kaybı yapın, yine de o maçı kazanma ihtimaliniz çok yüksek olduğu için Boozer’ın 6 top kaybı da neticeye hiç etki etmemiş. İkinci yarıda 8/8 le atmış bu arada deneyimli oyuncu. Deron Williams ise 7/11’ le 20 sayı, 12 asist,5 ribaund ve 1 top çalma ile Vertizon Center’dan bedava galibiyet biletini kesmiş. Utah 103 -87’ lik sonuçla galip ayrılmış karşılaşmadan. Memo’nun katkılarından ise aşağıda bahsetmeye çalıştım zaten.

Boşa Kürek Çekenler
Darren Collison takımının Portland’a kaybettiği karşılaşmada, toplamda 22 sayı, 5 asist ve 1 ribaundla oynamış. En önemlisi 10 şutunda da isabet bulmuş, o yetmemiş iki serbest atışını da sokmuş; ama yine de kurtaramamış takımını mağlubiyetten. Bu noktada benim aklıma iki soru geliyor:
1-Chris Paul playoff iddiası kalmamış takımında, dakika alarak neden Collison’ı kenarda beklemeye mahkum bırakıyor? Zaten oynamasının bir anlamı yok bu sezon için.
2- Paul neden 10 maç için kendi sağlığını tehlikeye atıyor? Olası bir sakatlık durumunda Dünya Şampyonası’nı tehlikeye atabilir.( Burada biraz açgözlülük yapalım) Birilerine bir şey ispatlamak zorunda da değil zaten. Takımı onun yokluğunda playofflara kalamadı, en büyük ispat bu bence.

Scola, Lakers’ a boyun eğdikleri maçta 12/16 isabetle 28 sayı yollamış Lakers potasına. 10 ribaund toplamış, 5 de asist yapmış. Elinden geleni yapıyor Arjantinli oyuncu, Yao Ming’in yokluğunda. 4,5 numara oynuyor şu anlık. Ribaund alıyor, asist yapıyor. Daha ne yapsın bir oyuncu takımı için. Ayakta alkışlanmayı hak ediyor doğrusu; ama şu anda Brooks’la beraber takımdaki iki tabanca olunca zor maçlarda galibiyet için güçleri yetmiyor ikilinin.

Günün X Faktörü
Rodrigue Beaubois, iyiyden iyiye ısınmış: 22’ de 15’le 40 sayı. Gözlerim yuvalarınadn fırladı ilk gördüğümde resmen; ama beni en çok etkileyen 11’de 9 üçlük performansı. Burada da bitmiyor 8 ribaund, 3 asist ve 3 blok. Fransa için yeni bir süper yıldız daha yetişiyor heralde. İmrendim doğrusu. Mükemmel bir performans, daha fazla ne denir bilmiyorum. Herşey ortada resmen. Aslında maç erkenden koptuğu için 40 sayısı yeteri kadar ilgi çekmemeli ama ilk çeyrekte skor yakınken oyuna girdiğini ve Dallas'ın farkı açmasını sağladını ve sonra da maçın tamamen kopmasında payı olduğunu söylemeliyim. Maçı izlemediğime bin pişman etti beni. Şu sıralar Golden State’i boykot ettiğimden, tek suçluyu Warriors görüyorum maçı izlememem konusunda. Umarım hep böyle devam eder de, yeni bir uluslararası yıldız kazanırız.

Jannero Pargo, bu sezon lige döndüğünden beri en iyi maçını çıkarmış Nets karşısında. Nets deyince büyü bozuluyor; ama olsun. 19’da 10 la 27 sayı bulmuş, 5 asist ve de 4 ribaundla şenlendirmiş United Center’ı.

Takımını Baltalayanlar
Stephen Curry için tam olarak baltacı da diyemem; ama beni biraz hayal kırıklığına uğrattı dün gece. 16’da 6 ile atmış ve de 7 top kaybı yapmış. 7 top kaybı gerçekten fazla olmuş onun için. Hani Warriors kazansa görmezden gelinebilir belki; fakat maçı da kaybettiler. 7 ribaundu ve de 6 asistine rağmen bu bölümü hak etti Curry. Warriors içinde izlenmesi zevk veren birkaç oyuncudan beri. Yakışmamış bu performans.

Bizimkiler
Mehmet, eski form grafiğini yakaladı şu an için. All-Star seçildiği dönemdeki gibi oynuyor hatta şu aralar. Her maçında bir double-double’a imza atıyor. Maçı getiren oyuncu oluyor sürekli. Dün gece de Wizards karşısında takımının en skoreri olmuş Boozer’la. 14’te 9 la 22 sayı bulmuş ve(2/2 üçlük), 11 ribaund toplamış. Sonunda istikrarı yakaladı şu an için. Utah şu anda fikstür avantajı ile de batı ikinciliği için en büyük adaylardan biri. Son yıllarda bozulan takım kimyası geri geldi. Playofflarda dağılmazlarsa, sonunda batı için de(son iki sezon Lakers hegemonyası var malum) renkli seriler bizleri bekliyor gibi.

Arenas Seneye Wizards'da Kalıyor

Arenas'ın cezasını yazdığımda, Grunfeld'in bu sezon içinde "Arenas'a ikinci şans vereceğiz" açıklamalarını hatırlatmıştım. O nedenle Arenas'ın kontratını iptal etmeyeceklerini düşünüyordum. Cezadan sonra Grunfeld bir kez daha çıktı ve Arenas'ın gelecek sezon Wizards forması giyeceğini, kontratını iptal etmeyeceklerini duyurdu. Elbette bunun garantisi yok ama bu kadar ısrarlı açıklamaların ardından Arenas'ı kapı dışarı etmeye çalışmaları abuk olur.

Grunfeld'in bunları söylemesine rağmen ortada hala ufak soru işaretleri var. Çünkü bu sezon el değiştiren Bobcats'in ardından Washington Wizards'ın da satışının yakında tamamlanması bekleniyor. Yeni kulüp sahibinin Grunfeld'in işine son verip vermeyeceği haliyle şu anda belli değil. Ama ben Grunfeld'in özellikle bu sezon yaptığı temizlik operasyonuyla başarılı işlere imza attığını düşünüyorum.

Deniz ve West Virginia Final Four'da

Şurada değinmiştim, maçın ilk yarısında West Virginia hiç iki sayılık saha içi isabeti bulamamasına rağmen, 28-26 önde kapamıştı devreyi. Fark tam açılmaya yüz tutmuşken, Butler çıkıp 4 tane üst üste üçlük atarak liderliği almalarını sağlamıştı ve deli gibi şut atıyordu West Virgina. Kentucky ise hücum edemiyordu istediği gibi.

İkinci yarıda West Virginia'nın ve Butler'ın (ikinci yarıda saha içi isabeti yok) şut performansı doğal olarak düşerken, Mazzulla ve Ebanks başta olmak üzere dış oyuncular daha çok içeri penetre ederek oynamaya başladılar. Defansta ise Patterson ve Cousins'e karşı içeride kalabalık olmayı, devamlı yardım getirmeyi tercih ettiler. Buna karşılık vermesi gereken Kentucky bir türlü üçlük isabeti bulamayınca (son 3 dakikaya kadar 0/20'lerde yanılmıyorsam) savunmayı açamadı. Ta ki maçın bitimine 3.5 dakika kalana kadar, üçlük isabetleri yoktu. O zaman da iş işten çoktan geçmişti. Dış oyuncular şutlarının girmediğini görüp içeriyi zorlasalar, çok daha değişik bir maç izleyebilirdik. Gerçi Wall birkaç kez denedi ama bunların çoğunda başarılı olamadı. İkinci kez izlediğim Wall bana Rose'u anımsattı ama NBA için çok da hazır gibi gözükmedi açıkçası, en azından bu maçta durum böyleydi. Tempo arttığı zaman farkını hissettirirken, set hücumlarında Wall'un varlığı ile yokluğu pek belli değildi, hatta pek çok top kaybı yaptı penetre etmeye çalışırken çembere doğru. Şutu da iyi olmadığı için takımının West Virgina defansını açmasına yardımcı olamadı.

Maçın ilk yarısında oyuna girip 1 dakikada 2 faul alan ve çıkan Deniz Kılıçlı, bir daha forma şansı bulamadı. Final Four'daki rakipleri bu gece belli olacak. Duke veya Baylor'dan biri gelecek karşılarına. O maç da haftaya Cumartesi günü oynanacak.

İlginç Bir Rekor Olabilir mi?

Kentucky - West Virgina maçını izliyorum. İlk yarı bitti ve Deniz'in takımı 28-26 önde. İlginç rekor bu değil tabii ki. West Virgina'nın 2 sayılık bir saha içi isabeti bile yok koca bir yarıda. NBA'de veya NCAA'de böyle birşey olmuş mudur acaba? NBA'de gerçekleşmiş olduğunu hiç zannetmiyorum.

West Virginia içeriden sayı üretemeyince zorunlu olarak üçlüklere döndü ve şutlar girdikçe, kendilerine güven geldi. Özellikle de takımın en önemli skoreri Butler kendinden geçti diyebilirim. Biri basket faul olmak üzere 4 tane üçlük buldu üst üste. Ama takım halinde iyice üçlüğe döndüler. İçeriden kesinlikle sayı üretemiyorlar. İkinci yarıda Kentucky birkaç dış isabetle içeride Cousins ve Patterson'ı rahatlatabilirse veya Wall başta olmak üzere daha çok penetre etmeye başlarlarsa, maçı kazanmak için çok büyük avantaj elde ederler.

Deniz takımının içeriden sayı üretmesi için oyuna alındı ancak bir ucuz sayılacak hücum faul, bir de defansta penetre eden Wall'a yardıma gelirken faul yaparak kenara gelmek zorunda kaldı 2 faulle. 1 veya 2 dakika oyunda kalabildi.

27 Mart Programı

28 Mart Pazar 01:00 (NBA TV) / Utah Jazz - Washington Wizards
28 Mart Pazar 02:00 / New Jersey Nets - Chicago Bulls
28 Mart Pazar 02:00 / Portland Trail Blazers - New Orleans Hornets
28 Mart Pazar 02:30 (NTV Spor) / Los Angeles Lakers - Houston Rockets
28 Mart Pazar 05:30 / Dallas Mavericks - Golden State Warriors

Mavs - Warriors maçı esasında Lakers maçından 2 saat sonra başlıyor ama 04:30'da ama saatler, 1 saat ileri alınacak o nedenle 05:30'da.

Nets biraz rahatlamış olabilir 9. galibiyeti alınca, Bulls'un da şiddetle galibiyete ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Ancak sakatlıklarla boğuşmaya devam ediyorlar, şimdi de James Johnson oynamayabilirmiş bu gece. Bu sezonun en kötü takımı, motivasyonunu birazcık kaybetmiş olsa da 10. galibiyet alıp tarih kitaplarında adının hiç geçmemesini sağlamak istiyor. Bulls'da Noah'ın verimli bir 20 dakika verememesi halinde, deplasmanda bile olsalar zorlayabilirler rakiplerini.

Daha dün Thunder'a karşı çok ağır bir mağlubiyet alan Lakers, üç maçtır kaybeden Rockets'a konuk oluyor. Hangi takımın çıkışa geçeceğini öngörmek kolay olmaz bu tür durumlarda normalde. Kadro avantajı halen Lakers'da ama dediğim gibi daha dün maç yaptılar deplasmanda. Yine de Kevin Martin'den yoksun Rockets'ı yenmeleri gerekiyor. Gasol ve tabii ki özellikle Kobe'nin dibe vurduktan sonra bugün farklı oynamalarını bekliyorum. Benim bugüne kadar izlediğim en kötü Kobe bile olabilir dünkü Thunder maçındaki. Zaten günün notlarında baya değinmiştim buna.

27 Mart 2010 Cumartesi

Günün En İyileri - 21, 22, 23 ve 24 Mart (Yılın En İyi Smacı)

Ve sonunda, yarın yakalıyorum güncel Top 10'u.

21 Mart:

Link

İşte bana göre yılın smacı... Shaun Livingston'ın havada topu Gasol'den kaçırıp, inanılmaz kısa bir mesafe ve zaman içerisinde yeniden kaldırarak vurduğu smaç. O kadar kılpayı yapabiliyor ki, çok kötü düşüyor. Çok uzun süre parkelerden uzak kalan Livingston yine sakatlanabilirmiş. Beni JR Smith'in 360'ından bile çok etkiledi. Ama biraz fazla underrated kaldı bana göre, pek konuşulduğunu görmedim bu smaç hakkında. 5 kere falan izledim herhalde... Tim Duncan'ın beni deli gibi şaşırttığını söylemeliyim Marvin Williams'ın basketinde. 3.2 saniye kala yanındaki Hairston'a vermek yerine resmen hediye ediyor Hawks'a iki sayıyı. Maç da uzatmaya gitmişti hatırlarsanız. Önemi sonradan ortaya çıkmıştı yani. Amare'nin smacının etkileyiciliği şuradan geliyor: Adam smacı bastığı sırada kafası neredeyse panyaya değecek ve potanın arkasına doğru ivmesi var. Josh Smith'in tek elle yaptığı alley-oop'u ve JoJo'nun pası elbette çok güzel. Günün 1 numarası ise görüntü olarak değil ama Duncan'ın ismi göz önüne alındığında etkileyici olmuş bence. Duncan'ın son 2-3 senedir yaşlandığını gözlemliyorduk, bu da gözümüze sokulan bir kanıt oldu adeta.


22 Mart:

Link

Iggy'nin Barnes'ı crossover ile bakkala gönderip bulduğu basket faul gayet güzel. Bogut'un bel arkasından verdiği bounce paslara alıştık bu sezon. Boozer'ın blok yaptığını bile nadir görüyoruz ama dışarı çıkıp Ray Allen'ı bloklaması ve topu rakip sahaya taşıyıp smaç basması pek şaşırtıcı. Ibaka'nın Duncan'a yaptığı blok pek fena. Horford'ın smacından sonra bu da yapılmazdı. Ibaka'nın bloğu çok acımasızca ancak Thunder sonra maçı kazanamamıştı. Amare'nin Toliver'ı yerle bir etmesi olağanüstü. Harika bir smaç gerçekten. Amare ameliyat olduktan sonra, zaman zaman 4 sezon önceki Amare'den sinyaller veriyor. Bu sezon ise All-Star sonrası bu sinyaller devamlı yanıyor resmen. Richard Jefferson'ı potaya soktuğu pozisyondan sonra sıra Tolliver'a gelmiş. Koleksiyon yapıyor Amare, sezonun en iyi 10 smacına kesin girecek ve muhtemelen de yılın smacı seçilecek, internet ortamındaki smaca verilen tepkiler bunu gösteriyor. Terrence Williams'ın kendi sahasından devre biterken attığı basket için de helal olsun diyeyim.

23 Mart:

Link

Diaw'ın arkasına dirsek ve bilek karışımı verdiği pas hoş. Baron Davis'in Dirk'ün arkasına uzanarak verdiği pas da fena değil. McGee'nin basket faulü inanılmaz ama steps olduğu da aşikar. NBA'de hakemler bu pozisyonlarda kesinlikle dikkat etmiyorlar ayaklara. Beaubois'nın smacı güzel ama Kidd'in attığı pas tek kelimeyle harika.

24 Mart:

Link

Keşke Dalembert kaçmasaymış da poster olsaymış, o zaman Top 10'da daha yukarılara bile tırmanabilirdi Ersan. Gerald Wallace'ın, oyuna küsmeyip çaldırdığı topu takip etmesi takdir edilesi. Konsantrasyon dediğimiz şey bu işte. Love'a yazık oldu. Josh Smith'in, Magic'i karıştıran smacını zaten yazmıştım daha önce. Harika bir takip smacı.

Monta Ellis: LeBron'dan Daha İyiyim

Monta Ellis dün gece son yılların hatta belki de tarihin en büyük bombalarından birine imza atmış. Geçenlerde bir spor yazarı tarafından "Durant Kobe'den iyi" şeklinde ortaya atılan iddia üstüne o da konuşmuş. Kendisine göre NBA'deki en iyi 3 oyuncuyu paylaşmış basınla. LeBron'un pas, defans, sayı, blok vs. yani herşeyi yaptığını söyleyip, ondan saymaya başlamış. Sonra şöyle devam etmiş: "İkinci olarak kendimi söylemeliyim. Ben herşeyi yapabiliyorum: Defans, sayı, pas, ne yapmam gerekiyorsa onu yapıyorum." diye. Bir numaraya da Kobe'yi koymuş "Onu kimse 1'e 1 durduramaz. Repertuarı çok geniş, defans da yapabiliyor. Tabii 4 tane de şampiyonluğu var." diyerek. Bu son kısmı önemli değil tabii ki. Önemli olan LeBron'un önüne kendisini koyması. Ligin en iyi 2. oyuncusu olmasını geçtim, Ellis en iyi 22'ye hatta 32'ye bile giremez...

Aslında yorumlanacak, üstüne birşeyler yazılacak bir kısmı yok bu açıklamaların. Sadece şunu soruyorum: Sizce bunları söylerken Monta Ellis'in kafası mı güzeldi? Dalga mı geçti? Yoksa Monta şizofren mi?

26 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Bu gece tek maç izledim ancak eminim ki Manu’nun bu maçta yaptıklarının yeri diğer hepsinden ayrı. 5 Cavs oyuncusuna karşı bitirdiği hücumlardan tutun attığı kritik üçlüklere, savunmadaki çabasından tutun takım arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlara kadar ne varsa yaptı adam. 30 sayı 6 asist 6 ribaundu bile sahada sergilediklerini kesinlikle yansıtmıyor. Boston’un Cleveland’la yaptığı maç gibi çırpınan taraf Spurs, maçın büyük bölümünü oynayan ise Cavaliers olsa da aradaki Ginobili farkı ile Spurs maçı vermedi. Spurs için kazanmanın formülü bu olmamalı ama sonuç olarak ligin en iyi takımını yendikleri için fazla itiraz edeceklerini sanmıyorum. Duncan da maçın çoğunda dinlense ve fazla göz alıcı rakamlara ulaşmasa da pota altında çok önemli işler yaptı. Spurs cephesinin maçı baltalayan ismi genel olarak George Hill’di. Yaptığı yararlı işler de vardı tabii ki o yüzden hakkını yemek istemiyorum ama felaket ötesi pasları ilk yarıya damgasını vurdu.
Çok baskın bir oyun oynamayan LeBron buna rağmen 27 sayı 10 asiste ulaşmayı başardı ve maçın başa baş gitmesinde çok önemli rol oynadı ancak sonlara doğru kötü oynanan ve maçın koparmış gibi görünmesine neden olan bir iki hücumda parmağı olduğunu eklemeliyim. Potaya gitse çok daha verimli olabilirdi onun açısından. Ancak koparmış gibi dememin sebebi Spurs oyuncularının son anlarda yaptıkları. Bir Spurs taraftarı olarak maçı izlerken büyük acı çektim resmen. 40 saniye kala farkı 8 sayıya çıkarıp iyi savunmayla Cleveland’ı durdur, ardından saçma sapan iki top kaybıyla maçı resmen hediye etmeye çabala. Cavaliers oyuncularının çabalarının hakkını yememek lazım, San Antonio oyuncularını çok zorladılar. İçeriden çok güzel sayılar buldular ancak belirttiğim gibi topu oyuna sokarken yapılan hatalar felaketti. LeBron’un serbest atışlarıyla fark üç sayıya kadar inse de Cleveland için süre yeterli olmadı ve San Antonio bu sınavdan 97-102 galip ayrıldı.

Eveet, sonunda sezon başından beri merak edilen oldu ve Nets, Pistons karşısında 9. galibiyetini alarak en kötü galibiyet yüzdesinin sahibi olmaktan kurtuldu. Tüm Nets’lilerden özür dileyerek söylüyorum, ne yalan söyleyeyim 10’muş 8’miş pek farkı olmasa da tarihe tanıklık etmek isterdim. Başka zamana kısmetmiş artık. Maça gelmek gerekirse, Brook Lopez Wallace’ın olmadığı maçta iyi iş çıkarmış, 17’de 14 ile 37 sayı atarak kariyer rekoru kırmış. Bir diğer rekor da 16’da 12’yle 31 sayı atan Yi’den gelmiş ve New Jersey aradığı galibiyeti Pistons’a karşı bulmuş.

Form tutmak için yılın en kötü zamanını seçen Danny Granger, son günlerdeki çıkışını bu maçta zirveye taşımış, 23’te 13’le 44 sayı bulmuş geçtiğimiz yılın en fazla gelişme kaydeden oyuncusu. Yani ben şahsen anlamıyorum, kaç maçtır kazanıyorlar güzel bir şey ama draft'ta üst sıraları alma şanslarını zora sokuyorlar. Çoğu zayıf rakiplere karşı olsa da son 6 maçtır galip geliyor Pacers. Gözlerini 2010 yazındaki serbest oyunculara diktiler demek ki.

Carmelo sayı ortalamasının altında kalsa da Toronto karşısında 25 sayı atarak en maçın en skoreri olmuş. Raptors’ın üstünlüğüyle biten üçüncü çeyreğin ardından Denver son çeyrekte 25 sayıyla geri dönerek maçı kazanmasını bilmiş. Tabii 25 sayıdan 5’inin yeri ayrı. Bitime 35 saniye kala Billups dipten gönderdiği üçlükle skoru 95’te eşitlemiş. Ardından Bosh faul atışlarından birinde isabet bulunca Denver son hücuma tek sayı geride girmiş. Melo’nun kaçırdığı şutu JR Smith dışarı tipleyip pozisyonu takip eden Nene topu tutunca Nuggets’a üç saniyelik bir şans daha doğmuş. Bu üç saniyede top ilk önce Billups’ı, ardından Carmelo’yu ve çemberi buluca maçı kazanan ekip de 97-96’lık skorla üç maçlık mağlubiyet serisini bitiren Denver olmuş.

Iguodala, Boston ile üçüncülük (ve düşük bir ihtimal ikincilik) mücadelesindeki Hawks’a triple double’ı bir asistle kaçırarak boyun eğdirmiş. 25 sayı 9 asist 10 ribaundu var. 12’de 9’la oynamış, kaçırdığı serbest atış sayısı şut sayısından 2 fazla. Jrue Holiday de 12 asistle kariyer rekorunu kırmış. Zaten takımın 25 asistinin 21’i bu ikiliden. Hawk’u 98-105’lik skorla devirmiş Sixers.

Dwyane Wade 30 sayı 7 asist 7 ribaundla takımına liderlik ederek Bucks engelini atlatmalarını sağlamış. 5 top kaybı performansını çok hafif gölgeliyor ama tüm hücumların onun üzerinden döndüğünü göze alırsak normal bu rakam. Bucks cephesinde direniş gösteren tek isim takımın kaderini değiştiren Salmons da bir yere kadar engel olabilince maç 87-74 Miami üstünlüğüyle sona ermiş.

Durant ve Westbrook Thunder’ın 91 sayısının 49’unu atarak felaket oynayan Lakers’ı devirdiler. Aralarında daha etkileyici olanı Westbrook’un 13’te 10’la 23 sayı 6 asist 4 top çalmayı yapmış olmasıydı. Genç oyuncunun deliciliği, Fisher'ın artık kötü bile diyemeyeceğimiz savunması, Bynum’un yokluğu ve Gasol’ün savunma yapmamaya karar vermesi birleşince Westbrook’un işi hayli kolaylaştı. Tabii orta mesafeli şutlarında da normalden daha yüksek isabet bulduğunu belirtmeliyim. Durant'ın ise de 7’de 1’lik üç sayı performansına rağmen (takım olarak da 18’de 2’ler) 26 sayısı var. Ancak dün takımın lideri kesinlikle Westbrook'tu. Durant sayılarının neredeyse yarısını maç koptuktan sonra bulurken, Westbrook Thunder'ın Lakers'ı dağıtmasının 1 numaralı sebebiydi. Delik deşik etti resmen savunmayı.

Dwight Howard sadece 7 şut kullanıp 6’sında isabet bularak 24 sayıyla kapadı maçı. 19 ribaundu 4 bloğu ve 3 top çalması var. Ama en önemlisi 16’da 12’yle attığı serbest atışlar. İki gün önceki Atlanta maçında da sayılarının yarısından fazlasını çizginden bulmuştu hatırlarsanız. Hal böyle olunca durdurulamaz oluyor doğal olarak. Yine de Magic’in bu maçlardan birini kaybettiğini hatırlamak lazım. Bu maçta Timberwolves’u 97-106 mağlup etmeyi başarmışlar.

Boşa kürek çekenler:
Kings’de Tyreke Evans olmayınca kendilerinden birkaç gömlek üstün Celtics’e karşı ayakta kalan isimler Carl Landry ve Beno Udrih olmuş. Landry’nin 16’da 10’la 30 sayı 8 ribaundu, Udrih’in ise 16 sayısı ve 12 asisti var. Diğer tarafta Celtics ilk beşinde Rasheed hariç bütün oyuncular bir şekilde katkı sağlamış; Rondo 18 asistle kariyer rekoru kırmış örneğin. Garnett’in de 13 ribaundu yanılmıyorsam bu sezon çıkabildiği en yüksek rakam. Yine Garnett’in sadece 26 dakika sahada kalarak dinlenme şansını yakaladığını da belirtmekte fayda var, Rasheed’in 6 faulle oyun dışında kalmasına rağmen.

Günün X-faktörü:
O’neal’ın sağ dizinden sakatlanıp sadece 7 dakika sahada kalabildiği maçta onun açığını kapatan isim Udonis Haslem olmuş. 35 dakika sahada görev alan Haslem, yaptığı 10 sayılık katkının dışında 18 ribaund toplayarak kariyer rekorunu egale etmiş.

Magic'in geride olduğunu görünce, izlemeye başladığım maçta, Ryan Anderson oyuna girdiğinde harika işlere imza attı. İlk çeyreğin sonlarında oyuna girdi ve yanılmıyorsam 10 sayı üretti. Bunda tabii Magic'in harika top dolaştırıp onu bomboş pozisyonlarda topla buluşturmasının da payı vardı. Maçın ikinci yarısını izlemedim çünkü bana göre Magic toparlanmıştı ve maçı kazanacağı belli olmuştu neredeyse. Anderson maçı 19 sayı, 9 ribaund (4 hücum) ile bitirmiş. Ama dediğim gibi asıl katkıyı, Minnesota öndeyken takımını öne geçirerek verdi.


Takımı baltalayanlar:
Kobe bir gece önce alınan önemli San Antonio galibiyetinden sonra inanılmaz batırdı. Önce istatistiklerini vereyim: 9 top kaybının yanında 11’de 4’le sadece 11 sayısı var; top kaybı ve faul toplamı attığı sayıdan daha fazla. Ve size şöyle anlatayım, bu istatistikler Kobe'nin dün gece ne kadar kötü olduğunu anlatmaya yetmiyor. İstatistiklere bakmasam 14'te 3 şut attığını ve 14 top kaybı yapmış olduğunu söylerdim herhalde. Maça Thunder hızlı başlayıp 14-4 gibi bir skorla öne geçince, o ana kadar hiçbir şey yapmadan Kobe sorumluluk almaya karar verdi. Ancak Kobe 'Yağlı parmak Barthez' gibiydi, dripling bile yapamadı, driplingi geçtim, olduğu yerde top bile sektiremedi Kobe. Üst üste top kayıpları yaparak Thunder'ın farkı daha da açmasına neden oldu."Bari şut atarak takımımı oyunda tutayım" dedi, onda da son derece başarısızdı ve gelip hücum oturmadan attığı 1-2 şut ile Thunder'ın ekmeğine daha da fazla yağ sürdü. Yani anlatılmaz yaşanırdı Kobe'nin bu performansı. Bir daha kaç tane böyle maçını görürüz acaba? Söyleyecek fazla şey yok, önceki OKC maçlarında etkili olamamasına şaşırdığımız Gasol de yine maçta yokları oynadı. 10’da 3’le 9 sayısı var sahada kaldığı 27 dakikalık sürede, onun dışında takımın pivotu olarak 5 ribaund aldı. Pek topla buluşmadığını da söylemem lazım. Lakers'lı oyuncular dün gece sağlam kafayı çekmişlerdir bu maçı unutmak için herhalde.

Bizimkiler:
Mehmet formunu 18’de 7’le sürdürmüş Indiana karşısında ve 27 sayı 12 ribaundla takımının iki alanda da lideri olmuş. Onun dışında Boozer’ın 22 sayı 11 ribaund ve Williams’ın 21 sayı 12 asist gibi hoş rakamları var ancak bir sorun olduğu ortada. Granger durdurulamaz bir performans göstermiş belli ki ama Pacers’tan 122 sayı yemek hiç iyi gösterge değil, sonuçta Playoff’ta karşılarında Granger’ın üst modellerinden çıkma ihtimali var. Bu arada Kirilenko’nun da en ihtiyaç duyulan zamanda su kaynatmaya başladığını belirtmek lazım. 4 sayı 2 asist 3 ribaund 1 top çalma 2 blok sadece istatistikleri, savunmadaki performansı da Granger’ın rakamlarıyla ortada zaten.

Son olarak Ersan ve Hidayet rahatsızlıkları nedeniyle forma giyememiş.

Arenas 1.5 Yıl Hapisten Yırttı

Uzun süreler gündemi meşgul eden Arenas'ın silah olayında sona gelindi. Yargıç, Arenas'a şeker gibi bir ceza verdi. Şeker gibi derken, Arenas hapis yatmayacak yani onu kastediyorum. Cezası şöyle: 30 gün halfway house'ta geçirecek. Halfway house nedir peki? Şudur: Hapishaneden çıkanların veya uyuşturucu/alkol bağımlıların, geçmişlerini arkada bıraktıktan sonra belli bir süre yeniden sosyalleşmeleri ve topluma alışmaları için kurulmuş bir klinik. Bunun yanında 400 saat kamu hizmeti ve "Şiddet suçu mağdurları" fonuna gidecek 5000 dolarlık bir para cezası aldı. Kısacası özetle: Gilbert Arenas iki yıl gözetim altında tutulmak kaydıyla serbest bırakıldı. Bu süre içerisinde her hafta veya her ay bir yetkiliye rapor verecek Arenas. Amerikan hukuk sistemine %100 hakim değilim ancak Arenas bu iki sene içerisinde aynı suçu işlemesi halinde 1.5 yıl boyunca hapis yatacak benim bildiğim kadarıyla.

Herhalde hapis cezası almadığını öğrendiği an, NBA'de attığı bütün maç kazandıran basketlerin toplamından bile daha çok sevinmiştir. Yalnız ufak bir muhtemel problem var Arenas açısından: Halfway house cezası bile Wizards'ın, onun kontratını feshetme çalışmalarını başlatması için yeterli bir sebep olabilirmiş. Ama hem bu yol çok engebeli olacak gibi gözüküyor, zira oyuncular sendikası böyle bir çaba karşısında sonuna kadar Arenas'ın arkasında duracaklarını ve savaşacaklarınına dair sinyaller vermişti. Buna ek olarak Wizards genel menajeri Grunfeld Arenas'a ikinci bir şans vereceklerini açıklamıştı bundan yaklaşık 1 ay kadar önce. Ben bu iki nedenden dolayı Wizards'ın Arenas'ı atmaya çalışacağını sanmıyorum.

Kısacası tatlı sonla bitti diyebiliriz bu korku dolu yolculuk Arenas için. Zaten Crittenton'ın 'sözde' gözetim altında serbest bırakıldığı göz önüne alınınca, Arenas'ın hapis yatması bir hayli saçma olurdu bence. Haydi bakalım Agent 6, gelecek sezon herkese kendini yeniden kanıtlaman gerekiyor. Çalış, çalış, çalış...

26 Mart Programı

27 Mart Cumartesi 01:00 / Minnesota Timberwolves - Orlando Magic
27 Mart Cumartesi 01:00 / Utah Jazz - Indiana Pacers
27 Mart Cumartesi 01:00 / Washington Wizards - Charlotte Bobcats
27 Mart Cumartesi 01:00 / Denver Nuggets - Toronto Raptors
27 Mart Cumartesi 01:00 / Atlanta Hawks - Philadelphia 76'ers
27 Mart Cumartesi 01:30 / Sacramento Kings - Boston Celtics
27 Mart Cumartesi 02:00 (NBA TV) / Los Angeles Lakers - Oklahoma City Thunder
27 Mart Cumartesi 02:00 / Detroit Pistons - New Jersey Nets
27 Mart Cumartesi 02:30 / Miami Heat - Milwaukee Bucks
27 Mart Cumartesi 02:30 (NTV) / Cleveland Cavaliers - San Antonio Spurs
27 Mart Cumartesi 03:35 (NTV Spor) / Northern Iowa - Michigan State
27 Mart Cumartesi 04:00 / New York Knicks - Phoenix Suns

İki tane fıstık gibi maç var NTV ve NBA TV'de. Pek fazla yorum yazamıcam ama Durant bu sezon Artest'e karşı çok zorlanmıştı ve son 2 maçtır izlediğim Lakers'da Artest'in abes bir seviyede savunma yaptığına şahit oldum. Durant'in lakabı Durantula ama Artest'in her yerden eli kolu çıkıyordu iki maçtır. Staples Center'da olsa çiğ çiğ yer Durant'ı derdim ama deplasmanda o kadar emin konuşmak, hiçbir oyuncu/takım (zaten Lakers hakkında birşey demedim ama olsun) için doğru değil.

NTV'deki maçta ise Spurs'e hiç güvenmiyorum. Her büyük takıma karşı itinayla yeniliyorlar. Sıradaki de Cleveland gibi duruyor. Lakers ve Celtics'e mesajı veren Cavs'in aslında Spurs'e mesaj vermesine bile gerek yok şu anki haliyle. 15 gün kadar önce Shaq ve LeBron'dan yoksun kadroyla yenmişlerdi onları. Üstelik Jamison da maçı yarım bırakmıştı. Şaka gibiydi kısacası Spurs açısından. Spurs için tek avantaj AT&T Center'da olması maçın ama Lakers'a karşı sökmemişti bu. Ondan önce de deplasmanda Magic'e ve Hawks'a yenilmişlerdi. Artık yeter deyip bugün bir direniş göstereceklerdir. En azından öyle umuyorum.

Northern Iowa hakkında bilgim yok ancak Michigan State'in ne kadar acaip top kayıpları yaptığını ve baskı altında ezildiğini yazmıştım. O nedenle NTV Spor'daki maça da ara ara bakmayı planlıyorum meraktan.

26 Mart 2010 Cuma

Marbury Çin'de Neler Yapıyor? - 2


Link

All-Star maçında 30 sayı, 10 asist istatistikler yaparak MVP olduğunu okumuştum ancak bunu paylaşmaya değer görmemiştim. Meğerse maçta, yukarıda gördüğünüz olaylar gerçekleşmiş. İlk bakışta "Vay anasını" dedirtiyor ama sonra NBA çizgisinin yerini kafada canlandırınca daha bir normal geliyor. Tabii NBA çizgisiyle kıyaslandığında bile, daha geriden attığının altını çizmekte yarar var. Özellikle ikincisi son derece abuk. Arenas'ın 2006'da Cavs'e attığı mesafeden bile uzak.

Sağolsun Sinan yollamış ben görmemiştim.

Günün En İyileri - 17, 18, 19, 20 Mart

17 Mart:

Link

Dwight Howard her maç bir tane sokuyo zaten bu oturarak yaptığı atıştan. Utah'ın takım halinde paslaşması mükemmel ve günün en iyisi bence. Jonny Flynn kime karşı smaca kalktığını zannetmiş veya kendisini ne zannetmiş acaba? Aaron Brooks'un 7'de 7 üçlüğü etkileyici elbette. LeBron'un alley-oop'u da yine harika. Maç içinde bu tarz smaçlar bastıkça insanlar o smaç yarışmasına girmediği için daha da üzülüyor.

18 Mart:

Link

Wade'in Magic defansını yararak bulduğu turnike ile Wright'ın çabası ile başlayan ve alley-oop smacı ile biten pozisyon fena değil ama sıradan bir gün diyebiliriz. Zaten bir Perşembe'den genelde daha fazlası çıkmıyor.

19 Mart:

Link

Ibaka'nın takip smacı ile Tolliver'ın George Hill'e yaptığı blok oldukça güzeller. Tolliver'ın bir de topu tutması ekstra bir etkileyicilik katıyor. İnsan insana yapmaz yani onu. Kobe'nin bakmadan, arkasına verdiği pasın basket faulle bitmesi hoş olmuş. LeBron'un artık her maç 7 tane koyduğu bloğu Kirk Hinrich göz göre göre yedi. Yanındakine verse sayıyla dönecekler. Budinger'ın smacını canlı izlemiştim. Baya baya kaşlarımı kaldırıp televizyona hayret içerisinde bakmıştım. O nasıl bir zıplamaktır öyle? Josh Smith'in harika smacında, Theo Ratliff "ne de olsa poster olduk, bari tam olalım" demiş. İnsan bir bloğa çıkar veya hiç gitmez oraya, ki Josh Smith her ne kadar insan üstü bir atletizme sahip olsa da Ratliff'in oldukça iyi bir blokçu olduğunu biliyoruz bu yaşında bile. Joe Johnson, Bobcats'in müthiş savunmasına rağmen, iki el üzerinden çok zor bir şutu sokuyor, takdir edilesi. Ama bu son saniye atışları ekstra zor olmadıkça veya playoff'larda gerçekleşmedikçe bana nedense yavan geliyor. Onun yerine müthiş bir asist veya inanılmaz bir smaç veya harika bir takım oyunu görmek daha memnun ediyor beni.

20 Mart:

Link

Carmelo'nun atışı belki güzel gözükmüyor ama bunu da canlı izlemiştim "Yok artık!!" diye tepki vermiştim. Bu atışın zorluk seviyesi gerçekten çok yüksek. Hakim Warrick'in bu ligdeki en atletik oyunculardan biri olduğuna artık herkes inanmıştır herhalde. Deron Williams'ın pas fake'i çok güzel gözüküyor ama efektifliği ne kadar yüksek tartışılır. Devin Harris'in turnikesini yeni gördüm şimdi. İnanılmaz zor bir turnike. Herkes pas vereceğini zannederken, havada asılı kalıyor ve Bosh'un arkasına elini uzatıp turnikeyi bırakıyor. Tabii pas vermemesi doğru karar mı tartışılır. Wade'in mükemmel bir zamanlamayla topu arkasından geçirerek savunmayı delmesi ve bıraktığı turnike güzel, çok nadir gördüğümüz bir hareket ama Wade'in bunu yapması nedense beni çok da şaşırtmadı. Chandler'a koyduğu blok bana göre çok daha özel bir hareket, hem de arkadan yetişerek...