Suffisamment
2 hafta önce
Evet arkadaşlar, Konyalı Portlandlılar yeni, hevesli, burayı kendisininmiş gibi sevecek, sahiplenecek yazarlar arıyor.
Cleveland Cavaliers'ı satıp (bilmeyenler tık'layabilir), Utah Jazz'a gittiğinden beri ligin en çok sakatlanan oyuncularından biri olan Carlos Boozer, sağ elini kırdı ve kendisi yaklaşık olarak 2 ay sonra maça çıkabilecek. Sezonun başlamasına sadece 3 hafta kala, bu Bulls için şevk kırıcı ancak bizim için de ümit verici bir haber oldu. Çünkü Boozer sezon başladıktan sonra 5 hafta yani yaklaşık 15-16 maç kaçıracak. Bu az bir süre değil. Bulls'un uzun rotasyonu da sadece 4 kişiye düştü: Noah, Gibson, Thomas ve Ömer. Boozer'ın yokluğunda Ömer kendisini gösterebilirse, rotasyonda Kurt Thomas'ı tamamen saf dışı bırakıp istikrarlı bir şekilde dakika almaya başlayabilir. Hoş, an itibariyle 38 yaşına basmış olan Kurt Thomas'ı ben zaten direk Ömer'in arkasına koyarım rotasyonda ayrı konu. Tabii Thibodeau ne düşünüyor onu bilmem zor. En son konu hakkında biraz araştırma yaptığımda bazı yazarlar Kurt Thomas'ı tecrübesiyle ön plana çıkarıyor, bazıları ise Ömer'in daha şanslı olduğunu söylüyordu.
- Luis Scola sanki NBA 2K10'da orta mesafe şutu 99'a çıkarılmış gibi oynadı Brezilya'ya karşı. Maç boyunca zannedersem 1 veya 2 tane şut kaçırdı, geri kalanlar atamadıkları pota dibindendi. Zaten toplam 14/20'ydi yanlış hatırlamıyorsam şut isabet oranı. Bir uzundan böylesine muhteşem bir şut performansı izlemek gerçekten inanılmazdı. İki taraf da haketti ama Scola "Brezilya sen dur, biz yolumuza devam ediyoruz" dedi. Bu arada Prigioni'nin de hakkını verelim, Scola başta olmak üzere bütün takım arkadaşlarını doğru yerlerde topla buluşturdu ve besledi. İnanılmaz pick & roll oynadılar. Brezilya'da Giovannoni büyük sıkıntı çekti Scola'yı durdurmak konusunda. Splitter'in de az dakika almasına şaşırdığımı söylemeliyim.
Efendim hikayeyi zaten büyük çoğunluğunuz biliyordur. Yunanistan çakallık yaptı. Rusya adeta büyük boy Metro yemiş gibi enerjik oynarken, Yunanistan topu rakip potaya atmak istemiyordu resmen. Neredeyse her şutlarını el üstünden atıyordu Yunanistan. Ayrıca 2-3 Rusya hücumundan birinde ancak doğru düzgün savunma yapıyorlardı. Amaçları açıktı grup üçüncüsü olarak, D grubunda çok büyük ihtimalle 3. olacak İspanya ile karşılaşmaktan kaçacaklardı. Hatta ardından çeyrek finalde Amerika'yla eşleşmekten de kurtulmuş oluyorlardı. Ne de olsa Fransa, Yeni Zelanda'yı yenecekti değil mi? Ama kazın ayağı öyle değildi işte, Yeni Zelanda takımı Haka dansı yaparak gaza gelip, Metro'ları yiyerek enerjiyi alınca, Fransa yenilgiden kurtulamadı. Bu sonuçla İspanya ikinciliğe çıktı ve Yunanistan'a ne oldu? Amerika'dan kaçtılar belki ama yine de kapak oldu. İspanya da bu kapağın altında işte. Oh olsun. Fakat bizim açımızdan bakınca, Yeni zelanda'nın gazı ve enerjisi biraz fazla kaçtı ve ismini 'markalaştırmış' Abercrombie'nin ballı (daha doğrusu panyalı) üçlüğü nedeniyle, onlar da bizden kaçıp Rusya'yla eşleştiler. Bize daha zorlu olan Fransa düştü. Tabii şutörleri yok, atletik olmalarına rağmen biz daha iyi ribaund alan bir takımız, savunmamız da üst düzeyde bu turnuvada (nazar değmesin), o yüzden çok sorun çıkaracaklarını düşünmüyorum bize ama Yeni Zelanda gelseydi şimdiden çeyrek finale bakabilirdik, o rahatlıkta değiliz orası kesin.
Biliyorsunuz tatildeyim ve evet biliyorum özlediniz. Ben de özlemedim dersem yalan olur. Umarım en yakın sürede dönüş yapacağım. Elbette gerek NBA gerek Dünya Şampiyonası'nı takip ediyorum ve az önce olan bir olayı yazmadan edemedim.
Dünyanın en büyük spor organizasyonlarından biri olan FIBA 2010 Dünya Şampiyonası bu yıl 28 Ağustos ve 12 Eylül tarihleri arasında Türkiye’de gerçekleşecek. Ülkemiz için çok önemli olan bu organizasyonun en büyük sponsoru Beko, basketbolseverlere şampiyona heyecanını dolu dolu yaşatmak için, www.beko2010.com sitesini sunuyor.Haziran ayından itibaren yayında olan sitede, ülke tanıtımları, şampiyona tablosu, takım kadroları ve son dakika haberleri gibi bölümler yer alıyor. Güncel bilgilerin yanı sıra, basketbolseverler için birçok farklı içerik bulunuyor. Kullanıcılar siteye üye olarak, NTV SPOR’ da yayınlanan 5’te 5 Basket adlı basketbol bilgi yarışmasına ve Basketsever programına katılma şansı elde ediyor.
Evet biliyorum Kwame Brown'ı başka takım alınca "Heat fırsatı kaçırdı" demek biraz abes oluyor ama maalesef benim düşüncem bu yönde. Hani Kwame'nin muhteşem yetenekleriyle falan alakası yok tabii ki bu tespitimin. Hatta Ağustos ayının büyük çoğunluğunda tatil yapacağıma dair bir karar almadan önce bir Heat yazısı yazmaya başlamıştım "Geri Kalanlar Yeterli mi?" başlığıyla, yanına da "Kwame'yi Al Riley" yazmıştım. Niye? Çünkü Kwame en azından 2.11'lik boyu ve fiziğiyle gerçek bir pivot. Heat'in kadrosunda başka gerçek pivot yok. Tabii Big Z ile Magloire'ı saymazsak, ki saymamak Heat için doğru yoldur. Sadece bu ikiliye güvenip şampiyonluk için yola çıkmak riskli bana göre. Öte yandan Joel Anthony tamam blok kovalıyor, başarılı da oluyor, savaşçılığını beğeniyorum ama Bynum, Shaq, Howard gibi oyuncuların yanında çocuk gibi kalıyor. Kwame ise ne kadar Michael Jordan tarafından 1 numarada seçildiği için, işin hücum yönü ele alındığında yaklaşık 10 yıldır alay konusu olsa da, savunmada ortalama bir seviye tutturabilmiştir benim gözümde. Hatta bazı maçlarda şaşırtıcı bir şekilde gayet iyi savunma yaptığına şahit olmuşumdur. Kısacası ne kadar NBA'de dalga konusu olsa da, cüsseli rakip pivotların arkasında durabilecek bir isim Kwame. En en kötü ihtimalle boyalı alanda kullanılabilecek 6 faul hakkı daha verir taıma. Heat o yüzden kaçırdı diyorum kendisini.
Son bir haftayı tamamen tatil ilan ettim kendime blog'daki sessizlikten anlayacağınız üzere. Dedim ki post atmama trendini bu kötü haberle kırayım. Evet hiç belli etmesem de(!) kötümser bir yapım vardır. Neyse efendim Nene ile Splitter, Brezilya milli takımının yaptığı antrenmanlara katılmamışlardı başlarda. Sonradan dahil olmuşlardı. Ancak bir süre takımla çalıştıktan sonra, Cuma günü Fransa maçın çıkan Nene, 12 dakika sonunda bacağındaki acılara dayanamayarak kenara gelmiş. Baldırında çekme varmış yanılmıyorsam. 5-10 gün kadar dinlenmesi gerekiyormuş sakatlıktan kurtulmak için. Teknik yönetim de bunun üzerine Nene'nin yerine Le Mans'ın pivotu Batista çağırmış.
Amerika Milli Takımı, Türkiye'ye getireceği kadroyu %90 oranında belirledi. Turnuvaya gelecek takımlar kadrolarını 12 kişi ile sınırlandırmak zorundalar, Amerika dün alınan bir kararla 13'e düştü: McGee ile Green kadrodışı kalan isimler oldular. Beklenen bir gelişmeydi bu benim açımdan. McGee'nin Türkiye'ye gelmesini zaten çok az kişi bekliyordu ama Green'in 3-4-5 numaraları oynayabildiği için kadroda kalacağını düşünenler vardı. Birkaç defa belirttim blog'da, Green beğendiğim bir oyuncu değil kesinlikle. Şutuna güvenilmeyen, dışardan oynayan bir 4 numara yani sonuçta. Kalan 13 kişi şu şekilde:
Nets’in transfer haberlerinden hızlı hızlı devam edelim değerlendirmeye, yoksa bitecek gibi değil. Malum, bütün takımı yenilediler aşağı yukarı. Sean May de takıma yeni katılan parçalardan biriydi, 1 yıllık minimum kontratla. Bir nevi deneme amacı taşıyor diyebiliriz bu anlaşma için. Peşinen fikrimi söyleyeyim, bu fiyata alınabilecek iyi bir oyuncu May. Eğer Troy Murphy’yi takıma katmasalardı daha da umutla bakmak mümkündü bu anlaşmaya ama şu an yedek 4 numara olarak dahi süreleri epey kısalacak gibi, çünkü önünde kendisinin yapabileceği her şeyi yapabilen, çok daha atletik ve genç bir Favors olacak.
New Jersey Nets'ten Temmuz ayı içinde "Artık yaşlandım gelecek nesillere bırakıyorum işleri, emekli olacağım" diye ayrılan Rod Thorn, 76'ers ile anlaştı. Stefanski'nin üzerinde bir göreve yani 76'ers'ın başkanlığına getirildi Thorn. Bir zamanlar Nets'de aynı bu şekilde çalışmışlardı Stefanski ile. Thorn için baya kısa süren bir emeklilik oldu anlayacağınız. Thorn, Nets'den ayrılmasında Prokhorov ve onun adamlarıyla arasındaki fikir ayrılıklarının etkisi olmadığını açıkladı. Aslında oldukça iyi anlaşmasına rağmen, Nets kulübünde miadını doldurduğuna inandığı için bırakmış Thorn yani. Tabii bundan 15 gün önce kazın ayağı öyle değildi. Neyse, vardır aralarında bir husumet, Thorn, Prokhorov kendisine uzun süreli bir anlaşma teklif etmediği ve güvenmediği için rahatsızlık duymuş bazı kişilere göre.