BIY AD

2 Mart 2011 Çarşamba

Murphy Celtics'i Seçti

Daha dün yazmıştım zaten Murphy ve gidebileceği 3 takım hakkında. Ona bir bakmanızı öneriyorum en başta.

Rondo - Allen - Pierce - Garnett - Krstic beşinin üzerine bench'e bakın hele: O'Neal Brothers, Delonte West, Glen Davis, Jeff Green, Troy Murphy. Hadi Jermaine'i sallayalım o yalan oldu artık ama bakıyorsunuz hala inanılmaz derin bir kadro... Şu yedekler gerçekten muhteşem. Green zaten ilk 5 idi, Shaq deseniz hala iş yapar, Murphy bu sene Avery Johnson ile anlaşamasa da kariyerinin başından beri kalitesi belli, Delonte West ruh hastası olmasının dışında çok kaliteli bir kombo guard'dır, Glen Davis her türlü pis işi yapıp enerji verir. Yani gıpta ediyordur rakipler herhalde. Ah bir de Krstic'in yerine Perkins ile düşünsenize kenardan da Green'i çıkarıverin n'olucak... Yine muhteşem bir bench ve bu sefer sertliklerinden de birşey kaybetmemiş olacaklardı. Ah Ainge ah diyorum. Murphy'e dönelim.

Sezon başında "Murphy evine döndü, New Jersey'de çok mutlu, üstelik Lopez haricinde doğru düzgün uzunları yok. Murphy maç başına 30-35 dakika alacak" deniyordu. Hatta bu nedenle fantazi basketbol dünyasında, draftların üst sıralarında seçiliyordu Murphy devamlı. Ben de yeniden yapılanan, gençlere ağırlık vermesi gereken bir takımda ne işi olduğunu merak ediyordum ve çıkan haberlere şaşırıyordum ondan seçmemeye özen gösterdim kendisini... Murphy benim şüphe ettiğim nedenden dolayı değil Avery Johnson ile anlaşamaması nedeniyle forma giyemedi Nets'te. Sezon boyunca ya kenarda ya evde oturdu. Form durumunu bilmiyoruz, muhtemelen çok da iyi durumda değildir ama playofflar'a bir aydan fazla bir süre var, kendini bulacaktır herhalde. Onun dışında bir süre problemi var. Doc Rivers, Jeff Green'i daha çok kısa forvette kullanmak istediğini gösterdi bize. Ama ona uzun forvette hiç süre verilmediğini varsaysak bile KG, Krstic, Murphy, Davis ve Shaq var ellerinde. Bu adamların hepsi dakikalarını hakeden isimler. Nereden, kimin dakikaları kısılacak, kim bench'i poposuyla ısıtma görevini üstlenecek bilmiyorum... Murphy'nin 4 veya 5 numara oynarken rakip uzunu dışarı çekmesi Rondo ve Pierce gibi çembere giden Celtics oyuncularının işine yarayacaktır. Savunmada da Dwight Howard, Boozer veya Bosh'un karşısına koymadığınız sürece aşırı sırıtmaz. Ama işte keşke içeride sert bir uzun olarak Perkins olsaydı yanında, KG ile beraber ana uzun rotasyonunu oluştursalardı. İşte o zaman tadından yenmezdi bence.

İnanılmaz derin bir takım oldular. Son iki sezonda Garnett, Perkins, Daniels gibi isimlerin playofflar'da takımdaki yerlerini alamamaları nedeniyle ağzı yanmış olsa gerek. Baksanıza şimdi yoğurdu böyle kalabalık bir şekilde, üfleyerek yiyolar.

1 Mart Programı

2 Mart Çarşamba 02:00 / Golden State Warriors - Indiana Pacers
2 Mart Çarşamba 02:00 / New Orleans Hornets - Toronto Raptors
2 Mart Çarşamba 02:00 / Dallas Mavericks - Philadeplhia 76'ers
2 Mart Çarşamba 02:00 / New York Knicks - Orlando Magic
2 Mart Çarşamba 03:00 (NBA TV) / Los Angeles Lakers - Minnesota Timberwolves
2 Mart Çarşamba 03:00 / Detroit Pistons - Milwaukee Bucks
2 Mart Çarşamba 03:00 / San Antonio Spurs - Memphis Grizzlies
2 Mart Çarşamba 05:00 / Houston Rockets - Portland T.Blazers

Program açısından pek iyi bir akşam olmayacak NBA için. Bir çok maçın aynı anda başlayacak olması bizler için kötü. Gecenin en dikkat çekici maçı şüphesiz Knicks'in Magic deplasmanında oynayacağı mücadele olacaktır. Heat karşısında beklenmedik bir galibiyet alan Knicks'in Florida'nın öbür yakasında neler yapacak göreceğiz. Batı'nın ilk üç takımı da bu gece sahne alacak. Dallas, Doğu'da play-off kovalayan ve son 4 maçını kazanan Sixers'a konuk oluyor. Lakers'ın Wolves deplasmanında oynanacağı karşılaşmayı da televizyondan takip edebileceğiz. San Antonio ise iki gece önce evinde mağlup ettiği Memphis ile deplasmanda karşılaşacak. Memphis açısından oldukça önemli bir karşılaşma olacaktır zira takipçisi Suns ile yarım maçlık bir fark kaldı. Golden State ve Indiana arasında oynanacak mücadele ise bol skorlu geçebilecek zevkli bir maç olabilir.

1 Mart 2011 Salı

Perkins'le 4 Yıl Devam (Küçük Bir Thunder Değerlendirmesi)

Oklahoma City Thunder, takasın son günü Jeff Green karşılığında bünyesine kattığı Kendrick Perkins ile 4 yıllık 35 milyon dolar karşılığında sözleşme uzattı. Beklendik bir gelişme ama isterseniz kontratın şartlarını değerlendirmeden önce biraz geçmişe dönelim, bundan bir iki ay önceye... Perkins'in Celtics'in kontrat uzatma teklifini reddettiği haberleri çıkmıştı hatırlarsanız. Kendisine teklif edilen miktarın 4 yıl için 30 milyon dolar olduğu iddia edilmiş ancak daha sonra Perkins bu miktarı yalanlayıp 4 yıl için 22 milyon dolarlık bir teklif aldığını açıklamıştı. Bunun 30'undan çok büyük bir farkı olduğunu söylemişti. Yani bir anlamda "22 değil de 30 teklif edilseydi kabul ederdim." demeye getirmişti. Bu koşullar altında değerlendirdiğimizde biraz tuzlu gibi görünüyor Thunder açısından sözleşme. En azından böyle bir hissiyat uyandırıyor.

Şimdi olayın daha önemli boyutuna dönelim. Yani fiyat/performans değerlendirmesine... Bu aşamada "Perkins parkede ortaya koyabildikleriyle bu kontratı hak ediyor mu"dan ziyade, "Perkins parkede ortaya koyabilecekleriyle bu kontratın hakkını verebilecek mi" diye değerlendirmek daha doğru olacak. Çünkü ortada önemli bir yatırım var. Takas ilk gerçekleştiğinde hayli analiz yapmıştık ve ben de sıkça dile getirmiştim Celtics açısından yanlış bir hamle olduğunu düşündüğümü. Thunder cephesine döndüğümüzdeyse belki o kadar karamsar bir tablo yoktu zihnimde ama emin de olamıyordum bu hamlenin iyi sonuçlar doğurabileceğine. Presti'nin Thunder'ın başına geçtiğinden bu yana yapmış olduğu hareketler içerisinde, sorgulanmaya tek açık olanıydı belki de bu takas. Çünkü Thunder'ın iki senedir iyi bir şekilde ortaya koyduğu, kendilerini playoff ilk turunda Lakers'ı eleyebilme eşiğine kadar getirmiş, dahası batının dişli takımlarında biri konumunda kalmalarını sağlayan oturmuş bir sistemi vardı...

Bu sistem daha çok Westbrook-Durant ikilisi üzerine kurulmuştu ancak Green de sistemin önemli bir halkasıydı. Rakiplere eşleşme sorunu yarattığı gibi, ligin eşleşme sorunu yaratabilecek ters oyuncularına karşı da savunmada ilaç gibi geliyordu. İspatı açısından pazar gecesi oynanan Lakers-Thunder maçı güzel bir rastlantı oldu. Odom'ın Collison karşısında neler yaptığını izleme imkanı olanlara tavsiye ederim. Perkins'in savunmada Thunder'a sağlayacağı katkı elbette çok mühim. Ancak hücum boyutunda biraz sıkıntı var. Thunder hücumları daha çok Westbrook'un pick'n roll sonrası içeri çılgınca penetreleri ve Durant'in perde çıkışlarından ve birebirden çıkaracağı sayılar üzerine kurulu. Bunların haricinde çok bir hücum opsiyonları yok ve bu şekilde playoffta zorlanacakları aşikar. Tüm bunların üzerine bir de koyun Perkins'i Thunder hücumlarında boyalı alana. Westbrook-Durant ikilisinin penetrelerini baltalama ihtimali az mı sizce? Bence pek az sayılmaz. E, bu kadar kısıtlı hücum imkanlarıyla da Thunder belli bir seviyeye kadar gelebilir anca. Yani demek istediğim Perkins Celtics'teyken yapabildikleriyle şampiyonluğun kaderinde en kötü ihtimalle küçük de olsa etkili oluyordu. Sakatlık sorunlarını falan bir kenara bırakıp konuşuyorum. Eğer alınacak şampiyonlukta küçük de olsa katkısı olacağına inandığınız bir oyuncuysa senelik 9 değil 19 feda olsun ama Thunder cephesinde böyle bir ışık göremediğimden dolayı kendisine verilen ücret fazla.

Gecenin Hareketleri - 28 Şubat


Link

Andersen'in, Zaza'ya yaptığı blok normal bir listeye zirveden bile girebilirmiş. Topu tribünlere yollamış birdman. Nick Young'ın, Miles'ın elinden alıp vurduğu smaç güzel. Rose'un asist pozisyonlarında tüm sahayı ne kadar süratli geçtiğine dikkat edin, etkileyici bir hız gerçekten. Clippers adına yapılan alley-ooplarda kerametin Baron'da olmadığını tahmin ediyorduk, Mo-Jordan ikilisinin hareketini gördükten sonra aklımızda hiç soru işareti kalmadı. Benim favori hareketim ise Humphries'in Lopez'e yaptığı blok. Biraz bileği de götürmüş arada ama faul çalınmamasına sevindim ne yalan söyleyeyim.

Nazarımız Değdi


Link

Önce görüntüyü verelim maçı izleme şansı bulamayanlar için. Aşağıda değineceğim konulara yabancı kalmamanız adına videoyu 50. saniyesinden 85. saniyesine kadar izlemenizi tavsiye ediyorum.

Dün bu postta Nash-Hill ikilisinin tecrübesinden dem vurmuştuk. Henüz üzerinden 24 saat geçmemişti ki bu iki oyuncunun çaylaklara taş çıkaracak seviyedeki hatalarından dolayı az kalsın maçı kaybediyordu Suns. Özellikle Nash'in yaptığı hata kabul edilir gibi değil. Takımı üç sayı öndeyken topla buluşan adamına faul yapmaya çalışıyor ama beceremiyor. Morrow tam şuta kalkarken arkadan elini uzatıyor blok yapmak için ve faul alarak rakibin eştliği sağlamasına imkan veriyor. Bu arada faul düdüğünün de ne kadar doğru olduğu tartışılır. Ters açıdan sanki topa müdahele etmiş gibi görünüyor Nash ama bu bir bahane olamaz elbette. Hemen ardından Hill topu oyuna 5 saniye içerisinde sokamıyor ve Nets'e adeta, maçı altın tepside sunuyor. Dikkat ederseniz Carter ve Warrick'in müsait sayılabilecek bir pozisyon almasına karşın Hill'in topu arkadaşlarına yollayamadığını görürsünüz. Bu düdük de tartışmalı aslında. Hakemin eline bakınca henüz 5. saniyeyi işaret etmeden düdüğü çaldığı görünüyor.

Suns'ın elindeki maçı kaybetme noktasına getiren başlıca sebebe değinelim isterseniz... Hill değil ama Nash'in fiziki handikaplarının yanı sıra mental açıdan da zaman zaman sıkıntı yaşadığını biliyoruz. Takıma yaptığı katkı tartışılmaz bile ama son topları, kritik dakikaları oynayamamasıyla meşhur bir süper star kendisi. Kriz anlarında iyi iş çıkardığı maçlar da oluyor belki ancak genellikle çuvallıyor. Buna bir de yorgunluğu ekleyin. Gentry bir süredir Dragic'in yerine gelen Brooks'u rotasyona sokmaya çalışıyor. Bu sancılı süreçte Brooks çok fazla süre bulamıyor ve yavaş yavaş takıma ısındırılıyor. Haliyle olan Nash'e oluyor. Adam son maçlarda doğru düzgün dinlenemedi ve bu da performansına yansımaya başladı yavaştan. Kariyeri boyunca yüzdeli hücum etmesiyle bilinen Nash'in son üç maçtakı şut isabet oranlarını veriyorum sıkı durun: 2/12, 4/15, 3/13. İşin Suns açısından kötü tarafı, takımın playoff şansını sürdürmesi için ne Nash'in dinlenme, ne de Gentry'nin onu dinlendirme lüksü var. Fikstürleri dudak uçuklatacak cinsten.

Blog'uma Dokunma !!!


Link

Bilmeyenler için; Digiturk bazı blog'larda kaçak olarak Ligtv maçları yayınlandığı için mahkemeye başvurup Türkiye'den blogspot adreslerine erişimi yasaklattı. Bu hareket Konyalı Portlandlılar da dahil olmak üzere, binlerce blog'u etkiledi. Bu videoların yanısıra, twitter'da #blogumadokunma ile yazılan mesajlarla verlen tepkiler mevcut. İnternet sansürü bakımından bir Çin olma yolunda ilerliyoruz orası kesin. Yakında devlet siteleri hariç hiçbir şeye giremiyor olacağız. Aynen devam!
Herhangi bir blog'a erişim için internet bağlantınıza şu DNS ayarlarını yapmanız yeterli olacaktır diye düşünüyorum: 208.67.222.222 ve 208.67.220.220


Link

Deja Vu


Link


Link

Yukarıdaki videolar arasında 7 farkı bulabilir misiniz? Bence zor. İki gece üst üste uzayan maç, uzatmanın son saniyelerinde sahneye çıkan ve bu maçları Suns'a getiren Frye... Tesadüf sanmayın sakın ne maçların uzamasını ne de Frye'ın bulduğu isabetleri. Açıklayayım;

Suns bu iki karşılaşmada da oyunun genelinde üstündü ama maç sonlarında yakalandı. Neden, çünkü kadronun en önemli oyuncularından ikisi genç yaşta evlenselerdi eğer, şimdiye torun severlerdi kucaklarında, o kadar yaşlılar neredeyse yani. Maç sonlarında yorgunluk baş gösteriyor ve organize olmakta zorlanıyorlar. Bu sebeple de rakiplerine yakalanıyorlar. Frye'ın yolladığı şutlarla maçı kazandırması da tesadüf değil. Bana inanmıyorsanız videoları izleyin. Gentry'nin çizdiği sete dikkatle bakın, hiçbir fark olmadığını göreceksiniz. Önce Frye Nash'e perdeye gidip savunmanın dikkatini onun üzerine kaydırıyor. Ardından dışarı doğru açılırken kendisine gelen bir başka perde ve yolladığı şut... Özellikle Frye için yapılan perdeler çok önemli. Dudley ve Gortat perdeyi mükemmel zamanlama ve pozisyonda yapıyorlar, böylece Frye topu aldığında şut atacak vakti buluyor. Akabinde ise dikkat ederseniz Pacers maçında Rush olaya çabuk uyanıyor ve switch yapıyor ama boyu kısa kaldığı için kesemiyor Frye'ın şutunu. Nets'e atılan baskette ise Lopez'in nasıl uyuduğunu görüyoruz. Basketbolda şans faktörünün de önemli olduğuna inanırım ama bu tarz zeka barındıran hareketlere bayılıyorum.

Bu İşler Sana Göre Değil Jordan

MJ - Gerald'cığım faxla imzayı attılar. Yol verdim sana Portland tarafına doğru...
GW - Huh?

Perşembe günü G-Wall'u Portland'a bedavaya gönderen Jordan (kendisinden yönetici olarak bahsederken Majesteleri diyesim gelmiyor da), Associated Press'e röportaj vermiş ve takası yapma nedenlerni savunmuş. Associated Press demişken Levent Kırca'yı da analım, ne olduğunu bilmeyenler kesin tıklasın!

Konuya dönelim. Efendim siz hiç böyle birşey duydunuz mu? Mitch Kupchak Gasol'u, Rich Cho G-Wall'u niye aldıklarını çıkıp açıklıyorlar mı? Neden açıklasınlar değil mi? Adamlar kazığı atmış, bütün dünyaya mı duyuracaklar "Bakın ben kazık attım benle bir daha takasa girerken iyi düşünün" diye? Yani kısacası bir halt yediyseniz bunu açıklama gereği hissedersiniz. Örneğin sevgilinizle yıldönümünüzü unutursanız, açıklama yapmaya çalışırsınız. Gerçi tam tersi bir durumda, eve durduk yere çiçekle gelirseniz de sorgulanma ve açıklama yapma ihtiyacınız doğabilir. Kadın milleti işte. Bak yine konudan saptık...

Evet ne diyorduk. Jordan Gerald Wallace'ın gidişinin, ileride salary cap'in açılması ve yeniden yapılanma için gerekli bir hamle olduğuna değindi. Peki Jordan hadi diyelim ki öyle. Bu oyuncuyu çok daha yüksek bir fiyata satamaz mıydın? Zaten ölü G-Wall'un değeri, biten bir kontrat artı 2 draft hakkıdır. O zaman istim üstündeki bir G-Wall'un değeri de çok daha fazladır haliyle.

Onun karşılığında en az bir tane genç, ufak kontratlı yetenek koparmak şarttır bence. örneğin Beaubois. Dallas'a da cuk otururdu hem Wallace. Ha tabii konuşmuştur takımlar ve Cuban muhtemelen Roddy-B'yi bırakmak istememiştir. Olabilir. Hatta belki şu anda elinde genç yeteneği olan takımların hiçbiri ilgilenmiyodur G-Wall ile. Düşük bir ihtimal ama mümkün yani. Hal böyle olsa bile, yahu seneye beklesene Jordan. Yıldız oyuncunun kontratı 3 sene sonra bitiyor. Sen bu dönem içinde istediğin her an ama her an, zaten minimum bu aldıklarını alacaksın. Ayrıca Bobcats'in elinde o kadar kötü kontratlar var ki, önümüzdeki yazı beklemeleri lazım en iyi ihtimalle. O zaman Gerald Wallace'ı hemen şu anda yollamanın anlamı yok ki. İşte bunu açıklayamaz Jordan...

Yoksa her sene yeni bir yapı kurma yoluna giren 4-5 takım görüyoruz ligde. Yıldızlarını bazen ucuza bazen normal fiyatına veriyorlar. Ama Jordan'ın verdiği kadar ucuza nadiren tanık oluyoruz (Birileri Pau Gasol mu dedi?). Yıldız oyuncu takımdan ayrılmak istediğini açıkça söyleyip takasını istemişse bile bu kadar ucuza gitmeyebiliyor... Daha yeni, Knicks'in Carmelo'ya ne ödediğini biliyoruz. Tamam G-Wall'u Melo ile kıyaslamak gibi bir derdim yok ama anladınız herhalde ne demek istediğimi. Bu tür takaslarda hep teşvik edici parçalar olmalıdır yeniden yapılanan takım için. Tek başına biten bir kontrat yeterince iyi değildir.

Jordan ise sırf Gerald Wallace'ı yeterince beğenmediği için bedavaya göndererek takımına zarar verdi ve yaşayacakları gelişimi yavaşlattı. Sonra da çıkıp "Öyle demeyin güzel bir takastı" diyor. Biz de yedik...

Havlu Skandalı


Link

Görüntüler pazar gecesi oynanan Lakers-Thunder maçından. Lakers 3 sayı farkla önde ve bitime 10 saniye varken Odom 2 serbest atıştan yararlanamıyor ve Lakers adına maçı koparma fırsatını tepiyor. Hemen ardından alınan molada ise Kobe havluyu Odom'ın suratına doğru fırlatıyor. Odom o an herhangi bir tepki vermiyor takım arkadaşına ama söylenenlere göre Kobe'nin bu hareketini gören Khloe Kardashian(Odom'ın eşi) çok sinirlenmiş. Hatta ilk karşılaşacakları yerde tepkisini gösterecekmiş.

Pozisyona dönecek olursak, league pass sağolsun çok kötü bir yayın yaptığı için o maçta, tekrarını izleyemiyoruz. İzlediğim kadarıyla Kobe bir tepki olarak atmış gibi görünmüyor o havluyu. Sonraki hareketlerinden yanlışlıkla olduğu izlenimi veriyor. En azından benim yorumum bu şekilde. Yok eğer sinirlenip de yaptıysa bu hareketi çok büyük ayıp etmiş olur. Hani geçtiğimiz sene Suns serisinde Vujacic'in yaptığı gibi bir sorumsuzluk, işgüzarlık yok ortada. Serbest atış kaçırdığı için adama mı yüklenilirmiş, sanki isteyerek kaçırdı. Kaldı ki ilk yarı fark 15 sayıya çıkmışken tek başına maçı kafa kafaya getiren adam da Odom'dı. Thunder'a karşı eşleşme avantajını çok iyi kullandı. O konuda da bir yazı yazmayı düşünüyorum ama artık ne zaman fırsat bulabilirim bilemiyorum.

NBA'de Bugün - 28.02.210

Celtics 107 - Jazz 102
Yaptığı takaslarla ileri gittiği şüpheli olan iki takımın mücadelesi beklenenden fazla çekişmeli geçti. Celtics pota altının sekteye uğradığını formda bir Jefferson'un neler yapabildiği ile gördük tekrardan. Jefferson 28 sayı-19 ribaund ile oynamasına rağmen tecrübeye yenik düştü. Maçın kahramanı 5/8 üçlük isabeti ile oynatıp 25 sayı üreten Allen oldu. Son çeyrek kritik atışlarda isabet ularak takımını ayakta tutan ve galibiyete götüren isim oldu. Utah'ta geçen maç olduğu gibi Millsap&Krilenko ikilisinin skora olan katkıları vardı. Celtics'te ise ilk beşin tamamı çift haneli rakamlar üretti. Geçen maça göre Kristic'in daha çok süe aldığını gördük aynı zamanda.

Hawks 90 - Nuggets 100
Batı turnesi inişli çıkışlı geçen Atlanta, Denver deplasmanından da eli boş döndü. Genç ve dinamik kadrosuyla bir anda dikkat çeken bir takıma dönüşen Denver, Gallinari'nin eksikliğine rağmen kazanmayı bildi. İlk beş başlayan Afflalo ve Lawson'un kötü performans sergilediği maçta benchten elen kısalar Felton ve Smith kurtardı. Smith benchten gelerek 19 sayıyla takımının en skoreri oldu ve play-off yarışında Denver'ın sıra kaybını önledi. Hawks'ta ise Joe Johnson 22 sayısına rağmen kaçırdığı şutlarla dikkat çekti. Takımın iyi oynayıp kazanabilmesi için gerekli katkının Josh Smith'ten gelmesi gerekiyor bence. 21 sayı-16 ribaund ile Horford'da günün iyilerindendi.


Bulls 105 - Wizards 77
Doğu'da form grafiği yüksek olan takımlardan Chicago, Wizards engelini kolay aştı. Bu erken kopan maça rağmen görüyoruz ki koç yine bench isimlerine süre vermemek için çok çalışmış. Ribaundlarda ve boyalı alanda üstünlüğü kuran, rakibine de skor üstünlüğünü maç boyu vermeyen Chicago'da Noah 19 sayı-11 ribaund ile fark yaratan isimdi. Rose ve Deng ise 21 sayılık katkı verdi. Ömer ise 15 dakika oyunda kaldı ve 2 sayı-7 ribaund ile maçı tamamladı. İyi performansını sürdürüyor. Wizards açısından hatırlanmak istemeyecek bir maç olmuştur şüphesiz. 15 sayı-11 ribaund ile takımının en etkili ismi Blatche oldu.

Suns 104 - Nets 103
Deron Williams'ın gelişi ile beraber Nets'te biraz olsun kıpırdanma oldu ama halen galibiyet hanelerini yükseltebilmiş değiller. Dün akşam buna çok yaklaştılar ama süre yetmedi. Maç sonunda Morrow'un küçük mucizesi (!) ile maçı uzatmaya götürdü Nets ama Frye'a engel olamadı. Pacers karşısında maç kazandıran baskete imza atan Frye yine Suns'un eline baktığı isim oldu maçın son hücumunda. Suns böylece Memphis ile arasındaki farkı yarım maça kadar indirmiş oldu. Bench rotasyonu ile oyuna tutunan Suns2ta formda isim Gortat 19 sayı üretirken, Nash ise 10 sayı-15 asist ile double-double yaptı. Nets'te iyi performanslar sergileyen Williams 13 sayı-18 asist-6 ribaund ile oynarken, Lopez ise 28 sayı-10 ribaund ile oynamasına rağmen alibiyeti getiremedi. Deron'un gelişi ile kıpırdanan isimlerden birinin Lopez olduğunu da söyleyelim.

Clippers 99 - Kings 105
Gecenin önemi bakımından en arka planda kalan maçına geçiyoruz. İddiasız iki takımın mücadelesinde gülen taraf benchten gelen yeni oyuncusu Thoronton'un etkili oyunuyla Kings oldu. Thoronton 29 sayısıyla alibiyeti getiren isim olurken, Udrih ise 19 sayı-7 asist ile başarılı bir performansa imza attı. Clippers'ta yeni gelen Mo Williams ilk beş çıkarken 16 sayılık katkı sağladı ilk maçında. Griffin yine pota altında 27 sayı-12 ribaund ile etkili bir maç çıkartmasına rağmen bir kez daha takımının yenilgisini önleyemedi.

Durun Siz Kardeşsiniz


Link

Hani derler ya "Sahada babamın oğlu olsa tanımam" videodaki de o hesap. NBA'in ikiz tayfasından Robin-Brook ikilisi dün gece karşı karşıya geldi ve kazanan Robin'in takımı Suns oldu. Görüntüler de maçın hemen başındaki bir pozisyondan. Ortada kalan topu kapmaya çalışan ikili öyle hırslanmış ki birbirinin yüzüne bile bakmıyor. Maç boyunca da benzer pozisyonlara sıkça rastladık. Evde annelerinden sağlam azar işitecekler gibi. Hazır konu açılmışken söylemeden geçemeyeceğim. Hamit-Halil ikilisi de dahil, yetenekleri arasında bu kadar bariz fark olan bir ikiz çifti daha tanımıyorum.

Knicks Brewer'ı Yolladı


Melo takasıyla aynı anda gerçekleştiği için çok geri planda kalmıştı bu hamle. İlk günden itibaren yazılıp çizilenler D'Antoni'nin Brewer'ı pek tutmadığı ve takımın kendisini serbest bırakacağı yönündeydi. Nihayet beklenen gelişme oldu forma şansı bulamadan yollandı takımdan. Bir maça çıksaydı da görseydik forma yakışıyor mu diye... D'Antoni'nin bu tercihini genel olarak hatalı buluyorum ama anlayışla karşıladığım noktalar da yok değil. Senelerdir dar rotasyonla oynamayı seviyor ve sisteminde şut atamayan kısaların katkısı minimuma iniyor. Aynı zamanda Azubuike'nin de yakın zamanda dönmesi bekleniyor. Bu faktörlerden dolayı kendisini anlayışla karşılıyorum ama kenarda da doğru düzgün adam yok ki. Benchten gelenler Walker, Williams gibi adamlar. Brewer bu oyunculardan kesinlikle daha yetenekli olduğu gibi Minnesota gibi yüksek tempoda oynayan bir takımdan geliyor. Yani sisteme uyum sorunu yaşaması imkansız. Aynı zamanda top çalabilme yeteneği var ve bu özelliği Knciks sisteminde çok işe yarardı. Çünkü bir an evvel skora gitme üzerine kurulu Knicks hücumlarının, çalınan topla sayıya gitme ihtimali diğer takımlardan çok daha yüksek. Ayrıca savunması da hiç fena değildir Brewer'ın. D'Antoni en azından birkaç maç denemeliydi bence kendisini.

Brewer ile ilgilenen takımlar arasında Spurs ve elbette Celtics'in olduğu söyleniyor. Zaten bu aralar kim serbest kalsa Celtics sulanıyor. Ama madem bu tarz bir oyuncuya ihtiyacınız vardı Marquis'yi niye bıraktınız, adamın playoffta dönme ihtimali vardı sonuçta. Top çalmaysa, skor katkısıysa o da yapıyordu, o da şut sokamıyordu mesela, onu niye yolladınız. Kaldı ki yarı saha basketbolunu oynama ihtimali çok zayıf Brewer'ın ve oturmuş sistemde güvenilecek bir adam kesinlikle değil. Spurs'e gitme olasılığı daha hoş geliyor kulağa. Transationlardan epey iş yapar. Hem 2-3 numarayı yedekleyebilecek bir oyuncu ihtiyacı da var Spurs'ün. Ama ne yalan söyleyeyim ben Brewer'ı, hedefleri daha düşük takımlar için daha uygun görüyorum.

Bibby Serbest Kaldı (Heat ve Celtics Devrede)

Hatırlayacağınız gibi takasın son gününde Bibby Hinrich karşılığında başkentin yolunu tutmuştu. Ancak Washington'un John Wall'un önünü açmak üzere Bibby'nin kontratını satın almak istediği takas gerçekleştiğinden beri konuşuluyordu. Ve sonuç olarak bugün kulüp ile Bibby'nin menajeri arasındaki görüşmeler tamamlanmış ve Bibby 6.2 milyon dolarlık alacağından vazgeçerek serbest kalmış. Daha doğrusu adeta Washington'dan kaçmış. Bu parayı elinin tersiyle itmiş olmasının Washington'un içinde bulunduğu karışıklıktan kurtulmak istemesinin payı var sanıyorum. Tıpkı Bibby'nin kariyerinde hiç kazanamadığı şampiyonluk yüzüğünü kazanmak istemesinin de payı olduğu gibi.

Tabii Bibby'nin serbest kalmasından sonra talipleri de belli olmaya başladı. İlk etapta Miami ve Boston'un Bibby için devreye girebileceğinden bahsediliyor. Ancak ben Bibby'nin çok büyük bir süpriz olmazsa Miami'ye gideceğini düşünüyorum. Nedeni açık; Bibby şampiyonluğa oynamak istiyor. Ancak bunun yanında her oyuncu gibi süre bulmak isteyecektir. Ancak Boston'un 1 numarada Rondo ve West gibi iki değerli ismi var. Bibby'e dakika kalacağını sanmıyorum bu iki isimden. Özellikle playofflarda Rondo'nun 40 dakika civarı alacağını düşünürsek West'in kalan 8 dakikayı -hatta iki numaradan da süre çalabilir West- rahatlıkla idare edeceğini ve Boston'un Bibby'e ihtiyacı olmadığını düşünüyorum. Miami'de ise Arroyo ve Chalmers gibi iki isim var ancak playofflarda özellikle Arroyo'nun defolarının ortaya daha çok çıkacağını tahmin ediyorum. Chalmers belirli bir performansa ulaştı ancak onunda 25 dakikanın üzerine çıkacağını sanmıyorum playofflarda. Yani Miami Heat cephesinde Bibby'nin alacağı en az 20 dakika var.

Bunun yanında Bibby'nin hücumda Miami'ye oldukça faydalı olacağını sanıyorum. Ceza şutu kesmekte ligin en önemli 1 numaralarından biri ve 3 süperstar sayesinde bu boş şutları fazlasıyla bulacaktır. Ancak işin savunma kısmında aynı olumlu şeyleri söyleyemeyeceğim. Bibby kariyerinin hiçbir döneminde iyi bir savunmacı olmadı ve şuan yaşlandığı için ayakları da iyice yavaşlamış durumda. Birebirde çok daha rahat geçiliyor ve bu bir takımın savunması için büyük bir handikap. Özellikle arkada İlgauskas ve Bosh'un oynadığı dakikalarda bu ikilinin blok özelliği fazla olmadığından dolayı Bibby'nin bu zaafı Heat savunmasını zor duruma düşürebilir. Tabii Joel Anthony'nin varlığı biraz olsun rahatlatabilir bu konuda Heat'i.

Tekrarlamak gerekirse ben Bibby'nin tercihi Miami'den kullanacağını tahmin ediyorum. 1-2 güne de belli olur herhalde bu seçim. Bibby'nin takımı belli olduktan sonra yeniden karalarız birşeyler.

28 Şubat Programı

1 Mart Salı 02:00 / Phoenix Suns - New Jersey Nets
1 Mart Salı 02:00 (NBA TV) / Chicago Bulls - Washington Wizards
1 Mart Salı 04:00 / Atlanta Hawks - Denver Nuggets
1 Mart Salı 04:00 / Boston Celtics - Utah Jazz
1 Mart Salı 05:00 (NBA TV) / Los Angeles Clippers - Sacramento Kings

NBA TV'de iki maç birden var bu gece. Doğuda zirve takibini sürdüren Bulls, Wizards'a konuk olacak. Genç jenerasyonun benzer tarzda guardlarından Rose ve Wall'un üzerinde olacak gözler. Jazz'ı takas sonrası bir kere izleme fırsatı buldum. Çok kötü göründüler. Hücumda sanki hiç setleri yok, tamamen doğaçlama yapıyor gibiler. Savunmada ise Pistons'tan 120 yediler diyeyim siz anlayın. Gecenin en güzel maçı Hawks-Nuggets arasında oynanacak. Nuggets takaslardan sonra daha bir hızlı tempoda oynuyor gibi geldi bana. Evlerinde Hawks karşısında favori olacaklardır.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Kobe Düdük Alamıyor Mu?


Link

Bu postun sonunda Can belirtmişti Kobe'ye çalınmayan faulü. Ben de biraz araştırayım dedim... Bildiğiniz gibi Kobe ligin en çok serbest atışa giden oyuncularından, hatta bu sezon yanılmıyorsam ilk 10'da bu kategoride. Ama son 15 gün içerisinde ilginç bir şekilde önce Magic, ardından Cavaliers ve en son da dün geceki Thunder maçında hiç çizgiye gidemedi. Olayı ilginç kılan çok kısa bir zaman diliminde bu kadar sık gerçekleşmiş olması. Yoksa elbette her maç çizgiye gidecek diye bir kaide yok.

Serbest atış olayı çok çeşitli değişkenlerle sağlanabildiği için sağlıklı bir değerlendirme yapmak zorlaşıyor hele ki bahsettiğimiz isim Kobe ise. Örneğin savunmacının şuta biraz dengesiz el göstermesi, üç saniyeler, teknik fauller, rakibin faul hakkının dolması hep serbest atış sayısının artmasını tetikleyen faktörler. İsim Kobe olunca buna bir de şut feyklerinin akabinde alınan faulleri ekleyin. E, takdir edersiniz ki Kobe bu konuda ligin en kurnaz oyuncusu, zekasını kullanarak aldığı faullere çok şahit oluyoruz. Fakat bu konuda önemli bir gerçek var ki o da Kobe'nin artık daha şuta bağlı bir oyuncu olduğu. Son zamanlarda penetre etmek yerine daha çok şut deniyor ve haliyle de faul alması biraz zorlaşıyor.

Yukarıda yazdığım maçlara yeniden dönelim. Maçların ilk ikisinde dikkat etmediğim için bir şey diyemiyorum ama son maçta Kobe'nin içeri çok fazla drive etmediğini söyleyebilirim. Tabi bu yukarıdaki pozisyonun net faul olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu arada dün geceki hakemlerin maçı çok kötü yönettiğini belirtmeliyim. Herhangi bir art niyet aramadım ama. Ortak bir de özelliği var bu maçların, her üçü de dış sahada oynanmış. Artık yorum size kalmış, ister tesadüf deyin, ister Kobe'ye evinde imtiyaz tanınıyor, ister deplasmanda faul çalınmıyor.

Redd'in Dönüş Tarihi Belli Oldu

Koç Skiles'ın açıklamasına göre 21 Mart'ta dönecekmiş parkelere Redd. Merak ettim baktım hangi maçla formasına kavuşuyor diye ama ilginç bir şekilde 21'inde maçı yok Bucks'ın. Yani ya 20'sinde Knicks ya da 23'ünde Kings maçında dönüyor Redd. Onun hakkında zaten Soner de yazmıştı, Kaan da. Link'ini verdiğim yazılara bakmanızı öneririm Redd hakkında daha detaylı bilgi için. Çünkü onlardan daha fazla değinecek nokta yok...

Dokunsalar Ağlayacak

Ligin en sert mizaca sahip oyuncularındandır Perkins. Sırıtmak bir yana tebessüm ederken bile pek göremeyiz kendisini. Thunder'a ani takasını henüz kabullenememenin etkisiyle belki de suratı iyice düşmüş koca adamın.

Melo 9 - LeBron 4

Dün gece Heat karşısında sürpriz bir galibiyet aldı Knicks ve rakibini doğunun tepesinden indirdi. Henüz rotasyon oturmamış, hatta takım içi görevler dahi belli olmamışken Heat gibi bir takıma karşı deplasmanda alınan bu galibiyeti hiç beklemiyordum açıkçası. Kaldı ki Knicks daha 2 gün önce Cavaliers maçında tel tel dökülmüştü. Demek ki erken konuşarak hata etmişiz, şimdilik sadece istikrarız olduklarını söyleyelim ve daha geniş analiz için biraz daha izleyelim kendilerini. Neyse efendim konumuz bu değil. Dün geceki Heat maçı, Knicks'in yeni kimliğiyle kazandığı en önemli zaferdi şimdilik ama bu galibiyetin bir başka özelliği de Melo'nun LeBron'a karşı yine kazanması oldu.

İki oyuncunun şimdiye kadar aralarında yaptığı (allstarlar hariç) 13 maçın 9'undan Carmelo'nun takımı, 4'ünden ise LeBron'un takım galip ayrılmış. Bu iki yıldız lige katılmadan bir sene önce Nuggets batının, Cavaliers ise doğunun sonuncusuydu. Ama takip eden yaklaşık üç yıl boyunca Nuggets daha iyi bir yapılanmaya gitti ve doğru parçalarla, Cavs'e oranla çok daha hızlı güçlenip, iddialı bir ekip haline geldi. Ardındansa her iki takım da şampiyonluk kovalayıp ulaşamadı. İlginçtir ki Melo'nun takımlarının üstünlük sağladığı yıllar Cavaliers'ın zayıf olduğu dönemlere tekabül etmiyor. Ayrıca benzer durumun yaşandığı Williams-Paul eşleşmesinin aksine takımı kazanmayı başarsa da LeBron'un bu maçlardaki bireysel istatistikleri Carmelo'nun çok önünde görünüyor. Neyse, daha gençler ve ikisi de artık aynı konferansta, bol bol karşılaşıp birbirlerine meydan okurlar, biz de keyifle izleriz artık.

Çalınmayan - Görülmeyen Faul


Link

Miami Heat yenildiği zaman internette bir parti ortamı oluşuyor bildiğiniz üzere. Daha çok LeBron'dan dolayı kaynaklanan bir haz bu. Hele bir de LeBron blok yerse ve son saniyede üçlüğü kaçırırsa daha da coşuyor insanlar. Ama aslında LeBron ve Heat maçı kazanabilirdi hakemler doğru düdüğü çalsalardı. Hubie Brown babamızın bile gözlerinden kaçtığı için göstermek istedim Amare'nin bloğundan önce LeBron'a yapılan net faulü. Carmelo o kadar net bir şekilde koluna müdahale ediyor ki LeBron'un. Zaten Amare'nin bloğundan hemen önce durdursanız videoyu, LeBron'un turnikesinin çembere bile değmeyeceğini görebilirsiniz. Sol kolunun üstüne Melo bindiği için yeterince açamıyor kolunu ve ne açıyı ayarlayabiliyor ne topu çevirebiliyor. Amare dokunmasa bile top panyadan dümdüz boyalı alana düşecek... Fark 1 iken çok kritik bir düdüğü kaçırmış oldu hakemler yani. Sağlık olsun. Bu maçla alakasız bir saçma karar da Lakers-Thunder maçında yaşandı. Kobe'ye yapılan çok net faulde çalınmayan düdük ayrı bir bombaydı ama onun videosunu bulamadım. Zaten o kazananı değiştirmedi, Knicks-Heat maçındaki ise bir taraftan alıp öbür tarafa verdi...

Günün Hareketleri - 27 Şubat


Link

Duncan'ın bloğu etkileyici değil ama Zo ile aynı blok sayısına ulaşması nedeniyle listede. Wesley Johnson'ın takip bloğu harika, maç da kazandırıyor aynı zamanda. Hem de bu işi nadiren yapabilen Wolves'a... Kobe'nin şutunu dün canlı izledim zaten çok güzeldi ama zaten her zaman yaptışı şeyler. Livingston'ı yeniden bu tür işleri yaparken görmek çok mutlu ediyor beni. Iggy'nin suratına çarpan topu alıp smaçlaması ne kadar havada kaldığını ve el çabukluğunu gözler önüne seriyor. Westbrook'un ilk sol elle yaptığı smaçmış... Wade-LeBron alley-oop'u harikulade. Önce topu arkasından geçirip Billups'tan kurtuluyor ardından sol elle çok zor bir smacı tamamlıyor. Kafası o sırada panyanın arkasında neredeyse. 2 numaradaki LeBron asisti de akıl dolu, onu da demin maçı izlerken gördüm, 2 numarayı hakediyor gerek topu çalarkenki refleks, gerek sonraki pas ile. Bir numara maç kazandırıyor ama öyle süper değil. Sadece perdenin önemine dikkat çekmek istiyorum. Pozisyonu izlerken Dudley'e bakın sadece. Şutun 3'te 1'i Nash'e, 3'te 1'i Dudley'e, gerisi de Frye'a ait.