BIY AD

8 Mart 2010 Pazartesi

Kobe Bryant vs. Matt Barnes (ve Lakers-Magic)

Dün gece Lakers-Magic maçını izleyenler herhalde düşen çenelerini toparlayamadılar bir türlü. Çünkü maçta hakemler tek kelimeyle rezaletti. Verilmeyen fauller mi dersiniz, verilen ucuz ötesi fauller mi dersiniz herşey vardı. Ama Matt Barnes'ın herhalde 4 veya 5 kere atılması lazımdı oyundan 2. teknik faulünü alarak. Bu kadar mı müsamaha gösterilir bir oyuncuya? Her pozisyonda Kobe'nin yanından geçmek yerine omuz atarak geçen, smaç bastıktan sonra gidip Kobe'nin üzerine yürüyen, topu oyundan kenara sokarken Kobe'nin suratına çarpacakmış gibi fake atan, Fisher'a hücum faul yapan (aşağıda), kısacası resmen parkede gangster modunda takılan bir Barnes vardı. Transfer olduğu gün, psikopat yanının zaman zaman ağır bastığını söylemiştim ama ben bile ağzım açık seyrettim olanları. Topu Kobe'nin suratına çarpacakmış gibi yaptığında "Aha atıldı" dedim. 1-2 saniye boyunca düdük sesi gelmeyince hatta Kaan Kural ile Murat Kosova'dan da ses çıkmayınca yanlış gördüğümü zannettim. Meğer onlar da kaçırmış pozisyonu ve bir baktım hakem Barnes'ı "Bunu yapma" diye uyarıyor. Şaka olsa gerek... Bunun teknik faul olduğunu Türkiye Süper Ligi'nde herhangi bir futbolcu bile tahmin edecektir ama yok hakem üçlüsü uyudu. Kısacası harika bir maç izlememize rağmen hakemler biraz limon suyu sıktılar diyebiliriz. Yine de maçı izlediğim için kesinlikle pişman değilim, neredeyse playoff seviyesinde bir maç seyrettik.


Link

Aslında Magic'e sempati duysam da, Barnes'ın yaptığı yaptığı bütün hareketler yüzünden maçı Lakers'ın kazanmasını istedim. Nelson'ın taktik faullerde serbest atış çizgisinden 2'de 1 ile dönmesi Lakers'a beraberlik şansı getirdi, hatta Kobe attığı üçlük ile bunu başardığını zannetti ancak ayağı çizgideydi. Ardından Carter taktik faullerde Nelson gibi ilkini kaçırıp ikinciyi attı ve fark 2'de kaldı. Ancak 2 kritik şutla (Hele dipten bulduğu üçlük nedir öyle? Aşağıda özete bakınız) maçı oraya kadar getiren Kobe son şutu kaçırınca kazanan Magic oldu. İlk yarıyı mükemmel oynayan ancak sonradan ortadan kaybolan Carter'ı ve Gasol'ün yumuşak oyununu da eleştirmeden geçemeyeceğim son olarak.

Buyrun aşağıda da maçın özeti var, Fisher-Barnes pozisyonunu da bulabilirsiniz.


Link

Nedir Bu Blazers'ın Çektiği?

Bu sezon Portland Trail Blazers'ın başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir herhalde. Oden ve Przybilla'nın yaşadığı diz kapağı sakatlıklarını bilmeyen yoktur ama onun dışında da pek çok sakat verdiler sezon boyunca. Hatta bir özetini şurada yazmıştım. Bütün bunların üzerine, ameliyat olup diz kapağı bağları onarılan Przybilla Cumartesi günü evinde duşa girerken kaymış ve düşmüş. Diz kapağı bağları yeniden yırtılmış. Tekrar ameliyata girmesi gerekiyor yani tecrübeli pivotun. Toparlanması aşırı zor olacak diye düşünüyorum, nitekim tam iyileşmeyen bağların yeniden kopması sonucu, yeni iyileşme süreci herhalde çok daha uzun sürecektir.

Şaka gibi bir sezon geçiyor gerçekten Portland'da. Hidayet'in o takıma cuk oturacağını düşündüğümü defalarca kez yazmıştım ama iyi ki gitmemiş. Baksanıza resmen lanetli Blazers takımı. Gelecek sezonu Oden ve Billa başta olmak üzere hepsi sağlam geçirirler inşallah.

Ek not olarak, Blazers'ın pivotlarının sezonu kapamaları nedeniyle takıma kattığı Camby de birkaç gün önce bileğini burktu. Hatta bundan 15 gün kadar önce de bileğini burkup 1 maç kaçırmıştı, bu sefer diğer bileğinden sakatlandı. Aynı bilek olsa herhalde rahat 2 hafta kaçırırdı diye düşünüyorum.

7 Mart'tan Notlar


Günün Hayvan Performansları
Geçen senenin final oynayan iki ekibi LA Lakers ve Orlando Magic, kozlarını bu sefer Amway Arena ‘da paylaştılar. Hatırlarsanız ilk maç Lakers ‘ın bu sezon rahat kazandığı tek önemli maçtı. Bu sezon büyük takımlara karşı yokları oynuyor gibi eski şampiyon. Bu durum, şampiyon olan takımların içine düştüğü bir hastalık gibi görünmeye başladı gözüme. Hazımsızlık oluyor heralde bazı oyuncularda yüzüğün üstüne. Maça gelirsem, Howard’ın erken faul problemine girmesine rağmen maça kendini vermiş olmasının sonuçlarını gördük bu gece. En büyük sorunu böyle ciddi maçlarda sorumluluk almamasıydı dev pivotun. Ama bugün kendini biraz oyuna verince 32 dakikada pota altında üstünlük kurdu. 16 ribaund çekti 15 sayıyla birlikte. Gecenin bir diğer fark yaratan oyuncusu Vince Carter 5/10 isabetle 25 sayı buldu. 14 kere serbest atış çizgisine gitmesinin de bu sayıya ulaşmasındaki etkisi büyük tabi. Son çeyrekteki direnişine rağmen, 9 saniye kala kullanılan son hücumdan yararlanamadı Kobe ve maçı Orlando 96-94 kazandı. Bunun yanında  Ron-Ron’un İbranice, Hintçe ve Japonca motifli altın saçları da ilginç bir değişiklik oldu bizler için. Gerçi alışkınız onun depresif durumlarını direk saçına vurmasına. Ama altın sarısı nerden çıktı anlamadım. Lakersvari bir saç modeli olmuş işte.

Hidayet’in maç öncesine bileğini burkup, görev alamadığı mücadelede Young sazı eline aldı. Genç oyuncu 13/18 isabetle 32 sayı 5 ribaund 2 asist yazdırdı istatistik kağıdına. Benchten de çok çok sınırlı katkı almasına rağmen karşılaşmayı 114 – 101 kazanmayı bildi Philly. Chris Bosh da sakatlığının ardından ilk maçına çıktı 12 sayı 12 ribaundla oynadı ama hazır olmadığı belliydi her halinden.


Gecenin bir diğer maçında The Palace'da Pistons, Rockets'ın 6 maçlık galibiyet serisini bir uzatma sonunda 110 -107'luk skorla sona erdirirken Tayshaun Prince 13/22 isabet oranıyla 29 sayı buldu ve yanına da 10 ribaund ve 3 asist ekledi. Gelecek 4-5 senesini yanlış offseason hamleleriyle ipotek altına aldıran bir takımın, Rockets gibi dirençli bir ekip karşısındaki oyun disiplinleri bana umut verdi. Ama Ben Gordon sorununa da bir çözüm bulunmalı. Aynı bölgede iki yıldıza sahipseniz ve bunların birini bile farklı bir pozisyona çekemiyorsanız, o zaman neden böyle bir hamle yapıyorsunuz, anlamak mümkün değil!

Ligin genç iki takımı Sacramento ve Oklahoma arasındaki maç gecenin en keyifli maçlarından biriydi. Son 5 maçının 4'ünü kazanan Oklahoma, çaylak Evans önderliğindeki Sacramento'yu da geçerek son 6 maçında 5. galibiyetine ulaştı. Konuk ekipte yine Durant 27 sayı, 8 ribaund ve 5 asistle , Westbrook ise 21 sayı 8 ribaund 4 asistle( ve bunların hepsini tek gözle yaptı) gecenin yıldız ikilisi oldular. Carl Landry geçen sene dişlerine olan fiziksel müdahalelerden bıkmış heralde, dün gece Westbrook'un gözünü çıkarıyordu az kalsın. Her ne kadar hareketi istemsiz yapmış olsa da , oyuncuların daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum . Neyse ki Westbrook'a çok ciddi birşey olmadı ve oyuna dönebildi genç guard.

Kadrosunu yeniden şekillendirmeye çalışan Washington’a karşı çok zor bir galibiyet aldı Boston. Maçın bitmesine 17 saniye kala Ray Allen’ın üçlüğüyle skoru 86-83’e taşıdılar ve maçı da bu skorla tamamladılar. Ama bu göz boyayıcı bir galibiyet oldu bana kalırsa.Pierce idare etti, Garnett (aşağıda da inceledim durumunu) maçta yoktu. Washington’ı yenmeyeni dövüyorlar zaten ama NBA tarihinin en kötü sezonunu geçiren Nets’e bile yenilen bir eski şampiyondan bahsediyoruz. Ondan da aşağılayıcı olmazdı heralde olası mağlubiyet. Artık bu takım ‘Ne var biz bu ligin en kötüsüne yenildik. Siz de kimsiniz size de yeniliriz biz!’ diye meydan okumayla maça çıkacaklar diye korkuyorum. Neyse ki Allen günündeydi de 25 sayıyla (10/15 isabet oranı, 4/6 üçlük) yıldızlaşıp takımını kurtardı dün gece.

Gecenin son maçında Denver Nuggets – Portland Trail Blazers’ı 118-106 mağlup etti. Denver %58.1 isabet yüzdesi buldu maç içinde. Fark yaratan nokta da bu oldu zaten. Bazen zor şutların yüksek isabetle girmesi savunma direncini paramparça edebiliyor. Maçın tıkandığı bölümlerde boş J.R’ı doğru zamanda topla buluşturup ondan da iyi verim aldılar. Toplam 22 sayı buldu ve 7 asist dağıttı Smith. Carmelo da  30 sayı,5 asist, 2 ribaundluk güzel bir performans izletti bize. Billups- Melo- JR üçlüsüyle maçı çekip kopardı Nuggets.
 
 Boşa Kürek Çekenler
Kobe ve Gasol daha ne yapsın galibiyet için. İkisi de çok verimli bir gün geçirmelerine rağmen takım arkadaşları ikramları geri çevirince Kobe’nin 34 sayı, 7asist,7 ribaundluk triplevari ve Gasol’un 20 sayı, 11 ribaundluk performansları boşa gitmiş oldu. Lakers’ın acilen kendine çeki düzen vermesi lazım. Nuggets ve Mavericks tehdidi de yavaştan oluşmaya başladı batı birinciliği için.

Tyreke Evans ve Carl Landry de Oklahoma’ya kafa tutamadılar. Evans’ın 9/13 isabetle bulduğu 24 sayı, 7 asist, 4 ribaund ve Landry’nin 20 sayı ve 8 ribaundluk performansı Durant ve Westbrook ikilisi biraz baskın çıkınca güme gitti. Ama çaylak Evans etrafında bir takım kurmaya çalışan Sacramento şüphesiz doğru yolda. Birkaç hamleyle çok yukarılara oynayacak bir takım yaratabilirler şüphesiz. Aynen devam.

Scola-Martin-Brooks üçlüsünün 72 sayısına yazık oldu. Demek ki karşındaki Pistons formsuz da olsa önemseyeceksin. Scola da dünkü 22 ribaundluk kariyer rekorunun ardından bugünde 16 ribaund çekti ama haliyle onlar da değersiz kaldı bu mağlubiyetle. Ama takım olarak iyi yoldalar. Yao’nun bu takıma nasıl entegre olacağını görmek için sabırsızlanıyorum. Scola’yla iyiydiler de acaba komple bu üçlüyle anlaşabilecek mi Çinli pivot?

Günün X Faktörü
Jrue Holiday karşısında Toronto savunMAmasını görünce dayanamadı ve 8/12  de isabetle 21 sayı buldu. Bunun yanına da 7 ribaund ve 6 asist koyunca tadından yenmez oldu bu performans. Tabi bu yanıltmasın bizleri. Olay Holiday’dan ziyade Toronto’da bitiyor zaten. D-League’den 5 kişilik takım kursak en azından o heyecanı hissettiklerinden olsa bile çok daha iyi savunma yaparlar Raptors’dan. ‘Hadi bir an evvel atında top bize geçsin. Biraz da biz hücum edelim’ havasında hala Toronto takımı. Bu savunmayla olmaz kısacası.

Takımını Baltalayanlar
Boston'da neler oluyor gerçekten anlamak çok güç. Bir takımda bu kadar baltacı olur mu? Rasheed, Glen Davis, Nate... Savunma temelleri üzerine oturtulan takımda, kadronun en agresif savunmacısı olan Garnett’in bir faulü bile yok maçta. Sebebi Garnett’in mükemmel savunması ve kendini tutması değil. Artık ikili mücadelelerden kaçıyor sanki. Eski halinden eser yok gibi. Zaten eskisi gibi bir sayı potansiyeli de değil artık. 1996(ikinci senesi)’dan beri ilk defa 7 de 0 atmış Big Ticket. Neyseki hala ribaund alabiliyor. O alanda ayakta kalmış bir tek.
Lakers’ın guardları böyle giderse Lakers’ın işi çok zor. Tamam üçgen hücumda guard’ın rolü ön planda değil, sadece savunma yapması yeterli guardın; ama bugün Fisher ve Farmar bunu da yapmadı. Onun yerine bol bol tuğla yolladıar Magic potalarına. Farmar 4’te 0 attı, ribaund yok bunun yanında 1 top kaybı var 17 dakikada. Özenle seçilmiş bir performans izledik heralde. Fisher ise sazı Kobe’den almaya çalıştı. 4/12 ile 11 sayı attı,1 tane asisti var yalnızca iki de ribaundu.

Ahahaha O Saç Ne Lan?

Anthony Johnson, Artest'in sarı üzerine mor İbranice, Hintçe ve Japonca olarak "Defans" yazdırdığı saçlarına bakıp yarılıyor. Gerçi bir espri yapılmış olması da muhtemel ama saç daha büyük ihtimal gibi geldi bana... Yeni Rodman'ımıza hoşgeldin diyelim. Hemen aşağıya dünkü Magic maçından Artest'in saçı hakkında kısa bir video koyuyorum, ayrıca Artest'in kendi koyduğu saç kesimimin videosu da var. Onlara ek olarak başka resimler de paylaşayım. Kolay kolay görülebilecek birşey değil sonuçta:


Link


Link



7 Mart 2010 Pazar

Koca Kontratlı Bumeranglar (Ilgauskas Yazısı)

Biliyorsunuz Cavs, Ilgauskas'ı kontratını, Jamison takasında kullanmış, ardından da Wizards Litvanyalı oyuncunun kontratını satın alarak serbest bırakmıştı. Bu noktadan sonra "Cavs Ilgauskas'ı istiyor ancak NBA onun eski takımına dönmesine izin vermeyecek" şeklinde dedikodular çıkmaya başladı. Ancak NBA bunu yalanladı ve Ilgauskas başka bir takımla kontrat imzalamaya yeniden hak kazandıktan, birkaç gün sonra Cavs ile anlaştığını duyurdu. Kurallar gereği bir oyuncu takas edildikten sonra eski takımına en erken 1 ay sonra dönebiliyor. Yani yanılmıyorsam 22'sinde Cavs kadrosuna katılacak Ilgauskas.

NBA'in bu kuralı bir hayli eleştiriliyor ki ben de katılıyorum bu eleştirilere. Geçmişte Iverson takasından sonra McDyess'ın Pistons'a, Walker takasından sonra Payton'ın Celtics'e ve Kurt Thomas takasından sonra da Barry'nin Spurs'e döndüğüne şahit olmuştuk. Yani takımlar, koca kontratlı oyuncularını bumerang gibi atıyorlar, dönüş yolunda bu bumerangları ufacık kontratlarla geri alıyorlar.

İşte bu yüzden, bu tarzdaki takaslar sanki baştan anlaşılmış gibi duruyor ister istemez. Bazı kişiler takas edilen bir oyuncunun eski takımına dönmesinin engellenmesi gerektiğine inanıyor ancak bu bana göre biraz ekstra katı bir durum olacaktır. Benim görüşüme göre bunun ekonomik olarak bir bedeli olmalı eski takımına. Mesela Wizards, Ilgauskas'a ne kadar para ödediyse serbest kalması için, Ilgauskas Cavs'e döndüğünde bu paranın bir 'exception' olarak Cavs'e yazılması ilginç bir yöntem olabilir. Böylece ya oyuncu 'buy-out' parası olarak az miktarda bir parayı kabullenecek, ya da eski takımı onu geri getirebilmek için eski yüklü kontratına yakın bir para vermek zorunda kalacak. Öyle üstünde çok kafa yorduğum bir konu değil ama kuraldaki bu tarz bir değişikliğin, şu anki kuraldan daha iyi olacağını düşünüyorum.

Kurala olan eleştirimizi yapmışken, aynı zamanda Ilgauskas'ın dönüşünün Cavs için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekeyim. Shaq'in de sakatlanmasıyla, 5 numarada sadece Varejao'ya kaldılar. Gerçi Mike Brown ilginç bir tercih ile Hickson'ı pivot pozisyonunda başlatıyor ama o da "Gel 22 Mart gel" diyordur. Ayrıca Ilgauskas yine rotasyonda az dakika alacak ama playoff'larda en azından bir uzun sigortası olacak Cavs adına.

7 Mart Programı

7 Mart Pazar 19:00 (NBA TV) / Philadelphia 76'ers - Toronto Raptors
7 Mart Pazar 21:30 (NTV Spor banttan 00:30) / Los Angeles Lakers - Orlando Magic
8 Mart Pazartesi 01:00 / Houston Rockets - Detroit Pistons
8 Mart Pazartesi 03:00 / Washington Wizards - Boston Celtics
8 Mart Pazartesi 04:00 / Oklahoma City Thunder - Sacramento Kings
8 Mart Pazartesi 05:30 (NBA TV) / Portland Trail Blazers - Denver Nuggets

6 maçın 3'ü yayınlanıyor. Güzel bir gece NBA severler açısından. Ama yine Pazar gecesi, yine büyük bir maç ve yine NTV Spor 3 saat gecikmeli olarak banttan veriyor. Belki gece ayakta kalacaklar için güzel olabilir çünkü maçın sonu tam Oscar ödül töreninin başlangıcına denk gelecek. Aslına bakarsanız Magic-Lakers maçının saatinde dışarıda olacağım için benim açımdan da güzel oldu NTV Spor'un banttan vermesi ama bu doğru yaptıkları anlamına gelmiyor. Keşke şu büyük maçları canlı yayınlasalar.

Philly-Toronto maçında ligin en kötü savunma yapan, ribaund konusunda en aciz takımlarından 2'si karşılaşıyor diyebiliriz. Bosh'un büyük ihtimalle oynayacak olması, maçı daha bir izlenilir hale getiriyor. Raptors'ın, zayıf rakibini yenmesini bekliyorum ama tabii Bosh'un ne kadar sağlıklı olacağı da soru işareti. Bileği iyileşmiş olsa da, hastalığı nedeniyle halsiz düşmüş olabilir.

Magic ise evinde, kötü giden Lakers'ı konuk ediyor ve favori konumundalar kağıt üzerinde. Tabii Lakers'a karşı ne kadar favori olunabilirse... Kobe uzun süren kötü gidişini Grizzlies'e karşı kırmıştı ancak bu onları mağlubiyetten kurtaramamıştı. Ardından da Bobcats'e karşı sadece 83 sayı üretmeleri Phil Jackson'ın sabrını taşırmıştı ve Gasol'ü eleştirmişti maç sonunda. Bugün daha diri ve aklı başında bir Lakers izleyeceğiz büyük ihtimalle. O yüzden kağıt üstünde Magic favori dursa da, ibrenin tam ortada olduğunu söylemeliyim.

Bukalemun Jennings

Komik saç stili

Entel.

Apaçi.

6 Mart'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları

Wadespor, benchinin attığı 15 sayıyla(!) Atlanyta'yı evinde geçmeyi başarmış. Bu takım, bu benchle daha çok acı çekecek gibi duruyor. Playoff hayali ve Wade'in kontratı yalan olabilir sezon sonunda. Şaka bi yana Wade 38 sayı, 10 asistlik oyunuyla yine maçı Heat' in cebine koymuş. Dallas takım olarak müthişmiş, rotasyondaki toplam 8 kişiyle elinden gelenin en iyisini yapmış Mavs. Dirk, Butler ve çaylak Beaubois 20'nin üzerine çıkmışlar, Marion ise 17 atmış. Özellikle maça ilk beş başlayan Beaubois sezonun en etkili oyununu oynamış ayrıca zor şutlar da sokmuş.
Nets, sezonun 7. galibiyetini almış Knicks'e karşı. Artık galibiyetlerini sayıyoruz bildiğiniz gibi onların. Onlarda da Harris'in 31 sayısı öne çıkmış. Diğer bir maçta, Scola karşısında Milicic ve Hollins'i bulunca rahat duramamış. 25 sayı ve 21 reboundluk (kariyer rekoru) süper performansıyla oyunu stabil tutarak daha baştan Rockets hanesine yazmış galibiyeti. Suns' da ise Amare'nin 30 sayısı göze çarpıyor ama takım olarak Pacers basketboluna ayak uydurmuş Phoenix. Yani çok izlenesi bir maç değilmiş. Mehmet'i de unutmayalım bu bölümde. Detaylara bizimkiler bölümünde ineceğim. Yalnız ben Mehmet'in bloğuna bittim. Bu kadar söyleyeyim, gerisini siz anlayın artık =)

Spurs de Grizzlies'e karşı deplasmanda galibiyet almasını bildi. Bunda bench'in ürettiği 66 sayının inanılmaz büyük bir önemi vardı. 102 sayının 66'sı. Üstelik bu Parker'ın sakatlanıp çıkmasından dolayı kaynaklanmadı. Parker oyundayken ilk yarıda da Spurs'ün ilk 5'i 10 farkla yemişti yaklaşık olarak. Ancak bench oyuncuları gidişatı değiştirdi. Bonner üçlükleriyle, Ginobili de yarattığı pozisyonlarla hayat verdi Spurs'e ve takımlarını öne taşıdılar. Richard Jeferson'ın da dün beklenilen seviyede bir maç geçirdiğinin altını çizelim (7/11 saha içi isabetiyle 18 sayı)
Diğer tarafta ise ligin en zayıf bench'lerinden birini nolduğunu biliyoruz zaten. Sadece 15 sayı üretebildiler ve ilk 5'e yeterince yardımcı olamadılar.


Boşa Kürek Çekenler

Dallas'a karşı tek Rose yetmemiş tabii ki. Süperstar adayı genç guard son aylarda sıkça yaptığı gibi yine takımını omuzlamaya çalışmış ama yüke çok etkili 4 Dallas oyuncusu da binince çöküvermiş tepeden. 22'de 15'le bulduğu 34 sayı ve 8 ribaund güme gitmiş yani. Geminin kaptanı var ama  yolcusu yok gibi. Gelecek sezon takıma bir kaç kaliteli parça koymak mecburiyetindeler bence. Yoksa Rose'a yazık olur. Kariyerinin sonuna doğru Boston'da şampiyonluk kovalamaz umarım o da =)
LeBron'un dinlendirildiği maçta West'ten gelen 27 sayı ve Jamison'un 30'u pek bi işe yaramamış ve Cavs sezonun 15. mağlubiyetini almış. Şaşırtıcı bir istatistik de Gooden' dan gelmiş dün gece. Yüksek isabetle bulduğu 20 sayısı ve 12 ribaundu Mehmet'in yıldızlaştığı maçta yalan olmuş. Uzun zamandır hasrettik Gooden'dan böyle bir performansa.

Günün X Faktörü

Beasley maçın sonunu öyle domine etmiş ki, son 7 sayısı Atlanta'ya tokat olmuş resmen. İki hücum ribaunduyla bitirilen 4 sayı ve de kritik üçlük Hawks'a vermiş boyunun ölçüsünü. Toplamda da 22 sayı yollamış potaya, 3'ü hücum ribaundu olmak üzere 5 ribaund çekmiş.
Jennings'in burada yer alabileceğini hiç düşünmezdim ama hayat nelere kadir. LeBronsuz Cleveland'ı bağlamış resmen. 25 sayı bulmuş yanında da 6 asisti var. İpi çeken oyuncu olmuş bu sefer. Genelde ipini çekerdi oysa.
Kevin Martin, ilk defa bu kadar efektif oynamış takastan beri 30 sayı, 5 asist, 6 ribaundla. Scola & Martin işbirliği maçı getirmiş Rockets'a.

Takımını Baltalayanlar

Mo Williams, Lebronsuz oyuna alışamamış belli ki. 17' de 3 le atmış. Çökmüş resmen 7'de 1 üçlükle de. Hal bu iken, Jennings de sazı eline alınca maç türküler eşliğinde gelmiş Bucks'a. Takım LeBron'a bu kadar bağlı mı diye gelmiyor da değil hani akla? Oysa ki takımda çok çok kaliteli parçalar da var ama biz playoff'ları bekleyelim yine de.

Knicks'in de takım olarak, kendilerini baltaladığını söyleyelim. Nitekim bir NBA rekoruna imza atmışlar maçta. Tam 18 tane üçlük deneyi bunların birinde bile isabet bulamamışlar. Bu da isabet bulamadan en çok üçlük deneyen takım olmalarını sağlamış NBA tarihindeki. Valla ne kadar kaotik bir hava olsa da, ne kadar kadro kalitesi düşük olsa da, herhalde 0/18 atacak takımların listesini yap deseler bana, Knicks'in son 5 sıraya koyardım kesinlikle.

Bizimkiler 

Memo öyle bir coşmuş ki, tutabilen yokmuş. 35 dakikalık bir resital izlettirmiş salondakilere. Hele bir bloğu, bir de kaçan tek üçlüğünün ardından aldığı rebound ve indirdiği smaç var ki yerimde duramadım izlerken ben. 17'de 11 le 27 sayı 7 ribaund 3 asist. Hep böyle kal Memo.

Ersan ise pek iç açıcı bir gün geçirmemiş belli ki. 13 dakikada 4 sayı, 6 ribaund ile oynamış. Senden daha iyisini bekliyoruz Ersan.

6 Mart 2010 Cumartesi

6 Mart Programı

7 Mart Pazar 02:00 / Golden State Warriors - Charlotte Bobcats
7 Mart Pazar 02:30 / New Jersey Nets - New York Knicks
7 Mart Pazar 02:30 / Atlanta Hawks - Miami Heat
7 Mart Pazar 03:00 / Houston Rockets - Minnesota Timberwolves
7 Mart Pazar 03:00 (NBA TV) / Dallas Mavericks - Chicago Bulls
7 Mart Pazar 03:00 / San Antonio Spurs - Memphis Grizzlies
7 Mart Pazar 03:30 / Cleveland Cavaliers - Milwaukee Bucks
7 Mart Pazar 04:00 / Los Angeles Clippers - Utah Jazz
7 Mart Pazar 04:00 / Indiana Pacers - Phoenix Suns

Yazacak vaktim yok. Belki maçlar başlamadan önce ufak birşeyler karalarım. İyi geceler.

Pisliğim ve Bununla Gurur Duyuyorum (NBA'in En Çirkefleri)

İki gün önce ilginç bir anketin sonuçları açıklandı Sports Illustrated tarafından. 173 NBA oyuncusuna sorulmuş "Sizce en pislik/çirkef oyuncu kim?" diye sorulmuş. Şu şekilde bir dağılım olmuş:

Reggie Evans 21%
Ron Artest 13%
Andres Nocioni 6%
Anderson Varejao 5%
Kobe Bryant 4%
Zaza Pachulia 4%


Reggie Evans da çıkmış "Bu bir iltifat, en azından benim hakkımda konuşuyorlar. Raptors oyuncuları ve taraftarları takım için çabaladığımı gördükleri sürece, başkalarının ne düşündüğü umrumda değil." demiş. Düşünün, 2 sezondur doğru düzgün süre bile almayan Evans nasıl bir intiba bırakmışsa diğer oyuncularda, açık ara 1 numaraya yerleştirmişler. Her maçta da zaten birilerine sarılıyor, kavrıyor, tutuyor, çekiyor, her şekilde rahatsız ediyor. Tabii Kaman'a yaptığı hareket tek başına yeterli olmalı 1. sıra için o ayrı.

Artest fiziksel kontaktan kaçmaz, çok sert bir oyuncudur, hatta delidir. Ayağınızdan çıkan ayakkabıyı sahanın dışına fırlatır, sahanın ortasında şortunuzu indirir hatta arada sırada ufak dirsekler de çakar rakiplerine ama sakatlamaya yönelik hareketlerini hiç yazmamışım aklıma, belki de tatlı deli gördüğüm ve sempatiyle baktığım için iltimas geçiyorum. İlk 5'i hakediyor fakat isim yapmış olması nedeniyle açık ara 2. olduğunu düşünüyorum.

Nocioni'nin ise Varejao'nun üstünde olması komedidir bana göre. Güney Amerikalı oyuncuların ikisi de benzer tarza sahipler. Mümkün olduğunca fiziksel kontak ile rakibin sinirini bozarlar. İkisi de geri adım atmazlar, zaman zaman sert fauller yaparlar ve savunmadaki 10 pozisyonun 11'inde kendilerini yere atarak hücum faul almaya çalışırlar. Ana tema olarak benzeşseler de Nocioni, Varejao'nun birkaç kademe altındadır bütün bu konularda bana göre.

Gelelim Kobe'ye. Bana göre kesinlikle ilk 2'de olması gerekiyor. Sakatlamaya yönelik dirsekleri ve acımasız darbeleri ile pek çok oyuncunun canını yakıyor. Onu iyi savunan, rahatsız eden bir oyuncu oldu mu, hele bir de gününde değilse sinirleniyor ve dirseği yapıştırıyor. İlk aklıma gelenler Artest, Manu (resim yukarıda) ve Jaric. Son ikisi aynı sezonda olmuştu yanılmıyorsam. Bir de Mike Miller'ın canına kastettiği bir dirsek var ki aman aman. Malone'dan beri böylesi gelmedi herhalde (Mutombo'yu nedense aynı kategoriye koymuyorum). Kısacası Kobe hakettiği oyları almamış...

Zaza da Varejao'nun light versiyonu diyebiliriz bir nevi. Onun da burada olması beni şaşırtmadı.

Raja Bell unutulmuş sanki. Bir de Bowen hala oynuyor olsaydı, %40-50 civarı oya bile ulaşabilirdi. Belki onun oynadığı sırada da böyle anketler yapılmıştır ama ben görmedim.

Günün En İyileri - 5 Mart (Kobe)


Link

Uzun süredir yazmıyordum günün en iyilerini. Artık sadece çok özel şeyler olduğunda yazmaya karar verdim. Bazı günler çünkü gerçekten sönük geçiyor. Josh Smith'in alley-oop smacı çok güzel ama buna yakın şeyleri bol bol görüyoruz sezon içinde. LeBron'un bloğu zaten LeBron olduğu için 1 numaraya koyulmuş herhalde. Dwight Howard da faule ve havada dengesini yitirmesine rağmen harika bir smaç vuruyor. Faul çıkmaması gerçekten şaşırtıcı. Ona da Shaq gibi "Sen koca oğlansın sana birşey olmaz" diyor hakemler.

Ama Kobe'nin hareketi apayrı. Zaten senede 2-3 kere falan görüyoruz topu topu şu hareketi. Maçı izlerken "İyi ki ayaktayım bu saatte" dedirtti bana. Nasıl bir zekadır, nasıl bir görüştür. Muhteşem tek kelimeyle. Üstelik camdan kendisine pas vermesi yetmezmiş gibi, bloğa gelen Gerald Wallace'ın üzerinden bombeli bıraktı.

Yardım Eli

Merhaba arkadaşlar. Belki farkettiniz, belki farketmediniz bilmiyorum ama bir süredir 'Günün Notları' yazılarını Dan Dirik nick'li, Kadir isimli bir arkadaş hazırlıyor. Benim maalesef o yazıyı yazacak vaktim olmuyor artık. Ona da çok müteşekkirim bu konuda. Şimdi playoff'larında yavaş yavaş yaklaşması nedeniyle bir arkadaşı daha aramıza katmak istiyorum. Maçları mümkün olduğunca izleyen ve tabii ki takip eden, özellikle de günün notları ile maç yazılarında bize yardımcı olacak bir arkadaşa kapılarımız açık. Playoff'ları da düşünerek böyle bir arayış içine girdik çünkü 2 kişinin bile, hele biri (ben) hafta içi maç izlemekte çok zorlanırken, playoff'ların hakkını vermesi zor gibi.

Blog'a katkıda bulunmaya istekli olanların, son birkaç günde izledikleri 1-2 maç hakkında ufak bir yazı ile kendileri hakkında ufak bir tanıtıcı yazıyı sağdaki iletişim adresine göndermelerini rica edeceğim.

Geçmiş Olsun Stuckey

Televizyondan Philly-Boston, bilgisayardan Lakers-Bobcats'i izliyordum. Aynı anda oynanan Pistons-Cavs maçında ilginç ve üzücü bir olay yaşanmış. Rodney Stuckey fenalık geçirmiş. Bench'e geldiğinde yardımcı antrenöre başının döndüğünü söylemiş, ardından su içmiş ve kısa süre sonra da yere düşüp bayılmış. Aslında ilk gelen söylentilere göre bir nöbet geçirdiği, titrediği falan söyleniyordu ancak o doğru değilmiş. Hatta bazı kişilere göre bayılmamış bile, bilinci hep açıkmış.

İlk yardım ekipleri yaklaşık 10 dakikada Stuckey'nin stabil durumuna gelmesini sağlamaya çalışırken, Cavs ve Pistons oyuncuları toplu halede kenetlenip dua etmişler Stuckey için. Sonra Pistons oyuncusu, sedyeyle salondan çıkarılmış ve hastaneye götürülmüş. Maçtan sonra da iki takımın oyuncuları yine aynı şekilde dua etmişler. Henüz teşhis konmamış ama Stuckey iyiymiş, bir sorunu yokmuş.

Geçmiş olsun diyelim buradan. Kısa bir rapor/video ve 1-2 resim daha paylaşayım:


Link


5 Mart 2010 Cuma

5 Mart Programı

6 Mart Cumartesi 02:00 (NTV) / Boston Celtics - Philadelphia 76'ers
6 Mart Cumartesi 02:00 / Detroit Pistons - Cleveland Cavaliers
6 Mart Cumartesi 02:00 / Los Angeles Lakers - Charlotte Bobcats
6 Mart Cumartesi 02:00 / New York Knicks - Toronto Raptors
6 Mart Cumartesi 02:00 / Milwaukee Bucks - Washington Wizards
6 Mart Cumartesi 02:30 / Golden State Warriors - Atlanta Hawks
6 Mart Cumartesi 03:00 / Orlando Magic - New Jersey Nets
6 Mart Cumartesi 03:30 / Sacramento Kings - Dallas Mavericks
6 Mart Cumartesi 04:00 (NBA TV) / Indiana Pacers - Denver Nuggets
6 Mart Cumartesi 04:30 / New Orleans Hornets - San Antonio Spurs
6 Mart Cumartesi 05:30 / Oklahoma City Thunder - Los Angeles Clippers

Evine dönen ve artık galibiyet arayan Bobcats ile daha dün Miami'ye yenilen Lakers'ın karşılaşmasını tercih edeceğim ben herhalde.

Hornets ile Spurs arasındaki maç da ilgi çekici benim açımdan. Collison'ı son birkaç kere izleyebileceğiz Paul dönmeden önce. Gerçi daha yeni deplasmanda Spurs galip gelmişti ama 2 maçlık serilerini 3'e çıkarıp çıkaramayacakları, daha doğrusu artık form tutup tutmayacaklarını göreeceğiz yavaş yavaş...

Aslında bakarsanız yine favorilerin ön planda olduğu bir gece. Elbette sürpriz çıkacaktır ama çok da izlenesi maçlar yok.

Tyrus Thomas ve Bobcats

Her önemli takasa geç de olsa değinmiştim, sona kalan dona kaldı. Üzerinden 2 hafta geçtikten sonra ancak yazabiliyorum. Gerek Bobcats olduğundan, gerek az oyuncuyu barındırdığından, gerek de çok basit bir analizi olduğundan kısa sürecek.

Bulls takımı, yazın Tyrus'a 6 milyon dolar teklif edemeyecekti ve serbest kalmasına izin verecekti. Tyrus da bedavaya gitmiş olacaktı. Onun yerine ileriki tarihlerden birinde ilk tur draft hakkı almış oldular. Tabii Tyrus Thomas'ın disiplinsiz davranışları ve oyun alanındaki 'aptalca' kararları da bu kararın verilmesinde son derece etkili oldu.

Bobcats açısından baktığımızda ise; verdikleri Murray ve Law'a oranla Tyrus Thomas'ın potansiyelinin ne kadar yüksek olduğu tartışılmaz bile. Larry Brown'un da onu alarak ve üstüne eğilerek koşan, atletik bir takım yaratmak isteğinde olduğunu öğrenmiş olduk. Kısacası tam aradığı adamı buldu diyebiliriz. Ama bunun karşılığında verdikleri Murray'i arayacaklar sanki. Çünkü ellerinde skor yükünü Stephen Jackson ile paylaşacak bir guard kalmadı. Belki biraz DJ Augustin'i sayabiliriz ama bu konuda bir açık oluştuğu gerçek. Kings'in serbest bıraktığı Hughes'u alacaklarını düşünüyordum, bu konuda dedikodular da çıkmaya başladı ancak Bobcats cephesinden yalanlama geldi. Çok şaşırdım açıkçası. Ben kesinlikle kadrolarına bir guard eklemelerini bekliyorum.

Ayrıca 3 sezondur potansielini oyununa yansıtmasını beklediğim Tyrus Thomas, sonunda kendisine doğru yolu gösterecek bir koçla (Brown) yeteneklerini istikrarlı bir şekilde sergilemeye başladı. Çok sevindim onun adına. Böyle sürdürmesini diliyorum kariyerini ama tabii Tyrus Thomas'tan bahsederken geleceğe umutla bakmak kolay değil. Yine de Larry Brown'a güvenim sonsuz.

Hem Öküz Hem Yalancı Hem Utanmaz

Glen Davis'in öküzlüğüne 4 gün önce değinmiştim şu yazının alt kısmında. Videoda Glen Davis, Shaq'ın sakat olan baş parmağını bilerek sıkıştırırken görülüyordu. Orada da özellikle belirtmiştim Shaq'in sakatlık pozisyonundan sonra 35 saniye kadar oyuna devam ettiğini. Ancak Glen Davis "Bu pozisyon Shaq sakatlanmadan önce oldu, biz Shaq ile arkadaşız, ikimiz de LSU'danız, şakalaşıyorduk sadece." şeklinde kendisini temize çıkarmaya çalışmıştı. Çünkü yayınlanan pozisyonun üzerinde maç saati bindirilmemişti.

Ben hem Shaq'in 35 saniye daha oyunda kalmasından, hem de Davis'in sakatlık öncesi özellikle sağ baş parmağa yönelmesinin aşırı tesadüfi olduğuna inanmamdan dolayı, Davis'in kendini savunmak için yalan söylediğini düşünüyordum. Hatta bu haftasonu maçı internetten edinip emin olduktan sonra videosunu kesip youtube'a koyacaktım. Bir arkadaşım sağolsun söyledi bana, Celtics Hub adlı blog'da bu konunun üzerine gitmişler ve maç yayınından o pozisyonu bulmuşlar. Bu post'un başında linki verdiğim yazıda paylaştığım videodan gözüküyor ki Shaq'ın sakatlandığı pozisyon ikinci çeyreğin bitimine 07:37 kala gerçekleşiyor. Şimdi de Glen Davis'in, Shaq'ın parmağını sıkıştırdığı pozisyonda saate bakalım.


Link

Gördüğünüz gibi 07:05 kala gerçekleşiyor pozisyon. Yani Shaq sakatlandıktan sonra... Yani böyle bir harekete imza atmakla yetinmeyip, göz göre göre herkese yalan söylüyor Davis... Hatta bu pozisyonda Shaq topu eline aldıktan sonra birşeylerin ters olduğunu anlayıp 20 saniyelik mola alıyor ve maçı terkediyor. Yani Davis'in bu hareketi Shaq'ın sakatlığını daha kötü hale getirmiş bile olabilir. Böyle aşağılık, öküzce, sporculuğa ve insanlığa sığmayan hareketleri çok nadiren görüyoruz parkelerde. Davis bunu yapmakla kalmayıp bir de alenen yalan söylemiş "Ben sakatlık öncesinde şaka yapıyordum" diye... Tebrik ediyorum. Ben defterimden Davis'i sildim. Sizi bilemem...

Eğer "Ama bu pozisyonda gözükmüyor Davis'in yaptığı hareket, nereden bilelim ki aynı pozisyon olduğunu?" diyenler varsa şu aşağıdaki video ile kıyaslasınlar. Özellikle 2 oyuncunun parkedeki yerini, birbirlerine göre durdukları pozisyonları, hakemin yerini ve hatta kameramanları... Aslında zahmet bile etmeyin, aynı pozisyon kesinlikle ama vereyim yine de:


Link

4 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Zach Randolph, karşısında Taj Gibson ve Brad Miller’ı bulunca, iki pota altını da domine etmiş. Tekrarının izlediğim bölümlerinde orta mesafeli el üstü şutlarla da can yaktığını gördüm. 18’de 12’yle 31 sayısı 18 ribaundu var Randolph’un. Chicago maçın başlarındaki baskın oyunuyla bir ara 17 sayılık bir üstünlük yakalamış fakat normalde ilk beş dışından pek katkı alamayan Memphis’in yorulması beklenirken, son çeyrekteki mücadeleleriyle Chicago’yu 105-96 geçerek üst üste 6. deplasman galibiyetini almışlar. 105 sayının sadece 9’u Memphis benchinden gelmiş.

Wade’in 21’de 9 şut isabeti ve 6 top kaybı göze pek hoş gelmese de 27 sayı 14 asisti, Quentin Richardson’la birlikte maçın kazanılmasındaki en önemli pay sahibi. Maçta iki takım da %50’nin üzerinde şut atmış. Normalde iki takımın maçları yakın geçiyor fakat maç Miami’de olsa da ben favoriyi Lakers olarak görüyordum. Sanırım Lakers’ın maçı kazanamamasının en büyük sebebi, uzunların istenilen baskıyı yaratamaması. Lakers takım olarak sadece 1 ribaund fazla alabilmiş ancak daha da kötüsü Los Angeles ekibi adına tek blok Kobe’den gelmiş.

Boşa kürek çekenler:
Memphis’te maçı kazandırdıktan sonra düşüşe geçen Kobe, bu sefer Heat’e karşı 28’de 15’le 39 sayı 4 asistle oynamış, 3 saniye kala maçı eşitleyerek uzatmaya götürmeyi de başarmış. Uzatmada da 5 şutundan 3’ünde isabet bulmuş fakat 20 saniye kala, 3 sayı gerideyken O’Neal’a yaptığı hücum faul ve sonrasında potaya değmeyen üçlüğü nedeniyle Lakers maçı kaybetmiş. Normalde maçlardan 15-20 dakika önceye kadar ısınmayan Kobe, son 4 maçta 24/70 isabet bulabildiği için dünkü maçtan önce uzun süre şut çalışmış. İşe yaramış, yine inanılmaz şutlar sokmuş ama maçı kazandıramamış.

Günün X-faktörü:
Maçta yine ön plana çıkan süper yıldızlar olmuş ama sonucu belirleyen isim Heat’in Quentin Richardson’ı. Kendisinin 11’de 7 üçlük isabetiyle tam 25 sayısı var. Üzerine 5 ribaund 3 top çalma eklemiş Miami Heat oyuncusu fakat maçtaki en önemli hareketi Kobe’nin azıp takımını 1 sayı öne geçirdiği sırada (10 küsur saniye kala) attığı üçlük ve Heat'i 2 sayı öne taşıması, gerçi sonra Kobe maçı uzatmaya götürdü ama olsun. Ek olarak Arroyo da 7’de 6 şut, 6’da 5 serbest atış, 5 asist 0 top kaybıyla neredeyse kusursuz bir maç çıkarmış Miami adına. İlk 5'e yerleşti ve pek bırakacakmış gibi gözükmüyor.

Bizimkiler:
Mehmet bu gece nihayet doğru düzgün performanslarından birini ortaya koyabilmiş. 17’de 7’yle 24 sayısı 6 ribaundu var. Ribaundlarının 5’i hücumda gelmiş üstelik. Ayrıca Memo son çeyrekte tam 8 sayı bulmuş. Utah, geride olduğu maçı son çeyrekte attığı 41 sayıyla çevirmiş. Acaba bu Phoenix’in bütün karşılaşmayı önde götürüp de kaybettiği kaçıncı maç. Burada da %57’yle şut atmalarına ve Utah’ın %50’nin altında kalmasına rağmen kazanamadılar. Utah'ın aldığı 19 hücum ribaundu çok önemli bir etken olmuş galibiyette. Bu arada Jazz'ın şut yüzdesi düşük diye Phoenix'in savunması akıllara gelmesin, Jazz’in 11 top çalmasına karşılık Suns sadece tek top çalmış. Üçlük isabetlerinde de Utah’ın 12’ye 5 üstünlüğünü atlamamak lazım.

Celtics'ten Doğum Günü Hediyesi

Spurs'de yaşından ve takımın enerjik oyunculara ihtiyaç duymasından dolayı pek süre alamayan Finley birkaç gün önce Popovich'e giderek "Ben oynamak istiyorum, izin verin de playoff'lara kalacak olan başka bir takımda şans bulayım" demişti. Spurs ve Pop da onun bu isteğini kırmayarak serbest bırakmışlardı şutör oyuncuyu. Kendisiyle zaten Celtics'in ilgilendiğine dair dedikodular çıkmıştı ve yeni gelen raporlara göre anlaşma sağlanmış. Birkaç güne kadar sözleşme imzalanacakmış. Sözleşmenin Cumartesi günü imzalanması taraftarıyım, çünkü o gün Finley 37. yaşına basacak.

Celtics açısından bakıldığında başarılı sayılabilecek bir hamle. Yani tabii önemli bir transfer değil ama ufak bir eksiklerini giderdiler. Yoksa 37 yaşındaki Finley'den medet ummak gibi bir hata yok ortada, sadece gerektiğinde son hücumlarda sahada güvenilir bir şutör daha bulundurabilecekler isterlerse. Ama maç başına 10 dakikadan fazla alması hayal gibi, hatta 10'a bile çıkarsa dua etmeli. Daniels, Robinson ve Tony Allen ile çekişme içerisinde olacak. Rondo, Daniels ve Allen'ın hiç ama hiç üçlük tehdidi yaratmadıkları düşünüldüğünde Finley hamlesinin nedeni anlaşılabiliyor Celtics adına. Ama dediğim gibi Finley çok da mutlu olmayacaktır aldığı dakikalardan. Ha tabii "Bu Spurs'den birşey olacağı yok bari Celtics'e gideyim" mantığıyla serbest kalmak istediyse hak vermemek elde değil...

4 Mart 2010 Perşembe

4 Mart Programı

5 Mart Cuma 03:00 / Los Angeles Lakers - Miami Heat
5 Mart Cuma 03:00 (NBA TV) / Memphis Grizzlies - Chicago Bulls
5 Mart Cuma 05:30 / Utah Jazz - Phoenix Suns

Son bir ayın en formda takımlarından ikisi, Jazz ve Suns karşı karşıya. Ligin en iyi 4 oyun kurucusundan 2'si de keza aynı şekilde kozlarını paylaşacaklar. Bu maçta sonuç Boozer'ın neler yapacağına çok bakıyor diyebiliriz. İçeride Amare-Lopez-Frye üçlüsüne karşı ne kadar etkili olacağı önemli olacak. Çok arada bir maç.

LeBron Yoksa JoJo Var

Çıkan bir söylentiye göre, Knicks koçu D'Antoni yazın LeBron'u kadroya katamamaları durumunda, şimdiden Joe Johnson'ı gözüne kestirmiş. Üzerine şampiyonluğa oynayacak bir takım kurulacak bir oyuncu olarak görüyormuş Johnson'ı. LeBron ile aralarında herhalde dağlar kadar fark vardır ama Amare ve muhtemelen Wade ile Bosh da serbest oyuncu statütüsünde olacakken, şimdiden Johnson'ı gözüne kestirmek ne kadar mantıklı acaba? D'Antoni'nin geçmişte birlikte çalıştığı oyunculara daha bir ayrı baktığını biliyoruz ama bu iş bu kadar mı ileri düzeyde? Diğer isimlere göre Joe Johnson'ın 1-2 kademe aşağıda olduğunu söyleyebiliriz. Bu yetmiyormuş gibi Joe Johnson'ın 29 yaşında olduğunu ve ana silah olarak, şampiyonluk kazanmak için maksimum 4-5 senesi kaldığını unutmamak lazım. Son olarak da yanında kaliteli parçalar varken (Bibby, Josh Smith, Horford) Hawks'u doğu finaline çıkaramayan Johnson (Bu sezon şampiyon olurlarmış mesela bu sözün üzerine), özellikle ilk senelerinde daha kısıtlı olacak bir Knicks kadrosunu nerelere taşıyabilecek? Yanlış anlaşılmasın JoJo'yu beğenirim ama benim anlamadığım şey, bir koçun Wade-Bosh'tan önce JoJo'yu hangi mantık çerçevesinde tercih ettiğidir.

Bu tarz dedikoduları genellikle ciddiye almadığımı defalarca kez söyledim ama Joe Johnson ile D'Antoni'nin geçmişte çalışmış olmalarından dolayı gerçeklik payı verdim ve kısaca birşeyler karalayayım dedim.