BIY AD

11 Mart 2010 Perşembe

10 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Rakamlarında çok çok fazla numara yok gibi görünse de, Gerald Wallace’ın 28 sayısını özel kılan, faul atışlarını da katarsak sadece 2 şut kaçırmış olması. Bu sene daha önce böyle bir performansın 40 küsür sayıyla Durant’ten geldiğini hatırlıyorum; onun kadar etkileyici olmasa da takımın yıldızının savunması zaten çok iyiyken 10’da 9 saha içi, 11’de 10 faul çizgisi performansları varsa o maç kolay kolay kaybedilmez. Karşınızdaki takım bu seneki Sixers ise hele çok daha zor, Bobcats de zaten zoru başarmayıp maçtan 102-87’lik galibiyetle ayrılmış. Charlotte oyuncuları bu maçta da 41 kere serbest atış kullanmışlar. Takımın diğer öne çıkan isimleri 11’de 10 serbest atışla 24 sayı 10 ribaundu bulan Stephen Jackson ve kenardan 12 sayı atıp sakatlıktan sonraki en iyi maçını çıkaran Tyson Chandler. 6 Bobcats oyuncusunun çift hanelere ulaştığı maçta Diaw’ın da 5/5 ile attığı 13 sayısı var.

Memphis’in Garden’da %55’le şut atıp, benchten 34 sayılık katkı aldıklarını söylesem maçın sonucunu söylemiş olurum ama yine de açmam lazım. Karşılaşmanın ilk yarısını internetim el verdiğince izledim. İlk çeyrekte Celtics’in %25’le şut atmasını boş verin, tüm ilk yarıda savunma adına yaptıkları tek şey, maçın başlarında Randolph’a orta sahayı geçtikten sonra ikili sıkıştırma yapıp mola aldırmalarıydı. Onun dışında ne rakibin şutunu bozma, ne de ribaund mücadelesi için boxout yapma… Hiçbirini göremedim ben. Hadi çok iyi hücum etseler yine bir şey demem ama ilk yarıda sadece 33 sayı atabildiler. Ribaundlarda 48’e 29 ezilseler bile asıl olarak Grizzlies uzunlarına değil, guardlarına boyun eğdiklerini de gözden kaçırmamak gerek. Tamam, Memphis onlar için kabus gibi eşleşme problemlerine yol açıyor olabilir ama playofflara girerken böyle zaaflar kabul edilemez.
Başlığa yakıştığı şekilde iyi birkaç şey yazmamak da olmaz ama. Grizzlies’de Gay’in 18’de 10’la attığı 28 sayı ve çektiği 8 ribaund en dikkat çekici performans. Ayrıca Randolph, Gasol ve Gay’in ulaştıkları ribaund sayısı Celtics’in takım toplamından bir eksik. Maçın sonucu 111-91 ve elbette Memphis lehine.

Evans, sonunda 20-5-5’lik bir oyuncuya göre zaten pek uzak görünmeyen ilk triple double’ını, Toronto’ya karşı da olsa yapmış. 19 sayı 10 ribaund 10 asisti var çaylak oyuncunun, saha içinden 15’te 7 isabet bulmuş ve 2 top kaybı var. 24 sayı atan Udrih’le birlikte Kings’in 22. galibiyetini getiren isim olmuş. Maçın ilk yarısında Toronto üstünlüğünü korurken, Sacramento adına direnen isim 13 sayıyla Udrih’miş. Ancak işlerin çözüldüğü 3. çeyrekte, Raptors takımı potasında tam 43 sayı görmüş. Evans’ın da 9 sayı 5 asisti bu bölümde gelmiş. Düşündüğümde Kings’in bir çeyrekte bu kadar sayı atacağı 3-4 takım vardır ligde herhalde. Neyse, Toronto cephesinde Bosh da 20’de 6’yle istenilen performansı veremeyince maçın galibi 90-113’lük skorla Sacramento Kings olmuş. Toronto son 8 maçın 7’sini kaybetmiş oldu böylece.

Karşıt felsefelerin mücadelesinde Manu, kaç maçtır yaptığı gibi kontrolü eline aldığında (sağlam bacaklarla) neler yağabileceğini bizlere bir daha gösterircesine maçı 28 sayı 6 ribaund 5 asistle tamamlamış. Bu sefer New York’a karşı olunca kazanmak o kadar da zor olamış tabii, maç bir ara yakın seyretse de 87-97 Spurs üstünlüğüyle sonuçlanmış.

Durant 19’da 11 ile 29 sayı atarak kendi ortalamasında bir oyun ortaya koymuş, ona yardımcı olarak 17 sayı 8 ribaund 9 asistle triple double’ın kıyısından dönen Westbrook da ortaya çıkınca playofflara yetişebilmek için çırpınan New Orleans’ı 83-98 geçmişler.

Wade Clippers’a karşı alışık olduğumuz rakamlarla maçı takımına kazandırmış. 27 sayı, 8 asist 6 ribaundu var süper yıldızın. 17 kere serbest atış kullanıp 15’ini sayıya çevirmiş ki Clippers’ta bu rakam 13’te 10.

Boşa kürek çekenler:
Clippers’ta Rasual Butler patlaması yaşanmış. 19’da 12’yle 31 sayı atarak Eric Gordon’ın da yokluğunu örtmeye çalışmış ama Wade’e fazla çare üretemeyen Los Angeles ekibi maçtan mağlup ayrılmak zorunda kalmış.

Collison’ın 14’te 3, Thornton’ın 13’te 4 ile şut attığı maçta New Orleans adına David West sahneye çıkıp 22’de 14 ile 33 sayı atmış. 6 ribaund 2 de asisti var ama bu sayıların hiç biri Durant ve tayfası için yeterli olmamış.

Takımı Baltalayanlar:
Çoğu Philadelphia oyuncusunun buraya girmek için ayrı ayrı sebepleri vardır ama ben hep beraber alayım dedim. Takımın en skorer ismi 16’da 6’yla 14 sayı atan Rodney Carney. Takımın yıldızları Iguodala’nın 13, Elton Brand’in 11 sayısı var. Iguodala zaten sezon başından beri neredeyse tek başına savaşıyordu ama o da bırakmış gözüküyor. Ayrıca 76ers, takım olarak 20 top kaybı yapmış ve bu 20 top kaybı, Charlotte’un 21 hızlı hücum sayısı atmasına yol açmış. İşler fena yani.

Bizimkiler:
Mehmet iki maçlık patlamasını yaptıktan sonra yine normale döndü gibi. Tabii bu normal, bizim bildiğimiz Mehmet’in normali; bu sene izlediğimizin değil. Hiç olmazsa hücumdaki performansıyla böyle bir çıkarım yapıyorum ben. 11’de 6 şut isabetiyle 18 sayı atıp, takımın en skoreri unvanını Williams ve Millsap’le paylaşmış. 5 ribaundu 3 asisti 2 de bloğu var Memo’nun. Tabii her maç Detroit’te olduğu kadar rahat olur mu bilmem. Sadece özetini izleyebilsem de görüyorum ki Pistons oyuncularının savunmayı pek aldırış ettikleri yok. Nerede o Detroit’in bilindik savunma prensibi…

Burayı yazmak istemiyorum ama formalite gereği söyleyeyim, Hidayet 8’de 2’yle 6 sayı 3 ribaund 1 top çalma 3 top kaybı 7 ribaund. Ribaundlar denk gelmiştir diye düşünüyorum çünkü normalde pek mücadeleye girmiyor. Kendisini toparlasa da ağız tadıyla izlesek diyorum da gün geçtikçe fazla büyük hayaller peşinde olduğuma ikna oluyorum.

10 Mart 2010 Çarşamba

10 Mart Programı

11 Mart Perşembe 02:00 / Charlotte Bobcats - Philadelphia 76'ers
11 Mart Perşembe 02:30 / Los Angeles Clippers - Miami Heat
11 Mart Perşembe 02:30 / Utah Jazz - Detroit Pistons
11 Mart Perşembe 02:30 (NBA TV) / Memphis Grizzlies - Boston Celtics
11 Mart Perşembe 03:00 / Denver Nuggets - Minnesota Timberwolves
11 Mart Perşembe 03:00 / New Orleans Hornets - Oklahoma City Thunder
11 Mart Perşembe 03:30 / New York Knicks - San Antonio Spurs
11 Mart Perşembe 03:30 / New Jersey Nets - Dallas Mavericks
11 Mart Perşembe 05:00 / Toronto Raptors - Sacramento Kings

Şimdilik bir yorum yok belki gece maçlardan önce. Tek diyeceğim şey NBA TV'nin gecenin güzel maçlarından birini hatta muhtemelen en iyisini verdiği. Celtics'in, uzunlarıyla rakiplere üstünlük kuran Grizzlies'e karşı ne yapacağını merak edenler için harika bir maç. Hem zaten Zach Randolph da dönüyormuş ciddi birşeyi yokmuş, sadece Nets'e karşı dinlendirilmiş. Yaşlı Celtics, 2. gün üstüste maça çıkacak ama evlerinde oynamalarının verdiği avantajla (bu sezon gerçi çok kötüler ama herşeye rağmen) bir hayli zor da olsa kazanmalarını bekliyorum Grizzlies'e karşı.

Jennings'den İntikam


Link

15 sezondur NBA'de 10'larca oyuncuyla tartışan, üstüne yürüyen, bağıran çağıran, laf sokan, trash talk yapan ve bu konuda NBA oyuncuları arasında yapılan bir ankette açık ara 1. olan Garnett'e Anthony Peeler'dan sonra (merak eden en aşağı baksın) en iyi cevabı Jennings vermiş. Maçı kazandıktan sonra soyunma odasına giderken Garnett'e trash talk yaptığını görüyoruz. Çenesi hiçbir zaman durmayan KG ise bildiğimiz gibi agresif olarak üzerine gelindiğinde geri sesini çıkarmamış. Tabii maçı kaybetmelerinin de etkisi vardır herhalde.


Link

Üstte gördüğünüz gibi birkaç gün önce Garnett yine Blatche'in üzerine yürümüş ve Blatche'ten de gereken tepkiyi görmüştü fakat Blatche o tartışma anından sonra skor üretememişti ve Celtics o tartışmadan gaz alarak, taraftarının da desteğiyle geriden gelip maçı kazanmıştı. Bundan dolayı Blatche de daha sonra olayla ilgili açıklama yaparken hafif ağlamaklı olmuş zannedersem. Kısacası, bu tür hareketleri hiç ama hiç sevmesem de, "Helal olsun Jennings" diyorum. Şu adama birilerinin artık gerekli cevabı vermesi gerekiyor. Geçtiğimiz sezon da Calderon ona karşı geri adım atmayarak takdirimi kazanmıştı. Ama yukarıda belirttiğim gibi Peeler'dan başkası yalan:


Link

LeBron Guantanamo'da İşkence Görmüş

Bir İngiltere vatandaşı olan Binyam Mohamed 2001 yılında Pakistan'a gitmiş, oradan Afganistan'a geçiş yapmak isterken sahte pasaport kullandığı öne sürülerek Amerikan yetkililerine teslim edilmiş. Bu noktadan sonra da defalarca kez işkence görmüş ve ünlü Guantanamo hapishanesine atılmış, orada da işkence görmeye devam etmiş. 2009'da hakkındaki suçlamalardan vazgeçilmiş ve serbest bırakılmış. O da dava açmış ABD hükümetine. Her neyse daha fazla detaya girmeye gerek yok. Bu haber yeni çıkmış ve haberde Mohamed'in kullanılan fotoğrafta LeBron ile benzerliği hatta ikiz olma ihtimali göze çarpıyor... Haber için tık.

9 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Kobe bu sefer kendine gelip 20’de 11 atarak şut performansını düzeltmiş, faul çizgisinden de 11’de 10 ekleyince 32 sayıya ulaşmış. Son Orlando maçına kadar felaket üçlük yüzdesiyle oynuyordu, Toronto’ya karşı tek üçlük denemiş sadece. Attığı sayılarında yanına 6 asist 6 ribaund ekleyince maçın kazanılmasındaki en önemli faktör olduğu rahatça görülüyor zaten ama yaptıklarından en önemlisi bitime iki saniye kala attığı basketle eşitliği bozup maçı kazandırması. Muhtemelen maç boyunca attığı en zor şut ama Kobe maçların son 30 saniyesinde, saha içi isabetine + %50 alıyor. Alıştık artık. Toronto’nun hakkını yemeyelim, iyi mücadele etmişler ama Lakers cephesi bu maçı asla malubiyet serisinin sonu olarak görmesin. Sonuçta kendi evlerindeler ve belli alandaki üstünlüklerini rakibe rahatça kabul ettirme şansları var. Ayrıca bitime 2 dakikadan az bir süre kala Calderon’un atladığı topa kenardaki seyircilerden biri müdahale ettiğini ve bunun sonucunda (benim anladığım kadarıyla) top en son Calderon’a çarpıp çıktığı için kenardan oyuna başlayanın Lakers olduğunu unutmamak lazım. Yani Toronto’daki maç gibi bu mücadele de tartışmalı bir pozisyonla bitmiş.

Bu sene ilk All-Star unvanlarına erişen iki oyun kurucunun mücadelesinde gülen taraf açık ara Deron Williams olmuş. 15 şutundan sadece 3’ünü kaçırmış Williams ki ikisi üçlük. Böylece Bulls potalarına 28 sayı atmış, 17 asistle de bu sezonki kişisel rekorunu geliştirmiş. Tek top kaybı olduğunu da eklemek lazım. Maçı tamamen domine edip Bulls’a karşı alınan farklı galibiyetin bir numaralı mimarı olmuş. Noah’ın oynadığı zamanlarda ligin en iyi pota altı savunması yapan takımlardan biri olarak anılan Bulls, Utah’ın takım olarak %54’le şut atmasına izin vermiş. Maçı kazanan ekip 132-108’lik rahat skorla Utah olmuş doğal olarak.

Bogut, Boston’ın eskisiyle alakası kalmadığını göstermek istercesine 18’de 10’la 25 sayı atmış. Ayrıca 17 ribaundu ve 4 bloğu var kendisinin. Zaten baktığımızda Kevin Garnett’in de o prensibi ayakta tutmasından başka savunmanın çoğu bölümünde zorlanmaya başlamasıyla rakip uzunun karşısında kalabilecek tek isim Perkins. Playofflarda o da kötü oynarsa Boston nereye kadar gidebilecek acaba merak ediyorum. Tabii rakip uzuna karşı bu kadar çaresiz kaldığı bir maçta bile Bucks’a 16 asistte tutmaları iyi bir teselli olabilir ama maçı son topa götürseler de kaybetmişler sonuç olarak.

Boşa kürek çekenler:
Wade 26’da 11’le 27 sayı atmış Bobcats potalarına. Yüzdesi müthiş değil ama Miami’nin 78 sayı atabildiği bir maçta her basketin bir önemi var. Maçın başlarını izleyebilmiş biri olarak açıkçası Gerald Wallace’a karşı olsa da daha iyi bir performans beklerdim çünkü potaya oldukça rahat ulaşıyordu ve Charlotte oyuncuları sanki faul yapmamaya özen gösteriyor gibiydi. Sonrasında neler oldu maalesef göremedim ama Bobcats oyuncuları onu bir miktar durdurabilmiş diyebiliriz. Onun dışında Jermaine O’Neal da 11’de 7’yle 19 sayı atmış rakip potaya, kaçırdığı 4 şutun 3’ünde bloklanmış 2.11’lik oyuncu.
Maçta daha yüzdeli atıp daha az top kaybeden takım Miami olsa da Charlotte bir şekilde maçı kazanmış. Miami’nin 16 serbest atışına karşılık Bobcats’in 30 tane kullanması maçın sonucunu açıklayan istatistik olsa gerek.

Chris Bosh hemen her maçta yaptığı gibi hücumda savaşarak takımının maçta kalmasını sağlamış. 18’de 7 gibi iyi bir yüzdeyle olmasa da 22 sayıyla takımının en skorer ismi olmuş, üstüne 7 ribaund 4 asist eklemiş ve top kaybı yok. Ayrıca 2’de 2 üçlük isabeti bulmuş ki bunlardan biri Kobe’nin son basketinden önce maçı berabere getiren sayılarmış. Bargnani’nin de 21 sayı 8 ribaundu var ancak daha da önemli katkıyı Jack vermiş: Bolca çizgiye de giderek 18 sayı atıp 7 asist, 7 de ribaundla oynamış ve top kaybı yapmamış. Fisher karşısında bayram edenler kulübüne o da katılmış yani.

Williams’ın bu kadar iyi oynadığı maçta Rose da eksik kalmayarak 25 sayı 13 asistle maça Chicaho cephesi adına damgasını vuran isimmiş. Ancak Chicago’nun kötü savunmasıyla Miles ve Williams’ın müthiş performansları birleşince maç kopmuş gitmiş.

Takımı baltalayanlar:
Andre Iguodala, Indiana’nın Granger’dan yoksun olduğu maçta hiç ağırlığını koyamamış; 8’de 2’yle 5 sayı atabilmiş. 5 ribaund 4 asist ondan beklenilen rakamlar ama 5 sayı değil. Takımının durumu ne kadar hayattan bezdirici olsa da yıldız oyuncunun aldırış etmeden en iyisini yapması gerek. Takımın diğer umut beslediği forvet Elton Brand’in de artık zaten hali kalmamış. 19 dakikaya göre kötü rakamları olmasa da oynayabildiği süre tek başına eleştirmeye yeter. Zaten koç Eddie Jordan da oyuncularının bu performanslarından memnun olmasa gerek, son çeyrekte Brand ve Iguodala'ya süre vermemiş.

Son zamanlarda takımının hücumdaki en büyük silahı olan Ray Allen, Bucks karşısında sadece 3 şut kullanıp hiç birinde isabet bulamamış. Niye böyle oldu hiçbir fikrim yok, maçı izleyip görmek isterdim. Ayrıca Pierce da 13’te 3’le oynamış hücumda. 5 asisti var ama yanında 4 de top kaybı yapmış. Zaten Garnett ve Rondo dışında Celtics hücumunun ayakta kalan ismi yok maçta.

Günün X-faktörü:
Kendisini takip edenler ara ara patlayıp böyle performanslar gösterdiğini biliyor. Bu maçta da onu tutan olmayınca tam anlamıyla coşmuş, toplamda 12’de 9, üçlük çizgisinden 7’de 6’yla 26 sayı atmış. Üçlüklerinin 4 tanesi son çeyrekte gelmiş CJ Miles’ın. Bunların dışında bir ribaundu, iki de top çalması var ama hepsini 18:30 dakikada yaptığı düşünülünce etkilenmemek elde değil.

Ne oyuncularının ne koçunun sağı solu belli olmayan takım Indiana’da Dahntay Jones, bizi sene başında şaşırttığı performanslardan birini 76ers’a karşı sergileyip galibiyette büyük pay sahibi olmuş. 15’te 9 şutla 25 sayısı 4 ribaundu ve 2 bloğu var benchten.

Bizimkiler:
Hidayet’in 5 ribaund 4 asisti olsa da yine 7’de 2’yle oynamış. Herhalde bu performansa alıştık artık, sizi bilmem ama ben sezon sonuna kadar da değişeceğini sanmıyorum. Bir insan takımına alışmamış olabilir ama hiç olmazsa şutunu bulmak için ekstra çaba harcar. Hidayet’te benim gözlemlediğim kadarıyla o da yok. Saha dışı başka problemleri var diyeceğim ama onun seviyesine gelmiş birinin maç başladığı an bunları kafasından uzaklaştırması gerek. Umarım sezon sonuna kadar beni kalıcı bir şekilde yanıltmayı başarır.

Mehmet Okur 8’de 3’le olsa da 14 sayıya ulaşmış. Zaten Brad Miller’ı sever, karşısında onun görünce bolca üzerine gitmiştir herhalde diye düşündüm. Zira 14 sayısının 8’ini faul atışlarından bulmuş. 7 de ribaundu var Memo’nun yarım saatte yaptıklarının içinde.

Ersan 6’da 4’le 9 sayı 4 ribaundla oynamış ama bu sefer de iyi başladığı maçta 6 faulle atılmak zorunda kalmış. Zamanla alışacaktır umarım, kendinin de 17 dakikadan daha fazla oynamak istediğine şüphem yok.

Watson vs Frye (Pacers vs Suns)


Link

2 gün önceki maçta çıkan bir olay. Saçma sapan bir nedenden çıktığı için çok da önemsememiştim. Ama birbirlerine vuran Granger ile Frye 1'er maç ceza aldıkları için paylaşıyorum. Elbette Watson ile Frye teknik faulü hakediyorlar ancak olayı başlatan Watson: Frye perdeleme yaparken, iki kere Frye'ın koluna vuruyor oldukça sert şekilde. Frye da tepki olarak itiyor. Haklı-haksız diye ayıracaksak kesinlikle Watson ve Pacers haksız bu pozisyonda.

Granger ile Frye ufak bir yumruklaşıyorlar zaten bu yüzden de ceza almışlar. Yoksa Frye'ın ceza almasını gerekterecek bir saldırısı yok Watson'a karşı. Ama ilginç olan pozisyon, Hibbert hakemden kurtulmaya çalışırken Nash'e yumruk sallarmış gibi gözüküyor.

9 Mart Programı

10 Mart Çarşamba 02:00 / Los Angeles Clippers - Orlando Magic
10 Mart Çarşamba 02:00 (NBA TV) / Miami Heat - Charlotte Bobcats
10 Mart Çarşamba 02:00 / Houston Rockets - Washington Wizards
10 Mart Çarşamba 02:00 / Philadelphia 76'ers - Indiana Pacers
10 Mart Çarşamba 03:00 / Boston Celtics - Milwaukee Bucks
10 Mart Çarşamba 03:00 / Utah Jazz - Chicago Bulls
10 Mart Çarşamba 05:00 / Sacramento Kings - Portland Trail Blazers
10 Mart Çarşamba 05:30 (NBA TV) / Toronto Raptors - Los Angeles Lakers

NBA TV'de harika bir maç var. Hani klasik bir deyim vardır ya Türk futbolunda "6 puanlık maç" diye. İşte Bobcats - Heat maçı için aynen geçerli bu. Bobcats Doğu'da playoff yarışında 1 galibiyet önündeki Heat'i konuk ediyor. Belki bir taraf 20 sayı farkla kazanacak ama başlamadan önce playoff maçı tadında olacak gibi gözüküyor. Heat'te Jermaine oynamayacak gibi duruyor ve bu da içeride Heat'in üstünlük kuramaması anlamına geliyor. Bu durumda evinde oynayan Bobcats daha şanslı ve favori. Umarım kazanırlar, çünkü playoff'a girmelerini istiyorum.

Lakers Gasol'ün takıma katılmasından sonra ilk defa 3 maç üst üste kaybetmiş oldular 2 gün önce Magic'e yenilerek. Bir tane daha kaybetmelerine ihtimal vermek zor, hele savunma özürlü Raptors karşısında. Bu arada Hidayet bugün dönüyormuş ancak karşısında son 2-3 haftadır tuttuğu oyuncuları bıktıran Artest var. Kısacası Raptors'a da yenilirlerse herhalde Kobe patlar sinirden. Mavs ve Nuggets da enselerindeyken kazanmalılar.

Pacers'da da son maçta Frye ile ufak çaplı bir kavga yaşayan Granger'ın ceza aldığını hatırlatayım. Frye da ceza aldı o da bir sonraki Suns maçında oynamayacak. Yarın videoyu paylaşırım.

9 Mart 2010 Salı

Roy - Morrison ve Pritchard - Jordan

Adam Morrison'ın açıklamalarına göre, eğer kendisi 6-7. sıraya düşseymiş Nate McMillan onu seçecekmiş 2006 yılında. Roy konusunda da Nate McMillan'ın şüpheleri varmış ancak Pritchard onu Roy konusunda ikna etmiş. Yani Blazers'ın geleceğini kurtarmış diyebiliriz. Zaten son 4-5 yıldır yaptığı hamleler ve draft seçimleriyle alkışlanan Pritchard 2006 yılında efsanevi bir draft'a imza atmıştı. Önce Tyrus Thomas karşılığında Aldridge'i alan Pritchard, Wolves'un 6. sırada Roy'u seçmesinden sonra Foye'da da gözü olduğunu bildiği için Foye'u seçti. Ardından da Roy ile takas etti. Wolves'un bu takası niye yaptığını ve karşılığında birşey almadığını açıkçası o zaman da anlamamıştım, şimdi de anlamıyorum. Aldridge-Roy ikilisi şu anda bildiğimiz gibi Blazers'ın 2 temel taşı konumunda, üstelik Roy ligin en önemli yıldızlarından biri konumunda. Wade-Kobe-LeBron gibi patlayıcılığı olmasa da genele baktığımızda onların hemen bir seviye altında diyebiliriz.

Öte yandan Roy yerine Morrison'ın Blazers forması giydiğini düşünün. Korkunç değil mi? Neyse ki Michael Jordan 3 numarada Morrison'ı seçerek Portland şehrine büyük bir kıyak yaptı. Daha önce de 1 numaradan dünyanın en iyi pivotu Kwame Brown'u seçmişti. Birçoklarına göre gelmiş geçmiş en iyi basketbolcu olan Michael Jordan'ın draft seçimlerine şaşırmamak elde değil. Konusu açılmışken ondan bahsetmemek olmazdı.

Kovun NBA'deki Bütün Koçları


Link

Ben böyle koç istiyorum artık. Buzz Williams'dan başkası yalan. Dans figürleri smaçtan çok daha ilgi çekici. Ayrıca 2 pozisyonda da bench'teki beyaz oyuncuya da dikkat çekiyorum. Bir de bütün bu gaz hareketleri 20 küsur sayıyla kazandıkları bir maçta yapıyorlar. Artık nasıl bir konsantrasyonsa...

4 gündür interneti kasıp kavuruyormuş ben yeni gördüm.

Santimlerin Önemi


Link

Hatırlarsınız 2 gün önce Kobe, maçın bitimine 15 saniye kala Magic'e karşı 3 farkla geride iken üçlüğü gönderip eşitliği sağlamıştı. En azından o öyle zannediyordu, televizyon başındakiler 2'lik olduğunu görmüştü, nitekim hakemler de kontrol edince pozisyonu 2 sayı verdiler ve Lakers taktik faul yapmak zorunda kaldı. Vince Carter atışlardan 1'ini kaçırınca Kobe'ye maçı uzatmaya götürme şansı gelmişti ancak başarılı olamamıştı ve Lakers maçı kaybetmişti.

Dün de ilk yarısını izlediğim maçın sonunda tıpatıp aynı pozisyonlar olmuş. Yine 15 saniye kala Cavs 3 sayı öndeyken, Manu 3'lük atmış ancak yine hakemler kontrol edince bunun 2'lik olduğu anlaşılmış. Taktik faullerden sonra fark 3'e çıkmış ve Spurs'e yine maçı uzatmaya götürme şansı gelmiş. Ancak Popovich'in bu sezon 3 veya 4. kere harika çizdiği bir son saniye hücumunda Spurs yine isabeti bulamamış. Şuradan izleyebilirsiniz.

2-3 santimetrenin önemini görmüş oluyoruz yani. Hatırlarsanız bundan 2 ay kadar önce Kobe Kings'e, 1 milimetre ile kenar çizgisine basmadan üçlüğü göndermiş ve maçı kazandırmıştı. Ginobili ise birkaç santim ile içerde seken topu uçarak çevirmiş ve onun sonucunda Jefferson maçı kazandıran basketi atmıştı Thunder'a karşı. İki videoyu da aşağıda bulabilirsiniz. Yani birkaç santim nelere bedel? Galibiyetlere...


Link


Link

8 Mart'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları
Chris Paul’un yokluğunda çaylak bir guard’ın onu aratmayacak biçimde başarılı olabileceğini kim düşünebilirdi ki? Darren Collison yaklaşık 1.5 aydır yaptığı gibi yine maçın altını üstüne getirmiş. 16 sayı, 20 asist. Mükemmel ayakta alkışlanası bir performans. Yaptığı asist sayısı ile de Hornets tarihinin bir maçta en çok asist yapan çaylağı ünvanını alarak tarihe geçti genç guard. Bu rekoru zaten 18 ile kırmıştı Ocak ayında. Kısacası Chris Paul’ün yokluğunu aratmamış gerçekten takım arkadaşlarına. David West bu durumdan çok memnun olmalı ki ,bir hayvan performans da ondan gelmiş.28 sayı bulmuş. Bunun yanında 13 ribaund 3 asist 2 top çalma koymuş yanına West. Okafor da 22 sayı, 11 ribaund yazdırmış istatistik kağıdına.

New York, iki gece önceki NBA tarihinin en kötü üçlük performansından (0/18) sonra, Atlanta’ya patladı resmen. %66.6 (10/15 ile) çok fazla oldu bir gecede. Hawks ise 3/17'de kalmış. Burada da ligin en istikrarlı (son maçı saymazsak) dış şutörlerinden Gallinari ağır bastı haliyle. NBA’ de ikinci sezonu geçiren İtalyan forvet takımını bulduğu 27 sayı, 5 ribaunt ve 2 asistle sırtladı. Belki çok çok büyük bir performans değil ama maçın döngüsünde çok etkili oldu. Yalnız maçın son hücumunda Toney Douglas topu çok acemice Jamal Crawford’a kaptırdı ve son 9 saniye Atlanta’ya kaldı. Topu getiren Crawford, Josh Smith’e de enfes bir pas çıkardı ama; smaca kalkan Smith’e öyle bir blok geldi ki Chandler’dan. Nice buzzerlar yanına yaklaşamaz. Son 2 saniyede kendi potasına çift el smaca kalkan ligin en atlet forvetlerinden Smith’i, çok usta bir blokla yerin dibine soktu Wilson Chandler. Havadaki topu Al Horford kaptı ve tekrar potaya yolladı ama iş işten geçmişti çoktan o zamana. Bu blokla maçın kahramanı oldu benim gözümde Chandler. Atlanta Doğu’ da 4. olmamak için savaşıyordu ama bu gidişle zor biraz. Geçen senenin filmi ‘Cleveland’dan Kaçış Yok’ bu sene tekrar vizyona girecek gibi. Biz başta bu gecenin hesaplarını ‘Cleveland kaybeder, Atlanta kesin kazanır’ diye yapmıştık ama 180 döndü hesaplarımız. New York’da da hiç canlılık belirtisi yoktu maç öncesi, iki gün önce Nets’e bir galibiyet daha vermişlerdi altın tepsiyle; ama Atlanta’yı şu haliyle bir depresyona sokmuştur herhalde D’Antoni’nin ekibi.

Shawn Marion, karşısında Hollins ve hücum odaklı bir Jefferson’ı bulunca hayvan bir performans koymuş ortaya. 29 sayı, 14 ribaund ve 3 top çalma. 11 galibiyetlik seriye böylece bir halka daha ekledi Dallas, Wolves karşısında. Maç içinde sertlik de çok fazlaydı. Son 13 maçın 12’sini kaybetsem ben de çok sinirli olurdum herhalde. Ama bu siniri sahadaki işini yapan meslektaşlarından çıkarmak kadar anlamsız bir şey yok. Ryan Hollins’in Nowitzki’nin kafasına vurması inanılmaz gereksiz ve tehlikeli. Nitekim hakemler olayı dünkü Barnes olayına dönüştürmeden bitirip, Hollins’i oyundan attılar. Böyle olayların maçın gündemi olmaması lazım zaten. Gelgelelim Mavs şu an gerçekten inanılmaz oyunuyor, Jason Terry’ den de yoksun iken üstelik. 12 maçlık seri yakaladılar. Butler takasından beri sadece ilk maçı kaybettiler. Takımın en yaşlısı Kidd azami istek ve arzu ile oynuyor mesela. Bu inancın da takma yansıdığı su götürmez bir gerçek şu günlerde. Batı birinciliği için Lakers’la çekişiyorlar artık. Kuşkusuz batının en üstündeki üç takım arasında en formda olanı da onlar. Artık Batı yakasında da pabuç pahalı yani. Lakers hegemonyasının sonu geliyor gibi yavaş yavaş batıda.


Cleveland’ da şu adam öne çıkıyor diyemem Spurs maçı için. Ama durumu şöyle özetleyebiliriz. LeBron yok, Shaq yok, Jamison maçın ortasında terkediyor oyunu dizindeki problem nedeniyle yine de Spurs’u yeniyorlar. Geçen senelerden beri Cleveland’da tek gördüğümüz eksik herkesin James’in eline bakmasıydı. Topu o taşıyor, o penetre ediyor, kritik anlarda kontrolü o eline alıyor, son topu kullanıyor yani maçın sonucunu tamamen kendisi belirliyordu. Hatta bunu geçen sezonun playofflarında çok çok net görmüştük. Ben geçen senenin playofflarından sonra kesinlikle takımdan ayrılacağını düşünüyordum; ama bu sezon çok doğru hamlelerle takıma bir çok yıldız kazandırıldı ve görülüyor ki bu yıldızlar takım olmayı geçmiş, LeBronsuz maç kazanıyorlar artık. Bu maçın en önemli kazancı bu bana kalırsa Cleveland için. Skor yükünü çekmek kimseye de kalmadı haliyle. Çünkü top paylaşımı, top dağılımı çok üst seviyedeydi maç boyunca. Hatta öyle bir paylaşım ki Javad Williams neyse Mo Williams o maç içinde. Hayran kaldım gerçekten. O yüzden günün hayvan performansına süper yıldızlarından yoksun Cleveland takımını eklemek bana daha mantıklı geldi bu galibiyetle. Umarım bu sezon playofflarda da bu devam eder. Ha bir de unutmayalım sezonun 50 galibiyete ulaşan ilk takımı oldular.

Memphis’i, ligin en kötü takımı Nets karşısında Conley,Gasol ve Gay üçlüsü galibiyete taşımış. Toplamda 61 sayı gelmiş bu üçlüden. Conley’in 21 sayı bulmasına çok şaşırdım doğrusu. Devin Haris hücum odaklı oynadı ondan attı diyeceğim Conley bu kadar sayıyı; ama bu takımın pota altı oyuncusu da mı yok ortalama bir guarda dur diyecek? Durum çok vahim Nets cephesinde. Gasol ve Gay ikilisi toplamda da 23 ribaund almışlar. Ribaund yükünü de ikisi çekmişler Grizzlies’in. Sonuçta favorisi belli olan maçı, favori rahat kazanmış.Randolph sırtındaki ağrılar nedeniyle forma giyememiş maçta; ama zaten arandığı da bir maç olmamış.
Boşa Kürek Çekenler
Manu Ginobili, yıldızlarından yoksun Cavaliers’a karşı kaybettikleri maçta yıldızlaştı; ama tüm performansı, Roger Mason’ın kaçırdığı son topla güme gitti. Arjantinli, 38 sayı, 7 ribaund, 5 asist ve 2 top çalmayla oynadı. Parker’ın elini kırmasından sonra onun rolünü de üstlendi resmen; fakat basketbol tek kişiyle oynanmıyor ne yazık ki. George Hill’de 23 sayı, 4 asist, 3 ribaund kaydetti maçta kendinden beklenmedik bir şekilde; ama galibiyet gelmedikçe hiçbirinin önemi kalmıyor ne yazık ki. Bu eksik Cleveland’ı da yenemiyorlarsa bence de pek önemi yok sivrilen performansların.

Josh Smith 25 sayı, 10 ribaund ve 6 asistle triple double’ın kenarında gezdi New York maçında ama maç sonunda öyle bir blok yedi ki, günün hayvan performanslarında olacakken o nedenle burada şimdi kendisi. Kendi elleriyle alacakken galibiyeti, Chandler’ın kolunu görmemiş heralde. Birden yüzünde patlayıverdi çift el smacına gelen blok. Ne yazık ki bu performansı da yediği bloğun gölgesinde kaldı.
Minnesota’ da Al Jefferson15/21 isabetle 36 sayı bulurken yanına da 13 ribaund, 2 asist, 2 blok ekledi ama son 12 maçın 11’ini kaybeden Wolves’a yine derman olamadı. 6 maçlık mağlubiyet serisiyle devam ediyorlar şu an yola. Ama maçın asıl fark yaratan noktası Dallas’ın kaybettiği 9 topa karşılık, Minnesota’nın 26 top kaybı. Böyle maçlarda konsantrasyon üst düzeyde olmazsa olmuyor işte. Karşınızdaki takım da Nets değil haliyle.

Günün X Faktörü
Marcus Thornton, Collison’ın servislerini iştahla kapmış olacak ki, 28 sayı bulmuş 30 dakikada. Yanına da da 6 ribaund, 2 asist ve 2 top çalma eklemiş kenardan gelerek. Golden State de sezon boyunca All-Star havasında olduğundan çok zorlanmamış olsa gerek Thornton; ama şaka bir yana Hornets’in kenardan gelen katkıya çok ihtiyacı var. Eğer kenardan da katkı alamazlarsa durum iyice zorlaşır onlar için. O yüzden bu katkılar sevindirici.

Uzun süreden beri takıma katkısını göremediğimiz Barea, bu sezon sonunda iyileşme sembolleri göstermeye başladı 9 sayı, 9 asistle takımına katkı yapmayı başardı. Kidd’den sonra gelecek iyi bir point guard lazım bu takıma. Barea’dan da bu boşluğu doldurmasını bekliyorum ben de en azından.

Takımını Baltalayanlar
Mike Bibby sezon başladığından beri bir türlü ritmini bulamıyor. Bir sezonda ilgi alanı falan mı değişti acaba? Yani bu sezon bir kaç maç dışında sıfır katkı aldı Hawks ondan. Oysa ki Crawford’un gelişiyle herkes ‘Takımın her pozisyonu tamamlandı artık 6. adamları da var. Şampiyonluk için favori olabilir Hawks’ derken Bibby öyle bir su koyu verdi ki toparlanması zor gibi gözüküyor. Dün de 20 dakika dayanabilmiş Mike Woodson ona. 0/4 oranla 1 sayısı, 1 asisti var. Umarım bir an evvel toparlanır da bu kaliteli kadrodan kalitesine yakışır performanslar izleriz.

Roger Mason'ın da maç boyunca 10'da 1 şut isabetinde kaldığını ve kullandığı 8 üçlükte de isabet bulamadığını söylemeliyim. Buna rağmen son topta kendisine güvenerek üçlüğü kullanması dikkat çekiciydi, nitekim Hill sol dipte bomboş bekliyordu ve Mason bu şutu kaçırarak Spurs'ün maçı kazanmasını sağlayamadı.

8 Mart Programı

9 Mart Salı 02:00 / San Antonio Spurs - Cleveland Cavaliers
9 Mart Salı 02:30 (NBA TV) / Atlanta Hawks - New York Knicks
9 Mart Salı 03:00 / New Jersey Nets - Memphis Grizzlies
9 Mart Salı 03:00 / Dallas Mavericks - Minnesota Timberwolves
9 Mart Salı 03:00 / Golden State Warriors - New Orleans Hornets

Gecenin tartışmasız en güzel maçında LeBron büyük ihtimalle oynamayacak gibi duruyor. Spurs yanılmıyorasm 4 maçtır kazanıyor ama bu maçların 3'ünü izledim, hala iyi oynadıklarını söyleyemeyeceğim. Daha doğrusu iyi defans yaptıklarını, sadece son Grizzlies maçında beni şaşırttılar. Bonner bile harika savunma yaptı. LeBron olsun olmasın, Spurs eğer bir çıkışa geçtiyse ve iyi savunma yapmaya başladıysa, bunu Cavs'e karşı da göstermeliler deplasmanda.

Hawks için de 3. sıra takibini sürdürmek için harika bir maç. 4'te kalırlarsa ikinci turda Cavs ile karşılaşacaklar çok büyük ihtimalle. T-Mac yokken genç Rodriguez takımı yönetecek ve rotasyonu zaten dar olan Knicks'i yeneceklerdir. Kaotik oyuna uymamaları yeter, çünkü buna uyduklarında ne olduğunu gördük, Knicks onları 2 maçta yendi bu sezon hem de Philips Arena'da.

8 Mart 2010 Pazartesi

Kobe Bryant vs. Matt Barnes (ve Lakers-Magic)

Dün gece Lakers-Magic maçını izleyenler herhalde düşen çenelerini toparlayamadılar bir türlü. Çünkü maçta hakemler tek kelimeyle rezaletti. Verilmeyen fauller mi dersiniz, verilen ucuz ötesi fauller mi dersiniz herşey vardı. Ama Matt Barnes'ın herhalde 4 veya 5 kere atılması lazımdı oyundan 2. teknik faulünü alarak. Bu kadar mı müsamaha gösterilir bir oyuncuya? Her pozisyonda Kobe'nin yanından geçmek yerine omuz atarak geçen, smaç bastıktan sonra gidip Kobe'nin üzerine yürüyen, topu oyundan kenara sokarken Kobe'nin suratına çarpacakmış gibi fake atan, Fisher'a hücum faul yapan (aşağıda), kısacası resmen parkede gangster modunda takılan bir Barnes vardı. Transfer olduğu gün, psikopat yanının zaman zaman ağır bastığını söylemiştim ama ben bile ağzım açık seyrettim olanları. Topu Kobe'nin suratına çarpacakmış gibi yaptığında "Aha atıldı" dedim. 1-2 saniye boyunca düdük sesi gelmeyince hatta Kaan Kural ile Murat Kosova'dan da ses çıkmayınca yanlış gördüğümü zannettim. Meğer onlar da kaçırmış pozisyonu ve bir baktım hakem Barnes'ı "Bunu yapma" diye uyarıyor. Şaka olsa gerek... Bunun teknik faul olduğunu Türkiye Süper Ligi'nde herhangi bir futbolcu bile tahmin edecektir ama yok hakem üçlüsü uyudu. Kısacası harika bir maç izlememize rağmen hakemler biraz limon suyu sıktılar diyebiliriz. Yine de maçı izlediğim için kesinlikle pişman değilim, neredeyse playoff seviyesinde bir maç seyrettik.


Link

Aslında Magic'e sempati duysam da, Barnes'ın yaptığı yaptığı bütün hareketler yüzünden maçı Lakers'ın kazanmasını istedim. Nelson'ın taktik faullerde serbest atış çizgisinden 2'de 1 ile dönmesi Lakers'a beraberlik şansı getirdi, hatta Kobe attığı üçlük ile bunu başardığını zannetti ancak ayağı çizgideydi. Ardından Carter taktik faullerde Nelson gibi ilkini kaçırıp ikinciyi attı ve fark 2'de kaldı. Ancak 2 kritik şutla (Hele dipten bulduğu üçlük nedir öyle? Aşağıda özete bakınız) maçı oraya kadar getiren Kobe son şutu kaçırınca kazanan Magic oldu. İlk yarıyı mükemmel oynayan ancak sonradan ortadan kaybolan Carter'ı ve Gasol'ün yumuşak oyununu da eleştirmeden geçemeyeceğim son olarak.

Buyrun aşağıda da maçın özeti var, Fisher-Barnes pozisyonunu da bulabilirsiniz.


Link

Nedir Bu Blazers'ın Çektiği?

Bu sezon Portland Trail Blazers'ın başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir herhalde. Oden ve Przybilla'nın yaşadığı diz kapağı sakatlıklarını bilmeyen yoktur ama onun dışında da pek çok sakat verdiler sezon boyunca. Hatta bir özetini şurada yazmıştım. Bütün bunların üzerine, ameliyat olup diz kapağı bağları onarılan Przybilla Cumartesi günü evinde duşa girerken kaymış ve düşmüş. Diz kapağı bağları yeniden yırtılmış. Tekrar ameliyata girmesi gerekiyor yani tecrübeli pivotun. Toparlanması aşırı zor olacak diye düşünüyorum, nitekim tam iyileşmeyen bağların yeniden kopması sonucu, yeni iyileşme süreci herhalde çok daha uzun sürecektir.

Şaka gibi bir sezon geçiyor gerçekten Portland'da. Hidayet'in o takıma cuk oturacağını düşündüğümü defalarca kez yazmıştım ama iyi ki gitmemiş. Baksanıza resmen lanetli Blazers takımı. Gelecek sezonu Oden ve Billa başta olmak üzere hepsi sağlam geçirirler inşallah.

Ek not olarak, Blazers'ın pivotlarının sezonu kapamaları nedeniyle takıma kattığı Camby de birkaç gün önce bileğini burktu. Hatta bundan 15 gün kadar önce de bileğini burkup 1 maç kaçırmıştı, bu sefer diğer bileğinden sakatlandı. Aynı bilek olsa herhalde rahat 2 hafta kaçırırdı diye düşünüyorum.

7 Mart'tan Notlar


Günün Hayvan Performansları
Geçen senenin final oynayan iki ekibi LA Lakers ve Orlando Magic, kozlarını bu sefer Amway Arena ‘da paylaştılar. Hatırlarsanız ilk maç Lakers ‘ın bu sezon rahat kazandığı tek önemli maçtı. Bu sezon büyük takımlara karşı yokları oynuyor gibi eski şampiyon. Bu durum, şampiyon olan takımların içine düştüğü bir hastalık gibi görünmeye başladı gözüme. Hazımsızlık oluyor heralde bazı oyuncularda yüzüğün üstüne. Maça gelirsem, Howard’ın erken faul problemine girmesine rağmen maça kendini vermiş olmasının sonuçlarını gördük bu gece. En büyük sorunu böyle ciddi maçlarda sorumluluk almamasıydı dev pivotun. Ama bugün kendini biraz oyuna verince 32 dakikada pota altında üstünlük kurdu. 16 ribaund çekti 15 sayıyla birlikte. Gecenin bir diğer fark yaratan oyuncusu Vince Carter 5/10 isabetle 25 sayı buldu. 14 kere serbest atış çizgisine gitmesinin de bu sayıya ulaşmasındaki etkisi büyük tabi. Son çeyrekteki direnişine rağmen, 9 saniye kala kullanılan son hücumdan yararlanamadı Kobe ve maçı Orlando 96-94 kazandı. Bunun yanında  Ron-Ron’un İbranice, Hintçe ve Japonca motifli altın saçları da ilginç bir değişiklik oldu bizler için. Gerçi alışkınız onun depresif durumlarını direk saçına vurmasına. Ama altın sarısı nerden çıktı anlamadım. Lakersvari bir saç modeli olmuş işte.

Hidayet’in maç öncesine bileğini burkup, görev alamadığı mücadelede Young sazı eline aldı. Genç oyuncu 13/18 isabetle 32 sayı 5 ribaund 2 asist yazdırdı istatistik kağıdına. Benchten de çok çok sınırlı katkı almasına rağmen karşılaşmayı 114 – 101 kazanmayı bildi Philly. Chris Bosh da sakatlığının ardından ilk maçına çıktı 12 sayı 12 ribaundla oynadı ama hazır olmadığı belliydi her halinden.


Gecenin bir diğer maçında The Palace'da Pistons, Rockets'ın 6 maçlık galibiyet serisini bir uzatma sonunda 110 -107'luk skorla sona erdirirken Tayshaun Prince 13/22 isabet oranıyla 29 sayı buldu ve yanına da 10 ribaund ve 3 asist ekledi. Gelecek 4-5 senesini yanlış offseason hamleleriyle ipotek altına aldıran bir takımın, Rockets gibi dirençli bir ekip karşısındaki oyun disiplinleri bana umut verdi. Ama Ben Gordon sorununa da bir çözüm bulunmalı. Aynı bölgede iki yıldıza sahipseniz ve bunların birini bile farklı bir pozisyona çekemiyorsanız, o zaman neden böyle bir hamle yapıyorsunuz, anlamak mümkün değil!

Ligin genç iki takımı Sacramento ve Oklahoma arasındaki maç gecenin en keyifli maçlarından biriydi. Son 5 maçının 4'ünü kazanan Oklahoma, çaylak Evans önderliğindeki Sacramento'yu da geçerek son 6 maçında 5. galibiyetine ulaştı. Konuk ekipte yine Durant 27 sayı, 8 ribaund ve 5 asistle , Westbrook ise 21 sayı 8 ribaund 4 asistle( ve bunların hepsini tek gözle yaptı) gecenin yıldız ikilisi oldular. Carl Landry geçen sene dişlerine olan fiziksel müdahalelerden bıkmış heralde, dün gece Westbrook'un gözünü çıkarıyordu az kalsın. Her ne kadar hareketi istemsiz yapmış olsa da , oyuncuların daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum . Neyse ki Westbrook'a çok ciddi birşey olmadı ve oyuna dönebildi genç guard.

Kadrosunu yeniden şekillendirmeye çalışan Washington’a karşı çok zor bir galibiyet aldı Boston. Maçın bitmesine 17 saniye kala Ray Allen’ın üçlüğüyle skoru 86-83’e taşıdılar ve maçı da bu skorla tamamladılar. Ama bu göz boyayıcı bir galibiyet oldu bana kalırsa.Pierce idare etti, Garnett (aşağıda da inceledim durumunu) maçta yoktu. Washington’ı yenmeyeni dövüyorlar zaten ama NBA tarihinin en kötü sezonunu geçiren Nets’e bile yenilen bir eski şampiyondan bahsediyoruz. Ondan da aşağılayıcı olmazdı heralde olası mağlubiyet. Artık bu takım ‘Ne var biz bu ligin en kötüsüne yenildik. Siz de kimsiniz size de yeniliriz biz!’ diye meydan okumayla maça çıkacaklar diye korkuyorum. Neyse ki Allen günündeydi de 25 sayıyla (10/15 isabet oranı, 4/6 üçlük) yıldızlaşıp takımını kurtardı dün gece.

Gecenin son maçında Denver Nuggets – Portland Trail Blazers’ı 118-106 mağlup etti. Denver %58.1 isabet yüzdesi buldu maç içinde. Fark yaratan nokta da bu oldu zaten. Bazen zor şutların yüksek isabetle girmesi savunma direncini paramparça edebiliyor. Maçın tıkandığı bölümlerde boş J.R’ı doğru zamanda topla buluşturup ondan da iyi verim aldılar. Toplam 22 sayı buldu ve 7 asist dağıttı Smith. Carmelo da  30 sayı,5 asist, 2 ribaundluk güzel bir performans izletti bize. Billups- Melo- JR üçlüsüyle maçı çekip kopardı Nuggets.
 
 Boşa Kürek Çekenler
Kobe ve Gasol daha ne yapsın galibiyet için. İkisi de çok verimli bir gün geçirmelerine rağmen takım arkadaşları ikramları geri çevirince Kobe’nin 34 sayı, 7asist,7 ribaundluk triplevari ve Gasol’un 20 sayı, 11 ribaundluk performansları boşa gitmiş oldu. Lakers’ın acilen kendine çeki düzen vermesi lazım. Nuggets ve Mavericks tehdidi de yavaştan oluşmaya başladı batı birinciliği için.

Tyreke Evans ve Carl Landry de Oklahoma’ya kafa tutamadılar. Evans’ın 9/13 isabetle bulduğu 24 sayı, 7 asist, 4 ribaund ve Landry’nin 20 sayı ve 8 ribaundluk performansı Durant ve Westbrook ikilisi biraz baskın çıkınca güme gitti. Ama çaylak Evans etrafında bir takım kurmaya çalışan Sacramento şüphesiz doğru yolda. Birkaç hamleyle çok yukarılara oynayacak bir takım yaratabilirler şüphesiz. Aynen devam.

Scola-Martin-Brooks üçlüsünün 72 sayısına yazık oldu. Demek ki karşındaki Pistons formsuz da olsa önemseyeceksin. Scola da dünkü 22 ribaundluk kariyer rekorunun ardından bugünde 16 ribaund çekti ama haliyle onlar da değersiz kaldı bu mağlubiyetle. Ama takım olarak iyi yoldalar. Yao’nun bu takıma nasıl entegre olacağını görmek için sabırsızlanıyorum. Scola’yla iyiydiler de acaba komple bu üçlüyle anlaşabilecek mi Çinli pivot?

Günün X Faktörü
Jrue Holiday karşısında Toronto savunMAmasını görünce dayanamadı ve 8/12  de isabetle 21 sayı buldu. Bunun yanına da 7 ribaund ve 6 asist koyunca tadından yenmez oldu bu performans. Tabi bu yanıltmasın bizleri. Olay Holiday’dan ziyade Toronto’da bitiyor zaten. D-League’den 5 kişilik takım kursak en azından o heyecanı hissettiklerinden olsa bile çok daha iyi savunma yaparlar Raptors’dan. ‘Hadi bir an evvel atında top bize geçsin. Biraz da biz hücum edelim’ havasında hala Toronto takımı. Bu savunmayla olmaz kısacası.

Takımını Baltalayanlar
Boston'da neler oluyor gerçekten anlamak çok güç. Bir takımda bu kadar baltacı olur mu? Rasheed, Glen Davis, Nate... Savunma temelleri üzerine oturtulan takımda, kadronun en agresif savunmacısı olan Garnett’in bir faulü bile yok maçta. Sebebi Garnett’in mükemmel savunması ve kendini tutması değil. Artık ikili mücadelelerden kaçıyor sanki. Eski halinden eser yok gibi. Zaten eskisi gibi bir sayı potansiyeli de değil artık. 1996(ikinci senesi)’dan beri ilk defa 7 de 0 atmış Big Ticket. Neyseki hala ribaund alabiliyor. O alanda ayakta kalmış bir tek.
Lakers’ın guardları böyle giderse Lakers’ın işi çok zor. Tamam üçgen hücumda guard’ın rolü ön planda değil, sadece savunma yapması yeterli guardın; ama bugün Fisher ve Farmar bunu da yapmadı. Onun yerine bol bol tuğla yolladıar Magic potalarına. Farmar 4’te 0 attı, ribaund yok bunun yanında 1 top kaybı var 17 dakikada. Özenle seçilmiş bir performans izledik heralde. Fisher ise sazı Kobe’den almaya çalıştı. 4/12 ile 11 sayı attı,1 tane asisti var yalnızca iki de ribaundu.

Ahahaha O Saç Ne Lan?

Anthony Johnson, Artest'in sarı üzerine mor İbranice, Hintçe ve Japonca olarak "Defans" yazdırdığı saçlarına bakıp yarılıyor. Gerçi bir espri yapılmış olması da muhtemel ama saç daha büyük ihtimal gibi geldi bana... Yeni Rodman'ımıza hoşgeldin diyelim. Hemen aşağıya dünkü Magic maçından Artest'in saçı hakkında kısa bir video koyuyorum, ayrıca Artest'in kendi koyduğu saç kesimimin videosu da var. Onlara ek olarak başka resimler de paylaşayım. Kolay kolay görülebilecek birşey değil sonuçta:


Link


Link



7 Mart 2010 Pazar

Koca Kontratlı Bumeranglar (Ilgauskas Yazısı)

Biliyorsunuz Cavs, Ilgauskas'ı kontratını, Jamison takasında kullanmış, ardından da Wizards Litvanyalı oyuncunun kontratını satın alarak serbest bırakmıştı. Bu noktadan sonra "Cavs Ilgauskas'ı istiyor ancak NBA onun eski takımına dönmesine izin vermeyecek" şeklinde dedikodular çıkmaya başladı. Ancak NBA bunu yalanladı ve Ilgauskas başka bir takımla kontrat imzalamaya yeniden hak kazandıktan, birkaç gün sonra Cavs ile anlaştığını duyurdu. Kurallar gereği bir oyuncu takas edildikten sonra eski takımına en erken 1 ay sonra dönebiliyor. Yani yanılmıyorsam 22'sinde Cavs kadrosuna katılacak Ilgauskas.

NBA'in bu kuralı bir hayli eleştiriliyor ki ben de katılıyorum bu eleştirilere. Geçmişte Iverson takasından sonra McDyess'ın Pistons'a, Walker takasından sonra Payton'ın Celtics'e ve Kurt Thomas takasından sonra da Barry'nin Spurs'e döndüğüne şahit olmuştuk. Yani takımlar, koca kontratlı oyuncularını bumerang gibi atıyorlar, dönüş yolunda bu bumerangları ufacık kontratlarla geri alıyorlar.

İşte bu yüzden, bu tarzdaki takaslar sanki baştan anlaşılmış gibi duruyor ister istemez. Bazı kişiler takas edilen bir oyuncunun eski takımına dönmesinin engellenmesi gerektiğine inanıyor ancak bu bana göre biraz ekstra katı bir durum olacaktır. Benim görüşüme göre bunun ekonomik olarak bir bedeli olmalı eski takımına. Mesela Wizards, Ilgauskas'a ne kadar para ödediyse serbest kalması için, Ilgauskas Cavs'e döndüğünde bu paranın bir 'exception' olarak Cavs'e yazılması ilginç bir yöntem olabilir. Böylece ya oyuncu 'buy-out' parası olarak az miktarda bir parayı kabullenecek, ya da eski takımı onu geri getirebilmek için eski yüklü kontratına yakın bir para vermek zorunda kalacak. Öyle üstünde çok kafa yorduğum bir konu değil ama kuraldaki bu tarz bir değişikliğin, şu anki kuraldan daha iyi olacağını düşünüyorum.

Kurala olan eleştirimizi yapmışken, aynı zamanda Ilgauskas'ın dönüşünün Cavs için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekeyim. Shaq'in de sakatlanmasıyla, 5 numarada sadece Varejao'ya kaldılar. Gerçi Mike Brown ilginç bir tercih ile Hickson'ı pivot pozisyonunda başlatıyor ama o da "Gel 22 Mart gel" diyordur. Ayrıca Ilgauskas yine rotasyonda az dakika alacak ama playoff'larda en azından bir uzun sigortası olacak Cavs adına.

7 Mart Programı

7 Mart Pazar 19:00 (NBA TV) / Philadelphia 76'ers - Toronto Raptors
7 Mart Pazar 21:30 (NTV Spor banttan 00:30) / Los Angeles Lakers - Orlando Magic
8 Mart Pazartesi 01:00 / Houston Rockets - Detroit Pistons
8 Mart Pazartesi 03:00 / Washington Wizards - Boston Celtics
8 Mart Pazartesi 04:00 / Oklahoma City Thunder - Sacramento Kings
8 Mart Pazartesi 05:30 (NBA TV) / Portland Trail Blazers - Denver Nuggets

6 maçın 3'ü yayınlanıyor. Güzel bir gece NBA severler açısından. Ama yine Pazar gecesi, yine büyük bir maç ve yine NTV Spor 3 saat gecikmeli olarak banttan veriyor. Belki gece ayakta kalacaklar için güzel olabilir çünkü maçın sonu tam Oscar ödül töreninin başlangıcına denk gelecek. Aslına bakarsanız Magic-Lakers maçının saatinde dışarıda olacağım için benim açımdan da güzel oldu NTV Spor'un banttan vermesi ama bu doğru yaptıkları anlamına gelmiyor. Keşke şu büyük maçları canlı yayınlasalar.

Philly-Toronto maçında ligin en kötü savunma yapan, ribaund konusunda en aciz takımlarından 2'si karşılaşıyor diyebiliriz. Bosh'un büyük ihtimalle oynayacak olması, maçı daha bir izlenilir hale getiriyor. Raptors'ın, zayıf rakibini yenmesini bekliyorum ama tabii Bosh'un ne kadar sağlıklı olacağı da soru işareti. Bileği iyileşmiş olsa da, hastalığı nedeniyle halsiz düşmüş olabilir.

Magic ise evinde, kötü giden Lakers'ı konuk ediyor ve favori konumundalar kağıt üzerinde. Tabii Lakers'a karşı ne kadar favori olunabilirse... Kobe uzun süren kötü gidişini Grizzlies'e karşı kırmıştı ancak bu onları mağlubiyetten kurtaramamıştı. Ardından da Bobcats'e karşı sadece 83 sayı üretmeleri Phil Jackson'ın sabrını taşırmıştı ve Gasol'ü eleştirmişti maç sonunda. Bugün daha diri ve aklı başında bir Lakers izleyeceğiz büyük ihtimalle. O yüzden kağıt üstünde Magic favori dursa da, ibrenin tam ortada olduğunu söylemeliyim.

Bukalemun Jennings

Komik saç stili

Entel.

Apaçi.

6 Mart'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları

Wadespor, benchinin attığı 15 sayıyla(!) Atlanyta'yı evinde geçmeyi başarmış. Bu takım, bu benchle daha çok acı çekecek gibi duruyor. Playoff hayali ve Wade'in kontratı yalan olabilir sezon sonunda. Şaka bi yana Wade 38 sayı, 10 asistlik oyunuyla yine maçı Heat' in cebine koymuş. Dallas takım olarak müthişmiş, rotasyondaki toplam 8 kişiyle elinden gelenin en iyisini yapmış Mavs. Dirk, Butler ve çaylak Beaubois 20'nin üzerine çıkmışlar, Marion ise 17 atmış. Özellikle maça ilk beş başlayan Beaubois sezonun en etkili oyununu oynamış ayrıca zor şutlar da sokmuş.
Nets, sezonun 7. galibiyetini almış Knicks'e karşı. Artık galibiyetlerini sayıyoruz bildiğiniz gibi onların. Onlarda da Harris'in 31 sayısı öne çıkmış. Diğer bir maçta, Scola karşısında Milicic ve Hollins'i bulunca rahat duramamış. 25 sayı ve 21 reboundluk (kariyer rekoru) süper performansıyla oyunu stabil tutarak daha baştan Rockets hanesine yazmış galibiyeti. Suns' da ise Amare'nin 30 sayısı göze çarpıyor ama takım olarak Pacers basketboluna ayak uydurmuş Phoenix. Yani çok izlenesi bir maç değilmiş. Mehmet'i de unutmayalım bu bölümde. Detaylara bizimkiler bölümünde ineceğim. Yalnız ben Mehmet'in bloğuna bittim. Bu kadar söyleyeyim, gerisini siz anlayın artık =)

Spurs de Grizzlies'e karşı deplasmanda galibiyet almasını bildi. Bunda bench'in ürettiği 66 sayının inanılmaz büyük bir önemi vardı. 102 sayının 66'sı. Üstelik bu Parker'ın sakatlanıp çıkmasından dolayı kaynaklanmadı. Parker oyundayken ilk yarıda da Spurs'ün ilk 5'i 10 farkla yemişti yaklaşık olarak. Ancak bench oyuncuları gidişatı değiştirdi. Bonner üçlükleriyle, Ginobili de yarattığı pozisyonlarla hayat verdi Spurs'e ve takımlarını öne taşıdılar. Richard Jeferson'ın da dün beklenilen seviyede bir maç geçirdiğinin altını çizelim (7/11 saha içi isabetiyle 18 sayı)
Diğer tarafta ise ligin en zayıf bench'lerinden birini nolduğunu biliyoruz zaten. Sadece 15 sayı üretebildiler ve ilk 5'e yeterince yardımcı olamadılar.


Boşa Kürek Çekenler

Dallas'a karşı tek Rose yetmemiş tabii ki. Süperstar adayı genç guard son aylarda sıkça yaptığı gibi yine takımını omuzlamaya çalışmış ama yüke çok etkili 4 Dallas oyuncusu da binince çöküvermiş tepeden. 22'de 15'le bulduğu 34 sayı ve 8 ribaund güme gitmiş yani. Geminin kaptanı var ama  yolcusu yok gibi. Gelecek sezon takıma bir kaç kaliteli parça koymak mecburiyetindeler bence. Yoksa Rose'a yazık olur. Kariyerinin sonuna doğru Boston'da şampiyonluk kovalamaz umarım o da =)
LeBron'un dinlendirildiği maçta West'ten gelen 27 sayı ve Jamison'un 30'u pek bi işe yaramamış ve Cavs sezonun 15. mağlubiyetini almış. Şaşırtıcı bir istatistik de Gooden' dan gelmiş dün gece. Yüksek isabetle bulduğu 20 sayısı ve 12 ribaundu Mehmet'in yıldızlaştığı maçta yalan olmuş. Uzun zamandır hasrettik Gooden'dan böyle bir performansa.

Günün X Faktörü

Beasley maçın sonunu öyle domine etmiş ki, son 7 sayısı Atlanta'ya tokat olmuş resmen. İki hücum ribaunduyla bitirilen 4 sayı ve de kritik üçlük Hawks'a vermiş boyunun ölçüsünü. Toplamda da 22 sayı yollamış potaya, 3'ü hücum ribaundu olmak üzere 5 ribaund çekmiş.
Jennings'in burada yer alabileceğini hiç düşünmezdim ama hayat nelere kadir. LeBronsuz Cleveland'ı bağlamış resmen. 25 sayı bulmuş yanında da 6 asisti var. İpi çeken oyuncu olmuş bu sefer. Genelde ipini çekerdi oysa.
Kevin Martin, ilk defa bu kadar efektif oynamış takastan beri 30 sayı, 5 asist, 6 ribaundla. Scola & Martin işbirliği maçı getirmiş Rockets'a.

Takımını Baltalayanlar

Mo Williams, Lebronsuz oyuna alışamamış belli ki. 17' de 3 le atmış. Çökmüş resmen 7'de 1 üçlükle de. Hal bu iken, Jennings de sazı eline alınca maç türküler eşliğinde gelmiş Bucks'a. Takım LeBron'a bu kadar bağlı mı diye gelmiyor da değil hani akla? Oysa ki takımda çok çok kaliteli parçalar da var ama biz playoff'ları bekleyelim yine de.

Knicks'in de takım olarak, kendilerini baltaladığını söyleyelim. Nitekim bir NBA rekoruna imza atmışlar maçta. Tam 18 tane üçlük deneyi bunların birinde bile isabet bulamamışlar. Bu da isabet bulamadan en çok üçlük deneyen takım olmalarını sağlamış NBA tarihindeki. Valla ne kadar kaotik bir hava olsa da, ne kadar kadro kalitesi düşük olsa da, herhalde 0/18 atacak takımların listesini yap deseler bana, Knicks'in son 5 sıraya koyardım kesinlikle.

Bizimkiler 

Memo öyle bir coşmuş ki, tutabilen yokmuş. 35 dakikalık bir resital izlettirmiş salondakilere. Hele bir bloğu, bir de kaçan tek üçlüğünün ardından aldığı rebound ve indirdiği smaç var ki yerimde duramadım izlerken ben. 17'de 11 le 27 sayı 7 ribaund 3 asist. Hep böyle kal Memo.

Ersan ise pek iç açıcı bir gün geçirmemiş belli ki. 13 dakikada 4 sayı, 6 ribaund ile oynamış. Senden daha iyisini bekliyoruz Ersan.