BIY AD

16 Haziran 2010 Çarşamba

Nash'in Zor Şartlardaki Yolculuğu


Link

Afrika'ya sörf tahtasıyla gitmekten vazgeçen Nash, kargoya vermiş kendini. İzleyin görün ne zor şartlarda Afrika'ya ulaşmış.

Celtics - Lakers Finali 6. Maç (67-89)

Aslında sadece maçın skorunu söylesem pek çok şeyi açıklıyor değil mi? Lakers dün gece ezdi geçti, öyle böyle değil hem de.

Beşinci maçta da söylemiştim zaten, Lakers gibi yetenek deposu bir takımı kazanmaktan alıkoyan tek şey oyuncularının kişilikleri. Boston’ın özelliği de karşısındakini boğması olunca arada istek açısından dağlar kadar fark olmuştu son iki maçta. Ancak bugün Lakers o kadar çok istedi ki, Perkins sakatlamasa ve Boston müthiş oynasa bile kolay kolay vermeyeceklerdi maçı.

İşin aslı tabii ki istekten çok daha fazlası. Bir kere maçın koptuğu ilk çeyrekte Celtics’li oyunculara göz açtırmadı Lakers savunmada. Rondo’nun kafasının oyunda olmaması da çok etkiliydi ama son iki maçtan farklı olarak pota altında sertlikten geri adım atan olmadı. Bynum maçın gerçekten oynandığı bölümde kısıtlı hareket edebilmesine rağmen (ikinci yarıda ağrıları yüzünden çıktı) pota altını müthiş kapattı Lakers. Pas kanalları da kapanınca Boston hücumda, Lakers’ın kaybettiği maçlarda yaptığı gibi kişisel yeteneklere dayalı oynadı. Eh sistem işlemeyince çıkan sonucu hepimiz gördük.

Lakers’ın hücumunu ise taraftarın 5 maçtır olmasını istediği şekilde işledi sonunda. Bunu en iyi gösteren şey sanırım Gasol’ün 9 asisti. Ancak bu kadar iyi işlemesinin asıl sebebi tüm oyuncuların maçı oynamak için sahaya çıkmış olması. Hiç biri katkı sağlamak için yetenekleri dışında garip işler yapmadı; her biri sistemin içinde kendilerine düşen görevi yerine getirdi, böyle olunca da Kobe’nin işini hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Serinin daha başından üçgeni bırakan Lakers, Kobe “kahraman basketbolu” oynamak zorunda kalmayınca istediğine ulaştı. Bu saatten sonra her türlü galibiyeti kabul ederdi Lakers ama böylesi en iyi oldu onlar için bence. Geçen yazıda salladığım gibi Odom çıkıp 20-15 yapsa da seri 7. maça gidecekti ama Odom gibi bir adamın iki maç üst üste iyi oynama olasılığını biliyoruz. Şimdi Lakers adına asıl soru Bynum’un sağlığının yanında benchin aynı kafada devam edip edemeyeceği.

Boston için sorular birazcık daha fazla. Lakers’ı övdük ama Boston’ın baya katkısı oldu sonuca. Evlerindeki istekten, düzenden, sertlikten eser yoktu Staples Center’daki maçta. Bir kere daha ilk çeyrekte Artest 4 kere falan aynı yerde boş kaldı. Tamam Lakers daha önce o pası yapmıyor olabilir ama playofflardayız ve yapmanız gereken karşınızdakini okuyup önlemlerinizi almak. Fazla savunmanın üzerine gidesin gelmiyor çünkü hem Lakers çok güzel becerdi her şeyi hem de Perkins sakatlandı. 5 maçtır teknik faul almadan, üzerine gelen Lakers oyuncularını sabırla karşılayarak beni şaşırtmıştı, kaderi bir şekilde takımını yalnız bırakmakmış demek ki. Yazık oldu, umarım kariyerini kötü şekilde etkilemez sakatlığı.

Savunmayı fazla yermek istemiyorum dedim ama Celtics’in felaket olduğu bir yer varsa o da ribaundlar. Maçın daha başlarında ribaundlar arasındaki fark 10’du, aradaki uçurum daha da açıldı ilerleyen bölümlerde. 52-39 olarak bitmiş, bu bile maç içindeki farkı gözler önüne sermiyor. Savunmada verdikleri dışında bu ribaund farkının oluşmasının temel sebebi ise Celtics’in hücum kıtlığı. Ray Allen, Pierce ve Garnett aslında çabaladı, kendi çapında bir şeyler üretti ama şovu sürüklemesi gereken Rondo uçağı kaçırmış anlaşılan. Son maçta oynasa Celtics açısından çok faydalı olur bence. 67 sayı atmaları sadece Lakers’ın işi değil yani. Aynı iki yıl önce “zayıf halka” Rondo sahadaydı bu gece. Oysa onun bu konumda yapması gereken müthiş bir 6. maç oynayıp finaller MVP’si olmak değil de ne? Saha görüşü, pas yeteneği, içerideki bitiriciliği ve ribaund bakımından belki de ligin en yetenekli guardının 2. maç kahramanlaşıp 6. maç sönüp kalması kabul edilebilir gibi değil. 7. maçta Celtics’in tüm oyuncularından daha çok ihtiyacı var ona hücumda. Üçüncü çeyrekte atılan orta mesafeli şutlarla hücum ederse Celtics kupayı unutsun.

Sonuç olarak Lakers’lılar açısından müthiş derece zevkli, Celtics’liler açısından intiharlık ve taraftar olmayanlar açısından çirkin bir maçı geride bıraktık. Celtics’in zihinsel çöküntüye uğrayacağını düşünmüyorum, ellerinden geleni ortaya koyacaklardır. Ancak Perkins’in oynamayacak olması (çok büyük ihtimal), Rasheed’in aldığı iki erken faul neticesinde gerçekleşecekler (Shelden Williams?) pek iç açıcı değil. Aynı şekilde Rasheed’in beklenen gibi kendisini buraya sakladığını göstermesi gerek. Sırtındaki ağrı da çok önemli. Ya efsane ya da çoğu açıdan kıt bir 7. maç bizi bekliyor. İyi olan kazansın ne diyelim.

Perkins 7. Maçta %99 Yok


Link

Henüz maçın başında Bynum'la girdiği ribaund mücadelesinde sağ dizi burkulan Perkins maçı terketmek zorunda kaldı. Zaten onun yokluğunda ribaundlarda rakibine ezilen Celtics fark yemekten kurtulamadı. Gerçi sadece Perkins'in yokluğuna da bağlamamak lazım bu yenilgiyi. Lakers çok daha fazla istedi ve geçtiğimiz maçlara göre hem daha iyi oynadılar hem de daha iyi mücadele ettiler. Gasol ile Artest kader maçında beklentilere yanıt verdiler. Özellikle Gasol'ün sünger yumuşaklığından tahtaya terfi etmesi şaşırtıcıydı. Artest'in de tabii bulduğu şut isabetleri önemliydi. Celtics onu riske ediyordu bugüne kadar ama cezayı kesti bu sefer.

Her neyse Perkins'e dönelim. Aslında bana göre Perşembe gecesi oynaması imkansız Perkins'in. Ama ufak bir açıklık bırakmak lazım, ondan %99 dedim. Normalde diz burkulmaları en az iki haftadan başlar. Perkins bir de "pop" sesi duyduğunu söylemiş. Çok kereler yazdığım gibi, bu en kötü haberlerden biridir, kopma/yırtık olduğuna işaret eder. Bir de videoda bacağına ağırlık hiç veremediğine baktığımda oynamasına ihtimal vermiyorum.

Şimdi bu durumda Rasheed ile Glen Davis'in üzerine büyük bir yük biniyor. Eğer Rasheed'in sırtı 25-30 dakika arasını kaldıracak vaziyetteyse aslında çok etkilenmez Celtics Perkins'in yokluğundan. Çünkü Rasheed aldığı kısıtlı sürelerde gösterdi ki hala istediği zaman NBA'in iyi savunma yapan pivotlarından biri olabiliyor. Gasol'e bazı pozisyonlarda kan kusturduğuna şahit olduk. Ancak işte sırtının ne durumda olduğu ve ne kadar konsantre olacağı şüpheli (evet 7. maç bile olsa Rasheed'in full konsantre olacağına %100 güvenemiyorum). Onun dışında Glen Davis kenardan gelip 15 dakikada takımına enerji verme görevini harika yerine getirirken şimdi 25'lere çıkması halinde boy dezavantajı ne kadar fazla ön plana çıkacak? Rasheed bütün sene yattı, playofflar'da arada sırada oynayası geldi, işte şimdi aldığı bütün parayı 7. maçta hakedebilir. Öbür türlü Lakers daha avantajlı duruyor.

15 Haziran Playoff (NBA Finalleri) Programı

16 Haziran Çarşamba 04:00 (NTV) / Boston Celtics - Los Angeles Lakers

Lakers için ölüm kalım maçı. Uzunlar (özellikle Gasol) sertliğe yanıt verebilmeli. Zaten Bynum'ın 30 dakika oyunda kalsa da gerçek Bynum'dan ne kadar uzak olduğunu biliyoruz... Yoksa Kobe'nin 40 civarına çıkması gerekecek veya Fisher'ın 3. maçta olduğu gibi Kobe'leşmesi... Celtics'de ise bir silah susunca diğeri devreye giriyor. Ray Allen son 18 üçlüğünü mü ne kaçırdı yanılmıyorsam, bugün ondan bir patlama bekliyorum. Patlama dediysem 20'ye yaklaşmasını yani, oğlu da tamamen iyileşti morali yerine gelmiştir. Artest Pierce'ı kilitlemeyi başarırsa o zaman Celtics'in işi zorlaşacak. Çünkü Rondo, Kobe'nin onu geriden savunmasına karşı önceki turlarda olduğu gibi dominant bir oyun ortaya koyamıyor.

Son olarak da Celtics'de Rasheed ile Perkins hakemlere hiç itiraz etmemeliler, olası bir yenilgide son maçta cezalı duruma düşebilirler.

15 Haziran 2010 Salı

John Wall Wizards'da, Arenas Nerede?

Wizards draft'a katılacak oyunculardan sadece John Wall'u kampına davet edip çalıştırdı. Başka hiçbir oyuncuya bakmayacaklar bile. Aynı şekilde Wall da diğer takımların çalışmalarına katılmadı. Yani resmi olarak açıklanması yasak olsa da, Wall'un ilk sıradan daha yeni el değiştiren Wizards tarafından seçileceği kesinlik kazandı.

Takımın yeni sahibi Ted Leonsis taraftarlara Arenas'ı yeniden kabullenmeleri, kucaklamaları için mesaj verdi. Arenas iyi oynayıp takım da iyi giderse (şu kadroyla pek mümkün değil) taraftarlarla belli bir oranda barışacaktır. Ama tabii sorun şu; Arenas takımda kalacak mı? Bana göre kalmamalı ve kalmayacak. Çünkü Flip Saunders hücumu tamamen Wall'un üzerine kuracaklarını açıkladı. Bu da Arenas'ın şutör guard'a kayacağı ve elinde yeterince top tutamayacağı anlamına geliyor. Aslında şutör guard'a kayması ilk bakışta problem değilmiş gibi gözüküyor, çünkü kendisi oyun kurucu vücuduna hapsedilmiş bir şutör guard esasında. Yanılmıyorsam kolejde de şutör guard oynamışlığı vardı, bir maçta duymuştum galiba. Ama NBA'de oyun kurucuları bile savunmakta zorlanan ve savunma yapmaktan hoşlanmayan Arenas, kendisinden daha yapılı ve 6-7 santim uzun şutör guard'lara karşı ne yapacak? Bunun yanında yıllardır 24 saniyenin ortalama 12'sinde falan topu elinde tutan bir adam tamamen catch and shoot tarzında bir rol nasıl oynayacak? Perdelerden çıkıp topu yakalayıp direk şuta kalktığı çok oluyordu eskiden de, hadi diyelim bu görevi becerebilecek bütün maç boyunca ama top elinde çok az kalacağı için mutlu olacak mı? Bunlar büyük soru işaretleri.

Bence Wizards'ın yapması gereken en temiz iş, Wall'u tek başına bırakıp Arenas'ı mümkünse bir genç ile 1-2 draft seçim hakkı karşılığında göndermek olacak. En olmadı Arenas'ınkinden az buçuk daha iyi bir kontrata sahip ama daha düşük kalitede bir oyuncu alınabilir farklı bir pozisyona. Wall'u hem parkede hem de dışarıda Arenas'tan uzak tutmaları minimum risk içeren bir senaryo olur... Zaten raporlara göre, ligdeki tüm takımlarla Arenas için konuşuyorlar.

Artest: Gayet İyi Oynadık

5. maç sonrasında Artest aynen böyle demiş. Hatta bununla da yetinmeyip Boston'da kaybettikleri iki maçı 2008'deki gibi farklı kaybetmediklerini (son maçta sağlam fark yemişti Lakers) belirtmiş. "İyi mücadele ettik, sıkı maçlar oynadık" demiş. Helal olsun be Artest süpermişsiniz gerçekten. Ama daha devam ediyor bitmedi.

İstatistik kağıdına baktıktan sonra da Kobe'nin 38 sayısını gösterip "Burada ne yazdığı önemli değil, takım olarak yaptık, herşeyi beraber yaptık" demiş. Kobe'nin 38 sayısında takım arkadaşlarının ve özellikle de Artest'in ne gibi bir katkısı veya etkisi vardı çok merak ediyorum doğrusu. Ha ama Artest takım halinde kötü savunma yaptıklarını kastediyorsa evet hep birlikte kötü savunma yaptılar. Buna Bynum'ın hareket kabiliyetinin kısıtlı olması da eklenince boyalı alanda hakimiyeti kurdu yine Celtics...

Buna ek olarak Odom'dan da ilginç bir açıklama gelmiş. "Celtics çok iyi top dolaştırdı ve herkes oynadıkları oyunun bir parçası oldu. Bu da bize oranla daha iyi savunma yapmalarını sağladı."

Nasıl yani? Odom aynen devam ediyor galiba kafa yapıcı maddeler çekmeye:


Link

Sonuç olarak Lakers eğer kazanıp, seriyi 7. maça taşıyacaksa bu gece Artest - Odom ve Gasol'ün çok daha farklı oynamaları lazım. Artest'in gününde olup doğru düzgün şut sokması, Odom'un kafasının güzel olmaması ve Gasol'ün de sertliğe sertlikle yanıt vermesi gerekiyor. Üçünün birden aynı anda gerçekleşmesi şart değil, ikisi katkı sağlasa 7. maça gideriz gibi geliyor bana. Ama Artest'in şut istikrarsızlığı, Gasol'ün mücadeleyi sevmemesi ve Odom'un her daim kafasının güzel olması nedeniyle, ne kadar gerçekçi bir beklenti bu bilmiyorum.

14 Haziran 2010 Pazartesi

Celtics - Lakers Finali 5. Maç (92-86)

Boston’daki 3 maçtan en gerçekçisi bu oldu herhalde. Kobe bir ara insan üstü oynadı ama beklenmeyen bir şey değil o da. Artest kötü oyununu oynayıp Garnett ve Gasol eski günlere selamlarını çakınca Celtics 3-2 öne geçti. Lakers taraftarının Kobe dışındakilere çok kızgın olduğunu tahmin ediyorum ama seyir keyfi açısından oldukça doyurucu oldu maç.

İlk olarak Celtics’ten başlayalım. Paul Pierce’ın buna benzer bir performans vermesini er yada geç bekliyordum ben ama bu biraz farklıydı sanki. Pierce çok iyi şut attı kabul ama doğru kararları vermesiydi en etkili olan. Bir liderin yapması gerektiği gibi oynadı ve serideki en iyi maçını çıkardı doğal olarak. Ancak Celtics’in de oyun planını onun üzerinden kurduğu da gözden kaçmadı, 4. galibiyeti alacaklarsa onsuz zor sonuçta. İlk yarıda birkaç hücumu aldığı perdeler sonrası rakip uzunuyla karşı karşıya kalarak oynadı ki son derece başarılı oldu bu pozisyonlarda. Aynısını Nash de yapmıştı, yanılmıyorsam özellikle 5. maçta. En önemli hareketi ise şüphesiz bitime 40 saniye kala Garnett’in Lakers yarı sahasına fırlattığı topu tutup Rondo’ya maçı bitiren basketin asistini yapması. Taktir etmediğim tek şey ilk yarının sonunda Rondo’dan topu alamayınca bırakıp yedek kulübesine dönmesi. Kızmış olsa bile tepkisini devre arasında verse daha doğru olurdu, maça yoğunlaşmasına veriyoruz bu davranışını. Sonuç olarak sadece bir kere serbest atış çizgisine gidebilmesine rağmen 21’de 12’yle 27 sayı gönderdi Lakers potasına.

Takımın hücum liderinden sonra Boston’a genel bir bakış atalım. Rakamları Pierce kadar gösterişli olmasa da sahada yaptıkları ve duruşuyla Garnett hakkında galibiyetin en önemli sebebi diyebilirim. Sertlik karşısında geri adım atan Gasol ve sakat Bynum avantajını çok iyi kullanıp sahanın iki tarafta da pota altındaki üstünlüğü Boston’a getiren isimdi bir kendisi. Ayrıca fark ettiyseniz, Gasol kendisine “şutöre döndü” dedikten sonra (veya medya öyle gösterdi tam bilmiyorum) sürekli içeriyi zorluyor. Ribaund rakamları biraz aldatıcı zira 6’sı ilk çeyrekte Lakers attığını kaçırırken geldi ama savunmadaki duruşu çok önemliydi yine de. Bunu açıklamaya en yakın istatistik 5 top çalması. Yine de Gasol ve Bynum’un onun işini oldukça kolaylaştırdığını tekrar söylemeliyim. Celtics hücumu genel olarak çok iyi işliyordu ama yine en büyük sorunlarına takılıp kaldılar: top kayıpları. Maçı 16 top kaybıyla bitirdiler, ilk yarıda bu rakam 10’du sanırım. Lakers felaket, kendileri çok iyi şut atarken maçın erkenden bitmemesinin en büyük nedeni bu saçma sapan, anlamsız top kayıplarıydı. Başı çeken isimde 7 top kaybıyla Rondo’ydu. Tabii hakkını yemeyelim, Rondo Lakers savunmasındaki açıkları çok iyi görerek şut yüzdesinin bu kadar yüksek olmasının sebeplerinden biri oldu. 18 sayı 8 ribaundla oynadı ve Odom’la Kobe’nin üzerinden tipleyerek bulduğu basketle maçın hareketine imza attı.(Yine Rondo'nun attığı müthiş turnike ve Tony Allen'ın bloğuyla kapışır daha doğrusu) Bench’ten gelen tüm isimler de olumlu katkı yaptı, Nate Robinson’ın 4 asisti var 10 dakikada düşünün. Celtics’teki tek kayıp 3 maçtır üçlük isabeti bulamayan Ray Allen. Belki LA’e gitmeyi bekliyordur o da.

En sonunda geldik Lakers’a. Kobe’nin yaptığı şeyi bilmeyen yoktur herhalde. Öyle sayılarla ifade etmek bile hafif kalıyor ama söyleyeyim: takımı hiçbir şey yapamayacak konumdayken 19’u 7’de 7’yle üçüncü çeyrekte gelen, artarda attığı 23 sayı… Anlatılacak şey değil izlemek lazım. Derek Fisher’ın saçma sapan pasını tamamladığı alley-oop’u ve neredeyse orta sahadan kaldırıp attığı üçlüğü bir kenara bırakırsak tüm şutlarını savunmacısının üzerinden gönderdi. “Jordanvari” denilen şey bu olsa gerek, kimse durduramadı onu. Maçın erkenden bitmemesinin sebeplerden birine top kayıpları dediysem diğeri de Kobe’nin insanlığa sığmayan performansıydı. Normalde bir süper yıldızın üst üste bu kadar şut atması taraftarı değilimdir ama ne takım arkadaşlarının basket atacak ne de Kobe’nin kaçıracak hali vardı. Gasol ve Artest başta olmak üzere takım arkadaşları beklenen katkıyı veremeyince yazık oldu Kobe’nin bu performansına. Üstelik sadece hücumla yetinmedi Paul Pierce’ı da aldı maçın sonuna doğru. Taktir etmekten başka şey düşmez bize.

Gasol ve Artest dedim yukarıda, ikisi de dayağı hak etti. Lakers ne pota altında Celtics’i durdurabildi ne de şutların girmesine engel oldu. Savunmada bu kadar kötü olmasının en büyük nedenleri bu ikisinin vurdumduymazlığıydı bana kalırsa. Pierce’ı çok övdüm yukarıda ama Artest’in savunması bundan önceki maçların yanından geçemedi dün gece. Keza Gasol de öyle, nerede 14 blok yapıp pota altında voleybol oynayan Lakers nerede bu geceki Lakers. Takım halinde tek blok yaptılar ki onun da sahibi Kobe. Bünyesinde bu kadar yetenek bulunduran Lakers takımının en büyük eksiği karakter eksikliği sanırım. Bugün gördük işte Kobe’den başka kazanmak isteyen kaç kişi vardı sahada?

Sonuç olarak Boston Celtics 2-3-2 sisteminin nimetini geri çevirmeyerek serinin en önemli maçından üstün ayrılarak Los Angeles’a gitmeden önce 3-2’lik üstünlüğü ele geçirdi. Ben 4-2 Celtics demiştim ama düşününce 3 maç üst üste kazanmaları çok zor gözüküyor şimdi bakınca. Bu maçtaki gibi bir ara %70 şut yüzdesiyde gezmeleri de pek yakın bir ihtimal değil. Bynum’un durumu bu maçtan sonra da hiç iç açıcı değil, daha iyiye gideceğini de sanmıyorum ama bakarsınız Odom 20-15 yapar bir sonraki maçta, kim bilir? Sonuçta takımdan birinin Kobe’ye olan borcunu ödemek için böyle bir şey yapması şart.

He's Not Mike

Evet Celtics taraftarına katılıyorum, Kobe bence de kesinlikle Michael Jordan değil ama ona en çok yaklaşan oyuncu diyebilirim benim izlediklerim arasında... Dün gece de yine gösterdi bizlere bunu. Maç koptuktan sonra "Ya tutarsa" diye salladığı üç tane üçlüğü çıkarırsak, 24'te 13 isabetle 38 sayı üretti Celtics savunmasına karşı. Hele üçüncü çeyrekte çıldırarak attığı 19 sayı muhteşemdi. 19 olduğu an Isiah Thomas'ın balon gibi şiş olan bileğine rağmen attığı 25'i geçeceğini düşündüm Kobe'nin. Ama sonra iki tane üst üste zor şut kaçırdı ve duruldu zaten çeyreğin son 2 dakikasını da dinlenerek geçirdi. Ama Jordan'dan sonra "Ne yaparsanız yapın atarım, beni durdurmanız mümkün değil" şeklinde en net mesaj veren oyuncu oldu bana göre Kobe. Yine de bu performansı Garnett ile Pierce'ın günlerinde olmaları nedeniyle boşa gitti. Özellikle Pierce'ın harika şut attığını söylememiz lazım. Tabii Bynum'ın dizinin durumu pek iç açıcı değil Lakers adına, Gasol de sertlik karşısında yılınca yine boyalı alan üstünlüğü (ribaundlar hariç) Celtics'e geçti. Lakers'a kolay sayı fırsatı vermediler boyalı alandan, kendileri ise bol bol turnike attılar. Bu da maçı kazanmalarını sağladı.

Şimdi Celtics avantajlı duruma geçti. Staples Center'da kafadan bir rakam atarak, kaba bir hesapla 4 maçta 1 kazanabildiklerini varsaysak bile (ki aslında daha yüksek) %50 ihtimalle şampiyon olacaklar demek bu. Kısacası iki maçın birini kazanmaları son derece olası. Kobe çıkıp 60 atmadıkça veya Gasol sertliğe yanıt verip 20-10 tutturmadıkça veya Artest mucizevi bir şekilde 7'de 6 falan üçlük atmadıkça Lakers'ın işi iyice zora girdi diyebiliriz.

13 Haziran 2010 Pazar

13 Haziran Playoff (NBA Finali) Programı

14 Haziran Pazartesi 03:00 (NTV) / Los Angeles Lakers - Boston Celtics

Serinin en stresli ve en önemli maçı. En baştan beri söylediğim gibi Bynum'ın ne durumda olduğu çok önemli. Dizinden yine sıvı alındı ve çok daha iyi hissettiğini söylüyor kendisi. "Kesin oynayacağım maçta" demiş. Oynayacak ama hangi seviyede? İlk iki maçtaki gibi bir Bynum görürsek Lakers'ın şansı artar ve Celtics'te 4 yıldızdan en az ikisinin iyi oynaması gerekir. Yıldızlardan bahsetmişken, Ray Allen maçtan önce salona gelip yaklaşık 4 saat şut çalışmış. Normalde 1-1.5 saat çalışıyordu her maç öncesi yanılmıyorsam. Abartmış biraz bu sefer. İnsan yorulmaz mı 4 saatte şut atsa, ben 4 saat ayakta durduktan sonra maç yapamam herhalde =)

Bynum konusuna geri dönecek olursa, yine hareket etmekte zorlanan, acı çeken ve 15 dakikayı geçemeyecek bir Bynum görürsek Lakers'ın işi çok zorlaşacak demektir. Hücumda Kobe - Gasol ve biraz da Artest' katılırsa, sayı üretebilirler ancak savunmada Bynum'ın olmaması boyalı alanın yol geçen hanına dönüşmesine neden oluyor.

Son olarak hakemlerden biri Joey Crawford olacak. Rasheed ile Perkins'in 6'şar teknik faulleri var, bir tane daha alırlarsa bir maç ceza bekliyor onları. Çok dikkatli olmalılar. Zira Joey Crawford "Gözünün üstünde kaşın var" diye teknik faul çalabilir...

Ray Allen'ın Ayak Tırnakları

Serinin 4. maçından önce Ray Allen'ın hali. Kelime yok bunu açıklayacak maalesef. Hall of Fame'e girecek olan tarihin en iyi şutörlerinden bir oyunca resmen bakışım değişti ya. Dalga mı geçiyorsun Ray Allen? Glen Davis'ten, Nate Robinson'dan hatta Paul Pierce'tan görsem şaşırmazdım da, sen bunu nasıl yaptın Ray Allen? 10 üstünden 0 veriyoruz ve bu geceki maçı bekliyoruz...

Wade de Dünya Şampiyonası'na Gelmiyor

Bugün hiç medyaya bakmamıştım geceye doğru açıklanmış. Aman da aman ne güzel. Gerçi o da pek çok yıldız gibi önceden ortamı yumuşatmıştı "Bilmiyorum, bu yaz çok sıkışık olacak." diyerek. Daha 1-2 saat önce bracket paylaşmıştım, üstüne bu haberi okuyunca şevk falan kalmadı yine. Yeter be kardeşim. Sadece şu pozu vermek için gelseydi bari. Nasıl dağıtmıştı Olimpiyatları ama...

Bunun üzerine, Kwame Brown ile Eddy Curry'nin Amerika Birleşik Devletleri takımına katıldıklarını açıklamış Colangelo...

Erken Bir Dünya Şampiyonası Bracket'ı

Finaller sırasında gündemde çok yazılacak şey yok, biraz şişiriliyor ufak tefek konular sadece. Tabii koç değişiklikleri falan var ama onlara kafamı toparlayınca değinmek istiyorum. Her neyse madem boşuz, bunu paylaşmak istedim. Daha kadrolar belli değil ama ısınalım, zarar gelmez. Şuraya tık'layarak siz de oluşturabilirsiniz bracket'ınızı. FIBA'dan 1.'ye Karayipler'de, Hong Kong'da veya Antalya'da 7 gün 6 gecelik bir tatil ödülü var...

İster Dünya Kupası, ister Dünya Basketbol Şampiyonası, ister Olimpiyatlar olsun, her turnuvada kalitesi belli bir seviyenin üstünde olan bir takım vardır daha yukarılara çıkmasını istediğim. Bu sefer de Brezilya'nın başarılı olmasını istiyorum. Yunanistan ve Sırbistan'ı elettirdim onlara ve finalde Amerika'nın karşısına çıkardım =) Kim bilir belki Nene'nin katılımıyla son yıllarda biraz hayalkırıklığı yaratan bu takım ilginç işlere imza atabilir. Evet pek gerçekçi değil ama şöyle bir tablo olsun isterim açıkçası. Biz de Amerika'nın karşısına çıktığımız için güme gittik.

Sizler de paylaşın, bakalım genel olarak çeyrek finale kimler kalıyor. Kadrolar belirlenip turnuva tarihi yaklaşınca yeniden açarım bu konuyu.

12 Haziran 2010 Cumartesi

Emir Preldzic Milli Takım'da

Daha resmi açıklama yapılmamış olsa da, düşmüş hemen medyaya. 1-2 pozisyonlarının yanında 3 de oynayabilecek bir yabancının devşirilmesi gündemdeydi. Üç yetmedi, dört pozisyonu birden oynayabilen Emir Preldzic alındı Milli Takım'a.

Aslında takımda Hidayet'ten başka gerçek bir üç numara olmadığını düşündüğümüzde, mantıklı bir seçim. Ersan'dan başka üçlük atabilen bir 4 numaramız da yoktu (Cevher %90 elenecek sonuçta), bu eksiği de kapıyor. Bunun yanında kısıtlı sürelerle de olsa oyun kurucu pozisyonunu da idare edebiliyor. Kısacası joker kendisi. Ayrıca opsiyonlarımızın en kısıtlı olduğu iki pozisyonu yedekleyebilmesi en büyük artısı. Son olarak da kendisini 3 sezon önce Tanjevic'in buraya getirdiğini biliyoruz. Yapı olarak da bana hep mülayim ve alçakgönüllü gibi gelmiştir, Anıl da öyle diyor zaten. Yani mantıklı bir karar bana sorarsanız Emir'in takıma dahil edilmesi. Ama tabii Slovenya'ya ne kadar para ödenecek acaba orasını bilmiyorum, bir de bu para ödenmişken Preldzic kimin yerine girecek acaba kadroya?

Amerika'nın En Büyük Yıldızı

LeBron, Kobe, Wade, Dwight Howard ve Carmelo gibi isimlerin yan çizdiği ve büyük ihtimalle gelmeyecekleri 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda Amerika'nın en büyük yıldızı Durant olacak herhalde. Çok severim kendisini. Zaten sevilmeyecek gibi değil ki, alçakgönüllü, sempatik, nerelerden yıldız statüsüne geldiğini çok iyi bilen bir isim Durant. Geçirmiş formasını poz vermiş ve "Milli takımda oynayacağım için çok heyecanlıyım" demiş. Ah şu üstteki listedekiler de bunu deseler 1 senecik daha, sonra istedikleri kadar dinlensinler...

11 Haziran 2010 Cuma

Koca Bebek Uno Uno ve Sevinçleri


Link

Edit: Koca bebek yerine blog'da 10. kere falan Kobe Bebek yazdığımı farkettim. O kadar çok Kobe yazıyorum ki, "Ko" diye başlayınca bir kelime refleksif olarak "be" diye bitiyor.

Glen Davis'e ne kadar gıcık olduğumu tekrar tekrar söylememe gerek yok. İğrenç bir adam kendisi benim gözümde ama hakkını teslim etmek lazım bu sabah Celtics'e maçı kazandıran isim oydu. Kendisine taktığı "Uno Uno" lakabını kullanmamın sebebi de bu sabaha karşı gösterdiği performans. Tabii yaptığı şu sevinçlerle ve gerçek bir bebek gibi salya akıtmasıyla daha da soğuttu kendinden beni. Yahu yavaş arkadaşım ya, gören de kupayı aldın sanacak. Tamam hırslı oyuncu herkes sever ama bir yere kadar yahu =) Salyalar saçarak bağırmak Celtics taraftarları dışında pek kimseye sempatik gelmemiştir herhalde. Ama çok komikti yine. Bu final serisinde pek çok akılda kalıcı olay yaşadık. Bu arada Nate Robinson'ın Davis'in sırtına atladığını görebilirsiniz video'da. Konuyla ilgili Glen Davis "Sırtıma mı atladın hissetmedim" derken, Nate Robinson da "Shrek ve Eşşek gibiydik" diyor.

Davis'in salyalı sevincini paylaşmışken, Magic'e karşı yaptığı 'Dilleme' hareketini paylaşmadan olmazdı. Ancak o maçta Magic galip gelmişti yanılmıyorsam, güzelim(!) sevinci boşa gitmişti Glen Davis'in.


Link

Yol Geçen Hanı

Çok büyük saygı duyuyorum oturup video editleyenlere. Benim öyle bir şansım olmadığı için ancak bu resmi gösterebiliyorum. Son çeyrekte hiç oynamayan Bynum'dan yoksun olan Lakers pota altının yol geçen hanına döndüğünü bundan iyi sadece üst üste pozisyonları sıralarsam gösterebilirim herhalde. Son çeyreğe önde giren Lakers'ın 36 sayı yiyerek kaybetti bu sabaha karşı maçı. Savunmacısını geçen hiçbir Celticsli'yi korkutacak, şutunu veya kararını değiştirmesine neden olacak bir tehdit unsuru yoktu Lakers pota altında. Bunu gören Celtics içeriyi adeta yol geçen hanına çevirdi. Bunun yanında Celtics'in aldığı 16 hücum ribaundu da cabası. Hatırlarsanız serinin ilk maçında Celtics %90 oranında rakibine hücum ribaundu verdiği için yenilmişti, şimdi durum tersine döndü.

Bynum'ın dizi beklediğim gibi sorun çıkarmaya başladı ve onsuz Lakers'ın işi gerçekten çok zor. Çünkü Odom'un genellikle bu tür ortamlarda 40 dakika verip rahatlıkla güvenilecek bir isim olmadığını biliyoruz. Ayrıca Bynum yerine Odom'un girmesi hücumda Lakers'ı biraz etkilese de, asıl olarak savunmanın alarm vermesine neden oluyor. İçeriye girenlere "Hop arkadaşım nereye?" diyecek bir bodyguard eksikliği hissediliyor. Zaten bunları Finalleri değerlendirirken yazmıştım ama şimdi Bynum'ın dizinden dolayı olanları aktarmak lazım.

Bakalım Bynum bugün bir doktora görünecekmiş ama Pazar günü oynayacağını açıklamış. Oynasa da ne kadar yararlı olur acaba? Göreceğiz. En kritik maç Pazar. O güne kadar Bynum biraz toparlayıp, ilk iki maçtaki gibi oynayabilirse Lakers avantajlı duruma geçer, yoksa Celtics direksiyona geçmiş gibi gözüküyor.

İptal mi Ettiniz? Al Sana !!


Link

Dün gece Pierce kendisine yapılan faule rağmen turnikeyi buldu. Ancak hakemlerin basketi vermemesi üzerine sinirlenen Pierce Eddie Rush'a sağ kroşeyi çaktı. Pierce'ın önümüzdeki 1 yıl boyunca maçlardan men cezası alması bekleniyor.

Şaka maka gerçekten süper komik bir pozisyon, sağlam çakıyor Pierce. Eddie Rush da "Ulan basketi de vermedik, adam boşuna sevindi, güme gittik" diye hayıflanıp, okkalı küfürler etmiştir Pierce'a. Tabii ki bu yumruk Paul Pierce'a teknik faul olarak geri dönmedi ama NBA tarihine geçecek bir pozisyon olduğu kesin. Yıllar boyunca izleyeceğiz. Bir başka tarihe geçecek konu da, teknik faul vermeye meyilli bir hakem olan, hatta olmadık pozisyonlarda teknik faul yaratan Rush'ın bu pozisyona teknik faul çalmamak zorunda kalmasıdır. İroninin böylesi. Sen kariyerin boyunca abuk subuk teknik fauller çal, bir oyuncu gelsin sana yumruk atsın ama ona teknik faul çalama. Yılların acısı çıktı pozisyonda =)

Celtics - Lakers Finali 4. Maç (96-89)

2-3-2’de ev sahibinin asıl avantaj sağlayacağı husus evdeki maçlarını kazanıp, 3 maçlık deplasmandan en az 1 maç çalmaktır. Final formatının ev sahibine yarattığı avantaj bundan ibaret, tabi kullanmasını bilene. Üç maç ard arda kazanmak zor; ama evde bir maç bile verirsen, rakip takım ya seride 3-2’yi bulup topu sana atar ya da seri bitirir. Lakers için işte bu kadar önemliydi ikinci maç. Hemen şöyle bir senaryo yazayım: TD Garden’daki 5. maçı Boston kazandı(en normal sonuç). Seri de haliyle 3-2 oldu. Peki Staples Center’da durum böyleyken, NBA’in bu playofflarda deplasman dinlemeyen tek takımından iki maç almak, evinde peşpeşe 3 maç kazanmak kadar zor değil mi? Zormuş, gördük ilk iki maçta.

Bu seri bittiğinde eğer Boston şampiyon olursa finallerin MVP’si kim olur; hiçbir fikrim yok. Her maçta başka bir etken öne çıkar mı? İlk önce formülü “Pierce’ın takıma katılması lazım” diye çıkardık; ikinci maçta Ray Allen çıktı. Daha sonra maçın kilit rolünü ona yükledik; ama bu sabah ki maçta da Davis önderliğindeki Celtics yedekleri vardı karşımızda. Bir dahaki maçı da Garnett çekip koparsın, tam olsun bari. Şu iki maçta başımıza gelmedik olay kalmadı. Birinde Fisher çıktı; son çeyrekte kimseye top vermedi. Bu sabahta Glen Davis maçın adamı oldu. İnanılmaz şeyler oluyor; ama bunları ezeli rekabetin mucizeleri olarak adlandırıyorum.

Boston yedeklerinden biraz bahsetmek lazım; çünkü kuşkusuz maçın yıldızları onlardı. Özellikle Glen Davis, Nate Robinson ikilisi Lakers yedeklerinin hiç iş yapmadığı günde Lakers ilk beşindeki bazı oyunculardan bile daha çok iş yaptılar. Yalnız şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Şans faktörü maç boyunca Celtics’in yanındaydı. Hücum ribaundlarında Celtics’in 16-8 üstünlüğü olsa da 5-6 hücum ribaundu direk Celticslilerin kucaklarına düştü; ama çok normal bir sonuç. Basketbol şansı elbette olacaktır, ben “Daha çok isteyen aldı.” deyip geçeyim. Glen Davis de 16 hücum ribaundunun 4’ünün altına imzasını attı ve yanlış hatırlamıyorsam 4 ribaunduda sayıyla bitirdi. Gerçekten inanılmaz oynadı; ancak ben saha içinde attığı basketlerden sonra kendinden geçmesini pek sevmiyorum. O zaman Nate Robinson’dan pek farkı kalmıyor. Attın aldın sayıyı, şöyle ufaktan haykır geç, iki saat bağırılır mı ya? Neyse, toplam 18 sayısı vardı Davis’in ve daha da önemlisi bunların 9’u son çeyrekte, üstelik maçın kırılma noktalarında da geldi. Zaten Doc Rivers son çeyreğin son 5 dakikasına kadar Ray Allen dışında yedeklerle devam etmeyi tercih etti mücadeleye. Nitekim Davis ve Robinson koçlarının yüzünü kara çıkarmadı. Yalnız Nate Robinson ve Rasheed ne zaman akıllanacak onu hiç bilemiyorum işte? Son çeyrekte takımca kusursuza yakın bir savunma azmi ve şu yüzdesi varken neden aptalca teknik faullerle rakip takımın eline koz verirsiniz ki? İlk yarı %43’le oynayan takım son çeyrekte %63’le oynarken sizin gidip sağa sola sataşmanıza, hakemlere dayılanmanıza kimin ihtiyacı var ki? Yatıp kalkıp dua etsinler Kobe ve Fisher teknik faulleri sokamadıkları için. Ayrıca unutmadan Rasheed de Perkins’in durumuna düştü bu son teknik faulüyle. Eğer bir teknik faul daha alırsa toplam 7 teknik faulünden ötürü otomatikman bir maç ceza alacak. Gerçi maçın son bölümünde çokça sıkıntı çektiği sırtından ötürü sakatlanıp çıktı; belki öteki maça da oynamayabilir.

Lakers için de aklıma birkaç soru işareti takıldı. Onları da sorup kendimce açıklamasını yapayım. Görüşlerime katılmayan arkadaşlar varsa yorumlarda kendi görüşlerini aktarsınlar. Öncelikle ikinci çeyreğin sonunda peş peşe 3 üçlük yollamış, ellerini yanan bir Kobe varken ve aynı durum üçüncü çeyrek içinde geçerli iken son çeyrekte niye tüm takım anlaşmış gibi Kobe’ye topu vermez? Bunun PJ’in direktifi olup olmadığını bilmiyorum; ama Odom’ın basit bir crossover üzerine attığı şutlar, Kobe’nin hücumlarından daha mantıklı gibi gelmedi bana. Bir ara Kobe 5/6 üçlükle oynuyordu, o derece oyunun içindeyken top eline gelmediğinde soğudu gerçekten. Odom’a sataştım, ondan devam edeyim. Bu seride herkes bir şekilde elinden geleni yapmaya çalışıyor. Hatta Morrison bile elinden gelse takım elbiseyle sahaya dalacak; ama hala bu ruha bürünmemiş tek bir kişi varsa o da Odom’dur. Savunma azminin “S” si kalmamış sanki. Glen Davis yanından geçiyor, bir el bile kaldırmıyor. Aynı şekilde Ray Allen’ın ters turnikesini çok rahat bir şekilde bloklayabilecekken o arkasından koşmadı bile. Hücum konusunda da bir fark yaratamadı henüz. Davis ve Rasheed her maçta Odom’dan daha fazla katkı verdi şu ana kadar. O ise erken faul problemine girerek, Bynum’ın daha çok zorlanmasına neden olmasıyla benim aklımda kaldı şimdilik. Bynum bu maç ikinci yarı hiç oynamadı. Oysaki Davis’in pota altında sertlik üzerine kurulu hücumuna çok rahat kafa tutabilirdi Bynum. Davis’in de ligin en çok blok yiyen oyuncusunu olduğunu düşünürsek Bynum-Gasol ikilisi Gasol-Odom’dan çok daha fazla iş yapardı o son çeyrekte.Bu iş böyle gitmez. Odom’ın kendine gelmesi gerekiyor; aksi takdirde Lakers yedeklerinin Boston yedekleriyle boy ölçüşmesi imkansız bir hal alıyor.

Maçı izlememiş biri istatistiklere baktığında Kobe’nin 33 sayı, 6 ribaundluk performansına yaptığı 7 top kaybından ötürü kötü diyebilir; ancak ben Kobe’nin finaller boyunca bu kadar öne çıktığını görmemiştim. Tüm takımı sırtladı taşıdı. Yoksa skor açısından gayet kıt geçen maçta 33 sayı atmak hiç kolay değil. Belki son çeyrekte biraz daha onun üzerinden oynasalar Kobe 40’ı bile bulabilirdi. O nedenle yaptığı son top kaybı hariç (Rondo’nun kapıp, turnike bıraktığı maçı bitiren top kaybı)hiçbir top kaybına laf edemem. Lakers’da laf edilecek en son kişi Kobe’ydi bu sabah.

Geldik artık serinin en kritik maçına. Pazar gecesi 5. maçla sBoston’a veda edecek iki takım da ve seri Los Angeles’a taşınacak; ancak bu maçı kazananın şampiyonluk yolunda çok büyük bir adım atacağı düşüncesindeyim. İçimden bu maçı kazananın şampiyonluğu alacağı geçiyor. Ama bekleyip göreceğiz bu sefer başrolde kimin olacağını. Ben arada sorduğum soruyu tekrar sorayım Boston şampiyon olsa MVP ödülünü kime verirdiniz?

Her Maç Farklı Bir Hikaye

Bir maç Pau Gasol ortaya çıkar, bir maç Ray Allen, daha sonra Ray Allen tamamen ortadan kaybolur ve Fisher maçı kazandırır. Şimdi ise Glen Davis bench'ten gelerek 18 sayı üretir. O kadar gaza gelir ki Koca Bebek, lakabının hakkını verir ve salyası akmaya başlar.

Finaller'de her maç farklı bir oyuncu yıldız oldu veya önceki maçın yıldızı söndü. Monoton, senaryosu belli olan bir final serisi izlemediğimiz kesin. Bu arada Nate Robinson'ın da hakkını teslim edeyim.

10 Haziran Playoff (NBA Finalleri) Programı

11 Haziran Cuma 04:00 (NTV) / Los Angeles Lakers - Boston Celtics

Paul Pierce 3. maçtan sonra "Artest'in diğer savunmacılardan farklı yaptığı birşey yok" demiş. Belki farklı birşey yapmıyor, hani mesela sadece sağını kapamıyor Pierce'ın ama neredeyse herşeyi NBA'deki her türlü savunmacıdan daha iyi yapıyor diyebilirim herhalde. Celtics'in kazanması şart, 3-1 olursa zaten hiç ihtimal kalmaz şampiyon olmaları için. Kazanmaları için de Pierce ile Allen'ın bildiğimiz Pierce ve Allen gibi oynamaları gerekiyor. Özellikle de Allen'ın. Ben ondan bugün 15-20 sayı arasında bir skor üretimi bekliyorum. Ayrıca Bynum dün "Merak etmeyin oynayacağım" demişti ancak dünden bu yana dizi kötüye gitmiş ve antrenmanda sıkıntı çekmiş. Oynayıp oynamayacağı belli değilmiş. Onun yokluğunda Lakers'ın kazanma şansı bir hayli azalır.