BIY AD

16 Aralık 2010 Perşembe

Knicks, Celtics, Amare ve Şebek Nate Robinson


Link

Sabah kalktığımda, Soner'in yazdığı post'u okudum ve başladım Celtics-Knicks maçını izlemeye. Aslında böyle daha bile güzel oluyor. 48 dakikalık maçı gecenin köründe 2 saat 45 dakka yerine, istediğiniz zaman 1 saatte izliyorsunuz. League Pass kullanıcılarına tavsiye ederim. Neyse, en başta Pierce'ın attığı ve Celtics'i 0.4 saniye kala öne geçiren basketten sonra klasik şebekliğini yapan Nate'ten başlayalım. Yahu ne yapyırosun arkadaşım sen? Yemin ediyorum şu sıralar takip ettiğim komedi dizilerinde bu kadar gülmüyorum ben. Pierce'ın tınlamayıp tam gaz koşması sonucu, o nasıl bir yere yapışmaktır öyle? Gerçekten takdire şayan. Neyse biraz maça dönelim.

Gerçekten çok güzel bir maçtı. Bu sezon 10'a yakın maçını izlediğim Celtics'in savunmasını beklediğim gibi bulmadım. Bunda elbette pota altındaki eksiklerin payı vardı. O'Neal'ların yokluğunda, boyalı alanı savunacak, rakipleri korkutacak bir isim yok Celtics'te. Glen Davis'in yardım savunmasını hiç beğenmedim mesela. Boyalı alandan Knicks bomboş turnikeler, smaçlar bulurken, Davis üçlüğe çıkan Fields veya Gallinari'yi bırakarak yardıma gelmeyi tercih etmedi. Bir de buna Amare'nin Semih ile eşleşmesi eklenince iyice haşat oldular. İzlerken özellikle dikkat ettim, Semih aldığı 15 dakikanın yanılmıyorsam 9'unda Amare'yle beraber parkedeydi. Amare, karşısında çaylak görünce, bu kısa sürede delirdi ve 16 sayı attı Semih onu savunurken. Zaten Rivers da Semih'i üçüncü çeyreğin ortalarında kenara aldıktan sonra, kalan 18-19 dakikada bir daha oyuna sokmadı. Elbette Amare'nin kalan 23 sayısını Garnett ve Davis karşısında üretmesi takdire şayan. Özellikle birebir ve el üzerinden attığı orta mesafe şutlarında müthiş bir isabet yüzdesi yakaladı. Hatta bunu bir adım ileri (ya da geri diyebiliriz) götürerek, 0.4 saniye kala üçlüğü de çaktı. Ancak 0.4 saniye topu havada tutup atmayı gerektirecek kadar kısa bir süre olduğundan, top hala elindeydi saat sıfırı gösterdiğinde. Buradan yıllar önce Fisher'ın arkası dönük halde topu alıp sıçrayıp, havada dönüp attığı 0.4'lük basketin de ne kadar yalan olduğunu anlamış oluyoruz yine.

Amare beni şaşırttı bu kadar iyi oynarak. Tabii ki Semih'in katkısı var buna ama ne olursa olsun ligin en iyi savunma yapan takımına 39 atmak her yiğidin harcı değil. Ancak Amare'nin son 2-3 dakikada yaptığı yanlış şut seçimleri ve Davis ile Garnett'in ondan kaptıkları birkaç hücum ribaundu, Celtics'in maça ortak olmasını sağladı. Yani kritik noktalarda biraz daha doğru seçimler yapsa veya rakiplerinden daha çok boğuşsa, maçı kazanabilirlerdi. Yine de kendisi bu oyununu sezona yayabilirse pek çok kişiyi ikna edecektir bir takımı taşıyabileceğine. Ama sayı ortalamasından bahsetmiyorum, onu 35'te tutması pek mümkün değil takdir edersiniz ki. Sadece son 9 maçta oynadığı gibi kendine iyice güvense, penetre ile şutları karıştırsa ve kendi ürettiği pozisyonlarda yüksek yüzde yakalasa yeter.

NBA'de Bugün - 15.12.2010

Lakers Doğu Turnesi'nin dördüncü maçında Indıana'ya konuk oldu. Maçın hemen başında skorda üstünlüğü eline geçiren Lakers galibiyete de rahat uzandı. Kobe Bryant'ın 31 sayı 6 asist ile oldukça efektif bir mücadele geçirdiği maçta Artest'in de savunma konusunda ipleri eline alması Lakers'ı galibiyete götüren faktörlendendi. Gasol'de sürelerinin düşmesi ve 28 sayı ile kendini bulması ile hücumda da verimliliğini kazandı Lakers. Pacers cephesinde Granger'ın düşük yüzdede kalması Pacers'ın oyunun içinde olmasını önledi. Fisher'a karşı guard rotasyonunda oldukça iyi performans sergilemesine karşın Collinson takımını galibiyete taşıyamadı.

Los Angeles'ın bir diğer takımı olan Clippers'ta Doğu yakasındaydı dün gece. Ancak onlar sevinen taraf olamadılar Griffin'in 20 sayı 18 ribauntuna rağmen. İkinci devrenin başlamasıyla beraber hücumda fazlasıyla verimli olan Sixers skorda avantajı eline geçirdi ve maçı kazanmasını bildi. Holiday'in 24 sayı 6 ribaunt 5 asist ile öne çıktığı gece de Iguodala'da oldukça verimliydi.

Evinde G.Wall'sız Charlotte'u ağırlayan Memphis üst üste dördüncü galibiyetini aldı. Mayo'nun benchten gelerek bulduğu 24 sayı ve Rudy Gay'in 23 sayı 6 ribaunt 5 asist ile oynaması ve tekrar ritimlerini bulması takım için ve oyuncular için önemliydi. Henüz ilk yarıdan maçı kazanmayı garantileyen Memphis'e karşı Bobcats'in 12 kişilik rotasyonunun tamamı dakika buldu. Dj Agustin 10 sayı 7 asist 3 top çalma ile Bobcats'in en etkili ismi oldu.
12 maçlık galibiyet serisi Bucks önünde son bulan Dallas evinde Portland'ı zorlansa da geçmeyi bildi. Maçın ilk devresinde Portland bolca şut kaçırırken ikinci yarı bunu düzeltmesine rağmen geriden gelip öne geçmeyi başaramadı. Dirk'in yanında Butler'ın maçın başından beri oldukça etkili olduğu mücadelede Kidd 11 sayı 7 ribaunt 6 asistle önemli bir katkı sergiledi. Portland'da ise Aldridge 35 sayıyla oynayarak ikinci yarı geri dönüş için çok çabalasa da yeterli olmadı. Brandon Roy son dönemdeki verimsiz performansını da sürdürmeye devam etti. Sakatlığı dolayısıyla oyunu iyice şuta dayalı hale gelen Roy artık iyiden iyiye takımda göze batan isim hale gelmeye başladı.

Miami Heat üst üste 10.galibiyetini evinde Cleveland'a karşı elde etti. Maç genelde ortada geçerken Heat'in fazlasıyla zorlandığını gözledim. Son maçlarda takımının skor bakımında lideri olan Wade dördüncü çeyreğin başında üst üste bulduğu sayılarla Heat'i bir adım öne taşıyordu. Wade'de maçı 28 sayıyla tamamlayarak yine maçın en skoreri oluyordu. Maçın kalan bölümünde Cleveland'ın geri dönüş çabaları mevcuttu ve bu noktada James başta olmak züere bol bol serbest atış çizgisine gitti Miami. Maç boyu 41 serbest atış kullanan Heat bu noktada %65 isabetle kalınca maç sıkıntıya girdi. Cleveland ilk beşinin tamamı çift haneli rakamlar üretse de benchten beklediği katkıyı alamadı. Arroyo'nun oynamadığı maçta ise Heat'te ilk beş başlayan Chalmers takım adına ekstra katkıyı sağlayan isimdi.

Chiacgo üst üste 7.galibiyetini Kanada'da elde etti. Maçı kısa sürede kopartan Chicago'da Boozer 34 sayı 12 ribauntluk performansıyla Bulls adına dikkat çeken isim oldu. Chicago adına önceden Rose'un 6 sayıda kaldığı bir maçı kazanmak pek mümkün bir olay değildi ancak Boozer'ın gelişi ile Rose'un da rahatladığını görebiliyoruz. Benchten de 34 sayılık katkı bulan Chicago'da Ömer maçın kopmasından dolayı 10 dakika süre buldu ve 2 sayı 1 ribaunt 1 blok ilem ücadele etti. Toronto'da Barbosa benchten gelip 21 sayı bularak dikkat çekse de takımını galibiyete taşıyamadı. Ed Davis'te 10 sayı 10 ribaunt ile olumlu bir performansa imza attı.

Ligde şu ana kadar sadece 3 mağlubiyeti bulunan San Antonio Spurs evinde Milwaukee'yi çok zorlu bir mücadelenin sonunda mağlup etmeyi başardı. Ginobili maçın son saniyesinde gönderdiği basketle takımına üst üste 6. galibiyetini getirdi. 9/13 isabetle 26 sayı bulan ve takımını galibiyete taşıyan oyuncu olan Manu sezon başından beri formunu biraz olsun düşürmedi. Parker ve Duncan da performanslarıyla galibiyete oldukça önemli katkıda bulundu. Bucks cephesinde Ersan ilk beş çıakrak 30 dakika süre aldı ve 13 sayı 6 ribaunt üretti. Ancak uzun rotasyonunda Gooden'ın benchten gelerek 20 sayı bulması ve Bogut'un 15 sayı 7 ribaunt 7 blok ile katkı vermesi bir sonraki maç Ersan'a tekrar bench yolunu gösterebilir. Bir önceki maçta Dallas'a karşı fazlasıyla etkili bir performans gösteren Jennings aynı performansını Spurs'e akrşı yansıtamaması mağlubiyeti getiren faktördü.

Batı'da tekrar ritim tutturan takımlardan olan Oklahoma City son olarak evinde Rockets'i mağlup etti. Durant 32 sayı 7 ribaunt 4 asist ile takımını galibiyete taşıdığı maçta Thunder 16 top kaybı ile oynamasına rağmen galibiyete ulaştı. Oklahoma'da benchten gelen Harden'da Rockets maçıyla kendini buldu ve uzun bir aradan sonra etkili oldu. Rockets ise benchten buldukları 36 sayıya rağmen dış şutta sınıfta kaldı. %40 ile üçlük bulmalarına rağmen 22 kez çizginin arkasından top kullanan Rockets verimsiz gözüktü.

Savunma konusunda zaafları olan iki takımın mücadelesinde tam 250 sayıyı gördük. Suns'ta tam 7 oyuncu çift haneli sayılara ulaşırken Nash 11 sayısının yanında yaptığı 19 asist ile eski günlerinden bir resital sundu. Suns'ta dikkat çeken nokta ise Hidayet'in iyice takımda gözden düşmesi oldu. Sadece 15 dakika süre bulabilen Hidayet oldukça isteksiz göründü ve sadece 2 sayı bulabildi. Bu sezon Wolves adına ekstra performanslar kaydeden ve öne çıkan isim olan Love yine 23 sayı 16 ribaunt ile oldukça başarılı bir performans sergiledi.

Hornets son zamanlardaki kötü basketbolunu sürdürse de dün gece galibiyete uzanmayı başardı. Bir ara Sacramento karşısında 20 sayı geriye düşen Hornets acaba bir yenilgi daha mı geliyor dedirtse de ikinci devre maçı çevirmeyi başardı. Son dönemde maçların ilk bölümünde iyi oynayıp son bölümünde maç kaybeden Hornets'in bu sefer ikinci devredeki oyunu ile maçı kazanması takım adına önemliydi. Paul ve West'in ilk beşten Thornton'un da benchten gelerek gösterdiği katkılarla galibiyete uzanan Hornets rahat bir nefes almış oldu. Sacramento'da ise guard rotasyonunda Udrih ve Evans takımını taşıyan isimlerdi ancak mağlubiyete engel olamadılar.

Yazık Oldu Amare'ye

Üzerine sitede o kadar muhabbet döndükten sonra güzel bir maçla karşıladı bizi Amare. Aynı saatteki maç yoğunluğundan dolayı çok dikkatli izleyemedim ama boxscoredan sürekli takip ettim Celtics-Knicks maçını. Amare baştan belli etti Boston'a karşı da 30+ yapacağını, zaten ilk yarıyı 23 sayıda tamamladı ve Knicks oyunu sürekli önde götürdü. Son çeyrekte toparlanan Celtics'in veteranları üst üste bulduğu basketlerle skoru dengeledi ve son 12 saniyeye eşitlikle girildi. Bundan sonraki bölümü izlemeyenler için ayrıntısıyla anlatayım, çünkü parkede oyuncular değil kapaklar konuştu: Bitime 0.4 saniye kala Paul Pierce, Amare'nin üzerinden bulduğu şutla takımını öne geçirdikten sonra MSG'ı şöyle bir tavaf edip, esas amacı olan, dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Ardından mola sonrası Amare'nin üçlüğü de girince tam curcuna oldu. Knicks fanatikliğiyle bilinen Spike Lee, Boston benchine dönüp Paul Pierce'ın ağzının payını verdi ama gelin görün ki sayı geçersiz oldu ve kazanan da konuk Celtics. Olan da bizim esas oğlan Amare'nin sayılmayan son saniye basketine ve öncesinde Celtics potasına bıraktığı 39 sayıya oldu. Bir de Pierce'ın basketinden sonra Nate Robinson'ın klasikleşen takım arkadaşının üzerine çullanma girişimi vardı ki tam komediydi. Gün içerisinde videosunu bulursam paylaşırım. Velhasıl Amare 30+ yaptı ve rekorunu 9 maça çıkardı. Şimdilik Knicks ile birbirlerini tamamlamış görünüyorlar. Knicks evinde güçlü Celtics'e kaybedince galibiyet serisi sonlandı ama son saniyeye kadar gösterdikleri dirençle umut verdiler. Celtics ise kazanması düşünülen bir maçı kazandı.

15 Aralık Programı

16 Aralık Perşembe 02:00 / Los Angeles Lakers - Indiana Pacers
16 Aralık Perşembe 02:00 / Los Angeles Clippers - Philadelphia 76'ers
16 Aralık Perşembe 02:00 / Boston Celtics - New York Knicks
16 Aralık Perşembe 02:00 / Chicago Bulls - Toronto Raptors
16 Aralık Perşembe 02:30 / Cleveland Cavaliers - Miami Heat
16 Aralık Perşembe 03:00 / Charlotte Bobcats - Memphis Grizzlies
16 Aralık Perşembe 03:00 / Sacramento Kings - New Orleans Hornets
16 Aralık Perşembe 03:00 / Houston Rockets - Oklahoma City Thunder
16 Aralık Perşembe 03:30 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - San Antonio Spurs
16 Aralık Perşembe 04:00 / Minnesota Timberwolves - Phoenix Suns
16 Aralık Perşembe 04:30 / Portland Trail Blazers - Dallas Mavericks


Ersan bu gece ilk 5'te çıkacak ve karşısında Duncan'ı bulacak. Tabii Duncan bu sezon lokomotif olma görevini Manu ve Parker'a bıraktı ama yine de Ersan'ın işi zor. Spurs de zaten müthiş formda. Amare'nin 9. kere üst üste 30 sayıyı bulup bulamayacağını merakla bekliyorum. Bana sorarsanız O'Neal kardeşlerin yokluğuna rağmen Garnett, ve Davis bu gece seriyi sona erdirebilirler. Semih'i de es geçmeyeyim diyeceğim de, onun Amare karşısında başarılı olmasını beklemek biraz hayalcilik olur herhalde. Umarım yanıltır tabii beni. Son 12 maçın 9'unu kaybeden Hornets büyük bir düşüş yaşarken, karşısında tam dişine göre bir rakip var: Kings, üstelik muhtemelen de Tyreke'siz.

15 Aralık 2010 Çarşamba

Gecenin Hareketleri - 14 Aralık


Link

Bu senenin şu ana kadarki en güzel hareketlerinden biri belki de DeRozan'ın smacı. Öyle ki Hill ve Iguodala'nın smaçları olağanüstü olmasına rağmen bunun yanında kayda değer bile değiller. Carter-Alonzo, Baron-Kirilenko smaçlarında olduğu kadar net bir üzerinden vurma yok belki ama yine de çok estetik. Özel tavsiyemizdir efendim, sıralamadaki yeri 1 numara, kaçırmayınız...

Amare Rekoru Geliştirebilir mi?

Yazın, Knicks Amare'yi aldığı zaman takımın 1 numaralı yıldızı olarak yanlış bir seçim olduğunu yazmıştım. İlk bir ay, Amare'nin hücumda çektiği sıkıntılar kendisine maç başına 4 top kaybı ve %50'nin altında bir saha içi yüzdesiyle dönünce kendi kendime hak vermiştim. Amare'den takımı taşıyacak bir yıldız olamazdı. Ama son 8 maçta NBA ile ilgilenen herkesin dikkatini çekmeyi başardı Amare. İlk 17 maçta 23 sayı ortalama tutturan uzun forvetten bozma pivotumuz, Detroit'te başlayan seride, rakip potalara ortalama 34 sayı gönderiyor. Amare, böylece Knicks tarihinde 8 maç üst üste 30 sayı ve üstünde skor üreten ilk oyuncu olmayı başardı. NBA tarihine geçmiş olan rekor ise 65 ile Wilt Chamberlain'e ait. Merak edip Majesteleri'ne baktım, o da 11 maç boyunca 30 ve üzerinde sayı atmış, Kobe ise 16. Bu arada Amare'nin diğer istatistikleri de etkileyici: 11 ribaund, 3 asist ve 1.6 blok Saçma rakamlar yani. Bu süreçteki şut yüzdesi de Nash'li dönemini aratmıyor: %58.

Sadete gelecek olursam, birşey dikketimi çekti. Amare böyle sapıkça bir performans sergilerken, Hornets'a karşı bir devre ve Nuggets'a karşı da son çeyrek hariç, hiçbir Knicks maçını izlememiştim. Kendi kendime sordum: "Normalde Knicks maçlarını ilginç bulan ben niye son 2 haftadır hiç Knicks maçı izlemiyorum?" diye. Cevap basitti. Amare ve Knicks'in karşılaştığı rakipleri sıralarsam anlayacaksınız: Pistons, Nets, Hornets, Raptors x2, Timberwolves, Wizards ve Nuggets. Seyretmek için pek iyi takımlar olmadıkları aşikar ama saydıklarım ayrıca ligin en kötü savunma yapan takımlarından birkaçı. Hele pota altındaki savunmalara baktığımda Hornets hariç hepsi için ortak bir söz kullanabilirim herhalde: Evlere şenlik. Yani Amare'nin şu son dönemdeki yakaladığı müthiş çıkışın sürmesini beklemediğimi söylemeliyim. Sezon içinde daha önce izlediğim 5 veya 6 Knicks maçında, Amare zaten bana böyle bir performansa dair ışıltılar vermemişti. O yüzden Amare'nin arka arkaya 30 attığı maç serisini daha da yükseltmesi, beni bir hayli şaşırtır açıkçası. Zaten bu gece Celtics, Cuma da Heat ile karşılaşacak olmaları da Amare'nin işini zora sokan iki faktör.

Belki de kendisini çok sevmediğim için böyle düşünüyorum ama ben Amare'ye hala takımımın 1 numaralı opsiyonu olarak güvenmeyi tercih etmem. İki haftadır yakaladığı istatistikler etkileyici evet. Yine de rakiplerine bakınca, yanıltıcı olma ihtimalini göz ardı edemeyiz. Bakalım Amare beni haksız çıkaracak mı bu konuda...

14 Aralık 2010 Salı

14 Aralık Programı

15 Aralık Çarşamba 02:00 / Toronto Raptors - Charlotte Bobcats
15 Aralık Çarşamba 02:00 / Philadelphia 76'ers - New Jersey Nets
15 Aralık Çarşamba 02:00 (NBA TV) / Los Angeles Lakers - Washington Wizards
15 Aralık Çarşamba 02:30 / Atlanta Hawks - Detroit Pistons
15 Aralık Çarşamba 03:30 / Sacramento Kings - Houston Rockets
15 Aralık Çarşamba 04:00 / Orlando Magic - Denver Nuggets
15 Aralık Çarşamba 05:30 / Minnesota Timberwolves - Golden State Warriors

Gecenin en bomba maçı iki kalburüstü takımı sahada buluşturacak olan Magic-Nuggets karşılaşması olacak gibi duruyor. Ayrıca Kevin Martin'in 40 atmaya başladığı bu dönemde eski takımını karşısında bulması ilginç rakamların ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Gecenin Hareketleri - 13 Aralık


Link

LeBron manyağı yine yapmış yapacağını. Zaman zaman hücumunun durdurulması imkansız diyoruz ama bu kadarını da kastetmiyoruz ki.

Takas Piyasası #1

NBA'de ilk 20-25 maçın geride kalmasının ardından birçok takım kadrolarındaki eksiklikleri gördü ve bu doğrultuda hamle yapmak için harekete geçti. Bu hareketlenmelerin yanına bir de bazı oyuncuların takımlarındaki huzursuzluklarını dile getirmesi eklenince efsane 2010 yazından beri durgunlaşan piyasa tekrar canlandı diyebiliriz. Ben de tekrar canlanan bu pazarda gerçekleşmesi olası birkaç takası parça parça ele almaya karar verdim. İlk durağımız Carmelo Anthony olacak.

#1 Carmelo Anthony

Ben bu adamın haberini yapmaktan sıkıldım. O dakika başı değişen sözlerinden sıkılmadı. Başta Nets'e gidiyor dendi, sonra bir baktık Denver'da kalıyor havası yaratıldı. Ortada her zaman bir Knicks gerçeği vardı ve son zamanlarda Bobcats sürprizi ortaya çıktı derken artık Melo takasında sona yaklaşıyoruz. Gideceği adres de %90 Knicks olacak bence. Artık aylardır klişeleşen New York şehrinin büyüklüğü ve popülaritesi etkenini bir kenara koydum, Melo'nun geçtiğimiz günlerde Denver yönetimine çektiği " 3 yıllık 65 milyon doları kabul etmeme" restini göz ardı etmek olmaz. Gerçi Melo açıklamalarında çok az da olsa Denver'da kalma ihtimaline yer veriyor, burası benim evim tarzı sözler sarfediyor ama oyuncunun her an takas olabileceği gerçeği gün gibi ortada. Oyuncunun Knicks'i seçmesi için popülaritenin yanında birçok sebep bulunuyor aslında. Öncelikle Carmelo'nun New York doğumlu bir oyuncu olduğunu ve lise yıllarına kadar hayatını bu şehirde geçirdiği gerçeği ortada. Bunun yanında bir de şu ana kadar ligin MVP'si olan Amare'nin yanına gidecek olması var ki son yıllarda oldukça yaygınlaşan büyük oyuncuların aynı takımda birleşmesi ekolüne bire bir uyan bir kavuşma olacak bu. Amare-Melo'nun aynı takımda olması da ister istemez birçok oyuncuyu daha kendine çekecektir bana kalırsa. Özellikle free agent hamleleri daha rahat yapılacak, Melo uğruna verilen adamların eksikliği daha rahat doldurulacaktır. Free agent'ları geçtim yine takımdan ayrılması sürekli olarak gündemde olan Chris Paul'ü takıma çekmek çok daha kolay olacaktır ki bunun sonunda oluşacak Big Three'nin yine tarihe geçecek kalibrede olduğunu tartışmaya gerek bile yok. Tüm bu parçaları birleştirince de ortaya tek bir sonuç çıkıyor : Melo er ya da geç Knicks'e gidecektir.

Peki Knicks Melo karşılığında Denver'a ne verecek? Knicks cap'i tam doldurmuş durumda, Denver ise yaklaşık 25-30 milyon dolar içerde görünüyor. Yani Carmelo'nun 17 milyon dolarlık kontratını takas etmek için New York, Denver'a hemen hemen denk bir kontrat sunmak zorunda. ( Gerçi New York lüks vergisi ödemeye oldukça alışık bir takım zamanında bir sezonda 120 milyonun üzerinde para dağıttığını biliyoruz oyuncularına ama biz yine de Knicks'i batırmadan bir senaryo yazmayı deneyelim. ) Açık konuşmak gerekirse Knicks'in Melo'yu almasının tek yolu Eddy Curry'den geçiyor. Son zamanlarda basketbolla pek alakası olmayan hatta üstüne bir de kilo alıp iyice bu işten uzaklaşan 11 milyon dolarlık kalın kontrata sahip pivot oyuncusunu almayı kabul etmeli Denver. Edebilirler çünkü o kalın kontratın sene sonunda bitiyor olması Denver'ı ekonomik anlamda oldukça rahatlatacaktır. Ama Curry'nin yanında birşeyler daha vermesi lazım Knicks'in. Bunlardan birincisi tartışmasız gelecek vaadeden bir görev adamı. Gallinari ya da Chandler. Bana kalırsa büyük olasılıkla takas edilecek isim Gallinari olur çünkü Chandler'ı kaybı onları daha çok yaralar. Özellikle son zamanlarda uçuşa geçtiğini düşünürsek Chandler'ın takımda kalması daha mantıklı görünüyor. Curry + Gallinari = Anthony. Kontratlar denk takasın gerçekleşmesi mümkün. Peki Denver işin ekonomik boyutunu bu kadar ön plana koyup, kadro kalitesini bu kadar düşürmeyi göze alacak mı? Çünkü bu takasın gerçekleşmesi birnevi Melo'yu verip Gallinari'yi almak anlamına geliyor. İşte bu sebepten dolayı ben Denver'ın bir de draft hakkı koparmak isteyeceğini düşünüyorum. Ancak o zaman Melo'yu kaybetme darbesini minimuma indirebilirler. Knicks ise birşeyler feda etmek zorunda olduğunun farkında olmalı bir an önce. Oyuncunun en çok istediği takım onlar ama pusuda bekleyen Nets, Bobcats gibi avcıların olduğunu da unutmamaları lazım.

( Son olarak bu parantezi de açmak istedim zira gerçekleşmesini pek mümkün bulmadığım ama dedikodu olarak kulaktan kulağa yayılan bir ihtimal daha var. Bu ihtimale göre Carmelo sezon içinde Bobcats'e takas oluyor. Sezonun geri kalanını orda geçirip serbest kalınca New York'a imzayı çakıyor. Pek sık görmediğimiz türden bir hamle olduğu için gerçekleşmesini zor buluyorum dedim ancak düşününce Knicks istediğini almış oluyor, Bobcats cap'te müthiş rahatlama yaşıyor + Nuggets işe yarar 1-2 adamı kadroya katıyor. Eğer gerçekleşirse cidden ilginç bir iş olur bana kalırsa. )

13 Kasım'dan Notlar


Günün Hayvan Performansları:
-Ligin şu anda en formda isimlerinden biri olan ve son 5 maç ortalaması 30 sayının üzerinde ve yüzde 60 civarında şut atıyor. Miami sezon başında yenildiği Hornets karşısında yine zorlanmasına karşın son çeyrekteki müthiş savunma performansıyla kazanmayı bilirken -Hornets'i sadece 9 sayıda tuttular- Dwyane Wade sadece 13 şutta 32 sayı buldu ve takımına galibiyeti getirdi. Bu galibiyet Miami'nin üst üste aldığı 9. galibiyet ve aynı zamanda Spoelstra'nın koçluk kariyerinin en uzun galibiyet serisi.

-İki takımında savunmalarının öne çıktığı maçta Grizzlies lige çok kötü başladıktan sonra biraz olsun toparlayan Portland'ı 73 sayıda tutarken Randolph 25 sayı 20 ribaund ile maçın yıldızı oldu. Ayrıca Randolph'un son 15 maçta 14 kez takımının en çok ribaund alan oyuncusu olduğunu da hatırlatmak gerek.

-Gecenin en ilginç maçıydı şüphesiz Milwakuee Dallas maçı. Maç boyunca Milwakuee'nin maçı alacağına hiç inanmadım ancak inanan ve o doğrultuda performans gösteren kusursuz bir uzun vardı sahada. 21 sayı 14 ribaund 2 blok çok etkiliyeci istatistikler değil belki ancak zaten bu istatistikler Bogut'un sahada ortaya koyduklarını tam olarak yansıtmıyor. Bozduğu şutlar, yaptığı savunma, hücumda topun değerini bilerek oynaması gibi rakamlara yansımayan pek çok olumlu özelliği var Bogut'un. Bu arada maç dışından ilginç bir not söylemek gerekirse Jennings ve Kidd'in maç öncesinde yemeğe çıktığını ve Kidd'in genç guarda tavsiyelerde bulunduğunu ve bunun üzerine Jennings'in 23 sayı 10 asist yaptığını söyleyebiliriz.

-Boozer sakatlıktan döndükten sonra tam olarak titmini bulamasa da ve istikrarsız performanslar ortaya koysa da zaman zaman o bilindik performanslarını ortaya koymaktan geri kalmıyor. Chicago zayıf Indiana'yı rahat geçerken Boozer 22 sayı 18 ribaund 4 asist ile hem takımının hem maçın yıldızı oldu.

Takımı Baltalayanlar:
-Son 4 maçta 3 kez 10 sayının altında kalan Roy, Memphis savunması karşısında da çift hanelere çıkamayıp takımının 73 sayıda kalmasının en büyük nedenlerinden biri oldu. Kullandığı 16 atıştan sadece 3 basket çıkarabilen Roy 7 sayıda kaldı ve takımını baltalayan bir numaralı isim oldu.


Boşa Kürek Çekenler:
-Dirk Nowitzki 3 çeyrek harika oynadığı maçta 4. çeyrekteki Milwakuee atağına karşı koyamadı ancak performansıyla dikkat çekti. 12/24 ile 30 sayı attı ancak takımının 12 maçlık müthiş galibiyet serisinin bitmesine engel olamadı.

Bizimkiler:
-Ersan belki de sezonun en iyi maçlarından birini oynadı. Rakamları çok etkileyici olmasa da Gooden'ın dönüşü sonrasında ilk çeyrekte oyuna hiç girmediği ve takımının ikinci çeyrekte 20 sayı geriye düştüğü maçta benchten müthiş hareket getirdi ve özellikle maçın sonlarında harika bir performans gösterdi. Son 2-3 dakikada 5 sayısı ve Bogut'a enfes bir asisti var. Skiles hala Gooden'ı rotasyonda Ersan'ın önünde düşünedursun, Ersan her aldığı dakikada Gooden'dan daha yararlı olduğunu gösteriyor bile.

NBA'de Bugün - 13.12.2010


12 maçlık galibiyet serisiyle Bucks karşısına çıkan Dallas'ın serisini uzatacağını düşünüyorduk ancak Jeninngs'i hesaba katmayı unuttuk. Genelde skora ağırlık veren ve takımını oynatma felsefesi olmayan Jennings'in 23 sayı 10 asistlk performansı takımını galibiyete taşıdı. Milwaukee organizasyon olarak guardların insiyatifine kalmış bir takım. Jennings-Salmons-Cdr gibi isimlerin ilk düşündüğü şey skor üretmek ve bu açıdan takımın diğer oyuncuları arka planda kalıyor. Jeninngs dün bol bol Bogut'a top indirdiği ve Dallas'a karşı pota altını da kullandıklarını görüyoruz. Ki Bogut'ta çok iyi bitiricilikle pota altında önemli bir performansa imza atmış. Ersan'da benchten gelerek 23 dakikada 12 sayı 3 ribaunt üretmiş.
Dallas cephesine bakıyoruz. İkinci çeyrek 18'e kadar çıkan ve o andan itibaren dengeli bir oyunla galibiyete ulaşabilecekleri bir Milwaukee var karşılarında. İlk yarıda Dallas muazzam oynadı cidden yani basketbol adına yapılması gerekenleri yaptı ve 9 sayı üstünlükle soyunma odasına gitti. Ancak ikinci devre potalarında 60 sayı gördüler ve bir anda ibre Bucks yönüne döndü. Bakıyoruz yine Nowitzki takımın en iyisi olarak dikkat çekiyor. Galibiyetlerde Dirk'e yardımcı olan Butler'ın dış şutunun girmemesi pota altında Chandler'ı kullanamamaları galibiyete ulaşmalarını engellemiş.

Chicago'nun Boozer'ın gelişiyle sınıf atladığı ortada. Dün Indıana karşısında üst üste 6.galibiyetlerini aldılar. Boozer'ın bu galibiyet serisindeki katkılarını görüyoruz dün gece de ortaya koyduğu 22 sayı 18 ribauntluk performans önemli bir forvet açısından. Belki Boozer'ın gelişi ile Noah ve Gibson'un ribaunt istatistikleri sekteye uğradı ama pota altında çok önemli bir bitiriciye sahip oldular. Ömer'in de sürelerinde bir azalma görüyoruz ama bekliyorduk zaten bunu. Dün 3 dakika süre bulmuş ve 1 asist ile oynamış. Maçın son çeyreği izlediğim kadarıyla çekişmeli geçti. Rose'un içeri penetreleri karşısında Pacers savunması çözüm üretemedi. Granger'ın oynamadığı bir maçta maçın bu kadar içinde olmaları bile olumlu onlar adına. Ancak kötü hücum ettikleri bir gerçek.

Ritmini bulan Miami önünde kimse duramıyor. Belki bu galibiyet serisi kolay bir fikstüre ve formsuz takımlara karşı denk geldi ama takımın kazanma alışkanlığını elde etmesi adına olumlu oldu ve gereken bir aşıydı. Bakıyoruz Wade yine en çok skor üreten isim olmuş. İlk çeyreğini izleyebildim maçın sadece ve izlediğim bölümlerde Ilgauskas'ın da verimli performansı vardı. Üçüncü çeyrek özetlerde gördüğüm kadarıyla oyunu kopartan yine LeBron olmuş. Zaten üç-dört maçtır üçüncü çeyreklerin adamı James oluyor. Bosh yine son günlerdeki iyi performansını sürdürmüş ancak savunmasına bakıyoruz West 26 sayı 12 ribaunt ile oynamış. Hornets rezil Sixers mücadelesinden sonra en azından toparlanma belirtileri gösterdi. Yalnız kritik anlardaki hücum sorunsalı devam ediyor. Son çeyrek sadece 9 sayı üretebildi Hornets. Takım adına bence genel sorun bu kritik hücumları kullanmaya çabalayan biri yok takımda. Paul bile bu konuda sınıfta kalıyor zaman zaman.

Batı'da göz ardı edilmemesi gereken bir takım Utah Jazz. Dün gece Warriors karşısında Williams'ın 30 sayı 10 asistlik performansıyla galibiyete yürümüşler. Bence bu sezon Utah'ın en büyük kazancı ne Jefferson ne de ilk beş çıkan Millsap'ın gösterdiği performans. Krilenko'nun kontrat sezonu en büyük kazançları oldu çünkü çok akıllıca oynuyor ve gerekli müdahaleleri tam zamanında yapıyor. Deron'dan sonra bu takımın en iyi oyuncusu olarak onu gösterim şu anda. Dün benchten gelen Miles'ta oldukça iyi bir performans sergilemiş. Golden State cephesinde Curry'nin yokluğunda R.Williams'ın iyi maçları oldu ancak bir Curry etmediğini görüyoruz. Mantelite değişimi de var Warriors'ta. Belki bu son dönemde uygulayamıyorlar onu ama sezon başında savunma konusunda önemli atılımları mevcuttu. Kısaların bu kadar etken olduğu bir takımda Lee ve Biedrins'in bitiriciliği daha iyi olmak zorunda.

Sezona play-off hedefi ile yola çıkan ancak şu ana kadar arzu ettikleri hedefe yönelememiş iki takımın maçı vardı dün gece. Memphis Randolph'un son zamandaki yükselen formu ile galibiyete uzanmasını bildi. Randolph 25 sayı 20 ribaunt ile Blazers pota altına karşı önemli bir performansa imza attı. Benche çekilen Mayo'nun da iyi bir performans sergilediğini söyleyebiliriz. Portland'a baktığımızda Spurs karşısında bolca şut kaçıran Roy bu istatistiğine devam etmiş. Benchten hiç katkı alamıyorlar ki en büyük eksiklikleri bu.

13 Aralık Programı

14 Aralık Salı 02:30 / New Orleans Hornets - Miami Heat
14 Aralık Salı 03:00 / Portland Trail Blazers - Memphis Grizzlies
14 Aralık Salı 03:00 / Indiana Pacers - Chicago Bulls
14 Aralık Salı 03:30 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - Dallas Mavericks
14 Aralık Salı 04:00 / Golden State Warriors - Utah Jazz

Son 5 maçtır tepetaklak gidişatı düzeltmiş gibi gözüken Blazers, Grizzlies'e konuk oluyor. Sezona süper bir başlangıç yapan ancak son 2-3 haftadır mağlubiyet üstüne mağlubiyet alan Hornets, LeBron ile Wade'in elinden kurtulabilecek gibi gözükmüyor. NBA TV'deki maçta ise ilgi çekici nokta Nowitzki - Ersan eşleşmesini izleyebilecek olmamız.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Gecenin Hareketleri - 12 Aralık


Link

9. sırada yer alan Amare-Nene kapışması dikkat çekici. Paul ve Kobe'nin pas feykleri sonucunda takımlarına kazandırdığı basketler gayet güzel ama 1. sıradaki Harden'in tüm sahayı geçip Hickson'ın üzerinden vurduğu smaç en etkileyici olanı.

NBA'de Bugün - 12.12.2010

Yeni kurulan kadronun etkisi ile sezona kötü bir başlangıç yapan Knicks kadronun oturmasıyla beraber önemli bir ivme yakaladı. Yazın kadrosuna kattıkları Amare'nin müthiş formu ve Felton'un iyi oyunlarıyla dün gece galibiyet serisini 8 maça çıkardı. Yüksek skorlu bir mücadeleye sahne olan maçta Knicks Amare'nin 30 sayısı ve Felton'un 17 asistlik müthiş performansıyla galibiyete uzanan taraf oldu. Chandler 27 sayıyla oynarken çaylak Fields'ta 18 sayı ile önemli bir katkı sağladı. Sakatlığı dolayısıyla iki maç kaçıran Melo dün gece Msg'de dönüş yapmı olsa da bu takımının galibiyetine yetmedi. Benchten de Lawson ile ekstra katkı bulan Denver'da bir diğer guard Billups'un kötü bir gece geçirmesi yenilgi hanesinin artmasına neden oldu.

Doğu Turnesi'ne kötü başlayan Lakers, Nets önünde zorlanmasına rağmen kazanmasını bildi. Gasol'un çok süre almasından yakınan Jackson uzun rotasyonundaki sıkıntıdan ona fazla süre vermeye devam ediyor. Gasol dün de 42 dakika oyunda kaldı ve double-double yaptı. Maçı Lakers'a getiren isim ise Kobe oldu. Son çeyrek maça ağırlığını ortaya koyan Kobe takımının kötü bir dönemde olmasına rağmen galibiyeti getiren isim oldu. Nets üst üste yedinci yenilgisini aldı dün gece ancak beklenmedik şekilde maça ortaktılar ve galibiyet şansları da vardı ancak Harris'in kritik anlarda yaptığı kötü tercihlerle galibiyete uzanamadılar.


Batı'da liderliği elinde bulunduran Spurs don dönemin formda takımlarından Portland'ı evinde ağırladı. Baştan sona oyunda üstün taraf olan Texas ekibi rahat bir oyunla galibiyete uzanmasını bildi. Portland cephesinde Roy'un kötü şuy yüzdesi ve fazla zorlamaları Portland'ın skorda Spurs'u yakalamasına engel olurken takımdan gönderilmesi gündemde olan Camby Portland'ın en iyisi olarak dikkat çekti. Spurs'te gecenin dikkat çeken ismi ise ne Manu ne de Duncan oldu. Benchten gelen Hill 22 sayısı ile takımını glaibiyete taşırken doğru zamanda kullandığı şut tercihleri ile iyi bir maç çıkarttı. Ayrıca bu maçın Duncan'ın kariyerindeki 1000. normal sezon maçı olması atlanmaması gereken bir not olarak dikkat çekiyor.

Oklahoma evinde ligin zayıf ekiplerinden Cleveland'ı ağırladı. Galibiyete rahat bir şekilde uzanan Thunder'da Durant ve Westbrook dışında benchten gelen Harden'ın skorer oyunu önemliydi. Bu sezon bir çok kötü maç çıkartan ve etkisiz eleman olan Harden'ın devreye girmesi hem kendisi hem de takımı için fazlasıyla önemli bir gelişme. Maç boyu 16 top kaybı yapan ve %33 şut isabetinde kalan Cavaliers'ta 9'u hücum 16 ribaunt toplayan Varejao tek dikkat çeken isim oldu.

Ligin elit uzunlarından Howard ve çaylak Griffin'i karşı karşıya getiren mücadele de gülen taraf Orlando oldu. Henüz ilk çeyrek 35 sayı bulan Orlando skor avantajını ele geçirdi ve maç boyu bu üstünlüğünü korudu. Nelson'un 17 sayı 9 asistlik performansının yanında Bass'ın double-double'ı Magic'i galibiyete götürdü. Lewis ise bir iki maçlık iyi oyununa anlaşılan yine nokta koymuş. Clippers cephesinde tahmin edildiği gibi skor yükünü çeken isimler 28 sayıyla oynayan Gordon ve pota altında 27 sayı bulan Griffin oldu.

Memo Dönüyor, Rolü Ne Olacak?

Utah Jazz başkanı Randy Rigby'nin açıklamasına göre önümüzdeki 2 hafta içinde forma giymeye başlayacakmış Memo. Bildiğiniz gibi geçen sezon playofflar'ın ilk maçında aşil tendonu kopan Memo sezonu kapamış veDünya Basketbol Şampiyonası'nda da oynayamamıştı. Ameliyattan sonra yaklaşık 6-8 ay civarı bir süre içinde parkelere döneceğini biliyorduk. Ancak Utah Jazz sezon başından beri Memo'nun dönüşüyle ilgili milli oyuncumuzun üzerinde baskı oluşturmamak için tarih vermekten kaçınıyordu. Bu yüzden Memo'nun All-Star arasından sonra döneceğine inandırmıştım kendimi. Sonunda beklenen açıklama geldi ve Memo'yu izlemeye devam edebileceğiz.

Diğer 4 temsilcimiz pek iyi bir sezon geçirmiyor ve Memo'nun da takımdaki eski rolünü alamama ihtimali bulunuyor. Önce diğerlerine kısaca değineyim: Ömer beklediğimiz gibi 5-10 dakika civarları alıyor. Semih de, O'Neal kardeşlerin sakatlıkları olmasa maksimum 10 dakikaya çıkabilir. Daha bir de Perkins dönecek Şubat civarında. Ama hakkını verelim, iki maçtır ilk 5 çıkıyor ve son maç biraz erken kopsa da 40 dakika civarında süre aldı ve son derece iyi oynadı. Hedo hücumda, uzun forvet olarak beklenilen katkıyı yapamadı. Şutör guard ve kısa forvet pozisyonları da çok kalabalık olduğu için dakika bulmakta zorlanıyor. Ersan'ın aldığı süreler biraz istikrarsızdı ancak Bogut'un sırtındaki ağrılar sebebiyle kaçırdığı maçlarda iyi performans göstererek Skiles'ın gözüne girdi. Tabii Gooden'ın sakatlığını da unutmayalım. Bucks'ın derin kadrosu nedeniyle Ersan'ın her maç 25 dakika alması pek de kolay gözükmüyor. Gelelim Memo'ya.

Sakatlığın etkisini ve hamlığını tamamen atana kadar zaten bench'ten geleceği neredeyse kesin Memo'nun. Ancak daha sonrası için de ilk 5'e yerleşmesine kesin gözüyle bakamayız. Al Jefferson beklenilen kadar iyi oynamıyor ancak boyalı alanda skor katkısı yapıyor takımına ve bench'e çekilmesinin takımı kötü etkileyeceğini düşünüyorum. Millsap ise sezona harika başlamıştı, yanılmıyorsam o zamanlar baktığımda 22 sayı, 11 ribaund gibi ortalamaları vardı. Hatta üç tane arka arkaya üçlük atarak Miami'ye karşı maçı uzatmaya götürmüştü ve sonrasında da Utah maçı kazanmıştı. Ancak Millsap bu iyi oyununu aynı şekilde sürdüremedi. Deron ve her geçen sezon geliştirdiği şutu ve Deron sayesinde verimli bir şekilde skor üretse de, savunmada biraz kısa kalıyor. Özellikle ribaund konusunda son 19 maçta sadece 1 kere çift haneye ulaşabildi Millsap. Jazz takımı, Boozer'ın gidişiyle beraber ligin en iyi ribaund alan takımlarından biriyken, bir anda ligin dibine düştü.

Memo ribaund konusunda Millsap'ten daha yetenekli değil ama boyu ve cüssesiyle rakiplerini daha iyi box-out edebilir. İşin hücum yönünde ise Memo'nun kenardan gelerek göstereceği şut performansları Sloan'un kararında etkili olacaktır diye düşünüyorum. Ben her zaman kenardan gelip enerji verecek oyuncuları sevmişimdir. Millsap bunlardan biri. Öte yandan Memo, oyuna ısınamadığı zaman, şutları girmeyince oyunu açmanızı sağlayamaz. Bu açıdan bakınca belki uzun vadede Memo'nun ilk 5'e yerleşmesi ve Al Jefferson'a post-up oyunları için boyalı alanda yer açması, Jazz açısından mantıklı olabilir. Ancak medyadaki beklenti ve görülene göre Memo, Jazz'da ilginç birşeyler olmadıkça bench'ten gelecek gibi gözüküyor. Sonuç olarak sağlıklı ve formda bir şekilde dönsün de, gerisi hikaye.

12 Aralık 2010 Pazar

Hornets Rezaleti

Biraz önce biten maçta Hornets ciddi anlamda sezonun en berbat oyununu ortaya koydu. Dün Charlotte'un 60'larda kalmasından sonra onlar da bu gece 70'i zor gördüler ve Sixers için antreman havasında geçen maçı 18 sayı farkla 88-70 kaybettiler.

Şimdi bu olayı Clippers ya da Wolves yapsa üstüne yazı yazılmazdı. Ancak konu sene başında ligi darmadağın eden Hornets olunca şok etkisi büyük oluyor ister istemez. Gerçi hepimiz biliyorduk sene başında yakalanan o rüzgarın elbet bir gün biteceğini ve yerini klasik Hornets'e bırakacağını. Bu patlayan balon vakasını bu kadar acı yapan şey ise Hornets takımının sene başındaki ekibi bozması oldu kuşkusuz. Takımın alarm veren forveti Stojakovic'in gidişiyle beraber az çok işe yaraması beklenen birkaç parça alınmıştı. Bu parçalardan Jarett Jack sürekli olarak inanılmaz kötü şut yüzdeleriyle takımı baltalıyor, Banks kadroya giremiyor, Andersen ise çok az süre alıyor. Bunlara karşılık Stojakovic'le birlikte yollanan Bayless gittiği takımda inanılmaz oynamakla kalmayıp, triple-double'ı andıran rakamlar ortaya koyuyor. Kısacası takır takır işleyen takımı takasla bozan Hornets yönetimini pişman edecek herşeyi yapıyor. Bu da olayın üzücü tarafı. İnsan düşünmeden edemiyor eğer Bayless kalsaydı aynı katkıydı burda da verir miydi diye. Büyük ihtimalle veremezdi ama Jack+Banks'ten her türlü daha yararlı olacağı görüşündeyim.

Maça dönecek olursak, 70 sayının 25'ini atan Chris Paul kariyerinin en kötü mağlubiyetlerinden birini aldı. İlk yarı onlarca şut denemesine rağmen 23 sayı bulabilen bir takımı yönetme işkencesine katlanmakla kalmayıp bir de sahada bir şeyler için çabalayan tek Hornets'li kimliğine büründü. Paul'ü bir kenara koyalım ve diğer katkı beklenen elemanların şut yüzdelerine bakalım isterseniz;

Belinelli 9da 3
West 10da 2
Ariza 11de 2
Okafor 5de 0
Green 7de 0
Thornton 8de 3
Jack 8de 3
Mbenga 5te 1

Toplam : 63'te 14 = Skandal

Takım halinde bu kadar kötü olmak hiçbir şeyle açıklanamaz bana kalırsa. Hadi arada Belinelli'nin günü olmuyor, pota West'i sevmiyor gibi bahanelerle geçiştirebiliriz ama bu tablo tam bir rezalettir. Sezonun açık ara en büyük düşüşünü yaşayan Hornets'in rezaleti.

12 Aralık Programı

12 Aralık Pazar 19:00 / Denver Nuggets - New York Knicks
12 Aralık Pazar 19:00 (NBA TV) / New Orleans Hornets - Philadelphia 76'ers
12 Aralık Pazar 20:00 / Los Angeles Lakers - New Jersey Nets
12 Aralık Pazar 22:30 / Portland Trail Blazers - San Antonio Spurs
13 Aralık Pazartesi 02:00 (NBA TV) / Cleveland Cavaliers - Oklahoma City Thunder
13 Aralık Pazartesi 04:30 / Orlando Magic - Los Angeles Clippers

Gecenin bir numaralı maçı tartışmasız Spurs-Blazers olacak. Ayrıca şu sıralar devam eden maçta Philadephia, Hornets'i parçalıyor desek yeridir. Sene başında yakaladıkları ivmeyi kaybedecekleri belliydi ancak bu duruma düşmelerini de beklemiyordum açıkçası.

Gecenin Hareketleri - 11 Aralık


Link

Üzerine konuşulacak pek bir hareket yok aslında, Casspi'nin asisti fena değil bir de Griffin'in Baron ile yaptığı alley oop.

NBA'de Bugün - 11.12.2010

Dallas dün gece çok zorlu bir maçı daha başarıyla atlatarak galibiyet serisini sürdürmeyi başardı. Maça dış şut bakımından oldukça yüzdeli başlayan ve skorda bir anda öne fırlayan Dallas maç boyu %54 isabetle 14 üçlük buldu. Maçın sonunda Deron'un katkıları ile ortak olmayı başaran Utah bu zorlu Dallas deplasmanından galibiyeti çıkartamadı. Kritik anlarda bulduğu basketlerle dikkat çeken Terry'nin yanında üçlükleriyle Stevenson'dan da önemli katkılar alan Dallas'ta asıl sahne bir kez daha Dirk'in oldu. Nowitzki 10/12 gibi muazzam bir şut yüzdesiyle 31 sayı 15 ribaunt üreterek galibiyetin mimarı oldu. Dallas'ın önündeki üç maçta kendi salonunda ve bu galibiyet serisini büyük bir sürpriz olmazsa sürdürecekler gibi duruyor.

Dün gece Atlanta-Indıana maçının ilk çeyreğine göz atma fırsatı buldum. O kadar şut kaçtı, o kadar çok basit hata geldi ki iki takım adına da mide bulandırıcı bir maçtı. Çok kısır geçen ilk çeyreğin ardından ikinci çeyrek Josh Smith'in basketleriyle farkı açan ve skorda bir anda öne fırlayan Atlanta maç boyunca üstünlüğünü kaptırmadı ve galibiyete rahat ulaştı. All-Star pivot Horford 16 sayı 16 ribaunt 8 asist ile takımının galiiyetinde çok önemli bir rol oynarken Crawford son günlerde benchten gelerek gösterdiği etkili performansların bir yenisini 25 sayı kaydederek sergiledi. Pacers'ın eline baktığı Granger maç boyu düşük yüzdede kalınca Indıana bu zorlu deplasmanda etkili olamadı.

Kısa Batı turnesinin son maçına çıkan Miami Heat b2b maçında Kings'i de mağlup etmeyi başararak üst üste 8.galibiyetini aldı. Bir gece önce Warriors ile oynayan Miami ilk devrede ortada geçen maçı üçüncü çeyrek ağırlığını koyarak kopartmıştı. Dün gece de Kings karşısında aynı tarifeyi uygulayan Heat ilk devre Wade'in sayılarıyla oyunda kaldı üçüncü çeyrekte James ile farkı açtı. Chris Bosh'da 14 sayı 17 ribaunt ile önemli bir katkı sağladı pota altında. Wade son dönemde takımın skor yükünü çekmeye devam ediyor ki dün gece de 36 sayı kaydetmeyi başardı. Hücumda Wade-James-Bosh üçlüsü 75 sayıya imza attı. Kings'te ise maç boyu oyununu sergilemeyi başaran ve takımda ayakta kalan tek isim Casspi oldu.

Gece blogda da belirtilmiş enteresan maç oldu Raptors-Pistons mücadelesi. İlk devre biraz savunma biraz da rakibin hatalarını değerlendiren Pistons skorda üstünlüğünü yakalamış rahat bir şekilde maçı götürüyordu. Üçüncü çeyreğin ortalarında da 25 sayıya çıkan fark dahilinde Pistons şalter indirmeye yaklaşıyordu. Ancak o dakikadan sonra geri dönüşe imza atan Raptors yüksek yüzdeyle oynadıkları maçtan galip ayrılmayı başararak önemli bir galibiyete imza attı. Son çeyrek Pistons 17 sayı bulurken Raptors ise 37 sayı üretti. Detroit kendi salonunda Ben Wallace'ın üçlük isabeti dahi bulduğu ve 23 sayı 14 ribaunt ile oynadığı bu maçı kaybetti. Calderon'un yokluğunda ilk beş çıkma şansı bulan Bayless'te 31 sayıyla takımının en skoreri oldu ve galibiyeti getiren isimdi.

Lakers galibiyetinin ardından evinde Wolves'i ağırlayan Bulls zorlanmadan galibiyete ulaşmayı bildi. Chicago bu galibiyet ile beraber üst üste 5.maçını kazanarak önemli bir seri yakaladı. Rose yine 21 sayısıyla galibiyete önemli katkı verirken forvetler Boozer ve Deng'in de etkili performansları dikkat çekti. Ömer'de benchten gelerek 17 dakika süre aldı ve 3 sayı 7 ribaunt 1 asist 1 blok ile mücadele etti ancak faul çizgisinden yine bilindik bir performansa imza attı. Wolves'in tek elde tutulur oyuncusu olan Love yine kendi seviyesinde bir performans sergilemesine rağmen takım arkadaşları ona ayak uyduramayınca Wolves'in yenilgisi kaçınılmaz oldu.

Son dokuz maçını kazanarak gelen Celtics haliyle Bobcats'e karşı favori çıkıyordu maça ama bu kadar kolay kazanabileceklerini sanırım maçtan önce düşünmemişlerdir. Hani ne Rondo ne Pierce ne de Allen ekstra oynadı maç boyunca. Sadece Garnett'in biraz istekli oyunu ve Bobcats'in bir hayli verimsiz hücum performansı bu sonuca gebe oldu. Öyle ki 48 dakikalık bir NBA maçında sadece 62 sayı üretebildi Bobcats. Semih Erden, Sixers karşısından sonra Bobcats'e karşı da ilk beş çıktı. 41 dakika sahada kalan ve takımda en çok süre alan isim olan Semih 10 sayı 7 ribaunt 4 blok ile mücadele etti. Semih oynayabileceği en doğru takımda ve kariyeri açısından bu bir iki yıl kazandığı tecrübelerin faydası çok olacak.

James'ten sonra paspas takımı olan Cleveland Cavaliers dün gece uzun bir aradan sonra bir maça ortak şekilde mücadele etti. Ancak Kevin Martin'in 40 sayılık performansına engel olamadılar ve bir kez daha suratları asık bir şekilde mücadeleyi noktaladılar. Cavs mağlubiyet serisini böylece 7 maça çıkartmış oldu. Sezona yüksek beklentilerle giren ancak istediği sonuçları bir türlü elde edemeyen Rockets'ta bu galibiyetle 23.maçında 9.galibiyetini elde etti.

Clippers'ı bu sezon tek izleme sebebimiz şüphesiz ki Griffin'in varlığı. Clippers maçlarını zevkli kılan Griffin dün gece yine 19 sayı 11 ribaunt 5 asist ile takımını sırtlamasına rağmen galibiyete ulaştıramadı. Dünya şampiyonasında da boy gösteren Eric Gordon'da bu sezon oldukça verimli performanslar sergilemeye devam ediyor. Memphis cephesine bakacak olursak Zach 18 sayı 13 ribaunt ile double yaparak galibiyette önemli bir pay sahibi oldu. Ekürisi Gasol'un 17 sayısını da göz önüne alırsak boyalı alanda gözle görülen bir Memphis üstünlüğü olduğunu söyleyebiliriz. Sezon başı tartışılan bir kontrta imza atan Conley düşük yüzdede kalsa da yaptığı asistler ile dikkat çekmiş.

%65 İle Şut Atıp 20 Sayı Geride Olmak

Halen devam eden maçta Toronto'nun altına imza attığı büyük başarıya ait istatistik. Uzun zamandır bu kadar tuhaf bir istatistiğe şahit olmamıştım. Az önce ilk devresi tamamlanan Toronto-Detroit maçında konuk Toronto devreyi 10'da 9 serbest atış, 5'te 4 üç sayı ve 31'de 20 saha içi isabetiyle geçirdi ve 72-53 gerideler. Basketbolda aslolanın yalnızca hücum olmadığını Raptors'ın suratına tokat gibi çarpıyor istatistikler. Zira an itibariyle top kayıplarında rakibine karşı 14-1'lik avantaj yakalayan Detroit, aldığı hücum ribaundlarıyla birlikte ilk devrede tam 20 hücum fazladan yaptı. Hal böyleyken her attığını soksan kaç yazar...

Edit: Toronto ikinci yarıda, ilk 24 dakikadaki hücum performansını aynen devam ettirerek 67 sayı gönderdi Pistons potasına ve maçı kazanmayı bildi. İki takımın da kalitesini(!) gözler önüne seren bir maç oldu kısacası.