BIY AD

29 Aralık 2010 Çarşamba

Yao İçin İlk Adaylar: Kings ve Bobcats

Dün bahsetmiştim Houston yönetiminin Yao'yu takas etmek için takım aradığını ancak şimdilik ortada takım ismi olmadığından da bahsetmiştim. Takım isimleri de bugün itibariyle ortaya çıkmaya başladı: Charlotte Bobcats ve Sacramento Kings. Charlotte'un teklifinin Boris Diaw ve Nazr Mohammed üzerinden olacağı, Sacramento'nunkinin ise Cousins ve draft pickleri üzerinden şekilleneceği ilk yazılanlar arasında.

Şimdi ilk konuşulanları bir değerlendirelim. Öncelikle Bobcats'in bu parçalarla Yao'yu alması zor gözüküyor. Yao sakat bile olsa bu sezon sonunda biten çok yüklü bir konratı var (17 milyon dolar civarında) ve Rockets Yao'yu elinde tutup sene sonunda kontratını yenilemese bile bu konuşulan takastan çok daha fazla kar edeceklerdir. Diaw fena bir parça değil ancak onun bir sezon daha 9 milyon dolar civarı bir konratı var. Nazr Mohammed'in kontratı bitiyor (6.5 milyon dolar civarında bir kontratı var Nazr'in) ancak o biten konratın kralı Houston'da da var. Yani bir takım Yao'yu almak istiyorsa biten konrattan çok gelecek vaadeden isimler önermeli gibi geliyor bana. Bobcats'in ise o gelecek vaadeden gençlerden elinde pek yok. Tyrus Thomas'ı o kategoriye katabiliriz zorlarsak ancak onun kontratının da daha 4 senesi var ve 9 milyon dolar civarı, yani oldukça yüklü. Yani Thomas'ın da takas malzemesi olarak rakip takımlar tarafından kabul edileceğini sanmıyorum. Jordan'ın bir arayış içerisinde olduğu ve takımı ileri götürmek için hamle aradığı doğru -ki bunu haklarında çıkan Baron Davis, Carmelo Anthony gibi spekülasyonlardan da anlayabiliyoruz- ancak Yao'nun bu isim olacağını sanmıyorum. Hele ki yeni gelen coach Paul Silas'ın takımı daha hızlı bir sistemde oynatacağını söylemesinden sonra. Larry Brown olsaydı belki diyebilirdim bu takasın olma ihtimali için ancak şu şartlarda çok çok zor gözüküyor.

Sacramento'nun ise Cousins üzerinden bir teklif yapabileceği konuşuluyor. Ayrıca teklifi draft haklarıyla süsleyecekleri yazılmış. Sacramento, salary cap'in altında ve Yao'yu alıp Cousins'i verseler bile cap'i sadece 100.000 dolar geçmiş olacaklar ve bu sayede Yao'nun kontratına karşılık gelecek bir oyuncuyu vermek durumunda değiller. Cousins ile kafa kafaya takas etme şansları bulunuyor. Bu takastaki problem ise; Kings bu iki ismin üzerine 2011 ilk tur hakkını verir mi? O ilk tur hakkı muhtemelen en yükseklerde olacak. Yao'nun sadece 17 milyon dolarlık biten konratı için takımın umut bağlayacağı genç bir yetenek verilir mi sorusu da bu takasın önünü tıkıyor bana göre. Ha eğer Sacramento 2011 draft hakkını verir, bunun üzerine "sağlıklı" bir Yao ile çok daha düşük bir konrata imzalayıp kalan boşlukla da bir yıldızı kadrosuna katarsa çok sağlam bir hamle olur ancak parantezin içi o işinde olma ihtimalini düşürüyor. İlk 2 söylenti benim kafama yatmadı açıkçası, söylentilerin devamı geldikçe devam ederiz değerlendirmeye.

28 Aralık 2010 Salı

28 Aralık Programı

 29 Aralık Çarşamba 02:00 / Orlando Magic - Cleveland Cavaliers
29 Aralık Çarşamba 02:00 / Boston Celtics - Indiana Pacers
29 Aralık Çarşamba 02:30 / New York Knicks - Miami Heat
29 Aralık Çarşamba 03:00 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - Chicago Bulls
29 Aralık Çarşamba 03:30 / Toronto Raptors - Dallas Mavericks
29 Aralık Çarşamba 03:30 / Los Angeles Lakers - San Antonio Spurs
29 Aralık Çarşamba 04:00 / Portland Trail Blazers - Denver Nuggets

7 maçla geçilecek Salı gecesinde milli oyuncularımız Ersan İlyasova ve Ömer Aşık karşı karşıya gelecek. Ayrıca Hido'lu Orlando Cavs deplasmanına gidiyor. Semih'in takımı Celtics'in rakibi ise bu sene birçok şampiyonluk adayını dize getiren Pacers olacak.

Gecenin en dikkat çeken maçı ise kuşkusuz Lakers-Spurs mücadelesi. Her iki takım için de mesaj maçı olarak görünen bu maç At&t Center'da oynanacak. Lakers'ın büyük takımlara karşı sürekli olarak kaybetmeye bir dur demesi, Spurs'ün ise Batı'daki bir numaralı rakibini devirmesi gerekiyor.

Bunlar dışında tarihin en büyük rekabetlerinden Miami-New York düellosunda yeni bir raund bu akşam oynanacak. Amare-Bosh kapışmasının yine altını çizmek istiyorum. Son olarak Dallas Mavericks'in bu gece Dirk'ten yoksun oynayacağını da hatırlatalım. Keyifli bir gece dilerim.

Takas Piyasası #4

Takas piyasasında adı geçen isimleri değerlendirdiğimiz yazı dizisinin 4. bölümünde son günlerde birçok dedikoduya karışan Bobcats'li Boris Diaw 'ın takımdaki geleceğini masaya yatıracağız.

#4 Boris Diaw

Ligde 7. yılını geçiren Fransız oyuncunun en büyük özelliği çok yönlü bir oyuncu olması tartışmasız. Pota altından tüm o itişmelerin arasından sayı bulabiliyor, pek güvenilir olmasa da ortalama bir şutu var zaman zaman üçlükleri ardı ardına sıralayabiliyor. Ayrıca oyunun savunma yönünde takımlara çok büyük bir artısı var zira Diaw hem forvetleri hem de pivotları savunabilecek bir yapıya sahip. Zaten şu an forvet pozisyonunda kullanılan oyuncu, hatırlarsanız Suns yıllarında pivot olarak sahadaydı. Tüm bunlar dışında lig için ortalamanın üstünde sayılabilecek bir pas yeteneği var.

Tüm bu olumlu özelliklerinin altında 05-06 sezonunda D'Antoni yönetimindeki o efsane Suns takımında geçirdiği yıl ve Steve Nash'in imzası var diyebiliriz. O zamanlar Nash takıma gelen tüm oyuncuların neredeyse tüm kategorilerde kariyerlerinin en yüksek ortalamalarına sahip olmasını sağlamıştı. Diaw da bunlardan biriydi ve pivot olarak oynadığı sezonda 13.3 sayı 6.9 ribaund 6.2 assist gibi mükemmel rakamlarla oynamıştı. Suns'dan ayrıldıktan sonra hantallaştığı göze çarpsa da hep o performansını sahaya yansıtacağı umuduyla Bobcats ona güvendi. Yine Suns yıllarında bıraktığı o izlenim sayesinde de hala devam eden yıllık 9 milyon dolarlık kontratını da kaptı Fransız oyuncu.

Diaw'ın geçmişinden günümüze gelelim. Bu yazıyı yazmamın asıl sebebi son günlerde çıkan Richardson-Diaw takası dedikodusu. Magic'in Gortat'ın gidişiyle beraber Howard'ın arkasına pivot aradığı hikayesini fazla uzatmadan Diaw'ın onların istediği adam olup olmadığına bir bakalım. Bu noktada Can Abi'nin görüşlerine yer vereceğim zira o Diaw'ın Orlando'nun istediği blok yapabilen uzun pivot tanımına hiç uymadığı görüşünde. Ben de buna paralel düşünüyorum aslında. Yani Orlando'nun takıma monte etmesi gereken parça Diaw gibi istenildiğinde pivot oynayabilen bir isim değil, saf bir pivot olmalı. Turiaf, Tony Battie güzel seçenekler. Ama Diaw değil kesinlikle.

Olaya Charlotte açısından bakarsak da eski oyuncularını takıma geri kazandırmak istiyorlar. Fakat Richardson'ın kontratına baktığımızda bu takasın Bobcats adına uzun vadeli bir plan olmadığı gerçeği ortaya çıkıyor. Bunun sebebi bu yaz Richardson'ın serbest kalacak olması. Yani Jordan'ın takastaki tek düşüncesi cap'te yaşanacak rahatlamayı bir yıl öne çekmek o kadar. Bu amaç uğruna da Diaw'ı feda etmeye hazır görünüyorlar. Bu sene de görüntülerinin pek iç açıcı olmadığını düşündüğümüzde şimdiden gelecek planları yapmak çok da mantıksız gelmiyor açıkçası. Bu planlar 2011 yazında başarılı olur mu bilinmez ama bu takas gerçekleştiği takdirde her türlü Charlotte karlı çıkacaktır.

Gecenin Hareketleri - 27 Aralık


Link

Birbirinden etkileyici hareketler var hangisini buraya yazmak için seçeyim kararsız kaldım aslında. Videodaki sırasıyla Jeff Teaugue ve Humphries'in blokları, pozisyonun devamında gelen fastbreak sayıları gayet güzel. Livingston'ın no look pası da hoşuma gitti. Uzun zaman sonra Top 10'de yer almasına ayrıca sevindim. En beğendiğim hareket ise Rudy'nin pas feyki sonrası vurduğu smaç. Barbosa'ya dikkat Rudy feyki atarken. Bu arada Barbosa da akıllanmış olacak ki smaca giden Rudy'nin altına girmemiş. Posterlik olduğu çok pozisyonunu biliyoruz kendisinin.

İmkansız Şut


Link

Karşınızda dün gecenin en ilginç olayı. Arenas'tan başkası imza atsa şaşardım zaten. Çemberin ön tarafından sektikten sonra şut saatine çarpan top, geri dönüp basket oluyor. Elbette şut saatine çarptığı zaman top oyun alanı dışına düşmüş gibi kabul edildiğinden basket iptal ediliyor. Magic oyuncuları hafif yalandan "Ama çocuk o kadar uzaktan soktu işte kabul ediverin" şeklinde itiraz ederlerken, Arenas'ın ciddi ve ısrarla yaptığı itirazlar dikkat çekiyor. Artık gözleri kaç numara bozuksa, şut saatine çarpmadığını iddia etti topun uzun süre.

Bu arada seyircinin tepkisine de dikkat etmenizi öneririm. Yarım saniye arayla "Aaaaah" ve "Oooooohhh". Premier Lig'de maç izliyormuşum gibi geldi bir an.

NBA'de Bugün - 27.12.2010

Takaslar sonrası ritmini yavaş yavaş bulmaya başlayan Orlando dün gece Nets'i deplasmanda mağlup ederek üst üste üçüncü galibiyetini aldı. Özellikle Hidayet'in eski takımına müthiş uyumu gözlerden kaçmıyor tabi ki. Dün yine takımını sırtlayan isim olan Hidayet 20 sayı 7 ribaunt 5 asist ile galibiyete katkı sağladı. Howard'ın 19 sayı 13 ribaunt 6 blokluk performansı da dikkat çeken noktalar arasında. Benchten de iyi katkı alan Orlando'da Anderson'un 10 sayı 12 ribauntluk double'ı ve Reddick'in skorer oyunu da galibiyeti getiren faktörlerden oldu. Nets cephesine bakacak olursak boyalı alanda rakibine göre daha çok skor üretmelerine rağmen aynı etkiyi dış şutlarda gösteremediler. Harris ve Lopez yine takımını taşımaya çalışan oyunculardı ancak galibiyete ulaşamadılar.

Batı'da Spurs'ün takibini sürdüren Dallas deplasmanda Thunder'ı mağlup etmeyi başardı ve galibiyet serisini 5 maça çıkarttı. Dallas'ta Nowitzki ikinci çeyreğin başında sakatlanarak oyundan çıktı ve maçta etkili olamadı. Nowitzki'nin yokluğunda sorumluluk alan Butler kötü şut yüzdesiyle istenileni gerçekleştiremedi ama benchten gelen Terry ve özellikle 20 sayı 9 ribaunt ile oynayan Marion takımı galibiyete taşıyan isimler oldu. Kidd ise 10 sayı 10 asist 9 ribaunt ile çok yönlü bir maça imza attı. Thunder cephesinde de maç içinde bir sakatlık anı yaşandı. Westbrook maçın son bölümünde girdiği bir pozisyonda sakatlandı. Durant 28 sayısıyla yine harika iş çıkartırken sezon başından beri ritmini bulamayan ancak son dönemde iyi performanslara imza atan Harden'da 18 sayılık bir katkı sağladı.

Bir gece önce Cleveland'ı mağlup eden Wolves şimdi de evinde Hornets'e geçit vermedi. Hornets gibi takımlaırn galibiyet serisi yakalamasına alışkın değiliz ama 2 maçtır kazanıyorlar. Love bu maç etkisiz gözükse de yine double yapmayı başardı. Wolves'i asıl galibiyete götüren oyunculan Beasley'in 30 sayı 9 ribaunt 7 asistlik performansı ve kariyer rekoru kıran W.Johnson'un 24 sayı 3 asisti. Ridnour'un da son günlerde oldukça iyi maçlar çıkardığını söylemek gerek. Hornets ise dengesiz performanslarını sürdürüyor. Bir gece önce Atlanta'yı mağlup eden takım Wolves'e yeniliyor. Paul 22 sayı 13 asist ile takımını sırtlasa da yeterli olmamış.

Yazın Matthews hamlesi ile kimilerine göre fazla müsrif davranen Portland bu işin meyvelerini toplamayı sürdürüyor. Matthews dün ilk kez Utah'ta başka bir formayla sahaya çıktı ve Roy'un eksikliğinde 14 sayı 8 ribaunt üretti. Aldridge ise 26 sayı 7 ribaunt ile takımının en etkili isimlerinden biriydi. Utah'ta bu sezon üçüncü maçına çıkan Mehmet Okur 6 sayı 5 ribaunt ile en etkili maçını çıkarttı. Deron Williams 31 sayı 6 asist ile takımını komuta ederken Jefferson-Millsap-Krilenko üçlüsünün beklenilenin altında kalması galibiyeti önledi.

Bir gece önce deplasmanda Hornets karşısında galibiyet alamayan Hawks bu kez Bucks deplasmanından mutlu döndü. Hornets karşısında Horford'u kullanamayan Hawks yenilgiyle ayrılmıştı . Dün gece 18 sayı 12 ribaunt ile fazlasıyla etkili oldu Horford Bucks pota altında. Benchten de 42 sayılık katkı alan Hawks galibiyete rahat ulaştı. Bucks cephesinde ilk beş olarak sahaya çıkan Ersan faul problemine girerek sadece 18 dakika sahada kaldı ve 6 sayı 3 ribaunt üretti. Jennings'in yokluğunda 15 sayı 9 asist ile oynayan Dooling iyi bir performansa imza atsa da galibiyete ulaşamadı.

Yeni koçu Silas yönetiminde çıktığı ilk maçında Charlotte galibiyete uzanmayı başardı. Detroit'e karşı ikinci çeyrek skorda üstünlük kuran ve rakibine sadece 14 sayı izni veren Bobcats bir daha rakibini yaklaştırmadı. Maç boyu 23 top kaybı yapmasına rağmen dış şutlarıyla galibiyete giden Bobcats'te Agustin 27 sayı 4 asist ile etkili olurken kaptan Jack 23 sayı 9 ribaunt 4 asist ile oynamasına rağmen yaptığı 9 top kaybı ile dikkat çekti. Detroit'te Villanueva'nın 25 sayı ve Prince'in 17 sayılık performansları dikkat çekiciydi. Bobcats böylece aldığı galibiyetle play-off potasından uzaklaşmadı ve yeni koçuna ilk galibiyetini hediye etti.

Son günlerin en formda takımlarından biri olan Rockets evinde Wizards'ı mağlup ederek üst üste beşinci galibiyetine ulaştı. Son ana kadar başa baş geçen mücadele de kritik anlarda daha iyi oynayan Houston galibiyete ulaşmayı başardı. Rockets'te Martin ve Battier'ın etkili performansı galibiyeti getirirken Brooks benchten gelerek 15 sayı 4 ribaunt 5 asist üretti. Wizards cephesinde Wall bir kez daha kötü bir şut performansı geçirirken Lewis sadece 12 sayı üretti. Hinrich-Young-Blatche üçlüsü maçı son ana kadar taşımayı başarsa da son adımı atamadılar.

Golden State son dönemde formda oyununu sürdürüyor. Sixers' karşı elde ettiği galibiyet ile bu sezon ilk kez üst üste üç maç kazanmayı başardı Warriors. Wright dış şutlardaki başarılı yüzdesiyle 28 sayı üretirken Ellis ve Curry'de sergiledikleri performansla bir kez daha takımlarını galibiyete taşıdılar. David Lee'nin 21 sayı 16 ribauntluk performansı da fazlasıyla dikkat çekiciydi dün geceki maçta. Sixers cephesinde formda olan Brand 16 sayı 16 ribaunt ile etkili olurken Holiday'de 23 sayı 11 asist ile dikkat çekti.


Ligin kötü basketbol oynayan takımlarından olan ve bir türlü istediği sonuçları alamayan Sacramento bir kez daha galibiyete yaklaşmasına ve başa baş geçen bir maç oynamasına rağmen sonuca ulaşmayı başramadı. Eric Gordon ve Griffin önderliğinde ilerleyen Clippers bir galibiyete daha ulaşırken Gordon 31 sayı ve Griffin de 24 sayı 14 ribaunt ile mücadele etti. Sacramento'da uzun bir aradan sonra Evans gösterdiği 32 sayılık performansla takdir toplamasına rağmen son anlarda serbest atıştan faydalanamaması Saramento'yu olası bir galibiyetten etti.

Bu sezon Batı'da play-off hedefi ile yola çıkan Memphis evinde ağırladığı Raptors'u zorlanmasına rağmen geçmeyi bildi. İki takımda asistlerinden fazla top kaybı yaparken Raptors'un serbest atışlardaki takım halindeki istatistiği düşündürücü olan noktalardan biri olarak dikkat çekti. Benchten gelen Tony Allen 14 sayı 8 ribaunt 6 top çalma ile oldukça efektif olurken Gay'in 18 sayı 5 ribaunt 6 asist 5 top çalma ile sergilediği istatistikler dikkat çekti. Raptors cephesinde ise Bargnani'nin yokluğunda takımı sırtlayan isim Kleiza ve DeRozan olmasına rağmen galibiyete ulaşamadılar.

Yao Takas Mı Olacak?

Pek beklenmedik bir haber geldi Adrian Wojnarowski'den. Woj açıkçası benim en güvendiğim NBA yazarlarından biridir ve Amerika basınında söylediklerine inanılması gereken isimlerin başında gelir. İddiası ise şöyle: Rockets'ın sol ayak bileğindeki stres kırığı yüzünden sezonu kapatan Çinli pivotu Yao Ming'i takas etmeyi düşündüğünü yazmış Wojnarowski.

Son 2 sezonda sadece 5 maç oynayan ve sakatlığı kroniğe dönen Yao'nun neden takas edilmek isteneceğine bir bakalım önce: Rockets muhtemelen Yao'dan umudu kesti ancak bu sezonu kayıp sezon olarak görmek istemiyor. Bu yüzden kontratının son senesinde olan ve yılda 17 milyon dolar kazanan Çinli yıldızının rebuilding'e giden bir takımın ilgisini çekebileceğini düşünmüş olabilirler. Yao'nun sakatlığı alacak takımlar için korkutucu olabilir ancak kontratının bitiyor olması burada Cap'lerinde boşluk açmak isteyen bir sürü takımın ilgisini çekecektir. Ayrıca duruma göre Yao'nun sakatlığının iyiye gitmesi durumunda (biri Phoenix Suns sağlık ekibi mi dedi? /Can) kendisine daha kısa vadeli ve daha düşük bir kontrat teklif edilebilip ligin en iyi uzunlarından biri olan Yao'dan sahada da faydalanılabilir.

Peki Yao'yu kadrosuna katmak isteyen takımlar kimler olabilir? Öncelikle akıllara her yıldıza sulanan New York geldiğinin farkındayım. Ancak hem Yao'nun D'Antoni'nin sistemine uymaması hem de New York bu seneki atılımla daha net bir hamle yapıp -Carmelo Anthony- şampiyonluk adaylarının arasına girmek istemesi Yao'ya olası bir New York kapısını kapatıyor. New Jersey uygun olabilirdi ancak orada da ligin elit uzunlarından biri olan Brook Lopez var. New Jersey kapısı ancak Carmelo'nun takasla New Jersey'e gelip karşılığında Brook Lopez'in Denver'a gitmesi durumunda açılabilir. Bu biraz fantastik oldu ancak Wojnarowski 5-6 takımın gündemde olduğunu belirtip takım ismi vermeyince bizim de elimizden sadece beyin fırtınası yapmak geliyor. Bunun dışında Yao'yu yollamak isteyen Rockets'ın da Yao'yu çerez karşılığında yollayacağını sanmıyorum zira 17 milyon dolarlık o kontratı sezon sonuna kadar ellerinde tutarak onlarda yeni bir yapılanmaya gidebilirler. Ellerinde de bu işe uygun Terrence Williams, Aaron Brooks, Kevin Martin, Luis Scola gibi isimler var. Free agent piyasasından gelebilecek sağlam bir uzunla o yıllardır istedikleri şampiyonluk seviyesine çıkabilirler. Neler olacağını şimdilik zaman gösterecek, zaten birkaç güne potansiyel takımlar da ortaya çıkar herhalde.

Kimim Ben? - 2 (Cevabı Verildi)

Eğer daha önce internette dolanırken falan rastlamadıysanız, tahmin etmeniz kolay değil. Bakalım kaç kişi bilecek.

Sabaha kadar bekletiyorum yorumları. Şu ana kadar 40 civarı yorum gelmiş, 2-3 bilen var.

Efendim kendisi Gary Payton'dı. Fotoğraf link'ine yazdığım Afflalo oltasına takılanlar beklediğimden çoktu =) Kendim bir an için benzettiğim için yazmıştım Afflalo diye. Durant'a ama hakikaten benziyor evet.

27 Aralık 2010 Pazartesi

27 Aralık Programı

28 Aralık Salı 02:00 / Detroit Pistons - Charlotte Bobcats
28 Aralık Salı 02:00 / Orlando Magic - New Jersey Nets
28 Aralık Salı 03:00 / Toronto Raptors - Memphis Grizzlies
28 Aralık Salı 03:00 / Atlanta Hawks - Milwaukee Bucks
28 Aralık Salı 03:00 / New Orleans Hornets - Minnesota Timberwolves
28 Aralık Salı 03:00 / Dallas Mavericks - Oklahoma City Thunder
28 Aralık Salı 03:30 / Washington Wizards - Houston Rockets
28 Aralık Salı 04:00 (NBA TV) / Portland Trail Blazers - Utah Jazz
28 Aralık Salı 05:00 / Los Angeles Clippers - Sacramento Kings
28 Aralık Salı 05:30 / Philadelphia 76'ers - Golden State Warriors

10 maçın oynanacağı Salı gecesinde dün Bulls'a karşı oldukça yorucu bir maç yapan Pistons, Bobcats deplasmanında galibiyet arayacak. Thunder ve Blazers'ın inişli çıkışlı grafikleri göz önüne alındığında olası playoff eşleşmeleri Thunder-Mavs ve Blazers-Jazz maçları da gecenin diğer ilgi geçen karşılaşmaları konumunda. Bunlar dışında özlediğimiz tabiriyle Hidolu Magic zayıf Nets deplasmanına giderken, Lewisli Wizards da Rockets'a konuk olacak. Keyifli bir gece dilerim.

NBA'de Bugün - 26.12.2010


Doğu'da zirve hedefleyen Chicago Bulls bir gece önce Knicks'e karşı son çeyrek kötü bir performans sergileyerek yenilmekten kurtulamamıştı. Pistons karşısında da aynı sorunla karşı karşıya gelen Bulls son 12 dakikada yalnızca 17 sayı buldu ve maçı son anda Villanueva'nın basketi ile Pistons uzatmaya götürmeyi başardı. Uzatmada maçı 31 sayı 11 ribaunt ile tamamlayan Boozer'ın katkılarıyla galibiyete yürümeyi başardı Chicago. Rose'da 23 sayı 12 ribaunt 8 asist ile müthiş bir performans gösterse de kariyerinin en yüksek top kaybı ortalamalarını gerçekleştiriyor bu sezon. Ömer'de benchten gelerek 4 sayı 4 ribaunt üretti. Pistons cephesinde Rip ve T-Mac benchten gelerek 15'er sayı üretti ve kenardan önemli bir katkı sağladı. Son saniye basketi ile maçı uzatmaya götüren Villanueva ise 12 sayı 10 ribaunt ile double yaparak maçı tamamladı.

Hafta içi Nets galibiyeti ile moral bulan Hornets evinde Hawks'ı devirerek toparlanma belirtileri gösterdi. Bu iki maçta alınan galibiyet onları fazlasıyla rahatlatmıştır zira play-off potasında kritik noktalara düşebilirlerdi. Paul 22 sayı 8 asist ile takımını sırtlarken onun dışında dört isim daha çift haneye ulaştı. Pota altında Okafor'un 14 sayı 15 ribauntu Ariza'nın double'ı ve West'in 18 sayısı galibiyeti getiren rakamlardı. Hawks cephesinde ise Horford'un ve Bibby'nin kötü bir maç geçirmesi mağlubiyette etkili olurken Johnson 23 sayı 5 ribaunt 4 asist ile mücadele etti.


San Antonio Spurs gayet rahat bir şekilde Batı'da liderliğini sürdürüyor. Dün gece Spurs'ü sırtlayan isim Fransız oyuncu Parker oldu. Parker 20 sayı 14 asist 6 ribaunt ile takımını galibiyete taşıdı. Boyalı bölgeden Duncan ve Blair şut konusunda istediklerini gerçekleştiremese de Ginobili'nin dışarıdan bulduğu 5 üçlük isabeti Spurs adına galibiyeti getiriyordu. Wizards'ta beş maç aradan sonra forma giyen Wall çok etki göstermese de yeni transfer Lewis 21 sayı 12 ribaunt ile belki de bu sezoni en iyi maçını çıkarttı.

Kendi seyircisi önünde Memphis'i konuk eden Pacers beklemediği bir yenilgi aldı. Skorda üstünlüğü daha maç başında kaptıran Pacers bir daha geri dönemedi. Gasol ve Rnadolph'a pota altında fazla alan bırakan Pacers'a karşı özellikle Rudy Gay sergilediği 30 sayı 8 ribaunt 5 asist ile dikkat çekti. Mayo'da her ne kadar düşük yüzdede kalsa da 17 sayı ile destek verdi benchten gelerek. Pacers cephesinde Granger 29 sayı ile oynamasına ve takımını sırtlamasına rağmen galibiyeti getiremedi. Hibbert ise 14 sayı 10 ribaunt ile double yaparak dikkat çekti.

Kötü bir hafta geçiren ve takaslardan sonra ritmini bulamayan Phoenix dün gece Clippers karşısında da galibiyete ulaşamadı ve üst üste üçüncü maçından yenik ayrıldı. Jason Richardson sonrası skorer problemi çeken Suns'ta bir önceki maç Dudley sahneye çıkarken bu maç adının okunmaması dikkatleri çekti. Benchten gelen Pietrus dün gecenin skoreri olurken 25 sayı kaydetti. Nash ise 21 sayı 14 asist ile takımını tek başına taşıma çabalarında ancak artık ne Nash eski Nash ne de Suns eski Suns. Clippers cephesinde ise Griffin 28 sayı 12 ribaunt 4 asist ile müthiş oynadı. Bunu 8/11 saha içi isabeti ve 12/16 serbest atış isabeti ile yapması ise ayrı olay tabi. Gordon'da 24 sayıyla ona eşlik etti.


Ligin dibinde debelenen iki takımın mücadelesi gayet çekişmeli geçmiş. Michael Beasley son basketi atarak günü kahraman olarak tamamlamış ve 28 sayı üretmiş. Love yine takımın boyalı alandaki tek savaşçısı. Cleveland boyalı alanda bol bol skor üretmiş ve görünüşe göre gayet rahat kullanmış o bölgeyi. 14 sayı farkla öne fırladıkları şu maçı kendi seyircileri önünde vermemeleri gerekirdi. Gerçi Jamison olsun Parker olsun çok uğraşmışlar ancak uzun süredir iyi performansını görmediğimiz Ridnour kritik anlarda bulduğu basketlerle takımını galibiyete taşımış.

Bu sezon takası ile bol bol gündeme gelen Melo'nun yokluğunda bir yenilgi daha aldı Nuggets. Ablasının ölümü nedeni ile takımdan üç maçtır uzak olan Melo'nun oynamadığı maçta Nuggets, Sixers'a yenilmekten kurtulamadı. Sixers'ta pota altında Brand 16 sayı 17 ribaunt ile özlenilen performanslarından birini sergilerken benchten gelen Young 20 sayı kaydetti. Holiday'de kaydettiği 22 sayı ile galibiyete katkı sağladı. Denver cephesinde Billups, Melo'nun eksikliğinde her ne kadar sorumluluk almış olsa da galibiyete götüremedi takımını. Dün gece de 24 sayı 4 asist ile oynayan Billups'un yanında Nene 13 sayı 9 ribaunt ile dikkat çekti.

Gecenin Hareketleri - 26 Aralık


Link

Griffin yine hakkıyla bir numarada. Onun hakkında birşey konuşmaya lüzum yok artık. (Baron Davis'in, milimetrik pasını da es geçmeyelim /Can) Ama Derrick Rose muhtemelen havada en çok hareket yapabilme yeteneğine sahip oyunculardandır. Süratiyle birleşince çok güzel bir turnike çıkmış ortaya. Eric Gordon ve Villanueva'nın hareketleri ise maçın sonucunu etlkileyecek cinsten. Gordon'un savunmasını beğenirim hızlı ayaklarıyla rakibinin karşısında iyi durur ve soğuk kanlılıkla topa hamleler yapar. Hiç çaktırmadan kapar topu. Yine öyle bir pozisyonda Pietrus'un olası bir kahramanlık hikayesine izin vermemiş. Villanueva'nın maçı uzatan sayısı ise apayrı bir yerde. Bulls savunmasına tebriklerimi gönderiyorum son topta 3 hücum ribaundı verdikleri için.

Dwight'ı Ele Veren Hawks Taraftarları


Link

Dwight Howard'a Celtics maçında çalınan 10 saniye düdüğünü yazmıştım blog'da. Görmeyenler, bilmeyenler tık'lasın. Bu yukarıdaki videoyu adsız bir yorumcu paylaşmıştı. Meğersem Dwight'ın 10 saniye ihlalini Atlanta seyircisi gözler önüne sermiş. Hawks, Magic'i takas sonrasında dağıtırken, Hawks taraftarları kendilerine böyle bir eğlence bulmuşlardı. Ancak maçın hakemleri, Dwight 10 saniyeyi geçmesine rağmen düdük çalamışlardı. Celtics maçının hakemlerinden Delaney de izlemiş olsa gerek bu maçı herhalde. Aşağıda da Dwight Howard'ın maç sonrasındaki 10 saniye kararı hakkında söyledikleri var:



Kısaca oyunun akışını etkilemediğini, serbest atışlar sırasında saatin zaten durmuş olduğunu söylüyor Dwight ve ekliyor "Belki biraz daha kısa kesmem gerekebilir ama aynı şekilde bekleyerek serbest atış kullanmaya devam edeceğim." Tabii Dwight sağolsun, bilmiyorduk saatin durduğunu serbest atışlar sırasında. Buradaki olay oyunun temposunu, oyuncuların konsantrasyonunu bozmak. O zaman kural olmasın, serbest atışları herkes 30 saniyede kullansın. Bakalım seyirciler nasıl homurdanmaya başlıyor. Yine 15 saniye civarlarına çıkacak olursa umarım hakemler çekinip düdüklerini yutmazlar.

Salak ile Avanak Cezalı

Haber dünden ama bildiğiniz gibi dün Noel'di, erken saatte fıstık gibi maçlar vardı, yazmaya fırsat olmadı. Blatche ile McGee Perşembe gecesi bir gece kulübünde kavga ederken görülmüşler. Bazı tanıklara göre birbirlerine küfür yağdırmışlar, bazılarına göre ise yumruklaşmaya kadar varmış olay. Tabii kendilerine göre beraber gece kulübünde etraftanlarında çıkan tartışmalardan kaçmaya, o sürtüşmelerden kaçmaya çalışmışlar sadece. Blatche "O benim takım arkadaşım niye onunla kavga edeyim ki?" şeklinde mesaj atarak olayı açıklamış. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye boşuna dememişler. Sonuçta Amerika'da isim açıklanmasa da "kaynağa göre" diye yazılan, üstelik birkaç farklı kaynağa göre yazılan haberler çok büyü oranda doğrudur. Hani Türkiye'deki gibi düpedüz yalan gazetecilik kolay kolay yapılmaz. Wizards kulübü de kavganın ikili arasında geçmediğini iddia ederek, oyuncularına kulüpte kavgaya karıştıklraı için ceza vermiş. Blatche ile McGee birkaç saat içinde başlayacak olan Spurs maçında kenarda oturacaklar.

Sonuç olarak, Blatche kariyerinin başından beri yetenekli ama kafasını oyuna vermeyen, tembel, kendini beğenmiş, sorunlu bir oyuncu olarak biliniyordu. McGee de NBA'de baya ses getirecek yeteneklere sahip olmasına rağmen, parkede yaptığı aptalca hatalarla dalga geçilen bir isim olmayı başardı. Faul problemleri, hocasının sözünü dinlememesi, ana görevi olan savunmadan çok, şov peşinde koşan bir oyuncu yani anlayacağınız. Bütün bunlara saha dışında yaşanan problemler eklenecek gibi duruyor. Hani başkalarıyla kavga etseler neyse, sıkça rastladığımız için bir nebze doğal karşılardım. Sanki Blatche'in daha önce saha dışında karıştığı bazı olaylar vardı diye hatırlıyorum. Ama takım arkadaşınla yumruklaşmak apayrı bir boyut. Aklıma hemen Haywood-Thomas ikilisi geliyor. Onlar da Wizards'da pivot pozisyonunu kapmak için kapışırken, antrenmanlarda yumruklaşmaya varan tartışmalar yaşıyorlardı. İkisinin birbirinden nefret ettiği yazılıp çizliyordu. Onlardan kurtuldular, şimdi Blatche ile McGee mi başlayacak? Tabii burada motivasyon ilk 5'teki pozisyonu kapmak değil, başka özel birşeyler vardır aralarında.

Wizards ne zaman bu saha dışı olaylardan kurtulacak acaba merakla bekliyorum. Say say bitmez son yıllarda yaşadıkları şeyler. Grunfeld mi gitmeli artık bilmiyorum ama bir disiplin sorunu olduğu açık. Belki de en yakın zamanda bütün karakter problemi olan oyuncuları gönderip, takımı tamamen Wall'un üzerine kurmaları en mantıklısı...

26 Aralık 2010 Pazar

Artı Eksinin Kısa Vadedeki Yanıltıcılığı

Dün Boston Celtics'in en kötü oyuncusu Nate Robinson 15'te 2 şut isabetiyle ile bitirdiği maçı, -5 +/- istatistiği ile tamamladı. Önce kısaca ne olduğunu anlatayım bunun. Bir oyuncunun parkede olduğu süreler içinde, takımının rakibinden kaç sayı geriye düştüğünü veya öne geçtiğini hesap eder +/- istatistiği. Bu veri son 1-2 yıldır daha fazla kullanılmaya başlandı NBA'de, eskiden maç içinde belki kafalarına eserse dikkat çekilirdi yanlış hatırlamıyorsam. Artık box-score'larda da yerini aldı, bazı istatistik sitelerinde ise yıllardır kullanılıyor. Ben istatistiklerin yalan söylemediğine inanan kesimdenim. Ancak bu +/- herhalde tutulan istatistikler içinde en çok eleştirilen ve en az güvenilendir. Bunun nedenini herhalde en iyi açıklayan örneklerden biri yukarıda verdiğim Nate Robinson'ın istatistiğidir.

Dün gece Celtics-Magic maçını izleyen istisnasız herkesin hemfikir olduğu bir konu vardı; o da Nate Robinson'ın gece boyunca Celtics'i baltaladığıydı. Zaten istatistiklerinden de anlayabilirsiniz bunu, 15'te 2 şut az buz değil. Ben çıksam Nate yerine Celtics ile maça, kazma bir şutör olarak yanımda Pierce, Garnett ve Allen varken 15'te 3 falan atarım herhalde. Neyse demek istediğim şey şu, Nate Robinson'ın elde ettiği -5, Pierce'ın -9 ve Allen'ın -12'sinden iyi. Halbuki Nate'in rezil hücum performansı onu Celtics'in açık ara en kötüsü yaptı dün gece. Bunu basketboldan anlayan, anlamayan herkes rahatlıkla görebilirdi. Tabii istatistiklere göre Pierce daha çok zarar vermiş takımına mesela. İşte +/- istatistiğine her maç tek tek bakmanın ne kadar yanlış olduğunu gösteren bir örnek bu. Kontrol etmedim açıkçası ama Nate Robinson muhtemelen takımın en iyisi Garnett'in parkede olduğu her saniye parkedeydi herhalde ve bu sayede +/-'de -25'lere düşmekten kurtuldu diye düşünüyorum.

Peki +/-'yi ne gibi durumlarda kaale almak lazım? İki durumda: Olağan dışı rakamları gördüğümüzde ve uzun vadedeki oyuncu istatistiklerinde. Mesela, Hidayet'in dün +30 yapması büyük ihtimalle bir tesadüf değil, çünkü takım arkadaşlarına baktığımızda en fazla +9 dikkat çekiyor. Maçı izlemeyenler için diyorum bunu elbette, yoksa zaten maçı izleyen herkes gördü Hidayet'in Magic'e dönüşünün ne kadar verimli olabileceğini. Diğer dediğim durum ise 15-20 maç ve sonrasında ortaya çıkan istatistikler. Ne kadar uzun vadeye bakarsanız, o kadar şansın etkisini sıfıra yaklaştırırsınız. Mesela Varejao geçen sene yanılmıyorsam ligin lideriydi +/-'de. Bu kesinlikle şans değil. Hani kazmadır falan ama Kobe'yi, Gasol'u, Nowitzki'yi falan geçmesini de şansa bağlamak olmaz, hele ki 82 maçlık istatistiğe baktığımızda. Varejao istikrarlı olarak bire bir savunmayı, rakibi devamlı rahatsız etmeyi, takıma enerji vermeyi başarıyordu ki, sahada olduğu bölümlerde Cleveland maç başına 14 sayı me ne fark atıyordu rakiplerine. Ha Varejao, LeBron'suz ne yapabilir? Bu sezon mesela maç başına -10 civarında Varejao, ama tabii Cleveland tam bir enkaz, takımda pozitif istatistik elde eden yok +/-'de... Bu tamamen ayrı bir konu, elbette yıldızların ve takımları taşıyan oyuncuların elde ettiği +/-'ler çok daha değerli, bunun tersini iddia etmek komiktir. Ama işte bütün sezon boyunca bir oyuncunun yaptığı doğruları göz ardı etmek de bana göre yanlıştır.

Ayrıca ek olarak bir oyuncu kenardayken takımın elde ettiği +/- değerler de ölçülüyor. Onunla, oyuncunun parkedeki dönemini karşılaştırıp ilginç sonuçlara varmak da mümkün. Mesela oyundayken pozitif katkı veren bir isim bench'e geldiğinde, takımı çok daha iyi bir performans gösterebiliyor. Bu durum o oyuncunun hücumdaki bencilliği ile açıklanabilir belki de. Böyle bir kural yok elbette, sadece ben fikir yürüttüm.

Böyle ilginç bir istatistiktir işte +/-. Bir daha box-score'larda gezindiğinizde, daha değişik bir gözle bakmanızı sağlayacak isem, ne mutlu bana.

26 Aralık Programı

26 Aralık Pazar 22:00 / Phoenix Suns - Los Angeles Clippers
27 Aralık Pazartesi 01:00 / Minnesota Timberwolves - Cleveland Cavaliers
27 Aralık Pazartesi 01:00 / Chicago Bulls - Detroit Pistons
27 Aralık Pazartesi 02:00 / Memphis Grizzlies - Indiana Pacers
27 Aralık Pazartesi 02:00 (NBA TV) / Atlanta Hawks - New Orleans Hornets
27 Aralık Pazartesi 02:00 / Washington Wizards - San Antonio Spurs
27 Aralık Pazartesi 03:00 / Philedelphia 76'ers - Denver Nuggets

Sıkışık ve çok çekici olmayan bir program var bu gece. Saat 02:00'de NBA TV'de yayınlanacak olan maçta Hornets evinde Hawks'ı ağırlayacak. Gecenin çekişmeli geçmesi beklenen karşılaşmalarından. Herkese iyi seyirler.

Düzeltme: Suns-Clippers maçı NTV Spor'un yayın akışından çıkarılmış maalesef. Hem NTV, hem NTV Spor'u Yüzde Yüz Futbol'a ayırmışlar.

Ödüllü Tahmin Yarışmasının Sorusu

Öncelikle günün programını vereyim çünkü cevaplar için gerekli. (Programda ilk sırada yazan takım deplasman takımıdır.)

Phoenix Suns - Los Angeles Clippers
Minnesota Timberwolves - Cleveland Cavaliers
Chicago Bulls - Detroit Pistons
Memphis Grizzlies - Indiana Pacers
Atlanta Hawks - New Orleans Hornets
Washington Wizards - San Antonio Spurs
Philedelphia 76'ers - Denver Nuggets

Bu geceki karşılaşmalarda görev alacak isimlerden "Steve Nash", "Kevin Love", "Derrick Rose", "Danny Granger", "Chris Paul", "Manu Ginobili" ve "Chauncey Billups"ın gecenin sonunda toplam kaç sayı atacaklarının tahminini istiyoruz.

Örneğin yukarıdaki 7 oyuncudan herbirinin karşılaşmalarını 10'ar sayıyla tamamlayacağını düşünüyorsanız tahmininizi 70 olarak girmelisiniz. Tekrar belirteyim bu oyuncuların tek tek kaç sayı atacağını değil rakiplerine atacağı sayıların toplamını tahmin etmenizi istiyoruz. Doğru cevaba ulaşan veya doğru cevaba en çok yaklaşan okurlar arasında tahmini ilk giren ödülün sahibi olacaktır. Adsız yorumlar dikkate alınmayacaktır ve post gecenin ilk maçının başlama saati olan 22:05'ten itibaren tahminlere kapatılacaktır. Herkese bol şans.

Önemli Not: Postu girmeden hemen önce inceledim oyuncuların sakatlık veya başka bir problemi görünmüyor. Yani şimdilik hepsi parkedeki yerini alacak gibi. Ama herhangi bir sebepten dolayı oyuncunun maçta görev alamaması durumunda girdiğiniz tahmin aynen geçerli sayılacaktır. Maçların uzatma süreleri dahildir.

ÖDÜL: Maksat hem eğlenmek hem de heyecan yaşamak. Yarışmamızın ödülü bir adet bir günlük league pass üyeliği. Üyeliğin şartları şu şekilde: İster bugün, ister yılbaşı gecesi, isterse ayın 25'i ile 1'i arasındaki herhangi bir gün 24 saat boyunca league pass'i kullanabileceksiniz.

Gecenin Hareketleri - 25 Aralık


Link

Anlamlı geceye yakışır bir Top 10 olmuş. Monta Ellis ve Derrick Rose'un turnikeleri çok estetik. Zaten ligde bu tarz turnikeleri en iyi bitiren isimlerden her ikisi de. Amare'nin oldukça zor bir pozisyonda Rose'a yaptığı blok da gayet güzel ama benim favorim Nene'nin tüm sahayı geçip Green'in üzerinden vurduğu smaç.

Heat'ten Büyük Gözdağı

Aylardır beklenen maç nihayet neticelendi. Düelloda kazanan taraf Heat ve LeBron oldu. Gün içerisinde "NBA'de Bugün" başlığıyla sitede yer alacaktır ama ben yine de küçük bir analiz yapayım maç hakkında. Karşılaşmayı Heat nasıl kazandı diye sorarsanız şöyle cevap veririm: "Takımların form grafiği kazananı belirledi". Maçı izleyemeyenler için nasıl geçtiğini şöyle tarif edeyim. Her iki takımın da son oynadıkları maça çok benziyordu. Bucks karşısında ritmini bir türlü bulamayan ve güven vermeyen Lakers bu gece de aynıydı. Keza Heat de Suns karşısında baştan sona maçı kazanacağını nasıl belli ettiyse bu gece de öyleydi. Maç boyunca Heat'in her bir parçası Lakers'ınkinden daha iyi işledi. Hatta öyle ki maçın başında kontrolü aldılar ve sonuna kadar direksiyonu kaptırmadı rakibe.

Heat bildiğiniz gibi rakiplerini en düşük yüzdede tutan takımlardan biri, hatta yanılmıyorsam bu istatistikte birinciler. Bu savunma direncini deplasmanda Lakers'a karşı gösterebileceklerini çoğu kişi gibi ben de tahmin etmiyordum ama bunu başardılar. İki takımı savunma bakımından kıyasladığımızda ligin başından beri gösterdiği istikrarla Heat'in bu konuda Lakers'a oranla çok daha önde olduğu bir gerçekti. E, takdir edersiniz ki savunmasıyla ön planda olmayan bir takımın Heat'e karşı 80 sayı atarak ayakta durabilmesi imkansıza yakın. Rakibin hücumda organize olmasına müsade etmedi Miami. Aslında maçı bu anlamda çok iyi analiz ettiklerini söyleyebilirim. Çünkü Wade Lakers'ın hücumdaki lideri Kobe'ye müthiş bir savunma yaptı ve tabiri yerindeyse rakibin komutanını etkisiz hale getirdi. Kobe hücumda dönem dönem agresifleşse de o bildiğimiz patlamasını bir türlü gerçeklestiremedi maç içersinde. Bunda farkın hiç kapanmamasının da etkisi var elbette. Çünkü ümit kırıcı bir şekilde Lakers'ın hamlelerine karşılık verdi Heat. Wade esas yapması gerekeni yaptıktan sonra hücumda standartlarının altında kalsa bile çoğu kişi ses çıkarmazdı bu duruma. Nitekim öyle de oldu. Fazla şuta yönelik oynadı ve hücumda biraz geri planda kaldı.

Guardlardan daha fazla verim alan taraf küçük farkla da olsa Heat'ti. Chalmers'ın maç içerisindeki bazı tercihleri sorgulanabilir türdendi ancak özellikle dış şutlarla skor üretimine büyük katkı yaptı. Kısır geçen maçlarda bu tarz sürpriz isimlerin çıkması büyük avantaj yaratıyor takımlara. Lakers'ın guard pozisyonu en verimsiz bölgesiydi diyebiliriz. Oyun kopmaya yakın Brown'ın ürettiği sayılar haricinde Fisher-Blake ikilisi çok kötü bir maç çıkardı. Özellikle dış şutu güvenilir bir isim olan Blake Heat savunmasının kurbanı oldu.

LeBron-Artest ikilisini kıyasladığımızda dramatik bir fark çıkıyor ortaya. Sene başından beri büyük düşüşte olan Artest maç boyunca oyunu germek haricinde pek birşey yapmadı. Buna karşın LeBron tam bir liderin olması gibiydi. Çok fazla çaktırmadan oyunu domine etti, tempoyu Heat'in istediği şekilde ayarlamasında guardlara yardımcı oldu. Hücumda çok doğru tercihler yaptı ve takım arkadşlarını mükemmel yönetti. Zaten 24-11-10 ile triple-double yaptığını da belirteyim. Üstelik pek çok asistini de Heat'in rol oyuncuları yedi. Kısacası şu maçın açık ara en iyi oyuncusuydu LeBron.

Uzunlara geçtiğimizde ise sert olmadığı ve dişli matchuplara karşı sinebileceği söylenen Bosh gayet iyi bir sınav verdi. Gerek orta mesafe şutlarıyla gerekse drivelarıyla Lakers savunmasını çaresiz bıraktı. Lakers'ta Odom maçın başında etkili gibi görünse de performansını genele yayamadı. Gasol'de ise yorgunluk sinyalleri yavaştan başladı gibi. Bynum'ın dönmesi Gasol'e iyi gelecektir uzun vadede. Bynum demişken ona da değinelim kısaca. Lakers adına playofflarda önemli bir rol alacaktır ama şimdilik en büyük artısı Gasol'ün sürelerini azaltıyor olması. Küçük bir parantez de Spoelstra'ya açalım. üst üste kazanılan maçları bu geceki galibiyetle taçlandırdı. Riley'in sağı solu belli olmaz ama çok büyük hatalar yapmadıı sürece koltuğu birkaç hafta öncesine oranla daha güvende gibi.

Sezonun şu ana kadarki en önemli maçı bu şekilde geçti. Ama bu skor çok aldatıcı olabilir. Yazının başında da dediğim gibi Lakers çok formsuz Heat ise çok formda. Playofflara daha uzun zaman var ve elbette olası bir playoff eşleşmesinde Lakers bu oyun düzeni ve sertliğinden çok daha fazlasını parkeye yansıtacak güçte.

NBA'de Bugün - 25.12.2010

Christmas Day denince herkes Miami-Lakers diyordu. Sezon fikstürü açıklandığından beri beklenen ve ajandalara kaydedilen maçtı. Lakers'ın kötü formu vardı ve hafta içinde aynı salonda Bucks'a mağlup olmuşlardı. Heat ise ritmini bulmuş Doğu'da en tepeye doğru yürüyordu. Baskı altında Cleveland ve Knicks'e akrşı gösterdiği performansla bu sezon oyununu konuşturan James, Lakers'a karşı 27 sayı 11 ribaund 10 asist ile oynayarak triple yaptı. Maça arka alanı kapatarak başlayan ve ön alanda rakibin istediğini yapmasına izin veren Lakers böylece boyalı alanı kontrolü altına alacaktı. Ancak olaya çabuk Chris Bosh bol bol dışarda top alarak uzun mesafeli şutları ile savunmayı açan isim oldu. Zaten maçta James'in triple'ı olmasa sadece onu konuşuyor olurduk. Bosh 24 sayı 13 ribaund ile çok önemli bir performansa imza attı. Wade'de halen hafta içindeki sakatlık belirtileri var. Ancak yine de dün 18 sayı 6 ribaund 5 asist ile takımının galibiyetinde önemli bir katkı sağladı. Benchten gelen Chalmers'ta skor yönüne yaptığı katkılarla etkili oldu. Lakers cephesine bakacak olursak maça felaket başlayan Gasol ve Kobe sonradan ritimlerini bulmaya çalışsalarda iş işten geçmişti. Kobe maçı 17 sayı 6 ribaund 7 asist ile tamamlarken Gasol'de 16 sayı 8 ribaund ile mücadele etti. Savunmada LeBron'u tutmakla görevli olan Artest ne hücumda gereken verimi sağlayabildi ne de James'in triple'ına engel olabildi. Lakers'ın iyi gözüken tek ismi Lamar Odom oldu. 14 sayı 9 ribaund ile Odom belki istatistik bakımından öne çıkmadı ama mücadelelerin içinde oluşu, pozisyonlarına göre nasıl oynamasını ne yapması gerektiğini bilmesi ile fark yarattı.

Günün ilk maçı büyük bir çekişmeye sahne oldu. Doğu'nun iki yeni gücü Chicago ve New York kozlarını paylaştı. Dördüncü çeyreğe kadar hatta son çeyreğin belli bir bölümüne kadar maç ortada gitti ancak Chicago kritik anlarda beş dakika skor üretemeyince Knicks farkı yakaladı. Rose karşısında Felton 20 sayı 12 asist ile başarılı bir performans gösterdi. Rose'dan söz etmişken Christmas'ın hakkını veren de o oldu. 28 sayı 7 ribaund 8 asist 6 top çalma ile müthiş oynadı. Yaptığı top kayıpları nazar olarak istatistiklerde yer alsa da galibiyete götüremedi takımı. Knicks'te ilk beşin tamamı çift hanelere ulaştı. Amare 20 sayı 10 ribaıunt 6 blok ile boyalı alanda önemli bir performansa imza attı. Dış şut konusunda da Knicks %45 ile isabet bularak maçı kazanmasını bildi. Boozer 26 sayı 19 ribaund ile oynarken yaşlı Kurt Thomas bir kez daha ilk beş başladı. Chicago koçu onun Noah'ın olmadığı bu dönemde fazlasıyla dakika alacağını söylemiş, insaf. Ömer 7 dakika forma giydi ve 3 ribaund 1 blok ile oynadı.

Doğu'da tepeyi hedefleyen Celtics ve Orlando'da dün gecenin önemi ile karşı karşıya gelen takımlardandı. Celtics maç boyu kontrolü elinde tutan ve skorda üstün olan taraftı ancak son dakikalarda ne olduysa oldu Orlando maçı kazanmayı başardı. Shaq ve Howard karşılıklı faul problemleri ile maçı geçirirken gördük ki Orlando Howard'ın en ufak bir faul probleminde çok sıkıntı çekecek. Howard'ın eksikliğini size sorununa rağmen müthiş dış şut atan ve 21 sayı 9 ribaund ile takımını sırtlayan Bass kapattı. Hidayet, Orlando'ya geri dönüşünü adeta Christmas ile kutladı. 16 sayı 4 ribaund 4 asistin yanında +/- isatatistiklerinde +30 ile muazzam performansını belgeledi. Orlando'da maç boyu anlam veremediğimiz işlere imza atan Nelson ise mücadelenin sonunda bulduğu kritik üçlüklerle maçı bitiren hamleyi yapıyordu. Boston'da Jermaine'in de dönüşü ile Semih benchten kalkamazken Davis benchten gelip 16 sayı 8 ribaund üretti. İlk devre Orlando'nun farkını kapatan ve öne geçen Celtics'te yıldız isim Pierce'ti ancak ikinci devre aynı performansını ortaya koyamadı. Garnett maça bir ara müthiş ağırlığını koymasına ve üst üste orta mesafeli şutlarla skor üretmesine rağmen onun çabası da galibiyete yetmedi ve 14 maç aradan sonra Celtics yenilgiyle tanıştı.

Batı'da play-off potasında bulunan iki takımı karşı karşıya getiren maçta Oklahoma City, Durant'in müthiş performansıyla galibiyeti elde etmeyi başardı. Son çeyrek savunmada sertleşen ve farkı açan Oklahoma, Durant'in 44 sayı 7 ribaund 4 asisti ile galibiyete ulaştı. Üstelik bu skoru bulurken %70 isabetle oynayarak benim gibi şut verimliliğine özen gösteren birinin bir kez daha gözüne girmeyi başardı. Durant'in yanı sıra Oklahoma'da aynı zamanda Harden'ın da tekrardan sahneye çıktığı maç olmuş. Harden benchten gelerek 21 sayılık katkı vermiş. Melo ablasının vefatı ile hafta içinde takımdan iznini istemişti dünkü maçta da takımının yanında değildi. Onun yokluğunda Billups 30-3-3 yaparak takımını sırtlamaya çalıştı ancak Durant'a engel olamadılar. Pota altında Kristic'e karşı Nene'de 23 sayı 12 ribaund ile iyi işler yapmıştı ancak yapılan 17 top kaybı onlar için fazla lüks oldu.

Üç maçlık bir galibiyet serisi yakalayıp Phoenix'i play-off potasının dışına iten Portland dün gecenin son maçında Warriors'a konuk oldu. Golden State son çeyrek 11-0'lık bir geri dönüş ile galibiyete uzanmasını bildi. Ellis %50 isabet oranı ile 39 sayı 7 asist ile müthiş bir performans sergiledi. Curry 6 maç aradan sonra takımdaki yerini aldı ama formundan uzak gözüktü isabet konusunda ancak yaptığı 11 asist ile dikkat çekti. 4'te 4 üçlük ile oynayan Wright 16 sayı ile mücadele etti. Portland'da Brandon Roy sakatlığından dolayı bir kez daha oynamazken Matthews 25 sayıyla oynadı. Portland ribaundlarda rakibine müthiş bir üstünlük kurmasına rağmen hücumlarının verimsiz olması ve yanlış şut tercihleriyle kazanabilecekleri bir maçtan yenik ayrıldılar. Miller'da 12 sayı 15 asist 7 ribaundluk performansıyla dikkat çeken isimler arasındaydı.

Görülmemiş Düdük


Link

Şu anda son çeyreği devam eden Celtics - Magic maçında Dwight Howard'a serbest atış çizgisinde top elindeyken 10 saniyeden fazla beklediği için ihlal kararı çıktı. Youtube videosunda üşenmedim saydım, Bob Delaney 14. saniyede çalışıyor düdüğü. Biraz futboldaki kalecinin 6 saniye topu elinde tutma olayına benziyor. Onu da bir hayli az görürüz ama tabii serbest atış kuralı kadar da nadir değil. Zaten Dwight Howard kadar serbest atış çizgisinde vakit geçiren oyuncu çok nadiren buluruz. Haksız olmasına rağmen gidip bir de hakemi alkışladı Dwight, ikinci teknik faulü alması gerekirken Delaney onu sadece uyardı. Eğer bu 10 saniye kararı daha sık görülen birşey olsaydı, Delaney kendinde Dwight'ı atma hakkını da görürdü ve maç orada biterdi Magic için.

Yayında Kaan Kural, Dwight'ın bu kadar serbest atış çizgisinde geçirdiği sürenin son zamanlarda tartışıldığını söyledi yayında. Ben görmemiştim ama usta diyorsa doğrudur elbette. Açıkçası çok şaşırdım bu düdüğe çünkü benim bugüne kadar çalındığını görmediğim bir karardı, ki iyi kötü 15 senedir NBA maçlarını izlerim. Gerçi ben kimim ki? Koskoca Hubie Brown diyor "Ben ilk defa tanık oldum 26 yıllık televizyon geçmişimde" diye. 10 saniyenin ne kadar nadir görüldüğü, daha iyi anlatılamaz herhalde.

Darısı tenis maçlarında 30 saniyede servis kullanan Nadal'ın başına diyelim. Ona da çıksa şu düdük (sanki teniste düdük var!) artık rahatlayacağım valla. Tenis severlerin sabrını zorluyor kendisi.

Not: Bu videoda da Paul Pierce'ın bu karardan sonra gelen bir serbest atışta saniyeleri saydığını görüyoruz.