BIY AD

20 Nisan 2011 Çarşamba

Rick Adelman’ın Houston’dan Ayrılışı


Koç Adelman ile ilgili ayrılık söylentileri sezonun ortalarından beri dolaşıyordu aslında. Ama Rockets yükselişe geçince, Playoff potasına girince bu söylentiler biraz halının altına süpürülmüşse de, yakın zamanda tekrar ortaya çıktı ve kontratının yenilenmemesinde karar kılındı karşılıklı olarak. Koçun sözleşmesi 30 Haziran’da bitecek.  

Aslında konu biraz da uzun vadeli. Yani Ming ve McGrady’li kadronun sakatlıklar vs. ile tutmayacağının anlaşılmasının üzerine, Rockets’ın yeniden bir yapılanmaya gideceği belliydi, fakat soru bunu 64 yaşındaki Adelman ile başlatıp başlatmamak üzerine idi. Benim fikrimi sorarsanız, çok da gerekli bir hamle olmadı. Eğer genç bir hocayla yeniden yapılanmak isterseniz anlarım, fakat Adelman ile devam edilebilirdi.

Takımın genel menejeri Daryl Morey ile takımın geleceği üzerine, takımın nasıl bir şampiyonluk (!) adayı haline geleceğini konuşmuşlar, fakat belli ki ortak bir nokta bulunamamış. Çünkü mevcut kontratlar, Scola’nın üzerine kurulabilecek olası bir takımın başarı şansı, Yao’nun dönüş durumu gibi sorular konuyu iyice karışık bir hale getiriyor yeterince. Bu karar aslında Yao’dan da büyük olasılıkla vazgeçileceği anlamına geliyor bence. 

Adelman 2007’den beri Rockets takımının başında idi ve geçen 4 sene içinde 193 galibiyet 135 mağlubiyet gibi bir galibiyet yüzdesine sahipti (% 58).  Bu oran takımın tarihindeki koçlar arasında en iyisi olduğunu gösteriyor bu anlamda. Aslında onca engel ve sakatlıklardan bahsetmemize rağmen bu yüzde çok iyi. Koç da konuyla ilgili Houston’da nasıl iyi vakit geçirdiğinden, kazanmayı isteyen bir takıma sahip olduğundan bahsetti basın toplantısında. Adelman Rockets’ta iken en iyi sezonunu 2008-09’da yaşamış ve Rockets Batı’da yarı finale çıkmıştı. 

Biraz komik bir açıklama, sizinle paylaşayım, bakın Adelman bakın ne demiş: “ Buraya geldiğimden beri takımda olan sadece iki kişi var, Luis (Scola) ve Chuck (Hayes). Bu çok fazla bir istikrarı yansıtmıyor. Buraya Yao ve Tracy’i çalıştırmaya geldim fakat elimde Luis ve Chuck ile kaldım”.

En İyi 6. Adam Odom Seçildi

Normal sezon ödülleri sahiplerini bulmaya başladı. Dün gece Lamar Odom, çok duygusal geçen bir törenin ardından En İyi 6. Adam ödülünün sahibi olmanın yanında Lakers organizasyonu adına, 1982'den bu yana düzenlenen bu ödülü kazanan ilk isim olma ünvanını da ele geçirdi. 117 ilk sıra oylarından 96 tanesi verilen Odom'ı, Mavericksli Terry izledi. Fakat benim Terry'nin bu ikinciliğine itirazım var. Terry o takımda ilk 5 başlayabilecek kapasiteye sahip fakat taktik gereği benchten gelen bir oyuncu -tıpkı geçtiğimiz senelerdeki Manu Ginobili gibi- bu durum da, ilk 5 başlasa dahi büyük etki yaratabilecek fakat benchten gelen bu tarz oyuncuları avantajlı kılıyor.

Odom'ın bu sene yaptıklarından uzun uzun bahsetmeye gerek yok. Bynum'ın sakatlığında ilk 5 başladığında da aynı katkıyı veriyordu, benchten geldiğinde de aynı katkıyı verdi. Beklenen katkıyı veremeyen Lakers benchini, sezon başından beri Shannon Brown ile birlikte ayakta tutmaya çalıştı. Çoğu maçta rakiplerini eşleşme problemine sokması nedeniyle fark yaratan oyuncu oldu. Neredeyse double double'a yakın istatistik yakalamasına rağmen ben onun takıma verdiklerinin bu rakamlardan çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. Zaten geçtiğimiz günlerde açıklama yapan Phil Jackson da Odom'dan övgü dolu sözlerle bahsetmiş ve takım için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu söylemişti.

Bu arada bir güzel nokta da ödül töreni sırasında yaşandı. Odom ödülü, 12 yaşında annesini kaybettikten sonra kendisini büyüten ve 2003'te hayatını kaybeden büyükannesine armağan etti.

NBA'de Bugün - Play-Off 4.Gün

Knicks 93 - Celtics 96
Celtics evinde bir kez daha zorlanmasına rağmen Knicks'i geçmeyi bildi. Ligin ortasında yaptığı Melo takası ile neredeyse işe yarar tüm parçalarını gönderen ve elinde sadece Billups-Amare-Anthony üçlüsü kalan Knicks kalan oyunculardan aldığı sınırlı katkı ile maçlara tutunmaya çalışan bir takım görünümündeydi. Dün maça çok talihsiz başladılar aslında. Billups'un olmayışının üstüne Amare'nin sırt ağrılarından dolayı 16. dakikada oyundan çıkmasının ardından beklediğim tek şey Celtics'in farklı galibiyeti oldu. Ancak sahneye çıkan ve söz söylemesi gereken bir isim daha vardı Knicks cephesinde. İlk maçtaki kötü performansı ile basının hedefi olan Melo baskı altında çıktığı maçta, lastiği patlak Knicks'i taşımayı başardı. 42 sayı-17 ribaund ile play-off kariyerinin belki de en iyi maçını oynayan Melo buna rağmen takımına galibiyeti getiremedi. Ayrıca play-off kariyerindeki sayı rekorunu egale etmiş oldu dün gece Anthony.

Celtics'in bu müthiş performansa verecek cevabı yoktu. Eksik Knicks karşısında üçüncü çeyrek Pierce'nin etkili oyunu ile farkı açmayı başarsalar da son çeyrek Melo'nun yürüyüşü engellenemedi. Kritik anlara sahne olan son dakikalarda Pierce ve Garnett'in sahne alması Celtics'i galibiyete götüren faktör oldu. Knicks'in basketlerine Pierce-Garnett ikilisi ile cevap veren Celtics2te özellikle son 2 basketi atan Garnett bu konuda ön plana çıktı. Rondo maç genelinde iyi oynasa da maçın bu son anlarında pek sahne almadı ancak 30 sayısı onun bir play-off maçında ulaştığı en yüksek sayı olarak dikkat çekiyor. Pierce 20 sayı ile dikkat çekerken maçı getiren isim olan Garnett 12 sayı-10 ribaund-6 asist ile mücadele etti. Knicks'in böylesine eksik kaldığı bir maçta dahi Celtics'i bu kadar zorlaması hatta iki maçı da kazanacak noktaya gelmesi serinin New York ayağının bir hayli renkli geçeceğinin göstergesi.

Hawks 82 - Magic 88
Oyunu şuta dayalı olan Magic'in dış oyuncularının bu kadar kötü şut atması tesadüf mü? Biri bile formunda değil ve sadece Howard'ın itelemesi ile ilerlemekte Orlando Magic. Hadi ilk maçta bir şeyler oldu ve kötü şut attılar ancak bu ikinci maçta istatistiklere bakıldığında daha da kötü olduklarını görebiliyoruz. Savunma cephesinde biraz sorumluluk alan Magic, Hawks cephesinin de ilk maçtaki gibi hücum edememesini iyi değerlendirerek galibiyete uzanmayı başardı. İlk maçı kaybeden Magic için Atlanta seyahati öncesi mutlak kazanılması gereken bir maçtı. Maça da kötü başladı Magic ancak Howard'a indirilen toplar ve onun bireysel performansı ile galibiyete uzanmayı başardı Orlando.

Magic her ne kadar galibiyete uzanmış ve seriyi eşitlemiş olsa da ne izleyenlere ne de Atlanta'ya bir mesaj veremedi. Üçüncü çeyrekte Magic farkı çift hanelere çıkardı ve hançeri vurması gereken bir zamanda Hawks'ın serisine izin vererek maçı kendi elleri ile tehlikeye attı. Ancak Hidayet'in topu eline alması ve akıllıca hareket etmesi Orlando'nun skorda üstünlüğünü kaybetmesini önledi. Hidayet 4/16 ile çok kötü bir şut performansı sergilerken 10 sayı-5 asist-4 ribaund ile oynadı. Maçı kazandıran isim olan Howard ise 33 sayı-19 ribaund üretmesine rağmen yaptığı 7 top kaybı ile dikkat çekti. Atlanta'da iki maçtır J.Crawford dikkatimi çekiyor. Play-off'lara formda başlayan tecrübeli isim benchten yaptığı katkılarla ismini duyurmayı başarıyor. Dün gece de 25 sayı ile başarılı bir performans sergiledi Crawford. 17 sayı-6 ribaund ile oynayan Smith ise iyi bi performans sergiledi ancak galibiyeti getiremedi.

Blazers 89 - Mavericks 101
Evinde seriyi 2-0 yapan bir diğer takım da Mavericks oldu dün akşam. Zorlu geçmesini beklediğim seride bench katkıları ile öne çıkmayı başaran Dallas ilk iki maçı kazanmasını başardı ve Portland'a bir adım önde gidiyor şu an. 2-0'a giden serilerin dönme olasılığı nedir bilmiyorum ama kalan 5 maçın 4'ünün bir takım tarafından kazanılması zor bir olay gibi geliyor benim gözüme. Ancak her iki maçta da Aldridge&Miller ikilisi ile oyuna tutundu Portland. Rose Garden'da bu ikilinin yanına ekleyebilecekleri bir iki isimle beraber daha farklı bir görüntü ortaya koyabilirler. Nitekim dün gece özellikle ilk devrede katkılarıyla G-Wall bunun sinyalini verdi.

Dallas cephesinde ise sürpriz iki maçtır sahneye çıkan veteranlar oyunun kaderini değiştiriyor. İlk maçta Kidd'in yayın gerisinden bulduğu isabetlerle öne fırlayan Dallas adına bu akşam aynı atkiyi Stajakovic yaptı. Bu takımda oynama sebebi zaten yeri geldiğinde bu şutları sokmak ve bu performansları sergilemek olan Peja benchten gelerek 21 sayının altına imzasını attı. Nowitzki ise 33 sayı-7 ribaund ile takımını sırtlamayı başardı bir kez daha. Blazers cephesinde Aldridge 24 sayı-10 ribaund ile double-double yaparken, 18 sayı-6 ribaund-8 asist ile oynayan Miller'da dikkat çeken bir performans sergiledi. Ancak yapılan top kayıpları ve kaçan serbest atışlar Portland'ın galibiyet yolunu tıkayan faktörlerden oldu.

19 Nisan Programı

20 Nisan Çarşamba 02:00 (NBA TV) / New York Knicks - Boston Celtics
20 Nisan Çarşamba 02:30 / Atlanta Hawks - Orlando Magic
20 Nisan Çarşamba 04:30 / Portland Trail Blazers - Dallas Mavericks


Bu gece de ikinci maçlarla devam ediyor NBA heyecanı. Playoff heyecanı da bir başka oluyor canım! Sakatlarla başlayalım. Boston'da sağ dizi ilk maçtan sonra sarılan Rondo, bu akşam dakikaları biraz azalma ihtimali ile birlikte ilk beşteki yerini alacak son duruma göre. Knicks'te ise Celtics'i sevindirecek bir haber var. Billups sabahki şut çalışmasında yer almamış ve bu maçta büyük ihitmalle forma giymeyecek. 3. maça hazır olması bekleniyor, fakat yerine ilk beşte olacak Douglas bugün sürpriz katkı yapma potansiyeline sahip Knicks adına. Kariyerinin ilk Playoff maçında hiç de kötü değildi bana kalırsa. Normal sezonda da çok iyiydi açıkçası. Stoudemire de "O'na güvenim var" diyerek destek olmuş kendisine.

Gecenin ikinci maçında 103-93'ün devamında, Hawks bir sürpriz daha deneyecek. Şayet başarırlarsa seriyi evde kapatma şansları olacak. Fakat bu hesaplar için çok erken. Yılın en iyi savunmacısı ödülünü alan Howard'ı devirmeleri bu akşam biraz daha zor olacaktır. Ben maçı Orlando'nun farklı kazanacağını düşünüyorum bu gece, fakat eğer de Magic bu turda elenirse, seneye de Melo-drama'nın bir versiyonunu da Howard için yapar, takas dedikodusu yetiştiremeyiz artık. Bence Nelson 27 sayı atması bir yana, Howars'ın 46 atması çok başka bir yana ama, asıl önemli değer, Nelson'un sadece 1 asistte kalması ilk maçta. Oyun kurucunuz bu kadar az asist yapamaz. Takımın topu Howard'a indirip bire bir sayı yapmasını beklemek biraz saçma geliyor bana. Gerçi Hawks takımı da Magic'i normal sezonda üç kere yendi dört maçta. Son maçla birlikte dört maç üst üste Magic'i yenmiş oldular.

Son maçımız için de, Oden ve Butler'ı saymazsak, eksik anlamında bir tek Beaubois'in durumu belli değil salonda yerlerini alacak oyuncular arasında. Mavs bu konuda bir açıklama yapmadı. Maça geçersek, Blazers'a üzülmemek elde değil, çünkü aslında boyalı alanda 46 sayı üretip Mavs'ten daha fazla ribaund çektiler. Üçlük yüzdelerini arttırmaları bence maçı almaları için çok ama çok önemli. Wallace da biraz toparlarsa, Blazers bu akşam kazanabilir diye düşünüyorum. Nowitzki de benzer şeyler demiş: " Nolursa olsun, Onlar daha hazırlardı. Ben tepki vermemiz gerektiğini hissettim fakat duruma göre bunun için biraz geç kaldık" Fakat kötü başlayıp, yine de kazanmak da Mavs'in kısmen şanslı ama yine de başarılı olduğunu gösterir.

19 Nisan 2011 Salı

NBA Duy Sesimi


Link

Gece oynanan Pacers-Bulls maçında, Indiana cephesi bir şanssızlık yaşadı. Darren Collison bileğini burktuğu için ilk yarının sonuna doğru soyunma odasına gitmek zorunda kaldı. İkinci yarıda da bu sakatlık sebebiyle oynayamadı. Bilek burkulması belki de basketbol en sık gördüğümüz sakatlık türü. 3-4 maçta 1 rastlıyoruz neredeyse bu sakatlığa... Yani öyle beklenmedik bir durum değil. Ama Collison'ın sakatlığında bir fark var. Collison potaya gidip turnike attığı bir pozisyonda Rose ile çarpışıyor. Yere indikten sonra dengesini sağlayamadığı için geri geri giderken bir kameramanın ayağına basıyor ve bileğini burkuyor. Buna bağlı veya değil, orası tartışılır ama Pacers maçı kaybetti ve Collison'ın sonraki maçlarda oynaması şüpheli.

Bana göre fotoğrafçının ayağına basarak bileğini burkmak ile maç içinde burkmak arasında dünyalar var... İkinci durum, NBA'in yetersiz önemlerini gözler önüne seriyor bence. Bir oyuncu, özellikle de playofflar sırasında bir kameraman 1-2 metre daha yakından fotoğraf çekecek diye sakatlanmamalı. Bir serinin kaderi, bir önlem alınmadığı için etkilenmemeli. Ben demiyorum ki Collison ile Pacers bu maçı ve belki de seriyi kazanacaktı, sadece genel olarak bu kameramanların durdukları yeri eleştiriyorum.

İlginç bir şekilde sezon içinde kameramanların neden olduğu ayak burkulmalarını son derece nadiren görüyoruz. Ben sezon başına yaklaşık 10 kere oyuncuların bileklerini burkmalarını beklerim mesela ama her sezon 1-2 vakadan yukarı çıkmıyoruz. Peki bu önlem alınmaması için yeterli bir sebep mi? Bence kesinlikle hayır, yukarıda dediğim gibi hele hele playofflar'da...

Her maç büyük bir hızla potaya smaç veya turnike için gidiyor oyuncular. Havada bir darbe alıp yere indiklerinde dengelerini sağlayamayıp, gerisin geri 3-4 adım atıyorlar. Pek çok kere kameramanların üzerine düşüyorlar hatta bu yüzden ama şansa bileklerini burkmuyorlar. Tabii Collison genele göre daha şanssız olduğu için maçtan çıkmak zorunda kaldı. Peki bir kameramanın 1 metre daha yakından görüntü alması için, maçın ve hatta belki de serinin kaderiyle oynanması ne derece doğru? Oyuncu sağlığını, profesyonel olarak basket oynayan kişinin, işini yapmasına engel olunduğunu da atlamayalım.

Yıllardır gıcık olurum bu kameramanların, dip çizgiye 1 metre yakın oturmalarına. Hep bir umutla bekliyorum NBA'in onları biraz daha uzağa çekmesini. Ancak herhalde bir playoff maçında Kobe, LeBron gibi şampiyonluk hedefleyen bir takımın yıldız oyuncusu bileğini burkmadıkça daha fazla bir önlem almayacaklar...

Bir Yıldız Daha Kaydı

Başlık biraz klişe farkındayım ama durumu bundan daha iyi anlatan bir başlık bulmaya çalışmak gereksiz geldi. Jason Williams bugün yaptığı açıklamada 12 yıllık NBA kariyerini noktalamya karar verdiğini söyledi. Bu sezon Magic'ten ayrıldıktan sonra Şubat ayında Grizzlies ile sözleşme imzalayan J-Will sakatlığı nedeniyle sadece 11 maçta görev almıştı ve uzun süredir de oynayamıyordu.

Lige 1998'de Kings formasıyla adımını atan Williams, dönemin çok beğenilen kadrosu olan Webber, Divac, Peja, Pollard -Pollard'ı çıkaralım yanındaki isimlere haksızlık olmasın- gibi isimlerle birlikte Kings'in 2000-2001 sezonunda yaka yarıfinali oynamasında önemli paya sahipti. Daha sonra Bibby ile takas olarak Grizzlies'in yolunu tutan Willams burada da ortalama üzeri diyebileceğimiz sezonlar geçirdi ardından 2005 yazında Shaq ve Wade'li Heat'e geçti ve şampiyonluk yüzüğü kazandı. Sonra kariyeri çöküşe geçen Williams önce ilk 5'teki ardından rotasyondaki yerini kaybetti ve kariyerinin sonunda da takımın 13-14. adamı olmaktan kurtulamadı.

Zamanında ligin belki de en spektaküler oyuncularının başında gelen J-Will, inanılmaz saha görüşü ve pas kabiliyetinin yanına hiçbir şey ekleyemeyince büyük bir yetenek fakat aynı oranda başarılı olamayan bir kariyer ile basketbol sahnesinden ayrılmak zorunda kaldı. Yine Türk basınında sıkça kullanılan bir sözle yazıyı tamamlayayayım ve "Olacağı kadar olamayan" oyunculardan biri olan Jason Williams'a bundan sonraki yaşamında başarılar dileyelim...

NBA'de Bugün - Play-Off 3.Gün

Sixers 73 - Heat 94
İlk maça göre çok farklı bir mücadele oldu. Serinin ilk ayağında Sixers zorlayabilmişti Miami'yi ancak bu maça bakacak olursak çok çok rahat bir şekilde alınmış Heat galibiyeti görüyoruz. İki mağlubiyete de bakarsak ortak nokta Iguodala Sixers adına. İlk maçta 2/7'de kalan Dre dün akşam 2/8 ile mücadele etti ve takımına hücum yönünde hiç katkı sağlayamadı. Savunmada kritik görevleri var Iguodala'nın ve bunu yaparken efor olarak hücuma sağlıklı bir şekilde katılamıyor. Oyunun sadece tek alanında varlık göstermesi onun gibi önemli bir oyuncu için eksik bir nokta ve Sixers için işler böyle devam ederse maç alma şansları zor gibi.

Geçtiğimiz sezon play-off'larda Celtics serisinde sönük isimlerden olan LeBron üstündeki bu kötü imajı atabilmek için gösterdiği hırsla başarılı katkılar sağlıyor. Dün akşam 29 sayı-7 ribaund-6 asist ile başarılı bir performans sergiledi. Heat adına önemli olan nokta ise Bosh'u kullanmaya başlamaları oldu. Sixers serisi de olsa ilerisi için bir antrenman gibi görmek lazım bunu. Chris Bosh'a inen topların mevesini görmeye başladı Miami yavaş yavaş. Dün akşam 21 sayı-11 ribaund üretti Chris Bosh ve galibiyetin mimarlarından oldu. Sixers cephesinde ise takımın en iyisi 15 sayı-6 ribaund ile Turner oldu. Sixers eğer cephanesinde kurşun saklıyorsa bunu kendi seyircisi önünde atmak istemiş ve kendisini yormamış olabilir ancak seri pazar akşamı sonlanırsa da hiç şaşırmam.

Pacers 90 - Bulls 96
Pacers'a iki maçtır bakıyorum da beklediğimden daha fazla zorluyorlar Chicago'yu. Gecenin ilk maçında Heat'in elde ettiği farklı skor sürpriz gelmedi hatta bu maçta Chicago'nun da bu tip bir farkı yakalayabileceğini düşünüyordum ancak yine son anda kilidi açan bir takım izledik. Burada Pacers'ın karakter olarak mücadelesinin önemi büyük ama ellerindeki malzeme bundan ibaret sadece ve bu maçlarda galibiyet çıkaramadılar. Seri başlamadan 4-0 sonlanacağını düşünüyordum ki Pacers'ın son 2 dakika için öne geçtiği maçı vermesi bu düşüncemi perçinledi ilk maçta.

Maça baktığımızda iki takım arasında istatistiklerde en büyük farkı ribaundlarda görüyoruz. Chicago galibiyete giden yolda rakibinden 23 fazla ribaund toplayarak önemli bir istatistiğe imza atmış. Chicago'yu galibiyete götüren katkıları böyle ince detaylarda aramak gerekmiyor aslında. Apaçık ortada duran bir Rose gerçeği var ve dün gece yine tek başına 36 sayı-6 asist-8 ribaund ile müthiş bir performans sergiledi. Boozer ise 17 sayı-16 ribaund ile etkili bir double-double'a imza attı. Pacers oyunun sonunda hücumlardan yararlanamayınca başa baş giden mücadelede Chicago öne fırlayarak kazandı. 19 sayı ile oynayan Granger en skorer isim olurken, Price 13 sayı kaydetti. Seri şimdi Pacers'a taşınacak ve Pacers taraftarının önünde galibiyete gitmeye çalışacak. Şu performansını gösterirse ve birazda basketbol şansı yanlarında olursa çok zor değil Pacers için bunu başarmak ancak serinin kazananı şimdiden belli.

18 Nisan Programı

19 Nisan Salı 02:00 / Philadelphia 76'ers - Miami Heat
19 Nisan Salı 04:30 (NBA TV) / Indiana Pacers - Chicago Bulls


Bu gece, ikinci maçlar başlıyor. İlk maçta, turun favori takımları, biraz zor da olsa ilk maçlarını kazanmışlardı. Heat, 76'ers karşısında, ilk yarısı gerçekten bir savaş gibi geçen maçı sonradan kazanmayı bilmişti. Bulls da hatırlayacaksınız, maçı 47 dakika geride götürmüştü. Bu maçlarda Pacers ve 76'ers'ın yükselişlerinin devamını mı izleyeceğiz, yoksa galip takımlar dominasyonlarını mı kuracaklar gerçekten merak ediyorum.
Miami'de Wade bugünkü antrenmanda yoktu migren sebebiyle, fakat biraz sonraki maçta oynaması bekleniyor (maçta ışıklar gözlerini aldığı için başını ağrıtıyormuş, maça gözlüklerle çıkabilirmiş). Mike Miller ise hala şüpheli. Dampier de oynayabilecek durumda. Diğer takımlarda ise şu an için bir eksik gözükmüyor.
Bulls da bu akşam daha düşük bir skorla maçı kazanabilir diye düşünüyorum, çünkü okuduğum kadarıyla, Thibodeau savunma konusunda biraz fırçalamış takımı. Boozer'ın ve genel olarak takımın verdiği boş şutlar belli ki dert olmuş kendisine.

18 Nisan 2011 Pazartesi

Dwight Howard Yılın En İyi Savunmacısı

120 spor yazarı ve televizyoncunun verdiği oylarla yapılan seçimde, Üçüncü kere üst üste aldı ödülü Dwight Howard. 114 kişi onu 1.'liğe layık görürken, 5 kişi 2.'liğe yerleştirdi. Toplam 119 medya mensubundan oy aldı yani... Oy vermeyen 1 kişi kim acaba? Onun dışında Keith Bogans'a yılın savunmacısı için 1. sırada oy veren spor yazarının, gelecek sezon oy hakkı elinden alınmalı bence.

Birazcık değerlendirme yapacak olursam bu konuda, Dwight Howard'ın önümüzdeki 5 sene içinde en azından 3 veya 4 kere daha bu ödülü kazanacağını düşünüyorum. Bu da onu açık ara öne çıkaracak bu ödülün tarihinde. Bugüne kadar en fazla yılın savunmacısı seçilen oyuncular Ben Wallace ve Mutombo 4'er kere ile. Dwight'ın bu üst üste 3. ödülü oldu. Önümüzdeki senelerde Magic veya gideceği takım çok büyük bir düşüş yaşayıp playoff dışında kalmazsa, her sezon sonudna Howard 1 numaralı favorisi olacaktır bu ödülün. Taa ki yaşlanıp, ayak hızını ve atletikliğini yavaş yavaş kaybedene kadar. Daha 26 yaşında olduğunu unutmayalım Howard'ın, yani yakın gelecekte böyle bir ihtimal yok... Şu an ligd Garnett, Chandler ve Bogut gibi isimler dışında Chandler'ın seviyesine yaklaşabilecek bir oyuncu görmüyorum. Garnett de artık 35 yaşına geldi. Kısacası büyük bir dominasyon göreceğiz gibi önümüzdeki senelerde de.

OKC Thunder’ın İkilisi

Kaan Mert arkadaşım, çok güzel özetlemiş Nuggets- Thunder maçını. Ben de biraz konuyu derinleştireyim, merkeze Durant ve Westbrook’u koyayım istedim. İkisi bu sezon toplamda maç başına ortalama 49 sayı ile oynamışlar. Dün akşam tam 72 sayıya ulaştılar. Bunların yanına da ikisi birlikte 15 ribaund ve 9 asist eklediler.  Takımın sayılarının üçte ikisini attılar aşağı yukarı.

Akşam iki genç takımın mücadelesini izledik öncelikle. Pota altında OKC’nin  bir adım önde, oyun kurucularda da, Westbrook’un birkaç adım önde olduğunu düşünüyordum, fakat dün akşam, Ibaka-Perk ikilisine karşı Nene’nin hiç geri adım atmaması, hıncını potadan çıkarması, Ty Lawson’ın  da hızını ve o ufak bünyeye sığdırdığı gücünü iyi kullanması beni biraz şaşırttı doğrusu.  Tamam, Lawson’ın sayı istatistiği çok kabarık değildi, fakat çaldığı toplar ve hücum ribaundlarını düşünürseniz maçı izleyenler eminim bana hak vereceklerdir.  Ayrıca, Melo’yu kaybeden Nuggets’ın aslında hiç de kepenk kapatacak durumda olmadığını, hatta Batı’da zirveye oynayabileceğini göstermişti. Takastan sonra Nuggets kötüleşmek bir yana, savunmada her 100 pozisyonda 107 sayı yiyen bir takımdan 99 sayı yiyen bir takım haline dönüştü.  Ayrıca, maçın dönüm noktaları olan Perkins’in tartışmalı basketi ve Felton’un kaçırdığı üçlükler farkı şekilde işlenseydi senaryoya bugün çok farklı konuşuyor olabilirdik.
 
Fakat sonuç olarak, Thunder kazandı. Artık onların da iki süperstarı var. O ikisi son çeyrekte 21 sayının 16’sını attılar. Maçı da almayı başardılar. Fakat her maçın böyle gitmeyeceğini, Koç Brooks da biliyor: “Bence Kevin ve Russell çok iyi takım arkadaşları. Onlar birer Allstara dönüştü. Fakat biz iyi bir takımız. Biz Kevin ve Russell takımı değiliz. Thunder takımıyız. Oyuncuların hepsi dahil olurlar."

Zach Randolph ile 4 Yıl Daha

ESPN'in haberine göre Grizzlies, yıldız oyuncusu Zach Randolph ile sezon sonu bitecek olan sözleşmesinin 4 sene daha uzatılması için anlaşmaya vardı. 4 sene için 71 milyon dolara el sıkışılan bu anlaşma ile Randolph garanti 66 milyon dolar alacak bunun yanında 4. ve son sene için oyuncu opsiyonu mevcut.

Bu anlaşmanın dün geceki Spurs galibiyetinin hemen arkasından gelmesini oyuncu için teşvik ve artı moral olarak değerlendirebiliriz. Söz konusu oyuncu Randolph olunca -Grizzlies'e gelmeden önceki vurdumduymaz, kendine oynayan adam- kafamda ufak da olsa bir soru işareti beliriyor. Bu kontratı geçen sene alsa Grizzlies açısından çok da olumlu bakmazdım duruma. Fakat bu sene oyununun yanına mental olgunluğunu da eklemesi, takımdaki arkadaşlık, yakalanan başarı ve özgüven havası vs. eklendiğinde bu hamlenin çok yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Zaten istatistik olarak da en verimli senelerinden birini yaşıyor ve bu parayı bence hakediyor.

Sene başında Conley ve Gay ile uzun soluklu sözleşmeler imzalayan ve takımı Gay üzerine inşa etmeyi planlayan Grizzlies açısından bir diğer önemli nokta ise sene sonunda sözleşmesi bitecek olan Gasol'u ellerinde tutabilmek olacak ki bu hiç de kolay olacağa benzemiyor. Yakın zamanda çıkan haberlerde bir çok takımın listesindeydi Gasol.

NBA'de Bugün - Play-Off 2.Gün

Grizzlies 101 - Spurs 98
Şüphesiz play-off ilk maçları içinde en heyecanlı ve en gel gitli maça şahit olduk dün akşam. San Antonio ile eşleşebilmek adına normal sezonun son iki maçında aktif dinlenme geçiren ve kaybeden Grizzlies'in bu tercihi play-off öncesi tartışıldı ancak gördük ki sonuca gidebilecekleri bir tercih onlar için. İki gün önce Pacers'ın yapmak üzere olduğu sürprizi bir gece sonra Grizzlies gerçekleştirdi. Manu'nun ilk maça yetişmemesi Spurs için handikaptı ama bu maçta Grizzlies'in aldığı bu galibiyet serinin seyir zevki açısından da güzel oldu. Yenilgiyi tamamen Manu'nun yokluğuna bağlamak olmaz elbette. Ginobili olmasa da kazanacak pozisyonlarda bulundu Spurs ancak Battier'in kritik üçlüğüne engel olamadılar. Üstelik dikkat edilmesi gereken bir pota altı sorunu var. Duncan maç sonunda da Zach Randolph ve Gasol'un kendilerine karşı çok iyi bir performans sergilediklerini itiraf etti.

Bireysel performanslara bakalım ki pota altından bahsetmişken 25 sayı-14 ribaund ile oynayan Zach Randolph'un müthiş performansını es geçmemek gerek. Dün geceki oyunu ile beraber Conley'i de beğendim ben. Maçın belli bölümlerini izledim ve hiç fena gözükmedi Parker karşısında. 15 sayı-10 asist ile başarılı bir performansa imza attı. Battier'i atlamadan olmaz. Onun getireceği katkıyı blog üzerinden daha önce yazmıştık zaten ki önemli bir bench desteği olacaktı play-off arenasında. Henüz ilk maçtan bu performanslarına şahit olduk. Sadece 10 sayı üretmesine rağmen en kritik topu kullanma cesareti göstererek Memphis şehrine tarihinin ilk play-off galibiyetini kazandırdı. Spurs cephesinde Manu'nun yokluğunda sorumluluk alma çabalarında olan Parker 20 sayılık performansıyla takımının en skoreri oldu ancak bu 20 sayıya 16 saha içi denemesi ve 16 serbest atış denemesi ile ulaştı. Duncan 16 sayı-13 ribaund ile takımın dağınık pota altını toparlamaya çalışsa da bunda yeteri kadar başarılı olamadı ve Spurs ilk uyarıyı kendi evinde almış oldu.

Hornets 109 - Lakers 100
Memphis maçının ardından gecenin ikinci sürprizi Los Angeles semalarından geldi. Açıkçası seri başlamadan önce boyalı alanda West gibi önemli bir parçanın eksikliğinden dolayı Hornets'in kolay kolay maç kazanamayacağını düşünüyordum. Ancak dün akşam resmen göstere göstere maç kazandı Hornets. Chris Paul gerek maçın genelinde gerekse son anlarında yaptığı delici katkılarla Lakers'ın direncini alt noktalara çekmeyi başardı. Maçın sonlarında Kobe'nin kötü performansını da eklemek lazım tabi. Paul üst üste kritik hücumlardan basket çıkartırken, Kobe'nin son hücumları kötü kullanması dikkatlerden kaçmadı. Lakers maç genelinde doğru kullanılması halinde en büyük avantajını elde edebileceği boyalı alana top indirmekte çok zorlandı. Zaman zaman bunu denediklerinde sonuca ulaştılar ancak bunu maçın geneline yansıtamayınca yenilgi kaçınılmaz oldu.

33 sayı-14 asist-7 ribaund. Söylenecek bir söz yok Paul için. Bir play-off maçı için muazzam istatistikler. Bu istatistikleri yaparken Fisher'ın eksik yönlerini çok iyi kullanması ve guard rotasyonunda ipleri tamamen eline alması da Hornets'e maçı getiren ekstra faktörlerden biriydi. West'in yokluğunda yaptığı katkılarla bir nebze olsun onun yerini dolduran Landry yine başarılı bir gece geçirerek 17 sayıya imza attı ve kritik bir katkı sağladı. Lakers cephesinde Kobe'nin 34 sayısı galibiyet için yeterli olmadı. Pota altında Gasol maça hiç konsantre çıkamamıştı. Onun performansının iyi olması takıma da yansıyor ancak dün gece zaman zaman parlasa da sönmek üzere olan bir köz gibiydi. 8 sayı-6 ribaund-6 asist üretti ancak bütün okların da ona yöneltilmesi yanlış olacaktır. Takım halinde kötü bir performans sergiledi Lakers ve eksik noktalarından bolca Hornets'e geçit verdi.

Knicks 85 - Celtics 87
Doğu'nun en zevkli geçmeye aday serilerinden birine dün gece start verdik. Knicks ilk devre üstün bir oyun oynamasına rağmen üçüncü çeyrekle beraber Celtics'in vidaları sıkması onları galibiyete götürdü. Play-off'ların adamı olan Ray Allen bir kez daha takımı ipten alan isim olarak galibiyeti getirdi. Son dönemde çalak duvarına çarpan Fields aslında ilk çeyrek boyunca Allen'ı iyi tuttu. İlk 12 dakika sonunda tek bir şut kullanmamıştı Allen ancak ikinci çeyrekle beraber ısındı ve 24 sayı üreterek takımını galibiyete götürdü. Pierce ise 18 sayı ile galibiyete katkı yaptı. Knicks cephesinde sahneye çıkan isim 28 sayı-11 ribaund ile Amare olurken, Melo'nun 15 sayıda kalması üstelik bunu 18 şut denemesinde gerçekleştirmesi düşündürücü gözüküyor.

Knicks ilk devrede Celtics'e üstünlük kurarken yan parçalarından önemli katkı aldı. Maçın sadece ilk devresini izleyebildim gece zaten ve kötü bir Celtics izliyordum. Turiaf olsun Douglas olsun bunların mücadeleleri ile ilk devreyi 12 sayılık farkla önde kapatmıştı Knicks. Ancak ikinci çeyrekle beraber tecrübe farkını ortaya koymaya başladı Celtics. Ray Allen'ın boş geçen ilk çeyreğin ardından kendini bulması da bunda etkili oldu. Shaq'ın yokluğunda Jermaine O'Neal'da 6'da 6 ile oynayarak 12 sayı ile çok çok ekstra bir katkı vererek galibiyeti getiren isimlerden oldu. Kısa rotasyonu ise bu seride her zaman sıkıntı yaratacak özellikle Knicks cephesinde. Billups dün adeta yokları oynadı. Takımın ritim bulduğu anlarda yaptığı top kayıpları ve kötü paslar, hızlı hücumları etrafına bakmadan üç sayılık denemelerle noktalamalar derken Billups'u tanıyamadığım bir maç oldu. Billups'un kenarda olduğu anlarda oyunda olan Douglas'ın beklentilerin ötesinde sergilediği iyi performans ile koçun işi zorlaşacak gibi. Takımı oyun içinde tutan bir guard mı yoksa her an verebileceği katkılarla tecrübeli bir guard mı? Bu sorunun cevabını doğru verebilirse D'Antoni, Knicks'in seride ayakta kalmasını sağlayacaktır.

Nuggets 103 - Thunder 107
Çekişme ve heyecanın en bol olacağını beklediğim seri tahminlerim doğrultusunda başladı. Ligin sonundaki performanslara bakacak olursak bu iki takımın henüz ilk turda birbiri ile eşleşmesi bir talihsizlik olsa gerek çünkü kim elenirse elensin yazık olacak kaybeden takıma. Serinin ilk ayağında masmavi giyinen taraftarının önünde kazanan Thunder oldu ve seride ilk adımı attı. Play-off arenasında takım oyununun önemi büyük ancak bir de kritik anlar için eline güvenebileceğiniz birileri olmalı takımda. Denver için işler iyi hoş takım oyununu çok iyi oynuyorlar ve Melo takasından beri ivme olarak bir yükseliş mevcut ancak kritik anlarda topu kimin eline alacağı konusunda halen sıkıntılar mevcut ve doğru setleri halen ortaya çıkartamamışlar. Bunları söylüyorum çünkü zaten takım olarak iyi oynayan Thunder iki yıldızının da ekstra katkısıyla galibiyete ulaşmayı başardı. Durant&Westbrook ikilisinin 72 sayısı takıma galibiyeti getiren en önemli faktörlerden biriydi.

Durant 41 sayı-9 ribaund ile oynayarak play-off arenasına formda başladığını gösterdi. Westbrook ise 31 sayı-6 ribaund-7 asist ile her alanda katkı sağlayarak önemli bir performansa imza attı. Felton ve Lawson'un play-off'un ilk maçında sönük kalması da onun performansında etkili olan bir etmendi. Denver maç boyunca Nene'ye iyi paslar indirdi ve iyi paslarla Oklahoma boyalı alanını açmayı başardı. 22 sayı ile oynayan ve yanında da 8 ribaund alan Nene takımını sırtlayan isimdi ancak galibiyet için bu performans yeterli olmadı. Afflalo'nun eksikliğini yaşadı Denver nitekim Chandler ilk beş başladığı maçta kötü bir performans sergiledi. Ancak ne olursa olsun son ana kadar Thunder'a kök söktüren bir takım vardı ve bu maç aslında seride daha çok şey olacağının da habercisi gibi.

Thunder - Nuggets Değerlendirmesi

Thunder 4 - Nuggets 2

Aslında 4-3 gidebileceğini düşünüyordum bu serinin ancak sezonun sonuna doğru Thunder'ın iki maç art arda Denver'ı yenmesi beni etkiledi. O yüzden kılpayı da olsa 4-2'ye döndüm. Takas sonrası müthiş formda bir Nuggets izledik orası kesinlikle doğru. Üstelik inanılmaz derin bir kadroya sahipler, bir saymaya başlıyorsunuz sonu gelmiyor: Lawson, Felton, Afflalo, JR Smith, Wilson Chandler, Gallinari, Nene, Chris Andersen, K-Mart ve Al Harrington. Tam 10 tane ciddi anlamda kaliteli oyuncu. Yani bu saydığım isimlerin yarısını herhangi bir şampiyonluk takımına 3 veya 4. en iyi oyuncu olarak rahatlıkla ekleyebilirsiniz ve şampiyonluk getirecek hamle olur bu... O derece derin ve kaliteli bir kadro. Zaten bu listedekilerin 8'i, 10 sayının üzerinde ortalamaya sahipler. Ama playofflar'da bir hatta mümkünse iki tane yıldızınız olması lazım ki, topu onlara teslim edin.

Bence tek bir oyuncu ön plana çıkıyor burada Nuggets adına o da Nene: Denver'ın iki ilk 5 uzununa karşı da ayak çabukluğu avantajına sahip ve hücumda her şekilde sayı üretebilecek yetenekte. Elbette JR Smith'i de sayabilirdim ama bu arkadaş deli biraz, ne yapacağı belli olmuyor maalesef. Peki Nene'ye maçın son 5 dakikasında topu verip "Haydi kurtar bizi" diyebilir misiniz? Ben uzun süredir Nene'de bu potansiyelin olduğuna inanıyorum ama o rol oyuncusu kalıbından çıkmıyor inatla. Bir başka büyük potansiyel ise Lawson. Bu sene beni çok etkiledi. Geçen sezon Billups'ın kaçırdığı maçlarda muhteşem istatistikler yakalamıştı ama sadece 8 veya 9 maçtaydı yanlış hatırlamıyorsam bu rakamlar. O yüzden takas sonrası Lawson'ın ne yapacağını kestiremiyordum. Adam kaldığı yerden devam ediyor ve muhteşem oynuyor. Özellikle de tempoyu arttırdığı zaman kendisiyle beraber takımı da bir seviye yukarı çekiyor. Transition hücumunda Denver deli gibi sayı buluyor bu sayede. O yüzden Thunder'ın yapması gereken ilk şey geri koşmak. Nuggets uzunlarının da Thunder'ınkilere göre daha çabuk olduklarını ve koşmayı sevdiklerini düşünürsek, bunun şart olduğunu daha da iyi anlayabiliriz. Ama Lawson'ın set hücumuna geçildiğinde aynı şekilde oyunu domine edip edemeyeceğini bilmiyorum. Westbrook'un gücü ve hızı, ayrıca Thunder'ın boyalı alanı harika kapayan uzunları Lawson'ı durdurabilir. Bu noktada Felton akıllara geliyor, sözde Knicks ile süper bir dönem geçirdi ama ben onun hala eski Felton'dan bir farkı olduğuna inanmıyorum. Mümkünse benim sempati beslediğim takımlarda oynamasın... Gallinari, Chandler ve Afflalo ise çok rahat kendilerine pozisyon yaratabilen isimler değiller. Daha çok topun dolaşması sonucu ceza atışı ile skor bulduklarını söyleyebiliriz.

Peki biraz da Thunder hücumuna bakalım. İki oyuncu üzerine kurulu bir düzen. Westbrook ve Durant. İlk 5'teki Perkins ve Sefolosha tamamen savunma yapmak için oradalar. İbaka da orta mesafeden ceza kesmese, iyice kazmalar takımı olacaklardı. Neyse ki bu sezon çok geliştirdi şutunu İbaka. En azından kenardan Harden geliyor da biraz skor katkısı veriyor. Ana silahlara geri dönecek olursak, Lawson'ın Westbrook'u durdurmayı geçtim yavaşlatması bile pek mümkün değil. Üstelik bileğini burktuğu için ne kadar sağlıklı olduğu da belli değil. Durant'ın karşısına ise Chandler'ı koyabiliyorlar neyse ki. Oldukça iyi bir savunmacı. Ama o da Durant işte. Ligin en iyi skoreri. Karşısına bir Artest gelmedikçe kolay kolay aksamıyor. Burada tek sorun olarak görünen şey, Durant veya Westbrook'un gününde olmaması halinde Thunder'da kimin sahneye çıkacağı. Harden'a özellikle playofflar'da ne kadar güvenebileceğiniz tartışılır çünkü. Geri kalan oyuncular mücadele ederek, savunma yaparak takıma katkı verseler de hücumda çok kısıtlılar. Belki Sefolosha'nın kilitlemesi gereken bir süper yıldız olmadığı için Cook'a daha çok süre verebilir Brooks. Bu hamlenin takımı rahatlatacağına inanıyorum ben hücumda. Ama göreceğiz uygulayacak mı acaba koç. Ama mesela diğer kısıtlı hücumculardan Perkins'in savunmadaki liderliği gerçekten çok önemli bu takım için.

Bana kalırsa denk güçlerin mücadelesi olacak bu seri. Çok yakın, gidip gelen maçlar izleyebiliriz. kritik yerlerde, maç sıkışınca Nuggets'ın yapacağı tercihler ve kullanacağı isimler serinin kaderini belirleyecek. Bu durumlarda Ty Lawson'ın göstereceği çıkış extradan bir maç verebilir Nuggets'a mesela. Ama onun dışında Nuggets'ın Thunder'ı durduracak özelliklere sahip olduğunu düşünmüyorum. Bunların üstüne George Karl'ın durduk yere Brooks'a "Kendini beğenmiş ve bir tarafları kalkmış" demesi, Thunder oyuncularına bir gaz vermiştir diye düşünüyorum. Westbrook veya Durant çok kötü bir seri geçirmezlerse, 4-2'yle turu geçerler bence...

17 Nisan 2011 Pazar

Lakers’ın Zayıf Karnı

Hayır, benç değil. Bynum’un dizi de değil. Lakers’ın toparlanacağına, PJax’in (Phil Jackson) Odom’dan, Brown’dan, Barnes ve Blake’ten  gereken katkıyı dönem dönem alacaktır diye düşünüyorum. Lakers’ın D-Fish, Kobe, Artest, Odom ve Gasol’lü beşi zaten bu sene diğer herhangi bir beşten daha çok sahada kaldı 953 dakika ile.
  
Benim dikkat çekmek istediğim konu ise ev sahibi olma avantajı. Allstar arasından sonra 18 maçın 17’sini kazanmışlardı, Spurs’e de birkaç maç yaklaşmışlardı, fakat olmadı ve durum tekrar tersine döndü. İşte o son zamanlarda kaybedilen maçlar, Hornets serisinde değil fakat ileriki seriler veya olası NBA finallerinde son maçı evlerinde oynama avantajını şimdiden kaybetmiş durumda.

7. maçı evinde oynamanın ne demek olduğunu sadece ben bilmiyorum. Bakınız Jackson ne demiş: “Olasılıklar şu ki, 7. Maçta top elinizdeyken eğer oynadığınız salon ev ise, istediğiniz düdükleri alırsınız.” Buna kanıt olarak:
1) 2010 Finalleri’nde 7. Maç Staples Center’da Lakers'ın evinde idi, hatırlayın Lakers’ın şampiyon oluşunu.
2) 2009’da Lakers şampiyon olduğu sene Rockets karşısında bayağı zorlanmıştı, maç 7. Seriye gitmişti ve Lakers Los Angeles’ta seriyi kazanmıştı.

2011 Draft’ı Üzerine

Hazır NCAA Finali üzerinden çok geçmemişken, birkaç oyuncu üzerinden draft öngörülerimi aktarmak istiyorum sizlere.  Enes ile ilgili bir şeyler de söyleyeceğim elbette.
Draft New Jersey’de 23 Haziran’da yapılacak diye planlanıyor. Planlanıyor diyorum, çünkü olası bir sezn iptalinin neleri engelleyeceği hala öngörülemez durumda. Tabii ki bu oyunun merkezinde oyuncular var, oyuncusuz hiçbir şey olmaz, fakat bir ertelenme söz konusu olabilir.

Direkt olarak Enes’ten başlayayım. Enes drafta gireceğini zaten açıklamıştı bildiğimiz gibi. Kenctucky Üniversitesinden drafta katılacak oyuncumuz geçen sene Fenerbahçe’den 33.000 doların altında maddi katkı aldığını kanıtlayamamış olduğu için bu sene Kentucky’nin elenmesini bençten izlemekle yetindi. Okuduklarıma göre Enes ile Utah ciddi ciddi ilgileniyor. Hatta o kadar ki, bahsedeyim. İlk turda Jazz’in ilk 15 içerisinde olan iki seçme hakkından ilkinin ilk beş içinde olması bekleniyor. Jazz da büyük ihtimalle bu hakkını Enes’ten yana kullanacak. Cavs veya Raptors da bu konuda ikinci birer aday olabilirler.

O’nun dışında benim Avrupa’daki favori oyuncularım Mirotic ve Vesely de drafta girdikleri takdirde ilk turdan seçileceklerdir büyük ihtimalle.  İkisi de birer sene daha kalıp bir Euroleague Final Four’undan sonra giderseler onlar için daha iyi olacaktır diye düşünüyorum.

Amerika’da da ilk 10’da seçilmeye yakın oyuncular:  Brandon Knight, Kyrie Irving, Kemba Walker, Nolan Smith, Derrick Williams ve Alec Burks. Bu oyuncuların guard özellikli olmaları bir tesadüf değil,  zaten iyi oyuncuların çoğu guard pozisyonunda yoğunlaşmış. Sonuç olarak da diyelim ki bu draft o kadar da çok yıldız çıkaramayacak gibi.

17 Nisan Programı

17 Nisan Pazar 20:00 / Memphis Grizzlies - San Antonio Spurs
17 Nisan Pazar 22:30 (NTV) / New Orleans Hornets - Los Angeles Lakers
18 Nisan Pazartesi 02:00 / New York Knicks - Boston Celtics
18 Nisan Pazartesi 04:30 (NBA TV) / Denver Nuggets - Oklahoma City Thunder

Gecenin en güzel maçı NBA TV'de, en kötüsü ise NTV'de. Şimdi bunu dedim diye Hornets kazanırmış mesela.. Üç tane 4-2 bitmesini beklediğim seri var. Daha hala Nuggets-Thunder değerlendirmesi yazacak vakiti bulamadım. Artık eve dönünce gece bir şeyler çiziktiririm.

Gecenin Hareketleri - 16 Nisan


Link http://www.youtube.com/watch?v=Ii1krMtmdm0

Fernandez ile G-Wall ikilisinin alley-oop'u pek güzel. Playofflar'da yeterince göremiyoruz bunları ama Portland dün gece bol bol uyguladı, Aldridge 4-5 tane yaptı yanılmıyorsam... Dwight Howard tamamladığı smaçta resmen havada poz verdi. Çok etkileyici değil ama böyle resmen NBA Live gibi hissettim izlerken gece. Rose'un 6 numarası kesinlikle 2'de olmalıydı. Maçın son çeyreğini izledim, adam resmen geri döndürdü Bulls'u. Burada da 2 dakika kala fark 5'ken, inanılmaz zor bir pozisyonda basket faulü buldu. Neredeyse tek başına maçı kazandı... Bir numara ise Dwight Howard'ın bloğu açık ara. Hayattan soğuttu Etan Thomas'ı. Bir başka harika hareket de, dün gece şov yapan Young'dan geldi. Bu arada şimdi farkettim, Bulls ve Pacers'ı toplam 15-20 dakika izlemiş olsam da, Bulls'un bloğu hariç bütün hareketleri canlı izlemiş olmam da ilginç bir tesadüf.

Pacers Lig Sonuncusu

Normal sezon istatistikleri yavaş yavaş açıklanıyor. Pacers bu sezon ortalama 13.538 seyirci ile ligin en az seyirci çeken takımı oldu. Bu rakam yaklaşık olarak Conseco Fieldhouse'un kapasitesinin %75'ine denk geliyor. Bu kategoride onları, taşınma dedikodularıyla dolu bir sezon geçiren ve maç başına 13.890 kişinin karşısında oynayan Kings izliyor. Ligde bu iki takım dışında ortalama olarak 14.000'in altına inen takım yok. Bu arada 1999-2000 yılı, Pacers'ın Fieldhouse'a taşındığı ve NBA finali oynadığı sene, ortalama 18.345 kişi ile Indiana'nın en çok seyirciye oynadığı sezonmuş.

Bu alanda normal sezonun lideri ise evinde maç başına ortalama 21.791 kişi karşısında oynayan Bulls. Onları takip eden takım ise 20.510 ortalama ile Trail Blazers. Bu bakımdan Pacers-Bulls eşleşmesi ligin tepedeki ve dibindeki ekipleri karşı karşıya getirmesi açısından ilginç olacak.

Pacers'ın Granger dışında yıldız kategorisine giren oyuncusu yok. Fakat yıldız olma adayı oyunculara sahipler diyebiliriz. Hansbrough, Collison, Hibbert gibi heyecan verici isimlere sahipler. Bunun yanında her ne kadar doğudaki takımların çok kötü olmasının katkısıyla da olsa sonuçta playofflara kapak atmış bir takımın ligin en az seyirciye oynaması ilginç.

Kidd İlk Maçı Aldı: 89-81

Pek vaktim yok yazacak ama Blazers-Mavs, gece gerçek anlamıyla izlediğim ikinci maçtı. Bulls-Pacers'a 10 dakika, Heat-Philly'e ise 5 dakika ancak bakabildim. Bu maça dönecek olursak, aslında neredeyse her şey beklediğim gibi gelişti. Batum ve Aldridge ikilisi Nowitzki'yi ilk üç çeyrek boyunca muhteşem durdurdular. Çok kötü şut seçimlerine ve top kayıplarına zorladılar. Ancak son çeyrekte (birazcık da hakemlerin yardımıyla) bol bol serbest atış çizgisine giden Dirk 15 sayı birden üreterek maçı çekti aldı Blazers'ın elinden.

Aldridge elinden geleni yaptı ve Dirk'e adeta kafa tutarak 27 sayı gönderdi Mavs potasına. Tyson Chandler'ın harika savunmasına rağmen yaptı bütün bunları. Benim beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Peki buna rağmen nasıl kaybetti Blazers? Dış şutlarla. Kendileri 16'da sadece 2 üçlük isabeti bulurken, Mavs 19'da 10 ile maçın kaderini değiştirdi... Özellikle Kidd, tarihi bir gece yaşadı. 10 sezondur playoff oynayan yaşlı kurt, tam 6 üçlük isabeti buldu. Playoff kariyerinde bu bir rekordu. Ayrıca son 6 senedir ilk defa 24 sayıyı geçti. O kadar sıcaktı ki, perde kullanarak kendi şutunu yarattı birkaç kere ve başarılı da oldu. En son Kidd'in perde kullanarak şutunu kullandığını herhalde 2005'te falan görmüştüm. Ağzım açık izledim Kidd'i.

Maçta her şey beklenilen gibi giderken, dış şutlardaki bu dengesizlik maçı Mavs'e getirdi. Yoksa boyalı alanda çok büyük bir Blazers üstünlüğü vardı. Hatta komedi derecesindeydi Camby-Aldridge ikilisinin dominantlığı. Bunun üzerine G-Wall'u da ekleyince boyalı alanda dalga bile geçti diyebilirim Blazes için. Dış şutlara dua etsin Mavs. Aslında ben bugün Mavs'in kazanacağını düşünüyordum zaten ama bakalım sonraki maçta Batum 7'de 1 yerine 3-4 isabet bulduğunda ibre Blazers lehine dönecek mi...

İlk Sürpriz Atlanta'dan: 103-93

Dün gece ana olarak izlediğim 2 maçtan biriydi Hawks-Magic mücadelesi. Şaşırtıcı bir şekilde deplasmanda ilk maçı kazanmayı başardı Hawks. Hem de Howard 23'te 16 isabetle 46 sayı üretmesine rağmen. Peki nasıl oldu da yenildi Magic bu durumda? Üç ana nedeni var.

Öncelikle Magic'in savunması beklenilen seviyenin altındaydı. Daha doğrusu Hawks hücumda biraz ballı günündeydi. Boyalı alandan pek sayı üretmeseler de, orta mesafeden son derece yüksek bir yüzdeyle şut attılar. Hatta bunların bir çoğu zor pozisyonda, yarı el üzerinden bulunan şutlardı. Yarı el neyin nesi peki? Yani bir Kobe gibi ağzınızın içinde savunmanın eli varken atılan şut var, bir de savunmacı 1 adım ama sadece 1 adım uzaktayken kaldırıp atılan şut var. İkisi de teknik olarak el üzerinden ama ikincisi haliyle biraz daha kolay. Ama yine de bu tarz seçimlerle %55'e yakın bir şut yüzdesi yakalanamaz koca bir seri boyunca. Daha doğrusu normalde yakalanmamalı. O yüzden Hawks'un "Biz bir daha 100 sayıyı geçeriz" diye düşünmek yerine, Magic'i 90 ve altında tutmaya çaba göstermesi lazım yeniden. 90 ve altı demişken diğer nedene geldik.

Magic niye 93 sayıda kaldı? Hem de Howard coşmuşken. Nedeni belli. Howard 46, geri kalan 8 kişi 47 sayı üretti. Hele üçüncü çeyrekte 18 civarı sayı üreten, maçın geri kalanında uyuyan Nelson'ın 27 sayısını da çıkarırsak, 7 oyuncudan 20 sayı geldiğini görüyoruz Magic'te. Bu şekilde playoff değil normal sezon maçı kazanılırsa bile, maçtan sonra parkede göbek atar oyuncular. Howard'ı birebir tutup, hiç yardım getirmeyerek, kalan şutörlerin başına yapıştırdı savunmacılarını Larry Drew. Howard savunmacılarını dağıtsa, yerle bir etse de yardım sadece birkaç kez geldi maç boyunca. Yukarıdaki fotoğrafı komik olduğu için koydum, yoksa maç içinde nadiren gördük bu çullanmayı. Sonuçta Drew'ın taktiği oldukça iyi tuttu, Magic'in adeta kilitlendiğini gördük. Popovich'in Suns'a, Rivers'ın Magic'e karşı uyguladığı bir taktikti bu. Çok güzel uygulamaya koydu Hawks. Bu noktada Hidayet'in devreye girip takım arkadaşlarına pozisyon hazırlaması gerekiyordu. Howard ile pick and roll veya Anderson ile pick and pop oynaması halinde çok daha rahat şut imkanı bulabilirdi Magic. Ama Hedo çok silik bir maç geçirdi... Hatta eline gelen bomboş şut imkanlarını da geri çevirdi, adeta sayı atmak istemiyordu. Belki de maçın başında zaten sakat olan dirseğinin üstüne düşmesi, şutuna olan güvenini sarsmıştır bilemeyeceğim. Ama tek bildiğim şey, Magic'in şutörlerine boş üçlük imkanı tanıması gerekiyor. Gece hiç mi boş şut kullanmadılar peki? Eh mal değiller canım, elbette buldular birkaç boş şut imkanı ama onlar da girmedi. Kısacası Magic hiç gününde değildi Howard ve Nelson hariç. Nelson da yukarıda belirttiğim gibi üçüncü çeyrekte kıpırdandı sadece. Yani Hidayet'in yaratıcılığıyla ve takım halinde topun daha hızlı kanat değiştirmesini sağlayarak pozisyon bulmaları lazım.

Son olarak da Magic'in top kayıplarını kısması lazım. Howard bol keseden dağıttı mesela bugün eline gelen topları, tam 8 kere rakibe teslim etti. Takım halinde toplam 18 kere top kaybettiler ki bugün maç yapan 8 takım içinde en yüksek rakam bu. Karşıda deli gibi topa baskı yapan bir takım olsa hadi neyse ama Arenas topu elinden kaçırır, Nelson ve Hedo topu Howard'a indirirken dağa taşa atar, Howard, Duncan gibi fundamental uzmanı olduğunu zannederken gelen yardımlar sonrası topu elnden kaçırır... Böyle hücum edilmez yani.

Kısacası Stan Van Gundy, savunmayı biraz uyarırken, hücumda Hedo ve J-Rich'i nasıl daha fazla oyuna sokabileceğini düşünmeli, bunun yollarını bulmalı.