BIY AD

27 Aralık 2010 Pazartesi

Salak ile Avanak Cezalı

Haber dünden ama bildiğiniz gibi dün Noel'di, erken saatte fıstık gibi maçlar vardı, yazmaya fırsat olmadı. Blatche ile McGee Perşembe gecesi bir gece kulübünde kavga ederken görülmüşler. Bazı tanıklara göre birbirlerine küfür yağdırmışlar, bazılarına göre ise yumruklaşmaya kadar varmış olay. Tabii kendilerine göre beraber gece kulübünde etraftanlarında çıkan tartışmalardan kaçmaya, o sürtüşmelerden kaçmaya çalışmışlar sadece. Blatche "O benim takım arkadaşım niye onunla kavga edeyim ki?" şeklinde mesaj atarak olayı açıklamış. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye boşuna dememişler. Sonuçta Amerika'da isim açıklanmasa da "kaynağa göre" diye yazılan, üstelik birkaç farklı kaynağa göre yazılan haberler çok büyü oranda doğrudur. Hani Türkiye'deki gibi düpedüz yalan gazetecilik kolay kolay yapılmaz. Wizards kulübü de kavganın ikili arasında geçmediğini iddia ederek, oyuncularına kulüpte kavgaya karıştıklraı için ceza vermiş. Blatche ile McGee birkaç saat içinde başlayacak olan Spurs maçında kenarda oturacaklar.

Sonuç olarak, Blatche kariyerinin başından beri yetenekli ama kafasını oyuna vermeyen, tembel, kendini beğenmiş, sorunlu bir oyuncu olarak biliniyordu. McGee de NBA'de baya ses getirecek yeteneklere sahip olmasına rağmen, parkede yaptığı aptalca hatalarla dalga geçilen bir isim olmayı başardı. Faul problemleri, hocasının sözünü dinlememesi, ana görevi olan savunmadan çok, şov peşinde koşan bir oyuncu yani anlayacağınız. Bütün bunlara saha dışında yaşanan problemler eklenecek gibi duruyor. Hani başkalarıyla kavga etseler neyse, sıkça rastladığımız için bir nebze doğal karşılardım. Sanki Blatche'in daha önce saha dışında karıştığı bazı olaylar vardı diye hatırlıyorum. Ama takım arkadaşınla yumruklaşmak apayrı bir boyut. Aklıma hemen Haywood-Thomas ikilisi geliyor. Onlar da Wizards'da pivot pozisyonunu kapmak için kapışırken, antrenmanlarda yumruklaşmaya varan tartışmalar yaşıyorlardı. İkisinin birbirinden nefret ettiği yazılıp çizliyordu. Onlardan kurtuldular, şimdi Blatche ile McGee mi başlayacak? Tabii burada motivasyon ilk 5'teki pozisyonu kapmak değil, başka özel birşeyler vardır aralarında.

Wizards ne zaman bu saha dışı olaylardan kurtulacak acaba merakla bekliyorum. Say say bitmez son yıllarda yaşadıkları şeyler. Grunfeld mi gitmeli artık bilmiyorum ama bir disiplin sorunu olduğu açık. Belki de en yakın zamanda bütün karakter problemi olan oyuncuları gönderip, takımı tamamen Wall'un üzerine kurmaları en mantıklısı...

26 Aralık 2010 Pazar

Artı Eksinin Kısa Vadedeki Yanıltıcılığı

Dün Boston Celtics'in en kötü oyuncusu Nate Robinson 15'te 2 şut isabetiyle ile bitirdiği maçı, -5 +/- istatistiği ile tamamladı. Önce kısaca ne olduğunu anlatayım bunun. Bir oyuncunun parkede olduğu süreler içinde, takımının rakibinden kaç sayı geriye düştüğünü veya öne geçtiğini hesap eder +/- istatistiği. Bu veri son 1-2 yıldır daha fazla kullanılmaya başlandı NBA'de, eskiden maç içinde belki kafalarına eserse dikkat çekilirdi yanlış hatırlamıyorsam. Artık box-score'larda da yerini aldı, bazı istatistik sitelerinde ise yıllardır kullanılıyor. Ben istatistiklerin yalan söylemediğine inanan kesimdenim. Ancak bu +/- herhalde tutulan istatistikler içinde en çok eleştirilen ve en az güvenilendir. Bunun nedenini herhalde en iyi açıklayan örneklerden biri yukarıda verdiğim Nate Robinson'ın istatistiğidir.

Dün gece Celtics-Magic maçını izleyen istisnasız herkesin hemfikir olduğu bir konu vardı; o da Nate Robinson'ın gece boyunca Celtics'i baltaladığıydı. Zaten istatistiklerinden de anlayabilirsiniz bunu, 15'te 2 şut az buz değil. Ben çıksam Nate yerine Celtics ile maça, kazma bir şutör olarak yanımda Pierce, Garnett ve Allen varken 15'te 3 falan atarım herhalde. Neyse demek istediğim şey şu, Nate Robinson'ın elde ettiği -5, Pierce'ın -9 ve Allen'ın -12'sinden iyi. Halbuki Nate'in rezil hücum performansı onu Celtics'in açık ara en kötüsü yaptı dün gece. Bunu basketboldan anlayan, anlamayan herkes rahatlıkla görebilirdi. Tabii istatistiklere göre Pierce daha çok zarar vermiş takımına mesela. İşte +/- istatistiğine her maç tek tek bakmanın ne kadar yanlış olduğunu gösteren bir örnek bu. Kontrol etmedim açıkçası ama Nate Robinson muhtemelen takımın en iyisi Garnett'in parkede olduğu her saniye parkedeydi herhalde ve bu sayede +/-'de -25'lere düşmekten kurtuldu diye düşünüyorum.

Peki +/-'yi ne gibi durumlarda kaale almak lazım? İki durumda: Olağan dışı rakamları gördüğümüzde ve uzun vadedeki oyuncu istatistiklerinde. Mesela, Hidayet'in dün +30 yapması büyük ihtimalle bir tesadüf değil, çünkü takım arkadaşlarına baktığımızda en fazla +9 dikkat çekiyor. Maçı izlemeyenler için diyorum bunu elbette, yoksa zaten maçı izleyen herkes gördü Hidayet'in Magic'e dönüşünün ne kadar verimli olabileceğini. Diğer dediğim durum ise 15-20 maç ve sonrasında ortaya çıkan istatistikler. Ne kadar uzun vadeye bakarsanız, o kadar şansın etkisini sıfıra yaklaştırırsınız. Mesela Varejao geçen sene yanılmıyorsam ligin lideriydi +/-'de. Bu kesinlikle şans değil. Hani kazmadır falan ama Kobe'yi, Gasol'u, Nowitzki'yi falan geçmesini de şansa bağlamak olmaz, hele ki 82 maçlık istatistiğe baktığımızda. Varejao istikrarlı olarak bire bir savunmayı, rakibi devamlı rahatsız etmeyi, takıma enerji vermeyi başarıyordu ki, sahada olduğu bölümlerde Cleveland maç başına 14 sayı me ne fark atıyordu rakiplerine. Ha Varejao, LeBron'suz ne yapabilir? Bu sezon mesela maç başına -10 civarında Varejao, ama tabii Cleveland tam bir enkaz, takımda pozitif istatistik elde eden yok +/-'de... Bu tamamen ayrı bir konu, elbette yıldızların ve takımları taşıyan oyuncuların elde ettiği +/-'ler çok daha değerli, bunun tersini iddia etmek komiktir. Ama işte bütün sezon boyunca bir oyuncunun yaptığı doğruları göz ardı etmek de bana göre yanlıştır.

Ayrıca ek olarak bir oyuncu kenardayken takımın elde ettiği +/- değerler de ölçülüyor. Onunla, oyuncunun parkedeki dönemini karşılaştırıp ilginç sonuçlara varmak da mümkün. Mesela oyundayken pozitif katkı veren bir isim bench'e geldiğinde, takımı çok daha iyi bir performans gösterebiliyor. Bu durum o oyuncunun hücumdaki bencilliği ile açıklanabilir belki de. Böyle bir kural yok elbette, sadece ben fikir yürüttüm.

Böyle ilginç bir istatistiktir işte +/-. Bir daha box-score'larda gezindiğinizde, daha değişik bir gözle bakmanızı sağlayacak isem, ne mutlu bana.

26 Aralık Programı

26 Aralık Pazar 22:00 / Phoenix Suns - Los Angeles Clippers
27 Aralık Pazartesi 01:00 / Minnesota Timberwolves - Cleveland Cavaliers
27 Aralık Pazartesi 01:00 / Chicago Bulls - Detroit Pistons
27 Aralık Pazartesi 02:00 / Memphis Grizzlies - Indiana Pacers
27 Aralık Pazartesi 02:00 (NBA TV) / Atlanta Hawks - New Orleans Hornets
27 Aralık Pazartesi 02:00 / Washington Wizards - San Antonio Spurs
27 Aralık Pazartesi 03:00 / Philedelphia 76'ers - Denver Nuggets

Sıkışık ve çok çekici olmayan bir program var bu gece. Saat 02:00'de NBA TV'de yayınlanacak olan maçta Hornets evinde Hawks'ı ağırlayacak. Gecenin çekişmeli geçmesi beklenen karşılaşmalarından. Herkese iyi seyirler.

Düzeltme: Suns-Clippers maçı NTV Spor'un yayın akışından çıkarılmış maalesef. Hem NTV, hem NTV Spor'u Yüzde Yüz Futbol'a ayırmışlar.

Ödüllü Tahmin Yarışmasının Sorusu

Öncelikle günün programını vereyim çünkü cevaplar için gerekli. (Programda ilk sırada yazan takım deplasman takımıdır.)

Phoenix Suns - Los Angeles Clippers
Minnesota Timberwolves - Cleveland Cavaliers
Chicago Bulls - Detroit Pistons
Memphis Grizzlies - Indiana Pacers
Atlanta Hawks - New Orleans Hornets
Washington Wizards - San Antonio Spurs
Philedelphia 76'ers - Denver Nuggets

Bu geceki karşılaşmalarda görev alacak isimlerden "Steve Nash", "Kevin Love", "Derrick Rose", "Danny Granger", "Chris Paul", "Manu Ginobili" ve "Chauncey Billups"ın gecenin sonunda toplam kaç sayı atacaklarının tahminini istiyoruz.

Örneğin yukarıdaki 7 oyuncudan herbirinin karşılaşmalarını 10'ar sayıyla tamamlayacağını düşünüyorsanız tahmininizi 70 olarak girmelisiniz. Tekrar belirteyim bu oyuncuların tek tek kaç sayı atacağını değil rakiplerine atacağı sayıların toplamını tahmin etmenizi istiyoruz. Doğru cevaba ulaşan veya doğru cevaba en çok yaklaşan okurlar arasında tahmini ilk giren ödülün sahibi olacaktır. Adsız yorumlar dikkate alınmayacaktır ve post gecenin ilk maçının başlama saati olan 22:05'ten itibaren tahminlere kapatılacaktır. Herkese bol şans.

Önemli Not: Postu girmeden hemen önce inceledim oyuncuların sakatlık veya başka bir problemi görünmüyor. Yani şimdilik hepsi parkedeki yerini alacak gibi. Ama herhangi bir sebepten dolayı oyuncunun maçta görev alamaması durumunda girdiğiniz tahmin aynen geçerli sayılacaktır. Maçların uzatma süreleri dahildir.

ÖDÜL: Maksat hem eğlenmek hem de heyecan yaşamak. Yarışmamızın ödülü bir adet bir günlük league pass üyeliği. Üyeliğin şartları şu şekilde: İster bugün, ister yılbaşı gecesi, isterse ayın 25'i ile 1'i arasındaki herhangi bir gün 24 saat boyunca league pass'i kullanabileceksiniz.

Gecenin Hareketleri - 25 Aralık


Link

Anlamlı geceye yakışır bir Top 10 olmuş. Monta Ellis ve Derrick Rose'un turnikeleri çok estetik. Zaten ligde bu tarz turnikeleri en iyi bitiren isimlerden her ikisi de. Amare'nin oldukça zor bir pozisyonda Rose'a yaptığı blok da gayet güzel ama benim favorim Nene'nin tüm sahayı geçip Green'in üzerinden vurduğu smaç.

Heat'ten Büyük Gözdağı

Aylardır beklenen maç nihayet neticelendi. Düelloda kazanan taraf Heat ve LeBron oldu. Gün içerisinde "NBA'de Bugün" başlığıyla sitede yer alacaktır ama ben yine de küçük bir analiz yapayım maç hakkında. Karşılaşmayı Heat nasıl kazandı diye sorarsanız şöyle cevap veririm: "Takımların form grafiği kazananı belirledi". Maçı izleyemeyenler için nasıl geçtiğini şöyle tarif edeyim. Her iki takımın da son oynadıkları maça çok benziyordu. Bucks karşısında ritmini bir türlü bulamayan ve güven vermeyen Lakers bu gece de aynıydı. Keza Heat de Suns karşısında baştan sona maçı kazanacağını nasıl belli ettiyse bu gece de öyleydi. Maç boyunca Heat'in her bir parçası Lakers'ınkinden daha iyi işledi. Hatta öyle ki maçın başında kontrolü aldılar ve sonuna kadar direksiyonu kaptırmadı rakibe.

Heat bildiğiniz gibi rakiplerini en düşük yüzdede tutan takımlardan biri, hatta yanılmıyorsam bu istatistikte birinciler. Bu savunma direncini deplasmanda Lakers'a karşı gösterebileceklerini çoğu kişi gibi ben de tahmin etmiyordum ama bunu başardılar. İki takımı savunma bakımından kıyasladığımızda ligin başından beri gösterdiği istikrarla Heat'in bu konuda Lakers'a oranla çok daha önde olduğu bir gerçekti. E, takdir edersiniz ki savunmasıyla ön planda olmayan bir takımın Heat'e karşı 80 sayı atarak ayakta durabilmesi imkansıza yakın. Rakibin hücumda organize olmasına müsade etmedi Miami. Aslında maçı bu anlamda çok iyi analiz ettiklerini söyleyebilirim. Çünkü Wade Lakers'ın hücumdaki lideri Kobe'ye müthiş bir savunma yaptı ve tabiri yerindeyse rakibin komutanını etkisiz hale getirdi. Kobe hücumda dönem dönem agresifleşse de o bildiğimiz patlamasını bir türlü gerçeklestiremedi maç içersinde. Bunda farkın hiç kapanmamasının da etkisi var elbette. Çünkü ümit kırıcı bir şekilde Lakers'ın hamlelerine karşılık verdi Heat. Wade esas yapması gerekeni yaptıktan sonra hücumda standartlarının altında kalsa bile çoğu kişi ses çıkarmazdı bu duruma. Nitekim öyle de oldu. Fazla şuta yönelik oynadı ve hücumda biraz geri planda kaldı.

Guardlardan daha fazla verim alan taraf küçük farkla da olsa Heat'ti. Chalmers'ın maç içerisindeki bazı tercihleri sorgulanabilir türdendi ancak özellikle dış şutlarla skor üretimine büyük katkı yaptı. Kısır geçen maçlarda bu tarz sürpriz isimlerin çıkması büyük avantaj yaratıyor takımlara. Lakers'ın guard pozisyonu en verimsiz bölgesiydi diyebiliriz. Oyun kopmaya yakın Brown'ın ürettiği sayılar haricinde Fisher-Blake ikilisi çok kötü bir maç çıkardı. Özellikle dış şutu güvenilir bir isim olan Blake Heat savunmasının kurbanı oldu.

LeBron-Artest ikilisini kıyasladığımızda dramatik bir fark çıkıyor ortaya. Sene başından beri büyük düşüşte olan Artest maç boyunca oyunu germek haricinde pek birşey yapmadı. Buna karşın LeBron tam bir liderin olması gibiydi. Çok fazla çaktırmadan oyunu domine etti, tempoyu Heat'in istediği şekilde ayarlamasında guardlara yardımcı oldu. Hücumda çok doğru tercihler yaptı ve takım arkadşlarını mükemmel yönetti. Zaten 24-11-10 ile triple-double yaptığını da belirteyim. Üstelik pek çok asistini de Heat'in rol oyuncuları yedi. Kısacası şu maçın açık ara en iyi oyuncusuydu LeBron.

Uzunlara geçtiğimizde ise sert olmadığı ve dişli matchuplara karşı sinebileceği söylenen Bosh gayet iyi bir sınav verdi. Gerek orta mesafe şutlarıyla gerekse drivelarıyla Lakers savunmasını çaresiz bıraktı. Lakers'ta Odom maçın başında etkili gibi görünse de performansını genele yayamadı. Gasol'de ise yorgunluk sinyalleri yavaştan başladı gibi. Bynum'ın dönmesi Gasol'e iyi gelecektir uzun vadede. Bynum demişken ona da değinelim kısaca. Lakers adına playofflarda önemli bir rol alacaktır ama şimdilik en büyük artısı Gasol'ün sürelerini azaltıyor olması. Küçük bir parantez de Spoelstra'ya açalım. üst üste kazanılan maçları bu geceki galibiyetle taçlandırdı. Riley'in sağı solu belli olmaz ama çok büyük hatalar yapmadıı sürece koltuğu birkaç hafta öncesine oranla daha güvende gibi.

Sezonun şu ana kadarki en önemli maçı bu şekilde geçti. Ama bu skor çok aldatıcı olabilir. Yazının başında da dediğim gibi Lakers çok formsuz Heat ise çok formda. Playofflara daha uzun zaman var ve elbette olası bir playoff eşleşmesinde Lakers bu oyun düzeni ve sertliğinden çok daha fazlasını parkeye yansıtacak güçte.

NBA'de Bugün - 25.12.2010

Christmas Day denince herkes Miami-Lakers diyordu. Sezon fikstürü açıklandığından beri beklenen ve ajandalara kaydedilen maçtı. Lakers'ın kötü formu vardı ve hafta içinde aynı salonda Bucks'a mağlup olmuşlardı. Heat ise ritmini bulmuş Doğu'da en tepeye doğru yürüyordu. Baskı altında Cleveland ve Knicks'e akrşı gösterdiği performansla bu sezon oyununu konuşturan James, Lakers'a karşı 27 sayı 11 ribaund 10 asist ile oynayarak triple yaptı. Maça arka alanı kapatarak başlayan ve ön alanda rakibin istediğini yapmasına izin veren Lakers böylece boyalı alanı kontrolü altına alacaktı. Ancak olaya çabuk Chris Bosh bol bol dışarda top alarak uzun mesafeli şutları ile savunmayı açan isim oldu. Zaten maçta James'in triple'ı olmasa sadece onu konuşuyor olurduk. Bosh 24 sayı 13 ribaund ile çok önemli bir performansa imza attı. Wade'de halen hafta içindeki sakatlık belirtileri var. Ancak yine de dün 18 sayı 6 ribaund 5 asist ile takımının galibiyetinde önemli bir katkı sağladı. Benchten gelen Chalmers'ta skor yönüne yaptığı katkılarla etkili oldu. Lakers cephesine bakacak olursak maça felaket başlayan Gasol ve Kobe sonradan ritimlerini bulmaya çalışsalarda iş işten geçmişti. Kobe maçı 17 sayı 6 ribaund 7 asist ile tamamlarken Gasol'de 16 sayı 8 ribaund ile mücadele etti. Savunmada LeBron'u tutmakla görevli olan Artest ne hücumda gereken verimi sağlayabildi ne de James'in triple'ına engel olabildi. Lakers'ın iyi gözüken tek ismi Lamar Odom oldu. 14 sayı 9 ribaund ile Odom belki istatistik bakımından öne çıkmadı ama mücadelelerin içinde oluşu, pozisyonlarına göre nasıl oynamasını ne yapması gerektiğini bilmesi ile fark yarattı.

Günün ilk maçı büyük bir çekişmeye sahne oldu. Doğu'nun iki yeni gücü Chicago ve New York kozlarını paylaştı. Dördüncü çeyreğe kadar hatta son çeyreğin belli bir bölümüne kadar maç ortada gitti ancak Chicago kritik anlarda beş dakika skor üretemeyince Knicks farkı yakaladı. Rose karşısında Felton 20 sayı 12 asist ile başarılı bir performans gösterdi. Rose'dan söz etmişken Christmas'ın hakkını veren de o oldu. 28 sayı 7 ribaund 8 asist 6 top çalma ile müthiş oynadı. Yaptığı top kayıpları nazar olarak istatistiklerde yer alsa da galibiyete götüremedi takımı. Knicks'te ilk beşin tamamı çift hanelere ulaştı. Amare 20 sayı 10 ribaıunt 6 blok ile boyalı alanda önemli bir performansa imza attı. Dış şut konusunda da Knicks %45 ile isabet bularak maçı kazanmasını bildi. Boozer 26 sayı 19 ribaund ile oynarken yaşlı Kurt Thomas bir kez daha ilk beş başladı. Chicago koçu onun Noah'ın olmadığı bu dönemde fazlasıyla dakika alacağını söylemiş, insaf. Ömer 7 dakika forma giydi ve 3 ribaund 1 blok ile oynadı.

Doğu'da tepeyi hedefleyen Celtics ve Orlando'da dün gecenin önemi ile karşı karşıya gelen takımlardandı. Celtics maç boyu kontrolü elinde tutan ve skorda üstün olan taraftı ancak son dakikalarda ne olduysa oldu Orlando maçı kazanmayı başardı. Shaq ve Howard karşılıklı faul problemleri ile maçı geçirirken gördük ki Orlando Howard'ın en ufak bir faul probleminde çok sıkıntı çekecek. Howard'ın eksikliğini size sorununa rağmen müthiş dış şut atan ve 21 sayı 9 ribaund ile takımını sırtlayan Bass kapattı. Hidayet, Orlando'ya geri dönüşünü adeta Christmas ile kutladı. 16 sayı 4 ribaund 4 asistin yanında +/- isatatistiklerinde +30 ile muazzam performansını belgeledi. Orlando'da maç boyu anlam veremediğimiz işlere imza atan Nelson ise mücadelenin sonunda bulduğu kritik üçlüklerle maçı bitiren hamleyi yapıyordu. Boston'da Jermaine'in de dönüşü ile Semih benchten kalkamazken Davis benchten gelip 16 sayı 8 ribaund üretti. İlk devre Orlando'nun farkını kapatan ve öne geçen Celtics'te yıldız isim Pierce'ti ancak ikinci devre aynı performansını ortaya koyamadı. Garnett maça bir ara müthiş ağırlığını koymasına ve üst üste orta mesafeli şutlarla skor üretmesine rağmen onun çabası da galibiyete yetmedi ve 14 maç aradan sonra Celtics yenilgiyle tanıştı.

Batı'da play-off potasında bulunan iki takımı karşı karşıya getiren maçta Oklahoma City, Durant'in müthiş performansıyla galibiyeti elde etmeyi başardı. Son çeyrek savunmada sertleşen ve farkı açan Oklahoma, Durant'in 44 sayı 7 ribaund 4 asisti ile galibiyete ulaştı. Üstelik bu skoru bulurken %70 isabetle oynayarak benim gibi şut verimliliğine özen gösteren birinin bir kez daha gözüne girmeyi başardı. Durant'in yanı sıra Oklahoma'da aynı zamanda Harden'ın da tekrardan sahneye çıktığı maç olmuş. Harden benchten gelerek 21 sayılık katkı vermiş. Melo ablasının vefatı ile hafta içinde takımdan iznini istemişti dünkü maçta da takımının yanında değildi. Onun yokluğunda Billups 30-3-3 yaparak takımını sırtlamaya çalıştı ancak Durant'a engel olamadılar. Pota altında Kristic'e karşı Nene'de 23 sayı 12 ribaund ile iyi işler yapmıştı ancak yapılan 17 top kaybı onlar için fazla lüks oldu.

Üç maçlık bir galibiyet serisi yakalayıp Phoenix'i play-off potasının dışına iten Portland dün gecenin son maçında Warriors'a konuk oldu. Golden State son çeyrek 11-0'lık bir geri dönüş ile galibiyete uzanmasını bildi. Ellis %50 isabet oranı ile 39 sayı 7 asist ile müthiş bir performans sergiledi. Curry 6 maç aradan sonra takımdaki yerini aldı ama formundan uzak gözüktü isabet konusunda ancak yaptığı 11 asist ile dikkat çekti. 4'te 4 üçlük ile oynayan Wright 16 sayı ile mücadele etti. Portland'da Brandon Roy sakatlığından dolayı bir kez daha oynamazken Matthews 25 sayıyla oynadı. Portland ribaundlarda rakibine müthiş bir üstünlük kurmasına rağmen hücumlarının verimsiz olması ve yanlış şut tercihleriyle kazanabilecekleri bir maçtan yenik ayrıldılar. Miller'da 12 sayı 15 asist 7 ribaundluk performansıyla dikkat çeken isimler arasındaydı.

Görülmemiş Düdük


Link

Şu anda son çeyreği devam eden Celtics - Magic maçında Dwight Howard'a serbest atış çizgisinde top elindeyken 10 saniyeden fazla beklediği için ihlal kararı çıktı. Youtube videosunda üşenmedim saydım, Bob Delaney 14. saniyede çalışıyor düdüğü. Biraz futboldaki kalecinin 6 saniye topu elinde tutma olayına benziyor. Onu da bir hayli az görürüz ama tabii serbest atış kuralı kadar da nadir değil. Zaten Dwight Howard kadar serbest atış çizgisinde vakit geçiren oyuncu çok nadiren buluruz. Haksız olmasına rağmen gidip bir de hakemi alkışladı Dwight, ikinci teknik faulü alması gerekirken Delaney onu sadece uyardı. Eğer bu 10 saniye kararı daha sık görülen birşey olsaydı, Delaney kendinde Dwight'ı atma hakkını da görürdü ve maç orada biterdi Magic için.

Yayında Kaan Kural, Dwight'ın bu kadar serbest atış çizgisinde geçirdiği sürenin son zamanlarda tartışıldığını söyledi yayında. Ben görmemiştim ama usta diyorsa doğrudur elbette. Açıkçası çok şaşırdım bu düdüğe çünkü benim bugüne kadar çalındığını görmediğim bir karardı, ki iyi kötü 15 senedir NBA maçlarını izlerim. Gerçi ben kimim ki? Koskoca Hubie Brown diyor "Ben ilk defa tanık oldum 26 yıllık televizyon geçmişimde" diye. 10 saniyenin ne kadar nadir görüldüğü, daha iyi anlatılamaz herhalde.

Darısı tenis maçlarında 30 saniyede servis kullanan Nadal'ın başına diyelim. Ona da çıksa şu düdük (sanki teniste düdük var!) artık rahatlayacağım valla. Tenis severlerin sabrını zorluyor kendisi.

Not: Bu videoda da Paul Pierce'ın bu karardan sonra gelen bir serbest atışta saniyeleri saydığını görüyoruz.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Ödüllü Tahmin Yarışması

Madem yarışma Christmas (Noel) sebebiyle, o zaman sorumuz da bu gecenin en önemli iki maçı ile ilgili olsun. Sorumuz şöyle: Bu gece oynanacak "Lakers-Heat" ve "Magic-Celtics" maçlarında hangi takımlar galip gelir, aynı zamanda maçı kazanan iki takım toplam kaç sayı farka ulaşır? (Uzatmalar dahildir.)

Cevabı gireceğiniz format şeklini vereyim hemen. Örneğin Lakers'ın 5, Magic'in 7 sayı farkla kazanacağını düşünüyorsanız, Lakers-Magic-12 şeklinde cevabı giriniz. Unutmayın ki ödülü kazanmanız için her üç kategoriyi de doğru cevaplamanız gerekmektedir. Doğru cevaba ulaşan okurlar arasında tahmini ilk giren ödülün sahibi olacaktır. Tahmin edeceğiniz üzere Adsız yorumlar dikkate alınmayacaktır ve post 21:35'te tahminlere kapatılacaktır. Herkese bol şans.

ÖDÜL: Maksat hem eğlenmek hem de heyecan yaşamak. Yarışmamızın ödülü bir adet bir günlük league pass üyeliği. Üyeliğin şartları şu şekilde: İster bugün, ister yılbaşı gecesi, isterse ayın 25'i ile 1'i arasındaki herhangi bir gün 24 saat boyunca league pass'i kullanabileceksiniz.

25 Aralık Programı (Christmas Show)

25 Aralık Cumartesi 19:00 (NBA TV) / Chicago Bulls - New York Knicks
25 Aralık Cumartesi 21:30 (NTV SPOR) / Boston Celtics - Orlando Magic
26 Aralık Pazar 00:00 / Miami Heat (NTV) - Los Angeles Lakers
26 Aralık Pazar 03:00 (NBA TV) / Denver Nuggets - Oklahoma City Thunder
26 Aralık Pazar 05:30 / Portland Trail Blazers - Golden State Warriors


Aylardır beklenen gün geldi çattı. Christmas sebebiyle ekstrem bir program söz konusu. Gerek maç saatleri gerek program yoğunluğunun dağılımı müthiş ayarlanmış. Bize de keyifle izlemek kalıyor. Normal sezonun en önemli maçı bu gece 00:00'de Staples Center'da oynanacak. Bir tarafta LeBron bir tarafta Kobe... Bir tarafta yeni yapılanmanın getirdiği uyum sorununu atlatıp çıkış yakalayan Heat, diğer tarafta lige iyi başlayıp son maçlarda vites düşüren Lakers. Heat daha formda taraf gibi görünse de ev sahibi avantajıyla Lakers bir adım öne çıkıyor. Maçın hasılat rekoru kırdığı da gelen haberler arasında. Yayının NTV'de olduğunu hatırlatalım.

Primetime'ı malum maça kaptıran çok güzel iki karşılaşma daha var bu gece. Saat 21:30'da NTV Spor'un canlı yayınlayacağı Celtics-Magic ve saat 03:00'de NBA TV'den yayınlanacak Nuggets-Thunder... Doğu'nun önemli takımlarına karşı mağlubiyeti bulunmayan Celtics, takaslardan sonra Spurs'e patlayarak ilk olumlu sinyalleri veren Orlando'ya konuk olacak. Şüphesiz Orlando adına çok daha önemli bir maç zira Celtics kaybetse bile ligdeki konumları ve yakaladığı hava itibariyle çok ağır yaralar almaz. Gecenin diğer önemli maçında ise Melo'suz Nuggets Thunder deplasmanında galibiyet arayacak. Carmelo'nun olmaması Thunder'ı maçın ağır favorisi yapıyor. Umarız keyifli bir NBA gecesi olur.

Tahminleri Alalım

NOT: Gün içerisinde farklı sürprizlerle karşınızda olacağız, takipte kalınız.

Efendim bildiğiniz gibi bugün Christmas. Biz de blog ekibi olarak size birkaç değişik aktivite sunalım istedik. Öncelikle benim bir bahis bürosundan çaldığım fikri hayata geçirelim. Bugünkü maçlarda süperstarlardan LeBron, Kobe, Howard, Amar'e ve Durant sahne alacak. Bu oyunculardan hangisinin takımı adına daha verimli olacağı ve geceye damgasını vuracağı çok göreceli. Bu sebeple biz sonucu tartışmaya kapalı bir konuyu ele alacağız ve sizden bu yöndeki tahminlerinizi isteyeceğiz. Sorumuz şu şekilde: Bu oyuncular içinden hangisi gecenin sayı kralı olur? Tahminlerinizi, varsa açıklamasıyla birlikte, yorum kısmında belirtebilirsiniz.

Kör Kör Parmağım Gözüne

Şurada belirtmişti Can, Cousins'ın ceza aldığını ve Bucks maçında benchten geleceğini. Öyle de oldu ve ilk 5'ten kesiği yedi Cousins. Bu duruma düşen normal bir insandan beklenti nedir? Yaptığı saçma sapan hareketlerden sonra cezayı yiyen biri olarak tüm gözler üzerindeyken en azından bir süre uslu durması. Ama bizim koca oğlan yine durmadı yerinde. Henüz ilk maçta oyuna girer girmez yaklaşık 1 dakika içinde üst üste iki pozisyonda hücum faul yapıp aynı hızla geri geldi kenara. Sonra maçın ilerleyen döneminde 2 hücum faul daha yaptı ve 4 faulün hepsini Sacramento hücumlarında gerçekleştirerek ilginç bir başarıya imza attı. Kısa kariyerinde bu kadar sabıka çok ve kahramanımız da akıllanacağa benzemiyor. Belki onu da Eskişehir Spor'a kiralamalı, ne dersiniz?

Takas Piyasası #3

Takas piyasası yazı dizisinin 3. bölümünde kahramanımız Baron Davis. Daha önceki yazılarda Carmelo'yu New York'a, Mayo'yu Bulls'a yollamıştım. Henüz bir gelişme yok ama Carmelo'nun NYK flörtü aylardır olduğu gibi hergün manşetlerde. Bu yazıda ise takımdan kopma noktasına gelen Baron Davis'e en uygun adres olarak Bobcats'i belirledim.

#3 Baron Davis

Çok enteresan bir oyuncu Baron. Yetenekli olduğuna kimsenin şüphesi yok ama bu yeteneğin yanında oyuncunun 10/11 sezonunda inanılmaz bir düşüş yaşadığı ortada. Patır patır üçlük attığı zamanları hatırlıyorum özellikle Golden State yıllarında. Şu aralar ise çizginin gerisinden %18'le atıyor. Tamam saha dışında sorunlar yaşarsın, takımda anlaşmazlıklar olur performansın düşer ama nasıl olur da bir şut bu kadar geriler? Hadi onu geçtim saha içinde %36, serbest atışta ise %65 atması tam bir felaket. Onu da bir kenara koydum. Ligdeki tüm oyun kuruculara karşı inanılmaz bir fizik avantajı olmasına rağmen berbat savunma yapıyor. Ama ben de şunu biliyorum ki bu adam basketbolu falan unutmadı. Sadece Clippers takımından öylesine soğudu ( ya da soğutuldu ) ki artık burada basketbol oynamak istemiyor. Karakteri sebebiyle zorluklarla savaşmak ve uyum kelimelerinden oldukça uzak bir profili olan Baron daha 31 yaşında kariyerinin böylesine sekteye uğradığı bir takımda devam etmek istemiyor bu açık ve net ortada.

Peki onu yıllık 13 milyon dolarlık "kalın" kontratıyla kim alır? Aklıma tek bir takım geliyor : Charlotte Bobcats. Koç değişimiyle beraber yeni bir sistemi benimseyecek takımda oyuncuların da değişmesi gerektiği ortada. Özellikle oyun kurucu pozisyonda D.J. Augustin'in yetersizliği görmezden gelinecek gibi değil. Beklenilen performansın altında kalan Augustin oyunun her iki yönünde de bir Felton değil bu sebeple Bobcats hücumları aksıyor. Davis bu noktada devreye giriyor. Yeni bir takım, yeni bir sistem hatta buna ekstra olarak Golden State yıllarından beraber oynadığı Stephen Jackson faktörü Bobcats'i onun için ideal kılıyor.

İşin bir de ekonomik boyutuna bakalım. Baron'dan bir an önce kurtulmak isteyen Clippers yönetimi karşılığında alacağı oyunculara pek bakmayacaktır diye düşünüyorum. Bu noktada tek kriter olarak salary cap kalıyor. 13 milyon dolarlık kontratı bulunan Davis'e karşılık Bobcats'te yollanmak için en ideal isim ise Desagana Diop olarak görünüyor. 6.5 milyon dolarlık kontratının yanında takımda Tyrus Thomas, Nazr Mohammed gibi isimlerin olması onun yokluğunun takıma pek vurmayacağı anlamına geliyor. Diop'un yanında yollanması gereken isim ise bana kalırsa o kontratı nasıl aldığını hala merak ettiğim 4.5 milyonluk Matt Carroll. Onu da üçlükçü bilirdim şimdi bir baktım %14'le atıyor basketbolla pek alakası yok gibi. Belki Clippers da kendini bulur umuduyla alınabilir. Sonuç olarak Diop+Carroll = Davis takası gayet mantıklı görünüyor. Bence her iki takım içinde çok doğru bir hamle olacaktır. Takımları bir kenara koydum ligin birkaç yıldır Baron Davis gibi bir oyuncudan mahrum kalması cidden üzücü. Kirilenko'nun üstünden yaptığı o smaç hala aklımda. Bobcats olur mu bilemem ama yeni takımında benzeri smaçlar ve beraberinde sahada gerçek bir lider izlemek için sabırsızlanıyorum.

24 Aralık 2010 Cuma

24 Aralık Programı

25 Aralık Cumartesi 00:30 (NTVSPOR) / NBA Stüdyo

Noel sebebiyle maçsız geçilecek günde NBA Stüdyo'da geçtiğimiz hafta yapılan takas hamleleri masaya yatırılacak. Orlando'nun karlı olup olmadığı ve Larry Brown'un ayrılığı günün tartışma konuları. Ve tabii ki uzun zamandır beklenen LA Lakers - Miami Heat maçının analizi de programda yer bulacak. Keyifli bir gece dilerim.

Küçük Detaylar-5 (Sloan 3.lüğe Yükseldi)

Jazz'ın yaşayan efsanesi Sloan, geçtiğimiz gece Minnesota karşısında takımının aldığı galibiyetle ligde en çok maç kazanan 3. koç oldu. Bildiğiniz gibi yaklaşık 22 yıldır aralıksız olarak takımın başında Sloan ve sağlığı elverdikçe de bu görevi sürdürecek gibi. Açıkçası mevcut kadro yapısıyla eski başarılara ulaşmaları ve Sloan'un bu görkemli kariyerini bir şampiyonlukla taçlandırması neredeyse imkansız ama ne olursa olsun onu kenarda görmek güzel.

En çok galibiyete sahip koçları da sıralayalım: Don Nelson (1335), Lenny Wilkens (1332) ve Jerry Sloan (1211).

Gecenin Hareketleri - 23 Aralık


Link

LeBron'un 1 numaradaki, devre bitiminde yaptığı smaç gecenin açık ara en güzel hareketi. Başka bir oyuncu Frye'ın o darbesini alsa, dağılabilir havada ama tabii LeBron insan değil... Yalnız küçük bir sitemde bulunalım kendisine. Fastbreaklerde sürekli değirmen vurmaya başladı. Tamam onu da çok estetik yapıyor ama insan biraz değişiklik arıyor. Hayır, yapamayacağı birşey de değil ki istediğimiz.

Eğrisi Doğrusuna Denk Geldi


Link

Görüntü yaklaşık 1 hafta öncesine ait. Kobe, Nick Young'ı savunurken önce Booker'ın screenine takılıyor. Ardından Gasol show-up'ı gereğinden fazla uzatınca, Kobe'ye adeta perde koyuyor. Kobe de Gasol'ü, "O zaman sen savun" dercesine Nick Young'a doğru itiyor ve bu savunma hatasından dolayı cezasını çekmesini sağlıyor. Tabi ligin ortalama en çok süre alan oyuncularından biri olan Gasol için bu hareket cezadan sayılırsa.

NBA'de Bugün - 23.12.2010


Dallas mağlubiyetinin ardından kendisini Arizona çöllerinde bulan Miami deplasmanda Phoenix'i zorlanmadan mağlup etmeyi başardı. Heat'te Dwyane Wade forma giymezken skor gücünü LeBron ve Bosh ikilisi çekti ve takımı galibiyete taşıdı. LeBron 36 sayı 6 ribaunt 4 asist ile oynarken Bosh'da 23 sayı 11 ribaunt ile double yaptı. Heat benchinin önemli isimlerinden James Jones, Wade'in yokluğunda ilk beş çıktı. Dampier'in benchten getirdiği önemli destek ve Miller'ın iyileşmesi ile formunu bulduğunda bench bakımından da kaliteli bir rotasyona sahip olacak Miami. Suns'a bakacak olursak Carter forma giymezken Gortat ve Pietrus ikilisi benchten geldi. İki gece önce Spurs karşısında takımının en skoreri olan Dudley bu formunu sürdürdü ve 33 sayı 12 ribaunt ile kendini aşan bir performansa imza attı. Nash maçın son bölümüne kadar skor üretemese de maçı 4 sayı ve 18 asistle tamamlayarak takımını oldukça iyi yönettiğini gösterdi ancak galibiyeti getiremedi.

Kısa Batı turnesinin son ayağına Kings karşısında çıkan Milwaukee, Lakers'tan sonra bir galibiyet daha elde etti ve play-off potasına girmeyi başardı. Jennings'in sakatlığına rağmen gelen üst üste galibiyetler takım için oldukça motive edici olsa gerek. Bogut 15 sayı 13 ribaunt ile pota altında önemli bir üstünlük kurdu ve takımını galibiyete taşıdı. İki gece önce Lakers'a karşı skorer olarak sahne alan Boykins dün gece bir kez daha takımının en skoreri oldu. Üst üste 7.yenilgisini alan Kings'de takımın bir numaralı silahı olarak dikkat çeken Evans 2/13 şut isabeti ile oynadı ve kötü bir performans sergiledi. Udrih yine istatistiksel olarak takımın en dikkat çeken ismi olurken ousins'in yerine ilk beş çıkan Dalembert doube yaptı.

Orlando Magic yaptığı takasların ardından ilk galibiyetini dün gece Spurs karşısında aldı. San Antonio gibi yaşlı bir takımın back-to-back maçında olması ve yorgunluğunun da etkileri galibiyette pay sahibi olmasına karşın Orlando'da her parçanın verimli oyunu galibiyeti getiren etmenlerdendi. Dört maç aradan sonra galibiyetle tanışan Orlando'da Howard 29 sayı 14 ribaunt ile oynadı ve takımında dikkat çeken isim oldu. Yeni gelen isimlere bakacak olursak bu maç çüphesiz en büyük sıçramayı Arenas sergiledi. Nelson'un kötü bir maç çıkardığı gecede onun iyi performansı fazlasıyla göz önünde oldu. Arenas 14 sayı 6 ribaunt 9 asisti ile galibiyette payı olan önemli isimlerdendi. Hidayet ise şutunun biraz daha iyiye gittiğini gösterdi ve 11 sayı kaydetti. Dört numaraya çekilen Bass'ın da ilk beş çıktığı iki maçtada iyi performanslar göstermesi şüphesiz ki tesadüf değil.

Spurs cephesine bakacak olursak Bonner-Neal-Manu-Parker ve Jefferson gibi üçlük potansiyeli olan ve çoğu maçta bu silahını da çok doğru bir şekilde kullanan bir takım olduğunu görüyoruz. Ancak dün gece üçlük çizgisinin gerisinden bekledikleri performansı elde edemediler. %36 ile üçlük kullandı San Antonio. Spurs'te skor dağılımı gayet başarılı bir şekilde gerçekleşmesine ve sekiz oyuncunun çift haneli skor üretmesine rağmen galibiyete ulaşamadı. Parker-Manu-Duncan gibi isimlerin zaten ortalama altı kaldığı bir maçta dikkat çeken isim dün olduğu gibi Neal ve Splitter oldu. Gary Neal bir gece önce Denver'a karşı benchten gelip önemli katkı vermişti ve dün gece de 16 sayılık katkı sağladı. Splitter'da 11 sayı 5 ribaunt ile istatistiksel olarak önemli bir performansa imza attı.

Ufak Bir Magic-Spurs Analizi

Gün içerisinde "NBA'de Bugün" bölümünde değinilecektir ama ben maça dair küçük bir analiz yapayım erkenci okurlarımız için. Dün gece Denver'a karşı çok tempolu bir maç oynayan San Antonio bu gece Orlando engelini aşamadı ve farklı bir mağlubiyet aldı. Evet, maçın kilit noktalarından biri buydu, Spurs'ün yorgunluğu. Maça çok iyi başlamışlardı ancak dakikalar ilerledikçe guardları düştü. Fastbreakten bulunan sayılarda rakiplerine 30-2 ile ezilmeleri de yorgun olduklarının bir göstergesi. Sene başından beri benchten iyi katkı alıyorlar ama takımın ana silahları çok yaşlı ve Popovich'in oynattığı sistemde bu tür back to backleri kayıpsız geçebilmeleri biraz da maçın erken kopmasına bağlı olacaktır ilerde. İlerde diyorum çünkü şimdilik herhangi bir sorun yok, işler yolunda. Ama sezonun sonlarına doğru takımın ana parçalarının aynı tempo, sağlık veya formlarını koruyamama ihtimali çok yüksek.

Maçın kaybedilmesinde bir diğer etken ise Arenas'tı. Parker karşısında hem savunmada hem hücumda bocalayan Jameer'in yerine oyuna girerek ivmeyi bir anda Orlando lehine değiştirdi. Peki güven veriyor mu diye sorarsanız gönül rahatlığıyla hayır derim. İki ucu keskin bir bıçak ve şutları girmediğinde o bıçak Orlando'ya saplanacaktır. Şimdilik sadece Magic formasıyla ilk iyi maçını çıkardı diyebiliriz Arenas için. Aslında bu son söylediğim takasla gelen diğer isimler için de geçerliydi. J-Rich post oyunlarından bulduğu sayılarla, Hidayet ise özellikle maç koptuktan sonra skora oldukça katkı yaptı.

Hidayet demişken biraz değinelim ona da. Maç içinde birkaç dakika haricinde kısa forvet olarak görev aldı. O dakikalarda Bonner ile eşleştiği için de gayet akıllıcaydı 4 numara oynaması. Hidayet'in maçın genelinde Jefferson'ı savunduğunu da belirtelim. Son yıllarda oyunu iyice şuta dayalı olan ve içeri kolay kolay penetre girişiminde bulunmayan Jefferson, Hidayet'in savunabilmesi için biçilmiş kaftandı. Nitekim çok da sorun çıkarmadı ama aynı durum Hidayet hızlı bir üç numarayı savunurken geçerli olmayacaktır. Hücumda ise Jameer kadar oyun kurma görevini üstlendi ve bunda da başarılı oldu. Maçın sonlarına doğru birkaç şut soktu ama şut güvenini yeniden kazandığını söylemek henüz iyimserlik olur. Maçın en ilginç anı ise Howard'ın Quinn'i 12'den vurmasıydı. Benzer isabetleri serbest atışlarda da bekliyoruz kendisinden.


Link

Smaç Yarışmasına Ön Hazırlık


Link

Gün içerisinde önce Griffin'in smaç yarışmasına katılabileceğine dair haber girip ardından ufak bir Houston analizi yapmıştık. Tam üzerine iyi gidecektir bu video. Dün oynanan Clippers-Rockets maçının ilk çeyreğinin son 6 dakikasında Clippers, Rockets potasına tam 6 smaç vuruyor. Dakika başı potanda gördüğün bir basket normal karşılanabilir ama bunların herbiri smaçsa o zaman sorun vardır işte. Videonun 15 ile 60. saniyeleri arasında bu smaçlardan bir demet var.