28 Mart 2010 Pazar
27 Mart'tan Notlar
Bir gece OKC karşısında, ne savunmada ne de hücumda takımına katkı sağlamayan Gasol, özür niteliği taşıyan Houston maçında elinden geleni yaptı. Aslında maç tam istediği gibi bir maç oldu. Chuck Hayes’ den başka uzunu (artık ona da nasıl uzun diyorsak) olmayan Rockets karşısında, hem fiziği hem de ayak çabukluğuyla Scola ve Hayes’e üstünlük sağladı maç boyunca. Savunma da hücumdaki kadar olmasa da önemli işler yaptı. 4 tane bloğu zaten maça kendini verince ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. İşin sayısal kısmına gelecek olursak, 17’de 11 ile 30 sayı buldu yıldız oyuncu. 8 ribaund ve 2 de asisti var. Bynum’un eksikliğini hiç aratmadı diyebilirim rahatlıkla. Aynı şekilde Kobe, dünkü felaket maçtan sonra bugün özellikle asist ve ribaund katkısıyla takımını Gasol’le galibiyete taşıyan en önemli etkenlerden biri oldu; ama 10 ribaundu ve 9 asistinin yanında 5 top kaybı var. Triple double’ı bir asistle kaçırdığı bu geceki performansında bu top kayıplarını azıcık kenara itebiliriz bence. Bir gece önceki felaket performansını bir nebze unutturdu böylelikle. Toplamda ise 14’ te 7 ile 17 sayı buldu; fakat takımının onun ekstra skor katkısına ihtiyacı da pek yoktu. Fisher ve Farmar’ dan ekstra sayılar gelince, galibiyet için fazla zorlamasına gerek kalmadı zaten.
Portland’da Brandon Roy, iki gece önceki toplamda 7 şut kullanıp, amiyane tabirle dinlendiği Mavs maçından sonra, dün gece coşmuş ve New Orleans’a tokadı vurmuş resmen. 14’te 12 gibi süper bir yüzdeyle 28 sayı bulmuş yıldız oyuncu, yanındaki 7 asistiyle de performansını süslemiş. Yalnız özetlerden izlediğim kadarıyla 5-6 şutu çok zor şutmuş. Onları bile çemberden geçirmeyi başarmış. Zaten direk karşı takımın motivasyonu dağılıyor, zor şutlar sayıya dönünce. Lamarcus Aldridge de iki gece önceki Dallas resitalini devam ettirmiş. 24 syı ve 5 ribaundu ile Roy’a ortak olmuş. İkilinin katkılarıyla 112-101 mağlup etmiş Blazers, Hornets’ı.
Şu anda 15 maçlık mağlubiyet serisiyle yola çıkan ve takım rekorunu geliştiren Washington, Jazz karşısında yokları oynamış. Karşılaşmada Boozer,D-Will ve Memo’nun performansları başrolü paylaşmış. Boozer 12’de 10’ la 22 sayı, 10 ribaund ve 1 blokla mücadele etmiş. 6 top kaybı da var; ama karşınızdaki takım Washington olunca isterseniz toplamda 30-35 top kaybı yapın, yine de o maçı kazanma ihtimaliniz çok yüksek olduğu için Boozer’ın 6 top kaybı da neticeye hiç etki etmemiş. İkinci yarıda 8/8 le atmış bu arada deneyimli oyuncu. Deron Williams ise 7/11’ le 20 sayı, 12 asist,5 ribaund ve 1 top çalma ile Vertizon Center’dan bedava galibiyet biletini kesmiş. Utah 103 -87’ lik sonuçla galip ayrılmış karşılaşmadan. Memo’nun katkılarından ise aşağıda bahsetmeye çalıştım zaten.
Boşa Kürek Çekenler
Darren Collison takımının Portland’a kaybettiği karşılaşmada, toplamda 22 sayı, 5 asist ve 1 ribaundla oynamış. En önemlisi 10 şutunda da isabet bulmuş, o yetmemiş iki serbest atışını da sokmuş; ama yine de kurtaramamış takımını mağlubiyetten. Bu noktada benim aklıma iki soru geliyor:
1-Chris Paul playoff iddiası kalmamış takımında, dakika alarak neden Collison’ı kenarda beklemeye mahkum bırakıyor? Zaten oynamasının bir anlamı yok bu sezon için.
2- Paul neden 10 maç için kendi sağlığını tehlikeye atıyor? Olası bir sakatlık durumunda Dünya Şampyonası’nı tehlikeye atabilir.( Burada biraz açgözlülük yapalım) Birilerine bir şey ispatlamak zorunda da değil zaten. Takımı onun yokluğunda playofflara kalamadı, en büyük ispat bu bence.
Scola, Lakers’ a boyun eğdikleri maçta 12/16 isabetle 28 sayı yollamış Lakers potasına. 10 ribaund toplamış, 5 de asist yapmış. Elinden geleni yapıyor Arjantinli oyuncu, Yao Ming’in yokluğunda. 4,5 numara oynuyor şu anlık. Ribaund alıyor, asist yapıyor. Daha ne yapsın bir oyuncu takımı için. Ayakta alkışlanmayı hak ediyor doğrusu; ama şu anda Brooks’la beraber takımdaki iki tabanca olunca zor maçlarda galibiyet için güçleri yetmiyor ikilinin.
Günün X Faktörü
Rodrigue Beaubois, iyiyden iyiye ısınmış: 22’ de 15’le 40 sayı. Gözlerim yuvalarınadn fırladı ilk gördüğümde resmen; ama beni en çok etkileyen 11’de 9 üçlük performansı. Burada da bitmiyor 8 ribaund, 3 asist ve 3 blok. Fransa için yeni bir süper yıldız daha yetişiyor heralde. İmrendim doğrusu. Mükemmel bir performans, daha fazla ne denir bilmiyorum. Herşey ortada resmen. Aslında maç erkenden koptuğu için 40 sayısı yeteri kadar ilgi çekmemeli ama ilk çeyrekte skor yakınken oyuna girdiğini ve Dallas'ın farkı açmasını sağladını ve sonra da maçın tamamen kopmasında payı olduğunu söylemeliyim. Maçı izlemediğime bin pişman etti beni. Şu sıralar Golden State’i boykot ettiğimden, tek suçluyu Warriors görüyorum maçı izlememem konusunda. Umarım hep böyle devam eder de, yeni bir uluslararası yıldız kazanırız.
Jannero Pargo, bu sezon lige döndüğünden beri en iyi maçını çıkarmış Nets karşısında. Nets deyince büyü bozuluyor; ama olsun. 19’da 10 la 27 sayı bulmuş, 5 asist ve de 4 ribaundla şenlendirmiş United Center’ı.
Takımını Baltalayanlar
Stephen Curry için tam olarak baltacı da diyemem; ama beni biraz hayal kırıklığına uğrattı dün gece. 16’da 6 ile atmış ve de 7 top kaybı yapmış. 7 top kaybı gerçekten fazla olmuş onun için. Hani Warriors kazansa görmezden gelinebilir belki; fakat maçı da kaybettiler. 7 ribaundu ve de 6 asistine rağmen bu bölümü hak etti Curry. Warriors içinde izlenmesi zevk veren birkaç oyuncudan beri. Yakışmamış bu performans.
Bizimkiler
Mehmet, eski form grafiğini yakaladı şu an için. All-Star seçildiği dönemdeki gibi oynuyor hatta şu aralar. Her maçında bir double-double’a imza atıyor. Maçı getiren oyuncu oluyor sürekli. Dün gece de Wizards karşısında takımının en skoreri olmuş Boozer’la. 14’te 9 la 22 sayı bulmuş ve(2/2 üçlük), 11 ribaund toplamış. Sonunda istikrarı yakaladı şu an için. Utah şu anda fikstür avantajı ile de batı ikinciliği için en büyük adaylardan biri. Son yıllarda bozulan takım kimyası geri geldi. Playofflarda dağılmazlarsa, sonunda batı için de(son iki sezon Lakers hegemonyası var malum) renkli seriler bizleri bekliyor gibi.
Arenas Seneye Wizards'da Kalıyor
Arenas'ın cezasını yazdığımda, Grunfeld'in bu sezon içinde "Arenas'a ikinci şans vereceğiz" açıklamalarını hatırlatmıştım. O nedenle Arenas'ın kontratını iptal etmeyeceklerini düşünüyordum. Cezadan sonra Grunfeld bir kez daha çıktı ve Arenas'ın gelecek sezon Wizards forması giyeceğini, kontratını iptal etmeyeceklerini duyurdu. Elbette bunun garantisi yok ama bu kadar ısrarlı açıklamaların ardından Arenas'ı kapı dışarı etmeye çalışmaları abuk olur.Grunfeld'in bunları söylemesine rağmen ortada hala ufak soru işaretleri var. Çünkü bu sezon el değiştiren Bobcats'in ardından Washington Wizards'ın da satışının yakında tamamlanması bekleniyor. Yeni kulüp sahibinin Grunfeld'in işine son verip vermeyeceği haliyle şu anda belli değil. Ama ben Grunfeld'in özellikle bu sezon yaptığı temizlik operasyonuyla başarılı işlere imza attığını düşünüyorum.
Deniz ve West Virginia Final Four'da
Şurada değinmiştim, maçın ilk yarısında West Virginia hiç iki sayılık saha içi isabeti bulamamasına rağmen, 28-26 önde kapamıştı devreyi. Fark tam açılmaya yüz tutmuşken, Butler çıkıp 4 tane üst üste üçlük atarak liderliği almalarını sağlamıştı ve deli gibi şut atıyordu West Virgina. Kentucky ise hücum edemiyordu istediği gibi.İkinci yarıda West Virginia'nın ve Butler'ın (ikinci yarıda saha içi isabeti yok) şut performansı doğal olarak düşerken, Mazzulla ve Ebanks başta olmak üzere dış oyuncular daha çok içeri penetre ederek oynamaya başladılar. Defansta ise Patterson ve Cousins'e karşı içeride kalabalık olmayı, devamlı yardım getirmeyi tercih ettiler. Buna karşılık vermesi gereken Kentucky bir türlü üçlük isabeti bulamayınca (son 3 dakikaya kadar 0/20'lerde yanılmıyorsam) savunmayı açamadı. Ta ki maçın bitimine 3.5 dakika kalana kadar, üçlük isabetleri yoktu. O zaman da iş işten çoktan geçmişti. Dış oyuncular şutlarının girmediğini görüp içeriyi zorlasalar, çok daha değişik bir maç izleyebilirdik. Gerçi Wall birkaç kez denedi ama bunların çoğunda başarılı olamadı. İkinci kez izlediğim Wall bana Rose'u anımsattı ama NBA için çok da hazır gibi gözükmedi açıkçası, en azından bu maçta durum böyleydi. Tempo arttığı zaman farkını hissettirirken, set hücumlarında Wall'un varlığı ile yokluğu pek belli değildi, hatta pek çok top kaybı yaptı penetre etmeye çalışırken çembere doğru. Şutu da iyi olmadığı için takımının West Virgina defansını açmasına yardımcı olamadı.
Maçın ilk yarısında oyuna girip 1 dakikada 2 faul alan ve çıkan Deniz Kılıçlı, bir daha forma şansı bulamadı. Final Four'daki rakipleri bu gece belli olacak. Duke veya Baylor'dan biri gelecek karşılarına. O maç da haftaya Cumartesi günü oynanacak.
İlginç Bir Rekor Olabilir mi?
West Virginia içeriden sayı üretemeyince zorunlu olarak üçlüklere döndü ve şutlar girdikçe, kendilerine güven geldi. Özellikle de takımın en önemli skoreri Butler kendinden geçti diyebilirim. Biri basket faul olmak üzere 4 tane üçlük buldu üst üste. Ama takım halinde iyice üçlüğe döndüler. İçeriden kesinlikle sayı üretemiyorlar. İkinci yarıda Kentucky birkaç dış isabetle içeride Cousins ve Patterson'ı rahatlatabilirse veya Wall başta olmak üzere daha çok penetre etmeye başlarlarsa, maçı kazanmak için çok büyük avantaj elde ederler.
Deniz takımının içeriden sayı üretmesi için oyuna alındı ancak bir ucuz sayılacak hücum faul, bir de defansta penetre eden Wall'a yardıma gelirken faul yaparak kenara gelmek zorunda kaldı 2 faulle. 1 veya 2 dakika oyunda kalabildi.
27 Mart Programı
28 Mart Pazar 01:00 (NBA TV) / Utah Jazz - Washington Wizards28 Mart Pazar 02:00 / New Jersey Nets - Chicago Bulls
28 Mart Pazar 02:00 / Portland Trail Blazers - New Orleans Hornets
28 Mart Pazar 02:30 (NTV Spor) / Los Angeles Lakers - Houston Rockets
28 Mart Pazar 05:30 / Dallas Mavericks - Golden State Warriors
Mavs - Warriors maçı esasında Lakers maçından 2 saat sonra başlıyor ama 04:30'da ama saatler, 1 saat ileri alınacak o nedenle 05:30'da.
Nets biraz rahatlamış olabilir 9. galibiyeti alınca, Bulls'un da şiddetle galibiyete ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Ancak sakatlıklarla boğuşmaya devam ediyorlar, şimdi de James Johnson oynamayabilirmiş bu gece. Bu sezonun en kötü takımı, motivasyonunu birazcık kaybetmiş olsa da 10. galibiyet alıp tarih kitaplarında adının hiç geçmemesini sağlamak istiyor. Bulls'da Noah'ın verimli bir 20 dakika verememesi halinde, deplasmanda bile olsalar zorlayabilirler rakiplerini.
Daha dün Thunder'a karşı çok ağır bir mağlubiyet alan Lakers, üç maçtır kaybeden Rockets'a konuk oluyor. Hangi takımın çıkışa geçeceğini öngörmek kolay olmaz bu tür durumlarda normalde. Kadro avantajı halen Lakers'da ama dediğim gibi daha dün maç yaptılar deplasmanda. Yine de Kevin Martin'den yoksun Rockets'ı yenmeleri gerekiyor. Gasol ve tabii ki özellikle Kobe'nin dibe vurduktan sonra bugün farklı oynamalarını bekliyorum. Benim bugüne kadar izlediğim en kötü Kobe bile olabilir dünkü Thunder maçındaki. Zaten günün notlarında baya değinmiştim buna.
27 Mart 2010 Cumartesi
Günün En İyileri - 21, 22, 23 ve 24 Mart (Yılın En İyi Smacı)
21 Mart:
Link
İşte bana göre yılın smacı... Shaun Livingston'ın havada topu Gasol'den kaçırıp, inanılmaz kısa bir mesafe ve zaman içerisinde yeniden kaldırarak vurduğu smaç. O kadar kılpayı yapabiliyor ki, çok kötü düşüyor. Çok uzun süre parkelerden uzak kalan Livingston yine sakatlanabilirmiş. Beni JR Smith'in 360'ından bile çok etkiledi. Ama biraz fazla underrated kaldı bana göre, pek konuşulduğunu görmedim bu smaç hakkında. 5 kere falan izledim herhalde... Tim Duncan'ın beni deli gibi şaşırttığını söylemeliyim Marvin Williams'ın basketinde. 3.2 saniye kala yanındaki Hairston'a vermek yerine resmen hediye ediyor Hawks'a iki sayıyı. Maç da uzatmaya gitmişti hatırlarsanız. Önemi sonradan ortaya çıkmıştı yani. Amare'nin smacının etkileyiciliği şuradan geliyor: Adam smacı bastığı sırada kafası neredeyse panyaya değecek ve potanın arkasına doğru ivmesi var. Josh Smith'in tek elle yaptığı alley-oop'u ve JoJo'nun pası elbette çok güzel. Günün 1 numarası ise görüntü olarak değil ama Duncan'ın ismi göz önüne alındığında etkileyici olmuş bence. Duncan'ın son 2-3 senedir yaşlandığını gözlemliyorduk, bu da gözümüze sokulan bir kanıt oldu adeta.
22 Mart:
Link
Iggy'nin Barnes'ı crossover ile bakkala gönderip bulduğu basket faul gayet güzel. Bogut'un bel arkasından verdiği bounce paslara alıştık bu sezon. Boozer'ın blok yaptığını bile nadir görüyoruz ama dışarı çıkıp Ray Allen'ı bloklaması ve topu rakip sahaya taşıyıp smaç basması pek şaşırtıcı. Ibaka'nın Duncan'a yaptığı blok pek fena. Horford'ın smacından sonra bu da yapılmazdı. Ibaka'nın bloğu çok acımasızca ancak Thunder sonra maçı kazanamamıştı. Amare'nin Toliver'ı yerle bir etmesi olağanüstü. Harika bir smaç gerçekten. Amare ameliyat olduktan sonra, zaman zaman 4 sezon önceki Amare'den sinyaller veriyor. Bu sezon ise All-Star sonrası bu sinyaller devamlı yanıyor resmen. Richard Jefferson'ı potaya soktuğu pozisyondan sonra sıra Tolliver'a gelmiş. Koleksiyon yapıyor Amare, sezonun en iyi 10 smacına kesin girecek ve muhtemelen de yılın smacı seçilecek, internet ortamındaki smaca verilen tepkiler bunu gösteriyor. Terrence Williams'ın kendi sahasından devre biterken attığı basket için de helal olsun diyeyim.
23 Mart:
Link
Diaw'ın arkasına dirsek ve bilek karışımı verdiği pas hoş. Baron Davis'in Dirk'ün arkasına uzanarak verdiği pas da fena değil. McGee'nin basket faulü inanılmaz ama steps olduğu da aşikar. NBA'de hakemler bu pozisyonlarda kesinlikle dikkat etmiyorlar ayaklara. Beaubois'nın smacı güzel ama Kidd'in attığı pas tek kelimeyle harika.
24 Mart:
Link
Keşke Dalembert kaçmasaymış da poster olsaymış, o zaman Top 10'da daha yukarılara bile tırmanabilirdi Ersan. Gerald Wallace'ın, oyuna küsmeyip çaldırdığı topu takip etmesi takdir edilesi. Konsantrasyon dediğimiz şey bu işte. Love'a yazık oldu. Josh Smith'in, Magic'i karıştıran smacını zaten yazmıştım daha önce. Harika bir takip smacı.
Monta Ellis: LeBron'dan Daha İyiyim
Monta Ellis dün gece son yılların hatta belki de tarihin en büyük bombalarından birine imza atmış. Geçenlerde bir spor yazarı tarafından "Durant Kobe'den iyi" şeklinde ortaya atılan iddia üstüne o da konuşmuş. Kendisine göre NBA'deki en iyi 3 oyuncuyu paylaşmış basınla. LeBron'un pas, defans, sayı, blok vs. yani herşeyi yaptığını söyleyip, ondan saymaya başlamış. Sonra şöyle devam etmiş: "İkinci olarak kendimi söylemeliyim. Ben herşeyi yapabiliyorum: Defans, sayı, pas, ne yapmam gerekiyorsa onu yapıyorum." diye. Bir numaraya da Kobe'yi koymuş "Onu kimse 1'e 1 durduramaz. Repertuarı çok geniş, defans da yapabiliyor. Tabii 4 tane de şampiyonluğu var." diyerek. Bu son kısmı önemli değil tabii ki. Önemli olan LeBron'un önüne kendisini koyması. Ligin en iyi 2. oyuncusu olmasını geçtim, Ellis en iyi 22'ye hatta 32'ye bile giremez...Aslında yorumlanacak, üstüne birşeyler yazılacak bir kısmı yok bu açıklamaların. Sadece şunu soruyorum: Sizce bunları söylerken Monta Ellis'in kafası mı güzeldi? Dalga mı geçti? Yoksa Monta şizofren mi?
26 Mart'tan Notlar
Günün hayvan performansları:Bu gece tek maç izledim ancak eminim ki Manu’nun bu maçta yaptıklarının yeri diğer hepsinden ayrı. 5 Cavs oyuncusuna karşı bitirdiği hücumlardan tutun attığı kritik üçlüklere, savunmadaki çabasından tutun takım arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlara kadar ne varsa yaptı adam. 30 sayı 6 asist 6 ribaundu bile sahada sergilediklerini kesinlikle yansıtmıyor. Boston’un Cleveland’la yaptığı maç gibi çırpınan taraf Spurs, maçın büyük bölümünü oynayan ise Cavaliers olsa da aradaki Ginobili farkı ile Spurs maçı vermedi. Spurs için kazanmanın formülü bu olmamalı ama sonuç olarak ligin en iyi takımını yendikleri için fazla itiraz edeceklerini sanmıyorum. Duncan da maçın çoğunda dinlense ve fazla göz alıcı rakamlara ulaşmasa da pota altında çok önemli işler yaptı. Spurs cephesinin maçı baltalayan ismi genel olarak George Hill’di. Yaptığı yararlı işler de vardı tabii ki o yüzden hakkını yemek istemiyorum ama felaket ötesi pasları ilk yarıya damgasını vurdu.
Çok baskın bir oyun oynamayan LeBron buna rağmen 27 sayı 10 asiste ulaşmayı başardı ve maçın başa baş gitmesinde çok önemli rol oynadı ancak sonlara doğru kötü oynanan ve maçın koparmış gibi görünmesine neden olan bir iki hücumda parmağı olduğunu eklemeliyim. Potaya gitse çok daha verimli olabilirdi onun açısından. Ancak koparmış gibi dememin sebebi Spurs oyuncularının son anlarda yaptıkları. Bir Spurs taraftarı olarak maçı izlerken büyük acı çektim resmen. 40 saniye kala farkı 8 sayıya çıkarıp iyi savunmayla Cleveland’ı durdur, ardından saçma sapan iki top kaybıyla maçı resmen hediye etmeye çabala. Cavaliers oyuncularının çabalarının hakkını yememek lazım, San Antonio oyuncularını çok zorladılar. İçeriden çok güzel sayılar buldular ancak belirttiğim gibi topu oyuna sokarken yapılan hatalar felaketti. LeBron’un serbest atışlarıyla fark üç sayıya kadar inse de Cleveland için süre yeterli olmadı ve San Antonio bu sınavdan 97-102 galip ayrıldı.
Eveet, sonunda sezon başından beri merak edilen oldu ve Nets, Pistons karşısında 9. galibiyetini alarak en kötü galibiyet yüzdesinin sahibi olmaktan kurtuldu. Tüm Nets’lilerden özür dileyerek söylüyorum, ne yalan söyleyeyim 10’muş 8’miş pek farkı olmasa da tarihe tanıklık etmek isterdim. Başka zamana kısmetmiş artık. Maça gelmek gerekirse, Brook Lopez Wallace’ın olmadığı maçta iyi iş çıkarmış, 17’de 14 ile 37 sayı atarak kariyer rekoru kırmış. Bir diğer rekor da 16’da 12’yle 31 sayı atan Yi’den gelmiş ve New Jersey aradığı galibiyeti Pistons’a karşı bulmuş.
Form tutmak için yılın en kötü zamanını seçen Danny Granger, son günlerdeki çıkışını bu maçta zirveye taşımış, 23’te 13’le 44 sayı bulmuş geçtiğimiz yılın en fazla gelişme kaydeden oyuncusu. Yani ben şahsen anlamıyorum, kaç maçtır kazanıyorlar güzel bir şey ama draft'ta üst sıraları alma şanslarını zora sokuyorlar. Çoğu zayıf rakiplere karşı olsa da son 6 maçtır galip geliyor Pacers. Gözlerini 2010 yazındaki serbest oyunculara diktiler demek ki.Carmelo sayı ortalamasının altında kalsa da Toronto karşısında 25 sayı atarak en maçın en skoreri olmuş. Raptors’ın üstünlüğüyle biten üçüncü çeyreğin ardından Denver son çeyrekte 25 sayıyla geri dönerek maçı kazanmasını bilmiş. Tabii 25 sayıdan 5’inin yeri ayrı. Bitime 35 saniye kala Billups dipten gönderdiği üçlükle skoru 95’te eşitlemiş. Ardından Bosh faul atışlarından birinde isabet bulunca Denver son hücuma tek sayı geride girmiş. Melo’nun kaçırdığı şutu JR Smith dışarı tipleyip pozisyonu takip eden Nene topu tutunca Nuggets’a üç saniyelik bir şans daha doğmuş. Bu üç saniyede top ilk önce Billups’ı, ardından Carmelo’yu ve çemberi buluca maçı kazanan ekip de 97-96’lık skorla üç maçlık mağlubiyet serisini bitiren Denver olmuş.
Iguodala, Boston ile üçüncülük (ve düşük bir ihtimal ikincilik) mücadelesindeki Hawks’a triple double’ı bir asistle kaçırarak boyun eğdirmiş. 25 sayı 9 asist 10 ribaundu var. 12’de 9’la oynamış, kaçırdığı serbest atış sayısı şut sayısından 2 fazla. Jrue Holiday de 12 asistle kariyer rekorunu kırmış. Zaten takımın 25 asistinin 21’i bu ikiliden. Hawk’u 98-105’lik skorla devirmiş Sixers.
Dwyane Wade 30 sayı 7 asist 7 ribaundla takımına liderlik ederek Bucks engelini atlatmalarını sağlamış. 5 top kaybı performansını çok hafif gölgeliyor ama tüm hücumların onun üzerinden döndüğünü göze alırsak normal bu rakam. Bucks cephesinde direniş gösteren tek isim takımın kaderini değiştiren Salmons da bir yere kadar engel olabilince maç 87-74 Miami üstünlüğüyle sona ermiş.Durant ve Westbrook Thunder’ın 91 sayısının 49’unu atarak felaket oynayan Lakers’ı devirdiler. Aralarında daha etkileyici olanı Westbrook’un 13’te 10’la 23 sayı 6 asist 4 top çalmayı yapmış olmasıydı. Genç oyuncunun deliciliği, Fisher'ın artık kötü bile diyemeyeceğimiz savunması, Bynum’un yokluğu ve Gasol’ün savunma yapmamaya karar vermesi birleşince Westbrook’un işi hayli kolaylaştı. Tabii orta mesafeli şutlarında da normalden daha yüksek isabet bulduğunu belirtmeliyim. Durant'ın ise de 7’de 1’lik üç sayı performansına rağmen (takım olarak da 18’de 2’ler) 26 sayısı var. Ancak dün takımın lideri kesinlikle Westbrook'tu. Durant sayılarının neredeyse yarısını maç koptuktan sonra bulurken, Westbrook Thunder'ın Lakers'ı dağıtmasının 1 numaralı sebebiydi. Delik deşik etti resmen savunmayı.
Dwight Howard sadece 7 şut kullanıp 6’sında isabet bularak 24 sayıyla kapadı maçı. 19 ribaundu 4 bloğu ve 3 top çalması var. Ama en önemlisi 16’da 12’yle attığı serbest atışlar. İki gün önceki Atlanta maçında da sayılarının yarısından fazlasını çizginden bulmuştu hatırlarsanız. Hal böyle olunca durdurulamaz oluyor doğal olarak. Yine de Magic’in bu maçlardan birini kaybettiğini hatırlamak lazım. Bu maçta Timberwolves’u 97-106 mağlup etmeyi başarmışlar.
Boşa kürek çekenler:Kings’de Tyreke Evans olmayınca kendilerinden birkaç gömlek üstün Celtics’e karşı ayakta kalan isimler Carl Landry ve Beno Udrih olmuş. Landry’nin 16’da 10’la 30 sayı 8 ribaundu, Udrih’in ise 16 sayısı ve 12 asisti var. Diğer tarafta Celtics ilk beşinde Rasheed hariç bütün oyuncular bir şekilde katkı sağlamış; Rondo 18 asistle kariyer rekoru kırmış örneğin. Garnett’in de 13 ribaundu yanılmıyorsam bu sezon çıkabildiği en yüksek rakam. Yine Garnett’in sadece 26 dakika sahada kalarak dinlenme şansını yakaladığını da belirtmekte fayda var, Rasheed’in 6 faulle oyun dışında kalmasına rağmen.
Günün X-faktörü:O’neal’ın sağ dizinden sakatlanıp sadece 7 dakika sahada kalabildiği maçta onun açığını kapatan isim Udonis Haslem olmuş. 35 dakika sahada görev alan Haslem, yaptığı 10 sayılık katkının dışında 18 ribaund toplayarak kariyer rekorunu egale etmiş.
Magic'in geride olduğunu görünce, izlemeye başladığım maçta, Ryan Anderson oyuna girdiğinde harika işlere imza attı. İlk çeyreğin sonlarında oyuna girdi ve yanılmıyorsam 10 sayı üretti. Bunda tabii Magic'in harika top dolaştırıp onu bomboş pozisyonlarda topla buluşturmasının da payı vardı. Maçın ikinci yarısını izlemedim çünkü bana göre Magic toparlanmıştı ve maçı kazanacağı belli olmuştu neredeyse. Anderson maçı 19 sayı, 9 ribaund (4 hücum) ile bitirmiş. Ama dediğim gibi asıl katkıyı, Minnesota öndeyken takımını öne geçirerek verdi.
Takımı baltalayanlar:
Kobe bir gece önce alınan önemli San Antonio galibiyetinden sonra inanılmaz batırdı. Önce istatistiklerini vereyim: 9 top kaybının yanında 11’de 4’le sadece 11 sayısı var; top kaybı ve faul toplamı attığı sayıdan daha fazla. Ve size şöyle anlatayım, bu istatistikler Kobe'nin dün gece ne kadar kötü olduğunu anlatmaya yetmiyor. İstatistiklere bakmasam 14'te 3 şut attığını ve 14 top kaybı yapmış olduğunu söylerdim herhalde. Maça Thunder hızlı başlayıp 14-4 gibi bir skorla öne geçince, o ana kadar hiçbir şey yapmadan Kobe sorumluluk almaya karar verdi. Ancak Kobe 'Yağlı parmak Barthez' gibiydi, dripling bile yapamadı, driplingi geçtim, olduğu yerde top bile sektiremedi Kobe. Üst üste top kayıpları yaparak Thunder'ın farkı daha da açmasına neden oldu."Bari şut atarak takımımı oyunda tutayım" dedi, onda da son derece başarısızdı ve gelip hücum oturmadan attığı 1-2 şut ile Thunder'ın ekmeğine daha da fazla yağ sürdü. Yani anlatılmaz yaşanırdı Kobe'nin bu performansı. Bir daha kaç tane böyle maçını görürüz acaba? Söyleyecek fazla şey yok, önceki OKC maçlarında etkili olamamasına şaşırdığımız Gasol de yine maçta yokları oynadı. 10’da 3’le 9 sayısı var sahada kaldığı 27 dakikalık sürede, onun dışında takımın pivotu olarak 5 ribaund aldı. Pek topla buluşmadığını da söylemem lazım. Lakers'lı oyuncular dün gece sağlam kafayı çekmişlerdir bu maçı unutmak için herhalde.
Bizimkiler:
Mehmet formunu 18’de 7’le sürdürmüş Indiana karşısında ve 27 sayı 12 ribaundla takımının iki alanda da lideri olmuş. Onun dışında Boozer’ın 22 sayı 11 ribaund ve Williams’ın 21 sayı 12 asist gibi hoş rakamları var ancak bir sorun olduğu ortada. Granger durdurulamaz bir performans göstermiş belli ki ama Pacers’tan 122 sayı yemek hiç iyi gösterge değil, sonuçta Playoff’ta karşılarında Granger’ın üst modellerinden çıkma ihtimali var. Bu arada Kirilenko’nun da en ihtiyaç duyulan zamanda su kaynatmaya başladığını belirtmek lazım. 4 sayı 2 asist 3 ribaund 1 top çalma 2 blok sadece istatistikleri, savunmadaki performansı da Granger’ın rakamlarıyla ortada zaten.
Son olarak Ersan ve Hidayet rahatsızlıkları nedeniyle forma giyememiş.
Arenas 1.5 Yıl Hapisten Yırttı
Uzun süreler gündemi meşgul eden Arenas'ın silah olayında sona gelindi. Yargıç, Arenas'a şeker gibi bir ceza verdi. Şeker gibi derken, Arenas hapis yatmayacak yani onu kastediyorum. Cezası şöyle: 30 gün halfway house'ta geçirecek. Halfway house nedir peki? Şudur: Hapishaneden çıkanların veya uyuşturucu/alkol bağımlıların, geçmişlerini arkada bıraktıktan sonra belli bir süre yeniden sosyalleşmeleri ve topluma alışmaları için kurulmuş bir klinik. Bunun yanında 400 saat kamu hizmeti ve "Şiddet suçu mağdurları" fonuna gidecek 5000 dolarlık bir para cezası aldı. Kısacası özetle: Gilbert Arenas iki yıl gözetim altında tutulmak kaydıyla serbest bırakıldı. Bu süre içerisinde her hafta veya her ay bir yetkiliye rapor verecek Arenas. Amerikan hukuk sistemine %100 hakim değilim ancak Arenas bu iki sene içerisinde aynı suçu işlemesi halinde 1.5 yıl boyunca hapis yatacak benim bildiğim kadarıyla.Herhalde hapis cezası almadığını öğrendiği an, NBA'de attığı bütün maç kazandıran basketlerin toplamından bile daha çok sevinmiştir. Yalnız ufak bir muhtemel problem var Arenas açısından: Halfway house cezası bile Wizards'ın, onun kontratını feshetme çalışmalarını başlatması için yeterli bir sebep olabilirmiş. Ama hem bu yol çok engebeli olacak gibi gözüküyor, zira oyuncular sendikası böyle bir çaba karşısında sonuna kadar Arenas'ın arkasında duracaklarını ve savaşacaklarınına dair sinyaller vermişti. Buna ek olarak Wizards genel menajeri Grunfeld Arenas'a ikinci bir şans vereceklerini açıklamıştı bundan yaklaşık 1 ay kadar önce. Ben bu iki nedenden dolayı Wizards'ın Arenas'ı atmaya çalışacağını sanmıyorum.
Kısacası tatlı sonla bitti diyebiliriz bu korku dolu yolculuk Arenas için. Zaten Crittenton'ın 'sözde' gözetim altında serbest bırakıldığı göz önüne alınınca, Arenas'ın hapis yatması bir hayli saçma olurdu bence. Haydi bakalım Agent 6, gelecek sezon herkese kendini yeniden kanıtlaman gerekiyor. Çalış, çalış, çalış...
26 Mart Programı
27 Mart Cumartesi 01:00 / Minnesota Timberwolves - Orlando Magic27 Mart Cumartesi 01:00 / Utah Jazz - Indiana Pacers
27 Mart Cumartesi 01:00 / Washington Wizards - Charlotte Bobcats
27 Mart Cumartesi 01:00 / Denver Nuggets - Toronto Raptors
27 Mart Cumartesi 01:00 / Atlanta Hawks - Philadelphia 76'ers
27 Mart Cumartesi 01:30 / Sacramento Kings - Boston Celtics
27 Mart Cumartesi 02:00 (NBA TV) / Los Angeles Lakers - Oklahoma City Thunder
27 Mart Cumartesi 02:00 / Detroit Pistons - New Jersey Nets
27 Mart Cumartesi 02:30 / Miami Heat - Milwaukee Bucks
27 Mart Cumartesi 02:30 (NTV) / Cleveland Cavaliers - San Antonio Spurs
27 Mart Cumartesi 03:35 (NTV Spor) / Northern Iowa - Michigan State
27 Mart Cumartesi 04:00 / New York Knicks - Phoenix Suns
İki tane fıstık gibi maç var NTV ve NBA TV'de. Pek fazla yorum yazamıcam ama Durant bu sezon Artest'e karşı çok zorlanmıştı ve son 2 maçtır izlediğim Lakers'da Artest'in abes bir seviyede savunma yaptığına şahit oldum. Durant'in lakabı Durantula ama Artest'in her yerden eli kolu çıkıyordu iki maçtır. Staples Center'da olsa çiğ çiğ yer Durant'ı derdim ama deplasmanda o kadar emin konuşmak, hiçbir oyuncu/takım (zaten Lakers hakkında birşey demedim ama olsun) için doğru değil.
NTV'deki maçta ise Spurs'e hiç güvenmiyorum. Her büyük takıma karşı itinayla yeniliyorlar. Sıradaki de Cleveland gibi duruyor. Lakers ve Celtics'e mesajı veren Cavs'in aslında Spurs'e mesaj vermesine bile gerek yok şu anki haliyle. 15 gün kadar önce Shaq ve LeBron'dan yoksun kadroyla yenmişlerdi onları. Üstelik Jamison da maçı yarım bırakmıştı. Şaka gibiydi kısacası Spurs açısından. Spurs için tek avantaj AT&T Center'da olması maçın ama Lakers'a karşı sökmemişti bu. Ondan önce de deplasmanda Magic'e ve Hawks'a yenilmişlerdi. Artık yeter deyip bugün bir direniş göstereceklerdir. En azından öyle umuyorum.
Northern Iowa hakkında bilgim yok ancak Michigan State'in ne kadar acaip top kayıpları yaptığını ve baskı altında ezildiğini yazmıştım. O nedenle NTV Spor'daki maça da ara ara bakmayı planlıyorum meraktan.
26 Mart 2010 Cuma
Marbury Çin'de Neler Yapıyor? - 2
Link
All-Star maçında 30 sayı, 10 asist istatistikler yaparak MVP olduğunu okumuştum ancak bunu paylaşmaya değer görmemiştim. Meğerse maçta, yukarıda gördüğünüz olaylar gerçekleşmiş. İlk bakışta "Vay anasını" dedirtiyor ama sonra NBA çizgisinin yerini kafada canlandırınca daha bir normal geliyor. Tabii NBA çizgisiyle kıyaslandığında bile, daha geriden attığının altını çizmekte yarar var. Özellikle ikincisi son derece abuk. Arenas'ın 2006'da Cavs'e attığı mesafeden bile uzak.
Sağolsun Sinan yollamış ben görmemiştim.
Günün En İyileri - 17, 18, 19, 20 Mart
Link
Dwight Howard her maç bir tane sokuyo zaten bu oturarak yaptığı atıştan. Utah'ın takım halinde paslaşması mükemmel ve günün en iyisi bence. Jonny Flynn kime karşı smaca kalktığını zannetmiş veya kendisini ne zannetmiş acaba? Aaron Brooks'un 7'de 7 üçlüğü etkileyici elbette. LeBron'un alley-oop'u da yine harika. Maç içinde bu tarz smaçlar bastıkça insanlar o smaç yarışmasına girmediği için daha da üzülüyor.
18 Mart:
Link
Wade'in Magic defansını yararak bulduğu turnike ile Wright'ın çabası ile başlayan ve alley-oop smacı ile biten pozisyon fena değil ama sıradan bir gün diyebiliriz. Zaten bir Perşembe'den genelde daha fazlası çıkmıyor.
19 Mart:
Link
Ibaka'nın takip smacı ile Tolliver'ın George Hill'e yaptığı blok oldukça güzeller. Tolliver'ın bir de topu tutması ekstra bir etkileyicilik katıyor. İnsan insana yapmaz yani onu. Kobe'nin bakmadan, arkasına verdiği pasın basket faulle bitmesi hoş olmuş. LeBron'un artık her maç 7 tane koyduğu bloğu Kirk Hinrich göz göre göre yedi. Yanındakine verse sayıyla dönecekler. Budinger'ın smacını canlı izlemiştim. Baya baya kaşlarımı kaldırıp televizyona hayret içerisinde bakmıştım. O nasıl bir zıplamaktır öyle? Josh Smith'in harika smacında, Theo Ratliff "ne de olsa poster olduk, bari tam olalım" demiş. İnsan bir bloğa çıkar veya hiç gitmez oraya, ki Josh Smith her ne kadar insan üstü bir atletizme sahip olsa da Ratliff'in oldukça iyi bir blokçu olduğunu biliyoruz bu yaşında bile. Joe Johnson, Bobcats'in müthiş savunmasına rağmen, iki el üzerinden çok zor bir şutu sokuyor, takdir edilesi. Ama bu son saniye atışları ekstra zor olmadıkça veya playoff'larda gerçekleşmedikçe bana nedense yavan geliyor. Onun yerine müthiş bir asist veya inanılmaz bir smaç veya harika bir takım oyunu görmek daha memnun ediyor beni.
20 Mart:
Link
Carmelo'nun atışı belki güzel gözükmüyor ama bunu da canlı izlemiştim "Yok artık!!" diye tepki vermiştim. Bu atışın zorluk seviyesi gerçekten çok yüksek. Hakim Warrick'in bu ligdeki en atletik oyunculardan biri olduğuna artık herkes inanmıştır herhalde. Deron Williams'ın pas fake'i çok güzel gözüküyor ama efektifliği ne kadar yüksek tartışılır. Devin Harris'in turnikesini yeni gördüm şimdi. İnanılmaz zor bir turnike. Herkes pas vereceğini zannederken, havada asılı kalıyor ve Bosh'un arkasına elini uzatıp turnikeyi bırakıyor. Tabii pas vermemesi doğru karar mı tartışılır. Wade'in mükemmel bir zamanlamayla topu arkasından geçirerek savunmayı delmesi ve bıraktığı turnike güzel, çok nadir gördüğümüz bir hareket ama Wade'in bunu yapması nedense beni çok da şaşırtmadı. Chandler'a koyduğu blok bana göre çok daha özel bir hareket, hem de arkadan yetişerek...
Stan Van Gundy Özüne Döndü
Hatırlıyorsunuzdur, Orlando Magic iki gün önce Hawks'a, Josh Smith'in son saniye basketiyle yenilmişti. Hatta ben de şurada kısaca Rashard Lewis'in dalgınlığını eleştirmiştim. Meğersem bunu tek paylaşan ben değilmişim. Bildiğimiz, sevdiğimiz Stan Van Gundy de maç sonrasında Lewis'i eleştirmiş. Haber dün akşam çıkmış. SVG yapmış yine yapacağını: "Maalesef zayıf tarafı box-out etmeyi unuttuk ve Josh Smith harika bir iş çıkardı. Biz seyirci kaldık ve onu potadan uzak tutmadık."Söylenilenlere göre Rashard Lewis de Van Gundy'nin hücum sistemi hakkında yakınmış takım arkadaşlarına. Matt Barnes da son çeyreğin büyük bölümünde bench'te tutulmasıyla ilgili "Şu açık ki koç bana maçın kritik anlarında güvenmiyor" demiş.
Daha dün gibi aklımda Magic'in bu sezonki 30 sayılık Thunder mağlubiyeti. O maç sonunda da Van Gundy, çıkıp kendi takımını medya önünde deli gibi eleştirmişti. Ben de dayanamayıp bu konu hakkında Van Gundy'nin dansözlük yaptığını yazmıştım. Van Gundy'nin abuk subuk açıklamalarından oyuncular da rahatsızlıklarını dile getirmişlerdi Dwight Howard aracılığı ile. Van Gundy bunun üzerine hatasını kabul etmiş ve neyi yanlış yaptığını anladığını söylemişti.
Yani kısacası aradan onca zaman geçti ama yine bir yenilgi sonrası ortalık karışıyor Magic'te. Bunun sorumlusu da %90 oranında Stan Van Gundy diyebiliriz herhalde. İngilizce'de bir deyim vardır 'drama queen' diye, Stan Van Gundy'i mükemmel bir şekilde anlatıyor. SVG herşeyi büyütmeyi ve dram yaratmayı acaip seviyor. Pek çok mağlubiyet sonrası, oyuncularını medyanın önünde eleştiriyor sert bir şekilde. Şu eleştirileri maçtan dönüşte takım otobüsünde veya herkes sakinleşmişken ertesi gün, kapalı kapılar ardında yapsa çok daha doğru olacak sanki.
25 Mart'tan Notlar
Öyle bir gece oldu ki dün gece; tam anlamıyla bir hayvan performans gelmedi herhangi süper yıldızdan. Wade memleketinde yine hiç zorlamadı kendini. Ortalamasının altında kaldı bu sefer de Chicago’da. Roy, batıdaki iddialı rakipleri Mavs’e “ Biz sizi bensiz de yeneriz” mesajı verdi, maç boyunca 7 top kullandı. Nowitzki de Rose Garden’da hiç etkili olamadı. Bu yüzden ben de Hayvan Performans’a soldan limit alarak başlıyorum bugünlük.
Bu sezon her Dallas-Portland maçında bir Mavs’in başına bir belalı çıkıyor Blazers takımından. Bu sefer de Lamarcus Aldridge maçta ön plana çıktı. 18 top kullandı maç boyunca. Bunlarından 9’ unda amacına ulaşabildi, 20 sayı buldu; 10 ribaund topladı, 5 de asist yaptı.Bu istatistiklerinin yanında 1 top çalma ve 1 bloğu da var. Şu ana kadar ilginç bir şekilde Dallas kafa tutamadı Blazers’a sezon boyunca. Seri 3-0 oldu Portland lehine. Bundan bir önceki karşılaşmalarında Miller 52 atmıştı, ilk karşılaşma da Roy 23 sayıyla öne çıkmıştı. Bu maçta da anlaşılan Aldridge kestirmiş gözüne Dallas’ı. Yalnız işin ironik kısmı, şu anda Mavs batı ikincisi, Portland ise batı yedincisi. Son on maçta çok şey değişebilir; ama ola ki değişmezse serinin devamı gelecek gibi gözüküyor şimdilik. Ayrıca Portland’da geldiği günden beri en olumlu oyununu ortaya koyan Camby’i de unutmamak lazım. Deneyimli oyuncu 17 sayı, 11 ribaund, 2 blok ve 1 top çalmayla oynadı ve çok istekli gözüktü benim gözüme. Umarım böyle devam eder.
Jermaine O’neal, Wade’in memleket sevdasının tuttuğu maçta kendi aldı sazı eline. 14’te 9 isabetle (6/7 serbest atış) 24 sayı buldu. Öteki alanlarda 4 ribaunb, 3 asist ve 2 asist gibi dikkat çekmeyen istatistikleri olsa da bu maç için önemli olan takımın skor yükünü üstlenecek birinin ön plana çıkmasıydı ve bu da O’neal oldu. Playoff yarışında kendilerine yer bulmak istiyordu her iki takımda. Şu an itibariyle Miami doğuda 6. sırada, Chicago ise 9. Daha önümüzde 10 maç var; ama eminim Bulls taraftarı olan herkesin aklında takımın playoff yapmasından çok Wade’i takıma katma planları vardır. Seyircilerin zaten Wade’i çok centilmence karşılaması, seneye bize bekleriz hareketleri falan Chicago’nun bu sezonluk en büyük amacını gösteriyor sanki. Gelgelim sonuca gerçekten Bulls oyuncuları bu sezon playoff yapmak isteselerdi; bu maç böyle baştan kopmazdı zaten. Daha hava topundan itibaren maçı Miami’nin alacağı belliydi, üstelik Wade de skor yükünü çekmezken.
Drew Gooden da takımının Houston’ı mağlup ettiği gecede topladığı 7 hucüm ribaunduyla Clippers’ın galibiyetinde kilit rol oynamış. İzlediğim 15 dakikalık bölümde de aldığı ribaundların hepsini sayıya çevirdi. Toplamda da 14 ribaund almış zaten. Skor anlamında da takımına yardım etmiş.14’te 7 ile 17 sayı bulmuş.
Günün X Faktörü
Craig Smith, kenardan gelerek attığı 25 sayı ile galibiyetin baş mimarı olmuş. 13’te 10 gibi yüksek yüzdeyle bulduğu 25 sayının yanında çektiği 10 ribaundla beklenmedik kurtarıcısı ünvanını kapmış Clippers’ın. Bununla da kalmamış 2 top çalmış, 2 blok koymuş; ama en önemlisi tüm bunları yaparken hiç top kaybetmemiş. Houston rotasyondaki toplam 8 kişiyle karşı koyamamış hesaba katılmayan bu performansa.
Boşa Kürek Çekenler
Gecenin ilgi çeken bir diğer maçında Dallas’ın baş kovboyu Nowitzki gününde olmayınca, takımının liderliğine soyundu Butler. Baya da hırs yaptı üstelik maç boyunca. Belki bu sıralar kör topal ilerleyen takımına isyanındandır bu hırsı. 11/19 isabet oranı ile 25 sayı, 9 ribaund, 2 asist, 2 top çalma ile oynadı. Her ne yaptıysa da yine takımını kurtaramadı. Üstte de belirttiğim gibi şu anda sezonda hiç maç kazanamadıkları Portland’a karşı bulabilirler kendilerini olası bir playoff eşleşmesinde. Eğer olursa ilginç bir seri izleyeceğimizi düşünüyorum; ama kalan 10 maçta o köprünün altından çok sular geçer.
Jazz - Raptors Maçından Bir Kare
İki gün önce oynanan, Hidayet'in ikinci yarıda rahatsızlığı nedeniyle oynamadığı ve Jazz'ın deplasmanda rahat kazandığı maç. Air Canada Centre'da maçı izleyen Ömer göndermiş fotoğrafı. Memo serbest atış kullanırken, arkada büyükçe bir Türk bayrağı dalgalanıyor. Güzel yakalamış o anı. Daha büyük hali için fotoğrafın üstüne tıklayınız.Teşekkürler Ömer.
25 Mart Programı
26 Mart Cuma 02:00 / Miami Heat - Chicago Bulls26 Mart Cuma 02:30 (NBA TV) / Los Angeles Clippers - Houston Rockets
26 Mart Cuma 03:55 (NTV Spor) / Kentucky - Cornell
26 Mart Cuma 04:30 / Dallas Mavericks - Portland Trail Blazers
Bulls'un son 12 maçın en azından 9'unu kazanması gerekecek playoff'a kalmak istiyorlarsa. Bugün de playoff yarışındaki rakiplerinden Heat'i konuk ediyorlar. Gerçi rakip sayılır mı Heat bilmiyorum. Kalan bütün maçlarını zayıf takımlara karşı oynuyorlar, tek dezavantajları bol bol deplasmana gidecek olmaları ama rakipleri gerçekten kolay. Yine de onlar için de kritik bir maç. Bulls'da Noah'ın daha çok dakika alması bekleniyor, Deng ise hala yok. Rose, son maçta Brooks'u mükemmele tutmuştu Wade'i de herhalde Hinrich yerine o tutacaktır. İçeride de Noah'ın yerini almasıyla Wadespor'u durdurabilirler. Evlerinde olmaları sayesinde ibre hafif Bulls'u gösteriyor.
Enes'in gelecek sezonki takımı ve bu senenin favorilerinden Kentucky ile buraya kadar gelmesi herhalde kimse tarafından beklenmeyen Cornell karşılaşıyorlar. Kentucky elbette favori. Kentucky'i normal sezonda sadece bir kere izledim o da John Wall'a bakmak için, Cornell'in ise sadece March Madness'taki 2 maçının özetini izledim. Bir de maç kopmuşken son 5 dakikasını izlemiştim Wisconsin'e karşı. Ama daha önce dediğim gibi NCAA hakkında pek bilgim yok, ondan şu olur bu olur diyemem. Sadece Cornell'in buralara kadar çok iyi şut atarak geldiğini biliyorum. Yine çok yüzdeli atarlarsa bir sürpriz daha gerçekleştirebilirler ama Kentucky ile eledikleri takımlar arasında birkaç gömlek fark var. Ekstra birşeyler olması lazım maçta.
25 Mart 2010 Perşembe
Rose'dan Kritik Karar
Son birkaç güne kadar üçlük özürlü olarak bildiğimiz Derrick Rose'un, iki maçtır 13 tane deneyip bunların 6'sını soktuğunu biliyor muydunuz? Bunun nedeni de, Vinny Del Negro'nun açıklamalarına göre uzun süredir üçlük çalışmasıymış. Rose'un kritik kararı da bu işte. Zaten orta mesafe şutlarında NBA'in güvenilir guard'larından biriydi ancak onun deliciliğine sahip bir oyuncunun üçlük de atabilmesi oldukça nadir bulunan bir özellik.Ben, üçlük atamayan oyun kuruculara bir türlü ısınamamışımdır. Düşünsenize Tony Parker'ın en azından istikrarlı bir şekilde 3'te 1 isabet bulduğunu veya Rondo'nun veya Andre Miller'ın veya Westbrook'un... Zaten üst düzeyde oyun kurucularken, bir anda seviye atlatırlar takımlarına. Spurs'ü tuttuğum için yıllar boyunca üçlük atamayan oyun kurucunun hücumdaki eksikliğini açık bir şekilde etüd etme fırsatım oldu. Örneğin Duncan'ın ikili sıkıştırmaya maruz kalması sonucu dışarı çıkardığı top, hızla dolaşıp Parker'ı bulduğunda ya dipten isabetsiz bir üçlük bulmasına ya da topu tutup sektirmeye başlayarak hücumu yeniden kurmasına kaç kere şahit oldum bilmiyorum. Sayısız kere herhalde. Tabii ki bu saydığım oyuncular çok değerliler ve parkede yaptıkları birçok ekstra iş var ligdeki diğer oyun kurucularla kıyasladığımızda. Ama bunun üzerine çalışarak üçlük de eklenebilir diye düşünüyorum. İstediğim şey çok büyük birşey de değil, yani birebir oynayıp Kobe gibi kaldırıp üçlüğü göndermelerini kimse beklemiyor zaten. Sadece takım halinde bomboş pozisyon yaratıldığında üçlük çizgisinin gerisinden bunu cezalandırabilsinler. Blog'un ilk günlerinde şampiyon takım yazımda da bu konuya değinmiştim.
Her neyse, artık Rose'un da böyle bir silahı olabilir. Yeter ki bildiğimiz Rose'dan ödün vermesin. Sadece dışarıda bomboş topla buluştuğunda, içeri dalmayı düşünmesin, kalksın şutunu atsın. Bu bile onun bir üst seviyeye çıkması için yeterli olacaktır. Yoksa her zaman deliciliği açık ara en büyük silahı olacak kalmalı. Eminim bunun o da farkındadır.
Merakla takip edeceğim Rose'un üçlüklerini sezonun geri kalanında. Normalde oyuncuların yazları şut çalıştığına şahit olurduk, bu nedenle Rose'un sezon ortasında bir anda böyle üçlük atmaya başlaması oldukça ilginç. Bu gece de var, onun için bu yazıyı şimdi yazdım zaten. Darısı Westbrook'un başına diyelim 2010-11 sezonu için.
Trip At, 39 Dakika Oyunda Kal
Dün Andray Blatche'in, Saunders ile yaşadığı sürtüşmeye değinmiştim ve yazının sonunda da "Ben olsam 5 maç yanımda oturturum" demiştim. Saunders ise "Helal olsun evlat, hep böyle ol" diyerekten 39 dakika süre verdi genç oyuncuya dün gece. Yahoo'nun ünlü yazarı Wojnarowski bunun üzerine bir yazı kaleme almış. Saunders ve Wizards'a vermiş veriştirmiş. Hatta eleştirinin dozu biraz fazla kaçmış bile olabilir. Ben de dün haberi yazdıktan sonra, Blatche'in oynaması halinde buna benzer bir yazı yazmayı planlamıştım. Wizards'ın Arenas konusunda değil ama daha çok Saunders'a değinecektim. Hatta Woj'un yazısında verdiği Rasheed olayına bile yer verecektim. Yazıyı okuduktan sonra farkettim ki, benim yazacaklarım Woj'un düşünceleriyle fazlasıyla örtüşecek. Bu yüzden, yukarıda link'ini verdim. Okuyun, oldukça güzel bir yazı.Geçmişte Rasheed'in Saunders'ı aşağılamasını bir kenara bırakıp, ben de şu örneği vereyim. Sezon başında ilk 5'ini komple oyundan alıp, oyuncularına ders veren Saunders nerede, 23 yaşında 10 maç iyi oynayınca bir tarafları kalkan oyuncusuna ceza veremeyen Saunders nerede?
24 Mart'tan Notlar
Günün Hayvan Performansları:Maçın ilk yarısı yakın geçse de üçüncü çeyreğin başında LeBron ve ekibi farkı açarak deplasmanda Hornets’i 105-92 geçmiş, LeBron 22’de 15’le 38 sayı bırakmış rakip potaya. 9 asist ve 6 asisti var üstelik. Sakatlığın ardından ikinci maçını oynayan Chris Paul fazla katkı sağlayamayınca Cleveland bir maçı daha kazanarak NBA birinciliğindeki yerini daha da sağlama aldı.
24’te 15 saha içi isabetle 37 sayı bulmuş kaptan Jackson, 5 ribaund ve 3 asisti de yanına ekleyerek takımının ve maçın en skoreri olmayı başarmış. Gerald Wallace da 23 sayı 4 ribaund 4 asist 4 top çalma 3 blokla hem savunmada hem hücumda güzel rakamlara ulaşarak galibiyetin öncülerinden olmuş. Minnesota ilk yarının ufak bir bölümünü önde geçirse de hızlı hücum sayılarında 20’ye 0’la ezilmeleri özellikle ikinci çeyrekte bocalayarak üstünlüğü kaybetmelerine neden olmuş. Maçı da Charlotte 95-108 kazanmış.
Josh Smith’in 15 sayı 7 ribaund 3 asist 4 blok 1 top çalma istatistikleri ona göre gayet normal. Zaten Atlanta’da öne çıkan biri yok. Ancak maçı Atlanta’nın 84-86 skorla kazanmasını sağlayan kişi Josh Smith. Aynı hücumda daha sonra Howard’ın iki başarılı serbest atışıyla bitse de 45 saniye kala Redick’e yaptığı blok ve en önemlisi skor eşitken Joe Johnson’ın kaçan şutunu 0.1 saniye kala smaçla tamamlamasıyla burayı hak ediyor. Bu sene böyle kazandırdığı ikinci maç Josh Smith’in.Kobe geceyi 16 şutundan sadece 5’ini kaçırarak 24 sayıyla kapamış ve Alex English’i de geçerek NBA tarihinin en çok sayı atan oyuncuları listesinde 12.liğe yerleşmiş, tebrikler kendisine. Maçta Gasol’ün 10 sayı 12 ribaund, Odom’ın da 19 sayı 13 ribaund double-double’ları bulunuyor. Ayrıca Artest de skora 16 sayıyla katkı yapan bir diğer isim olunca Los Angeles ekibi San Antonio deplasmanından bir galibiyet çıkarmayı başarmış.
Granger eli sıcakmış, 20’de 12’yle (5’te 4 üçlük) 31 sayı atarak umutsuz Indiana’nın bir galibiyet daha almasını sağlamış. Tabii karşılarında işlerin felaket gittiği Wizards olunca bunun zor olduğu söylenemez. Onun yanında 19 ribaund 12 sayıyla Troy Murphy öne çıkıyor. Wizards cephesinde dün oynamayacağı konuşulan Blatche maça çıkıp 21 sayıyla mücadele etmiş ama onun dışındaki oyuncular hiç katkı verememiş. Pek çok felaket şut atan oyuncu var hangisini saysam bilemedim.Paul Pierce, Nuggets’a karşı da takımının skor yükünü çekerek galibiyete yardımcı olmuş. 16’da 10 şutla 27 sayısı ve 7 ribaundu var. Ona destek 20 sayı 10 ribaund 5 asistle KG’den gelmiş. Tabii Rondo’nun 11 sayı 11 ribaund 15 asist 4 top çalmalık müthiş oyunundan bahsetmemek olmaz. Her şey Celtics lehineymiş maçta anlayacağınız, karşılaşmayı da baştan sona önde geçirerek 99-113 kazanmışlar zaten. Hiç olmazsa umursamaya başladılar.
Deron Williams benim de izlediğim müthiş ilk yarı performansını maçın devamında da sürdürerek 18 sayı 16 asist 8 ribaunda ulaşmış. Jazz her şeyiyle üstün olduğu rakibini deplasmanda parçalamış adeta. Calderon’un defansı ne kadar baltaladığı hep söyleniyor ama bu kadar net gözlerimle görmemiştim. Williams’ın istediği her pozisyonda “gel geç” dedi resmen, gerçekten felaketti.
Erken kopan maçta 7 Utah oyuncusu çift hanelere ulaşmış ek olarak.
Boşa kürek çekenler:Howard Atlanta’ya karşı maçı 19 sayı 24 ribaundla kapatmış. 4 bloğu iki de top çalması var. 5 top kaybı ve 11’de 4 şut yüzdesi istatistiklerini 16’da 11’le serbest atış kullanarak telafi etmeye çalışmış. İki takım da savunmalarını konuşturmuş maçta; Orlando %37.5, Atlanta %40’la şut atmış. Magic oyuncuları sadece üç hücum ribaundu vermiş ama bildiğiniz gibi bunlardan biri maçı kaybetmelerine neden olduğu için pek bir anlamı kalmıyor sanırım.
Carmelo (düşük yüzdelerle olsa da) skora geçtiğimiz birkaç günden daha fazla katkı yapıyor ama Denver üç maçtır kazanamıyor. Bu maçta da 23’te 9 isabetle 32 sayıyı bulmuş (16’da 13 serbest atış kullanmasının da katkısı var tabii), yanına 5 ribaund 5 asist eklemiş ama diğer parçalardan JR Smith hariç pek katkı gelemeyince galibiyet hayal olmuş Celtics karşısında.
Lakers-Spurs maçının ilk yarısına 20 sayıyla George Hill damga vurmuş. Hatta daha ilk çeyrekten 14 sayısı varmış ama ikinci yarıda aynı oyununu devam ettiremeyerek 21 sayıda kalmış genç oyuncu. Hill ile birlikte oyunu taşıyan diğer isim olan Ginobili’nin de 18’de 8’le 24 sayısı var fakat başta 11’de 2’yle 6 sayıda kalan Duncan olmak üzere başka hiçbir oyuncudan skora düzgün katkı gelmeyince Lakers’ı geçememişler. Pop’un sezonun başında Bruce Bowen görevinde oynattığı Bogans’ın, şut Shannon Brown’ın elinden çıktıktan sonra kolunu uzattığı pozisyona da gülmeden edemedim. Spurs sözde galibiyet serisinden sonra bir önemli maç daha kaybederek playoff’larda neler yapacağının sinyallerini hafiften veriyor.
Günün X-faktörü:Geçtiğimiz birkaç maçını sakatlık yüzünden kaçıran James Harden, geri dönüşünü kenardan dahil olduğu ilk 5 dakikada 13 sayı atarak yapmış. Toplamda da 10’da 6’yla 23 sayı atarak Durant’in 25’inden sonra takımının en skorer ismi olmuş. Rockets’da Scola ve Ariza’nın tüm çabalarına rağmen maç OKC’nin farklı galibiyetiyle sonuçlanmış.
Pivot olarak başladığı maça 11’de 9’la 20 sayı atarak damgasını vurmuş Hickson. Doğru zamanda doğru yerlerde olarak LeBron’dan aldığı güzel paslarla skora ulaşabildiğini pek çok kez gördük zaten sezon içinde. Playoff’larda da Cleveland’ın pek çok silahlarından biri olacaktır elbet.
Ha gayret:Nets uzun bir aradan sonra 8. galibiyetini belki de alma olasılığı en fazla olan rakibine karşı elde etmiş. Brook Lopez ve Devin Harris’in katkılarıyla Sacramento Kings’i tüm maçı önde götürerek 79-93 malup etmişler. Lopez’in 26 sayı 13 ribaund 4 asisti, Harris’in de 24 sayı 9 asisti bulunuyor. Tüm Kings taraftarlarına geçmiş olsun diyorum. Nets bu süreden sonra “rekor”u ele geçirmemek için canla başla mücadele edecektir ancak diğer takımların da yenilmemeyi gurur meselesi yapacakları bir gerçek. Bakalım ileriki günlerde neler yaşanacak.
Bizimkiler:Mehmet maçı geçtiğimiz günlere göre hücumda biraz daha durgun geçirdi, 16 sayı 8 ribaund ve 3 bloğu vardı. Savunmada ise benim izlediğim bölümlerde Bosh ve Bargnani’nin hızlı ayaklarına karşı zaman zaman zorlandı ancak içeride gayet iyiydi diyebilirim.
Aynı maçta Hidayet de iki serbest atış ve Bosh’tan aldığı güzel pasla 4 sayıya ulaşmıştı ilk çeyrekte ama ilk yarının diğer bölümlerinde pek katkı sağlayamadı. Aslında ilk çeyrekte top eline bol bol geldi ve takım arkadaşlarına güzel şut imkanları sağladı ama Toronto’lu oyuncular çoğunda isabet bulamadı. İkinci yarıyı ise rahatsızlandığı için oynayamamış milli basketbolcumuz.
Ersan, takımının yorgunluğa yenik düşüp kaybettiği maçta Philadelphia’ya karşı 32 dakika süre alarak 8’de 3’le 6 sayı ve 11 ribaundluk bir performansa imza atmış. Ribaund sayısı iyi ancak yarısının maç koptuktan sonra geldiğini belirtmek lazım.
Laubali Dwight
Link
Dün gece internetim olmadığı için maalesef izleyemedim maçları. Sonuçlara baktığımda, özellikle Hawks-Magic'i kaçırdığıma üzüldüm, çünkü son ana kadar büyük çekişmeye sahne olmuş ve Josh Smith'in son salisedeki (evet 0.1 saniye kala) yaptığı smaçla Hawks kazanmış. Özetleri izlerken ise 58. saniyede Dwight Howard'ın yaptığı laubalilik karşısında donakaldım. Biz arkadaşlarla toplanıp geyiğine oynadığımızda bile bu tarz top kayıpları olmuyor. Dwight'a sormak istiyorum, öyle tek elle pas atınca daha mı havalı oluyor acaba, hele önünde savunmacı varken?
Zaten kabul edilebilecek bir laubalilik değilken, bir de maçın sadece 2 sayı farkla kaybedildiği göz önüne alınırsa, gerçek bedeli ortaya çıkıyor bu hatanın: Bir adet mağlubiyet. Tabii bu yenilgiyi sadece Dwight'ın o hareketine bağlamak biraz Hawks'a da haksızlık gibi gözüküyor. Burada Josh Smith'in takip smacının da hakkını verelim ve Hawks'ı da tebrik edelim playoff'a kalmayı garantilediler. Ama Rashard Lewis'in Josh Smith gibi uçan kaçan bir adamı box-out etmeyerek yaptığı hatayı da söylemem lazım.







