BIY AD

24 Haziran 2010 Perşembe

Yalvarırım Beni Takas Etmeyin

Mo Williams'ın twitter'dan Cavs'in yeni genel menajeri Grant'e seslenmiş:
"Lüffen beni takas etmeyin, gitmeye hazır değilim. Yalvarıyorum. Burada işim henüz bitmedi. Dizlerimin üstündeyim... Lütfen. Ciddiyim."

Ah bir de playofflar'da doğru düzgün şut soksaydın, abuk subuk top kayıpları yapmasaydın 2 senedir. Sezon içinde LeBron ile beraber dansetmeler, eğlenmeler güzel tabii. Ama işler sıkışınca, ellerin titremeye başlıyor MoWill efendi... Merak ediyorum Mo'nun takas hakkındaki düşünceleri acaba LeBron başka takıma giderse değişir mi? Bakarsınız bu sefer de takas edilmek için yalvarır. Ne de olsa LeBron'suz Cavs sadece doğuda yer aldığından dolayı playofflar'a kalabilir o kadar. Bu da kendini beğenmiş ancak takımı taşımaktan çok uzak bir oyuncu için ayrılma sebebi olsa gerek.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Chris Paul Takas Edilecek mi?

Son günlerde Chris Paul'un takas edileceğine ve onun da isteğinin bu olduğuna dair dedikodular çıkmaya başladı. İsmi geçen takımlardan biri de Orlando Magic idi. Paul ile Dwight Howard birleşirse, Magic geri kalan 29 takımın toplamından daha fazla alley-oop yapar sezon boyunca. Orası kesin. Neyse konuyla ilgili Paul'un görüşleri şu şekildeydi: "İlk tercihim New Orleans ama kazanmaya, başarıya odaklanmamız lazım. Eğer kendimizi geliştirip Lakers, Celtics gibi takımlarla mücadele edecek konuma gelemezsek, takas olmaya açığım" Haklı sonuçta kupaya uzanabilecek bir takım kurulmayacaksa Paul'un ne işi var Hornets'da?

Çiçeği burnunda, çaylak koç Monty Williams'ın ise dedikodular karşısında yüreği ağzına gelmiş. "Hornets'ın koçluğu ile ilgili beni en çok cezbeden şey Chris Paul'du. Pek çok takım fellik fellik oyun kurucu arıyor ve bahsettiğimiz adam dünyanın en iyisi. Chris Paul'suz buraya gelmeyi düşünmezdim"

Hornets kulübünün sahibi Shinn ise Paul'un üzerine bir takım inşa etmek ve onu kariyerinin sonuna kadar Hornets formasıyla izlemek istediklerini açıkladı. Genel menajer Jeff Bower da kendisine birçok takas teklifi geldiğini onaylamış ancak detay vermemiş. Tabii o da Paul'un yeteneklerinin farkında olduklarını ve onu hafife almadıklaırnı belirtmiş ancak yeni sezonda Hornets formasını giyeceğine dair söz verememiş.

Paul'un gitmesi sadece koç Monty Williams'ın değil, taraftarların, hatta takım arkadaşlarının bile motivasyonunun inanılmaz düşmesi anlamına gelecek. Ben pek zannetmiyorum takas edileceğini, bu resmen şehre ihanet etmek olacak çünkü. Ellerinde 27 milyon dolarlık biten kontrat var, bunları kullanarak 2011 yazını düşünen takımlardan sağlam parçalar almaları şart. Yoksa Paul da takasını isteyecektir bu gidişle.

Nash'in İngiltere Aşkı


Link

Videoyu koyduğum sırada, ilk yarı bitmişti ve İngiltere 1-0 öndeydi, bakalım Nash'in maça bilet bulma çabası, karşılığını bulabilecek mi?

Edit: Evet İngiltere 1-0 kazanarak gruplardan çıkmayı başardı.

Warriors - Bucks Takası Değerlendirmesi

Takas değerlendirmesine geçmeden önce John Salmons'ın önümüzdeki sezon kazanacağı 5 milyon dolardan vazgeçip, serbest kalmayı seçtiğini söyleyeyim.

Dün gece gerçekleşen takasa göre Golden State, Dan Gadzuric ile Charlie Bell'i kadrosuna katarken, Corey Maggette ile Bucks'ın bu seneki 44. sıradaki draft hakkı Bucks'a gitti. Bucks genel menajeri John Hammond geçtiğimiz sezon yılın yöneticisi ödülünü bana göre şansının ve Skiles'ın yardımıyla almıştı. Şimdi yaptığı hamle hakkındaki fikrim aslında tam ortada, bir taraftan beğenir gibi olurken diğer taraftan "Yok canım daha neler" diyorum. Bunun nedeni Maggette'nin kötü bir oyuncu olması değil, hoş kendisini aşırı beğenmem o da ayrı konu. Maggette'nin en büyük eksi yanı kontratı, 3 yılda yaklaşık 30 milyon dolar kazanacak. Bu da onu NBA'in kötü kontrata sahip oyuncularından biri yapıyor. Ama Bucks'ın salary cap'i o kadar elverişli ki, 2011 yazında Jennings-Maggette-Ersan-Bogut'un yanına maksimum kontratlı bir oyuncu sıkıştırabilirler. Bu da Maggette'nin en büyük dezavantajını kompanse edebilecekleri anlamına geliyor. Tabii zırt pırt sakatlanıp maç kaçırmasının nasıl önüne geçecekler bilmiyorum. Onun için Suns'ın sağlık ekibini transfer etmeleri bile yetmeyebilir...

Maggette'nin esasında kenardan gelerek 25 dakika civarında tamamen skor üretimi yapmak amaçlı kullanıldığında başarılı olduğuna inanıyorum. Müthiş gücü sayesinde, NBA'in en iyi faul alan oyuncularından biri kendisi. Bu sayede zaten verimli bir şekilde takımına sayı kazandırıyor. Fakat ilk 5'te başladığı zaman takımın pas trafiğini çok kötü etkiliyor çünkü topu eline aldı mı ya şut atıyor ya potaya gidiyor. Ona verilen top geri gelmiyor gibi birşey. Bir başka kötü yanı da üçlük tehdidinin neredeyse hiç olmaması. Yani skor üretimini tamamen kendisi pozisyon yaratarak sağlayabiliyor, bu nedenle zaten kenardan gelmesi daha yararlı. Bir başka eksisi ise istikrarsızlığı, bir maçta harika oynarken sonraki maçta 19'da 3 atabiliyor. Son olarak da Bucks'ın bundan sonra artık yeniden yapılanmanın son safhasına geldiğini ve amacının playoff başarısı olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda kariyeri boyunca sadece 1 kere playoff tecrübesi yaşamış Maggette ne kadar doğru bir seçim tartışılabilir. O kadar eksisini saydım ama ben genel olarak kafamdaki 'sağlam' oyuncu tanımına göre Maggette'nin eksiklerini sıralıyorum, yoksa bütün bunlar kötü bir oyuncu olduğu anlamına gelmiyor. İşin savunma tarafında ise Skiles'a saç baş yoldurabilir Maggette çünkü savunma yapmayı hiç ama hiç sevmiyor. Bu arada yine güçlü yapısı sağolsun - oldukça iyi bir ribaundcu kendisi. Ama bu konuda Bucks'ın zaten yardıma ihtiyacı yok, geçtiğimiz sezon rakibe en az ribaund veren takımdı çünkü Bucks.

Yani kısacası Maggette'den daha iyi birini bulabilirdi bence Bucks. En azından Salmons'a 9-10 milyon civarı ödeyip, onu kadroda tutabilirlerdi. Daha iyi bir seçim olurdu. Çünkü Salmons, Maggette'ye göre çok yönlü bir oyuncu.

Bu kadar Bucks'a değindim çünkü takasta başarı amacı güden takım onlar. Warriors ise tamamen yeniden yapılanmaya bakıyor. Gadzuric'in biten 7 milyonluk kontratını alarak, Biedrins-Monta-Curry üçlüsüyle yola devam etme kararı aldılar. Hatta en fazla Curry'nin üzerine yoğunlaşmışlar bu konuda. Zaten Monta-Curry'nin yanyana oynadığı bir takım savunmada her şekilde ezilir. İleride bir şekilde Monta'yı da elden çıkarsalar fena olmaz yani. Maggette'nin kötü kontratından kurtuldular. Ayrıca sezonun büyük çoğunluğunu uzun forvet pozisyonunda geçiren Maggette'nin gidişi Randolph ile Wright'ın daha fazla dakika almaları anlamına geliyor. Tabii Don Nelson Stephen Curry'i uzun forvete çekmezse!

2010 Draft Değerlendirmeleri: Patrick Patterson (Kentucky, PF, 6-9)

Diğer değerlendirmeler: John Wall, Evan Turner, DeMarcus Cousins, Wesley Johnson, Derrick Favors, Al-Farouq Aminu, Xavier Henry, Hassan Whiteside, Damion James, Devin Ebanks, Greg Monroe, Luke Babbitt-Armon Johnson, Cole Aldrich, Ed Davis, Avery Bradley.

İşte 2010 draftinin efsanevi takımı Kentucky’den bir oyuncu daha. Wildcats oyuncularını yazmaktan yorulmuştum, ama neyse ki Blodsoe ve freshman senesinde 13 dakika ortalamayla ilk turdan gitmesi beklenen draftin büyük yıldızı(!) Daniel Orton’u değerlendirmeyi düşünmüyorum, en azından şimdilik. Yaşça ağabeyi sayılacak O.J. Mayo gibi Patterson da Huntington lisesinden mezun. Henüz freshman senesinde dikkatleri üzerine çeken Patterson kolejde geçirdiği üç sene boyunca belli ortalamaların üzerine çıkmayı başardı. Aslında geçen seneki drafte katılması bekleniyordu, ancak verdiği ilginç kararla bir sene daha kolejde takılacağını açıkladı. Bu kararın doğruluğu halen tartışıladursun ortalamaları bu yıl biraz düşse de mock draftte 12. sırada görünüyor kendisi.

Öncelikle kolejdeki ilk iki senesiyle son senesini ayırmak lazım, zira Cousins’in gelmesiyle birlikte takım içindeki rolü ve buna bağlı olarak oyun stili çok değişti. İçerde sırtı dönük oyunu seven bir 4-5 numara karşımıyken, daha çok dışarıda oynayan bir 4 numara oluverdi. İlk iki senesinde toplam 4 üçlük deneyen Patterson, son senesinde tam 69 üçlük denemesinde bulundu, tıpkı Channing Frye gibi bu alandaki değişimi. Pozisyonuna göre çok çevik ve açık alan basketboluna oldukça yatkın. Post-up oyununun yanı sıra yüzü dönük oyununu da geliştirdi son senesinde. Ofansif ribaundlarda etkili, önsezisi ve mücadele azmi müthiş. Ayrıca şut tehdidi de var, dış şutunun yanında orta mesafe şutu da fena değil. Savunması iyi. Uzun savunmasında biraz zorlansa da boyu boyuna denk birini buldu mu affetmiyor. Mental açıdan lige en hazır oyunculardan biri.

Bu kadar olumlu özelliklerini sıraladık, ancak elbette eksikleri, kusurları da var Patterson’ın. Öncelikle gücü kuvveti yerinde olsa da boyu epey kısa pozisyonuna göre. Bu sebeple ligde çok zorlanacağını düşünüyorum. Diğer eksileri oyun zekasının pek gelişmiş olmaması ve önemli maçlarda performansının düşmesi. Geçtiğimiz sezonu 14 sayı-7 ribaund ortalamalarıyla tamamladı. Bu ortalamalar Patterson için önceki sezonlara oranla daha düşük olsa da NBA’e şu an daha hazır olduğu da bir gerçek. Carl Landry’ye benzetiliyor.

Şok Şok Şok !!!!!!

Eddy Curry'nin 2010-11 sezonu için 11 milyon dolarlık bir opsiyonu vardı ve Knicks'e bildirmiş ki bu opsiyonu kullanmaya karar vermiş. Hadi ya? İki sezondur bench'ten kalkamayan, sakatlıklarla ve öğün başına yediği 19 hamburgerden kaynaklanan kilo problemleriyle uğraşan adam beleş 11 milyon doları nasıl olur da kabul eder? Niye kontratından vazgeçip, serbest kalıp takım aramaya çıkmaz? Biri bana bunu anlatsın lütfen. Zorlanıyorum idrak etmekte...

Keşke serbest kalıp aynı paraya Grizzlies'e gideydi (bkz. Chris Wallace) de Zach Randolph'la NBA'in en iyi pota altını oluşturma çabaları versiyon 2.0 izleseydik. Sağlam eğlence çıkardı.

22 Haziran 2010 Salı

Khloe'den Odom'a 'Devede Kulak'

Odom'un geçtiğimiz sonbaharda evlendiği Khloe Kardashian, kocasına 400.000$ değerinde bir Rolls Royce almış. Yukarıdaki fotoğraf temsilidir. Devede kulak dememin sebebi de evlilik öncesi Khloe'nin Odom'a imzalattığı anlaşma. Bir boşandılar mı zaten Khloe istediği kadar lüks arabayı Odom'un ödemesini sağlayacak.

Rasheed Emekliye Ayrılabilir

Haber aslında Final serisinin son maçından sonra yani Perşembe günü çıkmıştı. Ancak Doc Rivers geçerli bir gerekçe vermeden "Rasheed son maçını oynamış olabilir. Bugün herşeyini ortaya koydu, sırtındaki ağrılara, kramplara rağmen oyunda kalmak için canını dişine taktı." demişti. Bir anlam verememiştim bu açıklamaya ve çıkan haberlere. Meğersem asıl olayı dün anlatmış Rivers. Yine aynı konudan bahsederken, Rasheed'in 7. maç öncesinde kendisine "Bu sezon beklediğimden çok daha fazla zorlandım fiziksel olarak, çok acı çektim. Bunun son maçım olabileceğini hissediyorum. Parkede herşeyimi takım için vereceğim." dediğini iletmiş.

NBA ile haşır neşir olmaya başladığım zamanlarda Portland Trail Blazers'a karşı bir sempati beslememdeki ana sebeplerden biridir Sheed. Daha önce de yazmıştım, Sabonis, Steve Smith ve Stoudamire gibi isimlerle beraber zamanında Portland'a sempati duyduğumu. Rasheed delidir, hasta ruhludur ama bu deli yanı aynı zamanda bana oldukça sevimli gelmiştir nedense. Artest gibi bir nevi benim açımdan. Onun dışında her zaman NBA'deki en komple uzunlardan biri olduğuna inanmışımdır. Belki biraz daha saygı duysa basketbola ve yeteneklerine, ribaund konusunda daha istekli olsa, adını tarihe yazdıracaktı. NBA'de onun dışında üçlük ile post-up oyununu birleştirebilen uzun sayısı kaç tanedir acaba? Benim şu yazıyı yazarken aklıma gelmedi açıkçası.

Bu aynı zamanda benim yaşlandığım anlamına geliyor. Kariyerinin ilk yıllarından (ilk yılı Washington Bullets onu hatırlamıyorum) beri takip ettiğim bir isim, basketbolu bırakma safhasında. Vallahi ben üzülürüm Rasheed'in bırakması halinde ve NBA de en ilgi çekici yüzlerinden birini kaybetmiş olur.

Los Angeles'ta Kutlamalar Tam Gaz









2010 Draft Değerlendirmeleri: Avery Bradley (Texas, SG, 6-3)

Diğer değerlendirmeler: John Wall, Evan Turner, DeMarcus Cousins, Wesley Johnson, Derrick Favors, Al-Farouq Aminu, Xavier Henry, Hassan Whiteside, Damion James, Devin Ebanks, Greg Monroe, Luke Babbitt-Armon Johnson, Cole Aldrich, Ed Davis.

Lisede adından fazlasıyla söz ettiren Avery Bradley üniversitede maalesef yeteneklerini pek gösteremedi ve beklenen patlamayı yapamadı. Gerek Texas Longhorns’un turnuva öncesi genel sıralamada yukarılarda bulunması, gerekse Doğuş’u kadrosunda barındırması sebebiyle dolaylı olarak da olsa epey izleme şansı buldum Avery Bradley’i. Mock draftte şu an 13. sırada görünüyor ve bu sıralamayı hak ettiği konusunda ciddi şüphelerim var. Ancak draft konusunda büyük konuşmanın ne kadar yanlış olabileceğini bildiğimden eleştiriden çok oyuncuyu tanıtmaya yönelik bir yazı olsun istiyorum.

Bradley şutör guard pozisyonunda oynuyor, atletizmi en dikkat çeken özelliği. Harika bir sıçrama yeteneğine ve zamanlamasına sahip. Wes Johnson gibi onu da ileride smaç yarışmalarında görmemiz sürpriz olmaz. Ayakları çok çabuk, crossover yeteneği müthiş, fundamentalı iyi, saha görüşü vasat. Penetre kabiliyeti var ancak topla pek haşır neşir olmuyor. Hücumda daha çok screen çıkışlarında şut kovalıyor veya yaptığı katlarla skora gitmeye çalışıyor, tıpkı Ray Allen gibi. Ama asla o kadar etkili bir şutör değil. En azından şimdilik öyle görünüyor. Açık alan hücumunda oldukça başarılı, fakat iş set hücumuna geldiğinde bocalıyor. Savunması fena değil. Sertlikten ziyade hızlı ayakları sayesinde iyi pozisyon alabilmesi etkili savunmasının temel sebebi. Fiziği en büyük dezavantajı. En önemli eksilerinden biri de serbest atış problemi. İlginçtir ama faul çizgisinde epey sorun yaşıyor (%54).

Geçtiğimiz seneyi 11 sayı-2 asist-3 ribaund ortalamalarıyla tamamladı. Açıkçası Bradley’in şimdilik lige pek hazır olduğunu düşünmüyorum. Görkemli bir lise kariyerinden sonra kolejde bile zorlanan bir oyuncu NBA’de neler yapabilir düşünüyorum düşünüyorum, işin içinden çıkamıyorum. Hayır, çocuğun potansiyeli de az buz değil ki yabana atalım…

Ezeli Rekabet - 2

Fransız Tony Parker ile Meksika asıllı eşi Eva Longoria'nın 2-0'lık Meksika galibiyeti sonrasındaki pozu. Bakalım bugün beklenildiği gibi Uruguay ile Meksika beraberliğe yatıp birlikte gruptan çıkacaklar mı, yoksa birinden biri kazanıp, Fransa'ya ikinci tur şansı tanıyacak mı? Ben de beraberlik diyenlerdenim, Tony Parker'ın surat ifadesi aynen sürecek sanki.

Fotoğrafa ilk baktığımda Parker'ın yanındakinin Eva olduğunu anlayamadım, o derece garip çıkmış. Makyaj eksikliğinden olsa gerek =)

21 Haziran 2010 Pazartesi

Kobe: Bir Rahat Verin

10-15 gün kadar önce Kobe'ye bir basın toplantısı sırasında "LeBron sence nereye gidecek?" diye sorulmuştu, yıldız oyuncunun cevabı çok net olmuştu: "Umrumda bile değil." Tabii o sırada NBA Finalleri oynandığı için bu yanıtın geceleği belliydi. Perşembe günü ise aynı sorunun mutasyon geçirmiş hali yöneltildi Kobe'ye: "Wade ve LeBron'un beraber kadrosunda olduğu bir takıma karşı oynamak nasıl birşey sence?"

Bunun üzerine Kobe de "Sizin derdiniz ne? Bana bunları sormayın, bırakın da tadını çıkarayım şampiyonluğun" demiş. Ayrıca onlarla karşı karşıya çok kere oynadığını ve yakından tanıdığını, ikisinin beraber oynadığı bir takıma karşı mücadele etmeyi düşünmek bile istemediğini ve biraz daha şampiyonluğun tadını çıkarmak istediğini aktarmış.

Gerçekten de çok korkutucu bir takım olur Wade - LeBron beraber bir takıma giderlerse ancak aralarındaki uyumu ben açıkçası sorgularım bu durumda. İkisi de topu elinde tutup birşeyler üreten isimler, ikisinin de dış şutu ortalamanın altında, ikisi de kariyerleri boyunca 1 numaralı opsiyon olarak oynadılar ve bunlara ek olarak bu iki oyuncunun yanında uzun olarak kimin oynayacağı da çok önemli. Yani kısacası iki yıldızın da asıl amacı bana göre uzun yıldızlardan biriyle (bence Bosh) birleşmek olmalı.

Grizzlies Wallace ile Yola Devam Ediyor

Wallace dediğim Chris Wallace, Chris Wallace dediğim ise Gasol'ü bedavaya Lakers'a vererek NBA tarihinin en kötü takaslarından birine imza atan bir genel menajer. Diğer taraftan Deng, Hinrich gibi isimlerin de teklif edildiğini hatırlatayım. Thabeet seçiminin de başarılı olduğuna inanmıyorum. Son yıllarda bir Mayo var galiba olumlu hareketi. Tabii bir de geçen sezon iki tane süper sorunlu oyuncuyu takıma katması var. Iverson takımda kaos ortamı yaratırken, Zach Randolph'un ilginç bir şekilde evrim geçirip takım oyuncusu olmuştu. Tabii Gasol'ü tamamen ekonomk sebeplerle elden çıkarmışken Randolph'un 16 milyonluk kontratını alması da ayrı bir konu.

Kısacası Chris Wallace'ın başarılı olduğunu düşünen kişi sayısı bir hayli azdır herhalde. Şimdi bir de Gay'e maksimum kontrat verilebileceği konuşuluyor. Bu işe de imza atarsa Wallace, Grizzlies'in geleceğini baltalayacak. Ne bileyim Wallace'ı kovup, bu playofflar'ın öncesine kadar delicesine eleştirilen Kerr'ü bile takıma ekleseler daha iyi olurdu herhalde...

20 Haziran 2010 Pazar

76'ers - Kings Takası Değerlendirmesi

2-3 gün önce ölü sezonun ilk takası gerçekleşti. Philadelphia Samuel Dalembert'i Sacramento'ya gönderirken, karşılığında Andres Nocioni ile Spencer Hawes'u kadrosuna kattı. Burada bence Sacramento Kings gelecek adına harika bir hamle yaptı.

Philly'nin biten bir 10 milyonluk kontrat karşılığında alabileceği daha fazla şeyler varken Nocioni ile Hawes'a ikna olması ilginç. Yani sonuç olarak Nocioni geçtiğimiz sezonu çok kötü geçirdi. Belki Kings gençlere önem veriyordu ama sakatlıklar dolayısıyla iyi dakika aldığında bile Noc bir türlü beklenen seviyeye çıkamadı. Hawes deseniz zaten 3 sezondur Kings'in beklediği çıkışı yapamadı. Hücumda belki bir pivota göre oldukça farklı yetenekleri var (dış şutu, fundamental'ı ve pasları) ama defansta NBA'in en kötü pivotlarından biri Hawes. Kalıbı NBA için oldukça yeterli olmasına rağmen, ayaklarının ağırlığı ve savunma yapmayı bilmeyişi, onu rakipler için işlenilecek bir maden haline getiriyor. Stefanski bugüne kadar izlediği Hawes'un evrim geçirip komple bir oyuncu haline geleceğine inanıyorsa bilemeyeceğim.

Öte yandan Geoff Petrie çok güzel bir işe imza attı. Baktı elinde Tyreke gibi bir süper yıldız adayı ve çok genç, yetenekli bir kadro var. Hemen kontratı uzun vadeli olan isimleri elden çıkardı, karşılığında Hughes ve Dalembert'in kontratlarını aldı. Kings'in salary cap'inde bu sezon için zaten bir maksimum kontratlık yer vardı şimdi gelecek sezon için tam 2 tane yer açıldı. Gerçi 2011'de oyuncularla kulüp sahiplerinin arasındaki anlaşma ne olacak? Lokavta gidilecek mi? Bu büyük bir soru işareti ama bir genel menajer olarak "Belki 2011'de lokavt olacak ben hamle yapmayayım, bekleyeyim" deme hakkı yok Petrie'nin. Ancak Şubat - Mart civarında Petrie'nin büyük oyuncuları kovalama gibi bir niyetinin olmadığı yazılıp çiziliyordu. Bence bu hamlelerden sonra takıma birkaç tane 6-7 milyonluk adam almanın hiçbir anlamı yok. Ha, LeBron-Wade gibi oyuncuları kovalasa bile Petrie, bu yıldızlar Sacramento'ya giderler mi bilmiyorum. Ama yine de şansını denemeli Kings, hazır Tyreke gibi genç bir yıldız ve yanında birkaç tane ucuz kontratlı genç yetenek yakalamışken, yanlarına en azından bir tane süper yıldız almalılar. Ya bu sezon, ya gelecek sezon... Benim umudum ve beklentim bu yönde.

Bu arada farkettim ki Dalembert'e hiç değinmedim, çünkü aslında Dalembert kiralık geldi gibi birşey Kings'e. Onların genç kadrosunda 20-25 dakikadan fazla almayacak ve sene sonunda da büyük ihtimalle başka bir takıma gidecek. Ama 2010-11 sezonu için en azından boyalı alanda rakiplere göz dağı verebilen, savunma yönüyle ağır basan bir pivot oynayacak Kings'de.

RIP - Manute Bol


Link

Hastaneye kaldırıldığı zaman bir fotoğrafını paylaşmıştım. Maalesef böbrek yetmezliğine yenildi ve vefat etti. Dün resmi olmayan kaynaklardan sızmıştı ama gece resmi olarak duyurulmuş. Herkes tarafından sevilen, saygı duyulan, sempatik, inanılmaz yardım sever (Afrika'nın kalkınması için çok çabalıyordu) bir oyuncuydu. Yazık oldu. Ligin blok kralı olduğunu zaten pek çok kişi biliyordur, ben de bir mancınık edasıyla attığı üçlüklerle hatırlayalım kendisini dedim. Gerçi videoda birkaç bloğu da mevcut.

Şampiyon Lakers Jimmy Kimmel'da

Conan ile beraber en beğendiğim talk show'culardan biridir Jimmy Kimmel, sadece yazarlarının başarısı ile değil kendi ürettiği esprilerle de izleyenleri güldürür. Çok başarılıdır. Her neyse konu dağılmasın, şampiyon Lakers'dan 7 oyuncu (en önemlileri Kobe, Fisher ve Artest) Jimmy Kimmel'a konuk olmuş ve son derece eğlenceli bir program ortaya çıkmış. Adam Morrison ile dalga geçtikleri bölümde yazık olmuş Adam'a. O noktada Kobe'nin çıkıp takım arkadaşını korumasını da takdir ettiğimi belirtmeliyim. Üşenmeyin izleyin, bol bol güleceksiniz.


Link


Link


Link


Link


Link

19 Haziran 2010 Cumartesi

Evan Turner da 76'ers'da Gibi

Zaten bu beklenilen birşeydi çünkü Wall ile Turner'ın ilk 2'den gitmesi bekleniliyor uzun süredir. Diğer oyunculara oranla çok daha fazla potansiyelleri olduğu için oluştu bu beklenti. Ancak son 1-2 haftadır Philly'nin Favors veya Cousins'e yönelebileceği konuşuluyordu. Bu 76'ers'ın resmi internet sitesinden alınan bu ekran görüntüsü çıkan dedikoduların pek de doğru olmadığını gösteriyor. Görüntünün alındığı adres şu şekildeymiş: "http://www.nba.com/sixers/draft_turner.html#" ve Turner yerine Cousins veya Favors yazıldığında sayfa hata alınıyormuş. Ancak ben şimdi denediğimde draft'a girecek pek çok isim için sayfanın hata vermediğini gördüm. Herhalde çıkan haberin üstüne böyle bir önlem aldı 76'ers kulübü.

Dalembert takasından sonra ellerinde tam 4 tane 4 numara oynayabilen oldu. Brand zaten asıl olarak bu pozisyonda görev alırken, Speights de 4 numaraya yatkın bir isim. Bunların yanında Young'ın geçtiğimiz sezon boyunca 3 numara oynadığına şahit olsak da, 4 numarada çok daha etkili olduğunu biliyoruz Brand'in sakat olduğu seneye bakarak. Eh bir de şimdi takasla Nocioni geldi, kariyeri boyunca 3 numaradan çok uzun forvette görev almıştı Arjantinli. Bunlara ek olarak Favors'ın gelmesi dakika sıkıntısını aşırı boyutlara çıkarır. O nedenle benim de uzun süredir blog'da yazdığım gibi, Turner'ın seçilmesi çok daha mantıklı gibi duruyor 76'ers için.

Bu arada takasa sözde dün akşam değinecektim ama dediğim gibi iki gündür bilgisayar başında hiç vakit geçirmedim neredeyse. Artık yarına kaldı değerlendirmem yine. Ama şimdiden söyleyeyim konu hakkında kısa fikrimi: Korkun Kings'den =)

Celtics - Lakers Son Maç Hakkında Değerlendirme

Biliyorsunuz, ben çalıştığım için maçları izlesem de daha sonra maçlar hakkında değerlendirme yazacak vaktim olmuyor. Bu değerlendirmeleri blog'da bana yardımcı olan Kadir-Yusuf ve Soner sağolsunlar, maçtan hemen sonra yazıyorlar. Zaten ben de maçtan beri bilgisayar başına geçememiştim. Ufak bir tatil verdim kendime, hatta playofflar bittiğine göre bu tatil birazcık daha uzayabilir belki. Son maçın yazısını Enes hazırlamıştı. Ama ben de son maça değinmek, fikirlerimi paylaşmak istedim, buyrun:

Perkins'den yoksun Celtics'in ribaundlarda biraz zorlanacağını bekliyordum, zaten herkes de bunu bekliyordu. Ama Rasheed'in ilk 5 çıkması durumunda büyük bir sıkıntı çekmeyeceklerini düşünüyordum. Ancak Lakers maça öyle bir girdi ki, her hücumu 3 kere kullanıyorlardı kullandılar resmen. İlk yarıda 15'e yakın hücum ribaundu aldılar yanılmıyorsam. Toplamda da 23'ü buldular. Gasol aldığı 9 hücum ribaunduyla başı çekti Lakers'da. Bu dengesizliğin nedeni biraz Rasheed'in boyuna göre vasat bir ribaundcu olması biraz da Lakers'ın agresif yapısıydı. Her kaçan şutta 3 Lakerslı'yı ribaund mücadelesinde görmek mümkündü. İkinci yarıda dengeyi sağlasalar da, maçın bitimine yaklaşık 1 dakika kala Gasol'ün aldığı hücum ribaunduyla Lakers şampiyonluğu elde etti. Ayrıca Artest'in de özellikle ilk yarıda aldığı hücum ribaundları sayesinde bulduğu sayılarla Celtics'in öne fırlamasını engellediğini söylemeliyim. Her ne kadar bu maç ve seri boyunca rezalet şut atmış olsa da skora bu kadar katkı yapıp, Pierce'ı da yavaşlattığı için kupanın Lakers'a gelmesinde çok önemli pay sahibiydi Artest. Tabii maçın sonunda attığı çok da doğru seçilmemiş üçlüğe de değinmek lazım. Maç boyunca 6'da 1 atmış olan Artest'in, şans yanındaydı o pozisyonda.

Ray Allen için de serinin ikinci maçından sonra x-faktörü olacağını yazmıştım. Yine gördük ki Allen kendisine hazırlanan boş üçlükleri değerlendiremeyince 3 büyük yıldız bir anda 2'ye düşüyor. Yine şutlarında büyük problem yaşayan bir Allen gördük dün. Pierce Artest karşısında zorlanırken, Allen'dan da verimli bir skor üretimi gelmeyince Celtics'in sayı üreteceği opsiyonlar kısıtlandı. Allen'ın bu kadar üzerine gitmemin nedeni kullandığı birçok şutun bomboş olması. Zaten çılgınlar gibi üçlük attığı maçı çıkarırsak, geri kalan 6 maçta Lakers'a karşı şut isabetlerini söyleyeyim Allen'ın, herşey ortaya çıkacak: %31 saha içi, %13 üçlük isabet oranı. Daha fazla birşey yazmaya gerek yok bu konu hakkında.

Kobe maç boyunca zorlandı, bunu maçı izleyen herkes gördü, izlemeyenler bile 6/24 isabetle oynadığına bakarak bunu anladılar. Ancak izleyenlerin farkettiği şey farklıydı. Çünkü Kobe sıcak hissettiği dönemlere özel olan şutları kaçırmakla kalmadı, kolay ve boş atışlarda da çok kötü şutlar kullandı. Hatta buna yaptığı garip top kayıplarını da ekleyebiliriz. Kısacası normal Kobe'den çok uzaktı, 7. maç heyecanı onu bile vurdu. "Bu kupayı 'ben' kazanacağım" diye inat etmiş olması, belki de az kalsın Celtics'in Staples Center'da kutlama yapmasına sebep olacaktı. O kadar kötüydü Kobe. Son çeyrekte kıpırdanır gibi oldu ama yine de bildiğimiz Kobe'yle alakası yoktu. Gasol ile Artest'e duacı olmalı kesinlikle.

Son olarak da hakemlere değineceğim. Evet seri boyunca çok kötülerdi ve taraf tutmadılar. Ama dün apayrı bir garip yönetim gösterdiler. İlk 3 çeyrek boyunca Boston'un ve Lakers'ın yaptığı sert savunmaya neredeyse hiç düdük çalmadılar ve gerçek bir 7. maç seyretmemizi sağladılar. Ancak son çeyrek geldiğinde düdük ağızlarından düşmedi adeta. Bunda Celtics'in yorulmasının ve savunmada ellerine kollarına hakim olamamasının da payı vardı ama daha çok hakemlerin yönetim tarzını değiştirmeleri faktör oldu bana göre. İlk üç çeyrekte çalınmayan bir çok düdük bu çeyrekte Lakers lehine faul atışı olarak döndü. İlk üç çeyrekte 16 serbest atış kullanan Lakers, son 12 dakikada tam 17 serbest atış kullandı (son 4 tanesi taktik fauldan kaynaklandı). Bu da aradaki farkı gözler önüne seriyor zannedersem.

2010 Draft Değerlendirmeleri: Ed Davis (North Carolina, PF, 6-10)

Diğer değerlendirmeler: John Wall, Evan Turner, DeMarcus Cousins, Wesley Johnson, Derrick Favors, Al-Farouq Aminu, Xavier Henry, Hassan Whiteside, Damion James, Devin Ebanks, Greg Monroe, Luke Babbitt-Armon Johnson, Cole Aldrich.

İstatistiği tam olarak bilmiyorum ama belki de en çok solak oyuncunun seçileceği draft olacak bu seneki. Bizim değerlendirdiğimiz oyuncular içinde şimdiden 5-6 tane oldu bile. İşte o lottery pick olması beklenen solaklardan biri de Ed Davis.

Freshman senesinde Hansbrough’nun yedeği olarak istediği süreleri bulamasa da takımıyla kolej ligi şampiyonluğuna ulaştı. Nitekim şampiyon kadronun yıldızları bir bir NBA yolunu tutunca takımın yıldızı konumuna da kendisi geçti. Sophomore sezonunu tamamladığı geçtiğimiz yıla fena bir başlangıç yapmadı, ancak sezon ortalarına doğru performansı düştü. Yine de sergilediği inişli çıkışlı grafik ve yaşadığı sakatlığa rağmen şu an mock draftte 10. sırada görünüyor.

Özelliklerini ele alacak olursak; İyi bir atlet, ribaund ve özellikle blok sezgisi gayet iyi, fiziğine göre oldukça mücadeleci ve pota altı itiş kakışlarında geri adım atmamaya çalışıyor fiziği elverdikçe. Ayakları hızlı, dolayısıyla ikili oyuna ve yardım savunmasına yatkın. Fiziğine bakıp aldanmamak gerek, post oyunu seviyor ve iyi oynayabiliyor. Bunlar artıları, bir de eksilerine değinelim.

Hücumda çok istikrarsız, bazen kaybolup gidiyor maçta. Şutu ve yüzü dönük oyunu oldukça zayıf. Tekdüze bir hücum stiline sahip. Bunların dışında belki de kendisi hakkında en önemli soru işareti yaşamış olduğu sakatlık. Şubat ayında oynanan bir Duke derbisinde sol el bileğini kırdı ve sezonu kapattı. Dolayısıyla sonrasında kendisini hiç izleyebilme şansım olmadı. Zaten düzgün olmayan bileği, bu sakatlıktan sonra nasıl bir hal almıştır düşünmek bile istemiyorum.

Oyun tarzı olarak pivot pozisyonuna daha yatkın olduğunu söyleyebilirim, NBA'de 4 numaralı pozisyon için hem şutu çok kötü, hem de hücumu genel anlamda yetersiz. Pivot oynayabilmesi içinse en azından şimdilik fiziği elverişsiz. Saydığım sebeplerden ötürü ilerde büyük bir yıldız olacağına geçtiğimiz günlere kadar ihtimal vermiyordum, ancak yanlış bilmiyorsam Spurs ilgileniyor kendisiyle. Sırf bu yüzden büyük konuşmak istemiyorum Ed Davis hakkında. 13 sayı-9 ribaund-2.8 blok ortalamalarıyla tamamladı geçtiğimiz sezonu, Al Horford’a benzetiliyor.

18 Haziran 2010 Cuma

Artest Zafer Sarhoşu


Link

Aslında hem zafer sarhoşu, hem de muhtemelen gerçek anlamıyla sarhoş. Buyrun bir bir dediklerini aktarıp spoiler vermek istemiyorum. Tek kelimeyle harika.