BIY AD

13 Temmuz 2010 Salı

Big Al Utah'ta

Serbest kalan oyuncusu Boozer'ı Bulls'a kaptıran Utah Jazz, Bulls ile takas üzerinde anlaşarak Boozer'ın kontratı kadar büyük bir takas istisnası almıştı. Şimdi de bu takas istisnasını, Kosta Koufos'u ve ilerideki draftlar'dan iki ilk tur seçim hakkını Minnesota'ya göndererek, Boozer'ın yerine Al Jefferson'ı koydular. Harika bir takas Jazz açısından bence. Defalarca belirttim blog'da, Al Jefferson çok beğendiğim bir oyuncu.

Zaten başkalarına ihtiyaç duymadan, tek başına pozisyon yaratarak skor üretebilen oyunculara her zaman ayrı bir saygı duyarım. Al Jefferson da böyle bir isim. Bunun yanında Boozer'a göre daha iyi bir savunmacı ama karşılaştırdığımız isim Boozer yani. Yoksa Jefferson da en iyi ihtimalle vasattır bu konuda. Boozer'a göre en önemli artısı biraz daha blok tehdidinin olmasıdır. Yoksa savunmada bilgisi zayıftır bir uzuna göre. Ribaund sezgisi ve box-out konusunda Boozer'dan daha zayıf olması sebebiyle, o konuda da biraz dezavantajı var ama yine de yeterlidir. Hücumda ise boyalı alanda ufak çaplı bir Hakeem tadında ayak hareketleriyle, fake'lerle, ilginç atış stiliyle sağlam skor üretir. Deron ile beraber oynayınca daha da rahatlayacak haliyle. Ancak Boozer'un ona karşı belki de en önemli avantajı şutlarıydı. Al Jefferson'ın ise orta mesafe şutu kesinlikle güvendiği bir silah değil, tam tersi vasatın altında. Halbuki kıyasladığımız Boozer, boş bırakıldığı zaman NBA'in en iyi orta mesafe şut atan 3-4 uzunundan biri oluyor. Bu noktada farklı hücum setleri çizmesi gerekecek Sloan'un, o da nasıl olacaksa? Hepi topu 8 tane hücum setiyle oynuyor Utah kaç senedir...

Neyse kısacası bundan iyisini bulamazdı Utah. Jefferson belki son senelerde sakatlıklarla boğuşuyor ama sağlığına tamamen kavuştuğunda NBA'in önemli skor opsiyonlarından biridir bana göre. Seviyelerini korumak, playofflar'dan uzaklaşmamak adına çok iyi bir hamle. Bir başka açıdan baktığımızda belki de maksimum veya ona yakın bir kontrat vermek için gelecek sezonu bekleseler daha iyi olabilirdi. Sonuçta bu kadronun şampiyonluğa oynayamayacağı belli, Kirilenko'nun kontratı bitince Deron ve Millsap ile yeniden yola çıkabilirlerdi. Onlar yarışta kalmayı tercih ettiler. Bakalım bu sezon Kirilenko'yu takas edecekler mi? Çünkü takas etmemeleri halinde önümüzdeki yaz pek fazla hemle de yapamayacakları için, takım olduğu gibi kalacak ve herkes güçlenirken yerlerinde sayacaklar. Yani Kirilenko'nun devasa kontratını elden çıkarıp çıkaramayacakları (bu kadar büyük bir kontratı takas etmek de zor iş) biraz belli edecek Utah'ın geleceğini.

Ama ne olursa olsun, günü kurtarıp, playofflar'a kalmak ve eline önemli bir skor opsiyonu geçirmek adına önemli bir takas. Dediğim gibi Kirilenko yerine de 1-2 önemli parça alabilirlerse Jazz daha da güçlenebilir.

Timberwolves tarafında, Kahn'ı tebrik ediyorum. Zaten konu hakkındaki fikirlerimi yazmıştım daha önce. Bedavaya önemli bir boyalı alan skor opsiyonunu vermek... Harika bir iş çıkarıyor Kahn. Gidip alnından öpeceğim. Bari elindeki takas istisnasını, bir yıldız almak için kullansa. O zaman biraz kurtarır durumu ama Kahn'dan bahsediyoruz.

Komik Mektuba Ceza

NBA yönetimi, LeBron James'e alev kusan, tehditler savuran, aşağılayıcı bir mektup yazan Dan Gilbert'a 100.000 dolar ceza vermiş. Mektup ilk yayınlandığında, konu hakkındaki fikirlerimi aktarmıştım zaten. Bence NBA.com'da yayınlanması bile son derece büyük bir ayıptı. Cuban'ın rekor cezası 500.000 dolar ile aynı seviyeye çıkması gerekiyordu bence. Bir takım sahibi, sanki oyuncunun sahibiymiş gibi ona böylesi hakaretlerde bulunamaz. Ancak herhalde NBA yönetimi, LeBron'un Cavs'i son ana kadar ayrılacağından haberdar etmediği için suçlu gördüğünden daha ağır bir ceza vermedi. O konuda da haklılar tabii, son ana kadar bekleyip Cleveland onun ağzının içine bakarken "Miami" demesi, Cleveland şehrini kahretti. Ama bu, o mektubu yayınlamak için yeterli bir neden değil. Dediğim gibi çok daha büyük bir ceza ile ders verseydi keşke NBA yönetimi, çaresizliğini bas bas bütün dünyaya duyuran Dan Gilbert'a.

Matthews Portland’da (Büyük İhtimalle)

Başlıkta büyük ihtimalle dedim çünkü Utah'ın önerilen kontratı eşleme ihtimali var düşük de olsa. Nereden nereye… Kim derdi ki daha geçtiğimiz sene Karşıyaka’nın transfer gündeminde olan Wesley Matthews bu sene 5 yıllık $34M alacak diye. Basketbol çok enteresan bir oyun… İki sene önce Marquette Üniversitesi'nde iken senior sezonunda performansını ikiye katlaması bile yeterli olmamış, hiçbir NBA takımı draft etmemişti kendisini. Ama geçtiğimiz yıl Sloan’ın kendisine verdiği şansı çok iyi değerlendirdi ve muhtemelen yedi sülalesine yetecek kadar bir servet sahibi olacak.

Tam bir takım oyuncusu ve iyi bir savunmacı olması sebebiyle Portland’ın oyun kimliğine kolay uyum sağlayacaktır. Özellikle playofflarda Kobe’ye yaptığı savunmayla izleyenleri şaşırtmıştı. Catch and shoot özelliği de Andre Miller’ın bulunduğu takımda önemli bir artı yaratacaktır kendisine. Ama işin bir de diğer yüzü var. Geçtiğimiz sezon boyunca çok kısıtlı dakikalar boyunca sf oynasa da gerçek pozisyonu sg ve sağlık sorunu falan olmadıkça Portland’ın bu mevkisi dolu. Bu da Matthews’in çok büyük bir ihtimalle yedek oturacağı manasına geliyor. Yaşının genç olması, atletizmi, pis işleri yapabiliyor olması, kenardan gelerek takıma enerji katması, takımı ateşlemesi hepsi çok güzel ama tüm bunlar alacağı ücretin karşılığı mı? Bence değil. 5 yıllık 20-25 milyon dolar falan daha bir hak ettiğine yakın para gibi. Sonuçta inanılmaz yetenekleri olan, uçan kaçan veya müthiş şut atan bir oyuncu değil Matthews, daha çok bir rol oyuncusu.

Sadece şutör guard olsa hadi neyse, takımdaki 2-3 numara oynayabilecek isimlere baktığımızda: Roy, Bayless, Fernandez, Batum ve Babbbitt'i görüyoruz. Bu oyuncuların arasındaki dakika dağılımı yeterince problem değilmiş gibi şimdi bir de Matthews gelecek hem de yılda 7 milyon dolar gibi oldukça yüksek bir paraya. Belli bir kalitenin üstünde ama yıldız olmayan bir sürü oyuncu vardı zaten, bunlara bir tane daha eklemek ne kadar mantıklıydı? Derin kadro ile güçlü kadroyu bir sanıyor herhalde Blazers yönetimi. Bayless'ı sallasınlar zaten ama Batum ve Rudy'nin 2011-12 sezonunda takımda tutulması gerektiğine inanıyorum, Matthews transferi ama başka bir senaryoya işaret ediyor sanki. Utah da söylentilere göre Jefferson'ın peşinde, bu durumda lüks vergisinin üstüne çıkarlar Matthews'ı da tutarlarsa. Ama öte yandan Boozer'dan sonra Jefferson ile fazla güç kaybetmeyecek olan Utah, kadrosundan önemli bir rol oyuncusunu kaybetmek istemeyebilir. Ne olursa olsun bu para Matthews'a fazla ve Utah'ın oyuncusunun gitmesine izin vermesi en mantıklı çözüm gibi gözüküyor. / Can

Knicks'in Oyun Kurucusu Felton

Uzun zamandır hayalini kurdukları LeBron’un Miami’yi tercih etmesinin ardından doğal olarak hüsrana uğrayan Knicks, Amare'nin partneri olarak Raymond Felton'ı seçti. Felton nerede, LeBron nerede. Dağlar falan değil, tanımlanamayacak farklar var arada. Ama Felton'ı beğenmesem de, aldığı garip paraya rağmen (2 yıllığına 16 milyon dolar) bu transferi fazla eleştirmeyeceğim. Bunun nedenleri var elbette. Öncelikle kalan serbest oyuncular içinde en iyi ve hatta tek oyun kurucuyu biraz pahalıya da olsa kadrolarına kattılar. Ayrıca bana göre bugüne kadar yıllık 5-6 milyondan fazla haketmeyen Felton'a o parayı vermelerine rağmen, kontratını sadece iki sene ile sınırlı tuttular. Gelecek sezon bir maksimum kontrat verecek yerleri var, üstüne sonraki sezonda da bir maksimum kontrat verecek yerleri açılacak. İşin 'business' tarafına baktıktan sonra tekniğine inelim:

Öncelikle Felton'ın D'Antoni'nin hızlı tempo sistemine harika uyduğunu söylemeliyim. Çünkü Felton set hücumlarında ne kadar batırıp, yanlış kararlar veriyorsa, transition hücumunda aynı oranda etkili. Hem hızlı hem güçlü olduğu için pozisyonları kolayca bitirebiliyor, aynı zamanda açık alanda saha görüşü iyi. Ancak geçtiğimiz sene isabet oranını yükselttiği üçlük atışlar acaba bir çalışmanın ürünü müydü yoksa şansa mı oldu? İşte bu sorunun cevabı Knicks için çok önemli, zira üçlüğün ne kadar ölümcül olduğunu biliyoruz D'Antoni'nin sisteminde. Bunların yanında Felton'ın, Amare ile ne kadar iyi pick & roll oynayabileceği de bir soru işareti. Oturmuş hücumlarda kolay kolay doğru karar veremiyor. Ayrıca perdeyi çok iyi kullansa da, daha sonra uzunlarına iyi paslar verdiğine pek fazla şahit olmuyoruz Felton'ın. Kendisi bitirmeyi de çok seviyor perde sonrasında. Tabii bugüne kadar oynadığı uzunların hiçbirinin hücum gücü, Amare'nin yanına bile yaklaşamaz, o da ayrı konu. D'Antoni'nin pick & roll öğretileri ve Amare'nin varlığı, Felton'ı bildiğimiz ve beklediğimizden daha iyi bir oyun kurucu haline dönüştürebilir. Bir de yukarıda belirttiğim gibi üçlükleri aynı yüzdeyle sokmaya devam ederse, son derece eğlenceli bir Knicks takımı izleyebiliriz. Mesela Felton 15 sayı, 9 asist gibi ortalamalar yakalarsa şaşırmayın. Bu başarı için yetecek mi? Hayır. Knicks taraftarı yine önümüzdeki transfer dönemlerini bekleyerek geçirecek bu sezonu da kısacası. Gerçi doğuda playofflar'a kalabilirler sonuç olarak, belki bu bile yeterli olur 1-2 sezon için taraftarlara. Yani kısacası bu, tam bir geçiş dönemi hamlesi Knicks'ten.

Bobcats de herhalde takımı DJ Augustin'e teslim edecekmiş gibi duruyor. Bol bol izleme fırsatı bulacağız genç guard'ı.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Josh Childress Phoenix’te

2 yıllık Yunanistan macerasından sonra yeniden NBA yolunu tuttu Childress ve Phoenix ile 5 yıllık $34M karşılığında anlaştı. Amare'den gelen takas istisnasının bir kısmını kullanarak Hawks'tan takas yoluyla alacaklar Childress'ı.

Tam da gözler alışmaya başlamıştı NBA yıldızlarını Avrupa’da izlemeye ki, yavaş yavaş geri dönüyorlar. Kasun’ların Nachbar’ların kıymetini bilmek lazım deyip değerlendirmeye geçelim. İlk senesindeki çuvallamadan sonra toparlanmış ve Pire ekibine önemli katkılar sağlamıştı Eurolig’de Childress. Takımının finale çıkmasında başrollerde Kleiza ve Teodosic ile birlikte kendisi de vardı. Esasında Suns adına müthiş bir ismi kadroya kattıklarını söylemek mümkün. Çünkü Childress’ın Avrupa’da bu kadar başarılı olmasının temel sebeplerinden ikisi Olympiakos’da olduğu gibi Phoenix’te de mevcut. Bunlardan ilki Olympiakos’un hızlı tempoya olan yatkınlığı. Bir nevi Avrupa’nın Phoenix’iydi kendileri geçen sezon. Bu bakımdan gerçek Phoenix’te de zorlanmak bir yana kendini daha da gösterecektir Childress. İkincisi ise onu besleyecek oyun kurucular. Gerek Teodosic gerekse Papaloukas üst düzey oyun kurucu ve pasörlerdi. Phoenix'te ise onların ağa babası mevcut.

Ancak alacağı ücretin biraz fazla olduğunu söyleyebilirim. Sonuçta Avrupa’da onun ayarında pek kimse olmadığı için ve kendisini getirmeye ikna etmek adına Olympiakos’un senelik $7M vermesi gayet normal. Ama NBA’de bu kalibrede oyuncu bulunabilirdi daha uyguna, demek ki riske girmek istememiş bekleyerek Suns. Atletizmi, şut stili falan... İkinci Matrix hayırlı olsun Phoenix’e.

Beni düşündüren bir başka nokta ise iki seneyi Avrupa'da geçirmenin, Childress'ın kondüsyonuna nasıl etki ettiği. Haftada bir maçtan, 82 maça çıkması, özellikle de bunu Suns'ın temposunda yapması acaba onu ne kadar yoracak? / Can

Hidayet Phoenix Yolunda (Takas Oldu Sayılır)

Henüz %100 kesinleşmiş değil ama Hidayet'in karşılığında Leandro Barbosa ile Dwayne Jones da Raptors'a geçecekmiş. Bir kere en başta mutlu olmadığı, taraftarların çoğunun da ondan nefret ettiği Toronto'dan ayrıldığı için harika oldu bu takas Hedo açısından. İlaç gibi gelmiştir, yeniden doğmuş gibi hissediyordur daha yeni takımıyla antrenmana bile çıkmadan. Şimdi önce iki taraf açısından da takasa bakalım, ardından Hedo'yu değerlendirelim.

Geçtiğimiz sezon kariyerinin en kötü dönemini geçiren Barbosa'yu gönderip yerine Hidayet'i almak mantıklı bence. Yani Barbosa bench'ten dahil olup sağlam bir skorer opsiyonu görevi görebilirken, Hidayet bir takımın çehresini değiştirebilecek bir oyuncu. Raptors ise elinde Jack, Calderon ve DeRozan varken Barbosa'yı niye aldı çok anlam veremedim. Bosh'tan sonra skor üretmekte sorun yaşayacaklardı, Barbosa bu eksikliği gidermeye yardımcı olacaktır ama 1 ve 2 numaralı pozisyonlarda dakika dağılımı problemi ortaya çıkabilir. Bunun dışında Raptors, Jones ile beraber Bosh sayesinde gelen takas istisnasını da Bobcats'e gönderip Diaw'ı alacakmış. Ama o zannedersem daha bir muallakta.

Teknik açıdan bakarsak pek çok kişi "Hidayet topla oynamak istiyordu, şimdi topu en çok domine eden Nash'in yanına gidiyor. Kesinlikle yanlış seçim" diye yorum yapıyor. En başta şunu söylemek lazım, bir kere Hidayet zaten Raptors'a yeterince zorluk çıkardı takasını isteyerek. Bu durumda gideceği takımı belirlemek gibi bir hakkı yok. Ayrıca Nash'in önümüzdeki sezon 37'sine basacağını unutmayalım. 30 dakikayı zar zor geçecektir kendisi. Kalan 18 dakikanın büyük çoğunluğunda Hidayet'in oyunda kalmasını bekliyorum ben. Çünkü geçen sezon gösterdiği çıkışla Barbosa'nın da daha kolay gözden çıkarılmasını sağlayan Dragic daha çok skor üretmeyi seviyor. Buna ek olarak yine Nash'in yaşına dönelim ve Amare'nin de takımdan ayrıldığını hatırlatalım. Yani Nash'e pozisyon yaratmak ve arkadaşlarını beslemek için bir yardımcı, ikinci bir opsiyon lazım. Hedo bu görevi üstlenebilir. Hele Gentry'nin düşündüğü gibi uzun forvette oynayacaksa, hücumda neredeyse bütün takımların dengesini alt üst edecektir Hedo. Düşünsenize, belki de NBA'deki en hızlı uzun forvet olacak kendisi, şut tehdidi de var. Nasıl savunulacak acaba? Ayrıca oyun kurma kabiliyeti sayesinde, bir nevi bundan iki sezon önceki Diaw'ın üstlendiği rolü de oynayabilir. Ama tabii işin savunma yönünde de hergün kendisinden 15-20 kilo ağır oyuncularla baş etmesi, vücut vücuda çarpışması, ribaund kovalaması gerekecek. Raptors'da çok kısa dönemler uzun forvet tecrübesi olmuştu, keza Magic'te de çok kısıtlı dakikalar alıyordu bu pozisyonda. Örneğin sezonun sonunda 19 ribaund ile kariyer rekoru kırdığında boyalı alanı savunmuştu 15-20 dakikalığına. Hoş Gibson ve Noah gibi oyunculara karşı oynaması da bir avantajıydı ve buna rağmen resmen kızarmıştı suratı, bitap düşmüştü diye hatırlıyorum. Daha kalıplı uzun forvetlere karşı ne kadar dayanabilir bilmiyorum. Bu deneyin başarılı olup olmayacağını, Hedo'nun inadı, inancı ve dayanıklılığı belirleyecek önümüzdeki sezon.

Ben sevindim açıkçası bu takasa. İnşallah son anda bir yamuk çıkmaz da gerçekleşir.

Ekpe Udoh 4-6 Ay Yok

Draft günü demiştim Golden State Udoh’u seçerek yanlış yaptı diye, sakatlandı işte. Şaka bir yana seçildiği yeri hak edip etmediği konusunda yeteri kadar soru işareti varken sol el bileğindeki sakatlık nedeniyle bir operasyon geçirecek ve 4 ile 6 ay arası parkelerden uzak kalacak Udoh. Fakat geçtiğimiz yıllardan Oden gibi, Griffin gibi sakatlık süreçlerine şahit olduğumuzdan açıkçası beni korkutuyor iyileşme sürecinin uzama ihtimali. İşin bir de şu yönü var; Lige geç başlayan çaylaklar ciddi bir adaptasyon sorunuyla karşı karşıya kalabiliyor. Umarım en az ziyanla, en kısa sürede takıma katılabilir genç yıldız adayı. Zira o pozisyondaki rotasyonuna biraz geniş gibi görünse de kuru kalabalık diyebiliriz Warriors için. Lee neyse de 3’ten bozma Radmanovic’le, ne yapacağı kestirilemeyen Tolliver’la, çelimsiz Brandon Wright’la yürümez bu işler. Bu çocuk en azından hem 4 numara hem de pota altından biraz daha sağlam durabilir diğerlerine göre.

Karakterin Önemi

Dün ilk yaz ligi maçında çıkan John Wall'dan, NBA yönetimi maçtan sonra 15 dakika boyunca imza dağıtmasını rica etmiş. John Wall ise yaklaşık 1 saat boyunca imza atıp durmuş her bir taraftarı mutlu etmek adına. İşte 'adam olacak çocuk' budur. Belki beklenilen gibi Rose'un seviyesine ulaşamayacak, belki de onu geçip direk süper yıldız olacak ama böyle bir karaktere sahip olması onu özel kılıyor bana göre. Üç sene önce Durant ile Oden, ardından Rose, geçen sezon Griffin, şimdi de Wall. Hepsi müthiş karakterlere sahipler. Aşağıdan bu tarz yıldız adaylarının gelmesi nedeniyle sevinçliyim. Belli bir seviye korunmuş oluyor böylece.

Summer League 7. Gün

* Ve draftin 1, Wizards’ın yeni 2 numarası da parkeye indi nihayet. İlk şutunda panyayı dövdü, ikincisinde sağlam bir blok yedi ama yılmadı. İlk maçına çıkan bir oyuncu için hiç çekingen değil, bilakis cüretkardı bile. Hoşuma gitti bu şekilde oynaması, belli ki beklentilerin farkında ve kendine güveniyor. Biraz abarttı olayı gerçi, maç boyunca bencildi epey. Kendini ispat etme çabası içinde olan takım arkadaşlarından biri olmak istemezdim açıkçası. Ama yaz liginde Hayward’ın sorumluluktan ne kadar kaçtığını gördükten sonra doğru olanı yaptığını söyleyebilirim Wall için.

* Trevor Booker’ı Clemson’da oynarken birkaç defa izlemiştim ve olumlu izlenimler bırakmıştı bende. Çok güçlü ve asla geri adım atmıyor ancak pozisyonuna göre çok kısa olan boyu elbet sorun yaratacak NBA’de. 4/4 saha içi isabetiyle 9 sayısı, 3 top çalması var.

* Yaz ligine katılmasına pek anlam veremediğim Toney Douglas beni doğrularcasına bir performans sergilemiş. 20 şut denemesiyle 27 sayı atmış, ayrıca istatistik kağıdının tamamını da doldurmuş. Tabi ben o sıralar kupa finalini izliyor olduğumdan hafif boxscore yorumculuğu yapıyorum. Yine aynı maçtan Coby Carl 22 sayı-7 ribaund ile oynamış.

* Portland’dan Armon Johnson’ı çok beğendim. Solak oyuncudan, hele ki guard ise korkacaksın arkadaş. Bir kere müthiş savunma yaptı. Las Vegas ayağının kralı Jermaine Taylor’a sahayı dar etti, parkede basmadık yer bırakmadı. Şaka bir yana hakikaten çok gayretli ve savunma bilgisi üst düzey. Cüssesi ve sağa penetresinin zayıf oluşu problem teşkil etse de takımı çok iyi yönetti. Maçta da hem 1 hem 2 numarayı hakkıyla oynadı. Bir de draft değerlendirmesinde saha görüşü pek iyi değil demiştik kendisine, haksızlık etmişiz.

* Portland’ın diğer genç yeteneği -bu draftte potansiyeline en güvendiğim isimlerden- Luke Babbitt kendisi için ters sayılabilecek bir oyuncu olan Budinger’la eşleşti maç boyu. Savunmada epey bocalasa da hücumda gayet iyiydi. 13 sayıyla tamamladı maçı.

* Portland’ın iki yeni ismini ilk kez sahada görünce yaz liginde 3. maçına çıkacak olan Patrick Patterson’ın pabucunu dama attım. Ne yalan söyleyeyim pek dikkatli izlemedim kendisini. Zaten çok da kötü oynadı, 32 dakikada kullandığı 5 şuttan da isabet bulamadı, 7 ribaund aldı sadece.

*Bir dönem Mutlu Akü forması da giyen Ibekwe kenardan gelerek Portland adına 10 sayı-8 ribaund-5 blok- 2 top çalma ile oynadı.

* Heat-Hornets maçının ikinci devresinde uyuyakaldığımdan atıp tutmak istemiyorum. Bu sebeple mümkün olduğunca yorum katmadan istatistik vereceğim bu maça dair. Geçtiğimiz sezon 10 günlük kontratlarla Miami kadrosuna katılan Kenny Hasbrouck geceyi 24 sayı ile tamamlayarak takımının en skoreri olmuş. Heat’in draftlerdeki ilk seçimi olan Dexter Pittman’ı Doğuş vasıtasıyla epey izleme fırsatı bulmuş ve pek tutmamıştım. Oyun içerisinde özellikle hücumda çok siniyordu. Sanırım dün gece de benzer bir maç çıkarmış, 4 sayısı var. O’nun haricinde Duke’un geçen sene şampiyonluk yaşayan kadrosunun antipatik guardı John Scheyer 11 sayı-5 ribaund-3 asistle oynamış. Kolej liginin rekortmen blokçusu, Heat’in 41. sıra seçimi Varnado şut kaçırmadan 6 sayı atmış, 2 de blok yapmış (Varnado’dan bahsettikten sonra bu istatistiğini vermemek olmazdı). Ayrıca Olympiakos’un yedek guardı Patrick Beverley 9 sayıyla oynamış Heat adına. Hornets’in Thunder’dan takasla aldığı draftlerden Craig Brackins 12, Quincy Pondexter ise 9 sayı ile oynamış. Her ikisinin de oldukça düşük yüzdeyle şut attığını söyleyelim. Son olarak Karşıyaka’ya transferinin gündeminde olduğu söylenen Aubrey Coleman kenardan gelerek 23 dakikada 11 sayı-4 ribaund yapmış.

LeBron'un Gerçek Açıklamaları


Link

Aslında bütün dünyanın izlediği açıklamalar dublajmış. Gerçekler bu videoda su yüzüne çıkıyor... LeBroncular (bu lafı da sevmem ama gördüğüm o ki 'LeBroncular' diye bir kesim gerçekten var, Kobeciler olduğu gibi) hazırlıklı olsun, gayet ağır bir şekilde dalga geçiliyor LeBron'la ama bana komik geldiği için paylaşıyorum. Ağız hareketlerine de tam oturacak kelimeler seçildiği için, oldukça başarılı bir yapım.

Bulls'dan İki Nokta Transfer (Korver ve Redick)

Kyle Korver'ı 3 yıl 15 milyon dolara renklerine kattılar (bkz: medyamızın çılgın kullandığı laflar). Ayrıca JJ Redick ile de 19 milyon dolara, 3 yıllık anlaştılar. Redick sınırlı serbest oyuncu olduğu için Magic'in aynı kontratı vererek onu takımda tutma hakkı bulunuyor. Tam 1 haftası var Magic'in bu parayla eşleşmek için. Ama Redick'e de %90 Bulls'un oyuncusu gözüyle bakabiliriz. Çünkü Magic şu anda zaten lüks vergisi sınırının üstünde. Yani Magic'in bu sezon Redick'e 6 milyon dolar vermesi, üstüne 6 milyon dolar da NBA'e vergi ödemesi anlamına geliyor. Kısacası Magic'in Redick'i takımda tutmasının bedeli 12 milyon dolar. Bunu isteyeceklerini pek zannetmiyorum. Eğer Redick de gelirse, Bulls bütün eksiklerini kapamış olacak. Boozer geldiğinde, kesinlikle üçlük tehdidi olacak oyuncuları transfer etmeleri gerektiğini yazmıştım. Onlar da gittiler ligdeki en iyi dış şut atan adamlardan ikisini aldılar. Müthiş seçimler. Rose - Redick - Deng - Boozer - Noah. Kenardan da Korver, Taj Gibson ve Ömer gelecek. Redick ve Noah nedeniyle biraz cüsse bakımından ufak kalabilirler o pozisyonlarda ama yapacak bişey yok. Redick'i sırf şutör guard'a göre zayıf kalması nedeniyle pek beğenmiyorum. Ama bu onun Bulls'a ilaç gibi gelmeyeceği anlamını taşmıyor. Redick'in cüsse problemi, Korver'ın da fazla tek yönlü olması ve rezalet savunma yapması aldıkları ücretlerin çok az da olsa hakettiklerinden yüksek olduğu izlenimi veriyor ama bu yaz verilen kontratlara bakınca, Redick ile Korver'a laf etmek ayıp olur. En azından oyun alanında görevlerini bilen ve layıkıyla yerine getiren adamlar...

Bunlara ek olarak ben Deng'in bir şekilde elden çıkarılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü o, Rose ile birlikte sahada olduğunda Bulls'un dış şut tehdidi çok kısıtlanıyor. Yine de takımın en eksik yönünü kapamış oldular. Deng yerine dış şut sokacak bir kısa forvetin eklenmesi ve Rose'un beklenildiği gibi süper yıldız seviyesine çıkmasıyla beraber Bulls'dan büyük bir çıkış görebiliriz. Ama Boozer'dan başka önemli bir serbest oyuncu ekleyemedikleri için, şehrin hayalini kurduğu şampiyonluğa oynayacak bir takım olmaktan uzak kaldılar. Yine de iddialı ve doğuda rahatlıkla ilk 4'te yer alabilecek bir kadro oluşturdular. Belki hedeflerini tutturamadılar Wade - LeBron ikilisini ikna edemedikleri için ama bu zaten baştan beri bir anlamda hayaldi. O yüzden ben başarılı sayılacak bir yaz geçirdiklerini düşünüyorum.

Not: Redick Magic'te de kalabilir elbette ama muhtemelen hiç kullanmadıkları Bass'i takas edeceklerdir Redick'i tutarlarsa. Hatırlarsanız geçen sezon Gortat'yı da takımda tutmaları beklenmiyordu ancak sürpriz bir şekilde ekstra harcamaları göze alarak Gortat'nın Mavs'e gitmesine izin vermemişlerdi.

11 Temmuz 2010 Pazar

Summer League 6. Gün

Vakit darlığından dolayı dünkü performansları iyi-kötü şeklinde kategorize edemedim. Yaz Ligi'nin 6. gününden izlenimlerim biraz çorba şeklinde de olsa şu şekilde:

*Alabi-Dorsey-Davis-Samb uzun rotasyonu çok yıprattı Lawal’i. Yetenekleri nispetinde fena oynamıyor. Hücumda potaya yakın topla buluştuğunda iyiydi yine, savunmada da çok gayretli ama ne yazık ki boyu kısa.

*Earl Clark takımın yıldızı sanıyor kendini. Çok bencil oynuyor, takım oyunundan bihaber. Boyuna posuna bakmadan tepede crossoveerlar, el üstü şutlar, gereksiz zorlamalar… Ligde ikinci yılına girecek olmasına karşın hiç hazır görünmüyor.

*Ed Davis’i pek tutan biri değilimdir ama ne yalan söyleyim çok iyi oynadı dün gece ve Lawal'e de üstünlük sağladı. Her ne akdar pota altında etkili olsa da potadan uzaklaştıkça bocalamaya başlayacaktır ve NBA'de bu kadar kolay giremez boyalı alana.

*Solomon Alabi memleketinin hakkını veriyor. Afrikalılar'ın genelinde görüldüğü üzere oyun bilgisi çok zayıf. Gücü kuvveti de pek yerinde değil, şimdilik ligde tutunmasız zor.

*Bornova'nın yeni transferi Michael Roll de Toronto'nun yaz ligi kadrosunda. Onun da 4/5 saha içi isabetiyle 10 sayısı var 8 dakikada.

*Ponkrashov bildiğimiz gibi. Sürekli yanlış seçimler yapıyor. Oyun zekasının yarısını kullanabilse kafi olacak ama nerde... Kendisi için CSKA bile fazlayken, NBA imkansız.

*İtalya’dan Cenk’in takım arkadaşı, eski GS Cafe Crown’lı Dee Brown da yeniden NBA şansı arayanlardan. Toronto'nun yaz ligi kadrosunda yer alıyor fakat dün etkisizdi. 4 sayı-4 asisti var.

*Devin Ebanks belli konularda yüzümüzü kara çıkarmamakla birlikte bazı konularda da bizi utandırdı. Kolejde dış şutu çok kötüydü mesela ve biz de buna istinaden üç sayı çizgisinin gerisinden kötü demiştik draft değerlendirmemizde kendisi için. Bu konuda net bir karar vermek için henüz erken olabilir ama şimdilik yanıldığımızı kabul edelim. Ebanks iki maça çıktı Lakers formasıyla ve gayet iyi performanslar sundu gerek hücumda gerek savunmada. Kumaşı iyi, topçu tipi de var çacukta ama o şortu biraz aşağı indirmeli, ne o öyle 80’lerin basketçileri gibi.

*Geçtiğimiz yılı Lottamatica Roma formasıyla geçiren ve Efes Pilsen’le de bir ara adı anılan İbrahim Jaaber, Ty Lawson karşısında epey zorlandı ve 7 sayıyla oynadı. Ama saha görüşüne halen diyecek yok, var birkaç pası Nashvari.

*Lakers’ın ikinci drafti Derrick Caracter’i ilk defa alıcı gözüyle izledim. Özellikle sırtı dönük oyunu iyi ve ofansif ribaundlarda çok etkili. İlk senesinde rotasyona girebilmesi çok zor ama ilerisi için umut fazlaca var.

*CB Granada formasıyla geçtiğimiz sezon iyi bir performans sergileyen Joe Ingles de Golden State’in yaz ligi kadrosunda. Ama 20 dakikada bulduğu 2 sayı ile henüz NBA için katetmesi gereken çok yol olduğunu gösterdi.

*Draftin 7 numarası Greg Monroe oyunda kaldığı 30 dakikada 11 sayı-8 ribaund-3 asist-2 top çalmayla oynadı. Detroit’in top dolaştırma konusunda geçen sene yaşadığı sıkıntıları bir nebze olsun azaltacaktır Monroe. Parmak hassasiyeti neredeyse bir guard kadar iyi , keza oyun zekası da. Önemi katkılar sağlayacağa benziyor Detroit’e.

*Dallas’ın 25. sıra drafti olan Dominique Jones ilk maça çok iyi başlamış ama devamını getirememişti. Dün Houston karşısında 10 sayı-3 asistle oynadı.

*İsmini ilk kez draftin son günü Can vasıtasıyla duyduğum sonrasında birkaç videosunu izleyip NBA’de olmasa bile Avrupa’da iyi işler çıkarabileceğini düşündüğüm Omar Samhan Dallas adına yaz liginde boy gösteriyor. Dün Houston karşısında 17 sayı-10 ribaund ile ilk maçtaki vasat performansını unutturdu.

*Son olarak Las Vegas ayağının ilk maçlarının yıldızı Patrick Patterson’a değinelim. 3/11 ile 6 sayı ve 8 ribaund yaptı dün. Bu performansı göze hoş gelmese de kendisine güvenenlerden biriyim. Lige hazır bir oyuncu olduğunu düşünüyorum.

LeBronlu Heat

Daha henüz bir takım kurulmadığı için yorum yapmak kolay değil o yüzden madde madde ilerlemeye karar verdim. Ama madde madde dediysem, kısa olacağını sanmayın. Tam tersi uzun olacak:

Öncelikle Will Smith'ten Welcome to Miami ile başlayalım:


Link

- LeBron'un Cavs'den ayrılmaması saçma olurdu bence bir hayli. Daha önce de birkaç kere yazdığım gibi, senelerdir etrafında düzgün bir takım kuramayan bir kulüpte ben de olsam kalmazdım. Çok iyi yaptığını düşünüyorum. Yok neymiş efsane olacakmış Cleveland'da kalsa. Efsane olabilir ama Malone ve Stockton gibi "yüzüğü yok" damgası yiyebilirdi.

- LeBron Miami'ye giderek ya bugüne kadar onu yanlış tanıdığımızı ya da karakterinin gerçekten değiştiğini gösteriyor. O veya bu şekilde kazanmanın herşey olduğuna inanmış kendisi. Yoksa Wade'in takımına, onun çöplüğüne gitmezdi. Wade'den daha yetenekli olsa da, Heat'in başarılarında muhtemelen daha büyük pay sahibi olacaksa da, o şehirde her zaman Wade'in arkasından adı anılacak. Bunu kabullenerek gitti. Ama yok neymiş "Wade'in yanına sığındı", "Korktu" vs gibi yorumlara açıkçası komik buluyorum. Basketboldan biraz anlayan her birey, LeBron'un Wade'den daha yetenekli, daha önemli bir oyuncu olduğunu biliyor sonuçta. Ha aradaki fark ne kadar orası tartışılır. Ama bir düşünün, sıfırdan takım kuracak olsanız ilk olarak Wade'i mi LeBron'u mu alırsınız? Kısacası sığınmak fazlasıyla abartılı bir kelime. Doğuda kalsa, Celtics, Magic ve 2-3 tane sağlam serbest oyuncu takviyeli Bosh-Wade ikilisine karşı belki de şampiyonluk yaşayamayacaktı, o da 2-3 sene içerisinde %99 ihtimalle, en azından 1 yüzük kazanacağı takıma geldi. Yüzük için takım değiştirmek konusunda, çoğunluğa göre farklı düşüncelere sahibim. Kime ne Allah için? Adam yüzük ve başarı kazanmak istiyor takım değiştiriyor. Ne yapsın yöneticileri beceriksizse? 5 sene daha kalıp orada kariyerini mi harcasın?

- LeBron'un da Miami'ye gitmesiyle beraber NBA tarihinin en dominant üçlülerinden biri muhtemelen de birincisi kuruldu. Şöyle düşünün. Bir kere üçü de Hall of Fame'e girecekler. İkisi, NBA tarihinin gördüğü en önemli oyunculardan. LeBron zaten, lige adım attığından beri Jordan ile kıyaslanan, akıl almaz bir cüsseye ve yeteneğe sahip bir adam. Wade de keza şu anda ligde LeBron ile Kobe'nin hemen arkasından, açık ara farkla "3. en iyi oyuncu" sıfatının sahibi. Kahve ağzıyla şunu söyleyeyim. LeBron Cavs'de sezon başına ortalama herhalde 25 maçı tamamen tek başına getirmiştir, Wade için buna 20 diyebiliriz, Bosh için de 10. Etti mi size 55 galibiyet? Daha ne olsun?

- Celtics'in Garnett, Allen ve Pierce üçlüsüne Big Three deniyordu. O zaman Miami'dekine ne denir bilmiyorum. İkisi 26, biri 28 yaşında. Yok artık LeBron James. Böylesine dominant oyuncular bu yaşta bir araya geliyorlar. Bunu başarmak hiç ama hiç kolay değil. Kaldı ki hiçbir takas falan kullanılmadan, tamamen yeniden yapılanma ile kuruldular. Yeniden tebrikler Pat Riley. Ama yaşlardan bahsetmişken, aslında genç olmaları biraz dezavantaj olabilir takım kimyası ve ortak amaç bakımından. Celtics'te üç oyuncu da 30'unu geçmiş, görmüş geçirmiş, tek amacı şampiyonluk olan isimlerdi. Tamam eminim Miami'deki üçlü de şampiyonluk istiyor ama özellikle Wade ile LeBron arasında ufak çaplı bir "bu takımın ana oyuncusu benim" çekişmesi yaşanabilir. Örneğin Wade sıcakken 3 pozisyon üst üste içeri girip şov yaparak sayı ürettiğinde LeBron hafiften küsebilir eline top değmediği için. Yani ana hedefleri aynı olsa da, bu hedeflere ulaşırken çizecekleri yollar tam olarak kesişmeyebilir büyük ve genç oyuncuların. Daha az para almaları, daha az şut kullanmaya ikna olacakları anlamına gelecek mi? İşte bu önemli.

- Miami Heat çekirdeği hazırladı. Şimdi önemli olan bir takım kurmak. Mike Miller'ı alarak muhteşem bir iş yaptılar. Joel Przybilla tadında tamamen savunma, ribaund, blok ve rakibi caydırmaya yönelik bir isim katabilirlerse kadrolarına işte o zaman harika olacak. Çok ucuz opsiyonlar var Mahinmi, Anthony gibi. Oyun kurucu önemli diyor bir kesim ancak bana göre hiç ama hiç önemli değil. Beni koysanız 1.45 boyumla, sırıtmam vallahi şu oyuncuların yanında. Biraz top getirebilsin, üçlükten cezayı kesebilsin yeter. Görüştükleri Fisher böyle bir adam. Tamam normal sezonda ligin en kötülerinden biriydi ama playofflar'da özellikle son 2 turda çok önemli işler yaptı ve savunmasını da 3-4 kademe yukarı çıkardı. Bu bakımdan Fisher fena bir seçim olmayabilir. Tabii onun istediği parayı Heat'in verme ihtimali yüksek değil. Zaten Fisher'ın da Lakers'dan ayrılmasını ben beklemiyorum açıkçası. Ridnour fena bir seçim olmayabilir.

- Son olarak da fantasy basketbolda ilk 3'ten seçilen Wade ile LeBron'un aynı takıma gitmesi hiç iyi olmadı. Bosh da garanti ilk 10'dan gidiyordu o da şimdi 20-25 civarına düşecektir herhalde. Yıllardır alıştığımız düzen bozuldu, kimlerin ilk 5'te gideceğine bir bakmak lazım. Garip olacak yeni sezondaki fantasy basketbol.

- Riley vs Spoelstra. Riley yine şampiyonluğa oynayacak bir takım yarattı ve Stan Van Gundy'e yaptığı gibi, Spoelstra'yı indirip koçluk koltuğuna oturmak isteyebilir. Aslında daha iyi bir seçim olabilir bu Heat açısından. Çünkü oyuncuları idare etmek bakımından, Riley'nin tecrübesi çok daha fazla. Zaten Godfather havasında, oyuncular ona büyük saygı duyuyorlar. Mesela atıyorum maçın bitimine 5 dakika kalana kadar oyuna girmedi diye LeBron'dan Riley'i eleştiren bir açıklama göremezsiniz fakat konu Spoelstra olunca oyuncuların tepkisi ne olur bilmiyorum.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Miami'ye Hergün Bayram

Sunucunun dediği gibi Heat tarihini geçtim, belki de NBA tarihi görmedi böyle bir üçlü. Hemen kutlamalar başlamış tabii ki Miami'de. Biraz işin şovundalarmış gibi bir hava var sanki 3 oyuncuda ama tabii böyle bir kutlamada ne kadar ciddi takılabilirlerdi ki? Sezon başlayınca görülür ne kadar egolarını bir kenara bırakıp, sadece kazanmaya odaklanacaklarını. Burada toplanmalarındaki amaç bu bir kere.


Link


Link


Link

Summer League 5. Gün (Orlando)

Summer League’in Orlando ayağı dün gece oynanan maçlarla tamamlandı. Semih’in süre almadığı son güne damgasını vuran performanslar şöyle: Derrick Favors, Terence Williams-Damion James ikilisinin oynamadığı maçta 23 sayı-11 ribaund ile en iyi SL maçını çıkarmış oldu. Kansas’ta senior senesini tamamlayan undrafted guard Sherron Collins ilk maçlarında kolej kariyerinin aksine takım oyununa yönelmiş ve beni şaşırtmıştı. Fakat dün Gerald Henderson’ın oynamamasını da fırsat bilip epey şut denemiş. Fena de etmemiş hani, 32 sayısı var kendisinin. Yaz ligi boyunca gitgide performansını arttıran Magic’den Paul Davis dün geceyi 24 sayı-8 ribaund ile tamamladı. Jermareo Davidson yine kenardan gelerek 16 sayı-7 ribaund ile oynadı. Aldığı kısıtlı süreler boyunca yapabileceğinin maksimumunu yaptı. Orlando’da oynanan maçlar sonunda istatistik liderleri aşağıda.

Yine Orlando'daki son günün şerefine En İyi Performanslar ve Hayal Kırıklıklarıadı altında kendi top 5’imi hazırladım nacizane:

En İyi Performanslar:
1- Luke Harangody
2- Damion James
3- Lance Stephenson
4- Byron Mullens
5- Magnum Rolle

Hayal Kırıklıkları:
1- Daniel Orton
2- Latavious Williams
3- Evan Turner
4- Derrick Favors
5- Jeremy Evans

Bobcats Thomas’la Uzattı

Nets’in kalan bütün free agentlara salça olacağı belliydi de bu kadar çabuk ve can havliyle olacağını tahmin etmiyordum. Onlardan Tyrus Thomas’a gelen 5 yıl $40M’lık teklifi sonrası Bobcats, Thomas'ı takımda tutmak adına aynı kontratı verdi. Thomas yetenekleri açısından olması gerekenin çok altında bir saygınlığa ve kariyere sahip. Bunun tek ve haklı sebebi oyun zekasının düşük olması diyemeyeceğim, çünkü oyun zekasından söz etmeye dilim varmıyor bahsettiğimiz adam Thomas olunca. Tabiri caizse 'wonderkid' olarak lige adımını attıktan sonra balon gibi söndü Thomas. Brandon Roy’un önünden seçilip, uğruna LeMarcus Aldridge’den vazgeçilmesi potansiyeli hakkında ufak bir ipucu veriyor aslında bize. Ama gelin görün ki Serdar Özkan örneğini görmüş bünyeler olarak piyasaya nasıl çıktığının değil, çıktıktan sonra nasıl devam ettiğinin önemli olduğunu fazlasıyla anlamış durumdayız.

Daha çok 3 numara oynasa da bir pozisyon yukarı kaydığında çok daha etkili olduğunu düşündüğüm Gerald Wallace'ın yanı sıra ellerindeki diğer uzunları sayalım: Chandler, Diaw, Mohammed, Diop. Böylesine derin, alternatifli bir uzun rotasyonu varken Thomas riskini almak biraz gereksiz gibi. Yukarıda saydığım isimlerin yeterli olup olmadığı tartışılır elbette, hatta Chandler'ın sakatlıkları ve formsuzluğu düşünülünce direk 'yetersiz' damgası vurulabilir. Ancak Thomas’ın bu isimlerden çok çok üstün olduğu, takıma çok daha fazla katkı sağlayacağı da en az yukarıdaki sorunsal kadar tartışmaya açık. İşte bu şartlar altında değerlendirdiğimizde aldığı kontratın hak ettiğinden oldukça fazlası olduğunu söylemek mümkün.

Zaten bu transferi Soner'le aramızda konuştuğumuz için fikirlerimiz birbirine yakın. Benim değinmek istediğim nokta farklı: Larry Brown. Genç yetenekleri adam etmesi ve yontmasıyla bilinen ünlü koç Tyrus Thomas'ı seviyor bunu geçen seneden biliyoruz. Ama şimdi ne kadar sevdiğini anladık, tam 40 milyon dolarlık! Çünkü Larry Brown, Bobcats'in bu kontratı vermesinde büyük rol oynamış. Nets genel menajeri Thorn da o paraya Tyrus'ı alamadığı için çok şanslı. Çünkü bence yeni bir Sean Williams vakasına dönüşebilirdi Tyrus'ın New Jersey'deki kariyeri. En azından Brown'ın kanatları altında olacak şimdi. Brown gibi bir koç böylesine istekliyse sizi yüksek bir miktar para karşılığında takımda tutmaya, o zaman bu işte bir iş vardır. İşte bu nedenle ümitliyim Tyrus'tan. Tyrus'ın yeteneklerine hastayım, müthiş bir uzun forvet olabileceğini düşünenlerdenim. Fakat zayıf, hatta yerlerde sürünen karar mekanizması nedeniyle yeteneklerini beğendiğim kadar oyununu beğendiğimi söyleyemeyeceğim. İşte bu konuda Brown'dan yardım bekliyorum. Haydi koç, adam et şu Tyrus'ı. / Can

9 Temmuz 2010 Cuma

LeBron Miami'ye mi Gitmiş? Çok da Fifi


Link

LeBron'un kararını bir örnek olarak kullanıp, günümüz medyasını eleştiren çok başarılı 5 dakikalık bir konuşma. Belki biraz abartı katılmış ama çok doğru noktalara parmak basılmış. Kesinlikle izlemenizi öneriyorum.

Outlaw New Jersey’de

LeBron sağolsun, onun derdine düştük, diğerlerini yazmaya vaktimiz kalmadı. Free agent piyasasından bir şeyler koparabiliriz umuduyla salarysini boşaltıp (hatta bu uğurda Douglas-Roberts ve Jianlian'ı yok pahasına elden çıkarmışlardı) koca bir hayal kırıklığına uğrayan takımlardan oldu Nets de. 5 yıllık $35M karşılığında Travis Outlaw’u kadrolarına kattılar. 7 yıllık kariyeri boyunca yalnızca 30 küsür maça ilk beş olarak başlamış bir oyuncu için biraz fazla gibi bu para. Şahsi fikrim $25M civarında bir ücretin makul olabileceği yönündeydi. Ancak bu saatten sonra çok bir önemi yok senelik 1-2 milyon doların kendileri için. Zira alabilecekleri pek bir isim kalmadı serbest oyuncu havuzundan.

Yukarıda da dediğim gibi kariyeri boyunca sürekli benchten gelmiş bir isim, bilmiyorum ilk 5 başlayabilecek mi Nets’de. Çünkü hem aynı pozisyondaki çaylak Damion James yaz liginde müthiş bir performans sergiliyor, hem de takımın başka hamleler yapabileceği, esnek bir salarysi mevcut. Esasında Outlaw'un yetenekleri de tam bir bench oyuncusuna yakışır nitelikte. Kenardan gelir birkaç smaç vurur, üçlük atar ateşler takımı işte. Daha fazlasını Nets de beklemiyordur herhalde kendisinden. Basketbol IQ’su, fundamentali vs. oldukça vasat. Penetre kabiliyetini de Harris’in bulunduğu bir takımda kullanmaya pek fırsatı olacağını sanmıyorum. Ancak Nets’in mevcut kadrosuna gelen veya gelecek herhangi bir basketbolcu gibi, onun da yararı olacaktır iyi kötü.

Bence Outlaw sözde bir kısa forvet. Çünkü o pozisyonda oynarken ayaklarının yavaş kalması nedeniyle sıkıntı çekiyor. Özellikle de hücum etmekte inanılmaz zorlanıyor. Kısa bir dört numara olarak oynadığında gerçek farkını ortaya koyuyor. Bu bakımdan Favors'dan arta kalan sürelerde uzun forvet oynayacağını düşünüyorum, bence bu pozisyonda oynatmayı tercih etmeli Avery Johnson onu. Çünkü 3 numarada takımına neredeyse zarar verdiğini bile söyleyebilirim. Ama rakip uzunlara karşı atletiklik avantajını kullandı mı patlayıcı bir skorere dönüşebiliyor. Kritik şutları atmayı da sevdiğini biliyoruz. Ben Outlaw'u aşırı beğenmesem de, severim. 30 yerine 20-25 milyon aralığına imzalansa daha iyiydi elbette ama pek alacakları adam kalmadı. Artık gözler gelecek yaz sezonuna çevrildi herhalde Nets'de. / Can

Heat'in Yeni Yüzü

Tarihin gördüğü en güçlü takımlardan biri haline geldi Heat bir anda. Üstelik bunu takasla falan yapmadılar, direk risk alıp salary cap'lerini tamamen boşaltarak yaptılar, çok önemli bir detay. Yetmedi bütün yıldızlar alacakları paradan feragat ettiler ve Mike Miller'ın takıma katılmasını sağladılar. Bu kadar büyük oyuncuların yanında üçlük tehdidi yüksek bir adamın olması son derece önemliydi. Muhteşem bir iş başardı Pat Riley.

Çok yoğun bir Cuma günü geçirdiğim için bir analiz yazamadım. Akşama inşallah... Şimdilik bu resim ve kısa yazı ile idare ediniz.

Ama şunu belirteyim, önümüzdeki sene tarihe tanıklık etmeye hazır olun.

Summer League 4. Gün

Transfer hareketliliği, LeBron’un kararı falan derken yoğun bir gündemle karşı karşıya kaldığımızdan kısa tutacağım dün geceyi. Hatta yine aynı sebepten değerlendirmeleri her gün yapmak yerine birkaç günde bir yapmayı düşünüyorum. İşin doğrusu dünkü maçları pek de dikkatli izleyemedim zaten. Bu kadar itiraf yeter, geçelim yazımıza. Semih önceki iki maçta nasıl oynadıysa Pacers karşısında da aynıydı. 29 dakikada 5’i faul çizgisinden 7 sayı-2 ribaund-2 de asisti var. İstatistikleri bile çok değişmedi farkındaysanız. Genel olarak Semih’in performansını beklediğim gibi, rotasyona girebilmek için yetersiz bulduğumu söyleyebilirim, hele ki Celtics’in Jermaine hamlesinden sonra. Umarım yanılırım.

Günün Yıldızları: Benchten gelerek 19 sayı-4 ribaundla oynadı Jaycee Carroll. Avrupa’da fazlasıyla şahit olduğumuz müthiş skorerliğini yaz liginde de gösterdi. Hiç fena sayılmayacak bir 4 maçlık performans sergiledi. Ancak yaş ve size problemleri ne yazık ki NBA şansını hayli azaltıyor. SL’nin Las Vegas ayağında Knicks formasıyla tekrar izleyeceğiz kendisini. Magnum Rolle dün gece matchupı Semih’e üstünlük sağladı ve 19 sayı-11 ribaund ile double double yaptı. Mustafa Shakur süre buldukça kendisini göstermeye başladı, 21 sayı-5 ribaund-5 asist-5 top çalmayla oyunun her alanını domine etti. Joe Crawford, Damion James düellosundan sonra dün geceyi de 17 sayıyla tamamladı. Yine Magic’den Donell Taylor 18 sayı-7 ribaund yaptı Thunder karşısında. Bobcats’den Derrick Brown 16 sayı-8 ribaund ile oynadı.

Hayal Kırıklıkları: Önceki maçında Turner için dibe vurdu demiştik, yanılmışız. 5 sayı-3 ribaund-3 top kaybı ile en kötü yaz ligi maçını dün gece çıkardı. Performansı bu şekilde gitmeyecek ve elbet toparlanacaktır ama ne zaman… Draftin en iyi şutörlerinden biri olduğunu düşündüğüm Paul George çok fena ters köşe yaptı beni. Takımı adına maç kazandıran basket faulü onun buraya taşınmasına engel teşkil etmiyor. 4/16 isabet oranıyla 17 sayısı, 6 da ribaundı var Celtics karşısında. Geride kalan maçlarda 19’da 2 gibi inanılmayacak kadar kötü bir üçlük yüzdesiyle oynadı. En büyük silahı dış şut olan bir oyuncu için bu istatistikler hiç de iç açıcı değil. Favors da geride kalan maçlarda ritmini bulamayanlardan. Dün gece Utah karşısında 6 sayı-6 ribaund-7 top kaybı yaptı. Favors’ın toparlanması konusunda Turner’daki kadar iyimser olamıyorum. Henüz çok genç, ama bir potansiyeline ulaşırsaa…

Takip Edilesiler: Lance Stephenson ilk çeyreğin sonlarına doğruydu yanlış hatırlamıyorsam, Kravstov ile diz dize çarpışıp maçı yarıda bırakmak zorunda kaldı. Harangody maçın sonlarına doğru egoizmi bir kenara bırakıp gereksiz zorlamalara girmese günün yıldızları bölümüne yazmayı düşünüyordum kendisini. 16 sayı-7 ribaundı var. Merakla beklediğim Gordon Hayward-Damion James eşleşmesinde ise her iki oyuncu da hücumda birbirine üstünlük sağladı. Oldukça iyi yüzdelerle Hayward’ın 11, James’in 13 sayısı var. Jermareo Davidson için kenardan geldiğinde daha hırslı oluyor demiştim. Dün de beni doğrularcasına 8 dakikada 8 sayı-4 ribaund ile oldukça iyi bir maç çıkardı. Summer LEague'in Orlando ayağı bu gece oynanacak maçlarla son bulacak.