BIY AD

1 Kasım 2010 Pazartesi

31 Ekim'den Notlar

Günün Hayvan Performansları:
- Birçok kişiye göre OKC'nin contander olması için kadrosuna katması gereken sağlam bir uzun. Durant gibi bi' lider, Westbrook gibi çok yönlü bir guard, Green gibi atletik bir 4 numara, Harden, Ibaka gibi sağlam rol oyuncuları. Kulağa hoş geliyor ancak bu takımın gerçekten iyi bir 4-5 numaraya ihtiyacı var. Bilmiyorum Boozer'ı ya da Amare'yi düşündüler mi yoksa hem takım pişsin biraz daha hem de şu hanedanlıklar dağılsın gelecek zaten bizim mentalitesiyle hamle yapmaktan uzak mı durdular bilmiyorum, ancak o ikiliden biri genç OKC'yi şampiyonluk adayları arasına sokardı. Neyse konuyu çok dağıttım, gecenin ilk hayvani performansı da OKC pota altından çıktı. Paul Millsap 30 sayı 16 ribaund 6 asist ile adeta canavarlaştı ve Utah'ın OKC'yi beklenenin aksine çok rahat geçtiği maçın yıldızı oldu.

- Pau Gasol'de yine zayıf bir pota altını işleyen uzunlardan. Lakers'ın ilk çeyrekteki 34-14'lük seriyle kopardığı maçta Gasol 26 sayı 12 ribaund 4 asist ve 2 blok ile Lakers'ın yıldızı oldu. Kobe'nin henüz 2. viteste olduğu sezonda Gasol gerçekten takımın lideri gibi oynuyor. Bunlar belki 3 maçlık ortalamalar ama 25-10-5 ortalaması gerçekten etkileyici.

Boşa Kürek Çekenler:
- Miami Heat New Jersey Nets'i rahat geçti ancak Nets benchinde bir cevher gözüktü. Draftın 3 numarası Derrick Favors, 13 sayı (buraya dikkat) 10'u hücum olmak üzere 13 ribaund yaptı. 13 sayı 13 ribaund etkileyici gözükmeyebilir ancak hem bunu sadece 24 dakika gibi bi' sürede yapması hem de maçı izleyenlerin fark edebileceği inanılmaz ribaund sezgisi beni çok etkiledi. Bundan sonra daha dikkatli takip edeceğim.

Takımı Baltalayanlar:
- Belki de rakamsal olarak burayı haketmeyen isimleri yazacağım buraya. 16 sayı 9 ribaundluk Blake Griffin ile 13 sayı 13 ribaundluk Chris Kaman bu isimler... "Ee bu performanslar kötü değil ki, niye baltalamış olsunlar" diyenleri duyar gibiyim. Hemen açıklıyayım; ikisinin toplam şut isabeti 9/30! Evet bu iki isim de uzun ve genelde şutlarını potaya yakın atışlarla kullanıyorlar. Ancak şut yüzdeleri %33'ün bile altında. Chandler-Haywood ikilisine karşı oynamaları da tabii ki bu yüzdenin oluşmasında etken. Ayrıca Clippers'ın da maç içinde sadece %34 ile şut attığını belirtmek lazım.

- Golden State Warriors iyi başladığı sezonda son şampiyon karşısında tutunamadı ve Curry'nin de oynamadığı maçta farklı bir mağlubiyet aldı. Lamar Odom karşısında oynayan David Lee ise felaket bir performans gösterdi bu maçta. 19 dakikada 0 sayı 3 ribaund 5 top kaybı ile yerlerde sürünmüş adeta Lee. Karşısındaki Odom sezona çok iyi başlasa da öyle ribaundları domine eden, savunmada sertlik gösteren bir uzun da değil ayrıca.

Spurs, Parker İle Kontrat Yeniledi


Fransız Tony Parker all-star sonrasındaki trade-deadline'a kadar takımından ayrılması muhtemel oyunculardan biriydi. Geçen sezonun büyük bir kısmını sakat geçiren ve sadece 56 maçta oynayabilen, bu maçlarda da performansıyla kimse tatmin etmemişti. Ancak takas dedikodularına rağmen Spurs Parker ile 4 yıl 50 milyon $ değerinde bir kontrat imzaladı.

Öncelikle takas edilmesi gündemdeyken 4 yıl 50 milyon dolarlık bir kontrat neden önerilir buna bakalım. Muhtemelen Spurs yönetimi takımın son şansı olduğunun farkında ve oyuncuların saha dışı faktörlere kafasının takılmasını istemiyor. Parker'a iyi bir kontrat verdiler ve artık tek isteyecekleri saha içinde istenilen performansı göstermesi olacak. Parker-Ginobili-Duncan sezona uzun zaman sonra sağlıklı başladı ve onların şampiyonluğa giden yolunda her şeyden önemli olan bu. Batı'da Lakers dışında ben Spurs'u durduracak bir takım olacağını sanmıyorum, en azından sağlıklı bir Spurs kimseye 7 maçlık bir seride boyun eğmez. Ancak Lakers'ın Spurs'un 2 basamak daha önünde olduğunu düşünüyorum. Ancak bir yandan da bir Lakers taraftarı olarak Lakers'ı Batı'dan elerse ancak Spurs'un eleyebileceğini de düşünüyorum.

Aklımda kalan soru işareti ise Spurs'un neden 4 yıl 50 milyon dolar yerine 2 yıl 30 milyon dolarlık bir kontrat tercih etmemesi. Daha kısa vadeli ancak daha yüksek ücretli bir kontrat. Tabii ki Duncan gittikten sonra Parker'ın saha içindeki rolü ne olacak bilmiyorum ancak ben olsam daha kısa vadeli, Duncan'ın emekliliğinden sonra kontratı bitecek şekilde ayarlardım. Sonuçta Duncan 2011 yılında 35 yaşına girecek ve bu yıldan sonra en fazla 2 yıl daha oynayacaktır. Parker Spurs'un Duncan gittikten sonraki saha içi lideri olacaksa, yani yönetim böyle düşünüyorsa bilemem ancak Duncan'ın gidişiyle Parker'ın da kontratından kurtulmak Spurs'u olası bir yeniden yapılanmada oldukça rahatlatacaktır.

31 Ekim 2010 Pazar

Günlük Tahminler - 31 Ekim



Blake Griffin 30.5 Sayı + Ribaund Alt (Betsson)

Çaylak Griffin'in çıktığı iki maçın da büyük bölümünü izleyen biri olarak diyorum ki eğer bir aksilik olmazsa ROY ödülünü alacaktır, ayrıca dış şutunu biraz geliştirirse uzun yıllar keyifle izlenecek bir oyuncu geliyor. Ben kendisine hayran kaldım açıkçası. Ama bu gece, yalnızca eşleşmesinden dolayı bir sıkıntı yaşayacağını düşünüyorum. Kendisi bugün belki de ligin durdurulması en zor uzunu olan Nowitzki'yi savunacak. Nowitzki hücumda dışardan da top alabildiği için Griffin'i potadan uzaklaştırmasını ve böylece en azından savunma ribauntlarında Griffin'i etkisiz kılmasını bekliyorum. Ayrıca ligin en çok faul alan oyuncularından Nowitzki ile tecrübesiz Griffin eşleşince Griffin'in faul problemine girmesi de bir hayli olası.

Golden State İlk Yarı +6.5 (İddaa)

Sezona bomba gibi girip ilk iki maçını kazanan Golden State, deplasmanda güçlü Lakers ile karşılaşacak. Belki birkaç ay sonra olsa bu bahisi tavsiye etmezdim ama Lakers her ne kadar ilk iki maçını kazansa da şimdilik rölantide gidiyor gibi. Ayrıca preseasonda yaklaşık bir hafta önce bu iki takım üst üste iki kez karşı karşıya geldi ve Lakers gerçekten çok zorlandı bu maçlarda. Tabi ki bu tam anlamıyla bir ölçü kabul edilemez ama açılan barem fena görünmüyor. Hele bir de Lakers maçın başında rakibini küçümseme gibi bir hataya düşerse önde bile kapatabilir Warriors devreyi. Denemekte fayda var bu bahisi de. (Bu bahise olan güvenimizin biraz düşük olduğunu belirtmeliyim.)

NOT: Tahminlerimizin oluşturacağı olumlu veya olumsuz durumlardan KP ailesi olarak sorumluluk kabul etmeyeceğimizi ve Türkiye'de yasal olmayan sitelerdeki bahisleri yurt dışındaki okurlarımız için değerlendirdiğimizi belirtmeliyim.

31 Ekim Programı

31 Ekim Pazar 19:00 / Miami Heat - New Jersey Nets
31 Ekim Pazar 21:30 / Dallas Mavericks - Los Angeles Clippers
1 Kasım Pazartesi 01:00 (NBA TV) / Utah Jazz - Oklahoma City Thunder
1 Kasım Pazartesi 03:30 / Golden State Warriors - Los Angeles Lakers


Geçtiğimiz sezonun aksine bu yıl ilk 2 maçını kazanarak lige iyi başlayan New Jersey evinde Miami'yi ağırlayacak. Cuma gecesi Orlando karşısında aldığı galibiyetle rakiplerine sağlam bir mesaj veren Miami muhakkak bu akşam da maçın favorisi. NBA TV'den de canlı yayınlanacak maçta ise, Oklahoma evinde Utah'ı ağırlayacak. Takımın herşeyi olan Deron Williams'ın ilk iki maçtaki formsuzluğu Utah'ın elini kolunu bağlamıştı. Televizyonda keyifli bir maç izlememiz için Utah'ın silkelenmesi şart, aksi halde genç Oklahoma'nın şakası olmaz gibi görünüyor.

Günün Hareketleri - 30 Ekim


Link

Top 10'de benim oyum Dominique'e... Onun haricinde Manu'nun pası mükemmel. Sezona iyi başladı ve sağlıklı bir Manu'yu izlemek gerçekten büyük keyif.

Erick Dampier Rockets'da

Dampier gibi tecrübeli bir uzunun takım bulacağı belliydi elbette ki. Ancak onu bu derece gündeme getiren onunla kimin imzalayacağı değil Miami'nin imzalamayacağı olmuştu. O da bu karar üstüne Rockets'ın yolunu tuttu. Öncelikle belirteyim; ben hala Miami'nin çok çok büyük bir fırsatı teptiğini düşünüyor, Dampier'la imzalamamalarına hiç bir anlam veremiyorum.

Olaya Rockets açısından baktığımızda gerçekten iyi iş başardıklarını görüyoruz. Yao Ming gibi her saniye sakatlanma potansiyeli olan bir pivotun arkasına yapılması gereken gerekli bir takviyeydi. Çünkü bildiğimiz gibi yedek pivot rolünü üstlenen Chuck Hayes boy konusunda yaşadığı sıkıntılar üzerine 4 numaraya çekilmiş, orada bir tek Brad Miller kalmıştı. Brad Miller hücum anlamında Dampier'dan nasıl üstünse, Dampier da savunmada o derece üstünlüğe sahip. Yani Rockets tam da kendilerine lazım olan parçayı takıma monte etti ve artık kadrolarını tamamlamış bulunuyorlar.

Buradan bir parantez de Rockets kadrosu için açıyorum. Lakers'ı bir kenara koyarsak Batı Konferansı'nın en güçlü kadrolarından birine sahipler diyebiliriz. Pivot pozisyonunda sağlıklı olduğunda ligin en iyisi bile diyebileceğimiz Yao, arkasında Dampier-Miller. 4 numarada artık iyiden iyiye 25-10'luk bir oyuncuya dönüşen Scola arkasında Chuck Hayes. 3 numarada yılmayan bir savunmacı Shane Battier arkasında Chase Budinger. Şutör guard pozisyonunda yıllarca takım taşımış skorer Kevin Martin ve geçen yılın bombası bu yıl kaldığı yerden devam eden oyun kurucu Brooks.

Rockets yönetimi yapabileceğinin en iyisini yapmış gibi görünüyor. Ancak bu mükemmel görünümlü kadroya rağmen Houston sezona 0-3'le başladı. Bir an önce toparlanmaları ve efsane Güneybatı Grubu'na özlenen enerjiyi getirmeleri gerekiyor. Aksi bir durum hem yönetime, hem de taraftara yapılan çok ağır bir yanlış olur.

30 Ekim'den Notlar

Günün Hayvan Performansları:
- Chicago'nun son periyotta Detroit'e 34-9 üstünlük sağladığı maçta geri dönüşün mimarı oldu. Bir ara 20'lere çıkan farkı Derrick Rose'un 39 sayı 6 ribaund 7 asistlik çabasıyla kapattı ve son çeyrekteki inanılmaz seriyle maçı kazanmayı bildi.

- Memphis'in ligin en zayıf rakiplerinden Minnesota'yla oynadığı maçta OJ Mayo 5/9 üçlük, 11/21 genel şut isabeyiyle 29 sayı attı ve bunun yanında 7 ribaund 5 asist 3 top çalma ile oynadı. Maç Memphis adına rahat geçti ancak bunun en önemli nedeni Mayo'nun ve Gay'in verimli hücum performansları kesinlikle.

- Milwakuee maçının boxscore'unu kontrol ederken gözlerime inanamadım. Öncelikle Jennigs sadece ve sadece 8 şut kullanıp bunların 6'sında isabet bulurak 20 sayı ulaşmış, aynı zamanda 10 ribaund ve 10 asist koyarak triple double'a ulaşmış. Aynı zamanda 3'te 3 üçlüğü de var. İnsanın inanası gelmiyor.

- 25 sayı 7 ribaund 5 asist Chris Paul'un buraya girmesi için yeterli olmayabilir ancak San Antonio deplasmanında çekişmeli giden maçın son periyodunda yaptıkları onun buraya girmesi için yeterli. Takımı ne zaman sayıya ihtiyacı olsa Spurs uzunlarının üstüne giderek o sayıları buldu ve zorlu San Antonio deplasmanında takımını galibiyete taşıdı.

Boşa Kürek Çekenler:
- Draft'ın 1 numarası John Wall sezona iyi başladı ve dağınık Washington takımında bireysel de olsa birşeyler yapıyor. Henüz Arenas'ın forma giymemesi Washington için avantaj mı dezavantaj mı onu Arenas forma giymeden bilemeyeceğiz ancak Wall'un performansı şu an için gayet iyi. Sezon içinde inişleri çıkışları olacaktır ancak 9/17 ile attığı 28 sayı ve yanına koyduğu 9 asist kesinlikle tatmin edici.

- Scola iyi geçirdiği yaz aylarından sonra sezona da çok iyi başladı. Dünya Şampiyonası'nda oynayan oyuncuların sezona daha formda başladığını da söyleyebiliriz. Scola olsun, Odom olsun, Westbrook olsun milli takımdan gelip sezona iyi başladılar. Ancak Scola'nın 12/16'yla attığı 28 sayı 10 ribaundu Houston'a galibiyeti getirmedi.

- Wilson Chanler benchten gelerek New York'a katkı vermeye devam ediyor. New York benchinin kesinlikle en etkili ismi ve zaten 30'lu dakikalar alarak ilk beş oyuncusu gibi oynuyor. Portland karşısında New York sahadan galibiyetle ayrılamadı ancak Chandler benchten gelerek 22 sayı ve 6'sı hücum 16 ribaund ile oynadı.

- Felton'ın New York'a gitmesinden sonra Charlotte'nin kumandasını alan DJ Augustin de Milwakuee karşısında galibiyeti getirememesine rağmen 5/6 üçlük, 9/13 genel saha içi isabetiyle 26 sayı ve 5 asistle göz doldurdu.

Takımı Baltalayanlar:
- Hey gidi Richard Hamilton hey... Nerede o eski Hamilton diyesi geliyor insanın. 2/10 şut isabetiyle sadece 5 sayı ve 1 ribaund... 23 dakikada Hamilton'un verdiği katkı bu. Bir taraftan da Gordon'un sezona iyi başladığını düşünürsek yakında benche dönebilirim Hamilton, tabii eğer böyle devam ederse.

- Gallinari benim geldiğinden beri çok severek izlediğim bir oyuncu. Hatta Armani Jeans Milano günlerinde de takip ettiğim bir isim. Müthiş bir şut mekaniği var ve pozisyonuna göre iyi bir ribaundçu. Ancak sezona gerçekten kötü başladı. New York'ta izlenmesi gereken çok şey var, şu an neden kötü başladığı konusunda bir fikrim yok hiç izleyemediğim için. Ama Gallinari'nin 2/9 ile sadece 4 sayıda kalması ve bunun yanında başka hiçbir istatistik katkısı olmaması kabul edilebilir bir durum değil. Takım için çok kritik bir yerde ve onun performansı belki de New York'un playoffa girip giremeyeceğini belirleyecek.

- Tim Duncan'da bugünlük burayı hak edenlerden. Faul problemi nedeniyle sadece 27 dakika alarak ritmini bulamadığı gecede sadece 7 sayıda kalabilmiş.

Bizimkiler:
- Ersan İlyasova'nın süreleri her maç düşüyor, şaka gibi gerçekten. Sadece 58 saniye sahada kalarak istatistik katkısı yapamamış Ersan. Gooden'ın sadece 13 dakika oynadığı maçta bu sefer bütün süreleri Mbah a Moute almış. Skiles'ı anlamak gerçekten çok zor. Takımı iyice bireysel oynayan, Jennigs'in kontrolünde onun istediklerini yapan bir takım haline getirdi. Olan da Ersan'a ve daha düzgün sistemde çok daha faydalı olabilecek Bogut'a oluyor.

- Ersan'ın süre alamadığı günde Ömer Aşık'ın performansı biraz olsun yüzümüzü güldürdü. Tam 15 dakika aldığı maçta 2 sayı 5 ribaund 1 top çalma ile oynadı Ömer. Özellikle 5 ribaundu kendisi adına çok olumlu, hele ki Taj Gibson'un ribaund alamadığı maçta. Kimse Ömer Aşık'tan ilk etapta çift haneli sayılara çıkması beklenmiyor. Ondan beklenen 5-6 ribaund ve 1-2 blokluk performans şimdilik. Bu performans onun rotasyona girmesini sağlayacaktır.

Günlük Tahminler - 30 Ekim

Indiana İlk Yarı -2.5 (İddaa)

Evinde doğunun güçlü takımlarından ikisine karşı aldığı mağlubiyetlerle sezona başlayan Philadelphia bu gece Indiana'nın konuğu olacak. Geçtiğimiz yıl diş geçirebileceği takımlara karşı evinde, temposunun da etkisiyle süratli başlayıp skor üretmede güçlük çekmeden oyunu domine ederdi Indiana. Takım çok vasat olduğundan elle tutulur tek olumlu özellikleri de buydu belki. Spurs'e karşı deplasmanda, ilk yarıda 65 sayı üreterek aynı şekilde oynayabileceklerini gösterdiler. Bu sene ilk defa seyircileri önüne çıkacakları maçta da benzer bir başlangıç bekliyorum kendilerinden. Rakipleri daha ne olduğunu anlayamadan ilk darbeyi vurmalarını bekleyeceğiz ve en azından Sixers karşısında bunu yapacak güce sahipler.

Amare Stoudemire 33 Sayı + Rebound ALT (Betsson)

Camby ile Aldridge ikilisine karşı Amare'nin zorlanmasını bekliyorum. Geçtiğimiz sene Suns temposunda ve Nash ile oynarken bile Portland'a karşı bu baremi geçememişti kolay kolay (Camby takasından sonra). Portland'da bir değişiklik olmadı hala ligin iyi savunma yapan takımlarından biri ve çok düşük tempoda oynuyorlar. New York'unda Amare'ye "Al maç başına 50 top kullan" modunda can simidi muamelesi yapmadığını hatırlayalım. D'Antoni'nin sistemi zaten buna izin vermiyor. Bütün bunlar Amare'nin alt olmasını sağlamalı diye düşünüyorum. Ayrıca daha dün Celtics ile deplasmanda maç yaptıklarını de hatırlatalım. Portland dinlenmiş olarak geliyor. Bana göre tek eksi nokta Amare'nin evinde olması. Bu bahisi beğenmeyenler belki Portland -3.5 handikap ile kazanır bahisine yönelebilir.

NOT: Tahminlerimizin oluşturacağı olumlu veya olumsuz durumlardan KP ailesi olarak sorumluluk kabul etmeyeceğimizi ve Türkiye'de yasal olmayan sitelerdeki bahisleri yurt dışındaki okurlarımız için değerlendirdiğimizi belirtmeliyim.

30 Ekim Programı

31 Ekim Pazar 02:00 / Washington Wizards - Atlanta Hawks
31 Ekim Pazar 02:30 / Sacramento Kings - Cleveland Cavaliers
31 Ekim Pazar 02:30 / Portland Trail Blazers - New York Knicks
31 Ekim Pazar 03:00 / Philadelphia 76'ers - Indiana Pacers
31 Ekim Pazar 03:00 / Detroit Pistons - Chicago Bulls
31 Ekim Pazar 03:00 / Minnesota Timberwolves - Memphis Grizzlies
31 Ekim Pazar 03:30 / Denver Nuggets - Houston Rockets
31 Ekim Pazar 03:30 (NBA TV) / Charlotte Bobcats- Milwaukee Bucks
31 Ekim Pazar 03:30 / New Orleans Hornets - San Antonio Spurs


9 maçlı bir gecede son maçın 3:30'da başlayacak olması biraz şanssızlık olmuş basketseverler için. Saat aralığı olarak sıkışık bir program var. Çok denk güçlerin karşılaşacak olması geceye renk katabilir. Hornets-Spurs en göze çarpan maç gibi görünüyor. Beğenmeyenler ve yüksek tempoyu sevenler için alternatif maç önerim Houston-Denver maçı.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Ruh Hastası Delonte West

10 maçlık cezası yüzünden yazın katıldığı Celtics ile maça çıkma fırsatı bulamayan ve antremanlara devam eden Delonte West'in başı dertten kurtulmuyor. Semih Erden'in de oynadığı 3-3 maçta birbirlerini savunan West ve Wafer'ın birbirlerine girdiği söyleniyor. West'in Wafer topu her eline aldığında faul yaptığı ve daha sonra da soyunma odasına giden Wafer'a ilk yumruğu salladığı söyleniyor. Tamam takım arkadaşları arasında kavga olabilir, futbolda da basketbolda da o adrenalinle itiş kakışta olabilir ancak West'in yaptığı bildiğiniz ruh hastalığı. Hem sürekli faulü yapıp hem de ilk yumruğu sallaması West'in bozuk ruh sağlığını anlatıyor sanki.

Takım kaptanları Kevin Garnett ve Paul Pierce ile genel menejer Ainge West'in garanti olmayan kontratının 10 maçlık cezasının bitmeden feshedilmesini düşündükleri de yazılanlar arasında. Ancak daha sonra Boston Globe'a konuşan Ainge kavgayı doğrulamasına rağmen takımda herhangi bir değişiklik olmayacağını belirtmiş. Ben olsam 5 dakika tutmam Delonte West'i takımda eğer olaylar yazıldığı gibiyse.

Günün Hareketleri - 29 Ekim


Link

Hayatımda çok az kere görmüşümdür Detroit'inki kadar kötü bir son saniye savunması. İlerisi için pek parlak bir görüntü çizemiyor yine Detroit. Onun haricinde Butler çaylak Henry'ye lige hoşgeldin demiş güzel bir blokla. Ama hareketler içinde herhalde an anlamlısı Rondo'nun 24. asisti.

29 Ekim'den Notlar

Günün Hayvan Performansları:
- Pau Gasol bana kalırsa NBA'in en iyi uzunu. Orta mesafesi, parmak hassasiyeti, savunmada uzun kollarıyla caydırıcılığı ve oyun zekası ile komple bir uzun. Ve sezona da çok iyi başladı. E karşısında da Lopez-Hido ikilisini görünce inanılmaz işler yapmış. 21 sayı 8 ribaund 9 asist sanki bir uzunun değil de bir swingman'in istatiktiği gibi, Gasol'ü diğer uzunlardan ayıran da tam olarak bu. Bu arada Odom'un Hido karşısında 18 sayı 17 ribaund 5 asistine de dikkat çekmek gerekiyor.

- Rajon Rondo'nun da 10 sayı 10 ribaund 24 kötü bir performans gösterdiğini düşünebilir ancak 24 asist gerçekten inanılmaz. Paul Pierce 25 sayı 14 ribaund 5 asist, Kevin Garnett'in de 24 sayı 10 ribaund'u da etkileyici. 59 sayı-34 ribaund-29 asist gibi hayvani bir katkı aldı Boston big-three'sinden ve New York karşısında galibiyeti getirmiş bu performanslar.

- Roy Hibbert da sezona iyi başlayan isimlerden biri. 13 sayı 8 ribaund 6 asist 4 blok ile Granger'ın 33 sayısına eşlik eden isim oldu. Maça da biraz bakma şansım olduğu için söylüyorum, Hibbert gerçekten çok faydalı oynadı. Bu +/- istatistiği pek sağlıklı değil ancak Hibbert'ın bu maçta yaptıklarını göz önünde bulundurursak +12 kesinlikle göz boyayıcı bir istatistik değil.

- Brook Lopez'de Nets 2 galibiyet alırken (2-0) takımını Harris ile birlikte sürükleyen isim. İlk maçta 25, bu maçtada 29 sayı ile takımını yine galibiyete taşıdı Brooks. Aynı zamanda bir uzun için harika bir yüzde olan 15'te 13'lük serbest atış yüzdesine de dikkat çekmek gerekiyor.

Boşa Kürek Çekenler:
- NBA TV'den yayınlanan Pistons-Thunder maçında ise Ben Gordon şov vardı. Ben Gordon benchten gelip 31 dakika oynadığı maçta 11/16 gibi çok yüksek bir yüzdeyle 32 sayı üretti. Son topta potayı bulmayı başaramasa da benchten gelerek önemli bir katkı verdiğini ve takımını oyunda tuttuğunu söylemek mümkün.

- Igoudala da kendisinden görmeye alıştığımız çok yönlü performanslarından birini sunmuş. Ancak 27 sayı 10 asist 6 ribaund 2 top çalmalık performansı takımını galibiyete taşımaya yetmemiş.

- Amare vasat bir ilk maç oynadıktan sonra Boston deplasmanında takımını sürükleyen isim olmuş. 27 sayı 8 ribaundunun yanı sıra 2/3 üçlük attığını da belirtmek lazım. D'antoni'nin sistemi ona bile üçlük attırıyor demek ki :)

Takımı Baltalayanlar:
- Bu başlığın ilk ismi kesinlikle Rashard Lewis olmalı. 25 dakikada 0/9 saha içi isabeti (0/5 üçlük)ile 2 sayı 3 ribaund ve 3 top kaybı ile adeta yerlerde süründü Lewis. Takımı o oyundan çıktığından oyunu dengeledi, o oyuna girdiğinde fark açıldı. En azından benim izlediğim ilk devre itibariyle olaylar böyle gelişti. İkinci devredeki 28-10'luk Miami serisi de maçı tamamen bitirmiş.

- Ramon Sessions'da Lewis'i çok zorlayan isimlerden biri olmuş günün en kötüsü olma konusunda. Cleveland ilk beşinin sadece ve sadece 29 sayı ürettiği (evet evet doğru görüyorsunuz sadece 29 sayı) maçta Sessions 1/10 şut isabeti ve 4 asiste karşılık yaptığı 5 top kaybı ile takım arkadaşlarına uyum sağlamakla kalmamış onların bir adımda önüne geçmiş.

- Buraya girmeyi hak eden bir diğer isimde Jason Kidd. 9 sayı 10 asist 6 ribaund ile en azından rakamsal açıdan kötü bir performans sergilediğini söylemek zor olabilir ancak 5 top kaybı ve 5 faulünün yanında son topu oyuna sokarken attığı pas var ki Kidd'in kalitesine hiç yakışmayacak cinsten. Başka biri yapsaydı belli kabul edilebilir olabilirdi ama söz konusu Kidd olduğunda kabul edilemez bi' hata.

- Brandon Jennings'de sezona kötü başlayan isimlerden biri. Yine vurdumduymaz hücum tercihleri, hücumun çoğunda topu elinde tutmasıyla Ersan'ı izlemek için Milwakuee maçını tercih eden bizlere "bu maç izlenmez, bak sadece ben oynuyorum" mesajını veriyor. 0/6 üçlük, 4/15 genel şut isabeti ile Milwakuee'nin ligin en belki de en kötü takımı Minnesota'ya yenilmesinin başlıca nedenlerinden biri olmuş Jennings.

Bizimkiler:
- Hidayet Türkoğlu son şampiyon karşısında maçın süre aldığı ilk 20 dakikasında sayı üretemediği maçta son 10 dakikada 9 sayı üretmesine rağmen takımını galibiyete taşıyamadı. Bunun yanında 3 ribaundun çok az olduğunu ve Hido'nun 3. maçında da faul problemine girdiğini belirtmek lazım. Hido açısından sezon pek iyi başlamadı. Yakında yerini Warrick'e kaptırabilir. Belki de kendisi için daha iyi olacaktır benchten gelmesi.

- Ersan İlyasova için de sezon pek iyi başlamadı. Geçen maçtaki 16 dakikasına az derken bu maçta 8 dakika sahada kaldı. Maçı izleme fırsatım olmadı ama iyi oynayan Maggette'nin de Ersan'ın sürelerinden çaldığı fikrini yürütmek çok zor değil. Ancak Ersan'ın hem 8 dakika alması hem de bu sürede 3 ribaund 4 faulle oynaması kendisi için hiç ama hiç olumlu değil.

NBA'deki Koca Kafalar


Link

Bir okurumuz mail ile paylaşmış bu videoyu. Görmemiştim, çok güzelmiş, paylaşayım dedim. Bizim Koca Kafalar'dan esinlenmiş olmasınlar?

Knicks - Celtics ve Nuggets - Hornets

New York Knicks 101 v Boston Celtics 105

Boston bu sene çok niyetli olduğunu göstermeye devam etti. Yenilenme aşamasındaki Knicks'i kendi sahalarında mağlup ederek iyi başlangıçlarını devam ettirdiler. Maçtan bahsetmeyi çok isterdim ama Rajon Rondo'nun 10 sayı, 10 ribaund ve 24 ASİSTLİK performansının yanına eklenen 25 sayı ve 14 ribaundluk Pierce ve 24 sayı 10 ribaundluk Garnett performansları aslında bana söylenecek pek fazla bişey bırakmadı malesef. Maçın tamamını izlemedim çünkü Miami maçına konsantre olmuş durumdaydım ama ara ara baktığım zamanlarda sürekli olarak bu üçlünün iyi performansıyla karşılaştım. Karşı tarafta Knicks hakikaten çok iyi mücadele etti. 5 oyuncu çift hanelerde skor üretti. Amare'nin 27 sayısı Knicks cephesindeki en önemli performans oldu. Yine de Celtics'i Boston'da yenmek istiyorsanız daha fazlasına ihtiyacınız var.

Denver Nuggets 95 v New Orleans Hornets 101

Bu maça da ara ara baktım ve sonlarını izledim. Denver'ın durumunu çok merak ediyordum. Carmelo bana çok isteksiz geldi. Yanımdaki herkes iyi oynuyor işte 24 sayı 10 ribaund yaptı dese de Carmelo'yu daha iyi görmüştüm. Benim gibi düşünen varsa maçı izleyenlerden lütfen söylesin. Takas olması Denver açısından da faydalı olabilir. Carmelo draft olduğundan beri 7. sene ve Konferans Finali geldikleri en yüksek nokta. Daha fazlasını da vaad etmiyorlar açıkçası. Hornets cephesinde de Chris Paul'u mesela daha iyi görmüştüm. Onu da çok mutlu görmedim. Yine de Hornets çok iyi bir takım oyunuyla galip geldiyse bugün oyun kurucusuna çok şey borçlu. 7 asist ve 0 top kaybı yan yana koyduğunuzda çok değerli bir istatistik. Iki takımın gelecekteki yerleri hakkında yorum yapmak için çok erken. En değerli isimleri takas dedikodularına malzeme olmaktan sahada tam verimle performans veremiyor. Bu isimlerin geleceği netleşmeden Denver ve Hornets hakkında sağlıklı yorumlar yapmamız çok zor olacak.

Eğer vaktim olursa gün içinde Lakers - Phoenix maçının detaylı analizi blogda yer alıcak. Yarın için de Porltand - New York maçını gözüme kestirdim. Özellikle Portland taraftarı gözüyle takip edip detayli bir analiz yazmayı planlıyorum. Lakers - Phoenix analizi yetişmezse ikisini beraber yazabilirim. Çok yakın zamanda da Clippers maç yazısı yazmayı planlıyorum. Bu şekilde bir çok takımın sezon içindeki gelişimini takip etme fırsatımız olucak. Sağlıcakla kalın.

Orlando Magic - Miami Heat (Dwyane Wade'in Rolü)

Sezonun açılış maçında Boston karşısında yaşanan sorunların ve mağlubiyetin ardından yeni kadrosuyla evidneki ilk maçında Heat'in üzerinde önemli bir baskı olucaktı. Sezona iki mağlubiyetle başlamak yeni kadro üzerindeki soru işaretlerini arttıracak, büyük beklentilerle sezona hazırlanan Miami şehrinde ise konferanstaki en önemli iki rakibe üst üste kaybedilen maçlkarın ardından eleştirilerin başlamasına sebep olacaktı. Bu yüzden maçın önemi Heat açısından daha büyüktü. Sezona yeni başlanmış olsa da Heat'in galibiyete ihitiyacı vardı.

Bu durumda Dwyane Wade'in maç performansı çok önemli. İlk maçta Wade etkisiz kalırken, LeBron hücümda tek tabanca kalmıştı. Aynı zamanda sert savunma yapan Boston'a karşı dezorganize Miami hücumu başarısız olmuştu. Bu sefer LeBron belki çok skor bulmadı ama all-around dediğimiz çok yönlü bir oyun sergiledi. Wade ise maçın öneminin çok farkında olarak daha ilk yarıdaki 14 sayısıyla ılk yarıya damga vurdu. Maçı da 26 sayıyla tamamlaması çok önemli. Aynı zamanda Miami'nin 3. çeyrekte sergilediği performans ilerisi için çok önemli. Doğu Konferansı'ndaki mücadelede direkt rakipleri olan Orlando'ya karşı tek çeyreği domine edebiliyor olmaları bizlere ilerisi için olumlu sinyaller verdi Miami adına. Maçın farklı kazanılması da Miami cephesinde önemli bir moral oldu. Bu farkı da zaten 3. çeyreğe borçlular.

Maçın daha detaylı analizi yerine yazının devamında bu maçın ışığında Miami hakkındaki fikirlerimi sunmak istiyorum. Bugünkü maç Heat adına önemli bir şey göstermiş olabilir. Yeni üçlününün sahada nasıl rol paylaşımına sahip olması gerketiğini ilk iki maçın ardından yavaşça şekillendirebiliriz. Henüz erken olsa bile bulunduğumuz koşullarda kadrodan maksimum verim nasıl alınır tartışması yapılabilir. Öncelikle söylemek istediğim Miami kadrosunun çekirdeği çok güzel bir biçimde 80'lerin Showtime Lakers'ını hatırlatıyor bana. Kadroda üst düzey bir oyun kurucuya yer olmadığına göre LeBron'un Magic Johnson gibi oyun kurucu olarak maça başlayıp maçı çeşitli pozisyonlarda zaman geçirerek bitirmesi çok mantıklı geliyor. Orlando maçında da gördük ki daha az top kaybı yapıp daha fazla top paylaşan LeBron savunmada da üst düzey oynayabiliyor. Bu tavır aynı zamanda hücumu da verimli kılıyor çünkü LeBron Wade'e göre daha yaratıcı ve kritik paslarda daha başarılı. Bu bilgilerin ışığında LeBron'u Jordan'dan Magic Johnson'a kaydırma fikri bence uygulanması gereken bir taktik.

Tekrar Showtime Lakers'ına dönersek kadronun diğer önemli ismi olan Kareem Abdul Jabber yerine Chris Bosh'u koyabiliriz. Bosh Kareem kadar dominant bir uzun olmasa da, Kareem'den daha modern bir uzun. Bosh daha fazla koşabilir ve şut menzili çok daha geniş. Bosh'un daha fazla koşabilmesi hızlı oyuna zemin oluşturabilir. Böylece daha revize edilmiş ve modern basketbola uygun bir oyun sistemi sahaya sürülebilir. Wade'in rolü burda çok kilit bir öneme sahip. Showtime Lakers'ındaki hiç kimseye tam olarak benzemiyor (James Worthy?) ve bu takımın kaptanı. Bu yüzden hücumdaki birinci el olarak Dwyane Wade sahneye çıkmak durumunda. Orlando maçı da gösterdi ki şimdilik Wade etkiliyse Miami de etkili. Bu yüzden kadrodan maksimum verim almak için şimdilik LeBron'un potaya gönderdiği top saysından kısıp asist sayısına ekleme yapmaya çalışmak önemli olabilir. Bakalım Spolestra neler düşünüyor bekleyip görelim.

Günlük Tahminler - 29 Ekim

BK'dan bilen bilir kara cuma derler... Cuma günleri program yoğunluğunun yanına bir de günün mübarekliği eklenince kafalar çalışmaz, şanslar yaver gitmez, bahisler tutmaz oluyor. Sabahtan beri düşünüyoruz Can'la, yaklaşık 20 tane bahis söylemişizdir birbirimize buraya yazmak için ama işin içinden çıkamadık bir türlü. Belki bu postu bir yarım saat sonra girsem bambaşka bahisler yazacaktık, o derece bulandı kafamız. Durum böyle olunca tavsiyemiz bahislerin çok yüklü alınmaması.

Dallas İlk Yarı -6.5 (İDDAA)

Öncelikle iki takım arasında önemli bir moral motivasyon farkı olacak Dallas lehine. Zira evinde Bobcats'i farklı yenmişti Dallas, Memphis ise hem Zach'i sakatlığa kurban vermenin hem de evlerinde Hawks'a karşı hiçbir varlık gösterememenin moral bozukluğuyla çıkacak maça. Bu arada hemen belirteyim Zach ve Gasol bu maçta da görev alamayacaklar. Yani pota altı skor gücü nerdeyse sıfırlanacak Memphis'in. Tahminim seyirci desteğini de arkasına alacak Dallas'ın maçın başında farkı açması yönünde.

DeMarcus Cousins 23 Sayı + Ribaund Alt (Betsson)

Dengesiz bir adam Cousins, bir maçı bir maçını tutmuyor ve bu durum bir süre daha böyle devam edecek sanırım. Dişine göre rakip bulduğunda iyi istatistikler çıkarabiliyor ama bu gece karşısına çıkacak olan Brook Lopez pek dişine göre değil. Hem oyun zekası hem de tecrübesi Cousins'in çok önünde. Ayrıca bahsimizi güçlendirecek diğer etkenler Tyreke'in bu gece oynayacak olması, hatta Dalembert'in küçük de olsa oynayabilme ihtimali. Zaten 25-30 dakika süre bulmasını beklediğim Cousins bir de faul problemine girerse bahis tadından yenmez ve Cousins da bu bareme çıkamaz.

Vince Carter 18.5 Sayı Alt (Betsson)

Miami ilk 2 maçında gösterdi ki hücumda organize olup sistemi oturtana kadar savunma takımı olacaklar. Bu gece de Orlando'ya kafa tutabilmeleri için muhakkak iyi savunma yapmalılar, çünkü rakibinin skor potansiyeli olan 105-110 civarı sayılara çıkmaları şimdilik pek mümkün görünmüyor. Orlando'nun 4 dışarda sisteminde Carter ne kadar etkiliyse diğer 3 oyuncu da o kadar etkili olabiliyor, yani demek istediğim hücum sistemleri tek düze olsa da hücum silahları çok fazla. Ayrıca Carter'ın önemli maçlarda, zor anlarda sindiği bir gerçek. Tüm bunların yanında bir de kendisini Wade'in savunacağı göz önüne alındığında skor açısından çok etkili olamayacağını düşünüyorum.

NOT: Tahminlerimizin oluşturacağı olumlu veya olumsuz durumlardan KP ailesi olarak sorumluluk kabul etmeyeceğimizi ve Türkiye'de yasal olmayan sitelerdeki bahisleri yurt dışındaki okurlarımız için değerlendirdiğimizi belirtmeliyim.

29 Ekim 2010 Cuma

29 Ekim Programı

29 Ekim Cuma 02:00 / Indiana Pacers - Charlotte Bobcats
29 Ekim Cumartesi 02:00 / Sacramento Kings - New Jersey Nets
29 Ekim Cumartesi 02:00 / Atlanta Hawks - Philadelphia 76'ers
29 Ekim Cumartesi 02:00 / Cleveland Cavaliers - Toronto Raptors
29 Ekim Cumartesi 02:30 / New York Knicks - Boston Celtics
29 Ekim Cumartesi 03:00 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - Detroit Pistons
29 Ekim Cumartesi 03:00 (NTV SPOR) / Orlando Magic - Miami Heat
29 Ekim Cumartesi 03:00 / Milwaukee Bucks - Minnesota Timberwolves
29 Ekim Cumartesi 03:00 / Denver Nuggets - New Orleans Hornets
29 Ekim Cumartesi 03:30 / Memphis Grizzlies - Dallas Mavericks
29 Ekim Cumartesi 05:30 / Los Angeles Clippers - Golden State Worriors
29 Ekim Cumartesi 05:30 / Los Angeles Lakers - Phoenix Suns

Programda iki tane önemli, ileriye dönük mesajlar alabileceğimiz maç göze çarpıyor. İlki büyük üçlünün seyircisi önündeki ilk resmi maçı ünvanını da taşıyacak olan Orlando karşılaşması. Boston mağlubiyeti sonrası, dolu dizgin giden Orlando karşısında Miami'nin alabileceği bir mağlubiyet taraftarlarının güvenini epey sarsacaktır. Gecenin diğer önemli maçında ise geçtiğimiz sezonun batı finalistleri Suns ve Lakers karşı karşıya gelecek. Sezona pek formda başlayamayan Lakers ile Amare'nin gidişi sonrası playoff şansı dahi kimi otoritelerce sorgulanan Suns kozlarını paylaşacak. Velhasıl bol maçlı, güzel bir cuma gecesi daha ne olsun...

Günün Hareketleri - 28 Ekim


Link

Maç sayısı az olunca fazla beklenti içine girmiyor insan. Bir de Warrick'in smacını Amare yapsa muhtemelen 4. sırada olmazdı, daha yukarıyı hakediyor sanki bu hareket.

28 Ekim'den Notlar

Öncelikle müthiş çabalarla kurulan üzerinde milyonların emeğini olan Cumhuriyetimizin 87. yaşını kutlayarak ve büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e saygı ve şükranlarımı sunarak 29 Ekim'den notlara başlayayım.

Günün Hayvan Performansları:
- Utah uzunları da baktığımızda Phoenix'in uzunlarına büyük üstünlük sağlamış. Sezona vasat başlayan Al Jefferson ve Millsap ikilisi Phoenix pota altına karşı oldukça iyi performanslar göstermiş. 39 sayı-22 ribaund'luk bir katkı almış Utah bu ikiliden.

- Bir diğer iyi performans ise Dwight Howard'dan geldi. Superman sezona iyi başladı ve takımının Washington'u rahat geçtiği maçta 23 sayı 10 ribaund 3 blokla takımını galibiyete taşıdı. O maçtan bir diğer ilginç nokta ise Orlando'nun ilk beşinin toplamda 29/40 gibi %75'e yaklaşan bir yüzdeyle şut atması. Washington savunması sezon başından kendini belli etmiş.

İyi mi Kötü mü:
- Nash'in ilk 2 maç performansının büyük bir kısmı şaşırttığını düşünüyorum. 2 maçta 11 asist yaptı ve buna karşılık 14 top kaybı var. Sayı katkısı yapıyor ancak o yıllardır alıştığımız takımı oynatan Nash değil sanki. Bunda Amare'nin gidişinin ve pick-and-rolleri artık Hidayet ve Lopez ile oynamasının da etkisi var tabii, hatta büyük oranda pay bunun olabilir. Nash'in o eski takımı oynatan görüntüsüne dönüp dönmeyeceği ise takımda skor üretebilecek isimlere bağlı, başta da Jason Richardson'a.

- Orlando Washington maçında 53-25'lik Orlando'nun ribaund üstünlüğü, draftın 1 numarası Wall'ın 35 dakikada ulaştığı 14 sayı (6/19) 9 asist 3 top çalma 3 top kaybı ve kontrat sezonundaki Kirilenko'nun düşük yüzdeyle de olsa 19 sayıya ulaşması gecenin diğer göze çarpan notlarından.

Bizimkiler:
-Sadece iki maç oynandığı için kısa bir günün notları oldu onu belirteyim. İlk gözüme çarpan noktalarından biri de Warrick'in performansı oldu. Geçen sezon Milwakuee'de Ersan'la 4 numara rotasyonunda süre savaşı veren Warrick bu sezonda bir diğer milli basketbolcumuz Hidayet'le bu savaşı veriyor, ilginç bir not. Ve yine aynı geçen sene Ersan'ın ilk 5'teki yerini tehdit ettiği gibi -zaman zaman almıştı da o yeri- bu sene de sezona iyi başlayarak Hidayet'in yerini tehdit ediyor. 18 sayı 11 ribaund ile takımın en etkili isimi olmuş benchten gelerek. Hidayet'in faul problemine girdiği maçta kendisine gelen şansı iyi kullanmış Warrick. Hidayet'in faul problemi ise 4 numaralarla eşleşmesinden kaynaklı fauller. Hidayet'in eğer yerini kaybetmek istemiyorsa bu faullerden uzak durmalı kesinlikle. Warrick basketbol IQ'su çok düşük ancak Phoenix'in sistemine uyan; koşan, atletik bir uzun. Hidayet'in performansını -özellikle ribaundlarda- arttırması gerekiyor.

Yeter Demirören Yeter: Allen Iverson

Yaklaşık bir aydır konuşuluyordu Iverson'ın Beşiktaş'a gelme ihtimali ve nihayet sonlandı. Kesin olarak diyebiliriz ki: Allen Iverson Beşiktaş'ta. Taurasi geldiğinde ne kadar büyük bir transfer olduğuna değinmiştim. Şimdi alın Taurasi'yi 10'la çarpın, buyrun size Iverson transferinin etkisi.

Bu sabah dünyada milyonlarca kişi Iverson'ın Türkiye'de Beşiktaş adlı kulübe geldiğini okuyacak. Aslında birçoğu "Iverson'a bak ne hallere düştü" diyecek ama bu bizim için önemli değil. Çin ligi yerine burayı tercih etmesi, ikna edilmesi de büyük bir başarı.

Son yıllarda Iverson benim sempatimi kaybetmiş olabilir. Ama ben bu küçük dev adamın 2001 NBA Finalleri'nde Lakers'a tek başına meydan okuyuşunu her sabah kalkıp canlı izlemiş bir basketbolseverim. Hatta Philly forması da vardır elimde o zamanlardan kalma. Gerçekten garip bir his basketbolun en büyük sahnesinde yer almış bir oyuncunun burada bizim parkelerimizde ter akıtacak olması. Her basketbolseverin en azından bir kere Beşiktaş maçına gidip izlemesi şart olan bir isim Iverson. Basketboluyla, aykırı tarzıyla, duruşuyla, taraftarlarla olan iletişimiyle, herşeyiyle canlı görülmesi gereken bir basketbolcu.

Aykırı tarz ve duruştan bahsetmişken; bir yazı okudum dün ama nerede olduğunu hatırlamıyorum. Yazıda Iverson'ın Türkiye'de en iyi anlaşacağı, uyum sağlayacağı taraftar grubuna sahip takımın Beşiktaş olduğuna dikkat çekiliyordu. Sonuna kadar katılıyorum. Beşiktaş taraftarının bu içten sevgisi ve desteğini alan Iverson'ın daha bir şevkle oynayacağını düşünüyorum. O çünkü bu oyunu seviyor. Zaten sevmese NBA gibi bir zirveden, TBL'ye inmezdi, o kötü ayrılıktan sonra basketbolu bırakırdı. Ama fena mı oldu NBA'de hiçbir takımın kapısını açmaması ona? Şimdi çok sayıda basketbolsever seviniyor Türkiye'de.

Hayırlı olsun bir kez daha ve helal olsun Beşiktaş'a.