BIY AD

8 Aralık 2010 Çarşamba

Gecenin Hareketleri - 7 Aralık


Link

Matrix'in pasını çok beğendim. Bu tarz pasları genelde çok severim ama bir numaraya Nick Young'ın 360 turnikesini koyuyorum.

7 Aralık Programı

8 Aralık Çarşamba 02:00 / New Jersey Nets - Atlanta Hawks
8 Aralık Çarşamba 02:00 / Denver Nuggets - Charlotte Bobcats
8 Aralık Çarşamba 02:00 / Cleveland Cavaliers - Philadelphia 76'ers
8 Aralık Çarşamba 03:30 / (NBA TV) Golden State Warriors - Dallas Mavericks
8 Aralık Çarşamba 03:30 / Detroit Pistons - Houston Rockets
8 Aralık Çarşamba 05:00 / Phoenix Suns - Portland Trail Blazers
8 Aralık Çarşamba 05:30 / Washington Wizards - Los Angeles Lakers

Gecenin en keyifli geçmeye aday maçı Rose Garden'da oynanacak. Sezonun açılış maçında Batum'un üçlükleriyle son çeyrekte rakibine teslim olan Suns, bu kez Andre Miller'sız Portland karşısında galibiyet arayacak. Öte yandan Bobcats evinde oynamanın avantajıyla Denver'ın 7 maçlık galibiyet serisine son vermek isteyecek. NBA TV'nin canlı yayınlayacağı maçta ise iki tempo yapmayı, önde basmayı seven takım karşı karşıya gelecek. Maç erkenden kopmazsa izleyenler çok eğlenebilir.

7 Aralık 2010 Salı

Gecenin Hareketleri - 6 Aralık


Link

Haslem Gitti, Dampier Geldi (Heat'in Durumu)

Aslında amacım Dampier'ın ilk doğru düzgün katkı yaptığı maçtan sonra yazmaktı ama beklemekten sıkıldım. İlk doğru düzgün dakika aldığı karşılaşmadan sonra yazayım dedim.

2-3 hafta önce Grizzlies maçında Zach Randolph'un kamyon gibi çarpmasıyla yere yığılan Haslem sakatlanmış ve soyunma odasında taşınmıştı. Pozisyonda ayağına bir darbe yokmuş gibi gözükse de, yapılan kontroller sonucunda Haslem'in ayağında bağ kopması olduğu belirlendi. Ameliyat olan Haslem en iyi ihtimalle normal sezonunun sonuna doğru dönebilecek parkelere. İşte bu noktada devreye Dampier girdi.

Üç yıldızla imzaladıkları andan beri, Miami'nin pivot eksiği olduğunu dile getiriyordum. Ama Pat Riley takımı harika bir şekilde şutörlerle donatmasına rağmen, bu eksiği inatla görmüyor veya göremiyordu. Piyasadaki kalıplı uzunların hiçbiriyle ilgilenmedi Heat. Hatta sonunda Kwame Brown gibi 'kazma' olarak anılan bir oyuncu bile Bobcats'e gittiğinde, Heat'in onu almayarak yanlış yaptığını yazacak raddeye gelmiştim. Sezon başladığında Joel Anthony'nin rakip uzunların yanında çocuk gibi kaldığını, Bosh-Haslem-Anthony üçlüsünün kalıplarının ne kadar yetersiz olduğunu görmüş olduk. Heat'in dış adamlarının savunması ligin en iyilerinden biriyken, boyalı alanda bir Warriors kıvamındaydılar adeta. Hani her işte bir hayır vardır derler ya, Haslem'in sakatlanması belki iyi bile oldu Heat için. Böylce Riley'nin aklı başına geldi ve oluşan uzun ihtiyacını Dampier ile kapattı.

Dampier'ın süre aldığı 6 maçın son 5'ini kazandı Heat, tabii bunun bizim vurdumduymaz pivotla pek bir ilgisi yok. Çünkü henüz ilk defa dünkü maçta anlamlı dakikalar aldı diyebilirim. Yeni yeni NBA temposunda forma giyebilecek kondüsyona ulaşıyor kendisi. Ama hem blok tehdidi oluşturacak hem de rakip pivotların arkasında ezilmeden durabilecek bir isim eklemiş oldu Heat böylece. Henüz katkılarını göremesek de, sezon ilerledikçe farkedilecektir Dampier'ın etkisi.

Şimdiden playofflar'a Heat'in şampiyonluk hedefine baktığımızda, bu transferi son derece olumlu bulduğumu söylemeliyim. Eh ne de olsa 4 aydır Heat'in böyle bir oyuncu almasını bekliyordum, kötü diyecek değilim. En kötü ihtimalle Shaq ve Dwight'ın karşısında itip kakılamayacak bir kütle eklemiş oldular. Ama Heat ve Spoelstra'nın çözmesi gereken asıl konu hücum. Son 5 maçı kazanmış olsalar da, bu istatistik biraz yanıltıcı, JoJo'suz Hawks'u ve birbirinden tırt 4 ayrı doğu takımını yendiler üst üste. Sezon başına göre daha iyi ve uyumlu oynadıklarını rahatlıkla söyleyebilirim (bu 5 maçtan 2'sini izledim) ama şu takımları yenmek başarı olarak kabul edilebilir mi acaba?

Neyse kısacası bence şampiyonluk yolunda önemli bir oyuncu eklediler kadrolarına. Haslem de dönünce üç tane rahatlıkla güvenebilecekleri uzun ile iyi bir rotasyona sahip olacaklar. Önemli olan da bu. Ha bu arada bilmeyenlere şunu da aktarmış olayım: Miami takımı bu transferi yapabilmek için kadrosunda yer açmak durumundaydı ve Jerry Stackhouse'u yolladılar.

6 Aralık'tan Notlar


Günün Hayvan Performansları:
-Carlos Boozer 4. maçında da performansını yükseltmeye devam ediyor. Derrick Rose'un standartlarının altında kaldığı maçta sahneye Boozer çıktı ve takımını galibiyete taşıdı. 21'de 13 şut isabetiyle 29 sayı ve 12 ribaund ile Thunder'ı yıkan isim oldu. Ayrıca Boozer 29 sayısının 13'ünü de 3. çeyrekte attı.

-Amare Mozgov'un benche çekilip kendisinin 5 numaraya kaydırılmasından sonra inanılmaz performanslar gösteriyor. Takımı Minnesota'yı geçerken Amare 34 sayıyla maçın en skorer ismi oldu. Son 5 maç ortalaması 34 ve bu maçların hiçbirinde 30 sayının altına inmedi. Ayrıca takımı da bu süre zarfında 5 galibiyet aldı ve %50 galibiyet oranının üstüne çıktı. Hem 5 maç üst üste 30+ sayı atıp hem de takımına 5 galibiyet getiren son New York'lu ise Stephen Marbury. 2005 Şubatında gerçekleştirmiş bunu Starbury.

-Miami'yi birkaç maçtır izleme fırsatı bulamamıştım, Milwaukee karşısında hem Miami'yi, hem de Ersan'ı izlemek için bilgisayarın başına geçtim ve bıraktığımdan çok farklı bir Miami buldum karşımda. Hatırlarsınız, Miami'nin çok durağan hücum ettiğini ve sadece isolation oynadığını yazmıştım ancak bu maçta daha efektif hücum eden, toplu oyuncuların yanı sıra topsuz oyuncuların da hareketli olduğunu ve Miami'nin yavaş yavaş hücum sistemini oturtmaya başladığını farkettim. Arka arkaya 5. galibiyetlerini Milwaukee karşısında aldılar ve bu maçta da Wade'in performansı ön plana çıktı. Wade 25 sayısının yanına kariyerinin en yüksek rakamı olan 14 ribaund ekledi ve maçın yıldızı oldu.


Takımı Baltalayanlar:
-Rashard Lewis sene başından beri çok kötü performanslar gösteriyor. Rakamlarının yanı sıra oyun içinde de inanılmaz hatalar yapıyor. Sene başından beri gösterdiği kötü performansı Atlanta karşısında da sürdürdü ve 11'de 3 şut isabetiyle oynadı ve 36 dakika sahada kaldığı maçta sadece 2 ribaund aldı.

-Jeff Green takımı Chicago karşısında mağlup olurken 9 şutunda sadece 1 isabet buldu ve maçı 7 sayıyla tamamladı.

-Raptors benchini birbirinden ayırmayarak buraya koymak istiyorum. Raptors tam 100 şut attığı maçta İndiana karşısında galip gelememesi gibi Raptors'ta süre alan 11 oyuncudan 9'u en az 1 hücum ribaundu alması gibi ilginç istatistiklerin ortaya çıktığı maçta Raptors benchi felaket bir şut performansı gösterdi. Barbosa 5/14, Ed Davis 3/8, Bayless 2/10 ve Kleiza 5/12 şut isabetiyle oynadı. Toplamda 44'te 15 isabet buldular ve Raptors'un maçı kaybetmesindeki en büyük etkenlerden biri oldular.


Boşa Kürek Çekenler:
-Buranın müdavimlerinden Kevin Love New York karşısında ortaya koyduğu 33 sayı 15 ribaund ile yine burada yer alıyor. 5'te 3 üçlük bulduğunu ve 10'da 10 serbest atış attığını da belirtmek gerekiyor.

Bizimkiler:
-Ersan istikarsız performansına devam ediyor. Ancak bu istikrarsız performans direkt olarak takımıyla ilgili. Takımı çok dağınık ve başta Jennings olmak üzere bir günleri bir günlerini tutmuyor. Takımın Jennings'in oynadığı pick-and-roll'ler dışında düzenli olarak kullandığı bir hücum sistemi yok ve Ersan'ın hücumda yapabileceği tek şey pick-and-roll oynanırken üçlük çizgisinin dışına açılıyor. Eğer Jennings Ersan'ı görürse Ersan şut atabiliyor, yoksa sürekli hücumdan savunmaya, savunmadan hücuma gidiyor. Miami'ye kendi evlerinde yenildikleri maçta 4 sayı 3 ribaund 3 asist ile vasat altı bir performans gösterdi Ersan.

-Noah'ın faul problemine girip sadece 20 dakika sahada kaldığı maçta Ömer 14 dakika sahada kalarak 2 sayı 2 ribaund 1 asist 1 top çalma ile oynadı.

6 Aralık 2010 Pazartesi

6 Aralık Programı

7 Aralık Salı 02:00 / Toronto Raptors - Indiana Pacers
7 Aralık Salı 02:00 (NBA TV) / Atlanta Hawks - Orlando Magic
7 Aralık Salı 02:30 / Minnesota Timberwolves - New York Knicks
7 Aralık Salı 03:00 / Oklahoma City Thunder - Chicago Bulls
7 Aralık Salı 03:00 / Miami Heat - Milwaukee Bucks
7 Aralık Salı 04:00 / Memphis Grizzlies - Utah Jazz
7 Aralık Salı 05:30 / Sacramento Kings - Los Angeles Clippers

Gecenin 1 numaralı maçı NBA TV ekranlarından bizlere ulaşacak. Aynı grubu paylaştığı takımlardan Heat'e dün gece teslim olan Hawks, hemen ardından Magic'e de boyun eğmemek adına ekstra bir oyun ortaya koyacaktır diye düşünüyorum. Bunun dışında ligin genç takımlarından Thunder ve Bulls'u karşı karşıya getiren mücadele de oldukça ilgi çekici. Genç ekolünün başını çeken Westbrook-Durant ve Rose-Noah ikililerini galibiyet için savaşırken göreceğiz. Ersan'lı Bucks ise 4 maç arka arkaya kazanarak biraz olsun eleştirilerden arınan Heat'i ağırlıyor.

Gecenin Hareketleri - 5 Aralık


Link

İçine sert vuramadığı için etkileyiciliği azalmış gibi ama Baron'ın Przybilla üzerinden vurduğu smaç benim favorim.

5 Aralık'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları:
- Rondo'nun yokluğunda ilk 5 başlayan Celtics guard'ı Nate Robinson, takımının ilk yarıda kopardığı maçta galibiyetin mimarlarından olmuş 21 sayı 6 ribaund 6 asist ile.

- Amare bu sezon klasikleşen performanslarından biriyle Toronto'yu yıkan isim olmuş. Yanlızca 8 Knicks'linin forma giydiği maçta ipleri eline alan Amare 31 sayı 16 ribaund ile yıldızlaşmış.

- Detro'nun mağlubiyet serisine son verdiği maçta öne çıkan adam ise Stuckey olmuş. 24 sayı 6 ribaund 11 assist ile Cleveland'ı yıkmış.

- Bu sezon iyiden iyiye takımın liderliğini eline alan Westbrook da 19-7-13 ile alıştığımız performanslarına devam etmiş. 16'da 4 atması onun için bir eksi elbette ki ama takımının 25 asistinin 13'ünü yapması bunu telafi ediyor bana kalırsa.

- Nash-Warrick ikilisini ayırt etmeden koymak lazım buraya. Nash şut kaçırmadan 20 sayı ve 17 asistle oynadı. Warrick ise kenardan gelerek bulduğu 26 sayı- 6 ribaundla takımının evinde Wizards karşısında bir sürpriz yaşamasını Nash'le beraber engelledi.

-Matthews takımın hücum liderliğini Roy'dan devraldı birkaç maçtır. Oldukça cürretkar ve özgüvenli oynuyor. 10/19 saha içi isabetiyle 26 sayısı var Clippers karşısında.

-Son olarak Spurs'e yer vermeli. Takım olarak inanılmaz bir maç çıkardılar hücumda. Bir ara hiç şut kaçırmayacaklarını düşündüm. İkinci çeyreğin ortalarına doğru 64 sayı buldular ki, savunması çok kötü olmayan bir Hornets karşısında bu sayıya ulaşmaları hayli değerli. Benchlerine de ayrıca parantez açmak lazım. Maçın erkenden kopmasında en büyük paya onlar sahipti. Bonner'ın üçlük şovu da ayrıca izlemeye değerdi.

Boşa Kürek Çekenler:
- Takımlarının New York'a 17 sayı farkla mağlup olduğu maçta Bayless-Amir ikilisi çok sağlam çabalamış. 22 sayı 16 ribaund(8 hücum) yapan Amir'e , 23-7-6'yla eşlik etmiş Bayless.

- Golden State'in ikilisi de buraya girmeyi hakediyor tartışmasız. Toplamda 68 sayı atan Curry-Ellis ikilisi bu performansları ile galibiyeti getiremediler maalesef.

- Çaylak Griffin her maçında buralarda yer bulmaya başladı artık. Dün gece Portland karşısında 21 sayı- 15 ribaund ile oynayan Griffin'in çabaları galibiyete yetmedi.

Takımı Baltayanlar:
- Şutör özelliği ile tanınan Gibson&Mo ikilisi 27'de 9 ile takımı fena baltalamış.

- Yine ligin en elit şutörlerinden Belinelli de 6'da 0 ile takımının ipini çeken isim olmuş.

Bizimkiler:
- 18 dakika sahada kalan milli oyuncumuz Semih Erden, 4'te 1 saha içi ve 6'da 2 serbest atışla 4 sayı üretmiş. Ayrıca 6 ribaundunun yanına 1 de blok eklemiş.

- Hidayet de yine kenardan gelerek 20 dakikada 7 sayı- 4 ribaund- 3 asist- 2 top çalma ile oynadı.

Babası Gibi Turnike Atıyor (Majesteleri ve Oğlu)


Link

4-5 gün önce yaşanmış bir pozisyon. Michael Jordan'ın, UCF forması giyen oğlundan harika bir turnike. Hatta Majesteleri'nin o ünlü el değiştirdiği turnikeyi biraz andırıyor diyebiliriz. Tabii babası potanın yaklaşık 30 santim falan üstüne çıkıp herkesi hayretler içinde bırakmıştı o ayrı. Marcus Jordan'ın yaptığı da oldukça etkileyici çünkü öyle herhangi bir el değiştirme değil. Florida Üniversitesi'nin pivotu Patric Young'dan gelen blok sonrası, içgüdü ile topu sol eline alıp turnikeyi bırakıyor Marcus. Her baba yiğidin harcı değil yani. Ayrıca crossover'ı da bana Wade'in ikili sıkıştırmaları delişini hatırlattı. Tabii bu demek değil ki Marcus Jordan o kadar yetenekli bir oyuncu.

Kolej basketboluyla pek alakalı değilimdir burada defalarca yazdığım gibi, senede 10 maç izlerim maksimum yani, Marcus Jordan'ı da hiç izlemedim. Babasının yetenekleriyle neredeyse hiç alakası olmadığını okudum ki bundan doğal birşey yok. Gelmiş geçmiş en iyi basketbolcunun oğlu olmak ne kadar zor birşey olsa gerek. Düşünsenize ağzınızla kuş tutsanız yine de babanızla karşılaştırılacaksınız.

5 Aralık 2010 Pazar

Günlük Tahminler - 6 Aralık

Griffin 35. Sayı + Ribaund Alt (Betsson)
Son 2 haftadır öyle böyle oynamıyor Griffin, istatistikleri de akıl alır gibi değil. Ama Kaman ve B. Davis'in takıma dönüşü, bu uçan istatistiklerini muhakkak düşürmeye başlayacak. Bu gece Portland karşısında Griffin'e 35. sayı ve ribaund bahisi açılmış. Portland ligin en yavaş oynayan takımlarından ve fena da savunma yapmıyorlar. Clippers oyunu hızlandırmaya çalışacaktır muhtemelen ama çok yüzdeli şut atabileceklerini ve çok skor üretebileceklerini düşünmüyorum. Ayrıca Camby-Aldridge-Przybilla üçlüsü ribaundlarda oldukça etkin ve Griffin'in Aldridge'i savunması sebebiyle savunma ribaundlarından çok fazla nasiplenememesi muhtemel. Bu şartlar altında Griffin'in açılan baremi aşamayacağını düşünüyorum.

C. Paul -4. Sayı + Asist (Betsson)
Betsson'da Tony Parker'a karşı açılmış yukarıdaki bahis. Eşiyle boşanma davasının ilk gündeme geldiği dönemlerde performansı yükselmişti Parker'ın, bilmiyorum belki de bayan Barry ile olan ilişkisidir performansının tavan yapma sebebi, zira ikisi aynı döneme denk geldiği için kestirmesi güç. Herneyse, bu gecelik karşımıza alıyoruz kendisini. Chris Paul karşısında kariyeri boyunca geri planda kalmış Parker. Eğer coşup çok üst düzey bir maç çıkaramazsa da Chris Paul bu baremi rahatlıkla aşacaktır. Potansiyellerini kenara koyarsak, bir tarafta takımının herşeyi diyebileceğimiz bir oyuncu, diğer tarafta takımının en önemli 3 opsiyonundan biri diyebileceğimiz bir oyuncu. Fazla söze gerek yok, umarım hayal kırıklığına uğramayız. Herkese bol şans...

NOT: Tahminlerimizin oluşturacağı olumlu veya olumsuz durumlardan KP ailesi olarak sorumluluk kabul etmeyeceğimizi ve Türkiye'de yasal olmayan sitelerdeki bahisleri yurt dışındaki okurlarımız için değerlendirdiğimizi belirtmeliyim.

DeJuan Blair ile İlginç İşler


Sezon başıyla kıyasladığımızda gözle görülür bir biçimde süreleri düştü DeJuan Blair'in. Kasım ayında onu sürekli olarak 20-25 hatta kimi zaman 30 dakikaya yakın sahada görüyorduk. Zaten gelecek vaadeden ve geçtiğimiz sezonun en büyük draft steallerinden olan bir oyuncuya yapılabilecek en normal muamele de buydu tartışmasız.

Fakat Kasım'ın sonlarına yaklaştığımızda birden Blair'in sürelerinde inanılmaz bir azalmaya şahit olduk. 3 maç arka arkaya 6, 13 ve 7 dakika görev alan genç oyuncu tam bu dakikaların adamın olmaya başlamışken bir anda ertesi maç 28 dakika sahada kaldı. İlginç işlerin ikincisi ise Blair'in Spurs hücumundaki yerinin belirsizliği. Onun bir savunma adamı olduğu aşikar ancak bir maç 15 şut kullanıp sonra çıkıp nerdeyse hiç potaya bakmayarak 1 şut attığında da insan bu garipliğin üzerine düşünmeden edemiyor.

Blair'ı özel kılan özelliği tek kelimeyle ifade edilebilir : ribaund. Geçtiğimiz sezon bir maçta 19 ribaund alıp tüm gözleri üzerine çektiğine şahit olmuştuk. 09-10 sezonunda yakaladığı 6.4 ribaund ortalaması da gelecek için olumlu sinyaller veriyordu kuşkusuz. Fakat bırakın geleceği hemen ertesi sezon bunun üstüne koyamaması, gelişimini bu kadar erken kesmesi onun adına çok kötü oldu. 6.3 ortalamayla oynadığı bu yıl üstüne koyamadığı bir diğer nokta ise kısıtlı hücumu. 2.01 boyuyla pivot oynamaya çalıştığı için büyük sıkıntılar çekmesi elbette ki normal ama sahadaki bu çaresiz görüntüsünün bir parça bile değişmemesi durumu biraz anormal kılıyor. Blair'e bir bakın. Hemen hemen her pozisyonda patır kütür blok yediğini görebilirsiniz. Fakat bunun yanında topu her eline alışında blok yememek adına fake attığını ve sonrasında imkansız denebilecek atışlar çıkardığına da şahit olursunuz. Yani çaba var ancak icraat yok.

Bu durumun böyle gitmeyeceği de çok bariz bir şekilde ortada. Hele ki Spurs benchinde McDyess gibi ligi en iyi bilen uzunlardan biri beklerken Blair'le atakları boşa harcamak çok mantıksız görünüyor. Genç oyuncu ne zaman ki oyununa ekstra bir şeyler katacak işte o zaman daha çok süre alacaktır diye düşünüyorum. O zamana kadar ilk 5'te McDyess'ı kullanmak çok daha akıllıca bence. 36 yaşına rağmen neredeyse Blair'le aynı ribaundu çeken bir adamı motive etmek adına da mükemmel bir hamle olur. Tabi Pop, Jefferson örneğinde görüldüğü gibi Blair'a da bir ayar çekmeye kalkar mı? Bekleyip göreceğiz.

5 Aralık Programı

5 Aralık Pazar 20:00 / Boston Celtics - New Jersey Nets
5 Aralık Pazar 20:00 / New York Knicks - Toronto Raptors
6 Aralık Pazartesi 01:00 / Cleveland Cavaliers - Detroit Pistons
6 Aralık Pazartesi 02:00 / Golden State Warriors - Oklahoma City Thunder
6 Aralık Pazartesi 02:00 (NBA TV) / New Orleans Hornets - San Antonio Spurs
6 Aralık Pazartesi 03:00 / Memphis Grizzlies - Denver Nuggets
6 Aralık Pazartesi 03:00 / Washington Wizards - Phoenix Suns
6 Aralık Pazartesi 04:00 / Los Angeles Clippers - Portland Trail Blazers

Atlantik Grubu takımlarının kendi aralarında yapacağı maçlar oldukça erken saatte başlıyor her zaman olduğu gibi. Ayrıca iki Güneybatı devi de bu sezon 3. kez karşı karşıya geliyor. İlk düelloyu Hornets, ikiniciyi ise Spurs kazanmıştı. At&t Center'da oynanacak mücadele NBA TV ekranlarından takip edilebilecek.

Gecenin Hareketleri - 4 Aralık


Link

Birbirinden güzel hareketler var bu geceki top 10'da. Özellikle Iguodala'nın 2. sıradaki smacı ve tabi ki Meeks'in şut şovu inanılmaz. Onların haricinde Jamal'ın crossoverı hoşuma gitti.

4 Aralık'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları :
Soner yazdı zaten Meeks'in yaptığını ama buraya da koyalım. 10'da 7 üçlük isabeti ve 26 sayı bulduğu maçta Jodie Meeks Philly'nin nadir galibiyetlerinden birini almasını sağlamış Bobcats karşısında

Milwaukee'in Howard-Nelson-Redick üçlüsünden yoksun Orlando'yu mağlup ettiği maçta Howard'sız pota altının keyfini çıkarmış Bogut 31 sayı 18 ribaund ile. 16'de 5 serbest atış atmış ama bunu kabul edebiliriz çünkü rakip uzunların ikisinin de 6 faulden atılmasında büyük rolü var.

Derrick Rose için pek hayvani sayılmaz ama başarılı oyun kurucu takımının uzatmada Houston'ı yendiği maçta 47 dakika sahada kalıp 30 sayı 7 ribaund 11 assist 5 top çalma yapmış. Maçı uzatmaya götüren basketi attığının da altını çizelim.

Kevin Love şov da devam ediyor bu arada. Zayıf Cavs'e karşı 28 sayı 19 ribaund'la yeni bir 20-20'nin kıyısından dönmüş Wolves pivotu. 5'te 5 üçlük attığını da eklemek lazım. Wesley Johnson da 9'da 8 şut isabeti ile 20 sayılık katkı vermiş.

Takım halinde Minnesota'ya da değinmek lazım. 26'da 18 üçlük atarak, kulüp rekorunu kırıp, dağıtmışlar Cleveland'ı. Hoş Cleveland'ı dağıtmak için çok birşey gerekmiyor ama bu şut performansı yine de dikkat çekici.

Toplamda 75 sayı üreten Big Three'yi de buraya koymamak olmazdı. Wade 26-10 , Bosh 22-10, LeBron 27-7 yapmış.

Boşa Kürek Çekenler:
Tyreke Evans'ın yüksek yüzdeyle attığı 25 sayı ve yaptığı 8 asist takımına yetmedi. Udrih yeniden ilk 5'e yerleşince, adam gibi hücum edebilen Sacramento, Dallas'ı çok zorladı ama son dakika içinde kaybetti maçı.

Takımı Baltayanlar :
Howard'ın yokluğunda toplam 38'de 13 isabet bulan Lewis-Carter ikilisi, yakmışlar adeta Magic'i. Takımın herşeyinin Howard olduğunu yine görmüş olduk, tabii dar bir kadroyla oynadıklarını da unutmamak lazım. Nelson, Anderson, Redick ve Pietrus da yoktular.

Chase Budinger takımının uzatmada kaybettiği maçta 6'de 0'la yokları oynamış. Kyle Lowry de 17'de 5 ile ona eşlik etmiş. Önümüzdeki hafta Brooks dönüyor zaten.

Atlanta takımında 5'te 0 üçlük, toplamda 16'da 6 atan Crawford burayı hakediyor sanırım. Ayrıca 31 dakika süre aldığı maçta 9'da 2 atan Marvin Williams da Miami'nin galibiyetinin mimarlarından.

Bizimkiler :
30 dakika süre alan Ersan yanlızca 4 kez potayı düşündüğü maçta 1 isabet bulabilmiş. 4 sayı 8 ribaund rakamlarıyla oynayan milli oyuncumuzun istikrarsız oyunu devam ediyor.

Ömer ise 53 dakikalık maçta sadece dört buçuk dakika sahada kalabilmiş. Boozer'ın dönüşüyle beraber 10 dakikanın üzerine çok nadir çıkabilecek herhalde Ömer.

Meeks Kayışı Kopardı


Link

Kolej kariyerini takip edenler Meeks'in ne kadar patlayıcı bir skorer olduğunu bilir. Ama lige adım attığından beri bir türlü o istenen patlamayı yapamamıştı, ta ki geçtiğimiz haftaya kadar. Heat deplasmanında dün geceki performansının ilk sinyallerini vermiş ve devreyi çok kısıtlı bir sürede, neredeyse tamamını dış şut isabetiyle bulduğu 18 sayıyla tamamlamıştı.

Dün gece ise Bobcats maçının ilk çeyreğinde 6 üçlük isabetiyle bulduğu 20 sayıyla klüp tarihine geçti. Sixers tarhinin ilk çeyrekte en fazla sayı atan ismi oldu Meeks (Iverson ile birlikte). Sixers tarihinde bu rekorun altında, takımın formasını senelerce taşıyan ve NBA tarihinin en iyi skorerlerinden kabul edilen Erving, Malone, Barkley gibi isimlerin değil de Meeks'in adının yazacak olması ayrı bir tuhaflık. Henüz Philadelphia'da ikinci kez ilk 5 çıkma şansı bulan bu adam toplamda bu formayı 35 kere bile giymedi. Basketbol çok enteresan bir oyun Mustafa'cığım... İşte Meeks'in dün geceki hayvani performansı.

4 Aralık 2010 Cumartesi

4 Aralık Programı

5 Aralık Pazar 02:30 / Atlanta Hawks - Miami Heat
5 Aralık Pazar 02:30 /  Charlotte Bobcats - Philadelphia 76'ers
5 Aralık Pazar 03:00 / Houston Rockets - Chicago Bulls
5 Aralık Pazar 03:00 / Cleveland Cavaliers - Minnesota Timberwolves
5 Aralık Pazar 03:30 (NTVSPOR) / Orlando Magic - Milwaukee Bucks
5 Aralık Pazar 05:00 (NBA TV) / Dallas Mavericks - Sacramento Kings

6 maçın oynanacağı Cumartesi gecesinde dün gece aldığı galibiyetle 12-8 olan Miami, 13-7'lik Atlanta'yı yenerek rakibiyle durumu eşitlemeye çalışacak. Ayrıca 1-2 haftadır vites yükselten Mavericks zamanın en zor deplasmanlarından olan ancak şimdilerde sadece adı kalan Arco Arena'ya gidiyor.

Gecenin Hareketleri - 3 Aralık (Kobe? Bu, bu, nedir bu?)


Link

Eve geldim, Soner'in koyduğu bu videoyu gördüm. Üstüne birşey yazmasam çatlardım orta yerimden herhalde. Evet Arenas-McGee yapımı alley-oop dikkat çekici, evet Shaq'ın pası oldukça güzel, evet Nash yine klasını konuşturmuş. Ama bir hareket var ki, beni benden aldı: Kobe Bryant... Kendi sahasından aldığı topu yolda 9 kere tutup, sektirip öyle smaç yapyıor resmen.

Blog'da daha önce, LeBron'un top çalıp gidip bomboş vurduğu smaçların Top 10'da yer bulmasından ne kadar rahatsız olduğumu defalarca kez dile getirdim. Üstelik LeBron'un yaptığı stepsleri bile çalmıyordu hakemler. Hatta en komiklerinden birini paylaşmıştım. Ama Kobe'ninki onu bile geçti. Topu çaldın, tuttun, tamam buraya kadar güzel. Sektirmeye başladın, fast break'e çıkıyorsun, herşey harika. Hatta Tyreke'ten kurtulmak için topu "ayağından" açıyorsun, çok güzel hareketler bunlar. Eee sonra? Topu yolda tutup, yeniden sektirmen ne oluyor? Komik oluyor. Baya baya güldüm yani pozisyonu izlerken. Ancak hakemler için komik bile diyemiyorum. NBA TV'nin de açık steps olan bu tür hareketleri Top 10'a koymasına oldukça tepkiliyim. O kadar ki, benim gözümde değeri düşüyor NBA markasının yani...

Enes İçin Ümit Işığı

Enes'in NCAA'de oynamasının yasaklandığını artık bilmeyen yoktur herhalde. O haberi verdiğimde, Kentucky'nin itirazda bulunacağını ancak bugüne kadar profesyonel sayılan bir oyuncu hakkında verilen kararın değişmediğini yazmıştım. Kentucky Üniversitesi, şimdi itiraz etmekten vazgeçip onun yerine yeni belgeler sunup Enes dosyasının baştan incelenmesini isteyecek.

İtiraz edilmemesinin sebebi, itiraz kuruluna gidildiğinde okulun yeni belge sunma şansının olmaması. Bu konuda Calipari ve Kentucky'nin gözünü açan kişi Cam Newton isimli Amerikan futbolu oyuncusu. Onun da benzer bir şekilde NCAA'de oynaması yasaklanmış ancak yapılan itirazda Newton'ın babasının ondan habersiz para almayı kabul ettiği ve oyuncunun haberinin olmadığı bildirildi NCAA'e. Yeniden inceleme yapan NCAA, bu sefer Newton'ın kolej liginde oynaması için herhangi bir engel olmadığı yönünde bir karar aldı. Kentucky de şimdi Enes için aynı bu yolu kullanacak. Muhtemelen Enes'in cebine koyulmuş olarak gözüken paranın bir kısmından Enes'in haberinin olmadığını iddia edecek ve bunu açıklayan belgeler sunacaklardır. İşte o zaman Enes için de olumlu bir karar çıkabilir.

Görelim artık Calipari'nin şu lobisini ve işleri kotarma yeteneğini değil mi? Enes oynasın yeter...

Lakers'ta Neler Oluyor?


2 sene üst üste şampiyon olan kadrosunu Blake ve Barnes gibi iki değerli, ayrıca takımın ihtiyacı olan oyuncuyla takviye edip sezona en büyük favori olarak girmişti Lakers. Ancak sezona oldukça iyi başlamalarına rağmen arka arkaya 4 mağlubiyet aldılar. Bu 4 maçın içinde 3 deplasman olsa da Houston, Memphis ve İndiana gibi Lakers ayarında olmaktan uzak takımlara yenildiler. Öncelikle Lakers'ın sorunlarını madde madde yazayım:

Bynum'un Yokluğu: En önemli eksiğin bu olduğuna şüphe yok. Bynum sezon başından beri forma giyemediği için takımın en büyük kozlarından biri olan pota altı gücü o beklenen dominantlığında değil. Ayrıca Gasol 5 numarada oynamak zorunda kaldığı için ve kendisinden daha kalıplı uzunlarla eşleşmek zorunda kaldığı için daha sezon başı olmasına rağmen fizik olarak yıprandı ve sezon başında MVP performansını son maçlara yansıtamasının nedeni de muhtemelen bu. Roy Hibbert ve Marc Gasol gibi ligin iki dinamik uzununa karşı gösterdiği performanslar da tezimi kanıtlayacak nitelikte.


Kobe Sorunu: Kobe bana göre ligin en değerli oyuncusu,öncelikle bunu belirteyim. Ancak normal sezonda Kobe'nin maç seçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Kimi maçları playoff havasında oynarken kimi maçlarda savunmaya hiç takılmıyor bile. Yine o savunmaya takılmadığı maç demetlerinden birindeyiz ve Kobe yardım savunmasını yaptıktan sonra adamına dönmeye bile tenezzül etmiyor. Kobe'nin playofflarda bu anlayışla oynamayacağını rahatlıkla söyleyebilirim ancak normal sezondaki bu isteksizlik -en azından işin savunma kısmında- takımı olumsuz olarak etkiliyor.

Efektif Hücum Edememe Sorunu: Lakers'ın hücum sistemi olarak ligin en iyi takımı olduğunu söylemek mümkün. Üçgen hücum ve ona yatkın oyuncular eşliğinde ligin en iyi hücum takımı olabilir Lakers, en azından yarı saha basketbolunda. Ancak yine normal sezonda dönem dönem yan rollerin performanslarının düştüğü anlarda Kobe sorumluluğu tek başına almak ve maçı kazandırmak istiyor. Kobe kesinlikle bu kapasiteye sahip ancak böyle çeşitli hücum silahlarına sahip bir takımda maçları tek başına almaya çalışması takımı olumsuz etkiliyor. Örneğin iyi başladığı Memphis maçında Gasol, Artest, Shannon, Odom gibi isimlerin kötü performans göstermesiyle Kobe'nin hücumu kendi egemenliğine alıp yanlış tercihler yapması uzun zaman almadı. Kobe'nin bu şekilde tercihler yapmasında ise sezona çok iyi başlayan Shannon ve Gasol'un performanslarının düşmesinin de etkisi var şüphesiz.


Guard Savunması: Kobe'nin genelde ligin en iyi savunma beşine seçilmesine rağmen savunmaya en azından normal sezonda pek takılmadığından bahsetmiştim. Bu senelerdir normal sezonda "dökülen" Fisher'ın performansıyla birleşince Lakers kısa savunmasında ciddi sorunlar yaşıyor. Fisher iki senedir sezonun en kritik anlarında inanılmaz katkılar verdi ancak bu normal sezona pek takılmadığı gerçeğini değiştirmiyor.

Bunlar genel hatlarıyla Lakers'ın sorunları. Bu sorunları daha fazla açadabiliriz tabii ki. Örneğin Artest'in hücumda efektif kullanmayıp bunun savunmaya yansımasından bahsedebiliriz. Artest pozisyonuna göre çok güçlü bir isim ve potaya yakın yaptığı post uplarla rahatlıkla skor üretebilecek kapasitesi var. Ancak Phil Jackson Artest takıma katıldığından beri bunu düşünmedi. Artest sadece -Hido'nun geçen sene Toronto'da olduğu gibi- corner jumper - hücumda rolü olmayan sadece cezaları kesen - rolünde. Artest'in şutör özelliğinin istikrarsız olduğu düşünüldüğünde kendisinden hücum kısmında yeterli verimin alınamadığını bunun da oyunun konsantrasyon kısmında sıkıntı yaşayan Artest'in savunma performansını da etkilediğini söyleyebiliriz. Ya da Blake'in uyum sürecinden bahsedebiliriz. Ancak Lakers'ın genel sorunun senelerdir olduğu gibi normal sezona fazla takılmamak olduğunu söyleyebiliriz. Kobe ve Fisher başta olmak üzere takımın özellikle savunmada istenilen seviyede olmaması bu düşüşün sebebidir ancak Lakerslılar için -ki ben de onlardan biriyim- asıl endişe verici olan ayın 7'sinde başlayacak deplasman turudur. 14 günde 9 Doğu takımıyla deplasmanda karşılacaklar. Ayrıca bu turda -ortalarına doğru- Bynum'ın da dönmesi tahmin ediliyor. Bynum döndükten ve deplasman turnesi geçildikten sonra Lakers için daha sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün olacaktır.

3 Aralık 2010 Cuma

3 Aralık Programı

4 Aralık Cumartesi 02:00 / Portland Trail Blazers - Washington Wizards
4 Aralık Cumartesi 02:00 / Oklahoma City Thunder - Toronto Raptors
4 Aralık Cumartesi 02:00 / New Jersey Nets - Charlotte Bobcats
4 Aralık Cumartesi 02:30 / Philadelphia 76'ers - Atlanta Hawks
4 Aralık Cumartesi 02:30 / Orlando Magic - Detroit Pistons
4 Aralık Cumartesi 03:00 (NBA TV) / New York Knicks - New Orleans Hornets
4 Aralık Cumartesi 03:00 (NTV) / Chicago Bulls - Boston Celtics
4 Aralık Cumartesi 03:00 / Houston Rockets - Memphis Grizzlies
4 Aralık Cumartesi 03:30 / Minnesota Timberwolves - San Antonio Spurs
4 Aralık Cumartesi 04:00 / Los Angeles Clippers - Denver Nuggets
4 Aralık Cumartesi 04:00 / Indiana Pacers - Phoenix Suns
4 Aralık Cumartesi 05:30 / Dallas Mavericks - Utah Jazz
4 Aralık Cumartesi 05:30 / Sacramento Kings - Los Angeles Lakers

Canlı yayınlanan maçların aynı saatte olması yine bizim açımızdan kayıp. Şu Bulls-Celtics maçı, Boozer eğer ısınmış olsaydı çok daha çekici bir hal alırdı benim gözümde. Gecenin en güzel maçı olarak Mavs-Jazz'i gösterebilirim herhalde. Onun dışında 10 kadar önce Spurs'ü evinde az kalsın yenen Timberwolves bu sefer deplasmana gidiyor. Sezona çılgın formda giren ve son 2 haftada beklediğim şekilde düşüşe geçen Hornets, Knicks deplasmanında. Yeniden doğru yola girmeleri için bir fırsat. Hoş ben onların çok da başarılı olacaklarını düşünmüyorum lige fırtına gibi girmelerine rağmen. Son olarak Denver'ın formsuz, sakatlıklarla boğuşan pota altına karşı Griffin'in neler yapacağını izlemek eğlenceli olabilir. Thunder'ı Durant için izleyecekleri uyarayım, Durant yine yok. Magic'te ise Dwight büyük ihtimalle oynamayacakmış.

Bugün ve yarın bana maçlar haram gibi duruyor, sabah erkenden işlerim var. Herkese iyi seyirler.