BIY AD

27 Aralık 2009 Pazar

Noel Baba'dan CV'ye ve Pistons'a Hediye

Charlie Villanueva'nın twitter'ına yazdığı yazı: "Noel Baba bana güzel bir hediye verdi. Noel'de Prince, Rip Hamilton ve Ben Gordon'u Pistons formasıyla görmeyi dilemiştim, dileğim gerçekleşti." Ama şöyle bir sorun var ki, Villanueva'nın kendisi yaklaşık 1 haftadır sakat. Hatta diğer 3 oyuncu dünkü antrenmanın tamamında yer alırken, Villanueva sadece bir kısmına katılabilmiş. Ayrıca bu akşam 4 oyuncunun da oynayıp oynamayacağı kesin değil.

CV'nin problemi olan topuk dikenini, uzun oyuncuların kolay kolay atlatamadığını biliyoruz. Üzerine bastıkça acı veren ve iyileşmeyen, sadece ayağı dinlendirerek iyiye giden bir sakatlık. Brad Miller'ın bundan 3 sezon önce topuk dikeni yüzünden kariyerinin en kötü yılını geçirdiğini, Kaman'ın ise geçtiğimiz sezonun yarısından fazlasını kaçırdığını örnek olarak gösterebilirim.

CV'ciğim önce kendi sağlığını, mutluluğunu falan isteyip sonra takım arkaşlarına düşünseydin bari. Ama en azından Pistons - CV'yi dışarıda tutarsak - 1 hafta içerisinde tamamen sağlıklı olacak gibi gözüküyor. Sezon başından beri Prince-Hamilton-Gordun üçlüsünü 1 kere yanyana oynatabilen takım için çok iyi haber.

Yılın Maçı: Cavs - Lakers

Dün vaktim olmadığı için yazamadım. Geç de olsa şu maçı yazmak lazım. Gerek yılın en çok beklenen maçı olduğu için, gerek maçta çıkan olaylar için. Kısaca özet yazayım:

Lakers'da Kobe ve Artest hariç istisnasız herkes, sezondaki en kötü maçlarını oynadılar herhalde. Kobe'nin de 11/32 isabeti dikkatinizi çekmesin, maçı koptuktan sonra zorlama atışlar denedi birkaç tane, yoksa 11/27 falandı. Maç boyunca hem kendisi skor buldu hem de takım arkadaşlarını oyuna sokmaya çalıştı. Ama Gasol-Odom-Bynum 3'lüsünün hiç oynamaya niyetleri yoktu. Buna rağmen tam 8 asist yaptı Kobe. Örneğin maçın başında dip çizgiden boyalı alana girip Gasol'e yaptığı asist harikaydı.

Cavs'de ise Mo Williams adeta tek başına maçı domine etti. İçeri penetre ederek yaptığı asistler ve bulduğu müthiş isabetli şutlarla Cavs'in maçı farklı şekilde önde götürmesini sağladı. Hatta Kobe bu adamın o kadar sıcak olmasına sinirlenmiş olacak ki, bir pozisyonda rakibine bilerek çarpıp yere serdi. Kobe'nin geçmişte de bu tarz hareketlerini çok gördük. Kobe'nin kazanma hırsını bilmeyen yoktur herhalde ama başka oyunculara zarar vermenin hırs ile hiçbir ilgisi yok...


Link

İlginçtir Mo'yu LeBron'dan önce söyledim Cavs'in galibiyetindeki emeği için. Evet bence daha çok katkısı oldu LeBron'dan. Ama tabii superstar'ı da unutmamak lazım. Artest'in savunmasına rağmen arkadaşlarına hazırladığı bomboş şut imkanları ve pota altından post-up ile bulduğu sayılarla Cavs için çok önemliydi. Ayrıca Cavaliers'ın, Lakers'ın uzunlarına karşı Big Z - Shaq ikilisi gibi aşırı büyük ve geniş bir ikili kullanabilmesi, Cavs'e avantaj sağladı. Normalde pota altında sağladığı üstünlükle rakiplerini bitiren Lakers, boyalı alandan skor üretmekte çok zorlandı. İkinci çeyrekte açılan farkı kapatmayı başaramadılar çünkü Cavs her alanda rakibine üstünlük kurdu.

Buradan maçta çıkan olaylara geçelim. Kobe'ye özellikle çembere penetre ederken uzunlar tarafından yapılan birkaç faul verilmedi. Bunlardan 2 tanesi çok netti. Ama öteki tarafta, bu kadar net olmasa da Cavs'in itiraz ettiği düdükler de vardı. Bir pozisyonda Mo Williams Odom tartışmaya başladılar ve ikinci teknik faulü sonrasında Odom oyundan atıldı. Bu olay seyirciye patlamak için bahane oldu... Hakemlerin Cavs lehine çalıştıklarını düşünmelerinin yanında, Cavs'e farklı yenilecek olmalarının verdiği sinirle oyun sahasına ellerindeki köpükten yapılmış Lakers eldivenlerini atmaya başladılar. Bence rakipleri Cavs yerine - Celtics hariç - herhangi başka bir takım olsa seyirci yabancı madde atmazdı.


Link

Çok gereksiz bir hareketti. Maçta dediğim gibi Cavs aleyhine de Lakers'ınkiler kadar net olmasa da düdükler çıkmıştı. Yani bu yenilgi kesinlikle hakemler yüzünden gelmedi. Kobe ve Artest hariç, Lakers'daki bütün oyuncuların "Amaaan Noel'de maç mı oynanır?" havasında oynamalarından kaynaklandı. Nitekim koç Phil Jackson da bir çeyrek arasında (veya devrede hatırlamıyorum) yaptığı röportajda "İşte hakemleri görüyorsunuz, biz de Noel'de bu maçı oynamak zorunda bırakılıyoruz." tarzında bir açıklama yaptı. Ayıp etti. Aşağıda da Kobe'nin maçtan sonra muhabirlern sorduğu sorulara verdiği yanıtlar var:


Link

Canlı Yayın Kazası


Link

Video birkaç günlük ama ben yeni gördüm. Sağ tarafa dikkat. Shannon Brown ile Odom fena yakalanıyorlar. Soyunma odasına canlı bağlanacaksanız baştan zoom-in yapın değil mi ama =)

26 Aralık 2009 Cumartesi

Otur Oturduğun Yerde

Daha dün dakikalarının artması gerektiğini ve bundan sonraki maçlarda daha çok süre almayı beklediğini söyleyen Tracy McGrady'e Houston Rockets yönetiminden ağır darbe geldi. Genel menajer Daryl Morey T-Mac'in önümüzdeki iki maç bench'ten kalkmayacağını duyurdu. Bu kararın geçici olduğunu ve kısmen de olsa T-Mac'in açıklamalarıyla alakalı olduğu belirtmiş aynı zamanda Morey. Takım Houston'a döndüğü zaman McGrady ile ilgili konuşup, olayın gidişatını belirleyeceklermiş.

Benim çıkardığım mesaj şöyle: "T-Mac sen şu anda bu takımın superstar'ı değilsin. Bu tür açıklamalar yaparak bizi, sana 30 dakika vermeye zorlayamazsın. İpler bizim elimizde, ayağını denk al." T-Mac sezonun başından beri Houston'la yeniden anlaşıp kariyerine burada devam etmek istediğini söylüyordu. Şu olayın ardından bana bu ihtimalin bir hayli düşük olduğu kanıtlandı.

26 Aralık Programı (Ersan NBA TV'de)

26 Aralık Cumartesi 22:00 (NBA TV) / Memphis Grizzlies - Dallas Mavericks
27 Aralık Pazar 02:00 / Atlanta Hawks - Indiana Pacers
27 Aralık Pazar 02:30 / Houston Rockets - New Jersey Nets
27 Aralık Pazar 03:00 / Charlotte Bobcats - Oklahoma City Thunder
27 Aralık Pazar 03:00 / Washington Wizards - Minnesota Timberwolves
27 Aralık Pazar 03:00 / New Orleans Hornets - Chicago Bulls
27 Aralık Pazar 03:30 (NBA TV) / San Antonio Spus - Milwaukee Bucks
27 Aralık Pazar 04:00 / Philadelphia 76'ers - Utah Jazz
27 Aralık Pazar 05:00 / Los Angeles Lakers - Sacramento Kings
27 Aralık Pazar 05:30 / Phoenix Suns - Golden State Warriors

Bir Dilek Tut

Shaq, sağlık problemi olan küçük bir çocuğun onunla tanışma dileğini yerine getirmiş ve ayakkabısını hediye etmiş.

Savunmaların Savaşını Yoncalar Kazandı

Dün gece Orlando Magic ile Boston Celtics arasında yapılan maçta ben çok zevk aldım. Ama muhtemelen pek çok basketbolseverin hoşuna gitmemiştir. Özellikle de ilk yarısı. Penetre edenlere muhteşem yardımlar geliyordu, ardından rakip topu dolaştırırken rotasyon inanılmaz çabuk yetişiyordu. Bu iki takım için de geçerliydi. Ancak o ana kadar bütün oyuncular gibi zorlanan hatta belki 5 top kaybı, sıfır asist ile sahadaki en çok zorlanan isim olan Rondo devreye girdi. Tempoyu gerektiği yerlerde arttırarak çok büyük iş yaptı. Takımına ritm kazandırdı. Nelson'a karşı ısrarla penetre ederek bulduğu turnikeler, yakın mesafeli atışlar ve serbest atış çizgisine giderek elde ettiği sayılarla bir anda Celtics'i öne taşıdı. Celtics ilk yarı boyunca aynı savunma çizgisini korurken, Magic'ten daha fazla mücadele ettiler, ortadaki topların neredeyse hepsi için savaştılar ve çoğunu kazandılar. İkinci çeyrekte 8 dakika kala başlayan ve üçüncü çeyrekte 10 dakika kalana kadar devam eden 19-2'lik bir serisi vardı Celtics'in. Bu süre zarfında Magic 18'de 1 şut isabetiyle oynuyorud. Celtics'e maçı kazandıran dönem bu oldu. İkincinin yarının başında takım hala mücadele etmeyip Rondo ile Tony Allen'a 10 saniye içinde 2 hücum ribaundu verince, Magic taraftarları, takımlarını yuhalamaya başladılar. Bu arada Magic 27 sayı ile, kulüp tarihinde bir yarıda atılan en az sayı rekorunu egale etti. Yukarıdaki resim de herşeyi anlatıyor...


Link

Azıcık oyunculara da değineyim. Dwight Howard kariyerinin en kötü maçlarından birini oynadı Perkins'e karşı. Özellikle ilk yarıdaki performansı içler acısıydı. Zaten Perkins'in onu genelde iyi savunduğunu biliyoruz ama bu kadarı da biraz abartıydı. İkinci yarıda ise tamamen unutuldu. Hücumda 2 tane hata yaptıktan sonra bir daha pas bile gelmedi kendisine. Aslında o da pek istekli değildi ikinci yarıda. Biraz savunma ribaundu aldı o kadar... Vince Carter maçın gidişatını değiştiren oyuncuydu. İkinci yarının başında 2-3 tane zorlama ve kötü seçilmiş şut ile başladı ancak ardından tek başına maçın kopmasını engelleyen isim oldu Magic'te. Şuttan çok çembere penetre ederek bulduğu turnikeler ve faul çizgisine gitmesiyle başardı bunu. Ancak ikinci yarıda Carter'a yardımcı olan kimse çıkmadı. Magic ikinci yarıda, ilk yarıya oranla çok daha kolay bulduğu boş şutları değerlendiremeyince parkede daha çok mücadele eden Celtics maçı kazandı. İkinci yarıda da Rondo'nun asistlerini ve şutları bir kenara bırakıp potaya yönelmeye başlayan Tony Allen ile Ray Allen'ın perdeleri kullanarak bulduğu şutları da unutmayalım. Özellikle Ray Allen maçın bitimine 1 dakika kala fark 3'e inmişken, perdeden çıktı ve onu iyi takip eden Redick elleriyle yüzünü kapatmasına rağmen zor şutu sokarak maçı Celtics'in kazanmasını sağladı. Kariyeri boyunca şu şuttan kaç tane atmıştır acaba? 500? 1000? 2000?


Link

Maçtaki bir diğer önemli olay ise bitime yaklaşık 1 dakika kala Garnett'in çok sert bir şekilde yere düşmesiydi. Maçı izlerken öyle bir ses çıktı ki, korktum. Neyse ki kalkıp yürümeye başladı da rahatladı herkes. Ama sonra oyuna girmedi. Maçtan sonra "İyiyim birşeyim yok, daha sert düşmüşlüğüm de var, maçı kazandık mutluyum." demiş. Buyrun pozisyon:


Link

Küçüldükçe Büyümek

Dün 4 maç üstüste izleyip haftaiçi maç izleyememenin acısını çıkardıktan sonra, Denver-Portland maçında ayakta kalmak imkansızdı adeta. Zaten bu kadar eksik bir Portland, koskoca Denver'ı nasıl yenerdi ki? Gerek yoktu izlemeye. Sabah bir kalktım. O da ne? Son çeyrekte 33-20'lik üstünlük kuran Portland Denver'ı 11 sayı farkla mağlup etmiş. Peki maçta ne olmuş? Birincisi Brandon Roy olmuş, 41 sayıyla takımı tek başına galibiyete taşımış. Blake ve Webster ile beraber 11 üçlük göndermişler. İkinci olan şey ise sakatlıktan dönen Billups'ın ikinci yarıda zorlamamak adına oynatılmaması. Yine de içeride Juwan Howard'ın boyalı alanı kapatmaya çalıştığı bir Portland takımını yenmelerini beklerdim. Çok büyüksün Roy. Takımının rotasyonu daraldıkça, takım yetenek olarak insanların gözünde küçüldükçe sen büyüyorsun... Sene başında bir de sana maksimum kontrat vermeye çekiniyordu Pritchard.

Güneş Yanığı

Fotoğraf sanırım 2006 playoff'larından, atmışım arşive şimdi gördüm. Dün geceki maç ile güzel bir ironi oluştuyor: Clippers 93 - Suns 124...

Dün gece 5 maçın 4'ünü maç izledim. Ufak ufak birşeyler karalayacağım sırayla.

25 Aralık 2009 Cuma

Nash'e Oy Vermeyi Unutmayın !!


Link

Nash hazırladığı bu video ile All-Star maçı için oylarınızı istiyor. Seviyorum bu adamı çok. Çok ufak bir ihtimal ama 2010'da buraya gelse keşke...

Arenas'ın Silahları

Arenas Verizon Center'daki (Wizards'ın salonu) dolabında bir süre boyunca boş silahlar bulundurmuş. Konuyla ilgili Arenas "Yasak olduğunu bilseydim getirmezdim." demiş. NBA oyuncuların üzerine kayıt ettirilmiş silahlara karşı değil ancak içinde NBA geçen işlerde silaha kesinlikle izin verilmiyor. Arenas kendisini savunurken, bana göre günün sözüne imza atmış: "Kızım doğduktan sonra artık silahlarla işim olmadığını düşündüm ve salona getirip dolabıma koydum. Bir hafta sonra da güvenlik görevlisine, silahları polise teslim etmesi için verdim."

Şimdi, kızı doğmuş tebrik ediyorum. Ama yeni doğmuş bir çocuğun silahların olduğu - muhtemelen kilitli - dolabı açma ihtimali nedir? Hadi kızının içinde silah olan bir evde büyümesini istemedi diyelim, alıp bunları salondaki dolabına mı götürür insan? Doğru yer orası mıdır? Hadi götürdü diyelim, anında o gün vermez mi güvenlik görevlisine? Okuduğum anda garip geldi Arenas'ın bu açıklamaları bana. Belki de Delonte West ile ortak silah dükkanı açmanın peşindeydiler. İlginç gerçekten aynı sezonda bu tarz haberlerle karşılaşmak, bir dahaki sefere Artest'ten birşeyler bekliyorum, bazuka falan olabilir.

Konuyla ilgili NBA araştırmalara başlamış. En son 2006 yılında Telfair takımın uçağında dolu bir silah bulundurduğu için 2 maç ceza almıştı. Ayrıca Arenas'ın zararsız da olsa bir geçmişi varmış silahlarla: 2003 yılında silahı ile ilgili kayıt belgelerini gösteremediği için, 2004'te Wizards'ın ilk maçında görev alamamış. Şimdi de silahlar boşmuş ama salonda olması nedeniyle ceza alabileceğini düşünüyorum.

25 Aralık Noel Programı (NTV Spor'da Cavs-Lakers)

25 Aralık Cuma 19:00 (NBA TV) / Miami Heat - New York Knicks
25 Aralık Cuma 21:30 / Boston Celtics - Orlando Magic
26 Aralık Cumartesi 00:00 (NTV Spor) / Cleveland Cavaliers - Los Angeles Lakers
26 Aralık Cumartesi 03:00 / Los Angeles Clippers - Phoenix Suns
26 Aralık Cumartesi 05:30 / Denver Nuggets - Portland Trail Blazers

Hristiyanlar'ın dini bayramı/günü, bizim ise NBA bayramımız geldi çattı. Her sene olduğu gibi erken başlayan, üstüste gelen maçlar ve ikisi tabii ki 4 şampiyon adayının arasında... İsteyenler 5 maç üstüste seyredebilecekler.

Bu tarz önemli günlerde Kobe ile Shaq'ı veya Kobe ile LeBron'u karşı karşıya getirmeye bayılan NBA yönetimine piyango vurdu bu sene. LeBron ile Shaq aynı takımda olunca, Cavs-Lakers eşleşmesi kaçınılmaz oldu. NBA severler ekran başına kilitlenecek 12'de.

Birazcık daha az ilgi çekecek olsa da Celtics - Magic maçında Pierce dizindeki enfeksiyon nedeniyle yok, ayrıca Garnett'in az da olsa oynamama ihtimali var.

Zamanı Geldi

McGrady açıklama yapmış "Artık ciddi anlamda dakikalarımın artmasının vakti geldi." diye. Ben sadece 1 maçta izledim, bir diğer maçtan da youtube'a koyulan birkaç pozisyonunu paylaşmıştım. Bana henüz 30'lu dakikalar alabilecekmiş gibi gelmedi. Rockets birkaç maçlık dönemler halinde 5-10 dakika olarak süre arttırımına gitse çok daha iyi eder bence.

Adelman aslında ne kadar oynatmak istemese de, diğer takımların McGrady'ye karşılık değerli paketler önerebilmeleri için T-Mac'in 25-30 dakikalar arasında alıp, yıldız (dikkat superstar demiyorum bile zaten) seviyesine yakın bir oyun sergilemesi gerekiyor.

Edit: İmla. Fazla yamuk yumuk bir yazı olmuş

Yılın İlk Takası

2-3 gün geç ama yine de değinelim. Utah, Alman Peter Fehse'nin draft hakları karşılığında, Thunder'a Eric Maynor ile 2010'da kontratı biten ve basketbolu bırakmış olan Matt Harpring'i gönderdi. Jazz açısından tamamen ekonomik nedenlerle yapılmış bir takas. Nedeni de 2009 yaz aylarına dayanıyor. Jazz, Millsap'e istediği parayı vererek takımda tutmayı çok istiyordu. Yaz döneminde Boozer ve Mehmet'in kontratlarını feshetme opsiyonlarını kullanmamaları Utah Jazz'ı çok zor durumda bırakmıştı. Çünkü Jazz, Portland'a yıllık yaklaşık 9 milyon dolara imza atan Millsap'e, aynı kontratı lüks vergisi sınırının üstüne çıkmak pahasına da olsa verdi.

Şimdi işte bu takas onların - hesaplamalarımda bir yanlışlık yoksa - 13 milyon dolar kar etmelerini sağladı. Sonics'e geldiğinden beri yaptığı işlerle beğeni toplayan Presti de bu sezon 4.5 milyon dolar fazla ödeyerek (Harpring'in yaklaşık 3.5 milyon dolarını sigorta karşılıyor basketbolu bıraktığı için), gelecek için Westbrook'u yedekleyecek guard'ını Maynor ile bulmuş oldu.

Bundan 1 ay önce NTV grubu Utah'ın Philly ve Cleveland ile oynadığı maçları 2 gün üstüste vermişti. Şansa Deron Williams da sakattı ve Maynor'ı izleme şansı bulduk. Önce Philly'e karşı yaptığı 11 asist ile dikkat çekmişti ardından Cleveland'a karşı istikrarla ve inatla boyalı alana girmesi ve takımını son ana kadar maçta tutması hepimizi şaşırtmıştı.

Kısacası iki taraf açısından da karlı bir takas oldu. Bir tarafta Deron Williams'ın arkasında muhtemelen çürüyecek olan bir guard karşılığında Utah Jazz 13 milyon dolar kar etti. Diğer tarafta Thunder zaten genç olan kadrosuna, bir tane daha 22 yaşında yetenek kattı.

Hayırlı olsun iki takım açısından da.

Lakers Uzun Seneler Zirvede Kalacak

Gasol ile 2013-14 sezonunun sonuna kadar sürecek bir kontrat imzaladılar. Bu sözleşmenin değeri yaklaşık olarak 60 milyon dolar. Kobe'yle de görüşmeler sürüyor ama zaten Kobe'nin kontratını yenilememesi gibi bir ihtimal neredeyse yok. Kadronun diğer önemli oyuncularından Bynum'ın 2011'e kadar süren bir kontratı var, Lakers isterse bunu 2012'ye kadar uzatabiliyor. Odom'un da kontratı Bynum'ınki ile aynı şartları içeriyor. Artest de 2014'e kadar Lakers'da. Yani kısacası takımın 5 yıldızı da - takas edilmedikleri takdirde - senelerce Los Angeles'ta kalacaklar. Bu oyuncuların üstüne hele bir de sağlık problemlerini atlatmış gibi gözüken Phil Jackson'ı da yeniden ikna edebilirlerse, işte o zaman korkunç olacak.

Öte yanda San Antonio, Boston gibi bugünün iki önemli takımının yıldızları artık dominant olabilecekleri son 2 sezonu yaşıyorlar diyebiliriz. Bugünden itibaren yeni kurulacak şampiyonluk adaylarının ise anında sistemlerini mükemmel bir şekilde oturtup, bir takım kimyası yakalamaları da oldukça zor. Bütün bunların ışığında Lakers'ın en azından önümüzdeki 4-5 sezon boyunca her sene zirvenin en önemli 2-3 adayından biri, hatta muhtemelen de 1 numaralı favorisi olacağını söyleyebiliriz.

24 Aralık 2009 Perşembe

24 Aralık Programı

Noel Baba'nız Stan Van Gundy'den mesaj var: Mutlu Noeller. Bugün maç yok. Türkiye'deki bütün NBA severler erkenden yatıp güzel bir uyku çekebilirler.

Pistons - Nets Çekişmesi

Daha dün gece Raptors tarafından 64 sayıda tutuldular. Çünkü Gordon-Hamilton ve Prince'ten yoksunlar, ayrıca Charlie Villanueva da topuk dikeninden çok çektiği için doğru düzgün dakika alamadı, hatta oynamasa daha iyiydi çünkü 7'de 0 atarak takımına zarar verdi. Yani onu da saymayalım, geri kalan Detroit kadrosuna bakıyorum: Stuckey - Atkins - Maxiell - Jerebko - Ben Wallace 5'lisinin yanına yedek olarak Will Bynum ve Wilcox. Şu kadroya bakıp 64 sayıda kalmalarına "Bu kadar da olamaz, mümkün değil" diyen var mıdır? Pek sanmıyorum.

Belki biraz Stuckey'nin hücum gücünden, 1'e 1 sayı üretebilmesinden bahsedebiliriz, hadi azıcık Bynum'ı koydum, ucundan da Wilcox'ı sayalım hadi... O kadar. New Jersey Nets'de, Yi ve Harris sakatken içeride Lopez, dışarıda da CDR vardı. Yukarıda saydığım Pistons'ın opsiyonları kadar varlar neredeyse valla. Harris ve Yi'li halleriyle karşılaştırmıyorum bile. Pistons'ın şu anki maçlara çıkan 5'i ve yedekleri, NBA'deki hücum yönünden en kısıtlı/limitli kadro belki de. Yine de bir maçta %27.6 ile şut atmak çok büyük beceri gerektirir. Tebrik ediyorum buradan Pistons'ı. Raptors'ın da bu yüzdede elbette biraz katkısı olmuştur, onları da es geçmeyelim.

Fotoğraftaki Ben Wallace: "Hoca bu topta bir sorun var bir türlü çemberden geçmiyor. Değiştirelim şunu."

Cavs'de Kilitlemek Alışkanlık Yaptı

Dün gece LeBron'un kaçırdığı şut sonrası Cavs-Kings maçı uzatmaya gitmişti. Ama artık ne olduysa, Sacramento uzatmada bildiğimiz 0 sayıda kalmış. Sabah Yahoo'da skorlara göz gezdirirken farkettim, onun üzerine yanlışlık olabilir diye ESPN'e de baktım hatta bununla yetinmeyip NBA.com'a bile baktım. Yok gerçekten sıfır sayı atmışlar adamlar... Bucks'ı 11 dakika boyunca sıfırda tutan, Thunder'ın da maçın son 7 dakikasında sayı atmasına izin vermeyen takım, Kings'i de 5 dakika kilitleyebilir pek tabii, bundan doğal birşey yok.

Ama yine de saçmalık derecesine varan bir istatistik olduğu aşikar. Zaten Yahoo'nun ardından diğer iki kaynağa bakma nedenim de buydu. Bu kadar zamandır takip ettiğim NBA'de ben böyle bir istatistik hatırlamıyordum. 2 veya 3'te kalan takımların olduğu maçlar var diye hatırlıyorum ama yok sıfır hiç aklımda kalmamış. Az önce rekorlardan baktım ve 2000 yılında Vancouver Grizzlies'in, Pacers'a karşı bunu yaşadığını gördüm en son. Tarihte de toplam 9 kere olmuş. Yani o kadar şaşırıp Yahoo'dan sonra ESPN ve NBA.com'a bakmakta haklıymışım.

Akşama uzatma devresini komple koymayı düşünüyorum youtube'a bir aksilik çıkmazsa. Nasıl elleri ayaklarına dolaşmış bakalım.

Hocam Az Çekilin Göremiyoruz

Brand'in yaptığı faulün süre dolmadan gerçekleştiğini teyit etmeye çalışan hakemlerle beraber Iverson da pozisyonu izliyor.

23 Aralık'tan Notlar

Takımı baltalayanlar:
Ariza 10'da 1 ile oynayarak sadece 6 sayıda kalmış. Bundan önceki maçta da 2/11 ile oynamıştı ama 6 veya 7 asist yaptığı için baltacı olarak değerlendirmemiştim... Sezonun başında iyi yüzdelerle atarak beni şaşırtan bir skorer kimliğe bürünen Ariza, zaman ilerledikçe skorerliğin öyle kolay bir iş olmadığını kanıtlarcasına kötü br yüzdeyle atıyor.

Okafor, %90 oranında potanın dibinden atışlar kullanan bir pivot olarak 4/17 isabetle oynadığı için, çok büyük tebrik ediyorum kendisini. Bu nasıl bir kazmalıktır anlamak güç. Boyundan posundan utanır insan.

Andre Miller 2/13 isabetle Spurs'ün bir oyuncusu gibi oynamış adeta ama Portland aşağıdaki Bayless sayesinde maçı kazanmış. Hatta 0.8 saniye kala yanındaki Bayless'a pas vererek süreyi bitirmek yerine topu elinde tutarak maçı riske etmiş Miller...


Günün hayvan performansları:
Bayless dakika aldığı zaman hayvanlaşabileceğini bir kez daha gösterdi. Brandon Roy takım elbiseyle kenarda iken, 31 sayı 7 asist ile Spurs'ü tek başına yıkmış adeta. Son çeyrekte de 9 sayı 2 asist. Ne olursa olsun Spurs'ün bu kadar eksik bir Portland'ı yenememesi bir şampiyonluk adayı için kabul edilebilir bir sonuç değil.

Bir kısa forvet, ilk 5'te çıkan diğer 4 arkadaşının toplamından daha çok ribaund alabilir mi? LeBron ise alır. 16'ya 15 geride bırakmış diğerlerini. Yanına 10 asist ve sadece 34 sayı.

Dwight Howard yine burada takılıyor. Sadece 7 şut kullanmış ve 13 sayı üretmiş ama onu özel yapan şey bunlar değil tabii ki. 20 ribaund, 2 top çalma ve 4 blok ile coşmuş.

Kevin Durant 20'de 12 isabetle 38 sayı, 6 ribaund, 3 asist ile Phoenix'i deplasmanda yenmesini sağlamış Thunder'ın. Cleveland'dan sonra ikinci darbe geldi Phoenix'e.

Bizimkiler:
Hedo ilk double double'ını yaptı bu sezon. 11 sayı 11 asist ile. Oh be sonunda. Calderon'un yokluğunda ipleri eline almalı aynen bu şekilde. Pistons takım halinde berbatmış, zaten o konuda ufacık da olsa birşey yazacağım ayrı olarak.

Mehmet'i daha yeni Sloan eleştirmişti çok pasif olduğu için hücumda. Dün de sadece 2/8 isabetle oynayarak bu eleştirilerden kurtulacak birşey yapmamış. Jazz 70 sayıda kalmış.

Ersan acilen silkinip kendine gelmeli. Son maçındaki 1/9'dan sonra dün de 1/8 ile oynamış. Sadece 4 sayı, yanına da 3 top kaybı. Ayrıca alışılmışın dışında, sadece 2 ribaundu var. Birkaç maç daha böyle oynamaya devam ederse Mbah a Moute veya Warrick'i ilk 5'te görebiliriz.

Boşa kürek çekenler:
Amare bu sezon ilk defa Amare tarzında istatistikler yakalamış. 11/16 saha içi 13/16 serbest atış isabetiyle 35 sayı ve 14 ribaund ama Thunder'a karşı bu bile yeterli olmamış. Umarım böyle devam eder Amare. Özlemiştik. Hatta sırf Amare'ye bakmak için maçı edinip izleyeceğim.

Monta Ellis'ten yine 35 sayı 5 top kaybı. Bu adam 30 sayının üstüne çıkıyorsa fix 5 top kaybı da var yanında. Tabii 15/26 gibi bir isabetle atınca top kayıplarını hoş görmek gerekiyor. Karşıda takım olarak iyi oynayan bir Hornets olunca Ellis'in oyunu Warriors'a yetmemiş. Anthony Randolph da Monta Ellis'e yardımcı olmaya çalışmış defansta 8 blok koyarak ama o bile yetmemiş. İşte beklenilen Anthony Randolph bu, şu Nelson'dan kurtulduğu gün çok değişik işlere imza atacak bu çocuk inşallah.

Günün X-faktörü:
JR Smith... 10 tanecik üçlük atmış canım nedir ki? 10/17 isabet. Toplamda da 15/25. Sayısını vermeyi unutmuşum: 41. Unutmadan ekleyeyim, bench'ten gelerek 30 dakika içerisinde yaptı bunları. Hangi takımın kazandığını söylememe gerek var mı?

Ilgauskas uzatmada 3 hücum üstüste üçlük atarak maçı Cavs'e getirmiş. Yok artık Ilgauskas. Bundan önceki 28 maçta kaç tane atmıştı? 1. Yazıyla bildiğiniz bir. 25 sayı 8 ribaund da cabası. Big Z bu sezon ilk defa büyüklüğünü göstermiş bir maçta diyebiliriz.