BIY AD

14 Mart 2011 Pazartesi

Wade Çocuklarına Kavuştu

Geçtimiz Haziran ayında eşinden ayrılan Dwyane Wade, çocuklarıyla yeterince görüşemiyordu. Eski eşi, Wade'in çocuklarını görme hakkı olmasına rağmen, görüşmemeleri için elniden geleni ardına koymuyordu. Wade de bunun üzerine dava açtı ve bu dava uzun sürenin ardından Cuma günü sona erdi. Wade çocuklarının vesayetini aldı. Ancak sadece Cumartesi günü soyunma odasında takım arkadaşlarına iletmiş bu haberi Wade, medyaya ancak birkaç saat önce yansıdı.

Normalde boşanma durumlarında çok büyük bir oranda çocukları anneye veriyor mahkemeler. Ancak Wade'in eski eşi artık neler yaptıysa, baba tarafına geri verdiler. Sadece baba tarafı olmanın dezavantajı yok Wade'in. Aynı zamanda yılın 3-4 ayını uçak yolculuklarıyla veya başka şehirlerde konaklayarak geçirdiğini biliyrouz NBA oyuncularının. Bu da genellikle mahkemelerin çok dikkat ettiği bir detay. Çocukların yanında kalacağı ebeveynin, onlarla mümkün olduğunca zaman geçirmesi gerekliliğini şart koşuyorlar çünkü. Bu konuda Wade'in büyük bir dezavantajı vardı. Demek ki Wade'in işi iyice kontrolden çıkmış çocuklarını Wade'e göstermemek konusunda.

Maçı izlemedim ama mahkeme kararını aldıktan sonraki gün Grizzlies'e karşı yaptığı istatistikler de bir hayli etkileyiciydi. 28 sayı, 5 ribaund, 9 asist, 3 top çalma, 5 blok, %60 şut isabeti, 9'da 9 serbest atış. Kontrol etmedim ama zaten bloklar büyük ihtimalle kariyer rekorudur. Mutlu ve heyecanlı olduğunu belli etmiş. Bu gazı doğu finalinde falan alsa o gazla kupaya kadar taşırdı Heat'i belki de!

13 Mart 2011 Pazar

13 Mart Programı

13 Mart Pazar 20:00 / Oklahoma City Thunder - Cleveland Cavaliers
13 Mart Pazar 20:00 / Charlotte Bobcats - Toronto Raptors
13 Mart Pazar 21:30 (NTV Spor banttan 00:00) / Orlando Magic - Phoenix Suns
14 Mart Pazartesi 00:00 (NBA TV) / Indiana Pacers - New York Knicks
14 Mart Pazartesi 00:00 / Milwaukee Bucks - Boston Celtics
14 Mart Pazartesi 03:00 / Minnesota Timberwolves - Golden State Warriors

Erken başlayan iki maçın üçüncü çeyrekleri sürüyor. Doğu'da play-off yarışı içinde olan üç takım bu gece sahne alıyor. Bobcats-Pacers-Bucks üçlüsünün neler yapacağını görmek için güzel bir program. Bucks rakip açısından daha şanssız olan taraf. Her ne kadar iki maç üst üste beklenmedik yenilgiler almış olsa da Celtics deplasmanında olacaklar. Üst üste 6 maçtır kazanamayan ve 8.sıradaki yerini rakiplerine kaptırmak üzere olan Pacers ise Knicks deplasmanına çıkıyor. Onlar açısından zorlu bir maç olabilir. Gecenin ilgi çekici maçında ise Orlando, Phoenix deplasmanına çıkacak. Batı'da play-off kovalayan Phoenix'in evinde kaybetmemesi gereken bir maç olacağı için çekişmeli geçmeye aday olacaktır. Gece yarısı NtvSpor banttan yayınlayacak bu karşılaşmayı.

All-Star'ı Takmamak

Desktop'u temizlerken gördüm, blog'a koyacağım diye kaydetmişim ama unutmuşum, çürümeye bırakmışım. Geç olsun güç olmasın, koyayım dedim. Duncan baba, bu nedir yahu? O nasıl bir pantalon, nasıl bir gömlek, nasıl bir kombinasyon. All-Star'da herkes çakı gibi görünmeye çalışırken, Duncan her zamanki modda: "Ben sallamam, işimi yaparım yeter abi"

Spoelstra'nın Etekleri Tutuştu

Heat'te Riley sesleri yükselmeye başladıkça Spoelstra koltuğunu kaptırmamak adına ekstra çabalar sarfetmeye devam ediyor. Genç koç dün yaptığı açıklamada takımın boyalı alandan daha çok sayı üretmesi adına hücumda LeBron'un perdelerini daha sık kullanacağını açıkladı.

Takımın pivot pozisyonundaki sorununu zaten bilmeyen yok. Hücum gücü üst düzey olan oyuncuların yanına daha çok defansif özellikleriyle ligde tutunan uzunları alıp böyle yamadılar o bölgeyi. Makul bir çözümdü bence. Ama Dampier, Anthony gibi isimler de hücumda hiç katkı vermeyip kütük vazifesi görünce boyalı alandan skor üretme sorunu baş gösterdi. Şu an içerden sayı bulma konusunda ligin en zorluk çeken takımlarından biri Miami ve bu kategoride maç başına 31.2 sayı ile Golden State'in önünde sondan ikinci sıradalar. Kaldı ki bu sayılar içinde LeBron'un ve Wade'in fastbreakten buldukları da var. Yani durum hakikaten pek de iç açıcı değil.

Spoelstra'nın bu düşüncesi, bir şeyler için çabaladığını gösteriyor ama hücumda LeBron'u perde olarak kullanmak boyalı alandan sayı bulmak adına ne kadar etkili olabilir orasını kestiremiyorum. Tonlarca hücum setinde kullanılabilir LeBron'un perdeleri ama efektif olur mu önemli olan orası. Mesela bana Bosh'ın hiç işine yaramaz gibi geliyor. Bosh hiçbir zaman perde kullanıp skora giden biri olmadı, zaten yetenekleri de daha çok bire birden skor üretmeye elverişli. Örneğin Portland'ın sıkça uyguladığı Aldridge'e alley-oop yaptıran setleri var uzunlara gelen perdenin kullanıldığı. Ama Bosh hiç uygun değil Aldridge'e biçilen rolün benzerini oynamaya. Muhtemelen Wade'i kullanmayı düşünüyor olabilir Spoelstra LeBron'un perdesiyle. Onun curl cutları veya tepeden oynayacağı ikili oyunlar işlevsel bir çözüm olabilir Heat adına. Ama eğer sorun boyalı alandan sayı üretmekse ben bu alengirli işler yerine Bosh'ın alçak posttan bire bir oyununu tercih ederim.

Efsaneler United Center'da

Chicago bu sezon müthiş bir performans gösterip Doğu'da tepeye oynamaya devam ededursun Chicago tarihinin en başarılı ekibi dün United Center'daydı. 1991 senesinde yaşanan ilk şampiyonluğun 20. senesi kutlandı ve oyunculardan Michael Jordan Scottie Pippen efsane ikilisi başta olmak üzere John Paxson, Horace Grant, Craig Hodges, Stacey King, Will Purdue ve Cliff Levingston zamanında oyuncu olarak çıktıkları parkeye bu kez takım elbiseleriyle çıktılar ve oldukça büyük de alkış aldılar.

Ancak yeni nesil Bulls takımı da abilerinin şovunda rol çalmadı desek yalan olur. Utah karşısında ilk çeyrek ve ilk yarıda kendileri adına sezonun en yüksek sayılarına ulaşarak evlerindeki 33. maçlarında 29. galibiyetlerini aldılar. -Spurs'ten sonra en iyi iç saha derecesi- Deron Williams'ın ayrılmasının ardından Utah'ı kendi evlerinde yenmeleri pek dikkat çekici değil ancak çok daha önemli bir detay var. Chicago bu galibiyetiyle Boston'u yakaladı. Boston'un aldığı 2 süpriz yenilginin bunda payı olsa da sezon başında konulan beklentilerin üstüne çıktıklarını söylemek mümkün. Tabii ki asıl test onlar adına playofflarda olacak ancak eğer sezonu Miami'nin önünde bitirebilirlerse saha avantajını alacaklar -konferans yarı finali için konuşuyorum- ve bence o zaman şansları %51 olur. Ayrıca Chicago'yu takdir etmek için bir başka neden de Boston ve özellikle Miami dönem dönem düşüş yaşasa da Chicago Boozer ve Noah gibi çok önemli oyuncularını kaybetmesine rağmen sezon boyunca istikrarlı bir oyun sergiledi. Ancak hala dış şut konusunda sıkıntı yaşayabileceklerini düşünüyorum. Özellikle playofflardaki kapalı ve çok daha sert savunmalar karşısında neler yapabilecekleri şimdilik bir soru işareti.

Gecenin Hareketleri - 12 Mart



Fazla maçın olduğu günde çok güzel bir top 10 çıkmış ortaya. Cousins'ın harika pası, Nene'nin müthiş smacı, Bledsoe-Jordan, Mo Williams-Griffin, Wall-McGee aley-oopları gerçekten güzel. Ayrıca sadece smaç da yok, pas var, blok var... Son zamanlarda izlediğim en iyi top 10 olduğunu söyleyebilirim. Ancak tabii bu güzel top 10'a Rose'un zirvesine bomboşken yaptığı smaç yakıştı mı bilmiyorum, Rose standartlarını düşünürsek pek özel bir hareket değil gibi. Benim bir numaram ise kesinlikle Nene'nin smacı. Harikulade.

NBA'de Bugün - 12.03.2011

Lakers 96 - Mavericks 91
Lakers hemen önünde bulunan Dallas engelini Bynum yardımıyla aşmayı başardı ve aradaki maç farkını yarım maça indirdi. Batı 2.liği açısından oldukça önemli bir karşılaşmaydı ve Lakers'ın 2.liği almak için tek şansı kazanmaktı. Maça bakıyorum Lakers maç içinde hep üstün bir görüntü çiziyor, o New York maçında yumruğunu masaya vurup istekli olan takım uyuyor sanki. Dallas'ın kaybetmesinin nedenlerinden biri de Lakers kadar istekli olmamasıdır. Yan katkılarında olduça önemi var maç sonucunda. Beaubois-Terry gibi isimlerden yeteri kadar katkı alamadı Dallas ancak büyük maçlarda genelde köşesine çekilen Blake 9 sayı-5 asist ile önemli bir katkı sağladı. Pota altından Gasol&Bynum ile etkili olan Lakers'ta özellikle Bynum'un 22 sayı-15 ribaundluk etkileyici oyunu ön planda. Dallas cephesinde ise Marion ve Nowitzki'nin 25'er sayısı vardı ancak yeterli olmadı.

Spurs 115 - Rockets 107
San Antonio her ne kadar formunun üst seviyelerinde olsa ve kağıt üzerinde büyük avantaj ile maça başlasa da neticede oynanan bir Texas derbisi. Her zaman çekişmeli maçlarıyla hatırladığım bu serilerin bir yenisi dün Toyota Center'da sahne aldı. Skorun hep yakın gittiği maçta son çeyrek daha zeki oynayan taraf olan Spurs galibiyete uzanmayı başardı. Spurs'te 8 ismin çift haneli sayılara ulaşması takım olarak iyi oynadıklarını gösteren belge oldu. Parker 21 sayı-6 asist ile iyi olarak arkadaşlarının arasından sıyrılırken, McDyess 12 sayı-12 ribaund ile oynadı. Rockets'in belki de play-off arenasına elveda dediği maç oldu. 28 sayı-5 asist ile Martin galibiyeti kovaladı ama yenilgiyi önleyemedi.

Jazz 100 - Bulls 118
Chicago'nun müthiş çıkışı devam ediyor. Form olarak ve kadro olarak kötü bir Utah'ı yakalayan Chicago maç boyu üstünlüğü kaptırmadan galibiyete uzandı. Farkı bir ara 30'lu sayılara kadar çıkartan Chicago için özellikle üçlük performansı galibiyeti getiren nokta oldu. 18/32 üçlük isabeti ile başarılı bir gece geçirdi Bulls yayın gerisinden. 26'şar sayıyla oynayan Rose ve Deng galibiyetin mimarlarından olurken benchten gelen ve özellikle üçlük performanslarıyla dikkat çeken Korver ve Watson'da başarılı bir gece geçirdi. Ömer ise 8 dakikada 2 sayı-2 ribaund-1 blok ile mücadele etti. Utah cephesine bakacak olursak dün Wolves karşısında sinen Jefferson 33 sayı-18 ribaund ile bu maç bir hayli etkili oldu ancak galibiyeti getiremedi.

Grizzlies 85 - Heat 118
Çekişmeli geçmesini beklediğim maçlardan biriydi ancak Heat'in ikinci çeyrekle beraber masaya yumruğunu vurması ile kolay bir maç oldu. Erken kopan maçtan da keyif alamadık. Wade bireysel performansıyla biraz olsun izleyenleri mutlu etti. 28 sayı-9 asit-5 blok-5 ribaund-3 top çalma ile oyunun her alanında çok verimli katkıları oldu Wade'in. Heat'in takıma yeni kattığı Bibby benchten gelerek gönderdiği 5 üçlük isabeti ile fark yaratan isimlerden biriydi ve maçı 17 sayıyla tamamladı. Grizzlies cephesinde benchten gelen Mayo'nun 19 sayılık katkısı dışında ciddi bir şey gözükmüyor. Üst üste 2. maçını kaybetti Memphis böylece. Şimdilik arkasındaki takımların beklentilerin altında devam etmesi onların işine geldi. Halen Suns'un bir maç önünde 8.sıradalar.

Blazers 82 - Hawks 91
Her iki yakada da play-off yarışını yakından ilgilendiren maçta gülen taraf ev sahibi Hawks oldu. Smith'in performansının Hawks için önemini söylüyorum genelde ancak dün gece ekstra katkılar geldi. Özellikle Teague'nin ilk beş başladığı maçta yaptığı ekstra katkılar dikkat çekti. 24 sayı-5 blok istatistikleriyle bu iki kategoride de kariyerinin en yüksek rakamına ulaşan genç oyuncu galibiyeti getiren isimdi. Crawford'un 20 sayısının tamamını ikinci devre bulduğunu da belirtmek gerek. Portland ise dün akşam Bobcats yenilgisinden sonra üst üste 2.yenilgisini aldı. 22 sayı-6 ribaund-7 asist ile Aldridge'in Portland adına etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Kings 103 - Hornets 115
Beş maçlık bir yenilgi serisiyle Hornets deplasmanına gelen Kings bu kez de Paul karşısında duramadı. Chris Paul sakatlıktan sonra çıktığı ilk maçta izleyenlere resital sundu. 33 sayı-15 asist-7 ribaund ile tek başına Kings'i deviren Paul'un yanı sıra 25 sayı-9 ribaund ile West her zamanki etkinliğini sürdürdü. Batı'da 5-8 arasında gidip gelen Hornets üst sıralar için avantaj yakalamış oldu. Kings cephesinde ise Thornton'un 25 sayısı yenilgiyi önleyemezken, Cousins 19 sayı-11 ribaund ile double-double'a imza attı.

Sixers 74 - Bucks 102
Milwaukee'nin play-off için müthiş performansı sürüyor. Ligin en formda takımlarından biri olan ve dün gece Celtics'i mağlup eden Sixers'a karşı evinde adeta top göstermeyen Milwaukee 28 sayılık galibiyete imza attı. Doğu'da son sıra için üç takımın müthiş bir mücadelesi var ve aralarında sadece yarım maç var bu üç takımın. Bucks'ta 14 sayı-12 ribaund-5 top çalma ile Mbah a Moute etkili olurken yine pota altında Bogut 17 sayı-9 ribaund ile oynadı. Sixers'tan son günlerde fazlasıyla övgüyle bahsediyorduk ama takım olarak kötü oynadıkları istisna bir maç oldu. Şutları girmedi, gereksiz top kayıpları vardı. Kötü oynamak için elinden geleni yaptı takım ve bu mağlubiyet geldi.

Pistons 101 - Nuggets 131
Denver-Detroit maçının ilk devresine göz atma fırsatı buldum. Denver'ın 8-10 sayılı üstünlükleri vardı ancak üçüncü çeyrek Pistons geri dönüş yaparak farkı eritmişti. Sonrasında ne oldu ne bitti pek hatırlamıyorum o uykulu halimle ama o üçüncü çeyrekle beraber başlayan ve dinmeyen bir Denver fırtınası vardı. Jr Smith'in etkili oyunu ile galibiyete uzandı Denver. 31 sayısıyla bu sezonun en yüksek rakamına ulaşan Smith 26 sayıyı 2. devre buldu. 15 sayı-11 asist ile Lawson dikkat çeken bir performansa imza atarken, Nene2de pota altında etkili oldu. Detroit cephesinde neredeyse unuttuğumuz Wilcox benchten gelerek 21 sayı kaydetti. Sayılarının çoğunu pota altından bulan Wilcox sayesinde boyalı alan üstünlüğü Pistons lehineydi ama aynı üstünlük skora yansımadı ve Denver gülen taraf oldu.

Clippers 122 - Wizards 101
Maçın pek bir esprisi yoktu sezonu kapatan iki takım olduğu için. Ancak Wall ve Griffin gibi sezonun en iyi iki çaylağını karşı karşıya getiren maç olarak ilgi çekiyordu. Wall ve Griffin'den beklediğimiz güzel performans ise bir diğer çaylak Bledsoe'dan geldi sürpriz bir şekilde. Benchten gelen genç oyuncu 23 sayı-8 ribaund-6 asist ile başarılı bir performans sergiledi, Griffin de ona 26 sayıyla eşlik etti ve Clippers'ın iki çaylağı galibiyetin mimarı oldu. Wizards cephesinde ipleri elinde tutan Wall 25 sayı-8 asist-7 ribaund ile etkili olsa da galibiyeti getiremedi.

Kim Demiş Yıldızlar Mücadele Etmez Diye


Link

Yukarıdaki görüntüler dün akşam oynanan Grizzlies-Heat karşılaşmasından. Heat doludizgin giden Grizzlies'ı beklenenden çok daha rahat geçmeyi başardı. Karşılaşmayla alakalı akıllarda ise bu pozisyon kaldı, Grizzlies hızlı hücumunda Heat'in yıldızlarının Wade önderliğinde göstermiş olduğu mücadele... Önce Wade arkadan gelerek Allen'ı blokluyor, ardından LeBron Young'ın topunu panyaya yapıştırıyor. Sonra Wade bir kez daha kesiyor Allen'ı, o sırada Bosh yardıma yetişiyor ve ortalığı karıştırıp topun takımında kalmasını sağlıyor. Bloklar zaten tek tek bakıldığında hiç fena değil ama art arda gelmeleri daha güzel kılıyor pozisyonu. Yalnız dikkat ettiyseniz Heat adına savaş veren üç kişi var pozisyonda, takımın yıldızları... Tesadüf gibi görünüyor belki ama Wade ve LeBron'un attığı deparlara dikkat ederseniz öyle olmadığını göreceksiniz. Bu adamlar geriye çılgınca koşup takımın sayı yemesini engellemeye çalışıyorsa takımda bulunmalarının başlıca sebebi bu işleri yapmak olan Chalmers-Damiper ikilisi de bir zahmet popolarını kaldırıp gelecekler oraya. Yok öyle hem yeteneksiz olup hem de işten kaytarmak.

Beceri İster...


Link

Soner yakalamış pozisyonları, harika bir sekans gerçekten... Önce videoyu açıp hemen durdurmanızı ve skora bakmanızı rica ediyorum. Sonra da süreye ve skora bakarak çeyreğin kaç kaç bittiğini tahmin etmenizi...

Şimdi geçelim değerlendirmeye. Reggie Miller mısın be Teague? Efsane üçlükçümüz 9 saniyede 8 sayı atmıştı zamanında Knicks'e karşı. Şimdi de Teague 6 sayı atıyor aynı süre içerisinde. 4 sayı 1 asist gerçi ama anladınız ne demek istediğimi... Bir de kaçırdığı serbest atışı soksa 7 sayı olacaktı. G-Wall, Collins ve Mills'i ayrı ayrı tebrik etmek lazım. Özellikle de topu oyuna sokan Gerald Wallace, Collins ikilisine. Yahu göz var, nizam var, hareket halindeki oyuncuya hiç mi pas vermediniz hayatınızda? 11.5 dakika boyunca Horford'dan yoksun rakibine sadece 11 sayı atma imkanı vermişsin, son 13 saniyede 8 sayı birden hediye edip geri düşüyorsun? Bunu 'yok artık' ile açıklamak bile mümkün değil. Arada Teague'in takipçiliğinin ve ısrarının hakkını vermek lazım. Hazırlık kampını müthiş geçiren Teague'in, niye Bibby'nin yerine ilk 5'e yerleşmesi gerektiği konuşuluyordu bu maçta görmüş olduk. Savunmadaki hırsı, takipçiliği ve hücumda penetre kabiliyetini beğenirim Teague'in. Umarım önündeki her fırsatı böyle kullanır...

Riley Dursun, Erik Gitsin

Son zamanlarda en çok konuşulan mevzulardan biri Spoelstra'nın durumu. Heat traftarları henüz salonda bu tezahüratı yapmış değil ama kendi aralarında organize olamamalarına bağlıyorum bu durumu. Aslında sene başında da sık sık konuşuluyordu ama Heat aralık sonu gibi müthiş bir galibiyet serisi yakalayınca susturmuştu herkesi LeBron'un karma zırvalığına kadar. Spoelstra'nın durumunu değerlendirmek için üç konuya dikkat etmeliyiz. İlki şu ana kadar gösterdikleri performans beklentileri karşıladı mı, ikincisi sergiledikleri bu performans, Spoelstra'nın takımın başında olması halinde dahi şampiyonluk adına ümit veriyor mu, üçüncüsüyse takım kapasitesinin makisumumunu oynayabiliyor mu. Mantığım sorulardan ilk ikisine evet, üçüncüsüne hayır diyor...

Heat'in kadrosu yıldızlarla dolu ama yeni bir takım olduğu gerçeğini de göz ardı etmemeliyiz. Sürekli gündemde olduklarından yaptıkları her ley abartılıyor ama eleştirilmelerinin altında yatan esas neden birkaç kere yakaladıkları mağlubiyet serileri. Bir maç kaybetti diye kimse çok eleştirmez kafaya oynayan bir takımı ama tutup üçer dörder maç üst üste kazanamazsanız o zaman insan algısı değişir ve olduğundan daha kötü görünmekle kalmayıp özgüven de kaybedersiniz. Yani demek istediğim galibiyet oranları zaten iyi. Oynadıkları basketbol çok daha üst seviye olabilirdi bu çekirdekle belki ama şu an çok da kötü değil. Bu açılardan durum olumlu ama takımın kapasitesinin bu olmadığını düşünüyorum. İşte bu aşamada Spoelstra'nın da biraz etkisinin olduğu gerçek. Çünkü koca sezon boyunca takımı sürekli birebir üzerinden oynatıp başka bir formül geliştiremedi. Chris Bosh'ı adam akıllı kullanmayı sezonun 60. maçında becerebildi, rol oyuncularından beklenen katkıyı alamdı. "Ama yan roldeki oyuncular da çok zayıf, adam ne yapsın" diye bir şikayeti asla kabul etmiyorum. Miller, Bibby, onların öncesinde House, Jones pekala üzerlerine set kurulabilecek kapasite ve özellikte şutörler. Veya Ilgauskas'ın ilk beşten kesilmesi kararı çok gündeme gelmedi ama bana göre çok yanlıştı. Çünkü maçın başında savunmalar henüz tam oturmamışken hücum katkısı verebilecek bir adam Ilgauskas. Ondan maksimum verimi almak istiyorsanız ilk beş başlatmanız gerekir. Çıkıp çetin savunmaların yapıldığı bir dönemde kendisini oyuna sürerseniz hiçbir şey yapamaz. Kaldı ki gördük Lakers maçında ekstra katkıların ne derece önemli olduğunu.

Spoelstra'nın beceremediği şeyler bunlar oldu sezon genelinde. Tabi en çok eleştirildiği noktalardan biri de tecrübesizliği ama onu da böyle bir tecrübe paketi hazırlayıp ekleyemiyorsunuz ki maalesef. Yani bir kusur gibi görmek yanlış olur. Gelin görün ki Heat'ten ayrılana kadar da paçasını bırakmayacak gibi bu 'tecrübesiz' sıfatı.

Riley'e geçecek olursak; LeBron, Wade ve Bosh'ın kendisine, Spoelstra'ya duyduklarından çok daha fazla saygı duyacakları kesin. Belki tecürebesiyle Heat'e çok daha iyi basketbol da oynatacak. Şampiyon oldukları sene Stan Van Gundy'ye yaptıklarını hatırlıyoruz ama bu sene onun için biraz geç kaldı. Ayrıca olur da o başa geçtikten sonra ilk senesindeki bu takım şampiyon olamazsa, ki bu ihtimal az değil, o zaman Spoelstra kadar Riley de şampiyonluğa ulaşamamış bir koç ünvanı elde eder. Takım zaten Riley'nin elinde ve istediği zaman parkeye inebileceğini kendisi de biliyor. Bu riski göze almaya gerek yok. Unutmayalım ki kendisi hala bu üçlüyü birleştiren adam olarak anılıyor. Ekstradan bir şeyler yapma çabasına neden girsin ki? Zaten söylenilenlere göre Spoelstra'yı da kukla gibi yönetiyormuş aslında. Bu durumda Spoelstra'nın da işi çok zor, düşünsenize belli sınırlar içinde koçluk yapmak zorundasınız, pek çok şeye kendiniz karar veremiyorsunuz... Bu sistemin ne kadar yararlı olduğu tartışılır ancak Heat sezon sonuna kadar böyle devam edecek gibi duruyor.

12 Mart 2011 Cumartesi

12 Mart Programı

12 Mart Cumartesi 22:30 (NBA TV) / Memphis Grizzlies - Miami Heat
13 Mart Pazar 02:00 / Los Angeles Clippers - Washington Wizards
13 Mart Pazar 02:00 / Portland Trail Blazers - Atlanta Hawks
13 Mart Pazar 03:00 / Sacramento Kings - New Orleans Hornets
13 Mart Pazar 03:00 (NBA TV) / Utah Jazz - Chicago Bulls
13 Mart Pazar 03:00 / Philadelphia 76'ers - Milwaukee Bucks
13 Mart Pazar 03:30 / San Antonio Spurs - Houston Rockets
13 Mart Pazar 04:00 (NTV SPOR) / Los Angeles Lakers - Dallas Mavericks
13 Mart Pazar 04:00 / Detroit Pistons - Denver Nuggets


Utah tepe taklak gitmiyor olsa inanılmaz bir TV programına sahip olacaktık ama yine de gecenin en güzel maçları ekranlarımızda olacak. Özellikle Memphis'in playoff yarışı ve Miami'nin çıkışına devam etme isteği, izlenesi bir maç çıkarıyor ortaya. Hem de bu erken saatte. Ancak maalesef ben kaçıracağım onu. Herkese iyi seyirler.

Joel Anthony'nin Müthiş Pası


Link

Görüntümüz birkaç gün evvel oynanan Blazers-Heat maçından. Aslında oynandığı gün koyacaktım ama unutmuşum, yeni hatırladım. Heat tam hücum ritmini bulmuş, her pozisyondan sayıyla dönmeye başlamış, hoop Joel Anthony çıkıyor piyasaya. Bu kadar mükemmellik benim oynadığım takıma çok, ben bu düzeni bozarım arkadaş diyor. Babanın kafa artık neredeyse, en son 3 saniye önce bir adamın bulunduğu yere tereddütsüz yollayıveriyor topu. Maç NBA TV'den canlı yayınlanmıştı ve bu pozisyonun ardından Kaan Kural meşhur kahkahasını basarak verilebilecek en güzel tepkiyi vermişti.

Ne Ekersen Onu Biçersin


Link

Dün gece Raptors maçı çoktan garantilemiş olmasına rağmen, Barbosa son hücumda penetre ederek turnike girişiminde bulundu. Bu hareket Pacerslılar ve özellikle de Granger tarafından ağır tepki çekti. Parkede Barbosa'ya çıkışan Granger, bununla da kalmayıp muhabirlere "Eğer onu ben savunuyor olsaydım, kellesini uçururdum" şeklinde bir açıklama yaptı. Barbosa'nın yaptığı ayıp ama arkasında yatan bir neden var. Hem de oldukça geçerli bir neden.

Bundan bir ay önce Raptors, Pacers deplasmanında son 25 saniyeye 8 sayı farkla geride girmiş ve top Pacers'a geçince, yenilgiyi kabullenmişti. Hatta daha maçın bitimine 12 saniye kala, Jay Triano soyunma odasına doğru yol almaya başlamıştı bile. O da nasıl bir hareketse? 15 saniye sabredip rakibi tebrik ederek gidemiyor musun yani? Her neyse ama Darren Collison, şut saati ile maç saati arasındaki 0.5 saniyelik farkı kullanarak üç sayılık bir şut demesinde bulundu ve bu şut da girdi. Baştan şunu söyleyeyim "Ama 0.5 saniye varmış arada, kullanmasa şutu top kaybı olacak" gibi bahanelere yer yok çünkü bu tarz durumlarda da şut kullanmıyor takımlar. Zaten bu top kaybı oyuncuya değil takıma yazılıyor, hani bir istatistik derdi de olmamalı oyuncunun... Birkaç saniyeyi geçtim, bazen abartıp 10-15 saniyelik farklarda bile top kullanmadıklarını görüyoruz önde olan takımların. Ama Collison kaldırıp üçlüğü atınca koç Triano delleniyor, koridordan geri gelip, Pacers'a inat mola almaya çalışıyor. Ancak çok geç, çünkü Raptors topu oyuna sokup maçın bitmesini sağlıyor, onun bu hamlesinden önce.

Eh benim tahminim, o maçtaki olayı unutmayan Raptors'da Barbosa aynı şekilde karşılık veriyor Pacers'a. Maç garanti olmasına rağmen hala sayı kovalıyor. Onunki de ayıp, Collison'ınki de ayıp. Ama tabii Barbosa'nın yaptığı biraz çocukça kaçıyor "Siz bize yaptınız, biz de size yaptık, ödeşmiş olduk"... Ama Barbosa biraz ateşli ve kavgaya meyilli bir oyuncu olsa ve bir kavga patlak verse, Granger ağzını açtığına pişman olurdu herhalde. Zira karşıda ağır pislik hareketleriyle tanının ve ufak çaplı bir yarma olan Reggie Evans ile kick box'ta siyah kuşağa sahip olan James Johnson var. Raptors'dan korkulur vallahi.

Neyse ki kıvılcım çakılmadan sona erdi tartışmalar.

Bizim Yeğene Yamuk Yapmışsınız!


Link

Geçtiğimiz sezon AT&T Center'daki bir Kings maçında, salona bir yarasa girmişti. Herkes köşe bucak kaçıp, saklanmaya çalışırken, Manu sabırsızlanıp yere yapıştırmıştı hayvancağızı. Daha sonra da birileri doğaya geri salmıştı. O serbest bırakılan yarasa gitmiş Manu ve Spurs'ü şikayet etmiş akrabalarına. Videoda 20. saniyeye bakarsanız, eski yarasamızın dayısı gelmiş hesap soruyor herkesten. Hatta gidip bir seyirciye kafa göz dalıyor adeta, o derece gözü kara... Manu ise "Bu sefer ben dokunmuyorum ne haliniz varsa görün" modunda takılıyor. Tabii bu sefer gidip kuduz aşısı olmak gibi bir niyeti yok, geçen sefer çekti cefasını.

Geçen seneye göre biraz geç kaldı yarasa ancak. Cadılar Bayramı geçeli çok oldu zira... Ama gelecek sezon da böyle bir olayla karşılaşırsak, Spurs'den San Antonio Geleneksel Yarasa Şenlikleri düzenlemelerini talep edicem.

Kobe Şut Çalışıyor


Link

Miami'ye deplasmanda kaybettikten sonra Kobe'nin salonda ekstradan 1 saat kalıp şut çalıştığını yazmıştım şurada. Buyrun efendim görüntüsü de düştü internete. Önceki yazıda değinmemiştim ama bu çalışmanın ardındaki nedenlere de bakmak lazım biraz. Tabii ki Kobe'nin kafasından geçenleri bilmemiz mümkün değil. Ama tek amacının antrenman yapmak olduğunu hiç sanmıyorum. Maçtan sonraki sinirini bu şekilde attığını düşünüyorum. Ayrıca arkadaşlarına bir mesaj niteliği de taşıyor olabilir. Bir de belki aklının bir köşesinde medyanın Heat mağlubiyetine olan ilgisini azaltıp, dikkatleri başka tarafa çekmek olabilir. Eğer bir amacı bu idiyse, son derece başarılı bir taktik izlediğini söylemeliyim.

Oldukça ilginç bir not ise, maçtan sonra olağan dışı bir şekilde 1 saat şut antrenmanı yapan Kobe, Lakers'ın bugün Dallas'ta yaptığı idmanına çıkmamış. Nedeni bilinmiyor.

İnsanın Evi Gibisi Yok

NBA'de bu sabaha karşı oynanan maçların tamamında ev sahibi takımlar galip geldi. Öyle az da maç yoktu bildiğiniz gibi, 9 maç vardı. Thunder ve Spurs rakiplerine karşı büyük favorilerdi ama diğer maçlarda sonucun kestirilmesi hakikaten çok zordu. Gecenin en büyük sürprizini Magic'i uzatmada geçen Warriors ve güçlü Celtics'i deviren Sixers yaparken, Bobcats, Nets ve Raptors da underdog çıktıkları maçı kazanmasını bilen diğer takımlar oldu. Can'ın hesaplarına göre bahis oranlarını da ilave ettiğimizde bu 9 maçın hepsinde ev sahiplerinin kazanma olasılığı 200'de 1 civarında oluyormuş. Bu yönüyle ilginç bir gece olarak notlarımız arasına alalım biz de.

Gecenin Hareketleri - 11 Mart


Link

10 numarada gün içerisinde değindiğimiz NBA rekorunu görüyorsunuz. Ligin en çok dış şuta yönelen takımlarından ikisinin maçına yakışırdı bu rekor, öyle de oldu. Warrirors'ın alley-oop'u ofsayt gibi geldi bana. Hidayet sonradan uyanmış pozisyona ama geç kalmış. Curry'nin Howard'dan dream shake ile kaçıp attığı basket güzel. Grffin'in smacında Ryan Gomes'a bir çift lafım olacak. Yahu, adam uçuyor kaçıyor diye bu kadar da umursamazlık olmaz ki. Topun gittiği yere bakar mısınız, el insaf yani. Benim favorim Timberwolves'un 2. sıradak fastbreak hücumu. Harlem gibi iş çıkarmışlar.

Yağmur Gibi Yağdı

Basketbolda yağmur gibi ne yağar? Üçlükler. Sabahın erken saatlerinde biten Magic-Warriors maçında öyle bir tempo ve üçlük yağmuru vardı ki, seyirciler mest oldu. Zaten Oaklandlılar NBA'in en ateşli seyircileri arasında, eh hele bir de 20 sayı geriden gelip uzatma sonunda Magic'i yenince daha bir coştular. Ama dedim ya asıl konumuz üçlüklerdi. Yok böyle bir maç yani. İki takım toplamda tam 36 tane üçlük isabeti bularak NBA rekoruna imza attılar. Orlando'da J-Rich, Golden State'te Monta ve Wright herhalde gözlerini kapayıp, hook-shot ile üçlük atmaya başlsalar o şekilde bile atacaklardı. İnanılmazdı. Warriors takımı 35'te 21 isabet ile ısındıkları zaman neler yapabileceklerini gösterdi. Biraz Magic'in rahat savunması da bu rakama ulaşmalarını sağladı. Yahu adamlar atıyor işte görüyorsun, hala niye içeri gömülüyorsunuz? Lafım başta Q-Rich ve J-Rich olmak üzere bütün Magic oyuncularına. Gerekli, gereksiz devamlı yardıma giden, dışarıda adamlarını bomboş bırakan bir savunma yaptı Magic. Hakettikleri bir yenilgi aldılar diyebilirim bu yüzden. Hele bir de uzatmanın sonunda J-Rich'in kaçırdığı serbest atışları ve Nelson'ın göz göre göre hücum yaptığı hücum faulü düşününce... Evet baya baya hakettiler yenilmeyi. Hidayet'in mükemmele yakın performansına da yazık oldu diyebilirim. Maçı çok akıllıca bir fake sonrası uzatmaya götürdü ama yetmedi işte...

Bu arada uzatmaya gittiği için çok da etkileyici durmuyor belki 36 üçlük (özellikle uzatmada yanlış hatırlamıyorsam 8 ekstra isabet bulduklarını düşünürsek) ama bundan önceki rekor da 32'ydi ve o Sonics-Suns maçı 2 uzatmaya gitmişti. Hani şu Ray Allen'ın, eşitlik varken son saniyede 8-9 metreden attığı üçlükle Sonics'e kazandırdığı maç. Dün gibi hatırlıyorum. Hey gidi hey, o zamanlar nasıl da fazla perdeye ihtiyaç duymadan kalkıp savunmacısının üzerinde çatır çatır atıyordu üçlükleri. Aman yine abuk subuk farklı konulara girmeden kapayayım yazıyı. Kısacası muhteşem bir maçtı Magic-Warriors mücadelesi. Böyle şut performansı kolay kolay bulamazsınız yani. League Pass'iniz varsa açın izleyin derim şöyle cips-kola eşliğinde...

NBA'de Bugün - 11.03.2011

Hawks 76 - Bulls 94
Rose önderliğinde Doğu liderliğine göz kıpmaya başladı Chicago. Celtics'in aldığı sürpriz iki yenilgiyle liderlik için oynamaya başlayacak artık Chicago. Rose'un müthiş performansını da arkasına alan Chicago üçüncü çeyrek savunmada ön plana çıktı. Rakibine sadece 10 sayı izni verdi ve o noktada maçı koparttı Chicago. Rose 34 sayı-6 ribaund-5 asist ile yine müthiş bir performans ile Mvp ödülüne göz kırparken, Deng 18 sayı-9 ribaund-7 asist ile iyi bir maç çıkarttı. Hawks cephesinde özellikle Smith gününde değilse takım çok sıkıntı çekiyor. 15 sayısıyla ön plana çıktı ama kaçırdığı şutlarla da dikkat çekmeyi başardı. Horford'da oyunun her yönünde belli katkılar yaptı ancak bunların sınırlı sayıda kalması takımı galibiyete götürmedi.

Kings 103 - Spurs 108
Spurs'un rahat kazanmasını beklediğim bir maçtı ama sıkıntılı geçen maç sonunda galibiyete ulaşmayı başardılar. Evinde iyi performansıyla dikkat çeken Spurs sürpriz bir yenilgi de alabilirdi ancak sahneye çıkan yıldız isimleri maçı getirdi. 24 sayı-7 asist ile mücadele eden Manu'nun ve 27 sayı-6 asist üretren Parker'ın katkıları ile galibiyete ulaştı Spurs. Kings ise bench katkısıyla ayakta kaldı maç boyu. Son dönemin formda ismi Cousins kötü bir performans sergilese de özellikle Casspi'nin 16 sayısı başta olmak üzere benchten gelen Jeter ve Taylor'un katkıları takımı maç içinde tuttu ancak galibiyeti getirmedi.

Magic 120 - Warriors 123
Müthiş bir çekişmeye sahne olmuş Magic maçı. Biraz olsun kendini bulan Hidayet bu maçta topa daha çok hakim olmuş ve gösterdiği performansla da bunu kanıtladı. 24 sayı-5 top çalma-4 asist ile takımının en iyilerindendi Hedo ancak galibiyeti getiremedi. Maçı uzatmaya götüren üçlüğü bulan Hedo uzatmanın sonunda kritik üçlükten faydalanamadı. Uzatmada takımını ayakta tutan J.Rich 30 sayıyla oynarken, Howard'ın 13 sayı-21 ribaund ile pota altını domine ettiğini de belirtmek gerek. Kazanan tarafa bakacak olursak zaten Warriors ne zaman kazansa kısalarının skorer performanslarıyla sonuca gidiyor. Bu maçta da sahneye Ellis çıkmış ve 39 sayı-11 asist ile galibiyeti getiren isim oldu. Üçlükleriyle Magic'in canını yakan Wright'ın da 32 sayı ürettiğini atlamayalım. 8/11 isabetle oynamış Wright ve galibiyette önemli bir pay sahibi oldu. Ayrıca iki takımın toplam 36 üçlük isabeti bulduğunu belirtmek lazım ki bu da yeni NBA rekoru oldu.

Celtics 86 - Sixers 89
Sixers'ın müthiş formu sürüyor ve Celtics'i de mağlup etme başarısını gösterdiler. Dün gece maç programında değinmiştim bu maçta bir sürprizin olabileceğine. Takım kimyasını çok iyi oturtan ve hareketli basketboluyla ilgi çekici bir takım olmaya başladı Sixers. Iguodala'nın değeri büyük bu takım için ancak takımın kazandığı çoğu maçta aşırı derecede öne çıkan bir performans göremiyoruz. Sixers'ın sırrı takım olarak iyi oynamakta. Iguodala 13 sayı-9 ribaund-8 asist ile triple-double'ın kıyısından dönerken, Hawes 14 sayı-10 ribaund ile ekstra bir performans sergiledi. Celtics kağıt üzerinde kaybetmeyeceği iki maçı parkede kaybederek beklenmedik yenilgiler aldı. Kristic'in son maçlarda bolca top kullandığını görüyorum. Bu maçta da 15 defa potaya gitmiş ki arkasından da potaya gönderdiği 14 topla Green geliyor. Bu iki oyuncunun katkılarıyla maçın içinde kalmasına rağmen son anlarda Iguodala'ya engel olamayan Celtics beklenmedik bir yenilgi aldı böylece.

Pacers 98 - Raptors 108
Toronto deplasmanında kazanmasını beklediğim Pacers bir yenilgi daha aldı. Üst üste 6.yenilgisini Kanada'da alan Pacers ile Bobcats eşitlenmiş oldu böylece. Hansbrough'un formunun üstüne Granger'ın iyi oyunu da eklenince biraz kıpırdanma oldu Indiana cephesinde ama savunmada rakiplerini neredeyse hiç durduramadılar. Savunma performansı düşük olunca bir takımda kazanmalarını beklemekte güç olacaktır.Granger'ın 25 sayısı ve Hansbrough'un 20 sayı-7 ribaundluk performansı galibiyet için yeterli olmadı. Toronto'da ise bu sezonun en iyi maçlarından birini çıkartan ve 29 sayısıyla sezonun en yüksek rakamına ulaşan Barbosa fırtınası esti.

Blazers 92 - Bobcats 97
Bobcats sonunda kazandı. Altı maçtır suskun olan ancak sıralamadaki yerini kaptırmayan Bobcats, Portland karşısında önemli bir galibiyet aldı. Pacers'ın bu gece kaybetmesi ile beraber arada maç farkı da kalmadı bu iki takım arasında. Son bölümü fazlasıyla heyecana sahne oldu. Savunma performanslarının öne çıktığı son bölümde Bobcats rakibin kaçan serbest atışları sayesinde zafere ulaştı. Jackson 29 sayı-10 ribaund ile takımını sırtlayan isim olurken, benchten gelen Dj White sürpriz bir performansla 16 sayı-9 ribaund ile oynadı. Portland cephesinde eski takımına karşı oynayan ve taraftarlarınca uzun süre alkışlanan G.Wall benchten gelerek 13 sayı-9 ribaund ile etkili oldu. Miller 15 sayı-9 asist ile başarılı bir performans sergiledi ancak galibiyeti getiremedi.

Pistons 94 - Thunder 104
Evinde Pistons'u ağırlayan Thunder zorlansa da yıldız isimleriyle galibiyete ulaşmayı başardı. Özellikle Durant'ın kalitesini bir kez daha ortaya koyduğu maçta benchten gelen Harden'da katkılarıyla galibiyeti getiren isimlerdendi. Harden'in son dönemde yakaladığı çıkışıtan bahsediyoruz zaten nitekim 22 sayıyla Pistons karşısında da başarılı bir performans ortaya koydu. Harden'a rağmen maçı getiren isim 24 sayı-9 ribaund-5 asist ile oynayan Durant oldu. Pistons cephesinde ise bu sezonun en çok dikkat çeken oyuncusu Monroe bu maçta da 12 sayı-10 ribaund-6 asist ile başarılı bir performans ortaya koydu.

Jazz 101 - Wolves 122
Formda bir Jefferson'u Love karşısında izlemeyi isteyerek mütevazi bir dilekte bulunmuştum ancak Jefferson dün yokları oynadı. Maça çok iyi başlayan ve skorda üstünlüğü eline geçiren Wolves üçüncü çeyrekte kepenkleri indirdi. Love 24 sayı-12 ribaund ile double-double ile performansını süsledi. Beasley'de 23 sayılık katkısıyla uzun süredir süren suskunluğunu bozmuş oldu. Utah cephesinde ise benchten gelen katkılar biraz takım adına olumlu olsa da maç geneli baz alındığında konuşulacak olumlu bir noktası yok takımın. Play-off'tan 2 maç uzak olan Utah'ın kısa bir zaman sonra sezonu kapatacağını düşünüyorum.

Clippers 98 - Nets 102
Deron'un gelişi mi takıma böylesine olumlu bir etki yaptı bilemiyorum ama Nets iyi bir rüzgar yakaladı. Londra'daki iki Raptors galibiyetinin ardından evinde de iki galibiyet alarak 4 galibiyetlik bir seri yakaladı Nets. Ancak fikstüre baktığımızda Celtics ve Bulls ile oynayacakların görüyoruz ki bu seri bitecektir. Humpries iyi performanslarına devam ediyor. Kontrat sezonunda gayet normal bu tip istatistikler yakalaması ancak seneye de buna yakın performanslarının garantisi yok. 19 sayı-20 ribaund ile dün gecenin de en dikkat çeken ismi olmayı başardı. Lopez'in ürettiği 24 sayı değil de Farmar'ın galibiyete önemli bir katkı yaptığını ve 24 sayı ürettiğini de belirtmek gerek. Clippers ise pota altında Kaman ve Griffin ikilisi ile etkili oldu. İki oyuncunun da 23'er sayısı var.

2011 Draft'ında 3 Türk

Normal sezon devam ededursun yaklaşan sezon sonuyla birlikte bir sonraki yıl draftı için üç oyuncumuzun isminin geçmesi heyecan uyandırmaya başladı şimdiden. Enes Kanter'in yanı sıra Texas Üniversitesi'nden Doğuş Balbay ve Karşıyaka'dan Furkan Aldemir de önümüzdeki sene NBA'de oynama şansı kovalayacaklar.

Bu oyuncularımız içerisinde önü en açık olanı elbette Enes. Yaklaşık iki senedir adam akıllı basketbol oynayamamasına karşın halen mock draftlarda ilk 5 civarında dolanıyor. Uzun süredir üst düzey basketbol oynayamaması kendisini biraz daha alt sıralara düşürebilir ama ben ilk 10'un dışına çıkacağını düşünmüyorum. Elbette gönül isterdi ki daha göz önünde olsun, basketbolunu geliştirsin, rekabetçi ortamı tatsın, zamanı boşa geçmesin ve böylece birinci veya ikinci sırada seçilsin -çünkü bu potansiyli vardı- ama kısmet değilmiş, sağlık olsun.

Furkan'a geçecek olursak; ciddi bir sakatlığı yeni yeni atlatıyor. Geçtiğimiz yıl yıldızı parlamış ve NBA gözlemcileri tarafından izlenmeye başlamıştı, hatta yanlış hatırlamıyorsam Miami izliyordu Furkan'ı. Bu yıl ise yaşadığı sakatlık sebebiyle kendisini çok fazla gösteremedi ama uzun oyuncular da kolay kolay gözden düşmez. Pivot pozisyonu için kısa kalsa da hem uzun forvet hem pivot oynayabilmesi açısından yeterli fiziğe sahip zaten oraya gitmesi halinde daha da şişer. Onun da tıpkı Ömer gibi savunması ön planda, ayrıca çok mücadeleci ve hırslı. İyi bir ribaund sezgisi var ve bunların yanında zayıf hücum çeşitliliğini de arttırmaya başlamıştı. Ancak bu konuda halen çok yeterli olduğunu düşünmüyorum. Bu sebeple iyi ihtimalle ikinci tur ortalarında seçilecektir bence.

Doğuş ise geçen seneye kadar oyunun yalnızca savunma yönünü oynayabilen bir oyuncuydu, kendisini bu sene çok fazla izleme fırsatım olmadı ama okuduklarımdan anladığım halen aynı durumda olduğu. Hani uzun olsanız sırf savunma yaparak NBA'de tutunabiliyorsunuz, hatta Ömer bunun en güzel örneklerinden biri olacak, ama kısa olunca kotaramıyor bu özelliğiniz. Konferansında edindiği en iyi savunmacı ünvanı, isminin hafızalarda yer etmesi açısından önemli tabii ki ama ben yine de hücum yetersizliğinden dolayı önümüzdeki yıl seçilemeyeceğini düşünüyorum. Umarım yanılırım çünkü oyun karakterine çok saygı duyduğum bir isim.