

Bu maçta Ariza'yı durdurduğuna dair yorumlar okumuştum ancak Ariza'nın kullandığı şutların çoğu kötü seçimler değildi. Aynı şekilde 2 maç evvel Durant'ı 4. çeyrek ve uzatmada sahadan sildiği yazılıp çizilmişti, o maçı da izledim ve orada da Artest'in Durant'a yaptığı iyi bir savunma göremedim. Hatta tam tersi, Ariza da Durant da birçok pozisyonda Lakers'ın çılgın forvetinden çok rahat sıyrıldılar ancak gelen yardımlara tosladılar. Aslında Ariza beni, kendisine bu kadar rahat pozisyon yaratabildiği için şaşırtmadı değil ama bu pozisyonlardan çoğunu (5/21 saha içi isabeti) değerlendiremedi. Örneğin ir pozisyonda 3-4 metreden fade-away attı, top hiçbir şeye değmedi. Benim izlemeye alıştığım Ariza'yı gördüm sahada bitiricilik ve şut performansı bakımından. En çok şaşırtan yönü birkaç tane son derece yaratıcı asist yapmasıydı. Birçok oyun kurucuyu kıskandıracak paslardı. Ayrıca bir bşaka pozitif yönünü de söyleyeyim; şutlarının çemberi zor bulduğu bir günde, maçı uzatmaya götüren üçlüğü atmasını takdir ettim.
Peki en skorer oyuncusu şut sokamazken, Rockets maçı nasıl devamlı önde götürdü? Takım oyunu ve mücadele ile. Özellikle ön plana çıkan bir oyuncu yoktu benim gözümde, aklımda kalan isimler Carl Landry ve Chuck Hayes oldular. Landry birçok pozisyonda Bynum ve Odom'a karşı kendi başına skor üreterek beni oldukça şaşırttı. Öte yandan box score'da 7/9 ile oynadığı gözüken Hayes'ın istatistiği biraz yanıltıcı, çünkü neredeyse her bulduğu baskette takım arkadaşlarının - futbol deyimiyle - al da at tarzı asistleri vardı. Ancak sonuçta Kobe, uzatmada Rockets'a fazla geldi. Ayrıca Rockets takımı bu dönemde bomboş atışları kaçırarak, Kobe ve Lakers'a galibiyet için zemin hazırladı.
İlginç istatistikler vereyim: Maç boyunca hücumda takımına yük olan Fisher (0 sayı, 0 asist, 0 ribaunt), tam 3 tane hücum faul yaptırarak defansta katkı sağladı. Gerçi katkı sağladı derken, Brooks'u sayısızca pozisyonda kaçırdığını da hatırlatayım. Yani sadece bir maçta 3 hücum faul yaptırmanın ilginçliğine parmak basmak istedim.




Bir maç düşünün ki, Jazz'lı herhangi bir oyuncu topu 3 kere vurup penetre ettiği zaman çembere kadar rahatlıkla gidebiliyor. Bu nasıl Spurs savunması aklım almadı. Üstelik bu savunma, sezon başlangıcından beri çok kötü oynayan, Korver ve CJ Miles gibi iki adamından yoksun, bench'i iyice daralmış bir Utah'a karşıydı. Spurs'ün karşısında 2 gece evvel Magic olsa, fark 30'lara rahat çıkardı. Jazz açısından ise Boozer'ın şut performansı ile her ribaundu kovalaması memnun edici olsa gerek.
Spurs'ün aslında kötü defansının yanında, hücumu da ancak vasat idi. Ama Parker-Ginobili-Jefferson ve Duncan gibi 4 hücum silahı olan bir takımın bu konuda sıkıntı yaşayacağını düşünmüyorum. En büyük sorun savunmada. Spurs bu sezon rakibin şut yüzdesi istatistiğinde %47 ile ligin 25.si, daha çok az maç oynanmış olsa bile bu rakamın iyiye işaret olmadığı kesin. Umarım yakında McDyess ilk 5'e yerleşir ve takımın kimyası oturur.
0 FARKLI FIKIR:
Yorum Gönder