BIY AD

4 Aralık 2009 Cuma

Portland'da Neler Oluyor?

"Takım 12-8 yapmışken sen böyle bir başlık atıyorsun asıl sana ne oluyor?" diyenler olacaktır. Açıklamak için detaya inmek lazım. Portland'ın kazandığı 12 maça bakmak lazım bunların 9 tanesi %40 galibiyet yüzdesi ve altında olan takımlara karşı alınmış. Şaka gibi ama gerçek. 3 kere Minnesota üzerine Memphis, Detroit, Chicago, New Jersey ve New Orleans. Bu takımların hepsi ligin dibindeler. Ayrıca Charlotte'u Stephan Jackson takasından önce yendiklerinin de altını çizeyim. Aslında Spurs'ü sezonun başında çok formsuzken yendiklerini ve Thunder galibiyetinde de Durant'ın 3/20 atarak tarihi rekora yaklaştığını öne sürebilirim. Ama bunlar biraz bahane bulmaya kaçar.

Neyse konuya geri dönelim. Kısacası demek istediğim şey Portland'ın çok kötü takımlarla oynayarak elde ettiği 12-8'lik galibiyet-mağlubiyet istatistiği gerçeklerin üstünü örtüyor. Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Portland'da kazan kaynıyor. Bir Andre Miller sorunu var ki, arap saçı gibi. Hazırlık kampında formda olmadığı için akımın kondüsyon testinde son sırada yer alan ve başarısız olan Andre Miller, herhangi bir sorunun olmadığını ısrarla dile getirmişti. Bu olayın üzerine hazırlık maçlarında inişli çıkışlı süreler alan oyun kurucu bu durumdan memnun olmadığını medyayla paylaşmıştı. Nate McMillan takımın Blake ile daha iyi oynadığını düşünüyordu ve Miller'ı bench'ten oyuna sokma kararıyla sezona girdi. Ancak 2-3'lük bir başlangıç ve Miller'ın mutsuzluğu McMillan'ın tecrübeli oyun kurucuyu yeniden ilk 5'e monte etmesini sağladı. Blake-Miller-Roy ile 3 guard'lı sistem aslında kağıt üstünde çok iyi gidiyordu. Hepsi yukarıda saydığım takımlara karşı olmak üzere 7 galibiyet alıp sadece Atlanta'ya yenilmişlerdi. Ancak deplasmanda gelen farklı Golden State mağlubiyeti bazı şeylerin ortaya çıkmasına ve McMillan'ın da Miller hakkındaki fikrini değiştirmesine sebep oldu. Miller yeniden bench'e çekildi.

Bu üç guard bir arada oynadığında, Roy'un kısa forvet pozisyonuna geçmesi gerekiyor ve daha güçlü oyuncularla mücadele ederken normalden daha çok yoruluyor. Ayrıca daha önce Hedo ile Miller'ın beraber geleceği konuşulurken ısrarla söylediğim gibi: Miller topa 10-15 saniye hükmederek oynayan bir oyun kurucu ve bu Roy'un bütün ritmini bozuyor. Ben Miller'ın tek başına gelmesi halinde bir problem oluşturacağını düşünmemiştim ama görünen o ki Miller'ın Blazers ve Roy'a uyumu sıfır. Blake ise tam tersi topu sadece getirip Roy'a teslim eden, top dolaştırılırken doğru pasları veren ve kendsine şut yaratıldığında bunları değerlendiren bir isim. Topla oynamak gibi bir isteği, hatta daha doğrusu ihtiyacı yok. Bu yüzden Blake, Roy ile çok daha iyi bir uyum içerisinde oynuyor. Ah şimdi daha da yanma şu takıma Miller'ın yerine Hidayet'in gelmediğine.

Miller da kendisine göre haklı: "Alt tarafı 7-2 idik benim ilk 5 çıktığım dönemde ve bunların 6'sı deplasmanda idi" demiş. Evet ama takımla uyumunun hiç olmadığı her pozisyonda gözüküyor. Takım resmen o parkedeyken duruyor, çarklar işlemiyor. Bu arada ben yazıyı gün içinde ufak ufak eklemeler yaparak yazarken, internette gördüm ki Andre Miller'ın takas olacağı yönünde söylentiler çıkmaya başlamış bile. Yol yakınken yanlıştan dönmek iyi fikir ancak tabii Miller'a karşılık kimin alınacağı da çok önemli. Bence Roy'un yanına pozisyon üreteblecek ama topa Miller kadar hükmetmeyecek bir kısa forvet almak en mantıklı hareket olacaktır. Tabii takas olmama ihtimali de bir hayli yüksek, NBA'deki her söylentiye itibar etmemek gerektiğinin altını çizeyim.

8 FARKLI FIKIR:

Adsız dedi ki...

portland gerçekten tam bir hayal kırıklığı oldum benim ve pek çokları adına. Takımın yıldızı Roy'un performans düşüklüğü takımın genel halinden mi kaynaklanıyor yoksa Roy'un oyunun alt seviyye düşmesi mi takımı etkiliyor bilemiyorum. GM'de durumdan rahatsız ki outlaw ve miller için trade arayışlarına girmişler.

endi dedi ki...

portland'ın asıl problemi elindeki genç oyuncuların potansiyeline fazla güvenmesi oldu bence. aldridge ve roy'a da kontrat verdikten sonra seneye serbest oyuncu piyasasında da şansı kalmadı. oden belli oldu ki büyük oyuncu olamayacak, lamarcus aldridge'in çok fazla gelişim gösteremeyeceğini düşünüyorum. martell webster, travis outlaw, nicolas batum hep potansiyeli yüksek beklentilerin karşılığını veremeyen adamlar. brandon roy haricinde allstar seviyesine ulaşabilecek oyuncu zor çıkar bu takımdan. portland bence genç oyuncularına fazlaca güvenerek yanlış yatırım yaptı yine şampiyonluk şansını çok azalttı önümüzdeki yıllar için.

Adsız dedi ki...

cok karamsar bir tablo cizmissin acikcasi her takımın aldigi galibiyetleri bu kadar irdelersek isin icinden cikamayiz.

ozzyy dedi ki...

Bir sorun olduğu belli oluyordu takımda ama bu kadarından haberim yoktu.Açıkçası miller gitse bile blake ve mcmillan ile bu işler yürümeyecektir zannımca.Blake karşı oynayan tüm guardlar kariyer rekoru kırıyor neredeyse,Roy ise hala Oden ve diğerlerinin ilerlemesini kabul edebilmiş değil gibi güvenmiyor diğer oyunculara.Milleri göndermek tek çözüm olabilse keşke

Koray dedi ki...

Burdaki asıl rahatsızlık biraz daha farklı Brandon Roy blake ile beraber daha iyi oynadağını söylüyor, burdan kaynaklanıyor olay, e portlandda millera blake'in backupı olsun diye 7M vermedi 30 yaşına aşmış adama. Roy topun elinde olması gereken bir oyuncu oyuna ağırlığını koyması için ki oyunun karakteride bunu gerektiyor zaten.15 aralığa kadar trade olamıyormuş miller ama görüşüyorlarmış takımlarla trade için.

Oden konusunada kesinlikle katılmıyorum.Saçma foul ortalaması dışında çok verimli oynuyor.Ayrıca aynı ameliyatı geçiren chris webber,allan houston, hardaway, tmac hatta amare aynı ameliyatı geçirip eskisi gibi oynayamayıdılar ama bu ameliyatta sonra eski formlarına dönenlerde oldu.Biraz beklemek lazım. Hiç öyle Haywooddan hallica falan olmaz oden.
Aldridge de çok iyi bir oyuncu fiziği çok ters özelliklerine ve pozisyonuna göre.
Hidayet çok daha iyi olurdu tabi torontoda sürünmezdi oda.Yalnız benim anlamadığım neden sessions gibi royun oyun karakterine daha çok uyacak bir adam varken milleri seçtiler ki overpaid oldu miller daha 2 ayda.Sanırım tecrübeli ve üst düzey, takımı oynatacak özelliklere sahip 1 yada 3 numara aradılar bu sayede hem 1 2 sene başarı kovalayabilirler hemde bayless, batum gibi tonla potansiyel vadeden oyuncuların gelişimini bekleyebilirlerdi.

sannti dedi ki...

Yazının son paragrafı hariç geneline katılıyorum, iyi de yazmışsın ama şu var. Roy'un rahatsız olduğu nokta Miller'ın da elinde top tutmak istemesi. Bu yüzden Blake gibi spot up shooter'la oynamayı daha çok seviyor. Bu nedenle topa delicesine hükmeden bir 3 numara bu takıma bir yarar sağlamaz bana kalırsa. Şu anki malzemeyle o kalibrede oyuncu takas etmek imkansız belki ama Caron Butler tarzı bir eleman bu takıma fayda sağlayabilir. All-Star civarına kadar beklenirse Blake ve Outlaw'un biten kontratlarını da düşünürsek Portland için opsiyonlar oldukça genişleyecektir. Özellikle havlu atan takımlar bu 3 parçaya tav olabilirler. Panik yapmaya gerek yok şimdilik. Bu takım her türlü playoff yapar nasılsa.

sabonis dedi ki...

İyi ki yazdın sannti. zaten orada hükmetmeyen olacaktı. yazının gidişinde zaten demek istediğim şey belli: top Roy'un elinde olmalı Portland'da

ama ben Hedo'nun oraya cuk diye oturacağını düşünüyordum, hala da öyle düşünüyorum. Andre Miller elinde top olmayınca adeta bir işe yaramıyor, devmalı elinde top olunca da Roy'u bozuyor.

sannti dedi ki...

Bana kalırsa bu takımda Andre Miller oldukça işe yarayabilir. 7-8 tane Blazers maçı izledim bu sezon, daha fazla da olabilir, McMillan hiçbirinde koşmasına izin vermedi takımın. Ligin sondan ikinci sırasında bu takım tempo konusunda, biraz hızlanarak Miller'ı ilk beşe yerleştirip Blake'i yedek PG yapmak çok şeyi değiştirebilir ama benim bildiğim McMillan da inatçıdır, vazgeçmez sisteminden. Miller-Roy-Webster guard üçlüsü hoş olabilir yoksa hızlı oynayan bir takımda. Hem de yüksek tempo demek daha çok şut demek, daha çok pozisyon demek, Roy da rahatsız olmaz böylece, illa ki 20 top kullanır zaten en az.