FB Ülker - Efes Pilsen final serisinin 5. maçından sonra Kerem'den alınan örnekte Cathene adlı doping kurallarına göre yasak olan madde bulunmuş. Bu nedenle Kerem bir sonraki karara kadar müsabakaya çıkamama cezası almış. Konuyla ilgili, test sonuçlarının bir kez daha kontrolü sonrası Sağlık ve Disiplin Kurulları nihai bir karar verecekmiş.
Konu açıklığa kavuşana dek Milli Takım'dan çıkartılmış Kerem. Eğer Kerem'in test sonuçları ve cezası onanırsa yerine Kaya Peker'in alınması için kampanya başlatacağım.
Rashard Lewis bildiğiniz üzere 10 maç doping cezası almıştı. Yi'nin Asya Basketbol Şampiyonası'nda çekilmiş resimlerini görünce, verdiğim tepki sadece "OHA!" oldu. Bu nedir şimdi Allah aşkına? Aşağıda Yi'nin Nets'teki bir resmine bakabilirsiniz. 4-5 ayda ne güzel şişmiş maşallah. Vücut geliştirmede kısa sürede ne kadar da başarılı olmuş Yi!
Şimdi Lewis steroid kullandığı için ceza aldı. Öte yanda Yi basketbola devam ediyor öyle mi? Belki de Yi, Lewis'in örnekleri ile kendisininkileri değiştirmiştir...
Bir önceki Günün Eğlencesi'nde birkaç video boyunca Odom'u paylaşacağımı söylerken, bugünkü asıl bombadan bahsediyordum. Yok böyle birşey. Phil Jackson'ın surat ifadesi: Paha biçilemez. Herşeyi anlatıyor.
Yahoo ve NBA.com'da Curry'nin 130 kilo olduğu yazsa da, NBA severler onun 200 kilo civarında seyrettiğini biliyordu (tamam abarttım). Ancak söylenilene göre Curry bu yaz fazlalıklarını atmak için çok kararlıymış ve gelişme görülmeye bşalanmış bile. Knicks takımı yetkilileri onu en son 1 ay önce bıraktıklarından beri tam 5 kilo vermiş. Hatta bundan 1 ay önce biraraya geldiklerinde de NBA sezonu bitiminden sonra 10 kilo zayıfladığını görmüşler.
Eddy Curry'i artık ayda mı tartıyorlar bilmiyorum ama bu kadar vurdumduymaz, basketbolu tınlamayan bir adamın, 3 ayda 15 kilo vermesi gerçekten çok şaşırtıcı. Her sene çıkan "X oyuncu şu kadar kilo verdi, bu kadar kilo kas koydu üzerine" şeklinde çıkan sözde raporlardan biri olma ihtimalini de göz ardı etmemeliyiz.
Curry şu anda 165'ten 150 kiloya kadar inmiş olsa da, ideal kilosuna daha yaklaşık 10 birim daha yolu var. Ayrıca bu fazlalığını da atsa bile, Curry'i asla şu yukarıdaki hareketleri yaparken izleyemeyeceğiz. Yine de yiğidin hakkını verelim, bu adam ne kadar hanta olsa da hücumda efektif bir silah olacak yeteneklere sahip bir pivot. Ama bakın, işin defansif yönünde hiç takılmamasına falan hiç değinmiyorum bile. O yüzden Knicks taraftarları onun takıma büyük katkı vereceği yönündeki umutlarını bir kenara bıraksınlar. Alt paragrafta daha güzel hayaller onları bekliyor.
Soru şu: Curry bu sene nasıl bir performans verecek? Hani eğer olur da kendisini aşar ve müthiş bir performans gösterirse, Knicks belki onun şişkin kontratından bir takasla kurtulabilir. Ardından 2010 yazında 2 serbest oyuncuya birden maksimum kontrat verebilirler. New York şehri için hayal etmek güzel şey olsa gerek.
Antrenmanda sol orta parmağı kırılmıştı. Ameliyat edilmiş ve 3 hafta parkelerden uzak kalması bekleniyormuş. Yani Eurobasket 2009'a kılpayı yetişecek. Zaten takımların yıldızlarının büyük çoğunluğu bahaneler üretip afflarını isterken, bir yıldızın daha kayması hiç hoş olmazdı. Geçmiş olsun diyorum Gasol'e.
Önümüzdeki 2-3 videoda Odom'u sunacağım sizlere. Maç bitiyor ve çok büyük ihtimalle güzel olan Odom, röportaj veriyor. Tabii Odom'un ne dediğini anlayabilene röportaji, benim için komik bir anı...
Lee'nin sign & trade ile gönderilebileceği konuşuluyor. Yani Lee sözleşme imzalayıp ardından o kontrata yakın değerdeki bazı oyuncularla takas edilecek. Ancak genç forvetin menajeri bu tür takas olanaklarını takıma sunmalarına rağmen, Knicks'in bunları kabul etmediğini söylemiş. Eh son derece normal, New York şehirini hayalkırıklığına uğratmamak için 2010 yılında salary cap'lerini mümkün olduğunca boş tutmaya çalışıyorlar. Lee'nin karşılığında 2010'da bitecek kontratlar aradıklarına dair şüphe yok. Ama böyle "mükemmel" bir takas için en az 3 takımın bir araya gelmesi gerekiyor ve bu da son derece komplike bir olay.
Şimdi "Nasıl oluyor da Lee kontratını uzatmaya yaklaşıyor?" diye soracaksınız. Yukarıda anlattığım gibi Lee'yi göndermeleri bir hayli zor gözüküyor. Çünkü Knicks'in beğeneceği bir takasın ortaya çıkma ihtimali bir hayli ufak. Bu yüzden, bana göre Lee'nin takas olmadığı her geçen gün Knicks ile sözleşmesini 1 seneliğine uzatmaya yaklaşıyor. Böylece hem Knicks 2010'a düşük salary cap ile girip istediğine kavuşacak hem de Lee gelecek sene serbest kalacak.
Daha 2 gün önce "Big Baby" Davis'in, Celtics onla kontrat yenilemediği için ağladığını yazmıştım. Celtics de bu haber üstüne dayanamamış kendisiyle sözleşme yenilemiş. Kaç senelik bir kontrat olduğunu veya alacağı parayı açıklamamışlar. Dün 2 senede 6 milyon kazanacağı yazılıp çiziliyordu muhtemelen o seviyededir. Eee neymiş, ağlamayan bebeğe meme vermezlermiş...
Bu arada Celtics'in uzun rotasyonu KG-Sheed-Perkins-Davis oldu. Hani ilk ikisini basketbol dünyasında tartışanı dövüyorlar o ayrı ama rol oyuncularını da yabana atmamak lazım...
Nuggets, takımda son birkaç yıldır kenardan oyuna girerek skora katkı yapan Linas Kleiza'yı kaybetti. Kendisi, 2 yılığına 12.2 milyon dolar ödeyen Olympiakos'u tercih etti. Ayrıca gelecek yıl takımdan ayrılma opsiyonu da koydurmuş sözleşmesine.
Bu sene NBA takımlarının çektiği ekonomik sıkıntı nedeniyle aradığı kontratı bulamadı. Serbest oyuncular bu kadar azalmışken Nuggets için çok büyük kayıp. Danthay Jones'un ayrılmasının ardından gelen bu darbe ile, bench'leri daraldı hatta yok oldu diyebiliriz. Bakalım kime yönelecekler şimdi. Atlanta Hawks ile sözleşme yenilemeyen Ronald Murray aradıkları kan olabilir bence. Kleiza'ya da kısaca değinelim. NBA'de kısa forvet olarak oynadığı kadar, uzun forvet mevkisinde de görev alıyordu. Avrupa'ya gittiğinde artık iyice 4 numaraya kayabilir. Hırsı ve skorer oyunuyla katkısı olacaktır ama Olympiakos için fark yaratacak bir isim değil bence. Hele senelik 6 milyon dolara.
Ben bu pozisyonu, bugüne kadar nasıl izlememişim veya duymamışım ya. Muhteşem gerçekten. Jason Richardson iyi ki bunu Stephen Jackson'a falan yapmamış. Sahanın ortasında bıçaklanırdı vallahi.
Blog'u bir süredir takip edenler LeBron'un karakterini ve inanılmaz büyük olan egosunu eleştirdiğimi bilecektir. Magic'e elendikten sonra da bu karakterini ortaya koymuştu. Elendikleri maç sonrası ne Magic takımından birinin elini sıkmış, ne biriyle konuşmuş, ne de basın toplantısına katılmıştı.
2 gün önce yaptığı açıklamalarda "Şu anda olsa, basın toplantısına katılırdım, sonuçta siz olmasanız Tiger Woods, Dwyane Wade, Peyton Manning gibi yıldızlar da olmazdı" demiş. İnsanın hatasını kabul etmesi güzel şey. Ama bunu keşke zamanında akıl etseydi. Örneğin McGrady 2 sene evvel, ilk turu geçememe hastalığını yenemedikten sonra basın toplantısında ağlarken çok mu zevk alıyordu sizce?
Ardından konuyu Magic takımından kimseyle el sıkışmamasına getirmiş: "Benim için el sıkışmak önemsiz, sadece olayı unutup geleceğe baktığım anlamına geliyor. Ayrıca normal sezonda kimse el sıkışmıyor. Benim yenilgiyi hazmemediğim falan yok. Bazen insanlar sizin yenilgiyi kabullenmenizi ister ama ben asla kabul etmeyeceğim. Zaten Dwight Howard'a da mail atarak kutladım ve finallerde bol şans diledim. " Şu açıklamanın neresinden tutsam elimde kalıyor. Öncelikle "Kimse normal sezonda el sıkışmıyor" demecini okuduğum anda güldüm. Harddisk'imde ilk rastgeldiğim NBA maçının sonunu açtım ve şu yukarıda gördüğünüz sahneyle karşılaştım. Onun dışında yenilgiyi hazmeden adam, normal sezon maçı sonrası gidip çöp tenekesini tekmeleyip dağıtmaz. Onun da videosunu aşağıda bulabilirsiniz. Bunların üstüne el sıkışmanın yenilgiyi kabullenmek diye algılaması da çok saçma. Zaten dünyada hiç kimse "Off bizi ne güzel yendiniz, yürüyün be helal olsun" modunda rakibini tebrik etmez. Sadece bir gelenektir, ne kadar kazanma hırsınız olursa olsun sporun bu geleneğini devam ettirmeniz beklenir. Hele LeBron gibi bir yıldızsanız. Dwight Howard'ı e-mail ile kutlamasına ise hiç girmeyeceğim bile.
Bana göre çok saçma olan bu açıklamaların yanında, Nike'ın el koyduğu smaç videosu hakkında gayet mantıklı olarak "Benim bu işle bir alakam yok, Nike'ın kamptaki kuralları gereği yapıldı. Benim üzerimden basılmış bir çok smaç var. Blok koymayı seven biriyim, elbette bu tip pozisyonlar olacaktır" demiş. En azından buradan kurtarmış...
İşte yazı içinde bahsettiğim LeBron'un yenilgiyi çok güzel(!) hazmettiğini gösteren video:
2 aydır devamlı medyada yer alan konuyu yazmayayım diyordum ama sonuçta önemli. İstisnasız her kulübün üstüne takım kurmak isteyeceği 1 numaralı oyuncudan bahsediyoruz.
Cavs'in kontratını uzatma teklifini kabul edip etmeyeceği yönünde sorulan soruya "Ben 3 sene önce anlaşmamı uzattığımda, 2010'a ayrılma opsiyonu koydurdum. Şu anda Cavs ile sözleşmemi uzatırsam, zamanında o opsiyonu koydurmamın bir anlamı kalmaz. Gerisini siz anlayın." diye cevap vermiş.
Bu cümlelerden 2010 yılında kesinlikle serbest kalmayı düşündüğü çıkıyor. Ama bir de bunların üstüne "Ne olursa olsun umarım Cavs'de devam ederim" diye sürdürmüş konuşmasını. Cavs taraftarlarının yüreğine su serpmek için söylemiş heralde. Veya kafasındaki cümleyi yarım aktarmış olabilir. "Eğer Cavs düzgün takım kurarsa, Cleveland'da kalmak isterim" demek istemiştir herhalde.
LeBron ayrıca Shaq ve Magic'e elenmeleri hakkında da konuşmuş. Bu konulara ayrı bir başlıkta değinmeyi düşünüyorum.
Lakers yardımcı koçu Kurt Rambis, Timberwolves ile 4 yıllık mukavele imzalamış. Alacağı miktar 8 milyon dolar olacakmış. Takımın ve koçun adı bu kadar uyuşunca, Türk gazetesi başlığı atmadan edemedim.
Rambis bundan önce Kings'den gelen 2 yıllık teklifi hem kontrat süresi kısa hem de ücreti az olduğu için reddetmişti. Wolves daha iyi bir sözleşme sununca, hemen kabul etmiş. Bilmeyenleriniz için Rambis eski bir NBA oyuncusu, kariyerinin büyük bölümünü Lakers'ın Celtics ile kapıştığı dönemde sarı-mor forma ile geçirdi. Sertliğiyle, savaşmasıyla ve tabii ki savunmasıyla tanınıyordu. Günümüzden ona en benzer örneğin Varejao olduğnu düşünüyorum.
Rambis, Lakers'da da defansif koç olarak görev yapıyordu. Finallerde Magic'e karşı yapılan etkili savunmada onun pay sahibi olduğunu söyleyenler vardı. Zaten kariyerinde öyle bir oyuncu iken koçluğunda hızlı bir hücum sistemini benimsemesini bekleyemezdik. Elidne çok genç ve potansiyeli yüksek olan bir kadro var. Artık yardımcı koç değil, takımın başındaki adam oldu. Genç yetenekleri parlatmakta, onlara babacan bir tavırla yaklaşmakta ve bildiklerni öğretmekte başarılı olup olmaması, Rambis'in kaderini çizecek.
Yazının sonuna şunu iliştirmem şart: Timberwolves'un önceki koçu McHale 1984 finallerinde turnikeye giren Rambis'i resmen öldürmeye çalışmıştı. Üstelik ceza bile almamıştı. Şimdi Rambis onun yerine geçerek bir nevi intikamını almış oldu diyebiliriz. Diğer taraftan baktığımızda ise, McHale'dan daha da korkmamız gerekebilir. Adamda nasıl bir ileri görüş varsa, 25 yıl sonra işini elinden alacak olan adamı o gün ortadan kaldırmak istemiş.
Dün pek yazma fırsatı bulamadım buralara. Marvin Williams Hawks ile anlaşmış. 5 yıl içinde 37.5 milyon dolar garanti para alacakmış. Duruma göre bu miktar 42.5'a kadar çıkabilirmiş.
Bilmiyorum... Marvin Williams hala bana kendisini kanıtlamış bir oyuncu gibi gelmiyor. Belki 2005 draft'ında Deron ve Paul'ün önünde seçildiği için bir önyargım olabilir. Arada sırada neden 2. sıradan seçildiğini gösterecek spektaküler hareketlere imza atsa da, düz bir rol oyuncusundan farksız geliyor bana. Maça damgasını vuracak, gidişatı değiştirecek bir oyuna sahip olduğunu düşünmüyorum.
İstese bu sene 7 milyon civarı kazanıp, gelecek sene serbest kalabilirdi. Ama 52-53 milyon dolara inecek bir salary cap ile kimse ona senelik 8 milyon dolar vermezdi. Muhtemelen o da bunu düşündü ki Hawks'un bu teklifini kabul etti. Hayırlı olsun.
Joventut Badalona'nın Twitter sayfasında verilen habere göre Rubio 2 sene daha takımında kalacakmış. Elbette resmi bir haber değil ama resmi habere en yakın şey diyebiliriz. Wolves ve Rubio açısından kötü oldu. Mümkün olduğunca çabuk gidip NBA'in stiline uyum sağlamasını umuyordum. Bu zaman diliminde uzak mesafeli atışlarını geliştirmesi gerektiğini, kendisi de biliyor. 2 sene sonra ne kadar hazır bir şekilde Amerika'ya adım atacağını hep beraber göreceğiz
Öte yandan, Minnesota'da Flynn şu sıralar bayram ediyor olmalı. Oyun kurucu pozisyonunda kaldırabileceği kadar dakika alacaktır. Onun da sorunu dış şutlar olacak gibi, yine de başarılı bir sezon geçireceğine inanıyorum.
Zamanında fotoğraftaki gibi bebeklerine Ben Wallace forması giydiren Pistons taraftarları çok mutlu ve gururluydular. Artık o gururdan eser kalmadı. Hatta birçok Pistons taraftarı Big Ben'e para için takımı bıraktığı için kırgın ve öfkeli. Bakalım The Palace'a döndüğüne nasıl bir tepkiyle karşılacak Big Ben...
Pistons'ın uzun rotasyonuna birkaç ek gerektiğini bir süredir yazıyordum. Son yardımı da tek senelik 1.3 milyon dolar karşılığında aldılar. Ucuza doğru bir hamle.
Steroid kullandığı/doping yaptığı gerekçesiyle vermişler bu cezayı. Ayrıca Magic de, Lewis'e bu 10 maçlık dönemde para ödemeyecekmiş, yani kendisi 1.6 milyon dolar zarar edecek. Lewis'in söylediğine göre reçetesiz satılan bir vitamin aldığı için böyle birşey başına gelmiş. Hatanın tamamen kendisinde olduğunu kabul etmiş Lewis: "İlacın içindeki maddeleri kontrol etmem gerekiyordu, benim hatam" diyerek. İlacın içinde DHEA yani dehydroepiandrosterone adlı madde varmış. Bu da vücuttaki testosteron üretimini arttırıyormuş.
Senede 4 kere rastgele bir şekilde oyuncular kontrol ediliyormuş. Lewis de playoff'lar sırasında teste tabii tutulmuş, sonuç pozitif çıkınca çok şaşırmış ve bir test daha telep etmiş. Finaller sırasında bir kez daha yapılan testin sonucu değişmemiş ve şu anki sonuca gelmiş bulunuyoruz. NBA'de steroid veya performans arttırıcı madde kullanımının cezası 10 maç. İkinci ihlal 25 maç, üçüncü ihlal ise 1 sene men cezası anlamına geliyor.
Kimileri bu cezayı az, kimileri ise "alt tarafı vitamin" diye göstererek fazla buluyor. Bana göre kuralda yazan ne ise uygulanmalıdır. Reçetesiz ilaçtan kullanmadan önce diyetisyenine, antrenörüne, kulüp doktorlarına sorması gerektiğini, Lewis benden daha iyi biliyor... Böyle bir ihlali "Aman boşverelim yanlışlıkla olmuş işte" diye gözardı ederseniz, dopingin önüne geçemezsiniz.
Ha, şu anda da ne kadar önüne geçildiği soru işareti ama NBA oyuncularına göre doping kullanan yok gibi birşey. Bir çoğu "Biz zaten ağırlık kaldırmayı pek sevmeyiz, o yüzden steroide de gerek yok" tarzında açıklamalarda bulunmuşlardı zamanında.
Lewis'e gelince, evet belki uzun forvet mevkisinde oynadığı için kendisinden büyük ve ağır oyuncularla mücadele ediyor ama bu steroid kullandığı anlamına gelmemeli. Benim gördüğüm kadarıyla geçmişe göre daha büyük veya daha kaslı durmuyor kendisi. Bu yüzden ben de Lewis'in vitamin aldığına inanan gruptayım. Sizi bilemem.
Not: Ayrıca yazının içindeki fotoğrafları özellikle şut attığı pozisyonlardan seçtim. Kollarında bir fark dikkatimi çekmiyor.
Glen Davis'e hala Celtics haricinde hiçbir takımdan teklif gelmemiş. Bu teklifi düşük bulup reddetmişti. Celtics de bekleme taktiğini uyguluyor. Diğer takımlar ise Celtics ne de olsa eşleşecek diye MLE kontratı önermekten çekiniyorlarmış. Hadi piyasada boşta bir sürü oyuncu varken 1 haftayı "Acaba Celtics eşleşecek mi?" diye beklemek büyük bir hata olabilir. Şu anda niye çekiniyorlar hiçbir fikrim yok.
Davis bunun sonucunda hiç kimsenin kapısını çalmamasından dolayı depresyona girdi girecek. Twitter'da son birkaç gündür yazdıkları, yavaş yavaş akıl sağlığını kaybettiğine işaret sanki:
Niye bu iş bu kadar uzun sürüyor!!!! Anlamıyorum!!!!
Celtics'te neler oluyor bilen var mı? Çünkü ben bilmiyorum!
Shelden Williams beni endişelendirmiyor!!! Çok iyi bir oyuncu ve çok iyi bir insan!!! Ama biz farklı oyuncularız !!!!!!
Acaba Boston'da havalar nasıl? Çok uzun süredir oraya gitmedim!!!!
(Twitter'da ona yazan insanlara hitaben) Bazılarınızın fikirleri hoşuma gitti!!! Bunları Danny Ainge'e ileticem!!! Niye benden önce Williams'la anlaştılar bilmiyorum!!
Hangi takıma gideceğimi bilmiyorum!!! Sizce nereye gideceğim!!! Kimin uzun forvete ihtiyacı var?
Cümleler, fikirler zaten içler acısı da benim asıl dikkatimi çeken şey noktalama işaretleri oldu. 10 yaşında çocuk gibi adeta. Davis'in antipatimi kazanmasına az kaldığını söyleyebilirim.