BIY AD

24 Mart 2010 Çarşamba

24 Mart Programı

25 Mart Perşembe 01:00 / Denver Nuggets - Boston Celtics
25 Mart Perşembe 01:00 / Minnesota Timberwolves - Charlotte Bobcats
25 Mart Perşembe 01:00 (NBA TV) / Orlando Magic - Atlanta Hawks
25 Mart Perşembe 01:00 / Washington Wizards - Indiana Pacers
25 Mart Perşembe 01:00 (NTV) / Utah Jazz - Toronto Raptors
25 Mart Perşembe 01:30 / Sacramento Kings - New Jersey Nets
25 Mart Perşembe 02:00 / Cleveland Cavaliers - New Orleans Hornets
25 Mart Perşembe 02:00 / Philadelphia 76'ers - Milwaukee Bucks
25 Mart Perşembe 02:00 / Houston Rockets - Oklahoma City Thunder
25 Mart Perşembe 03:30 / Los Angeles Lakers - San Antonio Spurs
25 Mart Perşembe 04:30 / Memphis Grizzlies - Golden State Warriors

İnternetsiz bir yerde olacağım gecede şöyle maçların oynanmasından dolayı moralim bozuldu vallahi. Nuggets-Celtics, Magic-Hawks, Lakers-Spurs. Playoff ayarında maçlar bizi bekliyor. Spurs için gerçek testlerden biri daha. Magic ve Hawks'a karşı sınıfta kalmışlardı. Daha hafif bir test olan Thunder'a karşı bile çok zorlanmışlardı. Belki evlerinde oynadıkları için ve Lakers da beklenen seviyede olmadığı için kazanabilirler ama önemli olan savunmayı ne seviyeye çıkarabilecekleri. Hawks'un, Magic'i konuk ettiği maçta ise Hawks seyirci avantajına sahip olsa da ben Magic'in kazanmasını bekliyorum.

Nuggets'ın Karl'sız olarak Knicks'e karşı sürprizle karşılaşabileceğini yazmıştım ama yenilmeleri ne olursa olsun ilginç bir sonuçtu. Bugün, son 2 seneki seviyesinden oldukça uzak olan Boston'a karşı deplasmanda bile olsa sağlam bir maç çıkarmalarını bekliyorum.

Enes Kanter Artık Bir Wildcat (Kentucky Üniversitesi'nde)

Enes'in Nike Summit Hoop'ta yaptığı şov için tık

Şu sıralarda Amerika'da hala üniversite hazırlık okuyan ve birkaç ay önce Washington Üniversitesi'ne gitmeye söz veren Enes, bu kararından dönmüş. NCAA tarihinin önemli takımlarından ve bu senenin favorilerinden Kentucky Üniversitesi'nn basketbol takımı sorumluları ile koçu Calipari, uzun süren çabalar sonucu genç yıldızımızı ikna etmiş.

Bu sezon NCAA şampiyonluğu için favorilerden biri olan Kentucky'nin iki uzunu Cousins ve Patterson, 2010 draft'ının ilk 10 seçiminde NBA'e adım atacaklar gibi gözüküyor, en azından beklentiler bu yönde. Yani Enes, muhtemelen cezasını (üst paragraftaki link'e tıklayınız) doldurduktan sonra, takımda çok önemli bir rol alabilir, hatta belki de ilk 5'e bile yerleşebilir. Tabii Kentucky'nin başka hangi genç, yetenekli uzunlarla anlaştığını bilmiyorum gelecek sezon için. Ama yine de bu takımın gerek geçmişiyle, gerek gelecek seneki kadro yapısıyla, Enes adına iyi bir seçim olduğu aşikar. Çoğu kişiye göre 2010 draft'ının ilk sırasından seçilecek John Wall'un eksikliğini de yetenekli bir guard ile doldurmaları halinde yine üst düzey bir takım olabilirler. Enes'in de böyle üst düzey bir takımın önemli bir parçası olması elbette bize gurur verir.

Kısacası Enes, Kentucky gibi bir basketbol geçmişine, programına sahip okulda hem kendisini geliştirme fırsatı yakalayacak hem de takımını yukarı taşımaya çalışacak. Zaten şimdiden 2011 veya 2012 draft'ında ilk 14'ten gitmesine garanti gözüyle bakılıyor.

Dırdır Etmeyin Bana

Dünkü Bobcats-Wizards maçında, Wizards cephesinde ilginç bir olay yaşanmış. Wizards takımı Jamison ve Butler'ı gönderdiğinden beri 22 sayı, 9 ribaund ortalamaları tutturan ve potansiyelini gözler önüne seren Andray Blatche'ten profesyonelliğe yakışmayan bir hareket gelmiş. 1-2 pozisyonda Blatche'in savunmaya çabuk dönmediğini ve hücumda zorda kalan arkadaşlarına yardım etmediğini farkeden Saunders onu kenara alıp, bu sorunları anlatmak istemiş. Ancak Blatche oyundan alındığına sinirlenmiş olacak ki, onu dinlememiş bile. Saunders "Eğer gelip konuşmazsan ve koçunun söylediklerini dinlemeyeceksen, oynamayacaksın" demiş ancak Blatche oralı olmamış. Ardından yardımcı koçların birkaç defa Blatche'in yanına giderek onunla konuşma çabaları olmuş ancak Blatche oynamak istemediğini belirtmiş.

Blatche için Türkçe'mizde güzel bir tabir var: "Bir tarafı kalkmış." Son bir ayda zannedersem 2 Wizards maçı izledim. Blatche gerçekten durdurulmaz performanslar sergiliyordu. Rakip uzunlardan çok daha çabuk ayaklara sahip olduğu için, dışarıda top alıp, driplingle çok rahat geçiyordu adamlarını. Uzaktan savunulduğunda ise ilginç bir şekilde bu sezon çok geliştirdiği şutu ile isabetler buluyordu. Ancak bu ona, koçuna tavır yapma hakkı kesinlikle vermiyor. Hele koçunun tek amacı Blatche'in gelişmesini sağlamakken. Daha önce de yazmıştım Blatche'i uzun süredir beğendiğimi ancak sorun onun hep kafasında olmuştu. Büyük bir istikrarsızlığın yanında, sahadaki duruşuyla vurdumduymaz bir havası vardı her zaman. Çok gaza gelmedikçe, savunmada, hücumdaki çabasının yarısını bile harcadığını göremedik. Kısacası dün de yine 'kafası' oyununun önüne geçmiş. Saunders da "Yarın (yani bugün) oynayıp oynamayacağından emin değilim" demiş. Bu açıklamada acaba kendisinin bir karar vermediğini mi yoksa Blatche'in mi karar vermediğini kastediyor? Ben olsam "Oynamak istemiyor musun? Tamam 5 maç yanımda otur o zaman" derim.

Sen kimsin de koçunun ve Wizards takımının önüne koyuyorsun kendini?

23 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
19 dakikada 18 sayı atan Nowitzki iki tane üst üste (bana göre ucuz, yine de itiraz etmesi yanlış) teknik faul alarak oyundan atılınca Dallas üçüncü çeyrekte sadece 14 sayıda kalıp maçı büyük tehlikeye sokmuş. Fakat 37. doğum gününü kutlayan Kidd, gecenin bozulmasına izin vermeyerek son çeyrekte 13 sayı 4 asistle karşılaşmayı takımına kazandırmış. Maçı da 21’de 10’luk şut isabetiyle (ve tam 11 üçlük denemiş) 26 sayı 12 asist ile bitirmiş doğum günü “çocuğu”.
4 maçın oynandığı gecede uzatmaya giden Bobcats-Wizards maçının yıldızı Gerald Wallace olmuş. 17 sayısını 17 şutta bulan Wallace, bunu 19 ribaund alarak telafi etmiş. 3-4 aydır bu kadar fazla ribaund topladığını hatırlamıyorum. 3 tane de top çalması var Wallace’ın. Blatche maçta sadece 7 buçuk dakika süre alabilmiş. Flip Saunders’ın dediğine göre naz yapıp oyuna girmek istememiş kendisi. Şut yüzdesi bakımından pek iç açıcı olmayan maçta iki takım da %39 isabetle oynamış. Wizards uzatmada sadece 4 sayıda kalınca karşılaşmayı galip kapatan ekip 95-86’lık skorla Bobcats olmuş.

Maçtan önce Carmelo’yla eşleşmek istediğini belirten Gallinari aradığını bulmuş, bunu da 19’da 7’yle 28 sayı atarak ödüllendirmiş. İtalyan oyuncunun en önemli sayıları New York’un bariz üstünlük kurduğu 3. çeyrekte gelmiş, 28 sayısının 17’sini atmayı başarmış bu bölümde. Al Harrington da kenardan 23 sayı 9 ribaundla büyük katkı sağlamış takımına.

Boşa kürek çekenler:
Clippers’ta Drew Gooden 26 sayı 20 ribaundla eski takımına karşı canavar bir gece geçirmiş tam anlamıyla. O ve 22 sayı 9 ribaundu bulunan Kaman, Kidd’in doğum gününü az kalsın mahvediyormuş ancak son çeyrekte 30 sayı yiyip 19 sayı atarak 96-106 skorla kaybetmişler maçı.

New York deplasmanında Carmelo’nun 36 sayısı maçı kazanmaya yeterli olmamış. 42 dakika sahada kalıp 26’da 14’le şut atmış Melo. 5 ribaund 2 asisti var ama onlar ekstra tabii. Billups ona 25 sayı 6 asistle yardım etmeye çalışmış ama onun da şut yüzdesi iyi değil (13/5). Kariyerinde pek çok kez yaptığı gibi bol bol çizgiye gitmiş, 15’te 14 isabet bulmuş serbest atışlarında ama 104-109’luk malubiyete engel olamamış o da.

Günün X-faktörü:
Pacers’ta Brandon Rush Detroit potalarına 9’da 7’yle 20 sayı göndererek bu sezonki en iyi performanslarından birini göstermiş. Sayılarının 15’i 6’da 5’le isabet bulduğu üçlüklerinden gelmiş. Pacers’ın diğer öne çıkan isimleri 32 sayı atan Granger ve 13 asisti bulunan Earl Watson’mış. Indiana bu maçı 98-83 kazanarak Detroit’i tarihinde ilk defa süpürmüş oldu. Kötü giden sezonun tesellisi olmuştur bu. Gerçi artık biraz kaybetsinler derim çünkü draft için güzel bir sıra kapmaları şart gibi.

Takımı baltalayanlar:
Hamilton’ın 5 asisti var ama sahanın iki tarafında da felaket olan Pacers’a karşı 12’de 3 şut isabetinde kalmış. O kadar kötüymüş ki 22 dakika oynamış sadece. Son maçlarda şut yüzdesinde büyük bir düşüş var Rip’in. Tabii Detroit’te baltalayanlar bitmiyor, baktığımızda Jerebko’nun 9’da 2’sini ve Villianueva’nın 12’de 4’ünü görüyoruz. Takım olarak da %37’yle atabilmişler.

23 Mart Programı

24 Mart Çarşamba 01:00 (NBA TV) / Charlotte Bobcats - Washington Wizards
24 Mart Çarşamba 01:30 / Denver Nuggets - New York Knicks
24 Mart Çarşamba 01:30 / Indiana Pacers - Detroit Pistons
24 Mart Çarşamba 02:30 / Los Angeles Clippers - Dallas Mavericks

Kağıt üstünde pek uyanık kalmaya değecek maç yokmuş gibi duruyor. Nuggets ile Knicks arasındaki maçta, kemoterapi nedeniyle Karl takımının başında olmayacak. Son maçta Bucks'a karşı da yoktu. Oyuncular Karl'ın olmadığı maçlarda zorlandıklarını, asistan koçların çok iyi bir iş çıkardığını ama yine de Karl'ın yokluğunu hissettiklerini söylemişlerdi. Şimdi deplasmanda ne yapacağı hiç belli olmayan bir Knicks ile karşılaşıyorlar. İki taraf için de her türlü sonuca açık bir maç olduğunu düşünüyorum. Carmelo'nun da bileğinden ufak bir sorun yaşadığını okudum.

23 Mart 2010 Salı

Arenas'a 3 Ay Hapis Gelebilir

Savcı Arenas'ın, silah olayının ortaya çıkmaması için Crittenton'a baskı yaptığını iddia etmiş. Ayrıca Arenas'ın bir başka takım arkadaşına attığı ve Crittenton'a göndermesini istediği bir mesajdan alıntılarla bunu desteklemiş. Arenas için 3 ay hapis cezası isterken, Arenas ise kamu hizmeti cezası karşılığında gözetim altında serbest kalmak için savaşıyor. Kamu hizmeti ne diye merak edenler: Filmlerde klasikleşen yol kenarlarını ve parkları temizlemek veya özürlü çocukların eğitimine katkıda bulunmak iki örnek olarak verilebilir.

Arenas'ın cezasına daha önce de yazdığım gibi, 26 Mart'ta yani bu Cuma günü karar verilecek. Ama şurası kesin artık, 3 ay hapis yatsa bile önümüzdeki sezon Arenas'ı parkelerde göreceğiz. Baştan beri 6 ay veya üzerinde bir süre hapis cezası alması çok ufak bir ihtimaldi zaten.

Tabii ki Crittenton'a baskı yaptığı iddiası, Arenas adına iyiye doğru bir gelişme değil ama ben halen hapis cezası alacağına inanmıyorum. Alsa bile, Wizards genel menajeri geçtiğimiz ay Arenas'a Washington'da bir şans daha vereceklerini söylemişti. Wizards için, Agent 6'in kontratını feshetme yolunun oldukça engebeli gibi gözüktüğünü de belirtmeliyim. Arenas'ın ne kadar hırslı ve çalışkan bir oyuncu olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Ceza alsa da, almasa da gelecek sezona en iyi şekilde hazırlanıp hakkında konuşanların çenelerini kapamasını sağlamak için elinden geleni yapacaktır. Ama yazılan çizilen, hatta kendisi hakkında düşünülen şeylerin değişmesi hiç de kolay olmayacak.

Cavs'e Yardım Geldi

Ilgauskas bir aylık bekleyişin ardından, eski takımı Cavs ile yeniden sözleşme imzaladı. Sezonun kalan maçları için yaklaşık 150.000 dolar alacakmış Big Z. Gerçi başlıkta yardım diye yazdım ama 7 maçtır kazanan takıma ne yardımı ki bu? Yine de tabii Varejao'dan başka uzunu olmayan Cavs için gereken bir hamleydi daha önce belirttiğim gibi.

Ilgauskas gibi, bir oyuncunun takasla takımdan gönderildikten sonra eski takımına dönebilmesi konusunda şurada birşeyler yazmıştım. Hala aynı kanıdayım. Bu hamleyi toptan yasaklamaktansa, hem oyuncuyu hem takımını maddi yönden bir yükümlülüğün altına sokmak gerektiğini düşünüyorum. Daha detayını linkini verdiğim yazıda bulabilirsiniz.

Günün En İyileri - 13, 14, 15 ve 16 Mart (Robin Lopez Saygı Duyuyor)

Bugünü yakalamaya çalışıyorum inatla. Bugün 4 taneyi birden aradan çıkarıyorum. Böyle yapıyorum ama yakaladığım zaman yine aksatırsam komik olacak.

13 Mart:

Link

Maurice Evans'ın Jerebko'ya koyduğu blok bir harika. Pistons günlerinden beri beğendiğim Amir Johnson'ın Maggette'ye koyduğu blok da daha da güzel, hem koşarak önüne geçiyor rakibinin hem de büyük hışımla vurulacak smacı engellemeyi başarıyor müthiş sıçrayarak. Bonner'ın potanın arkasından yaptığı atış harika ve bir hayli de şaşırtıcı. Günün bir numarası ise bizimkilerden sayılan Zaza. Harika bir bel arkası pas vermişti.

14 Mart:

Link

Nash'in havada topu kaçırarak yaptığı asist, LeBron'un basket faul ile biten turnikesi ve biraz da Aldridge'in alley-oop'u hariç sıradan bir gün. LeBron'un 1 numarasını unuttuğum sanılmasın. Uzun süredir gördüğüm en abes şutlardan biri herhalde. Öyle bir güç var ki o kadar dengesiz bir şekilde şuta kalksa bile havada dengesini sağlayabiliyor.

15 Mart:

Link

Çok zayıf bir gündü ayın 15'i bana göre. Eric Gordon'un verdiği karpuzlama alley-oop pası pek estetik gözükmese de milimetrik olduğu için güzel. Bir de Kobe'nin fadeaway atacakmış gibi yapıp Monta Ellis'ten sıyrılması harika bence.

16 Mart:

Link

Boone'un fake'e zıpladıktan sonra yine de Josh Smith' boklaması güzel. Tyreke Evans'ın spin ile Artest'ten kurtulması mükemmel. Gee'nin yarı sahadan attığı basket çok güzel. Bu tarz atışlarda panyalı olmayınca daha bir saygı duyuyorum. Warrick'in smacı her zamanki gibi atletik yeteneklerini ortaya koyuyor. Biraz akıllansa ve biraz kas yapsa şu adam, pek çok takım sıraya girer herhalde onu almak için. Ve ayın 16'sında notlarda da yer verdiğim Brewer'ın Robin Lopez'i poster ettiği smaç... Fazla diyecek söz yok. Pozisyondan sonra Robin Lopez'in kralın önünde diz çöker gibi bir duruma gelmesi de pozisyona apayrı bir hava katıyor.

22 Mart'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları
Vizelerimin başladığı ve zamanın çok kısıtlı olduğu için çoğu maç hakkında değerlendirmelerimi dile getiremeyeceğim. Affınıza sığınarak sadece gözüme batan ayrıntıları ve dün gecenin istatistiklerini yazabiliyorum bugün için.  

11 maçlık gecede Amar’e, son günlerde iyice tavan yapan form grafiğiyle bir kez daha karşımıza çıkmış; ama en baştan söyleyeyim bu güzel performans Golden State’e karşı yapılmış. Toplam 15 şutta 12 isabetle 37 sayısı ve 8 ribaundu var All-Star oyuncunun. Takım arkadaşı Jason Richardson’dan da bir hayvan performans gelmiş. O ise 20’de 12 ile 34 sayı yollamış Golden State potalarına. Bunun yanı sıra 6 ribaund, 4 asist ve 2 top çalma katmış istatistiklerine. Maçın sonu ise bir hayli ilginç geçmiş. Üst üste kaçan taktik faullerden (G.Hill özellikle) sonra Warriors skoru eşitlemek için çok çabalamış; ama yine olmamış. Phoenix, iki yıldızının etkili oyunuyla oyunu 133–131 kazanmış. Skora dikkat çekmek istiyorum. En az 120 yemeden bırakmıyor maçı Warriors takımı bu aralar.

Miami, bu sezon “Acıların Takımı”nı oynayan New Jersey’i Wade’in ekstra oyunuyla mağlup edebilmiş. Süper yıldız 9/13 isabet oranı ile 27 sayı bulurken, yanına da 12 asist, 7 ribaund (3'ü hücum), 2 top çalma ve 1 blok eklemiş. Brook Lopez her ne kadar skor yönüyle takımını kurtarmaya çalışsa da, bu maçta savunmayı ikinci plana koyunca Wade dağıtmış Nets pota altını. Yine de birazcık zorlanmışlar takım olarak. New Jersey’e 20 fark atamayan takımlar, karamsarlığa düşüyor bu sezon.

Dwight Howard ve Rashard Lewis’in skor yükünü çektiği gecede Orlando Magic, Philadelphia 76’ers’ı 109–93 ile rahat geçmiş. Dwight Howard 23 sayı(9/11 isabet oranı ile), 15 ribaund ve 2 blokla yıldızlaşırken, Lewis ise attığı 24 sayı (8/12 isabet oranı) ile skor yönünde takımına çok büyük katkı sağlamış.

Chris Paul’ un sakatlıktan döndüğü Dallas – New Orleans maçında David West üst düzey oyunuyla Dallas’a son 4 maçındaki 3. yenilgisini aldırdı. All-Star forvet, 17’de 10 isabetle 25 sayı buldu, 10 asist yaptı, 6 ribaund çekerken yanında 2 top çaldı. Aynı bir guard gibi takımını oynattı West. Chris Paul ise tekrar takıma dönmüş olsa da çok formsuz gözüktü doğal olarak. Birkaç maç daha oynayıp temposunu bulması gerek diye düşünüyorum; ama onu tekrar parkede görmek çok sevindirici. Darren Collison ise Paul'ün döndüğü maçta kenardan gelerek 34 dakika almış ve 16 sayı 8 asist yapmış. Bower, bu ikilinin yanyana oynayabileceğini söylüyordu, yavaş yavaş bunu uygulamaya sokuyor anlaşılan.

John Salmons, 19 Şubat’ta takasla Chicago’dan geldiğinden beri Milwaukee bir başka takım görüntüsü çiziyor sanki. Zaten bu süreç içinde yaptıkları 17 maçın 15’ ini kazandılar, dişli takımlara karşı sürpriz galibiyetler aldılar. Dün ise yine Salmons önderliğinde, doğunun en iddialı takımlarından Atlanta’yı mağlup ettiler. İki maçtır Ersan’ı izleyemeyip kafamı duvarlara vurduğumdan, bu maçı izleyeyim bari diye düşündüm. Bu sefer Ersan değil, Salmons başroldeydi. 19’da 12 ile 32 sayı buldu yıldız oyuncu. Yalnız bu 32 sayının 25’i maçın son 17 dakikasında, yani maçın en kritik anında gelince performansının ne kadar kritik ve önemli olduğu anlaşılıyor. Delfino’nun da hakkını yemeyelim. O da 23 sayı, 9 ribaund ve 5 asistle gecenin kahramanlarından biri oldu ve özellikle bu ikilinin katkılarıyla Atlanta’yı 98-95 mağlup ettiler.

Derrick Rose, daha sakatlıktan yeni dönmesine rağmen sakatlık geçirdiğini inkar edercesine maçlar çıkarıyor. Dünde Houston Rockets’ı konuk ettikleri maçta 22’de 12 gibi bir guard için iyi sayılacak bir oranla 27 sayı bulmuş, 8 asist yapmış ve 7 ribaund toplamış. Houston’ı 98-88 mağlup etmişler ve playoff'lar için bir adım daha atmışlar. İşler iyice kızışmaya başladı doğuda.

Zach Randolph, takımının Sacramento’yu deplasmanda mağlup ettiği maçta 17’de 9’la 25 sayı ve 12 ribaundla takımının rahat kazandığı gecede en önemli farkı yaratmış. Memphis takımı 102-85 ile kazandığı maçta, % 50 ile (6/12) üçlük atmış. Sacramento ise %18’de kalmış bu alanda. Takım halinde, Thabeet’i de iyi kullanarak çok iyi oynamışlar ve tempolu götürdükleri oyunu rahat kazanmışlar.


Boşa Kürek Çekenler
Kevin Durant, takımının San Antonio’ya kaybettiği maçta 24’te 15 gibi çok başarılı bir isabet oranı ile 45 sayı bulmuş. Yanında da 8 ribaund ve 3 bloğu varmış. Elinden gelenin en iyisini yapmış; ama George Hill’den gelen ekstra katkıyla maçı Spurs kazanmış. Fakat takım olarak 13’de 2 üçlük isabetleri gerçekten onlara hiç yakışmamış. Maçın da 3 sayıyla kaybedildiğini düşünürsek hayati nokta olmuş üç sayıdaki felaket yüzde onlar için.

Iguodala ve Brand azıcık silkinip kendilerine gelmişler; ama bu silkinme Philly’e yetmemiş. Orlando karşısında Iggy 14’te 8 ile 23 sayı bulmuş yanına 6 ribaund ve 6 asist eklemiş. Brand’den de 23 sayılık (9/15 isabet oranı ile) bir performans gelmiş, yanına da 6 ribaund, 3 asist ve 3 top çalma eklemiş; fakat son zamanların en formda takımlarından biri olan Orlando’nun dediği olmuş. Philly de sesini çıkarmadan razı olmuş mağlubiyete.

Jason Terry, takımının son 4 maçındaki 3. mağlubiyetini aldığı gece de takımına galibiyeti armağan etmek için çok çalıştı. Özellikle ilk periyotta çok önemli katkı sağladı; ama o da bir yere kadar taşıyabildi takımını. 16 şutunda 9 isabet bularak ürettiği 24 sayılık performansı, David West ve arkadaşlarının inatçı oyununa kafa tutamadı ve 115-99’la kaybettiler Hornets’e karşı. Şu sıralar biraz teklemeye başladılar ve acilen toparlanmaları gerekiyor; Lakers aldı başını gidiyor Batı’da birincilik için, birinci olamasalar da ikinciliği sağlama almaları lazım.


Günün X Faktörü
Marcus Thornton’dan bir ekstra katkı daha geldi Dallas karşısında. David West’le beraber takımını galibiyete taşıdı. Kullandığı 22 toptan 12’sini 28’ini sayıya çevirerek maçın en skoreri oldu ve beraberinde 4 ribaund ve 2 asist yazdırdı kendi hanesine.

San Antonio’nun ikinci senesini geçiren oyun kurucusu George Hill, takımının Oklahoma City ile karşılaştığı maçta takımının en skoreri olurken, üç sayı farkla biten kritik karşılaşmada, takımına yaptığı 27 sayı ve 5 ribaundluk katkı ile maçın galibiyetleriyle sonuçlanmasını sağlamış genç guard.

Luke Ridnour, gecenin sürpriz sonuçlarından biri olarak değerlendirdiğimiz Milwaukee-atlanta maçında 9’da 7 isabetle bulduğu 18 sayılık katkının yanında 8 asist ve 4 ribaundluk performansı ile maçta beklenmedik fark yaratan oyuncu oldu. Takım olarak gayet iyi durumdalar ve Salmons’la da skor açığını çok iyi kapattılar. Playoff heyecanı yavaş yavaş sarmaya başladı ve muhtemelen iyi bir yerde girecekler onlarda sıraya. Umarım bu kimya bozulmaz da onları da önemli işler yaparken görebiliriz.


Bizimkiler
Bugün yüzümüzü Memo güldürdü. Boston karşısında takımı 110–97 galip gelirken, Mehmet tamamını ikinci yarıda bulduğu 14 sayıyla kritik zamanda sazı eline almış ve 15 ribaunduyla sezondaki en iyi istatistiğini yapmış ribaund alanında. Maçta çok erken bir zamanda faul problemine girmesine rağmen ikinci yarı etkili ve dikkatli oyunuyla takımının Boston’ın 4 maçlık galibiyet serisine son vermesine öncülük etmiş deneyimli yıldızımız. Ayrıca ribaund ve sayısına ek olarak, 3 blok, 3 top çalma ve 2 asistiyle maçın kahramanlarından biri olmuş Memo.

Hido, takımının Minnessota’yı 106-100 mağlup ettiği karşılaşmada 10 sayı(3/7 şut oranı ile) , 6 asist ve 4 ribaundla oynamış. Hala kör topal ilerliyor tecrübeli oyuncumuz. Sezon bitti hala kendisinin tam kapasitesine çıktığını göremedik. Umarım birkaç sene içinde takımın kontratından ötürü kurtulmak istediği oyuncu olmaz; çünkü Toronto’nun yapısına hiç ısınamadı. Daha kötüsü bir ışık da vermiyor şu an.

Ersan ise başarılı iki oyundan sonra duruldu. Sahneyi Salmons’a bıraktı bu sefer. 13 dakika sahada kalabildi genç oyuncumuz. Bu süre içerisinde de 3 sayı ve 4 ribaundla oynadı. Pek parlak bir gün değildi onun adına.

Kötü Çaylakları Oynatmıyorum

T-Mac'in biten kontratı için elden çıkarılan ve Houston'a giden Jordan Hill, dün eski takımı Knicks ile karşılaşmak için New York'taydı ve maçtan önce bir Houston gazetesine "Koç D'Antoni çaylakları oynatmayı sevmiyor. Çaylakların ilk sezonlarında oturup öğrenmelerni istiyor. Beni bench'in dibine attı" şeklinde bir açıklama yapmıştı. D'Antoni ise buna "Çaylakları oynatmayı sevmiyor muyum? Hayır, kötü çaylakları oynatmayı sevmiyorum." şeklinde cevap vermiş.

Öncelikle şunu söylemek lazım. Jordan Hill, Madison Square Garden'da Knicks'e karşı maçın adeta x-faktörü oldu. Çok iyi bir maç çıkardı ve maçın Rockets lehine döndüğü dakikalarda Hill hep oyundaydı. Ama tabii karşısındaki takım da Knicks idi... Sonuçta Hill iyi mi değil mi orası tartışılır. Ben de Hill'in kendisi pozisyon üretecek, takımı taşıyacak bir yıldız olacağını düşünmüyorum ama görünen o ki, Rockets'ın kaybettiği Landry'nin yaptıklarının büyük çoğunluğunu (şut hariç) takıma verebilecek potansiyeli var.

Ama benim anlamadığım nokta, D'Antoni, hiç dakika alamadığı için morali bozuk olan bir çaylağın yaptığı açıklamalara ligin önemli koçlarından biri olarak niye böyle sert çıkışıyor? Hill tabii ki dar Knicks rotasyonunda süre almayı beklerken, bench'ten kalkamayınca mutsuz olmuştur ve bu açıklamayı yapması çok da garip birşey değil. D'Antoni, hakkında çıkan bazı haberlere ve raporlara göre çoğu şeyi kendisinin en iyi bildiğini düşünen ve burnunun dikine giden bir koç. Bu tarz hareketlerini sadece okumak değil, maçlarda da bazen farkedebiliyorsunuz. Örneğin sık sık maçların sonlarında mola almak yerine takımının maçı kazanacağına inanır ve onların kendileri hücum etmelerini ister. Bu bana oldukça ilginç gelir. Her neyse, Jordan Hill konusunda da D'Antoni'nin bu yönü biraz ön plana çıkmış zannedersem.

Son olarak da ek not vereyim: D'Antoni'nin Suns'da en çok oynattığı çaylak olan Barbosa, Stephon Marbury ve Penny takasla Knicks'e gönderilene kadar, parkeyi gördüğü zaman zil takıp oynuyordu. Marbury ile Penny'nin gidişiyle beraber boşalan guard pozisyonunda Barbosa oynamaya başladı. Yani biraz zorunluluktan olduğunu söyleyebiliriz. Bu sadece tek bir örnek. Onun dışında Cabarpaka'ya ve Gallinari'ye maç başına yaklaşık 10'ar dakika verdiğini gördük D'Antoni'nin. Elinde zaten pek fazla çaylakla takım yönetme şansı olmadı ama bu şanslarda da, Barbosa'daki zorunluluk harici pek fazla şans verdiğini söyleyemeyeceğiz çaylaklara. Kimi koç çaylaklara güvenir ve oynatır, kimisi "Kenarda otursun da öğrensin önce" (Sloan en önemli örneği), kimisi ise bu ikisinin arasında bir yol bulur. Bu üç yöntemden birini kullanan koç hesap vermek zorunda değildir. D'Antoni'nin de böyle bir tepki vermesini doğru bulmadığımı söylemeliyim bir kez daha.

22 Mart 2010 Pazartesi

22 Mart Programı

23 Mart Salı 01:00 / Orlando Magic - Philadelphia 76'ers
23 Mart Salı 01:30 / Miami Heat - New Jersey Nets
23 Mart Salı 02:00 / San Antonio Spurs - Oklahoma City Thunder
23 Mart Salı 02:00 / Atlanta Hawks - Milwaukee Bucks
23 Mart Salı 02:00 / Dallas Mavericks - New Orleans Hornets
23 Mart Salı 02:00 / Houston Rockets - Chicago Bulls
23 Mart Salı 02:00 / Toronto Raptors - Minnesota Timberwolves
23 Mart Salı 03:00 (NBA TV) / Boston Celtics - Utah Jazz
23 Mart Salı 04:00 / Memphis Grizzlies - Sacramento Kings
23 Mart Salı 04:30 / Phoenix Suns - Golden State Warriors

Yine playoff takımları arasında mücadelelere tanık olacağımız bir gün. NBA TV'deki maçta Mehmet bugün oynayacakmış ancak Kirilenko yok. Deplasmanda 2, toplamda 4 maçtır kazanan ve çıkışa geçmiş gibi gözüken Celtics'in kazanması için oldukça elverişli şartlar var. Şanslar eşit gibi duruyor. Bu sezon hayata dönme belirtileri gösteren Kirilenko yokken Utah, sağlam takımlara karşı oldukça zorlanıyor. Yaşlı Celtics'in dezavantajı ise 4 günde 3. deplasman maçına çıkıyor olması.

Dün deplasmanda Hawks'a yenilen yaşlı ve formsuz Spurs, bu sefer de Thunder'a konuk oluyor. Onlar da Pacers'a yenilerek pekçoklarını şaşırttılar. Ancak yazılanlara göre, önceki gece bir partiya katılmış Thunder oyuncuları, mağlubiyet buna bağlı olabilirmiş. Ne kadar doğru bilmiyorum tabii ki. Burada da bir favori yok bana göre ama artık Spurs'den ümidi kesmiş durumdayım. Hala istikrarlı bir şekilde savunma yapamıyorlar ve playoff'lar geldi sayılır. Artık bundan sonra bir mucize gerekiyor onlar için.

Son maçta Denver'a karşı muhteşem şut atan ve savunmada da rakibini yeterince durdurmayı başaran Bucks, sürpriz bir galibiyet almıştı. Hawks ise zorlandığı karşılaşmada Spurs'ü evinde uzatmalarda mağlup etmeyi başarmıştı. Celtics gibi, deplasman takımı olan Hawks'un dezavantajı yorgunluk gibi gözüküyor. Ligin en iyi savunma yapan takımlarından biri olan Bucks, en iyi hücum eden takımlarından biri olan Hawks'a karşı galibiyet alabilir. Bogut'un faul problemine girmemesi halinde Horford'a üstünlük kurmalı ve bu sayede sadece dış şuta bağımlı kalmazlar. İçeriden de skor üreteceklerdir Denver maçının aksine.

Biraz da NCAA


Link

Dün gece Purdue ile beraber son saniye basketiyle kazanan iki takımdan biri oldu Michigan State. Ancak videodan görebileceğiniz gibi Delvon Roe ani bir refleksle kafasını çekmese, Maryland maçı kazanacaktı. O pasın atıldığını gördüğüm anda "Aha ellerindeki maçı verdiler" dedim Roe'nun pasın yolundan çekilmesine şaşırdım. Adeta Ninja Kaplumbağa vari bir hareketti. Ardından Lucious çok sakin bir şekilde NBA'deki pek çok oyuncunun bile yapamadığı işi yaptı. Saatin farkında olarak, son ana kadar doğru pozisyonu bulmayı bekledi ve şutu öyle elinden çıkardı. Bu sayede maçı kazandılar. NCAA ile pek ilgili değimdir ancak şimdi turnuvanın favorilerinden Kansas'ı eleyen North Iowa karşısında ne yapacaklarını çok merak diyorum gerçekten. Bu merakımın nedeni Michigan State'in son iki dakikaya 10 sayı civarı önde girmesine rağmen, Maryland'in baskısı ve 2'li 3'lü sıkıştırmaları sonrasında birbirinden aptalca top kayıpları yapması. İşte videoda izlediğiniz gibi bu top kayıpları nedeniyle son saniyelere yenik girdiler. Resmen baskı altında ezildiler. Özellikle Raymar Morgan yaptığı top kayıplarıyla, Maryland'in geri dönmesini sağladı diyebilirim.

Bu arada baskı demişken, bir başka maça değineyim. Pittsburgh oyuncusu Gilbert Brown son iki dakikada attığı 3 üçlükle takımını Xavier karşısında son anlara kadar maçın içinde tuttu. Ancak bir pozisyonda taktik faulü o yapmak zorunda kaldı ve 5. faulünü alıp oyundan çıktı. Onun, rakip takımın en iyi serbest atıcılarından birini tutması bana göre hataydı. Nitekim bir sonraki taktik faulde Xavier 2'de 0 atınca, bir üçlükle maçı beraberliğe taşıma şansını elde etti Pittsburgh ancak Brown olmayınca, o ellerin titrediği anda üsüste iki müsait pozisyonda üçlük isabeti bulamadılar.

Sweet 16'e girdik. "Şu benim favorim" diyemem çünkü bir fikrim yok. Yabancı kaynaklarda okuduklarıma dayanarak birşeyler söylemem doğru olmaz. İzleyelim eğlenelim. Tabii 35 saniye şut saati ve yapılan akıl almaz hatalarla bu eğlenceye biraz gölge düştüğünü söylemem gerek.

21 Mart'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Gecenin merak edilen maçında Atlanta Hawks, Spurs’ü uzatmada geçerek San Antonio’nun ikinci önemli sınavında da başarısız olmasına neden oldu. Joe Johnson maçın ortalarında şut ritmini kaybetse de takımına iyi liderlik ederek 20 sayısının yanında 13 asist yaptı. Ancak Jamal Crawford’ın benchten verdiği alıştığımız katkısı ve Marvin Williams’ın ekstra oyunu dışında maçı asıl kazandıran adam Duncan karşısında hiç geri adım atmayan Al Horford’dı. 22 sayı 9 hücum ribaunduyla (ki toplamda da 18 ribaundu var) Spurs pota altını tam anlamıyla dağıttı. Aldığı ribaundlardan çoğunda da ya kendi bitirdi ya da topu iyi takip ederek pozisyonu takımına kazandırdı. Ayrıca Duncan’ın üzerinden vurduğu güzel de bir smacı var. Duncan kariyeri boyunca nadir de olsa böyle sahnelerde rol aldı ama burada en çok çektiği şey yavaşlayan bacakları olsa gerek.

Lakers bana hala çok güven vermese de üst üste 6. galibiyetlerini aldı. Skorun 92-99 olması kimseyi aldatmasın çünkü bir ara maç 25 sayılara çıkmış. Phil Jackson, fark yavaş yavaş kapansa da Kobe’yi oyuna sokmamış, karşılaşma son çeyrek hariç tek taraflı geçmiş. Gasol’ün 28 sayı 12 ribaundu bulunuyor. Ayrıca Kobe de ikinci çeyrekte 20 sayı atıp maçı 24 sayıyla bitirmiş. Washington'a karşı maçı ikinci çeyrekten bitirmeyenler kendilerini kötü hissediyor.

Sürpriz şekilde baştan sona çekişmeli geçen Knicks maçında, Aaron Brook bitime iki dakika kala, üst üste zor pozisyonlarda 7 sayı bularak maçın kahramanı olmuş. Maçı 16 sayıyla bitirdiği düşünülünce 10’da 3 isabetle bitirip kötü bir performans sergilemiş diye anılacağına 13’te 6 ile maçı kazandırmış. Kevin Martin 16’da 9’la 28 sayı atıp maçın skorer ismi olurken 7 top kaybıyla da aynı unvanı elde etmiş. 13 dakika süre alan Jeffries de maçın sonlarına doğru bir hücum faul çaldırıp iki de blok yaparak savunmada öne çıkmış.

Sacramento'ya geldiğinden beri çift haneli sayılarla oynuyordu Landry hep, bu maçta da 14’te 11 isabetle 24 ile Kings formasıyla attığı en yüksek sayıya ulaşmış, utanmasa kaçırmayacakmış hiç. Tabii bu paragrafı yazmamın asıl sebebi, Landry’nin performansında da büyük katkısı bulunan Beno Udrih. Kendisi Kevin Martin yokken doğal olarak çok daha iyi oynasa da son zamanlarda inişli çıkışlı performanslar sergiliyordu. Bu sefer karşısında oynamak istemeyen Baron Davis’i bulup üzerine Landry’nin formda oluşu da eklenince rüya gibi bir maç geçirmiş. 17’de 8’le 20 sayısı ve kariyer rekoru olan 17 asisti varmış Udrih’in, skor yakın gözükse de karşılaşmayı güle oynaya kazanmışlar. Bu arada Evans nerede diye soran varsa bir önceki maçta ribaund alan Ersan’dan yüzüne yediği, oyunu terk etmesine neden olan bir darbe yüzünden bu maçta da forma giyemediğini hatırlatalım.

Granger genelde yaptığı gibi bolca şut çekmiş ve 21’de 11’inde isabet bularak 32 dakikada 32 sayıya ulaşmış. İşin ilginci 8 üçlük denemesinden sadece 2’sinde isabet bulabilmiş. Ancak etkileyici olan bunları diğer tarafta Durant’i savunurken yapmış olması. Murphy yüksek bir yüzdeyle 22 sayı 13 ribaund, Hibbert da 20 sayı 8 ribaund eklemiş ve %50’yle şut atan Indiana Thunder’ı mağlup etmeyi başarmış.

Boşa kürek çekenler:
Manu maçta kısa süreli dönemlerde bocalasa da tam 38 sayıyla tamamladı karşılaşmayı. Atlanta savunmasını delerek potaya gitti bol bol ve 10 serbest atış kullandı. Ayrıca maçın ilk yarısında 4 üçlük isabeti vardı ama ardından uzatmanın sonunda attığı umutsuzluk üçlüğü haricinde çizginin gerisinden daha fazla isabet bulamayınca 11’de 5’te kaldı. Bazı bölümlerde topu fazla elinde tuttuğunu da söylemeliyim. Bencilliğinden değil ama bu maçta Duncan hariç diğer oyuncular fazla katkı sağlayamadığı için takım onun eline bakmak zorunda kaldı. Zaten Spurs’ün eskisi gibi olmayışının sebeplerinden biri de diğer oyunculara “parça” diyemememiz. Eskiden işler hücumda ve savunmada gayet güzel işlerlerken ve sıkıştıkları dönemlerde Duncan-Manu-Parker gibi isimlere daha fazla bakarlarken şimdilerde neredeyse çoğu maçın büyük bölümünü sıkıştıkları dönemler olarak geçirince böyle büyük maçları kazanmak daha da zorlaşıyor.
Duncan demişken, hücumda 29 sayılık çok etkileyici bir performansı ve de 13 ribaundu var ama o da savunmada ayakta kalan tek uzun olunca bir yere kadar kapayabildi orayı. Zira Atlanta’nın 21 hücum ribaundu ve 54 boyalı alan sayısı var. Zaten maçı kazanmalarının en büyük nedeni de boyalı alandaki bariz üstünlükleriydi.

David Lee 4 günlük arayı iyi değerlendirip dinlenmenin meyvesini 27 sayı 20 ribaund 6 asistle vermiş. Son günlerin öne çıkan ismi çaylak Toney Douglas’ın da 19’da 10 şut isabetiyle 26 sayısı var.

Takımı baltalayanlar:
Kötü şut attığı maçta 7’de 7 serbest atışla skora katkı vermesinin hakkını yememeli ama 16’da 4 ile şut atarak maçı açık ara kaybetmelerinin en büyük sebebi olmuş Durantula. 3 asistine karşı 5 top kaybı var. Onun iyi oynayamadığı maçlarda Thunder’ın ne kadar zorlandığını görüyoruz. Bu artık geçen sene takımın onsuz da aynı olduğunu iddia edenlerin bile kabullendiği bir şey. Hal bu olunca, Durant durdurulması ne kadar zor bir oyuncu olsa da takımın gençliği de eklenince playofflarda durumun onlar için çok daha zorlaşacağını tahmin etmek zor değil. Tabii ligi buralarda bitirmeleri bile çok büyük bir alkışı hak ediyor orası ayrı konu.
Ayrıca Durant’ten bahsetmişken maçta sayısı olmayan Westbrook’un da sadece 4 şut atıp 16 dakika sahada kaldığını da belirteyim. İki sezondur ilk sayı atamadığı maç bu patlayıcı guard'ın. O kadar kötülermiş yani.

Günün X-faktörü:
8’de 4’le sadece 10 sayısı var Dudley’nin ancak bunların hepsi son çeyrekte geldi ve belki de hepsi maçı kazandıran sayılardı. Phoenix’in maçı kazanmak için yapması gereken en temel şey, evlerinde tempoyu yüksek tutup Portland’ın onlara ayak uyduramamasını sağlamaktı. Tabii teoride basit gözükse de maç içinde tam tersi oldu. Başlarda Suns oyuncuları erken gelip maçı hızlı oynasa da özellikle ikinci çeyrekten şutları girmemeye başlayınca maç birden Portland lehine işlemeye başladı. Hatta pek çok hücumu 8 saniye sürmeyen Phoenix’in iki kere 8 cezasına yakalanmasına neden oldular.
Phoenix’i sadece yavaşlatmakla kalmadılar, savunmada da çok çok iyi işler yaptılar. Rakam olarak Camby’nin 5 bloğu dışında öne çıkan savunma istatistiği yok gibi ama ben bir tane bile Nash-Amare pick&roll’ü gördüğümü hatırlamıyorum. Üçüncü çeyrekte bir ara Andre Miller’ın 9 asistine karşın Suns’ın 10 asisti vardı ki Nba’in en çok asist yapan takımlarından birinden bahsediyoruz. Nash’in de Amare’nin de en iyi günleri değildi belki ama maçta %39’la şut attıysalar bunun en büyük sebebi Portland defansıydı. Tabii Trail Blazers savunmada başardıklarının onda birini hücumda yapamadı, Roy başta olmak üzere kimse iyi skor üretemedi. Andre Miller son çeyreğe kadar ayakta kalan tek isimdi ama o da 22 sayı 9 asistle bitirdiği 3. çeyrekten sonra hiç katkı sağlayamadı. Son çeyrekte ise Suns alan savunmasına geçti ve Portland oyuncuları şutlarının çoğunda isabet bulamayınca maç bir anda Suns lehine döndü. Kapıyı Dudley attığı 10 sayıyla açtı, Amare de ilk çeyrekteki etkili oyununa dönünce Phoenix maçı 87-93 kazandı.

Bir Zamanlar Ilgauskas

Çaylak sezonundan zannedersem fotoğraf. Tabii o zamanlar Bioxcin yoktu...

Hemen altta sormuştum yorum yapanlar yine bildi =)

Kim Bu Basketbolcu? - 2

Aslında kolay oldukça. Bir ince(!) detay haricinde tıpatıp aynı kendisi şu anda da. Şansa denk geldim az önce dolaşırken.

21 Mart 2010 Pazar

Dünya Dönüyor Dönüyor


Link

Joe Johnson önce bel arkası crossover ardından bacak arası crossover ile Stephen Jackson'ı maymun ediyor. 360 derece dönüp Joe Johnson'ın ne tarafa gittiğini bulmaya çalışıyor Kaptan Jack. Sonrasında faul yerine basket olsa herhalde Top 10'da görürdük. Sadece JoJo'ya bakarsanız hareket çok etkileyici değil ama Jackson'a bakmak lazım crossover'ların ne kadar etkili olduğunu görmek için. İzlerken "Ooooooo" demekten kendimi alıkoyamadım, harikaydı. Gördüğüm anda kesip koymam lazım diye düşündüm.

Bu işin son 2-3 yıldaki babasını da yarın veya öbür gün paylaşırım.

21 Mart Programı

21 Mart Pazar 19:00 / Houston Rockets - New York Knicks
21 Mart Pazar 20:30 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - Indiana Pacers
21 Mart Pazar 21:00 / Sacramento Kings - Los Angeles Clippers
22 Mart Pazartesi 00:00 (NBA TV) / Detroit Pistons - Cleveland Cavaliers
22 Mart Pazartesi 02:00 / San Antonio Spurs - Atlanta Hawks
22 Mart Pazartesi 03:30 / Washington Wizards - Los Angeles Lakers
22 Mart Pazartesi 04:30 / Portland Trail Blazers - Phoenix Suns

Gecenin en ilgi çekici maçı kuşkusuz ki Spurs ile Hawks arasında oynanacak. Spurs'ün sözde bir çıkış yakaladığını ve güçlü takımlara karşı bunu göstermesi gerektiğini Magic karşısında söylemiştim ve 30 fark yemişlerdi. Aynı şey Hawks'a karşı geçerli olmayabilir, keza Hawks ile Magic'i aynı seviyede tutmuyorum. Bu geceki maçın gerçek anlamda bir favorisi olmasa da Hawks evinde biraz daha avantajlı gibi duruyor. Parker'ın sakatlığına rağmen kadro olarak Hawks ile başa çıkabilmeleri gerekiyor ve artık gerçekten zamanlanları kalmadı. Ama Spurs deplasmanda maç kazanmakta aşırı zorlanıyor. Bu da playoff'lar için hiç iyiye işaret değil.

Bir başka güzel maç da Blazers ile Suns arasında oynanacak. Batıda ilk turda Lakers ve Denver'dan hatta belki Mavs'den de kaçmak isteyen 5 takım var. Bunlardan ikisi karşılaşıyorlar. Nash sakatlıkların da etkisiyle son 1 aydır düşüş içine girse de, All-Star'dan beri rakip uzunları yerle bir eden Amare'nin Phoenix'te yine takımını sürüklemesi lazım.

20 Mart'tan Notlar

Günün Hayvan Performansları
Chris Bosh, takımının New Jersey ile yaptığı maçta oyuna damgasını vurmuş. 16/27 gibi iyi bir şut yüzdesi ile 36 sayı bulmuş ve yanında da 4’ü hücum olmak üzere 8 ribaund eklemiş. Dün de Oklahoma karşısında iyi bir oyun çıkarmıştı; ama bu performansı takımına hiç mi hiç yetmemişti. Gerçi dün gece 6 top kaybı yapmış; fakat bu performansının yanında onların önemi kalmıyor doğrusu. New Jersey ise Philadelphia’ nın 72-73 sezonundaki 9/73 lük rekorunu kırma yolunda hızını hiç kesmiyor. Bu sezon hatırladığımız tek şey kötü başlangıçları ve kırdıkları sezon rekoru olacak galiba. Kalan 13 maçta 3 galibiyet lazım onlara; ama bu süreçte oynayacakları takımların 5’i playoff dışında, 8’i playoff savaşında. İşleri biraz zor gözüküyor onların.

Paul Pierce, gecenin en dikkat çeken maçında Rondo ile beraber takımını galibiyete taşıdı. 17’de 10 isabetle 29 sayı buldu ve yanına da 5 asist, 3 ribaund, 2 top çalma ekledi. Rondo ise 9/15 isabet oranı ile 20 sayı bulduğu performansını 10 ribaund ve 5 asistle süsledi zor gecede. Sanırım Celtics hakkındaki tespitlerim de doğru çıkmaya başladı. Heyecan arıyorlardı ve playofflara kalmadan buldular demiştim. Gerilim yaradı Celtics’e nitekim. Atlanta’yla girdikleri üçüncülük yarışında galiba ipi yavaştan göğüslediler. Bunu şuna dayanarak söylüyorum. Deplasmanda oynadıkları iki maç, sezonun en dirençli takımlarından ikisine karşı peş peşe. Dallas’ın durumunu da anlatmaya gerek yok herhalde. Her ne kadar işleri zor gözükse de şu anda batı birinciliği için savaş halindeler. Boston gerçekten bu iki önemli maçı da büyük konsantrasyonla oynadı. Son zamanlarda eski savunmasını aratan ve sık sık eleştirdiğimiz Garnett dün gece 5 top çaldı mesela. Bu detay da Boston’ın yavaştan kimliğini bulduğunu gösteriyor playofflara yaklaşırken.

Paul Millsap da takımın New Orleans'ı 106-86 mağlup ettiği gecede, 12'de 7 isabetle bulduğu 22 sayı ve topladığı 15 ribaundla yıldızlaşmış. Yanına da eklediği 3 asist ve 3 top çalmalık performansla, Chris Paul'süz Hornets'in ipini çekmiş.

Derrick Rose, sakatlıktan döndüğü ilk maçta, Philly’e galibiyet yüzü göstermemiş. 16’da 9’la 23 sayı, 5 asist, 4 ribaund, 1 blok var istatistiklerinde. Sakatlıktan döndüğünü hiç hissettirmemiş anlaşılan. Ayrıca Noah’ın da maçta süre almış olması Bulls adına sevindirici bir detay. Malum playoff savaşında şu an en zayıf aday olarak görülüyorlar. Yıldızlarından da destek alamazlarsa zaten hayal olur amaçladıkları her şey. Maçta Philly adına dikkat çeken bir detay da 17 üçlük denemesinden yalnızca 1 isabet bulmaları. Chicago ise 7/18 ile atmış. Farkı yaratan bu en büyük etkenle Bulls maçı 98 -84 kazanmış.

Milwaukee, Denver deplasmanından bana kalırsa büyük bir sürprizle dönmüş. John Salmons ve Carlos Delfino’nun ekstra katkılarıyla 102-97 mağlup etmişler Denver’ı. Salmons’tan 26 sayı, 4 asist, 3 ribaund ve Delfino’dan ise (6/11 isabetle) 21 sayı, 7 ribaund gelmiş. Dün de Ersan’ın damgasını vurduğu maçta Sacramento’yu mağlup etmişlerdi. Böylece 3 maçlık Batı turnesinde 2 galibiyetle amaçlarına ulaştılar diyebiliriz.

Boşa Kürek Çekenler
Nowitzki, takımın Boston’ı konuk ettiği maçta 19’da 11’le 28 sayı buldu yanına da 5 ribaund ve 2 asist ekledi. Yine de mağlubiyete engel olamadı. Kabul edelim ki Boston yukarıda da belirttiğim nedenlerden ötürü ekstra oynuyor bu aralar. Mavs bomba gibi geliyordu takasın son gününden beri; ama bu mağlubiyetle son 3 maçtan 2’sinin kaybetmiş oldular. Yine de moral bozmaya gerek yok. Takım olarak kimyayı yakalamış durumdalar ve takaslarla da kendilerine yeterli kadro derinliğini yarattılar. Batıdaki üç favoriden biriler zaten.

Golden State, bu sezon çok alıştığımız 120 üzeri mağlubiyetli maçlarından birini daha yaşarken Monta Ellis 12/20 isabet oranı ile 28 sayı bulmuş. Buna ek olarak 5 top çalması ve 3 de asisti varmış; ama yine olmamış. Son günlerde artık iyiden iyiye alıştığımız senaryo dün gece de devam etmiş ve Memphis’e karşı 123–107 kaybetmişler.

Devin Harris daha ne yapsın? Düşünüyorum ben o takımda oynasam basketboldan soğurdum herhalde. O ise aksine takımını kurtarmaya çalışmış; fakat takım alışmış artık kaybetmeye. Hal böyle olunca da Devin Harris’in 22 sayı,7 asist, 6 ribaundu da boşa gitmiş Toronto karşısında. 5 top kaybı da istatistiklerinde pek hoş durmasa da takımda inisiyatif kullanan tek oyuncu olduğu için benim gözüme çok batmıyor açıkçası yaptığı top kayıpları.

Günün X-Faktörü
Darrell Arthur takımının Golden State’i 123–107 mağlup ettiği maçta kenardan gelerek 12’ de 8 isabetle 16 sayı bulmuş; ama en önemli katkıyı çektiği 13 ribaundla vermiş ki bunların 6’sı da hücum ribaundu. Daha da bitirememiş 3 de blokla pota altını karartmış genç oyuncu. Bu performansın Golden State’e karşı olması biraz göz boyuyor olabilir; ama hakkını da yemeyelim Arthur’un. Elinden ne geliyorsa yapmış istatistiklerinden anladığımız kadarıyla.

Takımı baltalayanlar:
Aslında hem Heat hem Bobcats oyuncularını buraya yazmak lazım. Gerald Wallace 12'de 4 isabet ve 5 top kaybı, Diaw 5/15 saha içi isabetiyle oynadı. Heat'te Beasley 6/16 ile oynarken, yanında 3 de top kaybı yaptı. Ama içlerinde en fenası Stephen Jackson: 21'de 4 isabet bulabildi sadece Kaptan Jack. Girmedikçe denedi, denedikçe kaçırdı. Hawks'a karşı bütün maç iyi oynayıp, normal sürenin son 1 dakikasında ve uzatmalarda maçı resmen Hawks'a hediye etmişti. Dün de öyle oldu ama bütün maç boyunca sürdü bu kötü oyunu.

Iggy pek iyi bir dönemden geçmiyor. Dün yine 11'de 3 saha içi ve 10'da 5 serbest atış isabetiyle sadece 11 sayı üretebilmiş. Onun yanında Elton Brand'in de 4'te 1 isabetle 2 sayıda kaldığını söylemek lazım. Bulls, Rose'un da dönüşüyle rahat kazanmış.

Carmelo ile Billups bütün maç boyunca şut isabeti bulmakta zorlandılar. Billups'ın zaten sık sık bu tarz kötü şut performanslarına rastlıyoruz ama özellikle Melo Salmons ve Mbah a Moute'nin savunmasında yok oldu diyebilirim. Chris Andersen'in çabalarına rağmen Bucks'a mağlup oldular. Bucks inanılmaz orta mesafeli isabetler buldu maçta ve bu da onlara verdikleri hücum ribaundlarına rağmen (Bogut faul problemine girmişti ve Bucks iyi oynuyor diye Skiles onu kenarda tuttu maçın sonlarında da) buldukları isabetli şutlarla kazanmayı başardılar.

Son olarak Morris Peterson'ın da, erken kopan maçta Jazz'a karşı 8'de 1 iasbet bulabildiğini ekleyeyim. İki de top kaybı yapmış ayrıca.

İyi mi Kötü mü?
Dwyane Wade, gecenin kabus maçında( Miami şut yüdesi: %35 , Charlotte: %29) şut yüzdesi anlamında tatsız bir gece yaşadı. 18’de 6 ile 14 sayı bulabildi sadece süper yıldız. Yine de Heat tarihinin en çok çift haneli sayıya ulaşan oyuncusu oldu 443 maçta ulaştığı çift haneli sayılarla; ama maça damgasını vurduğu alan çoğu posterlik 5 bloğu oldu. Pota altına girmeye korkuttu resmen Bobcats oyuncularını. 9 asist ve 5 ribaundu da bu performansına renk kattı. Felaket bir şut yüzdesinin hakim olduğu maçı, 77-71 kazanmayı başardı Miami Heat.


Bizimkiler
Ersan, Sacramento’nun ardından bir güzel performansı da Pepsi Center’dakilere izlettirmiş. Bir double double’a daha imza atmış genç yıldızımız Denver karşısında. 31 dakika sahada kaldığı maçta 12’ de 6 isabetle 14 sayı yollamış Nuggets potasına ve beraberinde 10 ribaund çekmiş. Ayrıca 2 asist ve 1 bloğu var; ama bunlar pek göze batmıyor. Genç oyuncumuzun bu tempoda devam etmesi gerekiyor. Ersan’dan şu an için hiçbirimiz zaten 25 sayılık performanslar beklemiyoruz. Sadece bu iki maçlık istikrarlı oyununu sezonun tamamına ve playofflara yayması lazım. İyi bir 4 numaradan beklenen en önemli özellikler olan ribaund sezgisi ve sayı potansiyeli onda fazlasıyla mevcut. Bu alanda istikrarı bir yakalarsa, o formayı kimseye vermez kolay kolay.

Hidayet, takımının New Jersey’i 100-90 mağlup ettiği maçta, en azından katkı verebilmiş takımına; ama hala potansiyelinin hakkını vermiyor tam anlamıyla. Dün gece de düşük yüzdeyle olsa da (4/13) 13 sayı üretmiş. Bunun yanında 7 ribaund, 4 asist, 3 top çalma ve 1 bloğu var. Geçirdiği felaket sezonun geneline göre normal denebilecek bir performans gibi; fakat beklentilerimizi hala boşa çıkarıyor Hido.

Memo ise midesi kaynaklı rahatsızlığından ötürü dünkü New Orleans maçında forma giymemiş.

Smaç Yarışması: Rusya vs NBA


Link

Birbirinden güzel pek çok smaç var. Son iki sezonda NBA All-Star'ında yapılan smaçlara bakarsak, Rusya'daki yarışmacılar rahatlıkla kazanırlardı herhalde. Bu arada smaç yarışmasına katılanların isimlerini vereyim tanımayanlara: NBA patentli Mensah-Bonsu, Gerald Green ve aralarında en yakından tanıdığımız James White yarışmanın favorileriyken, onlarla beraber Zaitsev ve Tkachenko da yarışmaya katılmışlar.

Zaitsev'in (sarışın) potanın arkasından alarak yaptığı smaç güzel. Bonsu'nun yaptığı Vince Carter'ın dirsek smacı anıları canlandırdı gözümde. Başka güzel smaçları da vardı Bonsu'nun ama Gerald Green ve James White'ı ayrı tutmak lazım.

Gerald Green'in, potanın yanından gelerek ve topu potanın yaklaşık yarım metre arkasından alarak yaptığı smaç ve Steve Francis / T-Mac'in 2000 yılında yaptığı yaptığına benzer smaç oldukça güzeldi.

Ama tabii ki, James White ayrı bir kategorideymiş yine. Serbest atış çizgisinden kalkıp havada topu çevirip smaç basması harika her zamanki gibi. Biz TBL All-Star'ından alışığız kendisine, hatta bizde yaptığı gibi serbest atış çizgisinden bacak arası smaç yapayım demiş en son denemesinde ancak başarılı olamamış. Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama elbette kazanan James White olmuş.

Belki iyi bir basketbolcu değil ama dünya çapında en atletik oyunculardan, en iyi smaç vuranlardan biri.

20 Mart Programı

21 Mart Pazar 01:00 / Chicago Bulls - Philadelphia 76'ers
21 Mart Pazar 01:30 / Charlotte Bobcats - Miami Heat
21 Mart Pazar 01:30 / Toronto Raptors - New Jersey Nets
21 Mart Pazar 02:00 / Golden State Warriors - Memphis Grizzlies
21 Mart Pazar 03:00 / New Orleans Hornets - Utah Jazz
21 Mart Pazar 03:00 (NTV Spor) / Boston Celtics - Dallas Mavericks
21 Mart Pazar 03:00 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - Denver Nuggets


Magic ve Cavs'den kaçmak için yapılan yarışta Bobcats ile Heat karşılaşıyorlar. Bobcats daha dün maç yaptı ve uzatmada son saniyede kaybettiler. Moralleri çok bozuk. Heat evinde ve favori olarak çıkıyor maça. Playoff'larda bu iki takım karşılaşsa, muhtemelen Bobcats'i favori gösteririm o nedenle Bobcats galibiyeti benim için hiç sürpriz olmaz. Stephen Jackson dün resmen maçı kaybetmelerini sağladı (9/20 isabete rağmen maçın sonunda 2 serbest atış kaçırdı ve maç uzatmaya gitti, uzatmada da üst üste 5 üçlük kullanıp kaçırdı), bugün farklı bir performans sergileyip maçı takımına kazandırabilir.

Celtics ile Mavs arasındaki maçta da birçoklarına göre hala balon olan Mavs evinde yaşlı Celtics'i konuk ediyor. Onlar da dün Bobcats gibi maç yaptılar ama en azından yol yorgunu değiller, neredeyse hiç yol katetmediler. Houston'dan Dallas'a geçtiler sadece, arabayla bile gitseler 2-3 saat sürer herhalde. Ama çok yorulmamış olsalar da, ben Mavs'in kazanmasını bekliyorum.

Dün çok yanlış bir şut seçimi ile maçı uzatmaya götürmeyi başaran ve ardından aldığı ribaund ile de kazanılmasında büyük katkısı olan Ersan, Nuggets uzunlarına karşı mücadele edecek. Bucks da Celtics ve Bobcats gibi yorgun. Nuggets evinde. Herşey onların lehine gözüküyor. Ersan'ın ne yapacağını kestirmek güç çünkü 10 ile 30 dakika arasında değişiyor aldığı süreler devamlı.