BIY AD

15 Şubat 2011 Salı

14 Şubat Programı

15 Şubat Salı 02:00 / Los Angeles Lakers - Charlotte Bobcats
15 Şubat Salı 02:00 / San Antonio Spurs - New Jersey Nets
15 Şubat Salı 02:30 / Atlanta Hawks - Detroit Pistons
15 Şubat Salı 03:00 / Portland Trail Blazers - Minnesota Timberwolves
15 Şubat Salı 03:00 (NBA TV) / Los Angeles Clippers - Milwaukee Bucks
15 Şubat Salı 03:30 / Denver Nuggets - Houston Rockets

Altı maçın olduğu bir gece ancak program buna rağmen sıkışıklığı görüyoruz. Batı'nın tepe takımlarının deplasman mücadeleleri programda dikkat çekiyor. Lig lideri Spurs Doğu'da çoktan havluyu atan Nets deplasmanına çıkarken, Lakers ise zorlu deplasman maçlarının ardından back-to-back maçında play-off hedefleyen Bobcats'e konuk olacak. Kobe'nin grip nedeniyle bu akşam oynamama ihtimali var. Formsuz Magic'e yenilen Lakers, bugün de Kobe'siz kaybederse yine çalkantılı bir dönem geçirebilir. Portland'da play-off sırasını korumak için Minnesota karşısına çıkacak. Love ve Aldridge'in karşılıklı mücadelesini izlemek keyif verecektir. Blazers'da ise Roy ve Camby dönmeye yakın olsalar da bugün oynamayacaklar. Son aldığı mağlubiyet ile tehlikeli bölgeye gelen Denver ise Houston karşısına çıkacak. Bu iki takımın bir hafta önceki mücadelesinde Martin'iin 37 sayısıyla gülen Houston olmuştu. Öte yandan Ersan vs Griffin eşleşmesinde neler olacağını merakla bekliyorum. Birkaç postere konu olabilir milli yıldızımız.

14 Şubat 2011 Pazartesi

Noah Dönüyor


15 Ekim'de oynanan Toronto maçında sağ el baş parmağından şanssız bir sakatlık geçiren ve o parmağından ameliyat olan Noah yine bir Toronto maçıyla parkelere dönmeyi planlıyor. İlk sakatlandığında 10 hafta deniyordu sakatlığın iyileşme süresi için ancak 12 haftayı geçecek gibi duruyor. Ancak tabii Chicago için burada önemli olan Noah'ın %100 sağlıklı bir şekilde parkelere dönmesi olacaktır ki Thibodeau'nun açıklamaları da bu yönde. Bu arada şu an için Noah'ın 5'e 5'lerde tam olarak oynamadığı ancak gün geçtikçe daha iyi olduğu da yazılanlar arasında.

Sezona müthiş başlayan ve Boozer'ın olmadığı dönemde oynadığı ilk 24 maçta sayı, ribaund, asist, top çalma, blok ve saha içi yüzdesinde kariyerinin en iyi rakamlarına ulaşan Noah'ı, sakatlanmasaydı büyük ihtimalle Los Angeles'taki All-Star maçında izleyecektik. Tabii Boozer'ın yanında hiç oynamayan Noah'ın aynı istatistikleri yakalaması çok da kolay olmayacak. Noah'ın yokluğu kağıt üzerinde çok büyük bir kayıp olarak gözükse de Chicago Rose ve Boozer'ın önderliğinde bu 28 maçlık dönemi sadece 8 yenilgiyle geçmeyi başardı. Ayrıca Chicago'nun bu 3 aylık süreçte Miami, Orlando, Boston gibi takımları yenmeyi başardığını da düşünürsek Chicago'nun başarısını daha net görebiliriz. Doğu konferansında herkes Miami, Boston ve Orlando'yu konuşuyor ancak Chicago'nun bu takımlardan en fazla 1 adım geride olduğunu ve olası bir playoff eşleşmesinde hepsine büyük sorunlar yaratacağını düşünüyorum.

Küçük Detaylar - 15 (Peja 4. Sırada)

Başlık çok uzun olmasın diye yarıda kestim ama açık olmadı böyle de. Efendim açıklayayım, Cumartesi gecesi Rockets karşısında 4 adet üçlük atan Peja, Dale Ellis'i geride bırakarak tüm zamanların en fazla üç sayı isabeti bulan 4. oyuncusu oldu.

Kabul ediyorum, henüz birkaç gün önce Ray Allen'ın aynı kategoride kırdığı rekordan sonra biraz yavan duruyor ama olsun yine de büyük başarı Sırp oyuncununki. Ayrıca Peja'nın kariyer üçlük ortalaması %40 civarında ve gayet iyi bir yüzde bu. Bulunduğu takım bu alandaki istatistiğini geliştirmesine pek elverişli değil ama hala kendisine kontrat verebilecek bir takım bulabiliyorsa umut var demektir. Aynı kategoride Peja'nın bir önünde Kidd'in olması da güzel bir tesadüf olmuş. İster misiniz asist konusunda cömertlğiyle bilinen Kidd, kendisini geçmemesi için Peja'ya fazla pas vermesin. Şaka bir yana bu sezon yetmeyebilir Peja'nın Kidd'i geçmesi için. Maç başına 1 üçlük fazla atması lazım Kidd'den çünkü.

Wizards'tan Sürpriz Galibiyet

Son dönemde Cleveland ile beraber tek tek saydık mağlubiyet serisinde. Belki o seri kadar etkileyici değil ama ligin başladığı Ekim sonundan bu yana 3.5 ay geçti ve bu süre zarfında Wizards oynadığı 25 deplasman maçında galibiyet yüzü görememişti. Dün gece mağlubiyet serisini de sonlandıran kafaca rahat Cavaliers'a konuk oldular ve sezonun ilk deplasman galibiyetini almayı başardılar.

Bu dış saha konusu o kadar mühim ki Wizards'ın dış sahada kazanacağı 5-6 ekstra maç ile belki de onları şu anda play-off yarışında izleyecektik. Bu serinin devam ettiği sıralarda özellikle Wizards'ın dış saha maçlarını izlemeye özen gösterdim. Cidden üzerine tez yazılabilecek bir basketbol izliyordum sanki. Maçın ilk bölümlerinde çok rahatlar ve iyi bir şekilde maçı götürüyorlar ancak işlerin kritikleştiği el yakan topların geldiği analrda bu süregelen serinin üzerlerinde oluşturduğu baskıyı da eklersek Wizards için maç o noktada kopuyor. Dış saha da çok çok basit hatalar çok yanlış şut seçimleri ve titreyen eller ile Wizards galibiyete ulaşma konusunda çok sıkıntı çekti. Dün akşam onlar adına fazla ekstra oldu. Maçın ilk bölümünde yine bolca şut soktular iyi bir günlerindeydi ancak onlara cevap verebilecek bir Cavaliers yoktu parke üzerinde. Maçın belli bölümlerini takip ettim öyle basit Cleveland top kayıplarına rastladım ki aman aman. Wizards daha ikinci çeyrekten bu maçı kazanıyorum mesajını verdi zaten. Cleveland'ın Amerikan sporları tarihine geçen uzun mağlubiyet serisinin ardından Wizards'ın da sonunda deplasmanda galibiyet almasıyla bu seri de son bulmuş oldu.

Gecenin Hareketleri - 13 Şubat


Link

Uzun zamandır görünmüyordu bu listede, özlemişiz Wilcox'ın sert smaçlarını. Onun bir önünde Thunder savunması hazırlıksız yakalanmış yoksa Monta'ya kolay kolay vurdurmazlardı o smacı. Blodsoe'nun reverse ve devamındaki turnikesi güzel. Zaten yetenekten yana sorunu yok bu çocuğun ama biraz da kafası çalışsa. Eyenga da günün smaççılarından. Madem şut atamıyorum deyip bu yola başvurmuş olmalı. McGee'nin üzerinden fena kapatmış. 2 numarada J.R tahmin edebileceğiniz üzere yine yukarılarda dolaşıyor. 1 numarada ise alışkın olduğumuz bir isim var. Pozisyonun başında Baron'ı görüp Griffin'i görmeyince şaşırmıştım, anca gelebilmiş çaylak yıldızımız.

Casus Rondo


Link

Verdiğim Garnett-Wade videosunda hakemler toplanıp karar vermeye çalışırken, ufak çaplı, gayri-resmi bir mola düzenleyen Heat takımına doğru sokuluyor Rondo. Bir aslanın, avına yaklaştığı gibi yaklaşıyor adeta. Evet hareketleri sempatik sayılabilir, aynı zamanda komik de bir olay ama yaptığı hareket yanlış. Mola alınmamış bile olsa, rakip takımın taktik tahtasına böyle dalga geçercesine bakmaya çalışmak bence çok da hoş bir hareket değil. Heat oyuncuları da "Yürü git oğlum" diye ittiriyorlar kendisini zaten. Ayrıca olay sırasında Doc Rivers'ın 3-4 kere Rondo'yu geri çağırdığını, işe yaramayınca onu oradan alması için Ray Allen'ı yolladığını da söyleyeyim. Yani aslında mola alınmadığı için Rondo'nun parkenin istediği bölgesinde dolaşma hakkı var kurallara bakılırsa ancak herkes farkında olayın yanlışlığının. Amacı belki taktikten birkaç şey kapmak, belki tamamen rakibin kafasını bozmak, belki de ikisi birden ama hangisini seçerseniz seçin, fair-play'e yakışmadığı kesin. Ama güldüm mü, elbette ben de güldüm orası ayrı.

Doğru Perde ile Kural Dışı Perdenin Farkı


Link

Son zamanlarda Garnett'in imza attığı bazı hareketleri ve olayları blog'da yazdık. Tabii ki bahsettiğimiz oyuncu bir süper yıldız ve pek çok hayranı var, bu hayranlardan bir kesim, hemen bizi Garnett düşmanı ilan etti. Ama elbette yok öyle birşey. Ne alıp veremediğimiz olacak ki Garnett ile. Mesela ben basketbolda iyi savunmaya hasta olduğum için, Celtics'e takım olarak sempati duyuyorum. Ama Garnett bu tarz hareketler yaptıkça ona karşı olan sinirim katlanıyor adeta.

Videoda izleyebilirsiniz: Önce Ilgauskas kurallar dahilinde bir perdeleme yapıyor ve Rondo yere düşüyor. Burada bir sorun yok. Ancak Garnett orada faul olduğunu düşünmüş olacak ki, "Dur şunlara bir mesaj vereyim" diyerek Mike Miller'a beyin sarsıntısı yaşatıyor. %90 hatta daha da büyük bir oranda pozisyon yorumlarına katıldığım Jeff Van Gundy, Garnett'in perdelemesiyle ilgili "Hiçbir şey yok tertemiz perde" dediği anda o kadar şaşırdım ki anlatamam. Çünkü Garnett sadece omuzunu çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda gayet güzel vuruyor Mike Miller'a omuzuyla. Zaten başka türlü, yatay olarak ağır sayılacak bir şekilde kayan Mike Miller'ın Garnett'e çarpıp sersemeleme ihtimali bir hayli düşük olurdu. Adam baya baya omuzla vuruyor Miller'a. Açı sizi yanıltabilir, özellikle 01:01'deki açıdan bakarsanız, Garnett'in vurduğu açıkça görülüyor. Zaten aynı pozisyonu izleyen Celtics seyircisinin tepkisinden bile anlayabiliyorsunuz Garnett'in yaptığını.

Ardından Wade'in yaptığı şey işte aslında Garnett'in kafasında sözde yaptığı şey: Takım arkadaşına sahip çıkmak. Ancak buna sportmenlik dışı faul çalmak biraz ağır sanki. Yaptığı şey rakibini itmek. Arada sırada ribaund pozisyonlarında gördüğümüz, sık sık faul ile geçiştirilen bir pozisyon. Yine de Wade'in hareketi biraz uç noktada olduğu için pek eleştiremiyorum bu kararı.

Düdük mü İstiyorsun? Al Sana Düdük


Link

Dün geceki Heat-Celtics maçında çok fazla malzeme çıktı. Bugün blog'da bol bol video olacak gibi duruyor. Bu da beni güldüren pozisyonlardan biri. Rondo, karşısında House'u bulunca post-up yapmak istiyor. Nedense House'un elini koymasından rahatsız oluyor ve faul istiyor hakemden ısrarla. Faul olmayan pozisyonda hakeme illa faulü göstereceğim diye kasarken hangi pozisyonda olduğunu unutuyor. 5 saniye boyunca sırtı dönük potaya doğru yaklaşınca hakem de "Düdük mü istiyordun, al sana düdük" diye ihlali çalıyor... Benim anlamadığım Rondo'nun niye faul istediği. Çünkü House sadece elini koyuyor sırtına ve hiçbir ihlalde bulunmuyor.

Bu sene TV'de yayınlanan bir maçta daha görmüştük bu düdüğü ama çıkaramadım şimdi kime çalındığını, belki hatırlayanlardan biri yazar.

NBA'de Bugün - 13.02.2011

Heat 82 - Celtics 85
Doğu'nun en tepesindeki iki takımın mücadelesinde daha önce 2 kez olduğu gibi gülen taraf Boston Celtics oldu. Heat maç öncesi Doğu'da liderliğe yükselmiş ve liderliğini korumaya çalışacaktı ancak mağlubiyet Celtics'i yarım adım öne geçirdi. Heat ve Celtics için asıl mesele zaten Doğu'da liderlik maçı değil olay. Heat şampiyonluk yolundaysa en büyük rakibi Celtics ve normal sezonda oynanan 3 maçta şu an rakiplerini geçebilmiş değiller. Önlerinde play-off öncesi bir maç daha olacak bakalım Heat o maçıda kaybederlerse olası bir play-off eşleşmesinde psikolojik olarak dezavantajlı konumda olacaktır. Dün gece son çeyrek Celtics'e 11 sayı izni ermesine rağmen kazanmayı başaramadı Miami. Celtics'te Rondo 11 sayı-10 ribaund-10 asist ile triple-double yaparak dikkat çekerken, Garnett 19 sayı-7 ribaund ile karşılaşmayı noktaladı. Celtics'in eline belkide en çok güvendiği isim olan Pierce bu maç 0/10 isabetle kalarak şaşırttı izleyenleri. Heat cephesinde ise Bosh sürpriz olarak ön plana çıktı. 24 sayı-10 ribaund ile etkili olurken James ise 22 sayı-7 ribaund-7 asist ile mücadele ettiler ancak takımlarını galibiyete taşıyamadılar. Son dönemde Heat'in iyi performansı takımın geneline yayılmıştı ancak dün gece gördük ki yine Wade-James-Bosh sazı eline alıyor ve yan parçaalr etkinliğini kaybediyor. Heat'in bu mevzuya da çözüm bulması şart.

Thunder 94 - Warriors 100
Play-Off şansı mucizelere kalan Golden State mücadelesine devam eden takımlardan. Dün gece evinde Thunder'ı ağırlayan Warriors güzel basketbolun sonunda galibiyete ulaşarak önemli bir galibiyete imza attı. Kısaların hüküm sürdüğü Golden State'te boyalı alan sayıları Thunder'a göre oldukça fazlaydı. Ellis 33 sayı-7 asist üretirken ekürisi Curry 23 sayı-13 asist ile mücadele etti. Uzun rotasyonunda belki de ele avuca gelir tek isim olan Lee ise -Biedrins son dönemde çok formsuz- 19 ribaund ile sezonun en yüksek rakamına ulaştı. Thunder cephesinde ise Durant 29 sayılık katkısıyla iyi bir performans sergiledi ancak galibiyeti getiremedi. Thunder'ın tek tesellisi sıralamada kendisine yakın bir takım bulunmadığından telafisi olan bir yenilgi almış oldu.

Lakers 75 - Magic 89
Zorlu deplasman maçlarını bir bir atlatan Lakers son durağı olan Orlando'dan mutlu ayrılamadı. Üst üste zor ve yorucu deplasman maçları oynayan ve hiçte kolay olmayan bir fikstüre sahip olan Lakers, yüksek tempoda geçen Knicks maçından 1.5 gün sonra Magic deplasmanına çıktı. Yorgun hali göze çarpan sarılarda çoğu isim tel tel dökülürken dördüncü çeyreğin hemen başında maçı kopartmayı başarıyordu Orlando. Seyir açısından üst seviye bir mücadele olmadı belki ama pota altındaki yaşanan arbede, çaba ve hırs açısından izlenilir bir maçtı. Gasol-Bynum ikilisine karşı oynayan Howard 31 sayı-13 ribaund-3 asist-3 blok ile maçın kahramanı oldu. Üstelik Howard faul problemi nedeniyle maçın bazı bölümlerinde kenardaydı. Hidayet ise 9 sayı-3 asist ile galibiyete katkı sağladı. Lakers cephesinde Gasol hiç gününde değildi. Buna rağmen Bynum'un 17 asyı-9 ribaundluk performansı takımı bir noktaya kadar taşısa da galibiyeti getirmedi.

Blazers 105 - Pistons 100
LaMarcus Aldridge... Başka açıklaması yok şu maçın. Play-Off yolunda kazanması gereken bir maçı son bölümdeki Aldridge aşısıyla kazanmayı başardı Portland. Detroit'in de kısaları ile oldukça iyi oynadığı karşılaşmada Aldridge 36 sayısıyla galibiyeti getiren isim oldu. Portland'ın 25 ribaund ile maçı bitirmesi maçın sıkıntıda geçmesine neden oldu özellikle Portland açısından. Detroit'te bench maç boyu verimli katkı verirken Gordon raksayıyla benchten gelerek gösterdiği performansla dikkat çekti. T-Mac ise 16 sayı-5 asist ile başarılı bir performansa imza attı. Detroit'in kısalarına karşı mücadele eden Matthews ise 26 sayı ile galibiyette önemli bir pay sahibiydi.

Kings 113 - Suns 108
Phoenix Suns ağır yara aldı kendi evinde. Bu sezon play-off iddiasındaki ciddi takımları yenme başarısı gösteren Kings bu kez play-off kovalayan Suns'ıdeplasmanda devirerek Suns'ınplay-off umutlarını azalttı. Portland ve Memphis'in kazandığı gecede onların gerisindeki Suns'ın kaybetmesi ve farkın açılması hiçte iyi karşılanmamıştır Arizona'da. Sacramento'da Cousins oynatılmazken yerinde oynayan Dalembert 18 sayı-15 ribaund ile galibiyeti getiren performanslardan biriydi. Benchten gelen Landry ise 20 sayı-10 ribaund ile double-double yaptı. Suns cephesinde ise Nash her zamanki gibi takımını sırtlayan isim oldu ancak bu kez galibiyete ulaştıramadı takımını. Nash 22 sayı-18 asist üretti ancak Phoenix mücadeleden mağlup ayrıldı. Rakiplerinin kazanmasıyla bu sadece bir mağlubiyet olarak görülmemeli onlar adına.

Nuggets 108 - Grizzlies 116
Portland'ın kazandığı gecede takipçisi Memphis'in zorlu Denver karşısında galip gelmesi önemliydi. Üstelik maç boyu geriden skoru takip eden Memphis son çeyrekte 34-18'lik bir skor yakaladı ve geri dönüş ile maçı kazanmayı başardı. Pota altında 58 sayı üreten Memphis sayılarının yarısını boyalı alandan bularak dikkat çekti. Ribaund konusunda da rakibine dönem dönem sağladığı üstünlüklerle galibiyete ulaşmayı bildi Memphis. Memphis'te en skorer isim benchten gelerek 24 sayı üreten D.Arthur oldu. Rudy Gay ise 23 sayı ile galibiyeti getiren performanslardan birine imza attı. Denver cephesinde ise Melo'nun 28 sayılık performansı galibiyete yetmedi.

Wizards 115 - Cavaliers 100
Ve Cleveland'ın mağlubiyet serisinin sonlanmasının ardınadn bir diğer uzun seri olan Wizards'ın deplasmanda kazanamama serisi de son buldu dün gece. Wizards deplasmanda Cavaliers2ı üstün bir oyun sonunda geçerek bu sezonki ilk deplasman galibiyetini elde etti. Maçın hemen başınad skorer oyunuyla farkı açan Wizards'ın performansına bir de Cleveland'ın felaket derecedeki salaş performansı eklenince farka giden bir maç oldu ve Wizards galibiyete rahat ulaştı. Young 31 sayı ile galibiyeti getirirken, çaylak Wall 19 sayı-14 asist üreterek başarılı bir performans sergiledi. Wizards'ta ayrıca Josh Howard uzun bir aradan sonra forma giydi ve 16 sayılık katkı sağladı. Cleveland'da kötülerin iyisi 21 sayısıyla Jamison oldu ancak bu galibiyeti getiren bir performans olmadı.

Clippers 93 - Raptors 98
Lige havlu atan iki takımın mücadelesinde gülen taraf ev sahibi ekip Raptors oldu. Bu sezon Bosh2un yokluğunda Toronto'nun bir kazancı varsa oda şüphesiz Ed Davis olacaktır. Dün gece oyunda olduğu dakikalarda Clippers uzunları karşısıdna oldukça iyi durdu ve başarılı bir performansa imza atarak 13 sayı-14 ribuand ile karşılaşmayı tamamladı. Bargnani 27 sayıyla galibiyeti getiren isim oldu ancak 21de 9 isabetle bu skoru bulması bizlere 'klasik Bargnani işte' dedirtmekten öteye gitmiyor. Clippers cephesine bakacak olursak 21 sayı-15 ribaund ile oynayan Griffin takımını sırtlayan isimlerden biriydi ancak galibiyeti getiremedi.

Heat-Celtics Değerlendirmesi (Verilen Mesaj, Kırılan Umutlar)

Dün gecenin en önemli maçında Celtics evinde ağırladığı Heat'i bir kez daha geçerek doğuda zirveyi devraldı. Maçı seyredemeyenlerin, iki takımın sezon içerisindeki diğer karşılaşmalarını seyredebildilerse şayet, pek bir şey kaybetmediklerini söylemek mümkün. Çünkü maç sonu senaryosu yine aynıydı. Celtics skorda çift haneli üstünlüğü yakaladı. Heat ise son periyot boyunca rakibini yakalamaya çalıştı. Hatta önceki karşılaşmalarında olduğu gibi rakibini yakaladı da ama yine kazanamadı. Aşağıda maça dair kritik noktaları maddeler halinde vereceğim ama öncesinde söylemem gereken şeyler var. Takdir edersiniz ki sıradan bir karşılaşma değildi bu ve özellikle Heat açısından önemi çok büyüktü. Çünkü sıfırdan kurulan ve şampiyonluk hedefleyen bu takımın alt etmesi gereken belki de ilk takım Celtics. Playofflara daha çok var ve o zamana kadar elbette birçok şey değişecektir ama Heat adına işlerin mükemmel bir şekilde ilerlemesi halinde Celtics'le eşleşme olasılıkları hayli yüksek. Bu bağlamda önceki iki maçı kaybetmiş olmalarının kendilerini ekstra motive edeceğini düşünüyordum, yanılmışım. Normal sezonda Celtics'e karşı gösterdikleri bu performans belki playoff'ta Heat'in üç büyük yıldızını etkilemez ama geri kalan oyuncuların özgüvenini sarsacak cinsten.

- Nitekim maçtan istatistikler de bu söylediğimi doğruluyor. Zaten hiç bir zaman güvenilir ve maçın gidişatına fazla etki edebilen bir benchi olmadı Heat'in ama eğer hedef şampiyonluksa 3 süper yıldız bile yetmeyebilir bir takıma. Kaldı ki bu maçta yetmedi. Gayet verimli oynayan Wade-LeBron-Bosh üçlüsü haricinde yalnızca 20 sayı üretebildi takımın kalanı. Bu kabul edilir bir durum değil ve oldukça ümit kırıcı. Düşünün sahip olduğunuz bütün silahlar çalışıyor ama yine de kazanamıyorsunuz. Hem de rakibin en önemli oyuncusu kariyerinin en kötü maçlarından birini oynamışken...

- Paul Pierce kariyeri boyunca ilk defa, 25 dakika ve üzerinde süre alıp, 10'dan fazla şut girişiminde bulunduğu bir maçta saha içi isabeti bulamadı. (Maçtan sonra Pierce, ayağında ve elinde küçük sakatlıkları olduğunu söyledi ve kendisinin MR'ı çekildi. Ama bilmiyorum kötü performansını bu sakatlıklara bağlamak ne kadar doğru olur). Buna rağmen Celtics'in maçı almasını sağlayan iki faktör varsa bunlardan ilki bench katkısıdır: Glen Davis-Wafer ikilisi 29 sayı üretti. Heat benchinden yalnızca 9 sayı fazla atmışlar bu mu yani büyüttüğün demeyin, çok kısıtlı dakikarda yaptı ikili bu istatistikleri. Kaldı ki O'Neallar, Daniels falan yok henüz takımda. İkincisi ise Rajon Rondo...

-Belki Celtics bünyesinde çok fazla yıldız var ama bu adam olmadığında her şey dağılacak hissi mevcut bende. Bir takım bu kadar iyi idare edilir, bir oyuncu bu kadar takımına katkı sağlayabilir. 11 sayı-10 ribaund-10 asistle kıyısından da olsa triple double yaptı Rondo ama esas önemli istatistik topla bu kadar haşır neşir olan bir oyuncunun yalnızca 1 top kaybı yapmış olması. Tüm bunlar yetmez gibi bir de Rivers'ın ilginç stratejisi üzerine LeBron'un savunmasını aldı. Kene gibi yapıştı LeBron'a ve fiziği nispetinde başarılı olduğu da söylenebilir bu eşleşmede. Hatta gerek oyun içi gerek oyun dışı öyle hareketler yaptı ki illallah ettirir insana. (Laf aramızda bize de güzel malzemeler çıkardı, gün içerisinde blogda yer vermeyi düşünüyoruz)

Popovich'ten İlginç Değişiklik

Son iki maçta hafif de olsa düşüş sinyalleri veren Spurs'de koç Popovich, Manu'yu dinlendirmek için ilk 5 başlatmadı ve sadece 8 dakika süre verdi. Popovich'in Arjantinli'yi bench'e alma sebebi, onu dinlendirmek ve son çeyreğe daha dinç bir şekilde girmesini sağlamaktı. Ama Spurs ilk çeyrekten maçı koparınca dakika almasına bile gerek kalmadı Manu'nun. Konumuz dakikaları değil ama sadece ilk 5 ile ilgileniyoruz.

Çünkü Spurs düne kadar tam 53 maçtır aynı 5 ile çıkıyodu maçlara. Bu sezon ilk 5'ini değiştirmeyen tek takımdı. Ancak Popovich'in bu ilginç kararı ile seri sona erdi. Benim anlamadığım şey Wizards'ın son çeyreğine Manu dinlenmiş olarak girse ne olacak, pestili çıkmış olarak girse ne olacak? Wizards yani. Bu konuda rekor ise Pistons'ın elinde. 2005-06 sezonunda tam 73 maç boyunca aynı oyuncular ilk 5'te yer aldılar: Billups, Hamilton, Prince, Rasheed, BigBen. Ancak Rasheed'in 16 teknik faule ulaşması sonucu bu seri bozulmuştu. Spurs'ün onları yakalama şansını sona erdiren ise Popovich'in ilginç kararıydı. Üstelik bunun sadece Wizards'a özel olduğunu açıkladı koç. Neyse, rekor kaçacaksa da böyle kaçsın canım. Bir sakatlık olup oyuncuların maç kaçırmasından çok daha iyi. Nazar değmesin o yönden baya sağlam gidiyor Spurs. Tahtaya vuralım...

Edit: Yazıya yorum yapan arkadaşın belirttiği gibi Pistons'ın, Iverson takasından sonra dikiş tutturamamış olması ve milyonlarca farklı 5 ile maçlara başlaması da kaderin bir cilvesi olsa gerek. Her takım bir dönem zirveya oynarken, daha sonra biraz dipleri süpürmeye de mahkum olacaktır.

13 Şubat 2011 Pazar

Koca Bebek'ten Acınası Smaç Denemesi


Link

Az önce biten Heat-Celtics maçının ikinci çeyreğinde topu kapan Glen Davis, fast-break'e çıkıyor. Bomboş bir turnike veya smaç bulacak değil mi? Hayır yanıldınız. Zaten yerden en fazla 4.7 santim havaya zıplayabilen ve bu yüzden NBA'in en çok blok yiyen isimlerinden biri olan Glen Davis, turnike mi bıraksam, smaç mı yapsam derken, yeterince zıplayamıyor ve çift elle turnikeye gitmiş oluyor. Sonuç? Çemberden, en güzelinden bloğu yiyor Davis. Pozisyona dayanamayan Pierce havlunun arkasına saklanmakta buluyor çareyi. Sen bizi güldürdün, Allah da seni güldürsün Koca Bebek.

40 Kere Maşallah

Dün geceki 76'ers maçında istatistikleri ne Love'ın? 16 sayı-13 ribaund. Bu iki kategorideki istatistiğin toplamı ne yapar 29. Bu sayıların basamaklarını toplayın 11, ekleyin 29'a 40 yapar. Kevin Love'ın 40. double double'ı kutlu olsuuuun!!! Wilt'in 227 kere üst üste yaparak kırdığı rekora bir adım daha yaklaşmış oldu kendisi.

Tebrik ediyoruz Love'ı. Gerçekten de 40 maç üst üste double double yapmak kolay iş değil. Ben de zaten bu sebeple kendisinin All-Star'ı hak ettiğini düşünenlerdenim. İstatistikler falan gayet afili ama açık söylemek gerekirse oyuna etkisi bu istatistikleri kadar güçlü değil. Oyunu domine edebildiği pek fazla maç göremedik. Performansı kadar, takımdaki rolünü, etrafındaki isimlerin yetersizliğini ve oynadıkları yüksek tempoyu da, ortalamalarının bu seviyede dolaşmasını sağlayan etkenler olarak görüyorum.

13 Şubat Programı

13 Şubat Pazar 20:00 / Miami Heat - Boston Celtics
13 Şubat Pazar 22:30 (NTV) / Los Angeles Lakers - Orlando Magic
14 Şubat Pazartesi 01:00 / Washington Wizards - Cleveland Cavaliers
14 Şubat Pazartesi 01:00 / Portland Trail Blazers - Detroit Pistons
14 Şubat Pazartesi 01:00 / Los Angeles Clippers - Toronto Raptors
14 Şubat Pazartesi 01:00 / Denver Nuggets - Memphis Grizzlies
14 Şubat Pazartesi 03:00 / Sacramento Kings - Phoenix Suns
14 Şubat Pazartesi 03:00 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - Golden State Warriors

Pazar akşamları keyifli olmaya başladı. Maçların erken başlaması bir tarafa güzel de karşılaşmalar oluyor. Uzunca bir süredir formsuz görünen Magic evinde Lakers'ı konuk edecek. Deplasmanda da olsalar Lakers favorim. Karşılaşmanın dikkat çeken diğer yanı da Gasol-Howard kapışması olacak. Hangisinin daha efektif olduğu konusunda tartışmalar bitmek bilmedi. Gecenin daha önemli maçında Heat-Celtics karşı karşıya gelecek ve bu maçın kazananı doğuda lider pozisyonda yer alacak. Sezon içerisinde ilk iki maçı Celtics kazanmıştı. Tahmini gerçekten zor bir karşılaşma ama bu sefer deplasman ekibinin güleceği içime doğuyor. Wizards-Cavaliers maçı 3-4 sene önce olsa izlenirdi de şimdi pek cazip gelmiyor basketbolseverlere. Hele ki aynı saatte Nuggets-Grizzlies maçı varsa. Batıdaki sıralamayı etkileyecek bir maç olacak o da.

Gecenin Hareketleri - 12 Şubat


Link

Son sıradaki hareketleri geçebilirsiniz izlemeden, pek bir numaraları yok. 6. sırada Eric Maynor, yarısahadan bulduğu basketle takımına maçı kazandırıyor diyebiliriz biraz fazla düz mantıkla. 2 farkla aldılar sonuçta maçı. İlk 3 ise gerçekten çok başarılı. Derrick Rose'un imza hareketlerinden birini görüyoruz. Kesinlikle bu tarz hareketleri en kusursuz ve estetik yapan oyunculardan biri. Josh Smith, Najera'yı pişman etmiş savunma yaptığına. Najera'nın iyi niyetine saygımız sonsuz ama o ayak çabukluğuyla hücum faul yaptırayım diyene kadar Smith dağıtmış kendisini. Jackson ise tek dripling ve çok zor bir şutla iki kişinin üzerinden maçı bitirmiş.

Pacers'ın Mourinho'su

Yaklaşık 2 hafta kadar önceydi. O'Brien'ın görevden alınmasıyla takımın başına geçen Frank Vogel, basın toplantısında hayli iddialı açıklamalar yapmıştı. İddialı olmasının yanında oldukça özgüvenli biri gibi görünüyordu ilk bakışta. Çok geçmeden anladık ki bu genç adamın söylediklerinin altı boş değilmiş. O'Brien yönetimindeki son 8 maçında yalnızca 1 galibiyet alabilen takımda koç değişikliğiyle durum tam tersine döndü, sanki sihirli bir değnek değmiş gibi. Yeni koçlarıyla birlikte şimdilik 7-1'lik bir seri yakaladılar. Tek mağlubiyetlerini LeBron'un 41 sayı attığı Heat deplasmanında aldılar. O maçta da ele geçirdikleri büyük farkı koruyamayıp kaybetmişlerdi. Yani gayet kabul edilebilir bir yenilgi.

Yakaladıkları bu ivmede kolay fikstürün de etkisi var elbette, pek dişli rakiplere denk gelmediler henüz. Ama 2 hafta önceki Pacers'ın bu takımlara yenilmesine de kimse şaşırmazdı açıkçası. O kadar vahim görünüyordu durumları. Bu sebeple Vogel'ın hakkını inkar ettiğimiz düşünülmesin. Zaten değişimin getirdiği etki istatistiklere de yansımış durumda. Vogel'ın oynatmaya çalıştığı tempolu basketbolun getirisi olarak takım 8 maçtır 100'ün altında sayı atmıyor. Yine Vogel yönetiminde ilk çeyreklerde ortalama en çok sayı atan takım Pacers ve ofansif ribaund reytingleri bu periyotta ligin en iyi takımı olan Portland'ın ortalamasının üzerinde.

İki hafta öncesine kadar ligin izlemesi keyifsiz takımlarından olan Pacers şu an Bobcats'in 2 galibiyet önünde playoff potasına girmiş bulunuyor. Daha da önemlisi takım heyecan ve gelecek adına umut veriyor. Bu değişimin en önemli mimarı da şüphesiz Vogel. O'Brien'dan kurtulan Pacers organizasyonu mutludur mutlu olmasına ama takımın performansını gördükçe bu hamleyi neden daha önce yapmadık diye de yakınıyorlardır muhtemelen.

Bu Çocuk Kendini Ne Sanıyor?


Link

Yine bir Cousins haberiyle karşınızdayız. Ben yazmaktan bıktım, Kings yönetimi ceza vermekten bıkmadı. (Önce yukarıda koyduğum videoyu izleyin derim, özellikle son 20 saniyesini) Cousins bu sefer de sabaha karşı oynanan maçta Evans'ın son saniyelerdeki şut seçimine sinirlenmiş. Zaten bundan önceki son maçlarda da yine son saniyelerde kötü tercihler kullanan Tyreke'e gıcıkmış. Bu sabahki Thunder maçından sonra dayanamamış, oyun alanından soyunma odasına gidene kadar Tyreke'e bağırmış, çağırmış, saydırmış... Soyunma odasına geldiklerinde ise araya Donte Greene girmiş. Kendisi de pas isterken, Donte'nin topu Tyreke'e vermesine çok kızmış. Burada çok detay olmasa da kafasının tası atan Cousins herhalde Greene'e daldı diye düşünüyorum. Çünkü ikili yumruk yumruğa birbirlerine girmişler. Takım tam Phoneix'e gitmek için uçağa binmişken genel menajer Petrie'nin kararıyla Cousins'e 3 maç ceza verilmiş ve uçaktan inmesi istenmiş. Ancak cezalı olduğu maç sayısı 3'ten 1'e inebilirmiş.

Nerden başlayalım, evet Tyreke'ten. Jazz ve Mavs'e karşı son topları çok kötü kullanan Tyreke, bu sabah sadece kötü bir şut kullanmakla kalmadı, benim mantığıma çok ters gelen bir seçimde bulundu. İki sayı farkla yenilirken takımı, el üzerinden üçlük attı. El üzerinden atması zaten kötü ama üçlük denemesi bence saçmalık. Hani deplasmanda olsalar anlıcam, bu tür durumlarda "Bitse de gitsek, uzarsa taraftarlarla bu maçı alırlar" mantığı ile üçlük deneyebiliyor takımlar. Bence yine yanlış ama o konuyu deşmeyelim şimdi. Sabahki maça bakıyoruz, Kings evinde oynarken Tyreke bu seçimi yapıyor. Nedenini bilmiyorum açıkçası ama Westphal da "Birebir oyna, el üzerinden" dediyse niye mola almakla uğraştığını merak ediyorum... Yani kısacası Evans 3 maçtır resmen takımına maçı kaybettiriyor saçma şutlarla. Bu açıdan Cousins'a hak veriyorum. Koçların ve diğer oyuncuların Tyreke'e hiç ses çıkarmaması onu rahatsız etmiş... Tamam rahatsız edebilir ama soyunma odasına gidene kadar bağırmaya çağırmaya gerek var mı? Gören de kendisi bomboş turnike atacaktı da Greene özellikle topu vermedi sanacak. Topu kendisi kullanmak istemesi, sorumluluktan kaçmaması güzel ama bunun doğru seçim olduğuna inanması bir hayli ilginç. Çünkü 4-5 saniye kala son toplar uzunlara verilmez pek. Genellikle uzunların kendilerine pozisyon hazırlamak için belli bir süreye ihtiyacı olur. Üstelik rakibin faul yapması halinde 2'de 2 isabet bulma ihtimali %50'nin altındadır çoğu uzunda. Bu yüzden kısa sürede 2-3 dripling üstünden şut atabilecek kısalara verilir top.

Evans'ın üç maçtır, mental açıdan so ndakikaları kaldıramaması kötü bir sinyal Kings adına ama Westphal'ın çok da fazla seçeneği yok. Öte yandan genç pivotun yine yönetim tarafından cezalandırılmasına sevindim. Oyuncular birliği laf edecek diye 3 maçtan 1'e indirmezler umarım böyle bir davranışı. Çünkü Cousins'ın kendini olduğu yerden 50 basamak yukarıda görmesi sinir bozucu. Bu sezon bir düşüş yaşasa da, takımın en önemli ismine 5 dakika boyunca bağırıp çağırmanın yanlış olduğunu anlamalı. Zaten Westphal hücumun ondan dönmesini istese, bunu yapardı değil mi?

NBA'de Bugün - 12.02.2011

Spurs 118 - Wizards 94
Lig lideriSixers karşısında aldığı yenilgiden sona Wizards önünde patlama yaptı. Maçın başından itibaren üstünlüğü eline alan ve skorer bir oyun sergileyen Spurs henüz ilk yarısında 72 sayı kaydettiği matan rahat bir galibiyet çıkarttı. Altı ismin çift haneli rakamlara ulaşarak galibiyete katkı sağladığı Spurs'te Parker 18 sayı-8 asist ile takımını sırtlayan isim oldu. Ayrıca Spurs'te Manu'nun benchten gelmesi ve Hill'in ilk beş başlaması maçta dikkat çeken noktaydı. Wizards cephesinde faul problemine giren Nick Young yeterli süreyi bulamadı ve oynadığı dkaikalarda da kötü bir performans sergileyerek takımını baltaladı. Blatche ise 16 sayı- ribaundluk katkı sağladı.

Mavericks 106 - Rockets 102
Sonuçta Texas derbisiydi ve çekişmenin üst seviyede olduğu izlenilebilir bir maçtı. Üçüncü çeyreğin sonunda farkın 21 sayıya kadar çıkması belki maçın izlenilebilirliğini düşürdü ama basit hatalarla Houston'u oyuna ortak eden de maç sonunda savunmasının dozunu arttırarak kazanan taraf olmayı başaran da Dallas oldu. Dirk Nowitzki'nin 22 sayılık katkı sağladığı gecede Peja sezonun en yüksek rakamına dün gece ulaştı ve 8/12 isabetle oynadığı gecede 22 sayı kaydetti. Rockets cephesinde ise 26 sayı-8 asisti ile Lowry'nin performansı dikkat çekiciydi ancak takımını galibiyete taşıyamadı.

Bulls 97 - Hornets 88
Chicago'nun deplasman turnesinin son ayağıydı Hornets karşılaşması. Bu turnede beklenmedik yenilgiler alması Bulls'un sıralamada yükselmesini önledi ancak dün gece Hornets karşısında aldığı galibiyet ile 3-2'lik derece ile bitirmeyi başardılar bu turneyi. Okafor'un yokluğu Hornets'e büyük bir darbe vurmuş bu açık. Ribaund konusunda adeta ezilirken maçı sadece 26 ribaund ile tamamladılar. Boyalı alandan da skor üretme konusunda başarılı olduklarını söyleyemeyiz. Ribaund konusunda Chicago'nun bu denli iyi olduğu bir mücadele de Ömer'de 4 sayı-11 ribaund ile bu konuda kariyer rekorunu kırdı. Maçı kazandıran isim ise 23 sayı-6 asist ile oynayan Mvp adayı Rose oldu. Chris Paul maçtan çok kopuktu zira diğer guard Thornton'un 24 sayısı olmasa Hornets bu kadar maçın içinde olamazdı.

Bobcats 88 - Hawks 86
Play-Off iddialarını sürdürebilmek için galibiyete ihtiyacı olan Bobcats kendi seyircisi önünde özellikle galip gelmek isteyen Hawks'ı devirmeyi başardı. Sixers hezimetinden sonra Bobcats'e karşı oldukça hırslı ve istekli olan Atlanta farkı 20'li sayılara kadar çıkarttı 3. çeyrekte. Maç bitti artık derken geri dönüş yapan Bobcats son saniye basketi ile öne geçti ve maçı kazanan taraf oldu. Pacers'ın kazandığı gecede kaybetmiş olsalardı çoktan havlu atmış olurlardı ki bu galibiyet onlara ilaç gibi geldi. Maçı kazandıran adam olan Jackson 32 sayı üretirken son dönemin formda ismi Livingston 22 sayılık katkısıyla benchten gelerek önemli işlere imza attı. Hawks cephesinde Smith 28 sayı ile oynarken benchten gelen Crawford soğuk bir gece geçirdi ve takımının ihtiyacı olan basketleri bulamadı. Hawks böylece üst üste 2. yenilgisini aldı seyircisinin önünde.

Knicks 105 - Nets 95
Lakers'a kaybettikten sonra kendini yenilemek isteyen Knicks için oynanacak bir Nets karşılaşması fikstürün sunduğu paha biçilemez bir fırsattı. Derbiyi kazanan Amare'nin eksikliğine rağmen Knicks oldu ve arkadan gümbür gümbür gelen Sixers ile farkın kapanmasına izin vermedi. Amare'nin yokluğunda zorlansalar da maç sonu oynama konusunda sıkıntılı bir takım olan Nets karşısında maçın sonlarında rutin bir basketbol oynamasına rağmen Knicks farkı açarak galibiyete uzandı. 21 sayı-8 ribaund ile oynayan Chandler takımını taşıyan isim olurken benchten gelen Douglas 19 sayı kaydetti. Genelde hızlı hücumlardan ve boyalı alandan basket bulan Nets cephesinde dikkat çeken isim Harris oldu. Harris'in 22 sayısı galibiyete yetmedi.

Thunder 99 - Kings 97
Evinde her zaman iyi performansıyla dikkat çeken Sacramento dün gece Oklahoma karşısında da oldukça iyi bir performans sergiledi. Galibiyetten sadece bir basket kadar uzakta olan Kings'te Evans'ın son şutu başarılı olmadı ve maçı kazanan taraf Thunder oldu. Maç boyu Durant ve Evans'ın düellosu vardı ve izleyenler büyük keyif aldı. 35 sayıyla oynayan Durant ve 22 sayı-7 asistlik performansıyla Westbrook'un katkıları takımı galibiyete götürdü. Sacramento'ya bakacak olursak Evans'ın 30 sayı-9 ribaundluk performansı galibiyete yetmezken, Cousins 14 sayı-12 ribaund ile double-double ile geceyi noktaladı.

Pacers 103 - Bucks 97
Doğu'da Pacers fırtınası çok sert esmeye devam ediyor. Pacers son olarak Bucks'u kendi evinde mağlup ederek hem play-off yolunda önemli bir adım attı hem de bu yolda önemli bir rakibini saf dışı bıraktı. Son 10 maçında yalnızca 2 yenilgi alan Pacers'ın yeni koçuyla oynadığı 8 maçta da tek yenilgisi bulunuyor. Granger'ın 30 sayısıyla sırtladığı Pacers'ta aynı zamanda Collison'da 22 sayılık oyunu ile galibiyete katkı sağladı. Milwaukee cephesine dönecek olursak bench katkısı onlrı maçın içinde tuttu. Delfino 21 sayı-5 asist ile başarılı bir performans sergilemesine rağmen galibiyeti getiremedi. Ersan ise 10 sayı-6 ribaund ile karşılaşmayı tamamladı.

Sixers 107 - Wolves 87
Son bir ayın en formda takımlarından biri şüphesiz ki Sixers olacaktır. Son 10 maçına baktığımızda 7 galibiyet görüyoruz ki play-off isteyen bir takımın galibiyetlerine devam etmesi önemli. Sixers üst grupla alt grup arasında bir köprü görevi de görmekte. Formunu korur ve galibiyetlerine devam ederse Knicks'i geçip üst sıralardan play-off yapması hiçten bile değil. Dün gece de Wolves karşısında başarılı bir gece geçrip galibiyete uzanmayı başardılar. Rakibin top kayıplarının ardından hızlı hücumlardan bolca skor üretmeyi bildi Sixers. En skorer isim benchten gelen Young olurken 18 sayılık katkısıyla ön plandaydı. Iguodala'da 15 sayı-5 ribaund-7 asist ile komple bir performans sergilerken, Wolves cephesinde Love 16 sayı-13 ribaund ile geceyi noktaladı.

Miami Heat ve Two and a Half Men

Charlie Sheen'in ünlü komedi dizisinden bahsetmiyorum, Pippen'ın zehir zemberek açıklamalarından bir kuple bu. Eski efsanlerden gidiyoruz bugün, hayırlısı. Slam Online'a röportaj veren Pippen güncel konularla ilgili çarpıcı açıklamalar yapmış. Röportaj çok uzun olduğu için yalnızca dikkat çeken yerleri aldım. Zamanında Bulls ile kırdıkları galibiyet rekorunun gerekli değeri görmedğini belirten Pippen; "Rekor hayli küçümseniyor, biz başardık ve ne öncesinde ne de sonrasında bu istatistiği geçebilen olmadı." demiş. Jeff Van Gundy de nasibini almış Pippen'ın açıklamalarından: "Şimdiki söyleyeceklerim için özür dilerim ama Jeff Van Gundy gibi ahmak insanlar, Miami'nin bu rekoru kırabileceğinden bahsediyordu sene başında. Van Gundy kim ki?" diye konuşmasını sürdürmüş ve en son da Heat ve Bosh'a sarmış: "Takımdaki iki oyuncuya saygı duymuyor değilim, ya da 2 buçuk demeliydim sanırım çünkü Bosh, LeBron'un yarısı eder ancak. Ben bu rekoru kırmalarına ihtimal vermiyorum. Miami'nin kulüp, hatta eyalet rekorunu kırabileceğini dahi düşünmüyorum."

Amma biriktirmiş, ben yazarken yoruldum. Önce '2 buçuk adam' konusuna değinelim. Literatüre yeni bir söz öbeği eklemiş Pippen, zira biz onlara genelde üçlü diyorduk. Yalnızca onlara değil Celtics'tekilere veya Spurs'dekilere de. Belki yetenek, kapasite, popülarite olarak LeBron ve Wade'in gerisinde Bosh ama unutmamak gerekir ki kendi pozisyonunda ligin en iyi 4-5 oyuncusundan biri. Takıma katkısı azımsanacak gibi değil. Özellikle önemli maçlardaki performansı gayet tatmin edici. Ayrıca psikolojik açıdan da takım arkadaşlarına güven veriyor. Örneğin maç sıkıştığı anda topu verdiğinizde sayı çıkaramayacağını, hücumda sorumluluk alamayacağını veya savunmada bariz kusurları olduğunu kim iddia edebilir? Ne var ki Heat seçimini yaptığına göre bu tür haksız eleştirilere de kendisini hazırlamış olmalı.

Rekor konusundaysa Pippen'a sonuna kadar katılıyorum. İnsanlar belki farkında değil ama ortada eşine kolay rastlanamayacak bir durum var. Koca lig tarihinde Bulls'un 72-10'luk serisine yaklaşabilen takımlar, yine aynı çekirdek kadroyla kendileri ve 70'li yılların başında West-Chamberlain ikilisinin bulunduğu Lakers. Yakın zamanda ise başarılı sezon geçiren takımlar var ama açıkçası rekora pek de yaklaştıkları söylenemez. Son yıllarda sürekli değişen basketbol anlayışına hiç girmeyeceğim çünkü o bambaşka bir yazı konusu. Ama önümüzde destekleyebileceğimiz daha somut örnekler var. Mesela, Pippen'a göre 2.5, bana göre 3 oyuncu kariyerlerinin en iyi sezonlarını geçirecek diyelim. Bu oyuncuların yeteneklerine ve yapabileceklerine saygım sonsuz. Peki, isimler çok büyük olsa dahi yalnızca birkaç sene içerisinde bütün lig tarihi alt üst edilebilir mi? Jordan-Pippen çekirdeği kaçıncı sezonunda bu rekoru kırabilmiş? Bu oyuncuların etrafında şekillendirilen veya şekillendirilecek isimler rekoru kırmaya yeterli mi ya da yeterli olacak mı? Ayrıca malumunuz günümüzde üçlüler pek bir moda ve güçlüler artık daha güçlü, sürekli kadrolarını geliştiriyor. Celtics bunun en iyi örneği. Ortada büyük bir potansiyele sahip bir Bulls, bu yaz 1-2 takviyeyle güçlenebilecek Knicks ve de Dwight takımda kaldıkça tehdit olacak Magic takımları da var. Aynı konferansta olduklarından dolayı bu takımlarla sık karşılaşacak Miami rekoru gerçekten kırabilir mi? Tüm bu soruları birleştirdiğimizde cevabım "hayır" oluyor. Üzgünüm ama adam haklı Van Gundy.

Pippen'ın eyalet ve franchise rekoruyla alakalı açıklamalarında ise hafif bir aşağılama seziyorum. Miami'nin kulüp rekoru 61-21 ve bu tempoyla giderlse daha ilk sezonlarında bile rekoru geliştirebilirler.

Rodman'ın Forması Emekli Ediliyor

Dünden beri yazacağım sözde ama TTNet sağolsun internetim patladı... Evet efendim Dennis Rodman, bildiğimiz deli, şeker çocuk Dennis Rodman'ın 10 numaralı formasını emekli edeceğini açıkladı Detroit Pistons.

Burayı okuyanların birçoğu muhtemelen Rodman'ı izleyememiştir zamanında. Ben de kendisini asıl Spurs ve Bulls'da yakalayabildim ancak. Tabii başarısı sadece Bulls ile değil Rodman'ın, ondan önec Pistons ile iki şampiyonluğu var deli oyuncumuzun. Ligin en iyi savunmacısıydı zaten bu kategoride şampiyon oldukları yıllarda da ödülü kapmıştı yanılmıyorsam. Sadece istatistiklerine bakarsanız, Rodman'a dair herşeyi öğrenmiş olmuyorsunuz maalesef. Ligin gelmiş geçmiş en iyi ribaund alan oyuncusu bana göre. Sadece istatistik olarak değil, izlerseniz kendisini ribaund sezgisinin ne kadar iyi olduğunu anlayabilirsiniz ancak. Zaten boyunuz sadece 2 metre ise, o kadar ribaund almanız için pek çok ekstra yetiye sahip olmanız gerekiyor. Rodman mesela sadece şutların nereye sekeceğini iyi sezmiyordu, müthiş çabuk ellere sahipti, araya girip topu havada 2-3 kere çelerek bir sürü ribaund almışlığı vardır, aynı zamanda gençlik yıllarında çok iyi zıplardı ve en önemlisi müthiş savaşçıydı, cüssesine rağmen rakiplerini mükemmel box-out ederdi. Bütün bunların birleşimi sonucu ancak Rodman'ın ulaştığı rakamlara ulaşabilirsiniz.

Örneğin evet Love 15 ribaund ortalama yakalayarak harika bir yıl geçiriyor ancak yanındaki Milicic'in ribaund özürlü bir uzun olduğunu, takımının ne kadar hızlı bir tempoda oynadığını göz önüne alınca yaptığı inanılmaz iş, biraz da akıl mantığa sığar hale geliyor. Öteki tarafta Rodman'a bakıyorsunuz, adam kısa forvet oynadığı dönemde rakibin en önemli oyuncusunu tutarken (Magic, Jordan vs) ve savunmada genellikle dış alanı savunurken maç başına ortalama 12.5 ribaund alıyordu. Yanlış falan yazmadım, tam on iki buçuk... Kısacası yaptığı işler gerçekten akıl alır şeyler değildi. Chicago'yla üçüncü şampiyonluğunu kazanırken 37 yaşındaydı ve hala 15 ribaund ile NBA'in bu alandaki lideriydi. Kariyerinde 7 sezon boyunca 14.5 ribaund ortalamasını geçti...

Karakterine pek değinmedim burada özellikle çünkü her ne kadar akıllara deliliğiyle kazınmışsa da onun parkede yaptığı işlerin önemi çok daha fazlaydı benim gözümde. Ama birkaç aklıma gelen örnek var tabii ki: En başta Spurs'de boyamaya başladığı saçları ve dövmeleri o zamanlarda inanılmaz dikkat çekmişti. Böyle bir psikolojiye girmesinin sebebi, özel hayatındaki çalkantılara kendisini tamamen serbest bırakarak son verme isteğiydi. Her maça farklı bir saç rengiyle çıkıyordu, hatta NBA Live 95'te yanlış hatırlamıyorsam her yeni maç açtığınızda, Rodman'ın saç rengi değişiyordu. Bir başka bomba olayı ise o zamanlar benim yaşımdaki gençler için önemli bir figür olan Carmen Electra ile sarhoşken evlenmesi ve ertesi gün çıkıp "Ben evlendiğimi hatırlamıyorum, uçmuştum" diyerek evliliği geçersiz saydırması... Ama diyorum ya böyle bir karakter olmasa bile sadece sahada takımına yaptığı katkılar yeterli zaten bir efsane olarak anılması için. 90'lı yılların açık ara en iyi savunmacısıydı, hem de tek pozisyon da değil 5 pozisyonu birden savunuyordu... Şimdi sırada Bulls'un 91 numarayı emekli etmesi ve Hall of Fame'e girmesi var. Hani bir ihtimal Hall of Fame'e giremezse, çok büyük ayıp olur bence...