BIY AD

8 Mart 2011 Salı

Gordon'dan İyi Haber

Soner abi bahsetmişti Gordon'un sahalara döndükten hemen sonra sakatlandığından. Ancak Gordon'un sakatlığının bu sefer endişe verici boyutlarda olmadığı ve sahalarda 1 hafta ila 10 gün uzak kalmasının beklenildiği söylendi. Açıkçası ben de 1 aya yakın bir süre bekliyodum geri dönmesi için ancak demek ki ciddi bir durumu yokmuş Gordon'un. Clippers adına sevindirici bir haber olmasına rağmen Clippers bir ara girdiği -en azından yaklaştığı- playoff yarışına Gordon'un olmadığı Şubat ayındaki 2-11'lik felaket derecesiyle havlu attı. Ancak önlerinde Gordon-Griffin çekirdeğiyle başarının geleceğini düşündüğüm yıllar var o yüzden Clippers adına bu sezonu kayıp yıl değil de takımın çekirdeğinin oluştuğu yıl olarak görüyorum. Önümüzdeki senelerde çok daha fazla can yakan ve en azından playoff yapacak bir Clippers bekliyorum. Eğer bir de çok fazla gölgesinde kaldıkları Lakers'la paylaştıkları Los Angeles'tan ayrılıp daha tutkulu bir taraftar grubuna sahip olurlarsa ikinci bir Oklohoma City havası yakalayabilirler.

7 Mart Programı

8 Mart Salı 02:00 / Los Angeles Clippers - Charlotte Bobcats
8 Mart Salı 02:00 / Portland Trail Blazers - Orlando Magic
8 Mart Salı 02:30 / Utah Jazz - New York Knicks
8 Mart Salı 03:00 (NBA TV) / New Orleans Hornets - Chicago Bulls
8 Mart Salı 03:00 / Oklahoma City Thunder - Memphis Grizzlies
8 Mart Salı 03:00 / Dallas Mavericks - Minnesota Timberwolves
8 Mart Salı 05:00 / Houston Rockets - Sacramento Kings

Saydım tam 4 tane güzel karşılaşma var bu gece. NBA TV'nin yayınlayacağı maçta gönül isterdi ki Paul de sahne alsın ama sakatlığı sebebiyle bu gece yok. Paul oynasaydı çekişmeli geçme ihtimali daha yüksek bir maç olurdu ama Hornets savunmasıyla ön plana çıkan, hücumu daha sınırlı takımlara karşı direnç gösterebiliyor. Magic, Blazers karşısına cezalı Howard'dan yoksun çıkacak. Bakalım onsuz nasıl bir strateji izleyecekler, merakla bekliyorum. New York'a konuk olacak Utah'da sakatlıkları geçen Kirilenko ve Millsap'in oynaması bekleniyor. Ev sahibi ekipte ise Chauncey ve Turiaf sakat. Douglas geçen maç müthiş bir oyun ortaya koymuştu ama hücumda halen güven vermiyor. Turiaf ise Knicks adına büyük eksiklik çünkü takım arkadaşlarının bütün savunma hatalarını o kapatıyordu. Jazz'ın rakibi kadar kolay sayı bulacak oyuncuları yok belki ama dediğim gibi Turiaf'ın eksikliği sayesinde bir darbe indirebilirler Knicks'e. Gecenin güzel görünen son karşılaşmasında ise dün gece Suns'ı devirerek Grizzlies'ın önüne açan Thunder, bu gece Memphis'e gidecek. Çekişmeli geçmesini bekliyorum bu maçın da.

7 Mart 2011 Pazartesi

Arroyo Celtics'te

Mike Bibby hamlesi için Miami Heat'in kadrosunda feragat edilen isim olan Arroyo, Celtics ile anlaşmış. Bu sabah Celtics-Bucks maçının boxscore tablosuna bakarken Arroyo'nun ismini gördüm. Miami'den gidişi sonrası hakkında Porto Riko'ya döneceği hakkında haberler okumuştum ama başka bir takımla görüşüp anlaşabileceği ihtimali aklımda değildi, hele şampiyonluk yolunda hedefleri olan ciddi bir takıma gideceği.

Fena bir hamle olmamış aslında Celtics için. Perkins takasında kontratları dengelemek için Nate'i de gönderen Celtics'te, Rondo'yu yedekleyecek isim konusunda sıkıntı yaşanıyordu. Özellikle de West sakatken. West'in olduğu bir kadroda bile Arroyo, güvenilebilir, sırıtmayacak bir yedek olarak görevini yerine getirir oyuna girdiği zaman. En azından West gibi bir kombo guard değil, top dağıtmayı daha iyi bilen bir isim.

Maç başına yaklaşık 37-38 dakika oyunda kalan Rondo'nun son dönemde zaman zaman 40'lı süreleri görmesi Ainge'i korkutmuş olacak ki Arroyo takıma dahil edildi. Sezon ortası hamleleri çok eleştirildi Celtics'in ancak Arroyo hamlesi şu dönemde bana mantıklı geldi. Heat'te bu sezon çoğu maç ilk beş çıkan ve 20 dakikanın üstünde süre bulan bir isim Arroyo. Boston'da Rondo'nun yokluğunda önemli süreler alıp ciddi katkılar verebilir.

Gecenin Hareketleri - 6 Mart


Link

Güzel bir liste çıkmış dün geceden. Jo. Crawford'ın crossover'ı ve ardından verdiği asist tek kelimeyle mükemmel. Pierce'ın 8 numarada yer alan asisti de çok iyi, belli ki Rondo'dan kapmış birkaç numara ama vurduğu smaçta bir adım fazladan atıyor. Wade'in bu fadeawaylere kaçıncı bloğu bilmiyorum. Amar'e'yi böyle kesmişti çok fenaydı o, bu da gayet güzel. Hinrich önünü kesmiş, Horford hazırlamış, Williams'da bloklamış. 5 numaradaki Hawks dayanışması takdir edilesi. 4 numarada Wade'in ne kadar çevik olduğunu görüyoruz. O pozisyonda hiç hazırlanmadan tekrar sıçrayabilmek kolay iş değil. Randolph'ın son saniye basketiyse altın değerinde. Suns'ın son saniyelerde kaybettiği maçla birlikte Grizzlies adına büyük avantaj yarattı playoff yarışında.

Tahminleri Alalım - 8 (Cevabı Verildi)

1991-92 sezonunda Kevin Willis 12 kere 20-20 istatistiklerine ulaşmış ve rekoru elinde bulunduruyor. Hemen arkasında Charles Barkley'nin 11 maçlık bir sezonu ve Kevin Love'ın yine 11 maçla devam eden bu sezonu var. Ve muhtemelen Kevin Love, Willis'in rekorunu yakın zamanda tarihe gömecek.

Bugüne de bir istatistik sorusu sıkıştırmayı düşündük. Sorumuz şöyle:
1986'dan günümüze, bir sezonu en çok maçta 20-20 (sayı,ribaund veya asist kategorilerinde) istatistikleriyle tamamlayan oyuncu kim?

Messina Nets'e?


Öncelikle birkaç gündür aranızda değildim onun için özür diliyorum. Blogger'a gelen yasaktan sonra bilgisayar özürlü bir insan olarak dns değiştirme işlemini bir türlü becerememiştim. Sağolsun Can abinin yardımıyla bugün halettim ve geri döndüm bloga.

Özür faslını hemen geçip konumuza dönelim. Prokhorov'un takımı satın almasından sonra her alanda hakkında dedikodular çıkan Nets'in adı bu sefer de Avrupa'nın en iyi antrenörlerinden biri olan Ettore Messina ile anılıyor. Ancak işin ilginç tarafı çıkan haberlerde Nets'in Messina'ya yardımcı antrenörlük teklif edeceği yazılmış. Gerçekten oldukça ilginç bir düşünce. Eğer bu durum gerçekleşirse Nets yardımcı antrenörü baş antrenöründen iyi olan ilk takım olur herhalde. İşin şakası bir tarafa ben koç Avery Johnson'u beğenen biri değilim. Kendisinin garip disiplin anlayışları, anlaşılması zor, oyuncuların çoğunun verimini azaltan hücum sistemi bana hiç mi hiç hitap etmiyor. Ancak bu kadar vasat bir kadroyu bir arada tutmak için o disipline ihtiyaç duyuluyor. Ancak Nets'in hedeflerinin büyük olduğu düşünüldüğünde Avery Johnson bu amaçlara hizmet edebilecek bir isim değil. Burada düşünülen Messina'nın 1 sene NBA'e ısınması için yardımcı antrenörlük yapıp ondan sonra başa geçmesi ise anlaşılabilir bir hamle olabilir Nets adına.

Olaya bir de Messina tarafından bakarsak onun da 2. adamlığı kabul edeceğini sanmıyorum. 2 senedir Real Madrid'le istediği seviyeye çıkamadı ancak bu onun benim gözümde Avrupa basketbolunun Mourinho'su olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Karizmasıyla, duruşuyla, oyun bilgisiyle Avrupa'nın en iyi birkaç hocasından biri kesinlikle. Ben Real Madrid'de başarısız geçen günlerin -ne başarısızlık ama, Efes Pilsen'in grubundan top 8'e kaldılar!- daha çok saha dışında yaşananlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Avrupa basketboluna yakın olan okuyucularımız hatırlayacaktır Messina'nın Avrupa'nın en iyi guardlarından biri olan Prigioni ile yaşadığı sorunları. Zaten Messina'nın istifa gerekçesi de medyaya "takımdaki oyuncuların kendisine yeterli saygıyı göstermediği" şeklinde yansımıştı. Onun da müthiş bir disiplin anlayışı olduğunu söyleyebiliriz ancak Avery Johnson gibi disiplinin dozunu kaçırmadığını da eklemek gerekiyor. Kendisi bu görevi kabul eder mi bilmiyorum ancak ben bir basketbolsever olarak kendisinin basketbol dehasını NBA'de görmek isterim. Ancak karizmasından hiçbir zaman ödün vermeyen Messina'nın 2. adamlığı kabul edip etmeyeceği konusunda soru işaretlerim var. Zamanında kendisinin ismi -yanlış hatırlamıyorsam- Toronto ile de geçmişti ancak o dedikodular dedikodu olmaktan ileri gidememişti bakalım bu sefer gelecek sezon için Nets'ten teklif alacağı söylenen Messina'yı NBA'de görebilecek miyiz?

Alkışlar Doğuş'a

Geçtiğimiz yıl Big 12'in en iyi savunma beşine seçilen genç yıldızımız bu sene konferansının en iyi savunmacısı onuruna layık görüldü. NBA kadar ilgi görmüyor kolej ligi ve bu sebeple biraz gönülden de ırak oluyor yıldızlarımız ama kendilerine mümkün olduğunca destek verilmesi taraftarıyım. Kazanılan ödül belki çok çok mühim değil ama kolejin önemli konferanslarından birinde bu tarz bir olayın gerçekleşmiş olması sevindirici. Ben de yalnızca sezon başındaki Pittsburgh ve Illinois maçlarını izleyebilmiştim. Sonrasında NBA yoğunluğu sebebiyle neredeyse hiç vakit ayıramadım zaten koleje. İzleyebildiğim maçlarda bildiğimiz gibiydi Doğuş, hücumda çok yeterli değildi ve sakatlığın kendisine verdiği rahatsızlık belli oluyordu ancak savunmada elinden geleni yapan, güçlü, süratli, yılmayan yapısını parkeye koyuyordu yine. Savunma yeteneklerini zaten hepimiz az çok biliyoruz ama kendisi hakkındaki en büyük endişem gittiği seneden beri oyundaki zaaflarını bertaraf edememiş olması. Draftlarda seçilme şansı edindiği etikete rağmen maalesef yok gibi görünüyor. Temennimiz güzel,başarılı bir basketbol kariyerine sahip olması, çünkü karakteri itibariyle bunu hak ediyor.

Chris Paul Beyin Sarsıntısı Geçirdi


Link

Aslında pozisyon hafif gibi görünüyor ama beyin sarsıntısı nedeniyle aylar kaçıranlar mevcut. Daha bu sezon Delfino, uzun süre uzak kaldı basketboldan mesela. 1-2 hafta dediler adam sezonun ortasında ancak dönebildi. Belli olmuyor yani ne kadar sürede dönebileceği oyuncuların bu tür sakatlıklardan. Ama iyi haberler var, Paul ne kollarında bacaklarında bir his kaybı yaşamış ne de bayılmış. Sadece dünyası dönmüş, bir türlü kendine gelememiş.

Daniels sakatlandığında hiç hareket etmemişti yerdeyken o yüzden korkutmuştu bizleri, sonra 'iyiyim' diye işaret yapınca rahatlamıştık. Paul da aynısını yapmış. Tabii artık detayları biliyoruz, bizim için çok bir anlamı yok o hareketin şu anda, canlı izlerken rahatlatırdı bizleri elbette... Ha, ayrıca Paul takımla beraber uçmuş Chicago'ya uçmuş. Maçta oynaması bence mucize olarak nitelendirilebilir ama Delfino gibi uzun süre kaçıracağını zannetmiyorum. Geçmiş olsun Paul.

Finley'nin Amacı Dönmek

Son birkaç yıldır basketbolu bırakmış NBA yıldızlarının şampiyonluğa oynayan bir takıma dönebileceğine dair çıkan dedikodular tavan yapmış durumda. Reggie Miller, Alan Houston gibi isimlerden sonra şimdi de sırada Finley varmış. Adam Spurs'deki 2009 sezonunda dakika almasına rağmen, takımın zayıf karnıydı. Hele kariyerindeki son sezon yok mu, takıma geçtim kendine bile hayrı yoktu. Şimdi 1 sezonu bomboş geçirdikten sonra dönmeyi düşünüyormuş. Çalışmalara başlamışmış. Belki birkaç üçlük ile hücumda çok sınırlı da olsa yardımcı olabilir bir takıma ama şunu söylemeden edemiyorum kendisine: Daha dün 38'ine bastın be adam, savunmada zaten son üç sezondur ayakların gitmiyordu. Şimdi ne yapacaksın? Hani Spurs'le bir kupa kazanmamış olsan neyse ama anlaşılan o da yetmemiş...

Ne Yapsak Olmuyor!

Bulls'a karşı son 5 saniyede iki maç kazandıracak şutu kaçıran Miami, maçı kaybetmekten kurtulamadı. Basın toplantısında:
LeBron - Abi yine son şutu atamadığıma inanamıyorum
Wade - Offf ben de kaçırdım oğlum ya

Ciddiyetle yaklaşırsak; Wade'den hafif Türk sporcusu mantığında bir açıklama gelmiş Bulls yenilgisinden sonra: "Herkesin istediği oluyor, kaybediyoruz." Stres bir şekilde oyunlarını da etkilemeye başladı. Bu konuda bir değerlendirme yazısı yazmıştım daha yeni... 16'da 1 oldular maçın son 10 saniyesinde, kaderi değiştirecek şutlarda. 16'da 1 ya. Oldukları yerde dümdüz şuta kalksalar fazla zorlamadan etmeden, 16'da 4 falan atarlar yani... Durum hiç de iyi değil. Bu krizden Godfather çıkarsın takımı, zaten en başından beri Spoelstra'yı istemiyordum bu takımın başında. Üst üste alınan yenilgiler hem kanıtlıyor gibi bu işin olmayacağını, hem de bahane oluyor Riley'nin gelmesi için. Israrla "Gelmeyeceğim" demişti Riley ama bakalım bekliyoruz...

Edit: Ayrıca Spoelstra bu geceki maçtan sonra, soyunma odasında bazı oyuncuların ağladığını söylemiş basına. Bence pek de paylaşılması gereken bir detay değil ama bunun içeride kalması daha doğru olurdu sanki. Ayrıca Bosh da ağlayanlardan biri olmadığını ancak kendisini çok zor tuttuğunu belirtmiş. Yukarıda stres yazmıştım, gerçekten baya bir ele geçirmiş stres oyuncuları...

NBA'de Bugün - 06.03.2011

Lakers 99 - Spurs 83
Can abi dün yazmıştı Phil Jackson hakkında ve Lakers'ın sezon sonundaki olası liderliği hakkında. Başlangıç olarak Spurs maçını seçmiş olacak Lakers zira üç çeyrekte biten bir maça tanık olduk. Spurs'ün şutlarının girmemesi de faktör ancak Lakers maçı isteyerek çıktı dün akşam parkeye. Kobe 26 sayı-7 ribaund-5 asist ile başarılı bir performans ortaya koyarken, boyalı alanda ise Gasol'ün 21 sayısı mevcut. Son çeyrek 31-18'lik bir avantaj yakalayan Spurs için bu farkı erimekten ve istatistik düzeltmekten öteye gidemedi. Benchten gelen Neal'ın 15 sayısı Spurs adına en başarılı performanslardan biriydi dün gece.

Bulls 87 - Heat 86
Heat'in şu dönemdeki durumu sürekli gündeme gelmekte blogda. %50 galibiyet yüzdesinin üstünde olan takımlara karşı kötü bir performans sergiliyorlar. Dün akşam maça büyük bir ciddiyetle çıktılar ancak bir kez daha son anda maçı ellerinden kaybettiler. İlk devre çok iyi oynayan bir takım vardı sahada Heat adına ancak ikinci devre Rose ve Deng'in iyi basketboluna engel olamadılar. Rose 27 sayı-5 asist ile takımını galibiyete taşırken, son basketleri bulan Deng ise 18 sayılık katkı sağladı. Bu sezon üçüncü kez kaybetti Bulls'a karşı Miami. Üç maçta da son şutu kaçıran taraf Miami oldu. Dün akşam rezil bir son hücum izledik zaten ne olduğunu anlamadım ben. Bosh üzerinden bir çok oyun gördük ki Heat kazanmak istiyorsa Bosh'u daha çok kullanmalı diye söylüyorduk her zaman. Bosh 23 sayı üretti, yanında James ise 26 sayı-8 ribaund-6 asist ile etkili oldu. Chicago'da Ömer ise 10 dakikada 1 sayı-2 ribaund üretti.

Celtics 89 - Bucks 83
Celtics zorlandığı maçın son bölümünde oyunun her iki alanında da iyi oynayarak galibiyete uzandı. Son şutları büyük bir soğuk kanlılıkla atan Celtics savunmada da vidaları sıkınca galibiyete ulaşmayı başardı. 14 sayı-11 ribaund ile oynayan Garnett ve 17 sayılık katkı sağlayan Kristic'in pota altındaki etkili oyunu galibiyetin önemli faktörlerindendi. Milwaukee'de Ersan forma giymezken, Jennings'in 23 sayılık oyunu ve benchten gelen Mbah a Moute'nin 19 sayılık performansı ile ayakta kaldı Bucks maç boyu. Ancak maç sonu oynama tecrübesi ile Celtics bir adım önde girdi son anlara ve o farkla kazanan taraf oldu.

Grizzlies 104 - Mavericks 103
Play-off savaşını büyük bir mücadele örneği ile sürdüren Memphis önemli bir deplasmandan galibiyetle dönmeyi başardı. Dallas'ın maç içinde 18 sayılık farkı yakalamasına rağmen bunu koruyamaması ve oradan maçı vermesi bir play-off takımına yakışmayacak görüntüydü. Yine de Nowitzki'nin basketi ile maçı kazanma şansları vardı ancak Randolph'a engel olamadılar. Pota altında etkinliği ile dikkat çeken Randolph'un orta mesafeden ve el üstünden bu basketi bulması ilginç bir andı. 27 sayı ile oynayan Randolph'un yanında benchten gelen ve 11 sayı-11 ribaund ile çok önemli katkı veren Battier'in galibiyette büyük payı var. Dallas'ta ise benchten gelen Terry 26 ve Dirk 23 sayı ile mücadele ettiler.

Suns 118 - Thunder 122
Hızlı tempoda oynayan iki takımın mücadelesinde bol skor ve çekişme izledik dün akşam. Harden'ın son dönemdeki formundan ve çıkışından bahsediyorduk. Bu formun tavan yaptığı karşılaşma oldu ve benchten gelerek kaydettiği 26 sayı oldukça önemli bir katkıydı. Durant'in etkisiz kaldığı gecede Harden'ın bu katkıları galibiyet adına çok değerliydi. Westbrook ise 32 sayı-11 asist ile başarılı bir performansa imza attı. Son dönemde kötü performanslarıyla eleştirdiğimiz Carter 29 sayıyla iyi bir performans sergiledi maç boyu ve maçı uzatmaya götüren üçlüğünde sahibiydi ancak son bölümde kritik serbest atışlardan faydalanamadı ve maçı Thunder2a hediye etti.Play-off koşusunu sürdüren Suns aldığı yenilgi ile Memphis arasındaki maç farkı 1.5 maça çıktı.

Knicks 92 - Hawks 79
Knicks önemli bir deplasmandan galibiyetle dönerek avantaj yakaladı. Ne yapacağını kestirmek güç oldu Knicks için şu dönem. Evinde Cleveland'a kaybederken deplasmanda Hawks'ı yenebiliyor. Maçın son bölümüne iyi başlayarak dikkat çekti Knicks ve 11-0'lık serisi ile tamamen ipleri eline aldı. Amare 26 sayı-7 ribaund ile takımını galibiyete taşırken, Melo'nun 14 sayı-7 ribaund-7 asist ile komple bir oyunu vardı. Bireysel olarak hücum eden Hawks bunun karşılığı olarak fazla top kaybı yaptı maçta. Smith 17 sayı-11 ribaund ile etkili olmaya çalıştı ancak galibiyet gelmedi.

Warriors 117 - Sixers 125
Phila play-off'a üst sıralardan girmek için önemli bir mücadele sergiliyor. Görünüşe göre play-off öncesi taşlar da yerli yerine oturuyor takımda. İlk olarak dikkat çeken Iguodala'nın takımdaki liderliği eline almış olması ve benchten gelen verimli katkılar Sixers için büyük avantaj. Iguodala 15 sayı-11 ribaund-10 asist ile üst üste 2. triple-double'ını gerçekleştirdi. Draftın 2 numaralı seçimi Turner 20 sayı-7 ribaund ile benchten gelerek önemli bir katkının altına imza attı. Golden State ise Ellis'in iki üçlüğü ile maçı uzatmaya götrdü ancak uzatma da etkisini gösteremedi. Zaten her zaman kısalarıyla etkili olan bir takım onlara biraz olsun savunma önlemi geldiğinde yada kaçırmaya başladıklarında işler ters gidiyor. Ellis 27 sayıyla oynarken, Curry ise 22 sayı-7 asist ile tamamladı karşılaşmayı.

Hornets 96 - Cavaliers 81
Eski koçu Byron Scott'un başında olduğu ve eski yıldızları Baron Davis'i kadrosunda barındıran Cleveland'ı deplasmanda geçmeyi başardı Hornets. Chris Paul oyunda olduğu dönemde 13 sayı-11 asist üreterek başarılı bir performans sergiledi ancak çarpışma sonucunda başına darbe alan Paul sedye ile oyundan alındı. 23 sayı-7 ribaund ile oynayan West ise maçı kazandıran isimdi. Cavaliers formasını ilk kez giyme şansını elde eden Semih 11 dakika oyunda kaldı ve 5 ribaund-1 blok ile oynadı. 17 sayı-6 asist-5 ribaund üreten Davis takımının en iyilerindendi ancak performansı galibiyet için yeterli değildi.

Wizards 102 - Pistons 113
Deplasman performansı berbat olan Wizards bir yenilgi daha almış oldu dışarıda. John Wall son günlerde formuyla dikkat çeken isimlerden dün gece de 24 sayı-7 asist gibi güzel bir performansa imza atmasına rağmen takımını galibiyete taşıyamadı. Pistons'ta dikkat çeken isimler Stuckey ve Prince oldu. Prince sırtındaki sakatlığından dolayı dört maçtır takımdaki yerini alamıyordu. Dün gece ilk beş çıktı ve 37 dakikada 20 sayı üreterek takımının en skoreri oldu. Stuckey ise 19 sayı-9 asist-7 ribaund ile oyunun bir çok alanında etkili olarak kendisini gösterdi.

6 Mart 2011 Pazar

6 Mart Programı

6 Mart Pazar 20:00 (NTV Spor banttan 00:00) / Chicago Bulls - Miami Heat
6 Mart Pazar 22:30 / Los Angeles Lakers - San Antonio Spurs
7 Mart Pazartesi 01:00 / Washington Wizards - Detroit Pistons
7 Mart Pazartesi 01:00 / Golden State Warriors - Philadelphia 76'ers
7 Mart Pazartesi 01:30 / New York Knicks - Atlanta Hawks
7 Mart Pazartesi 01:30 / New Orleans Hornets - Cleveland Cavaliers
7 Mart Pazartesi 02:00 (NBA TV) / Phoenix Suns - Oklahoma City Thunder
7 Mart Pazartesi 02:30 / Memphis Grizzlies - Dallas Mavericks
7 Mart Pazartesi 04:00 / Boston Celtics - Milwaukee Bucks

Harika bir program. Zaten 2 tane zirve maçı var. Bunun yanı sıra Knicks-Hawks ile Suns-Thunder dikkat çekiyor. Ayrıca Grizzlies'in Gay'siz playoff savaşı sürüyor ve Mavs deplasmanına çıkıyorlar. Tam bir basketbol gecesi. Ah bir de şu NTV Spor'u canlı yayın yapmaya teşvik edebilsek...

Gordon Yine Sakatlandı


Link

Daha dün bahsetmiştik havadaki adama en ufak bir temasın dahi tehlikeli sonuçlar doğuracabileceğinden, bu sabaha karşı maalesef örneğini gördük. Clippers-Nuggets maçının ikinci çeyreğindeki bir pozisyonda içeri penetre eden Gordon, Mozgov'un sert darbesiyle yerde kalıp kenara geldi ve maça geri dönemedi. Mozgov'un yaptığı hareketin art niyetli olduğunu düşünmüyorum ama çok sert olduğu kesin. Gordon'ın sakatlığının ciddiyeti ise henüz bilinmiyor ve yapılan incelemelerin ardından net bir bilgilendirme yapılacak. Ama sakatlığın yine, yaklaşık bir ay sahalardan uzak kalmasına sebep olan el bileğinden olması endişe verici. Aynı zamanda beyninde bir sarsıntı olabileceği ihtimaline karşın kontrol altında tutuluyormuş genç yıldız.

Gordon ligde sempati duyduğum oyuncuların başında gelir, hatta arkadaşlar arası sohbetlerde kendisini deli gibi savunmuşluğum da vardır belli konularda, yeteneklerine olan inancımdan dolayı. Ayrıyeten bu sene gösterdiği çıkışla MIP adayımdı da ama yaşadığı talihsiz sakatlıkla yaklaşık bir ay takımdaki yerini alamadı ve bu süreçte de epey uzak kaldı gündemden. Tam oynamaya başladı derken 2. maçında yeniden sakatlanması can sıkıcı oldu. Umarız önemli bir şeyi yoktur da en kısa sürede yeniden kavuşur formasına. İzlemesi keyif veriyor hakikaten.

Hanginiz Sakatlandı?


Link

İki gün önce Derek Fisher, Kwame Brown'a atılan pasta araya girmeye çalışmış ancak kolu Kwame'nin koltuk altına sıkışmıştı. Sonra da Kwame topu kurtarmak için ekseni etrafında dönünce, Fisher'ın dirseği burkulmuştu. Çok şanssız bir pozisyon ama durumu çok ciddi değil Fisher'ın. Birkaç saat içinde başlayacak Spurs maçında da yerini alması bekleniyor. Ama videoyu izlerseniz, Bynum'ın ilginç tepkisi dikkat çekiyor. İçi cız ediyor resmen Bynum'ın. Tüyleri diken diken oluyor adeta ve direk kendi dirseğini tutuyor. Aklıma direk Garbajosa'nın sakatlığı ve Al Jefferson geliyor. Garbajosa'nın bileğini gördüğü an Jefferson'ın yüzü bir anda değişmişti ve bakamamıştı. Ama videosu kaldırılmış zannedersem youtube'dan. Deli oluyorum bu tür videoları koyan üyeleri uçurunca youtube... Neyse efendim, Bynum'ın tepkisi de Jefferson'ın bir değişik versiyonu. İçi o kadar kötü oluyor ki kendisi de hissediyor acıyı. Sakatlığın ciddi olmaması ise sevindirici elbette, Fisher'ın üst üste oynadığı maç sayısı 477'ye çıkacak.

Gecenin Hareketleri - 5 Mart


Link

DeRozan'a smaç yarışmasından sonra listede de hak ettiği yeri vermemişler. Listedeki alley-oopların en iyisiydi bana göre. John Wall'un tüm sahayı geçip sol elle vurduğu smaç güzel. Darnell Jackson çok geriden, Booker ise çok yukarıdan vurmuş smacı. Onlar da etkileyici.

Bu Sefer Güldürmedi


Link

Hatta aynı hareketi yapmasına rağmen bir önceki kadar sempatik de görünmedi gözüme... Yukarıdaki videoda Andre Miller'ın daha önce de yaptığı mola alma feykini görüyorsunuz. Dün gece Bobcats'i ağırlayan Blazers maça etkili başlamıştı ancak 6-0'lık seri yiyip üst üste hücumlardan faydalanamayınca koç McMillan mola almak için ayağa kalktı. Miller da artık klasikleştiği şekilde kenara doğru hareketlendi ve ardından savunmanın bir anlık dalgınlığından yararlanıp turnikeyle sayıyı buldu.

Hill ve Miller bu hareketi ilk yaptıklarında ilginç göründüğü için cazip gelmişti ama böyle sık yapılınca kabak tadı verdi, en azından bana. Miller'a asla kabahat bulmak veya yüklenmek gibi bir niyetim yok. Adamın oradaki amacı takımına sayı kazandırmak ve bunu rakibin onurunu zedeleyecek bir şekilde yapmadığı için de hareketi gayet makul. Hatta bu sebeple bana etik dışı da gelmedi. Pozisyonda esas hatalı olan Bobcats savunması. Ah be kardeşim, bu adam daha önce aynı yöntemle başkalarını avlamış, uyanık olsanıza. Düdük çalmadan ne diye bırakıyorsunuz savunmayı.

Phil Jackson: Ya Şimdi Ya Hiç

Efendim Phil Jackson demiş ki "Sezonun bitmesine 20 maç kaldı, evet playofflar'da deplasman galibiyeti alabileceğimize inanıyoruz ama yine de bu işimizi zorlaştıracak bir faktör. Önümüzdeki deplasman turnesi sezonu nerede bitireceğimiz açısından çok kritik." Yine amaçları, geçen sezonki gibi Finaller dahil her turda ev sahibi avantajına sahip olmakmış.

Biraz geç kaldınız be sanki Phil'ciğim. Lakers'ın kalan 19 maçı kazanması (ki ne kadar zor olduğunu açıklamama gerek yok herhalde), Spurs'ün ise 20'de 11 yapması lazım sadece. Pek olası gözükmüyor... Daha bunun Mavs'i var bir de Batı'da. Diğer tarafta ise Celtics'i geçmeleri gerekiyor ki, Celtics sonuna kadar savaşacaktır olasyı bir Final eşleşmesi için. Tabii daha Bulls ve Heat'i de saymadım, Lakers ile eşitler neredeyse, Bulls yanılmıyorsam 0.5 maç önde hatta.

Zaten bakıyoruz önümüzdeki 4 deplasmana; Spurs, Hawks, Heat ve Mavs. Üstüne de evde bir Magic maçı. Daha zor bir 5 maçlık seri için Hawks yerine Celtics koymak lazım herhalde ancak... Bu dönemi firesiz geçerlerse belki, bir ihtimal NBA birinciliğine yaklaşabilirler. Ama diyorum ya, o gazla 17-18 galibiyet alsalar bile Lakers'ın kaderi diğer takımlara bağlı. Spurs'ün, oynayacağı maçların yarısını kaybedeceğine mi güveniyor Phil Jackson? Bence biraz geç kaldı takımı motive etmek için. Finalde karşısına çıkabilecek takımlara karşı bile dezavantajlı olabilir, hatta Batı'nın yarı final ve finalinde de üst üste ev sahibi avantajı rakiplerinde olacak gibi gözüküyor.

Bir de şöyle bir tehlike bekliyor bence Lakers'ı. Hepimiz biliyoruz ki, bu takımın potansiyeli bugüne kadar gösterdiklerinden daha yüksek. Ama normal sezonu pek takmadıkları için kafaya, oynamıyorlar. Tamam olabilir. Peki bu önümüzdeki maçlarda yine iyi bir Lakers göremezsek ne olacak? Sezonun sonu geldiğinde üst sıralar için savaşmayan bir takım, playoff'a ne kadar formda girecek? Geçen sezon Thunder ve Suns direkten dönmediler ama Lakers'ı eleyebileceklerinin sinyalini verdiler. Bu sefer ikinci turda bir Mavs tehlikesi var mesela. Kadro olarak zayıf gözükseler de, fazlasıyla formdalar, ev sahibi avantajı da onlarda olabilir... Hoş, ben onların playoff'ta bu seviyede oynayamayacaklarını düşünüyorum ama Lakers için çantada keklik değil sonuçta.

Sonuç olarak All-Star arasına kadar uyuyan Lakers'ı, zorlu bir playoff bekliyor. Çünkü deplasmanda fazladan maç kazanmaları gerekecek birkaç tur boyunca. Tamamen konsantre olmaları ve uzunlarının her takıma karşı sağladığı büyük avantajı sonuna kadar kullanmaları lazım.

NBA'de Bugün - 05.03.2011

Bobcats 69 - Blazers 93
Kötü bir fikstüre sahip akşamın ilgi çekici olan tek maçında Blazers ikinci devre performansıyla maçı farka götürdü. Evinde zaten bir başka oynayan Portland biraz olsun çekişme beklediğimiz maçta mücadele katsayısı sadece ilk devrede yüksekti. Pacers'ın kaybettiği gece de Bobcats bu şansı kullanamadı ve sıralamada geride kalmayı sürdürdü. 26 sayı-7 ribaund ile Aldridge maçın dikkat çeken tek ismiydi. Bobcats ise ilk devre boyunca kısaları ile etkili oldu ancak bu performansların devamı gelmedi.

Raptors 136 - Nets 137
Londra'da basketbolseverler şu tarihlerde Nets ve Raptors'tan çekişme dolu bir NBA mücadelesi izledikleri için kendilerini şanslı saymalılar. Tam 3 uzatmaya gitti maç ve sonunda galip gelen taraf Nets oldu. Londra'dan 2 galibiyet çıkarmayı başardı böylece Nets. Brook Lopez'in pota altında 34 sayı-14 ribaund ile oldukça başarılı performansı ve Vujacic'in 6/9 üçlük performansı ve 25 sayısı dikkatimi çeken detaylar. Toronto'da benchten özellikle Barbosa'nın 22 sayısı ile önemli bir katkı almış. Son uzatma periyodunda maçı kazandırmaya da çok yaklaşmıştı Barbosa attığı üçlükle. 35 sayı-12 ribaund ile oynayan ancak hiç bir son topu doğru kullanamayan Bargnani ise son topu harcayan isimdi.

Kings 102 - Jazz 109
Galibiyete en çok ihtiyacı olan takımlardan biri Utah. Batı'da 4. sıradan bir ay gibi kısa bir sürede 10. sıraya kadar düşen Jazz tekrar play-off potasına girebilmek için mücadele ediyor. Jefferson'un iyi bir form yakaladığı dönemde de kazanmakta zorluk çeken takım dün Kings karşısında galip gelmeyi başardı. 27 sayı-7 ribaund ile etkili olan Jefferson'un yanında tecrübesi ile Bell'de 16 sayısıyla etkili oldu. Kings cephesinde ise sezonun en sorunlu çaylağı Cousins öne çıkan isimdi. 18 sayı-18 ribaund-7 asist ile harika bir maç çıkartan Cousins galibiyeti getiremedi.

Nuggets 94 - Clippers 100
Melo takasından sonra neredeyse her maç övdüğümüz Denver'a nazar değdirdik sanırım. Sürpriz bir mağlubiyet olmuş onlar için. Clippers adına güzel bir galibiyet gelmiş ancak Gordon'un tekrar sakatlanması onlar adına üzücü bir haber. Griffin'in 18 sayı-12 ribaund-9 asisti maçı getiren performans olurken, yeni guard Mo Williams 17 sayı-5 asisti ile dikkat çekti. Boyalı alanda müthiş bir üstünlük kurmasın rağmen galibiyete ulaşamayan Denver'da Nene 25 sayı-14 ribaund ile dikkat çeken bir performansa imza attı. Benchten gelen Felton ise 18 sayı-7 ribaund-6 asist ile başarılı bir performansa imza attı.

Pacers 95 - Rockets 112
Pacers'ın serbest düşüşü devam ediyor. Son 6 maçlarında 5.yenilgisi oldu dün geceki maç. Vogel'in sihri de çare olamıyor Pacers'a. Rockets bu galibiyetlerinin karşılığını play-off yaparak alacak mı çok merak ediyorum. Hani performanslarını beğeniyorum, takdir ediyorum ancak zorlu bir sıralama var önlerinde ve bir buçuk aydan daha az bir zamanları var. Rockets'te 18 sayı-6 asist ile Lowry ve 20 sayısıyla Martin galibiyeti getiren isimlerdendi. Pacers cephesinde ise yıldız isim Granger maç boyu sahneye çıkamadı ve farklı yenilgiyi önleyemedi.

Wolves 96 - Wizards 103
İddiasız iki takımın maçında dikkatleri çeken olay Love'ın serisinin devamlılığıydı. 20 sayı-21 ribaund ile temiz performans sergileyen Love üst üste 50. double-double istatistiğini gerçekleştirdi. Galip gelen taraf Wizards'tı unutmadan söyleyelim. 18 sayı-11 ribaund-8 asist ile John Wall takımını galibiyete götüren performansı sergiledi. Wizards'ta son dönemin dikkat çeken ismi Young forma giymedi Wolves karşısında.

Nash Sevgisi

Ligin en sevilen oyuncularından biridir Nash ve özellikle çocuklarla çok iyi anlaştığı bilinir. Yukarıdaki fotoğrafta Nash'e olan sevgisini pankartla dile getiren bir ufaklık görüyoruz. Hemen yanındaki bey ise pankartı açan kızın ağabeyi olacak ki hafiften tehditkar bir bakış fırlatmış, "Ayağını denk al gözüm üzerinde" der gibi.

5 Mart Programı

5 Mart Cumartesi 22:00 / New Jersey Nets - Toronto Raptors (Londra'da)
6 Mart Pazar 02:00 / Minnesota Timberwolves - Washington Wizards
6 Mart Pazar 03:30 / Indiana Pacers - Houston Rockets
6 Mart Pazar 04:00 / Sacramento Kings - Utah Jazz
6 Mart Pazar 05:00 (NBA TV) / Charlotte Bobcats - Portland Trail Blazers
6 Mart Pazar 05:30 / Denver Nuggets - Los Angeles Clippers


Gecenin en güzel iki maçından birini veriyor NBA TV bana kalırsa. Tabii ki yeni Nuggets ile Gordon'lu Griffinspor'u izlemek de daha büyük zevk verirdi ama buna da şükür. Zaten maç bakımından pek zengin olmayan bir gün. Fazla yazacak birşey yok.