BIY AD

9 Aralık 2009 Çarşamba

Rezaletin Adı

Konumuz Michael Jordan ile Bryon Russell arasındaki atışma. Bilmeyenler şuraya bakabilir.

Utah Flash'ın sahibi Andersen pazartesi geceki Flash'ın evindeki ilk maçtan önce, insanların Michael Jordan'ın şehirde olduğuna inanmasını sağlamış. Youtube'a 'sözde' Michael Jordan'ın korumalarıyla beraber ufak bir restoranda yemek yediğini gösteren bir video koyulmuş. İnsanlar da beklenilen karşılaşma oynanacak diye gazla - muhtemelen normalde tenezzül etmeyecekleri - maça gitmişler. Ardından devre arası olmuş ve ışıklar kapanmış, Russell çıkmış Jordan'a meydan okumuş. Ardından korumalar eşliğinde Jordan'ın taklidini yapan bir Jordan benzeri gelmiş. Russell da "Bu Jordan değil, haydi ben gidiyorum" deyip gitmiş. Maça gelen seyirciler ıslıklamaya başlamışlar. Seyircileri sakinleştirmek için hediyeler ve t-shirt'ler atılmış bol sayıda ama tepkiler durmamış. Hatta seyircilerin bir kısmı bu hediyeleri geri atmış. Çoğunluk da maçın ikinci yarısını seyretmek yerine kalkıp gitmiş.


Link

Ahahaha. Yani... Neresinden baksanız komik. Öncelikle maça giden insanlar, ESPN, Yahoo vb. spor kanallarında/sitelerinde böyle bir olayın duyurulmamasından hiç mi şüphelenmemişler? Açıkçası ben pek inandırıcı bulmazdım ama hadi bu olabilir, internetin yarattığı hava bazı şeylerin önüne geçebiliyor.

Ama Utah Flash'ın sahibi Andersen'in yaptığı şey gerçekten çok abuk. Herhangi bir şekilde bu olay ile pozitif tepkiler alacağını veya rezalet olarak nitelendirilmeyeceğini nasıl düşünür bir insan? Hangi akıl mantıkla böyle bir işe imza atar? Bir de sonra "İyi organize edemedik ondan elimizde patladı" demiş Andersen. Küfür ederdim ama hadi neyse. Ne demek "İyi organize edemedik" ya? Yani aslında doğru işi yaptılar ama uygulama kötüydü? Bravo...

Az bile yapmış seyirciler. Parkeye girip maçın oynanmasına izin vermeselermiş keşke...

Bu arada Utah Flash'tan açıklama gelmiş, isteyen herkese biletlerinin paraları iade edilecekmiş yanında da 1 Flash maçı için bilet hediye edilecekmiş. Keşke birisi büyük bir tazminat davası açsa da kazansa...


Link


Link

8 Aralık 2009 Salı

Bu Topları Sokakta Mı Buldun?

Evet sana sesleniyorum Monta Ellis. Ne iş? Böyle çatır çatır gözünü kırpmadan kaybediyorsun caaanım topları? Bilmeyenler için: Monta son 9 maçta 6.33 top kaybı ortalamasıyla oynuyor. Aslında bu 9 maçlık serinin başlangıcında müthiş oynuyordu. Şöyle ki;

Bu sezonki ilk 30'un üzerinde attığı maçta (34), 4 tane top kaybetmişti gayet kabul edilebilir bir istatistikti. Ardından Dallas maçını izledim, evet belki tam 11 (Evet 11) tane top kaybetti ama maçta takımın durduğu her an ortaya çıkarak ve müthiş bir yüzde yakalayarak 37 sayı attı, bu sayede maçı kazandırdı. O nedenle bu 11'i bile mazur gördüm - ki ben aşırı top kayıplarına fitil olan bir yapıya sahibim. Hatta Monta'nın bu performansını övmüştüm. Ardından 40'lı sayıları ve bol top kayıpları 2 maç daha sürdü, halen %55'ler civarında saha içi yüzdesi vardı. Hepsini sineye çektim.

Ama şimdi son 3 maçında sadece %42 isabetle ortalama 29 sayı buluyor, ama sıkı durun, bu maçlardaki top kaybı ortalaması tam 8.333 utanmasa 1 takım kadar kaybedecek. Nitekim Blazers takımı maç başına sadece 11 top kaybediyor. Bu tarz istatistikler dikkatimi çekince, kendimi biraz NBA maçı veren televizyonlar gibi hissediyorum. Şöyle ki: Shaq'ın 25 dakika ve üzerinde aldığı 8 maçta Cavaliers sadece 3 galibiyet alabilirken, 5 kere de yenilmiş. Cavs'in toplam aldığı mağlubiyet sayısı 6. Hazır Grizzlies'e yenilmişlerken, Mike Brown için formülü buldum: Shaq'ı 24 dakika veya daha az oynatacak... Şimdi Ellis'i sakin olmaya çağırıyorum: O sıcak olduğun, delicesine sayıları kolay bir şekilde bulduğun maçlar geride kalmış gibi gözüküyor. Hala zorlamanın ne anlamı var Monta'cığım?

En yakın sürede yeniden 40'lı sayılara çıkıp, top kayıplarını en aza indirirsin umarım.

Jack'ten Olaya Açıklama

Jack maçın ortasında ayakkabısını bağlaması konusunda şunu söylemiş: "Baktım defansları çok dağınık, toparlanmak için uğraşıyorlar, ben de o sırada ayakkabımı düzelteyim dedim."

Baya açıklayıcı olmuş teşekkürler Jack. En azından "Yapmasam daha iyi olurdu, amacım aşağılamak değildi" falan deseymişin.

7 Aralık'tan Notlar

Boşa kürek çekenler:
Dalembert'den 8 sayı, 15 ribaund ve 6 blok gördük. Ama bu 6 bloğu ilk 20 dakikada yaptığını belirteyim. Demek ben izlemeyi bıraktıktan sonra hiç yapmamış. İlk yarıda gerçekten harika oynadı Dalembert. Carmelo'nun 5/21 ile oynamasındaki önemli etkenlerdendi.

Iguodala skor bulmakta hiç sıkıntı çekmediği karşılaşmada tam 31 sayı attı. İlk yarıda zaten ne kadar formda olduğuna şurada değinmiştim. Şaka gibiydi resmen.

Matt Bonner 10/14 saha içi ve 4/7 üçlük ile 28 sayı, 8 ribaund, 3 asist. Ama bu adamın defanstaki eksiklikleri ve yumuşaklığı sebebiyle her türlü hücum istatistiğine şüpheyle yaklaşıyorum. McDyess formunu bulmadan benim içim rahat etmeyecek bu adamla, onu biliyorum.

1/15 = 2:
Philadelpha bench'inin mükemmel katkısı bu efendim. Şut yüzdesi zaten harika, üstüne 5 ribaund, 1 asist ve 1 top çalma eklediler. 1/7 atarak Willie Green başı çekti. Speights ve Lou'nun acilen dönmeleri gerek.

%50:
Knicks, Blazers'a karşı %50 ile 13 tane üçlük atınca rahat bir galibiyet almış. Ayrıca ligin en az top kaybı yapan takımı Portland, Knicks karşısında 18 kere topu rakibe teslim etmiş. Bu da maçtaki diğer bir önemli notmuş.

15/19 ve 29:
Jazz'ın 3. çeyrekteki şut isabeti ile maçtaki toplam asist sayısı bunlar. Bu sezon Spurs'ün defansının geçtiğimiz senelere göre ne kadar düştüğünü gösteren bir istatistik. Üçüncü çeyrekte aynı zamanda Spurs de 7 top kaybı yapınca, 37-19'luk skor ile Jazz o noktada maçı kazanmış diyebiliriz.

Takımı baltalayanlar:
Andre Miller 26 dakika içinde 2/6 isabetle sadece 4 sayı üretip yanına 2 asist eklemiş ve 4 tane de top kaybetmiş. Kendisinden beklenilen de bu zaten !

Monta Ellis'i 28 sayı atmışken buraya koymak ayıp ama sadece 2 asist ve 9 top kaybı yaptığını görünce, kendimi tutamadım.

Russell Westbrook Thunder'ı baltalayamamış ama çabalamış. 4/17 saha içi isabetinin yanına 4 top kaybı eklerken sadece 3 asist yapmış. Bu adamdaki dengesizlik ve istikrarlı(!) şutları beni delirtecek sonunda.

Günün hayvan performansı:
James Harden 6/13 saha içi, 13/14 serbest atış isabeti ile 26 sayı bulmuş. Yanına 9 ribaund, 5 asist ve 2 top çalma yazdırırken, top kaybı yapmamış. Daha ne olsun. Minik Ginobili'm benim.

Billups 8/15 saha içi, 4/6 üçlük ve 11/11 serbest atış, 31 sayı. Daha fazla aktarmam gereken birşey var mı? Var 8 ribaund ve 8 asist. İşin kötüsü benim izlemediğim 2. yarıda yapmış bunların neredeyse hepsini...

Billups, Iverson'ın Dönüşünü Bozdu


Link

Döndü sevgili şehrine AI. Ben de üşenmedim ilk yarısını izledim maçın. Ama Iverson biraz paslanmış ve hatta yavaşlamış gibi gözüktü bana. Hatta son 1.5 yılda itibarını büyük ölçüde kaybettiği için, normal şartlarda alacağı birkaç faulü de alamadı hakemlerden. Yani dönüşü, parkede yer alması dışında çok da heyecan verici değildi maalesef. Ama yukarıdaki video tüyleri diken diken etti o ayrı.

Iverson'dan çok Iggy bu gece gaza gelmiş gibiydi. İlk yarı inanılmaz oynadı, şut kaçırmıyordu. Hatta ne kadar iyi bir ilk yarı geçirdiğini aşağıdaki videoda tek bir pozisyon ile anlayabilirsiniz. Ne attıysa girdi, şu aşağıdaki şut da dahil. Ama izleyemediğim ikinci yarıda Billups maçı koparmış Denver adına. Son 24 dakikada tam 23 sayı, 6 ribaund ve 7 asist... Hatta belki de Iverson'a "Bak Denver beni senin yerine alarak doğru yaptı" şeklinde bir mesaj vermek istemiş bile olabilir. Tabii Denver'ın takım halinde yaptığı savunma da Philly'nin sayı üretmesine engel olmuş. Bütün ikinci yarıda sadece 39 sayı üretebilmişler.

Ayrıca şuradan yazdığım Iverson - Philly analizine ulaşabilirsiniz.

Buyrun Iggy'nin inanılmaz - ama sayılmayan - basketi:


Link

7 Aralık Programı

8 Aralık Salı 02:00 / Denver Nuggets - Philadelphia 76'ers
8 Aralık Salı 02:30 / Portland Trail Blazers - New York Knicks
8 Aralık Salı 03:00 (NBA TV) / Golden State Warriors - Oklahoma City Thunder
8 Aralık Salı 04:00 / San Antonio Spurs - Utah Jazz

Bir kere, Nuggets-76'ers maçını izleyin izletin. Iverson 3 sene aradan sonra Philly'de 76'ers formasıyla maça çıkıyor. Atmosfer harika olacak eminim ki. Ne kadar iyi bir hava yakalasalar da kazanmaları zor bir maç ama tahmin vermek çok mantıklı olmaz bence. Herşey olabilir. Ayrıca Elton Brand de ilk 5'te başlıyormuş.

Portland, Oden'ın eksikliğini en az hissedeceği maçlardan birini oynayacak Knicks karşısında. Nate McMillan'ın Oden'sız hızlı tempoda oynayan Knicks'e karşı takımını nasıl oynatacağını merakla bekliyorum. Hızlı tempoya ayak uydurmayı seçecekse, Andre Miller'a kesinlikle 30 dakika ve üzerinde vermesi şart.

Thunder ile Warriors arasındaki maçı, Thunder'ın evinde kazanmasını bekliyorum. Bu arada Anthony Morrow maçın ikinci çeyreğinden önce salona yetişemeyecekmiş.

Spurs ile Jazz arasında ilginç bir maç oynanacak. Spurs'de Ginobili ve Parker sanal ortamda taraftarlarına çok gaz mesajlar verdiler bugün: "Bu böyle gitmez, kazanmalıyız, kazanacağız başka seçenek yok." tarzında. Duncan da aynı tarzda bir açıklamayı basına yapmış. Bunlar tabii ki iyiye işaret. Ama unutmamak lazım ki, Spurs gerçekten iyi oynamıyor. Ayrıca Jazz'ın, bu sezon Spurs'ü 10 sene aradan sonra ilk defa deplasmanda yendiğini de hatırlatayım. Ondan önce de evlerinde yenmişlerdi. Şimdi Spurs'ü yine Salt Lake City'de ağırlıyorlar. Carlos Boozer inanılmaz formda. Yani bütün oklar Jazz galibiyetini gösteriyor. Yine de ben Spurs'ün bu zor dönemde bir araya gelip maçı kazanacağını düşünüyorum. Utah'a karşı son yıllarda bu kadar üstün olan bir takımın, bu sezon 3'te 0 çekmesi bana hiç de mantıklı gelmiyor.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Iverson ve Philadelphia 76'ers Analizi

- Dikkat uzun yazı -

Esasında ben, bu boyu küçük, yüreği büyük adam bir ay evvel basketbolu bıraktığında, bunun temelli olduğunu düşünen azınlıktandım. Bu düşüncemin nedeni Iverson'ın artık yeterli gücü ve yeteneği barındırdığına inanmamam değildi. Tam tersi ben de onun gibi, üst seviye basketbol oynayabileceğini düşünüyorum. Ama benim ayrıldığım nokta, ona bu noktadan sonra kimsenin güvenmeyeceği ve bu nedenle o şart koştuğu ilk 5 çıkma fırsatını bulamayacağı idi. Fakat Philadelphia 76'ers'ın kötü gidişi ve Louis Williams'ın uzun sürecek olan sakatlığı, normal şartların dışında bir durum yarattı. 8 maç üstüste kaybettiklerinden dolayı acilen bir değişikliğe gitmeleri gerekiyordu ayrıca sakatlık problemi nedeniyle bir guard'a acil olarak ihtiyaçları doğdu. Piyasadaki serbest oyuncular arasında da Iverson'ın en kaliteli/üst düzey seçenek olduğunu burada yazmam bile abuk esasında. Ama yazmış bulundum. Neyse işte durum bu şekildeydi.

Bunlar yetmiyormuş gibi, Philadelphia bu sezon NBA'de açık ara en az seyirci çeken takımdı. Gerçi en az seyirci demeyelim, maç başına Philly 11965 seyirci çekerken Memphis 11591 seyirciye oynuyor. Ancak seyirci sayıları salonların kapasitesine göre oranlanınca çıkan rakamlar şöyle: Philly biletlerin %58.9'unu satabilirken, Memphis %64'e çıkıyor. Kısacası kulübün seyirciye ve paraya ihtiyacı var. Şehirde adeta bir efsane haline gelen Iverson'ın da bunları fazlasıyla sağlayacağı aşikar. Örneğin bu geceki ilk maçta salonun %100 dolacağına her türlü bahse girerim. Bu rakam elbette günler ilerledikçe düşecektir ama takım kazanmaya başlarsa, salon doluluk oranında takımın orta sıralara güreşeceğini ön görebiliriz.

Kısacası gerek takımın guard eksiği, gerek kulübün ekonomik ihtyaçları dolayısıyla, Philly'de Iverson'ın gelmesi için mükemmel bir ortam, olağın dışı bir şekilde oluşmuştu. Ve 3 sene önce boşanan ikili yeniden evlendi.

İşin ironik ve güzel yanı Philly'nin Iverson'a ne kadar ihtiyacı varsa, Iverson'ın da onlara o kadar ihtiyacı vardı. Kariyerinin en kötü 1.5 senesini geçiren yıldız oyuncu kendisini yeniden kanıtlamanın peşinde. Bunu yapabilmesi için istisnasız herkes tarafından sevildiği bir şehirde oynamaktan daha iyi bir seçenek olabilir miydi? Hiç sanmıyorum. Üstelik de gittiği takım 9 maç üstüste kaybetmiş, acilen kazanmaya ihtiyacı olan bir takımken. Efsanenin küllerinden doğması için şahane bir ortam var. Hele bir de onun sayesinde playoff'lara kalırlarsa amanın aman... Peki bunu yapabilirler mi? Birazcık basketbol açısından değerlendirelim bu transferi:
Şimdi, bu takımın koçu Eddie Jordan ne yapmaya çalışıyor? Princeton hücumunu oturtmaya çalışıyor. Bu ilk aylarda öğrenilmesi imkansıza yakın sistemde Eddie Jordan Wizards ile ilk senesinde çok kötü bir sezon geçirmişti. Ancak ertesi yıl Antawn Jamison'ın gelmesiyle beraber bir playoff takımı yaratmıştı. Aynı şekilde şu anda Philadelphia çok zorlanıyor. Peki bunun nedeni nedir? Bir kere bu hücumda, topsuz hareket çok önemli. Her oyuncu, topu arkadaşına verip topsuz bir şekilde potaya katetmeyi hedefliyor. Bu şekilde pas alıp boş turnike bulmak 1 numaralı amaç. Ancak boş kalmaması durumunda aynen geri çıkıp, dışarıda pozisyon alıyor. Yani kısacası topsuz hareket etmek, nereye gideceğini bilmek çok önemli. Bu hücum karşısında rakipler içeriden çok sayı yemeleri halinde, dış atışları riske edip içeri gömülüyorlar. Bu durumda da Princeton'ın ikinci önemli unsuru şartı ön plana çıkıyor: İyi dış şutu olan ve pas verebilen uzun(lar). Böylece her oyuncu dışarıda boş kaldığında cezayı kesiyor, boş kalmaması durumunda ise back-door'daki boşluğu görebilecek ve topu aktarabilecek yetenekde olması bekleniyor. Kısacası esasında Princeton hücumu, basketbol zekası yüksek ve kalteli oyuncularla beraber yükselen bir sistem. Peki sistemi anlattık şimdi Iverson nasıl buraya oturur?

Iverson yukarıda yazdığım gibi topsuz oyunu hayatı boyunca yaptı mı? Hayır. Yapmayı biliyor mu? Ondan bile şüpheliyim. Peki ya nasıl olacak? Hepinizin yakından tanıdığı Arenas gibi olacak. Washington'da nasıl Arenas'ın kafasına estiği zaman kendisinin hücum etmesine göz yumuluyorsa, Philly'de Iverson'a bu fazlasıyla tanınacak. Ancak tabii bu durum Philly'deki gençlerin Princeton sistemini öğrenmelerine ve ona alışmalarına engel olabilir. Fakat şu anda yapacak hamlesi yok Philly'nin. Bir yenilik, değişiklik şarttı ve yeni planı uygulamaya soktular. Iverson özellikle takımın gelecek seneki başarısı için doğru bir seçim değil bence. Ama bu sezon Louis Williams ve Speights'in dönüşüne kadar bu aykırı adam, 76'ers'ı playoff yarışı içinde tutarsa ben beklentileri aşıp doğuda ilk 8'e kalacaklarını düşünüyorum. Sonuçta, şu anda üzerlerinde bulunan New York, Indiana, Chicago, Detroit gibi takımları geçecek kapasite ve potansiyel Philadelphia'da kesinlikle var. Tek ihtiyaçları olan şey bir hava yakalamak. Bunu da Iverson'dan başka kimle yakalayabilirler? (Tabii Elton Brand'in mutlu olması, Eddie Jordan tarafından ilk 5 başlatılması da şart)

Tek soru: Eddie Jordan tarafından "İlk 5'tesin" denildiğinde gözleri bir çocuğun hediye aldığındaki gibi parlayan Iverson, Louis Williams dönünce nasıl kullanılacak? Kim ilk 5'te başlayacak? Iverson ile Wiliams'ı beraber başlatmaları durumunda çok ufak kalırlar. Iverson'ı oturtmaları durumunda, belki de temelli basketbolu bırakabilir... Bu durumda Louis Williams'a şimdiden bench rolü gözüküyor sanki. Tabii o dönene kadar Iverson bir arıza çıkarmazsa.

Aslında Iverson'ın basın toplantısı nedeniyle biraz duygusal yazmış olabilirim - ki kendisini çok sevmem. Ama ben bile istiyorum ki 2001 yılında, Lakers'a karşı delicesine desteklediğim Philly'nin 1 numaralı adamı, eski şehirinde yeniden başarılara imza atıp basketbolu öyle bıraksın. Bu yakışır tarihin en iyi 6. sayı ortalamasına sahip adamına.

Not: İmkanı olan herkesin bu gece Denver - Philadelphia maçını izlemesini öneriyorum. Hatta maçı da geçtim, maçtan önce Iverson'ın ilk 5'te anons edilişini görün yeter...

Cavs'den Michael Jackson'a Güzel Jest


Link

Arkadaşım facebook'da paylaşmış oradan gördüm, yoksa kaçıracakmışım. Halbuki Ball Don't Lie'da da var, görmemişim. Konumuza dönelim. Evet Cavaliers takımı basketbol antrenmanı yapmaktan çok video çekimlerine katılıp, Amerikan futbolu oynuyor... Bu koyduğum da son harikaları.

İnce bir düşünce, tabii komik olmamasının mümkünatı yok. Darnell Jackson ile LeBron sözleri biraz daha çalışsalarmış fena olmazmış. Anthony Parker'ın karizmasına ise bittim, zaten severdim daha da bir kanım ısındı.

Milwaukee Bucks'ın Yeni Logosu

Dün gece Cavs'den 29-0'lık seri yiyen Bucks, logo değişikliği için NBA'e başvurmuş.

Bilmeyenler için klasik bir olay/şehir efsanesi vardır: Geyikler, araba farları karşısında donup sadece bön bön bakarlar ve bir yere kaç(a)mazlar. Buna bir gönderme var. Aslında resim eski, bir ara internette dolaşırken görüp kaydetmiştim ama şu anda paylaşmanın doğru olacağını düşündüm. Dile kolay 11 dakikada 29-0...

6 Aralık'tan Notlar

1-36:
Knicks, Nets'i yenerek yeni bir 0-18'lik seri başlatmış olabilir mi? Hiç sanmıyorum ama işin geyiğine girmeden olmazdı. 9-73'ü geçmek için için 9-53 yapmaları lazım. Normalde bakınca rahat yapmaları gerektiği düşünülüyor ama 1-19 pek öyle demiyor. Açıkçası benim şüphelerim var...

29-0:
Cavs ile Bucks arasındaki maçı internetten takip ediyordum. Zaten sonra dışarı çıkmam gerektiği için banttan yayını da izleyemedim. Ama ilk çeyreğin ortalarında bir ara 17-10 önde olan Bucks, 11 dakika sonra, ikinci çeyreğin ortasına geldiğimizde 39-17 gerideydi. 11 dakika boyunca skor üretememek gerçekten takdire şayan bir performans. Cavs'in de savunmasının payı vardır eminim ki ama yine de Bucks'ın hücum gücünün sınırlarını gösteren bir istatistik olduğunu düşünüyorum. Özellikle Ersan-Bogut ikilisi kenardayken farkın oluşması, bunun kanıtı. Hemen aşağıdaki hayvan performansçının bu 29-0'daki etkisi müthişmiş...

Günün hayvan performansı:
Delonte West 6/9 şut isabeti ve 9/9 faul isabeti ile 21 sayı bulmuş Bucks karşısında. Yanındaki 4 ribaund, 3 asist, 2 top çalma, 1 blok da cabası. Ama asıl 'hayvanlığı' ikinci çeyreğin başında 5 dakika içerisinde 14 sayı üretti ve Cavs'in farkı açıp maçı koparmasındaki 1 numaralı faktör oldu.

Wade daha 2 gün önce Kobe'ye ve dolayısıyla Lakers'a son saniyede Kobe'nin "Kariyerimin en şanslı basketiydi" dediği üçlükle yenilince, sinirlenmiş. 34 sayı, 5 ribaund, 10 asist, 1 top çalma ve 4 blok ile oynamış Kings'e karşı. Ayrıca sadece 2 top kaybettiğinin de altını çizelim. Kısacası maçı kazandırmış. Maçta Jermaine O'Neal'sız pota altına karşı Kings uzunlarının üretkenliği sonucu belirleyecek demiştim. Thompson ve Hawes ikilisi toplam 13 sayı 11 ribaund ve 0 blok ile 1 pivot istatistiği bile yakalayamamışlar.

Boşa kürek çeken:
Evans 30 sayı 4 ribaund 4 asist ve 3 top çalma ile oynasa da, Wade'in karşısında duramamış. Ama koca takımda ona Greene hariç yardımcı olan da kimse çıkmamış.

Başımıza taş yağacak:
Dorell Wright ne yapmış öyle? 9/13 isabetle 19 sayı 5 asist... Bundan 3 sezon önce gösterdiği yetenekleriyle gelecek vaat ediyordu ancak yaşadığı sakatlığın ardından sezonu kapadı, ertesi yıl da sezona yine ameliyatla girince, sezonun ikinci yarısında rotasyona girememişti. Arada unutulup gitmişti. Bu performansla kendisini hatırlatmış oldu.

Al Harrington 14 ribaund almış. Kariyer rekoru olabilir diye düşünüyordum baktım son 3 senedeki en yüksek rakamıymış ama 3 sezon önce 18 ribaund almış Milwaukee'ye karşı.

Larry Hughes tam 17 serbest atış kullanmış Nets'e karşı. Üstelik bunların sadece 2'si taktik faul sonucunda. Lee tutamamış Hughes'u. Düşünüyorum da herhalde en son Wizards'da kullanmıştır 17 serbest atışı Hughes...

Suns sadece 13 tane üçlük kullanmış Lakers'a karşı. Maç başına ortalama 23 tane denediklerini hatırlatayım. Lakers savunması hafiften zorlamış.

Var mı Pau gibisi?
Lakers, İspanyol forvet döndüğünden beri 8-0 gidiyor, bir de o dönmeden önce Detroit'i yenmişlerdi etti mi size 9-0. Bu dönemde sanırım sadece 1 kere izledim Lakers'ı bir de indirdiğim maçta çabuk çabuk pozisyonlara bakmıştım. İyi oynadıklarını söylememe gerek yok herhalde. Hücumda zaten çok farklı bir takım oluyorlar ama Gasol'ün savunmada getirdikleri göz ardı ediliyor. Son 9 maçta 93 sayı yiyorlar ortalama...

O Nasıl Bir Dirsek?

Geçtiğimiz ay sağ dizini burkan Yi, bu günlerde parkeye dönmeyi planlıyordu. Hatta dün dönme ihtimali bile vardı. Fakat Cumartesi günü antrenmandaki 3'e 3 maçta, Sean Williams'dan öyle bir dirsek yemiş ki, üst dudağına tam 50 dikiş atılmış. Evet 50. Nasıl bir güç? Nasıl bir dirsek bu ya? Yi'nin dudağındaki kaslar falan hasar görmüş. Zaten 50 dikiş gerektiyse, belki de dudağının kopmadığına şükretmeli.

Bu arada, Yi o dirseği yedikten sonra antrenmana devam etmek istemiş. Artık acı eşiği ne kadar yüksekse... Sonuç olarak Yi'ye kontak içeren aktiviteler en az 1 hafta yasak. Dönüşü ertelendi.

Bazen Bakışlar Herşeyi Anlatır



6 Aralık 2009 Pazar

Maç Umrumda Değil


Link

Dün Raptors'ın, Bulls'u daha ilk çeyrekten yenmeyi garantilediği maçta (ilk çeyrek 37-16, maç skoru 110-78) Jarrett Jack 3. çeyreğin bitiminde çok ilginç bir harekete imza atmış. Hücum süresinin dolmasına 10 saniye kala, topu koltuk arasına sıkıştırıp, eğilip, ayakkabısının bağcıklarını bağlamış, sanki oyun durmuşmuş gibi. İşin ilginci bana sanki önce çözüp, ardından tekrar bağlıyor gibi geldi. Bulls'da Deng ise o sırada savunmadaki eşleşme sorunundan dolayı adam değişmeyi düşündüğü için bu olayı görmemiş.

Hareketin sempatik olmadığı kesin. Ama en azından David Lee gibi bağcıklarını başkasına bağlatmamış parkenin ortasında =)

6 Aralık Programı

5 Aralık Cumartesi 19:00 / New Jersey Nets - New York Knicks
5 Aralık Cumartesi 22:00 (NTV Spor banttan 00:00) / Cleveland Cavaliers - Milwaukee Bucks
6 Aralık Pazar 01:00 / Washington Wizards - Detroit Pistons
6 Aralık Pazar 04:00 (NBA TV) / Miami Heat - Sacramento Kings
6 Aralık Pazar 04:30 / Phoenix Suns - Los Angeles Lakers


Maalesef basketbol futbola yenildi. NTV Spor'da Roma - Lazio maçı 21.45'te canlı yayınlanacağı için Ersan'ı banttan izleyeceğiz. Olsun buna da razıyız, yapacak birşey yok.

Ersan'ın artık faul problemine girmemesi lazım. Çünkü Warrick bu fırsatları hiç de fena değerlendirmiyor. Ersan bu şekilde parkede kalmayı başaramazsa, Warrick normal rotasyonda bile daha çok almaya başlayabilir. Bugün karşısında Hickson ve Varejao olacak milli basketbolcumuzun. Varejao'nun ayakları çabuk, dışarıda oynayan uzunlara karşı savunmada ne kadar zorlandığını biliyoruz. Hickson bu konuda - her ne kadar tecrübesi az olsa da - Ersan'a karşı daha iyi bir çözüm olabilir Cavs'de. Maç için genel görüşüm ise elbette Cavs'in kazanacağı yönünde. LeBron faktörü tek başına yeterli olmalı diye düşünüyorum.

Nets - Knicks maçı ise zıt güçlerin(!) karşılaşması. Bir taraf savunmanın s'sinden habersiz, diğer taraf ise hücumda ligin en zorlanan takımı. Maç başına 16 asist yapıyorlar. Chris Paul biraz kendini kassa tek başına bu rakamı geçer...

Heat ile Kings arasındaki maçta Jermaine O'Neal oynamayacakmış. Bu da Heat'in skor üretme opsiyonlarını 2'ye indiriyor (Wade - Beasley). Enerjik Kings'de ise Martin ve Garcia'sız işler beklendiğinden çok daha iyi gidiyor. Ligin en kötü takımlarından biri olarak gözükürken şu anda saygı görmeye başladılar, evlerinde gerçekten farklı oynuyorlar. Jermaine O'Neal olmasa bile oldukça çekişmeli bir maç olmasını bekliyorum. Kings uzunlarının üretkenliği maçın sonucunu belirleyecek herhalde.

5 Aralık - Günün En İyileri

Önce en iyisini ve en komiğini vereyim. 3. çeyreğin ortasından itibaren izlemiştim maçı haliyle kaçırmışım Blair'ın bu pozisyonunu. Bu kadar bal da fazla =)


Link

DeRozan'ın ve DeAndre Jordan'ın smaçları, Iggy'nin üçlüğü ve Gerald Wallace'ın bloğu için de 10 en iyi hareketi vereyim. Steve Nash'in üçlüğünde bana göre hem faul yok hem de potalı giriyor. Genel olarak zayıf bir Top 10 ama DeAndre Jordan'ın smacını kaçırmamanız lazım bence.


Link

Benimle Dans Eder Misin?


Link

Aslında haber 1 gün eski ama haftasonu çok vaktim olmadığı için paylaşamamıştım. LeBron James cumartesi sabahı Bulls'a karşı, maçı kazanmaları garanti hale gelmişken bu tip bir dans sergilemiş. Hem de henüz maçın bitimine 7-8 dakika varken ve oyun oynanırken - ki zaten videoda da parkede oyuncuları görüyoruz. Deplasmanda olsa eminim çok daha fazla eleştiri alırdı. Ama Cavs evinde olmasına rağmen Bulls oyuncularından - özellikle Noah'tan - çok tepki aldı. Daha sonra LeBron oyuna girdiğinde, ona bench'ten bağıran Noah'ın üzerine yürümeye başlamış ve teknik faul almış ama olay daha büyümemiş.

Rakibe saygı, basketboldaki en önemli unsurlardan biri. Cavaliers oyuncuları son 2-3 sezondur bunu sık sık unutuyorlar, bu da onları birçok basketbol severin gözünde antipatik yapıyor maalesef.

Edit: Burada da LeBron ile Noah'ın ufak çaplı atışması var:


Link

Greg Oden Sezonu Kapadı

Eve geldim ve onca devam eden maç arasından Rockets - Blazers maçını seçtim izlemek için. Hem Andre Miller'ın en son durumunu bir kez daha gözlemlemek için hem de bu iki takımın arasındaki maçlar genelde zevkli geçtiği için. Seçmez olaydım bu maçı. Greg Oden bir pozisyonda, Aaron Brooks'a blok koymak için zıpladı ve yere inerken sol dizini tutarak yere yığıldı... İlk bakışta çok ciddi birşey olduğu anlaşılıyordu. Hatta hemen Oden'ın yanına gelen doktorlar, Oden'ın gözünü kapayarak dizine bakmasını engelliyorlardı. Yaklaşık 10 dakika falan Oden yerde kaldı ve sonra sedyeye konup soyunma odasına götürüldü...

Gelen raporlar göre de sol diz kapağı kırılmış. Bu da %99 ihtimalle sezonu kapadığı anlamına geliyor.


Link

Canlı izlerken dikkat edememiştim ama şu videoda Roy ve özellikle Aldridge'in tepkilerinden zaten ne kadar kötü bir sakatlık olduğunu anlayabiliyoruz. Bir oyuncu, yerde yatan diğer bir oyuncuya bakıp irkiliyorsa bilin ki o sakatlık çok ciddidir.

Bu arada videoda gözükmüyor çünkü sadece sonu var pozisyonun. Ama ben çok net gördüm, Oden yere düşmeden önce sakatlanıyor. Halbuki diz kapağı kırığı direk darbe sonucu oluşur, üstüne falan düşmeniz gerekir normalde kırılması için. Gerçekten çok ilginç. Oden'ınki ya zıplarken kırıldı - ki bu imkansıza yakın olsa gerek - ya da havada Brooks'un bacağı Oden'ın diz kapağına çarptığında, sakatlık bu şekilde gerçekleşti. Bu bile normalde olmaması gereken birşey. Bir de dizine biraz daha dikkatli bakınca diz kapağının kırılmakla kalmayıp yerinden oynadığını görebiliyoruz. Bu daha da kötü bir haber tabii ki...

Gerçekten Oden'daki cenabetlik ve şanssızlık maksimum seviyede... Yerdeyken ne kadar acı çektiği ve sedyedeyken, yaşadığı hayal kırıklığı surat ifadesinden rahatça anlaşılıyordu.

Yüreğim burkuldu, geri kalan maçları da izleyesim kalmadı açıkçası ve izlemedim de... Önce sağ dizinden mikro kırık ameliyatı geçirmesi ve kaçan koca bir sezon. Azim ve hırsla yaptığı çalışmalar sonrası kendisini toparlaması ve parkelere dönmesi. Ardından geçtiğimiz yaz çok çalışarak kendisini geliştirmesi ve tam beklentileri karşılayan, iyi bir sezon geçirirken gelen bu sakatlık. Belki de tek teselli, aynı diz yerine sol dizinden sakatlanmış olması. Bazen kelimeler kifayetsiz kalıyor gerçekten, bu da o anlardan biri.

Umarım gelecek sezona bu sezonki form ile döner.

Dan Dirik paylaşmış, 3 dakikalık uzun görüntü de varmış:


Link

5 Aralık 2009 Cumartesi

5 Aralık Programı

6 Aralık Pazar 02:00 / Philadelphia 76'ers - Charlotte Bobcats
6 Aralık Pazar 03:00 (NBA TV) / Toronto Raptors - Chicago Bulls
6 Aralık Pazar 03:00 / Utah Jazz - Minnesote Timberwolves
6 Aralık Pazar 03:30 (NTV) / Denver Nuggets - San Antonio Spurs
6 Aralık Pazar 04:00 / Sacramento Kings - Phoenix Suns
6 Aralık Pazar 04:00 / Atlanta Hawks - Dallas Mavericks
6 Aralık Pazar 05:00 / Houston Rockets - Portland Trail Blazers
6 Aralık Pazar 05:30 / Indiana Pacers - Los Angeles Clippers
6 Aralık Pazar 05:30 (NBA TV) / Orlando Magic - Golden State Warriors

Mehmet 2010'da Milli Takımda Mı? (Washington'dan 4 Aralık Raporu)

Washington'da ikamet eden Önder yine Wizards maçına gitmiş. Bu sefer Raptors, Washington'a gelmişti. Önder maçta ilginç bir sürprizle karşılaşmış. Türkiye Basketbol Federasyonu başkanı Turgay Demirel ile Milli takım menajeri Harun Erdenay maça gelmişler, Hidayet'i izlemek ve desteklemek için. Hatta Milwaukee maçında da oradalarmış. Turgay Demirel bir Türk muhabire röportaj vermiş, Önder de kendi kamerasıyla kısa bir video çekmiş. Söylenilenleri açıkçası ben duyamadım ama söylediğine göre içerikte şunlar konuşulmuş:

Harun Erdenay ve Turgay Demirel, NBA'de oynayan Türk oyuncuları izlemek için Amerika'dalarmış. Bugün de Chicago'ya gidip orada Hidayet'i yeniden izleyeceklermiş. Ardından Utah'a geçip Mehmet'i izleyeceklermiş. Herhalde Spurs maçında orada olacaklar demek oluyor bu. En son olarak da Bucks - Raptors maçında Ersan ile Hidayet'i birbirlerine karşı oynarken izleyeceklermiş.

Mehmet Okur'u izleyecek olmaları 2010'da Mehmet'in milli takıma katılacağı anlamına gelir mi acaba? Önder böyle düşünmüş. Bu yönde bir duyum da aldım bir arkadaşımdan. Herhalde Mehmet 2010 Dünya Şampiyonası'nda Türkiye Milli Takımı forması giyecek.

Harun Erdenay'la sohbet etme fırsatı bulmuş 10 dakika boyunca. İnanılmaz alçakgönüllü olduğunu söyledi Önder. Pegasus'tan başka birşey beklemek olmazdı zaten. Tanjevic ile ilgili soru sorduğunda Harun Erdenay cevaplamaktan kaçınmış, Önder de pek üstelememiş.

Turgay Demirel'in, pek konuşmaların duyulmadığı röportajı:

Link

Hidayet'in maç öncesi ısınma videosu:

Link

Efendim başka şehirlerde yaşayan ve böyle maçlara gidip ilginç fotoğraflar videolar paylaşabilecek okurlara da duyurulur. Her türlü paylaşımınız değerlendirilecektir. Sağ üstte yer alan iletişim adresine mail atmanız yeterlidir.

Edit: TBF'nin sitesinde de yer almış haber şuradan buyrun.

4 Aralık'tan Notlar

Efendim New Jersey Nets'in galibiyet kutlamalarına katıldığım için bu yazıyı geç yazabiliyorum, kusura bakmayın. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi İstanbul'da da büyük bir heyecanla yapıldı kutlamalar. Geç oldu ama boş geçmeyelim yazmış olalım günün notlarını...

Günün hayvan performansları:
Chris Paul'ün oynayacağı kesin değildi hatta ben 1-2 maç sonra döner diye düşünüyordum. Ama çıkıp oynadı ve ne oynamak... 16 sayı, 6 ribaund, 15 asist, 8 top çalma, 1 blok... 8 top çalma nedir ya. Dalga mı geçiyorsun Paul? Maçın sadece 3-4 dakikalık bir bölümünü izledim ve bu kısa sürede Paul'ün 2 top çaldığını gördüm. Hornets 98-89 ile kazandı.

Chris Bosh 13/25 isabetle 31 sayı gönderdi Wizards potasına. Ayrıca 16 ribaund 4 asist ve 2 blokla oynadı. Geçen maç onu iyi tutan Haywood'a "O 1 maçlıktı" mesajı verdi. Çoğu pozisyonda içeri penetre ederek ve Haywood'dan kurtularak sayıları buldu. İçeride de delicesine savaştı Wizards uzunlarıyla ve onlara karşı üstünlük kurdu.

David Lee 18 sayı 17 ribaund 4 asist ve 3 top çalmayla oynadı. Saha içi isabet oranı ise 7/9. Galibiyeti getiren adam olmuş Atlanta'ya karşı. Tabii Josh Smith'in 2 teknik faul alıp atılmasını da unutmayalım...

Kevin Garnett utanmasa şut bile kaçırmayacaktı. 11 şutundan sadece 1'inde isabet bulamadı. Ayrıca şut derken, hakikaten kullandığı çoğu top uzak mesafeli boş atışlardı. 23 sayı, 8 ribaund, 3 asist ile oynadı. Bunun bir numaralı nedeni Jeff Green'in Perkins ve Pierce'a yardıma gitmesiydi. Bu iki oyuncuyu savunamadılar gece boyu. Zaten koç Brooks'un Garnett-Perkings-Rasheed 3'lüsüne karşı maç kopana kadar Etan Thomas'ı kullanmamasına anlam veremedim. Bana göre saçmalıktı. Thunder pota altı yol geçen hanına döndü.

Carlos Boozer karşısında Hibbert-Foster-Murphy üçlüsünü görünce azmış ki ne azmış. 35 sayı 13 ribaund 2 asist. %67 ile oynamış üstelik. Harika.

Günün şanslı hayvan performansı:
Bu adam Kobe tabii ki. Çünkü şans faktörü olmasa, boşa kürek çekenler kısmına alacaktık kendisini. Önce Wade'in 2'de 1 atmasının ardından, abuk subuk, hem yana hem geriye doğru çekilerek attığı üçlük potalı olarak girdi ve Lakers maçı 1 farkla kazandı. Maçta 4/9 ve 12/18 isabetle faul atan Jermaine-Wade ikilisinin bu kötü yüzdeleri mağlubiyeti hazırlamış.

Boşa kürek çeken:
Arenas 34 sayı ve 3 asistle oynarken, maçı uzatmalara taşıyan orta mesafe şutu ve üstüne uzatmalarda beraberliği sağlayan üçlüğü de attığını söyleyeyim. Ama Calderon'un asistiyle gelen Hedo'nun zor şutu, maçı Raptors'a kazandırdı.

Kevin Durant 36 sayıyı 13/19 isabetle üretti ve 5 ribaund çekti ancak mağlubiyete engel olamadı. Koca takımda ona 1 tane bile yardımcı çıkmadı. Westbrook iyi gibi gözüktü ama top kayıpları ve abuk subuk şutlarıyla aslında yarardan çok zarar bile getirdi diyebilirim.

Günün dengesizleri:
Al Harrington bu efendim. 17 dakikada 25 sayı atan Harrington, maçın geri kalanında sadece 2 sayıyla oynadı. Bu nasıl bir dengesizlik gerçekten...

Earl Boykins ikinci çeyreğin ilk 6 dakikasında tam 11 sayı buldu. Yanıyordu resmen. Ancak çok çabuk söndü ve maçı sadece 14 sayı ile tamamladı.

Başımıza taş yağacak:
Chris Duhon... Bu maçta 25 sayı 10 asist ile oynamış üstelik 10/16 isabetle. Bugüne kadar %28 ile şut atan biri için hiç fena değil. Ayrıca bundan önceki 3 maçında toplam 24 sayı ürettiğini de eklemek gerek. Bravo Duhon, sonunda düzgün bir performans geldi...

Bizimkiler:
Hedo'ya önce hakkını verelim: Uzatmalarda takımına maçı kazandıran adamdı. Ama 4. çeyreğin son saniyesinde, maç berabereyken gidip üçlük atan bir oyuncuyu eleştirmeden geçemezdim. Bu nasıl bir mantıktır Hedo? Neden üçlük? Delirdim ekran başında. Niye penetre yok? Yasakladı mı koç Triano? Gerçekten saçmalıktan başka birşey değil bana göre...

Üzülüyorum valla Ersan'a. Diğer maçlar arasında Ersan oyundayken sıkça Bucks maçına dönmek istedim. Ama yok her Bucks maçını açtığımda Ersan'ı faul sayısı artmış olarak bench'te görüyordum. 4-5 pozisyon hariç izleyemedim bu nedenle.

Günün sürpizi:
Mavericks'in deplasmanda da olsa Grizzlies'e 98-82 kaybetmesi... %35 ile şut atmaları bunu açıklıyor zannedersem. Nowitzki de sadece 22'de 7 isabet bulup 16 sayıda kalmış. Diğer tarafta Zach Randolph 24 sayı 15 ribaund ile oynamış.

Günün komiği:
Danilo Gallinari sağ kolu ağrıdığı için oynamamış dün gece. Eh geçen sene 28 maçta attığı toplam şut sayısından (125) daha fazla üçlüğü (127) 19 maçta atarsan tabii ki kolun ağrır Gallinari...

Bu kadar maç olan bir günde illa kaçırdığım ilginç istatistikler vardır. Paylaşın lütfen gözünüze çarpanları.