BIY AD

5 Nisan 2010 Pazartesi

Bir Ribaund Nelere Kadir


Link

Blatche neler neler yapmış 9 ribaundu varken ve triple double'a yaklaşmışken. Tabii burada bir kez daha 13 asistini övelim. Diyorum ya bu adamın yeteneği sorgulanmaz ama kafa yapısı sorgulanır. Kafa demişken dönelim dün gece neler yaptıklarına. Komedya şöyle başlıyor: Blatche, defansta tuttuğu Yi'yi hiç sallamadan ribaund kovalıyor ancak faul yapıyor. Bir çocuk gibi zıplamaya başlıyor "Ya ama bu haksızlık" modunda, sonra hakeme "Ne yaptım ki?" diyor. Ardından CDR'ın üçlüğünde Blatche ribaundun peşine düşmekte gecikince top Cartier Martin'in kucağına düşüyor o da refleks olarak tutuyor. Sonrası daha da komik, sanki büyük bir felaket olmuş gibi başını ellerinin arasına alıp "Allah'ım nasıl olur bu?" triplerine giriyor. Bu da yetmiyor McGee'nin serbest atışları sırasında Yi'ye açık açık "İkinci atış kaçarsa ribaundu bıraksana" diyor ama reddediliyor. Zaten normalde oldukça kötü yüzdeyle serbest atış atan McGee ikisini de sokuyor. "Ulan git önce takım arkadaşına kaçırmasını söyle" diyesim geldi burada =) Her neyse son saniyelerde de Devin Harris'in arkasından "Acaba turnikeyi kaçırır mı?" diyerekten son sürat koşuyor. Yetmiyor 4 saniyede rakip sahaya geçip şut kaçırıp ribaund almaya çabalıyor. Ama hepsi BOŞA... Oh olsun diyorum buradan. Neden?

Buradan Blatche'e iki soru yöneltiyorum soruyorum.

1) Maç 97-95 olsa, Devin Harris öyle turnikeye gidiyor olsa senin gibi vurdumduymaz bir adam, defansta da iki takım arkadaşını görünce o şekilde koşar mı?
2) 16 maç üst üste yenildiğinizde hangi maçın ardından, Martin'in ribaundu aldığı sırada üzüldüğün kadar üzüldün?

Başka sorum yok hakim bey... Bir daha söylüyorum "Oh olsun!"

Ama şunu da söyleyeyim, en azından gülerek, sempatik bir şekilde yapıyor bunları Blatche ve videoyu izleyenleri eğlendirmeyi, güldürmeyi başarıyor. Öyle Ricky Davis gibi kendi potasında turnike kaçırıp ribaundunu almıyor. Yine de Blatche'in son 4 saniyede rakip potaya öyle haldır huldur gitmesi de herşeyin üstüne sos oluyor.

Videoyu paylaşan kskhytr'a teşekkürler.

Cleveland Cavaliers - Boston Celtics (LeBron Salladı Ama Yıkamadı)

Maçı izleyip uzunca yazdığım için günün notlarından ayırmak istedim. Aradığınız oysa eğer tık.

Gecenin doğudaki mesaj maçına iki takım da beklenenden iyi hücum performanslarıyla başladı. Celtics, ilk çeyrekte Ray Allen’ın önderliğinde 33 sayı atarken Cleveland’ın da 8’ini Mo Williams’ın attığı 24 sayısı vardı. İki takım da skorlu başlıyorum tabii ama bunlardan savunmada ve hücumda sorun yaşamayanı Boston’dı. Lebron asiste yönelik oynasa da şutlarında hiç isabet bulmadı ve inatla şuta yönelik oynadı. İkinci çeyrekte de ne James ne Jamison istedikleri performansı veremeyince Cavs hücumu tıkanıp kaldı. Hücumda ekstra katkı veren tek isim Ilgauskas’tı, ayrıca kendisi ilk yarıda Boston’lıların rahatça skor ürettikleri pota altını da kapattı ancak Boston’ın yine ilk yarıdaki kadar iyi skor üretmesi farkın iyice açılmasına neden oldu. Hickson’ın top kaybından sonra oyun süresini topu almayarak bekleten Rondo’nun üstüne gidilmeyince o da üçlükle kapadı ilk yarıyı ve skoru 64-49’a getirdi. İlk yarıda tam skorun belirttiği şekilde bir Celtics üstünlüğü vardı diyebilirim. Savunmada hiç kendi kimliklerini yansıtamadılar ve hücumda da Celtics’e karşı çok zorlandılar. Jamison şutlarında ve serbest atışlarında iyi bir isabet oranı sağlayamadı. Genelde hareketliliğiyle rakibinin canını yakan Hickson da aynı olanağı bu maçta hiç bulamayınca şuttan başka şey deneyemedi. Doğal olarak izlerken bu üstünlüğe hiç şaşırmadım. Bir tek Ray Allen’ın şut performansı her maçta aynı olmayabilir ancak o da Cleveland savunmasının uyumadığı anlamına gelmiyor.

Üçüncü çeyreğe tüm o farka rağmen iyi hücum ederek başlayan ekip yine Celtics oldu. Maç bir süre daha ilk yarıdaki gibi seyretti, ta ki Mike Brown sinirlenip iki teknik faul alana kadar. Daha sonra gördük ki Mo Williams faul olduğu şeklinde itirazda bulunup teknik faul alınca bu kadar sinirlenmiş ama ben orada “maçın devamını görmek istemedi herhalde” diye düşünmüştüm.
Birkaç dakika sonra Rasheed de zıvanadan çıkıp hakeme adeta teknik faul için yalvarırcasına itiraz etti. Tek teknik faulle yetindiğine mutlu olmasa gerek, itirazlarını daha da arttırdı. Kenardan Doc Rivers onu oyunda tutmak istediği için sakinleştirmeye uğraşsa da Wallace ona da bağırdı, Rivers da kenara aldı doğal olarak. Ve tahmin edersiniz ki Wallace kenara yürürken de susmadı. Böyle kuru kuru anlatılmaz tabii, aşağıdaki videodan maçı kaçıranlar yaşananları tekrar görebilir:


Link

Ancak maçın son çeyreğinin hikayesini LeBron yazdı. Zaten sezon boyunca önemli maçların son çeyreklerinde nasıl oynadığını biliyoruz ama bu apayrıydı. Ilgauskas’ın faul yaptığı pozisyona (bana göre) gereksiz şekilde itiraz ederek teknik faul aldıktan sonra eline aldığı her topta bir tank edasıyla potaya giderek hıncını oradan çıkardı. İşin kötüsü tüm Boston oyuncuları onun ne yapacağını biliyordu ancak hiçbir şekilde durduramadılar. Karşısına kim çıkarsa LeBron önünde sürükleyip potaya kadar götürdü. Ben bu şekilde gitse de Celtics artık maçı vermez buradan diyordum ama Cleveland savunması da rayına oturunca ne olduğunu anlamadan Cleveland üstünlüğü yakaladı.

Farkın azaldığı bölümde şut bile kullanamayan Ray Allen’ın üçlüğüyle Celtics taraftarı rahatlasa da hakemler Anthony Parker’ın kaçan üçlüğünde ribaundu alan Tony Allen’ı, topa potanın üstünde müdahale etmiş olarak görünce Cleveland üç sayı daha kazandı. Tekrarını görünce anladık ki karar yanlışmış ama o pozisyonda Parker’a da ufak bir faul yapılıyor. Hakemler doğru kararı çalmayıp yanlış karara düdük çıkarmış yani. Eğrisi doğrusunu bulmuş oldu. Bir sonraki pozisyonda Tony Allen, Rondo’nun güzel pasını sayıya çevirince fark tekrar 3’e yükseldi ve sahanın diğer tarafında Celtics, LeBron’a taktik faul yapmayı seçti. LeBron’un tekini kaçırdığı serbest atışlara Paul Pierce da 2’de 1’le karşılık verince fark değişmedi. Boston’lı oyuncular LeBron’a bir faul daha yaptılar, LeBron bunların yine birinde isabet bulabildi ancak kaçan serbest atışta ribaund mücadelesine giren Perkins’e faul yapılınca ikisini de kaçırdı genç pivot ve topu alan LeBron, pozisyonda 2’ye 2 hızlı hücuma çıkarken ve çembere rahatlıkla gidebilecekken çok çok yanlış bir kararla üçlük atmayı seçince ve isabet bulamayınca maçı kazanan ekip Celtics oldu. Deplasman takımları zaman zaman maçı kazanmak ister bu tip son saniye toplarında, uzatmaya giderse "Ev sahibi takım avantajlı olabilir" diye. Ama LeBron’un bu son üçlüğü denemeden önce maçta çizginin gerisinden 8 denemesinde hiç isabet bulamadığını ve normalde de yüksek yüzdeyle atan bir isim olmadığını belirtmek lazım.

4 Nisan'dan Notlar

Günün hayvan performansı:
Boston adına geceye damgasını vuran isim 9’da 6 üçlükle (ve 17’de 10 toplam) Ray Allen oldu. Gerektiğinde önündeki boşlukları kullanıp potaya gitti ama en çok can yakanı o mükemmel şutunda çok iyi isabet bulmasıydı. Maçı 33 sayı 4 asistle takımına kazandırdı yıldız oyuncu. 16 sayı 14 asisti olan Rondo’nun hakkını da yememeli ama hala çok rahat bir iki pozisyonda pas vermeyi tercih etti.

Magic maça çok hızlı 7 sayıyla başlasa da ilk çeyreğin sonraki dakikalarında Memphis farkın açılmasına izin vermeyerek ne kadar dişli bir rakip olduğunu göstermişti. Tabii Howard karşısındaki Hasheem Thabeet ışık hızıyla faul problemine girince Gasol’ün yokluğunu oldukça aramışlar ve son çeyrekte yine yorgunluğa yenik düşüp Magic’e boyun eğmek zorunda kalmışlar. Orlando adına maçın yıldızı %50 şut isabetiyle 26 sayıya ulaşan Vince Carter olmuş. Ayrıca 7 ribaundu 6 asisti 2 top çalması ve bir iki güzel smacı var.

Kazanmak için artık tek sebepleri kalan Golden State oyuncuları, önündeki maçlara ölüm kalım meselesi gibi bakması gereken Raptors’ı zor da olsa yenmeyi başarmış. Takımlarını taşıyan Magette 31 sayı, Anthony Morrow 25 sayı 10 ribaund, Step Curry de 29 sayı 8 ribuand 12 asiste imza atmış. Ellis’in olmadığı Golden State takımında toplam 31 asist yapılmış. Tabii son olarak Lenny Wilkens’i en fazla galibiyet sayısında yakalayan Don Nelson’a da buradan tebrikler.

Kevin Durant Lebron’un sonradan azmanlaştığı maçı görünce sayı krallığı yarışında geri kalmamak istemiş olsa gerek, Timberwolves potalarına 22’de 13’le tam 40 sayı göndermiş. Aynı maçta başka çok etkileyici istatistik, top kaybı yapmaktan pek çekinmeyen Westbrook’un kariyer rekoru olan 16 asistinin yanında sadece tek top kaybı yapmış olması. Son zamanlarda az top kaybı yapmayı öğrendi gibi ama bu uç nokta olmuş herhalde. Minnesota’da Ryan Gomes ve çaylak Flynn’in 22 sayılık çabalarına rağmen Thunder 3. çeyrekte biraz zorlansa da genel olarak rahat bir maç çıkarmış Minnesota karşısında ve 108-116’lık galibiyetle ayrılmış sahadan.

Roy Hibbert’ın 20 sayı 11 ribaund 2 bloğunda pek bir şey yok ama bu sezon birkaç kere daha yaptığı gibi tam 7 asiste imza atmış. Pacers %57.6’yla şut atmış olabilir ama maçın en fazla asist yapan oyuncusu olan bir pivottan bahsediyoruz. Arada böyle şeyler yapsa da maç başına yaptığı faul sayısının asist sayısından fazla olduğu gerçeğini de hatırlamalı.
Bu arada maçtan başka bir bilgi de, Adelman bir ara sinirlenip tüm ilk beş oyuncularını kenara almış. Zaten Lowry, Budinger ve Hill’in çabaları istatistiklerine de yansısa da maçı 102’ye 133’lük büyük farkla yenilmelerine engel olamamış hiç biri.

Kaç maçtır canını dişine takan Manu bu gece yine coştu ve Lakers’ın canını 32 sayı 5 ribaund 5 asistle yaktı. Kendisinin ne yaptığını istatistikleri düpe düz belli etmiyor yine çünkü ne yaptıysa son çeyrekte yaptı. Yanlış hatırlamıyorsam 3. çeyreği 15’te 5 gibi bir yüzdeyle bitirmişti, o zamana kadar takımı sürükleyen Duncan ve Lakers’a yaptıkları müthiş savunmaydı. Son çeyreğin başlarında Gasol ve o ana kadar kendi standartlarının altında oynayan Kobe’yle birlikte Los Angeles ekibi bir seri yakalayıp maçı ortaya getirdi ama Manu’nun buna izin vermeye niyeti yoktu. Kritik anlarda attığı üçlükler, potaya giderek bulduğu sayılarla takımını sırtlayıp farkın yine istedikleri konuma gelmesini sağladı. Zaten Hill’in sakatlanmasıyla topu maç boyunca taşıyıp oyunu kuran kendisiyken bunları yapmasından çok etkilendim.
Spurs savunmasından bahsetmiştim, bugün gerçekten oturmuş gibiydi rotasyonlar. Spurs 4 numaraları genelde Artest’i tuttular karşılaşmada. Baya boş üçlük şansı buldu kendisi ama 9 denemeden sadece 2’sinde başarılı olabildi. Bogans da Odom’ı tuttu ayrıca. Son 7 maçın 6’sını kazandılar yanılmıyorsam, eğer savunmadaki bu tutumlarını koruyup hücumda skor dağılımını biraz daha iyi yaptıkları taktirde playofflardaki şanslarını arttırabilirler. Veya ben fazla büyütüyorum, ileriki günlerde göreceğiz.

Nets-Wizards maçında enteresan şeyler yalanmış. X-faktörüne koyacaktım ama triple-double’a yaklaşmış diye burasıyla ödüllendirmeye karar verdim. 18’e 5’lik şut yüzdesi onun için oldukça kötü olsa da, Andray Blatche 10’unu kaçırmadan attığı serbest atışlarla bulduğu 20 sayı, 9 ribaund ve 8’i ilk çeyrekte(!) gelen tam 13 asistle oynamış. Nets’e karşı da olsa çok önemli bir performans. Bir başka istatistik de benim gibi dikkat etmemiş olanlar için geliyor; Blatche’ın son 6 maçtaki asist ortalaması 6,6. Bir başka gariplik de Mike Miller’ın 13 ribaundu. Kariyer rekoru 19’muş ama yine de dikkat çekici.

Boşa kürek çekenler:
Lebron son çeyreğe kadar varlığını hiç hissettirmese de öyle bir kükredi ki 20 sayılık farktan geri döndü Cleveland. Bilgisayar oyunlarındaki olduğu gibi istediği zaman potaya gidip en kötü bir faul çıkardı. Ancak o kadar farktan getirdiği maçı uzaklardan denediği üçlükle koparmayı tercih edince galibiyeti elde edemediler. Lebron toplamda 31’de 14, üçlük çizgisinin gerisinden (biterken salladığı bir tanesini saymazsak) 8’de 0’la oynadı. Yanında 7 ribaundu, 9 da asisti var.

24 sayısı olan Zach Randolph, karşısındaki Lewis’e zor anlar yaşatarak bolca faul çizgisine gitmiş. 18 de ribaund almış Randolph, tabii Rashard Lewis’in de kendi avantajını kullanıp 7’de 5 üçlük attığını da eklemek lazım. Hem Gasol hem de bench katkısı olmayınca 92-107 yenilmişler. Ribaund ve top çalma gibi istatistiklerde rakiplerine üstünlük kursalar da sadece 12 asist yapabilmişler takım olarak.

Gasol, Spurs'e karşı 32'yle bu sezon attığı en fazla sayıya ulaştı. 7 ribaundu 6 da asisti var. Duncan'a karşı bu istatistikler etkileyici ama geçen maçtaki gibi denize dökme olayı yoktu. Duncan da hücumda aynı şekilde karşılık verdi, hatta bölüm bölüm daha etkili oldu diyebilirim. Tabii Gasol Kobe'nin kötü oynadığı maçta takımı taşıyan yegane isimdi, orası ayrı.

Chris Bosh, yüzüp kuyruğuna geldikleri maçta 19’da 11’le 42 sayıya ulaşıp 12 ribaund almış. 5 de top çalmış yanında ama imkansızı başarmış maçın sonunda. Detaylı bilgi için tık.

Günün X-faktörü:
Josh McRoberts, Houston’a karşı hayatının maçını çıkarmış. Tüm sahayı koşarak tamamladığı smaçlardan tutun bacak arkasından verdiği paslara kadar yakın tarihte böyle bir maç daha çıkarmaz herhalde. 9’da 8’le attığı 17 sayı kariyer rekoru, 12 ribaundu da kariyer rekorunu egale ediyor.

Bizimkiler
Hidayet yine kenardan gelmiş, sadece 20 dakika süre alabilmiş. Tamam, adama cezasını veriyorsun gayet haklı bir şekilde ama verim alabileceğin şekilde kullanmazsan boşa gidecek. Ben playofflarda daha fazla süre alacağını tahmin ediyorum ama Hidayet o süreleri nasıl değerlendirir o konuda şüphelerim var. Bu maçta da 4’te 2’yle 8 sayı 4 ribaund 3 asistle oynamış.

Vurursa Gol Olur, Vuruyor ... Aut


Link

Gece uyku tutmayınca Raptors maçına bakayım dedim. Son çeyrekte 15 sayıyla gerideydiler. Sony Weems'in savunmadaki çabaları ve Bosh ile Jack'in hücumdaki katkılarıyla olmadık bir şekilde oradan maça ortak olmayı başardılar son dakikaya girilirken. Turiaf ve Curry'nin serbest atışlarda yaşadıkları problemler farkın 3'e kadar inmesini sağladı. Ancak Don Nelson, Lenny Wilkins'i yakalamak uğruna (tamam eskiden de arada sırada yapıyordu) önde olmasına rağmen üçlük yememek için taktik faullere başvurdu. Nelson'ın izlediği yol az kalsın elinde patlayacaktı.

Bosh normalde yapılanın aksine serbest atışların ikisini de sokunca, Raptors'ın işi top çalmaya kalmıştı. Burada işin savunma tarafında maçın dönmesinde bana göre büyük katkısı olan Weems yine ön plana çıktı. Turiaf'ın pasını inanılmaz bir çabuklukla araya girerek kaptı, topla beraber dışarı çıkmak üzereyken de bakmadan arkasındaki Bosh'a mükemmel bir şekilde aktardı topu. Ancak o ana kadar müthiş şut yüzdeleriyle 42 sayı, 12 ribaund üreten, durdurulamadığı için devamlı serbest atışlar kullanan Bosh, iki saniye gibi uzun bir süresi varken topu çemberin sağından bırakmak yerine hemen zıplayıp atmak isteyince Turiaf onu rahatsız etti. Bu da Bosh'un çok kolay bir basketi kaçırmasına sebep oldu. Başlığı da zaten Bosh'a ithafen attım. Warriors pota altını bütün maç delik deşik ettikten sonra bu son pozisyonda tıkanması yakışmadı ve yazık oldu bütün maç yaptıklarına.

Gece, programda "Bir çuval incir" konusuna değinmiştim. Raptors hakikaten berabet etmiş olabilir işi... Şimdi sırayla Cavs, Celtics ve Hawks maçları var. Bulls ise bu dönemde Bucks (Bogut'suz), Cavs ve Nets ile karşılaşıyor. Bu dönemde Raptors'dan bir fazla maç kazanmaları halinde ayın 11'inde Air Canada Centre'da kıyamet kopacak: Bulls-Raptors maçında. Gerçi sonra Bulls'un Bobcats ve Celtics maçları var ama yine de önümüzdeki 4 maç sonrasında Raptors'ın önüne geçmiş olabilirler. Bogut'un sakatlığı Bulls'un playoff yapma ihtimalini arttırdı ancak hala Raptors biraz daha şanslı. Bosh önümüzdeki 3 büyük maçta kendisini affettirmeli ekstra bir galibiyet hediye ederek takımına.

4 Nisan 2010 Pazar

4 Nisan Programı

4 Nisan Pazar 20:00 (NTV Spor banttan 22:15) / Cleveland Cavaliers - Boston Celtics
4 Nisan Pazar 22:30 / San Antonio Spurs - Los Angeles Lakers
5 Nisan Pazartesi 01:00 / Houston Rockets - Indiana Pacers
5 Nisan Pazartesi 01:00 (NBA TV) / Golden State Warriors - Toronto Raptors
5 Nisan Pazartesi 01:00 / Memphis Grizzlies - Orlando Magic
5 Nisan Pazartesi 01:00 / New Jersey Nets - Washington Wizards
5 Nisan Pazartesi 02:00 / Minnesota Timberwolves - Oklahoma City Thunder
5 Nisan Pazartesi 04:30 / New York Knicks - Los Angeles Clippers

Cavs - Celtics çok güzel maç oluyor son dakikalara girdik ve şu anda NTV Spor'da da yayın başladı. Skoru bilmeyenler için skoru vermiyorum ama izleyin, pişman olmazsınız.

San Antonio da Cavs, Celtics ve Magic'i yendikten sonra Lakers'a konuk oluyor. Bu maçı da kazanırlarsa, playoff'larda onlara olan güvenim artacak.

Raptors 3 maçtır kazanıyor ancak bugün Warriors'a yenilirlerse bir çuval inciri berbat ederler. Bulls arkadan doludizgin geliyor. Ben onların Raptors'ı yakalamasına çok az ihtimal versem de yine de bu gidişat Raptors'ı rahatsız ediyordur. Önlerinde Cavs-Celtics-Hawks ve Bulls maçları var. Warriors'ı ya yenecekler ya yenecekler. Yoksa çok tatsız bir sürprizle karşılaşabilirler.

3 Nisan'dan Notlar

Günün Hayvan Performansları
Wade yine kabına sığmamış Minnesota karşısında. 27 şutunda 15 isabetle 39 sayı bulmuş. Bir gece önce de 43 sayı yollamıştı Pacers’a karşı. Tek başına takım olduğunu zaten biliyorduk da, hani insan da mı değil bu adam? İki gece, iki deplasman. Biraz dinlen, kabına çekil… Yok o inatla savaşmaya devam ediyor. Dün gece 39 sayısının yanına 8 ribaund ve 6 asist eklemiş. Her alanda takımına katkı vermiş kısacası. Takımın bir diğer kaptanı Udonis Halsem ise 13 sayı ve 17 ribaundla en büyük yardımcısı olmuş süper yıldızın. Kaptanların dayanışmasıyla kolay bir galibiyet bulmuşlar Minnesota karşısında kısacası.

Chris Bosh, playoff bileti için savaş halinde olan takımlar arasında Toronto’yu sekizincilikte tutmak için elinden geleni yapmış. Yıldız oyuncu, Philadelphia karşısında zorlansa da Raptors’ı 14’te 8 ile 28 sayı, 12 ribaund (5 hücum ribaundu) ve 7 asistle galibiyete ulaştırmış; ama yine de Chicago’nun Bobcats’i United Center’da devirmesiyle takım olarak yine rahat bir nefes alamamışlar ve hala Bulls’un nefesini enselerinde hissediyorlar. Hani playoff’a girseler de savunmadaki bu zaaflarıyla Cleveland’ı geçmeleri imkansız; fakat en azından sezon başındaki Hido hamlelerinin hakkını vermeleri için playofflara kalmak zorundalar. Aksi takdirde hem takımın, hem de Hido’nun durumu çok kötüye gidecek gibi gözüküyor.

Doğu’da playoff savaşında kendine yer bulmaya çalışan Bulls ve Bobcats’in karşılaştığı gecede Derrick Rose ve Kirk Hinrich takımlarını taşımışlar. Rose 19’da 10’la 26 sayı,5 asist, 4 ribaund ve 1 blok; Hinrich ise 12’de 9’la 24 sayı, 6 ribaund, 3 asist, 2 top çalma ve 1 blokla oynamış. Guardların gecesi olmuş diyebiliriz kısaca. Felton ve Stephen Jackson’ın formsuz olduğu maçta gösterebilecekleri azami gayreti göstermişler ikili olarak. Ayrıca savunma yönünde çaylak Gibson ve Noah toplamda çektikleri 31 ribaundla takımlarına önemli destek olmuşlar. Takımın 96 sayısının 87’sini ilk beş atmış. Zaten rotasyonda toplamda 8 kişiydi Bulls’ta.Onun dışında Noah’ın yavaş yavaş kendine gelmeye başlaması sevindirici; zaten biz de bunu bekliyorduk kendisinden. Boşuna “Double-double Canavarı” demiyorlar ona. Charlotte cephesinde ise Stephen Jackson’ın beklenmeyen kötü performansı mağlubiyeti getimiş diyebiliriz. Yerine giren Larry Hughes ise kendinden beklenenden iyi katkı vermiş; ama en önemli skorer susunca, uçurum oluşuyor iki takım arasında resmen. Bu durum playofflar için çok büyük sıkıntı olur Charlotte adına; çünkü her fırsatta aynı performansın o baskı ortamında gelmesi çok zor.

Jennings, Bogut’un sakatlığının ardından moralini hiç bozmamış belli ki. O ritmini kaybetmeden devam ederek, 10 maçtır galip gelen Phoenix’in serisini bir güzel bitirmiş. Yalnız Bogut’un sakatlığı hakkında bir iki cümle etmeden geçmeyelim. Savunma temeli üzerine kurulan bir takımda, sertliğinin en büyük önderi sakatlanırsa sonun ne olur? Playofflarda göreceğiz sanırım. Amar’e, acaba üzülüyor mudur? Jennings dedik, onunla devam edelim. Çaylak oyuncu 15’te 7 ile 23 sayı, 4 asist ve 3 ribaundla “Bogu yoksa, ben varım!” demiş.

Cleveland maçında başparmağından sakatlana JoJo’dan mahsun olan Atlanta, Detroit’i “Yılın 6. Adamı” ödülünün en büyük adayı Jamal Crawford’ın ekstra performansı ile devirebilmiş. Crawford özellikle son çeyrekte Pistons takım olarak 21’de 4 ile 11 sayı bulurken, tek başına bulduğu 10 sayıyla 3.lük savaşında takımına altın değerinde bir galibiyet daha kazandırmış. Toplamda 18’de 10’la 29 sayı, 6 asist ve 2 ribaundluk bir performans sunmuş kendi evinde, Detroit’e karşı. Aldıkları galibiyetle de 50 galibiyete ulaştılar. 1997-98 sezonundan beri 50 ve üzeri galibiyet alamıyordu Atlanta Hawks. Eğer bu gece Boston(47/28) , Cleveland’a kaybederse, Doğu üçüncülüğü garantilenecek onlar adına. Kwame Brown da Detroit adına bu sezon ilk kez forma giydi karşılaşmada.

Melo, Clippers karşısında 21 sayıdan geri geldikleri maçta, 21’de 11’le 24 sayı, 5 asist, 4 ribaund(3 hücum ribaundu), 2 blok ve 1 top çalmayla Batı’daki yarışta takımını ikincilik koltuğuna oturtmuş. Ayrıca bu galibiyetle Denver peş peşe 3. sezonda 50 galibiyete ulaştı. Maç başında Clippers öyle böyle atmamış, istatistikler baş döndürücü takım olarak. 23’te 19’luk şut isabeti ve 8’de 7 üçlük. Bu performansa karşı yine de maçtan kopmayan Denver amacına ulaşmış. Batı’da ikinciliğe ulaştılar; ama çok çok zor bir fikstürleri var. Bana kalırsa orada kalamazlar; yine de kesin konuşmamak lazım. Şampiyonluk amacıyla yola çıkan bir Denver o takımların hepsini yenebilir zaten. Bunların yanında maç içinde Clippers’ın 20 top kaybına karşılık, Denver yalnızca 7 top kaybıyla ne kadar konsantre bir şekilde maça çıktıklarını göstermiş.

Portland takımının ilk beşinin 4’ü 20’yi geçmiş. Camby ise 15 ribaunduyla ribaund yükünü çekerek elinden geleni yapmış. Kısacası hepsinden hayvan bir performans gelmiş ilginç bir şekilde. Ben de bu şekilde yamayı uygun gördüm Blazers takımını. Roy 24 sayı,6 asist, 4 ribaund ve 1blok; Miller 23 sayı, 4 asist, 2 ribaund ve a top çalma; Aldridge 21 sayı, 9 ribaund, 3 asist ve 1 top çalma; Batum 21 sayı, 3 blok, 2 ribaund, 2 top çalma ve 1 asist ile skor yükünü çekmişler. Camby ise 15 ribaundunun yanında 2 sayı ve 2 blokla oynamış; ama takım olarak uyumları takdiri hak ettiğinden onu da buraya yazmak daha uygun oldu bence. Sacramento bu mağlubiyetle art arda 7. mağlubiyetini almış oldu. Kendilerini bir türlü toparlayamıyorlar. Umarım bu devri bir an evvel kapatırlar ve yazın yapacakları birkaç hamleyle Evans merkezli iyi bir takım kurarlar.

Dallas karşısında Durant 18’de 7 isabetle 23 sayı, 5 ribaund, 5 asist, 5 top çalma ve 1 blokla oynadı. Takımına her alanda katkı verdi kısaca Drantula. Dallas’ı da ikincilik koltuğundan indirerek şimdilik Denver’a devretti.


Boşa Kürek Çekenler
Iguodala, takımının Toronto’ya kaybettiği gecede elinden ne geliyorsa yapmış; ama yine de takımını kurtaramamış. 14’te 9’la (4/7 üç sayı) 33 sayı, 11 asist, 8 ribaund, 5 top çalma ve 1 blokla resmen tek başına savaşmış yıldız oyuncu. Herhalde şöyle sahanın ortasında haykırası gelmiştir içinden; ama kendisi de bir türlü şöyle kendini toparlayamayıp her maç istikrarlı oynayamıyor. Sonuçta takım olarak fena bir yerdeler. İçimden bir ses de bu yaz da toparlanamazlar diyor. Iggy de bu yazı dört gözle bekliyor olmalı.

Nowitzki ve Kidd, toplamda buldukları 54 sayıya rağmen OKC karşısında duramadılar.. Alman yıldız, 19’da 10 isabetle 30 sayı, 13 ribaund ve 3 asist; Kidd ise 24 sayı, 6 asist, 4 ribaund, 3 top çalma ve 1 blokla oynadı. Özellikle Kidd’den böyle performanslar geldikçe mest oluyorum; fakat öte yandan Dallas bu aralar tepe taklak. Takasın son gününden itibaren inanılmaz bir patlama yaşamışlar ve birincilik için Lakers’ı tehdit etmeye başlamışlardı. Şu anda ne oldu da bu hale düştüler anlamak güç; ama kalan maçlarda ufacık bir silkinme ile ikinciliği elde edebilirler şu sıralardaki formsuzluğa rağmen. Bu arada Marion'ın sakatlanıp çıkmasının de kaybetmelerinde etkisi olduğunu ekleyelim. O çıkana kadar kontrol Mavs'de gibiydi.

Eric Gordon, takımının Denver’a zorla maçı verdiği gecede ayakta durmaya çalışmış; fakat bayrak çekilince dayanamamış o da çekmiş beyaz bayrağı. Yine de elinden geleni yapmış genç yıldız. 15’te 9 isabetle 23 sayı, 4 ribaund, 4 asist, 1 top çalma ve 1 blokla oynamış Gordon. Maç başında fırtına gibi başlamalarına rağmen sonunu getirememeleri onlar için üzücü olmuş; ama ellerindeki fırsatı da kendileri tepmişler. O nedenle bunun üzerine de laf söylemeye lüzum görmüyorum açıkçası.

Sacramento’nun üst üste 7. mağlubiyetini aldığı maçta Beno Udrih, 22 sayı, 7 ribaund, 6 asist, 3 top çalma ve 1 blokla mağlubiyete engel olmaya çalışmış; ama Blazers ilk 5’inin ekstra oyununa karşı bir şey de yapılamaz doğrusu. Bir takımın oyuncularının hepsi mi gününde mi olur? Tyreke Evans’ın da hiç gününde olmamasının etkisi büyük bu mağlubiyette; fakat galibiyete daha çok ihtiyacı olan ekibin Portland olduğunu es geçmemek lazım. Lakers’tan kaçmak için dört dönüyor 8. sıra adayı takımların hepsi.


Takımını Baltalayanlar
Steve Blake için ne demeli bilmiyorum. Portland’daki en önemli sorunu istikrarsızlık ve saçma kararlarıydı. Yani bir türlü ortasını bulamamıştı yıllardır. Dünde 12 sayı, 8 asist bulmuş, tamam çok güzel; fakat yaptığı 9 top kaybıyla Denver’ın tekrar maça ortak olmasına ön ayak olmuş. 9 top kaybı yaptığı gecede, Denver’ın top kaybı sayısı 7. Başka söze gerek yok herhalde.

Bizimkiler
Hido, takımının Wachovia Center’da Philadelphia’yı mağlup ettiği maçta 9’da 4 ile 11 sayı bulmuş.6 üçlük denemesinin 2’sinde isabet bulmuş Milli oyuncumuz. 5 ribaund, 5 asist, 2 top çalma ve 1 bloğu var; ama 3 de top kaybı var. Yani tam olarak nasıl bir performans ortaya koyduğuna, özellikle de maçı izlemediğim için yorum getiremeyeceğim. Yalnız hala kenardan geliyor ve Toronto basının bir numaralı malzemelerinden biri durumunda. Yalnız, takımının playofflara kalamaması durumunda, Hido’nun düşeceği durumu hayal bile edemiyorum. Bu kontratla da takım değiştiremez zaten. Acaba sene başındaki tercihi nedeniyle başını duvarlara vuruyor mudur? Ama biz iyi düşünelim, iyi olsun. Onun performansı bu yaz ülkemiz için en önemli etkenlerden biri.

Ersan ise, takımının Suns’ı mağlup ettiği gecede 31 dakika sahada kalmış. Sahada kaldığı dakikalar süresince kullandığı 9 topta 5 isabet bulmuş, toplamda 12 sayıya ulaşmış, 7 ribaund toplamış ve 1 asist yapmış. Aldığı dakika umut verici dün gece için; ama Bogut’un erken sakatlanıp, maçtan ayrıldığını da düşünmek lazım. Bundan sonraki en önemli soru şu: Bu talihsiz sakatlıktan sonra ilk 5’te, Bogut’un yerine kimi göreceğiz? Belki cevap bizim için hayırlı olur, nereden bilelim?

Ruhunu Sahaya Yansıtmak

Kariyerini tek bir takımda geçiren nadir oyuncular arasında olmasına artık neredeyse kesinlik kazanan Kobe, Lakers için ruhuyla mücadele ederken...

Bucks Buraya Kadar

Suns'ın 10 civarı farkla geride olduğunu görünce, "Açayım bakayım Bucks ne yapıyor?" dedim. Henüz 6-7 dakika geçmişti ki, Bogut sakatlandı. Hem de izleyince, içinizi fena yapacak, kolay kolay bakamayacağınız bir şekilde... Sağ kolunun üzerine düştü ve dirseği yerinden çıktı. Oden'ın dizini hatırlayanlar vardır, onun gibi dirsek bölgesinde bir boşluk varmış gibi gözüküyordu. Önce kolunun kırıldığı zannedildi, sonra dirseğinin çıktığı açıklandı ve bu da "iyi haber" olarak lanse edildi. Daha önce hiç görmediğim ve duymadığım bir sakatlık olduğu için biraz araştırdım, en az 6 haftada iyileşen bir sakatlıkmış ve hatta tamamen iyileştiğinde bile dirseğin bükülebilme açısı 10-15 derece kadar daralabiliyormuş. Bu sonuç, oyununu bile etkileyebilir, çünkü daha çok kullandığı sağ dirseğinden sakatlandı Bogut (sol hook'ları da etkili ayrı). Yani belki de kırılsaydı daha iyiydi...

Başlıkta "Bucks buraya kadar" dedim ancak takımın playoff'a kalamaması için şunun gibi mucizevi gelişmeler olmalı: Bucks'ın kalan 6 maçtan en fazla 1 galibiyet alabilmesi, Bulls'un 6 maçta en az 5 galibiyet elde etmesi ve Raptors'ın da 7'de 6 yapması gerekiyor. Yani kısacası başlıktaki bahsettiğim şey playoff'larla ilgili. Artık hiçbir şanslarının olmadığı söyleyebiliriz. "Sanki daha önce sürpriz yapma şansları vardı da" diyenleri duyar gibiyim. Esasında evet vardı. Bu sezon gösterdiği çıkış ile NBA'in en iyi 2. pivotu haline gelen bir adamdan bahsediyoruz. Ayrıca bu oyuncunun takımı NBA'in en iyi savunma yapan takımlarından biriyken ve playoff'lardaki en önemli kıstas savunma iken, Bucks'ın bir şansı vardı. Hawks ile Celtics'e karşı normal sezonda 1-1 olduklarını unutmayalım. En azından 2 maç alıp bize zevkli bir seri izlettirmeleri büyük bir ihtimaldi. Şimdi ise Bogut'suz süpürülmezlerse kendilerini şanslı saymalılar. Ne de olsa Skiles'ın defansif sisteminde kendini bulan ve boyalı alanı çok iyi kapatan Bogut, hücumda ise boyalı alandan 1'e 1 oynayarak, özellikle hook'larıyla durdurulamaz bir şekilde sayı üretiyordu. Hatta ikili sıkıştırmalar da çekmeye başlamıştı bu sezon.

Yazık oldu, hem de çok. Amare'ye de buradan soruyorum "Bowen bilerek benim ayağıma vurdu düşüp çok kötü sakatlanabilirdim. Bowen pislik bir adam" derken iyi ama smaca giden bir adamı havada itmek (her ne kadar hafif bile olsa) son derece normal öyle mi? Tabii Bogut'un eli kayıyor ve ondan düşüyor ama bunda Amare'nin de etkisi olduğunu düşünüyorum hafif itmiş olsa bile. Buyrun video:


Link

D'Antoni T-Mac'i Düşünmüyor

Kulüpten birinin dediklerine göre D'Antoni, T-Mac'in gelecek sene rotasyonda önemli bir parça olabilmesi için çok yol katetmesi gerektiğini düşünüyormuş. Sonuna kadar da haklı bana kalırsa. Bu sezon biraz zorunluluktan oynuyor T-Mac, tabii neler yapabileceğini de görmek istiyor Knicks. Ne olsa sadece ve sadece biten kontratı için alınmadı, bir ihtimal de olsa hala iyi ise gelecek sezon da takımda tutulacaktı. Ama T-Mac gelecek sezon All-Star seviyesine ulaşacağının garantisini verse de, "Eski T-Mac olacağım, buna dair şüphem yok" dese de, hiç ışık vermiyor.

Halen oyunu okuması ve saha görüşü bir şutör guard veya kısa forvete göre oldukça iyi. Boştaki takım arkadaşlarını hemen bulabiliyor. Zaten sakatlığının bu özelliğini etkilemesi abuk olurdu. Ama 2000'li yılların başındaki T-Mac'in atletikliğiyle şu ankinin arasında uçurumlar var. Neredeyse smaç bile basamayacak durumda T-Mac şu anda. Zaten ilk smacını geçtiğimiz günlerde Portland'a karşı basabilmişti. Keza hız konusunda da çok sıkıntılı. Defansı geçtim hücumda da problem yaşıyor. Savunmacısını geçmeyi sadece aklıyla, defansın boşluğunu okuyarak başarabiliyor, hızıyla ve çabukluğuyla değil. Dizinin ve bacaklarının eski halini geçtim, %70 civarına gelmesi için Grover'la bir sezon daha çalışması bile yetmeyebilir, yani eski T-Mac bitmiş olabilir. Koyu T-Mac hayranları hariç kimse de onun eski düzeyinin yakınlarına (mesela istatistik olarak 18-20 sayı arası) geleceğine inanmıyor.

20 maçtır yani yaklaşık 1.5 aydır oynayan T-Mac'in hala 'ham' olduğunu ve patlayıcılığına yavaş yavaş kavuştuğunu söylemişti geçen gün ilk smacını bastığında. Hemen aşağıya koyduğum videonun patlayıcılıkla en ufak bir ilgisi var mı acaba merak ediyorum. Çember seviyesini zar zor geçiyor:


Link

Ben hala onu defterden silmiş değilim ancak 31 yaşında, son senelerde devamlı dizlerinden problem yaşamış bir oyuncu, bir yaz daha Grover'la çalışsa bile eski haline yaklaşabileceğine inanmıyorum. Gelecek sezon All-Star seviyesine dönmesi konusunda ise fazla iyimser konuştuğunu düşünüyorum. Playoff'lara girecek bir takımda üçüncü skor opsiyonluğuna çıkarsa iyidir herhalde. Bundan iyisi mucizevi bir dönüş gibi görülebilir.

3 Nisan 2010 Cumartesi

Günün En İyileri - 31 Mart, 1-2 Nisan

Yine ipin ucu elimden kaçıyordu az kalsın. Hep unutuyorum bu günün en iyilerini nedense.

31 Mart:

Link

Mike Conley'nin tip'leyerek verdiği pas güzel ama OJ Mayo'nun steps yaptığını es geçmeyelim. Stephen Jackson sanki bana bilerek asist yapmış gibi geldi ama başka açılardan göremediğimiz için kesin birşey söylemek zor. Holiday'in Ratliff'den korkmadan vurduğu smaç harika. Hiç beklemezdim ufak tefek guard'dan. Humphries'in bloğu muhteşem, Amundson çift elle smaca kalkıyor ama Humphries havada asılı kalıp, topu bloklayacak gücü de buluyor kolunda. Bir sonrakinde ise bu pozisyon normal bir şekilde sonuçlanan versiyonunu görüyoruz. JJ Hickson, Bogut'u potaya sokuyor. Bogut topa değebilse de Hickson'ın gücüne dayanamıyor. Brandon Roy'un vurduğu smaç ilk bakışta müthiş gözüküyor ama sonra farkediyoruz ki hücum faul yapıyor ve Lee'nin topa uzanmasını engelliyor.

1 Nisan:

Link

Aldridge'in topu biraz geriden alarak, Fernandez'in alley-oop'unu tamamlaması fena değil. Dwight Howard'ın bu smaçlarına çok alıştık artık ama topun fileden geçtikten sonra Jason Kidd'e çarpması komik bir detay olmuşi iyi ki korumuş kendisini Kidd. JR Smith'in faule rağmen bulduğu turnike olmasa gün baya zayıf kalacakmış. Zaten 2 maçlık bir program vardı. Klasik perşembe günü.

2 Nisan:

Link

Murphy'den oldukça şaşırtıcı bir atletiklik görüyoruz vurduğu takip smacında. Deron'ın verdiği pasın zorluk seviyesi son derecek yüksek, ip gibi gidiyor ve zamanlama da mükemmel. Aaron Brooks'un hook'umsu bir atış ile bulduğu sayı biraz şans ama güzel. Kobe'nin bakmadan verdiği pas da hiç fena değil. Q-Rich'in vurduğu smaç çok sert ve Pacers oyuncularının blok çabalarına rağmen geliyor. Gay'in 'sözde' 360'ı beni çok da etkilemedi açıkçası. Günün hareketi açık ara Dwyane Wade'den geldi. Yok böyle bir slalom. Bu sezon önce Bulls'a karşı arkasından crossover yaparak buna benzer bir turnike bulmuştu. Daha sonra topu belinin arkasından çevirerek bir tane buldu. Şimdi de bacak arasından... Diyecek kelime yok. Böyle bir delicilik böyle bir yaratıcılık yok. LeBron da smacında topu bir hayli arkaya çekmiş ve göze hoş geliyor ama işte klasik bomboş LeBron smacı...

3 Nisan Programı

3 Nisan Cumartesi 20:00 / Toronto Raptors - Philadelphia 76'ers
4 Nisan Pazar 01:05 (NTV Spor) / Butler - Michigan State
4 Nisan Pazar 02:00 / Detroit Pistons - Atlanta Hawks
4 Nisan Pazar 02:30 / New Orleans Hornets - New Jersey Nets
4 Nisan Pazar 03:00 (NBA TV) / Charlotte Bobcats - Chicago Bulls
4 Nisan Pazar 03:00 / Miami Heat - Minnesota Timberwolves
4 Nisan Pazar 03:30 (NTV) / Oklahoma City Thunder - Dallas Mavericks
4 Nisan Pazar 03:30 / Phoenix Suns - Milwaukee Bucks
4 Nisan Pazar 03:45 (NTV Spor) / West Virginia - Duke
4 Nisan Pazar 04:00 / Los Angeles Clippers - Denver Nuggets
4 Nisan Pazar 05:00 / Portland Trail Blazers - Sacramento Kings

Çok fena bir gece. Uykusuz kalınacak.

Playoff yarışında yine önemli maçlardan biri NBA TV'de. Dün gece Larry Brown'un atılmasıyla gaza gelen Stephen Jackson'ın inişli çıkışlı performansıyla Bucks'ı yenen ve 6.'lığa tırmanmak yolunda ufak bir adım atan Bobcats, Bulls'a karşı. Bulls da 9.'luktan playoff'a girmeye çalışıyor. İki takım da dün maç yaptılar ve yorgunlar, Bobcats daha iyi bir kadroya sahip ama Bulls'un United Center avantajı var. Kimin kazanacağına dair yorum yapılması zor bir maç.

NTV'deki maç ise kaliteli ve Mavs açısından çok kritik. Marion, Durant'i bu sezon 3 maçta da hayattan bezdirmişti. Takastan sonra coşan Mavs son dönemlerde biraz formdan düştü. Yine de Durant'in ilacına sahip oldukları için ve American Airlines'da oynadıkları için avantajlı takım onlar.

NCAA konusunda ise daha önce defalarca kez söylediğim gibi pek bilgim olmasa da (3'er maç izledim takımları ancak, Butler'ı ise hiç izlemedim) sallapati tahminlerde bulunayım. Duke her ne kadar açık favori olarak çıksa da, West Virginia'nın sürpriz yapabileceğini düşünüyorum, hiç fena savunma yapmıyorlar.

Lakers Uzun Seneler Zirvede Kalacak - 2 (Kobe'yle Sözleşme Uzattı)

Kobe'nin bu sezonun sonunda 2011 senesindeki opsiyonunu kullanmayıp takımdan ayrılma ihtimali vardı ama bu ihtimalin sıfıra yakın olduğu aşikardı. Nitekim dün gece 2014'e kadar Lakers'la sözleşmesini uzattı. Üç senelik, 90 milyon dolar değerinde bir sözleşme bu. 2009'un sonlarına doğru Gasol ile 2014'e kadar anlaştığında bir yazı yazmıştım. Bu da o yazının devamı niteliğinde olacak, hatta aslında bu konuda hiçbir şey yazmasam da olur. Ama hatırlatayım: Şu durumda Artest - Gasol - Kobe üçlüsü 2014'e kadar, Bynum - Odom ikilisi ise 2013'e kadar Lakers'da kalacak gibi gözüküyor. NBA'de şampiyon olacak kalitede kadroya sahip takımların azlığı göz önüne alındığında ve Lakers'ın daha 3 sezon bu kadroyla oynayacağı düşünülünce, bu önümüzdeki 4 playoff'ta en az 1 şampiyonluk görürüz herhalde Lakers'dan. Zaten her sezon Batı'nın ilk 2-3'ünde yer alırlar sakatlık sorunlarıyla boğuşmazlarsa.

Bu arada Kobe'nin 3 senelik anlaşmasında kazanacağı, rakamlar şu şekilde:

2011-12: 27.4 milyon dolar
2012-13: 30.2 milyon dolar
2013-14: 32 milyon dolar


Kobe'nin geçmişte, şu anda ve önümüzdeki 2-3 sene içerisinde yapacaklarını göz önüne aldığımızda şu paranın hepsini haketmiştir bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak yine de 35 ve 36 yaşlarındaki Kobe'ye 60 milyon dolar gibi miktarlar ödenmesi Lakers açısından pek de sağlıklı bir mali tablo oluşturmuyor. Tabii bunu Kobe'nin - normal olarak - yaşaması beklenilen düşüşü göz önüne alarak söylüyorum. Çıkıp Jordan'ın 34-35'inde yaptıklarına benzer şeyler gerçekleştirirse - ki potansiyeli var - o zaman 35-40 milyonun bile hakkını verir ama ben sanmıyorum. Bu arada sağlıklı mali tablodan bahsettim ama Los Angeles şehri, Lakers takımının salary cap'in üstesinden gelmesini sağlar zaten her şekilde. Benim amacım Kobe'ye verilen paranın ne kadar büyük miktarlarda olduğunu göstermekti. Merak ettiğim birşey var, o da Kobe'nin 36 yaşında yeni bir kontrata imza atıp atmayacağı. Biraz da vücudunun ne durumda olduğu etkileyecek herhalde bırakma veya devam etme kararını.

Bu arada Jordan demişken, NBA tarihinde bugüne kadar bir sezonda takımından 30 milyon ve yukarısında para alan tek isim idi. Şimdi bu ünvanı Kobe ile paylaşacak. Bu bilgiyi de vereyim.

2 Nisan'dan Notlar

Günün Hayvan Performansları
Manu Ginobili, çoğu büyük maçta olduğu gibi, dün gece de Orlando maçında takımını omuzlarında taşıdı. Tecrübe böyle bir şey olmalı herhalde. Takımının kritik zamanlardaki her maçında yaptığı şekilde bu maçta da daha maça başından ağırlığını koydu. Orlando’nun bir gece önce Dallas maçından yorgun ayrıldığını unutmamak lazım tabi;ama yine de büyük önem teşkil eden bir maçtı. 25’te 13 ile (14/17 serbest atış) 43 sayı, 6 ribaund, 5 asist ve 1 top çalmalık bu performansa da şapka çıkarılır zaten. Maç içinde Popovich oyundan atıldı, Duncan (biraz da hakemlerin katkısıyla) erken faul problemine girdi; yine de takım olarak dirayeti kaybetmeden maçı aldılar. Duncan’ın 12’de 10’la 23 sayı,8 ribaundluk performansını da unutmayalım. O da her gün daha gençleşiyor sanki.


Gecenin en merak edilen maçlarından biriydi Milwaukee-Bobcats maçı. Doğu 6. olmak için savaşan iki ekip arasındaki enfes maçı Bobcats alarak aradaki galibiyet farkını 1’e indirdi. Maçta ise Salmons-Jackson düellosunu kazanan Stephen Jackson oldu. Yıldız oyuncu oyun içinde sağ baldırından sakatlanmasına rağmen, 28’ de 11’le (4/6 üçlük) 32 sayı bularak 87-86 biten maçta takımını galibiyete taşıdı. Yanında da 5 ribaund, 3 blok ve 1 top çalması performansını süsledi. Gerçi yaptığı 6 top kaybı da azımsanmayacak ölçüde değil; ama önemli maçta maça ağırlığını koyarak ve inisiyatif kullanarak galibiyeti getirdiği için pek bir önemi kalmıyor yaptığı top kayıplarının. İlginç bir detay olarak da maçta Bobcats’in takım olarak yaptığı toplam 12 bloğun hepsinin ilk beşten gelmesi şaşırtıcı kaçtı. Wallace 2, Diaw 4, Jackson 3, Ratliff 1 ve Felton 2 blokla oynadı dün gece. Özellikle de ilk periyotta pota altını korumaya aldılar Bobcatsli oyuncular bloklarıyla. Şu anda Doğu’da altıncılık için büyük bir savaş başladı. Bakalım Boston veya Atlanta’yla oynamayı kim elde edebilecek bu iki takımdan.

Kevin Martin’den omuz problemi, Ariza’dan soğuk algınlığı nedeniyle yararlanamayan Houston’a Boston karşısında, hele bir de Garden’ da hiç şans vermeyenlerdendim ben de; ama Houston mükemmel takım oyunuyla beni çok şaşırttı. Brooks,Scola ve Budinger üçlüsüyle birlikte bu çekişmeli maçı kazanmayı başardılar. Brooks’un 10/17 (4/6 üç sayı) isabet oranıyla 30 sayı, 9 asist ve 3top çalmalık performansı başta olmak üzere, Scola’nın 24 sayı,11 ribaund ve 4 asistlik çabasıyla ve Budinger’ın sürpriz performansıyla bu önemli maçtan galip ayrıldılar; ama özellikle Boston’ın 13’te 4 gibi kötü bir yüzdeyle üçlük attığı gecede, onların 18’de 12 atması maçı onlara getiren en önemli etken oldu. Ray Allen’ın da erken faul problemine girmesiyle hiç verimli bir dış atış performansı alamadı Boston Celtics. Unutmadan Budinger’ın performansını da “Günün X Faktörü” kısmında okuyabilirsiniz.


Suns’ın art arda 10. galibiyet ve Detroit’in ise art arda 10. mağlubiyetini elde ettiği maçta Amar’e Stoudemire 15’te 13 gibi yüksek bir yüzdeyle 29 sayı, 6 ribaund, 2 asist ve 1 blokluk bir performans sunmuş The Palace’daki seyircilere. Çok da zorlanmadan bir galibiyet daha alarak kızışan Playoff savaşında sessiz sedasız alttan alttan ilerlemişler yukarılara doğru. Takım olarak 29’da 15 gibi uçuk bir oranla üçlük atarlarken karşı taraftan gelen 11’de 2 lik üçlük isabeti zaten maçı baştan bitirmiş.


Heat, Wade’in önderliğinde peş peşe 8. galibiyetini alarak sezon rekorunu kırmış Pacers’a karşı. Wade uzatmada 3 şutunda da (2/2 üçlük) isabet bulunca maçı biraz zorlansalar da kazanabilmişler. Uzatmadaki 16 sayının 8’ini atarak gecede ışıkları söndüren Miami’nin süper yıldızı, toplamda 22’de 14 ile 43 sayı, 9 ribaund, 6 asist, 3 top çalma ve 3 blokluk nefis bir performans sunmuş. Kısacası Heat, kazanılması gereken bir maçı birazcık zora soksa da, liderlerinin önderliğinde kazanmış.

Gecenin bir diğer mesaj maçında Cavaliers, Hawks’ı 93-88 yenerek, seriyi süpürme yönünde büyük bir adım atmış. Malumuz bu sezon üç maçı da kazandılar ve takım olarak ters geliyorlar Atlanta takımına. Dün de LeBron James ve Mo Williams, takımlarının sezonda 60. galibiyetine ulaşmasına ön ayak olmuşlar performaslarıyla. LeBron 20’de 11 ile 27 sayı, 13 ribaund, 6 asist ve 2 top çalmayla mücadele ederken, Mo Williams ise 14’te 7 ile 24 sayı, 4 ribaund, 2 asist, 1 top çalma ve karier rekoru olan 4 blokluk performansıyla takımlarını sırtlamışlar. Cleveland takımıda böylelikle NBA tarihinin peş peşe iki sezonda 60. galibiyete ulaşan 18. takımı oldu.

Chicago Bulls, Loul Deng’in 11 maç aradan sonra takımına döndüğü maçta Wizards’ı 95-87 yenmeyi başarmış. Takımda öne çıkan isim yine Derrick Rose olmuş 24 sayı,5 asist ve 4 ribaundluk performansıyla. Yıldız oyuncu belindeki ve el bileğindeki sakatlığa rağmen yine bu katkıyı verebilmiş takımına büyük alkışı hak ediyor doğrusu. Özellikle son çeytekte takım olarak yaptıkları mükemmel savunmayla Wizards’ı 16 şutta 2 isabet bulmaya zorlamışlar. Rahat bir galibiyet alarak, Toronto’nun yakasına yapışmışlar kısacasa. Bu iki takımda Cleveland’ı geçemeyecek muhtemelen; ama bu yarışın böyle önemsenmesi harika. Deng ise uzun aradan sonra 8’de 6 ile 14 sayı ve 6 ribaundluk performansıyla sakatlığının etkilerini atlattığını göstermiş bizlere.

Dün gece aldığımız flaş haberle Kobe’nin üç senelik kontrat yaptığını öğrendik. Sene başında da Gasol’le yapmışlardı. Böylece Mitch Kupchak da sezon başındaki amacına ulaşmış oldu iki yıldızıyla sözleşme yenileyerek. Bu haberle maça çıkan Los Angeles Lakers Utah’ı, Odom’dan gelen ekstra performansla mağlup etmeyi başarmış. Yıldız oyuncu 14’te 11 ile attığı (3/4 üç sayı) maçta toplamda 26 sayı, 10 ribaund, 3 asist ve 1 blokla oynamış. Şu ligde Utah’a en ters takım hangisi derseniz direk “Los Angeles Lakers” derim. Özellikle iki numarada büyük eşleşme sorunu yaşıyorlar Lakers’la. Hani derseniz ki Kobe çok mu iyi oynamış, hayır pek iyi oynamamış; ama artık sendrom oluşmuş galiba Utah’ta. Gasol’un hakkını yememk lazım, 1 asistle triple doble’ı kaçırmış. Bir uzun için çok ekstra bir performans gelmiş Gasol’den. 14 sayı, 16 ribaund, 9 asist, 1 top çalma ve 1 blok. Bir takım uzunundan başka ne ister ki?


Boşa Kürek Çekenler
David Lee olsam ben oturur ağlardım herhalde “Takıma bak! Benden gelen bu kocaman triple-double’a rağmen Golden State’e yeniliyoruz” diye. Böyle bir performansa rağmen kaybediyorlarsa o maçı New York’ta çoktan olay bitmiştir zaten. 24’te 14 ile 37 sayı, 20 ribaund, 10 asist ve 1 blok. Hala inanamıyorum New York’un yenilmeyi nasıl başardığına. Hani karşınızdaki takımda takım olsa neyse. Golden State yani. Yenmeyeni dövüyorlar zaten. Her ne olursa olsun; kabul edelim ki Lee’den gelen performans süper. Umarım bu takımda pek geleceği olmaz da seneye Oklahoma’da falan görebiliriz kendisini. Lee’nin yanı sıra Gallinari’nin 29 sayı, 8 ribaund ve 8 asistlik performansı da boşa gitmiş arada. Lee ve Gallinari karşılıklı oynamışlar herhalde.

Troy Murphy, takımının Heat’e kaybettiği gecede elinden ne geliyorsa yapmış; ama yine de maçı çevirememiş. %50 isabetle üçlük (3/6) bile atmış yani. Toplamda 17’de 12 ile 29 sayı, 15 ribaund, 2 asist ve 1 top .almalık performans, uzatmada Wade’in şovuyla hiçbir işe yaramamış. Sahneyi sessiz sedasız terk etmişler çekişmeli gecede.

John Salmons, Stephen Jackson’la düellosundan mağlup ayrılan taraf oldu Milwaukee-Bobcats karşılaşmasında. Yapması gereken her şeyi yaptı; ama maçı uzatma sonunda kaybettiler. Yıldız oyuncu 22’de 12 isabetle 28 sayı, 5ribaund, 5 asist, 2 top çalma ve 1 blokluk güzel bir performans sundu bizlere; ama Charlotte takım olarak daha inatçı çıktı. Bu arada Bogut’un katkılarını da yemeyelim. Maç başında kötü atmasına rağmen sonra iyi toparladı ve 16’da 8 ile 19 sayı, 12 ribaund ve 7 blokluk ekstra bir performans sundu bizlere. Özellikle blok katkısı yadsınamayacak seviyede. Arada bir galibiyet farkının kalması da her ne kadar Bucks için ürkütücü bir durum olsa da bence oralara renk getirdi bu sonuç.


Rajon Rondo, dün geceki Houston maçıyla bir sezonda 724 asist yapan ilk Celticsli olarqak Bob Cousy’nin bu alandaki 715 asistlik rekorunu geride bıraktı dün gece; ama yine de Houston’a kafa tutamadılar kendi evlerinde. Rondo 18’de 10’la 23 sayı, 10 asist, 5 ribaund ve 5 top çalmalık harika bir performans sundu ve hatta Pierce da aynı şekilde 14’te 9 ile 27 sayı, 4 ribaund, 2 asist ve 1 top çalmalık çabasıyla ona eşlik etti; fakat yine de iki önemli yıldızından yoksun Rockets’ı deviremediler. Bu aralar iyi gidiyorlardı; ama iki Teksas ekibinden gelen iki mağlubiyetten sonra biraz sallanmaya başladılar gibi.

Andray Blatche, takımının Chicago’ya mağlup olduğu gecede 20’de 7 gibi pek iyi olmayan bir oranla 18 sayı bulsa da çektiği 7 hücum ribaundu ( toplamda 13), 7 asist ve 2 top çalması boşa gitmiş oldu. Wizards böylece iki gece önce Hornets’a karşı aldığı sürpriz galibiyetle mağlubiyet serisini kırmıştı; ama şimdi de evinde 9 maçtır galip gelemeyerek 1966’dan sonra bir rekor daha kırdı bu alanda. Wizards 17 Aralık 1966 ve 8 Ocak 1967 tarihleri arasında evinde yaptığı 8 maçta galibiyet yüzü görememişti; fakat artık o rekorda tarih oldu.

Utah’ta Boozer bu sezon sıkça alıştığımız dev double-double’larından birine daha imza atmış dün gece; ama olmamış. 16’da 8 ile 20 sayı ve 18 ribaundluk performans hak ettiği yere ulaşmamış ne yazık ki dün gece Lakers karşısında.

Günün X Faktörü
Chase Budinger, takımının Boston’ı mağlup ettiği maçta 8’de 6 gibi heyecan verici bir üçlük oranıyla maçı takımına getiren ekstra isim oldu. Özellikle uzatmada çok verimli oynadı çaylak oyuncu ve hiç ihtimal verilmeyen bir maçı çevirdi Garden’da. Toplamda 14’te 9’la 24 sayı, 5 ribaund ve 2 asistle Scola ve Brooks’a büyük yardım etti. Bu iki yıldıza bir kişiden yardım gelince Houston’ın neler yapabileceğini de gördük böylece. Daha önce kaybettikleri maçlarda çoğunlukla yalnız kalmışlardı Scola ve Brooks. Bu maçta Budinger yardım etti onlara ve sonucunu Boston’ı devirerek aldılar.

Anthony Morrow, Lee’nin büyük triple-double’ına bulduğu 35 sayıyla karşılık vererek takımını Knicks önünde galip getirmeyi başarmış; ama çok mu iyi etmiş derseniz bence hayır. Ben Lee’nin performanslarını “Günün Hayvan Performansları” na yazmayı daha çok yeğlerdim doğrusu. Morrow’a düşmanlığımdan değil bu, Warriors’ın basketbol falan oynamamasından. Neyse biz yine de Anthony Morrow’un hakkını yemeyelim. Genç oyuncu 23’ de 16 gibi iyi bir yüzdeyle 35 sayı, 6 ribuand ve 3 top çalmalık performansıyla maçı takımına armağan etmiş resmen.

Takımını Baltalayanlar
T-Mac ne yapıyor ne diyor ben anlayamıyorum doğrusu. Yalnız bir şey anlaşılıyor bu performanslarından: Artık ememklilik gelmiş, çoluğa çocuğa karışmak lazım. New York’a da yerleşirse, tadından yenmez artık emeklilik çağları. Dün yine 4’te 1 ile attığı Warriors maçında tek isabetini 3 kez denediği üç sayılık şutlarından birinde bulmuş. Yalnızca 3 sayı ile bitirmiş maçı. Warriors gibi hiç savunma yapmayan bir takıma karşı bile bu oerformansla oynuyorsa kafasında basketbol bitmiş diyebiliriz McGrady için. Yazık oldu potansiyeline.


Bizimkiler
Ersan, Charlotte karşısında çok büyük önem taşıyan maçta 18 dakika buldu sadece. Maçın çekişmeli geçtiğini de düşünürseniz, Skiles’tan daha fazlasını da alamazdı zaten. Görev aldığı dakikalarda ise 7’de 3 ile 7 sayı buldu genç yıldızımız. 3 üçlük denemesinin yalnızca birinde isabet bulabildi. Ama sevindirici nokta 3’ünü hücumda çektiği 7 ribaund oldu. Böyle iddialı maça göre, alabildiği dakika paralelinde bence hiç de fena bir performans gelmedi Ersan’dan genel olarak.

Memo ise genel olarak dinlenmış azıcık diyebiliriz. Pek sahneye çıkmamış belalıları Lakers’a karşı oynadıkları maçta. 11’de 5 ile 11 sayı bulmuş, yalnızca 3 ribaund çekebilmiş. Bloğu falan da yok zaten. Arasıra gelebilir böyle performanslar, önemli olan uzun süreli olmasın.

2 Nisan 2010 Cuma

2 Nisan Programı

3 Nisan Cumartesi 02:00 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - Charlotte Bobcats
3 Nisan Cumartesi 02:00 / Miami Heat - Indiana Pacers
3 Nisan Cumartesi 02:00 / Chicago Bulls - Washington Wizards
3 Nisan Cumartesi 02:30 / Houston Rockets - Boston Celtics
3 Nisan Cumartesi 03:00 / Phoenix Suns - Detroit Pistons
3 Nisan Cumartesi 03:00 / New Orleans Hornets - Memphis Grizzlies
3 Nisan Cumartesi 03:00 / Atlanta Hawks - Cleveland Cavaliers
3 Nisan Cumartesi 03:30 / Orlando Magic - San Antonio Spurs
3 Nisan Cumartesi 05:30 (NBA TV) / New York Knicks - Golden State Warriors
3 Nisan Cumartesi 05:30 / Utah Jazz - Los Angeles Lakers

NBA TV'de gecenin fena olmayan maçlarından biri var. En azından Ersan ile Bucks'ı ve Bobcats'i playoff yolunda bir kez daha izleyeceğiz. Aslında çok denk güçlerin karşılaşması, iki takım da müthiş savunma yapıyor. Bu konuda Bucks biraz daha sert iken, Bobcats daha iyi rotasyonlar ve takım halinde yapyor bu savunmayı gözlemlediğim kadarıyla. İki takım da 'kazma' sınıfına girerler eğer hücumu göz önüne alırsak. O nedenle kısır bir maç olabilir. Bobcats'in bir üst sıraya tırmanıp Cavs ile Magic'ten kaçması için artık son fırsatları. Bu maçı kazanırlarsa Bucks'ı geçme şansları bile doğacak çünkü hem fark 1'e inecek hem de seonz içinde 2-2 yapmış olacaklar durumu Bucks'a karşı. Bu arada Delfino bugün dönüyormuş, Bucks adına iyi bir haber.

NBA TV'deki ikinci maçı ise basketbol sevginizin sağlığı, kendi sağlığınız ve basketbolun geleceği adına izlememenizi öneriyorum. İki karman çorman, ne oynadığı belirsiz takımın mücadelesi. Gerçi ne mücadelesi? Parkede bir oraya bir buraya koşmaları diyeyim... 9 uzatma sonunda 192-189 falan bitmedikçe herhalde üzülmem izlemediğime. Sakınınız

Hawks-Cavs, Magic-Spurs ve Jazz-Lakers maçlarının olduğu bir gece olduğunu unutmayalım. Çok zengin bir program. Her denk güçleri karşı karşıya getiren maçta olduğu gibi ev sahibi takımlar daha avantajlı diyebiliriz herhalde.

Spurs maçlara artık bizim futbol takımları gibi "Spurs Manu'yla güzel" pankartıyla çıkacakmış bu maça. Sırt ağrıları onu etkilemezse yine takımını sürükleyecektir bu gece. Spurs üçlüğü en iyi savunan takımlardan biri yıllardır, bu sezon da değişmedi bu. Savunmalarının en büyük zaafı boyalı alanı koruyamamaları yeterince. Magic dış oyuncularının ama genellikle böyle bir derdi olmuyor. Bildiğimiz gibi dış şut ağırlıklı oynayan bir takım Magic. Bu nedenle Spurs avantajlı diyebiliriz.

Jazz-Lakers ise Jazz açısından çok kritik batı 2.'liğini elde etmek için. Ama tam 7 maçtır Staples Center'dan yenik ayrılıyorlar ve Lakers onlara ters geliyor. Sene başında 77 sayıda kalmıştı Jazz örneğin ama Lakers fena formdaydı. Bu sefer Bynum'ın olmaması ile Lakers'ın düşüşü ve Jazz'ın yüksek form durumu ümit verici faktörler. Geçmişteki rahat maçların aksine Lakers'ın zorlanmasını bekliyorum bugün.

2010 Dünya Şampiyonası Trailer'ı


Link

Anıl'ın blog'da gördüm. İstediğimiz, biraz uğraş verdiğimiz zaman, ne güzel işlere imza atıyoruz. Çok hoşuma gitti.

Grizzlies Israrla Deniyor

Neyi? Genç uzunlarına, özellikle de Hasheem Thabeet'e bir öğretmen tutmak istiyorlar. Sene başında Kareem ile anlaşmaya çalışmışlardı ancak Kareem bu teklifi kanser olduğu için reddetmek durumunda kalmıştı. Ama her işte bir hayır vardır derler ya, belki de Kareem'i alamamaları Memphis'e büyük fayda sağlayacak. Çünkü şimdi Dikembe Mutombo'yu yaz döneminde asistan olarak tutmayı planlıyorlarmış. O da Thabeet ile ilgileniyormuş ve ona yardımcı olmak istiyormuş. Herhalde Thabeet için Mutombo'dan iyi bir öğretmen bulunamazdı.

Bir kere en başta ikisi de Afrika doğumlular (Thabeet - Tanzanya ve Mutombo - Demokratik Kongo Cumhuriyeti gerçi ben Mutombo'yu Zaireli olarak tanıdım lise yıllarında). Yine ikisi de basketbol oynamaya geç yaşlarda başlayıp ardından Amerika'ya kolej okumaya geldiler. Yani geldikleri köken ve yaşadıkları şeyler yakın diyebiliriz bir anlamda. İnce fiziklerine ve 2.20'ye yakın boylarına, Thabeet'in hücumdaki hamlığına ve defansta potansiyel olarak boyalı alanı karartma ihtimaline baktığımızda NBA tarihinde en çok benzediği oyuncu Mutombo diyebiliriz. Yani Thabeet dünya üstünde kendisine en çok şeyi öğretebilecek, onun yolunda gittiği zaman başarıyı yakalayabileceği bir öğretmen bulmuş olabilir. Tabii Grizzlies Mutombo'yu ikna edebilirse.

Ben hala onun bir Mutombo olmasını beklemiyorum kesinlikle, ne de olsa bahsettiğimiz adam NBA tarihinin en iyi defansif pivotlarından biri, belki de birincisi. Thabeet'in blok sezgisi ve takipçiliği fena değil ancak ayakları son derece ağır. Ama Mutombo'nun yolunda ilerlerse, bu ligde tutunup saygı duyulan pivotlardan biri olma potansiyeline sahip Thabeet kağıt üstünde. Yalnız kolejde izlediğim birkaç maçına göre ve NBA'de izlediğim kadarıyla ben yine de bu potansiyelini gerçeğe dönüştüreceğine %100 inanmıyorum.

Ayrıca Marc Gasol'ün sakatlığı sebebiyle sezon sonuna kadar dinlendirileceğini ve Thabeet'in önemli dakikalar alacağını söyleyeyim.

1 Nisan'dan Notlar

Günün hayvan performansları:
Dün ikinci yarıda kopup giden maçta Orlando adına coşan isim 17 sayı 20 ribaund 5 blokla Dwight Howard olmuş. Birkaç maçtır 20’li sayılarda gezinip sonralardan tekrar düşüşe geçen Lewis bu maçta sadece 6 top kullanıp 6 sayı atabilmiş. Şimdi maçları kazanıyorlar ama playofflarda ona ihtiyaçları var. Bakalım Lewis de Hidayet’e ihtiyaç duyacak mı? Neyse ki bu maçta Carter 19, Nelson 14 ve en önemlisi Pietrus 24 sayı atıp Dallas’ın bunlara karşılığı olmayınca galibiyet yüzü gören ekip 97-82’lik skorla Magic olmuş.

Batı yakasında öyle bir çekişme var ki ikincilik, hatta birincilik mücadelesi veren Denver geçenlerde birkaç maç kaybedince 5. sıraya düşmüştü hatırlarsanız. Bu da zorlu Portland karşılaşmasını çok daha önemli kılıyordu ve bu sınavdan başarıyla geçmeyi başardılar evlerinde. Carmelo 21’de 10’la 25 sayıyla oynarken Billups da 13’te 6’yla 21 sayı göndermiş Portland potalarına ve istatistik kağıdına 6 da asist yazdırmış. İkilinin dışında Nene’nin 22 sayı 5 asist 5 ribaundluk etkili oyunu, Andre Miller’la ilk yarıda oyuna tutunmayı başaran Portland’a fazla gelince maçı kazanan ekip 92-109’luk skorla Denver olmuş.

Boşa kürek çekenler:
24 sayı onun ortalaması ve 22’de 9 şut isabeti iyi sayılmaz ama takımından yardım gelmese de Dirk yine işini yapıp takımını bir yere kadar ayakta tutmaya çalışmış. İkinci yarıda Terry’den yardım gelse de Mavericks yine dayanamayıp 74-58 geriye düşmüş bitime 10 dakika kala. Son çeyrekte Barea’dan 16 sayı gelmiş ancak o da farkın azalmasına neden olabilmiş sadece.

Günün X-faktörü:
Pietrus Dallas maçının ikinci çeyreğinde öyle coşmuş ki kimse durduramamış, takımının ilk 14 sayısının 13’ünü kendisinden gelmiş. Üçlük çizgisinin gerisinden de 6’da 6’yla oynamış. Bu konuda Magic zaten takım olarak biraz uçmuş, 24’te 14’le üçlük atmışlar ve onlar böyle atınca karşılarında durmak imkansız olmuş haliyle. Kısacası Fransız oyuncu 8 şutundan sadece birini kaçırarak 24 sayıya ulaşmış, Dallas galibiyetinin bir numaralı nedeni olmuş. Playofflarda geçen seneki gibi birkaç maçta böyle performanslar bekliyorum ben kendisinden.

Takımını baltalayanlar:
Fernandez'in son zamanlarda ne çok yönlülüğünden ne de enerjisinden iz yok. Bu maçta da 8 şut kullansa da sadece birinde isabet bulabilmiş İspanyol oyuncu. İki asisti iki de ribaundu var. Bir an önce formunu bulup gereken katkıyı yapması gerekiyor çünkü ara sıra coşan Webster ve Bayless’ın da kötü oynadığı maçlarda takımının ona ihtiyacı var.

Aynı maçta Roy da hiç isteneni verememiş. 14 sayısının 7'sini serbest atışlardan bulsa da 13'te 3 şut yüzdesi felaket. Geçen Denver maçında da 14'te 3'le şut atabilmişti sadece. Yine de Lakers'la eşleşirlerse onlardan bir sürpriz bekliyorum ben.

LeBron: Kobe Sadece Sıradan Bir Şutör

Dün gece girdiğim haberdeki atışmalarda altta kalan LeBron James, başlıktaki gibi sert bir cevap vermemiş Kobe'ye elbette. Çünkü dün üzerine hararetli tartışmalar dönen haber 1 Nisan tuzağıydı =)

Buradan, o yazının fikir babası olan arkadaşıma teşekkür ediyorum. Onun dışında 2 adsızı da tebrik ediyorum 1 Nisan'ı bildikleri için. Ortaya çıkmasın diye o 2 yorumu onaylamamıştım, şimdi koydum.

Michael 'Fucking' Jordan Durant


Link

Bu sezon yaptığı çıkışla beraber aldığı faul düdükleri biraz artan, hatta bazı kişilere göre bu düdüklerle çıkışı tetiklenen Durant hakkında ilginç bir yorum gelmiş Garnett'ten dün gece. Celtics, iki gece önce The Garden'da Thunder'a yenilmekten kurtulamamıştı. Garnett de bunu Durant'ın hakemlerden aldığı düdüklere bağlamış. "Michael Jordan kadar faul düdüğü aldı, bütün takımdan daha fazla serbest atış kullandı" demiş videoda duyabileceğiniz üzere. Benim dikkatimi çeken diğer nokta ise en sondaki bıkkınlık ile iç çekişi Garnett'in. Celtics'in bu gidişatından artık sıkılmış belli ki ama dizinden dolayı yeniden düzlüğe çıkmalarını sağlayamıyor...

Videoyu paylaşan Onur'a teşekkürler.

1 Nisan Programı

2 Nisan Cuma 03:00 / Orlando Magic - Dallas Mavericks
2 Nisan Cuma 05:30 / Portland Trail Blazers - Denver Nuggets