BIY AD

13 Nisan 2010 Salı

12 Nisan'dan Notlar


            
Günün Efsane Çaylağı
Bugüne özel böyle bir bölüm açmak istedim. Öncelikle hatırlarsanız geçen maçtan sonra hesaplarımızı yapmıştık Evans için. 24 sayıya daha ihtiyacı vardı çaylak oyuncunun 20-5-5 için. Dünkü Houston maçında da Evans bulduğu 24 sayıyla efsaneler arsına girmiş. Yalnız şöyle ilginç bir durum olmuş maçta. Yıldız çaylak 22 sayıyı ilk yarıda bulmuş. Son iki sayısı için baya uğraşmış. 8 şutunda isabet bulamamış 18 dakika boyunca hatta. Kendi açıklamalarında “Gerçekten son iki sayı için çok fazla gerildim. Ne zaman o son serbest atışı soktum, işte o zaman rahatladım” demiş Tyreke. Son iki sayısını da maçın bitimine 6.46 kala kullandığı iki serbest atıştan bulmuş ve MJ, LeBron ve Oscar Robertson’ın arasına ismini yazdırmış geleceğin muhtemel süper yıldızı. Tebrik ederiz kendisini biz de tüm basketbolseverler olarak. 

Günün Hayvan Performansları
Gecenin en önemli maçlarından biriydi, hatta en önemli maçıydı diyebilirim Portland Oklahoma City maçı. Batı’da 8. likten kaçmak adına Lakers’ı yenerek önemli bir adım atmıştı Portland ve bu galibiyetin bir anlam ifade edebilmesi için kati suretle Oklahoma City’yi de yenmesi gerekiyordu; ama OKC de dinamizmiyle korku salıyordu rakiplerine. Portland, süper yıldızı Roy’un eksikliğine rağmen bu çok önemli maçı kazanabildi ve yavaştan son sıradan elini eteğini çekti diyebiliriz. Spurs de Minnesota karşısında aldığı galibiyetle önemli avantaj sağlayınca Oklahoma’ya Lakers’la karşılaşma yolu göründü playoffların ilk turunda. Deneyimsiz bir takım için herhalde en zor olaylardan biri olmalı Lakers, Boston, Spurs gibi tecrübeli ve tabiri caizse çakal takımlarla karşılaşmak. Neyse gecenin performansına dönecek olursak 36 yaşındaki delikanlı Camby sonunda takımına tamamen adapte olduğunu gösterdi. Bu sefer Portland’ın hem skor yükünü çekti deneyimli yıldız hem de ribaund yükünü. 16’da 12 ile 30 sayı, 13 ribaund, 3 asist, 1 top çalma, 1 blok ve tüm bunları yaparken hiç top kaybı yok. Daha ne olsun! Maçın sonunda uzun süreden beri duymadığımız Camby tezahüratlarını bile duyuldu seyircilerden. Denver’dan beri böyle bomba bir performans görememiştik açıkçası Camby’den.

Atlanta, Milwaukee karşısında 104-96 galip gelerek olası bir playoff eşleşmesinin sonuçlarını göstermiş Bucks oyuncularına. Özellikle Joe Johnson 19’da 12 ile 31 sayı, 7 ribaund ve 3 asistlik katkısıyla galibiyetin kapısını aralamış takımı adına; ama asıl sorun Bogut’un sakatlanmasından sonra boşalan pota altından gelmiş. Josh Smith 11 sayı, 8 ribaund ve 6 blokla hem savunma hem de skor yönüyle katkı vermiş. İlginç bir istatistik olarak da 6 bloğun 5’ini 3. çeyreğe sığdırmış yıldız oyuncu. Bogut’un eksikliği daha çok aranacak gibi Milwaukee’de.

Dallas, son 8 maçın yedisini kaybeden Clippers’a bir tokat daha vurmuş resmen. Maçı hiç umursamadan kazanmışlar ve de Clippers’ın istatistiğini 9’da 8 mağlubiyete yükseltmişler. Maçta öne çıkan iki isim olmuş. Biri elbette ki Nowitzki. Alman yıldız 13’te 9 gibi yüksek bir yüzdeyle 25 sayı, 8 ribaund, 3 asist, 2 top çalma ve 1 blokla oynamış. Öteki öne çıkna isimse, sakatlığını nedeniyle kaçırdığı üç maçlık aranın ardından sahaya çıkan Marion olmuş. O da 12’de 9 isabetle bulduğu 21 sayıyla takımına Nowitzki’den sonra en büyük katkıyı vermiş. Zaten son çeyrek koç, ilk beşi bol bol dinlendirmiş. İlk çeyrek fark 11, ilk yarı sonucu 21 ve 3. çeyrek sonucu 30 olunca ve de karşı takımın en önemli iki yıldızı(Davis ve Gordon) olmayınca boşuna ilk beş oyuncularını yormanın da bir anlamı kalmıyor doğrusu. Gelelim playoff hesabına. Bu sonuçla beraber Dallas muhtemelen Batı ikincisi oldu diyebiliriz. Mavs’in ikinciliği için iki ihtimal var: Birincisi Spurs karşısında oynayacakları maçı kazanmaları, ikincisi ise maçı kaybetseler bile, Utah’ın kalan iki maçından (GSW,Phoenix) birini kaybetmesi. Bu iki durumdan birinin gerçekleşmesi halinde ikinci olacaklar. Avantaj kendilerinde kısacası.


Bir gece önceki talihsizliği biraz olsun affettirmek için çıktıkları hataya yer olmayan bu maça Raptors oyuncuları ilk çeyreğe çok iyi başlayamasalar da kendilerini karşılaşmaya verdikleri ortadaydı. Zaten hücumda oldukça kısıtlı olan Pistons’a karşı yılın bu zamanı kolay bir galibiyet almasalardı büyük ayıp olurdu. Yine de ilk çeyrekte maçın kaderi tam olarak belli değildi, Ben Gordon’ın etkili oyunuyla Pistons maça tutunmayı başardı. Ancak Raptors takımı, diğer maçlarından farklı şekilde topu çok çok iyi dolaştırdı. Ne Calderon ne Jack ne de Hido topla gereksiz yere fazla oynamadı, özellikle ikinci çeyrekte Toronto ekibi son derece organize olmuş görüntüsü çizdi. Şöyle bir istatistikle açıklayayım durumu; Raptors’ın ilk 20 basketinin 19’u asistlerden geldi. Maçı da 37 asistle tamamladılar zaten, yanılmıyorsam bu sezon ulaştıkları en büyük rakam. %60’la da şut attılar bu arada. Jack kenardan yaptığı 12 asistle öne çıkarken Calderon da 11 asistle oynadı. Detroit savunmasına da veriştirmeden olmaz tabii ki ama bu asistlerin çoğu Raptors oyuncularının bencil davranmamalarından dolayıydı.

Raptors’ı hücumda toplam 22’de 13 ve üç sayı çizgisinin gerisinden 6’da 5’le oynayan Bargnani taşıdı. Aynı zamanda 7 de ribaund aldı, Zaten maçın önemli bölümünde Detroit’e pek hücum ribaundu şansı vermedi Toronto oyuncuları. Ben Wallace, Bargnani’nin içeri penetre ettiği bir iki pozisyonda oldukça iyi savunma yapsa da aradaki boy farkı baya can yaktı. Sonuç olarak Chicago’ya karşı yenilgiyi nasıl hemen kabul ettiyse burada da aynı şekilde rakibine erkenden boyun eğdirdi Raptors ve maçı 111-97 kazandı.

Houston’da Kevin Martin, eski takımı Sacramento’ya karşı bomba ir performans sergilemiş. 20’de 11 ile 39 sayı yollamış eski takımın potasına. Öte yandan Trevor Ariza’da sezon başındaki görüntülerinden bir kesit sunmuş seyircilere 29 sayı (10/18) , 5 ribaunduyla. Maçın Sacramento ve Tyreke Evans açısından önemli bölümüne “Günün Efsane Çaylağı” kısmında yer vermiştim zaten.

San Antonio Spurs, Minnesota karşısındaki galibiyetle 11. sezon peş peşe 50 ve üzeri galibiyete ulaşarak, Lakers’ın 79-80 ve 90-91 sezonları arasındaki 12 sezonluk 50 ve üzeri galibiyet rekoruna ulaşma yolunda büyük adım atmış. Seneye de bir 50 daha gelir bu takımdan. Öte yandan bir rekor denemesi daha gerçekleşmiş bu maçla birlikte. Eğer Minnesota son maçı da kayberderse 91-92 sezonundaki takım tarihinin en kötü sezonunu bir kez daha tekrarlayacakmış. Sağlık olsun. Basketbolcuların hiç de sıkıntısı varmış gibi gözükmüyor. Bu durumda bize de pek bir şey söylemek düşmez zaten. Maça gelecek olursak Spurs cephesinde 12 oyuncunun 8’i çift haneli sayılara ulaşmış (R.Mason, Mahinmi, Bogans, Hairston, M.Bonner, Jefferson, Parker ve Duncan). Tabi ki bu performansların arasında Tim Duncan’ın performansı çok ayrı duruyor. Deneyimli süper yıldız 18 dakika sahada kaldığı maçta 7’de 6’yla 16 sayı, 6 ribaund, 3 asist ve 1 top çalmayla takımına önemli katkı vermiş. Öte yandan Spurs adına bir sevindirici noktada Parker’ın performansı olmuş. Fransız guard, 22 dakikada 12 sayı, 7 asist, 3 ribaund ve 1 top çalmayla mücadele etmiş. Şut yüzdesi (%62.5) de öteki maçların aksine gayet iyiymiş. Öte yandan Spurs için 26’da 14 üçlük isabeti ve 81’de 47’lik şut performansı çok etkileyici. Üçlük sayısı biraz fazla olabilir; ama isabet sayısı da bu kadar yüksek olunca bir sakınca gözükmüyor doğrusu.

 Vince Carter 11’de 5’le 21 sayı 4 ribaundla oynamış. Hayvan değil tabii ama maçın az bir kısmını izlesem de bir iki kelam etmek istedim. Maçı açmamın sebebi son zamanlarda fırtınalar estiren Pacers’ın, Lakers’ın önünde bitirmek dışında amacı kalmayan Orlando’ya karşı neler yapacağını merak etmemdi. Ancak ilk çeyrekteki Indiana, sezonun büyük bölümünde gördüğümüz, ilk beşte kimin başladığı belli olmayan karışık takımdan farklı değildi. Dwight Howard çok erken 3 blok yapsa da ısrarla içeri girdiler skor üretmek için. Aynı formülü Magic de uyguladı ve Indiana ne kadar başarısız olduysa Orlando oyuncuları da o kadar rahat oynadı boyalı alanda. Zaten ilk çeyrek skoru 42-18 şeklinde olunca Raptors-Pistons maçına döndüm. Maçı da Magic oyuncuları pek yorulmadan 118-98 önde bitirmiş.


Boşa Kürek Çekenler
John Salmons, takımının Atlanta’ya kaybettiği gecede -özellikle son çeyrekteki oyununa rağmen- 104–96 mağlup olmasını engelleyememiş. Yıldız oyuncu 18’de 9 isbetle (3/6 üç sayı) 28 sayı, 3 ribaund ve 2 asistlik katkı vermiş takmına. O elinden geleni yapmış da Milwaukee’nin kullandığı 32 üçlüğün anlamı pota altında sayı üretememenin verdiği çaresizlikten ileri gelmiyor. 32’de 11’lik üçlük yüzdesi de bu açıdan çok şeyler ifade ediyor. Üstelik maç boyunca da takım olarak sadece 4 top kayıpları var; ama yine de geçememişler Atlanta’yı. Şu son iki maçı kaybettikleri iki takım Boston ve Atlanta. İkisi de muhtemel birinci tur playoff rakipleri. Bogut sakatlandıktan beri 4 maç kazanmışlardı; fakat mesaj maçlarını kaybettiler. Pek de korku salamamış oldular rakiplerine karşı böylece. Umalım ki iyi önemli kayıplarına rağmen yine saldıran bir Milwaukee görürüz de, playofflara biraz daha renk katılmış olur.

Andray Blatche Knicks’e karşı da olsa 19 sayı 10 ribaund 7 asistle triple-double’a yaklaşmış. Tabii bu sefer son çeyrekte yüce amacına ulaşmak için yeterli rahatlığı bulamamış çünkü Knicks ezip geçmiş onları. Aynı zamanda Mike Miller’dan 23 sayı 7 ribaund 5 asist ve Livingston’dan 18 sayı 7 asist gibi performanslar gelse de maçın son çeyreğinde New York’un 40 sayı atmalarına izin verince galibiyet gelmemiş Wizards için ve maçı 103-114 kaybetmişler.

Jason Kapono, eski takımı Miami karşısında bu sezonun en iyi performansını göstermiş ve 12’de 10’la 24 sayı atmış. Sayılarının 22’si ilk üç çeyrekte gelmiş. Ayrıca 13 asistle kariyer rekoru kıran Jrue Holiday ve 21 sayıyla rekorunu egale eden Jodie Meeks de çabalamış ama sonunu getiremeyince maçı kaybetmişler.


Günün X Faktörü
Arron Affalo Denver’ın Memphis’i mağlup ettiği gecede 13’te 7 isabetle 22 sayı ve kariyer rekoru 13 ribaundla takımına en efektif katkıyı vermiş dün gece. Önemli bir avantaj sağlamışlar takım olarak; ama her şey son Phoenix’te karşılacakları Suns maçına bakıyor. Olası senaryo şu: Denver, olası bir galibiyet durumunda Batı’da üçüncü olabilir; mağlubiyette ise 5. olarak daha ilk turdan ev sahibi avantajını kaçırabilir. İşin ironik tarafı ise Nuggets 2004’ten beri Phoenix’te maç kazanamıyor. Şu anda da Suns son 10 maçın 8’ini kazanarak epey formda olduğunu herkese göstermiş durumda. Gerçekten hayli ilginç bir maç bekliyor bizleri. Bu arada belirtmek istediğim iki nokta daha var. Birincisi Denver evinde aldığı bu galibiyetle, evindeki istatistiğini 34-7 olarak sonlandırdı ve 21 senelik rekoru kırdı. Geçen seneye göre de bir galibiyet daha fazla aldılar evlerinde. Öncelikle tebrik ediyoruz onları. İkinci olarak ise JR Smith’in maç içindeki 15 üçlük denemesinden bahsetmeden geçmek istemedim. Maç şov maçı oldu o yüzden mi bilmiyorum; ama 15 tane üçlük çok fazla üçlük olmuş. Takımın geri kalanı 17 atmış. Kıyaslamayı siz yapın. Hani öyle 9 tanesini falan sokarsa lafım yok da, zaten 6 isabet bulabilmiş sadece. Oysaki diğer 5 şutunda 3 isabeti var. Toplamda 26 sayısı var; ama ben hayvan performans olarak nitelendirmedim bu performansını, o nedenle burada değinmek istedim.

Amir Johnson, eski takımı Pistons’a karşı kesinlikle hayatının en iyi hücum performansını gösterdi. 12’de 10’la 26 sayı bulduğu maçta yerinde kurduğu perdelerle sadece kendine değil dışarıdaki Bargnani’ye de uygun pozisyonlar yaratırken Detroit savunmasının dengesinin bozulmasını sağladı. Bu sefer ribaundlarda biraz etkisiz kalsa da takım arkadaşları onun açığını kapadılar. 

Bizimkiler
Hidayet’in rakamlarına bakıp aldanmamak gerek çünkü –her ne kadar çok iyi oynadı diyemesem de- Chicago maçında olduğu gibi çok istekliydi. İlk çeyrekte de oldukça iyi oynamasına rağmen 3 faulle kapattığı ilk yarının dönüşünde kısa sürede iki faul alarak kenara gelmek zorunda kaldı. Karşılaşmanın galibi erkenden belli olduğu için de sahaya bir daha girmedi. Sonuçta 6’da 3 isabetle 8 sayı 8 ribaund 4 asistle bitirdi maçı. Tabii en az 3 faulü çok gereksizdi bana göre, madem o kadar oynamak istiyor biraz sakınsa iyi olur.

Ersan, çok ritimsiz attığı maçta pek fazla dakika alamamış. 11’de iki isabet bularak 4 sayıda kalmış. İki üçlük denemesinde de başarı yokmuş. 4 ribaundu ve 1 asisti var; fakat üç tane şutu bloklanmış. Playofflarda da devam etmediği sürece ara sıra kabul edilebilirdi bu performanslar; ama artık playofflar geldi. Ritmini asla bozmaması ve hak ettiği dakikaları alması lazım Skiles’tan. Çünkü ligin bu zamanı herkes kendini ispat savaşına düşecektir. Eğer bu zamanları avantajlı geçerse, ismini herkese ezberletir Ersan.

4 FARKLI FIKIR:

Adsız dedi ki...

en büyük isteğim lakersın san antonia ile eşleşmesiydi fakat maalesef oct ile eşleşti.batıda lakers hariç diğer takımlar sürekli yarış içinde olduklarından formda geliyorlar fakat lakers şut konusunda formsuz ama oct eşleşmesi onların kendine gelmesi için büyük şanş oldu

evans4roy dedi ki...

evans kesin olarak 20-5-5 yaptı dimi 24 sayı yettti yani niye bilmiyorum ama evde kafayı yedim sanki adam akrabam gibi üzüldüm.
24 sayı 19.9 yapmadı inşallah.

Ekin dedi ki...

Daha bu gece Lakers maçı var Sacramento'nun, niye bu panik anlamadım. O maçta oynamayacak mı Tyreke?
Oklahoma ilk yarı çok domineydi ve önde bitirdi, bu iş bitti diye 2. yarıyı izlemeden uyudum ama maç sonu skoru görünce çok şaşırdım.
Yıllar sonra playoff ilk turunda büyük kesimce sürpriz, bana göre normal karşılanacak bir sonuç çıkabilir bu 1-8 eşleşmesinden.

erdem diye biri dedi ki...

kidd'in panyalı asistinin videosu, bence günün en önemli olayıydı. videosu'nu ne zaman koyacaksınız?? (koyabilir misiniz demiyorum zira bulup da koyacağınzdan adım gibi eminim, burayı her gün okuyan biri olarak)