BIY AD

3 Kasım 2010 Çarşamba

3 Kasım Programı

4 Kasım Perşembe 01:00 / Detroit Pistons Atlanta Hawks
4 Kasım Perşembe 01:00 / Charlotte Bobcats - New Jersey Nets
4 Kasım Perşembe 01:00 / Minnesota Timberwolves - Orlando Magic
4 Kasım Perşembe 01:00 / Indiana Pacers - Philadelphia 76'ers
4 Kasım Perşembe 02:00 / Milwaukee Bucks - Boston Celtics
4 Kasım Perşembe 02:30 / New Orleans Hornets - Houston Rockets
4 Kasım Perşembe 03:00 / Dallas Mavericks - Denver Nuggets
4 Kasım Perşembe 03:00 / Toronto Raptors - Utah Jazz
4 Kasım Perşembe 04:00 ( NBA TV ) / San Antonio Spurs - Phoenix Suns
4 Kasım Perşembe 04:30 / Memphis Grizzlies - Golden State Warriors
4 Kasım Perşembe 04:30 / Oklahoma City Thunder - Los Angeles Clippers
4 Kasım Perşembe 04:30 / Los Angeles Lakers - Sacramento Kings


24 takımın sahne alacağı 3 Kasım gecesinde ilk olarak göze çarpan maç tartışmasız Spurs-Suns maçı. Bu iki takım arasında son 7-8 yılda yaşanan rekabet apayrı bir şey. Neredeyse her yıl playofflarda karşı karşıya gelen bu iki takımın çekişmesinde oluşan Spurs baskınlığı da 2010 playofflarında Suns tarafından sonlandırılmıştı. Yeniden yapılandırılmış Suns'ı yılların Spurs'ü karşısında izlemek keyifli olacaktır. NBA TV yayınlamak için en doğru maçı seçmiş.

Bir diğer göze çarpan maç yine Batı Konferansı'nın güçlü takımlarından Dallas ve Denver arasında oynanacak. Bu mücadelede de üst düzey bir basketbol ortaya konulacağı kesin gibi görünüyor. Dün oynadığı maçın ardından bugün yine sahada olan Celtics'in rakibi Ersan'lı Bucks. Yine dün maç yapan takımlardan Sixers, uzatma oynadıktan sonra back-to-back yapmanın zorluğunu Pacers karşısında yaşayacak.

Sezona 4-0'la giren Atlanta Hawks'ın rakibi 0-4'le tarihinin en kötü başlangıçlarından birini yapan Detroit Pistons. Doğu Konferansı'nın dibine oturan Pistons eğer bir mesaj vermek istiyorsa bunu bu maçta yapmak zorunda. Yine kayıpsız devam eden takımlardan Hornets'in rakibi galibiyeti bulunmayan Rockets. Güneybatı Grubu'ndan iki ekibi karşı karşıya getiren bu maç da kağıt üstünde oldukça çekişmeli geçecek gibi görünüyor.

2 Kasım'dan Notlar

Günün Hayvan Performansları:
-John Wall'un inanılmaz oyununu en başa koymasak ayıp olurdu. 29 sayı 13 asist ve tam 9 top çalma ile oynadı Wall. Bu performans hem takımına hem de kendisine sezonun ilk galibiyetini getirdi. Arenas'ın dönüşünden sonra -bugün antremanlara başlayacağı ve Knicks maçında oynamasının beklenildiği söyleniyor- benche kim gider bilemiyorum ancak Wall gerçekten sezona çok iyi başladı. Uzun süredir ligde bu kadar iyi bir 1. sıra seçimi seyredemiyorduk. (Blake Griffin ve Oden sakatlıkları nedeniyle, Derrick Rose'da ilk sezonunu yavaş geçirmesi nedeniyle) "Griffin ROY olur abi belli oldu" diyenler de artık bir daha oturup düşünür herhalde. Bu arada belirtmekte fayda var maçı uzatmaya götüren üçlük 07/08 sezonunda ligimizde Antalya BB forması giyen Cartier Martin'den geldi.

- Lakers takım olarak günün hayvan performansına imza atmış diyebilirim. Gasol'un 21 sayı 13 ribaund 5 asistini mi, Kobe'nin hepsini ilk yarıda attığı 23 sayısını mı, Barnes'ın 16 sayı 14 ribaundunu mu, 6 kişinin çift hanelere çıkmasını mı, ilk yarı sonunda farkın 25 sayıya çıkmasını mı yoksa %60'la attıkları üçlükleri mi... Hangisini yazsam diğerlerine ayıp olur. Lakers sezona kolay fikstürün de etkisiyle çok rahat başladı. Maçın ilginç notları ise birbirleriyle eşleşen Gasol kardeşler, Odom'un kariyerinin 11.000. sayısına ulaşması, Bynum'un 13 Ocak 2008'de ve 2 Şubat 2009'da Memphis karşısında 2 büyük sakatlık yaşadıktan sonra bu maçta yerini yine sakatlığından dolayı alamaması ve Kobe'nin 1 dakika daha Lakers forması giydikten sonra Kareem Abdul Jabbar'ı geçerek Lakers tarihinin en çok süre alan oyuncusu olacak olması olarak gösterilebilir.

Boşa Kürek Çekenler:
-Blog'da da muhabbeti geçti Antawn Jamison'un benche gönderilme kararının. O konuda kesinlikle ben de Can abiyle aynı görüşteyim ve Jamison her ne kadar iyi bir oyuncu olsa da Hickson genç ve gelişime açık bir oyuncu. Dün gece 31 sayıyla kariyer rekorunu kırdı ancak takımına Atlanta karşısında galibiyeti getiremedi. Bu arada hoş bir detay; Cavaliers taraftarı 4. çeyrekte Hickson faul çizgisine geldiğinde "MVP! MVP!" şeklinde bağırmış. Artık eski Kral'a bir gönderme var mı bilemiyorum ancak hoş olmuş.

-Philidelphia'da benchten gelerek her maç belirli bir katkının üzerine çıkan Lou Williams'ta günün boşa kürek çekenlerinden. Wall'a karşı 30 sayılık bir performansı var ancak takımının 1 sayı farkla yenilmesini engelleyemedi. Bu arada maç boyunca Holiday-Williams ikilisinin beraber sahada olduğunu da belirtmek gerekir.

-Rudy Gay'in 30 sayısı da her ne kadar maça etki etmese de önemli. Özellikle Artest'e karşı yaptığını da düşünürsek. Gay sezona iyi başladı ve daha hiç 20 sayının altına inmedi. Ayrıca uzak mesafeli şutlarını da geliştirmiş olduğunu söyleyebilirim. Son 7 üçlüğünde 5 isabet buldu. Memphis sezona iyi başlamasa da Gay, Randolph'un yokluğunda tüm sorumluluğu üzerine almış durumda.

Bizimkiler:
- Daha önce Semih Erden hakkında "O'neal'ların sakatlığını beklesin, onlar bütün sezonu sağlıklı götüremez o sadece hazır olsun" demiştim ve Semih Shaquille O'neal'ın oynamadığı maçta NBA'deki ilk dakikalarını aldı. 15 dakika sahada kalan Semih 2 sayı 3 ribaund 1 asist ve 2 blokla oynadı. Sadece 1 top kullandığını da belirtmek gerek. Dediğim gibi Semih için kritik nokta kendisini hazır tutması ve her an şans gelebileceğini düşünerek çalışması. O'neal'lar sezon içerisinde maç kaçırmaya devam edecektir.

- Her Milwakuee maçı sabahı aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum ancak Skiles inanılmaz işler yapıyor. Hayret ediyorum yani. Rotasyonu daha kafasında oturtamadığı belli Ersan her maç farklı süreler alıyor ancak bu süreler henüz 15 dakikayı geçemedi. Ersan gibi geçen sene Milwakuee'nin en faydalı isimlerinden biri olmuş, sahada herşeyi yapabilecek bir oyuncuyu neden benchin en dibine atar hiç anlamıyorum. Maggette gibi her eline aldığı topu atan adam yerine kesinlikle Ersan'ı tercih ederim. Ersan umarım tez zamanda o takımdan uzaklaşır. 13 dakikada 2 sayı 4 ribaund 1 asist.

2 Kasım 2010 Salı

Günlük Tahminler - 2 Kasım

B. Roy -2.5 Sayı (Betsson)

Gecenin güzel bahislerinden biri Brandon Roy'a Corey Maggette karşısında açılan -2.5 sayı. İki oyuncunun hücum kapasitesi arasındaki farka aldıkları süreler, takımlarının kaçıncı skor opsiyonu oldukları vs. eklenince Roy bir değil birkaç adım öne çıkıyor. Bahisimiz açısından görünen tek olumsuzluk ise Maggette'nin kenardan oyuna girdikten sonra her eline gelen topta potayı düşünmesi. Ama yine de açılan barem çok değil ve Roy biraz yüzdeli oynarsa çok rahat geçecektir bu baremi.

NOT: Tahminlerimizin oluşturacağı olumlu veya olumsuz durumlardan KP ailesi olarak sorumluluk kabul etmeyeceğimizi ve Türkiye'de yasal olmayan sitelerdeki bahisleri yurt dışındaki okurlarımız için değerlendirdiğimizi belirtmeliyim.

2 Kasım Programı

3 Kasım Salı 01:00 Atlanta Hawks - Cleveland Cavaliers
3 Kasım Salı 01:00 Philadelphia 76'ers - Washington Wizards
3 Kasım Salı 01:30 Boston Celtics - Detroit Pistons
3 Kasım Salı 01:30 Minnesota Timberwolves - Miami Heat
3 Kasım Salı 01:30 Orlando Magic - New York Knicks (Ertelendi)
3 Kasım Salı 02:00 (NBA TV) / Portland Trail Blazers - Milwaukee Bucks
3 Kasım Salı 04:30 Memphis Grizzlies - Los Angeles Lakers


Gecenin en çekişmeli geçmeye aday maçı belki de televizyondan yayınlanacak olanı. Ersanlı Bucks yorgun Blazers ile karşı karşıya gelecek gece 02:00'de NBA TV'de. Program güzel aslında, ligin şampiyonluk hedefleyen takımlarından birçoğu bu gece sahne alacak. Zayıf rakipleri onlara biraz kafa tutabilirse zevkli maçlar çıkabilir.

NOT: Bu gece saat 01:30'da oynanması gereken Orlando Magic-New York Knicks karşılaşması, MSG'daki temizlik çalışmaları esnasında çatıdan düşen parçaların yarattığı tehlike sebebiyle ertelenmiştir.

Günün Hareketleri - 1 Kasım


Link

Öncelikle belirtmekte fayda var, ilk 5 'e hareket sokamasa da Manu'yu izlemek büyük bir keyif. Her ne kadar ayakları çok yavaşlayıp, özellikle savunmada etkinliğini kaybetse de (Gordon'ın 18 sayıyı geçemeyeceğini düşünme sebeplerimizden biri olan Manu savunması, bahisin yatmasının en büyük sebebi oldu) oyun zekasına hayran kalmamak elde değil. Dün gece karşımıza aldığımız Eric Gordon da öyle iki smaç vurdu ki, bir bahis yatacaksa böyle yatsın dedirtti. 3. sıradaki harekette kimin üzerinden vurduğuna dikkat...

1 Kasım'dan Notlar

Günün Hayvan Performansları:
-Luol Deng kariyerinin en yüksek rakamına ulaştığı maçla başlayalım bugünkü notlara. Portland karşısında takımı 110-98 galip gelirken Deng 40 sayıyla kariyer rekorunu kırdı. Ayrıca sadece 19 şutta 40 sayıya ulaştığını da vurgulamamam gerekiyor, oldukça etkileyici bir performans.

-Gary Neal yolu ligimizden geçip de şu an NBA'de formda giyen isimlerden biri. Tıpkı Tolliver ve Cartier Martin gibi... Karşıyaka'da ligimizin tozunu attırdığı günlerden sonra NBA'in yolunu tuttu ve şu an San Antonio Spurs forması giyiyor. Açıkçası sene başında süre alabileceğini sanmıyordum ancak hem süre alıyor hem de bu süreleri çok iyi değerlendiriyor. 20 dakikada 16 sayı 6 ribaund 2 asist ile Spurs'un benchten gelen 32 sayısının yarısını üretmiş.

Boşa Kürek Çekenler:
-Eric Gordon Amerika adına yazın en güzel süprizlerindendi belki de. Amerika Milli Takımı'nda beklenenin çok üstüne çıktı ve bir çok maçta takımın en skorer isimleri arasına adını yazdırdı. Ancak sezon başladığından beri şut ritmini bulamadığını ve özellikle 3'lüklerde karavana attığını söylemek mümkün. Sadece %14'le atıyor üçlüklerde. Belki dün gecede üçlüklerde başarılı değildi (0/3) ancak 23 sayı (10/17 şut isabeti) 11 asist ve 4 ribaund ile takımının yıldızı oldu. Galibiyeti getiremedi ancak NBA'de sadece şutör olarak yer bulmayacağını, iyi bir swingman olma yolunda ilerlediğini gösterdi.

-Lamarcus Aldridge Yahoo Fantasy'de takımımda bulunduğu için ayrı takip ettiğim bir oyuncu. İlk maçta Phoenix karşısında vasat altı bir performans sergilemiş, çift hanelere bile çıkamamıştı. Ancak o günden sonra toparlanarak çok daha iyi performanslar sergilemeye başladı. Ribaund ortalaması genelde 7.5-8'lerde gezinen Aldridge, bu sezon daha 9'un altına inmedi. Ribaundlara da özel olarak konsantre olduğu kesin. Takımının ilk mağlubiyetini aldığı Chicago maçında 33 sayı 9 ribaund ile oynadı ve maçın yıldızı oldu.

-Toronto'nun ne kadar kötü bir takım olduğunu Reggie Evans'ın aldığı dakikalardan anlayabiliriz. Yıllardır garbage time oyuncusu olan Reggie Evans bu sezon Toronto'da 30'lu dakikalarda süre alıyor. Performansı özellikle ribaund anlamında etkileyici olsa da işin özellikle hücum kısmında ne kadar kısıtlı bir oyuncu olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Zira 16.3 ribaund ortalamasının yanında sadece 2.3 sayı ortalaması var. Şaka gibi. Neyse, bu vasat takımda sivrilen bir iki isimden biri Bargnani. Bugünde (sadece 2 ribaund almasına rağmen) 28 sayıyla oynamış ancak Sacramento mağlubiyetine engel olamamış.

Bizimkiler:
-Sonunda bizimkilerden iyi bir performans görebildik. Hido'nun formsuz, Ersan ve Semih'in süre alamadığı şu günlerde Ömer Aşık'ın performansı biraz olsun yüzümüzü güldürdü. Aldığı 26 dakikada 6 sayı 7 ribaund ve 3 blok ile oynayan Ömer Aşık, ayrıca dakikaların çoğunu Taj Gibson'dan alırken Noah ile birlikte sahada kaldı. Serbest atışlar 2/6'yle oynaması üzücü ancak aldığı sürenin hakkını istatistik kağıdını doldurarak vermesi mutluluk verici. Umarım aldığı süreler böyle devam eder.

2000'lerin Portland'ı Bölüm 1 - Los Angeles'ta 7. Maç (Portland Trail Blazers 100 - New York Knicks 95)

Daha önceden belirttiğim üzere Portland Trail Blazers - New York Knicks maçı için televizyon başına geçtim ve maçı izlemeye çalıştım. Çalıştım diyorum çünkü yazının devamında da belirttiğim üzere kötü basketbol ve Portland'ın nereye gittiği gibi farklı düşünceler sayesinde maçtan kopmaya başladım. Maçı sonuna kadar takip etsem de maçla ilgili yazan her analiz ilk yarıya aittir. Maç 100 - 95 Portland lehine sonuçlanırken Portland 3-0'la sezonu açmış oldu.

Yazının devamında ise maç devam ederken yazmaya başladığım ancak maç devam ederken ara verdiğim bir çalışma var. Portland'ın son 10 yılını tek yazıya sığdırmak mümkün olmadığından ve New York Knicks'e de değinmek istediğimden dolayı yazıyı bölümlere ayırma ihtiyacı duydum. Bakalım maçın ilk yarısında neler gözlemlemişiz ve Portland neler yaşamış:

Maçın ilk çeyreğinde basketbol adına özellikle New York cephesinden fazla birşey göremiyorduk. Bir kere savunmada hiç yoklar. Amare Stoudemire hücumda komple bir uzun olabilir ama savunmada kılını kıpırdatmıyor. Hele D'Antoni'nin yanına dönüp tekrar run&gun tarzı oyuna geri dönünce, savunmada Michael Olowokandi'den sonra gördüğüm en tembel performansı sergilemekte kendisi. New York'un Amare haricindeki çekirdek kadrosunda yer alan Raymond Felton, Danilo Gallianari gibi isimlerin de savunmadan çok hücumda aktif olduklarını kabul etmek gerekir. Oyunun diğer tarafında da bu kadar dinlenmeye rağmen çok etkili görünmüyorlar açıkçası. Bir kere oyunlarında bir düzen yok. Evet D'Antoni'nin sistemi çok fazla bireyselliğe, şuta ve koşmaya dayanıyor ancak Knicks kadrosunda Phoenix tarzı bir sistem oluşturacak kalitede oyuncu sayısı pek yeterli gibi gözükmüyor. Özellikle Raymond Felton bana kalırsa çok overrated bir oyun kurucu. Maç başına 7-8 asist gayet güzel istatistik gibi gözükse de Raymond Felton'da ne Nash'in ne Kidd'in ne Paul'un sahip olduğu liderlik özelliği yok. Ciddi şekilde bazen düşünüyorum sahada olsam bu adamın dediklerini yapar mıyım diye. Knicks'i toparlarsak görünen o ki belli bir süre daha şutları girdiği sürece maç kazanacaklar. Savunmada bu kadar isteksiz (Şu an Turiaf'ı ve Wilson Chandler'ı bir köşeye ayırmak istiyorum.), hücumda bu kadar düzensiz oynayarak gidecekleri en iyi yer aşşağı sıralardan playoff yapmak olabilir.

Gelelim asıl mevzuya yani Portland'a. Portland Trail Blazers bana kalırsa NBA'in en sempatik takımlarından birisi. Brandon Roy - LaMarcus Aldridge çekirdeğini üzerine yaptıkları doğru hamlelerle Jail Blazers etiketinden kurtulmayı başarmış ve son 2-3 yılda düzenli playoff yapan bir takım haline gelmişlerdi. Ancak şu an takip etmekte olduğum maç gösterdi ki bu takımın gelebileceği en yüksek nokta biraz zorlamayla Konferans Yarı Finali'nde 4-2 yenilmek gibi birşey gözüküyor. Kadronun çekirdeği geçen seneyle aynı. Sahaya çıkan ilk 5'te ( Andre Miller - Brandon Roy - Nicolas Batum - LaMarcus Aldridge - Marcus Camby) herkes istikrarsız (evet Roy dahil bu genellemeye) ve Roy hariç kimse topun el yaktığı anlarda güvenilir isimler değil. Bu fikirler kafamda dolaşırken maça olan konsantrasyonumu kötü basketbolun etkisiyle kaybederken aklıma Portland'ın son 10 yılda geçtiği dönüm noktaları geldi. Bakalım Portland 2000'den itibaren nasıl dönüm noktalarından geçmiş, şampiyonluğu nasıl kaçırmış ve neleri yanlış yaparak şu anki Oklahoma City Thunder'ın daha gelişmiş bir versiyonu olmayı nasıl kaçırmış?

2000 yılının Haziran ayı Portland şehri adına hatırlanmak istenmeyen anılarla dolu. Portland'ın Damon Stoudemire - Steve Smith - Scottie Pippen - Rasheed Wallace - Arvydas Sabonis beşi Batı Konferansı'nı 3. bitirmiş; 3-1 lik Minnesota ve 4-1 lik Utah gibi nispeten kolay geçen serilerin ardından Lakers'ın rakibi olmuştu. İlk 4 maçın ardından 3-1 önde olan Lakers Staples Center'da seriye çabucak nokta koyma peşindeydi. Portland ise evinde kaybettiği 2 maçın ardından havlu atmaya çok yakındı. Ne de olsa Bill Walton'dan beri Drexler'la yaşanan final haricinde başarısızlık ve sezona erken havlu atma Portland'la özdeşleşiyordu. Portland, tarihine inat edercesine ayağa kalktı ve Staples Center'ı 96-88'lik galibiyetle susturdu. Yine de herkes serinin Rose Garden'da biteceğinden emindi. Lakers Kobe - Shaq ikilisinin en verimli yıllarındaydı ve Phil Jackson'ın kumandasında yenilmez gibi görünüyordu. Yine de Portland inançlıydı. Bu sefer makus talih kırılacaktı. Rose Garden'da gelen 10 sayılık galibiyet ve iyi oyun, seri 7. maç için Los Angeles'a giderken Portland cephesinde bir ışık yakmıştı. Yedinci maç kazanılırsa Doğu Konferansı'ndan gelecek takımı yenmek daha kolay olacaktı. Kasedi hemen 7. maçın 4. çeyreğine saralım...

Bölüm 2'de bu geceki Chicago - Portland maçıyla beraber Portland'ın yaşadıkları devam edecek.

Günlük Tahminler - 1 Kasım



Eric Gordon 18.5 Sayı Alt (Betsson)

3 maçın oynanacağı bu gecede handikap veya alt/üst bahislerinden pek gözümüze çarpan olmadı. Gecenin güzel bulduğumuz tek bahsi Gordon'ın Spurs'e karşı 18 sayıyı geçememesi. İlk iki maçta yüksek skor buldu Gordon ama dün geceki Dallas maçında Del Negro'nun rotasyonunun da etkisiyle kısıtlı sürede kötü bir şut yüzdesiyle 9 sayı üretebildi. Bahsimiz açısından olumlu diğer etkenler ise; Gordon'ı Manu'nun savunacak olması, maçın düşük tempoda geçebilme ihtimali ve Clippers adına skor üretebilecek oyuncu çokluğu. Ayrıca Spurs'un rakiplerine çok fazla dış şut imkanı tanımaması da lehimize olacaktır. Bu değerlendirmeler ışığında Eric Gordon'ın 19 sayıyı bulması zor görünüyor. (Maalesef Baron Davis'in son anda ortaya çıkan sakatlığı işleri bozdu)

NOT: Tahminlerimizin oluşturacağı olumlu veya olumsuz durumlardan KP ailesi olarak sorumluluk kabul etmeyeceğimizi ve Türkiye'de yasal olmayan sitelerdeki bahisleri yurt dışındaki okurlarımız için değerlendirdiğimizi belirtmeliyim.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Böyle Karar Görülmedi

Son 10 yıla dönüp baktığımızda gerek koçlar gerekse GM'ler tarafından yapılan birçok hata görebiliriz. Joe Dumars'ın 2003 draftı 2. sırasında Darko Milicic'i seçmesi, birkaç ay önce Minnesota GM'i David Kahn'ın bir hiç uğruna takımın tek sahip olduğu şey olan Al Jefferson'ı vermesi ya da zamanında Ben Wallace'a verilen 4 yıllık 60 milyon dolar değerindeki kontrat bunlara sadece birkaç örnek. Geçtiğimiz günlerde de bu listeye katılacak yeni bir karar Cavaliers antrenörü Byron Scott'tan geldi.

Kariyerine dönüp baktığımızda fena bir geçmişi olmayan, ligde işsiz kalması zor baş antrenörlerden biri Scott. Fakat takımın tartışmasız yıldızı olan Antawn Jamison'ı bench'e çekme kararını duyunca şok oldum. Yani zaten LeBron James'i kaybetmiş bir takımı devralmışsın, elindeki malzeme belli ama sen hala oyuncularını ekonomik kullanma peşindesin. Playoff yapacağı bile garanti olmayan Cavs takımında benchten gelecek bir Jamison kabul edilemez. Zaten rakamlar da bize bunu söylüyor. Kariyeri boyunca 20-10'luk bir oyuncu olan Jamison bu yıl nedense %31'le şut atıyor, 6 sayı 2 ribaund ortalamarıyla oynuyor. Bu göz göre göre bir oyuncuyu yoketmekten başka bir şey değil.

Peki Byron Scott'ı bu kararı vermeye iten şey ne olabilir diye bir düşünelim. Aklıma ilk olarak oyuncunun Dallas'ta geçirdiği sezon aldığı Altıncı Adam ödülü geliyor. Ancak kariyerinin ilerleyen dönemlerinde özellikle Washington forması altında Butler ve Arenas'tan yoksun takımı yıllarca sırtında taşımış, 4 numarada kısıtlı boyuna rağmen harikalar yaratmış bir oyuncu Jamison. Özellikle de takımdaki hemen hemen herkes sürekli olarak sakatlanırken sağlam kalmayı başarabilen bir oyuncu. Bunu geçelim. Aklıma gelen 2. sebep Jamison'ın yaşı. Bildiğimiz gibi Jamison artık 34 yaşında ve o kariyerinin ilk dönemlerinde 50'ler atan potansiyelinden çok çok uzak durumda. Ama bu adam geçen sene de yaşlı değil miydi? Geçtiğimiz sezon New York maçında 23 ribaund alırken, sezonun genelinde 18-8 civarı bir ortalamayla oynarken 33 yaşında değil miydi? Yani kısacası bu da geçerli bir bahane olamaz. Elle tutulur hiçbir yanı olmayan bir hareket Byron Scott'tan. Umarım ne kadar yanlış bir karar verdiğinin erken farkına varır ve bu kadar değerli bir oyuncuyu bench'ten bir an önce çıkarır. Aksi takdirde kaçan bir playoff treni sonrası çok tepki alacağından hiç şüphem yok.

Tolga böyle düşünüyor ancak ben bu konuda ona katılmadığımı söylemeliyim. Antawn Jamison'ı ben mesela elimde olsa hiç oynatmam. 1 dakika bile. Playoff'lara kalma ihtimalimi biraz arttırmak dışında ne yararı var takımıma? Anında gönderirim takımdan elimde olsa. Ama Cavs'in Jamison'ı oynatmaması ciddi bir sıkıntı yaratıyor: Jamison'ın takas değeri düşüyor. Şu anda Jamison'a bakanlar "Oyyy adama bak 34 yaşına geldi patladı, hiçbir şey oynayamıyor. 5 sayı zor atıyor" diyorlar belki de. Halbuki Jamison oynuyor ve ciddi istatistikler kaydediyor olsa, takas edilebilme ihtimali artar. Ama elbette 2 senede 28 milyon dolar civarı bir kontrata sahip olan bu adamı iyi istatistik yapıyor olsa bile kim alır bilmiyorum. O yüzden dedim ya, elimde olsa hiç oynatmam "Git evde yat" derim Jamison'a. Hickson'dan aldığı her dakika, Cavs'in geleceğine ufak da olsa bir darbe sayılır. Gelecek sezon ise zaten her şekilde biten bir kontrat olacağı için rahatlıkla takas edilecektir. Ayrıca bütün bunları fantazi takımımda olmasına rağmen söylüyorum =) / Can

1 Kasım Programı

2 Kasım Salı 02:00 / Portland Trail Blazers - Chicago Buls
2 Kasım Salı 04:00 ( NBA TV ) / Toronto Raptors - Sacramento Kings
2 Kasım Salı 04:30 / San Antonio Spurs - Los Angeles Clippers

Sadece 3 maçın oynanacağı bu gece çok göze çarpan bir maç bulunmuyor. Texas turnesinde olan Los Angeles Clippers, geçtiğimiz günlerde yönetimleri tarafından yapılan " liderimiz yok " itirafından sonra iyiden iyiye moral motivasyonunu kaybetmiş şekilde Spurs karşısına çıkacak. NBA TV'nin göstereceği maçta ise kafa kafaya oynayacak iki takım karşılaşıyor. Saat 02:00'de oynanacak Bulls-Blazers maçı da 2 Kasım gecesinin en izlenebilir maçı gibi duruyor. Portland ve Chicago zaten her daim izlerken keyif veren takımlar . Potaaltında yaşanacak Noah vs. Portland Uzunları mücadelesi izlenmeye değer.

Günün Hareketleri - 31 Ekim


Link

4 maçlık bir programdan epey malzeme çıkmış aslında. Kobe'nin pasıyla başlayan Lakers hızlı hücumu, Cole Aldrich'in ligde bulduğu ilk sayılar... (Lakers-Warriors maçında Monta Ellis'in bir turnikesi var top 10'da olmayan gün içinde ayarlayabilirsem koyacağım onu da). Ama birinci sıradaki hareket o sırayı fazlasıyla hak ediyor. Yok artık Jason Kidd diyorum.

31 Ekim'den Notlar

Günün Hayvan Performansları:
- Birçok kişiye göre OKC'nin contander olması için kadrosuna katması gereken sağlam bir uzun. Durant gibi bi' lider, Westbrook gibi çok yönlü bir guard, Green gibi atletik bir 4 numara, Harden, Ibaka gibi sağlam rol oyuncuları. Kulağa hoş geliyor ancak bu takımın gerçekten iyi bir 4-5 numaraya ihtiyacı var. Bilmiyorum Boozer'ı ya da Amare'yi düşündüler mi yoksa hem takım pişsin biraz daha hem de şu hanedanlıklar dağılsın gelecek zaten bizim mentalitesiyle hamle yapmaktan uzak mı durdular bilmiyorum, ancak o ikiliden biri genç OKC'yi şampiyonluk adayları arasına sokardı. Neyse konuyu çok dağıttım, gecenin ilk hayvani performansı da OKC pota altından çıktı. Paul Millsap 30 sayı 16 ribaund 6 asist ile adeta canavarlaştı ve Utah'ın OKC'yi beklenenin aksine çok rahat geçtiği maçın yıldızı oldu.

- Pau Gasol'de yine zayıf bir pota altını işleyen uzunlardan. Lakers'ın ilk çeyrekteki 34-14'lük seriyle kopardığı maçta Gasol 26 sayı 12 ribaund 4 asist ve 2 blok ile Lakers'ın yıldızı oldu. Kobe'nin henüz 2. viteste olduğu sezonda Gasol gerçekten takımın lideri gibi oynuyor. Bunlar belki 3 maçlık ortalamalar ama 25-10-5 ortalaması gerçekten etkileyici.

Boşa Kürek Çekenler:
- Miami Heat New Jersey Nets'i rahat geçti ancak Nets benchinde bir cevher gözüktü. Draftın 3 numarası Derrick Favors, 13 sayı (buraya dikkat) 10'u hücum olmak üzere 13 ribaund yaptı. 13 sayı 13 ribaund etkileyici gözükmeyebilir ancak hem bunu sadece 24 dakika gibi bi' sürede yapması hem de maçı izleyenlerin fark edebileceği inanılmaz ribaund sezgisi beni çok etkiledi. Bundan sonra daha dikkatli takip edeceğim.

Takımı Baltalayanlar:
- Belki de rakamsal olarak burayı haketmeyen isimleri yazacağım buraya. 16 sayı 9 ribaundluk Blake Griffin ile 13 sayı 13 ribaundluk Chris Kaman bu isimler... "Ee bu performanslar kötü değil ki, niye baltalamış olsunlar" diyenleri duyar gibiyim. Hemen açıklıyayım; ikisinin toplam şut isabeti 9/30! Evet bu iki isim de uzun ve genelde şutlarını potaya yakın atışlarla kullanıyorlar. Ancak şut yüzdeleri %33'ün bile altında. Chandler-Haywood ikilisine karşı oynamaları da tabii ki bu yüzdenin oluşmasında etken. Ayrıca Clippers'ın da maç içinde sadece %34 ile şut attığını belirtmek lazım.

- Golden State Warriors iyi başladığı sezonda son şampiyon karşısında tutunamadı ve Curry'nin de oynamadığı maçta farklı bir mağlubiyet aldı. Lamar Odom karşısında oynayan David Lee ise felaket bir performans gösterdi bu maçta. 19 dakikada 0 sayı 3 ribaund 5 top kaybı ile yerlerde sürünmüş adeta Lee. Karşısındaki Odom sezona çok iyi başlasa da öyle ribaundları domine eden, savunmada sertlik gösteren bir uzun da değil ayrıca.

Spurs, Parker İle Kontrat Yeniledi


Fransız Tony Parker all-star sonrasındaki trade-deadline'a kadar takımından ayrılması muhtemel oyunculardan biriydi. Geçen sezonun büyük bir kısmını sakat geçiren ve sadece 56 maçta oynayabilen, bu maçlarda da performansıyla kimse tatmin etmemişti. Ancak takas dedikodularına rağmen Spurs Parker ile 4 yıl 50 milyon $ değerinde bir kontrat imzaladı.

Öncelikle takas edilmesi gündemdeyken 4 yıl 50 milyon dolarlık bir kontrat neden önerilir buna bakalım. Muhtemelen Spurs yönetimi takımın son şansı olduğunun farkında ve oyuncuların saha dışı faktörlere kafasının takılmasını istemiyor. Parker'a iyi bir kontrat verdiler ve artık tek isteyecekleri saha içinde istenilen performansı göstermesi olacak. Parker-Ginobili-Duncan sezona uzun zaman sonra sağlıklı başladı ve onların şampiyonluğa giden yolunda her şeyden önemli olan bu. Batı'da Lakers dışında ben Spurs'u durduracak bir takım olacağını sanmıyorum, en azından sağlıklı bir Spurs kimseye 7 maçlık bir seride boyun eğmez. Ancak Lakers'ın Spurs'un 2 basamak daha önünde olduğunu düşünüyorum. Ancak bir yandan da bir Lakers taraftarı olarak Lakers'ı Batı'dan elerse ancak Spurs'un eleyebileceğini de düşünüyorum.

Aklımda kalan soru işareti ise Spurs'un neden 4 yıl 50 milyon dolar yerine 2 yıl 30 milyon dolarlık bir kontrat tercih etmemesi. Daha kısa vadeli ancak daha yüksek ücretli bir kontrat. Tabii ki Duncan gittikten sonra Parker'ın saha içindeki rolü ne olacak bilmiyorum ancak ben olsam daha kısa vadeli, Duncan'ın emekliliğinden sonra kontratı bitecek şekilde ayarlardım. Sonuçta Duncan 2011 yılında 35 yaşına girecek ve bu yıldan sonra en fazla 2 yıl daha oynayacaktır. Parker Spurs'un Duncan gittikten sonraki saha içi lideri olacaksa, yani yönetim böyle düşünüyorsa bilemem ancak Duncan'ın gidişiyle Parker'ın da kontratından kurtulmak Spurs'u olası bir yeniden yapılanmada oldukça rahatlatacaktır.

31 Ekim 2010 Pazar

Günlük Tahminler - 31 Ekim



Blake Griffin 30.5 Sayı + Ribaund Alt (Betsson)

Çaylak Griffin'in çıktığı iki maçın da büyük bölümünü izleyen biri olarak diyorum ki eğer bir aksilik olmazsa ROY ödülünü alacaktır, ayrıca dış şutunu biraz geliştirirse uzun yıllar keyifle izlenecek bir oyuncu geliyor. Ben kendisine hayran kaldım açıkçası. Ama bu gece, yalnızca eşleşmesinden dolayı bir sıkıntı yaşayacağını düşünüyorum. Kendisi bugün belki de ligin durdurulması en zor uzunu olan Nowitzki'yi savunacak. Nowitzki hücumda dışardan da top alabildiği için Griffin'i potadan uzaklaştırmasını ve böylece en azından savunma ribauntlarında Griffin'i etkisiz kılmasını bekliyorum. Ayrıca ligin en çok faul alan oyuncularından Nowitzki ile tecrübesiz Griffin eşleşince Griffin'in faul problemine girmesi de bir hayli olası.

Golden State İlk Yarı +6.5 (İddaa)

Sezona bomba gibi girip ilk iki maçını kazanan Golden State, deplasmanda güçlü Lakers ile karşılaşacak. Belki birkaç ay sonra olsa bu bahisi tavsiye etmezdim ama Lakers her ne kadar ilk iki maçını kazansa da şimdilik rölantide gidiyor gibi. Ayrıca preseasonda yaklaşık bir hafta önce bu iki takım üst üste iki kez karşı karşıya geldi ve Lakers gerçekten çok zorlandı bu maçlarda. Tabi ki bu tam anlamıyla bir ölçü kabul edilemez ama açılan barem fena görünmüyor. Hele bir de Lakers maçın başında rakibini küçümseme gibi bir hataya düşerse önde bile kapatabilir Warriors devreyi. Denemekte fayda var bu bahisi de. (Bu bahise olan güvenimizin biraz düşük olduğunu belirtmeliyim.)

NOT: Tahminlerimizin oluşturacağı olumlu veya olumsuz durumlardan KP ailesi olarak sorumluluk kabul etmeyeceğimizi ve Türkiye'de yasal olmayan sitelerdeki bahisleri yurt dışındaki okurlarımız için değerlendirdiğimizi belirtmeliyim.

31 Ekim Programı

31 Ekim Pazar 19:00 / Miami Heat - New Jersey Nets
31 Ekim Pazar 21:30 / Dallas Mavericks - Los Angeles Clippers
1 Kasım Pazartesi 01:00 (NBA TV) / Utah Jazz - Oklahoma City Thunder
1 Kasım Pazartesi 03:30 / Golden State Warriors - Los Angeles Lakers


Geçtiğimiz sezonun aksine bu yıl ilk 2 maçını kazanarak lige iyi başlayan New Jersey evinde Miami'yi ağırlayacak. Cuma gecesi Orlando karşısında aldığı galibiyetle rakiplerine sağlam bir mesaj veren Miami muhakkak bu akşam da maçın favorisi. NBA TV'den de canlı yayınlanacak maçta ise, Oklahoma evinde Utah'ı ağırlayacak. Takımın herşeyi olan Deron Williams'ın ilk iki maçtaki formsuzluğu Utah'ın elini kolunu bağlamıştı. Televizyonda keyifli bir maç izlememiz için Utah'ın silkelenmesi şart, aksi halde genç Oklahoma'nın şakası olmaz gibi görünüyor.

Günün Hareketleri - 30 Ekim


Link

Top 10'de benim oyum Dominique'e... Onun haricinde Manu'nun pası mükemmel. Sezona iyi başladı ve sağlıklı bir Manu'yu izlemek gerçekten büyük keyif.

Erick Dampier Rockets'da

Dampier gibi tecrübeli bir uzunun takım bulacağı belliydi elbette ki. Ancak onu bu derece gündeme getiren onunla kimin imzalayacağı değil Miami'nin imzalamayacağı olmuştu. O da bu karar üstüne Rockets'ın yolunu tuttu. Öncelikle belirteyim; ben hala Miami'nin çok çok büyük bir fırsatı teptiğini düşünüyor, Dampier'la imzalamamalarına hiç bir anlam veremiyorum.

Olaya Rockets açısından baktığımızda gerçekten iyi iş başardıklarını görüyoruz. Yao Ming gibi her saniye sakatlanma potansiyeli olan bir pivotun arkasına yapılması gereken gerekli bir takviyeydi. Çünkü bildiğimiz gibi yedek pivot rolünü üstlenen Chuck Hayes boy konusunda yaşadığı sıkıntılar üzerine 4 numaraya çekilmiş, orada bir tek Brad Miller kalmıştı. Brad Miller hücum anlamında Dampier'dan nasıl üstünse, Dampier da savunmada o derece üstünlüğe sahip. Yani Rockets tam da kendilerine lazım olan parçayı takıma monte etti ve artık kadrolarını tamamlamış bulunuyorlar.

Buradan bir parantez de Rockets kadrosu için açıyorum. Lakers'ı bir kenara koyarsak Batı Konferansı'nın en güçlü kadrolarından birine sahipler diyebiliriz. Pivot pozisyonunda sağlıklı olduğunda ligin en iyisi bile diyebileceğimiz Yao, arkasında Dampier-Miller. 4 numarada artık iyiden iyiye 25-10'luk bir oyuncuya dönüşen Scola arkasında Chuck Hayes. 3 numarada yılmayan bir savunmacı Shane Battier arkasında Chase Budinger. Şutör guard pozisyonunda yıllarca takım taşımış skorer Kevin Martin ve geçen yılın bombası bu yıl kaldığı yerden devam eden oyun kurucu Brooks.

Rockets yönetimi yapabileceğinin en iyisini yapmış gibi görünüyor. Ancak bu mükemmel görünümlü kadroya rağmen Houston sezona 0-3'le başladı. Bir an önce toparlanmaları ve efsane Güneybatı Grubu'na özlenen enerjiyi getirmeleri gerekiyor. Aksi bir durum hem yönetime, hem de taraftara yapılan çok ağır bir yanlış olur.

30 Ekim'den Notlar

Günün Hayvan Performansları:
- Chicago'nun son periyotta Detroit'e 34-9 üstünlük sağladığı maçta geri dönüşün mimarı oldu. Bir ara 20'lere çıkan farkı Derrick Rose'un 39 sayı 6 ribaund 7 asistlik çabasıyla kapattı ve son çeyrekteki inanılmaz seriyle maçı kazanmayı bildi.

- Memphis'in ligin en zayıf rakiplerinden Minnesota'yla oynadığı maçta OJ Mayo 5/9 üçlük, 11/21 genel şut isabeyiyle 29 sayı attı ve bunun yanında 7 ribaund 5 asist 3 top çalma ile oynadı. Maç Memphis adına rahat geçti ancak bunun en önemli nedeni Mayo'nun ve Gay'in verimli hücum performansları kesinlikle.

- Milwakuee maçının boxscore'unu kontrol ederken gözlerime inanamadım. Öncelikle Jennigs sadece ve sadece 8 şut kullanıp bunların 6'sında isabet bulurak 20 sayı ulaşmış, aynı zamanda 10 ribaund ve 10 asist koyarak triple double'a ulaşmış. Aynı zamanda 3'te 3 üçlüğü de var. İnsanın inanası gelmiyor.

- 25 sayı 7 ribaund 5 asist Chris Paul'un buraya girmesi için yeterli olmayabilir ancak San Antonio deplasmanında çekişmeli giden maçın son periyodunda yaptıkları onun buraya girmesi için yeterli. Takımı ne zaman sayıya ihtiyacı olsa Spurs uzunlarının üstüne giderek o sayıları buldu ve zorlu San Antonio deplasmanında takımını galibiyete taşıdı.

Boşa Kürek Çekenler:
- Draft'ın 1 numarası John Wall sezona iyi başladı ve dağınık Washington takımında bireysel de olsa birşeyler yapıyor. Henüz Arenas'ın forma giymemesi Washington için avantaj mı dezavantaj mı onu Arenas forma giymeden bilemeyeceğiz ancak Wall'un performansı şu an için gayet iyi. Sezon içinde inişleri çıkışları olacaktır ancak 9/17 ile attığı 28 sayı ve yanına koyduğu 9 asist kesinlikle tatmin edici.

- Scola iyi geçirdiği yaz aylarından sonra sezona da çok iyi başladı. Dünya Şampiyonası'nda oynayan oyuncuların sezona daha formda başladığını da söyleyebiliriz. Scola olsun, Odom olsun, Westbrook olsun milli takımdan gelip sezona iyi başladılar. Ancak Scola'nın 12/16'yla attığı 28 sayı 10 ribaundu Houston'a galibiyeti getirmedi.

- Wilson Chanler benchten gelerek New York'a katkı vermeye devam ediyor. New York benchinin kesinlikle en etkili ismi ve zaten 30'lu dakikalar alarak ilk beş oyuncusu gibi oynuyor. Portland karşısında New York sahadan galibiyetle ayrılamadı ancak Chandler benchten gelerek 22 sayı ve 6'sı hücum 16 ribaund ile oynadı.

- Felton'ın New York'a gitmesinden sonra Charlotte'nin kumandasını alan DJ Augustin de Milwakuee karşısında galibiyeti getirememesine rağmen 5/6 üçlük, 9/13 genel saha içi isabetiyle 26 sayı ve 5 asistle göz doldurdu.

Takımı Baltalayanlar:
- Hey gidi Richard Hamilton hey... Nerede o eski Hamilton diyesi geliyor insanın. 2/10 şut isabetiyle sadece 5 sayı ve 1 ribaund... 23 dakikada Hamilton'un verdiği katkı bu. Bir taraftan da Gordon'un sezona iyi başladığını düşünürsek yakında benche dönebilirim Hamilton, tabii eğer böyle devam ederse.

- Gallinari benim geldiğinden beri çok severek izlediğim bir oyuncu. Hatta Armani Jeans Milano günlerinde de takip ettiğim bir isim. Müthiş bir şut mekaniği var ve pozisyonuna göre iyi bir ribaundçu. Ancak sezona gerçekten kötü başladı. New York'ta izlenmesi gereken çok şey var, şu an neden kötü başladığı konusunda bir fikrim yok hiç izleyemediğim için. Ama Gallinari'nin 2/9 ile sadece 4 sayıda kalması ve bunun yanında başka hiçbir istatistik katkısı olmaması kabul edilebilir bir durum değil. Takım için çok kritik bir yerde ve onun performansı belki de New York'un playoffa girip giremeyeceğini belirleyecek.

- Tim Duncan'da bugünlük burayı hak edenlerden. Faul problemi nedeniyle sadece 27 dakika alarak ritmini bulamadığı gecede sadece 7 sayıda kalabilmiş.

Bizimkiler:
- Ersan İlyasova'nın süreleri her maç düşüyor, şaka gibi gerçekten. Sadece 58 saniye sahada kalarak istatistik katkısı yapamamış Ersan. Gooden'ın sadece 13 dakika oynadığı maçta bu sefer bütün süreleri Mbah a Moute almış. Skiles'ı anlamak gerçekten çok zor. Takımı iyice bireysel oynayan, Jennigs'in kontrolünde onun istediklerini yapan bir takım haline getirdi. Olan da Ersan'a ve daha düzgün sistemde çok daha faydalı olabilecek Bogut'a oluyor.

- Ersan'ın süre alamadığı günde Ömer Aşık'ın performansı biraz olsun yüzümüzü güldürdü. Tam 15 dakika aldığı maçta 2 sayı 5 ribaund 1 top çalma ile oynadı Ömer. Özellikle 5 ribaundu kendisi adına çok olumlu, hele ki Taj Gibson'un ribaund alamadığı maçta. Kimse Ömer Aşık'tan ilk etapta çift haneli sayılara çıkması beklenmiyor. Ondan beklenen 5-6 ribaund ve 1-2 blokluk performans şimdilik. Bu performans onun rotasyona girmesini sağlayacaktır.

Günlük Tahminler - 30 Ekim

Indiana İlk Yarı -2.5 (İddaa)

Evinde doğunun güçlü takımlarından ikisine karşı aldığı mağlubiyetlerle sezona başlayan Philadelphia bu gece Indiana'nın konuğu olacak. Geçtiğimiz yıl diş geçirebileceği takımlara karşı evinde, temposunun da etkisiyle süratli başlayıp skor üretmede güçlük çekmeden oyunu domine ederdi Indiana. Takım çok vasat olduğundan elle tutulur tek olumlu özellikleri de buydu belki. Spurs'e karşı deplasmanda, ilk yarıda 65 sayı üreterek aynı şekilde oynayabileceklerini gösterdiler. Bu sene ilk defa seyircileri önüne çıkacakları maçta da benzer bir başlangıç bekliyorum kendilerinden. Rakipleri daha ne olduğunu anlayamadan ilk darbeyi vurmalarını bekleyeceğiz ve en azından Sixers karşısında bunu yapacak güce sahipler.

Amare Stoudemire 33 Sayı + Rebound ALT (Betsson)

Camby ile Aldridge ikilisine karşı Amare'nin zorlanmasını bekliyorum. Geçtiğimiz sene Suns temposunda ve Nash ile oynarken bile Portland'a karşı bu baremi geçememişti kolay kolay (Camby takasından sonra). Portland'da bir değişiklik olmadı hala ligin iyi savunma yapan takımlarından biri ve çok düşük tempoda oynuyorlar. New York'unda Amare'ye "Al maç başına 50 top kullan" modunda can simidi muamelesi yapmadığını hatırlayalım. D'Antoni'nin sistemi zaten buna izin vermiyor. Bütün bunlar Amare'nin alt olmasını sağlamalı diye düşünüyorum. Ayrıca daha dün Celtics ile deplasmanda maç yaptıklarını de hatırlatalım. Portland dinlenmiş olarak geliyor. Bana göre tek eksi nokta Amare'nin evinde olması. Bu bahisi beğenmeyenler belki Portland -3.5 handikap ile kazanır bahisine yönelebilir.

NOT: Tahminlerimizin oluşturacağı olumlu veya olumsuz durumlardan KP ailesi olarak sorumluluk kabul etmeyeceğimizi ve Türkiye'de yasal olmayan sitelerdeki bahisleri yurt dışındaki okurlarımız için değerlendirdiğimizi belirtmeliyim.

30 Ekim Programı

31 Ekim Pazar 02:00 / Washington Wizards - Atlanta Hawks
31 Ekim Pazar 02:30 / Sacramento Kings - Cleveland Cavaliers
31 Ekim Pazar 02:30 / Portland Trail Blazers - New York Knicks
31 Ekim Pazar 03:00 / Philadelphia 76'ers - Indiana Pacers
31 Ekim Pazar 03:00 / Detroit Pistons - Chicago Bulls
31 Ekim Pazar 03:00 / Minnesota Timberwolves - Memphis Grizzlies
31 Ekim Pazar 03:30 / Denver Nuggets - Houston Rockets
31 Ekim Pazar 03:30 (NBA TV) / Charlotte Bobcats- Milwaukee Bucks
31 Ekim Pazar 03:30 / New Orleans Hornets - San Antonio Spurs


9 maçlı bir gecede son maçın 3:30'da başlayacak olması biraz şanssızlık olmuş basketseverler için. Saat aralığı olarak sıkışık bir program var. Çok denk güçlerin karşılaşacak olması geceye renk katabilir. Hornets-Spurs en göze çarpan maç gibi görünüyor. Beğenmeyenler ve yüksek tempoyu sevenler için alternatif maç önerim Houston-Denver maçı.