BIY AD

26 Ocak 2011 Çarşamba

NBA'de Bugün - 25.01.2011


Jazz 91 - Lakers 120
Gecenin zevkli ve çekişmeli geçmesi beklenen maçı belki de en erken biten maçı oldu. İlk çeyrek 37 sayıyla skor konusunda patlama yapan Lakers henüz ilk çeyrekten maçı kazanmayı garantiledi. Kötü bir döneminde Staples Center'a çıkma gibi bir talihsizlik başına gelen Utah Jazz maç boyu hiç öne geçemedi ve üst üste 5. yenilgisini alarak serbest düşüşüne devam etti. Maç boyunca fark 25-30 civarında seyrederken Lakers cephesinde bench isimleri farkın da etkisiyle bolca süre buldu. Kobe 21 sayı-6 asist ile takımının en skoreri olurken pota altında da Gasol'un 20 sayısı ve Bynum'un 19 sayı-11 ribaundluk double-double'ı takımı galibiyete götüren performanslardı. Utah'ta ise Mehmet 12 dakikada 3 sayı üretirken, Deron 17 sayı-8 asist ile mücadele etti.

Clippers 105 - Mavericks 112
Son dönemin etkili takımlarından Clippers, Dallas karşısında galibiyete ulaşamadı. Aslında maçın ilk devresini takip ettim ve izlediğim kadarıyla oyuna hakim olan taraf Clippers'tı ancak ikinci devre farklı bir Dallas sahaya çıkınca ibre tersine dönmüş ve ev sahibi ekip galibiyete ulaşmış. Dallas'ta 4 farklı isim 20+ skor üretirken benchten gelen katkı elbette yadsınamaz ama Pavlovic'in ilk beş başlayıp 8 dakika oyunda kalmasının ardından benche yüklenilmesi de bunu elbette getirecektir. Yine de Dirk'ün etkisiz kaldığı ilk derede Dallas'ı ayakta tutan isim olan Barea maçı da 25 sayıyla tamamlarken, Terry sezonun en yüksek rakamına ulaşarak 28 sayı kaydetti. Nowitzki ise çok kötü başladığı mücadelenin sonlarına doğru ritmini buldu ve maçı da 20 sayıyla noktaladı. Clippers'ta MIP adayı olarak görülen Gordon'un sakatlığı nedeniyle oynamadığı maçta, Griffin 22 sayı-11 ribaund ile bir kez daha performansıyla takımında öne çıkarken, Davis 21 sayı-6 asist üretti.

Bobcats 94 - Kings 89
Doğu'da play-off yarışı içinde olan Bobcats deplasmanda Kings karşısında kazanarak önemli bir galibiyete imza attı. Takımların birbirine bu kadar yakın olduğu bir sıralamada alınan her galibiyetin sene sonunda değeri daha da anlaşılacak şüphesiz ki. Maçta baştan sona üstünlüğü elinde bulunduran taraf da kazanmak zorunda olan Charlotte oldu. Jackson 21 sayıyla takımını galibiyete götürürken boyalı alanda da son dönemde ritim tutturan Kwame 13 sayı-18 ribaund ile etkili oldu. Sacramento maç boyunca skor üretmekte sıkıntı yaşadı. %36 ile hücum eden ve özellikle yayın gerisinden çok kötü olan Sacramento'da Evans 19 sayı-8 ribaund ile oynarken benchten gelen Landry'de 19 sayı ile mücadele etti.



Cavaliers 95 - Celtics 112
Doğu'nun en dibindeki takım ile en tepesindeki takımın mücadelesi beklenildiği gibi fazlasıyla rahat geçti. Celtics'in maç boyu yakaladığı en büyük fark 24 olsa da oyun içerisinde çeşitli rotasyon denemeleri ve az süre bulan isimlere süre verilmesi adına takım adına da verimli bir maç oldu. Maçın hikayelerinden biri de Perkins'in bu sezon ilk kez forma giymesiydi ki 7 sayı-6 ribaund-3 asist üretti o da. O'Neal kardeşlerin yokluğunda bir kez daha ilk beş çıkma onuruna ulaşan Semih 2 sayı-8 ribaund-2 blok ile oynadı. Pierce ilk devrede bulduğu 24 sayıyla galibiyete önemli bir katkı yaptı. Cleveland üst üste 18. yenilgisini almış oldu dün gece, ki dün de blogda bahsedildi rekoru kırmaya pek uzak değiller. Dikkat çeken isim 12 sayı-17 ribaund-5 asist-4 blok ile oynayan Hickson olmuş takımda bireysel olarak.

Nuggets 120 - Wizards 109
Deplasman karnesi başarılı olmayan iki takımın mücadelesini deplasman ekibinin kazanması biraz ironik oldu. Denver üst üste ikinci galibiyetini rahat ve skorer bir oyunla elde etti. Özellikle dış şutlarda eli çok sıcak olan Denver oyuncuları %52 ile yayın gerisinden oynarken Wizards buna sadece %15 ile cevap verebildi. Elinde iyi bir kumaşı olan bir takım Denver ve Melo muhabbetleri yüzünden aslında tam verimle oynama sıkıntısı da çekiyorlar. Şu önümüzdeki bir ay takım adına neleri getirir neleri götürür bilinmez ama bir ay sonunda kadroda değişiklik olmazsa doğru kafa yapısıyla iyi sonuçlar elde edebileceğini öngörüyorum bu kadronun. Dün geceye döndüğümüzde Denver'da 6 isim çift haneli sayılar üretirken; en skorer isim 23 sayıyla Melo olmuş. Son günlerin formda isimlerinden Nene ve benchten gelen Harrington da 21'er sayıyla galibiyete katkı vermiş. Nick Young, Wizards adına 26 sayısıyla maçın en skorer ismi olurken, Blatche 25 sayı-9 ribaund ile mücadele etmiş.

Batı'nın Koçu Popovich

20 Şubat'ta oynanacak All-Star maçında batı takımının koçu belli oldu. Dün gece Warriors karşısında aldığı galibiyetle 6 Şubat'a kadar batıda liderliği garantileyen Spurs'ün antrenörü Gregg Popovich 2. kez bu ünvanın sahibi oldu. Sezon başında, ana parçaların yaşlanmasına rağmen yıllardır oynadığı stratejiyi değiştirerek daha hızlı bir tempo belirlemişti Popovich takımı için. Bu hamle ilk bakışta biraz riskli gibi görünüyordu ama sonuç ortada. Sakatlık sorunlarını aşan, gençleşen, her daim takım oyununa çabalayan, dinamik 2011 model Spurs ve en yakın rakibe atılan şimdilik 6 galibiyet fark. All-Star koçluğu bundan daha net hak edilemezdi herhalde. Doğuda ise mücadele biraz daha çetin geçebilir. Çünkü her ne kadar Rivers ve Celtics bir adım önde olsa da zorlu bir fikstür onları bekliyor. Heat-Bulls ikilisi de hemen enselerinde. Ne yalan söyleyeyim benim gönlümden geçen isim Thibodeau. Yakışır da kendisine sınırlı rotasyonla alacağı bu ünvan.

25 Ocak 2011 Salı

25 Ocak Programı

24 Ocak Pazartesi 02:00 / Denver Nuggets - Washington Wizards
24 Ocak Pazartesi 02:30 (NBA TV) / Cleveland Cavalires - Boston Celtics
24 Ocak Pazartesi 03:30 / Los Angeles Clippers - Dallas Mavericks
24 Ocak Pazartesi 05:00 / Charlotte Bobcats - Sacramento Kings
24 Ocak Pazartesi 05:30 (NBA TV) / Utah Jazz - Los Angeles Lakers

Sade, güzel bir NBA gecesi ve televizyondan yayınlanacak iki maç, başka ne istenir ki... İlk maçta oluşabilecek fark sonucu uykunuza yenik düşmeyip dayanabilirseniz çekişmeli geçmesi muhtemel bir sabah karşılaşması sizleri bekliyor. Sezon içerisindeki ilk maçı yanlış hatırlamıyorsam Deron Williams'ın ikinci yarı performansıyla kazanmayı başarmıştı Jazz. Bu kez deplasmandalar ve çok formsuzlar. Yenilgi serileri 5 maça çıkabilir. Evinde dişli rakiplere kafa tutabilen Wizards, gecenin en erken maçında Nuggets'ı konuk edecek. Nuggets'ın pek iyi olmayan savunmasını hesaba katıp, ev sahibi ekibin direnç göstermesini bekliyorum. Evinde Clippers'ı ağırlayacak Mavs adına Peja'nın bu gece görev alamayacağını belirtelim. Kings-Bobcats maçı ise kota yemeye değmez.

Perkins Dönüyor

Hatırlanacağı gibi geçen sezon final serisinin 6. maçında sakatlanmıştı Perkins ve uzun süredir sahalardan uzak. "Perkins olsaydı Celtics alırdı"cılarla, "Bişey farketmezdi"ciler tartışa dursun iyi bir sakatlık dönemi geçirdiği söylenen Perkins sahalara dönmeye hazırlanıyor, hem de tam olarak belirlenen zamanda. Koç Doc Rivers ise Perkins'in dün oynanan maçta oynamak istediğini ancak kendisi için dönüş tarihini 4 Şubat olarak belirlediklerini söylemiş. Ancak Perkins antremanlarda ikinci takımla beraber iyi işler yapıyormuş ve bu performansı Doc Rivers'ı da oldukça mutlu etmiş.

Perkins'in Celtics için ne kadar önemli olduğunu belirtmeme gerek yok herhalde, dönüşü onlar adına çok faydalı olacak. Her ne kadar Semih'in süre alması çok zorlaşacaksa da Perkins bu takımın savunmasının en önemli parçası ve eğer Celtics ilk etapta Miami'yi, sonra da Lakers'ı geçmek istiyorsa (tabii ki garanti değil karşılarına bu takımların çıkacağı) sağlıklı bir Perkins'e çok ihtiyaçları var. Tabii Perkins döndükten sonra ilk etapta benchten gelecektir ancak playofflar'a doğru tekrar ilk beşe dönmesini bekliyorum Perkins'in. Hem Shaq'ın second unit ile birlikte daha çok top alıp, daha etkili olacağından hem de Perkins'in muhteşem 4'lüyü daha iyi tamamlayacağından dolayı playofflar yaklaştıkça Perkins'in süreleri artacaktır.

Peja Tamam

Yılan hikayesine dönen olay nihayet netleşti. Hatırlayacağınız gibi Mavericks, boştaki Peja’ya yer açabilmek için Ajinca’yı Toronto’ya yollamak istemişti. Ancak NBA yönetimi bu hamleyi usulsüzlük iddiaları nedeniyle askıya almıştı. İncelemelerden sonuç çıkmadı ve önce takas, ardından da Peja’nın Mavericks’e transferi tamamlandı. Takasta da Ajinca Raptors’ın yolunu tuttu. Onu şimdilik geçelim, çünkü gelişmenin mühim olmayan tarafı gibi duruyor. Raptors kötü gidiyor ve Ajinca da takımın gidişatına tesir edebilecek bir parça değil.

Diğer tarafta Mavericks doludizgin ilerlerken sakatlıklar takımı perişan etmişti. Oynadığı son 10 maçta 7 mağlubiyet alan bir Dallas var. Yani bir değişikliğe, yeni bir heyecana ihtiyaçları var gibiydi. Bu anlamda Peja’nın takıma bir hava getirmesi çok muhtemel. Ha, bu transferin parkedeki getirisi ne olur derseniz, psikolojik getirisi kadar olmayabilir derim. En son 2 ay önce oynayabilen ve ne kadar sağlıklı döneceği belli olmayan bir oyuncu hakkında haliyle karamsar düşünüyorum. Ama benim tahminim, ilk beş olarak Pavlovic’in yerine düşünecektir Carlisle kendisini ve en kötü ihtimalle Pavlovic kadar oynayabilecek kapasitesi var. Daha sağlıklı bir analiz içinse biraz izlemeliyiz...

Cavaliers Adım Adım Rekora Doğru


Link

Şu anda NBA'in en istikrarlı takımı Cavaliers. İstikrarlı bir şekilde 'çok kötüler'. Dün gece Nets'in karşısına çıkmadan önce 16 maçtır kaybediyorlardı. NBA tarihinde en fazla üst üste maç kaybeden takım da kendileri, tam 24 maç ile. Gerçi onlarınki 2 sezona yayılmış bir seri, tek sezona baktığmıızda Vancouver ile Denver'ın 23'ünü görüyoruz. Sonuç olarak iki sezona yayılmış da olsa Cavs'in elinde bir rekor var ve anlaşılan o ki tek sezonluğu da ele geçirmeye çalışıyorlar.

İşte dün gece de Nets engelini aştılar bu rekoru kırmak adına ve kaybetmeyi başardılar. Tam 17 maç oldu mağlubiyet serisi. Cavs'in önünde Celtics, Nuggets, Magic ve Heat maçları var. Normal şartlar altında bunların hepsini kaybetmeleri gerekiyor. Etti mi size 21... Bunlardan sonra sırada Pacers, Grizzlies ve Blazers var. Pacers da pek formsuz şu sıralar ama Cavaliers'a güveniyorum, o maçı da isterlerse kaybedebilirler. Grizzlies de kendilerinde olan 23 maçlık rekora ortak olması için Cavs'i yenebilir, zaten daha güçlüler. Valla bakıyorum, daha konuşmak için biraz erken olsa da, NBA tarihine geçecek bir rekora doğru gidiyoruz galiba.

Yukarıda da maçın özetini verdim, Lopez'in son saniye basketinden önce Hollins kendini yırtıyor faul yapmak için ama hakemler bile rekora inanmış olacak ki faulü çalmıyorlar.

Gecenin Hareketleri - 24 Ocak


Link

Son üç hareket zaten maç kazandıran basket. 1 numarada David West'in ne kadar kötü bir son hücum yaptığını görüyoruz. Herhalde bundan daha zor bir pozisyon yaratamazdı kendisine ama maçı kazandırdığı için sorun yok. Smaç yarışması katılımcılarının iki güzel smacı var alt sıralarda. Benim favorim ise Cunningham'in tip smacı.

NBA'de Bugün - 24.01.2011

Thunder 89 - Hornets 91
Son dönemde savunmasıyla dikkat çeken ve iyi oyununa eklediği galibiyet serisiyle Batı'da hızla yükselen Hornets'ın yeni kurbanı Oklahoma oldu. Hawks'ı kendi salonunda 59 sayıda tuttuktan sonra Spurs'ü de 72'de tutarak galibiyete uzanan Hornets, dün gece yine savunmasıyla ön plana çıktı ve maç başına yaklaşık 104 sayı bulan Thunder'a 89 sayı şansı vererek galibiyeti elde etti. Maça iyi başlayan taraf olmasına rağmen ikinci çeyrek yalnızca 12 sayı üretebilen Thunder rakibinin geri dönüşüne engel olamadı. Maçın sonunda yine deplasman ekibi avantajlı konumdaydı ancak bu bölümde daha iyi oynayan Hornets, West'in son saniye basketiyle galibiyete uzandı ve serisini 9 maça çıkarttı. 24 sayı-9 asist ile oynayan Paul takımını sırtlarken galibiyeti getiren West 20 sayı üretti. Oklahoma'da Westbrook 18 sayı-10 asist üretirken 7/18 isabette kalan Durant 22 sayı kaydetti.

Bucks 83 - Bulls 92
Doğu'da Heat ve Celtics'in hemen arkasında olan Chicago sessiz yükselişini sürdürmekte. Bucks karşısında üst üste üçüncü galibiyetini alan Bulls, rakibine play-off yarışında da önemli bir darbe vurmuş oldu. Pota altı isimlerinin etkin olduğu gecede 39'luk Kurt Thomas sergilediği müthiş performansla takımının galibiyetinde büyük pay sahibi oldu. 22 sayı-9 ribaund üreten Thomas'ın yanı sıra, MVP yarışında ismi üst sıralarda geçen Rose da 21 sayı-10 asist ile doule-double yaptı. Milwaukee cephesinde de pota altında 18 ribaund çeken Bogut etkili olurken, C. D. Roberts 30 sayı üretti. Temsilcilerimize dönecek olursak Ersan son günlerdeki kötü performanslarına devam etti. En azından şut seçimi ve şut yüzdesi konusunda sıkıntıları var Ersan'ın ki 16 şutta 17 sayı üretti sadece. Ömer ise 4 dakika parkede kalarak1 ribaund ile karşılaşmayı tamamladı.

Wizards 106 - Knicks 115
Knicks'in 6 maçlık yenilgi serisini sonlandırabilecek bundan daha iyi bir takım bulunamazdı herhalde. Deplasmanda bu sezon henüz galibiyet sevinci yaşayamayan Wizards'ı MSG'da konuk etti ve beklenildiği üzere galibiyete ulaştı Knicks. Wizards'ı ilk kez deplasmanda bu kadar etkili ve maçın içinde oynarken gördüm ben. Sonunu getiremeseler bile en azından performanslarını beğendim. Maç sonu demişken son çeyrek savunmada vidaları sıkan ve potasında sadece 15 sayıya izin veren Knicks galibiyete ulaşmayı bildi. Amare 30 sayı-9 ribaund ile etkili olurken, Chandler dış şutlarıyla etkili olduğu mücadeleyi 25 sayı ile tamamladı. Wizards'ın çaylak ismi Wall ise 18 sayı-9 asist-7 ribaund ile oynadı.

Spurs 113 - Warriors 102
NBA lideri Spurs ağır Hornets yenilgisinden sonra Warriors deplasmanında nefes aldı. Skorda üstünlüğü yakaladığı andan itibaren maçı kontrolünde devam ettiren deplasman ekibi galibiyete rahat uzandı. Warriors'ın formda ismi Ellis dün gece 26 şut kullanırken 25 sayı buldu ve takımı adına beklenildiği düzeyde etkili olamadı. David Lee, 31 sayı-12 ribaund ile takımının en etkili ismi oldu dün gece ancak takımını galibiyete taşıyamadı. Spurs ise Hornets yenilgisinden sonra görünen o ki hemen toparlanmış ve iyi performansını tekrar parkeye yansıtmaya başlamış. Parker 18 sayı-11 asist ile takımını sırtlayan isim olurken Manu 20 ve Duncan 16 sayı üreterek galibiyete katkı sağladı.

Grizzlies 100 - Raptors 98
Memphis'in play-off inadı ısrarla sürmeye devam ediyor. Dün gece fazlasıyla git-gel'in yaşandığı ve çekişmenin üst düzeyde olduğu maçta Raptors'ı Rudy Gay'in son saniye basketiyle deviren Memphis üst üste üçüncü galibiyetini almış oldu. Raptors'ın yenilgi serisiyse devam ediyor. Aslında Triano'nun zamanında söylediği DeRozan ve Bargnani'nin beraber katkı vermesi olayı dünkü maçta gerçekleşti fakat savunma konusunda sıkıntıları süren Raptors yine kazanamadı. Son basketi bulan Rudy Gay 21 sayı üretirken, Zach Randolph pota altında 17 sayı-12 ribaund ile double-double yaptı. Raptors'ta DeRozan 25 ve Bargnani 29 sayı üretirken, Calderon 15 sayı-11 asist-8 ribaund ile başarılı bir performansa imza attı.

Suns 95 - Sixers 105
Doğu ve Batı'da play-off kovalayan iki takımın mücadelesinde rahat bir maç çıkartan Sixers galibiyete ulaşan taraf oldu. Rakibine ribaundlarda üstünlük kuran ve Suns'un aksine hızlı hücum sayılarından daha fazla meyve toplayan Sixers kazanan taraf olarak iddiasını sürdürdü. Pota altında Brand 22 sayı-9 ribaund ile mücadele ederken özellikle Sixers benchinden gelen isimler geceye damga vurdu. Young ve Turner oldukça sıcak bir gece geçirirken 24 sayı-7 ribaund-5 asist ile mücadele eden Young maçın en skoreri olarak dikkat çekti. Phoenix'de Carter hiç bekleneni veremezken, Nash 17 sayı-9 asist ile oynamasına karşın yaptığı top kayıplarıyla istatistiklerine gölge düşürdü.

Cavaliers 101 - Nets 103
Doğu'nun dibinde bulunan iki takım dün gece karşı karşıya geldi. Nets son dönemde zaman zaman iyi performanslarıyla dikkat çekti ki son dört maçında üçüncü galibiyetleri oldu bu. Diğer tarafta ise en son maçını kazanalı bir ay geçmiş ve galibiyete ihtiyacı olan bir takım vardı. Aslında Cleveland ilk kez galibiyete bu kadar yaklaştı ve maçın içinde oldu ancak bu sefer de basketbol tanrıları onların yanında değildi ve 28 sayıyla oynayan Lopez bulduğu son basketle Cavs'ı yıkan isim oldu. Cleveland üst üste 17. yenilgisini aldı böylece. Kağıt üzerinde bakınca kazanacakları yegane maç buydu belki de ve fikstüre bakınca serileri devam edecek gibi görünüyor. Cavs cephesinde ise 26 sayı-9 ribaund ile Jamison formda olduğunu gösterdi ancak her zamanki gibi mağlubiyete engel olamadı.


Pistons 103 - Magic 96
Play-off iddiası ile oldukça başarılı maçlar çıkartan Pistons, Amway Center'da ekstra oynayan Magic'i kendi salonunda mağlup ederek önemli bir galibiyet elde etti. Rip Hamilton'ı benche çekerek rotasyonu daraltan ve McGrady'ye sorumluluk veren Kuester'in işi şimdilik iyi gidiyor gibi. Dün gece T-Mac 20 sayı-7 ribaund-5 asist ile takımının en etkili ismi olurken, son dönemin formda ismi Prince 20 sayı-6 asist ile mücadele etti. Evinde 8 maçlık bir galibiyet serisi bulunan Orlando uzun süre sonra seyircileri önünde mağlubiyet alırken, iyi performansıyla övdüğümüz Hidayet'in son dönemdeki kötü gidişini de pas geçmemek lazım. Dün gece Hidayet 35 dakikada 4 sayı-8 ribaund-7 asist ile mücadele etti. Howard ise 20 sayı-16 ribaund ile oynamasına rağmen yenilgiye engel olamadı.

Kings 96 - Blazers 81
Batı'nın son sırasında bulunan Sacramento play-off yarışı yapan takımları etkileyecek bir galibiyet aldı Portland deplasmanında. Geçtiğimiz hafta müthiş performansıyla dikkat çeken ve üst üste 5 galibiyet elde eden Portland'ın dün geceki mağlubiyetini de kötü performansa bağlamamak gerektiğini düşünüyorum. Yine takım, kendi hücumunu oynadı boş şutları buldu ama basketbol bu, topun girmesi lazım, ki %39 ile hücum ederek galibiyete ulaşamadı. Sacramento'da Evans 26 sayı-6 ribaund-6 asist ile çok yönlü bir performansa imza atarken, Portland'da gecenin en etkili ismi 18 sayı-5 rbaund-5 asist ile oynayan Miller oldu.

Rockets 129 - Wolves 125
Houston dün gece Martin'in 34 sayılık etkili performansıyla Wolves'u mağlup etmeyi bildi. Galibiyet serileri sürüyor ve play-off yarışında halen iddialılar ama sezon başında alamadıkları o galibiyetleri çok arayacaklar gibi geliyor bana. Portland ile aralarında 5.5 galibiyetlik bir fark var ve Portland dahil olmak üzere önlerindeki diğer iki takımı geride bırakıp play-off sıralamasında kendisine yer bulmak Rockets için zor gibi gözüküyor. Wolves'a bakacak olursak Kevin Love dün gece alışılagelmiş performanslarına bir yenisini daha ekledi. 24 sayı-17 ribaund-7 asist ile oynayan Love takımını taşıyan isim olmasına rağmen yenilgiye engel olamadı.

Gecenin Hareketleri - 23 Ocak


Link

Dün gece tek maç olunca uçup gitmiş aklımdan Top 5. Fena da hareket çıkmamış hani Pacers-Nuggets maçından. Martin'in bloğu, Hansbrough-Nene düellosu güzel görünüyor. Ama J.R.'ın turnikesi çok şık ve bulunduğu sırayı hak ediyor.

24 Ocak 2011 Pazartesi

24 Ocak Programı

25 Ocak Salı 02:00 / Cleveland Cavaliers - New Jersey Nets
25 Ocak Salı 02:00 / Detroit Pistons - Orlando Magic
25 Ocak Salı 02:00 / Phoenix Suns - Philadelphia 76'ers
25 Ocak Salı 02:00 / Memphis Grizzlies - Toronto Raptors
25 Ocak Salı 02:30 / Washington Wizards - New York Knicks
25 Ocak Salı 03:00 / Milwaukee Bucks - Chicago Bulls
25 Ocak Salı 03:00 / Houston Rockets - Minnesota Timberwolves
25 Ocak Salı 03:00 (NBA TV) / Oklahoma City Thunder - New Orleans Hornets
25 Ocak Salı 05:00 / Sacramento Kings - Portland Trail Blazers
25 Ocak Salı 05:30 / San Antonio Spurs - Golden State Warriors

10 maçın oynanacağı Pazartesi gecesinde müthiş bir ivme yakalayan Hornets'la Thunder'ın karşılaşacağı maç canlı yayınlanacak. İlginç bir detay olarak bu maçın Ocak ayı içerisinde yayınlanan 6. Thunder maçı olduğunu söylemek istiyorum. Takımda milli oyuncumuz bulunmamasına karşın bu kadar maçlarının yayınlanması heralde oynadıkları keyif veren basketboldan olsa gerek. 30 Ocak'ta yayınlanacak son maçları ile Ocak ayını 7 canlı yayınla kapatmış olacaklar. Şubat ayında NTVSPOR'da yayınlanacak ilk maç yine onların Suns'la karşılaşacağı mücadele olacak.

Bunun dışında bugünün yine yeniden bir Türk Gecesi olduğunu söylemekte fayda var zira milli oyuncularımız Ersan İlyasova ve Ömer Aşık'ın takımları karşı karşıya geliyor. 02:00'de başlayacak maçta ise ligin en kötü ekipleri Nets ve Cavs'in mücadele edecek. İlginç bir şekilde zevkli geçebilceğini düşünüyorum. Ayrıca lider de bugün ORACLE Arena'da galibiyet kovalayacak. Monta Ellis'in akılalmaz hücum gücünün zaman zaman aksayan Spurs savunmasına karşı neler yapabileceği merak konusu. Keyifli bir gece dilerim.

NBA Sezon Ortası Ödülleri - En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu

MVP için yapmıştık, şimdi sıra en çok gelişme gösteren oyuncuda. Dört sezon önce Hido'muzun aldığı ödül. Adı üstünde geçtiğimiz sezona göre en büyük çıkışı yapan oyuncuyu seçiyoruz. Yazıyı okumadan önce seçimlerinizi yorum bölümünde dile getirirseniz seviniriz. Şimdi geçelim adaylara:

Kevin Love
Sayı: 14 --> 21.3, Ribaund: 11 --> 15.6, Dakika: 28.6 --> 36.9, Üçlük yüzdesi: %33 --> %43.7

Eric Gordon
Sayı: 16.9 --> 24.1, Asist: 3 --> 4.5, Dakika: 36 --> 37.8

Raymond Felton
Sayı: 12.1 --> 17.5, Asist: 5.6 --> 8.7, Dakika: 33 --> 38.7, (Şut yüzdesi: %45.9 --> %42.3)

Michael Beasley:
Sayı: 14.8 --> 20.6, Asist: 1.3-->2, Dakika: 29.8 --> 33.4

Russell Westbrook:
Sayı: 16.1 --> 22.7, Asist: 8 --> 8.3, Dakika: 34.3 --> 36.1, Top Çalma: 1.3-->1.9

Wesley Matthews:
Dakika: 25 --> 33, Sayı: 9.4 --> 16.1, (Şut yüzdesi: 48.3 --> 43.9)

Jrue Holiday:
Dakika: 24 --> 35, Sayı: 8 --> 14.5, Asist: 3.8 --> 6.5

Dorell Wright:
Dakika: 21 --> 39, Sayı: 7.1 --> 16.4, Ribaund: 3.3 --> 5.8, Asist: 1.3 --> 2.9, Top çalma: 0.7 --> 1.5 (Şut yüzdesi: %46.3 --> %43)

-Seçimim olan Eric Gordon'a, yavaş yavaş, eleye eleye varalım. Efendim öncelikle şununla başlayayım. Bana göre dakika artışı çok önemli bir kıstastır. O ne öyle. Bir oyuncu 20 dakikadan 40 dakikaya çıkacak da, sayı ortalamasını ikiye katlayacak. Ee ben ne yapayım bunu? Oyuncunun kendisini geliştirdiğini göstermiyor bana kalırsa bu tip bir artış. Ancak maalesef bu genellikle dikkate alınmıyor konu en çok gelişme gösteren oyuncu ödülü olduğu zaman. Yine de ben Matthews, Wright ve Holiday gibi isimleri bir kalemde siliyorum aldıkları dakikalardaki büyük artış sebebiyle. Tamam Wright ile Matthews'ın dakikalarına oranla sayıları da artıyor ama şut yüzdelerinde de büyük bir düşüş var. Holiday'deki artışlar ise bana göre bir ödül almak için yetersiz. Geriye Felton, Beasley, Westbrook ve Love kaldı. Beasley Wolves'a geçince rolü değişti, 1 numaralı skor opsiyonu oldu ve bu işi iyi beceriyor gerçekten. Ancak 5.5 sayılık bir artış, üstelik Wolves bu kadar rezil giderken ne kadar değerli bilmiyorum. Ayrıca geldiği takım ligin en hızlı tempoda oynayan takımı, sayı kategorisindeki artışın nedenlerinden biri de bu. Felton için de bu dediğim geçerli, Larry Brown'un aşırı ağır tempodaki Bobcats'inden, ligin en hızlı temposunu yapan ikinci takımına geldi. İstatistiklerinin artmaması garip olurdu zaten. Buna rağmen 5 sayı ve 3 asist gibi artışlar fena değil. Ayrıca takımı genellikle iyi yönettiğini de söylemem lazım. Bu onu Westbrook ile yaklaşık aynı seviyeye koyuyor MIP ödülünde. Westbrook da sezona sapık gibi başlayıp ardından biraz durulmuştu, Durant'in yaptığı çıkışla beraber onun da yeniden azdığını görüyoruz. Maç başına ekstradan attığı 6.5 sayı etkileyici, bazı maçları tek başına sürüklediğini de görüyoruz. Ayrıca serbest atışlarında %86 isabet buluyor ve bu kariyer rekoru. Yine de finale kalan iki aday kadar gelişme göstermedi bence Westbrook: Love ve Gordon.

Baştan şunu söyleyeyim. Bence ödülü Love alacak ancak Gordon daha çok hakediyor. Niye Love daha şanslı? Çünkü maç başına 15.5 ribaund almak sapıklıktır başka birşey değil. Otomatikman insanın aklında kalıyor Love'ın bu performansı. Rodman'dan beri sanırım bir tek Ben Wallace geçmişti 15 ribaundu. Sayı kategorisindeki 7 sayılık artış da cabası. Bunun yanında üçlüklerini de geliştirdi. Fakat dakikalarındaki artış, Minnesota'nın temposu ve takımının rezil durumu onu biraz gözümden düşürüyor. Bütün bunlara rağmen benim 2 numaralı adayım kendisi. Öte yandan Eric Gordon'a bakıyoruz, 7 sayı fazladan gönderiyor rakip potalara. Yetmezmiş gibi müthiş geliştirdiği penetre yeteneğiyle hem asistlerini arttırdı hem de serbest atış çizgisine maç başına 7 kere gitmeye başladı. Baron Davis ve Griffin'e sahip olan takımda 1 numaralı opsiyon yaptı kendini. Ayrıca bir guard için mükemmel olan %46.8'lik bir şut yüzdesine sahip. Takımının yaptığı çıkıştaki katkısı da göz önüne alınca, ben onu Love'ın ufacık bir adım önüne koyuyorum. Ancak popülerlik ve akılda kalıcılık bakımından Love'ın çok gerisinde kalacağı için oylamada Love seçilecektir diye düşünüyorum. Zaten o da Gordon kadar hakediyor. /Can


- İstatistiklerindeki artış birbirine benzer çok oyuncu olduğu için, epey aday gündeme geliyor söz konusu MIP olunca. Takdir edersiniz ki bu artışlar ödülün sahibini belirlemede önemli bir faktör. Ancak elbette bunun yanı sıra birçok argüman dahil oluyor olaya. Öncelikle kendi kriterlerimi yazayım. Sonuçta bu ödül bireysel performansın takdiri olduğu için, oyuncunun takımını taşıyabilmesinin çok büyük bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Bireysel olarak en çok gelişme gösteren oyuncular içerisindense, oyuncunun evrildiği seviye önemli benim gözümde. Örneğin bir bench oyuncusu veya rol oyuncusuyken takımın önemli bir silahı haline gelen Augustin, Matthews, Dorrell Wright gibi isimlerdense, All-Star seviyesindeyken bir kademe daha atlamayı başarabilen oyuncuları daha önde tutuyorum. Yine aynı sebepten, büyük gelişme gösteren yukarıdaki isimlerin yanı sıra adaylarımdan Beasley’i de eliyorum. Bir ara aklıma Nick Young geldi ama yok artık deyip geçtim. Felton’ı favori göstermeme sebebim ise, kendisinin de Amare gibi sistemden nemalandığını düşünmem. Geçen seneye oranla çok daha fazla şut deniyor ve bu sebeple isabet oranı düşmesine karşın sayı ortalaması arttı.

Geriye 4 isim kalıyor benim listemde: Rose, Love, Westbrook ve Gordon. Kevin Love istatistiksel olarak en büyük çıkışı yapan oyuncu belki ama bu muazzam artış, aldığı süreler ve kendisine biçilen rolden kaynaklanıyor. Oyun olarak zaten geçen sene de bu seviyedeydi, sadece yeterli süreyi bulamıyordu. Rose ve Westbrook ise geçtiğimiz sene itibariyle yıldız seviyesine yükseldi ve bu sene isimleri MVP adayları arasında geçiyor. Westbrook takımı için en az Durant kadar önemli bir oyuncu haline geldi ve üstlendiği sorumluluğu başarıyla yerine getiriyor. Hatta Durant'in yokluğunda takımına deplasman turnesinde önemli galibiyetler kazandırdı falan... Ancak Westbrook zaten geçtiğimiz sene Lakers serisinde rakibine kök söktürmüş ve bu seviyelerde bile kendini ispat etmişti. Keza Rose da aynı şekilde geçtiğimiz senelerde playoff seviyesinde kendini göstermişti. Bu sebeple yakaladıkları çıkış benim gözümde Gordon'ınki kadar değerli değil. Clippers'ın çok fazla maçını izleme fırsatı bulduğum için rahatlıkla söyleyebilirim ki Gordon, oyununu baz alırsak Rose ve Westbrook'un altında değil. Sürelerinde çok kayda değer bir artış yok, takımdaki rolü değişmedi, aksine Davis, Griffin gibi kendini gölgede bırakabilecek isimlerle aynı takımda. Ancak takımına çok faydalı oluyor, nerede ne yapması gerektiğini biliyor, çok sade oynuyor ve en önemlisi oldukça efektif. İstatistiklerindeki artışı da hesaba kattığımda benim MIP adayım Eric Gordon. /Soner

Iverson'ı Kiralamayın Takas Edin

Akşam gazetesinin haberine göre Cavaliers acil guard ihtiyacı sebebiyle, Beşiktaş'ta sakatlığı sebebiyle bir süredir oynayamayan Iverson'ı sezon sonuna kadar kiralamak istiyormuş. Hayır zaten Cavaliers'a Iverson'dan önce bir oksijen tankı çadırı falan lazım, 16 kere üst üste kaybettiler. Gidişat feci...

Söz konusu habere şuradan ulaşabilirsiniz. Olayın aslı ise şöyle: Cleveland.com yazarlarından Mary Schmitt Boyer'e Iverson'ın kiralanması yönünde bir mail geliyor, bizimkiler de bunu tutup haber yapıyor "Cavaliers Iverson'ı istiyor" diye. Aslında kiralamak değil de şöyle Hickson'la takas falan... Böylece hem siyah beyazlıların pota altı sıkıntısı son bulur, hem salary cap'de yer açılır(!)

NBA'de Bugün - 23.01.2011

Pacers 107 - Nuggets 121
NBA'de tek maç vardı dün gece. Batı'da sıralamada kendini sağlama alabilmek için galibiyete ihtiyacı olan Denver ile son günlerin formsuz takımı olan ve Doğu'da yerini kaybeden Pacers karşılaştı. Ayrıca Denver'ın bu maç için küçük bir hesabı vardı. Doğu yakasında oynanan maçta Pacers üçüncü çeyrek tam 54 sayı bularak ve yalnızca bir şut kaçırarak rakibini dize getirmişti. Bu sefer farklı bir üçüncü çeyrek performansı izledik maç içinde. Bu sefer takım halinde değil tek kişilik olan bir resital vardı: Carmelo Anthony...

İkinci çeyrekle beraber hücumda ritmini bulan Denver skorda önde olan Pacers'ı yakalayıp öne fırladı. Maça 0/6 ile çok kötü başlayan Melo hiç çekinmeden şut denemelerine devam etti ve maçı 14/27 isabetle tamamladı. Üçüncü çeyrek boyunca eli çok sıcak olan ve 23 sayı üreten Melo üçlükleriyle maça damga vurdu. Aynı zamanda 6 üçlük isabetiyle kariyer rekorunu da kırmış oldu Melo. Takas söylentilerinin çıktığı ilk günlerde formsuz ve isteksiz oyunuyla dikkat çeken Melo'nun son günlerdeki performansı eski Melo'yu hatırlatmayı başladı. Denver'da ayrıca Nene pota altında oldukça etkili oldu ve 15 sayı-10 ribaund-4 top çalma ile maçı tamamladı. Boyalı alan sayılarında Denver'ın rakibini ikiye katladığını da belirtelim.

Bir tarafta takımın en etkili oyuncusu Melo skorer performansı ile etkili olurken, Pacers cephesinde ise Granger yalnızca 2/10 isabetle kaldı ve 8 sayı üreterek yenilgiye engel olamadı. Takımın en etkili ismi 27 sayı-10 ribaund ile oynayan ve bitiriciliği ile dikkat çeken Hansbrough oldu. Pacers'ta benchten gelen çaylak isim Paul George 17 sayıyla kariyer rekorunu kırdı ayrıca. Pacers bu maçla beraber üst üste beşinci yenilgisini aldı ve Doğu'da 10. sıraya kadar geriledi.

Meğer Hastaymış


Link

Biz Andre Miller'ı sürekli tempoyu yavaşlatmaya çalışıyor sanıyorduk, halbuki adam hastaymış. Şaka bir yana önceki gece Pacers maçında hasta hasta maça çıkan Miller ilk 3 dakika kendini denedikten sonra kenara geliyor ve bir daha da dönemiyor maça. Videoda dikkat ederseniz zaten ağır çekim hareket eden Miller hastalığın da etkisiyle iyice yavaşlıyor, hatta yürümekte zorlanıyor. Geçmiş olsun diyelim kendisine.

23 Ocak 2011 Pazar

Nene de mi Yolcu?

Nene ligin hücum anlamında en iyi uzunlarından biri şüphesiz. Sakatlıklardan çok çekmesine rağmen son birkaç senedir istikrarı da yakaladı ve Denver'ın önemli parçalarından biri oldu. Ancak şu anda kazanın kaynadığı Denver'dan onun da ayrılabileceğine dair haberler çıkmaya başladı. Muhtemelen Carmelo'nun olası ayrılığında onun da daha iddialı bir takıma gitmek isteyeceğini düşünüyorum. Ayrıca bu sezonun kontratının son sezonu olduğunu da hatırlatmak gerekiyor. Aslında bir senesi daha var ancak isterse serbest kalabilir çünkü kontratını feshetme opsiyonuna sahip.

Çıkan haberlerde ise Nene'nin gitmek istediği 3 takım için bir liste yaptığı ve listenin başında da Miami'nin olduğu konuşuluyor. Ancak bu takasın, takas dönemi bitmeden gerçekleşme ihtimali bana göre yok gibi bir şey. Denver eğer Nene'den vazgeçecekse yerine ya biten kontrat, ya da genç yıldız ister ancak Miami'de bu tip bir oyuncu yok ve kontratların çoğu daha yeni başladı ve 5 senesi falan var. O nedenle yaz sezonunu beklemesi gerekecek Nene'nin muhtemelen. Eğer o da, LeBron, Bosh ve Wade gibi parasından fedakarlık edip mid level civarı bir paraya razı olursa o zaman bu birliktelik gerçekleşebilir, çünkü bu sezon Mid-level hakkı olacak Heat'in.

Ben de bu konuda yazı hazırlarken Doğuş erken davranmış yazmış. Ufaktan fikrimi belirteyim dedim. Taş gibi takım Carmelo'nun mızmızlanmasıyla dağılma safhasına geldi ya, ben buna üzülüyorum. Geçen sezon Karl'ın sağlık problemleri olmasa, belki de şu anda çok farklı yerlerde olabilirlerdi. Nene'yi de çok beğenirim, harika bir hamle olur Heat adına. /Can

23 Ocak Programı

24 Ocak Pazartesi 03:00 / Indiana Pacers - Denver Nuggets

Tek maçın oynanacağı Pazar gecesinde Melo kaynaklı problemleri sebebiyle herşeyin arapsaçına döndüğü bir organizasyon haline gelen Denver Nuggets, Granger ve arkadaşlarını konuk edecek. Keyifli bir gece dilerim.

NBA'de Bugün: 22 Ocak

Günün hayvan performansı:
- JoJo son bir aydır müthiş bir çıkış gösterdi. Oylamada ismi pek bir gerilerde kalsa da performans olarak All-Star'ı hakedecek seviyeye kadar geldi neredeyse. Dün gece Bobcats deplasmanında sürpriz bir şekilde rahat kazanmış Hawks, Johnson'ın 32 sayısıyla. Bir anlamda taraftarlarının gönlünü kazandılar ancak o rezilliği unutturmak için bir maç yeterli değil bence.

- Tayshaun Prince, takımının Suns karşısında aldığı galibiyette başrol oynadı attığı 17 sayı ve aldığı 13 ribaundla. Maç içerisinde dönem dönem zorlama atışlar yapsa da skor üretmekte zorlandıkları dönemde ilaç gibi geldi Pistons'a. Tabi Suns'ın da hakkını yemeyelim, epey uğraştılar maçı vermek için ve başarılı oldular. Maçla ilgili ufak bir paragraf da son kısımda mevcut...

- Heat 4 maçlık yenilgi serisini geçen seneki Cavaliers görünümüyle sonlandırdı. Kendilerine LeBron'un takımı diyorduk mecazen, dün gece gerçek anlamıyla öyle oldular Bosh ve Wade'in yokluğunda. LeBron 38 sayı- 11 ribaund- 6 asistle oynarken, Miller sakatlık sonrası ilk kez maçın sonucuna tesir edecek bir performans sundu 32 sayı- 10 ribaundla. Miller için günün x-faktörü diyebiliriz. Şut istikrarını henüz bulamamıştı ama bu şekilde atmaya devam ederse sakatların da dönmesiyle Heat'in sırtı kolay kolay yere gelmez. Tabi bir de LeBron Karma falan diye bir daha gevelemezse.

- Ligin en formda takımı, dün gece de Spurs'e fark attı. Maç hakkında gün içerisinde bir şeyler karalamıştık zaten ama Thornton'a değinmeden olmaz. Girer girmez takımı hücumda ateşledi, müthiş bir özgüvenle oynadı. Boş şutları zaten yüzdeli atıyordu ama sorumluluk alıp kendi başına da bir şeyler üretebilmesi hoşuma gitti. Savunması da bir o kadar etkiliydi. Unutmadan 18 sayı attı kendisi.

- Rockets karşısında Magic'in ilk 5 oyuncuları %70 civarında şut atarak maçı erkenden kopardı. Beş oyuncunun tamamı çok iyi bir maç çıkardı ama Howard 30 dakikada 22 sayı- 14 ribaundla içlerinde yine sivrildi.

- Zaten tökezleyen Bucks'a bir darbe de küçük Gasol'den gelmiş. 7/12 saha içi isabetiyle 24 sayı atmış Marc Gasol. Ayrıca 5. kez 16 ribaund almış ve kariyer rekoruymuş bu sayı. 17 ribaund aldığı maçları da görürüz inşallah.

- Andre Miller'ın da maçın başında hastalanıp maçı terk etmesiyle Blazers'ın eli kolu bağlandı diye düşünüyordum ki Aldridge yine çıktı ortaya. 25 sayı- 12 ribaundla takımına maçı getirdi. Bir de şunu söyleyeyim revire dönen Portland'da şu an sakatlardan bir beş çıkarsanız, oynayan diğer beşe çok net fark atar.

- 30 sayı veya 18 ribaund artık görmeye alıştığımız performanslar Griffin'den. Ama 8 asist nedir? Biliyoruz rakip Warriors ama Griffin'in istatistiklerine gölge düşürmemeli bu durum. Kısa kariyerinin asist rekorunu kırmış çaylak yıldızımız.

- Ve tabi ki Durant. Son haftaların en formda oyuncularındandı zaten, Knicks karşısında da maçı kazandıran basketi atarak takımını ipten aldı. 30 sayı- 12 ribaundı var Durant'in. Aslında buraya Westbrook'u da almayı düşünüyordum ama son hücumda pimi çekip bombayı Durant'in eline verdi. Çok kötü bir zamanda ve pozisyonda topla buluşturdu Durant'i. Bu yüzden kendisi burada değil.

Takımı baltalayanlar:
- Kaptan Jack son hafta oldukça formsuzdu, dün geceyi de 3/14 saha içi isabetiyle ve 5 top kaybıyla tamamlamış. Bobcats'in elinde zaten çok fazla skor üretecek adam yoktu, bir de Thomas'ın sakatlığı eklenince iyice kısır bir takım oldular. Kazanabilmeleri için Jackson'ın bundan daha iyisini yapması gerekirdi, yapamamış, gölge etmiş.

- Takımı baltalayamayanlardan diyebiliriz Nick Young için. İki ucu keskin bıçak bu sefer takımına zarar vermiş. Son maçlarda da iyi atıyordu oysa, Celtics savunmasına sökmemiş demek skorerliği. 13'te 1 ile 6 sayısı var Young'ın. John Wall son dakikada kritik üçlüğü sokmasa kendisi hakkında daha ağır cümleler kurabilirdim. Ama herşeye rağmen sempati duyuyorum bu adama .Çıkıp 30ları bulacaktır önümüzdeki maçlarda yine.

- Monta Ellis takımının 4 farkla yenildiği Clippers deplasmanında resmen çember dövmüş. Denediği 6 üçlükten isabet bulamayıp 6/21 şutla tamamlamış maçı. Yanında da 5 top kaybı var.

Boşa kürek çekenler:
- Evinde iki maçtır kazanıp hafiften toparlanma sinyali veren Nets, bitime 6 saniye kala Dirk'ün bulduğu sayıya engel olamayarak Mavericks'i elinden kaçırmış. Brook Lopez'in 24 sayısı ve 6 ribaundı da güme gitmiş. "Pivot adam için 6 ribaund mı, direk koysan o kadar top seker üzerine" demeyin, çocuğun yanında Humphries var, ribaund istatistiğindeki cılızlık ondan kaynaklanıyor.

- Sakatlıklar sebebiyle 8 kişilik bir rotasyonla Miami deplasmanına boy gösterdi Raptors. Yanlarında tamamlayıcı parçalar ve bir adet Calderon olunca, her topu Bargnani-DeRozan ikilisi kullandı ve bu iki oyuncu toplam 58 sayı üretti. Ama Heat'in maçı ilk yarıda koparmasına engel olamadılar.

- Yenilgi serisini dün gece 4 maça çıkaran Jazz'da Williams, Jefferson, Millsap'in double-double performansları galibiyete yetmemiş. Deplasman turnesinde henüz yüzleri gülmedi ve turnenin son maçı Lakers deplasmanında. 0 çekip dönecekler gibi.

- Hickson 11'i hücum toplam 20 ribaund almış Bulls uzunlarına karşı. Hani, bu kadar çok ribaund çekmesi bir yana, çoğunun ofansif olması büyük olay. 5/19'la değil de biraz yüzdeli şut atsaymış daha değerli olurmuş performansı. Ama takım olarak da %32'de kalmışlar zaten. Jamison ise 31 sayı- 11 ribaund ile double-double yapan diğer oyuncusu olmuş Cavaliers'ın. Fikstürlerine baktım epey de zor bir dönemden geçecekler. Önümüzdeki ayın ortalarına doğru falan kazanırlar herhalde.

Lütfen biraz daha tempolu:
- Bir de küçük not ekleyeyim Pistons-Suns maçıyla alakalı, içimde kalmasın. Pistons'ın tempoyu düşürüp yavaş oynama isteğini anlayışla karşılıyorum. Sonuçta ellerindeki malzemeye göre uygun bir strateji olduğunu düşünüyorlar ama bence öyle değil. Sonuçta ellerinde sağlam bir guard yok ve mevcut rotasyonla hızlı hücumu benimsemeleri bundan daha kötü bir yere çekmez diye düşünüyorum kendilerini. Hayır, pas trafiğini iyi yapsalar gam yemeyeceğim. Ben Wallace'ın fadeaway'lerine kalıyorlar bazen. İşin o kısmını geçtim biz de insanız, yani böyle bir tempo istesek açar Tarkovsky filmi izleriz. Bir maçta bütün hücumlar son 5 saniyeye kalır mı. Buradan Kuester'e sesleniyorum, lütfen biraz daha tempo...

Gecenin Hareketleri - 22 Ocak


Link

Paul'un Parker'a yaptığı crossover güzel görünüyor, neyse ki sakatlanmamış Parker. Bir de Griffin'in smacını beğendim. Çemberin çok altında kalmasa daha güzel bir smaç gelebilirmiş. Durant'in son saniye basketi ise gecenin en anlamlı hareketi.

5 Dakika Tempo Yaptılar...

Dün geceki Spurs-Hornets karşılaşmasının eğlenceli olabileceğini tahmin ediyordum ama bu tahminimin altında yatan neden her iki takımın da çok formda olmasından dolayı maçın çekişmeli geçeceğini düşünmemdi. Nitekim savunmaların konuştuğu, kolay sayının görülmediği bir ilk yarı izledik. Üçüncü çeyrek ise Hornets yaklaşık 7 dakikada yakaladığı 21-0'lık seriyle eğlence beklentimizi farklı bir açıdan karşıladı. Kafa kafaya gider dediğimiz maç birkaç dakika içerisinde son çeyreğe kalmadan bitiverdi ve Hornets galibiyet serisini 8 maça çıkardı.

Hornets'ın, Spurs ve Hawks maçlarındaki izlenimlerimi aktarayım. Öncelikle takım olarak yardımlaşmalı ve agresif savunma yaparak rakibin hücumda organize olmasını engelliyorlar. Bu söylediğim rotasyondaki her oyuncu için geçerli, müthiş bir konsantrasyon gösteriyorlar savunmada. Geri iyi koşuyorlar ve rakibe boş şut bırakmak bir yana şut imkanı bile vermiyorlar zaman zaman. Sıklıkla hücum süresinin dolmasına yakın sallama atışlar görüyoruz maçlarında. Hücumda ise Paul faktörü... Alınan her savunma ribaundında önce bir fast break girişimi, olmazsa Paul'ün oynadığı ikili oyunlar, o da olmazsa hızlı top dolaşımı ve Thornton, Belinelli, Ariza gibi şutörlerden gelen üçlükler.

Spurs maçından önceki, yakaladığı 7 maçlık galibiyet serisinde rakiplerini %40 şut isabetiyle 86 sayıda tutmuştu Hornets. Şimdi bu oranları daha da aşağı çektiler. Önce Hawks'a deplasmanda 40 vurdular, ardından Spurs'ü 5 dakikada dağıttılar. Eğer sezon başındaki gibi balon değilse yakaladıkları hava, rakipleri açısından hayli korkutucu.

Dakika Başına 1 Sayı

Sene başından beri çok takip etmiyordum Hawks'ı. Bana pek heyecan vermiyorlar. Isolation hücum ve durağanlık muhtemelen bunun sebebi. Dün geceki rezaleti de es geçmiştim haliyle ama skoru görünce merak edip baktım nasıl yemişler bu kadar farkı diye. Merakımı giderdim ve sanıyorum bir süre daha izlemeyeceğim maçlarını. Karşılaşmayı kaçıranlar için kısaca anlatayım: İlk çeyrek boyunca iki takım da hücumda verimli, kalan kısımda Hornets atmaya devam ediyor, Hawks ise çember dövüyor ve son yarım saatte yalnızca 30 sayı bulabiliyor. Hawks'ın takım olarak ruhsuz olduğunu söyleyemem, haklarını yemeyeyim mücadele etmişler ama olmamış. Esas ümit kırıcı olan da bu zaten, güçlerinin yetmemesi. Geçtiğimiz sezonu kapattıkları seriyi hatırlayın, sonra bu maçı izleyin ve becerebiliyorsanız Hawks adına ümitli olun... Mümkün değil.

Hornets'ın formda olması, Horford'ın yokluğu kabul ama bu farkın bahanesi olmaz. Larry Drew ile yakaladıkları kimya ve sağladıkları güven bir maçla uçup gitti. Niye mi, çünkü tepeye oynayan bir takım 60 sayı atamaz, şampiyonluk hedefleyen bir takım mücadele etmesine rağmen içerde 40 sayı fark yiyemez. Hayal edebiliyor musunuz Celtics'in, Lakers'ın, Spurs'un bu duruma düştüğünü?

NOT: Can bilgilendirdi, Atlanta'nın 1968'den beri en az sayı attığı maç da bu olmuş.