BIY AD

2 Şubat 2011 Çarşamba

Yanar Döner LeBron

Bildiğiniz gibi dün gece LeBron eski takımına karşı bu seneki 3. maçına çıktı ve bu karşılaşmadan da galip gelmeyi başardı. Artık eski takımını yeniden gördüğü için duyguları mı depreşti yoksa Cavaliers'ın rekoru kırma eşiğine gelmesine mi üzüldü bilinmez, tuhaf açıklamalar yapmış LeBron. "Cavaliers’ın iyi bir sezon geçirip geçirmediği beni çok alakadar etmiyor. Kariyerim için doğru bir seçim yaptığımı düşünüyorum. Eski takım arkadaşlarım ve takımım hakkında kötü bir şey söylemedim. Organizasyon ve taraftarlar için en iyisini umuyorum çünkü orada müthiş yıllar geçirdim." demiş kendisi. Etrafındaki kankalarından, menajerinden falan tavsiye ve taktik almış belli ki. Ama keşke bunu taa en baştan yapsa, ok yaydan çıktıktan sonra değil.

Hani iki yüzlülük olur da bu kadar mı olur. Çok değil bir ay önce karma marma birşeyler geveleyen bendim sanki. Bu nasıl bir pişkinliktir ki şimdi "Kötü herhangi bir söz söylemedim" diyebiliyorsun. Bu seviyeye gelmiş isimlerin fevri çıkışlar yapmaması, sakinliğini koruması gerektiğini düşünenlerdenim. Aksi olunca böyle komik duruma düşüyorlar işte. Önce ortada hiçbir şey yokken eski takımını iğnele sonra da tutup insanların senin iyi niyet çağrılarına inanmasını bekle. Bu potansiyele, bu basketbol yeteneğine bu karakter... Üzücü.

All-Star 2011 Rookie Challenge Kadroları Seçildi

Rookie Takımı
Eric Bledsoe (L.A. Clippers)
DeMarcus Cousins (Sacramento)
Derrick Favors (New Jersey)
Landry Fields (New York)
Blake Griffin (L.A. Clippers)
Wesley Johnson (Minnesota)
Greg Monroe (Detroit)
Gary Neal (San Antonio)
John Wall (Washington)
Koç: Mike Budenholzer (San Antonio)
Asistan Koç: Amar'e Stoudemire

Sophomore Takımı
DeJuan Blair (San Antonio)
DeMar DeRozan (Toronto)
Stephen Curry (Golden State)
Tyreke Evans (Sacramento)
Taj Gibson (Chicago)
Jrue Holiday (Philadelphia)
Serge Ibaka (Oklahoma City)
Brandon Jennings (Milwaukee)
Wesley Matthews (Portland)
Koç: TBD
Asistan Koç: Carmelo Anthony

Üzerinde çok tartışılacak bir maç değil elbette ama sanki Bledsoe'nun yerine Turner seçilse daha şık olurmuş çaylak takımı. Muhtemelen pozisyonların çok sıkışık olmaması için bu şekilde oluşturulmuş kadro. Aynı şekilde Ty Lawson ve Darren Collison'a da yazık olmuş. 2000'den beri bu isimle düzenlenen karşılaşmada geçtiğimiz seneye kadar iki yıllıkların ezici bir üstünlüğü vardı ama o hegemonyayı kırmıştı geçen sene çaylaklar. Bu seneki kadrolara bakınca çaylakların uzunları, iki yıllıkların ise kısaları ağır basıyor gibi. Naçizane tavsiyem, maç pek keyifli geçmezse koçları seyrediniz. Zira Melo'yu Knicks'e gelmesi konusunda ikna etmek için müthiş bir çaba sarfeden Amar'e'den diz çöküp evlilik teklifine benzer bir teklif görebiliriz.

2'sinde Neyse 22'sinde de O

Blake Griffin 2 yaşındayken, bugünlerin sinyalini veriyor. Tabii boyu yetmediği için abisi Taylor'ın yardımıyla. Abisi poz verirken, Blake smacın keyfini çıkarıyor.

1 Şubat 2011 Salı

1 Şubat Programı

2 Şubat Çarşamba 03:00 / Washington Wizards - New Orleans Hornets
2 Şubat Çarşamba 05:00 (NBA TV) / San Antonio Spurs - Portland Trail Blazers
2 Şubat Çarşamba 05:00 / Boston Celtics - Sacramento Kings
2 Şubat Çarşamba 05:30 / Houston Rockets - Los Angeles Lakers

Geçtiğimiz haftaya kadar ligin en formda takımı kimliğindeydi Hornets ama 2 maçlık deplasman turnesinden galibiyetsiz ayrıldılar. Bu gece ise karşılarında bu seriye son vermeleri adına en uygun rakip olacak. Lakers ve Hornets'ı deviren Kings bu kez ligin bir başka devi Celtics'i konuk edecek. Sacramento'nun fikstürüne şöyle bir baktım da hayli zor bir dönemden geçecekler, yaklaşık 10 maçlık yenilgi serisi yakalama ihtimalleri dahi var. Televizyondan yayınlanacak karşılaşma ise gecenin en güzel maçı belki de. Batıda playoff yarışında rahatlamak isteyen Blazers, lig lideri Spurs'ü ağırlayacak.

Melo İçin Ortam Hazırlanıyor

Eski Denver genel menajeri Mark Warkentein geçtiğimiz günlerde New York Knicks bünyesinde göreve başladı. Şimdilik Donnie Walsh'in danışmanlığını yapacak başarılı menajer ama ilerde pozisyonu değişebilirmiş. Hatırlayacağınız gibi 2 sene evvel Chauncey takasıyla yılın genel menajeri ödülünü kazanmıştı. Yani mesleğinde oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ama esas mühim nokta, Melo ile aralarının gayet iyi olması. Yani bu hamlenin yapılma sebebi açıkça Melo'nun aklını biraz daha Knicks yönünde çelmek. Tıpkı sene başında Bulls'un LeBron'u alabilmek adına gerçekleştirmek istediği ama sonuca ulaştıramadığı Calipari hamlesi gibi. Yıldız dahi olsalar, oyuncuların bu tarz önem verdikleri isimlerle çalışma isteğinin kararlarını etkilediğine daha önce şahit olmuştuk. Bakalım bu gelişme Carmelo'nun kararını ne kadar etkileyecek.

Maç Sonu Oynamak ve Magic


Link

Dün geceki maçlar pek ilgimi çekmedi kağıt üstünde, hiçbirini izlemedim. Özetlerle yetinmek durumundayım. Şu Magic maçına bakınca ama ağzım açık kaldı adeta. Ryan Anderson'ın topa 2 metre uzaktayken perde beklentisi muhteşem bir öngörü. Gasol bomboş smacı vuruyor. Grizzlies 1 sayı önde. Anderson kendini affetirebilecek hücum ribaundunu alsa da, sonra topu bel seviyesine indirerek Conley'e topu altın tepside sunuyor. Oldu mu size top kaybı? Conley serbest atış çizgisindeyken Dwight'ın aldığı teknik faulün basketbol dilinde tek bir açıklaması var: Salaklık. Tamam belki Gasol bir önceki pozisyonda seni biraz çekti ama sen hem toptan çok uzaktın hem üstünden 1 dakika geçmiş, Conley serbest atış kullanacak, artık sakinleşmiş olman lazım. Ama yok... Conley'e 2 yerine 3 serbest atış verelim ki maçı bitirsin. Ancak Conley, Magic'in maç sonundaki hatalarını daha da gözümüze sokmak için birini kaçırıyor atışların. Fark üç. Son hücumda Jason Richardson'ın daha bitime 4 saniye farken orta sahadan şuta kalkmasına ne demeli? Grizzlies istediği faulü yapsa bile daha iyi olurdu herhalde. Elinde Dwight, Bass gibi atletik oyuncular varken ikinci serbest atışta hücum ribaundu alman daha yüksek ihtimal J-Rich'in abuk şutunun girmesinden... Vallahi sonuna kadar haketmişler şu mağlubiyeti. Son 12 maçta 6-6 yapmış oldular. Gidişat pek iyi değil.

Ayrıca dünkü maç ile Howard 14 teknik faule ulaştı bu sezon. 16'ya vardığı zaman otomatik bir maç ceza alacak.

O'Brien'ın Gidişi Hibbert'a Yarayacak mı?

Bildiğiniz gibi Roy Hibbert sezona gayet iyi başlamıştı. Ancak birkaç maç sonrasında O'Brien'ın medya yoluyla yaptığı eleştirilerden sonra kendine olan güvenini kaybetmişti. Zamanla rotasyondaki süreleri de daraldı ve istenen performansı verememeye başladı. Sakatlıklarla beraber zaman zaman süreleri geri artsa da sezon başındaki görüntüsünden uzak ve istikrarsız bir form grafiği sergiledi. Doğal bir sonuçtu bu istikrarsızlığı, çünkü oldukça genç bir oyuncu ve koçunun eleştirilerine maruz kalması psikolojik olarak bitirmişti kendisini. Hatta psikoloğa gitti bir dönem şut isabet oranını arttırabilmek için ancak o da işe yaramadı. Hibbert'ın her ay düşüşünü gösteren istatistiği vereyim.

Ekim --> 18 sayı-10 ribaund
Kasım --> 15 sayı-9 ribaund
Aralık --> 11 sayı-6 ribaund
Ocak --> 9 sayı-7 ribaund

Gördüğünüz gibi istatistiklerinde sürekli bir düşüş var, bunun öncelikli sebebi de O'Brien'ın takımda uyguladığı rotasyon ve oyuncusuna karşı takındığı tavırdı. Kendisinin çok iyi bir kumaşı olduğunu iddia etmiyorum. Mesela şutu iyi değildir, kafası çok çalışmaz. Ama pota altında itiş kakışı sever, takımına sertlik kazandırır, post oyunlarını bilir. Zaten yapabileceğinin maksimumunun bu olmadığını sezon başındaki performansıyla kanıtlamıştı. Dün gece oynanan Raptors maçında yaklaşık 2 ay aradan sonra ilk defa 20-10 barajını geçti Hibbert. Akıllara da ister istemez acaba koç değişikliğiyle kendini yeniden bulacak mı sorusu geldi. Öyle tek maçlık istatistiklere itimat etme gibi bir huyum yoktur ama Pacers adına da ümitlenmedim değil, aklımızın bir köşesinde bulunsun istedim. Zira doğuda playoff yapabilmeleri için bu tarz oyunculardan maksimum katkı almaları şart.

Gecenin Hareketleri - 31 Ocak


Link

John Wall'un ara pası ve Wade'in takip smacındaki zamanlaması gayet iyi. Griffin'in 2 numaradaki smacında Bucks oyuncuları tüm hatlarıyla hücum yapıp kontra yemiş gibi. O ne biçim pozisyon öyle 3'e 0 yakalanmışlar. 3 numarada Earl Watson'a dikkat, basketi istiyor utanmadan. Benim favorim Jordan'ın vurduğu smaçlardan ikinci gösterdikleri. Zaten Brockman da yakasına yapışmış, üzerimden nasıl böyle bir smaç vurursun diye. Bu videoyu hazırlayanlara da selam olsun, LeBron-Wade ikilisini görür görmez birinci sıraya yapıştırıyorlar. Çok hakkı yeniyor diğer hareketlerin çok.

Josh Smith'ten Sonra Sıra House'ta


Link

Josh Smith'in çirkin hareketinden dolayı 25.000 dolar ceza aldığını yazmıştım dün gece. Ben yazdıktan 1-2 saat sonra aynı hareketi yapan House'a da aynı miktarda ceza verdiğini açıkladı NBA yönetimi. Üstelik House öyle Josh Smith gibi müdahalede de bulunmuyor. Artık bu hareketi yapanların neyle karşılaşacaklarını biliyoruz yani. Sevindim açıkçası. Parkelerde yeri olmayan bir hareketti. Artık çok daha nadir görürüz... Zaten göğsüne, kalbine yumruk yapıp vurup "Bende yürek var" demek neyine yetmiyor da böyle çirkin birşey yapıyorlar ki?

NBA'de Bugün - 31.01.2011

Cavaliers 90 - Heat 117
Cleveland üst üste 21. yenilgisini alarak rekora doğru koşmayı sürdürüyor. Şöyle bir bakınca LeBron'dan sonra takım ne hale geldi diye, görüyoruz ki ilk beşi Beko Basketbol Ligi'nde play-off' kovalayacak bir kadro olurdu herhalde. Manny Harris-Christian Eyenga gibi daha önce NBA tecrübesi olmayan isimlerin direkt olarak ilk beş başlaması ve hatırı sayılı süreler alması koç Scott'ın bu kötü gidişte onları kazanma adına yaptığı hamle olabilir. Ama bir iki genci kazanma sevdasına takım NBA tarihine geçecek bir mağlubiyet serisine doğru adım adım ilerliyor. Miami maça çok rahat başladı ve skorda üstünlüğü hemen eline aldı. Üçüncü periyot bir ara 70-67'ye gelen skorla Cavs farkı 3'e kadar indirse de maçın son bölümlerinde Heat müthiş bir seri yakalayarak yine farka gitti ve rahat bir galibiyet aldı. Genelde skorun üç oyuncuya dağıldığı Miami maçlarından farklı bir maç oldu ve 6 isim çift haneli sayılara ulaştı. Wade 34 sayılık katkı sağlarken, James eski takımına karşı 24 sayı ile galibiyeti getirdi.

Magic 97 - Grizzlies 100
Doğu'nun zirvesinden iyice uzaklaşan Orlando için Memphis deplasmanında alınan yenilgi çok tatsız oldu. Yenilginin dışında asıl önemli olan Bass'in sakatlanmasıydı maç içinde. Üçüncü periyodun sonlarına doğru sakatlanan Bass'ın yerine Anderson 4 numara olarak maçı tamamladı ancak sakatlığın ciddi olması durumunda tehlikeli bir yola girecektir Orlando. Dün Bass'in oyundan çıkmasının ardından Memphis boyalı alana ağırlık verdi ve çoğu sayısını içeriden üretti. Howard 25 sayı-14 ribaund ile etkili olsa da J-Rich belki de tüm bu emekleri bitiren isim oldu. Fark üç ve 5 saniyelik bir hücum süresi varken çok aceleci ve gereksiz bir şekilde topu potaya gönderen Richardson kötü şut seçimiyle yenilgiye eyvallah dedi. Hani son saniyeler fark üç rakibin faul yapma gibi bir avantajı da mevcut ancak Orlando gibi son saniyeleri iyi oynamasıyla bilinen bir takımın daha iyi bir seçim yapacağını düşünürdüm. Hidayet ise maçı 13 sayı-4 ribaund-2 asist ile tamamladı. Üst üste üçüncü galibiyetini elde eden Memphis play-off yolunda tekrardan iddialı konuma yükselirken Portland ile arasındaki galibiyet farkını 1'e indirerek hedefe kilitlendi. Ayrıca 25-24'e ulaşan Memphis bu sezon ilk kez %50'nin üstüne çıkmış oldu. Conley 26 sayı-11 asist ile takımını Orlando karşısında galibiyete götüren isimdi.

Nuggets 99 - Nets 115
Son dönemde çıkan takas haberlerinden sonra Melo ilk kez Nets'e karşı deplasmanda forma giydi. Melo bireysel açıdan hayli başarılı olarak maçın altından kalksa da takım olarak Nets'i mağlup etmeyi başaramadılar. Nets maçları gelince artık özellikle dikkat ettiğim tek isim var o da Lopez.27 sayı ile skor bakımından görevini yapmış ancak peki ya ribaund? Hayır bir adam neden bu kadar ribaund sıkıntısı çeker anlamıyorum. Koskoca 38 dakikada alınan sadece 4 ribaund var ki bu oyuncu guard falan da değil bildiğimiz üzere. Lopez'in ribaund konusunda bu sıkıntıları süre dursun Nets takım halinde hücum ribaundları ile maçta farkı yaratmayı başardı. Nuggets cephesinde özellikle Melo'nun performansı merak ediliyordu, dün geceyi 37 sayı-9 ribaund ile tamamladı yıldız oyuncu.

Wizards 92 - Mavericks 102
Gecenin en çekişmeli karşılaşması Texas semalarında oynandı. Deplasmanda henüz galibiyet alamamış olan Washington belki de ilk galibiyetine ulaşacaktı ancak her zaman söylediğim o son anlarda bir çok şey üretme çabasıyla eli boş döndüler yine. Maçı belli bir noktaya kadar getirseler dahi sonunu getirecek hamleleri yapamıyorlar. Dallas'a dönecek olursak, üst üste beşinci maçını kazandılar. Pota altında Chandler 18 sayı-18 ribaund yaparak etkili olurken Kidd ise 1 ribaund ile triple-double'ı kaçırdı. Son beş maçının dördünün deplasmanda olması ve Wizards'ın pekte iyi olmayan deplasman karnesi onları bu ara zorlu bir dönemece soktu. Üst üste 5.maçını kaybeden Wizards play-off potasından da bir hayli uzakta kaldı.

Bobcats 78 - Jazz 83
Son dönemde sıkıntılı günler geçiren Utah Jazz oyun kurucusu Deron Williams'ın sakatlığının da etkisiyle maç kazanma konusunda çok sıkıntı çekiyordu. Dün evinde Bobcats'i ağırlayan Utah rakibinin hiç öne geçmediği maçı zor da olsa kazanarak rahat bir nefes aldı. Mehmet Okur maçta oynamazken Utah'ta 3 isim double-double'a imza attı. Jefferson 21 sayı-11 ribaund ile takımını galibiyete götüren isimdi. Kısır bir karşılaşma olduğu ortada ancak Bobcats'in %35 gibi bir isabet oranında kalması zaten bu maç galibiyeti hak etmediklerini gözler önüne seriyor. Ancak ne olursa olsun doğuda play-off hedefi olan bir takımın daha iyilerini yapması lazım. Takımın ve maçın en skoreri 34 sayıyla oynayan kaptan Jack oldu.

Bucks 98 - Clippers 105
Bobcats'in kaybettiği gece de Milwaukee adına bu maçı kazanmak oldukça önemli olacaktı play-off konusunda. Ancak onlarda istenilen galibiyeti elde edemediler. Boyalı alanda Griffin ve Jordan ile atletik açıdan üstün olan Clippers bu üstünlüğünü istatistiklere de yansıttı. Griffin 32 sayı-11 ribaund-6 asist ile yine harika bir maça imza atarken Jordan da 16 sayıyla sezonun en yüksek rakamına ulaştı. Pota altında bu sıkıntıları çeken Milwaukee rakibin dış şut konusunda düşük yüzdede kalmasının avantajıyla maça tutundu. Maggette'nin 25 sayısı ve Ersan'ın 15 sayı-6 ribaundluk performansı ile oyunda söz sahibi olmaya çalışan Milwaukee maç sonunu kötü oynayarak galibiyete ulaşamadı.

Raptors 93 - Pacers 104
Jim O'Brien'ın kovulmasının ardından Bobcats gibi Pacers da bir ivme yakalayabilecek mi bilinmez ama ilk adımı Raptors karşısında atmış bulunuyorlar. Maça hızlı başlayan Pacers skorda üstünlüğü hemen eline geçirdi, maçın çeşitli dönemlerinde Raptors farkı makul seviyelere çekse de öne geçip kazanma adına yaptıkları hamleler boşa gitti. Toronto'da özellikle son maçlarda Bargnani'nin formsuzluğu göze batıyor. Zaten takımın bu derece kötü olduğu bir dönemde onun da takıma sırtını dönmesi Raptors adına olumsuz bir durum. Pacers dün 56 ribaund çekerek bu kategoride bir hayli başarılı olurken yeni koçuyla henüz ilk maçında 25 top kaybı yapmaları onlar adına küçük bir eksi oldu. Ancak Hibbert'ın 24 sayı-11 ribaundluk performansı yeni dönemde onun daha çok öne çıkacağını gösteren bir sinyal olabilir.

31 Ocak Programı

1 Şubat Salı 02:00 / Toronto Raptors - Indiana Pacers
1 Şubat Salı 02:00 / Denver Nuggets - New Jersey Nets
1 Şubat Salı 02:30 / Cleveland Cavaliers - Miami Heat
1 Şubat Salı 03:00 / Orlando Magic - Memphis Grizzlies
1 Şubat Salı 03:30 / Washington Wizards - Dallas Mavericks
1 Şubat Salı 04:00 (NBA TV) / Charlotte Bobcats - Utah Jazz
1 Şubat Salı 05:30 / Milwaukee Bucks - Los Angeles Clippers

Deplasmanda henüz galibiyet göremeyen Wizards, Mavericks'e konuk olacak. Wizards adına Young ve McGee'nin oynamama ihtimali var, bu gece de kazanmaları zor. NBA TV'nin yayınlayacağı karşılaşmada Deron Williams'ın durumu maçın kaderini değiştirecek gibi. Oynaması halinde Jazz favori olur ama oynayamazsa ibre Bobcats tarafına kayar. Gecenin en güzel ve çekişmeli geçmesini beklediğim karşılaşma Grizzlies-Magic arasında oynanacak. Bakalım Howard mı daha iyi istatistik yapacak Randolph mu. LeBron ise eski takımını evinde ağırlayacak. Bir önceki karşılaşmaları kadar olmasa da ilginç olaylara sahne olabilir.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Ha Pascal Nouma Ha Josh Smith

Ne farkı var? Birisi 7 ay ceza alıp takımdan gönderiliyor diğeri 25.000 dolar ceza alıyor. Fark bu. Aslında pek çok NBA oyuncusunu iki elini böyle aşağı doğru getirip hafif orangutan stili yürürken gördüğümü çok net hatırlıyorum ama tek tek isimleri aklıma gelmedi. Eskilerden Cassell vardı sık sık yapardı. Ama dediğim gibi son yıllarda yapan pek çok oyuncu da var. Her neyse, sözde "Bende bunlardan çok var" demek istiyorlar ama bence oldukça çirkin bir hareket. Tabii Josh Smith gibi abartılırsa cezayı da hakediyor benim gözümde. Hatta abartılmamış versiyonu da ceza alsa karşı çıkmam...

Konyalı Portlandlılar Facebook'ta

Uzun süredir aklımdaydı ama en son bir arkadaşım kendi blog'u için Facebook sayfası açınca tavsiye etti. Facebook'a zaten sık girildiği ve bol vakit geçirildiği için blog'u oradan takip etmek bazılarına daha kolay gelebilir. Aynı twitter gibi geç oldu ama güç olmadı. Sağ taraftan tıklayarak takip edebilirsiniz efendim. Sayfanın link'ini de verelim tam olsun: Tık

Gecenin Hareketleri - 30 Ocak


Link

Sakin Olun Ağalar


Link

Yukarıdaki video dün akşam oynanan Heat-Thunder maçına ait. Bosh'ın Harden'a yaptığı faul üzerine Durant ve Bosh ikilisi tartışmaya başlıyor ve karşılıklı teknik faul alıyor. Yakın zamanda hayli olay gördüğümüz için bu tartışmadan kavga çıkmayacağını rahatlıkla sezebiliyoruz. Zaten konumuz da o değil, Durant'in maç sonunda Bosh hakkında söyledikleri. Genç yıldız, Bosh için "Ligin kofti sertlerinden, ben oraya takım arkadaşımla konuşmaya gittiğimde olaya müdahil oldu, kendi sahamda bana bu şekilde davranmasına izin veremezdim." gibisinden açıklamalar yaptı.

Durant'in arkası dönükken Bosh'ın konuştuğu ve tartışmayı başlattığı videoda görünüyor ama açıkçası biraz ağır buldum Durant'in söylediklerini. Muhtemelen mağlubiyetin verdiği sinirle yaptı bu konuşmayı. Olayın üzerinden biraz zaman geçip sakinleştikten sonra konuşsaydı daha sağlıklı olurdu sanki. Sonuçta Bosh'ın bu zamana kadar kimseye efelendiğini veya tartışma ortamı yaratmaya çalıştığını hatırlamıyorum. Bu arada ikiliyi yan yana görünce bir şey dikkatimi çekti. Resmi kaynaklara göre bu iki oyuncunun boyu arasında 5 santim fark olması gerekiyor ama o kadar da yok gibi.

Jim O'Brien Kovuldu - Hedef Mike Brown

Yanılmıyorsam 4 yıl önceydi Jim O'Brien'ın Pacers'a gelişi. Kovulan Carlisle'ın yerine gelmişti. Uzun süredir Pacers taraftarları kovulması için dua ediyordu. Dün bu dualar kabul oldu. O'Brien'ın zamanı doldu... Aslında Pacers'ın attan inip eşşeğe bindiğini anlaması çok uzun sürdü.

O'Brien geldiği gibi "Hızlı basketbol oynayacağız" demişti, Carlisle'ın aksine. Ardından Tinsley olayı patlak verdi ve takımdan uzaklaştırdı. Her sene oyun kurucu değiştirir mi bir koç? İşte Pacers'ın son 4 senedeki oyun kurucuları: Tinsley, Jack, Ford, Watson ve bu sene de Collison. Nedense hiçbiri uymadı O'Brien'ın sistemine. Nasıl bir sistemse artık? Belki de sistemsizlik demeliyiz. Bunun ötesinde genç oyuncuları (özellikle Hibbert'ı) medyaya demeçler vererek eleştirmesi apayrı bir boyuttu. Sezona öyle bir giriş yapmıştı ki genç pivot, iki hafta içinde herkesin adayı olmuştu en çok gelişme gösteren oyuncu için. Bir iki kötü maç sonrası O'Brien'dan eleştiriler bitirdi ama Hibbert'ı. Bir pivot düşünün ki %35 ile şut atsın, ribaund alamasın, parkede hayalet gibi dolansın dursun. Medyaya eleştiriyi bir Spurs'ün, Celtics'in, Lakers'ın başındayken yaparsınız takımınız hiç mücadele etmeyip 25 sayı fark yerse. "Oyuncular uyudular resmen böyle gitmez bu iş" dersiniz, onlar da kendilerine çeki düzen verir. Ama genç oyuncular farklıdır. Rotasyonda Hansbrough, George, Rush gibi oyunculara bir maç 30 dakika verip sonraki maç bench'ten kaldırmamak nasıl bir mantıktır? Westphal'dan sonra ligin en garip rotasyon uygulayan koçuydu kendisi...

Neyse say say bitmez O'Brien'ın yaptıkları Pacers'ın başındayken. Geç verilmiş bir karar bile diyebiliriz. Yerine yardımcı koç Frank Vogel getirildi. Ancak Bird'ün gözü asıl olarak eski Cavs koçu Mike Brown'daymış. Mike Brown, O'Brien'ın biraz tersi diyebiliriz. LeBron'a en büyük hatalarında bile laf söylemesi çok eleştirilmişti. Ancak Pacers'ın gençleri için doğru seçenek olabilir.

NBA'de Bugün: 30 Ocak

Takıma Bir El Atsan Phil Hoca (Celtics 109 - Lakers 96)
Maçla ilgili detaylı analiz burada. O yazıya ekleyeceğim tek şey asist sayıları. Her ne kadar hücumda bire bir zorlamaları denese de Lakers'ın maçı 10 asistle tamamlaması kabul edilir gibi değil. Celtics'te Rondo tek başına geçti bu sayıyı, yalnızca bu istatistik bile hücumda kimin daha iyi organize olduğunu gösteriyor. Lakers'ta sezon başından beri yolunda gitmeyen şeyler var. Normal sezondur, pek sallamıyorlardır diyorduk ama önemli maçları kaybetmeyi alışkanlık haline getirdiler ve bu da güven sarsıcı bir durum. Elbet toparlanacaklar ama zaman aleyhlerine işliyor, Spurs'e karşı saha avantajını kaybettiler diyebiliriz artık. Celtics ise sakatların dönmesiyle yeniden toparlanmış görünüyor. Doc Rivers'ın All-Star'da doğunun koçu olacağı haberini bugün yarın alırız.

Bitti Demediniz mi Lan? (Hornets 102 - Suns 104)
Ligin iki dengesiz takımının maçında gülen Suns oldu. Ev sahibi ekip son 2 dakikaya 12 sayı önde girince maçın bittiğini düşünüp uyumuştum, sabah kalan kısmına baktım, az kalsın veriyorlarmış maçı. Hakem hatalarının yanı sıra Suns'ın halen kriz yönetememesi de etkili olmuş Hornets'in geri dönüşünde. Suns'ta Gentry, Frye-Lopez ikilisini düzenli olarak ilk beşe koyduğundan beri gidişat biraz daha olumlu. Ancak anlık konsantrasyon kayıpları son bulmadığı sürece ben pek ümitli olamayacağım playoff için. Hornets'ın mağlubiyet serisi 2 maç oldu, sezon başından beri sergiledikleri performansa bakacak olursak o serinin 10'a kadar yolu var. Gösterdikleri iniş çıkışla ilgili tuhaf bir istatistik gördüm, gün içerisinde paylaşmayı düşünüyorum.

Üçe Üç Çift Pota (Heat 108 - Thunder 103)
Heat-Thunder maçının gecenin en güzel karşılaşmalarından biri olmasını bekliyordum, şahsi beklentimi karşıladığını söyleyebilirim. Geçtiğimiz ay içerisinde her biri sakatlık geçiren Heat'in muhteşem üçlüsü ayın 12'sindeki Clippers deplasmanından sonra ilk defa yan yana oynadı ve Heat yine kazanmasını bildi. LeBron-Wade-Bosh üçlüsünün 75 sayısına Durant-Green-Westbrook üçlüsü 77 sayıyla karşılık verdi. Ama maçın kaderini değiştiren bu isimlerin hiçbiri değildi. Maç boyunca saha içi isabeti bulamayan, Eddie House kritik anda bulduğu üçlükle Heat'e galibiyeti getiren oyuncu oldu.

Tek Çeyreklik Maç (Cavaliers 87 - Magic 103)
Zayıf Cavaliers'a karşı ilk çeyrekte yakaladığı farkla, zorlanmadan kazanmış Magic. Takaslardan sonra oyun temposunu arttıran ve transation'dan epey sayı bulan bir Magic görüyoruz. Bu noktada Redick'in rolü çok önemli. Rakibin kaçan her topunda savunmanın arkasına sarkarken görüyoruz kendisini, sürekli fast break kolluyor ve takıma bu anlamda oldukça yararlı oluyor. Tabi bir de Lewis'in gitmesiyle süreleri artan ve inanılmaz bir form tutan Anderson var ki o bambaşka bir yazı konusu. Maçla ilgili gözüme çarpan istatistik Howard-Anderson ikilisinin Cavaliers toplamından daha çok ribaund çektiği. Hidayet de 9 sayı-6 ribaund-6 asistle oynamış.

Is Chauncey going to the Hall of Fame? (Nuggets 99 - Sixers 110)
Dün Nuggets-Sixers maçından arakladığım bu sorunun cevabını yorum kısmına bırakabilirsiniz. Maça geçecek olursak, 27 sayı atan Chauncey tek başına ayakta durmaya çalıştı ama Sixers deplasmanında bu çabaları galibiyete yetmedi. Ev sahibi ekipte Iguodala'nın çıkışı sürüyor 24 sayı-7 asistle oynamış. Ayrıca Denver'ın rakibinin iki katı kadar top kaybı yaptığını ve fastbreak'ten 19 sayı daha az bulduğunu söyleyelim.

Farka Aldanmayın (Pistons 106 - Knicks 124)
3 çeyrek boyunca rakibine deplasmanda kafa tutan Pistons son çeyrekte çözüldü. Rakibe 124 sayı atma şansı veriyorsanız elinizde Ben Gordon'ın dışında da hücum silahları olmalı, aksi takdirde kazanmanız mümkün olmuyor. Gordon'ın 35'inden sonra Prince'in 16 sayısını görüyoruz. Ayrıca konuk ekipte genç Monroe son haftalardaki performansını bu maça da taşıdı. 15 sayı ve 8'i ofansif 17 ribaundı var Monroe'nun. Knicks adına Amare-Gallinari ikilisi takımın ürettiği sayıların yarısına imza attı ancak esas büyük katkı Mozgov'dan geldi. 23 sayı-14 ribaund yapan Mozgov neredeyse bütün istatistik alanlarında kariyer rekorunu kırmış. Knicks'le alakalı bir duruma daha değinelim. Gördük ki Amare normal sezonu istikrarlı diyebileceğimiz bir şekilde geçiriyor, Gallinari çıkıp atıyor iyi kötü, Fields mücadele ediyor falan ama Felton takımın beyni. Onun iyi olduğu maçlarda takım direkt seviye atlıyor.

Ellis'ten 2 Sayı (Jazz 81 - Warriors 96)
Herhalde maçın sonucundan daha dikkat çekici bir olay Ellis'in 2 sayıda kalması. Sayı krallığında tepeye oynayan Monta Ellis dün gece Jazz karşısında 9'da 1 ile yalnızca 2 sayıda kaldı. Ancak buna rağmen ev sahibi ekip Curry'nin 27 sayısıyla kazanmayı bildi. Jazz'da Deron Williams oynasaydı mevcut şartlar altında bu kadar kolay teslim olmazlardı muhtemelen. Konuk ekipte Al Jefferosn'ın 16 sayı-14 ribaund'ı kayda değer tek istatistik.

Staples'ta Gülen Celtics (Celtics-Lakers Maçı Değerlendirmesi)


Günlerdir beklenen maç geride kaldı ve Celtics deplasmanda Lakers'ı son dakikalardaki üstünlüğüyle devirmesini bildi.

Normal sezonda Lakerslı olmak zor, bunun yanında bir de Galatasaraylı olmak daha da zor. İki takımın da mesaj maçlarında fazlasıyla bocaladığı kesin. Mesaj maçları kazanılamıyor, büyük maçlarda beklenen performans ortaya konamıyor. Bir taraftar için en sinir bozucu şey bu kesinlikle. Her neyse, konumuzun dışında olan Galatasaray'ı geçip Lakers'a ve büyük maça dönelim.

Maç beklediğimiz gibi başladı, iki takım da hücumda istediği gibi başlayamasa da savunma sertliğini maximuma çıkarmaya çalıştı ilk dakikalarda. Ancak bu dakikalarda hakemlerin Ray Allen ve Kobe Bryant'ı ucuz faullerle devre dışı bırakmasından sonra Kobe'ye daha çok bağımlı olan Lakers hücumda sıkıntılar yaşadı ve bu sıkıntılar skora da yansıdı. Takım Kobe'nin yokluğunda organizasyon sıkıntısı çekerken, toplar bir türlü içeri inmedi ve başta Artest olmak üzere hücumda çok yanlış tercihler yapıldı. Celtics'in skorda öne geçtiği dakikalardan sonra Odom'un oyuna girmesiyle Lakers tekrar kendine geldi ve çeyrek sonuna doğru geri döndü. Odom yazı çok iyi geçirdikten sonra sezona da iyi başladı ve Lakers'ın da Kobe ile birlikte en formda iki isminden biri kesinlikle. Performans olarak bana kalırsa hiçbir sezonunda bu kadar all-star'ı haketmemişti.

Celtics'te ise Paul Pierce, maçın başında Artest karşısında iyi durmasına rağmen, iyi bir maç çıkaracağının sinyallerini zor şutları sokarak vermiş ve takımını pota altında o istediği sertlik seviyesine çıkamadığı maçta öne geçirmeyi başarmıştı. Kobe'nin oyuna girmesiyle hücumda tekrar toparlandı Lakers, Kobe de Celtics'e karşı son zamanların en iyi hücum performansını gösterdi ve Lakers devre sonuna doğru öne fırlamayı başardı. Kobe ilk yarıda 9 dakika kenarda kalmasına rağmen oldukça verimli oynadı ve hem doğru şutları seçerek hem de topun gerektiği yerde pota altına inmesini sağlayarak takımına oldukça faydalı oldu. Ayrıca Bynum-Odom-Gasol pota altı da Celtics'in sert pota altına karşı üstünlük kurdu ancak buna rağmen Lakers 4 önemli oyuncusunun iyi oynadığı devreyi sadece 4 sayıyla önde kapayabildi. Bunda özellikle savunmada yapılan hatalar ve ribaundlardaki geri düşüşün payı vardı.

Celtics'te ise bu sezonun en değerli isimlerinden biri olan Rajon Rondo çaylak sezonunu andırarak kötü bir performans oraya koydu ancak o organizasyon açığını Pierce'ın bireysel performansı ve giren isabetli şutlar sayesinde fazla hissetmedi Celtics. İkinci yarıda ise bambaşka bir oyun vardı sahada, özellikle Artest'in hafif sakatlık geçirip kenara gelerek Walton'ın oyuna girmesinden sonra Pierce iyice sazı eline aldı ve Celtics o maçın sonuna kadar koruyacağı farkı tam olarak bu dönemde yakaladı. Playoff sertliğinde geçmesi beklenen maçın bu kadar skorlu geçmesinin sebeplerinden biri takımların iyi şut atması olabilir ancak savunmaların da istenilen seviyeye -özellikle Lakers cephesinde- çıkarılamadığını söylemek mümkün. Pierce'ın bireysel şovunun ardından Celtics ribaundlarda da kendini belli etmeye başladı ve Kobe'nin harika performansına rağmen skorda önde kalmayı başardı.

Son periyotun özetinde bir takım ve bir oyuncu vardı. Kobe adeta son çeyreği Boston'a karşı oynadı. Bu süre zarfında ne Gasol, ne Odom, ne Bynum, ne Shannon ne de Fisher istenilen katkıyı veremedi. Hepsi sorumluluk almaktan kaçtı ve hücumda bütün topları kullanma görevi Kobe'ye kaldı. Hatta bu periyotta üst üste 11 hücum birden kullandı. Ancak adınız Kobe Bryant da olsa Celtics gibi bir takıma karşı tek başınıza galip gelemezsiniz. Zaten Kobe de gelemedi ancak Lakers'ta mağlubiyetten daha can sıkıcı olan şeyler var. Takım geçen sezon bu dönemlerden farklı değil ancak Lakers'a şampiyonluğu getiren en önemli faktörlerden birinin de saha avantajı olduğu düşünülürse Lakers'ın şampiyonluk şansının geçen seneye göre daha düşük olacağını söyleyebiliriz. Bunun dışında özellikle Gasol "MVP gibi" geçen 2 ayın ardından inanılmaz bir düşüşte. Bunun yanında Blake daha üçgeni anlama aşamasında ve henüz beklenen katkıyı verebilmiş değil, eh Fisher'ın da normal sezon performansı belliyken Lakers'ın her ne kadar Kobe-Odom gibi iki formda oyuncuya sahip olsa da normal sezonu domine etmesi beklenemez. Playofflarda istedikleri seviyeye çıkacaklarına inanıyorum ancak saha dezavantajı şimdilik şampiyonluklarının önünde ciddi bir engel gibi duruyor.

Celtics ise Perkins-Shaq ikilisi dışında bütün ana parçalarından iyi verim alarak Staples'tan galibiyeti çıkardı. Pierce, Garnett ve Allen'ın hücumda her istediklerini yapması ve savunmada da özellikle Kobe'nin ısındığı dakikalarda sertliği arttırmaları onlara galibiyeti getirdi. İlk yarıda o acemi hataları yapan, şut ritmini bulamayan Rondo'nun ikinci yarıda tam 15 asist yapması da dikkat çekilmesi gereken ve takdire şayan bir konu.

Eurobasket'te Rakiplerimiz Belli Oldu

A Grubu: Polonya-İngiltere-Türkiye-Qualifier(2)-Litvanya-İspanya
B Grubu: İtalya-İsrail-Fransa-Letonya-Almanya-Sırbistan
C Grubu: Bosna Hersek-Makedonya-Hırvatistan-Qualifier(1)-Karadağ-Yunanistan
D Grubu: Bulgaristan-Gürcistan-Rusya-Ukrayna-Belçika-Slovenya

31 Ağustos'ta Litvanya'da düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası'nın kuraları çekildi. Bir önceki turnuvanın şampiyonu İspanya'nın yanı sıra ev sahibi Litvanya, Polonya ve İngiltere'yle aynı grubu paylaşıyoruz. Grubumuzda mücadele edecek son takım ise elemelerden gelecek. Portekiz-Macaristan-Finlandiya üçlüsünden elemelerde 2. sırayı alan takım bizim grubta yer alacak.

Şampiyonanın başlamasına uzun zaman var ve o zamana kadar bir çok şey değişecektir. Bu sebeple rakiplerimize şimdilik yüzeysel olarak değinelim, ayrıntılı analizi sonraya bırakalım. Ama ilk bakışta en zor gruba düştüğümüzü söyleyebiliriz. İspanya'nın gücünden bahsetmeye gerek yok, zaten tam kadro gelirlerse turnuvanın yine favorisi olacaklar. Litvanya ise diğer şampiyonalara taraftarlarıyla renk katıyordu, muhtemelen seyirci avatajını en iyi şekilde kullanacaklardır. İngiltere zayıf gibi görünse de yıldızları Deng ve Gordon yan çizmezse turnuvaya katılacak, kötü bir haber bizim için. Polonya'yı iki sene evvel evlerinde yenmiştik, halen kadro kalitemize yakın görünmüyorlar ama boş takım da değiller.

Son dünya ikinciliğinden sonra beklentiler artsa da sonuçta kendi evinde seyircisiyle bütünleşip performansı tavan yapan bir takımız. O yüzden beklentileri biraz daha makul seviyeye çekmekte fayda var. Şimdilik kafamdaki tek soru Mehmet Okur'un durumu. Daha önce kişisel sebeplerden, geçtiğimiz seneyse sakatlığı nedeniyle arkadaşlarını yalnız bırakan Memo bakalım bu sefer takımdaki yer alacak mı. Hayırlısı olsun diyelim.

30 Ocak 2011 Pazar

30 Ocak Programı

30 Ocak Pazar 20:00 (NTV SPOR 01:00 banttan) / Miami Heat - Oklahoma City Thunder
30 Ocak Pazar 22:30 / Boston Celtics - Los Angeles Lakers
31 Ocak Pazartesi 01:00 / Cleveland Cavaliers - Orlando Magic
31 Ocak Pazartesi 01:00 / Denver Nuggets - Philadelphia 76'ers
31 Ocak Pazartesi 02:30 (NBA TV) / Detroit Pistons - New York Knicks
31 Ocak Pazartesi 03:00 / New Orleans Hornets - Phoenix Suns
31 Ocak Pazartesi 05:00 (NBA TV) / Utah Jazz - Golden State Warriors


Pazartesi sendromunu biraz olsun azaltabilecek, güzel bir hafta sonu akşamı bizi bekliyor. NTV SPOR'da yayınlanacak Heat-Thunder karşılaşması güzel olacak muhtemelen ama keşke diğer maçı alsalarmış. Wade'in durumu belli değil, eğer oynamazsa tam anlamıyla LeBron-Durant düellosu olacak. Gecenin en merakla beklenen maçında, akşam saat 22:30'da Celtics-Lakers karşı karşıya gelecek. İki takım da son maçlarında ağır yenilgiler aldı. İki takım için de normal sezonun en anlamlı karşılaşması belki de. Gözler Garnett'in ayakkabılarında olacak. Dün, galibiyet serisini Sacramento'da bırakan Hornets, evinde Celtics'e karşı önemli bir galibiyet alan Suns'a konuk olurken, gecenin son maçında hızlı tempoyu seven ekiplerden Warriors ile Jazz karşılaşacak.