BIY AD

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Cavaliers - Celtics Serisi 4. Maç (87 - 97)

Anlaşılan o ki, bu seri boyunca efsane bireysel performanslar görmeye devam edeceğiz. Bu maçlık kahramanımız tabi ki Rondo. Can da zaten değinmişti ama yazmazsam içimde kalır. Seri başladığından beri zaten takımın açık ara en iyisiydi, ancak zaman zaman tek başına kaldığından, zaman zamansa Lebron’un masaya yumruğunu vurması sonucu takımının 2 mağlubiyetini önleyememişti. Dün gece oynanan maçta ise playoff kariyerinin, hatta bu seneki playoffların en görkemli, en janti performanslarından birine imza attı. Deron Williams, kendini ligin en iyi point guardı ilan ettiğine utanıyordur muhtemelen bugünlerde. Rondo dün gece attığı 29 sayıyla maçın en skoreri oldu. Yaptığı 18 ribaund ve 13 asiste ise, parkedeki herhangi bir ikilinin toplamları erişmiyor. 2 top çalmayla sahanın bu kategoride de liderlerinden biri olduğunu söyleyim, daha çok övmek adına kendisini. Son maçlarda Rondo’yu Parker ile savunduğunu yazmıştık Mike Brown’ın, yine öyle oldu. Ancak hesaplar bu kez tutmadı, Rondo yaptığı işleri o kadar basit gibi o kadar estetik gösterdi ki, sanki kendisini herhangi biri savunmuyor izlenimi veriyordu parkede. Önce attığı sayılarla takımının maça iyi başlayan rakibi karşısında oyundan erken kopmamasını sağladı, sonra ise sırasıyla Allen’i ve KG’i devreye sokup, takımın hücumda ritim bulmasını.

Hazır bireysel performanslarla başlamışken, galibiyette başrol oynayan oyunculardan diğerine, Tony Allen’a dönmek istiyorum hemen. Bu kadar kritik bir maçta hem Lebron’a yaptığı savunmayla, hem de takımının skor bulmakta zorlandığı anlarda aldığı sorumlulukla, ibreyi Celtics tarafına çeviren adam oldu. Hücumda 6/7 saha içi isabetiyle 15 sayının yanı sıra, 5 ribaund, 2 top çalmayla oynadı. Ama esas, işin savunma kısmında, Lebron’u durdurma çabası ve bunda kısmen başarılı olması gerçekten çok etkileyiciydi.

Celtics’e maçı getiren bir diğer hamle de Rivers’ın değişik hücum anlayışıydı. Maç boyunca hücumlarda transition denediler. Sayı yeseler de yemeseler de ilk amaç hızlı çıkıp, rakip savunma yerleşmeden sayı bulma çabasıydı. Zaten bir önceki maçta fastbreak sayılarından yalnızca 5 sayı bulabilen Celtics, bu maçta 23 sayı buldu. E zaten az skorlu geçen, savunmaların konuştuğu bir maçta hızlı hücum sayılarının önemi de haliyle artıp, galibiyeti belirleyen faktörlerden biri haline geliyor. Ayrıca rakibinden 5 daha az top kaybı yapmanın yanı sıra hücum ribaundlarını da hesaba kattığımızda 9 hücum fazladan yaptı Celtics. Çok kısa Perkins’in de istatistiklere yansımayan katkısına değinmek istiyorum. Belki hiç sayı atamadı, faul probleminden dolayı oyunda fazla kalamadı ama maçın kritik bölümlerinde, arkadaşlarına getirdiği yardım savunması ve yaptığı bloklar takımın ateşlenmesinin yanı sıra Cavs kısalarının da boyalı alana girme konusunda geri adım atmasını sağladı.

Cavaliers cephesinden konuyu ele aldığımızda ise; son maçta %60’lara dayanan saha içi isabet oranı %40’a düştü. Son maçta 124 sayı atan Cavs, bu maçta yalnızca 87’de kaldı. Bunun temel sebebine gelecek olursak; Celtics, Lebron’u önce iki Allen ile savunup, arkasından uzun desteği ile onu boyalı alana sokmamaya çalıştı. Tüm bunlar bence Lebron’u durdurmak için yeterli değil. Esas nokta, dünkü maçta Lebron’un şut ritmini bulamamasıydı (18’de 7 ile şut attı) ve bu durum takımına da sirayet etti. Tam 17 top kaybı yaptılar ve bu top kayıplarının önemli bir kısmı(özellikle ikinci yarıda), potalarına fastbreak sayısı olarak geri döndü.

Gerekli bench katkısını alamadıklarını da söylemekte fayda var aslında. Her ne kadar derin olsa da, özellikle hücum anlamında oldukça sınırlı katkısı var Cavs benchinin. Dün de böyle oldu ve kenardan Delonte’nin 3, Varejao’nun 8 sayısı geldi yalnızca.

Dünkü maçta Cavaliers adına olumlu yöndeki tek gelişme, Shaq’ın fena görünmemesiydi. Maçı 17 sayıyla tamamlayıp, Mo, Jamison, Parker gibi isimlerin suskun kaldığı bölümlerde Lebron’un skor anlamında en büyük yardımcısı oldu. Ama tabi ki onun bu performansı istikrarlı bir şekilde ne kadar devam eder kestirmek zor.

Serinin kaderini yine Lebron’un performansı belirleyecektir. Onun gününde olduğu her maçta, Cavs birkaç adım önde olacaktır rakibine karşı. Bu yüzden, “Mo çok kötü oynuyor bir an önce toparlanmalı.” veya “Bench katkısı çok yetersiz, mutlaka onlardan da destek gelmeli.” falan demeyeceğim. Çünkü en azından şu an itibariyle seriye direkt etki edebilecek bir Cavaliers oyuncusu görünmüyor.

Celtics cephesinde ise durum biraz farklı. Paul Pierce 4 maçtır ortalıkta görünmüyor, bu durumu bir an önce toparlamak istediği çok belli. Fakat şimdilik bu çabası takımına olumsuz yönde etki etti. Takımı adına bir şeyler yapma isteği, savunmada faul problemine girmesine, hücumda ise gereksiz zorlamalarına sebep oldu. Ama halen iş işten geçmiş değil ve Celtics’in asıl bundan sonra ona ihtiyacı var. Kısacası ilk 4 maçı kafasından silmeli.

4 FARKLI FIKIR:

lacivert dedi ki...

cavs turu geçecektir. çünkü hakemler bir türlü gelmeyen lebron-kobe finali için ellerinden geleni yapıyorlar. patronun öyle emrettiği o kadar belli ki. merak ettiğim finalde kimi tutacak hakemler.

Adsız dedi ki...

Lebron'un 5.maçta nasıl oynayacağına bağlı herşey.Eğer gaza gelmişse Celtic'in pek bir şansı yok açıkcası,tabi Rajon Rondo faktörünü de unutmamak lazım..

Aydin dedi ki...

her sene lebron-kobe finali oynanmasi icin ugrasiliyor diye komplo teorileri uretip keyif kacirmanin bi manasi yok bence. benim merak ettigim dunku macta hangi hakem kararina takildiniz bu kadar? her iki tarafa da gayet esit dagilmis gibiydi dudukler. benim hatirladigim tek pozisyon celtics fast break'inde lebron'un rondo karsisinda sabit(~) pozisyon almasi buna ragmen lebron'a savunma faulu calinmasiydi. kotu niyetli bir hakem gayet hucum faul verebilirdi o pozisyona. bir de iki hakemin anlasamadigi ama sonucta kararin cavs lehine ciktigi bi pozisyon vardi yanilmiyorsam. e her mac olur ki zaten bu tarz pozisyonlar.

GrandVizier dedi ki...

Mr.Clutch kendi söylediği şeyi hatırlasın ' N we newer give up,this is all about who wants most and having heart of the champions..