BIY AD

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Hawks ile Woodson'ın Yolları Ayrıldı (Hawks Analizi)

Beklenen bir gelişmeydi. Yazın Crawford'ı kadrosuna bekleyen Hawks'un beklentileri bana göre yanlış bir biçimde artmıştı. Pek çok kişi 3 büyüklere meydan okuyabileceklerini düşünüyordu. Ancak ellerinde düşüşe geçen bir Bibby ile pozisyonları için kısa olan 2 uzun varken (Smith ve Horford) gerçek bir tehdit oluşturmaları imkansıza yakındı. Buna bir de takımın ve özellikle de Smith'in akıllara sığmayan konsantrasyon eksikliği eklenince Magic'e karşı alınan 4-0'lık yenilgi kaçınılmaz oldu. Ancak Magic oyuncularının bile Magic'e karşı 1-2 galibiyetten fazla alacaklarını pek inandıklarını düşünmüyorum. Asıl sorun Redd-Bogut ikilisinden yoksun, yetersiz bir kadroya sahip olan Bucks'a 3 maç verip, elenmenin kıyısından dönmeleriydi. Bana göre Woodson'ın sonunu hazırlayan buydu. Tabii Magic'e karşı maç başı ortalama 25 sayı fark yemeleri de bardağı taşıran son damla oldu. İki seride de Skiles ile Stan Van Gundy, Woodson'a büyük üstünlük sağladılar.

Aslında teknik olarak Woodson kovulmadı, zaten kontratı bitiyordu ve Hawks onunla sözleşme uzatmamayı tercih etti. Bunun arkasındaki neden de Hawks'un bir üst seviyeye tırmanmak, şampiyonluğa oynayan takımların arasına girmek istemesi. Bu yüzden saygı duyulması gereken bir seçim. Her ne kadar Woodson 6 senedir takımı 13 galibiyetten alıp, her sene üstüne birşeyler koyarak 53'e kadar getirdiyse de, bunda oyuncuların payının daha çok olduğunu düşünüyorum ben. Bu arada resimde 50 gözüküyor çünkü sezon içinde 50 yaptıktan sonraki maçta almıştım screenshot'ı. Bir de molalarda falan benim dikkatimi çeken birşey vardı, sanki oyuncular onu pür dikkat dinlemiyordu. Belki de sezon içinde kötü geçirdikleri dönem sırasında oyuncuların düzenlediği toplantı da buna işaretti. Woodson oyuncuları yeterince motive edemiyordu. Bunu Bucks'a karşı da gördük playofflar'da. Tamam Bucks'ın gösterdiği çabayı ve iyi şut sokmalarını takdir ediyorum ama iki takım arasında o kadar büyük bir güç farkı varken 4-3'lük skor Hawks'a yakışmadı. Motivasyon konusunda bir başka isim ise Josh Smith. Onun taş kafalı bir oyuncu olduğunu biliyoruz, tamam. Woodson onu neredeyse adam etmeyi de başarmıştı. Özellikle onunla konuştuktan sonra bu sezon üçlük kullanmayı bile bırakmıştı Josh Smith. Ancak yeteneklerini parkede oynadığı 35 dakikanın sadece 20'sinde falan gösteriyor kendisi. Hele bazen yılın en iyi 5-10 savunmacısından biri yerine, ruh gibi dolaşan bir oyuncu izliyoruz. Magic'e karşı 2 kere hatırlıyorum, hücumda kendisine yapılan faulün çalınmadığına inandığı için, defansa resmen yürüyerek döndü. Böyle bir laubalilik olamaz. Woodson bunun önüne geçemedi mesela. Ha, Josh Smith'ten bahsettiğimiz için kaç koç onu tam anlamıyla bir profesyonele dönüştürebilir o da muamma.

Woodson'ın bir başka eksisi NBA'in en atletik uzunlarından ikisine sahip olan Hawks'un koşmasına izin vermemesiydi. Bunu benim aklım almıyor gerçekten. Set hücumunda takım sadece Joe Johnson'ın eline baktığı için çok zorlanıyordu. Koşmaya, tempoyu yükek tutmaya ihtiyaçları olduğunu Woodson'ın nasıl göremediğini bilmiyorum. Gözlük lazımdır belki. Koştukları zaman Celtics'e neler yaptıklarını gördük 2008 playofflar'ında. Bunlara ek olarak savunma konusunda da eleştirenler vardı Woodson'ı. Ama boyalı alandaki iki uzunu da birer üst pozisyonda oynatmak durumunda kalan bir koça ben bu konuda pek eleştiri getirmek istemiyorum.

Kısacası bu sezonki Bucks macerasından ve Magic hayalkırıklığından sonra bir değişikliğe ihtiyacı vardı takımın ve bu yönde karar verdiler. Ama düşündükleri gibi şampiyonluğa oynayacak bir takım olmak istiyorlarsa, bu takıma birkaç parça, özellikle de bir yıldız eklemeleri gerekiyor. Bunun da şu anki salary cap ve piyasaya baktığımızda oldukça zor olduğunu görüyoruz. Zaten Joe Johnson da takımdan ayrılacak gibi duruyor. Yazıdan anlayabileceğiniz gibi ben de Woodson'ı beğenmiyordum ama gelecek yeni koçun onları bir üst seviyeye taşıması da zor bana göre...

2 FARKLI FIKIR:

ARTçı dedi ki...

atlantanın sorunu bütün oyuncuları hedeflerinin bir altında..
pg si pg değil
yıldızı yıldız değil
sf tarihin en büyük ıskalarından.. paul ve deron varken

forveti desen mevkisine göre kısa ve istikrarsız

center ı desen keza öyle..

bench desen yerlerde ..


bu takımla bu bile fazla bence..

ayrıca pinti takım sahbi bin yıldır bu takıma katkı yapmazken koça laf etmekte haksızlık bence..

bu takım zamanında obenia okeize gibib ir adamla oynadı bir sene...

North Court dedi ki...

phil jackson, larry brown ya da stan van gundy veya di'antoni(son 2sinin oyuncularla aralarının iyi olduğu ve koşan takım oynattıkları için.) geçmedikçe atlanta biryere gelemez. e bunlar da imkansız duruyor.doğuda howard,bos big3+rondo,lebron, (ny'e gitse bile) gibi elit takıma sahip elit oyuncular varken mücadeleden yoksun bir takımdan bahsediyoruz...