BIY AD

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Jazz - Lakers Serisi İlk Maç (99 - 104)

Kobe’nin maç öncesinde söylediği gibi, iki takım da birbirini son derece yakından tanıyor. İki takım da NBA’in en tecrübeli koçlarına ve onların getirdiği sistemlere sahip. Aynı şekilde iki takım da Lakers’ın üstün olduğunun farkındadır herhalde. Seri hakkında Can gayet ayrıntılı bir yazı yazdı zaten, okumayanları öncelikle şöyle alalım.

Bugünkü maça gelirsek, üçüncü çeyreğin başlarında Kobe’nin “YUH” dedirten şutuyla birlikte internet bir süreliğine gidince maçı izleyemedim. Vakit darlığını da ekleyince diğer yazılarındaki gibi çok ayrıntılı bahsetme imkanın yok, maçın saati de uygundu zaten. Gidişatı üstünkörü özetlemek gerekirse;

İlk çeyrek: Kobe+Lakers’ın saçma şut yüzdesi
İkinci çeyrekten ve üçüncü çeyreğin yarısı: Daha gerçekçi Lakers hücumları, üçgenin nimetleri
Bitime 5 dakika kalana kadar: Lakers’ın rahatlık uykusu, Utah benchinin farkı kapatıp üstünlüğü elde etmesi
Son 5 dakika: Lakers’ın uyanışı+Kobe.

Farkındaysanız hep Lakers’tan bahsettim, maçın kontrolü gerçekten de uzun süre boyunca onlardaydı. Maçın ilk çeyreğini ayırmak lazım tabii çünkü Lakers inanılmaz yüzdeli attı bu bölümde. Utah’ın savunmayı ikinci plana attığını sezon boyunca görmüştük; zaten Lakers içeride o kadar rahatken üçlük bile denemedi bu çeyrekte ama Kobe’nin soktuğu bir iki şut gerçekten anlamsızdı yani. Gerçi hep böyle diyoruz ama artık alışmak lazım, böyle atmaya başladığı zaman devamı geliyor ve karşısında çok uzun kollu biri olmadıkça da durdurulamıyor. Wesley Matthews Kobe’nin karşısında maç boyunca bir çaylaktan beklenmeyecek kadar sabırlı durdu aslında. Rakibinin ayak oyunlarına da düşmedi ve ödülünü Kobe’nin yaptığı top kayıplarıyla aldı zaten ama 5’te 5 atmasına da engel olamadı. Gasol takımının ilk çeyrekte kaçırdığı 4 şuttan 2’sinin sahibi olsa da o da maç boyunca yaptığı gibi çok rahat şekilde domine etti pota altını. Lakers adına kötü gözüken tek şey Bynum’ın biraz rahatsız başlamasıydı ama o da maçın sonlarına doğru açıldı gibi. Los Angeles ekibi ilk çeyrekte sadece 30 sayı attı ama bu rakam çok daha yüksek olabilirdi.

Öte yandan Utah maça tüm gücüyle asılıyordu. Lakers’ın ilk çeyrekte açtığı farkı kapatamadı belki uzun süre ama skoru yakın tutmayı başardılar. Karşılarındaki ekip moral bozucu şekilde hiç zorlanmadan sayıya gidebiliyordu ama farkın kapanmaması da Utah’a tutunacak bir şey veriyordu. Umutları boşa çıkmadı da zaten; dördüncü çeyrekte Lakers takımı 6 dakika boyunca basket atamadı ve Utah nihayet üstünlüğü ele geçirdi. LA’in tek sayısı Luke Walton’ın hızlı hücumda kazandığı serbest atıştan geldi. Farkın kapanmasını Utah tarafında sağlayanlar Bynum ve Odom karşısında fazla zorlanmayan ve 6 sayı atan Millsap ile hızlı hücumlarda bir basket bir de asist yapan Ronnie Price oldu. Lakers’ta olanların sorumlusu ikinci ünite olarak gösterilebilir (ilk 5’ten sadece Bynum oyundaydı) çünkü sayı atamadılar ve daha kötüsü savunma yapmadılar. Ancak bana kalırsa Lakers maçı bunlara mahal vermeden Utah ne kadar dirense de maçı erkenden bitirmeliydi ve bunu yapacak üstünlüğe de sahipti. Ama onlar da rahat olanı seçip zorla karşı karşılaşmak zorunda kaldılar. Tabii kadronuzda zoru seven Kobe isimde biri varken her zaman maçı kazanma şansınız oluyor. Burada da bir sayı gerideyken takımının son 5 dakikadaki 19 sayısından 13’ünü atarak maçı ev sahibinin 99-104 kazanmasını sağladı.

Kendisi 19’da 12’yle (çoğu ilk ve son çeyrekte olmak üzere) 31 sayıyla oynadı. İlk yarıda bu yüzde bu yüzde 7’de 6’ydı ama 4 top kaybının tamamını da bu bölümde yapmıştı. Matthews iyi savunma yaptı demiştim, 19’da 12’ye rağmen arkasındayım. Ayrıca böyle savunmaya devam ederse Kobe en azından bir tane kötü maç çıkaracaktır. Ama OKC serisindeki halini üstünden attığı apaçık ortada. Belki Kobe’nin yanında geri planda kalıyor ama Gasol’de müthiş bir maç çıkardı. Belki yaptıklarında hiç zorlanmadığı için çok göze çarpmadı ama içeride ona sahip olmaları Lakers’a çok şey katıyor. Maçı 25 sayı 12 ribaund 5 blok ve 4 asistle bitirdi zaten. Bir önceki maçın kazanılmasında büyük rol oynayan LAL yedeklerinden Odom ve Walton dışında katkı gelmedi. Odom belki 10’da 4’le 9 sayıda kaldı ama maçın sonlarında attığı iki basket çok kritikti. 5’i hücumda 12 de ribaund aldı ayrıca.

Utah’ta serinin kaderi açısından en önemli isim olan Deron Williams 17 sayı attığı ilk yarıda çok iyi oynamasına rağmen performansını maç geneline yayamadı. 15’te 7’yle 24 sayısı 8 asisti var, tabii ki saygı duyulacak istatistikler ama Denver serisindeki kadar aklıyla oynadığını söylemem. Başlarda Fisher’la savunulurken bir süre Artest’i denedi Phil Jackson ama Williams daha ilk pozisyonda topsuz alanda iyi hareket ederek boşa çıktı ve üçlüğü gönderdi. Maç boyunca içeriyi zorlamayı denese de zaman zaman Gasol ve Bynum/Odom arasında zorlandığı için dışarıya pas vermek zorunda kaldı. Ayrıca maçta omzundan ve parmağından geçirdiği ufak sakatlıklar ikinci çeyrekte yaptığı çok güzel smaca engel olamadı.
Jazz’in en önemli ikinci ve işi belki de en zor olan ismi Boozer ise aslında maça iyi başladı. İyi demek zorlanmadığı anlamına gelmiyor ama Gasol’ün uzun kolları üstünden geriye çekilerek attığı şutlarda beklediğimden iyi isabet oranı buldu. Tabii içeriden bitirmeye çalıştığı her pozisyonda diğer uzunla karşılaşınca Denver uzunlarına karşı yaptığı gibi oraları domine edemedi. 17’de 9’la 18 sayı atarken 6’sı hücumdan 12 ribaund aldı. Jazz’in geri dönüşünde en önemli rolü oynayan Millsap ise maçı 18’de 8’le 16 sayı 9 ribaundla bitirdi. Düşük yüzdesi yanıltmasın çünkü maça çok daha kötü başlamıştı (7’de 2 gibiydi bir ara sanki, emin olamadım şimdi).

Sonuç olarak Lakers zora soksa da bir şekilde kazanmasını bildi. İkinci maçta fark atmalarını bekliyorum, seri öncesi düşüncem buydu ve değişmedi. Tabii Utah evindeki iki maçta onları baya zorlayacaktır, hatta ikisini de alabilir ama seriyi geçmeleri çok büyük sürpriz olur. Özellikle de maçta ekrana binen şu istatistikten sonra: Phil Jackson'ın ilk maçını kazandığı 45 serinin hepsinde bir üst tura çıkma başarısı...

8 FARKLI FIKIR:

KskHyTr dedi ki...

Gasol ü beğenmez birde birçok kişi... kıl bir tipi olmasına rağmen nba in en dominant 2-3 pivotundan biri olduğu apaçık ortada... Bu maçta bunu bir kez daha gösterdi... Kobenin o geri çekilerek 2 elin üstünden attığı şutlara söyleyecek bir şey yok... Jordan dan sonra gelmiş dünyanın en iyi hücumcusu benim izleyebildiğim...

Adsız dedi ki...

sabonis, bu iletişim adresine, msn olarak ulaşabilirmiyiz konuşmak için. yoksa sadece mail olarak mı?

sabonis dedi ki...

sadece mail olarak msn değil.

Hasan dedi ki...

Phil Jackson, ilk maclarini kazandigi serilerde 45-0'lik bir istatistige sahipmis. Bu tip istatistiklere inanmam genelde, ama 45-0'da nasil bir rakam kardesim...

Adsız dedi ki...

o 45-0 yalandır bence, mourinho'nun 8 yıllık rekoru bile ultra kıytırık kalır. yok böyle bir şey bence.

Adsız dedi ki...

sabonis, "Soru" isimli bir mail attım adresine, ulaştımı bilmiyorum

Adsız dedi ki...

45-0 olayı, ilk maçını kazandığı 45 serinin de galibi olması. yoksa ilk maçını aldıktan sonra 45-0 galibiyetle gelmek değil olay.

Kaan dedi ki...

bu ne geyik bilen biri aciklasin lutfen?

http://espn.go.com/video/clip?id=5135462