
Öte yandan geçtiğimiz playoff sezonunda kariyerinin en olgun, en yararlı dönemini geçirdiği tartışılmaz bir gerçek. Bu dönemdeki Allen’ı hatırlarsak; Kenardan gelerek işin daha çok savunma yönüne odaklı ancak mümkün oldukça skora da katkı yapmaya gayret eden, elini korkak alıştırmayan bir oyun stilini benimsemişti kendisi. Bu rolü kenardan gelip ortalama 10-15 dakika süre alarak hele ki Boston gibi bir takımda yapmak kolay olabilir. Çünkü final oynuyor olsanız dahi sizden beklenenler bellidir ve üzerinizdeki baskı bu beklentiye paraleldir. Beklentilerin ufak olmasının Tony Allen’ın performansını olumlu yönde etkilediği şahsi kanaatim. Önümüzdeki sezondan itibaren ise her ne kadar rotasyon geniş olsa da aldığı süreler muhtemelen artacaktır. Ve aynı doğrultuda beklentiler de… Bu durumun Allen’ın performansına ne şekilde yansıyacağı esas irdelenmesi gereken. Zirveye oynayan bir takımda rol oyuncusu olduktan sonra playoff amacı güden takıma transfer olan oyunculardaki genel gözlemim yeni takımlarında fazla başına buyruk oldukları yönünde. Bu açıdan karamsar bakıyorum önümüzdeki yıl göstereceği performansa.
Olaya Boston cephesinden bakarsak durum biraz daha can sıkıcı aslında. Önemli maçlarda ekstra katkı aldıkları, takımı benimsemiş bir oyuncuyu ve hatta en önemli dış alan savunmacılarını kaybettiler… Bu açıdan Boston’ın kaybını Memphis’in kazancıyla teraziye koyuyorum, Boston kefesi ağır basıyor.
2 FARKLI FIKIR:
Bostonun takımda tutması gerek ismlerden olduğnu düşümüodum. playofflarıda nbain en iyi üç oyuncusun savunmak gibi inanılmaz ağır bir yükün altına girdi acak huumda top aldığı zamn tamamen saçmalaması onun için bi dezavantaj. gerçi kobe gbi birini savunduğu donemde kobenin %30un altında sut atması dez avantaj gibi bişe bırakmıyo. Bostonda kalsa daha yararlı olurdu (her iki taraf içinde)
Kendisinin Nba’deki en iyi dış oyuncuların başında olduğuna eminim(bunda psikolojik olarak normal bir insan olmamasının da etkisi var)(bakınız Ron Artest).
Yorum Gönder