BIY AD

9 Eylül 2009 Çarşamba

2'de 2 Yaptık: Türkiye 94 - Bulgaristan 66

Yazıyı maç bitmeden tamamlayıp çıkmam gerektiği için başlıkta skora Türkiye X - Bulgaristan X-28 diye yer vermiştim rastgele. Şansa gerçekten de 28 sayıyla bitti maç. Şimdi hem başlığı düzeltip hem de maçtan resimlere yer veriyorum:

Hastalığı tam olarak geçmeyen Ömer Onan'dan yoksun bir şekilde çıktık maça. Ayrıca dünkü maçta sakatlanan Engin de oynayabilecek durumda değildi.

Kerem-Hedo-Bekir-Ersan-Aşık 5'i ile hava atışı yapıldı. Bulgaristan defansta alan savunmasıyla başladı ancak ilk bomboş üçlüğümüzde Hedo isabeti bulamadı. Hemen ardından aynı noktadan Bekir de kaçırınca "Acaba zorlanacak mıyız?" diye düşünürken buldum kendimi. Ancak Bekir eline gelen ikinci fırsatı tepmedi ve üçlüğü gönderdi Bulgar potasına. Ömer'in iyi savunması sayesinde çıktığımız hızlı hücumda Ersan ile 2 sayı bulduk ardından yine Ersan hücum ribaundu yaparak rahat bir şekilde 2 sayı daha buldu. O noktada kafamdaki bütün soru işaretleri silinmişti bile.
Bulgaristan ise tamamen üçlük ve şut üzerinden oynuyordu ve bunlarda pek başarılı olduklarını söyleyemeyeceğim. Ersan müthiş oyununu sürdürerek önce bir hücum ribaundu aldı, ertesi hücumda da üçlük buldu. Bulgarlar ise her hücumu 10 saniyenin altında kullanmaya yemin etmişlerdi adeta. Ama öyle Phoenix Suns sistemiyle falan karıştırmayın sakın. Biz arkadaşlarla oynadığımız sokak basketbolunda bile daha organize hücum ediyoruz. Hücumlarında ortalama 3 pas bile yapmadıklarını söyleyebilirim. İlk çeyreğin ilerleyen dakikalarında Aşık'ı birkaç pozisyonda topla buluşturup boyalı alandan oynamaya başladık. Ardından Aşık'ın yerine giren Oğuz ile de değişen birşey olmadı. Hücumlarımız, hemen her pota altına indiğimizde ya faul ya da basketle sonuçlanıyordu. Ersan mükemmel oyununu, bize sorun yaşatacağını düşündüğümüz Rowland'a koyduğu blok ve bir de orta mesafe atışıyla devam ettirdi. Çeyreğin son hücumunda da Ender son saniyeye kadar topu elinde tutup, kaldırıp üçlüğü sokunca durumu 24-15'e getirdik.
İkinci çeyrekte Bulgaristan alan savunmasına devam etme kararı almıştı, biz de yine ilk 10 dakikanın başına olduğu gibi, başarılı dış atış yapamadık. Bunun üstüne Semih üstüste iki hücum faul ile 3'ledi ve dışarı alındı. Ersan-Semih ve Kerem-Bekir değişiklikleri ile maça iyice ağırlımızı koyduk. Çift guard oynamaya başladık, hatta bir de Sinan'ı sayınca, 3 kısa-Ersan-Oğuz 5'iyle iki dakika içinde farkı 13'e çıkardık. Özellikle bir pozisyonda müthiş top dolaştırıp Sinan'ı bulduk ve o da bomboş 3'lüğü köşeden değerlendirdi: 30-17. Defansta ise onların penetrelerinde çok faul yapsak da, kolay sayı şansı vermememiz olumlu bir yöndü. Hidayet dinlenip Sinan'ın yerine oyuna girince Ömer'i birkaç pozisyonda besledi. Ayrıca Ender'in kendisine hazırlanan bomboş dış atışları değerlendirmesi sonucu neredeyse maçın koptuğunu söyleyebilirim: 44-23. Bu noktadan sonra da topu çok seri bir şekilde dolaştırmaya devam ettik devrenin sonuna kadar, adeta Los Galacticos gibiydik vallahi. Devrenin sonunda maçı kazanmıştık bile: 53-27

Üçüncü çeyreğe başlarken Tanjevic'i ne kadar tebrik etsem, kutlasam azdır. Niye? Maç farka gittiği için değil. %99 oranında bitmiş bir maçın 3. çeyreğine, kendine güveni sıfıra yakın olan oyuncularımız Semih ve Barış ile başladığı için... Gerçi bu hamlesi, Semih'te pek tutmadı çünkü kendisi yine 2 dakika içinde 2 faul daha alarak 5'ledi ve oyun dışında kaldı. Artık buradan kendisini nasıl toparlar gerçekten bilmiyorum. Ancak Barış'ı 4. çeyreğin ortalarına kadar oyunda tutmasını çok takdir ettim. Barış bu şansını 1/5 ile oynayarak iyi kullanamasa da, en azından kendisini kazanmak için bir çaba harcandığının farkına varmıştır...

Son olarak bu yazının 4. çeyreğin bitimine 6 dakika varken bittiğini belirtmeliyim çünkü dışarı çıkmam lazım ve bu noktadan sonra maçı izlemenin pek bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.

İkinci gruplara 2 galibiyet taşımamız için şimdi Polonya'yı yenmemiz lazım. Bunu başaracak güçteyiz ancak evsahibi gerçekten çok kuvvetli. Artık gece veya yarın vaktim olursa o konuda birkaç satır çiziktiririm.

Teşekkürler Milli Takım...

Not: Üçüncü çeyreğin sonundaki Ender - Aşık alley-oop'u çok güzeldi, görmeyenler, maçın tekrarında kaçırmasın.

Resimler: NTVSpor

1 FARKLI FIKIR:

bloodrayne dedi ki...

Ben Bulgaristan'ın kötü oyununa da takıldım açıkcası. Turnuva öncesi oynadığı hazırlık maçlarında zaman zaman güzel oyunlar sergileyen Bulgaristan’ın bu kadar kötü bir performans göstereceğini beklemiyordum. Maccabi yıllarında oynattığı inanılmaz güzel hücum setleriyle efsane haline gelen koç Pini Gershon Bulgaristan adına en önemli artıydı turnuva öncesi. Ama bugün oynadıkları oyuna basketbol tanımlaması yapmak kesinlikle sokakta oynanan oyunu bile aşağılamak olur. Bu denli savruk, bu denli güvensiz, bu denli kendi bilmez bir oyun anlayışını uzun yıllardır görmemiştim.

Maç değerlendirmesi için;

http://www.mumtazdemirci.com/avrupa-basketbol-sampiyonasi-turkiye-bulgaristan/