BIY AD

24 Kasım 2009 Salı

Kaan Kural Röportajı - 3. Bölüm

Biliyorum sizleri özellikle bu 3. bölüm için bir hayli beklettim ama takdir edersiniz ki pek kolay bir iş değil hem gündemi takip edip hem röportajı çözümlemek... Geç olsun güç olmasın demişler. Bu yazı da o yolu izledi. Kusura bakmayın.

Röportajın ilk bölümü için tıklayınız.
Röportajın ikinci bölümü için tıklayınız.


Can - Basketbolcu olsaydı hangi pozisyonda oynamak isterdi?
Kaan Kural - Oyun kurucu herhalde ama zor yani.

C - Oyunda beceremedim demiştin zaten
KK - Evet oyunda beceremiyorum hayatta hiç beceremezdim.

C - Murat Murathanoğlu neden artık hiç maç anlatmıyor?
KK - Murat Murathanoğlu gece maç anlatmak istemiyor. Artık biraz zor geliyor gecenin köründe anlatmak.

C - Chicago Bulls nefretin nereden geliyormuş. "Yok demesin" yazmış bir arkadaş.
KK - (Çok garip bir surat yapıyor)

C - (Gülüyorum)
KK - Kusura bakmasın ama çok sallamış yani. Hiç öyle birşey yok. Ha şey kötü basketbol oynayan takımları sevmem. Geçen sene Sacramento ve Washington'dan mesela nefret ediyordum. Ama yani onun takımla alakası yok, oynanan oyunla alakası var. Keza sevdiklerim de öyle. Ben Boston'luyum herkes biliyor ama mesela Boston da 3 sene önce sürünürken, yerden yere vuruyordum. Benim için önemli olan oyundur. Takım Chicago olmuş, Detroit olmuş, Olympiakos olmuş hiç farketmez yani.

C - Gelmiş geçmiş en iyiTürk ilk 5'ini sormuş biri. Benim için demiş: Orhun Ene - İbrahim Kutluay - Hidayet - Efe Aydan - Mehmet Okur.
KK - Harun'un olmadığı 5'e ben 5 demem abi onu söyleyeyim de. Orhun Ene - Harun Erdenay - İbrahim - Mirsad - hmmm

C - Efe Aydan?
KK - (Duraksayarak) Efe Aydan.

C - Hidayet'i koymadın o zaman?
KK - Yuh

C - İbrahim'in yerine?
KK - Evet ama bir de Mehmet Okur var Efe Aydan'ın yerine. Son kez vereyim: Orhun Ene - Harun Erdenay - Hidayet Türkoğlu - Mirsad Türkcan - Mehmet Okur.

C - "Noel baba gülüşün fake mi?" diye bir soru gelmiş.
KK - Yoo

C - Bence değil, ben çok normal olarak karşılıyorum.
KK - Ya aslında o bir gülüş değil, gülüş gibi çıkıyor ama bir hayret nidası aslında O HO HO HOOOOO diye böyle. Hani gülüş ...

C - Tepki gibi daha çok?
KK - Tepki abi daha çok. Çok keyifli bir şaşırma diyeyim daha doğrusu.

C - Ben bunu bilmiyordum 2008 Finalleri'nde basın toplantısında soru sormuşsun
KK - (Büyük bir mutlulukla, gözlerinin içi parlıyor) Evet, Ray Allen'a

C - Orada çok gururlandım diyor bir arkadaş, bir de Murat Murathanoğlu'nun Utah'ta canlı yayında anlatmasından gururlanmış çok. Bunları belirtmiş sadece, bununla ilgili soru yok da, "2010'da görevli olacak mı?" demiş. Niye milli maçlarda görev almıyorsun?
KK - NTV tamamen NBA'e kaymamı istedi. Türk basketboluna bakmıyorum televizyonda.

C - Ama takip aynen devam tabii.
KK - Tabii canım gazetede yazıyorum herşeyden önce. Beni herkes yorumcu olarak biliyor ama ben aslında yazarım yani. Benim asıl işim gazetecilik.

C - Tabii canım gazetecilik. Ama şu an yorumculuğunla çok daha ön plandasın.
KK - Televizyon tabii çok daha göz önünde.

C - Allen Iverson hakkında ne diyorsun? Ego?
KK - Büyük yetenek, büyük yürek ama daha büyük ego. Yürek var bilek var ama ego çok büyük.

C - Jordan mı LeBron mu takım oyunu mu? Mesela Phoenix gibi.
KK - Takım oyunu

C - Futbolda takım tutuyor musun?
KK - Tutuyorum, Arsenal.

C - Türkiye'de?
KK - Yok ya

C - Türkiye ligi maçlarını izliyor musun?
KK - Nadiren, nadiren.

C - Galatasaray - Fenerbahçe falan olursa ancak?
KK - Ya o bile şey oluyor. 90 dakika dayanamıyorum abi, ben basketbola çok meraklı olduğum için...

C - Sıkıyor değil mi?
KK - Abi 15 dakka oynanıyor, "Ya birşey olmadı ki?" filan yapıyorum. "Birşey olsun" falan diyorum.

C - Aynı şey benim başıma geliyor. Futbol izlerken o yüzden illa birşeyle uğraşıyor olmam lazım. Yoksa kalkıp gidiyorum ya.
KK - Aynen. Ama Arsenal'i tutarım. Her hafta maçını da seyrediyorum. 90 dakika olmasa da, yarım yamalak, bir yandan bakarak falan seyrediyorum yani. Yıllardır Arsenal'liyimdir yani.

C - Ben bunu hatırlamıyorum. Jordan'ın son All-Star maçında, Kosova'nın "Jordan MVP olur mu?" sorusuna "Oha o kadar da değil" dediğini hatırlıyor musun diye sorulmuş.
KK - Demedim "Oha o kadar da değil." ya. Yani tam hatırlamıyorum. "Oha" 1 kere dedim onu çok iyi hatırlıyorum. Orada da demiş olabilirim "Demedim" demeyeyim şimdi. Ama Detroit maçını hiç unutmuyorum. Bir pozisyonda top elden sekiyor, Rasheed'in elinden dışarı çıkıyor. Hakem topu karşı takıma veriyor. Rasheed deli gibi itiraz ediyor. Pozisyonun tekrarı geliyor, top o kadar net bir şekilde Rasheed'den çıkıyor ki, "Oha bu kadar da olmaz" dedim. Hani itiraz edilecek pozisyon var, itiraz edilmeyecek pozisyon var. Orada çok iyi hatırlıyorum "Oha" dediğimi ama All-Star'da da demiş olsam hatırladım gibi geliyor ama şimdi inkar etmeyeyim dediğimi...

C - Level'da yazman ne alaka? diye sormuşlar.
KK - Ya Fırat'ı tanıyorum oradan. Rica etti "Yazar mısın?" diye. 1 sayılık yazı yazdım yani.

C - Bir sayı mı? Ben devamlı olacak sanıyordum. "Kaan Kural artık Level'da" gibi birşeyler aklımda kalmış.
KK - Yok canım 1 sayıda sadece.

C - Hangi oyunu yazmıştın?
KK - Oyun yazmadım ben ya

C - Ha doğru pardon, oyun kontrolleriyle alakalıydı.
KK - Evet ben yaşlandım artık, eskiden 3 tuşla oynardık artık 8 tuşla oyun oynamak zorundayız. Piyano mu lan bu? diye sinirlendim yani, onu yazdım.

C - 98 sezonu 6. maç, çalındı diyor çok sevdiğim fanatik Jazz'lı bir arkadaşım. Katılıyor mu buna diyor?
KK - Katılıyorum. 2 tane pozisyon var.

C - Bir üçlük, bir ikilik
KK - Aynen. Ron Harper'ın üçlüğü 24 saniye bittikten sonra atılıyor, sayılıyor. Howard Eisley şutu 24 saniye dolmadan elden çıkıyor ama iptal ediliyor. 5 sayı değişiyor orada.

C - Bavetta ne yapıyor? demiş üstüne.
KK - Bavetta'nın adı Dick. Onun lakabı vardı, Knick Bavetta diyorlardı. Knicks maçlarına verdiklerinde kaybetmiyordu Knicks.

C - Ben bir yerde bir istatistik okudum. Bucks'ın %50'nin üzerinde galibiyetle bitirdiği sezonlarda, Bavetta ile yapılan maçlarda %22'ye düşüyor.
KK - Doğrudur abi, Bavetta iyi tetikçidir. Büyük takımları kollar.

C - Göremediğine katılıyor musun yoksa görüp de mi çalmıyor hala şimdi?
KK - Eskiden görüp de çalmıyordu, artık hem göremiyor hem görse de çalmıyor, ikisi de.

C - Peki Barkley'le öpüşmelerine ne diyorsun abi?
KK - Barkley çok geyik adam herşeyi yapabilir, hiç şaşırmam yani. Herif eşek poposu öptü ya. Aslında orada lafı çevirdiler Yao'nun poposunu öpecekti. Yao'nun ilk sezonu, "Bu adamdan hiçbirşey olmaz 19 sayıyı geçsin poposunu öpeceğim" dedi, Yao daha 5. maçında mı ne 20 attı. "I'll kiss ass" demişti. Ass hem popo hem eşek demek o yüzden onu öyle çevirdiler.
(Bu arada Kenny Smith'e "I'll kiss his ass" demiş. Kenny Smith de "Barkley benim popomu öpünce ben kazanmış olmuyorum, buyrun size 'ass' getirdim, benim ass'im bu, bunu öpecek Barkley" demiş. Videosunu da koyuyorum:


Link

C - Bahis mafyasının el attığına inanıyor musun maçlara?
KK - Çok çok sınırlı.

C - Ben anlatayım bir tane. Phoenix ile Charlotte oynuyorlar. Fark 8 sayı mı ne, top Phoenix'te, son 10 saniye. Marion topla beraber rakip sahaya geçti, el sıkıştı 1-2 kişiyle. Sonra Gerald Wallace geldi sarıldı, faul yaptı. Marion iki faulü de attı ve Phoenix'in handikapı tuttu. Çok şaşırmıştım.
KK - Sinirle falan yapmış olabilir. Yani tabii olabilir ama bence olsa bile çok nadir oluyor bu tür şeyler.

C - Bahis oynuyor musun?
KK - Oynuyorum ama 1-2 liralık sadece. Bahis oynamak demeyelim de, daha çok denemek için bilebiliyor muyum diye.

C - Neden Boston Celtics?
KK - 1985'te Robert Kolej'e girdiğim zaman, kasetler vardı. Celtics - Lakers kasetleri vardı. Herkes Lakers'ı tutardı böyle koşuyorlar eğlenceliler falan. Boston böyle sinirli iğrenç bir takım, bir de Larry Bird vardı, herifin oyun zekasına hayran kalmıştım. Sonra Celtics kaldı öyle. İlk seyrettiğim takım olduğu için. Bütün arkadaşlarım Lakers'lı olmuştu ben Celtics'li olmuştum.

C - Onlar daha bir şanslılardı yıllar boyunca.
KK - Valla doğru ya. Biz en son 1986'da şampiyon olduk. Ondan sonra 2008'e kadar bir daha birşey görmedik abi.

C - Onda da hafif katakulliler falan.
KK - Ne katakullisi abi şampiyonluğumuza gölge düşürme.

C - Yok dalga geçiyorum 3 büyük yıldızı toplamak çok büyük yöneticilik başarısı.
KK - Ha öyle yani. Tabii canım.

C - Katakulli asıl Gasol'de var.
KK - Gasol feci canım sorma onu.

C - Bu arada Marc Gasol o takasın o kadar kötü olmadığını kanıtlarcasına oynuyor.
KK - Öyle bakamazsın ama abi işte.

C - Beklenilenden daha az zararlı çıkacaklar anlamında yani.
KK - Öyle diyorsan mesela. Zamanında Otis Thorpe takasında Detroit'e 2. sırayı vermişlerdi 2003 draft'ında. Detroit orada Milicic yerine Wade'i seçmiş olsaydı...

C - O inanılmaz hakikaten ya
KK - Draft'ın başarısızlığı olmaz, draft'ın başarısı olur. Sonuçta Milicic'i Detroit seçmeseydi başkası seçecekti.

C - İlk 5'ten kesin gidecekti zaten.
KK - Kesin gidecekti. Detroit Carmelo'yu seçse mesela atıyorum, arkasından Denver seçecekti Milicic'i. Mesela Bogut'la Marvin Williams ilk 2 seçildi, sonra Deron Williams ve Paul seçildi. Atlanta o sene Marvin'i seçti, oyun kurucuya o kadar ihtiyacı varken Paul'ü seçmedi.

C - Onu ben anlamıyorum ya.
KK - Draft'ın işte başarısızlığı yok. Sadece başarısı var.

C - Doğru katılıyorum buna ama bu kadar oyun kurucu eksiği varken niye? Hem de o draft'ın en iyi 2 oyun kurucusu dururken...
KK - Evet yazık.

C - Her zencide dövme varken Michael Jordan'da yok. Nedenini biliyor musun?
KK - Yok bilmiyorum.

C - Yaptığın en büyük çılgınlık?
KK - Bütün herşeyi, basketbolu falan bırakıp film şirketi kurup, film çekmek.

C - Hala unutamadın yani?
KK - Valla unutulmaz yani. Basketbolu falan bile bıraktım. Maç bile izlemiyordum ya, çok iş vardı.

C - Hayatında ilk izlediğin basketbol maçını hatırlıyor musun?
KK - Şöyle abi, hayal meyal hatırlıyorum. Galiba 1985 Avrupa Şampiyon Kulüpler Finali'ydi. Cibona Zagreb - Zalgris Kaunas'tı galiba. Real Madrid de olabilir. Şeyden dolayı hatırlıyorum. Uydudan yayınlanıyordu. Dayım Almanya'dan televizyon getirmişti. O televizyon renkliydi. Büyük bir hayranlıkla renkli renkli izlemiştim.

C - NBA ile Avrupa basketbolunun birbirine karşı artıları ve eksileri neler?
KK - Ben her zaman söylerim. Sinemaya benzetirim. Avrupa sinemasıyla, Amerikan sineması. Hollywood çok güzel çok eğlenceli, öbür taraf daha sanatsal, çoğu zaman senaryo ve karakter daha derin... Türk basketbolunu da Türk sinemasına benzetiyorum.

C - Kötü mü yani?
KK - Kötü ama arada iyi örnekler de var, karman çorman yani.

C - NBA'deki çemberlerle, Avrupa'daki çemberlerin bir malzeme farkı var mı? Avrupa'da turnikeler bile çok fazla içinden çıkıyor, NBA'de ise potalı atışlar çembere vurursa, yumuşayıp basket oluyor.
KK - Valla benim bildiğim kadarıyla yok. Demir yani sonuçta... Ama hidrolik farkı olabilir. Bir de Avrupa'da itiş kakışa çok izin veriliyor, oyuncuların dengesi bozuluyor sonuçta. NBA'de zart diye faul çalıyorlar.

C - Damir Mrsic'le çak yaptığında çok tepki çekmiştin. Ama ona rağmen severim demiş başka bir arkadaş. Bir sürü hakaret dolu mesaj almana rağmen herkese auto-mail atmışın, özür dilemişin.
KK - Yok öyle değil, yanlış biliyor. 3-4 kişiye yolladım, aynı mail'ı yolladım. 500'ün üzerinde mail geldi, auto-mail yollamadım ama. Orada bence hiç sorun yok yani.

C - Ama tabii orada taraf gibi gözüktün.
KK - Gözüktüm canım, ona birşey demiyorum. Ama ben onu öyle almıyorum. Maçtan önce de Kerem Tunçeri'yle kakara kikiri muhabbet ediyordk. Maçtan sonra, maçı kazanmış olsalar, Kerem gelse ben ona da bravo derdim yani. Benim için hiç farketmiyor yani. Ama insanlar öyle algılamıyorlar tabii.

C - Avrupa'da şu anda NBA'e gitse başarılı olabilecek bir oyuncu?
KK - Ettore Messina !!! Messina gitse ortalığı birbirine katar abi. Oyuncu olarak da sağlıklı bir Matjaz Smodis

C - Ben Diamantidis'i oldum olası NBA'de rahat oynar diye görüyorum mesela.
KK - Dimitris Diamanditis, sağlıklı Matjaz Smodis ve şey... Sağlıklı Erazem Lorbek, iş yapar.

C - Dünya basketbol tarihinin gördüğü en iyi oyuncular mevkilerine göre kimler?
KK - John Stockton, Michael Jordan, Larry Bird, pivot Hakeem Olajuwon. (ufak bir sessizlik oluyor)

C - Duncan, Garnett, Malone?
KK - Duncan... Duncan

C - Peki Shaq yerine Hakeem?
KK - Benim için Hakeem'in yeri çok özel. Yoksa Shaq tarihin gördüğü en dominant performansları sergiledi 2000'li yılların başında.

C - Gıcık olduğun oyuncular var mı? Hangileri?
KK - Var ya, Nate Robinson var. İğrenç bir adam ya. Eskiden Papanikalou'dan nefret ederdim. Nate Robinson'a ama acaip gıcığım.

C - Kendini beğenmişliği sevmiyorsun?
KK - Evet öyle, gerizekalılara da hiç katlanamıyorum abi. Tyrus Thomas başta olmak üzere.

C - Sen Tyrus Thomas'a ayrı bir gıcıksın ya onu anladım.
KK - Çok ayrı gıcığım ya, çok ayrı gıcığım ona.

C - Niye? O kadar yeteneği kullanamadığı için mi?
KK - Aynen öyle.

C - Gelecekte ülkemizi NBA'de temsil edebilecek genç yetenekler?
KK - Enes Kanter var işte.

C - O hariç, onu zaten çok büyük çoğunluk tanıyor artık.
KK - 16-17 yaşındaki oyunculara değer biçmek çok kolay değil. Mesela Furkan Aldemir olabilir belki ama onların da bir değişimini görelim. Barış Ermiş mesela 17 yaşındayken Türkiye'nin gördüğü en büyük guard'lardan biriydi, şu anda görüyorsun ne halde. Türkiye'de özellikle 17 yaşından sonra A takıma sıçramak çok zor oluyor, o sıçramayı yapamıyorlar. O yüzden birşey söylemek zor.

C - Enes Kanter'in Amerika'ya gitme kararını doğru buluyor musun?
KK - Bence doğru. Dil öğrenmesi, başka bir ortamı yaşaması, kendi ayakları üzerinde durabilmesi çok önemli. Sporcudan önce bir birey olsun. Biz birey yaratamadığımız için iyi sporcular yetiştiremiyoruz. Kendine gelsin, görsün ortamı... Bence çok doğru karar.

C - Peki ya okul değiştirmesi? O ilk gittiği okulun takımı çok iyiydi bildiğim kadarıyla, sonra dandik mi artık bilmiyorum başka bir takıma gitti?
KK - Onu doğru bulmuyorum işte. Oraya gitmesi doğru da, düzgün bir yere gitseydi ve kalsaydı yani. Nike'la kontratı varmış, o yüzden oynatmıyorlarmış zaten. Öyle diyorlar, söylenilen o şu anda. Ben de bilmiyorum.

C - Greg Oden'dan ne olur sence abi?
KK - Hallice Haywod'dan fazlası zor.

C - Peki ya Kevin Durant?
KK - Çok büyük skorer olacak Durant. Portland kafasın taşlara vuracak. Oden onun seviyesine gelemez.

C - Skorer mi? Franchise player mı? Bence çok büyük fark var arada da, ben zaten üstüne takım kurulacak bir adam olduğunu düşünüyorum.
KK - Franchise player olur.

C - Playoff'larda unutamadığın bir an ve seri?

KK - Jordan'ın hasta maçı

C - 39 derece ateşle 37 sayı atıp maç bitiminde Pippen tarafından zar zor taşınmıştı değil mi?

KK - 38 sayı. 1997 Final serisi, 5. maçı. Jordan maç günü devamlı kusmuştu, hatta devrede falan da kusmuştu. 39 derece ateşle çıkıp 38 sayı atmıştı. Onu unutmam. An olarak da Russell'ın üzerinden attığı şut sonrası, 1998 senesi şampiyonluğu. Unutamadığım seri ise 1987 Lakers- Celtics serisidir.


Link

C - Eveeeet bitti galiba

KK - Eyvallah. Süper daha ne olsun? 1.5 saat kadar sürdü galiba. Gayet güzel.

C - Çok çok sağol abi. Seni de alıkoydum bu kadar süre boyunca.

KK - Yok canım ne demek. Güzel oldu.

Buradan Kaan Kural'a tekrardan ne kadar teşekkür etsem azdır. İlk röportaj denememde kendisini biraz "esir" almış bulundum. Sanki televizyon programıymışçasına uzun sürdü ama değdi bence, çok güzel bir sohbet oldu. Arkadaşlar sizler de çok beklediniz, tekrar kusura bakmayın.


Edit: İmla

20 FARKLI FIKIR:

ZorAdam51 dedi ki...

Baya bir geç oldu ama çok güzel ve akıcı olduğu için hemen unuttum kaç gün beklediğimi.Eline sağlık.

Adsız dedi ki...

bekledik ama değdi kesinlikle. bu güzel röportajı yaptığın için teşekkürler. kaan kural'ın da ağzına sağlık.

Kaan Mert dedi ki...

3.bölüm olacak mı diye merak etmeye başlamıştım.. sağol güzel röportaj için.. eyvallah..

Adsız dedi ki...

çok çok teşekkürler röportaj için.

Adsız dedi ki...

Greg Oden o kadar da değil ya KK.
Tamam adam sakatlandı da cevher var sonuçta iyi kötü, o adam düzelir 2-3 yıla star seviyesine çok rahat çıkar be abi.

Dan Dirik dedi ki...

İkinizin de ağzına sağlık, teşekkürler üçüncü kere. Benim sorularımı sorduğun için de ayrıca teşekkürler =)
O Level şeysini de
http://www.level.com.tr/index.php/haber/55-haber/4157-kaan-kural-bizimle

Adsız dedi ki...

Bi bu kadar daha olsa,gözümü kırpmam okurum o kadar güzel olmuş.Kaan abinin ağzına sağlık,seninde uğraşına ,zahmetine teşekkürler Sabonis.

Adsız dedi ki...

Eline sağlık ,hem sana hem Kaan Kural'a çok teşekkürler .

Ahmet

Adsız dedi ki...

elinize sağlık

ozzyy dedi ki...

Kaan abiden bu greg oden yorumunu beklemezdim.Elinde roy,alridge gibi skorer iki oyuncun var.Drafta potansiyeli herkes tarafından görülen uzun bir adam giriyor kednisi olsa ne yapacaktı.Roy ve durantı birlikte oynatmak ne kadar kolay olabilirki.Eğer sakatlanmasaydı kimse böyle konuşamazdı açıkçası.Portlandın o anın şartları gereği tercihi doğruydu bana kalırsa.uzun adam kaç senede bir geliyorki NBA e ayrıca biraz daha çalışırsa en azından savunmada pota altını karartacağına eminim.

Adsız dedi ki...

Çok akıcı bir röportaj olmuş hem de çok akışkan elinize sağlık.

Adsız dedi ki...

kaan kuraldan popülist yorumlar gelmiş. 70'lik dick bavettaki tetikçi yorumu, oden'dan anca bir b.haywood olur açıklaması gereksiz çıkışlar olmuş bence...

Adsız dedi ki...

nate robinson konusunda çok haklı. bu kadar itici bir insan olamaz. ağzını yüzünü dagıtsam yetmez.

TuGaY dedi ki...

Elinize sağlık çok güzel olmuş.

Ama Gasol takasını güzel analiz edememişsiniz. Gitmek isteyen bir adama karşılık, geleceği parlak iki oyuncu + sene sonu biten 8 milyonluk bir kontrat almak bir katakulli değildir.

sabonis dedi ki...

@tugay: herhangi bir adamdan bahsetmiyoruz ama. NBA'in en iyi uzunlarından biri Gasol. Belki tek başına bir takımı taşıyacak bir adam değil ama bu seviyeye oldukça yakın. böyle bir adamı biten kontrat ve o zaman ne olacağı belli olmayan kardeş Gasol karşılığında almak, katakullidir bana göre =) bu arada 2. parlak oyuncu Crittenton ise maalesef katılamayacağım bu konuda fikrine.

teşekkürler yorumun için, hep beklerim bu şekilde farklı fikirler okumayı

endi dedi ki...

tekrardan eline sağlık röportaj için. ayrıca gasol konusunda sonuna kadar haklısın hem kendi konferansındaki bir takıma, potansiyeli bilinmeyen marc gasol karşılığında verilmesi tamamen genel menajerin lakers kazansın diye yaptığı bir hamleydi. nba'in en kötü takasları listesinin başını çeker, çaylak takaslarında potansiyeli bilinmeyen oyuncular üstünde hata yapılabilir. kobe, nowitzki takasları gibi ama burada takımın süperstarı neredeyse bedavaya lakers'a verildi.

reverdy dedi ki...

çok teşekkürler bu röportaj için , kendisinin daha önce bu kadar kapsamlı röportajını bulmak zordu hem de çok samimi olmuş . ayrıca sorumu sorduğun ve fikrimi ilettiğin için teşekkür ederim .

PIERREMANU dedi ki...

Neyseki röportajın herhangi bir yerinde Ginobili içni terso birşeyler söylemedi de beni bu blogu yakmak, kendisine de tehdit mesajları göndermek zorunda bırakmadı! Şaka yapıyorum tabii ki. Emeklerinize sağlık. Yalnız insanoğlu tatminsizdir, doyumsuzdur. Umarım başka röportaj planları da vardır. Yani burda kalmaz röportaj mevzusu.

Adsız dedi ki...

muhtesem bır roportaj. tebrıkler

de la gurban dedi ki...

çok iyi bir röportaj olmuş. gece uyuyim derken uzun bi vaktimi aldı okumak=)

delagurban.blogspot.com
bu blogda da harun erdenay ve ibrahim kutluay röportajını bulabilirsiniz. bi ara okul gazetesi(arıyorum) için yapmıştım. biraz acemice olmuştu=)