BIY AD

9 Temmuz 2010 Cuma

LeBron Olayına Farklı Bir Bakış Açısı

Çocukluk arkadaşlarımdan birinin canı sıkılmış ve bu eğlenceli, değişik tarzdaki LeBron yazısını kaleme almış, mail ile göndermiş bana. Ben de yayınlayayım dedim. Buyrun size 4 saat sonraki toplantıdan önce maksadı geyik olan, fazla ciddiyet içermeyen bir LeBron değerlendirmesi:

İşsiz güçsüz olmanın verdiği coşku ve enerji ile LeBron James’in hangi takıma gideceği üzerine mental bir değerlendirme yaptım. Sonuç olarak ortaya biraz LeBron’un karakter tahlili ve karakteristik özelliklerini içeren, hiçbir bilimsel temeli olmayan yandan yemiş bir psikanaliz çıktı.

Huzurlarınızda şu ana kadar LeBron’un hangi takıma gideceği üzerine yazılmış en saçma yazı. Buyrun.

-Chicago Bulls: LeBron Chicago’ya gitmeyecek. Eğer oraya giderse her zaman Jordan ile kıyaslanacak. Bu durum adamı gerer. Hatta kariyerinin sonunda altıdan az yüzüğü varsa kendini hırsından öldürebilir bile. Kendini bu yarışa sokmak istemiyor. Basketbol psikolojik bir oyundur ve tabii ki LeBron bunun farkında.

-Miami Heat: LeBron lige adımın attığı ilk günden itibaren kral ilan edildi. Artık kendisi de buna inanıyor. Krallar yalnızdır. LeBron bir üçleme ile cheat yapıp şampiyonluk yaşamak istemiyor. Hem zaten bu formül ile Celtics şampiyon oldu. Artık bir orjinalliği kalmadı. LeBron yenilikçi bir adam, işini zor yoldan, kendi bildiği gibi yapmak istiyor. LeBron başkalarının adımlarını takip edecek adam değil.

-New York Knicks: Tamam New York iyi şehir, hoş şehir ama LeBron hayatta gitmez. Gitmez çünkü Amare’ye kesin kıl oluyor. LeBron öyle afra tafralı, megaloman adamla bu saatten sonra uğraşmaz. Ayrıca Knicks LeBron’a o kadar uzun süre yavşadı ki artık kabak tadı verdi. Sıktılar çocuğu.

-Los Angeles Clippers: Bir kere Los Angeles’ın takımı Lakers’tır kardeşim. Clippers çocukları çıkıp namağlup şampiyon bile olsalar bu değişmez. Clippers’ta uzun yıllardan beri süre gelen bir karizma yoksunluğu var. Basketbolda karizma çok önemlidir. Zaten Baron Davis de artık baydı, bu takımdan bir cacık olmaz dedi ve kendini film ortamlarına verdi. LeBron tüm bunların farkında ve Clippers’a gitmek istemiyor.

-New Jersey Nets: İşte bu takıma gider abicims. Pek çok sebebi var. Bir kere Jay-Z ile kankalığını ilerletecek. Bu LeBron için çok önemli. LeBron’da kendi çevresindeki herkesi ezik olarak görme sendromu var ama Jay-Z ile karizmalarının denk olduğunu hissediyor. Bu yüzden kendisinin Rap dünyasındaki karşılığı olan Jay-Z abisi ile alemlere akmak istiyor.

Sonra Prokhorov var. Rus milyarder LeBron’a kesinlike kayıt dışı kalacak olan dudak uçuklatıcı teklifler yaptı. “Benle takılırsan sırtın yere gelmez” dedi.

Son ve en önemli etken ise LeBron’un bu Nets takımında önceden alıştığı gibi kral rolü yapabilecek olması. Bu takımda Nets çocuklarının LeBron abisi olabilir. Bu Nets çocukları sorgusuz sualsiz LeBron’un egosal krallığını kabul ederler. Ama hakkaten yetenekli çocuklar ona lafım yok. Ayrıca bu genç yeteneklerden kurulu takımın geçen sene neredeyse rekorlar kırarak ligin dibini boylaması LeBron’u çeken etkenlerden bir tanesi. Adam gelip geçen senenin sonuncu takımını şampiyon yapacak. Sonra herkes kral kral diye uluyacak. LeBron böyle okazyonların adamı.

- Mehmet Ali -

8 Temmuz 2010 Perşembe

Jermaine O'Neal Celtics'te

Miami Heat elendikten sonra Jermaine O'Neal hakkında bir eleştiri yazısı kaleme almıştım. Sonuna kadar da hakediyordu Jermaine. Ne de olsa Celtics'e karşı %20 ile şut atmıştı sadece. Meğersem nedeni buymuş. O zamandan anlaşmış Celtics Jermaine ile. "Sen bu seriyi sat, biz sana güzel bir kontrat vereceğiz" demişler. Anlaşıldı.

Dalgamızı geçtik şimdi biraz ciddileşelim. Evet Rasheed'in emekliliği (%100 değil henüz) ve Perkins'in yaklaşık olarak Ocak'a kadar sürecek sakatlığı ile Celtics'in uzun rotasyonu bir hayli daralmıştı. O nedenle biraz olsun anlayabiliyorum Jermaine'i almalarını. Ama playofflar'da varlığı ile yokluğu ayırt edilemeyen, hatta ayırt edilecekse varlığının zarar verdiği söylenebilecek Jermaine'e 2 yılda 12 milyon dolar verilmesini kaldıramıyorum. İhtiyaçlar ne kadar ön plana çıksa da oyuncuların performanslarının karşılığı olan değerlerden daha fazlasını kazanmaları gerçekten garibime gidiyor.

Jermaine geçtiğimiz playofflar'da doğu finaline çıkan takıma karşı ilk turda elenmişti. Önümüzdeki sezon Heat'in geleceği noktayı ve Celtics'in artık çok büyük ihtimalle yaşayacağı düşüşü hesaba kattığımızda yine aynı kaderle karşı karşıya kalabilir Jermaine.

Ayrıca bu Semih'in almayı umut ettiği 7-8 dakikanın da elinden uçup gittiği anlamına gelebilir.

Ray Allen 2 Yıl Daha Celtics’te

Yaklaşık 1 hafta önce Paul Pierce’ın kontrat yenilemesiyle birlikte takımda yeniden yapılanma olmayacağına dair sinyaller veren Celtics, Ray Allen ile de 2 yıllık $20M karşılığında anlaşma sağladı. 35 yaşında bir adama senelik $10M teklif etmek kağıt üzerinde pek mantıklı görünmeyebilir ancak kontrat süresi bu hamleyi oldukça makul kılıyor. Açıkçası 2 senelik 15M civarında bir kontrat düşünüyordum Allen için kafamda. Ama mevcut kontrat da kabul edilebilir gibi, hele ki piyasanın durumu göz önünde bulundurulduğunda. Hem Celtics, hem Allen açısından güzel oldu bu anlaşma.

Kontratının sonuna kadar herhangi bir sakatlık falan yaşamazsa sezon içi performansının en kötü ihtimalle geçen seneki kadar olacağını düşünüyorum Allen'ın. Playofflarda ise Lakers serisinden daha kötü hücum edemez herhalde. Finallerdeki hücum performansı her ne kadar hayal kırıklığı olsa da, ben bu kötü performansı yaşından çok Kobe’ye yaptığı savunmaya bağlayanlardanım. Ayrıca çaylak Bradley’in oyun stili Allen’a çok benzer olduğundan Allen’ın takımda kalmasının onun gelişimine de faydası olacaktır. Celtics cephesinden düşündüğümüzde, iki büyük yıldızını ve koçlarını kadroda tutmayı başardılar. Takımın ne ahengi bozuldu ne sistemi, herhangi bir risk de almadılar. Kalan soru işaretleri Perkins'in sakatlığı ve Sheed’in emekliliği. Ancak Rasheed'in de geri dönme ihtimali artacaktır bu gelişmelerden sonra. Görünüşe göre son kurşununu attı Celtics, bakalım o kurşunun akıbeti ne olacak. (Mesela bence yalan olacak =) Ayrıca Pierce kalırsa Allen da kalır demiştim ancak yıllık 10 beklemiyordum. /Can)

Amir Johnson ve Colangelo

Amir Johnson, Bryan Colangelo ile performansına oranla kendisine aşırı para kazandıracak sözleşmeye imza atarken... "Ulan son anda vazgeçerler mi acaba?" diye korktuğu gözlernden anlaşılıyor sanki =)

Colangelo da harika bir işe imza atmış gibi gururla bakıyor kameraya. Johnson müthiş oynasa bile daha ucuza takımda tutulamayacağını kimse iddia edemez...

Summer League 3. Gün

Dün Bobcats karşısında ilk maçına nazaran çok daha kabul edilebilir bir oyun oynadı Semih. Belli ki alışmış gurbetin havasına suyuna. Ama bu performansı halen yeterli değil bence Celtics’in normal sezondaki uzun rotasyona girebilmesi için. İsteği, hırsı ve pick & roll’a yatkınlığı eyvallah ama oyun bilgisi ve özellikle savunma konsantrasyonu kendisine çok büyük sorun yaratacak gibi görünüyor. Biraz da Harangody’nin sakatlığının etkisiyle 25 dakika sahada kalıp 8 sayı-6 ribaund-2 top çalma-4 top kaybıyla bitirdi maçı.

Günün Yıldızları: Pek göz önünde bulunmayan isimlerden sürpriz performanslar geldi dün gece. İlk maçta yeterli süreyi bulamadıktan sonra ikinci maçta da kadroya alınmayan Matt Janning 20 sayı-8 ribaund-3 asist ile, tıpkı Janning gibi kenardan gelen DeShawn Sims ise 15 dakikada bulduğu 18 sayıyla Celtics adına geceye damgasını vurup, “Biz de buraya tatil için gelmedik” mesajı verdi. Geçtiğimiz sezon Thunder kadrosunda aldığı kısıtlı sürelerle kendini ispatlama şansı bulamayan Byron Mullens için oldukça güzel bir fırsat oldu bu seneki Summer League. Hiç fena sayılmayacak ilk iki maçın ardından dün gece de 8/9 isabet oranıyla bulduğu 16 sayı ve aldığı 6 ribaundla yine göz doldurdu. Bu oyununu sürdürürse Collison ve Krstic’in ardından bir savaşçı beyaz daha katmış olacak uzun rotasyonuna Thunder. Bir alkış da evvelki gece çok dış şuta yönelmesini eleştirdiğimiz Josh McRoberts’a. Dünkü Jazz maçında baştan sona basketbolun doğrularını uyguladı. Ne mi yaptı? Tepede şut feyki ve içeri drive, başka hiçbir şey değil. Sonra gelsin fauller, turnikeler… E zaten bileği de düzgün, sokuyor free throw falan, ne uğraşıyorduysa dış şutlarla. Lance Stephenson bildiğimiz gibi, 19 sayı attı pek kasmadan. Çok ümitliyim ben kendisinden, iyi yerlere gelebileceğini düşünüyorum. Hepsi bir yana geceye damgasını vuran olay ise Magic’li Joe Crawford ile Nets’li Damion James’in düellosu oldu. İlk yarının ortalarında öyle bir hal aldı ki maç, Pierce-Lebron kapışmasını anımsadım bir ara (teşbihte hata olmazmış). James’in 30 sayısı var. O’nun bu olumlu performanslarına artık alışmıştık, ancak Crawford’ınki sürpriz oldu açıkçası. 29 sayı gönderdi Nets potasına dün gece.

Hayal Kırıklıkları: Dün oynanan maçlarda en büyük hayal kırıklığını Evan Turner yarattı. SL başladığından beri pek de parlak olmayan hücum performansı dibe vurdu Thunder karşısında ve 1/6 isabet oranıyla 4 sayı buldu. Ancak her zamanki gibi oyunun her anında mücadelesini ortaya koyarak 8 ribaund aldı, 2 top çaldı. Hücumdaki formsuzluğunu bir an önce üzerinden atıp seçildiği sıranın hakkını verecektir yakında, bu konuda ben kefilim kendisine. Daniel Orton’ı ben buraya yazmaktan yoruldum, o kötü oynamaktan yorulmadı. 17 dakikayı şut denemeden faul çizgisinden bulduğu 4 sayı, bunun yanında 1 asist,3 top kaybı ve ribaund alamadan tamamladı. Magic yavaştan kafasını duvara vurmaya başlamıştır herhalde.

Takip Edilesiler: İki gündür övgülerimize mazhar olan Harangody’ye nazarımız değdi, yine harika oynarken elmacık kemiğinde açılma meydana geldi Ajinca’nın dirseğiyle ve karşılaşmayı 20 dakikada attığı 12 sayıyla tamamladı. Bir başka Celtics’li Jaycee Carroll 23 dakikada bulduğu 13 sayıyla yine standardının altına düşmedi. Draftin 3. numarası Derrick Favors’a Terrence Williams-Damion James ikilisinden fırsat kalmadı şut atmaya. 2/5 saha içi isabetiyle 4 sayı-5 ribaund ile oynadı Magic karşısında. Biraz daha sorumluluk alıp ön plana çıkmaya çalışması faydasına olacaktır, zira bu istatistikler kendisine pek yakışmıyor. Pacers’tan Paul George nihayet kendine geldi. Önceki maçlarda hücumda hayli düşük yüzdeyle oynayan George, dün gece 9’da 5‘le 15 sayı attı. Kaçan şutları da çemberi turlayarak çıktı. Gordon Hayward’ı hayal kırıklıkları bölümüne yazmayı düşünüyordum fakat savunmadaki gayretinden dolayı yazmadım. Hücumda yine pek ortalıkta görünmedi, 1/5 şut isabetiyle 7 sayıda kaldı. Magnum Rolle 4/5 ile 8 sayı attı, 8 de ribaund aldı. Bu çocuğun yaşı biraz daha ufak olsaymış olurmuş bir şeyler aslında ama çok oyalanmış NCAA’de redshirt’le falan. Jermareo Davidson önceki maçların aksine ilk 5 başladı fakat ters tepti bu durum. Kenardan geldiğinde daha istekli oynuyordu sanki, 4 sayısı var onun da.

Carlos Boozer Chicago'ya Gitti

5 yıl - 80 milyon dolar. Güzel para diyecektim de Rudy Gay ve Joe Johnson 'güzel para' kavramına yeni boyut kattılar. Bu arada Boozer parayı da. Zamanında Cavaliers'ı çok ağır satmıştı Jazz fazladan para tekif edince. Maksimum kontrat koparabilirdi belki de Bulls'dan ama şu anda kabul ettiği kontrat sanki ince hesaplanmış, tam bir tane maksimum kontrat sığabiliyor Bulls'un salary cap'ine. Yoksa LeBron mu geliyor? Tabii bu işin dedikodusu. Son kararı Cuma sabahı saat 04:00'da öğreneceğimizi yazmıştım.

Boozer ile Bulls'a değineyim: LeBron gelmeden hiçbir şey olmaz bu Bulls'dan onu baştan söyleyeyim (gelse bile takım kimyası açısından bazı sorunlar olacak gibi gözüküyor bana). Şampiyonluk hedefinden bahsediyorum elbette. Yoksa playofflar'a yine kalacaklardır, hatta konferans finaline de çıkmaları normal bir sonuç olur.

Boozer ile Noah müthiş ribaundcular, bu bakımdan güzel bir ikili oluşturdular. Ancak Boozer'ın savunmadaki eksiklerini uzun ve rakipleri korkutan bir pivot kapatsa çok daha iyi olurdu. Noah'ın böyle bir etkisi yok. Savaşçı, arada sırada ve hatta yüzü dönük, savunduğu adama blok da koyuyor ama içeri giren guard'lara falan karşı caydırıcılığı fazla değil. Bu açıdan baktığımızda, Boozer zaten korkuluk modunda takılıyor. İşin hücum yönünde ise Boozer zaten müthiş bir oyuncu. Bulls'un onu almasındaki ana sebep de bu zaten. Bu arada Boozer, Amare'nin Nash'e borçlu olduğu kadar Deron'a borçlu değil ama biraz gerçek bir oyun kurucunun eksikliğini çekecektir Bulls'da. Ayrıca şöyle bir problem var ki, diyelim Boozer içeriden rakip takımı eziyor, 26 sayı attı 3 çeyrekte. Son 12 dakikada rakip içeri gömüldü, Bulls'da kim üçlük atacak? Geçen sene ligin en kötü 2 takımından biriydi zannedersem Bulls, yetmiyor Hinrich'i de gönderdiler. Yani Boozer doğru yolda bir transfer olsa da, daha yapması gereken birkaç hamle var kısacası Bulls'un. Kesinlikle üçlük tehdidi yaratacak oyuncular eklemeleri lazım. Neyse yarını bekleyelim bakalım.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Wade ile Bosh Miami'de

Wade zaten maksimum kontrat ile gidecektir kesin olarak. Bosh'un ise sign and trade ile Raptors'a birşeyler kazandırarak mı yoksa direk serbest oyuncu olarak mı Heat'e gideceği belli değil. Ama sonuç olarak birkaç kaynağa göre bu iki oyuncunun Heat ile anlaştıkları kesinmiş. Bosh muhtemelen sign and trade sayesinde kontratına ekstra 1 yıl ve 30 milyon dolar daha eklemeyi tercih edecektir ancak Raptors kimi alacak hiç belli değil.

Yahoo'nun ünlü yazarı Adrian Wojnarowski'ye göre Wade ile Bosh, LeBron'u da Miami'ye gelmeye ikna edeceklerine inanıyorlarmış. Bu üçlü her şekilde şampiyonluğa yeter ama belki 'derinlik' problemi baş gösterebilir. Çünkü bu üç oyuncudan sonra takımın geri kalanını minimum kontratlarla doldurmaları gerekecek. Üstelik Beasley'i de göndermiş olacaklar LeBron için. Ancak çok çok da önemli değil bana göre bu olay, dediğim gibi ego çakışması olmazsa, tamamen şampiyonluğa kilitlenirlerse bu üçlü son derece yeterli olur şampiyonluk için doğru oyuncular minimum kontratla çekilebilirse hele...

Öte yandan bir başka opsiyon da sadece Wade - Bosh'un yanına bir Haywood - Mike Miller kalitesinde oyuncular eklemek. Bu 4'lü mesela bana sorarsanız tadından yenmez. Hoş tabii Miller - Haywood'u aynı anda ikna edemeyebilirler finansal açıdan o ayrı konu. Sadece örnek olarak verdim derinlik bakımından. İki tane bu tip ortalama üstü oyuncudan sonra da minimum kontrat karşılığında veteranlarla takviye edebilirler kadrolarını.

Bana sorarsanız, LeBron Heat'e gitmeyecek. Sonuç olarak iki senaryo sonucunda da harika bir Heat izleyeceğiz gelecek sezon. Şimdiden heyecanlıyım. Ayrıca çok sevindim Wade ile Heat adına... Pat Riley'i de kutluyorum, üç sene çekilen acıyı dindirdi ve yeniden zirveye oynayacak bir takım yaratmış oldu. Hoş acı derken bunlardan sadece birinde playofflar'a kalamamışlardı...

Aslında daha fazla birşeyler yazmak isterdim de Heat'in kadrosunda şu anda sadece 4 oyuncu var. O yüzden daha sonra başka ufak bir analiz yaparım takım hakkında.

Summer League 2. Gün

Semih’in hafif sakatlığı nedeniyle Sixers karşısında görev almadığını ve dinlendirildiğini belirtelim ve günün değerlendirmesine geçelim…

Günün Yıldızları: Alexis Ajinca pota altında 2 maçtır çok etkili oluyor. Bire bir ve yardım savunması oldukça iyi. Hücumda ise potaya yakın topla buluşamadığı sürece herhangi bir tehdit oluşturamıyor rakiplere. Potansiyelini de göz önüne aldığımızda yaz ligindeki bu olumlu performansını NBA’de görebileceğimizi hiç sanmıyorum ama olsun. Terrence Williams ve Gerald Henderson'ı buraya yazıp yazmama konusunda kararsız kaldım aslında, neticede geçtiğimiz sezon epey süre almış ve NBA’de oynayabileceklerini ispatlamış isimler. Kendilerini ilk gün değerlendirmelerinde yazmama sebebim de tam olarak buydu. Ancak dünkü performanslarını göz ardı etmek istemedim. Öncelikle söylemeliyim ki, her ikisi de müthiş özgüvenli oynuyor, buna bağlı olarak hücumda bazen fazla zorlamaları oluyor. Ancak tecrübeleri ve yeteneklerinin buraya fazla geldiği aşikar. 24 sayı-7 ribaund-7 asist-9 top kaybı Williams'dan, 21 sayı-8 ribaund-4 asist Henderson'dan geldi dün gece. Pacers’dan Lance Stephenson hayranı olduğum bir isim olduğundan biraz torpil geçiyor olabilirim, mazur görün. İlk yarıda boynundan sakatlandı ve pek etkili olamadı, ikinci yarı ise daha istekli bir görüntü çizdi 15 sayısı var. Gecenin yıldızı Nets adına 21 sayı-11 ribaund ile oynayan Damion James idi, her ne kadar biraz bencil oynasa da. Orta mesafe şutla veya penetreyle skora gidebiliyor. Takımı adına fazlasıyla sorumluluk alıyor ve tam bir görev adamı. Bu şekilde devam ederse gelecek sezon için Nets’e fena katkı sağlamayacaktır.

Hayal Kırıklıkları: Daniel Orton dün gece de çok kötüydü. Hakkındaki soru işaretleri yavaş yavaş olumsuz yönde kalkıyor kafalardan. 17 dakika süre aldığı maçı 6 şut girişiminde isabet bulamadan, 2 sayı, 2 ribaund, 1 top kaybıyla tamamladı. Josh McRoberts da 3/18 isabet oranı ile kötü bir performans sergiledi. Bu şutların 12’si üç sayı çizgisinin gerisinden. 6 asist ve 6 ribaundı var, ancak benim kendisini eleştirdiğim konu bu kadar çok dış şuta yönelmesi. Troy Murphy olma yolunda hızla ilerliyor.

Takip Edilesiler: Lottery pickler yavaş yavaş motorları açmaya başladı. Gordon Hayward çoğunluğu serbest atış çizgisinden bulduğu 14 sayıyla takımının en skoreri oldu dün gece. İlk maçında sorumluluk almaktan kaçındığını söylediğimiz biri için oldukça iyi bir gelişme bu. Utah’tan devam edelim, Jermareo Davidson tıpkı ilk maçtaki gibi çok az süre buldu ancak bu süreyi yine iyi değerlendirdi. Derrick Favors 5/8 saha içi isabetiyle 12 sayı atıp 3 de ribaund aldı. 3 ribaund Favors gibi bir oyuncu için pek iç açıcı olmasa da, bu durumu Zoubek’le aynı takımda olmasına ve Damion James’in bu maçlık üst düzey olan ribaund konsantrasyonuna bağlıyorum. Evan Turner şutları girmedikçe ritmini bulmaya çalıştı ve buna bağlı olarak birkaç yanlış şut tercihi yaptı dün. Ama genel olarak performansına kötü demek haksızlık olur. Bildiğimiz Turner işte, oyunun her alanına katkı yaptı ve 13 sayı-4 asist-2 top çalmayla tamamladı maçı. Luke Harangody-Jaycee Carroll ikilisi 14’er sayıyla Celtics’in en skorer isimleriydi. Harangody bunun yanı sıra 12 de ribaund çekti ve her dakika oyunun içindeydi. Oyun konsantrasyonu gerçekten mükemmel. Açıkçası ben bu adamın Celtics’e faydası olabileceğini düşünüyorum, zaten şu an diğer oyuncular arasında çok sivriliyor oyunuyla. Pacers’ın 10. sıra seçimi Paul George, kolej kariyerinin aksine çok kötü şut atıyor iki maçtır. Dünkü maçta da 7 üçlük denemesinden isabet bulamadı, 10 sayı-8 ribaund-7 top çalması var. Şimdilik Lance Stephenson'ın gölgesinde kaldığını söyleyebiliriz.

LeBron Takımını Canlı Yayında Açıklıyor

Perşembe gecesini Cuma sabahına bağlayan gece, Türkiye saatiyle 04:00'da, ESPN'den naklen yayınlanacak LeBron'un yeni takımını açıklaması. Üstelik tam bir saat sürecekmiş. Herhalde pek çok soru cevaplayacaktır hem açıklamanın öncesinde hem de sonrasında. Başka türlü kekeme bile olsa maksimum 20 saniyede sürer bir takım ismi söylemek çünkü. Bu LeBron çılgınlığına içten içe gıcık olsam da, delicesine rating yapacaktır ESPN. Eh rating demek, doğru bir karar demek kanal açısından bakıldığında. Örneğin ben bile bu açıklama gece 4 yerine 12'de yayınlanıyor olsa açıp bir bakardım herhalde. Meğerse ESPN, LeBron'un takımlarla yapacağı transfer görüşmelerini de yayınlamak için devreye girmiş ancak Cavs sürpriz bir şekilde Celtics'e elenince bu konudaki görüşmeler sona ermiş.

Uzun zamandır LeBron'u kapma yarışında pek şans tanınmayan Cavs şu sıralarda favori konumuna geçti. Ancak LeBron'un kafasında 7 yıldır etrafına doğru parçaları yerleştiremeyen Cavs'in iyi bir takım kurup kuramayacağına dair soru işaretleri varmış. Ben de bu konuya bir süre önce değinmiş ve Ferry'i eleştirmiştim. Bence ayrılması için en geçerli sebep bu. Ancak Cleveland'ın da şöyle bir avantajı var. Altı yıldır LeBron'un yaşadığı, bir dediğinin iki edilmediği (gerçi nerede bir dediği iki edilecek ki?), kulüpte alınan kararlarda söz sahibi olabildiği bir yer Cleveland.

Ben hala Nets veya Clippers'a gitmesini istiyorum. Ama bunların ihtimalinin bir hayli zayıf olduğunun da farkındayım.

6 Temmuz 2010 Salı

Chris Duhon Magic'te

4 yıl - 15 milyon dolar karşılığında anlaşmış taraflar. Blake'ten 1 milyon dolar az kazanacak ama bana göre Blake'in yarısıdır. İki oyuncu da ligin iyi asist / top kaybı oranına sahip oyun kurucularından. Ama Duhon buna rağmen kritik ve saçma yerlerdeki karar mekanizmasında oluşan kısa devrelerle yer etmiştir benim aklımda. Yetmez kariyeri boyunca %39 ile şut atan bir adam olarak dikkat çeker. Ama tek olumlu yönü, orta mesafeden dripling üstünden kendi şutunu yaratırken ne kadar kötü yüzdeyle atarsa atsın üçlüklerde ilginç bir şekilde fena değildir. Yani Magic'in en çok baktığı özelliği iyi diyebiliriz. Buna rağmen çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim bu transferi. Fakat savunmada Jason Williams'a oranla çok daha iyi olduğunu da eklemeliyim. Jason Williams demişken, bu transferle onun Magic'e dönmeyeceği kesinleşti. Hatta NBA'de takım bulabilecek mi, o yönde şüphelerim var.

Ayrıca şu fotoğraftaki adama 15 milyon dolar verilir mi ya. Yazıktır =)

Morris Almost

İki senelik Jazz macerasının (pek de macera sayılmaz ya) ardından NBDL'ye gidip fırtınalar estiren ve son olarak Real Madrid formasını giyen Almond şansını yine NBA'de denemek istiyor. Real'de yanılmıyorsam pek oynama şansı bulamamıştı. Bakalım bu sefer NBA'e harbiden kapağı atabilecek mi. Kendisi Bulls'un yaz ligi kadrosunda yer alıyor ancak NBA.com'da ismi Morris Almost olarak geçiyor. Almost kelimesi Türkçe'ye "az kalsın" veya "neredeyse" olarak çevrilebilir. Belki de bir gönderme yapıyorlardır Almond'a. Savunmasını geliştirir ve takım oyununu kabullenirse belki NBA'de kendisini kabul ettirebilir. Ancak bu konularda dersini almamışsa, kendisini 'neredeyse bir NBA oyuncusu' olarak anabiliriz.

Ayrıca kadroya baktığımızda, McClinton da tanıdık bir isim olarak dikkat çekiyor. Ayrıca Ogilvy'i de dün Beşiktaş Cola Turka'nın transfer ettiği yazılmıştı. Öğrendiğim kadarıyla, Ömer Aşık'ın kadroda bulunmama nedeni Bulls'un onun gelmesine gerek görmemesiymiş. Aslında ligin ikinci yarısını boş geçiren Ömer keşke katılsaydı yazl ligine bence ama zannedersem kondüsyon yükleme antremanları yapıyormuş şu anda kendisi.

Summer League 1. Gün

Serbest oyuncular, takaslar, takımların yeniden yapılanma çabası gündemi meşgul ededursun, ligin başlamasına daha aylar olsa da parkeye inenler yok değil. Summer Leauge kapsamında bu ayın 5’i ile 9’u arası Orlando’da ve 9’u ile 18’i arası Las Vegas’da oynanacak olan maçları elimden geldiğince gün gün takip etmeye çalışıp, o güne ait notlar alıp, değerlendirmeler yapacağım. Yani Serhat Uluerenvari bir ifadeyle, Yaz Ligi’nin nabzını tutacağım. İlk etapta her maçı tek tek değerlendirmeyi düşündüysem de henüz ilk geceden bu uygulamayı gözümün yememesi sonucu belli bir şablon üzerinden devam ettireceğim yazıları. Elbette bu yazı dizisindeki esas amaç maçları hangi takımın kazandığı falan değil, NBA’e yeni adım atmış veya atma çabası içinde olan oyuncuların performanslarını aktarmak. İlk günle başlayalım bakalım kimler göze çarpmış…

Semih, Celtics formasıyla ilk kez sahne aldı dün ve maalesef pek iyi sinyaller vermedi. Esasında bildiğimiz oyununu oynadı. Maç içerisinde zaman zaman konsantrasyon kaybına bağlı olarak oyundan kopmalar, savunmadaki gayret ama yetersizlik, hücumdaki etkisizlik… Bu haliyle NBA’de tutunması imkânsız. 22 dakikada 1/4 saha içi isabetiyle 2 sayı, 3 ribaunt, 2 top kaybı yaptı.

Günün Yıldızları: Bu bölümde, bir şekilde ligdeki yerini sağlamlaştırmış isimlerden çok lige yeni katılan ve pek göz önünde olmayan oyunculara yer vereceğim. Örneğin Harden’in dün geceki 19 sayılık performansı pek bir önem arz etmeyecek. Yaz Ligi’nin gediklilerinden James Augustine bu yıl da Jazz formasıyla deniyor şansını, açıkçası ilk maçta hiç de fena oynamadı. 9/10 saha içi isabetiyle takımının hücumdaki en etkili ismiydi. Her ne kadar savunmada Bobcats uzunlarına karşı-özellikle de ribauntlarda- çok ezilse de gecenin yıldızlarındandı. Luke Harangody Celtics adına 23 sayıyla etkileyici bir maç çıkardı. Savunma rotasyonlarında zaman zaman sıkıntı yaşasa da basketbolun doğrularını uyguluyor. En basit şekilde nasıl sayıya gideceğini iyi biliyor. Pozisyonuna göre boyu kısa, fakat dış şut tehdidinin olması çok büyük avantaj sağlıyor kendisine. Bulduğu 4 üçlük isabetiyle, gerektiğinde şuta yönelebileceğini de gösterdi. Pacers’ın Thunder’dan takas ettiği 51. sıra seçimi olan Magnum Rolle‘un ilk defa bir maçını tamamen izleme şansı buldum, hakikaten etkileyici bir adam. Tuhaf bir stili var. Savunmada size dezavantajını ayak çabukluğu ve zekasıyla kapatıyor, hücumda sırtı dönük-yüzü dönük oyunu oynayabiliyor. Boyuna göre ayakları çok hızlı, aynı zamanda atletizmi hiç de fena değil. Dün geceyi 13 sayıyla tamamladı, ama takıma katkısı bu istatistikten çok daha büyüktü. Son olarak gecenin assolisti Lance Stephenson var sırada. Maçın çok büyük bölümünü oyun kurucu oynadı ve bu pozisyonda inanılmaz etkili olduğunu gösterdi. Müthiş crossoverları ve pozisyonuna göre çok iyi bir fiziği var. Buna rağmen ayak çabukluğu, savunmada rakiplerinin hızına karşı koyabilecek seviyede. Pacers’in mevcut kadrosunda oyun kurucu olarak bile çok iyi işler çıkaracaktır. Bunu söylemek için henüz erken belki ama lige yeni bir Tyreke gelecekse o, bu adam olabilir.

Hayal Kırıklıkları: Yaklaşık 15 dakika ortalamayla oynayıp draft edilen Daniel Orton'da beklenen oldu. İlk maçı olduğundan çok yüklenmek istemiyorum ama 1/8 saha içi, 1/4 ft, 4 to, 5 faul ile 13 dakikada oyunu tamamladı. Marreese Speights de gecenin kötülerindendi. 1/11 isabet oranıyla 6 sayıda kaldı. Tecrübe olarak rakiplerinin çok daha önünde olan Speights’in bu performansı gerçekten şaşırtıcı.

Takip Edilesiler: Bu bölümde ise draftte üst sıraları işgal eden veya ismine bir yerlerden aşina olduğumuz, ancak oynadıkları maçta çok iyi yada çok kötü bir performans sergileyemeyen isimlere değineceğiz. Şöyle ki; Draftte 9. sıradan seçilen ve büyük soru işaretlerini de beraberinde taşıyan Gordon Hayward, özellikle sempati duyduğum bir oyuncu olduğundan çok fazla eleştirmek istemiyorum kendisini. Ancak çok silik bir oyun sergiledi ve sorumluluk almadı maç boyunca. Böylesine bir maçta bile sorumluluk almaktan kaçınması pek de iç açıcı bir durum değil. Tamamı isabetli 2 şut ve 4 serbest atışla 8 sayı üretti, 5 de ribaunt aldı. Jazz’da merak ettiğim bir diğer isimse geçen seneyi Daçka’da ribaunt kralı olarak tamamlayan Jermareo Davidson’dı. 6 dakika oyunda kaldı ve oynadığı süre boyunca fena değildi. Geçtiğimiz sezon Gran Canaria’dan tanıdığımız Jaycee Carroll 13 sayıyla vasat üzeri bir maç çıkardı. Gecenin son maçında sahne alan isimlerden Evan Turner 8’i serbest atış çizgisinden 12 sayı ve 8 ribaunt yaptı. Derrick Favors şut ritmini bulmakta biraz zorlansa da pota altındaki etkili oyunuyla 8 sayı-9 ribaunt üretti.

New York Knicks'in İlk Yıldızı Amare

5 yıllığına 100 milyon dolar karşılığında anlaştılar. Hatta Knicks direk Madison Square'ın panosuna yerleştirmiş fotoğrafda gördüğünüz üzere. Tencere - kapak diyorum ben. Amare'nin inanılmaz ve haddinden yüksek egosu, şova yönelik oyunu tam Knicks'e göre. Açıkçası Amare'nin yaptığı istatistiklerin oldukça büyük bir bölümünde Nash'in payının olduğunu savunanlardanım. Tek başına örneğin bir Bosh kadar verimli skor üretebildiğini düşünmüyorum. İşte bu yüzden yanına LeBron gelmezse, hem Knicks hem Amare adına zor bir gelecek görüyorum. Zor derken, "Amare Nash veya LeBron olmadan 10 sayıyı zor bulur" şeklinde bir iddia ortaya atmıyorum elbette. Knicks'in temposunda bakarsınız daha bile fazla sayı atabilir Suns'dakina oranla. Peki aynı şut yüzdesiyle, aynı dominantlıkla yapabilir mi? Hiç ama hiç sanmıyorum.

Amare'nin oyunu iyi pas veren bir oyun kurucuyla (LeBron da bu sınıfa giriyor) gerçekten çok daha verimli oluyor. Bunun nedeni Amare'nin pick & roll sonrasında müthiş atletizmini kullanarak pek çok uzunun zorlanacağı pozisyonları bitirebilmesi. Veya pick & pop ile dışarı çıkıp orta mesafe şutunu gönderebilmesi. Bu da onu özel yapıyor ama aynı çabukluğunu ve bitiriciliğini kendisine pozisyon hazırlanmadığı zaman olumlu kullanamıyor. Ne çembere teke tek gittiği zaman ne de bire bir el üzerinden şut attığı zaman aynı verimliliğin ucundan bile geçemiyor. Bu da onun herhangi bir takımın 1 numaralı opsiyonu olmasına engel.

Zaten Amare direk açıklamış "LeBron'la buraya gelmesi için konuşacağım" diye. Ancak onu ikna edemezlerse, kimi alacaklar çok merak ediyorum. LeBron'suz Knicks ve Amare, beklentilerin altında kalacak gibi geliyor bana. Bakalım, ilk yıldızın bir takımla anlaşması herşeyin çok daha çabuk çözülmesini sağlayabilir. Knicks de LeBron'a "Bak Amare'yi aldık bile hadi gel" mesajı vermiş oldu.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Battı Balık Yan Gider (Joe Johnson - Hawks)

Gece haberini yazmıştım. Şimdi de biraz değerlendirme amaçlı birşeyler karalayayım.

Birkaç kere yazdım blog'da Joe Johnson'ın maksimum kontratlık bir oyuncu olmadığını, daha da önemlisi 'franchise player' olmadığını. Tamam, güzel adam iyi adam, harika bir şutör guard, kendisi pozisyon da yaratabiliyor, şutları çok iyi ama işte liderlik tarafı eksik. İşler sıkışınca Joe Johnson da kilitleniyor, bir anda birkaç seviye birden aşağı düşüyor. 2010 Playofflar'ında bunu bir kez daha gördük. Johnson'ın %30 civarı ile şut attığına değinmiştim Magic serisi sırasında. Kendisi yanılmıyorsam Hawks ona kontrat imzalattığında Suns'dan o teklifle eşleşmemelerini rica etmişti. Çünkü bir takımın lideri olmak istiyordu. Nash varken liderliğin kıyısından geçemeyeceği aşikardı. O da Hawks'un yolunu tuttu. Bu kararının başarılı olmadığını Hawks'un playoff maçlarında gösterdi bizlere. Çünkü Suns'da yardımcı oyuncu rolünü harika yerine getirirken, Hawks'da savunmanın ana odağı olunca hiçbir şey üretemedi.

Ben de bu yüzden Hawks'un ona kesinlikle maksimum kontrat vermemesi gerektiğini düşünenlerdendim. Ancak Hawks yönetimi "battı balık yan gider" diyerek bu başarıya (şampiyonluğa) ulaşması mucizelere bağlı kadroyu dağıtmak yerine, Joe Johnson'ın liderliğinde devam etme kararı aldı. Bu durumda, önümüzdeki sene Horford'a da kontrat verildikten sonra Hawks'un salary cap'i iyice şişmiş olacak ve hamle yapma şansı da bir hayli azalacak. Seneler boyunca da playofflar'a kalan ancak Doğu Finalleri'ne asla ulaşamayan bir takım izleyeceğiz gibi geliyor bana. Bunun 1 numaralı sorumlusu da Joe Johnson'dır. Halbuki Horford'ı takımda tutarak yeniden yapılanmaya gitseler daha iyi olurdu bence.

Ne diyelim hayırlı olsun JoJo'nun aldığı abes kontrat iki tarafa da. Ama pek çok Hawks taraftarının bu işten memnun olmadığına eminim, çünkü yakın geleceklerinin saf amacı sadece playoff olan bir takımı izleyerek geçeceğine inanıyorlar.

Joe Johnson'a Max Kontrat

Hawks'ın teklifi 4 gündür masada duruyordu Joe Johnson için. Kendisi de düşündü taşındı ve 6 yıllık, 119 milyon dolar değerindeki kontrat teklifini kabul etti. Haberini vereyim de, artık öğlen gibi falan bir değerlendirme yazarım konu hakkında. Ama bana göre, Hawks açısından çok yanlış bir karar olduğunu söyleyeyim şimdiden.

4 Temmuz 2010 Pazar

Nowitzki Şaşırtmadı

Takımda kaldı, Mavs'den 4 senede 80 milyon dolar alacak. Ayrıca 4-5 gün önce son sene opsiyonunu kullanmayacağını yazdığımda, kontratına "Onayı olmadan takas edilemez" maddesi koyduracağını söylemiştim. Bu madde de artık yer alıyor kontratında Nowitzki'nin. Yani kendisi ayrılmak istemedikçe, Mavericks forması giyecek... Joe Johnson'a teklif edilen kontrata göre daha az kazanacak Alman yıldız. Böyle bir yer işte NBA. Tabii bunda Nowitzki'nin, Mavericks'in salary cap açısından biraz da olsa rahatlaması için, maksimum kontrattan biraz daha düşük bir miktarı kabul etmesinin payı var. Sonuç olarak yıllardır oynadığı takımdan ve şehirden kopamadı Nowitzki. Aslında içten içe istiyordum ayrılmasını ve yüzük için ciddi şansı olan bir takıma gitmesini. Mavs'in gerçek anlamda bu yarışa dahil olması için, önemli serbest oyunculardan birini sign & trade yoluyla takıma katması lazım, ki ben bunun gerçekleşeceğine ihtimal vermiyorum pek. Örneğin rakiplerden Lakers Blake'i kadroya katarak müthiş bir gelişme kaydetti.

%90 ihtimalle kariyerini Dallas'ta bitireceğinin şerefine, çaylak yılında Detlef Schrempf'e karşı çekilen fotoğrafı paylaşıyorum. Arkada eski hocası Don Nelson da dikkat çekiyor...

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Knicks’ten LeBron’a Bir Milyar Dolar

Yanlış okumadınız, tam 1 milyar dolar teklif etmiş New York Knicks LeBron’a. Bu LeBron’a önerilen en yüksek ücretmiş. Yıldız basketbolcuyu takımda tutmak isteyen Cavaliers $700M önermiş kendisine. Heat ise 2006’da yaşadığı şampiyonluğu tekrarlamak için tamı tamına $600M teklif etmiş. Son teklif de Bulls’dan gelmiş $690M o da. Hürriyet’in haberi bu şekilde, haberin altına da bu paralara neler yapılabileceği not düşülmüş.

Durum bir yanlış çeviriden kaynaklanmış esasında. Olayın aslı şöyle: LeBron’un New York’a gitmesi halinde reklamlarla, sponsorlarla, ıvırıyla zıvırıyla kariyeri boyunca kazanması ön görülen rakamlar yazılmış. Ama bizimkiler önce haberi yanlış çevirmiş, ardından da muhtemelen NBA kurallarını bilmedikleri için durumda bir tuhaflık olduğunu sezememiş ve yayınlamışlar haber olarak. Basketbol, hatta genelleştirirsek spor bilgisi bu seviyelerde olan kişilere spor servislerinde görev vermek böyle vahim sonuçların doğmasına zemin hazırlıyor. Ancak bu sayede basında bu işi bilenlerin kıymeti de daha iyi anlaşılıyor.

Yazının sonuna da not düşelim. Kurallar gereği kontrat süre ve ücretlerinin tavanı şu şekilde: Oyuncunun başka takıma gitmesi halinde 5 yıl $95M civarı, takımında kalması halinde 6 yıl $120M civarı. Yani öyle milyar dolarlar falan yok ortada. Tamam free agent piyasası geçtiğimiz birkaç gün itibariyle uçmuş durumda, ama o kadar da değil.

Ömer Aşık ile Semih Erden NBA'de

Ömer Aşık herhangi bir transfer bedeli olmadan Bulls'un yolunu tutarken, Semih Erden Fenerbahçe'ye 700bin dolar kazandıracakmış. Tabii Boston Celtics bunun sadece 500binlik kısmını ödeyebiliyor NBA kuralları gereği, geri kalanı Semih cebinden karşılayacak. Ancak Bulls'un Bosh'u ikna etmesi halinde Ömer'den vazgeçme durumu varmış. Bu arada anlaşmalar da %100 gerçekleşmiş değil, bildiğiniz gibi 8 Temmuz'dan önce anlaşma imzalayamıyor takımlar oyuncularla. Bildiğimiz 'el sıkışma' haberi, %99 oranında da doğru çıkar bunlar.

Fenerbahçe açısından kötü oldu ana uzun rotasyonundaki 2 adamını kaybetmesi ama o konuya zaten Anıl değinir. Bulls'da Noah'ın orta mesafe şutu ilginç bir şekilde bekleneden yüksek bir seviyeye çıksa da geçen sezon, Noah'ın uzun forvet oynaması çok kolay olmaz o yüzden Ömer'in alacağı dakikalar kısıtlı olacaktır. Ancak ben Ömer'in NBA'de sabredildiği takdirde ve kalıp olarak da üstüne birşeyler eklediği zaman önemli uzunlar arasına ismini yazdıracağını düşünüyorum. Önemli uzunlar derken, hücumda çok da fazla birşey beklemiyorm ama mesela Theo Ratliff ayarında birşeyler olabilir hani. Böyle bir iddiam yok ama ümitliyim.

Semih konusunda ise maalesef pek umudum yok. Tek avantajı Perkins'in Aralık ayına kadar sakat olması ve mükemmel oyuncuların (ve Rondo gibi bir oyun kurucunun) yanında görev alacak olması. Uzun rotasyonunda Perkins sayesinde dakika bulabilir Semih. Ama ben açıkçası Semih'in oyununu beğenen biri değilim pek. Vurdumduymaz havaları ve konsantrasyon problemleri NBA'deki disiplinsiz, yani daha doğrusu, antrenmansız, minimum kısıtlamalı ortamda ne boyutlara ulaşır bilemiyorum.

Steve Blake Lakers’da

Steve Blake ile $16M karşılığında 4 yıllık anlaşma sağlandı. Böylece free agent piyasasının en iyi point guardlarından birini hem de oldukça makul bir ücrete kapattı Lakers. Nokta transfer diye buna derim işte. Son 2 yıldır şampiyon olan bir takımda kusur bulmak bu kadar kolay olur mu? Oluyor maalesef. Her ne kadar Celtics serisinde oldukça iyi işler çıkarsa da genel olarak baktığımızda takımın en zayıf halkası açık ara Fisher’dı. Gerek sezon boyunca istikrarlı(!) bir şekilde kötü oynaması gerekse playofflardaki istikrarsız performansı nedeniyle Lakers taraftarlarının en güvenmediği isimlerin başında geldi ilk 5 oyuncuları içinde. Neredeyse Beşiktaş kalesindeki Fevzi kadar güven veriyordu parkede. Söylenenlere göre yıllık $2.5M’ı da reddetmiş kendisi, ne bekliyorduysa…

Farmar ve Brown’ın takımdan ayrılmasından sonra guard rotasyonu iyice daralan Lakers’a şimdi bir de Blake’i yedekleyecek isim lazım, ama bu konuda çok sıkıntı yaşayacaklarını sanmıyorum. Muhtemelen Fisher'ın kalmasıyla hallederler onu bir şekilde veya bir oyuncuyla ufak bir kontrata anlaşırlar. Basketbol IQ’su yüksek, dış şutu oldukça güvenilir, cafcaflı işlere girmeyen ancak oldukça iyi bir pasör Blake. Yani üçgen hücum için biçilmiş kaftan. Phil Jackson da takımda kalacağına göre bundan daha doğru bir seçim olamazdı herhalde. Tek soru işareti playofflar'daki tecrübesizliği ile kariyeri boyunca şampiyonluğa oynayan takımda benzer bir rol almamış olması. Ama kısa Bucks macerasını bir kenara bırakırsak gittiği hiçbir takımda beklenenin altında performans sergilememesi, aklı başında, nerede ne yapması gerektiğini bilen bir oyun yapısına sahip olması bu soru işaretlerini önemli ölçüde bertaraf ediyor.

Eve geldim Blake'i gördüm, pek yazma modunda olmasam da birşeyler karalayayım diye girdim blog'a. Meğerse Soner yazmış bile. Kelimesi kelimesine katılıyorum, ben de aynen bunları yazacaktım zaten. Harika bir transfer. Daha iyisi olamazdı. MLE teklifinde bulundukları Mike Miller herhalde olumlu yanıt vermedi Lakers'ın belirlediği saate kadar ve Blake'e yöneldiler. Kime niyet kime kısmet. Daha bile iyi oldu Lakers için. Muhteşem tek kelimeyle. Zamanında Hedo, Blazers ile anlaştığında Blake hakkında yazmıştım. Topla oynayan bir oyun kurucu değil Blake. Sadece topu getirip, oyunu kurup, müsait şut pozisyonunun gelmesini bekleyen bir adam olması da uyum sorunu yaşamayacağını gösteriyor. / Can

2 Temmuz 2010 Cuma

Warrick Suns ile Anlaştı

Suns kontratı biten uzulnarından Frye ile anlaştı, Amundson beklemede. Ancak en önemli isim olan Amare'nin büyük ihtimalle Knicks'e gittiği konuşuluyor ortada kesin bir bilgi olmasa da. Tabii ayrılma ihtimalinin gayet yüksek olduğunu biliyoruz, bundan Suns da haberdar. Bu nedenle uzun forvet pozisyonunda bir eksikleri doğacaktı ve 4 yıl için 18 milyon dolara Hakim Warrick'le anlaştılar. Draft'taki Gani Lawal tercihini Soner her ne kadar yerinde bulsa da ilk senesinde ona güvenmemelerini de anlayışla karşılıyorum. Ayrıca Warrick’in takımın oyun yapısına cuk oturacağı da ortada. Zaten buna geçtiğimiz transfer sezonunda değinmiş ve Warrick'in menajerlerine Suns veya Knicks ile acilen kontağa geçmeleri için seslenmiştim. Geç de olsa duyurabildim sesimi.

Şimdi doğruya doğru, Hakim Warrick öyle yüksek kalitede bir uzun değil. Ancak kontratına göre baktığımızda, Suns ondan maksimum performansı alacaktır. Ama tabii ki geçtiğimiz sezon batı finali yapmış bir takımın Amare’nin boşluğunu Warrick ile doldurması mümkün değil. Burada herhalde bütün NBA severler hemfikirdir. Warrick'in müthiş atletik yetenekleri olsa da biraz ufak tefek kaldığından dolayı hücumda zorlandığını, dışarı çıktığında ise şutunun oldukça kötü olduğunu biliyoruz. Tabii basketbol zekası bakımından da bazı problemleri var. Bolcana yanlış hatta aptalca seçim yapar kendisi. Yine de şunu söylemem lazım ki Suns, ucuza, piyasadaki en iyi 'Amare taklidi' yapabilecek oyuncuyu aldı belki de. Pick & roll'u Amare kadar iyi oynaması mümkün değil tabii ki Warrick'in ama mesela aynı sınıfta hatta belki daha bile düşük görüldüğü Tyrus Thomas'a göre kıyaslandığında bu konuda Warrick daha iyidir kesinlikle. Yani ortalamanın üstünde benim edindiğim izlenim. Ama Amare gibi pick & pop ile şut atamayacağı da aşikar. Eh atletikliği ve hızı sayesinde hızlı hücumlarda da neler yapabildiğini biliyoruz. Bütün bunları elbette Nash sayesinde söyleyebiliyorum. Ortalama bir oyun kurucuyla oynayan Warrick'in bugüne kadar neler yaptığını biliyoruz sonuçta... Ama Nash onu 16-7'lik bir adama bile dönüştürebilir 27-30 arası dakika alırsa.

Ancak şöyle bir sorun var. Amare'den Warrick'e düşmek gerçek anlamda bir vizyon küçülmesidir. Şu kadrodan Amare'yi çıkarıp, yerine Warrick'i koyarak yine konferans finali hedefleyemezsiniz. Amare'nin giderken sign & trade yolunu kullanmaması durumunda Suns'ın büyük kan kaybı yaşayacağını söyleyebiliriz rahatlıkla. Çünkü salary cap'lerinde de sadece 3-4 milyon dolarlık bir yer kalmış oluyor. Gözler Amare'de artık...