BIY AD

9 Mart 2011 Çarşamba

NBA'de Bugün - 08.03.2011

Lakers 101 - Hawks 87
Programda belirtmiştim Atlanta'da formsuz bir Joe Johnson'un bulunuşu takımı olumsuz etkiliyor. Üstüne son yedi maçını kazanarak gelmiş çok formda bir Lakers olunca fark kaçınılmaz oldu. Lakers çok rahat bir maç çıkarttı Philips Arena'da ve maç boyu kontrolü elinde tuttu. Üst üste 8.maçını kazanan Lakers, Dallas ile arasındaki maç farkını da 1'e kadar indirdi. Bryant 26 sayısı ile maçın en skoreri olurken, pota altında Lakers'ın sergilediği oyun galibiyetin kilit noktalarındandı. Bynum 16 sayı-16 ribaund ve Gasol 14 sayı-11 ribaund ile boyalı alanı çok iyi işledi. Bynum&Gasol ikilisine karşı Smith 16 sayı-6 ribaund-6 asistlik performans ile maçı dengelemeye çalıştı ancak yeterli olmadı.

Blazers 105 - Heat 96
Miami'nin önünde zorlu bir fikstür ve kendisini play-off öncesi kanıtlayabilmek adına şansları vardı ancak üst üste 5. maçını bu sabah kaybeden Heat işin soru işaretleri tekrar ortaya çıktı. Bireysel performans ile maç kazanılmıyor. Dün gece Wade müthiş bir hırs ve istek ile oynadı Portland karşısında ancak onun bu mücadelesi de galibiyeti getirmek için yetmedi. Aldridge karşısında Chris Bosh'un varlığı ile yokluğunun anlaşılmadığı maçta Portland galibiyet serisini 4'e çıkarttı. Takıma yeni katılan G.Wallace 22 sayı-9 ribaund ile geldiğinden beri en iyi performansını sergiledi. Boyalı alanda Bosh'u etkisiz hale getiren Aldridge'in 26 sayısı da bahsedilmesi gerekenlerden. Heat'te ise ikinci yarının tamamında Wade sahnedeydi. Onun isteği ile maça tutundu takım ancak maç sonunda takım olmayı başaran Portland galibiyete uzandı. Wade 38 sayı-6 ribaund-5 asist ile Heat cephesinin en dikkat çekici performansına imza attı.

Sixers 110 - Pacers 100
Sixers play-off tablosunda 6.sıraya çıkabilmek için rüzgarı arkasına almış durumda. Bir sıra gerisindeki Pacers ile karşılaşan Sixers maç boyu üstünlüğü elinde bulundurdu ve zorlanmadan galibiyete ulaştı. Sixers'ı bir yıldız üzerinden işlemediğini ve takımdaki çoğu ismin katkı verdiğini gözlemlediğim için zevkle izliyorum. Dün akşam da 7 kişinin çift hanelere ulaşması bunu açıklayabilen bir istatistik olabilir. Iguodala'nın 16 sayı-10 asistlik performansı dikkat çekerken, benchten gelen Young 18 sayı-9 ribaund ile galibiyette önemli bir pay sahibi oldu. Pacers'ın ise kötü gidişi sürmekte. Üst üste dördünce yenilgisi oldu Vogel ve oyuncularının. Vogel'in gelişi ile yakalanan rüzgarın hep aynı yönde esmeyeceği aşikardı ancak şu an için sıralamada yerlerini korudukları için sevinmeliler. Hansbrough'un benchten gelerek yaptığı 26 sayılık katkı Granger&Hibbert gibi isimlerin etkisiz kaldığı maçta çok önemliydi ancak galibiyetle sonuçlanmadı onlar adına mücadele.

Rockets 110 - Suns 113
Play-off mücadelesi veren iki takımın karşılaşmasında gülen taraf ev sahibi Suns oldu. Rockets'in maçtan önce kazanmasını bekliyordum. Geriden gelerek Phoenix'i devirmeleri onlara önemli bir psikolojik avantaj sağlayabilirdi ancak Warrick'in ekstra performansına engel olamadılar ve kaybeden taraf oldular. Sakatlığı bulunan Frye'ın yerine ilk beş çıkan ve 32 sayı-8 ribaund ile maçın kazanılmasında büyük bir faktör olan Warrick'in yanı sıra Carter'da 32 sayılık bir oyun sergiledi ve galibiyette önemli bir rol oynadı. Houston'da maçın özellikle son bölümünde fazlasıyla sorumluluk alan ve maçı isteyen Lowry'nin çabaları galibiyeti getiremedi. Lowry 32 sayıyla oynarken çaylak Patterson'da benchten gelerek 18 sayının altına imzasını attı.

Bucks 95 - Wizards 76
Charlotte ve Indiana'nın kötü performansları en çok Milwaukee'nn işine gelmiştir. Dün gece Wizards karşısında galibiyete uzanan geyiklerin Pacers ile arasında sadece 2.5 maç bulunuyor. Play-off yolu için ciddi bir şans yakalayan Milwaukee'nin sezon içinde inişli çıkışlı performanslarını bildiğimizden pek umutlu olduğumu söyleyemem bu konuda. Ersan, Griffin'den aldığı darbenin üzerine üst üste 8.maçını da kenarda geçirdi. 23 sayıyla oynayan Jennings ve 22 sayıyla oynayan Salmons Bucks'a galibiyeti getiren isimler oldu. Bogut'un da pota altında iyi bir performans gösterdiğini söylemek gerek. Wizards cephesinde seyirciler Wall'dan iyi performans beklerken bir başka çaylak Crawford sahneye çıktı ve benchten gelerek bulduğu 22 sayıyla takımını ayakta tutmaya çalıştı. Wall ise kötü bir şut performansı izlettirdi ancak 10 sayı-9 ribaund-7 asist ile yine başarılı bir şekilde istatistik kağıdını doldurdu.

Warriors 95 - Cavaliers 85
Takımların sezonu kapatması dolayısıyla oynanması gereken bir maç oynadı iki takım. Cleveland bir ara 12 sayılık fark yakalamıştı maç içinde ancak bunu koruyamadılar. 24 sayı-7 ribaund-7 asist ile çok etkili olan Ellis takımına maçı getiren isim olurken boyalı alanda 14 sayı-14 ribaund yapan Lee'de alkışı hak eden isimlerdendi. Cleveland'da ise eski takımına karşı mücadele eden Baron Davis 19 sayı-6 asist ile mücadele etti ancak performansı galibiyeti getirmedi.

Nate McMillan 2 Sezon Daha Portland'da

Portland'ın son 6 senede yakaladığı çıkışta Kevin Pritchard kadar etkisi olan bir isim varsa, o da koç Nate McMillan'dı. Maurice Cheeks'in gönderilmesinin ardından kısa süreli de olsa koçluk yapan Kevin Pritchard sezon sonunda o koltuğu bırakıp yeniden yöneticiliğe dönmüştü. Jail Blazers dönemini yavaş yavaş sona erdirme planları yapan Blazers, Seattle'dan ayrılan McMillan'ı aldı ve olaylar gelişmeye başladı, bugünlere geldik.

Roy'un menisküsten yoksun dizleri, Oden'ın yürürken sakatlanan dizleri gibi ciddi problemlerle karşılaşmasalar belki de NBA Finalleri'ne doğru giden bir takım izliyor olabilirdik şu anda. Ama işte şanssızlık ve belki de Blazers'ın yetersiz sağlık ekibi nedeniyle orta sıralara oynayan bir takım var karşımızda. Bu takımdaki oyuncuların 'doğru' oyunu parkeye yansıtmasını sağlayan, onları henüz gençken eğiten, herşeyi öğreten, geliştiren isim McMillan'dı hep. Farkındaysanız Blazers'da her oyuncu, en iyi yaptığı şeyi yapar, fazlasını değil. Mesela Frye da üçlüğünü Blazers'da geçirdiği iki sezonda geliştirdi diye hatırlıyorum. Ama ellerinde kısa forvet mevkisinde oynayacak Aldridge ve Outlaw olduğu için Frye'ı serbest bırakmak zorunda kalmışlardı. Sonra zaten bir patladı, pir patladı Frye. Bunlara ek olarak çok da iyi savunma yaptırır takımlarına McMillan. Kısacası her takımın isteyeceği türden bir koç kendisi.

İşin ilginci Phil Jackson'ın bırakması durumunda, Lakers'ın ona koşacağı konuşuluyordu. Onu hedefine alan bir başka yönetici ise Pat Riley idi. Bu sezonun boş geçilmesi halinde Spoelstra ile yolların ayrılmasına kesin gözüyle bakılıyor Heat'te. Pat Riley kendisi o koltuğa geçmemekte ısrarlı olduğu için McMillan'ı düşünüyordu. Son olarak da Utah Jazz'ın ismini okumuştum dedikodularda. Hadi yeni Jazz'ın Blazers'dan pek bir artısı yok ama Heat veya Lakers gibi bir takıma koçluk yapmayı tercih etmemsi şaşırtıcı McMillan'ın. Üstelik LeBron, Wade ve Kobe gibi yıldızlarla beraber çalıştı Amerika Milli takımında. Hepsinin de müthiş saygı duyduğu söyleniyor koça. İlginç gerçekten. Yukarıda yazdığım gibi menisküsü olmayan bir yıldızla nereye kadar gidebileceğini görmek, kendi sınırlarını mı zorlamak istiyor McMillan acaba?

Ah şu Roy ve Oden mucizevi bir şekilde dönse de, Gerald Wallace eklentili şu takımın tam potansiyelini görsek. Ama nerdeeee...

8 Mart 2011 Salı

8 Mart Programı

9 Mart Çarşamba 02:00 / Philadelphia 76'ers - Indiana Pacers
9 Mart Çarşamba 02:00 / Los Angeles Lakers - Atlanta Hawks
9 Mart Çarşamba 02:00 / Golden State Warriors - Cleveland Cavaliers
9 Mart Çarşamba 02:00 / Milwaukee Bucks - Washington Wizards
9 Mart Çarşamba 02:30 (NBA TV) / Portland Trail Blazers - Miami Heat
9 Mart Çarşamba 04:00 / Houston Rockets - Phoenix Suns

NBA'de 6 maçlık bir program var ancak ilk dört maçın aynı saate gelmesi izlenebilirliği düşürecek bir etmen. Gecenin en merak edilen maçlarından biri NBA TV ekranlarında olacak. Heat'in %50 galibiyet yüzdesinin üstündeki takımlara karşı başarısı ortadayken bu maçtan nasıl bir sonuç çıkacağı merak konusu. Üst üste yenilgiler alarak Doğu'da 3. sıraya kadar gerileyen Heat için kazanması gereken bir maç. All-Star arasından sonra çok formda dönen Lakers'ın ciddi sınavları sürmekte. Geceyi Hawks deplasmanında geçirecekler. Joe Johnson'un formsuz olmasıyla dikkat çeken Hawks'a pek şans veremiyorum. Doğu'da bir diğer ilgi çekici maç play-off tablosunun son iki sırasını paylaşan Pacers ve Sixers arasında oynanacak. Indiana'nın kötü gidişine son vermesi için önemli bir test olacak. Batı'da uzun süredir play-off savaşı veren iki testiden birinin kırılacağı maçta ise Suns evinde Rockets'i konuk ediyor.

Herkes Love'ı İstiyor

Double-double konusunda artık işin suyunu çıkaran Kevin Love, şu anda Minnesota'yı sevdiğinden ve şehirde mutlu olduğundan bahsetse de, 2012 yazında sınırlı bir şekilde serbest kalacak gibi gözüküyor. Hele ki Timberwolves böyle gitmeye devam ederse...

Love da bu konuda ilginç bir açıklama yapmış. All-Star haftasonunda, kendisine pek çok takımın oyuncuları tarafından gayri resmi teklifler, teşvik primleri ve hediyeler geldiğini söyledi Love. En çok ısrar eden, başının etini yiyenler Durant ile Westbrook olmuş Thunder'a gelmesi için. Kobe Lakers için çalışırken, diğer takımlar da boş durmamış ama en fazla Durant ile Westbrook uğraşmış.

Bir düşündüm de, ne güzel olur be... Perkins - Love - Ibaka. İki tane müthiş savunmacının yanına Love gibi bir ribaundcu ve şutör. Yanlarında Durant ile Westbrook ve ileride patlama yapamamışsa Harden yerine bir şutör guard... Yeme de yanında yat. Tamam belki şu saydığım uzunların hiçbiri Gasol veya Bynum ayarında değil hiçbiri işin hücum yönünde ama bu üçlünün kimyası ve uyumunun mükemmele yakın olacağını düşünüyorum parkede. Belki Love'dan iyisi Boozer olur ancak onu da almaları pek mümkün değil haliyle. O yüzden 2012'de Thunder, Love'ın peşinde koşarsa şaşırmayacağım. Ayrıca değişik bir heyecan kaplayacak içimi. Şimdiden hayal ettim de potansiyellerini, bir sevindirik oldum.

Hele bir Love sözleşmesini uzatmasın da o zaman bakarız. Ama güzel olur be hakikaten...

Monroe'dan Melo'ya Jest


Hatırlayacağınız gibi Carmelo New York'a takas olduktan sonra 15 numaralı formayı giymek istemiş ancak o forma Earl Monroe'nun forması olduğu ve emekli edilmiş olduğu için giyememişti. Ayrıca yeni okuduğum bir bilgiye göre o forma aynı zamanda Dick McGuire tarafından da terletilmiş ve formanın sahibi olarak bu iki oyuncu gözüküyor. Dick McGuire kim diye soracak olursanız, açıkçası benim de kendisi hakkında fazla bir bilgim yok. 49-50 sezonundan 59-60 sezonuna kadar oynamış ve açıkçası vasat ortalamalara sahip. Şuradan ulaşabilirsiniz McGuire'nin istatistiklerine. Ancak bu vasat istatiklerine rağmen kendisinin Knicks'in ilk yıldızı olduğunun altı çizilmiş. Fakat daha önce de belirttiğim gibi fazla bir bilgim yok kendisi hakkında. Neyse konumuza geri dönelim, Monroe Carmelo'yla görüştüğünü ve 15 numaranın kendisi için sadece bir numara olduğunu ve Carmelo'nun 15 numaralı formayı giymesinin kendisi için bir sorun teşkil etmeyeceğini basına aktarmış. Ama bununla birlikte Monroe Carmelo'nun 15 numarayı giymek için McGuire'ın yakınlarına da -McGuire 3 Şubat 2010 tarihinde vefat etmiş- danışması gerektiğini söylemiş.

Fakat buna rağmen Carmelo gelecek sezon da 7 numaralı formayı giymek zorunda kalacak çünkü forma değiştirmek için son gün 1 Mart'tı ve o süre geçti. Yani Carmelo Denver'da giydiği 15 numaralı formasına en erken 2012/2013 yılında kavuşabilir.

Corey Brewer ve Mavericks Değerlendirmesi

Şimdi farkettim. Yazmayı unutmuşum Knicks'in kontratını satın aldığı Corey Brewer'ın, Mavs'e gittiğini... Aslında öyle müthiş bir hamle falan değil. Mesela gerçek anlamıyla sağlıklı bir Azubuike gittiği takımda çok daha önemli bir katkı sağlayacaktır Brewer'a göre bence. Ama yine de Mavs adına güzel bir gelişme.

Butler'ın sakatlanmasıyla 2-3 numara rotasyonu güçsüzleşen Mavs, bu açığı önce 10'ar günlük kontratlar verdiği Pavlovic ile ardından da Peja ile kapamaya çalışmıştı. Ancak tabii Peja'nın savunma yapacak hali ve kondüsyonu yok. Oraya ufak bir takviye daha gerekiyordu, o da Brewer oldu. Nedir Brewer'ın artıları eksileri? En başta atletik bir oyuncu ve kolları uzun olduğu için her türlü 2 ve 3 numaranın karşısına koyabiliyorsunuz. Sırıtmıyor, daha doğrusu gayet iyi bir iş çıkarıyor. Ama artıları aslında sınırlı çünkü şampiyonluğa oynayan bir takıma yapacağı katkılar sınırlı maalesef. Bomboş kaldığında bile 10 kere üst üste şut kaçıracabilecek bir potansiyeli var. Ayrıca oyunu okuması ve penetre yeteneği ortalamanın üzerinde olsa da yapılmayacak işlere kalkışması büyük bir eksi. Bunlara ek olarak yedek kaldığında yaşadığı konsantrasyon bozukluğunu ekleyebilirim herhalde. İlk 5'te çıktığı zaman daha çok oyuna verebiliyor kendini.

Mavs'in ihtiyacı olan eksik parça Brewer değil yani. Evet örneğin Lakers'da Barnes yerine Brewer olsa sırıtmaz. Ama gidip çok daha ciddi eksikleri olan bir takıma koyulduğu zaman potansiyeli yetersiz kalır Brewer'ın. Mavs'in ihtiyacı olan şey Nowitzki'nin yanına ikinci bir yaratıcı oyuncuydu bana kalırsa. Hani Kidd belki Chandler'a alley-oop pasları atıyor ama genel olarak takım Dirk'ün eline bakıyor. O yüzden Butler'ın biten kontratıyle beraber Beaubois'yı kullanarak niye bir takas kovalamadıklarına anlam veremedim ben... Brewer bu takıma ihtiyaçları olan bir derinlik katacaktır ama hani şampiyonluğa giden yolda tek eksik parça değil bana göre.

Evan Turner, Mücadeledir!


Link

Allstar haftasonunda çaylaklar maçına seçilmeyince çok içerlemiştim. Sixers'ta o pozisyonun çok talibi olması sebebiyle benche çekilmiş ve süreleri de kısaltılmıştı. Bu sebeple devam eden sezon boyunca kendisini çok göstemedi Turner ama oyunda olduğu süre zarfında özellikle savunmada olumlu işler yaparken gördük kendisini. Hücumu çok istikrarlı değildi belki ama kendisini kolejden takip ettiğim için potansiyeline güveniyorum. Savunma kısmına ise zaten diyecek yok. Yukarıdaki görüntüler birkaç gün önce oynanan ve Sixers'ın uzatmada kazandığı Warriors maçından. Karşılaşmayı 20 sayı-7 ribaund ile tamamladı genç yıldız ama maçı izleyen herkesin aklında daha çok bu sahne kaldı. Turner'ın göstermiş olduğu takipçiliğe, ısrara, mücadeleye dikkat ediniz.

Genişleme Pakedi

Efendim, malumunuz ziyaretçi sayısıyla orantılı olarak bizim de sorumluluklarımız arttırıyor. Sizlerin memnuniyeti için ve daha iyi hizmet verebilmek adına bünyemize, çalışmaya istekli, NBA ilgisi ve bilgisi olan, her gün 2-3 haber girip bu haberleri yorumlayabilecek, en önemlisi bloga vakit ayırabileceğini düşünen ve blogu benimseyeceğine inanan genç cevherler arıyoruz. Genç cevher dediğime bakmayın her yaştan insanlara kapımız açık. Bilgi ve yeteneğine güvenen arkadaşların yan tarafta bulunan iletişim mail adresimize, küçük bir haberin yanında kendi yorumlarını içeren mail göndermelerini rica ediyoruz. Haber sitesi değil, yorum sitesi olduğumuzdan dolayı, yollayacağınız mailde yapacağınız yorumu ön planda tutmanız naçizane tavsiyem.

LeBron Bu Kez Yakalandı


Link

Pazar akşamı oynanan Bulls maçında LeBron, fastbreaklerde sıkça yaptığı stepslerden birini yapıyor. Ama bu kez öyle bir steps ki hakemlerin düdük çalmaması mümkün değil.

Frye 2-3 Hafta Yok


Link

Grizzlies ile birlikte batıda playoff savaşı veren Suns'a, Thunder yenilgisinden sonra bir kötü haber de Frye'dan geldi. O maçın son çeyreinde sağ omzundan sakatlanan oyuncunun omzunun çıktığı ve 2-3 hafta kadar takımından uzak kalacağı açıklandı. Bu da Frye'ın sezonun geri kalan kısmındaki maçların aşağı yukarı yarısını kaçıracağı ve takımının playoff ümitlerinin azalacağı anlamına geliyor. Suns adına teselli olur mu bilmem ama deplasman turnesini atlattılar ve önümüzdeki 2 haftalık dilimde maçları nispeten daha kolay. Alt tarafı bir Frye deyip geçmeyin. Başka herhangi bir takımda olsa çok büyük bir sorun teşkil etmezdi belki ama Suns için durum öyle değil. Takımda Nash ile oynadığı ikili oyunlar sonrası şut atabilecek tek isimdi ve bu sayede Suns hücumunu çeşitlendiriyor, rakiplerin içeri gömülmesine engel oluyordu. Son toplarda kazandırdığı maçlar da cabası. Geçmiş olsun diyelim kendisine. Yukarıdaki videodan sakatlık anını izleyebilirsiniz.

Gecenin Hareketleri - 7 Mart


Link

Scola'nın 7 numaradaki pası nedir öyle. Göz göre göre topu kaptırıyor Cousins'a ve sayıyı yiyorlar. Conley'nin asisti ve Allen'ın ters turnikesi gayet hoş. Douglas'ın turnikesinde şansı yaver gitmiş. Bu sayı belki biraz şans ama dün gece beni yanıltıp yine çok iyi bir performans ortaya koyduğunu söylemeliyim. 4 numarada Ömer'in bloğuyla başlayan Bulls hücumunu görüyoruz. Zirveyi ise yine Griffin kapmış.

Howard Magic'te Kalmak İstiyor

Geçtiğimiz günlerde geleceği hakkında bir röportaj yapan Howard, Magic taraftarlarını sevindirecek açıklamalarda bulunmuş. Orlando'yu çok sevdiğini, bu şehrin kendisi ve kariyeri için oldukça iyi bir yer olduğunu söyleyen Howard, şimdilik tek düşüncesinin şampyonluk yüzüğü olduğunu ve yüzüğe de yalnızca Magic formasıyla ulaşmak istediğini belirtmiş. Bildiğiniz gibi Howard'ın kontratı iki sene sonra bitiyor ve yıldız oyuncu henüz takımıyla kontrat uzatmadı.

Hatırlarsanız bir hafta kadar önce benzer açıklamaları Nash de yapmıştı. Bu oyuncular, kariyerlerini söyledikleri doğrultuda devam ettireceklerse eğer, profesyonellikten uzak davranacakları bir gerçek. Ama yükselmek adına takımdan ayrılmak yerine, bulunduğu şehri sonuna kadar benimseyip, bünyesinde olduğu takımı yükseltmeye çalışan oyuncular lig genelinde daha saygın bir şekilde anılıyor. Suns ile birlikte Nash'in atacak kurşunu kalmadı belki ama Howard'ın söylediklerini gerçekleştirebilmesi için önünde çok uzun yıllar var, tabi ki Magic doğru yönetilirse. Şimdilik durum pek iç açıcı değil gibi. Bu sene yapılan takas hamlelerinin işe yaradığı söylenemez ve açıkçası şampiyonluk şansları bence yok. İşin kötüsü Magic'in kadro yapılanması da gelecek için ümit vermiyor. Arenas, Hidayet gibi, yüklü kontratlarının hakkını parkede verebilme ihtimalleri az olan oyunculara sahipler ve önümüzdeki yıllarda bu oyuncular Magic'in elini kolunu bağlayabilir. Zaten son birkaç aydır takımı tek başına sırtlayan Howard, bu durumu ne zamana kadar kabullenir, işte bu sorunun cevabı Howard'ın Magic'te kalıp kalmayacağının da cevabı olacaktır.

NBA'de Bugün - 7.03.2011

Hornets 77 - Bulls 85
Paul'un yokluğunda Hornets'in ne derece oyuna tutunabileceği konusunda şüphelerim vardı ama maç sonuna kadar hemen hemen oyunun içinde kalabildiler. Ancak maçın son üç dakikası pillerinin bittiği ve basketboldan uzaklaştıkları nokta oldu. Paul'un yokluğuna rağmen bence iyi performans sergiledi Hornets. İlk beş çıkan Jack'in 23 sayılık katkısı oldukça başarılıydı ancak galibiyete yetmedi. Belinelli'de 17 sayı-9 ribaundluk bir mücadele sergiledi. Chicago'da Rose rahat bir maç çıkarttı. 24 sayı-9 asist üretirken en çok beslediği isimlerden biri olan Boozer 19 sayı-9 ribaund ile mücadele etti. Ömer ise 14 dakika forma şansı buldu ve 1 sayı-8 ribaund-2 blok-1 asist ile pota altında duruşu ile önemli bir performansa imza attı.

Blazers 89 - Magic 85
Howard'ın teknik faul sınırına ulaşmasından sonra aldığı cezadan dolayı olmaması Orlando'yu pota altında çok zayıf bıraktı. İlk beş başlayan isim kısa boyuyla dezavantajı olan Bass oldu. Ribaund konusunda bir şekilde Orlando rakibi ile durumu dengeledi ama boyalı alandan üretilen skor konusunda Portland'ın kayda değer bir üstünlüğü mevcuttu. Aldridge'de 24 sayılık bir performans sergiledi pota altında Howard'ın yokluğunda. Orlando uzun rotasyonunun yanı sıra kısalarıyla da sıkıntı çeken bir takım. Nelson&Arenas ikilisinin kimyasının tutmaması rakip guardlar için de bir fırsat. Miller 15 sayı-7 asist ile önemli bir katkı sağlamış. Orlando cephesine bakacak olursak Howard'ın yokluğunda kaybetmeleri sürpriz olmadı ancak kazanabilecekleri bir maçı kaybettikleri için üzülmeliler. Nelson'un kötü performansının yanına Hidayet'i de ekleyebiliriz ki form düşüklüğü Orlando'nun fazlasıyla canını yaktı. 22 sayıyla J.Rich önemli bir katkı sağlarken, Hidayet ise 13 sayı-5 ribaund-3 asist ile mücadele etti.

Jazz 109 - Knicks 131
Beklenen çekişmeden uzak bir maç olmuş Jazz-Knicks mücadelesi. Utah'ın kaybettiği play-off sıralamasını geri kazanabilmek için daha çok direnmesini beklerdim ancak ilk çeyrekten farka ulaşan Knicks maçı çok rahat bir şekilde götürdü ve seyircilerini memnun edecek bir sonuç çıkarttı ortaya. 34 sayıyla oynayan Melo ve 31 sayıyla oynayan Amare'nin yanında dikkat çeken isim bu maçta Douglas oldu. Billups'un yokluğunda ilk beş çıkmaya başlayan Douglas 5/7 üçlük isabeti ile 20 sayı-6 asist ile oynayarak önemli bir performansa imza attı. Utah ise pota altında etkili olmaya çalıştı. Jefferson 36 sayı-12 asist ile oynarken benchten gelen Favors'un ad 16 sayılık ciddi bir katkısı vardı ancak galibiyeti henüz ilk çeyrekten Knicks'e teslim etmişti Utah.

Thunder 101 - Grizzlies 107
Memphis galibiyetlerine devam ediyor. Gay'in yokluğunda tökezleyebileceği konusunda endişelerim vardı ancak müthş bir birliktelik ve inançla oynuyorlar. Dallas'ın ardından back-to-back maçında bir diğer zorlu karşılaşmada Oklahoma engelini de aşmayı başardılar. Boyalı alanı çok iyi kullanıyorlar çoğu maçta. Bu maçtada 70'e yakın sayıyı boyalı alandan üretti Memphis. Bu maç Zach odaklı da gitmedi takım aslında. Takımın geneli iyi performans sergiledi. 20 sayı-9 asist ile Conley dikkat çekerken Zach ise 17 sayı-6 ribaund-4 asist ile mücadele etti. Thunder cephesinde Westbrook&Harden ikilisinin olumlu katkıları sürüyor ancak bu maçta galibiyete ulaşamadılar. Westbrook 27 sayı-7 asist ile oynarken benchten gelen Harden 16 sayılık katkı sağladı. Durant ise 23 sayıyla oynadı ancak %40 ile düşük bir yüzdede kalması onun adına eksi bir not oldu.

Mavericks 108 - Wolves 105
Dallas adına sıkıntılı bir karşılaşma oldu ancak Memphis yenilgisinin ardından kazanmaları psikolojik açıdan olumluydu. Faul problemi yaşayan Nowitzki'nin yerine oyunaa dahil olan Cardinal maçı getiren isim oldu belki de benchten gelerek yaptığı katkılarla. 12 sayılık bir oyun geldi Cardinal'den. 25 sayı-6 ribaund ile Nowitzki takımını taşıyan isim olarak dikkatleri çekiyordu. Wolves cephesine baktığımızda Love'un bir kez daha double-double yaptığını görüyoruz. 23 sayı-17 ribaund ile oynayan Love'un bu istatistiğe üst üste 51. defa ulaştı.

Clippers 92 - Bobcats 87
Charlotte önündeki şansları bir bir geri çevirmeye devam ediyor. Kendi taraftarının önünde amaçsız Clippers'a karşı anlamsız bir yenilgi aldı Charlotte. Hani onların şu halini gördükten sonra play-off yapmalarını dahi istemez oldum. Son beş maçını kaybetti Bobcats. Bunlardan sadece iki tanesini kazanabilse şimdi play-off sıralamasında yer bulacaktı. Jackson'un yokluğunda Augustin'in performansını arttıracağını düşünüyordum ancak konsantre olamamış belli ki kötü bir performans sergilemiş bence. Henderson 20 sayı ile oynarken, Diaw'ın 19 sayı-8 ribaund-8 asist ile oynaması da dikkatleri çekti. Clippers cephesinde ise 17 sayı-15 ribaund ile Griffin ve 17 sayı-7 asist ile Mo Williams etkili bir karşılaşma çıkarttı ve takımı galibiyete taşıdı.

Rockets 123 - Kings 101
Rockets bir şeyleri değiştirmek için geç kalmış olabilir. Kings deplasmanından galibiyetle dönerek önemli bir işe imza attılar ancak play-off hedefleri konusunda şüphelerim var. Memphis'in şu formunu gördükten sonra daha da karamsarlaştım Rockets adına. 19 sayı-7 ribaund-8 asist ile oynayan Lowry takımını galibiyete götürürken, Budinger'dan 20 sayılık bir performans geldi. Kings cephesinde ise son dönemde iyi performansını sürdüren Cousins -şut konusunda olmasa da- 20 sayı-11 ribaund istatistikleri ile dikkat çeken isim oldu.

Gordon'dan İyi Haber

Soner abi bahsetmişti Gordon'un sahalara döndükten hemen sonra sakatlandığından. Ancak Gordon'un sakatlığının bu sefer endişe verici boyutlarda olmadığı ve sahalarda 1 hafta ila 10 gün uzak kalmasının beklenildiği söylendi. Açıkçası ben de 1 aya yakın bir süre bekliyodum geri dönmesi için ancak demek ki ciddi bir durumu yokmuş Gordon'un. Clippers adına sevindirici bir haber olmasına rağmen Clippers bir ara girdiği -en azından yaklaştığı- playoff yarışına Gordon'un olmadığı Şubat ayındaki 2-11'lik felaket derecesiyle havlu attı. Ancak önlerinde Gordon-Griffin çekirdeğiyle başarının geleceğini düşündüğüm yıllar var o yüzden Clippers adına bu sezonu kayıp yıl değil de takımın çekirdeğinin oluştuğu yıl olarak görüyorum. Önümüzdeki senelerde çok daha fazla can yakan ve en azından playoff yapacak bir Clippers bekliyorum. Eğer bir de çok fazla gölgesinde kaldıkları Lakers'la paylaştıkları Los Angeles'tan ayrılıp daha tutkulu bir taraftar grubuna sahip olurlarsa ikinci bir Oklohoma City havası yakalayabilirler.

7 Mart Programı

8 Mart Salı 02:00 / Los Angeles Clippers - Charlotte Bobcats
8 Mart Salı 02:00 / Portland Trail Blazers - Orlando Magic
8 Mart Salı 02:30 / Utah Jazz - New York Knicks
8 Mart Salı 03:00 (NBA TV) / New Orleans Hornets - Chicago Bulls
8 Mart Salı 03:00 / Oklahoma City Thunder - Memphis Grizzlies
8 Mart Salı 03:00 / Dallas Mavericks - Minnesota Timberwolves
8 Mart Salı 05:00 / Houston Rockets - Sacramento Kings

Saydım tam 4 tane güzel karşılaşma var bu gece. NBA TV'nin yayınlayacağı maçta gönül isterdi ki Paul de sahne alsın ama sakatlığı sebebiyle bu gece yok. Paul oynasaydı çekişmeli geçme ihtimali daha yüksek bir maç olurdu ama Hornets savunmasıyla ön plana çıkan, hücumu daha sınırlı takımlara karşı direnç gösterebiliyor. Magic, Blazers karşısına cezalı Howard'dan yoksun çıkacak. Bakalım onsuz nasıl bir strateji izleyecekler, merakla bekliyorum. New York'a konuk olacak Utah'da sakatlıkları geçen Kirilenko ve Millsap'in oynaması bekleniyor. Ev sahibi ekipte ise Chauncey ve Turiaf sakat. Douglas geçen maç müthiş bir oyun ortaya koymuştu ama hücumda halen güven vermiyor. Turiaf ise Knicks adına büyük eksiklik çünkü takım arkadaşlarının bütün savunma hatalarını o kapatıyordu. Jazz'ın rakibi kadar kolay sayı bulacak oyuncuları yok belki ama dediğim gibi Turiaf'ın eksikliği sayesinde bir darbe indirebilirler Knicks'e. Gecenin güzel görünen son karşılaşmasında ise dün gece Suns'ı devirerek Grizzlies'ın önüne açan Thunder, bu gece Memphis'e gidecek. Çekişmeli geçmesini bekliyorum bu maçın da.

7 Mart 2011 Pazartesi

Arroyo Celtics'te

Mike Bibby hamlesi için Miami Heat'in kadrosunda feragat edilen isim olan Arroyo, Celtics ile anlaşmış. Bu sabah Celtics-Bucks maçının boxscore tablosuna bakarken Arroyo'nun ismini gördüm. Miami'den gidişi sonrası hakkında Porto Riko'ya döneceği hakkında haberler okumuştum ama başka bir takımla görüşüp anlaşabileceği ihtimali aklımda değildi, hele şampiyonluk yolunda hedefleri olan ciddi bir takıma gideceği.

Fena bir hamle olmamış aslında Celtics için. Perkins takasında kontratları dengelemek için Nate'i de gönderen Celtics'te, Rondo'yu yedekleyecek isim konusunda sıkıntı yaşanıyordu. Özellikle de West sakatken. West'in olduğu bir kadroda bile Arroyo, güvenilebilir, sırıtmayacak bir yedek olarak görevini yerine getirir oyuna girdiği zaman. En azından West gibi bir kombo guard değil, top dağıtmayı daha iyi bilen bir isim.

Maç başına yaklaşık 37-38 dakika oyunda kalan Rondo'nun son dönemde zaman zaman 40'lı süreleri görmesi Ainge'i korkutmuş olacak ki Arroyo takıma dahil edildi. Sezon ortası hamleleri çok eleştirildi Celtics'in ancak Arroyo hamlesi şu dönemde bana mantıklı geldi. Heat'te bu sezon çoğu maç ilk beş çıkan ve 20 dakikanın üstünde süre bulan bir isim Arroyo. Boston'da Rondo'nun yokluğunda önemli süreler alıp ciddi katkılar verebilir.

Gecenin Hareketleri - 6 Mart


Link

Güzel bir liste çıkmış dün geceden. Jo. Crawford'ın crossover'ı ve ardından verdiği asist tek kelimeyle mükemmel. Pierce'ın 8 numarada yer alan asisti de çok iyi, belli ki Rondo'dan kapmış birkaç numara ama vurduğu smaçta bir adım fazladan atıyor. Wade'in bu fadeawaylere kaçıncı bloğu bilmiyorum. Amar'e'yi böyle kesmişti çok fenaydı o, bu da gayet güzel. Hinrich önünü kesmiş, Horford hazırlamış, Williams'da bloklamış. 5 numaradaki Hawks dayanışması takdir edilesi. 4 numarada Wade'in ne kadar çevik olduğunu görüyoruz. O pozisyonda hiç hazırlanmadan tekrar sıçrayabilmek kolay iş değil. Randolph'ın son saniye basketiyse altın değerinde. Suns'ın son saniyelerde kaybettiği maçla birlikte Grizzlies adına büyük avantaj yarattı playoff yarışında.

Tahminleri Alalım - 8 (Cevabı Verildi)

1991-92 sezonunda Kevin Willis 12 kere 20-20 istatistiklerine ulaşmış ve rekoru elinde bulunduruyor. Hemen arkasında Charles Barkley'nin 11 maçlık bir sezonu ve Kevin Love'ın yine 11 maçla devam eden bu sezonu var. Ve muhtemelen Kevin Love, Willis'in rekorunu yakın zamanda tarihe gömecek.

Bugüne de bir istatistik sorusu sıkıştırmayı düşündük. Sorumuz şöyle:
1986'dan günümüze, bir sezonu en çok maçta 20-20 (sayı,ribaund veya asist kategorilerinde) istatistikleriyle tamamlayan oyuncu kim?

Messina Nets'e?


Öncelikle birkaç gündür aranızda değildim onun için özür diliyorum. Blogger'a gelen yasaktan sonra bilgisayar özürlü bir insan olarak dns değiştirme işlemini bir türlü becerememiştim. Sağolsun Can abinin yardımıyla bugün halettim ve geri döndüm bloga.

Özür faslını hemen geçip konumuza dönelim. Prokhorov'un takımı satın almasından sonra her alanda hakkında dedikodular çıkan Nets'in adı bu sefer de Avrupa'nın en iyi antrenörlerinden biri olan Ettore Messina ile anılıyor. Ancak işin ilginç tarafı çıkan haberlerde Nets'in Messina'ya yardımcı antrenörlük teklif edeceği yazılmış. Gerçekten oldukça ilginç bir düşünce. Eğer bu durum gerçekleşirse Nets yardımcı antrenörü baş antrenöründen iyi olan ilk takım olur herhalde. İşin şakası bir tarafa ben koç Avery Johnson'u beğenen biri değilim. Kendisinin garip disiplin anlayışları, anlaşılması zor, oyuncuların çoğunun verimini azaltan hücum sistemi bana hiç mi hiç hitap etmiyor. Ancak bu kadar vasat bir kadroyu bir arada tutmak için o disipline ihtiyaç duyuluyor. Ancak Nets'in hedeflerinin büyük olduğu düşünüldüğünde Avery Johnson bu amaçlara hizmet edebilecek bir isim değil. Burada düşünülen Messina'nın 1 sene NBA'e ısınması için yardımcı antrenörlük yapıp ondan sonra başa geçmesi ise anlaşılabilir bir hamle olabilir Nets adına.

Olaya bir de Messina tarafından bakarsak onun da 2. adamlığı kabul edeceğini sanmıyorum. 2 senedir Real Madrid'le istediği seviyeye çıkamadı ancak bu onun benim gözümde Avrupa basketbolunun Mourinho'su olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Karizmasıyla, duruşuyla, oyun bilgisiyle Avrupa'nın en iyi birkaç hocasından biri kesinlikle. Ben Real Madrid'de başarısız geçen günlerin -ne başarısızlık ama, Efes Pilsen'in grubundan top 8'e kaldılar!- daha çok saha dışında yaşananlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Avrupa basketboluna yakın olan okuyucularımız hatırlayacaktır Messina'nın Avrupa'nın en iyi guardlarından biri olan Prigioni ile yaşadığı sorunları. Zaten Messina'nın istifa gerekçesi de medyaya "takımdaki oyuncuların kendisine yeterli saygıyı göstermediği" şeklinde yansımıştı. Onun da müthiş bir disiplin anlayışı olduğunu söyleyebiliriz ancak Avery Johnson gibi disiplinin dozunu kaçırmadığını da eklemek gerekiyor. Kendisi bu görevi kabul eder mi bilmiyorum ancak ben bir basketbolsever olarak kendisinin basketbol dehasını NBA'de görmek isterim. Ancak karizmasından hiçbir zaman ödün vermeyen Messina'nın 2. adamlığı kabul edip etmeyeceği konusunda soru işaretlerim var. Zamanında kendisinin ismi -yanlış hatırlamıyorsam- Toronto ile de geçmişti ancak o dedikodular dedikodu olmaktan ileri gidememişti bakalım bu sefer gelecek sezon için Nets'ten teklif alacağı söylenen Messina'yı NBA'de görebilecek miyiz?

Alkışlar Doğuş'a

Geçtiğimiz yıl Big 12'in en iyi savunma beşine seçilen genç yıldızımız bu sene konferansının en iyi savunmacısı onuruna layık görüldü. NBA kadar ilgi görmüyor kolej ligi ve bu sebeple biraz gönülden de ırak oluyor yıldızlarımız ama kendilerine mümkün olduğunca destek verilmesi taraftarıyım. Kazanılan ödül belki çok çok mühim değil ama kolejin önemli konferanslarından birinde bu tarz bir olayın gerçekleşmiş olması sevindirici. Ben de yalnızca sezon başındaki Pittsburgh ve Illinois maçlarını izleyebilmiştim. Sonrasında NBA yoğunluğu sebebiyle neredeyse hiç vakit ayıramadım zaten koleje. İzleyebildiğim maçlarda bildiğimiz gibiydi Doğuş, hücumda çok yeterli değildi ve sakatlığın kendisine verdiği rahatsızlık belli oluyordu ancak savunmada elinden geleni yapan, güçlü, süratli, yılmayan yapısını parkeye koyuyordu yine. Savunma yeteneklerini zaten hepimiz az çok biliyoruz ama kendisi hakkındaki en büyük endişem gittiği seneden beri oyundaki zaaflarını bertaraf edememiş olması. Draftlarda seçilme şansı edindiği etikete rağmen maalesef yok gibi görünüyor. Temennimiz güzel,başarılı bir basketbol kariyerine sahip olması, çünkü karakteri itibariyle bunu hak ediyor.