BIY AD

21 Nisan 2010 Çarşamba

Blazers - Suns Serisi 2. Maç (90 - 119)

İlk maçta Suns’ın oyunu hızlandırmasına izin vermeyip, tempoyu sürekli düşürme çabasında olan Portland’ın bu düşüncesi amacına ulaşmıştı ve bu seneki playoff serilerinin ilk deplasman galibiyetini kazandırmıştı kendilerine. Açıkçası yaralı Portland’ın formda bir Suns karşısında böyle bir patlama yapacağını herkes gibi ben de aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Ancak playoffun güzelliği de bu değil mi zaten? 2 gün önce oynanan maçın yarasını kapatıp, serinin kopmaması için, bu kez daha tedbirli davranmalı ve evinde kimin söz sahibi olduğunu göstermeliydi Suns, aynen de bu doğrultuda başladılar maça…

Gentry savunmada; Roy’ın sakatlığından sonra Portland’ın hücumdaki en önemli kozu durumuna gelen Aldridge’i Collins, ilk maçın yıldızı Miller’ı Grant Hill, Rudy’yi ise Nash ile tutma kararını vermişti yine. Hücumda ise; Richardson-Rudy eşleşmesi Suns adına avantaj yaratabilecek gibi görünüyordu. Maçın başında Amare’nin yüksek posttan dağıttığı toplarla skor bulmaya çalışan Suns, bu hücum setinde çok da başarılı görünmezken, Portland da Camby ile üst üste orta mesafe şutlarında yararlanamayınca kısır bir maç başlangıcı izlemiş olduk. İlk maça oranla bu maça savunma yönünde daha istekli başlayan Phoenix, potasında ilk 4 dakikada yalnızca 5 sayı gördü. Portland’ın kaçan şutları sonucu hızlı hücumlara çıkıp oyunun temposunu arttırma fırsatı bulan Suns, Nash’in önderliğinde sayılar bulmaya başladı ve bu bölümde skor üstünlüğünü ele geçirdi. Collins’in yerine oyuna giren Frye’ın Aldridge savunmasında etkili olması ve Jason Richardson’ın dış şutlarından bulduğu sayılarla farkı henüz ilk yarının ortalarında çift hanelere çıkaran ev sahibi ekip, McMillan’ı mola almaya mecbur bıraktı. Gelen molanın ardından hücumda biraz daha organize görünen Portland, içeriyi zorlayarak aldığı faullerle serbest atış çizgisinden sayılar bulmaya başladı ve çeyrek bitiminde farkı 6 sayıya kadar indirdi(32-26). Ancak, Portland adına bir şeylerin yolunda gitmediği belliydi, zira henüz ilk çeyrekte Nash 9 asist, J.Rich ise 15 sayıya ulaşmıştı bile.

Sezon içinde Suns maçlarını dikkatli izleyenler bilecektir, Gentry maç içinde zaman zaman Amundson-Frye-Dudley üçlüsünü birlikte oyuna sürüyor. Bu oyuncuların dinamizmi ve savunmadaki arzuları Suns’ı oldukça kaliteli bir savunma takımı haline dönüştürüyor. İkinci çeyreğe de bu üçlüyle başlamayı tercih etti koç, verimini de kısa sürede aldı. Amundson’un hücum ribauntlarındaki etkinliğine Barbosa’nın attığı sayılar eklenince 4-0’lık seriyle çeyreğe giren Suns farkı yeniden çift hanelere çıkardı. Aynı bölümde Bayless ve Aldridge’in ikili oyunlarını Frye’ın show uplarıyla bozan Suns, Dudley’in de pota altına indirilen toplarda ikili sıkıştırmaya gelmesiyle ilk 4 dakikada potasında yalnızca 2 sayı gördü. Takımın hücum sıkıntısını gidermek için mola alan Millan 4 kısaya ve alan savunmasına döndü. Hücumda bu taktik iyi sonuç verse de, savunmada Grant Hill’in ceza şutlarına engel olamayan Portland farkı da kapatamadı haliyle. İki takımında sayı üretmekte zorluk çekmediği bu dönemde fark aynı seviyede devam etti ve devreye 63-49 Phoenix üstünlüğüyle girildi.

Devrede gözüme çarpan notlar: Hücumda Portland’ın çok şeyler beklediği Aldridge, saha içi isabeti bulamadan, faul problemi nedeniyle uzun süresini de kenarda geçirdiği ilk yarıda yalnızca 3 sayı üretebildi. Ayrıca; Suns’ta Grant Hill’in şut kaçırmadan bulduğu 16 sayı, Nash’in 12 asistine karşılık Portland’ın yalnızca 5 asistte kalması, ligin en etkili dış şut takımlarından olan Suns’ın devre boyunca üç sayı çizgisinin gerisinden 9 sayı bulmasına karşın 63 sayıya ulaşması da dikkat çeken diğer notlarımdı.

Üçüncü çeyreğe karşılıklı basketlerle başlandı. Suns adına ilk devredeki etkili oyunlarını sürdüren Richardson-Hill ikilisine pota altından bulduğu sayılarla Amare de eklendi. Buna karşın ilerleyen dakikalarda yalnızca Aldridge ile skor üretebilen Portland farkın açılmasına engel olamadı. Çeyreğin ortalarına doğru iyiden iyiye gevşeyen ve adam paylaşımını çok kötü yapan Portland savunması karşısında Suns, farkı ilk defa 20lere çıkarmayı başardı. Boş döndüğü ender hücumlarda da iyi geriye koşan Phoenix savunması karşısında kısıtlı hücum silaharıyla sayı bulmakta çok zorlanan Blazers, teslim bayrağını da yavaş yavaş çekmeye başladı üçüncü çeyreğin ortalarında. Ev sahibi ekibin seyirci desteğini de arkasına almasıyla hücumda iyice bocalayan Blazers, top kayıplarıyla rakibin birlikte hızlı hücumlarına da engel olamayınca son çeyreğe 94-68 geride girdi. Çeyreğin son pozisyonunda Nash’in savunmasındayken omzundan sakatlanan Batum ise, karşılaşmayı tamamlayamadı. Son çeyreğe yedek oyuncularıyla başlayan Millan, farkın kapanmayacağını anlayınca normal sezonda dahi çok fazla forma şansı vermediği Patrick Mills-Jeff Pendergraph-Travis Diener gibi isimleri parkeye sürdü ve bu hamleyle bir nevi, Suns’ın seriyi eşitlediği de tescillenmiş oldu.

Maçtan Notlar: Karşılama boyunca Phoenix’in etkili savunması karşısında çok zorlanan Blazers oyuncuları %38 saha içi isabetinde kaldı. Buna karşın oyunun temposunu bir türlü düşüremediklerinden 119 sayı gördüler potalarında. Suns defansının, pas kanallarını iyi kapatması sonucu yalnızca 12 asist üretebilen Portland, bu kategori de Nash’in 4 asist gerisinde kaldı. 11’de 10 ile 20 sayı bulan Hill, maçın koptuğu dönemlerde Jason Richardson ile başroldeydi. Bu kadar hızlı tempoya rağmen takım olarak karşılaşmayı 6 top kaybıyla tamamlayan Suns alkışı hak ediyordu. Ayrıca boyalı alan sayılarında rakibine 58-38 üstünlük sağladı Suns, bu farkın temel sebebi de kısalarının Portland’ın bomboş pota altında cirit atmasıydı bence.

Serinin Gidişatı: Bu maçta sağ omzundan sakatlanan Batum seriye devam edecek mi şu an için bilmiyorum. Kağıt üzerinde çok önemli bir eksiklik gibi görünmese de zaten dar olan Portland rotasyonu böyle bir yarayı kaldıramaz şahsi görüşüm. Şimdi seri Rose Garden’a taşınıyor, orada kendilerini ne kadar ateşli bir seyirci topluluğunun beklediğini biliyordur Suns oyuncuları. Ama bugün bir kez daha gördük ki sadece seyirci desteğiyle kapanacak kadar küçük bir fark yok bu iki takım arasında. Portlandlılar oyunlarının maksimumunu ortaya koymalı ve üst düzey mücadele etmeli, bu sayede bir ihtimal firesiz geri dönebilirler Arizona'ya ama işleri çok zor.

0 FARKLI FIKIR: