BIY AD

16 Temmuz 2009 Perşembe

Koca(!) kafa Dwight

Ön planda Venus Williams var, ona aldanmayın. Sağ arkada beyaz t-shirt'üyle NBA severlerin yakından tanıdığı Dwight Howard duruyor. Yoksa durmuyor da Dwight'ın kafası sonradan mı montajlanmış? Baksanıza sanki Fotospor photoshop yapmış gibi oturmamış vücuduna. O omuzlara, o boya, o kafa? Ama resimde hiç bir oynama falan yok. EA Sports'un oyun tanıtımları için yapılan çekimlerden bir fotoğraf. Bakış açınıza göre, Howard'ın geniş omuzlarını veya küçük kafasını bu kadar çarpıcı olarak sergileyen bir fotoğrafı paylaşmadan edemedim.
Sempatik genç pivotumuzun kafasından aldığı darbeyi böyle savuşturmak istiyorum. Yanındaki isim Venus Williams. Her ne kadar ince yapılı bir kadın olsa da, bir tenisçi olduğunu unutmamak lazım. Üstelik kol ve omuz kasları sağolsun 208km/s ile dünyanın en hızlı sevisini atan bayan tenisçisi. Dwight onu bile 3'e katlamış neredeyse kolun her alanında. İnsan değilsin Dwight.

Odom'un $ hırsı

Los Angeles Lakers, Odom'a yaptığı 4 yıllığına 36 milyonluk ve 3 yıllığına 30 milyonluk iki teklifi de geri çekmiş. Çünkü Odom beyefendi tenezzül edip de cevap verme gereği duymamış bu tekliflere. İnatla ve ısrarla 5 yılda 50 milyon kazanma arzusunu sürdürüyormuş. Yani gerçekten bazen söyleyecek kelime kalmıyor. 5 yıllık kontratta ısrarcı olmasının nedeni belli: 4 sene sonra yeniden serbest kaldığında, kimsenin 34 yaşındaki bir oyuncuya 3-5 milyondan fazla vermeyeceğini biliyor. Şimdiden ne koparsam kardır mantığında. Kaldı ki, bu adam takımın 3. en önemli adamı, hatta formda bir Bynum varken 4. sıraya bile düştüğünü söyleyebiliriz. Normal şartlarda bu kadar paraya değeceğini düşünmüyorum. Takımın sahibi Jerry Buss iyi ki sinirlenip teklifleri geri çekmiş. Yine de Odom'un kalması için açık kapı bırakmış. Çünkü az önce belirttiğim gibi şartlar normal değil: Şampiyonluğa oynamak için, ne olursa olsun ona ihtiyaçları var.

Odom'un oyunu ve hangi takıma gideceği konularına değineyim biraz da. Kendisinin peşinde Mavericks'in düştüğünü Cuban daha yeni açıkladı. Onun dışında Jazz'ın Millsap'ı takımda tutması halinde, Blazers'ın da Odom yarışına dahil olması bekleniyor. Hatta Yahoo yazarlarından beğendiğim bir isim olan Wojnarowski, oyun kuran bir kısa forvet arayan Blazers'ın bugüne kadar Odom'u niye düşünmediğini anlamadığını yazmıştı. Ancak burada unutulan çok büyük bir nokta var. Odom geçmişinde kısa forvet oynamış olabilir ancak son 3-4 senedir bu mevkide sadece çok kısıtlı dakikalar görev aldı. Çünkü ayak çabukluğu kısa forvetleri savunmaya yetmiyor ayrıca hücumda dış şutları da yeterince etkili değil. Kısacası Odom bir kısa forvet değil. Onu bu pozisyonda oynasın diye transfer etmenin çok yanlış bir karar olacağını düşünüyorum Portland açısından.

Mavericks'in de elinde Nowitzki ve Marion varken zaten Odom'u ne kadar oynatabileceklerine dair kafamda soru işaretleri var. Üstelik sadece MLE kontratı teklif edebilecek durumdalar. Odom'un 4 yıllık 36 milyon dolara burun kıvırdığı bir ortamda, Mavericks'in şansı oldukça az diyebiliriz. Odom eninde sonunda Lakers'da kalacak gibi bir his var içimde. Lakers için mantıklı olan hamle bu. Ancak inşallah bunu Odom'a daha fazla para kaptırarak sağlamazlar... Bu tarz hareketler yapıp, kendisini takımdan yüksekte gören oyunculara karşı bir tavır konulup, bu tavır korunmalı diye düşünüyorum. Teklifi geri çektikten sonra, daha yüksek bir paraya anlaşırlarsa, bu komik bir anı olarak hafızalarımızda yer edecektir.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Banner

Bugüne kadar kullandığım banner'ı bana gönderen Gökhan G.'ye de bir kez daha teşekkürler. Ancak bir değişikliğin iyi olacağını düşündüm ve arkadaşım Cem sağolsun oturduk yeni bir banner hazırladık. Konu photoshop olunca onun bilgisi ve yeteneği ön plana çıktı. Sağol Cem. Ben çok beğendim, umarım sizler de beğenmişsinizdir.

Günün Eğlencesi - 1


Artık gün içinde rastladığım komik resim/video/sözlere yer vereceğim. Başlangıcı ntvspor'da Olympiakos'un Nate Robinson ile ilgilendiği haberine yapılan bir yorumla yapacağım. Bu arada şaka maka cidden 10 milyon dolar teklif ediyormuş Olympiakos. İzninizle "Yuh" diyorum...

Bugün de biraz fazla video-resime yönelik oldu. Kusura bakmayın. Akşama yazı gireceğim. İşte habere yapılan yorum:
"Ya arkadaşım bi Bobo'yu istiyorlar bi Robinson'ı istiyolar tamam biri basketçi biri topçu ama bence Bobo daha kaliteli oyuncu... Teşekkürler"

Kobe'den taş

Kobe herhalde geçmişte Harris'in videosunu izlemiş ve LeBron'un üstünden vurulan smaç olayını takip etmiş olacak ki, kendi basketbol kampında çok ciddi takılmış. İzleyiciler kağıtlara birer soru yazıp vermişler, Kobe de bunları cevaplamış. 14 yaşındaki fırlamanın biri "Ne zaman 1'e 1 maç yapacağız?" yazmış. Kobe de bu isteği "Ben asla meydan okumalardan kaçmam" diyerek kırmıyor. Ancak top bile göstermeden çocuğu yeniyor. Ardından çocuğa soruyor "Bugün ne öğrendin?". Afallayan çocuk LeBron'un kampından söz etmeye başlıyor. Kobe de taşı gediğin koyuyor: "Bildiğim tek birşey var, benim basketbol kampımda, benim üzerimden smaç basamazsınız." Anlaşılan sadece basketbol severler değil, oyuncular da bu kasede el koyulmasına gıcık olmuşlar.

Devin Harris, LeBron'dan beter olmuş

Bir senelikmiş video ama ben yeni izleyebildim. Harris, deyim yerindeyse "şebek" oluyor. Üstüne bir de çeken kameraya gelip son derece olgun bir şekilde "Ne kadar hızlı gördünüz mü? Beni kandırmayı başardı, adam çok iyi" diyor. Sportmenlik işte bu. LeBron olsa aceba o sahada taş üstüne taş kalır mıydı?
Bu arada Harris'in karşısındaki adam İngiliz bir sokak basketbolcusuymuş.

NBA'den kısa kısa - 2. baskı

Lamar Odom ortada kaldı. Lakers'dan 10 milyon doları kontrat koparmak isteyen Odom ile Mavs de ilgileniyormuş ancak onlar sadece MLE ödeyebiliyorlar. Lakers da 7 milyonun üzerine çıkmaya çok niyetli değil gibi duruyor. Sene başında "PJ beni kenardan oyuna sokmak için deli olmalı" diyen Odom, sezonun ilerleyen günlerinde sakinleşmiş ve rolünü kabullenmişti. Şimdi istediği parayı kazanamayacağı için Jackson'a yeniden gıcık olmaya başlamıştır. Nitekim fotoğrafta gördüğünüz üzere, güzel bir tekme sallamış bile Jackson'a.

Pistons Afflalo ve Sharpe'ı Nuggets' göndermiş. Karşılığında ilerideki bir drafttan 2. round seçim hakkı almış. Sezon başlayana kadar Dumars bu hızını korursa, Detroit şehri 15 tane daha önce hiç yüzünü görmediği oyuncuyla sezona merhaba diyebilir. Şaka bir yana Hamilton-Gordon ikilisi aynı takımda nasıl efektif bir şekilde barınacaklar hala merak ediyorum. Bunların dışında, kontratı Suns tarafından satın alınan Ben Wallace'ın Detroit'e geri dönebileceği haberleri çıkmaya başlamış. Benim bildiğim kadarıyla Pistons taraftarları para için takımı adeta satıp giden Wallace'a aradan 3 yıl geçmesine rağmen kızgın. Ama Pistons'ın uzun ihtiyacı bu kızgınlığı hiçe saymalarına neden olacak kadar büyük.

NBA'den kısa kısa

- Clippers, Iverson'ı istiyormuş. Geçen sene çok ümitliydim Clippers'dan ancak Zach Randolph'u sezon ortasında alarak büyük hata yapmışlardı. Şimdi hem ondan kurtuldular, hem Griffin var, üstüne bir Iverson'ı alırlarsa kağıt üstünde gerçekten çok iyi bir kadroya sahip olacaklar. Üstelik Iverson'ın ilk 5 çıkmasına da razılarmış. Bazılarına göre Eric Gordon'un önünü kapayacağı için kötü bir transfer olarak nitelendirilebilir ancak AI ile çok büyük ihtimalle 1 seneliğine anlaşılacağını unutmamak lazım. Gordon yine 25-30 dakka arasında bir süre görev alacaktır. Şu anda Grizzlies MLE önerirken, Clippers onlardan biraz daha az, Heat ise sadece 2 milyon dolar öneriyor. Grizzlies genel menajerine göre Heat ve Clippers arasında seçim yapacakmış AI.

- Anthony Parker Cavs ile 2 yıllığına 6 milyon dolar karşılığında sözleşme imzaladı. Daha önce değindiğim gibi, son derece yararlı bir transfer.

- Josh Childress, beklentileri karşılayamadığı bir avrupa sezonunun ardından, NBA'e dönmek yerine Olympiakos'da kalmayı seçmiş. "Daha burada işim bitmedi" demiş. Muhtemelen NBA takımlarından kendisine gelen teklifler yeterince memnun etmedi. Maddi tarafı bir kenara bırakıp sadece basketbol açısından bakarsak: NBA değil, kendisi kaybediyor.
Ayrıca Olympiakos, Knicks'in sınırlı serbest oyuncusu Nate Robinson ile ilgileniyormuş. NBA takımları kendisiyle pek ilgilenmediği için belki de Avrupa'yı seçebilir.

14 Temmuz 2009 Salı

Suns'ın kemer sıkma politikası

Ben Wallace yavaş yavaş eski çerçevelerdeki yerini almaya hazırlanıyor. Bu hazırlıklar sırasında evde yatması için cebine 10 milyon dolar koyanlara da sesini çıkarmıyor tabii ki. Suns takımı, gelecek sene ona ödeyeceği 14 milyon doların 10'unu şimdiden ödeyerek kendisini serbest bıraktı. Steve Kerr, 2 sezondur neler yapıyor anlamak zor. Hatırlarsanız bir buçuk sene evvel o zamanki Suns'ın oyun stiline en ters pivot olan Shaq'ı takasla takıma getirip bir risk almıştı. Bugünkü tabloya bakarak bile anlayabiliyorsunuz ki, sonucu çok kötü olmuştu. Kerr bu sefer, arkasında ekonomik sebepler olsa da bana göre anlamsız bir hamleye imza attı. Üstelik 2010 yılında geri dönüşünün ne olacağı kocaman bir soru işareti.

Kerr, Suns taraftarlarına defalarca kez finansal yönü, basketbolun önüne çıkan hamleler yapmayacağız diye söz verdi. Aslında Shaq'ı gönderdiği gün bu sözlerini çoktan yalamıştı. Pavlovic ve Ben Wallace'ın kontratlarının satın alınacağını çoğunluk içten içe biliyordu. Ancak bütün basketbol severler ve Suns taraftarları Ben Wallace'ın takas edileceğini umut ediyordu. Bana göre de, doğru hamle bu olurdu. Ancak Suns ekonomik olarak rahatlama yoluna gitmeyi tercih etti. Halbuki Wallace'tan sezon ortasına kadar faydalansalar, ardından ocak ayı civarlarında takımında mutsuz olan iyi bir oyuncu karşılığında takas etseler belki de gelecekleri açısından daha hayırlı olacaktı. Size biten bir kontratın ne kadar büyük bir koz olduğunu şu takaslarla özetleyeyim: Kwame Brown - Gasol, Richard Jefferson - Bowen/Oberto/Thomas, Carter - Alston/Battie. Daha fazla açıklamama gerek yok zannedersem.

Wallace'ın kontratından elde edecekleri 4 milyon dolar kar için (Lüks vergisi sınırının üstünde olmaları neredeyse garanti, o yüzden 8 diyebiliriz) gelecek yaz sezonunu sis altında bıraktılar. Kim bilir belki takımdaki yıldızların teker teker gönderilmesi bu sezon Amare'yi küstürecek ve 2010 yazında ayrılma opsiyonunu kullanacak. Belki de iş o hale bile gelmeden Amare'yi de takas edecekler. İşte bu iki senaryodan biri gerçekleşirse, gelecek yaz tek yıldızı Nash olan bir takıma hangi yıldızları gelmek için ikna edebilecekler?

Kerr sanırım hiç La Fontaine okumamış. Çünkü hepimizin bildiği bir gerçek var: Yeniden yapılanma sürecindeki takımlar, biten - özellikle de 14 milyon gibi büyük - kontratlara altın muamelesi yapıyorlar. Kerr ise bugün, 8 milyon dolar kar etmek için altın yumurtlayan Wallace'ını kesti.

Bakalım önümüzdeki yaz Kerr, La Fontaine'i alt etmeyi başarabilecek mi...

Aşk lazım aşk aşk

Jazz, Millsap'a Blazers tarafından verilen kontratla eşleşebilmek için Boozer'ı takas etmeye çalışıyor. Ligdeki uzun arayan her takımla tek tek görüşme yapıyorlar. Ancak bu takası cuma gününe kadar başarıyla tamamlasalar bile önlerinde bir engel daha var: Millsap, kontrat gereği, imzayı attığı gün 10.3 milyon dolar almaya hak kazanıyor. Blazers'ın böyle bir maddi gücü olduğu için bu şekilde bir kontrat yapmışlar. Ancak Jazz'ın elinde böyle bir para mevcut değil. Bu parayı ancak kredi çekerek verebilirlermiş.

Başkan Rigby 10 milyon dolarlık kredi almanın kendileri için sorun olmayacağını belirtmiş. Kısacası Millsap'in Utah'ta kalması dışarıdan zor gibi gözükse de, Jazz onu ne kadar çok istediğini gözler önüne seriyor ve bu yolda ne gerekiyorsa yapmaya hazırlar. Jazz, Boozer'ı takas etse bile Blazers'ın teklifiyle eşleşirse, lüks vergisi sınırının üstüne çıkacak. Yani hem 6-7 milyon dolar ekstradan vergi ödeyecekler hem de önümüzdeki hafta içinde Millsap'a 10 milyon dolar verecekler. Ekonomik kriz NBA'i ve bir sürü takımı vurmuş olabilir ancak Jazz'ın Millsap aşkının önüne geçememiş. Tek bir soru kaldı geriye: Jazz, Boozer'u önümüzdeki 4 gün içinde yollayabilecek mi? Yani henüz kesin birşey yok ama Jazz bu hamleyi yapabilirse, gelecek sene en az 50-55 double double izleyeceğimizi düşünüyorum genç Millsap'ten.

Jaap Stam Magic'te kaldı

Magic, Gortat'ya Mavs tarafından verilen kontrat ile eşleşti. Yani 5 yıllığına 34 milyon dolar karşılığında, kel ve korkutucu pivotu takımda tuttular. Şu anda küçük bir hamle gibi gözükse de playoff'lar için önemli bir adım attılar diyebiliriz. Bu sayede Howard dışında güvenebilecekleri bir pivotları daha olacak. Uzun rotasyonunda Lewis ve Bass'ın da olduğunu hatırlayalım. Bu sayede zaman zaman Lewis'i gerçek mevkisi olan kısa forvete çekip klasik basketbol oynayacaklar. Ama bu konunun Gortat ile çok ilgisi yok sadece uzun rotasyonuna değinmek istedim.

Burada benim gördüğüm tek sorun, Gortat'nın gönlünün Mavericks'te kalması diyebiliriz. Eğer oraya gitseydi maç başına en az 25-27 dakika arasında alıp kendisini NBA'e ve bütün dünyaya gösterecekti. Üstelik halen şampiyonluğa oynayan bir takımın ferdi olacaktı. Şimdi ise maç başına 15 dakikadan daha fazla alması ancak Howard'ın geçireceği bir sakatlık ile gerçekleşebilir. Yine de takım şampiyonluk havasına yakalayıp, o yola girdiğinde Gortat'nın isteksiz oynayacağını sanmıyorum. Ufukta şampiyonluk yüzüğü varken kim "Ah keşke Mavs'e gitseydim" diye düşünür ki?

Iverson'a 2 milyon $

Heat Iverson'a 1 yıl için 2 milyon dolar öneriyormuş. Iverson da haliyle 5.7 civarı bir kontrata imzayı atacakmış. Az bile istiyor diyebiliriz, ben 8-10 milyon aralığında ısrar edeceğini tahmin ediyordum. Yanlız 2 milyon teklif etmek de biraz abartı olmuş bence Heat açısından. 2 milyonu utanmasam ben bile verebilirim AI gelip benimle basket oynasın diye. Şaka bir yana eğer Iverson bu paraya evet derse, bilin ki geçen günlerde yaptığı bir konuşmada kendisini kaybedip ağlamasının etkisi olmuştur kesinlikle. "Artık kendime gelip bir takım bulmalıyım" demiş olabilir. Buyrun:

13 Temmuz 2009 Pazartesi

NBA Stüdyo'da bir Konyalı Portlandlı...

Yaklaşık 1.5 saat önce yayınlanan ve Hidayet Türkoğlu'nun konuk olduğu NBA Stüdyo programında Konyalı Portlandlılar'dan da bahsedildi. Murat Kosova, Hidayet'e Portland ile ilgili bir soru sorarken "Biliyorsun Konyalı Portlandlılar var, bize zamanında mail da atmışlardı Portland maçlarını yayınlamadığımız için. Bir de yeni blog kurmuşlar. Çok güzel yazılar var" şeklinde konuştu. Kaan Kural da araya girip "Yok o site onların değil, sevdiğim genç bir arkadaşın" diye düzeltti. Ardından Murat Kosova "Her neyse sonuçta çok güzel bir site" diye sonlandırdı konuşmayı. Diyaloglar tabii ki tam tutmayabilir, hatırladığım kadarıyla yazdım.

İkisine de henüz daha bir ayı doldurmamış olmama rağmen bu siteyi bildikleri ve takip ettikleri için teşekkür ediyorum. Kendilerine müteşekkirim.

Elinde bu programın videosu olan varsa sağ taraftaki iletişim adresinden benimle iletişime geçerlerse sevinirim. Ayrıca ntvmsnbc'de yazana göre, gece 01:15'te ve 03:00'te programın tekrarı olacak. Hatta ileri gideyim: O saatte izleyecek ve kaydetme imkanı olan biri, programı kaydedebilirse çok sevinirim.

To the Moon and Back

Serbest oyuncu marketinde gözlerden kaçan, kısa forvet arayan her takıma az bir para karşılığında, sağlam katkı sağlayacak bir oyuncu var: Jamario Moon.

2 sene evvel bu tarihlerde Raptors ile sözleşme imzalamıştı Moon. Daha o zamanlarda neredeyse kimse tanımıyordu kendisini. Ne de olsa alt tarafı, NBA draft'ına girip seçilmeyen, yıllardır da NBA'in geliştirme ligi olan NBDL'de forma giyen bir oyuncuydu. Ancak Raptors'ın 07-08 sezonuna kötü başlaması sonucu Moon, Raptors'ın ilk 5'inde kendisine yer buldu. Bu şansını çok iyi değerlendirerek Kapono ve Bargnani'nin dakikalarını ele geçirdi ve 19 maç üstüste blok yaparak Raptors tarihinde bir rekora imza attı.

Moon'un tarzını anlatmak için sadece 3 kelime yeterli: Küçük Shawn Marion. Bence inanılmaz benziyor stilleri birbirlerine. Moon, Marion'ın yaptığı hemen her işi, ondan biraz daha kötü de olsa yapabiliyor. Marion'ın net olarak daha iyi olduğu 3 özelliğini sayabilirim. Birincisi tabii ki ribaundları, Moon'un sıçrama yeteneği müthiş olsa da bu konuda zayıf kalıyor. İkincisi ise defansta pas aralarına girmek. Bu alanlarda zaten koca NBA'de Marion ile yarışacak oyuncu sayısı sınırlı diyebilirim. Sonuçta 26 yaşında NBA'e dahil olmuş, henüz 2. sezonunu yaşayan bir oyuncu için Marion ile kıyaslanmak bile müthiş bir başarıdır bence.

Marion ile Moon'un benzer olduğu noktaları değinecek olursak: NBA'deki en atletik oyuncuların başında geliyorlar, ikisi de bu sayede müthiş alley-oop tamamlıyorlar. İkisi de rakibin en iyi skor opsiyonunu tutacak kadar iyi savunma yaparlar. Ayrıca bu oyuncular yeteneklerini bilen adamlardandır, yani sadece atletik olmalarına güvenerek çok zor atışlara yönelmezler, bu da takımın doğru pozisyonu bulmasına yardımcı olur. Bütün bunlar sıralamış olsam da aslında anlatarak olmaz, ikisinin de maçlarını dikkatle izlemenizi öneriyorum bu karşılaştırma için.

Evet, Moon belki bir yıldız değil, belki oynadığı takımlarda hücumdaki son opsiyon olacak ve kariyeri boyunca ortalama 12-13 sayının üstüne çıkmayacak, bunları biliyoruz. Ama defanstaki katkıları ve boş dış şutlardaki takımına külfet olmayan yüzdesiyle bence her takımda rahatlıkla 25 dakika oyunda kalacak bir isim. Tecrübesi arttıkça oynayacağı takımda daha büyük roller alacağına inanıyorum. Kısır sayılacak bir serbest oyuncu piyasasında, kendisinin hala boşta olmasına şaştığımı söylemeliyim.

Kapatsınlar bu NBA'i artık !!

Dün akşam Ahmet adlı arkadaşımla MSN'de laflıyorduk. David Andersen ile Hawks flörtüne değindik. Hawks'un niye vazgeçtiğini eleştiriyorduk ki, Ahmet bir anda gaza geldi ve hayatımda gördüğüm en büyük düz mantık zincirlemesine imzayı attı:

- Ben bu NBA'de oynatılmayan Avrupalılar'ı anlamıyorum. David Andersen'i almıyorlar ama Varejao'ya senede 9 milyon dolar veriyorlar. Varejao oynuyorsa, Kaya Peker hayli hayli oynar. Eh Kaya oynuyosa ben de bi 3-4 dakika alırım. Ben bile oynuyorsam kapatsınlar bu NBA'i zaten. Hadi bye.

Sinirlendi, çat diye kapadı adam MSN'i. Ambale olmakla yarılmayı aynı anda yaşadım.

Öneri ve hatırlatma

Bilmeyenlere öneri, geçmiş sezonları takip edenlere de hatırlatma olsun. Entourage'ın 6. sezonu bu sabaha karşı yayınlanan bölüm ile başlamış.

Dizi, müthiş bir yükselişte olan yakışıklı film yıldızı Vince'in, arkadaşları Murphy, Turtle, kardeşi Johnny Drama ve menajeri Ari ile beraber yaşamını konu alıyor. Kariyerinde karşılaştığı acı olayların bu grupla üstesinden gelirken, bir film yıldızının hayatındaki güzellikleri de yine 4 can dostuyla paylaşıyor. Bu grubun aralarında dönen sınırsız geyikler, birbirlerine laf sokmaları ve tabii ki 7/24 hatun peşinde koşmaları diziyi zevkli kılan en önemli unsurlar.

12 Temmuz 2009 Pazar

Rubio Madrid'e doğru

İspanya'dan gelen raporlara göre, Real Madrid ve Unicaja Malaga takımları, Rubio'nun bonservisini almak için DKV Joventut ile görüşmelere başlamışlar. Yani Real Madrid yakıştırması tamamen bana ait. Peki niye böyle bir başlık attım? Öncelikle Madrid takımı 2 senelik bir anlaşma düşünürken, Malaga 3 senede ısrarcıymış. Bu da Rubio'nun hayallerini 1 sene erteler. Böyle birşeye çok sıcak bakacağını düşünmüyorum.

Ama asıl büyük neden: Florentino Perez yani Real Madrid'in başkanı. Bu adam eğer Rubio'yu istiyorsa - ki istediğine dair bir sürü haber çıktı - ne yapıp edip ona Real Madrid formasını giydirecektir. Real Madrid taraftarlarının taptığı başkan, hepinizin bildiği gibi 2 hafta içinde 3 futbolcunun transferine toplam 300 milyon dolar harcadı. Bunun 50'de 1'ini transfer etmek istediği Rubio'ya dökemez mi sizce? Adeta gerçek hayatta Football Manager oynayan biri için zor olmasa gerek...

LeBron'u yıkan smacın videosu



Çok güzel çekmişler bence. Helal olsun.

NBA'den kısa kısa

- Kidd resmi olarak Mavericks'e 3 yıllık 25 milyon dolara imzayı atmış. Hayırlı olsun. Herşeyi geçtim, hücumda Marion'a sevdiği 2-3 alley-oop pozisyonu yaratıp, onu mutlu etmesi bile Mavs'e çok şeyler katacaktır.

- Anthony Parker'ın Cavs'e gitme haberi "rapor" veya "kaynaklardan" şeklinde verilmediği için dedikodu kategorisine koyup yazmamıştım. Ancak artık her yerde 2 yıllık kesin olarak anlaştıkları yazılıyor. Cavs taraftarlarına güzel bir haber. Bence çok olumlu bir transfer. Parker'ın basketbol iq'su gerçekten inanılmaz derecede yüksek. Belki çok spektaküler hareketler yaptığını göremezsiniz ama akıl dolu oyunu ve çok büyük yüzdeyle verdiği doğru kararlar ile maçlara çok etki eder. Tabii ki dış şutlardaki isabet oranına değinmiyorum bile. Onu herkes biliyor. West'i kenardan oyuna sokup, Parker'ı ilk 5'e yerleştireceklerini düşünüyorum. Bana göre doğrusu bu olacaktır. Şimdi rotasyonda en az 20 dakika alacak kalitede 7 oyuncuları oldu. Son bir oyuncu daha eklediklerinde Celtics ve Magic ile kıran kırana kapışmak için resmen hazır olacaklar.

- Parker'ı kaybeden Raptors, Pacers'ın sınırlı sebest oyuncusu Jack'e 4 senelik imza attırmış. Daha kontrattaki ücret açıklanmamış ama 18-22 civarında bir ücret olduğunu düşünüyorum ben. Nitekim Jack'in ederi bu kadardır gözümde, oyununda herşeyden bir miktar olan ama hiç bir özelliği mükemmel olmayan bir oyuncu. Bir başka deyişle Raptors, müthiş isabetli şutlarıyla tanınan 2 numarasını kaybedip 1-2 pozisyonları arasında kalmış Jack'e göz dikti. Böylece ucuza iki pozisyona birden yedek oyuncu almış olacaklar. Ayrıca şutör guard mevkisinde, kendisinden çok şeyler beklenen DeRozan'ı da bol bol oynatma fırsatı bulacaklar.
Fakat Pacers koçu O'Brien'ın Jack'i ne kadar beğendiğini ve onunla ne kadar iyi anlaştığını biliyoruz. Bu yüzden, Pacers'ın ona yapılacak tekliflerle eşleşmeyi kafasına koyduğunu unutmamamız lazım. Jack, geçtiğimiz sezonun başlarında Ford'un arkasından oyuna girerken, 1-2 ay geçmeden koça kendisini kanıtlamış ve ilk 5 görevini devralmıştı.

Edit: İlerleyen saatlerde teklifin 4 yıllığına 20 milyon olduğu açıklandı. Pacers'ın bu parayı karşılamayacağı yönünde söylentiler de su yüzüne çıktı. Bakalım 1 hafta sonra Jack nereye gidecek

Köpekbalığı saldırısı diye birşey yoktur !!!

"Nasıl yani?" diyorsunuz değil mi? Bilgisayarımda temizlik yaparken rastladım, zamanında hoşuma gitmiş kaydetmişim.
Durun sözü deli ve şeker çocuk Gilbert Arenas'a bırakayım. 2 sene önce blog'una yazdığı 3-5 satır:

"Biliyorum bunu okuduğunuzda surat ifadeniz değişti. Açıklayayım, köpekbalığı saldırısı televizyonda gözüken ve insanların tanımladığı gibi birşey değil.

Biz insanız. Karada yaşarız.
Köpekbalıkları ise suda yaşarlar.

Yani eğer suda yüzüyorsanız ve bir köpekbalığı sizi ısırırsa bu sınırları ihlal etmektir. Onların alanına müdahale ediyorsunuz. Bu bir köpekbalığı saldırısı değildir.

Evde koltuğunuzda yayılıp kafanızı dinlediğiniz bir anda, bir köpekbalığı gelip sizi ısırdığı zaman, işte bu bir köpekbalığı saldırısıdır. Ama denizde yüzüp, iyi vakit geçirme derdindeyseniz, onların alanını istila ediyorsunuzdur."


Bu yaz çalışmalarını Chicago'da özel bir antrenör eşliğinde yapacak olan Arenas'ın, gelecek sezon parkelere sağlıklı ve eskisi gibi dönmesini umuyorum.